ÖZET: Bu Danıştay kararında, başvuranın Emniyet Genel Müdürlüğü’nde teknisyen yardımcısı olarak çalıştığı ve 2828 sayılı Kanun kapsamında sosyolog kadrosuna atanma talebinin reddedilmesi üzerine yargıya başvurduğu belirtilmektedir. İzmir Bölge İdare Mahkemesi, başvuranın sosyolog kadrosuna atanması gerektiğine dair bir karar vermiştir. Ancak, Emniyet Genel Müdürlüğü, bu kararı uygulamaktan kaçınmıştır. Anayasa’nın 138. maddesi gereğince, idarenin yargı kararlarını uygulama yükümlülüğü olduğu vurgulanmış ve bu yükümlülüğün ihlalinin başvuranın adil yargılanma hakkını ihlal ettiği sonucuna varılmıştır. Sonuç olarak, başvuranın sosyolog unvanına atanması yönünde Emniyet Genel Müdürlüğü’ne tavsiyede bulunulmuştur. Bu durum, idarenin mahkeme kararlarını yerine getirmesi gerektiğini ve yargı kararlarının uygulanmamasının hukuka aykırı olduğunu göstermektedir.

TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ KAMU DENETÇİLİĞİ KURUMU (OMBUDSMANLIK)

SAYI : 2021/13557-S.21.21763

BAŞVURU NO : 2021/7565

KARAR TARİHİ : 22/09/2021

TAVSİYE KARARI

BAŞVURUYA KONU İDARE : EMNİYET GENEL MÜDÜRLÜĞÜ

Yargı kararının yerine getirilmesi talebi hk.

BAŞVURUNUN KONUSU :

BAŞVURU TARİHİ : 11/04/2021

I. BAŞVURANIN İDDİA VE TALEPLERİ

1. Başvuran, Emniyet Genel Müdürlüğünde 2828 sayılı Kanun kapsamında yardımcı hizmetler sınıfında teknisyen yardımcı olarak çalışmakta olduğunu, 2828 sayılı Kanunun geçici 16 ncı maddesi kapsamında sosyolog, programcı veya bilgisayar işletmeni unvanlı kadrolardan birine atamasının yapılması yönünde talebinin reddedilmesi üzerine dava yoluna başvurduğunu, ilk derece mahkemesince lehine karar verilmesi üzerine ilgili idarece bilgisayar işletmeni unvanına atamasının yapıldığını, söz konusu yargı kararına ilişkin istinaf başvuru üzerine yargı kararının gerekçesi değiştirilerek kararın kesinleştiğini ve söz konusu yargı kararı gereğince sosyolog unvanına atanması gerekmekte iken atamasının yapılmadığını belirerek mahkeme kararına uygun olarak sosyolog unvanına atamasının yapılmasını talep etmektedir.

II. İDARENİN BAŞVURUYA İLİŞKİN AÇIKLAMALARI

2. Başvuruya konu iddialar hakkındaki bilgi ve belge talep yazımıza istinaden Emniyet Genel

Müdürlüğü tarafından gönderilen 22/6/2021 tarih ve – sayılı cevabi yazıda özetle;

2.1. Başvuranın atanma sürecinde yapılan iş ve işlemlere ilişkin olarak; 2828 sayılı Sosyal Hizmetler

Kanununa eklenen geçici 16 ncı madde kapsamında Personel Daire Başkanlığınca gerekli çalışmaların yapıldığı, merkez ve taşra birimlerinden temin edilen ihtiyaç bildirimlerinin Genel Müdürlüğün boş kadroları çerçevesinde tetkik edilmesi sonucunda; (6) Sosyal Çalışmacı, (9) Programcı, (3) Hemşire, (60)

Tekniker ve (199) Teknisyen olmak üzere toplam (277) kadro için atama yapılmasının planlandığı ve

30.11.2018 tarihinde tüm teşkilata duyurulduğu, bu kapsamda alınan tercihleri doğrultusunda öğrenim

durumları uygun olduğu belirlenen (181) personelin atamalarının Bakanlık Makamının 12.03.2019 tarihli

Oluru ile yapıldığı,

2.2. Bu süreçte ilgilinin “Sosyal Çalışmacı” unvanına müracaat ettiği, öğrenim durumu incelendiğinde de

“Sosyoloji” bölümü mezunu olduğu kayıtların tetkikinden anlaşıldığı, ancak 14.06.1990 tarihli

Yükseköğretim Yürütme Kurulu toplantısında; 2547 sayılı Kanunun 2880 sayılı Kanunla değişik 43/b maddesi uyarınca, Üniversitelerarası Kurul Başkanlığının görüşü de dikkate alınarak, Sosyal Hizmetler

Bölümü mezunlarının Sosyal Hizmet Uzmanı (Sosyal Çalışmacı) unvanını kullanmasına karar verildiğinden adı geçen personelin öğrenim durumunun bahse konu “Sosyal Çalışmacı ” unvanına uygun olmadığının değerlendirildiği,

2.3. 2828 Sayılı Kanunun Geçici 16. maddesi kapsamında “Sosyolog, Programcı veya Bilgisayar işletmeni

” kadrolarından uygun olana atanma talebini içeren dilekçesine cevap verildiği, bu kapsamda adı geçen personel tarafından Genel Müdürlük aleyhine işlemin iptali için açılan davada Aydın 1. İdare Mahkemesi

Başkanlığınca E: / K: / sayı ile ‘‘…dava konusu işlemin iptaline…” dair karar verildiğinden

18.05.2020 tarihli atama onayı ile başvuranın bilgisayar işletmeni kadrosuna atamasının yapıldığı, ayrıca

bahse konu karara karşı istinaf yoluna gidildiği,

2.4. Adı geçenin “Bilgisayar İşletmeni” kadrosuna atama işleminin; Aydın 1.İdare Mahkemesi

Başkanlığınca “…davacının Programcı kadrosuna başvurusunun bulunmadığı ve bilgisayar işletmeni ve sosyolog kadrosuna da personel ihtiyacı bulunmadığı gerekçesiyle atanma talebinin reddine ilişkin dava konusu işlemde hukuka uyarlılık bulunmadığı sonucuna ulaşılmıştır.” denilmek suretiyle verilen iptal kararı, ilgili personelin “Sosyolog, Programcı veya Bilgisayar İşletmeni” kadrolarından uygun olana atanma talebi ve Genel Müdürlük nezdinde “Bilgisayar İşletmeni, Sosyolog ve Programcı” unvanlarından en fazla boş kadronun “Bilgisayar İşletmeni ” unvanında olması sebebiyle yapıldığı,

2.5. Sosyolog unvanına atanma talebinin reddedilmesine ilişkin; Aydın 1. İdare Mahkemesinin kararına karşı Genel Müdürlükçe yapılan istinaf başvurusunda İzmir Bölge İdare Mahkemesi 1. İdari Dava

Dairesinin E: / – K: / sayılı kararı ile; “…sonucu itibariyle Personel Daire Başkanlığınca uygun bulunan Aydın 1. İdare Mahkemesinin 06.02.2020 gün ve E: / , K: / sayılı kararın kaldırılmasını gerektirecek nitelikte bulunmadığından istinaf talebinin reddine… ” dair karar verildiği,

2.6. Bahse konu kararın, personelin “Bilgisayar İşletmeni” kadrosuna atanmasına itirazı sonucu değil, Genel Müdürlükçe Aydın 1. İdare Mahkemesinin kararına karşı istinaf yoluna gidilmesi neticesinde verildiği, bu doğrultuda istinaf başvurusu sonucunda verilen kararın uygulayıcı değil, bir alt mahkemece verilen kararın onaylayıcı olarak göz önünde bulundurulması gerektiği,

2.7. Diğer yandan Genel Müdürlük Merkez ve Taşra Teşkilatında çalışan sivil memurların görevde yükselme ve unvan değişikliğine ilişkin iş ve işlemlerin, Emniyet Teşkilatında Emniyet Hizmetleri Sınıfı

Dışındaki Görevli Personelin Görevde Yükselme ve Unvan Değişikliği Esaslarına Dair Yönetmelik hükümleri kapsamında yapılmakta olduğu, Yönetmeliğin “Görevde Yükselme ve Unvan Değişikliğine Tabi

Görev Grupları” başlığı altındaki 5 inci maddenin altında belirtilen unvanlar arasında “Sosyolog” unvanının olmadığı, 2828 sayılı Kanun kapsamında teşkilata alınan personelin de bahse konu Yönetmeliğe tabi olduğu göz önünde bulundurulduğunda, “Sosyolog” unvanına unvan değişikliği suretiyle geçiş yaptırılmasının ilgili mevzuat hükümleri gereğince mümkün olmadığının anlaşıldığı,

2.8. Ayrıca Genel Müdürlüğe “Sosyolog” unvanlı kadronun tahsisinin ilk kez 13/04/2019 tarihinde

Cumhurbaşkanlığınca (2) adet olarak yapıldığı, sonrasında yapılan değerlendirmede 26/12/2019 tarihinde (10) Sosyolog kadrosu daha Cumhurbaşkanlığınca Genel Müdürlük Merkez Teşkilata tahsis edildiği, bahsedilen tüm Sosyolog kadrolarının Genel Müdürlükçe 2828 sayılı Kanun kapsamında yapılan planlama ve atama çalışmalarından sonraki süreç içerisinde meydana gelen gelişmelere bağlı olarak talep edildiği ve tahsisin buna göre yapıldığı, devamında da 2019/4. Dönem personel alımı kapsamında (10) adet Sosyolog

alımına çıkıldığının anlaşıldığı,

2.9. Öte yandan 2019/4. Dönem Sosyolog alımı şartlarına bakıldığında Sosyolog unvanına atanmak için

Sosyoloji bölümünü bitirmenin yanında (KPSS-2018 P3-70) taban puan şartının arandığı, müracaat edenler arasından KPSS puanı en yüksek olan adaydan başlamak suretiyle ihdas edilen kadronun (5) katı kadar adayın mülakata girmeye hak kazandığı, (6) kişiden oluşan ve aralarında uzman üye olarak Polis Akademisi

Başkanlığında görevli akademik unvanı “Doçent Doktor” olan (1) Sosyoloğun da bulunduğu Mülakat

Komisyonu tarafından çağrılan adayların mülakata tabi tutularak yeterli görülenlerin atamasının yapıldığının anlaşıldığı,

2.10. Bahse konu süreçte Genel Müdürlük Merkez ve Taşra Teşkilatı birimlerinden alınan ihtiyaç bildirimlerinde “Sosyolog” unvanına dair herhangi bir talebin bulunulmaması ve Sosyal Hizmetler Kanunu

Kapsamında Tanınan İstihdam Hakkının Kullanımına İlişkin Yönetmelikte Değişiklik Yapılmasına Dair

Yönetmeliğinin 10. Maddesi hükümleri gereğince bahse konu Kanunun yürütülmesi aşamasında idareye açıkça “Takdir Yetkisi” verildiğinden adı geçen personelin ilgili unvana atanmasının uygun bulunmadığı,

2.11. Her ne kadar davacının “Sosyolog” unvanına atanma talebine ret cevabı verilmiş olsa da bahse konu

Kanunun öngördüğü yasal süre içerisinde kadro durumları ve ihtiyaç bildirimleri çerçevesinde ilgili unvana planlama yapılması durumunda talebinin değerlendirilebileceği

açıklamalarına yer verilmiştir.

III. İLGİLİ MEVZUAT

3. 2709 sayılı T.C. Anayasası’nın,

3.1. “Cumhuriyetin nitelikleri” başlıklı 2 nci maddesinde; “Türkiye Cumhuriyeti, toplumun huzuru, millî dayanışma ve adalet anlayışı içinde, insan haklarına saygılı, Atatürk milliyetçiliğine bağlı, başlangıçta belirtilen temel ilkelere dayanan, demokratik, lâik ve sosyal bir hukuk Devletidir.”,

3.2. “Hak arama hürriyeti” başlıklı 36 ncı maddesinde; “Herkes, meşrû vasıta ve yollardan faydalanmak suretiyle yargı mercileri önünde davacı veya davalı olarak iddia ve savunma ile adil yargılanma hakkına sahiptir.

Hiçbir mahkeme, görev ve yetkisi içindeki davaya bakmaktan kaçınamaz.”,

3.3. “Dilekçe, bilgi edinme ve kamu denetçisine başvurma hakkı” başlıklı 74 üncü maddesinin üçüncü ve dördüncü fıkrasında; “Herkes, bilgi edinme ve kamu denetçisine başvurma hakkına sahiptir. Türkiye

Büyük Millet Meclisi Başkanlığına bağlı olarak kurulan Kamu Denetçiliği Kurumu idarenin işleyişiyle ilgili şikâyetleri inceler.”,

3.4. “Mahkemelerin bağımsızlığı” başlıklı 138 inci maddesinin son fıkrasında; “Yasama ve yürütme organları ile idare, mahkeme kararlarına uymak zorundadır; bu organlar ve idare, mahkeme kararlarını hiçbir suretle değiştiremez ve bunların yerine getirilmesini geciktiremez.”,

4. 14/6/2012 tarihli ve 6328 sayılı Kamu Denetçiliği Kurumu Kanununun “Kurumun Görevi” başlıklı

5 inci maddesinin birinci fıkrasında; “Kurum, idarenin işleyişiyle ilgili şikâyet üzerine, idarenin her türlü

eylem ve işlemleri ile tutum ve davranışlarını; insan haklarına dayalı adalet anlayışı içinde, hukuka ve hakkaniyete uygunluk yönlerinden incelemek, araştırmak ve idareye önerilerde bulunmakla görevlidir.”,

5. 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun

5.1. 28 inci maddesinde: “(1)Danıştay, Bölge İdare Mahkemeleri, İdare ve Vergi Mahkemelerinin esasa ve yürütmenin durdurulmasına ilişkin kararlarının icaplarına göre idare gecikmeksizin işlem tesis etmeye veya eylemde bulunmaya mecburdur. Bu süre hiçbir şekilde kararın idareye tebliğinden başlayarak otuz (30) günü geçemez.”,

5.2. “İstinaf” başlıklı 45 inci maddesinde, “1. İdare ve vergi mahkemelerinin kararlarına karşı, başka kanunlarda farklı bir kanun yolu öngörülmüş olsa dahi, mahkemenin bulunduğu yargı çevresindeki bölge idare mahkemesine, kararın tebliğinden itibaren otuz gün içinde istinaf yoluna başvurulabilir. Ancak, konusu beş bin Türk lirasını geçmeyen vergi davaları, tam yargı davaları ve idari işlemlere karşı açılan iptal davaları hakkında idare ve vergi mahkemelerince verilen kararlar kesin olup, bunlara karşı istinaf yoluna başvurulamaz.

2. İstinaf, temyizin şekil ve usullerine tabidir. İstinaf başvurusuna konu olacak kararlara karşı yapılan kanun yolu başvurularında dilekçelerdeki hitap ve istekle bağlı kalınmaksızın dosyalar bölge idare mahkemesine gönderilir.

3. Bölge idare mahkemesi, yaptığı inceleme sonunda ilk derece mahkemesi kararını hukuka uygun bulursa istinaf başvurusunun reddine karar verir. Karardaki maddi yanlışlıkların düzeltilmesi mümkün ise gerekli düzeltmeyi yaparak aynı kararı verir.

4. Bölge idare mahkemesi, ilk derece mahkemesi kararını hukuka uygun bulmadığı takdirde istinaf başvurusunun kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına karar verir. Bu hâlde bölge idare mahkemesi işin esası hakkında yeniden bir karar verir. İnceleme sırasında ihtiyaç duyulması hâlinde kararı veren mahkeme veya başka bir yer idare ya da vergi mahkemesi istinabe olunabilir. İstinabe olunan mahkeme gerekli işlemleri öncelikle ve ivedilikle yerine getirir.”

hükümleri düzenlenmiş bulunmaktadır.

IV. KAMU DENETÇİSİ SADETTİN KALKAN’IN KAMU BAŞDENETÇİSİ’NE ÖNERİSİ

6. Kamu Denetçisi tarafından yapılan inceleme ve araştırma neticesinde; başvuranın talebinin kabulü ve tavsiyede bulunulması yönünde öneri, Kamu Başdenetçisi’ne sunulmuştur.

V. DEĞERLENDİRME VE GEREKÇE

A. Hukuka, Hakkaniyete ve İnsan Haklarına Uygunluk Yönünden Değerlendirme

7. Başvuran, Emniyet Genel Müdürlüğünde teknisyen yardımcısı olarak çalıştığını, 2828 sayılı Kanun kapsamında atamasının bilgisayar işletmenliği kadrosuna yapıldığını, söz konusu atamanın İzmir Bölge

İdare Mahkemesi tarafından bozularak atamasının sosyolog kadrosuna yapılmasına karar verdiğini belirterek atamasının sosyolog kadrosuna yapılmasını talep etmektedir.

8. Hukuk devleti; insan haklarına dayanan, bu hak ve özgürlükleri koruyup güçlendiren, eylem ve işlemleri hukuka uygun olan, her alanda adaletli bir hukuk düzeni kurup bunu geliştirerek sürdüren, hukuki güvenliği sağlayan, Anayasa’ya aykırı durum ve tutumlardan kaçınan, hukuku tüm devlet organlarına egemen kılan, Anayasa ve kanunlarla kendini bağlı sayan, yargı denetimine açık olan devlettir (Anayasa Mahkemesi

E.2013/44, K. 2013/59, Resmi Gazete Tarihi: 02/05/2013). Kanun koyucu, Anayasa’nın 138 inci ve İdari

Yargılama Usulü Kanunun 28 inci maddesi ile yargı kararlarının her ne gerekçe ile olursa olsun

uygulanmamasından idareyi sorumlu tutmuş ve idarenin yargı kararlarını uygulaması hususunda idareye anayasal ve kanuni bir zorunluluk yüklenmiş olup, idarenin kararı uygulama yükümlülüğü devam ettikçe,

yargı kararının uygulanmamasından doğan sorumluluğun da devam edeceği vurgulanmıştır (Bkz:

2017/5018 başvuru numaralı ve 24/10/2017 tarihli Tavsiye Kararı).

9. Anayasa Mahkemesinin 14/01/2010 tarihli ve E. 2009/27, K. 2010/9 sayılı kararında; “Anayasa’nın 36.

maddesinde ifade edilen hak arama özgürlüğü, diğer temel hak ve özgürlüklerden gereken şekilde yararlanılmasını ve bunların korunmasını sağlayan en etkili güvencelerden biri olmakla birlikte aynı zamanda toplumsal barışı güçlendiren, bireyin adaleti bulma, hakkı olanı elde etme, haksızlığı önleme uğraşının da aracıdır. Hak arama özgürlüğü ve adil yargılanma hakkı, sadece yargı mercileri önünde davacı ve davalı olarak iddia ve savunmada bulunma hakkını değil, yargılama sonunda hakkı olanı elde etmeyi de kapsayan bir haktır.” ifadeleri kullanılmıştır.

10. Anayasa’nın 138 inci maddesi ile yargı kararlarının ne olursa olsun uygulanmamasından idarenin sorumlu tutulduğu görülmektedir. Öte yandan idarenin kararı uygulama yükümlülüğü devam ettikçe, yargı kararının uygulanmamasından doğan sorumluluğunun da devam edeceği bir gerçektir. Dolayısıyla, İdarenin mahkeme kararlarını uygulaması Anayasal ve kanuni bir zorunluluktur. İdarenin kararı uygulama yükümlülüğü devam ettikçe, yargı kararının uygulanmamasından doğan sorumluluğu da devam edecektir. Yukarıda anılan Anayasa Mahkemesi kararından; Anayasanın 36 ncı maddesinde yer alan ‘hak arama hürriyeti’nin yalnızca yargı mercileri karşısında davalı veya davacı olma sıfatını değil aynı zamanda mahkeme nezdinde verilmiş olan kararın idari mercilerce gereğinin yerine getirilmesini de kapsadığı anlaşılmakta olup, ayrıca mahkeme kararlarının icaplarına uygun olarak uygulanması yargılama sürecinin devamı niteliğinde görülerek yargılama sürecini tamamlayan ve yargılamanın bir anlam ve sonuç doğurmasını sağlayan unsur olarak nitelendirildiği görülmektedir.

11. Başvuru konusu olayda,

11.1. Teknisyen yardımcısı olarak görev yapmakta olan başvuran, 14/7/2019 tarihli dilekçe ile 2828 sayılı

Kanunun geçici 16 ncı maddesi gereğince, öğrenimine uygun olarak sosyolog, programcı veya bilgisayar işletmeni unvanlardan birine atamasının yapılmasını talep etmiş, ilgili idarece, başvuranın programcı kadrosuna müracaat etmediği, sosyoloji ve bilgisayar işletmeni kadrolarına da personel ihtiyacı bulunmadığından söz konusu talebin 24/7/2019 tarihli yazı ile reddedilmesi üzerine dava yoluna başvurulmuş;

11.2. Aydın 1. İdare Mahkemesinin 6/2/2020 tarihli ve E: / , K: / sayılı kararında, “…davacının, 01.07.2013 tarihinde Açıköğretim Fakültesi 4 yıllık sosyoloji eğitimini tamamlayarak diplomasını aldığı, ayrıca Milli Eğitim Bakanlığınca onaylı 400 saatlik Bilgisayar Programcısı ve

Bilgisayar İşletmenliği sertifikalarını da edindiği, davacının diploması ve sertifikalarının İçişleri Bakanlığı

Emniyet Genel Müdürlüğü Personelinin Görevde Yükselme, Unvan Değişikliği ve Yer Değiştirme Suretiyle

Atanması Hakkında Yönetmeliğinin 9. maddesinde yer verilen programcı, sosyal çalışmacı için aranılan öğrenim şartını karşıladığı, dolayısıyla sosyal çalışmacı ve programcı unvanlarının davacı açısından öğrenimle ihraz edilen unvan kapsamında yer aldığı sonucuna varılmakla; 2828 sayılı Sosyal Hizmetler

Kanunu’nun geçici 16. maddesinde, bu Yasanın Ek 1.maddesi kapsamında ataması yapılan ve fiilen görevde bulunanların, bu maddenin yürürlüğe girdiği 27.03.2018 tarihi ve öğrenin] durumları itibarıyla ihraz ettikleri unvanlara kuramların kadro ve ihtiyaçları göz önünde bulundurularak atanacakları düzenlenmiş olup, belirtilen şartların sağlanması ve boş kadro bulunması halinde idarenin bağlı yetki içerisinde atama yapmakla yükümlü kılındığı, bu anlamda anılan Yasanın Ek 1. maddesi kapsamında göreve başlayan davacının 01.07.2013 tarihinde Açıköğretim Fakültesi Sosyoloji Bölümü diploması ile ayrıca

Bilgisayar Programcılığı ve Bilgisayar İşletmenliği Sertifikaları alarak “Sosyal Çalışmacı” ve

“Bilgisayar Programcısı” unvanlarını ihraz etmesi ve atanma talebinde bulunduğu tarihlerde boş 6 adet sosyal çalışmacı ve 9 adet programcı kadrosunun bulunduğu hususları göz önüne alındığında, davacının programcı, bilgisayar işletmeni, sosyolog kadrolarına atanmak istemiyle yapmış olduğu başvurusu hakkında 2828 sayılı Sosyal Hizmetler Yasasına 7103 sayılı Yasa’nın 25. maddesiyle eklenen geçici 16.

madde kapsamında değerlendirme yapılarak işlem tesis edilmesi gerekirken, davacının programcı kadrosuna başvurusunun bulunmadığı ve bilgisayar işletmeni ve sosyolog kadrosuna da personel ihtiyacı bulunmadığı gerekçesiyle atanma talebinin reddine ilişkin dava konusu işlemde hukuka uyarlık bulunmadığı sonucuna ulaşılmıştır.” gerekçesiyle dava konusu işlemin iptaline karar verilmiş, söz konusu kararda başvuranın bilgisayar işletmeni unvanı için gerekli şartları taşıdığına ilişkin herhangi bir değerlendirmeye yer verilmemiş,

11.3. Söz konusu yargı kararı gereğince ilgili idarece başvuranın bilgisayar işletmeni unvanlı kadroya ataması yapılmış, aynı zamanda istinaf yoluna başvurulmuş,

11.4. İzmir Bölge İdare Mahkemesi 1. İdare Dava Dairesinin 28/1/2021 tarihli ve E: / , K: / sayılı kararında, “Davacının programcı ve bilgisayar İşletmeni kadrosuna atanma talebinin incelenmesinden; Belirtilen bu durum itibarıyla, davacının atanmak istediği bilgisayar işletmeni kadrosunun öğrenimle ihraz edilerek atama yapılabilecek unvanlı kadrolar arasında yer almayıp Emniyet Teşkilatında Emniyet

Hizmetleri Sınıfı Dışındaki Görevli Personelin Görevde Yükselme ve Unvan Değişikliği Esaslarına Dair

Yönetmeliği kapsamında görevde yükselmeye tabi kadrolar arasında sayıldığı, 22.04.2019 tarihinde bitirdiği Bilgisayar Programcısı Yetiştirme Kursu neticesinde düzenlenen Kurs Bitirme Belgesinin bulunduğu görülmekte ise de, 2828 sayılı Kanun uyarınca atama yapılırken ilgilinin söz konusu düzenlemenin yürürlüğe girdiği 27.03.2018 tarihindeki öğrenim durumunun esas alınması gerektiğinden ve bu tarih (27.03.2018) itibariyle davacı anılan programı tamamlamadığından, söz konusu kurs bitirme belgesinin 2828 sayılı Kanunun Geçici 16. maddesi uyarınca davacının atanması sırasında dikkate alınmasının olanaklı olmadığı hususları birlikte değerlendirildiğinde, davacının, 2828 sayılı Kanun’a 27.03.2018 günlü 7103 sayılı Kanun’un 25.maddesi ile eklenen Geçici 16.maddesi uyarınca programcı veya bilgisayar işletmeni kadrosuna atanmak istemiyle yaptığı başvurunun reddine ilişkin işlemde hukuka aykırılık görülmemiştir.

Davacının sosyolog kadrosuna atanma talebinin incelenmesinden; Davacının, Anadolu Üniversitesi Açıköğretim Fakültesi dört yıl süreli Sosyoloji Bölümü’nü 03.06.2013 tarihinde tamamladığı, bu itibarla da “sosyolog” unvanını ihraz ettiği, İçişleri Bakanlığı Personeli

Görevde Yükselme ve Unvan Değişikliği Usul ve Esaslarına Dair Yönetmelikte de sosyolog kadrosunun unvan değişikliğine tabi kadrolar arasında sayıldığı, 13/04/2019 tarih ve 30744 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan 2019/76 sayılı Cumhurbaşkanlığı Kararında 2 adet sosyolog kadrosu ihdas edildiği, öte yandan 2019/4. Dönem Emniyet Genel Müdürlüğü personel alımı duyurusunda da 10 adet sosyolog alınacağının belirtildiği anlaşıldığından, davacının 2828 sayılı Kanun’a 27.03.2018 günlü 7103 sayılı

Kanunun 25.maddesi ile eklenen Geçici 16.maddesi uyarınca sosyolog kadrosuna atanma istemiyle yaptığı başvurunun kadro ve ihtiyacın bulunmadığı gerekçesiyle reddine ilişkin işlemde hukuka uyarlık görülmemiştir.” gerekçeleriyle istinaf talebinin reddine karar verilmiş olup, ilgili mevzuat gereğince başvuranın bilgisayar işletmeni ve programcı unvanına atanması mümkün olmamakla birlikte sosyolog unvanına atanma talebinin reddedilmesinin hukuken yerinde olmadığı değerlendirilmiş,

11.5. Ancak ilgili idare tarafından istinaf başvurusu sonucunda verilen kararın uygulayıcı değil, bir alt mahkemece verilen kararın onaylayıcı olarak göz önünde bulundurulması gerektiği gerekçesiyle ilk derece

mahkemesi kararı gereğince başvuranın sosyolog unvanına atamasının yapılmadığı tespit edilmiştir.

12. 2577 sayılı Kanun ile düzenlenen istinaf, bir kanun yoludur. Bir davada kararın haksız, hukuka aykırı olduğunu düşünen tarafa, kararın bir üst derece mahkemesinde incelenmesi imkanını veren hukuki yol, kanun yolu olarak belirtilmektedir. İstinaf, ilk derece mahkemelerinin henüz kesinleşmemiş nihai kararlarının hem maddi hem de hukuki yönlerden denetlenerek, hukuka aykırılıkları ortadan kaldırmak için düzenlenmiş bir kanun yoludur (http://tbbdergisi.barobirlik.org.tr/m2011-96-1139, 9/9/2021). 2577 sayılı

Kanunda, istinafta, bölge idare mahkemelerinin, yaptığı inceleme sonunda ilk derece mahkemesi kararını hukuka uygun bulursa istinaf başvurusunun reddine karar vereceği, karardaki maddi yanlışlıkların düzeltilmesi mümkün ise gerekli düzeltmeyi yaparak aynı kararı vereceği; ilk derece mahkemesi kararını hukuka uygun bulmadığı takdirde ise istinaf başvurusunun kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına karar vereceği, bu hâlde bölge idare mahkemesi işin esası hakkında yeniden bir karar vereceği düzenlenmiştir.

13. Bu kapsamda, her ne kadar ilgili idare tarafından başvuranın Aydın 1. İdare Mahkemesi kararı gereğince bilgisayar işletmeni kadrosuna ataması yapıldığı belirtilse de, söz konusu yargı kararında bu yönde işlem yapılmasını gerektiren herhangi bir gerekçe bulunmamakla birlikte, söz konusu yargı kararındaki hukuka aykırılıkları tespit ederek farklı gerekçelerle dava hakkında yeniden karar veren İzmir Bölge İdare

Mahkemesi 1. İdare Dava Dairesinin başvuranın sosyolog unvanına atamasının yapılmasını gerektirir nitelikte gerekçe ile idarenin istinaf talebini reddettiği ancak ilgili idarenin başvuranın sosyolog unvanına atamasını yapmayarak söz konusu kararı uygulamadığı anlaşılmakta olup, bu itibarla başvuranın adil yargılanma hakkının ve dolayısıyla mahkemeye erişim hakkının ihlal edildiği değerlendirildiğinden, ilgili idarenin mahkeme kararını icaplarına göre yerine getirmemesi yönünde tezahür eden işleminin hukuka ve hakkaniyete aykırı olduğu sonuç ve kanaatine varılmıştır.

14. Yukarıda anlatılan hususlar, başvuranın iddiaları, idarenin konu ile ilgili açıklamaları, mevzuat, yargı kararları ve tüm dosya kapsamı birlikte göz önünde bulundurularak; başvuranın 288 sayılı

Kanun kapsamında sosyolog unvanına atanma talebinin reddedilmesine ilişkin verilen yargı kararı gereğince başvuranın bilgisayar işletmeni kadrosuna atamasının yapılmasının yargı kararlarının gereği gibi yerine getirilmesini sağlamadığı, bu itibarla başvuranın adil yargılanma hakkının ve dolayısıyla mahkemeye erişim hakkının ihlal edildiği değerlendirildiğinden, ilgili idareye tavsiyede bulunmak gerektiği sonucuna varılmıştır.

B. İyi Yönetim İlkeleri Yönünden Değerlendirme

15. İyi yönetim ilkelerine 28/03/2013 tarihli ve 28601 mükerrer sayılı Resmi Gazetede yayımlanan Kamu

Denetçiliği Kurumu Kanununun Uygulanmasına İlişkin Usul ve Esaslar Hakkında Yönetmeliğin “İyi yönetim ilkeleri” başlıklı 6 ncı maddesinde yer verilmiş olup; söz konusu ilkeler yönünden yapılan değerlendirmede, başvuru kapsamında, idarenin, başvurana ilişkin işlemlerle ilgili bilgi ve belgeleri süresi içerisinde ve gerekçeli olarak kurumumuza gönderdiği, bu anlamda “kararların gerekçeli olması” ve

“kararın geciktirilmeksizin bildirilmesi” ilkelerine uygun hareket ettiği ancak, yargı kararlarının gereği gibi yerine getirilmesine aykırı olarak işlemler tesis ettiği ve başvuru sahibine verdiği cevapta idari işleme karşı hangi sürede hangi mercie başvurabileceğini göstermediği bu nedenle de “kanunlara uygunluk” ve “karara karşı başvuru yollarının gösterilmesi” ilkelerine uymadığı tespit edildiğinden, idareden bundan böyle bu ilkelere uyması beklenmektedir.

VI. HAK ARAMA ÖZGÜRLÜĞÜNE İLİŞKİN AÇIKLAMA

16. 6328 sayılı Kanunun 21 inci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca, bu Tavsiye Kararının idareye tebliğ tarihinden itibaren 30 gün içinde idare tarafından herhangi bir eylem ya da işlem tesis edilmezse (varsa)

dava açma süresinden kalan süre işlemeye devam edecek olup Aydın İdare Mahkemelerinde yargı yolu açıktır.

VII. KARAR

Açıklanan nedenlerle BAŞVURUNUN KABULÜNE,

İzmir Bölge İdare Mahkemesi 1. İdare Dava Dairesinin 28/1/2021 tarihli ve E: / , K: / sayılı

Kararı gereğince başvuranın sosyolog unvanlı kadroya atamasının yapılması yönünde EMNİYET GENEL

MÜDÜRLÜĞÜNE TAVSİYEDE BULUNULMASINA,

6328 sayılı Kanun’un 20 nci maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca, EMNİYET GENEL

MÜDÜRLÜĞÜNCE bu karar üzerine tesis edilecek işlemin otuz gün içinde Kurumumuza ve başvurana bildirilmesinin zorunlu olduğuna,

Bu kararın BAŞVURANA ve EMNİYET GENEL MÜDÜRLÜĞÜNE tebliğine

Türkiye Cumhuriyeti Kamu Başdenetçisince karar verildi.

Şeref MALKOÇ

Kamu Başdenetçisi