ÖZET: Başvuru, Çorum Belediye Başkanlığı tarafından 2016-2019 yılları arasında tahakkuk ettirilen emlak vergisinin iptali ve indirimli emlak vergisi uygulamasının devamı talebiyle yapılmıştır. Başvuran, Sosyal Güvenlik Kurumu’ndan emekli maaşı aldığını ve başka bir geliri olmadığını belirterek, 2007 yılından itibaren emlak vergisi muafiyetinden yararlandığını ifade etmiştir. Ancak, belediye tarafından ikamet adresinin farklı olduğu gerekçesiyle emlak vergisi tahakkuk ettirilmiştir.

Çorum Belediye Başkanlığı, başvuranın indirimli emlak vergisi uygulamasından yararlanabilmesi için sürekli ikamet etme şartını öne sürmüştür. Gelir İdaresi Başkanlığı’nın görüşleri doğrultusunda, emlak vergisi muafiyetinin uygulanabilmesi için başvuranın gerekli şartları taşıdığı ve geçmişe dönük indirimli vergi oranından yararlanabileceği belirtilmiştir.

Kamu Denetçiliği Kurumu, başvuranın 2016-2019 yılları arasındaki emlak vergilerinin iptal edilmesi ve 2020 yılı itibarıyla indirimli vergi uygulamasının yeniden değerlendirilmesi yönünde tavsiyede bulunmuştur. İdarenin, başvuranın haklarını ihlal ettiği ve iyi yönetim ilkelerine uymadığı tespit edilmiştir.

TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ KAMU DENETÇİLİĞİ KURUMU (OMBUDSMANLIK)

SAYI : 2020/6016-S.20.9582

BAŞVURU NO : 2019/18118

KARAR TARİHİ : 15/04/2020

TAVSİYE KARARI 258108

Adres:

BAŞVURUYA KONU İDARE : ÇORUM BELEDİYE BAŞKANLIĞI

Geçmiş Döneme ait tahakkuk ettirilen emlak vergisi

BAŞVURUNUN KONUSU :

borçlarının iptal ettirilerek indirimli emlak vergisi uygulamasının devam ettirilmesi talebi hakkındadır.

BAŞVURU TARİHİ : 15/10/2019

I. BAŞVURANIN İDDİA VE TALEPLERİ

1. Kurumumuza tarihinde yapılan başvuruda şikâyetçi özetle; “Sosyal

Güvenlik Kurumundan emekli maaşı aldığını, başka hiçbir geliri olmadığını, 2007 yılından itibaren 1319 sayılı Emlak Vergisi Kanununun 8 inci maddesinde belirtilen şartları taşıdığından mütevellit emlak vergisi muafiyetinden yararlandırıldığını, ancak sosyo-ekonomik durumunda hiçbir değişiklik olmamasına rağmen Çorum Belediye Başkanlığı’nın 2016-2019 yılları arasında adına emlak vergisi tahakkuk ettirdiğini, buna gerekçe olarak ikametgâh adresinin farklı olmasının gösterildiğini iddia ederek 2016-2019 yılları arasında adına tahakkuk ettirilen emlak vergilerinin iptal edilerek indirimli emlak vergisi uygulamasının devam ettirilmesini” talep etmektedir.

II. İDARENİN BAŞVURUYA İLİŞKİN AÇIKLAMALARI

2. Çorum Belediye Başkanlığı’ndan alınan 25/12/2019 tarihli ve sayılı cevabi yazıda özetle; “Şikâyetçi ’a ait emlak vergisi mükellefiyetinin incelenmesi neticesinde, 1319 sayılı Emlak Vergisi Kanunun 8 inci maddesi gereği indirim uygulanacak meskenin muayyen zamanda değil sürekli kullanılan bir mesken olması gerektiği, dinlenme amacıyla kullanılan meskenler hakkında bu hükmün uygulanamayacağından bahisle söz konusu gayrimenkul için mükellefe 2016 ila 2019 yılları arası emlak vergisi tahakkuk ettirildiği, ayrıca, belediye tahakkuk memurlarınca 23/12/2019 tarihinde şikayete konu edilen adrese gidildiği, ancak mükellefin burada fiilen ikamet etmediğinin tespit edildiği, evinde hiçbir şekilde kullanımda olmadığı tespitlerinin yapıldığı, dolayısıyla şikayetçinin indirimli emlak vergisi uygulamasından çıkarıldığı” açıklamasına yer verilmiştir.

3.Benzer şikâyet başvurularına ilişkin olarak, Kurumumuz tarafından Gelir İdaresi

Başkanlığı’ndan konuyla ilgili görüş sorulmuş olup, aşağıda anılan İdare tarafından çeşitli tarihlerde gönderilen cevaplara yer verilmiştir.

3.1. Gelir İdaresi Başkanlığı’nın 30/11/2015 tarihli ve sayılı cevabı yazısında özetle; 3.1.1. “Emlak Vergisi Kanununun 8 inci maddesinin ikinci fıkrası ile 38, 44 ve 57 seri no.lu

Emlak Vergisi Kanunu Genel Tebliğleri gereğince; indirimli bina vergisi oranı (sıfır)

uygulaması için gerekli şartları taşıyan mükelleflerin başvurularında, beyan ve taahhütlerinin yeterli sayılması, ancak söz konusu beyan ve taahhütlerin doğruluğunun ek belge istenilmeden Belediyelerce ilgili kurum ve kuruluşlardan teyit edilmesi gerektiği, mükelleflerin söz konusu bildirimi süresinde vermemelerinin indirimli bina vergisi oranı uygulamasına engel teşkil etmediği, bahsi geçen Kanunda emlak vergisinin geriye yönelik uygulanmayacağına ilişkin bir hüküm bulunmadığı, mükelleflerin gerekli şartları taşıdıkları tarihten itibaren, zamanaşımı süresi de göz önünde bulundurulmak suretiyle, geçmişe dönük olarak indirimli bina vergisi oranı (sıfır) uygulamasından yararlanabileceği…” belirtilmiştir.

3.2. Gelir İdaresi Başkanlığının 14/01/2019 tarihli ve sayılı cevabi yazısında özetle; 3.2.1. “1319 sayılı Kanunda emlak vergisinin geçmişe dönük uygulanmayacağına dair herhangi bir hüküm bulunmadığı, dolayısıyla indirimli bina vergisi oranı (sıfır) uygulaması şartlarını geçmiş yıllar itibarıyla sağlayan mükelleflerin geçmişe dönük olarak indirimli oran uygulamasından yararlanabilmesi ve düzeltme zamanaşımı süresi göz önünde bulundurulmak suretiyle geçmişe dönük düzeltme yapılarak tahsil edilen emlak vergilerinin iade edilmesinin mümkün bulunduğu…” belirtilmiştir.

III. İLGİLİ MEVZUAT

4. T.C. Anayasası’nın “Cumhuriyetin nitelikleri” başlıklı 2 nci maddesinde; “Türkiye

Cumhuriyeti, … sosyal bir hukuk Devletidir” hükmüne, 4.1. “Mülkiyet hakkı” başlıklı 35 inci maddesinde; “Herkes, mülkiyet ve miras haklarına sahiptir. Bu haklar, ancak kamu yararı amacıyla, kanunla sınırlanabilir. Mülkiyet hakkının kullanılması toplum yararına aykırı olamaz.” hükmüne, 4.2. “Vergi ödevi” başlıklı 73 üncü maddesinde; “Herkes, kamu giderlerini karşılamak üzere, mali gücüne göre, vergi ödemekle yükümlüdür. Vergi yükünün adaletli ve dengeli dağılımı, maliye politikasının sosyal amacıdır. Vergi, resim, harç ve benzeri mali yükümlülükler kanunla konulur, değiştirilir veya kaldırılır. Vergi, resim, harç ve benzeri mali yükümlülüklerin muaflık, istisnalar ve indirimleriyle oranlarına ilişkin hükümlerinde kanunun belirttiği yukarı ve aşağı sınırlar içinde değişiklik yapmak yetkisi Cumhurbaşkanına verilebilir.” hükmüne, 4.3. “Dilekçe, bilgi edinme ve kamu denetçisine başvurma hakkı” başlıklı 74 üncü maddesinde; “… Herkes, bilgi edinme ve kamu denetçisine başvurma hakkına sahiptir. Türkiye

Büyük Millet Meclisi Başkanlığına bağlı olarak kurulan Kamu Denetçiliği Kurumu idarenin işleyişiyle ilgili şikâyetleri inceler. … ” hükmüne, 5. İnsan Hakları ve Temel Özgürlüklerin Korunmasına İlişkin Sözleşmeye Ek 1 No.lu

Protokolün “Mülkiyetin Korunması” başlıklı 1 inci maddesinde; “Her gerçek ve tüzel kişinin mal ve mülk dokunulmazlığına saygı gösterilmesini isteme hakkı vardır. Bir kimse ancak kamu yararı sebebiyle ve yasada öngörülen koşullara ve uluslararası hukukun genel ilkelerine uygun olarak mal ve mülkünden yoksun bırakılabilir. Yukarıdaki hükümler devletlerin mülkiyetin kamu yararına uygun olarak kullanılmasını düzenlemek veya vergilerin ya da başka katkıların veya para cezalarının ödenmesini sağlamak için gerekli gördükleri, yasaları uygulama konusunda sahip oldukları hakka halel getirmez.” düzenlemesine, 6. 14/06/2012 tarihli ve 6328 sayılı Kamu Denetçiliği Kurumu Kanununun “Kurumun

Görevi” başlıklı 5 inci maddesinin birinci fıkrasında; “Kurum, idarenin işleyişiyle ilgili şikâyet üzerine, idarenin her türlü eylem ve işlemleri ile tutum ve davranışlarını; insan haklarına dayalı adalet anlayışı içinde, hukuka ve hakkaniyete uygunluk yönlerinden incelemek, araştırmak ve idareye önerilerde bulunmakla görevlidir.” hükmüne, 7. 1319 sayılı Emlak Vergisi Kanununun “Nispet” başlıklı 8 inci maddesinin ikinci fıkrasında; “Cumhurbaşkanı, kendisine bakmakla mükellef kimsesi olup on sekiz yaşını doldurmamış olanlar hariç olmak üzere hiçbir geliri olmadığını belgeleyenlerin, gelirleri münhasıran kanunla kurulan sosyal güvenlik kurumlarından aldıkları aylıktan ibaret bulunanların, gazilerin, engellilerin, şehitlerin dul ve yetimlerinin Türkiye sınırları içinde brüt 200 m²’yi geçmeyen tek meskeni olması (intifa hakkına sahip olunması hali dahil)

halinde, bu meskenlerine ait vergi oranlarını sıfıra kadar indirmeye yetkilidir. Bu hüküm, yukarıda belirtilenlerin tek meskene hisse ile sahip olmaları halinde hisselerine ait kısım hakkında da uygulanır. Muayyen zamanda dinlenme amacıyla kullanılan meskenler hakkında bu hüküm uygulanmaz. Geliri olmadığını belgelemenin usul ve esaslarını belirlemeye Maliye

Bakanlığı yetkilidir.” hükmüne, 8. 213 sayılı Vergi Usul Kanununun, “Zamanaşımı süreleri” başlıklı 114 üncü maddesinin birinci fıkrasında; “Vergi alacağının doğduğu takvim yılını takip eden yılın başından başlayarak beş yıl içinde tarh ve mükellefe tebliğ edilmeyen vergiler zamanaşımına uğrar.”, “Vergi hatası” başlıklı 116 ncı maddesinde; “Vergi hatası, vergiye müteallik hesaplarda veya vergilendirmede yapılan hatalar yüzünden haksız yere fazla veya eksik vergi istenmesi veya alınmasıdır”, “Hesap hataları” başlıklı 117 nci maddesinde; “ … 2. Vergi miktarında hatalar: Vergi nispet ve tarifelerinin yanlış uygulanması, mahsupların yapılmamış veya yanlış yapılmış olması, birinci bentte yazılı vesikalarda verginin eksik veya fazla hesaplanmış veya gösterilmiş olmasıdır. …”, “Vergilendirme hataları” başlıklı 118 inci maddesinin ikinci fıkrasında; “Mükellefiyette hata: Açık olarak vergiye tabi olmayan veya vergiden muaf bulunan kimselerden vergi istenmesi veya alınmasıdır;”, “Düzeltme yetkisi ve reddiyat” başlıklı 120 nci maddesinin ikinci fıkrasında; “Bu hatalar düzeltme fişine dayanılarak düzeltilir. Hatanın mükellef aleyhine yapılmış olması halinde, fazla vergi aynı fişe dayanılarak terkin ve tahsil olunmuş ise mükellefe reddolunur. Düzeltme fişinin bir nüshası, reddedilecek miktarla müracaat edeceği muhasebe ve müracaat süresi zikredilmek, suretiyle mükellefe tebliğ edilir. Mükellef tebliğ tarihinden başlayarak bir yıl içinde parasını geri almak üzere müracaat etmediği takdirde hakkı sakıt olur.”, “Düzeltmede zamanaşımı” başlıklı 126 ncı maddesinde, “114 üncü maddede yazılı zamanaşımı süresi dolduktan sonra meydana çıkarılan vergi hataları düzeltilemez. …”, “Mükelleflerin izahat talebi” başlıklı 413 üncü maddesinde; “Mükellefler, Gelir İdaresi Başkanlığından veya bu hususta yetkili kıldığı makamlardan, vergi durumları ve vergi uygulaması bakımından müphem ve tereddüdü mucip gördükleri hususlar hakkında yazı ile izahat isteyebilir. Gelir İdaresi Başkanlığı, kendisinden istenecek izahatı özelge ile cevaplandırabileceği gibi, aynı durumda olan tüm mükellefler bakımından uygulamaya yön vermek ve açıklık getirmek üzere sirküler de yayımlayabilir. …” hükmüne, 9. 29/12/2006 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanan Bakanlar Kurulu’nun 2006/11450 sayılı kararında; “1319 sayılı Emlak Vergisi Kanununun 8 inci maddesinin ikinci fıkrası hükmü gereğince kendisine bakmakla mükellef kimsesi olup on sekiz yaşını doldurmamış olanlar hariç olmak üzere hiçbir geliri olmadığını belgeleyenlerin, gelirleri münhasıran kanunla kurulan sosyal güvenlik kurumlarından aldıkları aylıktan ibaret bulunanların, gazilerin, özürlülerin, şehitlerin dul ve yetimlerinin Türkiye sınırları içinde brüt 200 m²’yi geçmeyen tek meskene sahip olmaları halinde (intifa hakkına sahip olunması hali dahil), söz konusu meskene ait bina vergisi oranı, 2007 ve müteakip yıllar için sıfıra indirilmiştir.” düzenlemesine, 10. 38 Seri No.lu Emlak Vergisi Kanunu Genel Tebliğinin I/3 bölümünün (a) bendinde; “İndirimli vergi oranının uygulanması için meskende bizzat oturma şartı aranmamaktadır.

Bu nedenle, sahip olduğu tek meskeni kiraya verip, kirada oturanlar da diğer şartları taşımaları kaydıyla indirimli vergi oranından faydalanabileceklerdir.”, 11. Maliye Bakanlığı’nın 57 Seri No.lu Emlak Vergisi Kanunu Genel Tebliğinin, “2.

Emlak Vergisi Bildirimlerinin Yeniden Düzenlenmesi, Mükelleflerden Bildirim Dışında

Bir Belge Talep edilmemesi ve Devredenin Mükellefiyetinin Res’en Sona Erdirilmesi” başlıklı bölümünde; “…1319 sayılı Kanunda, emlâk vergisi mükelleflerine, bu vergiyle ilgili işlemler sırasında emlâk vergisi bildirimi dışında herhangi bir belge vereceklerine dair yükümlülük getiren bir hüküm bulunmamaktadır.

Bu nedenle, emlâk vergisi mükelleflerinden emlâk vergisi bildirimi dışında tapu sureti, kimlik fotokopisi, vergi kimlik numarasını gösteren belge, elektrik ve su abone belgesi, yapı kullanma izin belgesi, m² cetveli veya başkaca bir belge talep edilmeyecektir.

… Belediyelerce, emlâk vergisi işlemlerinde mükellefler tarafından bildirilen hususların teyidinin, mükelleflerden belge istenmeden ilgili kurum ve kuruluşlardan yapılması gerekmektedir. Bu bağlamda belediyelerce, mükelleflere ait kimlik bilgileri, İçişleri Bakanlığı

Kimlik Paylaşım Sistemi üzerinden, tapu kayıtları ise Tapu ve Kadastro Bilgi Sisteminden alınabilecektir. Ayrıca, mükelleflerin şehit, gazi, dul, yetim ve emekli olduklarına ilişkin bilgilerin Sosyal Güvenlik Kurumu Başkanlığından elektronik ortamda sağlanması mümkün olacaktır. …” düzenlemelerine yer verilmiştir.

IV. KAMU DENETÇİSİ AV. HÜSEYİN YÜRÜK’ÜN KAMU BAŞDENETÇİSİ’NE

ÖNERİSİ

12. Kamu Denetçisi tarafından, idare tarafından başvurucuya 2016-2019 yılları arasında tahakkuk ettirilen emlak vergilerinin iptali ile 2020 yılına ilişkin olarak başvuranın durumunun yeniden değerlendirilmesi hususunda ilgili idareye tavsiyede bulunulması gerektiği yönünde hazırlanan öneri Kamu Başdenetçisi’ne sunulmuştur.

V. DEĞERLENDİRME VE GEREKÇE

A. Hukuka ve Hakkaniyete Uygunluk Yönünden Değerlendirme 13. Uyuşmazlık konusu özetle; 2007 yılından itibaren 1319 sayılı Emlak Vergisi Kanunu uyarınca emekliler için indirimli bina vergisi oranı (sıfır) uygulamasından yararlanan şikayetçinin indirimli emlak vergisi uygulanan konutta oturmadığı gerekçesiyle 2016 yılı ile

2019 yılları arası emlak vergisi tahakkuk ettirilmesi ve mevcut durumda indirimli emlak vergisi

uygulamasının bu adreste ikamet etmesi şartına bağlanması hakkındadır.

14. Emlak Vergisi Kanununun 8 inci maddesinin ikinci fıkrası; Bakanlar Kurulunun, kendisine bakmakla mükellef kimsesi olup on sekiz yaşını doldurmamış olanlar hariç olmak üzere hiçbir geliri olmadığını belgeleyenlerin, gelirleri münhasıran kanunla kurulan sosyal güvenlik kurumlarından aldıkları aylıktan ibaret bulunanların, gazilerin, şehitlerin, dul ve yetimlerinin, Türkiye sınırları içinde 200 m²’yi geçmeyen tek meskeni olması (intifa hakkına sahip olunması dahil) halinde bu meskenlere ait vergi oranlarını sıfıra kadar indirmeye yetkili olduğunu hüküm altına almıştır. Anılan hükmün verdiği yetkiye dayanılarak çıkarılan 2006/11450 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı ile indirimli bina vergisi oranı 2007 ve müteakip yıllar için sıfır olarak belirlemiştir. Bu çerçevede yeni bir Bakanlar Kurulu Kararı yayımlanana kadar bu uygulama aynı şekilde devam edecektir.

15. Konuyla ilgili olarak 57 Seri No.lu Emlak Vergisi Kanunu Tebliğinde; emlâk vergisi mükelleflerine, bu vergiyle ilgili işlemler sırasında emlâk vergisi bildirimi dışında herhangi bir belge vereceklerine dair yükümlülük getiren bir hüküm bulunmadığı, emlâk vergisi mükelleflerinden emlâk vergisi bildirimi dışında tapu sureti, kimlik fotokopisi, vergi kimlik numarasını gösteren belge, elektrik ve su abone belgesi, yapı kullanma izin 2 belgesi, m cetveli veya başkaca bir belge talep edilmeyeceği, emlak vergisi işlemlerinde mükellefler tarafından bildirilen hususların teyidinin mükelleflerden ek belge istenmeden belediyelerce ilgili kurum ve kuruluşlardan yapılması gerektiği, bu bağlamda belediyelerce, mükelleflere ait kimlik bilgilerinin İçişleri Bakanlığı Kimlik Paylaşım

Sistemi üzerinden, tapu kayıtlarının Tapu ve Kadastro Bilgi Sisteminden alınabileceği, mükelleflerin şehit, gazi, dul, yetim ve emekli olduklarına ilişkin bilgilerin ise Sosyal

Güvenlik Kurumu Başkanlığı’ndan elektronik ortamda sağlanmasının mümkün olabileceği düzenlemelerine yer verilmiştir.

16. Söz konusu Tebliğlerde yer alan düzenlemeler uyarınca, sosyal güvenlik kurumundan alınan maaş dışında hiçbir geliri olmayan ve Türkiye sınırları içinde 200 m²’yi geçmeyen tek meskeni olan mükelleflerin indirimli bina vergisi oranından faydalanabilmesi için, belediyelerce ayrıca başka bir belge istenilmeden mükelleflerin meskenlerine indirimli bina vergisi oranını sıfır olarak uygulanması gerekmektedir.

17. Vergi Usul Kanununun 116 ncı maddesinde; vergi hatası, vergiye müteallik hesaplarda veya vergilendirmede yapılan hatalar yüzünden haksız yere fazla veya eksik vergi istenmesi veya alınması olarak tanımlanmıştır. Yine aynı Kanunun 117 nci maddesinde, vergi nispet ve tarifelerinin yanlış uygulanması, vergi miktarında hata olarak nitelendirmiştir. 200 m²’yi geçmeyen tek meskene sahip olan ve emeklilik maaşı dışında hiçbir geliri bulunmayan kişilere, ilgili mevzuat hükümleri uyarınca indirimli (sıfır) bina vergisi oranı uygulanması gerekirken, bu kişilere hiçbir indirim yapılmadan Emlak Vergisi Kanunu uyarınca belirlen vergi oranının uygulanması suretiyle İdarece hesap hatasına (vergi miktarında hataya) sebebiyet verilmiş olunacaktır. Hesap hatası söz konusu olduğunda ne tür bir işlem yapılacağına ilişkin hususlara bahsi geçen Kanunun 120 nci maddesinde yer verilmiştir.

18. Vergi Usul Kanununun 126 ncı maddesinde ise bu Kanunun 114 üncü maddesindeki 5 yıllık tarh ve tahakkuk zamanaşımına atıfta bulunularak, bu zamanaşımı süresi dolduktan sonra vergi hatalarının düzeltilemeyeceği kesin bir ifadeyle belirtmiştir. Bu bağlamda, şikâyetçinin geçmiş döneme yönelik 2016-2019 yıllarına tahakkuk ettirilen emlak vergisi iptal talebinin 2019 yılı olduğu nazara alındığında, şikâyetçiye yönelik tahakkuk ettirilen emlak vergi ve buna bağlı gecikme zammı ve diğer meblağların iptal edilmesi mümkün olabilecektir.

19. Somut olayda; idare tarafından şikayetçiye 2007 yılı emlak vergisi vergilendirme döneminden itibaren uygulanan indirimli emlak vergisi uygulaması, şikayetçinin söz konusu adreste ikamet etmediği gerekçesiyle, 2016-2019 yıllarını kapsayan döneme ait 572,84 TL.

emlak vergisi tahakkuk ettirilmek suretiyle sonlandırıldığı anlaşılmıştır. Şikayetçi, ikametinin

Buharevler Sokak No: adresi olduğunu beyan ederek söz konusu emlak vergisi tahakkuklarının iptal edilerek indirimli emlak vergisi uygulamasının devam ettirilmesini idareden 13/09/2019 tarihli dilekçeyle talep ettiği, idarenin de 24/09/2019 tarihli ve sayılı cevap niteliğindeki yazıyla 2016-2019 yılları arası tahakkuk ettirilen tutarın iptal edilmeyeceği ancak 2020 yılından itibaren muafiyetten tekrar yararlandırılacağının bildirildiği tespit edilmiştir. Bununla birlikte idarece Kurumumuza gönderilen cevabi yazıda yapılan değerlendirmede; şikayetçinin 2020 yılından itibaren muafiyet uygulamasının tekrar yapılacağına ilişkin kayda da rastlanmamıştır.

20. Diğer taraftan, şikayetçinin eşinin evinde ikamet ettiğinden muafiyetten yararlandırılmamasına yönelik incelemede; idarece, şikayetçinin birden fazla gayrimenkulünün bulunduğuna, ya da muafiyetten yararlandırılmayan gayrimenkulün yazlık, kışlık vs. şeklinde kullanıldığına yahut gelir getirici şekilde kiraya verildiğine dair somut bilgi ve belgede ortaya konamamıştır. Dolayısıyla şikâyetçinin geçmişe dönük olarak indirimli bina vergisi oranı (sıfır) uygulamasından yararlanıp yararlanamayacağına ilişkin olarak, adı geçen Belediyece 57 Seri No.lu Tebliğde öngörülen düzenleme doğrultusunda ilgili kurum ve kuruluşlardan bir teyit alınmadan, söz konusu gayrimenkulde ikamet şartının öne sürülmesinin makul olmadığı, dolayısıyla şikâyetçinin ilgili mevzuat uyarınca indirimli bina vergisinden yararlandırılması gerektiği tespit edilmiştir.

21. Benzer şekilde oluşan bir ihtilafa (Emeklinin eşinin de bir evi olması halinde indirimli emlak vergisi oranından yararlanıp yararlanamayacağı hakkında); İstanbul Vergi Dairesi

Başkanlığı’nca verilen 06/04/2011 tarihli ve 246 sayılı özelgede ; “…38 Seri No.lu Emlak

Vergisi Kanunu Genel Tebliğinin I/3 bölümünün (a) bendinde, “İndirimli vergi oranının uygulanması için meskende bizzat oturma şartı aranmamaktadır. Bu nedenle, sahip olduğu tek meskeni kiraya verip, kirada oturanlar da diğer şartları taşımaları kaydıyla indirimli vergi oranından faydalanabileceklerdir.”, (e) bendinde de, “Sosyal güvenlik kurumlarından emekli, dul, yetim, ölüm ve malûliyet aylığı alanların, bu aylıkları dışında başka gelirlerinin bulunması halinde, bunların meskenine indirimli vergi oranı uygulanmayacaktır. Mükelleflerin gelir getirmeyen işyeri, arsa ve araziye sahip olmaları, indirimli vergi oranından yararlanmalarına engel teşkil etmemektedir.” “…Diğer taraftan, eşinize ait meskenin kiraya verilmemesi ve bu meskenden gelir elde edilmemesi durumunda ise her iki mesken için de indirimli emlak vergisi oranı (sıfır) uygulanması gerekmektedir.” denilerek şikayetçi ile benzer durumda olan başvurana olumlu cevap verildiği, anlaşılmıştır.

22. Yukarıdaki paragraflarda izah edildiği üzere; ilgili İdare, Emlak Vergisi Kanunu 8 inci maddesinde zikredilen geliri sosyal güvenlik kurumundan aldığı aylıktan ibaret bulunan şikayetçi hakkında; muafiyet işlemini iptal ederek ve şikâyetçinin talebini reddederek, hukuka aykırı işlem tesis etmiş ve şikâyetçinin konuyla ilgili olarak mağduriyet yaşamasına sebebiyet vermiştir.

23. Şikâyetçinin iddiaları, İdarenin açıklamaları, ilgili mevzuat hükümleri ile tüm dosya kapsamındaki bilgi ve belgeler birlikte değerlendirildiğinde; şikâyetçinin indirimli (sıfır)

bina vergisi oranından yaralanabiliyorken şikayetçinin durumunda bir değişiklik olmadan idarece, 2016-2019 yılları arasında emlak vergisi tahakkuk ettirilmesinin hukuka ve hakkaniyete aykırı olduğu, şikâyetçinin indirimli (sıfır) bina vergisi oranından yararlandırılması gerektiği tespit edilmiştir.

B. İyi Yönetim İlkeleri Yönünden Değerlendirme 24. İyi yönetim ilkelerine, 28/03/2013 tarihli ve 28601 mükerrer sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan Kamu Denetçiliği Kurumu Kanununun Uygulanmasına İlişkin Usul ve Esaslar

Hakkında Yönetmeliğin “İyi yönetim ilkeleri” başlıklı 6 ncı maddesinde yer verilmiştir. Söz konusu ilkeler yönünden yapılan değerlendirmeler neticesinde şikâyetçinin dilekçesine Çorum

Belediye Başkanlığı tarafından verilen cevaplarda, şikâyetçiye hangi sürede hangi mercilere başvurabileceği bilgisinin verilmediği görülmüş olup, ilgili İdarenin “karara karşı başvuru yollarının gösterilmesi” ilkesine uymadığı tespit edilmiştir.

25. Ayrıca, yukarıdaki paragraflarda değinildiği üzere; adı geçen İdare, Emlak Vergisi Kanunu

Tebliğlerinde öngörülen yükümlülüklerini yerine getirmeyerek şikâyetçinin mağduriyet yaşamasına sebebiyet vermiştir. İdarenin bu şekildeki uygulamasının, iyi yönetim ilkelerinden; “kanunlara uygunluk” ve “haklı beklentiye uygunluk” ilkelerine uygun olmadığı tespit edilmiştir. İdarenin söz konusu ilkelere uygun davranması önerilmektedir.

VI. HAK ARAMA ÖZGÜRLÜĞÜNE İLİŞKİN AÇIKLAMA

26. 6328 sayılı Kanunun 21 inci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca, bu Tavsiye Kararının idareye tebliğ tarihinden itibaren 30 gün içinde idare tarafından herhangi bir eylem ya da işlem tesis edilmezse (varsa) dava açma süresinden kalan süre işlemeye devam edecek olup Çorum

Vergi Mahkemelerinde yargı yolu açıktır.

VII. KARAR

Yukarıda açıklanan gerekçe ve dosya kapsamına göre, BAŞVURUNUN KABULÜNE; Şikayetçi adına 2016-2019 yıllarına ilişkin olarak tahakkuk ettirilen vergi ve cezalarının iptal edilmesi ve şikayetçinin 2020 yılı itibariyle de indirimli (sıfır) bina vergisi oranından yararlandırılması hakkında yeniden değerlendirme yapılması hususunda; ÇORUM

BELEDİYE BAŞKANLIĞINA TAVSİYEDE BULUNULMASINA,

Kararın, BAŞVURANA ve ÇORUM BELEDİYE BAŞKANLIĞINA tebliğine,

6328 sayılı Kamu Denetçiliği Kurumu Kanununun 20 nci maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca,

idare tarafından bu karar üzerine tesis edilecek işlemin otuz gün içinde Kurumumuza bildirilmesinin zorunlu olduğuna, Türkiye Cumhuriyeti Kamu Başdenetçisince karar verildi.

e-imzalıdır

Şeref MALKOÇ

Kamu Başdenetçisi