ÖZET: Başvurucu, % 65 oranında zihinsel engelli oğlunun engelli aylığının haksız yere kesildiğini iddia ederek Kandıra Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma Vakfı’na itirazda bulunmuş, ancak olumsuz yanıt almıştır. Yapılan incelemelerde, başvurucunun hane gelirinin muhtaçlık sınırının üzerinde olduğu tespit edilmiştir. 2020 yılı için belirlenen muhtaçlık sınırı 701,32 TL. iken, başvurucunun kişi başına düşen geliri 1.462 TL. olarak hesaplanmıştır. Bu nedenle, başvurucunun oğlu için engelli aylığı bağlanması talebinin reddedilmesinde hukuka aykırılık bulunmamaktadır.

Ayrıca, başvurucuya, engelli oğlu için yeni bir rapor alması durumunda “tam bağımlı” ibaresinin işaretlenmesi halinde “evde bakım aylığı” talep edebileceği bilgisi verilmiştir. Bu durum, sosyal devlet ilkesine uygun bir yaklaşım olarak değerlendirilmiştir. Sonuç olarak, başvurunun reddi yönünde karar verilmiştir.

TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ KAMU DENETÇİLİĞİ KURUMU (OMBUDSMANLIK)

SAYI : 2020/64313-S.20.69661

BAŞVURU NO : 2020/3687

KARAR TARİHİ : 09/07/2020

RET KARARI

BAŞVURUYA KONU İDARE : KANDIRA SOSYAL YARDIMLAŞMA VE

DAYANIŞMA VAKFI BAŞKANLIĞI

BAŞVURUNUN KONUSU : Başvurucunun, % 65 oranında zihinsel engelli oğluna yeniden engelli aylığı bağlanması talebi hakkındadır.

BAŞVURU TARİHİ : 24/02/2020

I. BAŞVURANIN İDDİA VE TALEPLERİ

1. Kurumumuza gönderilmiş olan şikâyet başvurusunda; adı geçen, % 65 oranında zihinsel engelli oğlunun engelli aylığının kesildiğini, bahse konu aylığın haksız yere kesilmesi üzerine

Kandıra Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma Vakfına itirazda bulunduğunu, ancak Vakıf çalışanları tarafından dışlayan aşağılayan tavırlara maruz kaldıklarını, defalarca durumu izah etmeye çalıştığını, ancak her seferinde olumsuz cevap aldığını, devletin yardımı olmadan zihinsel engelli oğluna bakmasının mümkün olmadığını, konuyla ilgili olarak anılan Vakfın kendilerine hiçbir şekilde destek olmadığını iddia etmiş olup, başvurusunun esastan incelenerek gereğinin yapılmasını talep etmiştir.

II. İDARENİN BAŞVURUYA İLİŞKİN AÇIKLAMALARI

2. Başvurucu tarafından bahse konu talep hakkında, ilk olarak 18.12.2019 tarihinde Kamu

Denetçiliği Kurumuna başvurulduğu, 31.12.2019 tarihinde başvuru hakkında “Gönderme

Kararı” verildiği, 3. Gönderme Kararına istinaden Aile, Çalışma ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı Sosyal

Yardımlar Genel Müdürlüğünün 31.01.2020 tarihli ve E sayılı cevabi yazısında özetle; kişinin engelli aylığı başvurusuna ilişkin Kandıra Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma

Vakfının 17.01.2020 ve sayılı yazısı ile Bütünleşik Sosyal Yardım Sisteminde yapılan incelemeye göre; hanede 2 kişi yaşadıkları, yaşadıkları evin akrabalarına ait ve kira ödemeden kullanıldığı, 51.000,00 TL. rayiç bedeli olan evlerinden 550,00 TL. kira gelirlerinin olduğu, ’in aylık 2.162,53 TL. tutarında emekli maaşının bulunduğu, 1995 model

Spring marka araç kaydının olduğu ve hane içinde kişi başına düşen ortalama aylık gelir tutarının muhtaçlık sınırı üzerinde olması nedenleriyle söz konusu talebin reddedildiği, 4. Kocaeli Aile, Çalışma ve Sosyal Hizmetler İl Müdürlüğünün 21.02.2020 tarihli ve Esayılı cevabi yazısı ve eklerinde ise özetle; 4.1. Bahse konu şikâyet hakkında gerekli incelemelerin yapıldığı, yapılan inceleme neticesinde; başvurucu ’in, Kandıra İlçesi, Mahallesinde akrabalarına ait ve kira ödemeden oturdukları evde engelli oğlu ile birlikte yaşadığı, aynı zamanda mahallesinde 51.000,00 TL. rayiç değeri olan kendisine ait evini aylık 550,00 TL.’ye kiraya verdiği, ayrıca aylık 2.162,53 TL. emekli maaşı aldığı, oğlu adına kayıtlı Renault Spring marka 1995 model aracının olduğu, ev içerisinde yapılan tespitte buzdolabı, çamaşır makinası, televizyon, masa üstü bilgisayar, oyun konsolu, digitürk aboneliği, vb. çeşitli elektronik cihazların bulunduğu ve hanenin kişi başına düşen aylık gelirinin 1.462,00 TL. olarak hesaplandığı, 4.2. 2022 sayılı Kanunun 2. maddesinin üçüncü fıkrasına göre; aynı maddenin birinci fıkrasının (a) ve (b) bentleri kapsamına giren engellilerden veya ikinci fıkra gereğince aylık bağlanacak engelli yakınlarından, her ne nam altında olursa olsun her türlü gelirler toplamı esas alınmak suretiyle, hane içinde kişi başına düşen ortalama aylık gelir tutarı, 16 yaşından büyükler için belirlenmiş olan asgari ücretin aylık net tutarının 1/3’ünden fazla olanlar ile aynı tutardan fazla gelir sağlaması mümkün olan kimseler muhtaç kabul edilemez ve kendilerine aylık bağlanamaz hükmü gereğince; 2020 yılına ait hanede kişi başına düşen muhtaçlık sınırı 01/01/2020-3l/12/2020 tarihleri arasında 701,32 TL. olarak belirlendiğinden ve hanenin kişi başına düşen aylık geliri kanun şartlarına uymadığından, adı geçenin oğlu için engelli aylığı yardımının bağlanamadığı, konu ile ilgili adı geçene sözlü ve yazılı olarak bilgi verildiği, Açıklamalarına yer verilmiştir.

5. Akabinde şikâyetçi tarafından konu hakkında 20.02.2020 tarihinde tekrar

Kamu Denetçiliği Kurumuna başvurulduğu, Kamu Denetçiliği Kurumu tarafından verilecek karara esas olmak üzere ve % 65 oranında engelli ’in engelli aylığından faydalanıp faydalanamayacağı konusunda nihai kararın verilmesini teminen bu defa Kandıra

Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma Vakfı ile tekrar iletişime geçilmiş olup, başvurucu ve oğlu in son durumu hakkında gerekli bilgi ve belgelerin gönderilmesi talep edilmiştir.

6. Kurumumuzun talebine istinaden Kandıra Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma Vakfının

12.06.2020 tarihli ve sayılı cevabi yazısı ve eklerinde özetle;

6.1. Baba ’in, diğer kurumlara da defalarca yapmış olduğu şikâyetler üzerine hane hakkında yapılan incelemeler sonucunda, Kandıra İlçesi, Mahallesinde akrabalarına ait olan ve kira ödemeden kullandıkları evde engelli oğlu ile beraber yaşadığı, aynı zamanda mahallesinde 51.000,00 TL. rayiç değeri olan kendisine ait evi ara sıra kiraya verdiği, aylık 2.162,53 TL. emekli maaşı aldığı, oğlu adına kayıtlı 1995 model Renault Spring marka araç sahibi oldukları ve hanenin kişi başına düşen aylık gelirinin 1.293,77 TL. olarak hesaplandığı, 6.2. 2022 sayılı Kanunun 2. maddesinin üçüncü fıkrasına göre; aynı maddenin birinci fıkrasının (a) ve (b) bentleri kapsamına giren engellilerden veya ikinci fıkra gereğince “aylık bağlanacak engelli yakınlarından, her ne nam altında olursa olsun her türlü gelirler top1armı esas alınmak suretiyle, hane içinde kişi başına düşen ortalama aylık gelir tutarı, 16 yaşından büyükler için belirlenmiş olan asgari ücretin aylık net tutarının 1/3’ünden fazla olanlar ile aynı tutardan fazla gelir sağlaması mümkün olan kimseler muhtaç kabul edilemez ve kendilerine aylık bağlanamaz” hükmü gereğince, 2020 yılına ait hanede kişi başına düşen muhtaçlık sınırı 01/01/2020-31/12/2020 tarihleri arasında 701,32 TL. olarak belirlendiğinden ve ’in hanesinin kişi başına düşen aylık geliri Kanun şartlarına uymadığından oğlu ’in engelli aylığı yardımından faydalanamadığı, 6.3. Ayrıca, kurum tarafından yapılan incelemelerde, engelli ’in, daha önceleri babası ile birlikte yaşamadığı, anneannesi ile aynı evde yaşarken engelli aylığından faydalandığı, ancak anneannenin vefatından sonra 14.03.2019 tarihinde Artvin Ardanuç

Engelsiz Yaşam, Bakım ve Rehabilitasyon Merkezi’ne kabul edildiği, Artvin Aile Çalışma ve

Sosyal Hizmetler İl Müdürlüğünün 22.04.2019 tarihli ve sayılı yazısı ile engelli

’in kurum bakımında olmasından dolayı engelli aylığının kesilmesi gerektiği hususu bildirildiğinden, bahse konu aylığın 03.05.2019 tarihinde kesildiği, bu durumu öğrenen baba

’in, oğlunun vasisi ve aynı zamanda komşusu olan ile birlikte anılan bakım merkezine dilekçe ile başvurduğu ve ’in tüm bakımını üstlenme talepli dilekçe vererek 21.05.2019 tarihinde bakım merkezinden oğlunu teslim aldığı, bu tarihten sonra baba ile yaşamaya başlayan in, yukarıda belirtilen

Kanun gereği hane geliri nedeniyle engelli aylığından faydalanamadığı, 6.4. Bununla birlikte, engelli ’in temizlik açısından yaşam koşullarına uygun olmadığı görülen evde yaşadığı, “obezite” rahatsızlığı olmasına rağmen çikolata, bisküvi vb.

ürünlerle sağlıksız beslendiği ve aynı zamanda babası tarafından tedavi ettirilmesine yönelik herhangi bir işlem de yapılmadığı tespit edildiğinden, durumun

19.02.2020 tarihli ve sayılı yazıları ile Kocaeli Aile, Çalışma ve Sosyal Hizmetler İl

Müdürlüğüne bildirildiği, Belirtilmiştir.

III. İLGİLİ MEVZUAT

7. Birleşmiş Milletler Engellilerin Haklarına İlişkin Sözleşmenin; 7.1. “Amaç” başlıklı 1 inci maddesinde; “Bu Sözleşme’nin amacı, engellilerin tüm insan hak ve temel özgürlüklerinden tam ve eşit şekilde yararlanmasını teşvik ve temin etmek ve insanlık onurlarına saygıyı güçlendirmektir. Engelli kavramı diğer bireylerle eşit koşullar altında topluma tam ve etkin bir şekilde katılımlarının önünde engel teşkil eden uzun süreli fiziksel, zihinsel, düşünsel ya da algısal bozukluğu bulunan kişileri içermektedir.”, 7.2. “Genel İlkeler” başlıklı 3 üncü maddesinde; “İşbu Sözleşme’nin dayandığı ilkeler şunlardır: (a) Kendi seçimlerini yapma özgürlükleri ve bağımsızlıklarını da kapsayacak şekilde, kişilerin insanlık onuru ve bireysel özerkliklerine saygı gösterilmesi; (b) Ayrımcılık yapılmaması; (c) Engellilerin topluma tam ve etkin katılımlarının sağlanması; (d)

Farklılıklara saygı gösterilmesi ve engellilerin insan çeşitliliğinin ve insanlığın bir parçası olarak kabul edilmesi; (e) Fırsat eşitliği; (f) Erişilebilirlik; (g) Kadın-erkek eşitliği; (h)

Engelli çocukların gelişim kapasitesine ve kendi kimliklerini koruyabilme haklarına saygı duyulması.”, 7.3. “Genel Yükümlülükler” başlıklı 4 üncü maddesinde; “1. Taraf Devletler engelliliğe dayalı herhangi bir ayrımcılığa izin vermeksizin tüm engellilerin insan hak ve temel özgürlüklerinin eksiksiz olarak yaşama geçirilmesini sağlamak ve engellilerin hak ve özgürlüklerini güçlendirmekle yükümlüdür. Bu amaç doğrultusunda Taraf Devletler; (a) Bu Sözleşme’de tanınan hakların uygulanması için gerekli tüm yasal, idari ve diğer tedbirleri almayı; (b) Yürürlükte mevcut, engelliler aleyhinde ayrımcılık teşkil eden yasalar, düzenlemeler, gelenekler ve uygulamaları değiştirmek veya ortadan kaldırmak için gerekli olan, yasama faaliyetleri dâhil uygun tüm tedbirleri almayı; c) Tüm politika ve programlarda engellilerin insan haklarının korunmasını ve güçlendirilmesini dikkate almayı; (d) Bu Sözleşme’yle bağdaşmayan eylemler veya uygulamalardan kaçınmayı ve kamu kurum ve kuruluşlarının bu Sözleşme’ye uygun davranmalarını sağlamayı; (e) Kişiler, örgütler veya özel teşebbüslerin engelliliğe dayalı ayrımcı uygulamalarını engellemek için gerekli tüm uygun tedbirleri almayı; … taahhüt eder.” 2. Taraf Devletler ekonomik, sosyal ve kültürel haklarla ilgili olarak kaynakları ölçüsünde azami tedbirleri almayı ve gerektiğinde uluslararası işbirliği çerçevesinde engellilerin bu haklardan tam olarak yararlanmasını aşamalı olarak sağlamak için işbu Sözleşme ‘de yer alan ve uluslararası hukuka göre derhal uygulanması gereken yükümlülükleri yerine getirmeyi taahhüt eder.

3. Taraf Devletler işbu Sözleşme’nin uygulanmasını sağlayacak yasalar ve politikaların geliştirilmesi ve yaşama geçirilmesi ile engellilere ilişkin diğer karar alma süreçlerinde engelli çocuklar da dahil olmak üzere engellilere onları temsil eden örgütler aracılığıyla sürekli danışacak ve etkin bir şekilde bu sürece dahil edeceklerdir….”, 7.4. “Ayrımcılık Yapılmaması ve Eşitlik” başlıklı 5 inci maddesinin üçüncü ve dördüncü fıkralarında; “3. Taraf Devletler eşitliği sağlamak ve ayrımcılığı ortadan kaldırmak üzere engellilere yönelik makul düzenlemelerin yapılması için gerekli tüm adımları atar; 4.

Engellilerin fiili eşitliğini hızlandırmak veya sağlamak için gerekli özel tedbirler işbu

Sözleşme amaçları doğrultusunda ayrımcılık olarak nitelendirilmez.” 7.5.“Erişebilirlik” başlıklı 9 uncu maddesinde; “1. Taraf Devletler engellilerin bağımsız yaşayabilmelerini ve yaşamın tüm alanlarına etkin katılımını sağlamak ve engellilerin diğer bireylerle eşit koşullarda fiziki çevreye, ulaşıma, bilgi ve iletişim teknolojileri ve sistemleri dahil olacak şekilde bilgi ve iletişim olanaklarına, hem kırsal hem de kentsel alanlarda halka açık diğer tesislere ve hizmetlere erişimini sağlamak için uygun tedbirleri alacaklardır…” 7.6. “Yeterli yaşam standardı ve sosyal korunma” başlıklı 28 inci maddesinin birinci fıkrasında; “Taraf Devletler, engellilerin yiyecek, giysi ve barınma dâhil kendileri ve aileleri için yeterli yaşam standardı hakkını ve yaşam koşullarının sürekli olarak iyileştirilmesi hakkını tanır. Taraf Devletler bu hakkın engelli olmaları nedeniyle ayrımcılığa uğramaksızın tanınmasını temin etmek için gerekli adımları atar.”; ikinci fıkrasında; “Taraf Devletler engellilerin sosyal korunma ve engelliliğe dayalı ayrımcılığa uğramadan bu haktan yararlanma hakkını tanır ve aşağıda belirtilen tedbirler dâhil olmak üzere bahse konu hakkın tanınmasını temin etmek ve geliştirmek için gerekli adımları atar: …(c)Yoksulluk koşullarında yaşayan engellilerin ve ailelerinin uygun eğitim, danışmanlık, mali yardım ve süreli bakım dâhil engelliliğe ilişkin harcamalarında devlet yardımına erişimini sağlamak…”, 8. İnsan Hakları Evrensel Beyannamesinin; 8.1. 1 inci maddesinde; “Bütün insanlar özgür, onur ve haklar bakımından eşit doğarlar.

Akıl ve vicdana sahiptirler, birbirlerine karşı kardeşlik anlayışıyla davranmalıdırlar.”, 8.2. 2 nci maddesinde; “Herkes, ırk, renk, cinsiyet, dil, din, siyasal veya başka bir görüş, ulusal veya sosyal köken, mülkiyet, doğuş veya herhangi başka bir ayrım gözetmeksizin bu

Bildirge ile ilan olunan bütün haklardan ve bütün özgürlüklerden yararlanabilir.”, 9. 18/10/1982 tarihli ve 2709 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının; 9.1. “Devletin temel amaç ve görevleri” başlıklı 5 inci maddesinde; “Devletin temel amaç ve görevleri, Türk milletinin bağımsızlığını ve bütünlüğünü, ülkenin bölünmezliğini, Cumhuriyeti ve demokrasiyi korumak, kişilerin ve toplumun refah, huzur ve mutluluğunu sağlamak; kişinin temel hak ve hürriyetlerini, sosyal hukuk devleti ve adalet ilkeleriyle bağdaşmayacak surette sınırlayan siyasal, ekonomik ve sosyal engelleri kaldırmaya, insanın maddi ve manevi varlığının gelişmesi için gerekli şartları hazırlamaya çalışmaktır.”, 9.2. “Kanun önünde eşitlik” başlıklı 10 uncu maddesinin beşinci fıkrasında; “Devlet organları ve idare makamları bütün işlemlerinde kanun önünde eşitlik ilkesine uygun olarak hareket zorundadırlar.”, 9.3. “Kişinin dokunulmazlığı, maddi ve manevi varlığı” başlıklı 17 nci maddesinin birinci fıkrasında; “Herkes, yaşama, maddi ve manevi varlığını koruma ve geliştirme hakkına sahiptir.”, 9.4. “Sosyal güvenlik bakımından özel olarak korunması gerekenler” başlıklı 61 inci maddesinin ikinci ve üçüncü fıkralarında; “Devlet, sakatların korunmalarını ve toplum hayatına intibaklarını sağlayıcı tedbirleri alır. Yaşlılar, Devletçe korunur, Yaşlılara Devlet yardımı ve sağlanacak diğer haklar ve kolaylıklar kanunla düzenlenir.”, 9.5. “Dilekçe, bilgi edinme ve kamu denetçisine başvurma hakkı” başlıklı 74 üncü maddesinin üçüncü ve dördüncü fıkralarında; “Herkes, bilgi edinme ve kamu denetçisine başvurma hakkına sahiptir. Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına bağlı olarak kurulan

Kamu Denetçiliği Kurumu idarenin işleyişiyle ilgili şikâyetleri inceler.”, 9.6. 90 ıncı maddesinin dördüncü fıkrasında; “Usulüne göre yürürlüğe konulmuş milletlerarası antlaşmalar kanun hükmündedir. Bunlar hakkında Anayasaya aykırılık iddiası ile Anayasa Mahkemesine başvurulamaz. Usulüne göre yürürlüğe konulmuş temel hak ve özgürlüklere ilişkin milletlerarası antlaşmalarla kanunların aynı konuda farklı hükümler içermesi nedeniyle çıkabilecek uyuşmazlıklarda milletlerarası antlaşma hükümleri esas alınır.”, 10. 14/6/2012 tarihli ve 6328 sayılı Kamu Denetçiliği Kurumu Kanununun; 10.1. “Amaç” başlıklı 1 inci maddesinde; “Bu Kanunun amacı; kamu hizmetlerinin işleyişinde bağımsız ve etkin bir şikâyet mekanizması oluşturmak suretiyle, idarenin her türlü eylem ve işlemleri ile tutum ve davranışlarını; insan haklarına dayalı adalet anlayışı içinde, hukuka ve hakkaniyete uygunluk yönlerinden incelemek, araştırmak ve önerilerde bulunmak üzere Kamu Denetçiliği Kurumunu oluşturmaktır.”, 10.2. “Kurumun görevi” başlıklı 5 inci maddesinin birinci fıkrasında; “Kurum, idarenin işleyişiyle ilgili şikâyet üzerine, idarenin her türlü eylem ve işlemleri ile tutum ve davranışlarını; insan haklarına dayalı adalet anlayışı içinde, hukuka ve hakkaniyete uygunluk yönlerinden incelemek, araştırmak ve idareye önerilerde bulunmakla görevlidir.”, 11. 1/7/2005 tarihli ve 5378 sayılı Engelliler Hakkında Kanunun; 11.1. “Amaç” başlıklı 1 inci maddesinde; “Bu Kanunun amacı; engellilerin temel hak ve özgürlüklerden faydalanmasını teşvik ve temin ederek ve doğuştan sahip oldukları onura saygıyı güçlendirerek toplumsal hayata diğer bireylerle eşit koşullarda tam ve etkin katılımlarının sağlanması ve engelliliği önleyici tedbirlerin alınması için gerekli düzenlemelerin yapılmasını sağlamaktır.”,

11.2. “Tanımlar” başlıklı 3 üncü maddesinin birinci fıkrasının (c) bendinde; “Engelli:

fiziksel, zihinsel, ruhsal ve duyusal yetilerinde çeşitli düzeyde kayıplarından dolayı topluma diğer bireyler ile birlikte eşit koşullarda tam ve etkin katılımını kısıtlayan tutum ve çevre koşullarından etkilenen bireyi” aynı fıkranın (j) bendinde; “Makul düzenleme: Engellilerin insan haklarını ve temel özgürlüklerini tam ve diğer bireylerle eşit şekilde kullanmasını veya bunlardan yararlanmasını sağlamak üzere belirli bir durumda ihtiyaç duyulan, ölçüsüz veya aşırı bir yük getirmeyen, gerekli ve uygun değişiklik ve tedbirleri”, 11.3. “Genel Esaslar” başlıklı 4 üncü maddesinin birinci fıkrası; “Bu Kanun kapsamında bulunan hizmetlerin yerine getirilmesinde; a) Engellilerin insan onur ve haysiyetinin dokunulmazlığı temelinde, kendi seçimlerini yapma özgürlüğünü ve bağımsızlığını kapsayacak şekilde bireysel özerkliğine saygı gösterilmesi esastır.

b) Engelliliğe dayalı ayrımcılık yapılamaz, ayrımcılıkla mücadele engellilere yönelik politikaların temel esasıdır.

c) Engellilerin tüm hak ve hizmetlerden yararlanması için fırsat eşitliğinin sağlanması esastır.…” d) Engellilerin bağımsız yaşayabilmeleri ve topluma tam ve etkin katılımları için erişilebilirliğin sağlanması esastır.

e) Engellilerin ve engelliliğin her tür istismarının önlenmesi esastır.

f) Engellilere yönelik hizmetlerin sunumunda aile bütünlüğünün korunması esastır.

g) Engeli olan çocuklara yönelik hizmetlerde çocuğun üstün yararının gözetilmesi esastır.

h) Engeli olan kadın ve kız çocuklarının çok yönlü ayrımcılığa maruz kalmaları önlenerek hak ve özgürlüklerden yararlanmalarının sağlanması esastır.

i) Engellilere yönelik politika oluşturma, karar alma ve hizmet sunumu süreçlerinde engellilerin, ailelerinin ve engellileri temsil eden sivil toplum kuruluşlarının katılımının sağlanması esastır.

j) Engellilere yönelik mevzuat düzenlemelerinde Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığının görüşü alınır.”, 11.4. “Ayrımcılık” başlıklı 4/A maddesinde; “Doğrudan ve dolaylı ayrımcılık dâhil olmak üzere engelliliğe dayalı her türlü ayrımcılık yasaktır. Eşitliği sağlamak ve ayrımcılığı ortadan kaldırmak üzere engellilere yönelik makul düzenlemelerin yapılması için gerekli tedbirler alınır. Engellilerin hak ve özgürlüklerden tam ve eşit olarak yararlanmasını sağlamaya yönelik alınacak özel tedbirler ayrımcılık olarak değerlendirilemez.”, 12. 2828 sayılı Sosyal Hizmetler Kanununun; 12.1. “Amaç” başlıklı 1 inci maddesinde; “Bu Kanunun amacı; korunmaya, bakıma veya yardıma ihtiyacı olan aile, çocuk, engelli, yaşlı ve diğer kişilere götürülen sosyal hizmetlere ve bu hizmetleri yürütmek üzere kurulan teşkilatın kuruluş, görev, yetki ve sorumluluklar ile faaliyet ve gelirlerine ait esas ve usulleri düzenlemektir.”, 12.2. “Kapsam” başlıklı 2 inci maddesinde; “ Bu Kanun, sosyal hizmetlerle ilgili tüm kamu kurum ve kuruluşları ile gerçek kişileri ve özel hukuk tüzelkişilerini, sosyal hizmet kurum ve kuruluşlarında çalışan personeli sosyal hizmetlerden faydalananları ve faydalanacak durumda olanları kapsar.”, 12.3. “Tanımlar” başlıklı 3 üncü maddesinin (d) bendinde; “Bakıma İhtiyacı Olan Engelli; engellilik sınıflandırmasına göre resmî sağlık kurulu raporu ile ağır engelli olduğu belgelendirilenlerden, günlük hayatın alışılmış, tekrar eden gereklerini önemli ölçüde yerine getirememesi nedeniyle hayatını başkasının yardımı ve bakımı olmadan devam ettiremeyecek derecede düşkün olan kişiyi… ifade eder”, 12.4. Ek 7 nci maddesinde; “Her ne ad altında olursa olsun her türlü gelirler toplamı esas alınmak suretiyle, hane içinde kişi başına düşen ortalama aylık gelir tutarı, asgarî ücretin aylık net tutarının 2/3’ünden daha az olan bakıma ihtiyacı olan engellilere, resmî veya özel bakım merkezlerinde bakım hizmeti ya da sosyal yardım yapılmak suretiyle evde bakımına destek verilmesi sağlanır…”, 12.5. “Korunmaya, bakıma, yardıma ihtiyacı olan engelli, yaşlı ve diğer kişilere ilişkin hususlar” başlıklı 26 ncı maddesinde; “Korunmaya, bakıma, yardıma ihtiyacı olan aile, engelli, yaşlı ve diğer kişilerin tespiti, incelenmesi ve bunların sosyal hizmetlerden yararlandırılmasına ilişkin esaslar bir yönetmelikle düzenlenir.”, 13. 2022 sayılı 65 Yaşını Doldurmuş Muhtaç, Güçsüz ve Kimsesiz Türk Vatandaşlarına

Aylık Bağlanması Hakkında Kanunun; 13.1. 1 inci maddesinin birinci ve ikinci fıkralarında; “Sosyal güvenlik kuruluşlarının herhangi birisinden her ne nam altında olursa olsun bir gelir veya aylık hakkından yararlananlar ile uzun vadeli sigorta kolları açısından zorunlu olarak sigortalı olunması gereken bir işte çalışanlar, nafaka bağlanmış veya nafaka bağlanması mümkün olanlar veya 24/5/1983 tarihli ve 2828 sayılı Sosyal Hizmetler Kanunu hükümlerine göre harçlık ödenenler hariç olmak kaydıyla, Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma Vakıfları tarafından muhtaç olduğuna karar verilen 65 yaşını doldurmuş Türk vatandaşlarına, muhtaçlık hâli devam ettiği müddetçe (4.387) gösterge rakamının memur aylık katsayısı ile çarpımından bulunacak tutarda aylık bağlanır.

Birinci fıkra kapsamına girenlerden, her ne nam altında olursa olsun kendisine ve eşine ait her türlü gelirler toplamı esas alınmak suretiyle, kişi başına düşen ortalama aylık gelir tutarı asgari ücretin aylık net tutarının 1/3’ünden fazla olanlar ile aynı tutardan fazla gelir sağlaması mümkün olan kimseler muhtaç kabul edilemez ve kendilerine aylık bağlanamaz.”, 13.2. 2 nci maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi ile üçüncü fıkrasında; “İlgili mevzuatı çerçevesinde alınacak sağlık kurulu raporu ile engelli olduklarını kanıtlayan, 18 yaşını dolduran ve talebine rağmen Türkiye İş Kurumu tarafından işe yerleştirilememiş olan Türk vatandaşlarından; sosyal güvenlik kuruluşlarının herhangi birinden her ne nam altında olursa olsun bir gelir veya aylık hakkından yararlananlar ile uzun vadeli sigorta kolları açısından zorunlu olarak sigortalı olunması gereken bir işte çalışanlar veya nafaka bağlanmış ya da nafaka bağlanması mümkün olanlar hariç olmak üzere, Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma Vakıfları tarafından muhtaç olduğuna karar verilenlere muhtaçlık hâli devam ettiği müddetçe (3.240) gösterge rakamının memur aylık katsayısı ile çarpımından bulunacak tutarda, aylık bağlanır.

Birinci fıkranın (a) ve (b) bentleri kapsamına giren engellilerden veya ikinci fıkra gereğince aylık bağlanacak engelli yakınlarından, her ne nam altında olursa olsun her türlü gelirler toplamı esas alınmak suretiyle, hane içinde kişi başına düşen ortalama aylık gelir tutarı, 16 yaşından büyükler için belirlenmiş olan asgari ücretin aylık net tutarının 1/3’ünden fazla olanlar ile aynı tutardan fazla gelir sağlaması mümkün olan kimseler muhtaç kabul edilemez ve kendilerine aylık bağlanamaz. Ayrıca, 2828 sayılı Kanun hükümlerine göre harçlık ödenenler de muhtaç olarak kabul edilemez ve kendilerine bu Kanun hükümlerine göre aylık bağlanamaz.”, 14. 65 Yaşını Doldurmuş Muhtaç, Güçsüz ve Kimsesiz Türk Vatandaşları İle Engelli ve

Muhtaç Türk Vatandaşlarına Aylık Bağlanması Hakkında Yönetmeliğin; 14.1. “Değerlendirme” başlıklı 7 inci maddesinin sekizinci ve onuncu fıkralarında;

“ Engelli aylıklarında, aylığa hak kazanma durumları uygun olanların muhtaçlığı; gelir, servet ve harcamalar esas alınarak aşağıdaki şekilde belirlenir…, Değerlendirmeler sonucu (…) kişi başına düşen geliri muhtaçlık sınırının altında olanlara aylık bağlanır.”, 14.2. “Karar sonrası işlemler” başlıklı 10 uncu maddesinin ikinci fıkrasında; “Her yıl yapılacak olan sosyal inceleme ve merkezi veri tabanlarından elde edilen bilgiler doğrultusunda durumu değiştiği tespit edilenlerin muhtaçlığı Mütevelli Heyetince tekrar değerlendirilir. Değerlendirme sonucu durumları bu Yönetmelik hükümlerine uygun olmadığı tespit edilenlerin aylıkları kesilir”,.

14.3. “Aylıkların durdurulması ve kesilmesi” başlıklı 11 inci maddesinin ikinci fıkrasında; “ Yaşlı aylığı ve engelli aylıkları, aşağıda belirtilen hallerde kesilir… ğ) 7 nci maddenin ikinci fıkrasının (a), (e), (f) ve (g) bentlerinde belirtilen sebeplerle veya nafaka almakta olması ya da kişi başına düşen gelirin muhtaçlık sınırına eşit veya üzerinde olması sebebiyle aylık bağlanması koşullarının kaybedilmesi. h) Nafaka alabilecek olması ya da muhtaçlık sınırına eşit veya üzerinde kişi başına düşen gelir elde edebilecek olması ya da başka sebeplerle muhtaçlık halinin ortadan kalktığının tespit edilmesi.”, 14.4. “Muhtaçlık ve bakım ilişkisinin kontrolü” başlıklı 17 inci maddesinin ikinci fıkrasında; “İnceleme neticesinde muhtaç olmadıkları anlaşılanlara aylık bağlanmaz ve varsa bağlanmış aylık ödemesi durdurulur…”

Hükümlerine yer verilmiştir.

IV. KAMU DENETÇİSİ C. ÖZLEM TUNÇAK’IN KAMU BAŞDENETÇİSİNE

ÖNERİSİ

15. Başvuranın iddiaları, idarenin konu ile ilgili açıklamaları, ilgili mevzuat ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde; başvuru konusuna ilişkin hazırlanan “Ret Karar

Önerisi” Kamu Başdenetçisi’ne sunulmuştur.

V. DEĞERLENDİRME VE GEREKÇE

A. Hukuka, Hakkaniyete ve İnsan Haklarına Uygunluk Yönünden Değerlendirme 16. Bahse konu şikâyet başvurusunda özetle; başvurucu, % 65 oranında zihinsel engelli oğlunun engelli aylığının kesildiğini, bahse konu aylığın haksız yere kesilmesi üzerine

Kandıra Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma Vakfına itirazda bulunduğunu, ancak Vakıf çalışanları tarafından dışlayan aşağılayan tavırlara maruz kaldıklarını, defalarca durumu izah etmeye çalıştığını, ancak her seferinde olumsuz cevap aldığını, devletin yardımı olmadan zihinsel engelli oğluna bakmasının mümkün olmadığını, konuyla ilgili olarak anılan Vakfın kendilerine hiçbir şekilde destek olmadığını iddia etmiş olup, başvurusunun esastan incelenerek gereğinin yapılmasını talep etmiştir.

17. Bilindiği üzere; Anayasa’nın 2. maddesinde yer alan hukuk devletinin temel ilkelerinden biri de “belirlilik”tir. Anayasa Mahkemesinin 17/04/2008 tarih ve 2005/5 Esas, 2008/93 Karar sayılı ilamında da açıkça vurgulanan belirlilik ilkesine göre, yasal düzenlemelerin hem kişiler hem de idare yönünden herhangi bir duraksamaya ve kuşkuya yer vermeyecek şekilde açık, net, anlaşılır, uygulanabilir ve nesnel olması, ayrıca kamu otoritelerinin keyfi uygulamalarına karşı koruyucu önlem içermesi gereklidir. Belirlilik ilkesi, hukuksal güvenlikle bağlantılı olup, bireyler belirli bir kesinlik içinde, hangi somut eylem ve olguya hangi hukuksal yaptırımın veya sonucun bağlandığını, bunların idareye hangi şekilde müdahale yetkisi verdiğini bilmelidir. Ancak bu durumda kişiler kendisine düşen yükümlülükleri öngörebilir ve davranışlarını ayarlayabilir. Hukuk güvenliği, normların öngörülebilir olmasını, bireylerin tüm eylem ve işlemlerinde devlete güven duyabilmesini, devletin de yasal düzenlemelerde bu güven duygusunu zedeleyici yöntemlerden kaçınmasını gerekli kılmaktadır.

18. Özellikle son yıllarda çeşitli toplum kesimleri gibi “engellilere” yönelik uluslararası metinler de artmakta olup, bunların bir bölümü ilke kararı, tavsiye kararı ve bildirge gibi yol gösterici ve tavsiye niteliğindeki metinler, bir bölümü ise altında imzası bulunan ülkeleri bağlayıcı ve o ülkelerin uymak zorunda oldukları hukuk normları şeklinde yapılan düzenlemelerdir. 10 Aralık 1948’de Birleşmiş Milletlerce kabul edilen İnsan Hakları Evrensel

Bildirgesi ile başlayan süreç, toplumun diğer kesimlerine olduğu gibi engellilere yönelik uluslararası metinlerin de ateşleyicisi olmuş, bu doğrultuda Birleşmiş Milletlerce 1975 yılında kabul edilen “Sakat Kişilerin Hakları Beyannamesi” ile yine Birleşmiş Milletler tarafından

1993 yılında kabul edilen “Sakatlar İçin Fırsat Eşitliği Konusunda Standart Kurallar” metni

o dönemde hukuki bağlayıcılığı olmamakla birlikte en kapsamlı ve önemli yazılı belgeler olmuşlardır.13 Aralık 2006 tarihinde Birleşmiş Milletler Genel Kurulu tarafından kabul edilen ve imzaya açıldığı 30 Mart 2007’de aralarında ülkemizin de bulunduğu 81 ülke tarafından imzalanarak yürürlüğe giren Birleşmiş Milletler Engelli Hakları Sözleşmesi ise altında imzası bulunan ülkeleri bağlayıcı ilk sözleşme olması nedeniyle büyük öneme sahiptir. 50 maddeden ve 1 İhtiyari Ek Protokolden oluşan Birleşmiş Milletler Engelli Hakları Sözleşmesi, “Sakat

Kişilerin Hakları Beyannamesi” ve “Sakatlar İçin Fırsat Eşitliği Konusunda Standart

Kurallar” metninin uyumlu bir sentezi niteliğinde olup, yeni haklar getirmemekle birlikte, bu güne kadar çeşitli metinlerde ifadesini bulmuş olan haklar, bu Sözleşme içerisinde derlenip kapsamlı ve bütünlüklü bir duruma getirilmiştir. Sözleşme içerisinde engellilerin ekonomik, kültürel, politik vb. konulardaki hakları ayrıntılı bir biçimde düzenlenmiştir. Engellilerin aile yaşamından, kent yaşamından, istihdamından sosyal güvenliğine, çocuk, kadın ve yaşlı engellilerin durumundan ayrımcılığa, hemen her konudaki temel engelli hakları güvence altına alınarak bu konuda devletlere görev ve sorumluluklar yüklenmiştir. Bu kapsamda T.C.

Anayasasının 5, 10 ve 61. maddeleri ile 2828 sayılı Sosyal Hizmetler Kanunu, 5378 sayılı

Engelliler Hakkında Kanun, 2022 sayılı Kanun, 6328 sayılı Kamu Denetçiliği Kurumu

Kanunu ve bu kanunların uygulanmasına dair yönetmeliklerde yer alan pek çok maddede

“engelli hakları” güvence altına alınacak şekilde düzenlemeler yapılmıştır.

19. Somut başvuru ile ilgili olarak; öncelikle engelli bir bireyin hangi mevzuat hükümleri doğrultusunda engelli aylığından faydalanabileceği, akabinde ise somut olayın özelliklerine göre başvurucunun ilgili mevzuat hükümleri doğrultusunda bu yardımdan yararlanıp yararlanamayacağı hususlarının dayanaklarıyla ortaya konulması büyük önem arz etmektedir.

20. 2022 sayılı 65 Yaşını Doldurmuş Muhtaç, Güçsüz ve Kimsesiz Türk Vatandaşlarına Aylık

Bağlanması Hakkında Kanunun 2 nci maddesinde kimlerin “muhtaç” olarak kabul edilip engelli aylığı bağlanabileceği ile aynı Kanuna dayanılarak çıkarılan Yönetmeliğin 7 inci maddesinde engelli aylıklarında, aylığa hak kazanma durumları uygun olanların muhtaçlığının; gelir, servet ve harcamalar esas alınarak nasıl belirleneceği, değerlendirme sonucunda kişi başına düşen hane geliri muhtaçlık sınırının altında olanlara ise ne şekilde aylık bağlanacağı ayrıntılı şekilde hüküm altına alınmıştır.

21. Bahse konu başvuru ile ilgili olarak; 04.02.2020 tarihinde başvurucunun hanesine yapılan ziyaret sonrasında düzenlenen İnceleme Raporuna ve Bütünleşik Sosyal Yardım Sisteminde yer alan bilgilere göre; başvurucu Baba ’in, Kandıra İlçesi, Mahallesinde akrabalarına ait olan ve kira ödemeden kullandıkları evde engelli oğlu ile beraber yaşadığı, aynı zamanda mahallesinde 51.000 TL. rayiç değeri olan kendisine ait evi belirli dönemlerde kiraya verdiği, aylık 2.162,53 TL. emekli maaşının olduğu, ayrıca oğlu adına kayıtlı Renault Spring marka 1995 model aracının olduğu, ev içerisinde yapılan tespitte buzdolabı, çamaşır makinası, televizyon, masa üstü bilgisayar, oyun konsolu, digitürk aboneliği vb. çeşitli elektronik cihazların bulunduğu ve hanenin kişi başına düşen aylık gelirinin Şubat 2020 itibariyle 1.462 TL., Haziran 2020 itibariyle ise 1.293,77 TL.

olarak hesaplandığı, 2022 sayılı Kanun ve dayanak Yönetmelikte yer alan hesaplama yöntemine göre 2020 yılına ait hanede kişi başına düşen muhtaçlık sınırının 01/01/202031/12/2020 tarihleri arasında asgari 701,32 TL. olarak belirlendiği de nazara alındığında, başvurucunun kişi başına düşen hane gelirinin, 2020 yılı için hesaplanan muhtaçlık sınırının üzerinde olması nedeniyle ilgili idarenin başvurucunun oğlu yönünden engelli aylığı bağlanması talebini reddetmesinde usul ve yasaya aykırılık bulunmadığı gibi başvurucunun engelli oğlu için alınacak yeni raporda “tam bağımlı” ibaresinin işaretli olması halinde, bu defa “evde bakım aylığı” için ilgili idareden talepte bulunabileceği yönünde de başvurucuya bilgi verilmek suretiyle “sosyal devlet” ilkesine ve “sorumlu idare” anlayışına uygun iş ve işlemler yürütüldüğü anlaşılmıştır.

22. Öte yandan; başvurucunun engelli oğlu ’in, 2019 yılı Mayıs ayından önce anneannesi ile birlikte yaşarken engelli aylığından faydalandırıldığı, ancak anneannenin vefatından sonra 14.03.2019 tarihinde Artvin Ardanuç Engelsiz Yaşam, Bakım ve

Rehabilitasyon Merkezine yerleştirildiği ve Artvin Aile Çalışma ve Sosyal Hizmetler İl

Müdürlüğünün 22.04.2019 tarihli ve sayılı yazısı ile kurumun bakımı altında olmasından dolayı engelli aylığının kesilmesi yönünde bildirimde bulunulduğu, bunun üzerine bahse konu aylığın 03.05.2019 tarihinde kesildiği, engellinin vasisi ın ise anılan Bakım Merkezine verdiği dilekçede vasisi olduğu engelli ’i Kuruluş bakımından çıkarıp babası ile birlikte bakımını üstlenmek istediğini bildirdiği, bu dilekçe sonrasında başvurucunun 21.05.2019 tarihinde oğlunu Bakım Merkezinden teslim aldığı, bu tarihten sonra baba ile yaşamaya başlayan ’in, yukarıda belirtilen mevzuat hükümleri gereği mevcut kişi başı hane geliri seviyesi nedeniyle engelli aylığından faydalanamadığı, yerinde yapılan inceleme sonucunda babası ile birlikte yaşamaya başlayan engellinin kaldıkları evin temizlik açısından yaşam koşullarına uygun olmadığı, obezite rahatsızlığı olmasına rağmen çikolata, bisküvi gibi ürünlerle sağlıksız şekilde beslendiği ve babası tarafından tedavi ettirilmesine yönelik herhangi bir işlem de yapılmadığı tespit edilerek durumun 19.02.2020 tarihli ve sayılı yazı ile Kocaeli Aile, Çalışma ve Sosyal Hizmetler İl Müdürlüğüne bildirildiği anlaşılmış olup, engellinin de her vatandaş gibi Anayasa ile güvence altına alınan insan onuruna yaraşır şekilde yaşama, maddi ve manevi varlığını koruma ve geliştirme hakkı kapsamında ihtiyaç duyduğu tedavi hizmetleri derhal sağlanarak, gerekirse yeniden “Kurum bakımı altına alınma” tedbiri de dâhil olmak üzere gerekli tüm tedbirlerin vakit geçirilmeksizin alınmasının hukuk ve hakkaniyete uygun olacağı değerlendirilmiştir.

B. İyi Yönetim İlkeleri Yönünden Değerlendirme 23. İyi yönetim ilkelerine 28/03/2013 tarihli ve 28601 mükerrer sayılı Resmi Gazetede yayımlanan Kamu Denetçiliği Kurumu Kanununun Uygulanmasına İlişkin Usul ve Esaslar

Hakkında Yönetmeliğin 6 ncı maddesinde yer verilmiş olup, idareden istenilen bilgi ve belgelerin süresi içinde ve gerekçeli olarak Kurumumuza gönderildiği, ayrıca idarenin başvuranla ilgili işlemlerinde kanunlara uygunluk, makul sürede karar verme ve kararın geciktirilmeksizin bildirilmesi ilkelerine uygun davrandığı görülmüştür.

VI. HAK ARAMA ÖZGÜRLÜĞÜNE İLİŞKİN AÇIKLAMA

24. 6328 sayılı Kanunun 21 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca, bu Ret Kararının başvurana tebliğ tarihinden itibaren, ilgili idarenin işlemine karşı (varsa) dava açma süresinden kalan süre kaldığı yerden işlemeye devam edecek olup, görevli ve yetkili İdare

Mahkemesinde yargı yolu açıktır.

VII. KARAR

Yukarıda açıklanan gerekçelerle BAŞVURUNUN REDDİNE, Kararın, BAŞVURUCU ile KANDIRA KAYMAKAMLIĞI ve KOCAELİ AİLE, ÇALIŞMA VE SOSYAL HİZMETLER İL MÜDÜRLÜĞÜNE tebliğine, Bununla birlikte, (22) nolu paragrafta açıkça belirtildiği üzere engellinin ihtiyaç duyduğu tedavi hizmetleri ile yeniden “Kurum bakımı altına alınma” tedbiri de dâhil olmak üzere gerekli görülecek tüm tedbirlerin ivedilikle alınmasını teminen karardan bir suretin AİLE, ÇALIŞMA VE SOSYAL HİZMETLER BAKANLIĞINA iletilmesine, Türkiye Cumhuriyeti Kamu Başdenetçisince karar verildi.

e-imzalıdır

Şeref MALKOÇ

Kamu Başdenetçisi