|
ÖZET: Başvuran, Balıkesir’deki görev yerinde engel durumu ve can güvenliği endişeleri nedeniyle Trabzon’a nakil talep etmiştir. Ancak, Milli Eğitim Bakanlığı, başvuranın daha önce Rize’den Balıkesir’e engellilik gerekçesiyle atandığını ve bu nedenle yeni bir nakil talebinin kabul edilemeyeceğini belirtmiştir. Başvuran, Rize’deki husumetlilerinin Balıkesir’de de kendisini rahatsız ettiğini ifade ederek, can güvenliği ve engel durumu göz önünde bulundurularak naklinin yapılmasını istemektedir.
İlgili idare, başvuranın daha önceki nakil talebinin engellilik durumu nedeniyle yapıldığını ve bu durumun personel planlamasını olumsuz etkilediğini savunmaktadır. Ancak, başvuranın can güvenliği gerekçesiyle talebinin değerlendirilmediği görülmektedir. Kamu Denetçiliği Kurumu, başvuranın engel durumu ve can güvenliği endişelerini dikkate alarak, Milli Eğitim Bakanlığı’na nakil talebinin yeniden değerlendirilmesi yönünde tavsiyede bulunmuştur. Sonuç olarak, başvuranın engel durumu ve can güvenliği hususlarının göz önünde bulundurularak Trabzon’a tayininin yapılması talebi, ilgili idareye önerilmiştir. İdarenin bu tavsiyeye uyması ve kararını 30 gün içinde bildirmesi gerekmektedir. |
T.C. TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ KAMU DENETÇİLİĞİ KURUMU
(OMBUDSMANLIK)
SAYI : 2024/12447-S.24.18843
BAŞVURU NO : 2024/10627
KARAR TARİHİ : 14.11.2024
TAVSİYE KARARI
BAŞVURUYA KONU İDARE : MİLLİ EĞİTİM BAKANLIĞI
Devlet Memuru başvuranın, engel durumu ve can güvenliği
BAŞVURUNUN KONUSU :
gerekçesiyle nakil talebi hk.
BAŞVURU TARİHİ : 26.08.2024
I. BAŞVURANIN İDDİA VE TALEPLERİ
1. Kurumumuza yapılan başvuruda, başvuran; Balıkesir ili ilçesi
Lisesinde “Hizmetli” olarak çalıştığını, engel durumu gerekçesiyle Trabzon iline naklini istediğini ancak bu talebinin 26/09/2023 tarihinde Rize ilinde çalışmakta iken engel durumu nedeniyle halihazırda çalıştığı yere nakil yapmış olması ve 3 yıllık süre dolmadan yeniden nakil yapmasının mümkün olmadığı gerekçesiyle reddedildiğini, ayrıca ilk nakil talebini bir diğer açıdan Rize ilinde husumetlilerinin bulunması nedeniyle istediğini ve husumetlilerinin kendisini Balıkesir ilinde de rahatsız ettiklerini belirterek engel durumu ile can güvenliği hususlarının dikkate alınarak ve kişisel verilerinin gizliliğine dikkat edilerek Trabzon iline naklinin yapılmasını talep etmektedir.
II. İDARENİN BAŞVURUYA İLİŞKİN AÇIKLAMALARI
2. Kurumumuzun 13/09/2024 tarihli ve sayılı bilgi-belge isteme yazısına cevaben Milli
Eğitim Bakanlığı tarafından gönderilen 01/10/2024 tarihli ve sayılı cevabi yazı ve
eklerinde ilgili idare tarafından, özetle:
2.1. Devlet Memurlarının Yer Değiştirme Suretiyle Atanmalarına İlişkin Yönetmeliğin “Engellilik
Durumuna Bağlı Yer Değişikliği” başlıklı Ek-3 maddesinde, engelli memurların engellilik durumundan kaynaklanan gerekçelere dayalı olarak yer değiştirme talebinde bulunabileceği hususu düzenlense de kurumların bu talepleri kadro imkânları ve teşkilat yapıları dikkate alarak karşılayacağı, bu hakkın kullanımının mutlak ve sınırsız olmadığı, engellilik durumundan kaynaklanan gerekçelerin neler
olduğunun ve kurumların kadro imkânları ve teşkilat yapılarının uygun olup olmadığının her somut olayın özelliğine göre değerlendirilmesi gerektiği, 2.2. Öte yandan, idarelerin hangi hizmet biriminde olursa olsun kamu yararı ve hizmetin gereklerini dikkate alarak çalıştırdığı personelin hareketlerini düzenlemek durumunda ve mecburiyetinde olduğu, 2.3. Bu bağlamda, başvurana ilişkin bir örneği Ek’te gönderilen hizmet belgesinin incelenmesinden görüleceği üzere, 31/07/2009 tarihinde 3413 sayılı Kanun kapsamında kadrolu statüde hizmetli ünvanında ataması yapılarak İzmir ilinde göreve başlayan başvuranın, en son olarak Rize İl Millî Eğitim
Müdürlüğünden 26/09/2023 tarihinden yine engellilik durumuna bağlı olarak Balıkesir İl Millî Eğitim
Müdürlüğüne ataması yapılarak göreve başladığı, bu durumunda gerek görev yaptığı ilin gerekse atandığı ilin etkin ve verimli bir personel planlamasını yürütememesine neden olduğu ve norm durumlarını gösterir belgelerden görüleceği üzere Balıkesir ilinde Trabzon ilinden daha fazla hizmetli ihtiyacının bulunması nedeniyle yer değişikliği talebi doğrultusunda işlem tesis edilemediği, İfadelerine yer verildiği tespit edilmiştir.
III. İLGİLİ MEVZUAT
3. 18/10/1982 tarihli ve 2709 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın; 3.1. “Çalışma hakkı ve ödevi” başlıklı 49’uncu maddesinde, “Devlet çalışanların hayat seviyesini yükseltmek, çalışma hayatını geliştirmek için çalışanları korumak, çalışmayı desteklemek ve işsizliği önlemeye elverişli ekonomik bir ortam yaratmak için gerekli tedbirleri alır.” 3.2. “Sosyal güvenlik bakımından özel olarak korunması gerekenler” başlıklı 61’inci maddesinde;“…Devlet, sakatların korunmalarını ve toplum hayatına intibaklarını sağlayıcı tedbirleri alır.”, 3.3. “Dilekçe, bilgi edinme ve kamu denetçisine başvurma hakkı” başlıklı 74’üncü maddesinde, “…Herkes, bilgi edinme ve kamu denetçisine başvurma hakkına sahiptir. Türkiye Büyük Millet Meclisi
Başkanlığına bağlı olarak kurulan Kamu Denetçiliği Kurumu idarenin işleyişiyle ilgili şikâyetleri inceler…” , 3.4. “Milletlerarası andlaşmaları uygun bulma” başlıklı 90’ıncı maddesinin dördüncü fıkrasında; “Usulüne göre yürürlüğe konulmuş milletlerarası antlaşmalar kanun hükmündedir. Bunlar hakkında
Anayasaya aykırılık iddiası ile Anayasa Mahkemesine başvurulamaz. (Ek cümle: 7.5.2004-5170/7 md.)
Usulüne göre yürürlüğe konulmuş temel hak ve özgürlüklere ilişkin milletlerarası antlaşmalarla kanunların aynı konuda farklı hükümler içermesi nedeniyle çıkabilecek uyuşmazlıklarda milletlerarası antlaşma hükümleri esas alınır.”, 4. Birleşmiş Milletler Engellilerin Haklarına İlişkin Sözleşmenin; 4.1. “Genel İlkeler” başlıklı 3’üncü maddesinde;“(e) Fırsat eşitliği;…(f) Erişilebilirlik Sözleşme’nin dayandığı ilkeler arasında sayılmıştır.”,
4.2. “Ayrımcılık Yapılmaması ve Eşitlik” başlıklı 5’inci maddesinin dördüncü fıkrasında; “Engellilerin fiili eşitliğini hızlandırmak veya sağlamak için gerekli özel tedbirler işbu Sözleşme amaçları doğrultusunda ayrımcılık olarak nitelendirilmez.”, 4.3. “Erişebilirlik” başlıklı 9’uncu maddesinin birinci fıkrasında; “Taraf Devletler engellilerin bağımsız yaşayabilmelerini ve yaşamın tüm alanlarına etkin katılımını sağlamak ve engellilerin diğer bireylerle eşit koşullarda fiziki çevreye, ulaşıma, bilgi ve iletişim teknolojileri ve sistemleri dâhil olacak şekilde bilgi ve iletişim olanaklarına, hem kırsal hem de kentsel alanlarda halka açık diğer tesislere ve hizmetlere erişimini sağlamak için uygun tedbirleri alacaklardır. Erişim önündeki engellerin tespitini ve
ortadan kaldırılmasını da içeren bu tedbirler diğerlerinin yanında, aşağıda belirtilenlere de uygulanır:
(a) Binalar, yollar, ulaşım araçları ve okullar, evler, sağlık tesisleri ve işyerleri dâhil diğer kapalı ve açık tesisler; (b) Elektronik hizmetler ve acil hizmetler de dâhil olmak üzere bilgi ve iletişim araçları ile diğer hizmetler.” 4.4. “Bağımsız Yaşayabilme ve Topluma Dâhil Olma” başlıklı 19’uncu maddesinde; “İşbu Sözleşmeye
Taraf Devletler tüm engellilerin diğer bireylerle eşit koşullar altında toplum içinde yaşama hakkına sahip olduğunu kabul eder ve engellilerin bu haktan eksiksiz yararlanabilmeleri ve topluma tam katılımlarını kolaylaştırmak için gerekli tedbirleri etkin bir şekilde alır. Bu çerçevede aşağıdaki noktalara dikkat
edilmelidir:
(a) Engelliler diğer bireylerle eşit koşullar altında ikametgâhlarını ve nerede ve kiminle yaşayacaklarını seçme hakkına sahiptirler ve özel bir yaşama düzenine zorlanamazlar; (b) Engellilerin kişisel destek dâhil olmak üzere toplum içinde yaşamak ve topluma dâhil olmak için ihtiyaç duydukları konut içi, kurum içi ve diğer toplumsal destek hizmetlerine erişimleri sağlanmalı ve engellilerin toplumdan tecridi ve ayrı tutulması önlenmelidir; (c) Kamusal hizmet ve tesisler engellilere diğer bireylerle eşit şekilde açık olmalı ve onların ihtiyaçlarına yanıt verebilmelidir”, 5. Yine İnsan Hakları Evrensel Bildirgesinin 16’ncı ve Ekonomik, Sosyal ve Kültürel Haklara İlişkin
Uluslararası Sözleşmenin 10’uncu maddelerinde ailenin, toplumun doğal ve temel unsuru olduğu ve devlet tarafından korunmasının gerektiği belirtilmiş; Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin 8’inci maddesinde de herkesin, aile hayatına saygı gösterilmesi hakkına sahip olduğu kabul edilmiştir.
6. 14/6/2012 tarihli ve 6328 sayılı Kamu Denetçiliği Kurumu Kanununun “Kurumun Görevi” başlıklı 5’inci maddesinin birinci fıkrasında; “Kurum, idarenin işleyişiyle ilgili şikâyet üzerine, idarenin her türlü eylem ve işlemleri ile tutum ve davranışlarını; insan haklarına dayalı adalet anlayışı içinde, hukuka ve hakkaniyete uygunluk yönlerinden incelemek, araştırmak ve idareye önerilerde bulunmakla görevlidir.” 6.1. Kamu Denetçiliği Kurumu Kanununun Uygulanmasına ilişkin Usul ve Esaslar Hakkında
Yönetmeliği’nin “Karar verme süresi” başlıklı 36’ncı maddesinde; “Kurum, inceleme ve araştırmasını şikâyet tarihinden itibaren en geç altı ay içinde sonuçlandırır.”
7. 23/07/1965 tarihli ve 657 sayılı Devlet Memurları Kanununun; 7.1. “İstihdam şekilleri” başlıklı 4’üncü maddesinin birinci fıkrasının (A) bendinde; “Kamu
hizmetleri; memurlar, sözleşmeli personel, geçici personel ve işçiler eliyle gördürülür. A) Memur:
Mevcut kuruluş biçimine bakılmaksızın, Devlet ve diğer kamu tüzel kişiliklerince genel idare esaslarına göre yürütülen asli ve sürekli kamu hizmetlerini ifa ile görevlendirilenler, bu Kanunun uygulanmasında memur sayılır. Yukarıdaki tanımlananlar dışındaki kurumlarda genel politika tespiti, araştırma, planlama, programlama, yönetim ve denetim gibi işlerde görevli ve yetkili olanlar da memur sayılır.”, 7.2. “Yer değiştirme suretiyle atama” başlıklı 72’nci maddesinde; “… İlgili mevzuatı uyarınca verilecek rapora göre kendisi, eşi veya birinci derece kan hısımlığı bulunan bakmakla yükümlü olduğu aile fertleri engelli olan memurların engellilik durumundan kaynaklanan yer değiştirme taleplerinin karşılanması için düzenlemeler yapılır. …” 8. 1/7/2005 tarihli ve 5378 sayılı Engelliler Hakkında Kanunun; 8.1. “Amaç” başlıklı 1’inci maddesinde; “Bu Kanunun amacı; engellilerin temel hak ve özgürlüklerden faydalanmasını teşvik ve temin ederek ve doğuştan sahip oldukları onura saygıyı güçlendirerek toplumsal hayata diğer bireylerle eşit koşullarda tam ve etkin katılımlarının sağlanması ve engelliliği önleyici tedbirlerin alınması için gerekli düzenlemelerin yapılmasını sağlamaktır.”, 8.2. “Tanımlar” başlıklı 3’üncü maddesinin birinci fıkrasının (c) bendinde; “Engelli: fiziksel, zihinsel, ruhsal ve duyusal yetilerinde çeşitli düzeyde kayıplarından dolayı topluma diğer bireyler ile birlikte eşit koşullarda tam ve etkin katılımını kısıtlayan tutum ve çevre koşullarından etkilenen bireyi” aynı fıkranın (j) bendinde; “Makul düzenleme: Engellilerin insan haklarını ve temel özgürlüklerini tam ve diğer bireylerle eşit şekilde kullanmasını veya bunlardan yararlanmasını sağlamak üzere belirli bir durumda ihtiyaç duyulan, ölçüsüz veya aşırı bir yük getirmeyen, gerekli ve uygun değişiklik ve tedbirleri”, 8.3. “Genel Esaslar” başlıklı 4’üncü maddesinin birinci fıkrasında; “Bu Kanun kapsamında bulunan hizmetlerin yerine getirilmesinde; a) Engellilerin insan onur ve haysiyetinin dokunulmazlığı temelinde, kendi seçimlerini yapma özgürlüğünü ve bağımsızlığını kapsayacak şekilde bireysel özerkliğine saygı gösterilmesi esastır.
b) Engelliliğe dayalı ayrımcılık yapılamaz, ayrımcılıkla mücadele engellilere yönelik politikaların temel esasıdır.
c) Engellilerin tüm hak ve hizmetlerden yararlanması için fırsat eşitliğinin sağlanması esastır.…” d) Engellilerin bağımsız yaşayabilmeleri ve topluma tam ve etkin katılımları için erişilebilirliğin sağlanması esastır.
e) Engellilerin ve engelliliğin her tür istismarının önlenmesi esastır.
f) Engellilere yönelik hizmetlerin sunumunda aile bütünlüğünün korunması esastır.
g) Engeli olan çocuklara yönelik hizmetlerde çocuğun üstün yararının gözetilmesi esastır.
h) Engeli olan kadın ve kız çocuklarının çok yönlü ayrımcılığa maruz kalmaları önlenerek hak ve özgürlüklerden yararlanmalarının sağlanması esastır.
i) Engellilere yönelik politika oluşturma, karar alma ve hizmet sunumu süreçlerinde engellilerin, ailelerinin ve engellileri temsil eden sivil toplum kuruluşlarının katılımının sağlanması esastır.
j) Engellilere yönelik mevzuat düzenlemelerinde Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığının görüşü alınır.”, 8.4. “Ayrımcılık” başlıklı 4/A maddesinde; “Doğrudan ve dolaylı ayrımcılık dâhil olmak üzere engelliliğe dayalı her türlü ayrımcılık yasaktır. Eşitliği sağlamak ve ayrımcılığı ortadan kaldırmak üzere engellilere yönelik makul düzenlemelerin yapılması için gerekli tedbirler alınır. Engellilerin hak ve özgürlüklerden tam ve eşit olarak yararlanmasını sağlamaya yönelik alınacak özel tedbirler ayrımcılık olarak değerlendirilemez.”, 9. 25/06/1983 tarih ve 18088 sayılı Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren Devlet
Memurlarının Yer Değiştirme Suretiyle Atanmalarına İlişkin Yönetmeliğin; 9.1. “Amaç” başlıklı 1’inci maddesinde “Bu Yönetmelik; 657 sayılı Devlet Memurları Kanununun 2 sayılı Kanun Hükmünde Kararname ile değişik 2’nci maddesi ve aynı Kanunun 2670 sayılı Kanunla değişik 72’nci maddesine dayanılarak, Devlet Memurlarının aynı kurum içinde yer değiştirme suretiyle atanmalarını sağlamak amacıyla düzenlenmiştir.”, 9.2. “Memurun İsteği Üzerine Yapılabilecek Yer Değiştirmeler” başlıklı 12’nci maddesinde “Sağlık, aile birliği ve can güvenliği mazeretlerinin belgelendirilmesi halinde, hizmet bölgelerindeki ve/veya hizmet alanlarındaki zorunlu çalışma süreleri tamamlanmadan memurun isteği üzerine yer değiştirme suretiyle ataması yapılabilir.
Sağlık ve aile birliği mazeretlerine dayalı olarak yer değiştirmeye tabi tutulan memur, mazeretinin devam ettiğini her yıl Ocak ayında alacağı belgeyle belgelendirmek zorundadır. Zorunlu çalışma süresini sağlık veya aile birliği mazeretine dayalı olarak tamamlamamış olan memur mazeretinin sona ermesi durumunda, zorunlu hizmet süresinin eksik kalan kısmını tamamlamak zorundadır.
Sağlık ve can güvenliği mazeretlerine dayalı olarak yapılacak yer değiştirme suretiyle atamalar, atanma dönemine tabi değildir.”, 9.3. “Sağlık Mazeretine Bağlı Yer Değişikliği” başlıklı 13’üncü maddesinde “Memurun sağlık mazeretine dayanarak yer değiştirme talebinde bulunabilmesi için; kendisi, eşi, annesi, babası, bakmakla yükümlü olduğu çocukları ve yargı kararı ile vasi tayin edildiği kardeşinin hastalığının görev yaptığı yerde tedavisinin mümkün olmadığı veya mevcut görev yerinin söz konusu kişilerin sağlık durumunu tehlikeye düşüreceğini eğitim ve araştırma hastanesi veya üniversite hastanesinden alınacak sağlık kurulu raporu ile belgelendirmesi gerekir.
Sağlık mazeretine dayalı olarak yapılacak yer değişikliğinde memur aynı hizmet bölgesi içinde başka bir hizmet alanına, bu şekilde mazeretin karşılanamaması halinde ise başka bir hizmet bölgesinde kurumca ihtiyaç duyulan ve mazeretinin karşılanabileceği bir hizmet alanına atanabilir.”,
9.4. “Engellilik Durumuna Bağlı Yer Değişikliği” başlıklı Ek 3’üncü maddesinde; “İlgili mevzuatına göre alınan sağlık kurulu raporunda en az yüzde kırk oranında engelli olduğu belirtilen memurlar ile ağır engelli raporlu eşi veya bakmakla yükümlü olduğu birinci derece kan hısımları bulunan memurlar engellilik durumundan kaynaklanan gerekçelere dayalı olarak yer değiştirme talebinde bulunabilir. Bu kapsamdaki talepler bu Yönetmelikte yer alan kısıtlayıcı hükümlere tabi olmaksızın kurumların kadro imkânları ve teşkilat yapıları dikkate alınarak karşılanır. Memurun kendisinin veya birlikte yaşadığı eşi ve bakmakla yükümlü olduğu çocuklarının engellilik durumunun tedavisi sebebiyle yer değişikliğini talep etmesi halinde, yer değiştirme suretiyle atama yapılacak yerin, memurun ve bu fıkra kapsamındaki yakınlarının engellilik durumuna uygun olması esastır.”, 9.5. “Can Güvenliği Mazeretine Bağlı Yer Değişikliği” başlıklı 14/A maddesinde; “Memurun can güvenliği mazeretine dayanarak yer değiştirme talebinde bulunabilmesi için; kendisinin, eşinin veya bakmakla yükümlü olduğu çocuklarından birinin bulunduğu yerde kalmasının can güvenliğini tehdit altında bırakacağının adli veya mülki idare makamlarından alınacak belgeyle belgelendirmesi gerekir.
Can güvenliği mazeretine dayalı olarak yapılacak yer değişikliğinde memur; aynı hizmet bölgesi içindeki başka bir hizmet alanına, görev yaptığı hizmet bölgesinde ihtiyaç bulunmaması halinde ise diğer hizmet bölgelerine atanabilir.” 10. 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 28 inci maddesinde: “(1) Danıştay, Bölge İdare
Mahkemeleri, İdare ve Vergi Mahkemelerinin esasa ve yürütmenin durdurulmasına ilişkin kararlarının icaplarına göre idare gecikmeksizin işlem tesis etmeye veya eylemde bulunmaya mecburdur. Bu süre hiçbir şekilde kararın idareye tebliğinden başlayarak otuz (30) günü geçemez.”,
hükümleri yer almaktadır.
IV. KAMU DENETÇİSİ CELİLE ÖZLEM TUNÇAK’IN KAMU BAŞDENETÇİSİNE ÖNERİSİ
11. Başvuranın iddiaları, idarenin konu ile ilgili açıklamaları, ilgili mevzuat ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde başvuru konusuna ilişkin “Tavsiye Karar Önerisi” Kamu Başdenetçisine sunulmuştur.
V. DEĞERLENDİRME VE GEREKÇE
A. Hukuka, Hakkaniyete ve İnsan Haklarına Uygunluk Yönünden Değerlendirme 12. Başvuran, 1 no.lu paragrafta ayrıntılarına yer verilen başvurusunda; engel durumu ile can güvenliği hususlarının dikkate alınarak ve kişisel verilerinin gizliliğine dikkat edilerek Trabzon iline naklinin yapılmasını talep etmektedir.
13. Buna karşın, ilgili idare; başvuranın, en son olarak Rize İl Millî Eğitim Müdürlüğünden 26/09/2023 tarihinden yine engellilik durumuna bağlı olarak Balıkesir İl Millî Eğitim Müdürlüğüne ataması yapılarak göreve başladığını, bu durumunda gerek görev yaptığı ilin gerekse atandığı ilin etkin ve verimli bir personel planlamasını yürütemediğini ve Balıkesir ilinde Trabzon ilinden daha fazla hizmetli ihtiyacının bulunması nedeniyle yer değişikliği talebinin gerçekleştirilemediğini belirtmektedir.
14. Burada, ilgili idare tarafından; başvuranın 26/09/2023 tarihinde engel durumu gerekçesiyle yer değişikliği talebine bağlı olarak Rize ilinden Balıkesir iline naklinin yapıldığı gerekçesiyle yakın tarihli
bu yer değişikliği sonrasında yapılacak yer değişikliğinin anılan düzenlemelerin amacına aykırılık teşkil edileceği düşüncesiyle başvuranın talebinin reddedildiğini belirttiği görülmekte iken ilgili idarenin başvuranın can güvenliği gerekçesiyle nakil talebine ilişkin herhangi bir değerlendirme yapmadığı görülmektedir. Nitekim Kurumumuz tarafından ilgili idareye gönderilen bilgi ve belge talepli evrak incelendiğinde, başvuranın talebinin bu doğrultuda da değerlendirilmesinin ilgili idareden beklendiği görülmektedir.
15. Öncelikle, başvuru konusu somut olay, başvuranın engel durumu nedeniyle nakil talebinin; yine engel durumu gerekçesiyle yakın tarihte yapılan yer değişikliği nedeniyle reddedilmesi açısından ele alınmaktadır.
16. Bilindiği üzere bireylerin temel hak ve hürriyetlerinin düzenlendiği Anayasada sosyal hukuk devleti, adalet ve eşitlik başta olmak üzere farklı ilkeler doğrultusunda engellilerin de içinde bulunduğu toplumun dezavantajlı gruplarına yönelik tedbirler içeren özel koruyucu hükümlere yer verilmiştir. Bu bakımdan özellikle sosyal devlet ilkesinin temel niteliği; devletin toplumdaki dezavantajlı gruplar lehine müdahalede bulunması ve bu gruplara dâhil bireylere yönelik fırsat eşitliğini sağlayacak şekilde eşitsizlikleri giderici önlemler alması olarak kabul edilmektedir. Ayrıca Anayasamızda devlet, insanın maddi ve manevi varlığının gelişmesi için gerekli şartları hazırlamaya çalışmakla; kanun önünde eşitliğin yaşama geçmesini sağlamakla; sakatların korunmalarını ve toplum hayatına intibaklarını sağlayıcı tedbirleri almakla; bedeni yetersizliği olanların çalışma şartları bakımından özel olarak korunmasıyla yükümlü kılınmaktadır. Bu doğrultuda Anayasa’da, dezavantajlı gruplar içinde engellilere de yer verilerek engelliler için alınacak tedbirlerin eşitlik ilkesine aykırı sayılmayacağı belirtilmek suretiyle engelliler lehindeki düzenlemeler anayasal güvence altına alınmıştır. Bu doğrultuda Engelliler Hakkında
Kanun’da engellilerin haklarını diğer bireylerle eşit kullanabilmesi için ölçüsüz veya aşırı bir yük getirmeyen, gerekli ve uygun değişiklik ve tedbirleri ifade eden makul düzenleme yapılması gerektiği açıktır.
17. Bu bağlamda devletin engelli bireylerin haklarına ilişkin yükümlülükleri sosyal bir hukuk devleti niteliğini haiz olmasıyla bağlantılı olup engelli hakları alanında idarenin işlemlerinin ve mevcut uygulamalarının hukuki güvenlik ve belirlilik ilkeleri ile hak arama hürriyeti doğrultusunda yasal düzenlemelerle uyumlu olması gerekmektedir.
18. Engelli bireyler, engellerinden kaynaklanan çeşitli sebeplere ilave ekonomik külfetlerle, fiziksel ya da psiko-sosyal güçlüklerle karşılaşmakta, toplumdaki diğer bireylerin katlanmadığı medikal malzeme giderleri, kişisel öz bakım giderleri, bakım hizmeti giderleri, fiziksel engelleri yüzünden toplu taşıma hizmetlerinden yararlanamamalarına bağlı olarak katlandıkları ulaşım giderleri gibi pek çok durum bu güçlük ve külfetlerin sebepleri arasında sayılmaktadır. Bu sebeple bu sorunların yaşattığı olumsuzlukların giderilebilmesi için birçok uluslararası metinde devlet tarafından özel tedbirler alınması gerektiği ortaya konulmuş; engelli bireylerin sosyal koruma sistemlerinden, yoksullukla mücadele programlarından, engellilikle bağlantılı yardımlardan, toplu konut, emeklilik gibi programlardan faydalanarak mağduriyetlerinin giderilmesinin ekonomik ve sosyal yaşama toplumun diğer bireyleriyle “eşit koşullarda” katılımlarının sağlanmasının önemi vurgulanmıştır.
19. İnsan Hakları Eylem Planı kapsamında “İnsan hakları alanında farkındalığın üst düzeyde tutulmasıyla, idarede ve toplumda hak ve özgürlüklere ilişkin duyarlılığın sadece kuvvetlenmesi değil, aynı zamanda kalıcı olması amaçlanmaktadır.” hususları belirtilerek engelli haklarını da kapsayıcı şekilde insan haklarına yaklaşım konusunda idarenin farkındalığının üst düzeyde tutulması ve bu farkındalığın kalıcılığı esas alınmıştır. Bu doğrultuda Plan’da insan hakları odaklı yönetim ve uygulama örnekleri teşvik edileceği belirtilmiştir.
20. 2018/13 sayılı Cumhurbaşkanlığı Genelgesinde kamu hizmetlerinin yerine getirilmesinde sorun çözen, çözüm üreten, sonuç ve vatandaş odaklı devlet anlayışı ile bürokrasinin azaltılmasının
Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sisteminin öncelikli hedeflerinden olduğu, kamu hizmetlerinde hantallığa sebebiyet veren hususların ortadan kaldırılması, milletimize hizmetlerin süratli ve en iyi şekilde sunulması, devlet ve millet bütünleşmesini zedeleyen davranışlardan kaçınılması gerektiği, bu itibarla; kamu kurum ve kuruluşlarına yapılan tüm başvurularda, talebin sonuçlandırılması başka bir idari makamın görev alanında kalsa dahi, başvuruların anında incelenerek takip edileceği, talebin ilk başvuru yerinde neticelendirilmesine özen gösterileceği, başvuru sahibine yapılan işlemler hakkında gecikmeksizin nihai ve kesin bilgi verileceği, başvuruların süratli ve doğru sonuçlandırılması amacıyla gerekli tüm tedbirlerin alınacağı belirtilmiştir.
21. Tarafı olduğumuz BM Engellilerin Haklarına İlişkin Sözleşmenin “Giriş” bölümünde “engellilik durumunun, sakatlığı olan kişilerin topluma diğer bireyler ile birlikte eşit koşullarda tam ve etkin katılımını engelleyen tutumlar ve çevre koşullarının etkileşiminden kaynaklandığı; çeşitli araç ve yükümlülüklerin varlığına rağmen engelli kişilerin topluma eşit bireyler olarak katılmaları önündeki manilerin halen var olmaya devam ettiği ifade edilmiş, daha yoğun desteğe ihtiyacı olan engelliler dâhil olmak üzere, tüm engellilerin insan haklarının güçlendirilmesi ve korunmasının gerektiği; fiziksel, sosyal, ekonomik ve kültürel çevreye, sağlık ve eğitim hizmetlerine, bilgiye ve iletişime erişimin engellilerin tüm insan haklarından ve temel özgürlüklerden tam yararlanmasını sağlamadaki önemi kabul edilmiştir. Bu kapsamda, Sözleşmede “engellilerin fiili eşitliğini hızlandırmak için alınacak özel tedbirlerin ayrımcılık olarak nitelendirilemeyeceği” hükme bağlanmıştır.
22. 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu’nun 72’nci maddesinde, kendisi, eşi veya birinci derece kan hısımlığı bulunan bakmakla yükümlü olduğu aile fertleri engelli olan memurların engellilik durumundan kaynaklanan yer değiştirme taleplerinin karşılanması için düzenlemeler yapılacağı hükme bağlanmıştır.
Söz konusu hükme istinaden, Devlet Memurlarının Yer Değiştirme Suretiyle Atanmalarına İlişkin
Yönetmelik hükümleri arasına 30/06/2014 tarihinde Ek 3’üncü madde eklenmiş ve böylece, ilgili mevzuatına göre alınan sağlık kurulu raporunda en az yüzde kırk oranında engelli olduğu belirtilen memurların, engellilik durumundan kaynaklanan gerekçelere dayalı olarak yer değiştirme talebinde bulunabileceği ve bu kapsamdaki taleplerin aynı Yönetmelikte yer alan kısıtlayıcı hükümlere tabi olmaksızın, kurumların kadro imkânları ve teşkilat yapıları dikkate alınarak karşılanacağı düzenlenmiştir.
Söz konusu Ek 3’üncü maddede, “bu haktan bir defadan fazla yararlanılamaz” ibaresi de yer almakta iken, ilk önce Danıştay Onaltıncı Dairesinin 2/7/2015 tarihli ve E:2015/10808 sayılı Kararı ile “bir defadan fazla” ibaresinin yürürlüğü durdurulmuş; daha sonra da Danıştay 2. Dairesinin 21/03/2018 tarihli ve E: 2016/9697, K: 2018/1891 sayılı kararıyla anılan ibare iptal edilmiştir.
23. Somut olayda, başvuranın engellilik mazereti sebebiyle yer değiştirme hakkından yararlandığı, tekrar yararlanma talebinin ise, süreklilik arz etmesi nedeniyle reddedildiği görülmektedir. Yukarıda yer alan açıklamalar doğrultusunda, ilgili idare tarafından, başvuranın engel durumu nedeniyle nakil talebinin bu hakkı daha önce kullanması ve bu durumun sürekli hale gelmesi nedeniyle reddedilmesine yönelik işleminde yukarıda yer alan ulusal ve uluslararası mevzuat hükümleri ve yargı içtihatları göz önünde bulundurularak hukuka ve hakkaniyete uyarlık bulunmadığı sonuç ve kanaatine ulaşılmıştır.
24. Başvuranın talebi, can güvenliği hususu açısından ele alındığında; yukarıda yer verildiği üzere, 25/06/1983 tarih ve 18088 sayılı Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren Devlet Memurlarının Yer
Değiştirme Suretiyle Atanmalarına İlişkin Yönetmeliğinin “Can Güvenliği Mazeretine Bağlı Yer
Değişikliği” başlıklı 14/A maddesinde; “Memurun can güvenliği mazeretine dayanarak yer değiştirme talebinde bulunabilmesi için; kendisinin, eşinin veya bakmakla yükümlü olduğu çocuklarından birinin bulunduğu yerde kalmasının can güvenliğini tehdit altında bırakacağının adli veya mülki idare makamlarından alınacak belgeyle belgelendirmesi gerekir. Can güvenliği mazeretine dayalı olarak yapılacak yer değişikliğinde memur; aynı hizmet bölgesi içindeki başka bir hizmet alanına, görev yaptığı hizmet bölgesinde ihtiyaç bulunmaması halinde ise diğer hizmet bölgelerine atanabilir.” hükmü yer almaktadır.
25. Bu noktada başvuran, önceki tarihli son yer değişikliği işleminin her ne kadar engel durumundan kaynaklı olduğu görülse de, bir diğer yanıyla Rize ilinde bulunan husumetlileri nedeniyle ve can güvenliği açısından Balıkesir iline nakli yönünde gerçekleştiğini ancak bu kişilerin kendisini halihazırda görev yaptığı Balıkesir ilinde de bulduğunu ve can güvenliğinin sağlanması amacıyla gizlilik kurallarına riayet edilerek Trabzon iline naklinin yapılmasını istemektedir.
26. Başvuran tarafından Kurumumuza sunulan evraklar incelendiğinde; başvuranın katılan sıfatıyla katıldığı Rize 1. Asliye Mahkemesinde / E. no.lu ve “Hukuki Alacağını Tahsil Etmek Amacıyla
Yağma Yapmak” suçunun konusunu teşkil ettiği dosyasının bulunduğu ve söz konusu olayda adı geçen husumetlilerinin kendisini Balıkesir ilinde de bulması nedeniyle yer değişikliği talep edildiği görülmektedir. Bu açıdan, ilgili idarenin, başvuranın yer değişikliği talebini yukarıda yer verilen mevzuat hükümleri ve açıklamalar doğrultusunda başvuranın can güvenliği boyutuyla yeniden değerlendirilmesi gerektiği düşünülmektedir.
27. Buna göre Kurumumuzca yapılan değerlendirme neticesinde; başvuranın engel durumu gerekçesiyle nakil talebinin, ilgili idare tarafından bu haktan daha önce yararlanıldığı gerekçesiyle reddine yönelik işleminde hukuka uyarlık bulunmadığı, ayrıca başvuranın can güvenliği gerekçesiyle nakil talebine yönelik bir değerlendirme yapılmadığı hususları ele alındığında; ilgili idarenin, engellilik durumu nedeniyle ve yukarıda yer verilen mevzuat hükümleri doğrultusunda başvuranın engel durumundan kaynaklanan talebini, ulusal ve uluslararası mevzuat hükümleri kapsamında engellilere yönelik pozitif ayrımcılık boyutuyla ve ayrıca başvuranın can güvenliğine ilişkin çekincelerini göz önünde bulundurarak yeniden değerlendirilmesi gerektiği sonuç ve kanaatine varılmıştır.
B. İyi Yönetim İlkeleri Yönünden Değerlendirme
28. İyi yönetim ilkelerine 28/03/2013 tarihli ve 28601 mükerrer sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan
Kamu Denetçiliği Kurumu Kanununun Uygulanmasına İlişkin Usul ve Esaslar Hakkında Yönetmelik’in
“İyi yönetim ilkeleri” başlıklı 6’ncı maddesinde yer verilmiştir. Söz konusu ilkeler yönünden yapılan değerlendirmeler neticesinde; başvurunun incelenmesi ve araştırılması kapsamında Kurumumuzca istenilen bilgi ve belgelerin ilgili idare tarafından zamanında ve gerekçeli olarak iletilmediği, böylece
“kararların gerekçeli olması” ve “makul sürede karar verme” ilkelerine uygun davranılmadığı; ayrıca başvuranın talebine ilişkin verilen ret kararına karşı hangi sürede hangi mercilere başvurabileceğinin gösterilmediği, bu yüzden “karara karşı başvuru yollarının gösterilmesi” ilkesine uyulmadığı anlaşılmış olup idareye bahse konu ilkelere uygun davranması önerilmektedir.
VI. HAK ARAMA ÖZGÜRLÜĞÜNE İLİŞKİN AÇIKLAMA
29. 6328 sayılı Kanun’un 21’inci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca, bu Tavsiye Kararının idareye tebliğ tarihinden itibaren 30 gün içinde ilgili idare tarafından herhangi bir eylem ya da işlem tesis edilmezse (varsa) dava açma süresinden kalan süre işlemeye devam edecek olup ilgili Mahkemelerinde yargı yolu açıktır.
VII. KARAR
Açıklanan gerekçelerle BAŞVURUNUN KABULÜNE; Başvuranın, engel ve can güvenliği durumu gözetilerek Trabzon iline tayininin yapılması talebinin yeniden değerlendirilmesi hususunda MİLLİ EĞİTİM BAKANLIĞINA TAVSİYEDE
BULUNULMASINA,
6328 sayılı Kanunun 20’nci maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca, ilgili idare tarafından bu karar üzerine
tesis edilecek işlemin otuz gün içinde Kurumumuza bildirilmesinin zorunlu olduğuna, Kararın BAŞVURANA ve MİLLİ EĞİTİM BAKANLIĞINA tebliğine, Türkiye Cumhuriyeti Kamu Başdenetçisi’nce karar verildi.
Şeref MALKOÇ
Kamu Başdenetçisi