|
ÖZET: Başvuran, 2016 yılında emekli olup, 200 metrekareyi geçmeyen bir ev satın aldığını ve başka bir gelirinin bulunmadığını belirterek, Keçiören Belediye Başkanlığı’na sıfır oranlı emlak vergisi muafiyeti talebinde bulunmuş, ancak olumsuz yanıt almıştır. Kamu Denetçiliği Kurumu, başvurunun incelenmesi için gerekli araştırmaları yapmış ve ilgili idarelerden bilgi talep etmiştir. Keçiören Belediye Başkanlığı, 2023 yılı emlak vergisinin arsa olarak tarh edildiğini, 2024 yılında gerekli şartlar sağlanırsa indirimli vergi uygulanabileceğini ifade etmiştir.
Gelir İdaresi Başkanlığı’nın açıklamalarına göre, 200 metrekareyi geçmeyen tek meskene sahip olan ve hiçbir geliri olmayan kişilerin emlak vergisi muafiyetinden yararlanabileceği belirtilmiştir. İlgili mevzuat, geçmişe dönük indirimli vergi oranı uygulamasının mümkün olduğunu, dolayısıyla başvuranın geçmişte ödediği emlak vergilerinin iade edilmesi gerektiğini ortaya koymaktadır. Kamu Denetçiliği Kurumu, Keçiören Belediye Başkanlığı’na, başvuranın durumunu yeniden değerlendirip gerekli işlemleri yapması konusunda tavsiyede bulunmuştur. |
T.C. TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ KAMU DENETÇİLİĞİ KURUMU
(OMBUDSMANLIK)
SAYI : 2023/9685-S.23.15621
BAŞVURU NO : 2023/4895
KARAR TARİHİ : 01/08/2023
TAVSİYE KARARI ,TCKN:
Adres:A
BAŞVURUYA KONU İDARE : KEÇİÖREN BELEDİYE BAŞKANLIĞI
BAŞVURUNUN KONUSU : Emlak vergisi muafiyeti hakkındadır.
BAŞVURU TARİHİ : 07/04/2023
I. BAŞVURANIN İDDİA VE TALEPLERİ
1. Başvuran tarafından Kurumumuza yapılan başvuruda özetle; 2016 yılı temmuz ayında emekli olduğunu, 2016 yılı Kasım ayında 200 metre kareyi geçmeyen ev satın aldığını, başka bir evinin ve gelirinin olmadığını, meskenine sıfır oranlı emlak vergisi talebini Ankara Keçiören Belediye Başkanlığına ilettiğini ancak olumsuz cevap geldiğini iddia ve ifade ederek yasalar gereği mağduriyetinin giderilmesini ve geçmişe dönük ödediği emlak vergilerinin iadesini talep etmektedir.
II. İDARELERİN BAŞVURUYA İLİŞKİN AÇIKLAMALARI
2. Kamu Denetçiliği Kurumumuzca, verilecek karara esas olmak üzere başvuru belgesinde yer alan iddiaların doğruluğunun tespiti ve eğer mümkünse ilgili idare ile başvurucu arasında muhtemel bir dostane çözümün tesisi amacı ile 6328 sayılı Kamu Denetçiliği Kurumu Kanunu hükümleri uyarınca inceleme ve araştırma gerçekleştirilmiştir. 6328 sayılı Kanunun “Bilgi ve belge istenmesi” başlıklı 18’inci maddesi hükmü uyarınca 25/04/2023 tarihli ve sayılı yazımız ile Keçiören Belediye Başkanlığından bilgi ve belge talep edilmiştir. İlgili İdarenin 26/04/2023 tarihli ve sayılı cevabi yazısında özetle;
2.1. “ (…) Emlak Vergisi Kanununun 11 inci maddesinde bina vergisinin ilgili belediye tarafından yıllık olarak tarh olunacağı, iki taksit halinde tarh ve tahakkuk ettirilerek tahsil edilmekte olan 2023 yılı vergileri arsa olarak tarh ve tahakkuk etmiştir. Değişiklik bildirimi ile 2024 yılı vergileri ise bina olarak vergileri tarh ve tahhakkuk edeceğinden mükellefimizin 2024 yılında gerekli şartları taşıması halinde emlak vergisinin indiriminden faydalanabileceği,”
3. Keçiören Belediye Başkanlığından alınan yazı üzerine Kurumumuzca Gelir İdaresi Başkanlığına bilgi ve belge talep yazısı yazılmıştır. Gelir İdaresi Başkanlığının 21.06.2023 tarih ve sayılı
yazısında cevabi yazısında özetle; “1319 sayılı Emlak Vergisi Kanununun 1 inci maddesinde, Türkiye sınırları içinde bulunan binaların bu Kanun hükümlerine göre bina vergisine tabi olduğu; 3 üncü maddesinde, bina vergisini, binanın malikinin, varsa intifa hakkı sahibinin, her ikisi de yoksa binaya malik gibi tasarruf edenlerin ödeyeceği; 9 uncu maddesinde, bina vergisi mükellefiyetinin 33 üncü maddenin (1)
ilâ (7) numaralı fıkralarında yazılı vergi değerini tadil eden sebeplerin doğması halinde bu değişikliklerin vuku bulduğu tarihi takip eden bütçe yılından itibaren başlayacağı; 19 uncu maddesinin son fıkrasında, üzerine bina yapılan arsanın arazi vergisi mükellefiyetinin, inşaatın bittiği yılı takip eden bütçe yılından itibaren sona ereceği; 23 üncü maddesinde, Kanunun 33 üncü maddesi uyarınca vergi değerini tadil eden nedenlerin bulunması halinde verilmesi gereken bildirimlerin, yeni inşa edilen binalar için, inşaatın sona erdiği veya inşaatın sona ermesinden evvel kısmen kullanılmaya başlanmış ise her kısmın kullanılmasına başlandığı bütçe yılı içerisinde emlâkın bulunduğu yerdeki ilgili belediyeye verileceği hükme bağlanmış olup 33 üncü maddesinin (1) numaralı fıkrasında yeni bina inşa edilmesi vergi değerini tadil eden sebepler arasında sayılmıştır.
Ayrıca, 213 sayılı Vergi Usul Kanununun 3 üncü maddesinin (B) bendi hükmü uyarınca, vergilendirmede, vergiyi doğuran olay ve bu olaya ilişkin muamelelerin gerçek mahiyeti esastır. Bu hükümlere göre, taşınmazların, fen ve sağlık bakımından oturmaya elverişli hale gelmesi, su, elektrik ve doğalgaz aboneliğinin tesis edilmesi bina olarak kullanıldığına karine teşkil etmekte olup yeni inşa edilen binalar için inşaatın sona erdiği yani yapı kullanma izninin verildiği bütçe yılı sonuna kadar, yapı kullanma izin belgesi alınmadan kullanılmaya başlanılmış ise kullanılmaya başlanıldığı bütçe yılı sonuna kadar, yapı kullanma izin belgesi bütçe yılının son üç ayı içinde alınmış veya bina bütçe yılının son üç ayı içinde kullanılmaya başlanılmış ise yapı kullanma izin belgesinin alındığı veya kullanılmaya başlanıldığı tarihten itibaren üç ay içinde ilgili belediyeye bina vergisi bildirimi verilmesi gerekmekte, bina vergisi mükellefiyeti ise yapı kullanma izin belgesinin alındığı tarihi veya yapı kullanma izin belgesi alınmadan kullanılmaya başlanıldığı tarihi takip eden bütçe yılından itibaren başlamaktadır.
Öte yandan, 1319 sayılı Kanunun 8 inci maddesinin ikinci fıkrasında, “Cumhurbaşkanı, kendisine bakmakla mükellef kimsesi olup onsekiz yaşını doldurmamış olanlar hariç olmak üzere hiçbir geliri olmadığını belgeleyenlerin, gelirleri münhasıran kanunla kurulan sosyal güvenlik kurumlarından aldıkları aylıktan ibaret bulunanların, gazilerin, engellilerin, şehitlerin dul ve yetimlerinin Türkiye sınırları içinde brüt 200 m²’yi geçmeyen tek meskeni olması (intifa hakkına sahip olunması hali dahil) halinde, bu meskenlerine ait vergi oranlarını sıfıra kadar indirmeye yetkilidir. Bu hüküm, yukarıda belirtilenlerin tek meskene hisse ile sahip olmaları halinde hisselerine ait kısım hakkında da uygulanır. Muayyen zamanda dinlenme amacıyla kullanılan meskenler hakkında bu hüküm uygulanmaz. Geliri olmadığını belgelemenin usul ve esaslarını belirlemeye Maliye Bakanlığı yetkilidir.” hükmü yer almaktadır.
Anılan hükmün verdiği yetkiye dayanılarak muhtelif tarihlerde Bakanlar Kurulu Kararları çıkarılmış, 2006/11450 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı ile de 2007 ve müteakip yıllar için kendisine bakmakla mükellef kimsesi olup onsekiz yaşını doldurmamış olanlar hariç olmak üzere hiçbir geliri olmadığını belgeleyenlerin, gelirleri münhasıran kanunla kurulan sosyal güvenlik kurumlarından aldıkları aylıktan ibaret bulunanların, gazilerin, engellilerin, şehitlerin dul ve yetimlerinin Türkiye sınırları içinde brüt 200 m²’yi geçmeyen tek meskene sahip olmaları halinde (intifa hakkına sahip olunması hali dahil), bu meskene ait bina vergisi oranı sıfır olarak belirlenmiştir.
38 Seri No.lu Emlak Vergisi Kanunu Genel Tebliğinde,
“…
1.İndirimli Bina Vergisi Oranından Yararlanacak Mükellefler
Bakanlar Kurulunca belirlenecek indirimli vergi oranından, Türkiye’de brüt yüzölçümü 200 m² yi geçmeyen tek meskeni olan veya tek meskenin intifa hakkına sahip bulunan;
…
– Gelirleri münhasıran kanunla kurulan sosyal güvenlik kurumlarından aldıkları emekli, dul, yetim, ölüm ve malûliyet aylığından ibaret bulunanlar, … yararlanacaklardır…” denilmektedir.
Ayrıca, 1319 sayılı Kanunun 37 nci maddesinde, “Bu kanun hükümleri saklı kalmak şartıyla, bu kanuna göre alınacak vergiler hakkında 213 sayılı Vergi Usul Kanunu ile 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil
Usulü Hakkında Kanun hükümleri uygulanır.” hükmüne yer verilmiştir.
213 sayılı Kanunun 114 üncü maddesinde, “Vergi alacağının doğduğu takvim yılını takip eden yılın
başından başlayarak beş yıl içinde tarh ve mükellefe tebliğ edilmeyen vergiler zamanaşımına uğrar.” hükmü yer almaktadır. Aynı Kanunun 116 ncı maddesinde, “Vergi hatası, vergiye müteallik hesaplarda veya vergilendirmede yapılan hatalar yüzünden haksız yere fazla veya eksik vergi istenmesi veya alınmasıdır.” şeklinde tanımlanmıştır. Vergi hatalarının neler olduğu ise anılan Kanunun 117 ve 118 inci maddelerinde açıklanmıştır. Aynı Kanunun 120, 121 ve 122 nci maddelerine göre, vergi hatası nedeniyle fazla veya yersiz tahakkuk edildiği anlaşılan verginin, re’sen ya da mükellefin yazılı başvurusu üzerine düzeltilmesi mümkün bulunmakta olup, “Düzeltme Zamanaşımı” başlıklı 126 ncı maddesinde de, 114 üncü maddede yazılı zamanaşımı süresi dolduktan sonra meydana çıkarılan vergi hatalarının düzeltilemeyeceği belirtilmiştir.
Bu itibarla, su, elektrik ve doğalgaz aboneliğinin tesis edilmesi taşınmazın mesken olarak kullanıldığına karine teşkil etmekte olup, yapı kullanma izin belgesi alınmadan kullanılmaya başlanan meskenlerin sahipleri için mükellefiyet, kullanılmaya başlama tarihlerini takip eden bütçe yılından itibaren başladığından, Türkiye sınırları içinde brüt 200 m²’yi geçmeyen tek meskene, tek meskende hisseye veya tek meskenin intifa hakkına sahip bulunan ve gelirleri münhasıran kanunla kurulan sosyal güvenlik kurumlarından aldıkları emekli aylığından ibaret bulunanların şartları taşıdıkları yılı takip eden bütçe yılından itibaren indirimli bina vergisi oranı (sıfır) uygulamasından yararlanmaları mümkün bulunmaktadır.
Ayrıca, 1319 sayılı Kanunda indirimli bina vergisi oranı (sıfır) uygulamasının geçmişe dönük uygulanmayacağına dair herhangi bir hüküm bulunmamaktadır. Dolayısıyla, indirimli bina vergisi oranı (sıfır) uygulaması şartlarını geçmiş yıllar itibarıyla sağlayan mükelleflerin geçmişe dönük olarak indirimli oran uygulamasından yararlanabilmesi ve düzeltme zamanaşımı süresi (5 yıl) göz önünde bulundurulmak suretiyle şartları taşıyan mükellefler için geçmişe dönük düzeltme yapılarak tahsil edilen emlak vergilerinin iade edilmesi mümkün bulunmaktadır.” açıklamalarına yer verilmiştir.
III. İLGİLİ MEVZUAT
4. Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın; “Dilekçe, Bilgi Edinme ve Kamu Denetçisine Başvurma
Hakkı” başlıklı 74’üncü maddesinde; “Herkes, bilgi edinme ve kamu denetçisine başvurma hakkına sahiptir. Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığı’na bağlı olarak kurulan Kamu Denetçiliği Kurumu idarenin işleyişiyle ilgili şikâyetleri inceler.”,
4.1. “Vergi Ödevi” başlıklı 73’üncü maddesinde; “… Vergi, resim, harç ve benzeri mali yükümlülükler kanunla konulur, değiştirilir veya kaldırılır. Vergi, resim, harç ve benzeri mali yükümlülüklerin muaflık, istisnalar ve indirimleriyle oranlarına ilişkin hükümlerinde kanunun belirttiği yukarı ve aşağı sınırlar içinde değişiklik yapmak yetkisi Cumhurbaşkanına verilebilir.”,
5. İnsan Hakları ve Temel Özgürlüklerin Korunmasına İlişkin Sözleşmeye Ek 1 No.lu Protokolün
“Mülkiyetin Korunması” başlıklı 1’inci maddesinde; “Her gerçek ve tüzel kişinin mal ve mülk dokunulmazlığına saygı gösterilmesini isteme hakkı vardır. Bir kimse ancak kamu yararı sebebiyle ve yasada öngörülen koşullara ve uluslararası hukukun genel ilkelerine uygun olarak mal ve mülkünden yoksun bırakılabilir. Yukarıdaki hükümler devletlerin mülkiyetin kamu yararına uygun olarak kullanılmasını düzenlemek veya vergilerin ya da başka katkıların veya para cezalarının ödenmesini sağlamak için gerekli gördükleri, yasaları uygulama konusunda sahip oldukları hakka halel getirmez.”
6. 14/06/2012 tarihli ve 6328 sayılı Kamu Denetçiliği Kurumu Kanunu’nun “Kurumun Görevi” başlıklı 5’inci maddesinin birinci fıkrasında; “Kurum, idarenin işleyişiyle ilgili şikâyet üzerine, idarenin her türlü eylem ve işlemleri ile tutum ve davranışlarını; insan haklarına dayalı adalet anlayışı içinde, hukuka ve hakkaniyete uygunluk yönlerinden incelemek, araştırmak ve idareye önerilerde bulunmakla görevlidir.”,
6.1. Kamu Denetçiliği Kurumu Kanununun Uygulanmasına ilişkin Usul ve Esaslar Hakkında
Yönetmeliği’nin “Karar verme süresi” başlıklı 36’ncı maddesinde “Kurum, inceleme ve araştırmasını şikâyet tarihinden itibaren en geç altı ay içinde sonuçlandırır…”
7. 03/07/2005 tarihli ve 5393 sayılı Belediye Kanunu’nun “Belediyenin Gelirleri” başlıklı 59’uncu maddesinin ikinci fıkrasında; “Büyükşehir belediyelerinde büyükşehir sınırları ve mücavir alanları içinde belediyelerince tahsil edilen emlak vergisi tutarının tamamı ilgili ilçe ve ilk kademe belediyeleri tarafından alınır. Bunlardan büyükşehir belediyesine veya özel idareye ayrıca pay kesilmez.”,
8. 11/08/1970 tarihli ve 1319 sayılı Emlak Vergisi Kanunu’nun “Mevzu” başlıklı 1’inci maddesinde; “Türkiye sınırları içinde bulunan binalar bu kanun hükümlerine göre Bina Vergisine tabidir.”,
8.1. “Mükellef” başlıklı 3’üncü maddesinin birinci fıkrasında; “Bina Vergisini, binanın maliki, varsa intifa hakkı sahibi, her ikisi de yoksa binaya malik gibi tasarruf edenler öder.”,
8.2. “Nispet” başlıklı 8’inci maddesinin ikinci fıkrasında; “(Değişik ikinci fıkra: 30/7/2003-4962/15 mad.) Cumhurbaşkanı, kendisine bakmakla mükellef kimsesi olup on sekiz yaşını doldurmamış olanlar hariç olmak üzere hiçbir geliri olmadığını belgeleyenlerin, gelirleri münhasıran kanunla kurulan sosyal güvenlik kurumlarından aldıkları aylıktan ibaret bulunanların, gazilerin, engellilerin, şehitlerin dul ve yetimlerinin Türkiye sınırları içinde brüt 200 m²’yi geçmeyen tek meskeni olması (intifa hakkına sahip olunması hali dâhil) halinde, bu meskenlerine ait vergi oranlarını sıfıra kadar indirmeye yetkilidir. Bu hüküm, yukarıda belirtilenlerin tek meskene hisse ile sahip olmaları halinde hisselerine ait kısım hakkında da uygulanır. Muayyen zamanda dinlenme amacıyla kullanılan meskenler hakkında bu hüküm uygulanmaz.
Geliri olmadığını belgelemenin usul ve esaslarını belirlemeye Maliye Bakanlığı yetkilidir.”
8.3. “Mükellefiyetin başlaması ve bitmesi” başlıklı 9’uncu maddesinde; “Değişik : 17/7/1972 – 1610/5 mad.) (Değişik birinci fıkra: 3/4/2002-4751/2 mad.) Bina vergisi mükellefiyeti;
a) 33 üncü maddenin (1) ilâ (7) numaralı fıkralarında yazılı vergi değerini tadil eden sebeplerin doğması halinde bu değişikliklerin vuku bulduğu, aynı maddenin (8) numaralı fıkrasında yazılı halde ise bu duruma bağlı olarak takdir işleminin yapıldığı tarihi,
b) Dört yılda bir yapılan takdir işlemlerinde takdir işleminin yapıldığı tarihi,
c) Muafiyetin sukut ettiği tarihi
Takip eden bütçe yılından itibaren başlar.
Yanan, yıkılan, tamamen kullanılmaz hale gelen veya vergiye tabi iken muaflık şartlarını kazanan binalardan dolayı mükellefiyet, bu olayların vuku bulduğu tarihi takip eden taksitten itibaren sona erer.
…”
8.4. “Verginin tarh ve tahakkuku” başlıklı 11’inci maddesinde; “ (Değişik: 3/4/2002-4751/2 mad.)
Bina vergisi, ilgili belediye tarafından;
a) Dört yılda bir defa olmak üzere takdir işlemlerinin yapıldığı yılı takip eden bütçe yılının Ocak ve Şubat aylarında,
(…)
29’uncu maddeye göre hesaplanan vergi değeri esas alınarak yıllık olarak tarh olunur. Bildirim posta ile gönderilmiş ise vergi, bildirim verme süresinin son gününü takip eden yedi gün içinde tarh olunur. Bu suretle tarh olunan vergiler, tarh edilen tarihte tahakkuk etmiş sayılır ve mükellefe bir yazı ile bildirilir.
Yapılan tarh ve tahakkuku takip eden yıllarda, 29’uncu maddeye göre tespit edilen vergi değeri üzerinden hesaplanan bina vergisi, her bütçe yılının başından itibaren o yıl için tahakkuk etmiş sayılır.
…”
9. 29/12/2006 tarihli ve 26391 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan 2006/11450 sayılı Bakanlar Kurulu
Kararında; “1319 sayılı Emlak Vergisi Kanununun 8’inci maddesinin ikinci fıkrası hükmü gereğince kendisine bakmakla mükellef kimsesi olup on sekiz yaşını doldurmamış olanlar hariç olmak üzere hiçbir geliri olmadığını belgeleyenlerin, gelirleri münhasıran kanunla kurulan sosyal güvenlik kurumlarından aldıkları aylıktan ibaret bulunanların, gazilerin, özürlülerin, şehitlerin dul ve yetimlerinin Türkiye sınırları 2 içinde brüt 200 m ’yi geçmeyen tek meskene sahip olmaları halinde (intifa hakkına sahip olunması hali dâhil), söz konusu meskene ait bina vergisi oranı, 2007 ve müteakip yıllar için sıfıra indirilmiştir.”
10. 31/12/2003 tarih ve 25333 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan 38 Seri No.lu Emlak Vergisi Kanunu
Genel Tebliğinde; “3. İndirimli Vergi Oranının Uygulanması İle İlgili Diğer Hususlar” başlığı altında;
“a) İndirimli vergi oranının uygulanması için meskende bizzat oturma şartı aranmamaktadır. Bu nedenle, sahip olduğu tek meskeni kiraya verip, kirada oturanlar da diğer şartları taşımaları kaydıyla indirimli vergi oranından faydalanabileceklerdir.
b) 200m2’yi geçmeyen tek meskene hisse ile sahip olunması halinde indirimli vergi oranı, meskenin vergi değerinin hisseye isabet eden kısmına uygulanacaktır.
c) Birden fazla meskeni olanların veya birden fazla meskende hisseye sahip olanların meskenlerine indirimli vergi oranı uygulanmayacaktır.
d) Muayyen zamanlarda dinlenme amacıyla kullanılan meskenler için söz konusu indirimli vergi oranının uygulanması mümkün değildir.
e) Sosyal güvenlik kurumlarından emekli, dul, yetim, ölüm ve malûliyet aylığı alanların, bu aylıkları dışında başka gelirlerinin bulunması halinde, bunların meskenine indirimli vergi oranı uygulanmayacaktır.
Mükelleflerin gelir getirmeyen işyeri, arsa ve araziye sahip olmaları, indirimli vergi oranından yararlanmalarına engel teşkil etmemektedir.
f) İndirimli vergi oranından yararlanan mükelleflerin, bu orandan yararlanma ile ilgili şartlardan herhangi birini kaybetmeleri halinde, bu durumu mükellefiyetlerinin bulunduğu belediyeye bildirmeleri gerekmektedir.”
11. 12/05/2005 tarihli ve 25813 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan 44 Seri No.lu Emlak Vergisi
Kanunu Genel Tebliğinin, “I- Hiçbir Geliri Olmayan Mükelleflerin İndirimli Bina Vergisi
Oranından Faydalanmak İçin Taahhüt Belgesi Vermelerinin Yeterli Olması” başlıklı bölümünde; “…Ancak, Bakanlığımıza yapılan başvurular üzerine, mükelleflere kolaylık sağlamak amacıyla hiçbir geliri bulunmayan ve Türkiye sınırları içinde brüt 200 m²’yi geçmeyen tek meskene sahip olan mükelleflerin bu Tebliğ ekinde yer alan Taahhüt Belgesini ilgili belediyeye vermeleri halinde bu meskenleri için 2004 yılından itibaren indirimli (sıfır) bina vergisi oranının uygulanması uygun görülmüştür. Bu durumda, söz konusu taahhüt belgesinin verilmesi yeterli olup, ayrıca mükelleflerin ikametgâhlarının bulunduğu yer vergi dairesinden gelir vergisi mükellefi olmadıklarına ve T.C. Emekli Sandığı, Bağ-Kur ve Sosyal
Sigortalar Kurumu Genel Müdürlüklerinin ilgili birimlerinden aktif sigortalı bulunmadıklarına dair belge almalarına gerek bulunmamaktadır. …”
11.1. “II- Hiçbir Geliri Olmadığını Beyan Eden Mükelleflerin Geliri Veya İkinci Bir Meskeni
Bulunduğunun Tespit Edilmesi Halinde Yapılacak İşlemler” başlıklı bölümünde; “Hiçbir geliri olmadığını taahhüt eden mükelleflerin, indirimli vergi oranından yararlanabilmeleri için, gelir vergisine tabi hizmet karşılığı elde edilen ücret, ticari, sınai, mesleki ve zirai faaliyet geliri ile menkul ve gayrimenkul sermaye iradı, faiz ve temettü veya benzeri bir gelirinin olmaması gerekmektedir.
Mükelleflerin, yukarıda belirtilen türden bir gelir elde etmeleri veya ikinci bir meskene sahip olmaları halinde, bu değişikliği mükellefiyetlerinin bulunduğu belediyeye bildirmeleri zorunludur.
Öte yandan, indirimli vergi oranından yararlanma şartlarını taşımadığı halde, gerçek dışı taahhütte bulunmak suretiyle indirimli vergi oranından yararlanan mükellefler ile durumunda meydana gelen değişikliği bildirmeyen mükelleflerden alınması gereken vergi, cezalı olarak ve gecikme faizi ile birlikte alınacaktır.” düzenlemeleri yer almaktadır.
IV. KAMU DENETÇİSİ Av. FATMA BENLİ YALÇIN’IN KAMU BAŞDENETÇİSİ’NE ÖNERİSİ
12. Kamu Denetçisi tarafından dosya kapsamında yapılan değerlendirme neticesinde, başvuru konusuna ilişkin “Tavsiye Karar Önerisi” Kamu Başdenetçisi’ne sunulmuştur.
V. DEĞERLENDİRME VE GEREKÇE
A. Hukuka ve Hakkaniyete Uygunluk Yönünden Değerlendirme
13. Başvuran, 1 nolu paragrafta belirtildiği üzere özetle; 2016 yılı temmuz ayında emekli olduğunu,
2016 yılı Kasım ayında 200 metre kareyi geçmeyen ev satın aldığını, başka bir evinin ve gelirinin
olmadığını iddia ve ifade ederek yasalar gereği mağduriyetinin giderilmesini ve geçmişe dönük ödediği emlak vergilerinin iadesini talep etmektedir.
14. Keçiören Belediye Başkanlığının 26/04/2023 tarihli ve . sayılı cevabi yazsısının incelenmesi neticesinde; Emlak Vergisi Kanununun 11’inci maddesinde bina vergisinin ilgili belediye tarafından yıllık olarak tarh olunacağı, iki taksit halinde tarh ve tahakkuk ettirilerek tahsil edilmekte olan
2023 yılı vergileri arsa olarak tarh ve tahakkuk ettirildiği, değişiklik bildirimi ile 2024 yılı vergilerinin ise
bina olarak; vergileri tarh ve tahakkuk ettirileceği, başvuranın 2024 yılında gerekli şartları taşıması halinde emlak vergisinin indiriminden faydalanabileceği ifade edilmiştir.
15. Kurumumuzca görüş talep edilen Gelir İdaresi Başkanlığının 21.06.2023 tarih ve sayılı cevabi yazısının incelenmesi neticesinde;
15.1. 213 sayılı Vergi Usul Kanununun 3 üncü maddesinin (b) bendi hükmü uyarınca, vergilendirmede, vergiyi doğuran olay ve bu olaya ilişkin muamelelerin gerçek mahiyetinin esas olduğu, bu hükümler kapsamında; taşınmazların, fen ve sağlık bakımından oturmaya elverişli hale gelmesi, su, elektrik ve doğalgaz aboneliğinin tesis edilmesi; bina olarak kullanıldığına karine teşkil ettiği, yeni inşa edilen binalar için inşaatın sona erdiği yani yapı kullanma izninin verildiği bütçe yılı sonuna kadar bina vergisi bildiriminin verilmesi gerektiğini, yapı kullanma izin belgesi alınmadan kullanılmaya başlanılmış ise kullanılmaya başlanıldığı bütçe yılı sonuna kadar bina vergisi bildiriminin verilmesi gerektiğini, yapı kullanma izin belgesi bütçe yılının son üç ayı içinde alınmış veya bina bütçe yılının son üç ayı içinde kullanılmaya başlanılmış ise yapı kullanma izin belgesinin alındığı veya kullanılmaya başlanıldığı tarihten itibaren üç ay içinde ilgili belediyeye bina vergisi bildirimi verilmesi gerektiği, bina vergisi mükellefiyetinin ise yapı kullanma izin belgesinin alındığı tarihi veya yapı kullanma izin belgesi alınmadığı durumlarda ise; kullanılmaya başlanıldığı tarihi takip eden bütçe yılından itibaren başladığını,
15.2. Su, elektrik ve doğalgaz aboneliğinin tesis edilmesi taşınmazın mesken olarak kullanıldığına karine teşkil ettiği, yapı kullanma izin belgesi alınmadan kullanılmaya başlanan meskenlerin sahipleri için emlak vergisi mükellefiyetinin mezkûr yapıyı kullanılmaya başlama tarihlerini takip eden bütçe yılından itibaren başladığı, Türkiye sınırları içinde brüt 200 m²’yi geçmeyen tek meskene, tek meskende hisseye veya tek meskenin intifa hakkına sahip bulunan ve gelirleri münhasıran kanunla kurulan sosyal güvenlik kurumlarından aldıkları emekli aylığından ibaret bulunanların şartları taşıdıkları yılı takip eden bütçe yılından itibaren indirimli bina vergisi oranı (sıfır) uygulamasından yararlanmaları mümkün olduğu,
15.3. 1319 sayılı Kanunda indirimli bina vergisi oranı (sıfır) uygulamasının geçmişe dönük uygulanmayacağına dair herhangi bir hüküm bulunmadığı, indirimli bina vergisi oranı (sıfır)
uygulaması şartlarını geçmiş yıllar itibarıyla sağlayan mükelleflerin geçmişe dönük olarak indirimli oran uygulamasından yararlanabilmesi ve düzeltme zamanaşımı süresi (5 yıl) göz önünde bulundurulmak suretiyle şartları taşıyan mükellefler için geçmişe dönük düzeltme yapılarak tahsil edilen emlak vergilerinin iade edilmesinin mümkün olduğu ifade edilmiştir.
16. 29/07/1970 tarihli 1319 sayılı Emlak Vergisi Kanunu’nun 8’inci maddesinin ikinci fıkrası ile yasada belirtilen şartları taşıyanların indirimli emlak vergisi oranından yararlanmasına imkân sağlanmış olup ve hiçbir geliri olmayanların da faydalanabileceğine dair düzenleme yapılmıştır. Zikredilen fıkrada, ‘‘Cumhurbaşkanı, kendisine bakmakla mükellef kimsesi olup on sekiz yaşını doldurmamış olanlar hariç olmak üzere hiçbir geliri olmadığını belgeleyenlerin, gelirleri münhasıran kanunla kurulan sosyal güvenlik kurumlarından aldıkları aylıktan ibaret bulunanların, gazilerin, engellilerin, şehitlerin dul ve yetimlerinin
Türkiye sınırları içinde brüt 200 m²’yi geçmeyen tek meskeni olması (intifa hakkına sahip olunması hali dâhil) halinde, bu meskenlerine ait vergi oranlarını sıfıra kadar indirmeye’’ ve bu hükmün, yukarıda belirtilenlerin tek meskene hisse ile sahip olmaları halinde hisselerine ait kısım hakkında da uygulanacağının, ayrıca geliri olmadığını belgelemenin usul ve esaslarını belirlemeye de Maliye
Bakanlığının yetkili olduğu hüküm altına alınmıştır.
17. Söz konusu yetki kapsamında yürürlüğe konulmuş olan 38 Seri No.lu Emlak Vergisi Kanunu Genel
Tebliğinde, geliri olmadığını belgelemek için mükelleflerden bazı belgeler talep edilmiş iken, 44 ve 57 Seri
No.lu Emlak Vergisi Kanunu Genel Tebliğlerinde mükelleflere kolaylık sağlanması açısından hiçbir geliri olmayan mükelleflerin, “Hiçbir geliri olmayanların tek meskenlerine ait taahhüt belgesini” ilgili belediyelere vermesinin indirimli (sıfır) bina vergisi oranı uygulamasından yararlanabilmesi için yeterli olacağı ve başkaca bir belge gerekmeyeceğine ilişkin düzenleme yapılmıştır.
18. 44 Seri No.lu Emlak Vergisi Kanunu Genel Tebliğinde; mükelleflere kolaylık sağlamak amacıyla 2’ hiçbir geliri bulunmayan ve Türkiye sınırları içinde brüt 200 m yi geçmeyen tek meskene sahip olan mükelleflerin bu Tebliğ ekinde yer alan Taahhüt Belgesini ilgili belediyeye vermeleri halinde bu meskenleri için 2004 yılından itibaren indirimli (sıfır) bina vergisi oranının uygulanmasının uygun görüldüğü, bu durumda, söz konusu taahhüt belgesinin verilmesinin yeterli olduğu, ayrıca mükelleflerin ikametgâhlarının bulunduğu yer vergi dairesinden gelir vergisi mükellefi olmadıklarına ve T.C.
Emekli Sandığı, Bağ-Kur ve Sosyal Sigortalar Kurumu Genel Müdürlüklerinin ilgili birimlerinden aktif sigortalı bulunmadıklarına dair belge almalarına gerek bulunmadığı hüküm altına alınmıştır.
19. 57 Seri No.lu Emlak Vergisi Kanunu Genel Tebliğinin 2’nci maddesinde ise; 1319 sayılı Kanunda, emlâk vergisi mükelleflerine, bu vergiyle ilgili işlemler sırasında emlâk vergisi bildirimi dışında herhangi bir belge vereceklerine dair yükümlülük getiren bir hüküm bulunmadığı, bu nedenle, emlâk vergisi mükelleflerinden emlâk vergisi bildirimi dışında tapu sureti, kimlik fotokopisi, vergi kimlik 2 numarasını gösteren belge, elektrik ve su abone belgesi, yapı kullanma izin belgesi, m cetveli veya başkaca bir belge talep edilmeyeceği, Belediyelerce, emlâk vergisi işlemlerinde mükellefler tarafından bildirilen hususların teyidinin, mükelleflerden belge istenmeden ilgili kurum ve kuruluşlardan yapılması gerektiği, bu bağlamda belediyelerce, mükelleflere ait kimlik bilgileri, İçişleri Bakanlığı Kimlik Paylaşım
Sistemi üzerinden, tapu kayıtları ise Tapu ve Kadastro Bilgi Sisteminden alınabileceği düzenlemeleri yer almaktadır.
20. Anayasal bir hak arama kurumu olan Kurumumuz tarafından başvuru konusuna benzer konuda yapılan pek çok başvurunun çözüme kavuşturulması kapsamında Gelir İdaresi Başkanlığına görüş sorulmuş olup,
20.1. 2015/4788 sayılı dosya kapsamında Gelir İdaresi Başkanlığı tarafından Kurumumuza sunulan 30/11/2015 tarihli ve sayılı yazısında ; “Emlak Vergisi Kanununun 8’ inci maddesinin ikinci fıkrası ile 38, 44 ve 57 seri no.lu Emlak Vergisi Kanunu Genel Tebliğleri gereğince; indirimli bina vergisi oranı (sıfır) uygulaması için gerekli şartları taşıyan mükelleflerin başvurularında, beyan ve taahhütlerinin yeterli sayılması, ancak söz konusu beyan ve taahhütlerin doğruluğunun ek belge istenilmeden
Belediyelerce ilgili kurum ve kuruluşlardan teyit edilmesi gerektiği, mükelleflerin söz konusu bildirimi süresinde vermemelerinin indirimli bina vergisi oranı uygulamasına engel teşkil etmediği, bahsi geçen
Kanunda emlak vergisinin geriye yönelik uygulanmayacağına ilişkin bir hüküm bulunmadığı, mükelleflerin gerekli şartları taşıdıkları tarihten itibaren, zamanaşımı süresi de göz önünde bulundurulmak suretiyle, geçmişe dönük olarak indirimli bina vergisi oranı (sıfır) uygulamasından yararlanabileceği…” belirtilmiştir.
20.2. Gelir İdaresi Başkanlığının 15/08/2018 tarihli ve sayılı yazısında ise; “1319 sayılı
Kanunda emlak vergisinin geçmişe dönük uygulanmayacağına dair herhangi bir hüküm bulunmamaktadır.
Dolayısıyla indirimli bina vergisi oranı (sıfır) uygulaması şartları geçmiş yıllar itibariyle sağlayan mükelleflerin geçmişe dönük olarak indirimli oran uygulamasından yararlanabilmesi ve düzeltme zamanaşımı süresi göz önünde bulundurulmak suretiyle geçmişe dönük düzeltme yapılarak tahsil edilen emlak vergilerinin iade edilmesi mümkün bulunmaktadır.” ifadelerine yer verilmiştir.
21. 213 sayılı Vergi Usul Kanununun 3’üncü maddesinin (a) bendi, vergi kanunu tabirinin anılan Kanun ile bu Kanun hükümlerine tabi olan vergi, resim ve harç kanunlarını ifade ettiğini ve vergi kanunlarının lafzı ve ruhu ile hüküm ifade edeceğini hükme bağlamıştır. Oysaki 213 sayılı Kanunun anılan hükmü, lafzın açık olmadığı hallerde, vergi kanunlarının konuluşundaki maksadın, ilgili hükmün kanunun yapısındaki yerinin ve diğer maddelerle olan bağlantısının dikkate alınacağını düzenlemiştir. Bir başka deyişle herhangi bir kanun maddesinin uygulanmasında öncelik söz konusu hükmün lafzından çıkan anlama verilecektir. Bu kapsamda, 1319 sayılı Kanunun 8’ inci maddesinde de kimlerin indirimli emlak vergisinden 2’ yararlanabileceği tahdidi olarak belirlenmiş, brüt 200 m yi geçmeyen tek meskeni olanlardan hiçbir geliri olmayanların söz konusu imkândan faydalanabileceği maddenin lafzında açıkça ortaya konulmuş ve buna ilişkin kısıtlayıcı başkaca bir esas da getirilmemiştir. Ayrıca mükelleflerin muafiyete engel bir durumun oluşması halinde ilgili Belediyeye bildirim yükümlülüğü de mevcuttur. 213 sayılı Vergi Usul Kanununun 126’ncı maddesinde ise, bu Kanunun 114’üncü maddesindeki 5 yıllık tarh ve tahakkuk zamanaşımına atıfta bulunularak, bu zamanaşımı süresi dolduktan sonra vergi hatalarının düzeltilemeyeceği kesin bir ifadeyle belirtmiştir.
22. Başvuru konusu somut olayda özetle; 2016 yılı temmuz ayı itibariyle emekli olduğu, 2016 yılının
Kasım ayında 200 metrekareyi geçmeyen ev satın aldığı, başka bir evi ve gelirinin bulunmadığı, meskenine sıfır oranlı emlak vergisi talebinin Keçiören Belediye Başkanlığı tarafından reddedildiği iddiasıyla
Kurumumuza başvuru yapıldığı, İdare tarafından Kurumumuza iletilen cevabi yazıda ise; Emlak Vergisi
Kanununun 11’inci maddesinde bina vergisinin ilgili belediye tarafından yıllık olarak tarh olunacağı, iki taksit halinde tarh ve tahakkuk ettirilerek tahsil edilmekte olan 2023 yılı vergileri arsa olarak tarh ve tahakkuk ettirildiği, değişiklik bildirimi ile 2024 yılı vergilerinin ise bina olarak; vergileri tarh ve tahakkuk ettirileceği, başvuranın 2024 yılında gerekli şartları taşıması halinde emlak vergisinin indiriminden faydalanabileceği ifade edilmiştir. Diğer taraftan Kurumumuzca İdare ile başvuru hakkında bilgi almak üzere yapılan görüşmede başvuranın 2016 yılında emlak vergisi bildirimini arsa olarak beyan ettiği bilgisi verilmiştir. Başvuran tarafından dosya kapsamında sunulan Tapu Senedinde 31135 ada 5 parsel üzerinde bulunan uyuşmazlık konusu taşınmazın konut olarak adına 17/11/2016 tarihinde tescil edildiği, başvuran tarafından sunulan DASK Zorunlu Deprem Sigortası Poliçesinde ise mezkûr taşınmaza ilişkin zorunlu deprem sigortası poliçesinin 16/11/2016 tarihinde başladığı ve yüzölçümünün brüt 122 metrekare olduğu tespit edilmiştir.
22.1. Vergi Usul Kanununun 116’ncı maddesinde; vergi hatası, vergiye müteallik hesaplarda veya vergilendirmede yapılan hatalar yüzünden haksız yere fazla veya eksik vergi istenmesi veya alınması olarak tanımlanmıştır. Yine aynı Kanunun 117’nci maddesinde, vergi nispet ve tarifelerinin yanlış uygulanması,
vergi miktarında hata olarak nitelendirmiştir. 200 m²’yi geçmeyen tek meskene sahip olan ve hiçbir geliri bulunmayan kişiler emlak vergisi ödemeyecektir. Ancak ilgili mevzuat hükümleri uyarınca indirimli (sıfır)
bina vergisi oranı uygulanması gerekirken, bu kişilere emlak vergisi salınması durumunda; Vergi idaresi tarafından 213 sayılı Vergi Usul Kanunun 118’inci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca mükellefiyette hataya sebebiyet verilmiş olunacaktır. Vergilendirme hataları söz konusu olduğunda ne tür bir işlem yapılacağına ilişkin hususlara bahsi geçen Kanunun 120’nci maddesinde yer verilmiştir.
22.2. Vergi Usul Kanununun 126’ncı maddesinde ise bu Kanunun 114’üncü maddesindeki 5 yıllık tarh ve tahakkuk zamanaşımına atıfta bulunularak, bu zamanaşımı süresi dolduktan sonra vergi hatalarının düzeltilemeyeceği kesin bir ifadeyle belirtmiştir. Bu noktada emlak vergisi mükelleflerin söz konusu uygulamadan geçmişe dönük olarak (düzeltme zamanaşımı süresi içinde) yararlanmalarına gerek ilgili mevzuat gerekse Gelir İdaresi Başkanlığının 13.2, 19.1 ve 19.2 no.lu paragraflarda yer alan yazısında da belirtildiği üzere engel bir durum bulunmamaktadır. Dolayısıyla, şikâyetçinin geçmiş döneme yönelik emlak vergisi iade talebinin kabulü mümkündür. Bu kapsamda; Bu kapsamında, somut olay değerlendirildiğinde; uyuşmazlık konusunun esasını teşkil eden idari işlem hakkında Gelir İdaresi
Başkanlığından alınan görüş yazısında; “(…) , 213 sayılı Vergi Usul Kanununun 3 üncü maddesinin (b)
bendi hükmü uyarınca, vergilendirmede, vergiyi doğuran olay ve bu olaya ilişkin muamelelerin gerçek mahiyeti esastır. Bu hükümlere göre, taşınmazların; fen ve sağlık bakımından oturmaya elverişli hale gelmesi, su, elektrik ve doğalgaz aboneliğinin tesis edilmesi bina olarak kullanıldığına karine teşkil etmekte olup yeni inşa edilen binalar için inşaatın sona erdiği yani yapı kullanma izninin verildiği bütçe yılı sonuna kadar, yapı kullanma izin belgesi alınmadan kullanılmaya başlanılmış ise kullanılmaya başlanıldığı bütçe yılı sonuna kadar, yapı kullanma izin belgesi bütçe yılının son üç ayı içinde alınmış veya bina bütçe yılının son üç ayı içinde kullanılmaya başlanılmış ise yapı kullanma izin belgesinin alındığı veya kullanılmaya başlanıldığı tarihten itibaren üç ay içinde ilgili belediyeye bina vergisi bildirimi verilmesi gerekmekte, bina vergisi mükellefiyeti ise yapı kullanma izin belgesinin alındığı tarihi veya yapı kullanma izin belgesi alınmadan kullanılmaya başlanıldığı tarihi takip eden bütçe yılından itibaren başlamaktadır.” yönündeki açıklaması ile birlikte yapılan diğer açıklamalar kapsamında, Keçiören Belediye Başkanlığı tarafından başvuran adına tahakkuk ettirilen emlak vergisine ilişkin işlemlerin yeniden değerlendirilmesi gerektiği sonucuna ve kanaatine varılmıştır.
23. Yukarıda açıklanan hususlar, başvuranın iddiaları, idarenin konu ile ilgili açıklamaları, ilgili mevzuat ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde; Keçiören Belediye Başkanlığı tarafından mezkûr uyuşmazlığın Gelir İdaresi Başkanlığından alınan görüş yazısı kapsamında tekrar değerlendirilmesi ve bu kapsamda yeni işlem tesis edilmesi gerektiği tespit edilmiştir.
B. İyi Yönetim İlkeleri Yönünden Değerlendirme
24. İyi yönetim ilkelerine, 28.03.2013 tarihli ve 28601 mükerrer sayılı Resmi Gazete’ de yayımlanan Kamu
Denetçiliği Kurumu Kanununun Uygulanmasına İlişkin Usul ve Esaslar Hakkında Yönetmelik’in “İyi
Yönetim İlkeleri” başlıklı 6’ncı maddesinde yer verilmiştir. Söz konusu ilkeler yönünden yapılan değerlendirmeler neticesinde; başvuruya ilişkin bilgi ve belgelerin Kurumumuza gönderildiği; İdarenin
“makul sürede karar verme” ve “kararın geciktirilmeksizin bildirilmesi” ilkelerine uygun davrandığı, ancak “kararların gerekçeli olması” ve “karara karşı başvuru yolları ve sürelerinin gösterilmesi” ilkelerine uygun davranmadığı anlaşılmış olup, dolayısıyla idareden bundan böyle bu ilkelere de uygun hareket etmesi önerilmektedir.
VI. HAK ARAMA ÖZGÜRLÜĞÜNE İLİŞKİN YASAL MEVZUAT
25. 6328 sayılı Kamu Denetçiliği Kurumu Kanunu’nun 21’inci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca, bu
Kararın idareye tebliğ tarihinden itibaren 30 gün içinde idare tarafından herhangi bir eylem ya da işlem tesis edilmezse (varsa) dava açma süresinden kalan süre işlemeye devam edecek olup ilgili İdarenin işlemine karşı Ankara Vergi Mahkemelerinde yargı yolu açıktır.
VII. KARAR
İlgili mevzuat hükümleri, yukarıda yer verilen açıklamalar ve dosya kapsamına göre BAŞVURUNUN
KABULÜ ile ;
Düzeltme zamanaşımı süresi göz önünde bulundurulmak suretiyle Gelir İdaresi Başkanlığından alınan görüş yazısı kapsamında tekrar değerlendirilmesi ve makul sürede yeni bir işlem tesisi hususunda
KEÇİÖREN BELEDİYE BAŞKANLIĞINA TAVSİYEDE BULUNULMASINA,
Kararın Başvurana ve Keçiören Belediye Başkanlığına tebliğine,
6328 sayılı Kanunun 20 inci maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca Keçiören Belediye Başkanlığınca bu karar
üzerine tesis edilecek işlemin otuz gün içinde Kurumumuza bildirilmesinin zorunlu olduğuna,
Türkiye Cumhuriyeti Kamu Başdenetçisince karar verildi
Şeref MALKOÇ
Kamu Başdenetçisi