ÖZET: Başvuru, Beşiktaş Belediye Başkanlığı’na yapılan bir emlak vergisi muafiyeti talebine ilişkindir. Şikâyetçi, Cihannüma Mahallesi’nde bulunan gayrimenkulü için, 2863 sayılı Kanun gereğince emlak vergisi muafiyeti veya kısıtlı emlak vergisi uygulanmasını istemektedir. Gayrimenkulün, 1957 ve 1983 yıllarından önce inşa edilmiş yapılar içerdiği, Yıldız Parkı Doğal ve Tarihi Sit Alanı içinde yer aldığı ve bu nedenle yapılaşma yasağı bulunduğu belirtilmiştir. Ancak, Beşiktaş Belediyesi, taşınmazın kültür varlığı olmadığını ve emlak vergisi muafiyetine tabi olmadığını ifade etmiştir.

İlgili idareler, başvuruya dair yaptıkları açıklamalarda, taşınmazın kesin yapı yasağına tabi olmadığını ve emlak vergisi kısıtlılık uygulamasından yararlanamayacağını belirtmişlerdir. İstanbul 3 Numaralı Kültür Varlıklarını Koruma Bölge Kurulu, taşınmazın bulunduğu alanın herhangi bir sit derecelendirmesine tabi olmadığını ve koruma amaçlı imar planının henüz yapılmadığını vurgulamıştır. Sonuç olarak, Kamu Denetçiliği Kurumu, başvurunun reddine karar vermiştir; zira şikayetçinin talep ettiği emlak vergisi muafiyeti ve kısıtlılık şartlarını taşımadığı tespit edilmiştir.

TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ KAMU DENETÇİLİĞİ KURUMU (OMBUDSMANLIK)

SAYI : 2020/267-S.20.368

BAŞVURU NO : 2019/13247

KARAR TARİHİ : 06/01/2020

RET KARARI

BAŞVURUYA KONU İDARE : Beşiktaş Belediye Başkanlığı

BAŞVURUNUN KONUSU : Şikâyetçinin, gayrimenkulü için, emlak vergisi muafiyeti uygulanması, bu mümkün olmaması halinde kısıtlı (1/10)

emlak vergisinin uygulanması ve bu kapsamda emlak vergilerinde gerekli düzeltme işlemlerinin yapılması talepleri hakkındadır.

BAŞVURU TARİHİ : 29/07/2019

I. BAŞVURANIN İDDİA VE TALEPLERİ

1. Şikâyetçi, İstanbul İli, Beşiktaş İlçesi, Cihannüma Mahallesi, pafta, ada, parselde bulunan taşınmazın maliki olduğunu, söz konusu parsel üzerinde 1957 ve 1983 yıllarından önce inşaa edilmiş bahçeli 3 katlı bina ve kargir ev bulunduğunu, bahsi geçen taşınmazın bulunduğu bölgenin 2863 sayılı Kanun kapsamında İstanbul III Numaralı Kültür ve Tabiat

Varlıklarını Koruma Kurulunun 09/02/1995 tarih ve 7296 sayılı kararıyla “Yıldız Parkı Doğal ve Tarihi (Karma) Sit Alanı” ilan edildiğini ve bu kararın 2 nci maddesiyle de bölgeye yapılaşma yasağı getirildiğini, sonrasında ilgili Kurul kararı uyarınca taşınmazın da içinde bulunduğu bölgenin 2863 sayılı Kanun uyarınca “Birinci Derece Doğal Sit Alanı” olarak tescil ve ilan edildiğini, daha sonra taşınmazın da içinde bulunduğu bölgenin Bakanlar

Kurulunun 01/03/2010 tarih ve 2010/182 nolu kararı gereğince “Askeri ve Özel Güvenlik

Bölgesi” ilan edildiğini ve tapu sicil kayıtlarına yasak ve kısıtlılık şerhi işlendiğini, söz konusu yerdeki imar planı uygulamasının durdurulduğunu ve 25 yıldan beri koruma amaçlı imar planı yapılmadığını, başvuruya konu taşınmaz üzerindeki ayni ve tasarruf hakkının birden çok kanun ve yönetmelik hükümleri uyarınca yasaklandığını ve kısıtlandığını,

Tüm bu durumlar dikkate alınarak, söz konusu taşınmaza 2863 sayılı Kanunun 21 inci maddesi uyarınca emlak vergisi muafiyeti tanınması ve bu talebinin kabul edilmemesi halinde

1319 sayılı Kanunun 30 uncu maddesi uyarınca tasarrufu kısıtlanmış sayılacak durumda

bulunan taşınmazı için emlak vergisinin 1/10 oranında tarh ve tahakkuk ettirilmesi ve konuyla ilgili gerekli düzeltmelerin yapılması yönündeki talepleriyle Beşiktaş Belediye Başkanlığı’na başvuruda bulunduğunu, ancak adı geçen İdarenin bu başvurusunu kabul etmediğini, bahsi geçen İdarenin, emlak vergisi mükellefleri lehine olan kanun ve mevzuat hükümleri uygulamaktan imtina ettiğini, başvuru belgesi ekinde sunduğu ve benzer konudaki emsal yargı kararlarının konuya ilişkin talebinin haklı ve kabul edilebilir olduğunu gösterdiğini iddia ederek,

Söz konusu taşınmaza öncelikle 2863 sayılı Kanunun 21 inci maddesi hükmü uyarınca emlak vergisi muafiyeti tanınmasını, bu talebinin kabul edilmediği takdirde 1319 sayılı

Kanunun 30 uncu maddesi ve Tasarrufu Kısıtlanan Bina, Arsa ve Arazi Hakkında

Yönetmeliğin ilgili hükümleri uyarınca tasarrufu kısıtlanmış durumda bulunan bahse konu taşınmaz için emlak vergisinin 1/10 oranında uygulanmasını ve ayrıca söz konusu

Kanun hükümleri dikkate alınarak bundan önceki 5 yıllık zamanaşımı döneminde tahakkuk ve tahsil edilen vergilerle ilgili olarak gerekli düzeltme işlemlerinin (iade, mahsup vb.) yapılmasını talep etmektedir.

II. İDARELERİN BAŞVURUYA İLİŞKİN AÇIKLAMALARI

2. Beşiktaş Belediye Başkanlığının 18/09/2019 tarihli ve sayılı cevabi yazısı ile 14/10/2019 tarihli ve sayılı cevabi yazısı eklerinde özetle;

2.1. Beşiktaş İlçesi, Cihannuma Mahallesi, pafta, ada, parsel üzerinde 3 katlı bina 2 ve 2 katlı (komşu parsele m tecavüzlü olduğu anlaşılan) yapı bulunduğu, güncel olmayan elektronik arşiv kayıtlarından; bahsi geçen yapıların mülk sahibi tarafından kullanıldığı ve bunun dışında iki ayrı bağımsız bölümün kullanıcısının adı geçen kişinin kiracısı veya yakını olabileceği hususlarının anlaşıldığı,

2.2. Söz konusu parselin; İstanbul III Numaralı Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma

Kurulunun 09/02/1995 gün ve 7296 sayılı ve İstanbul III Numaralı Kültür ve Tabiat

Varlıklarını Koruma Bölge Kurulunun 15/09/2004 gün ve 59 sayılı karar eki paftasında sınırları tespit ve ilan edilen Yıldız Parkı Doğal ve Tarihi Sit Alanı içinde ve plansız alanda kaldığı,

2.3. Yıldız Parkı Doğal ve Tarihi Sit Alanının; Çevre ve Şehircilik Bakanlığınca 14/04/2014 onanlı Beşiktaş Yıldız Parkı-Ihlamur Kasrı Doğal ve Tarihi Sit Alanı ile Abbasağa Parkı

Doğal Sit Alanı 1/5000 ölçekli Koruma Amaçlı Nazım İmar Planında ve “Yıldız Parkı Doğal ve Tarihi Sit Alanı” na ilişkin mülga İstanbul III Numaralı KTVKB Kurulunun 09/02/1995 gün ve 7296 sayılı kararında sit derecesinin belirli olmaması ve mülga KTVK Yüksek

Kurulunun Doğal Sitler, Koruma Kullanma Koşulları ile ilgili 728 sayılı İlke Kararına (740 ile değiştirilen) uygunluğunun tespit edilememesi nedenleri ile değerlendirmeye alınmayarak plan onama sınırı dışında bırakıldığı,

2.4. Söz konusu yerde 1/5000 ölçekli Koruma Amaçlı Nazım İmar Planı çalışmalarının halen devam ettiği, 1/5000 ölçekli Koruma Amaçlı Nazım İmar Plan çalışmalarının Büyükşehir

Belediyesi ile Çevre ve Şehircilik Bakanlığınca tamamlanması ve 1/5000 ölçekli nazım imar planının yürürlüğe girmesinden sonra; Başkanlıklarınca, Çevre ve Şehircilik Bakanlığınca onaylanacak 1/1000 ölçekli koruma amaçlı uygulama imar plan hazırlanması çalışmalarına başlanabileceği ve süreç sonunda yapılaşma haklarına bağlı olarak imar durumunun düzenlenebileceği, Kurulca onaylı projeleri bulunan eski eser yapılar dışında imar uygulaması yapılamadığı,

2.5. Taşınmazın 1. Derece Doğal Sit Alanı içinde olduğu ile ilgili olarak; 19/06/2007 gün ve

728 sayılı ilke kararında, doğal sit alanlarının tanımlarına yer verildiği, söz konusu kararın;

şikayete konu taşınmazın bulunduğu alanın 1. Derece Doğal Sit Alanı olarak ilan edilmesi ile alakasının olmadığı gibi Yıldız Parkı Doğal ve Tarihi Sit Alanının Sit Derecesi ile ilgili alınmış herhangi bir kararın da bulunmadığı,

2.6. 2863 sayılı Kanunun 21 inci maddesinde; tapu kütüğüne “korunması gerekli taşınmaz kültür varlığıdır” kaydı konulmuş olan taşınmaz kültür varlıkları ile arkeolojik sit alanı ve doğal sit alanı olmaları nedeniyle üzerlerinde kesin yapılanma yasağı getirilmiş taşınmaz kültür ve tabiat varlıkları olan parsellerin her türlü vergi, resim ve harçtan muaf olduğu hususlarının belirtildiği, şikayet konusu taşınmazın kültür varlığı olmadığı, ayrıca, tarihi ve doğal sit alanı içinde olmakla beraber kesin yapılaşma yasağı da getirilmiş bir taşınmaz olmadığı, söz konusu yerin plan yapım ve onama sürecinin devam ettiği, süreç sonunda, planların hazırlanarak yürürlüğe girmesinden sonra bahsi geçen yerin yapılaşma koşullarının belli olacağı ve istendiğinde imar durumunun düzenlenebileceği,

2.7. Ayrıca, tapu kaydında bulunan, yabancı uyruklu gerçek kişiler ile yabancı ülkelerde kendi ülkelerinin kanunlarına göre kurulan tüzel kişiliğe sahip ticaret şirketlerinin taşınmaz ve sınırlı ayni hak edinemeyeceklerine dair beyanın; söz konusu taşınmazın Başbakanlık çalışma ofislerine yakınlığı ile alakalı bir husus olduğunu, imar durumu veya yapılaşma koşullarına etki edecek bir unsur olmadığı gibi, emlak vergi muafiyetini gerektirecek unsurlardan olmadığının değerlendirildiği,

2.8. Söz konusu taşınmaz; 29/01/2004 onanlı 1/1000 ölçekli Beşiktaş-Ortaköy-Balmumcu

Uygulama İmar Planında E=1.00 şartlarında yapılanma hakkı ile konut alanında kalmakta iken; tabi olduğu üst ölçekli 22/07/2002 onanlı 1/5000 ölçekli Beşiktaş-Ortaköy-Balmumcu

Nazım İmar Planı; İstanbul 3. Numaralı İdare Mahkemesinin 17/11/2004 tarih ve 2004/1877 sayılı kararı ile iptal edilmiş ve aynı plan doğrultusunda hazırlanmış olan 29/01/2004 onanlı 1/1000 ölçekli Beşiktaş-Ortaköy-Balmumcu Uygulama İmar Planı da dayanaksız kaldığı için uygulama yapılamamış olup, söz konusu 1/1000 ölçekli uygulama imar planı yürürlükten kalktığı,

2.9. İlgili mevzuat hükümleri uyarınca, söz konusu yapının emlak vergisi muafiyeti kapsamında olmadığı gibi, bu taşınmazın tasarrufu kısıtlanmış taşınmaz olarak da değerlendirilmesinin (emlak vergisinin 1/10 oranında alınmasının) mümkün olamadığı hususları belirtilmiştir.

3. İstanbul Valiliğinin (Çevre ve Şehircilik İl Müdürlüğünün) 24/12/2019 tarihli ve sayılı cevabi yazısı eklerinde özetle;

3.1. İstanbul 3 Numaralı Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kurulunun 03/02/1995 tarih ve

7296 sayılı Kararı ile “Yıldız Sarayı Tarihi ve Doğal Sit Alanı” içerisinde kaldığı, İstanbul 3

Numaralı Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kurulunun 15/09/2004 tarih ve 59 sayılı

Kararı ile “… Yıldız Parkı Tarihi ve Doğal Sit Alanı Etkilenme Geçiş Alanı Sınırlarının ekli haritada belirtildiği şeklinde uygun olduğuna …” şeklinde karar verildiği, şikayetçinin parselini de kapsayan söz konusu alanda 1/5000 ve 1/1000 koruma amaçlı imar planı bulunmadığı,

3.2. Söz konusu parsel üzerinde kesin yapı yasağı olmadığı ve bu alanın sit kategorilendirme sürecinin Müdürlükleri komisyon gündemine alındığı, söz konusu alanın doğal sit statüsünün, 2863 sayılı Kanun ve 1 Nolu Cumhurbaşkanlığı Teşkilatı Hakkında

Cumhurbaşkanlığı Kararnamesinin 109 uncu maddesi kapsamında Müdürlükleri görev ve yetki alanlarında kaldığından, İstanbul İli Doğal Sit Alanlarının Ekolojik Temelli Bilimsel

Araştırma Projesi kapsamında Beşiktaş Yıldız Parkı Doğal Sit Alanı Ekolojik Temelli

Bilimsel Araştırma Raporu, İstanbul 4 Numaralı Tabiat Varlıklarını Koruma Bölge

Komisyonunca değerlendirilerek Bakanlıklarına (Tabiat Varlıklarını Koruma Genel

Müdürlüğü) gönderildiği ve bu kapsamda Beşiktaş Yıldız Parkı Doğal Sit Alanının sit kategorilerinin değerlendirme sürecinin devam ettiği,

3.3. 648 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin 17 nci maddesi uyarınca (644 sayılı Kanun

Hükmünde Kararnameye eklenen geçici 6 madde gereğince), Bakanlıklarının, doğal sitlerle ilgili dosyaları Kültür Varlıkları ve Müzeler Genel Müdürlüğünden devraldığı, 2863 sayılı

Kanun kapsamında söz konusu alanın “tarihi sit statüsünün” değerlendirilmesinin Kültür ve

Turizm Bakanlığının (İstanbul 3 Numaralı Kültür Varlıklarını Koruma Bölge Kurulu

Müdürlüğünün) görev alanına girdiği hususlarına yer verilmiştir.

4. İstanbul 3 Numaralı Kültür Varlıklarını Koruma Bölge Kurulu Müdürlüğünün 24/12/2019 tarihli ve sayılı cevabi yazısı eklerinde özetle;

4.1. Şikayetçiye ait olan başvuruya konu parselin, İstanbul III Numaralı Kültür ve Tabiat

Varlıklarını Koruma Kurulunun 09/02/1995 tarih ve 7296 sayılı kararıyla tespit ve ilan edilen

Yıldız Sarayı Tarihi ve Doğal Sit Alanında kaldığı,

4.2. Söz konusu kararda herhangi bir sit derecesi belirtilmediği, karar eki paftalar incelendiğinde lejant kısmında I. derece tarihi-doğal sit sınırı lejantı gösterimi yapıldığı, ancak söz konusu sit alanının da içinde bulunduğu alanı kapsayan ve İstanbul III Numaralı

Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Bölge Kurulunun 15/09/2004 tarih ve 59 sayılı kararı ve 08/03/2005 tarih ve 423 sayılı kararı ile sit sınırlarının güncellendiği, karar eki paftalar incelendiğinde söz konusu alanın Yıldız Parkı Tarihi ve Doğal Sit Alanı olarak tanımlandığı ve herhangi bir sit derecelendirilmesine yönelik işlem tesis edilmediğinden derecelendirmesinin olmadığının görüldüğü,

4.3. 644 sayılı Çevre ve Şehircilik Bakanlığının Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun

Hükmünde Kararname uyarınca ve 648 sayılı, Çevre ve Şehircilik Bakanlığının Teşkilat ve

Görevleri Hakkında Kanun Hükmünde Kararname ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde

Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Hükmünde Kararnamenin 10 uncu maddesinde; “Tabiat varlıkları, doğal, tarihi, arkeolojik ve kentsel sitler ile koruma statüsü bulunan diğer alanların çakıştığı yerlerde koruma ve kullanma esaslarını ilgili bakanlıkların görüşünü alarak belirlemek ve bu alanların kısmen veya tamamen hangi idarelerce yönetileceğine karar vermek, her tür ve ölçekteki çevre düzeni, nazım ve uygulama imar planlarını yapmak, yaptırmak ve onaylamak.” hükmünün yer aldığı ve doğal sit alanlarında plan yapma yetkisinin Çevre ve Şehircilik Bakanlığına verildiği,

4.4. Doğal Sit Alanları ve Taşınmaz Tabiat Varlıklarının Bulunduğu Alanların Arkeolojik, Kentsel, Kentsel-arkeolojik, Tarihi Sit Alanları Ve Tescilli Taşınmaz Kültür Varlıkları İle

Bunların Koruma Alanları ve Etkileşim-geçiş Sahasının Bulunduğu Alanlar İle Çakıştığı

Yerlerde Uygulanacak Esaslara İlişkin Protokol’ün 5.9. maddesinde; “Çakışan alanlara ilişkin çevre düzeni planı, koruma amaçlı imar planı, nazım ve uygulama imar planları Kültür ve

Turizm Bakanlığının görüşü alınarak Çevre ve Şehircilik Bakanlığı tarafından hazırlanarak onaylanır.” denilerek çakışan alanlarda da plan yapma yetkisinin Çevre ve Şehircilik

Bakanlığına verildiği, bu sebeple söz konusu alanda yapılacak sit derecelendirmesi, imar planı yapma yetkisi, uygulamaya ilişkin karar alma yetkisinin Çevre ve Şehircilik

Bakanlığında olduğu, yapılacak çalışmalarda Kültür ve Turizm Bakanlığı ve Çevre ve

Şehircilik Bakanlığı arasında 01/10/2012 tarihinde imzalanan protokolün 5.1 maddesi ile çakışan alanlara ilişkin başvuruların öncelikle kültürel değerler yönünden ilgili Koruma

Kurulunca değerlendirileceği, nihai kararın Koruma Bölge Komisyonunca verileceği hükmünün yer aldığı, Müdürlüklerince değerlendirmek üzere bu alanla ilgili herhangi bir çalışmanın (koruma amaçlı imar planı, sit derecelendirilme paftası vb.) iletilmediği,

4.5. Yıldız Parkı Tarihi ve Doğal Sit Alanının herhangi bir koruma amaçlı imar planının bulunmadığı, İstanbul III Numaralı Kültür Varlıklarını Koruma Bölge Kurulunun 22/05/2012 tarih ve 421 sayılı kararı ve 24/08/2017 tarih ve 3707 sayılı kararı ile geçiş dönemi yapılaşma koşullarının belirlendiği ve söz konusu kararda, Kurullarının görev ve yetki alanındaki sit alanlarına ilişkin koruma amaçlı imar planlarının hazırlanarak Kurullarına iletilmesine karar verildiği, ayrıca İstanbul 4 Numaralı Tabiat Varlıklarını Koruma Bölge

Komisyonunun 17/11/2017 tarih ve 04-845 sayılı kararı ile de geçiş dönemi yapılaşma koşullarının doğal değerler açısından sakıncası bulunmadığına karar verildiği,

4.6. İstanbul III Numaralı Kültür Varlıklarını Koruma Bölge Kurulunun 22/05/2012 tarih ve

421 sayılı kararının 8 inci maddesinde; “Yukarıda belirtilen koşullara uygun yeni yapılaşma

taleplerinde söz konusu parsel ve çevresindeki yapılaşmaya ilişkin silüet ile yapının yerleşimi, yapı ölçüleri, istikamet ve çekme mesafeleri, arazi kotları ve bina köşe kotlarını gösterir vaziyet planı ve mimari avan projelerinin onanlı jeolojik etüt raporları doğrultusunda hazırlanacak zemin etüdü ile birlikte Belediyesi kanalı ile Koruma Bölge Kuruluna sunulacaktır.” hükmüne yer verildiği, söz konusu madde ile sit alanlarında kültür varlığı olmayan parsellerde yapılaşmanın hangi koşullarda yapılabileceği hususunun belirlendiği, bu maddeye göre hazırlanacak bilgi, belge, proje ve benzerlerinin. öncelikle

Kültür Varlıklarını Koruma Bölge Kurulunda değerlendirilmesi nihai görüş içinde Tabiat

Varlıklarını Koruma Komisyonunda değerlendirilerek uygun görülmesi halinde uygulanabileceği,

4.7. Söz konusu parsel üzerindeki taşınmazlarda esaslı değişiklik ve ilavelerin yapılmasına ilişkin herhangi bir izin vb. belgenin işlem dosyasında bulunmadığı, yapının yasal olması halinde ilgili kurumların uygun görüşü ile birlikte yasal kontur-gabarisine göre onarım/güçlendirme yapılabileceği,

4.8. Müdürlükleri arşivinde, İstanbul İli, Beşiktaş İlçesi, Cihannüma Mahallesi, 51 pafta, 267 ada, 32 parselde, korunması gerekli kültür varlığı olarak tescile ilişkin herhangi bir kararın bulunmadığı, Müdürlükleri uzmanlarınca yerinde yapılan incelemede korunması gerekli kültür varlığına rastlanılmadığı, parsel üzerinde tabiat varlığı bulunup bulunmadığı bilgisinin Çevre ve Şehircilik İl Müdürlüğünden temin edilebileceği,

4.9. Sit Alanına ilişkin pafta örneği ve ilgili kararın yazıları ekinde gönderildiği, parselde tescilli yapı bulunmaması ve çakışan alan olması nedeniyle, Çevre ve Şehircilik

Bakanlığı/İl Müdürlüğünün görüşünün de alınmasının uygun olacağı açıklamalarına yer verilmiştir.

5. Kurumumuzca, konuyla ilgili olarak Gelir İdaresi Başkanlığından görüş istenmiş olup, bahsi geçen İdarenin 19/12/2019 tarihli ve sayılı cevabi yazısı ve eklerinde özetle;

5.1. 1319 sayılı Kanunun, 1 inci maddesinde; Türkiye sınırları içinde bulunan binaların bu

Kanun hükümlerine göre bina vergisine tabi olduğu, 3 üncü maddesinde; bina vergisinin binanın maliki, varsa intifa hakkı sahibi, her ikisi de yoksa binaya malik gibi tasarruf edenler tarafından ödeneceği, 11 inci maddesinde; bina vergisinin, ilgili belediye tarafından 29 uncu maddeye göre hesaplanan vergi değeri esas alınarak yıllık olarak tarh ve tahakkuk ettirileceği

30 uncu maddesinde; kanunlar veya diğer kamu düzeni koyan mevzuatla tasarrufu

kısıtlanan bina, arsa ve arazinin vergisinin kısıtlamanın devam ettiği sürece 1/10 oranında tahsil olunacağı; kanunla ve diğer mevzuatla yapılan kısıtlamaların neler olduğunun, süresinin, tevsikinin ve kısıtlama koyan kamu organlarının görevleri ve sorumluluklarının

Bakanlıklarınca, Milli Eğitim ve Çevre ve Şehircilik Bakanlıklarının mütalaaları alınarak hazırlanacak bir yönetmelikle tanzim olunacağı hususlarının hükme bağlandığı, 5.2. Kısıtlı vergi uygulamasının, söz konusu Kanun kapsamında hazırlanan Tasarrufu

Kısıtlanan Bina, Arsa ve Arazi Hakkında Yönetmelik hükümlerindeki esaslara göre yerine getirildiği, söz konusu Yönetmelik hükmünün 2 nci maddesi uyarınca; kısıtlı verginin, imar planlarında, resmi yapılara, tesislere ve okul, cami, yol, meydan, otopark, yeşil saha, çocuk bahçesi, pazar yeri, hal, mezbaha ve benzeri umumi hizmetlere ayrılmış olması sebebiyle üzerinde inşaat yapılmasına izin verilmeyen arsalar ile esaslı değişiklik ve ilaveler yapılmasına izin verilmeyen binalar için uygulanmasının mümkün bulunduğu, 5.3. 2863 sayılı Kanunun 21 inci maddesinin birinci fıkrasında; tapu kütüğüne “korunması gerekli taşınmaz kültür varlığıdır” kaydı konulmuş olan taşınmaz kültür varlıkları ile arkeolojik sit alanı ve doğal sit alanı olmaları nedeniyle üzerlerinde kesin yapılanma yasağı getirilmiş taşınmaz kültür ve tabiat varlıkları olan parsellerin emlak vergisinden muaf tutulması mümkün bulunduğu, ancak, arkeolojik sit alanı ve doğal sit alanında bulunmakla birlikte üzerlerine kesin yapılanma yasağı getirilmeyen taşınmaz kültür ve tabiat varlıkları olan parsellerin emlak vergisine tabi tutulması gerektiği, 5.4. Dolayısıyla, söz konusu taşınmaza 2863 sayılı Kanunun 21 inci maddesi hükmü uyarınca emlak vergisi muafiyeti veya 1319 sayılı Kanunun 30 uncu maddesi hükmü uyarınca kısıtlılık uygulanıp uygulanmayacağı ile vergilendirme işleminde, vergi hatası söz konusu ise hatanın düzeltilmesi hususunun, düzeltme zamanaşımı süresi de dikkate alınarak yukarıda yer verilen hüküm ve açıklamalar çerçevesinde ilgili belediyece değerlendirilmesi gerektiği belirtilmiştir.

III. İLGİLİ MEVZUAT

6. Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının, “Mülkiyet hakkı” kenar başlıklı 35 nci maddesinde; “Herkes, mülkiyet ve miras haklarına sahiptir. Bu haklar, ancak kamu yararı amacıyla, kanunla sınırlanabilir. Mülkiyet hakkının kullanılması toplum yararına aykırı olamaz.”, “Vergi Ödevi” başlıklı 73 üncü maddesinde; “Vergi, resim, harç ve benzeri malî yükümlülükler kanunla konulur, değiştirilir veya kaldırılır. Vergi, resim, harç ve benzeri malî yükümlülüklerin muaflık, istisnalar ve indirimleriyle oranlarına ilişkin hükümlerinde kanunun belirttiği yukarı ve aşağı sınırlar içinde değişiklik yapmak yetkisi Bakanlar Kurulu’na verilebilir.”, Dilekçe, bilgi edinme ve kamu denetçisine başvurma hakkı” başlıklı 74 üncü maddesinde; “Herkes, bilgi edinme ve kamu denetçisine başvurma hakkına sahiptir. Türkiye

Büyük Millet Meclisi Başkanlığına bağlı olarak kurulan Kamu Denetçiliği Kurumu idarenin işleyişiyle ilgili şikayetleri inceler.”,

7. Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesine (Sözleşme) Ek (1) No.lu Protokol’ün “Mülkiyetin korunması” kenar başlıklı 1 inci maddesinde; “Her gerçek ve tüzel kişinin mal ve mülk dokunulmazlığına saygı gösterilmesini isteme hakkı vardır. Bir kimse, ancak kamu yararı sebebiyle ve yasada öngörülen koşullara ve uluslararası hukukun genel ilkelerine uygun olarak mal ve mülkünden yoksun bırakılabilir. Yukarıdaki hükümler, devletlerin, mülkiyetin kamu yararına uygun olarak kullanılmasını düzenlemek veya vergilerin ya da başka katkıların veya para cezalarının ödenmesini sağlamak için gerekli gördükleri yasaları uygulama konusunda sahip oldukları hakka halel getirmez.”,

8. 6328 sayılı Kamu Denetçiliği Kurumu Kanununun “Kurumun görevi” başlıklı 5 inci maddesinin birinci fıkrası; “Kurum, idarenin işleyişi ile ilgili şikâyet üzerine, idarenin her türlü eylem ve işlemleri ile tutum ve davranışlarını; insan haklarına dayalı adalet anlayışı içinde, hukuka ve hakkaniyete uygunluk yönlerinden incelemek, araştırmak ve idareye önerilerde bulunmakla görevlidir.”,

9. 1319 sayılı Emlak Vergisi Kanununun;

9.1. “Mevzu” başlıklı 1 inci maddesinde; “Türkiye sınırları içinde bulunan binalar bu kanun hükümlerine göre Bina Vergisine tabidir.”,

9.2. “Mükellef” başlıklı 3 üncü maddesinde; “Bina Vergisini, binanın maliki, varsa intifa hakkı sahibi, her ikisi de yoksa binaya malik gibi tasarruf edenler öder.”,

9.3. “Mükellefiyetin başlaması ve bitmesi” başlıklı 9 uncu maddesinde; “Bina vergisi mükellefiyeti; a) 33 üncü maddenin (1) ilâ (7) numaralı fıkralarında yazılı vergi değerini tadil eden sebeplerin doğması halinde bu değişikliklerin vuku bulduğu, aynı maddenin (8)

numaralı fıkrasında yazılı halde ise bu duruma bağlı olarak takdir işleminin yapıldığı tarihi, b) Dört yılda bir yapılan takdir işlemlerinde takdir işleminin yapıldığı tarihi, c) Muafiyetin sukut ettiği tarihi, Takip eden bütçe yılından itibaren başlar. …”

9.4. “Verginin tarh ve tahakkuku” başlıklı 11 inci maddesinde; “Bina vergisi, ilgili belediye tarafından; a) Dört yılda bir defa olmak üzere takdir işlemlerinin yapıldığı yılı takip eden bütçe yılının Ocak ve Şubat aylarında … 29 uncu maddeye göre hesaplanan vergi değeri esas alınarak yıllık olarak tarh olunur. … Yapılan tarh ve tahakkuku takip eden yıllarda, 29 uncu maddeye göre tespit edilen vergi değeri üzerinden hesaplanan bina vergisi, her bütçe yılının başından itibaren o yıl için tahakkuk etmiş sayılır. …”,

9.5. “Ödeme süresi” başlıklı 30 uncu maddesinde; “Emlak Vergisi birinci taksidi Mart, Nisan ve Mayıs aylarında, ikinci taksidi Kasım ayı içinde olmak üzere iki eşit taksitte ödenir.

… Kanunlar veya diğer kamu düzeni koyan mevzuatla tasarrufu kısıtlanan bina arsa ve arazinin vergisi, kısıtlamanın devam ettiği sürece 1/10 oranında tahsil olunur. 9 ve 19 uncu madde hükümleri saklıdır. Kısıtlamanın kaldırılması halinde, kaldırılma tarihini takibeden bütçe yılından itibaren emlakin vergisi, tüm vergi değeri üzerinden ödenir. Kısıtlamanın devam ettiği sürede tecil edilen verginin 9/10 u bina, arsa veya arazinin satılması, istimlaki veya hibe yoluyla ahara devir ve temliki halinde, tahsilat zamanaşımına uğramamış olanları muaccel hale gelir. Kanunla ve diğer mevzuatla yapılan kısıtlamaların neler olduğu, süresi, tevsiki ve kısıtlama koyan kamu organlarının görevleri ve sorumlulukları Maliye

Bakanlığınca, Milli Eğitim, İmar ve İskan ve İçişleri Bakanlıklarının mütalaaları alınarak hazırlanacak bir yönetmelikle tanzim olunur. …”,

10. 3194 sayılı İmar Kanununun “Tanımlar” başlıklı 5 inci maddesinde; “Bu Kanunda geçen terimlerden bazıları aşağıda tanımlanmıştır. … Nazım İmar Planı; varsa bölge veya çevre düzeni planlarına uygun olarak halihazır haritalar üzerine, yine varsa kadastral durumu işlenmiş olarak çizilen ve arazi parçalarının; genel kullanış biçimlerini, başlıca bölge tiplerini, bölgelerin gelecekteki nüfus yoğunluklarını, gerektiğinde yapı yoğunluğunu, çeşitli yerleşme alanlarının gelişme yön ve büyüklükleri ile ilkelerini, ulaşım sistemlerini ve problemlerinin çözümü gibi hususları göstermek ve uygulama imar planlarının hazırlanmasına esas olmak üzere düzenlenen, detaylı bir raporla açıklanan ve raporuyla beraber bütün olan plandır. Uygulama İmar Planı; tasdikli halihazır haritalar üzerine varsa kadastral durumu işlenmiş olarak nazım imar planı esaslarına göre çizilen ve çeşitli bölgelerin yapı adalarını, bunların yoğunluk ve düzenini, yolları ve uygulama için gerekli imar uygulama programlarına esas olacak uygulama etaplarını ve diğer bilgileri ayrıntıları ile gösteren plandır. …”, “Planların hazırlanması ve yürürlüğe konulması” başlıklı 8 inci maddesinde; “… b) İmar Planları; Nazım İmar Planı ve Uygulama İmar Planından meydana gelir. Mevcut ise bölge planı ve çevre düzeni plan kararlarına uygunluğu sağlanarak, belediye sınırları içinde kalan yerlerin nazım ve uygulama imar planları ilgili belediyelerce yapılır veya yaptırılır. Belediye meclisince onaylanarak yürürlüğe girer. Bu planlar onay tarihinden itibaren belediye başkanlığınca tespit edilen ilan yerlerinde ve ilgili idarelerin internet sayfalarında bir ay süreyle eş zamanlı olarak ilan edilir. Bir aylık ilan süresi içinde planlara itiraz edilebilir. Belediye başkanlığınca belediye meclisine gönderilen itirazlar ve planları belediye meclisi onbeş gün içinde inceleyerek kesin karara bağlar. …”,

11. 5216 sayılı Büyükşehir Belediyesi Kanununun “Büyükşehir ve ilçe belediyelerinin görev ve sorumlulukları” başlıklı 7 nci maddesinde; “Büyükşehir belediyesinin görev, yetki ve sorumlulukları şunlardır: … b) Çevre düzeni plânına uygun olmak kaydıyla, büyükşehir belediye sınırları içinde 1/5.000 ile 1/25.000 arasındaki her ölçekte nazım imar plânını yapmak, yaptırmak ve onaylayarak uygulamak; büyükşehir içindeki belediyelerin nazım plâna uygun olarak hazırlayacakları uygulama imar plânlarını, bu plânlarda yapılacak değişiklikleri, parselasyon plânlarını ve imar ıslah plânlarını aynen veya değiştirerek onaylamak ve uygulanmasını denetlemek; nazım imar plânının yürürlüğe girdiği tarihten itibaren bir yıl içinde uygulama imar plânlarını ve parselasyon plânlarını yapmayan ilçe belediyelerinin uygulama imar plânlarını ve parselasyon plânlarını yapmak veya yaptırmak. c) Kanunlarla büyükşehir belediyesine verilmiş görev ve hizmetlerin gerektirdiği proje, yapım, bakım ve onarım işleriyle ilgili her ölçekteki imar plânlarını, parselasyon plânlarını ve her türlü imar uygulamasını yapmak ve ruhsatlandırmak, …”,

12. 5393 sayılı Belediye Kanununun, “Belediyenin görev ve sorumlulukları” başlıklı 14 üncü maddesinde; “Belediye, mahallî müşterek nitelikte olmak şartıyla; imar, su ve kanalizasyon, ulaşım gibi kentsel alt yapı; coğrafî ve kent bilgi sistemleri; çevre ve çevre sağlığı, temizlik ve katı atık; zabıta, itfaiye, acil yardım, kurtarma ve ambulans; şehir içi trafik; … ; ekonomi ve ticaretin geliştirilmesi hizmetlerini yapar veya yaptırır.”,

13. 2863 sayılı Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kanununun,

13.1. “Tanımlar ve kısaltmalar” başlıklı 3 üncü maddesinde;

“a) Tanımlar: (1) “Kültür varlıkları”; tarih öncesi ve tarihi devirlere ait bilim, kültür, din ve güzel sanatlarla ilgili bulunan veya tarih öncesi ya da tarihi devirlerde sosyal yaşama konu olmuş bilimsel ve kültürel açıdan özgün değer taşıyan yer üstünde, yer altında veya su altındaki bütün taşınır ve taşınmaz varlıklardır.

(2) “Tabiat varlıkları”; jeolojik devirlerle, tarih öncesi ve tarihi devirlere ait olup ender bulunmaları veya özellikleri ve güzellikleri bakımından korunması gerekli, yer üstünde, yer altında veya su altında bulunan değerlerdir.

(3) “Sit”; tarih öncesinden günümüze kadar gelen çeşitli medeniyetlerin ürünü olup, yaşadıkları devirlerin sosyal, ekonomik, mimari ve benzeri özelliklerini yansıtan kent ve kent kalıntıları, kültür varlıklarının yoğun olarak bulunduğu sosyal yaşama konu olmuş veya önemli tarihi hadiselerin cereyan ettiği yerler ve tespiti yapılmış tabiat özellikleri ile korunması gerekli alanlardır. …

(8)”Koruma amaçlı imar plânı”; bu Kanun uyarınca belirlenen sit alanlarında, alanın etkileşim-geçiş sahasını da göz önünde bulundurarak, kültür ve tabiat varlıklarının sürdürülebilirlik ilkesi doğrultusunda korunması amacıyla arkeolojik, tarihi, doğal, mimarî, demografik, kültürel, sosyo-ekonomik, mülkiyet ve yapılaşma verilerini içeren alan araştırmasına dayalı olarak; hali hazır haritalar üzerine, koruma alanı içinde yaşayan hane halkları ve faaliyet gösteren iş yerlerinin sosyal ve ekonomik yapılarını iyileştiren, istihdam ve katma değer yaratan stratejileri, koruma esasları ve kullanma şartları ile yapılaşma sınırlamalarını, sağlıklaştırma, yenileme alan ve projelerini, uygulama etap ve programlarını, açık alan sistemini, yaya dolaşımı ve taşıt ulaşımını, alt yapı tesislerinin tasarım esasları, yoğunluklar ve parsel tasarımlarını, yerel sahiplilik, uygulamanın finansmanı ilkeleri uyarınca katılımcı alan yönetimi modellerini de içerecek şekilde hazırlanan, hedefler, araçlar, stratejiler ile plânlama kararları, tutumları, plân notları ve açıklama raporu ile bir bütün olan nazım ve uygulama imar plânlarının gerektirdiği ölçekteki plânlardır. …

(13) “Doğal (tabii) sit”; jeolojik devirlere ait olup, ender bulunmaları nedeniyle olağanüstü özelliklere sahip yer üstünde, yer altında veya su altında bulunan korunması gerekli alanlardır. …”,

13.2. “Tespit ve tescil” başlıklı 7 nci maddesinde; “Korunması gerekli taşınmaz kültür ve tabiat varlıklarının ve doğal sit alanlarının tespiti, Kültür ve Turizm Bakanlığının koordinatörlüğünde ilgili ve faaliyetleri etkilenen kurum ve kuruluşların görüşü alınarak yapılır. … Korunması gerekli taşınmaz kültür ve tabiat varlıkları ile ilgili yapılan tespitler koruma bölge kurulu kararı ile tescil olunur. … Tescil kararları, tescil olunan taşınmazın kadastral bilgileri ile birlikte, tapu siciline şerh düşülmek üzere ilgili tapu müdürlüğüne bildirilir. …”,

13.3. “İzinsiz müdahale ve kullanma yasağı” başlıklı 9 uncu maddesinde; “Koruma

Yüksek Kurulunun ilke kararları çerçevesinde koruma bölge kurullarınca alınan kararlara aykırı olarak, korunması gerekli taşınmaz kültür ve tabiat varlıkları ve koruma alanları ile sit alanlarında inşaî ve fizikî müdahalede bulunulamaz, bunlar yeniden kullanıma açılamaz veya kullanımları değiştirilemez. Esaslı onarım, inşaat, tesisat, sondaj, kısmen veya tamamen yıkma, yakma, kazı veya benzeri işler inşaî ve fizikî müdahale sayılır.”,

13.4. “Sit alanlarında geçiş dönemi koruma esasları ve kullanma şartları ile koruma amaçlı imar plânı” başlıklı 17 nci maddesinde;

“a) Bir alanın koruma bölge kurulunca sit olarak ilanı, bu alanda her ölçekteki plân uygulamasını durdurur. Sit alanının etkileşim-geçiş sahası varsa 1/25.000 ölçekli plân kararları ve notları alanın sit statüsü dikkate alınarak yeniden gözden geçirilerek ilgili idarelerce onaylanır.

Koruma amaçlı imar planı yapılıncaya kadar, koruma bölge kurulu tarafından üç ay içinde geçiş dönemi koruma esasları ve kullanma şartları belirlenir. Belediyeler, valilikler ve ilgili kurumlar söz konusu alanda üç yıl içinde koruma amaçlı imar planı hazırlatıp incelenmek ve sonuçlandırılmak üzere koruma bölge kuruluna vermek zorundadır. Üç yıllık süre içinde zorunlu nedenlerle plan yapılamadığı takdirde koruma bölge kurulunca gerekçeli olarak bu süre uzatılabilir. Uzatılan süre içerisinde geçiş dönemi koruma esasları ve kullanma şartları uygulanır.

Sit alanlarına ilişkin tüm ölçeklerde yapılmış; koruma bölge kurullarının uygun görüşü alınarak yürürlüğe giren planların yargı kararları ile uygulamasının durdurulması veya iptal edilmesi halinde ilgili koruma bölge kurulunca geçiş dönemi yapılanma şartları yeniden belirlenir.

Koruma bölge kurulunda görüşülen ve uygun görülen koruma plânları onaylanmak üzere ilgili idarelere gönderilir.

İlgili idareler, koruma amaçlı imar planını en geç iki ay içinde görüşür ve varsa değişmesini istediği hususları koruma bölge kuruluna bildirir. Koruma bölge kurulunda bu hususlar değerlendirilir ve kurul tarafından uygun görülen haliyle planlar ilgili idarelere onaylanmak üzere gönderilir. Planlar koruma bölge kurulunun uygun gördüğü şekliyle ilgili idarelerce altmış gün içinde onaylanmak zorundadır. Bu süre içinde görüşülmeyen ya da onaylanmayan planlar kesinleşerek yürürlüğe girer. Koruma amaçlı imar planının yürürlüğe girmesiyle geçiş dönemi koruma esasları ve kullanma şartları ayrıca karar almaya gerek kalmadan ortadan kalkar. …”,

13.5. “İstisnalar ve muafiyetler” başlıklı 21 inci maddesinde; “Tapu kütüğüne ‘korunması gerekli taşınmaz kültür varlığıdır’ kaydı konulmuş olan taşınmaz kültür varlıkları ile arkeolojik sit alanı ve doğal sit alanı olmaları nedeniyle üzerlerinde kesin yapılanma yasağı getirilmiş taşınmaz kültür ve tabiat varlıkları olan parseller her türlü vergi, resim ve harçtan muaftır. Ancak, büyükşehir belediyesi sınırları içinde yer alan ve yukarıda nitelikleri belirtilen taşınmazlardan basit usulde vergilendirilenlerin dışında ticari faaliyetlerde kullanılanlar hakkında emlak vergisinin yarısı ve çevre temizlik vergisinin tamamına ilişkin bu muafiyet hükmü uygulanmaz. Getirilen kesin yapılanma yasağına aykırı olarak tesis edilen yapılar, bu yapıların yapıldığı parseller ve kanunlara aykırı eklentileri bulunan taşınmaz kültür varlıkları hakkında bu yapılar yıkılıncaya veya aykırılıklar giderilinceye kadar yukarıdaki fıkradaki muafiyet hükmü uygulanmaz. …”,

14. 2644 sayılı Tapu Kanununun 35 inci maddesinde; “… Cumhurbaşkanı, ülke menfaatlerinin gerektiği hallerde yabancı uyruklu gerçek kişiler ile yabancı ülkelerde kendi ülkelerinin kanunlarına göre kurulan tüzel kişiliğe sahip ticaret şirketlerinin taşınmaz ve sınırlı ayni hak edinimlerini; ülke, kişi, coğrafi bölge, süre, sayı, oran, tür, nitelik, yüzölçüm ve miktar olarak belirleyebilir, sınırlandırabilir, kısmen veya tamamen durdurabilir veya yasaklayabilir. …” (02/07/2018 tarihli ve 698 sayılı KHK’nin 9 uncu maddesiyle, bu fıkrada yer alan “Bakanlar Kurulu” ibaresi “Cumhurbaşkanı” şeklinde değiştirilmiştir.),

15. 213 sayılı Vergi Usul Kanununun, “Zamanaşımı süreleri” başlıklı 114 üncü maddesinin birinci fıkrasında; “Vergi alacağının doğduğu takvim yılını takip eden yılın başından başlayarak beş yıl içinde tarh ve mükellefe tebliğ edilmeyen vergiler zamanaşımına uğrar.”, “Vergi hatası” başlıklı 116 ncı maddesinde; “Vergi hatası, vergiye müteallik hesaplarda veya vergilendirmede yapılan hatalar yüzünden haksız yere fazla veya eksik vergi istenmesi veya alınmasıdır”, “Vergilendirme hataları” başlıklı 118 inci maddesinin 2 nci fıkrasında; “Mükellefiyette hata: Açık olarak vergiye tabi olmıyan veya vergiden muaf bulunan kimselerden vergi istenmesi veya alınmasıdır;”, “Düzeltme yetkisi ve reddiyat” başlıklı 120 nci maddesinin 2 nci fıkrasında; “Bu hatalar düzeltme fişine dayanılarak düzeltilir. Hatanın mükellef aleyhine yapılmış olması halinde, fazla vergi aynı fişe dayanılarak terkin ve tahsil olunmuş ise mükellefe reddolunur. Düzeltme fişinin bir nüshası, reddedilecek miktarla müracaat edeceği muhasebe ve müracaat süresi zikredilmek, suretiyle mükellefe tebliğ edilir. Mükellef tebliğ tarihinden başlıyarak bir yıl içinde parasını geri almak üzere müracaat etmediği takdirde hakkı sakıt olur.”, “Düzeltmede zamanaşımı” başlıklı 126 ncı maddesinde, “114 üncü maddede yazılı zamanaşımı süresi dolduktan sonra meydana çıkarılan vergi hataları düzeltilemez. …”,

16. Tasarrufu Kısıtlanan Bina, Arsa ve Arazi Hakkında Yönetmeliğin 2 nci maddesinde; “İmar planlarında, resmi yapılara, tesislere ve okul, cami, yol, meydan, otopark, yeşil saha, çocuk bahçesi, pazar yeri, hal, mezbaha ve benzeri umumi hizmetlere ayrılmış olması sebebiyle üzerinde inşaat yapılmasına izin verilmeyen arsalar ile esaslı değişiklik ve ilaveler yapılmasına izin verilmeyen binaların tasarrufu kısıtlanmış sayılır. Bu hallerde kısıtlı olarak vergileme, imar planının kesinleştiği tarihi izleyen yıl başından itibaren yapılır. Kısıtlama, ilgili arsa veya binanın bulunduğu alan imar programına alınıncaya (imar programının kesinleştiği tarihe) kadar devam eder. Arsanın imar planında kısıtlılığı gerektiren amaçlara tahsis edildiğinin bu yönetmeliğin 5 inci maddesindeki bildirim mecburiyeti hükümlerine göre tespit edilmemiş olması halinde, arsa veya bina sahibi tarafından yazılı müracaatta bulunularak kısıtlamayı koyan idareden alınacak kısıtlılık durumunu gösteren belge verginin tarhına yetkili daireye ibraz edildiğinde kısıtlılık aynı esaslar dairesinde uygulanır.” düzenlemelerine yer verilmiştir.

IV. KAMU DENETÇİSİ HÜSEYİN YÜRÜK’ÜN KAMU BAŞDENETÇİSİ’NE

ÖNERİSİ

17. Kamu Denetçisi tarafından yapılan inceleme ve araştırma neticesinde; şikayetçiye ait gayrimenkulün, 2863 sayılı Kanununun 21 inci maddesi uyarınca emlak vergisi muafiyetinden yararlanılabilme için gerekli olan şartları taşımadığı anlaşıldığından, ilgili İdarenin şikayetçiyi emlak vergisi muafiyetinden yararlandırmama ve bu kapsamada geçmişe dönük emlak vergisi tutarlarını düzeltmeme işlemlerinde hukuka aykırılık tespit edilememiştir. Öte yandan, söz konusu gayrimenkulün, 1319 sayılı

Kanunun 30 uncu maddesi uyarınca kısıtlı emlak vergisi uygulamasından yararlanılabilme için gerekli şartları da taşımadığı anlaşıldığından, ilgili İdarenin, kısıtlı emlak vergisi uygulamasından şikayetçiyi yararlandırmama ve bu kapsamada geçmişe dönük emlak vergisi tutarlarını düzeltmeme işlemlerinde de hukuka aykırılık tespit edilememiştir. Bu nedenlerle, şikayetçinin talebinin Reddi gerektiği yönünde hazırlanan

Ret Karar Önerisi Kamu Başdenetçisi’ne sunulmuştur.

V. DEĞERLENDİRME VE GEREKÇE

A. Hukuka ve Hakkaniyete Uygunluk Yönünden Değerlendirme 18. Şikâyetçi, taşınmazının bulunduğu bölgenin Doğal ve Tarihi (Karma) Sit Alanı içinde kaldığını, bu kapsamda söz konusu alana yapılaşma yasağı getirildiğini, ayrıca taşınmazının bulunduğu bölgenin Bakanlar Kurulu kararıyla “Askeri ve Özel Güvenlik Bölgesi” ilan edildiğini ve tapu sicil kayıtlarına yasak ve kısıtlılık şerhi işlendiğini, söz konusu yerdeki imar planı uygulamasının durdurulduğunu ve 25 yıldan beri koruma amaçlı imar planı yapılmadığını, tüm bu nedenlerle başvuruya konu taşınmaz üzerindeki ayni ve tasarruf hakkının birden çok kanun ve yönetmelik hükümleri uyarınca yasaklandığını ve kısıtlandığını iddia ederek, söz konusu taşınmaza öncelikle 2863 sayılı Kanunun 21 inci maddesi hükmü uyarınca emlak vergisi muafiyeti tanınmasını, bu talebinin kabul edilmediği takdirde 1319 sayılı Kanunun 30 uncu maddesi ve Tasarrufu Kısıtlanan Bina, Arsa ve

Arazi Hakkında Yönetmeliğin ilgili hükümleri uyarınca taşınmazı için emlak vergisinin 1/10 oranında uygulanmasını ve 5 yıllık zamanaşımı dönemi içinde tahakkuk eden veya tahsil edilen emlak vergileriyle ilgili olarak gerekli düzeltme işlemlerinin (iade, mahsup vb.) yapılmasını talep etmektedir.

19. İlgili Belediye, şikayet konusu taşınmazın kültür varlığı olmadığı, ayrıca bu yapının tarihi ve doğal sit alanı içinde olmakla beraber kesin yapılaşma yasağı da getirilmiş bir taşınmaz olmadığı, söz konusu alanın plan yapım ve onama sürecinin devam ettiği, süreç sonunda, planların hazırlanarak yürürlüğe girmesinden sonra bahsi geçen yerin yapılaşma koşullarının belli olacağı, bu taşınmazın tapu kaydında bulunan beyanın (yabancı uyruklu kişilere satılamama) taşınmazın imar durumuna veya yapılaşma koşullarına etki etmediği, taşınmazın bulunduğu alanın sit derecesiyle ilgili olarak alınmış herhangi bir kararın da bulunmadığı, tüm bu nedenlerle ilgili mevzuat hükümlerine göre şikayetçin talebinin yerine getirilmesinin mümkün olmadığını belirtmektedir.

20. İstanbul Valiliği (Çevre ve Şehircilik İl Müdürlüğü) ve İstanbul 3 Numaralı Kültür

Varlıklarını Koruma Bölge Kurulu Müdürlüğünden gelen bilgi ve belgelerden; İstanbul

İli, Beşiktaş İlçesi, Cihannüma Mahallesi, pafta, ada, parselin, İstanbul III

Numaralı Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kurulunun 09/02/1995 tarih ve 7296 sayılı kararıyla tespit ve ilan edilen Yıldız Sarayı Tarihi ve Doğal Sit Alanında kaldığı, söz konusu alanın herhangi bir sit derecelendirilmesine yönelik işlem tesis edilmediğinden derecelendirmesinin olmadığı, bahsi geçen alanının koruma amaçlı imar planının bulunmadığı, ancak İstanbul III Numaralı Kültür Varlıklarını Koruma Bölge Kurulunun 22/05/2012 tarih ve 421 sayılı kararı ve 24/08/2017 tarih ve 3707 sayılı kararı ile geçiş dönemi yapılaşma koşulları belirlendiği, Çevre ve Şehircilik Bakanlığı İstanbul 4 Numaralı

Tabiat Varlıklarını Koruma Bölge Komisyonunun 17/11/2017 tarih ve 04-845 sayılı kararı ile de geçiş dönemi yapılaşma koşullarının doğal değerler açısından sakıncası bulunmadığına karar verildiği, söz konusu parsel üzerinde tescilli herhangi bir kültür varlığı ve tabiat varlığı bulunmadığı hususları tespit edilmiştir.

21. 1319 sayılı Kanununun, 1 inci maddesinde; Türkiye sınırları içinde bulunan binaların bu

Kanun hükümlerine göre bina vergisine tabi olduğu, 3 üncü maddesinde; bina vergisinin binanın maliki, varsa intifa hakkı sahibi, her ikisi de yoksa binaya malik gibi tasarruf edenler tarafından ödeneceği, 11 inci maddesinde; bina vergisinin, ilgili belediye tarafından 29 uncu maddeye göre hesaplanan vergi değeri esas alınarak yıllık olarak tarh ve tahakkuk ettirileceği düzenlemelerine yer verilmiştir. Söz konusu Kanun hükümleri kapsamda, ilgili Belediye tarafından, bahsi geçen gayrimenkullerin sahibi olan şikayetçi adına bina vergisi mükellefiyeti tesis edildiği ve bu kapsamda (herhangi bir muafiyet veya kısıtlılık uygulaması yapılmadan)

bina vergisi tarh ve tahakkukların yapıldığı hususları tespit edilmiştir.

22. 2863 sayılı Kanunun 21 inci maddesinde; tapu kütüğüne ‘korunması gerekli taşınmaz kültür varlığıdır’ kaydı konulmuş olan taşınmaz kültür varlıkları ile arkeolojik sit alanı ve doğal sit alanı olmaları nedeniyle üzerlerinde kesin yapılanma yasağı getirilmiş taşınmaz kültür ve tabiat varlıkları olan parsellerin her türlü vergi, resim ve harçtan muaf olduğu belirtilmiştir. 20 no.lu paragrafta belirtildiği üzere; başvuruya konu parsel üzerinde tescilli herhangi bir kültür veya tabiat varlığı bulunmadığı anlaşılmıştır.

Bununla birlikte, 4.6 ve 4.7 no.lu paragraflarda belirtildiği üzere; şikayetçinin parseli üzerinde belli şartların yerine getirilmesi halinde yapılaşmanın mümkün olduğu, ayrıca ilgili kurumların uygun görüşü ile birlikte yasal kontur-gabarisine göre söz konusu yapıda onarım/güçlendirme yapılabileceği hususları dikkate alındığında; şikayetçinin bulunduğu parsel üzerinde kesin yapılaşma yasağının bulunmadığı tespit edilmiştir.

Ayrıca 3.2 no.lu paragrafta belirtildiği üzere; ilgili İdare de, “Söz konusu parsel üzerinde kesin yapı yasağı olmadığı” noktasında Kurumumuza bilgi vermiştir.

23. Somut olay kapsamında yapmış olduğumuz bu tespitler değerlendirildiğinde; başvuruya konu taşınmazın, vergi (emlak vergisi vb.) muafiyeti için 2863 sayılı Kanunun 21 inci maddesinde öngörülen şartları taşımadığı tespit edilmiştir. Bu nedenle söz konusu gayrimenkullere, 2863 sayılı Kanunun 21 inci maddesi hükmü uyarınca emlak vergisi muafiyeti uygulanamayacağı sonucuna varılmıştır.

24. Diğer taraftan şikayetçi, söz konusu taşınmaza emlak vergisi muafiyeti uygulanmaması durumunda, 1319 sayılı Kanunun 30 uncu maddesi ve Tasarrufu Kısıtlanan Bina, Arsa ve

Arazi Hakkında Yönetmeliğin ilgili hükümleri uyarınca başvuruya konu gayrimenkulün tasarrufunun kısıtlanmış olduğunun kabul edilmesi ve bu doğrultuda emlak vergisinin 1/10 oranında uygulanması talebinde bulunduğu anlaşılmıştır.

25. 1319 sayılı Kanunun 30 uncu maddesi; kanunlar veya diğer kamu düzeni koyan mevzuatla tasarrufu kısıtlanan bina, arsa ve arazinin vergisinin kısıtlamanın devam ettiği sürece 1/10 oranında tahsil olunacağı ve konuya ilişkin hususların yönetmelikle düzenleneceği hususlarını hükme bağlamıştır. Söz konusu Kanun kapsamında hazırlanan

Tasarrufu Kısıtlanan Bina, Arsa ve Arazi Hakkında Yönetmeliğin 2 nci maddesinde; imar planlarında, resmi yapılara, tesislere ve okul, cami, vb. umumi hizmetlere ayrılmış olması sebebiyle üzerinde inşaat yapılmasına izin verilmeyen arsalar ile esaslı değişiklik ve ilaveler yapılmasına izin verilmeyen binaların tasarrufunun kısıtlanmış sayılacağı hüküm altına alınmıştır.

26. Anılan maddenin değerlendirilmesinden, bir binanın kısıtlılık hükümlerinden faydalanması; binanın, imar planlarında, kamu hizmetleri veya resmi yapı ve tesislerine ayrılmış yerlerde bulunması ve bu nedenle esaslı değişiklik ve ilaveler yapılmasına izin verilmemiş olması şartlarının bir arada gerçekleşmiş olmasına bağlı olduğu anlaşılmaktadır. Somut olayda, şikayetçiye ait binanın, imar planında kamu hizmetleri veya resmi yapı ve tesislerine ayrılmış yerlerde olmaması ve bu binada esaslı değişiklik ve ilaveler yapılmasına izin verilmediğine ilişkin bir tespit bulunmaması hususları dikkate alındığında, başvuruya konu edilen binaların, emlak vergisi kısıtlılık uygulamasından faydalanabilmesi için gerekli olan şartları taşımadığı tespit edilmiştir.

27. Ayrıca, söz konusu sit alanına ilişkin koruma amaçlı imar planı henüz yapılmadığı anlaşılmakta ise de; 4.6 ve 4.7 no.lu paragraflarda belirtildiği üzere, İstanbul III Numaralı

Kültür Varlıklarını Koruma Bölge Kurulunun 22/05/2012 tarih ve 421 sayılı kararıyla, koruma amaçlı imar planı onaylanmamış sit alanlarındaki yapılaşma şartlarının belirlenmesi ve şikayetçinin de bu kararda öngörülen yapılaşma koşullarına tabi olması nedenleriyle, şikayetçinin bulunduğu parselin yapılaşma koşullarında bir belirsizlik bulunmadığı tespit edilmiştir. Ayrıca ilgili alana ilişkin sit kararının alındığı tarihten çok daha önce şikayetçiye ait binaların yapılmış olması nedeniyle, söz konusu sit alanı için belirlenen yapılaşma koşullarının şikayetçinin mevcut yapılarının yapılmasında bir etkisinin olmadığı tespit edilmiştir. Tüm bu hususlar birlikte değerlendirildiğinde; söz konusu sit alanına ilişkin koruma amaçlı imar planının henüz yapılmamış olması durumunun, söz konusu yapıyı tasarrufu kısıtlanmış hale getirmeyeceği sonucuna varılmıştır.

28. Diğer taraftan, 2863 sayılı Kanununun 21 inci maddesi ve 1319 sayılı Kanunun 30 uncu maddesi hükümleri dikkate alındığında, şikayetçinin tapu kaydında bulunan, yabancı uyruklu gerçek kişiler ile yabancı ülkelerde kendi ülkelerinin kanunlarına göre kurulan tüzel kişiliğe sahip ticaret şirketlerinin taşınmaz ve sınırlı ayni hak edinemeyeceklerine dair beyanın; söz konusu taşınmaz üzerinde Türk uyruklu kişilerin hak edinmelerine bir sınırlama getirmemesi nedeniyle, emlak vergisi kısıtlılık haline etki edecek bir unsur olmadığı sonucuna varılmıştır.

29. Şikâyetçinin iddiaları, idarelerin konuyla ilgili açıklamaları, ilgili mevzuat hükümleri ve tüm dosya kapsamındaki bilgi ve belgeler birlikte değerlendirildiğinde; şikayetçiye ait gayrimenkulün, 2863 sayılı Kanununun 21 inci maddesi uyarınca emlak vergisi muafiyetinden yararlanılabilme için gerekli olan şartları taşımadığı anlaşıldığından, ilgili İdarenin şikayetçiyi emlak vergisi muafiyetinden yararlandırmama ve bu kapsamada geçmişe dönük emlak vergisi tutarlarını düzeltmeme işlemlerinde hukuka aykırılık tespit edilememiştir. Öte yandan, söz konusu gayrimenkulün, 1319 sayılı Kanunun 30 uncu maddesi uyarınca kısıtlı emlak vergisi uygulamasından yararlanılabilme için gerekli şartları da taşımadığı anlaşıldığından, ilgili İdarenin, kısıtlı emlak vergisi uygulamasından şikayetçiyi yararlandırmama ve bu kapsamada geçmişe dönük emlak vergisi tutarlarını düzeltmeme işlemlerinde de hukuka aykırılık tespit edilememiştir.

B. İyi Yönetim İlkeleri Yönünden Değerlendirme

30. İyi yönetim ilkelerine, 28/03/2013 tarihli ve 28601 mükerrer sayılı Resmi Gazetede yayımlanan Kamu Denetçiliği Kurumu Kanununun Uygulanmasına İlişkin Usul ve Esaslar

Hakkında Yönetmeliğin “İyi yönetim ilkeleri” başlıklı 6 ncı maddesinde yer verilmiştir.

Şikâyetçinin dilekçesine Beşiktaş Belediye Başkanlığı tarafından verilen cevaplarda, şikayetçiye hangi sürede hangi mercilere başvurabileceği bilgisinin verilmediği görülmüş olup, ilgili İdarelerin “Karara karşı başvuru yollarının gösterilmesi” ilkesine uymadığı tespit edilmiştir.

VI. HAK ARAMA ÖZGÜRLÜĞÜNE İLİŞKİN AÇIKLAMA

31. 6328 sayılı Kanunun 21 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca, bu kararın başvurana tebliğ tarihinden itibaren, ilgili İdarelerin işlemine karşı (varsa) dava açma süresinden kalan süre kaldığı yerden işlemeye devam edecek olup İstanbul Vergi Mahkemesinde yargı yolu açıktır.

VII. KARAR

Açıklanan gerekçelerle BAŞVURUNUN REDDİNE;

Kararın, ŞİKAYETÇİYE ve BEŞİKTAŞ BELEDİYE BAŞKANLIĞI’NA TEBLİĞ

EDİLMESİNE,

Türkiye Cumhuriyeti Kamu Başdenetçisince karar verildi.

e-imzalıdır

Şeref MALKOÇ

Kamu Başdenetçisi