ÖZET: Başvuran, İzmir Büyükşehir Belediyesi’nde çalıştığı dönemde, %52 engelli raporuna rağmen uygun olmayan bir çalışma ortamında görevlendirildiğini ve mobbing uygulandığını iddia ederek Kamu Denetçiliği Kurumu’na başvuruda bulunmuştur. Başvuruda, 2023 Mart ayında müdürlüklerinin kapatılması sonrası Temmuz ayına kadar görev verilmediği, ardından ise sağlık durumuna uygun olmayan bir birimde çalışmaya zorlandığı belirtilmiştir. Başvuran, engeline uygun birimde çalışmak ve uygulanan mobbingin sonlandırılmasını talep etmiştir.

İzmir Büyükşehir Belediyesi, başvuranın iddialarını incelemiş ve yapılan soruşturma sonucunda mobbing iddialarının sübuta ermediği sonucuna ulaşmıştır. Başvuranın, görev yerinin değişikliği ile ilgili talepleri de değerlendirilmiş, ancak mevcut mevzuat çerçevesinde yapılan atamaların idarenin takdir yetkisi dahilinde olduğu ifade edilmiştir. İdare, başvuranın engel durumuna uygun bir birimde çalışması için gerekli düzenlemeleri yapma konusunda tavsiyede bulunulması gerektiğini belirtmiştir.

Sonuç olarak, başvuranın mobbing iddialarının reddine, ancak engeline uygun birimde çalışma talebinin yeniden değerlendirilmesi için İzmir Büyükşehir Belediyesi’ne tavsiyede bulunulmuştur. Bu karar, başvuranın hak arama özgürlüğü çerçevesinde önemli bir adım olarak değerlendirilmektedir.

T.C. TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ KAMU DENETÇİLİĞİ KURUMU

(OMBUDSMANLIK)

SAYI : 2024/3852-S.24.6072

BAŞVURU NO : 2023/17507

KARAR TARİHİ : 04.04.2024

KISMEN TAVSİYE KISMEN RET KARARI ,TCKN:

Adres:

İZMİR BÜYÜKŞEHİR BELEDİYE BAŞKANLIĞI

BAŞVURUYA KONU İDARE :

BAŞVURUNUN KONUSU : Başvuranın tarafına uygulandığını iddia ettiği mobbingin sonlandırılması ile engeline uygun birimde çalışma talebi hakkındadır.

BAŞVURU TARİHİ : 02.11.2023

I. BAŞVURANIN İDDİA VE TALEPLERİ

1. Kurumumuza tarihinde T.C. Kimlik Numaralı tarafından yapılan başvuruda başvuran özetle; 2023 yılı Mart ayında Müdürlüklerinin kapatılarak farklı bir Müdürlüğe bağlanıldığını, 2023 yılı Temmuz ayına kadar tarafına her hangi bir görev verilmediğini, %52 oranında engelli raporu, tozlu ve dumanlı yerlerde çalışamayacağına ilişkin heyet raporu ve ikametine yakın mesafelerde çalışmasının uygun olacağına dair raporu olmasına rağmen evinden 3 vesait ulaşım ve 10 dk.

yürüme mesafesi olan ve toplamda 1,5 saat süren tozlu ve dumanlı şantiye ortamında görevlendirildiğini, aynı Daire Başkanlığı içerisinde başka bir birimde görevlendirilmeyi talep ettiğini ancak evinden çok daha uzak olan 4 vesait ulaşım ve 2 saat 10dk yol süresi olan başka bir çalışma alanına görevlendirildiğini, bağırsak problemleri yüzünden bu kadar uzun mesafelere gidip gelemediğini, tarafına uygulanan mobbingin sonlandırılmasını ve ilk görev yeri olan Fen İşleri Dairesi Başkanlığı Alt Yapı Koordinasyon

Şube Müdürlüğü’ne görevlendirilmeyi Kurumumuzdan talep etmektedir.

1.1. Başvuran tarafından konulan ek evrakların tetkiki neticesinde, başvuranın İzmir Atatürk Eğitim ve

Araştırma Hastanesinden alınmış 28/08/2023 tarihli Durum Bildirir Raporunda “yakın mesafeli yerde çalışması uygundur” ifade edildiği, başvuranın İzmir Katip Çelebi Üniversitesi Atatürk Eğitim ve

Araştırma Hastanesinden alınmış 14/08/2013 tarihli, %52 engel oranlı, Çalıştırılamayacağı iş alanları: iki gözle ayrıntılı görme, motorlu araç kullanamaz ibareli, sürekli geçerlik süreli Sağlık Kurulu Raporu bulunduğu tespit edilmiştir.

Mah. Zeytindalı Caddesi No:4 Çankaya/ANKARA

II. İDARENİN BAŞVURUYA İLİŞKİN AÇIKLAMALARI

2. Kurumumuzun 06/11/2023 tarih ve S. sayılı bilgi-belge talebine yönelik İzmir Büyükşehir

Belediye Başkanlığından alınan 17/11/2023 tarihli ve E- – – sayılı cevabi yazıda; 2.1. 23.07.2004 tarihli ve 25531 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 5216 sayılı

Büyükşehir Belediyesi Kanununun büyükşehir belediye başkanının görev ve yetkileri başlıklı 18 inci maddesinin (i) fıkrasında; “Belediye personelini atamak, belediye ve bağlı kuruluşlarını denetlemek.” hükmü, Personel istihdamı başlıklı 22 nci maddesinde ise; “Büyükşehir belediyesi personeli büyükşehir belediye başkanı tarafından atanır.” Hükmü bulunduğu, 2.2. Başvuranın, Erzurum Belediyesi Memur kadrosunda görev yapmakta iken 657 sayılı Devlet Memurları

Kanununun 71 inci ve 74 üncü maddeleri gereğince 21.09.1993 tarihli ve sayılı Personel Hareket Onayı ile Belediyelerine 11.10.1993 tarihinde naklen atandığı, 2.3. Fen İşleri Dairesi Başkanlığının 27.01.2023 tarihli ve sayılı yazısı ile il genelinde

Belediyelerinin sorumluluk alanında bulunan yollar ile altyapı çalışmaları sonucu bozulan yollardaki denetim, bakım ve onarımları ile altyapı çalışmalarının denetimi ve takibinin daha etkin bir şekilde yapılabilmesi amacıyla Altyapı Çalışmaları Denetim ve İnceleme Şube Müdürlüğü bünyesinde yürütülen işlerin diğer müdürlükler üzerinden yürütülmesinin daha verimli olacağının değerlendirilmesi sebebiyle anılan Şube Müdürlüğünün teşkilat yapısından kaldırılması talep edildiği, 2.4. 5216 sayılı Büyükşehir Belediyesi Kanununun 21 inci maddesinin; “Büyükşehir Belediyesi Teşkilatı; norm kadro esaslarına uygun olarak Genel Sekreterlik, Daire Başkanlıkları ve Müdürlüklerinden oluşmaktadır.” hükmü gereği, 03.03.2023 tarihli ve sayılı / Genelge ile 06.03.2023 tarihinden itibaren geçerli Belediyeleri Teşkilat Şeması 13.02.2023 tarih ve sayılı Meclis Kararı ile yeniden düzenlenerek, Fen İşleri Dairesi Başkanlığına bağlı Altyapı Çalışmaları Denetim ve İnceleme Şube

Müdürlüğünün teşkilat yapısından kaldırıldığı, 2.5. Fen İşleri Dairesi Başkanlığının 28.02.2023 tarihli ve sayılı yazısı ile de söz konusu kapatılan müdürlükte bulunan mevcut personelin diğer müdürlüklerde görevlendirilmesi gerektiği bildirildiği, mevcut personelin 01.03.2023 tarihli ve sayılı Başkanlık Makamı Olur’u ile Merkez Bölge Yol

İşleri Şube Müdürlüğü ve Altyapı Koordinasyon Şube Müdürlüğünde görevlendirildiği, 2.6. Yapı İşleri Dairesi Başkanlığına bağlı Tesisler Bakım Onarım Şube Müdürlüğünde ( Mah.

Sk. No: /İzmir) görevlendirilmek üzere personele ihtiyaç duyulduğu anılan Daire Başkanlığının

20.06.2023 tarihli ve sayılı yazısı ile bildirildiği,

2.7. 03.07.2023 tarihli ve sayılı Başkanlık Makamı Olur’u ile anılan Şube

Müdürlüğünde görevlendirildiği, 11.07.2023 tarihinde de “sağlık durumum yeni görev yerime uygun olmadığı şerhi ile beraber imzalıyorum” ibaresiyle görevlendirme yazısını tebliğ ettiği,

2.8. 23.07.1965 tarihli ve 657 sayılı Devlet Memurları Kanununun engelli personel çalıştırma yükümlülüğü başlıklı 53 üncü maddesinde; “Kurum ve kuruluşlar bu Kanuna göre çalıştırdıkları personele ait kadrolarda % 3 oranında engelli çalıştırmak zorundadır.” hükmü bulunduğu, 2.9. 15.11.2023 tarihi itibariyle Belediyeleri bünyesinde 86 kişi engelli memur kadrosunda olmak üzere toplam 827 (memur, sözleşmeli personel, kadrolu işçi, şirket personeli) engelli personel Belediyeleri farklı

Daire Başkanlıklarına bağlı Şube Müdürlüklerinin ihtiyacı ve idarenin takdir yetkisi de gözetilerek istihdam edildiği, 2.10. 03.07.2023 tarihli ve 28.09.2023 tarihli dilekçeleri ile Dokuz Eylül

Üniversitesi Hastanesinin hasta isteği üzerine düzenlenen “hastanın tozlu ve dumanlı ortamlarda çalışmaması uygun olacaktır” durum bildirir raporu ve İzmir Atatürk Eğitim ve Araştırma Hastanesinin

“yakın mesafeli yerde çalışması uygun olacaktır” şeklinde durum bildirir raporu ile birim değişikliği talebinde bulunduğu, 12.10.2023 tarihli ve sayılı Başkanlık Makamı Olur’u ile de adı geçen personel Sosyal Hizmetler Dairesi Başkanlığına bağlı Şube

Müdürlüğünde ( Mah. Sk. No: Evka- /İzmir) görevlendirilerek 01.11.2023 tarihinde görevine başladığı,

2.11. MERNİS kayıtlı adresinin “ Mah. Sk. No: D:

/İzmir” olarak tespit edildiği, 2.12. Adı geçenin Yapı İşleri Dairesi Başkanlığına bağlı Tesisler Bakım Onarım Şube Müdürlüğünde görevlendirilmesine ilişkin 12.07.2023 tarihli ve tarihli şikayet dilekçesinde Şube

Müdürü tarafından mobbing ve baskıya uğradığı iddiasında bulunduğu, söz konusu şikayet dilekçesi başvurusunda yer alan iddiaların adı geçen personelin görev yaptığı dönemdeki Disiplin Amiri olarak Fen

İşleri Dairesi Başkanlığı tarafından incelenmesi gerektiğinin 18.07.2023 tarihli ve sayılı yazıları ile anılan Daire Başkanlığına bildirildiği, 2.13. Fen İşleri Dairesi Başkanlığının 24.07.2023 tarihli ve sayılı Olur’ları ile de şikayet dilekçesindeki iddiaların araştırılması için soruşturma açılarak ön incelemeci görevlendirildiği, ön İncelemeci tarafından 01.11.2023 tarihli soruşturma raporunda ise adı geçenin ileri sürdüğü iddiaların sübuta ermediği, hakkında şikayette bulunulan Şube Müdürünün herhangi bir disiplin yaptırımı ve uygulamasına yer olmadığı bu nedenle dosyanın işlemden kaldırılmasının uygun olacağının sonuç ve kanaatine varıldığı belirtildiği, 2.14. Belediyeleri bünyesinde yer alan hizmet birimlerine hizmetin gerekleri ve kamu yararını gözeterek hizmete ihtiyaç duyulan yerlere personel ataması yapma hususunda takdir yetkisine sahip olduğu, Açıklamasına yer verilmiştir.

3. İdare tarafından gönderilen ek evrakların tetkiki neticesinde; 3.1. Fen İşleri Dairesi Başkanlığı’nın 24.07.2023 tarih ve – – sayılı Başkanlık Olur’u ile 25.07.2023 tarihinde başlayan ve 01.11.2023 tarihinde tamamlanan

/

12.07.2023 tarihinde vermiş olduğu dilekçedeki İdari Mali İşler Şube Müdürü . kendisine baskı

mobing yaptığı ve aralarında geçen tartışma esnasında kendisine “…” dediği iddiaları hakkında

Soruşturma Konulu, Soruşturma Raporunda; “…İdari Mali İşler Şube Müdürü . vermiş olduğu yazılı

İfadede, ile aralarında bir tartışma yaşandığını kabul etmiştir. Lakin üzerine yürümesi hakkında Fen İşleri Daire Başkanı … yazılı ifadesinde ‘O sırada yan koridordan Hanım yanımıza geldi ve tartışmaya başladılar. Birbirlerine yüksek sesle hitap ettiler’ Altyapı Koordinasyon Şube

Müdürü … vermiş olduğu yazılı ifadesinde ‘Yan koridordan Hanım yanımıza geldi.’ Demektedir.

dilekçesinde sanki bulunduğu yere göre üzerine yüründüğünü iddia etse de tanık ifadelerinden böyle bir hareketin olamadığı anlaşılmıştır. Diğer yandan dilekçesinde ‘Şefim … ile telefonda bu konu hakkında konuşurken, …’dan telefonu alarak bağırdı çağırdı ve akabinde yüzüme kapadı.’ İddiasında bulundu ise de … konu hakkında alınan ifadesinde ‘10.07.2023 tarihinde ile görev yeri değişikliği tebliğini almasına istinaden bir telefon konuşması yapıyordum. İdari Mali İşler Şube Müdürümüz … yanımdaydı ve telefonu alarak, tebliği alması gerektiğini hanıma söyledi. Hanım, telefonda … beye tebliğ alması için 3 gün süresi bulunduğunu ifade etti. Muharrem bey bunun üzerine; o zaman sen bildiğin gibi yap ama süre yok alman gerekiyor, şeklinde bir ifade kullandı ve telefonu bana uzattı ben de konuşma bitti olarak yorumladım ve telefonu kapattım.’ Demiştir. Buradan anlaşılan Konu Hanım dediği gibi gerçekleşmemiştir.

Telefonu kapatan …’dır. aralarında geçen tartışma esnasında kendisine “…” dediği iddiaları hakkında; İdari Mali İşler Şube Müdürü … vermiş olduğu ifadede ‘Hayır. Hakaret etmedim.’ Fen İşleri Daire Başkanı … yazılı ifadesinde ‘Aralarında geçen tartışma esnasında …’in ‘…” dediğini duymadım.’ Altyapı Koordinasyon Şube Müdürü … vermiş olduğu yazılı ifadesin de ‘…’in ‘…’ dediğini duymadım.’ Demişlerdir. 04.08.2023 tarihli ve E- – – sayılı yazı ile Ulaşım

Dairesi Başkanlığı’ndan olayın vuku bulduğu yerin kamera kayıtları talep edilmiş ise de Ulaşım Dairesi

Başkanlığı’nın 07.08.2023 tarihli ve E- – – sayılı yazısı ile görüntü kaydı olmadığı bildirilmiştir. Şikayete konu yer ve zamanda tartışma yaşandığı ancak fiziki yada sözlü hakaretin gerçekleşmediği tanık ifadelerinden anlaşılmaktadır. 6- Sonuç ve Kanaat: İnceleme ve tahlil kısmında detaylı bir şekilde verildiği üzere; ileri sürdüğü iddiaların sübuta ermediği konu ile ilgili olarak hakkında şikâyette bulunulan İdari Mali İşler Şube Müdürü … ile ilgili herhangi bir disiplin yaptırımı ve uygulamasına yer olmadığı bu nedenle dosyanın işlemden kaldırılmasını, Raporun dosyasında bulunan ekleriyle beraber Daire Başkanlığımız arşivinde muhafaza edilmesinin uygun olacağının sonuç ve kanaatine varılmıştır.” İfade edildiği tespit edilmiştir.

III. İLGİLİ MEVZUAT

4. Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının; 4.1. “Devletin temel amaç ve görevleri” başlıklı 5 inci maddesi “Devletin temel amaç ve görevleri, Türk milletinin bağımsızlığını ve bütünlüğünü, ülkenin bölünmezliğini, Cumhuriyeti ve demokrasiyi korumak, kişilerin ve toplumun refah, huzur ve mutluluğunu sağlamak; kişinin temel hak ve hürriyetlerini, sosyal hukuk devleti ve adalet ilkeleriyle bağdaşmayacak surette sınırlayan siyasal, ekonomik ve sosyal engelleri kaldırmaya, insanın maddi ve manevi varlığının gelişmesi için gerekli şartları hazırlamaya çalışmaktır.”

4.2. “Kanun önünde eşitlik” başlıklı 10 uncu maddesi “… Çocuklar, yaşlılar, özürlüler, harp ve vazife şehitlerinin dul ve yetimleri ile malul ve gaziler için alınacak tedbirler eşitlik ilkesine aykırı sayılmaz…

Devlet organları ve idare makamları bütün işlemlerinde kanun önünde eşitlik ilkesine uygun olarak hareket etmek zorundadırlar.” 4.3. “Çalışma hakkı ve ödevi” başlıklı 49’uncu maddesinde, “Devlet çalışanların hayat seviyesini yükseltmek, çalışma hayatını geliştirmek için çalışanları korumak, çalışmayı desteklemek ve işsizliği önlemeye elverişli ekonomik bir ortam yaratmak için gerekli tedbirleri alır.” 4.4. “Devletin iktisadî ve sosyal ödevlerinin sınırları” başlıklı 65’inci maddesinde, “Devlet, sosyal ve ekonomik alanlarda Anayasa ile belirlenen görevlerini, bu görevlerin amaçlarına uygun öncelikleri gözeterek malî kaynaklarının yeterliliği ölçüsünde yerine getirir.” 4.5. “Dilekçe, bilgi edinme ve kamu denetçisine başvurma hakkı” başlıklı 74 üncü maddesi “Herkes, bilgi edinme ve kamu denetçisine başvurma hakkına sahiptir. Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığı’na bağlı olarak kurulan Kamu Denetçiliği Kurumu idarenin işleyişiyle ilgili şikâyetleri inceler.” 4.6. “Milletlerarası andlaşmaları uygun bulma” başlıklı 90 ıncı maddesinde “Türkiye Cumhuriyeti adına yabancı devletlerle ve milletlerarası kuruluşlarla yapılacak andlaşmaların onaylanması, Türkiye Büyük

Millet Meclisinin onaylamayı bir kanunla uygun bulmasına bağlıdır.(…) Türk kanunlarına değişiklik getiren her türlü andlaşmaların yapılmasında birinci fıkra hükmü uygulanır. (…) Usulüne göre yürürlüğe konulmuş Milletlerarası andlaşmalar kanun hükmündedir. Bunlar hakkında Anayasaya aykırılık iddiası ile

Anayasa Mahkemesine başvurulamaz. (Ek cümle: 7/5/2004-5170/7 md.) Usulüne göre yürürlüğe konulmuş temel hak ve özgürlüklere ilişkin milletlerarası andlaşmalarla kanunların aynı konuda farklı hükümler içermesi nedeniyle çıkabilecek uyuşmazlıklarda milletlerarası andlaşma hükümleri esas alınır.” 5. BM Engelli Hakları Sözleşmesi’nin; 5.1. “Genel İlkeler” başlıklı 3 üncü maddesinin birinci fıkrasının (c) bendinde “Engellilerin topluma tam ve etkin katılımlarının sağlanması Sözleşme’nin dayandığı ilkeler arasında sayılmıştır.

5.2. “Genel Yükümlülükler” başlıklı 4 üncü maddesinin birinci fıkrasında “Taraf Devletler engelliliğe dayalı herhangi bir ayrımcılığa izin vermeksizin tüm engellilerin insan hak ve temel özgürlüklerinin eksiksiz olarak yaşama geçirilmesini sağlamak ve engellilerin hak ve özgürlüklerini güçlendirmekle yükümlüdür. Bu amaç doğrultusunda Taraf Devletler; (a) Bu Sözleşme’de tanınan hakların uygulanması için gerekli tüm yasal, idari ve diğer tedbirleri almayı (…) (b) Yürürlükte mevcut, engelliler aleyhinde ayrımcılık teşkil eden yasalar, düzenlemeler, gelenekler ve uygulamaları değiştirmek veya ortadan kaldırmak için gerekli olan, yasama faaliyetleri dahil uygun tüm tedbirleri almayı; (…) taahhüt eder.” 5.3. “Ayrımcılık Yapılmaması ve Eşitlik” başlıklı 5 inci maddesinin; 4 üncü fıkrası “Engellilerin fiili eşitliğini hızlandırmak veya sağlamak için gerekli özel tedbirler işbu Sözleşme amaçları doğrultusunda ayrımcılık olarak nitelendirilmez.”

5.4. “Bağımsız Yaşayabilme ve Topluma Dâhil Olma” başlıklı 19 uncu maddesinde; “İşbu Sözleşmeye

Taraf Devletler tüm engellilerin diğer bireylerle eşit koşullar altında toplum içinde yaşama hakkına sahip olduğunu kabul eder ve engellilerin bu haktan eksiksiz yararlanabilmeleri ve topluma tam katılımlarını kolaylaştırmak için gerekli tedbirleri etkin bir şekilde alır. Bu çerçevede aşağıdaki noktalara dikkat

edilmelidir:

(a) Engelliler diğer bireylerle eşit koşullar altında ikametgâhlarını ve nerede ve kiminle yaşayacaklarını seçme hakkına sahiptirler ve özel bir yaşama düzenine zorlanamazlar; (b) Engellilerin kişisel destek dâhil olmak üzere toplum içinde yaşamak ve topluma dâhil olmak için ihtiyaç duydukları konut içi, kurum içi ve diğer toplumsal destek hizmetlerine erişimleri sağlanmalı ve engellilerin toplumdan tecridi ve ayrı tutulması önlenmelidir; (c) Kamusal hizmet ve tesisler engellilere diğer bireylerle eşit şekilde açık olmalı ve onların ihtiyaçlarına yanıt verebilmelidir”, 5.5. Çalışma ve İstihdam başlıklı 27nci maddesinde; “1. Taraf Devletler engellilerin diğer bireylerle eşit koşullar altında çalışma hakkına sahip olduğunu kabul eder. Bu hak, engellilerin, açık, bütünleştirici ve erişilebilir bir iş piyasası ve çalışma ortamında serbestçe seçtikleri bir işle hayatlarını kazanmaları fırsatını da içerir. Taraf Devletler çalışırken engelli olanlar dahil olmak üzere tüm engellilerin çalışma hakkının yaşama geçmesini yasama çalışmalarını da içeren uygun tüm tedbirleri alarak güvence altına alır. Taraf Devletler bunların yanısıra; (a) İşe alım ve istihdam edilme koşullarında, istihdamın sürekliliği, kariyer gelişimi ve sağlıklı ve güvenli çalışma koşulları dahil olmak üzere, istihdama ilişkin her hususta, engelliliğe dayalı ayrımcılığı yasaklar; (b) Fırsat eşitliği, eşit değerde işe eşit ücret ilkesi, tacizden korunma ve mağduriyetin giderilmesi, güvenli ve sağlıklı çalışma koşulları dahil olmak üzere diğer bireylerle eşit koşullar altında adil ve uygun çalışma koşullarının sağlanmasına ilişkin olarak engellilerin haklarını korur; (c) Engellilerin iş ve sendikal haklarını diğer bireylerle eşit koşullar altında kullana bilmelerini sağlar; (d) Engellilerin genel teknik ve mesleki rehberlik programlarına, yerleştirme hizmetlerine, mesleki ve sürekli eğitime diğer bireylerle eşit koşullar altında etkin bir şekilde erişimini sağlar; (e) İş piyasasında engellilerin istihdam olanaklarının ve kariyer gelişiminin desteklenmesine ve engellilerin iş aramasına veya işe başlamasına, çalışmaya devam etmesine ve işe geri dönmelerine yardım eder; (f) Serbest çalışma, girişimcilik, kooperatif kurma ve kendi işini kurma konusundaki fırsatları geliştirir; (g) Engellileri kamu sektöründe istihdam eder; (h) Olumlu eylem programları, teşvikler ve diğer tedbirleri de içerebilecek uygun politika ve önlemlerle, engellilerin özel sektörde istihdam edilmelerini destekler; (i) Engellilerin çalıştığı işyerlerinde makul düzenlemelerin yapılmasını sağlar; (j) Engellilerin açık iş piyasasında iş deneyimi kazanmasını temin eder; (k) Engelliler için mesleki rehabilitasyon, işte kalma ve işe dönüş programları yürütür. 2. Taraf Devletler engellilerin kölelik altında tutulmalarını engeller ve engellileri zorla veya mecburi çalışmaya karşı diğer bireylerle eşit koşullar altında korur” 5.6. “Yeterli Yaşam Standardı ve Sosyal Korunma” başlıklı 28 inci maddesinin; 1 inci fıkrasında “Taraf

Devletler, engellilerin yiyecek, giysi ve barınma dahil kendileri ve aileleri için yeterli yaşam standardı hakkını ve yaşam koşullarının sürekli olarak iyileştirilmesi hakkını tanır. Taraf Devletler bu hakkın engelli olmaları nedeniyle ayrımcılığa uğramaksızın tanınmasını temin etmek için gerekli adımları atar…”

6. BM Genel Kurulunca 16 Aralık 1966 tarih ve 2200 A (XXI) sayılı Kararıyla kabul edilen Ekonomik, Sosyal ve Kültürel Haklar Uluslararası Sözleşmesinin 6 ncı maddesinde; “1. Bu Sözleşmeye Taraf

Devletler, herkesin özgürce seçtiği ya da benimsediği bir işte çalışarak yaşamını kazanma fırsatına sahip olma hakkını içeren çalışma hakkını tanır ve bu hakkı korumak için uygun girişimlerde bulunur. 2. Bu

Sözleşmeye Taraf bir Devletin bu hakkın tam olarak gerçekleşmesi amacıyla yapacağı girişimler; bireye temel siyasal ve ekonomik özgürlükleri sağlayacak koşullar altında kararlı ekonomik, toplumsal ve kültürel gelişmeyi ve tam ve verimli bir çalışmayı gerçekleştirmek üzere, politikalar ve tekniklerle mesleki ve teknik yönlendirme ve yetiştirme programları uygulamasını da içerir.” 7. 2000 yılında ilan edilen ve Lizbon Antlaşmasının 2009 yılında yürürlüğe girmesiyle diğer Avrupa Birliği anlaşmalarıyla aynı yasal değeri kazanan Avrupa Birliği Temel Haklar Bildirgesinin, 7.1. Ayrımcılık yasağı başlıklı 21nci maddesinde; “1. Cinsiyet, ırk, renk, etnik veya sosyal köken, kalıtımsal özellikler, dil, din veya inanç, siyasi veya başka herhangi bir görüş, bir ulusal azınlığın üyesi olma, hususiyet, doğum, maluliyet, yaş veya cinsel eğilim gibi herhangi bir nedenle ayrımcılık yapılması yasaktır.

…” 7.2. Engellilerin toplumla bütünleştirilmesi başlıklı 26ncı maddesinde; “Birlik, engelli kişilerin, bağımsızlıklarını, toplumsal ve mesleki yaşamla bütünleştirilmelerini ve toplum yaşamına katılmalarını sağlamaya yönelik önlemlerden yararlanma hakkını tanımakta ve saygı göstermektedir.” 8. 5378 sayılı Engelliler Hakkında Kanunun; 8.1. “Amaç” başlıklı 1 inci maddesinde; “Bu Kanunun amacı; engellilerin temel hak ve özgürlüklerden faydalanmasını teşvik ve temin ederek ve doğuştan sahip oldukları onura saygıyı güçlendirerek toplumsal hayata diğer bireylerle eşit koşullarda tam ve etkin katılımlarının sağlanması ve engelliliği önleyici tedbirlerin alınması için gerekli düzenlemelerin yapılmasını sağlamaktır.”, 8.2. “Tanımlar” başlıklı 3 üncü maddesinde; “a) Doğrudan ayrımcılık: Engelliliğe dayalı ayrımcılık temeline dayanan ve engellinin hak ve özgürlüklerden karşılaştırılabilir durumdakilere kıyasla eşit şekilde yararlanmasını engelleyen, kısıtlayan veya zorlaştıran her türlü farklı muameleyi, b) Dolaylı ayrımcılık: Görünüşte ayrımcı olmayan her türlü eylem, işlem ve uygulamalar sonucunda engelliliğe dayalı ayrımcılık temeliyle bağlantılı olarak, engellinin hak ve özgürlüklerden yararlanması bakımından nesnel olarak haklılaştırılamayan dezavantajlı bir konuma sokulmasını, c) Engelli: Fiziksel, zihinsel, ruhsal ve duyusal yetilerinde çeşitli düzeyde kayıplarından dolayı topluma diğer bireyler ile birlikte eşit koşullarda tam ve etkin katılımını kısıtlayan tutum ve çevre koşullarından etkilenen bireyi, d) Engelliliğe dayalı ayrımcılık: Siyasi, ekonomik, sosyal, kültürel, medeni veya başka herhangi bir alanda insan hak ve temel özgürlüklerinin tam ve diğerleri ile eşit koşullar altında kullanılması veya bunlardan yararlanılması önünde engelliliğe dayalı olarak gerçekleştirilen her türlü ayrım, dışlama veya kısıtlamayı,

e) Engellilik durumu: Bireyin engelliliğini ve engellilikten kaynaklanan özel gereksinimlerini, uluslararası yöntemleri temel alarak belirleyen derecelendirmeler, sınıflandırmalar ve tanılamaları f) Erişilebilirlik: Binaların, açık alanların, ulaşım ve bilgilendirme hizmetleri ile bilgi ve iletişim teknolojisinin, engelliler tarafından güvenli ve bağımsız olarak ulaşılabilir ve kullanılabilir olmasını, j) Makul düzenleme: Engellilerin insan haklarını ve temel özgürlüklerini tam ve diğer bireylerle eşit şekilde kullanmasını veya bunlardan yararlanmasını sağlamak üzere belirli bir durumda ihtiyaç duyulan, ölçüsüz veya aşırı bir yük getirmeyen, gerekli ve uygun değişiklik ve tedbirleri, l) Umuma açık hizmet veren yapı: Kamu hizmeti için kullanılan resmî binalar, ibadet yerleri, özel eğitim ve özel sağlık tesisleri; sinema, tiyatro, opera, müze, kütüphane, konferans salonu gibi kültürel binalar ile gazino, düğün salonu gibi eğlence yapıları; otel, özel yurt, iş hanı, büro, pasaj, çarşı gibi ticari yapılar; spor tesisleri, genel otopark ve buna benzer umuma ait binaları, ifade eder.” 8.3. “Genel Esaslar” başlıklı 4 üncü maddesinin c fıkrasında; “Engellilerin tüm hak ve hizmetlerden yararlanması için fırsat eşitliğinin sağlanması esastır.” 8.4. İstihdam başlıklı 14 üncü maddesinde; “(Değişik:6/2/2014-6518/72 md.) Engellilerin iş gücü piyasası ve çalışma ortamında sürdürülebilir istihdamı için kendi işini kurmaya rehberlik ve mesleki danışmanlık hizmetlerinin geliştirilmesi de dâhil olmak üzere gerekli tedbirler alınır. İşe başvuru, alım, önerilen çalışma süreleri ve şartları ile istihdamın sürekliliği, kariyer gelişimi, sağlıklı ve güvenli çalışma koşulları dâhil olmak üzere istihdama ilişkin hiçbir hususta engelliliğe dayalı ayrımcı uygulamalarda bulunulamaz.

Çalışan engellilerin aleyhinde sonuç doğuracak şekilde, engelinden dolayı diğer kişilerden farklı muamelede bulunulamaz. Çalışan veya iş başvurusunda bulunan engellilerin karşılaşabileceği engel ve güçlükleri ortadan kaldırmaya yönelik istihdam süreçlerindeki önlemlerin alınması ve engellilerin çalıştığı iş yerlerinde makul düzenlemelerin, bu konuda görev, yetki ve sorumluluğu bulunan kurum ve kuruluşlar ile işverenler tarafından yapılması zorunludur. …” 9. 6328 sayılı Kamu Denetçiliği Kurumu Kanununun ‘Kurumun görevi’ başlıklı 5’inci maddesinin birinci fıkrasında; “Kurum, idarenin işleyişi ile ilgili şikâyet üzerine, idarenin her türlü eylem ve işlemleri ile tutum ve davranışlarını; insan haklarına dayalı adalet anlayışı içinde, hukuka ve hakkaniyete uygunluk yönlerinden incelemek, araştırmak ve idareye önerilerde bulunmakla görevlidir.” 10. 14/7/1965 tarihli ve 657 sayılı Devlet Memurları Kanununun, 10.1. Engelli personel çalıştırma yükümlülüğü başlıklı 53üncü maddesinde; “(Değişik: 13/2/2011 – 6111/99 md.) Kurum ve kuruluşlar bu Kanuna göre çalıştırdıkları personele ait kadrolarda % 3 oranında engelli çalıştırmak zorundadır. % 3’ün hesaplanmasında ilgili kurum veya kuruluşun (yurtdışı teşkilat hariç)

toplam dolu kadro sayısı dikkate alınır. …” 10.2. Disiplin amiri ve disiplin cezaları başlıklı 124üncü maddesinde; (Değişik birinci fıkra: 29/11/1984 – KHK-243/25 md.) Disiplin amirleri; kurumların kuruluş ve görev özellikleri dikkate alınarak Devlet

Personel Başkanlığı’nın görüşüne dayanılarak özel yönetmeliklerinde tayin ve tesbit edilecek amirlerdir.

(Değişik: 12/5/1982 – 2670/30 md.) Kamu hizmetlerinin gereği gibi yürütülmesini sağlamak amacı ile kanunların, Cumhurbaşkanlığı kararnamelerinin ve yönetmeliklerin Devlet memuru olarak emrettiği ödevleri yurt içinde veya dışında yerine getirmeyenlere, uyulmasını zorunlu kıldığı hususları yapmayanlara, yasakladığı işleri yapanlara durumun niteliğine ve ağırlık derecesine göre 125 inci maddede sıralanan disiplin cezalarından birisi verilir.” 11. 10/7/2004 tarihli ve 5216 sayılı Büyükşehir Belediyesi Kanunu’nun, 11.1. Amaç başlıklı 1inci maddesinde; “Bu Kanunun amacı, büyükşehir belediyesi yönetiminin hukukî statüsünü düzenlemek, hizmetlerin plânlı, programlı, etkin, verimli ve uyum içinde yürütülmesini sağlamaktır.” 11.2. Büyükşehir belediye başkanının görev ve yetkileri başlıklı 18inci maddesinde; “Büyükşehir belediye başkanının görev ve yetkileri şunlardır: a) Belediye teşkilatının en üst amiri olarak belediye teşkilâtını sevk ve idare etmek, beldenin ve belediyenin hak ve menfaatlerini korumak. …i) Belediye personelini atamak, belediye ve bağlı kuruluşlarını denetlemek. …” 11.3. Personel istihdamı başlıklı 22nci maddesinde; “Büyükşehir belediyesi personeli büyükşehir belediye başkanı tarafından atanır. Personelden müdür ve üstü unvanlı olanlar ilk toplantıda büyükşehir belediye meclisinin bilgisine sunulur. …”

Düzenlemelerine yer verilmiştir.

IV. KAMU DENETÇİSİ CELİLE ÖZLEM TUNÇAK’IN KAMU BAŞDENETÇİSİ’NE ÖNERİSİ

12. Başvuranın iddiaları, idarenin konu ile ilgili açıklamaları, ilgili mevzuat ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde; başvuru konusuna ilişkin hazırlanan “Kısmen Tavsiye Kısmen Ret Karar Önerisi”

Kamu Başdenetçisi’ne sunulmuştur.

V. DEĞERLENDİRME VE GEREKÇE

A. Hukuka, Hakkaniyete ve İnsan Haklarına Uygunluk Yönünden Değerlendirme 13. Başvuran özetle; 2023 yılı Mart ayında Müdürlüklerinin kapatılarak farklı bir Müdürlüğe bağlanıldığını,

2023 yılı Temmuz ayına kadar tarafına her hangi bir görev verilmediğini, %52 oranında engelli raporu,

tozlu ve dumanlı yerlerde çalışamayacağına ilişkin heyet raporu ve ikametine yakın mesafelerde çalışmasının uygun olacağına dair raporu olmasına rağmen evinden 3 vesait ulaşım ve 10 dk. yürüme mesafesi olan ve toplamda 1,5 saat süren tozlu ve dumanlı şantiye ortamında görevlendirildiğini, aynı Daire

Başkanlığı içerisinde başka bir birimde görevlendirilmeyi talep ettiğini ancak evinden çok daha uzak olan

4 vesait ulaşım ve 2 saat 10dk yol süresi olan başka bir çalışma alanına görevlendirildiğini, bağırsak

problemleri yüzünden bu kadar uzun mesafelere gidip gelemediğini, tarafına uygulanan bu mobbingin sonlandırılmasını ve ilk görev yeri olan Fen İşleri Dairesi Başkanlığı Alt Yapı Koordinasyon Şube

Müdürlüğü’ne görevlendirilmeyi talep etmektedir.

/

14. Başvuranın, Erzurum Belediyesi Memur kadrosunda görev yapmakta iken 657 sayılı Devlet Memurları

Kanununun 71 inci ve 74 üncü maddeleri gereğince 21.09.1993 tarihli ve sayılı Personel Hareket Onayı ile Belediyelerine 11.10.1993 tarihinde naklen atandığı, 5216 sayılı Büyükşehir Belediyesi Kanununun

21 inci maddesi hükmü gereği, 03.03.2023 tarihli ve sayılı / Genelge ile 06.03.2023

tarihinden itibaren geçerli Belediyeleri Teşkilat Şeması 13.02.2023 tarih ve sayılı Meclis Kararı ile yeniden düzenlenerek, Fen İşleri Dairesi Başkanlığına bağlı Altyapı Çalışmaları Denetim ve İnceleme

Şube Müdürlüğünün teşkilat yapısından kaldırıldığı, Fen İşleri Dairesi Başkanlığının 28.02.2023 tarihli ve sayılı yazısı ile de söz konusu kapatılan müdürlükte bulunan mevcut personelin diğer müdürlüklerde görevlendirilmesi gerektiği bildirildiği, Yapı İşleri Dairesi Başkanlığına bağlı Tesisler

Bakım Onarım Şube Müdürlüğünde görevlendirilmek üzere personele ihtiyaç duyulduğu anılan Daire

Başkanlığının 20.06.2023 tarihli ve sayılı yazısı ile bildirildiği, başvuranın 03.07.2023 tarihli ve sayılı Başkanlık Makamı Olur’u ile anılan Şube Müdürlüğünde görevlendirildiği, 11.07.2023 tarihinde de “sağlık durumum yeni görev yerime uygun olmadığı şerhi ile beraber imzalıyorum” ibaresiyle görevlendirme yazısını tebliğ ettiği, başvuranın 03.07.2023 tarihli ve 28.09.2023 tarihli dilekçeleri ile

Dokuz Eylül Üniversitesi Hastanesinin hasta isteği üzerine düzenlenen “hastanın tozlu ve dumanlı ortamlarda çalışmaması uygun olacaktır” durum bildirir raporu ve İzmir Atatürk Eğitim ve Araştırma

Hastanesinin “yakın mesafeli yerde çalışması uygun olacaktır” şeklinde durum bildirir raporu ile birim değişikliği talebinde bulunduğu, 12.10.2023 tarihli ve sayılı Başkanlık Makamı Olur’u ile de adı geçenin personel Sosyal Hizmetler Dairesi Başkanlığına bağlı

Şube Müdürlüğünde görevlendirilerek 01.11.2023 tarihinde görevine başladığı, 14.1. 15.11.2023 tarihi itibariyle Belediyeleri bünyesinde 86 kişinin engelli memur kadrosunda görev yaptığı, engelli personelin Belediyeleri farklı Daire Başkanlıklarına bağlı Şube Müdürlüklerinin ihtiyacı ve idarenin takdir yetkisi de gözetilerek istihdam edildiği, Adı geçenin Yapı İşleri Dairesi Başkanlığına bağlı Tesisler Bakım Onarım Şube Müdürlüğünde görevlendirilmesine ilişkin 12.07.2023 tarihli ve tarihli şikayet dilekçesinde Şube Müdürü tarafından mobbing ve baskıya uğradığı iddiasında bulunduğu, söz konusu şikayet dilekçesi başvurusunda yer alan iddiaların araştırılması için soruşturma açılarak ön incelemeci görevlendirildiği, ön İncelemeci tarafından 01.11.2023 tarihli soruşturma raporunda ise adı geçenin ileri sürdüğü iddiaların sübuta ermediği, hakkında şikayette bulunulan Şube Müdürünün herhangi bir disiplin yaptırımı ve uygulamasına yer olmadığı bu nedenle dosyanın işlemden kaldırılmasının uygun olacağının sonuç ve kanaatine varıldığı belirtildiği, Belediyeleri bünyesinde yer alan hizmet birimlerine hizmetin gerekleri ve kamu yararını gözeterek hizmete ihtiyaç duyulan yerlere personel ataması yapma hususunda takdir yetkisine sahip olduğu, belirtilmiştir.

15. İdare tarafından gönderilen ek evrakların tetkiki neticesinde; Soruşturma Raporunda; başvuranın üç iddiası (üzerine yürünmesi, hakaret edilmesi, yüzüne telefon kapatılması) hakkında da detaylı inceleme yapılarak (bkz. 3.1. no.lu paragraf), başvuranın ileri sürdüğü iddiaların sübuta ermediği konu ile ilgili olarak hakkında şikâyette bulunulan İdari Mali İşler Şube Müdürü … ile ilgili herhangi bir disiplin yaptırımı ve uygulamasına yer olmadığı sonucuna varıldığı, ayrıca Kurumumuzun bilgi belge talebi öncesinde (04/08/2023 tarihinde) ilgili soruşturmacı tarafından kamera kayıtlarının istendiği ancak Ulaşım Dairesi

Başkanlığı’nın 07.08.2023 tarihli ve E- – – sayılı yazısı ile görüntü kaydı olmadığının bildirildiği tespit edilmiştir.

16. Somut olaya bakıldığında başvurunun; başvuranın tarafına uygulandığını iddia ettiği mobbingin sonlandırılması ve ilk görev yeri olan Fen İşleri Dairesi Başkanlığı Alt Yapı Koordinasyon Şube

Müdürlüğü’ne görevlendirilme (engeline uygun birimde görevlendirilme) olmak üzere iki başlık altında incelenmesi gerektiği değerlendirilmiştir.

Mobbing İddiası Açısından Yapılan İnceleme Neticesinde; 17. Mobbing, “İşyerlerinde bir veya birden fazla kişi tarafından diğer kişi ya da kişilere yönelik gerçekleştirilen, belirli bir süre sistematik biçimde devam eden, yıldırma, pasifize etme veya işten uzaklaştırmayı amaçlayan; mağdur ya da mağdurların kişilik değerlerine, mesleki durumlarına, sosyal ilişkilerine veya sağlıklarına zarar veren; kötü niyetli, kasıtlı, olumsuz tutum ve davranışlar bütünü” olarak tanımlanmış, mobbingin unsurları olarak; işyerinde gerçekleşmesi, sistemli bir şekilde yapılması, süreklilik kazanmış bir sıklıkla tekrarlanması, kasıtlı yapılması, yıldırma, pasifize etme ve işten uzaklaştırma amacında olması, mağdurun kişiliğinde, mesleki durumunda veya sağlığında zarar ortaya çıkması hususları sayılmıştır. [Bkz, İşyerlerinde Psikolojik Taciz (Mobbing) Bilgilendirme Rehberi, Psikolojik Tacizle

Mücadele Kurulu, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı (Mayıs 2014)] 18. Yargıtay 22 nci Hukuk Dairesinin 16/09/2014 tarihli ve E:2014/18743, K:2014/24185 sayılı kararında; “Mobbingin meydana gelebilmesi için bir işçinin hedef alınarak, uzun bir süre ve belli aralıklarla sistematik biçimde tekrarlanan, mağdurun karşı koymasına rağmen yapılan aşağılayıcı, küçük düşürücü ve psikolojik olarak acı veren, işteki performansı engelleyen veyahut olumsuz bir çalışma ortamına sebep olan tehdit, şiddet, aşağılama, hakaret, ayrımcılık, ağır eleştiri, taciz ve çalışma şartlarını ağırlaştırma gibi eylem, tutum ve davranışların uygulanması gerekir. (…) Mobbingde, hedef alınan kişinin şerefine, kişiliğine, karakterine, inancına, değerlerine, yeteneklerine, tecrübelerine, birikimlerine, düşüncelerine, etnik kökenine, yaşam biçimine, kültür ve benzeri yönlerine topluca bir saldırı söz konusudur. Bu saldırı, dedikodu ve söylenti çıkarma, iftira atma, toplum önünde küçük düşürme, hafife alma, karalama, kötüleme ve yok sayma gibi kişiyi zihinsel, ruhsal, fiziksel ve bedensel olarak etkileyebilecek eylemlerle yapılmaktadır. Süreklilik göstermeyen, belli aralıklarla sık sık tekrarlanmayan, ara sıra münferit olarak meydana gelmiş birkaç haksız, kaba, nezaketsiz veya etik dışı davranış mobbing olarak nitelendirilemez.” ifadelerine yer verilmiştir.

19. Yargıtay 22 nci Hukuk Dairesinin 22/05/2014 tarihli E:2013/11788, K:2014/14008 sayılı kararında; “Mobbingin varlığı ve kabulü için mağdurda psikolojik rahatsızlığın meydana gelmesi zorunlu olmadığı gibi, her psikolojik rahatsızlığın nedeni de mobbing değildir. Birçok olguda işyeri stresinin çalışanların sağlığı üzerinde mobbinge benzer etkiler oluşturduğu bilinen bir husustur. Çalışanlar üzerinde olumsuz etki yaparak, onların davranışlarını, verimliliklerini ve sosyal ilişkilerini etkileyen olgu, stres olarak tanımlanır ve rahatsızlık belirtileri birçok yerde mobbinge benzerdir. Mobbing oluşturan eylemler, mağdur üzerinde psikolojik baskı oluştursa ve bunun sonucunda bir kısım sağlık sorunlarına neden olsa da, her psikolojik baskıyı ve rahatsızlığı mobbinge bağlamak doğru değildir. Bu bağlamda, bir işyerinde yaşanan belli yoğunluktaki stres, kaba, kırıcı ve küçümseyici davranışlar, çalışanları mutsuz yapsa, onların psikolojik ve ruhsal sağlığında bozulmalar meydana getirse de, diğer unsurlara bakılmadan mobbing

/

olarak kabul edilmesi hatalıdır.… Mobbing kavramının etimolojik anlamına ve tarihsel gelişimine bakıldığında; aynı ortamda bulunan veya aynı organizasyona bağlı olan bir veya birden fazla kimsenin bir kişiye belli bir amaçla, sistematik bir şekilde, yılgınlık, korku, tedirginlik, endişe, bunalım, bıkkınlık, sıkıntı veya kaygı oluşturacak söz, tutum veya davranışlarla psikolojik ve duygusal baskı kurarak onu belli şekilde davranmaya ya da davranmamaya, ortak alandan uzaklaştırmaya, güçsüzleştirmeye, değersizleştirmeye, aşağılamaya, küçük düşürmeye veya pasifize etmeye yönelik çabalarına mobbing denilir. Mobbingi; stres, tükenmişlik sendromu, işyeri kabalığı, iş tatminsizliği ya da doyumsuzluğu gibi olgulardan ayıran husus, belli kişinin belli bir amaca yönelik olarak hedef alınması, yapılan haksızlığın sürekli, sistematik ve sık oluşudur.” ifadelerine yer verilmiştir.

20. Yargıtay 9 uncu Hukuk Dairesinin 12/02/2013 tarihli ve E:2010/38293, K:2013/5360 sayılı kararında; “Hareketin mobbing sayılabilmesi için sistematik, sürekli ve kasıtlı olması gerekir. Ayrıca hareketin amacı da doğru tespit edilmelidir. Çünkü mobbingde amaç, iş ilişkisi içinde bulunduğu mağdurdan kurtulmak veya ona zarar vermek, onu yıldırmaktır. Kişiyi iş yaşamından dışlamak amacıyla kasıtlı olarak yapılır.

Örneğin, yöneticinin otoriter olması tek başına mobbing uygulandığı anlamına gelmez. Kişilik haklarının ihlal edilip edilmediğini ise her somut olayın özelliğine göre değerlendirmek gerekir. Ayrıca, bu şekilde davranışlara maruz kaldığını ispat yükü iddia edene düşer. Yani işçi mobbinge maruz kaldığını ispat etmelidir. İşçinin anlattığı mobbing teşkil eden olayların tutarlık teşkil etmesi, kuvvetli bir emarenin bulunması gerekmektedir. Kişilik hakları ve sağlığın ağır saldırıya uğraması mobbingin varlığının tartışmasız kabulünü doğurur.” denilmektedir.

21. Zira Anayasa Mahkemesinin 10/03/2016 tarihli ve / başvuru numaralı kararında da; “Kural olarak psikolojik tacize maruz kaldığını ileri süren başvurucu1arın bu iddialarını yeterli ve ikna edici açıklamalar ve delillerle ispat etmeleri gerekir. Bununla beraber, psikolojik tacizi kanıtlamak kolay değildir. Bu yüzden, başvurucuların kendilerine yönelik sistematik ve süreklilik arz eden şekilde psikolojik tacize yol açan muamele yapıldığını hukuka uygun her türlü delille ispatlamaları mümkündür. Bunun ispatlanması durumunda, “bu şekildeki muamelenin var olmadığını veya haklı sebeplere dayandığını ispat yükü muameleyi gerçekleştiren kamu makamlarına geçecektir.” değerlendirmelerine yer verilmiştir.

22. Yukarıdaki açıklamalar ışığında; şikâyet başvurusu ve eklerinde başvuranın süreklilik arz eden şekilde psikolojik tacize yol açan muameleye maruz kaldığına ilişkin herhangi bir bilgi belge bulunmadığı, şikayet başvurusuna konu olan münferit bir olay olduğu, bu olaya ilişkin Soruşturma yapıldığı, Soruşturma

Raporunda; başvuranın üç iddiası (üzerine yürünmesi, hakaret edilmesi, yüzüne telefon kapatılması)

hakkında detaylı inceleme yapılarak (bkz. 3.1. no.lu paragraf), başvuranın ileri sürdüğü iddiaların sübuta ermediği konu ile ilgili olarak hakkında şikâyette bulunulan İdari Mali İşler Şube Müdürü … ile ilgili herhangi bir disiplin yaptırımı ve uygulamasına yer olmadığı sonucuna varıldığı, ayrıca Kurumumuzun bilgi belge talebi öncesinde (04/08/2023 tarihinde) ilgili soruşturmacı tarafından kamera kayıtlarının istendiği ancak Ulaşım Dairesi Başkanlığı’nın 07.08.2023 tarihli ve E- – – sayılı yazısı ile görüntü kaydı olmadığının bildirildiği anlaşıldığından süreklilik göstermeyen, belli aralıklarla sık sık tekrarlanmayan, ara sıra münferit olarak meydana gelmiş haksız, kaba, nezaketsiz veya etik dışı

davranışlar mobbing olarak nitelendirilemeyeceğinden başvuranın uğradığını iddia ettiği mobbingin sonlandırılması talebinin reddine karar verilmesi gerektiği kanaatine varılmıştır.

Alt Yapı Koordinasyon Şube Müdürlüğüne Görevlendirilme Talebi Açısından Yapılan İnceleme

Neticesinde; 23. İdare tarafından gönderilen bilgi ve belgelerden, 5216 sayılı Büyükşehir Belediyesi Kanununun 21 inci maddesi hükmü gereği, 03.03.2023 tarihli ve sayılı / Genelge ile 06.03.2023 tarihinden itibaren geçerli Belediyeleri Teşkilat Şeması 13.02.2023 tarih ve sayılı Meclis Kararı ile yeniden düzenlenerek, Fen İşleri Dairesi Başkanlığına bağlı Altyapı Çalışmaları Denetim ve İnceleme Şube

Müdürlüğünün teşkilat yapısından kaldırıldığı ve başvuranın 12.10.2023 tarihli ve sayılı

Başkanlık Makamı Olur’u ile Sosyal Hizmetler Dairesi Başkanlığına bağlı

Şube Müdürlüğünde görevlendirilerek 01.11.2023 tarihinde görevine başladığı, belirtilmektedir.

24. Diğer bir ifadeyle başvuranın görevlendirme tebliğini almaktan imtina ederek sonrasında şerhli imzaladığı Yapı İşleri Dairesi Başkanlığına bağlı Tesisler Bakım Onarım Şube Müdürlüğü yerine Sosyal

Hizmetler Dairesi Başkanlığına bağlı Şube Müdürlüğüne görevlendirildiği anlaşılmaktadır.

24.1. İlgili İdaresince başvuranın MERNİS kayıtlı adresinin Mah. /İzmir olarak

Sosyal Hizmetler Dairesi Başkanlığına bağlı Şube

Müdürlüğünün adresi ise Mah. /İzmir olarak verilmiştir. Google Haritalar üzerinden yapılan mesafe sorgulaması neticesinde; bu iki adres arasındaki mesafenin Mustafa Kemal Sahil Blv. Üzerinden 14,4 km olduğu, İzmir Çevre Yolu/O-30/E881 üzerinden 26,0 km olduğu, İhsan Alyanak Blv üzerinden 14,8 km olduğu ve toplu taşıma ile 1 sa 18dk ile 1 sa 46dk arasında sürdüğü tespit edilmiştir.

25. Bunula birlikte Büyükşehir Belediyesi Kanununun büyükşehir belediye başkanının görev ve yetkileri başlıklı 18 inci maddesinde belediye personelini atamak başkanın görev ve yetkileri arasında sayılmış olup

Belediye bünyesinde yer alan hizmet birimlerine hizmetin gerekleri ve kamu yararını gözeterek hizmete

ihtiyaç duyulan yerlere personel ataması yapma hususunda başkanın takdir yetkisine sahip olduğu kuşkusuzdur.

26. Diğer yandan; bireylerin temel hak ve hürriyetlerinin düzenlendiği Anayasada sosyal hukuk devleti, adalet ve eşitlik başta olmak üzere farklı ilkeler doğrultusunda engellilerin de içinde bulunduğu toplumun dezavantajlı gruplarına yönelik tedbirler içeren özel koruyucu hükümlere yer verilmiştir. Bu bakımdan özellikle sosyal devlet ilkesinin temel niteliği; devletin toplumdaki dezavantajlı gruplar lehine müdahalede bulunması ve bu gruplara dahil bireylere yönelik fırsat eşitliğini sağlayacak şekilde eşitsizlikleri giderici önlemler alması olarak kabul edilmektedir. Ayrıca Anayasamızda devlet, insanın maddi ve manevi varlığının gelişmesi için gerekli şartları hazırlamaya çalışmakla; kanun önünde eşitliğin yaşama geçmesini sağlamakla; sakatların korunmalarını ve toplum hayatına intibaklarını sağlayıcı tedbirleri almakla; bedeni yetersizliği olanların çalışma şartları bakımından özel olarak korunmasıyla yükümlü kılınmaktadır.

Bu doğrultuda Anayasa’da, dezavantajlı gruplar içinde engellilere de yer verilerek engelliler için alınacak tedbirlerin eşitlik ilkesine aykırı sayılmayacağı belirtilmek suretiyle engelliler lehindeki düzenlemeler anayasal güvence altına alınmıştır. Bu doğrultuda Engelliler Hakkında Kanun’da engellilerin haklarını diğer bireylerle eşit kullanabilmesi için ölçüsüz veya aşırı bir yük getirmeyen, gerekli ve uygun değişiklik ve tedbirleri ifade eden makul düzenlemelerin yapılması gerektiği bildirilmektedir.

27. Bu bağlamda devletin engelli bireylerin haklarına ilişkin yükümlülükleri sosyal bir hukuk devleti niteliğini haiz olmasıyla bağlantılı olup engelli hakları alanında idarenin işlemlerinin ve mevcut uygulamalarının hukuki güvenlik ve belirlilik ilkeleri ile hak arama hürriyeti doğrultusunda yasal düzenlemelerle uyumlu olması gerekmektedir.

28. Bilindiği üzere; engelli bireyler, engellerinden kaynaklanan çeşitli sebeplere ilave ekonomik külfetlerle, fiziksel ya da psiko-sosyal güçlüklerle karşılaşmakta, toplumdaki diğer bireylerin katlanmadığı medikal malzeme giderleri, kişisel öz bakım giderleri, bakım hizmeti giderleri, fiziksel engelleri yüzünden toplu taşıma hizmetlerinden yararlanamamalarına bağlı olarak katlandıkları ulaşım giderleri gibi pek çok durum bu güçlük ve külfetlerin sebepleri arasında sayılmaktadır. Bu sebeple bu sorunların yaşattığı olumsuzlukların giderilebilmesi için birçok uluslararası metinde devlet tarafından özel tedbirler alınması gerektiği ortaya konulmuştur.

29. İnsan Hakları Eylem Planı kapsamında “İnsan hakları alanında farkındalığın üst düzeyde tutulmasıyla, idarede ve toplumda hak ve özgürlüklere ilişkin duyarlılığın sadece kuvvetlenmesi değil, aynı zamanda kalıcı olması amaçlanmaktadır.” hususları belirtilerek engelli haklarını da kapsayıcı şekilde insan haklarına yaklaşım konusunda idarenin farkındalığının üst düzeyde tutulması ve bu farkındalığın kalıcılığı esas alınmıştır. Bu doğrultuda Plan’da insan hakları odaklı yönetim ve uygulama örnekleri teşvik edileceği belirtilmiştir.

30. Tarafı olduğumuz BM Engellilerin Haklarına İlişkin Sözleşmenin “Giriş” bölümünde “engellilik durumunun, sakatlığı olan kişilerin topluma diğer bireyler ile birlikte eşit koşullarda tam ve etkin katılımını engelleyen tutumlar ve çevre koşullarının etkileşiminden kaynaklandığı; çeşitli araç ve yükümlülüklerin varlığına rağmen engelli kişilerin topluma eşit bireyler olarak katılmaları önündeki manilerin halen var olmaya devam ettiği ifade edilmiş, daha yoğun desteğe ihtiyacı olan engelliler dâhil olmak üzere, tüm

engellilerin insan haklarının güçlendirilmesi ve korunmasının gerektiği; fiziksel, sosyal, ekonomik ve kültürel çevreye, sağlık ve eğitim hizmetlerine, bilgiye ve iletişime erişimin engellilerin tüm insan haklarından ve temel özgürlüklerden tam yararlanmasını sağlamadaki önemi kabul edilmiştir. Bu kapsamda, Sözleşmede “engellilerin fiili eşitliğini hızlandırmak için alınacak özel tedbirlerin ayrımcılık olarak nitelendirilemeyeceği” hükme bağlanmıştır.

31. 5378 sayılı Engelliler Hakkında Kanun ile engellilere yönelik hizmetlerin yerine getirilmesinde, engellilere yönelik alınacak kararlarda sosyal politikalar geliştirilmesi ve engellilere yönelik ayrımcılık yapılmaması temel amaç olarak belirlenmiştir. 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu’nun 72 inci maddesinde ise; kendisi, eşi veya birinci derece kan hısımlığı bulunan bakmakla yükümlü olduğu aile fertleri engelli olan memurların engellilik durumundan kaynaklanan yer değiştirme taleplerinin karşılanması için düzenlemeler yapılacağı hükmü yer almaktadır.

32. 19/03/24 tarihinde başvuran ile yapılan telefon görüşmesinde başvurana asıl talebinin ilk görev yeri olan Fen İşleri Dairesi Başkanlığı Alt Yapı Koordinasyon Şube Müdürlüğü’ne görevlendirilmek mi yoksa engel durumuna uygun bir birimde çalışmak mı olduğu sorulmuş, başvuran talebini engel durumuna uygun bir birimde çalışmak olarak güncellemiştir.

33. Ayrıca şikayet başvurusuna konulan ek evrakların tetkikinden başvuranın İzmir Atatürk Eğitim ve

Araştırma Hastanesinden alınmış 28/08/2023 tarihli Durum Bildirir Raporunda “yakın mesafeli yerde çalışması uygundur” ifade edildiği, 14/07/2023 tarihli Dokuz Eylül Üniversitesi Hastanesi Sağlık Kurulu

Raporunda “…hastanın tozlu ve dumanlı ortamlarda çalışmaması uygun olacaktır.” ifade edildiği tespit edildiğinden İdarenin başvuranın engel durumuna uygun birimde çalışma talebini ilgili mevzuat hükümlerini dikkate alarak Avrupa İstihdam Stratejisine uyum sağlama kapsamında hazırlanan 2014-2023 yıllarını kapsayan Ulusal İstihdam Stratejisindeki özel politika gerektiren gruplar olarak tanımlanan dezavantajlı grupların istihdamının önündeki engellerin kaldırılması öncelikli hedef kabul edilerek değerlendirilmesi gerekmektedir. Dolayısıyla idarenin engelli personeline yönelik politikalarını gözden geçirmesi beklenerek engelli bireyler için yapılan düzenlemelerin getiriliş amacına, sistematiğine ve hakkaniyete uygun şekilde başvuranın görevini yerine getirirken engel durumundan dolayı karşılaşabileceği güçlükleri ortadan kaldırmaya yönelik istihdam süreçlerine dair önlemlerin alınması için

İlgili İdareye başvuranın engeline uygun bir birimde çalışma talebini yeniden değerlendirmesi gerektiği yönünde tavsiyede bulunulması gerektiği sonuç ve kanaatine varılmıştır.

B. İyi Yönetim İlkeleri Yönünden Değerlendirme 34. Günümüzde demokratik, modern ve katılımcı yönetim anlayışında idarelerden sadece hukuka uygun olarak hareket etmeleri değil aynı zamanda iyi yönetişim ilkelerine uygun işlem tesis etmeleri de beklenmektedir.

35. İyi yönetim ilkelerine 28/03/2013 tarihli ve 28601 mükerrer sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan Kamu

Denetçiliği Kurumu Kanununun Uygulanmasına İlişkin Usul ve Esaslar Hakkında Yönetmeliğin 6 ncı maddesinde yer verilmiş olup, idareden istenilen bilgi ve belgelerin süresi içinde ve gerekçeli olarak

Kurumumuza gönderildiği ayrıca idarenin başvuranla ilgili işlemlerinde kanunlara uygunluk, makul sürede karar verme ve kararın geciktirilmeksizin bildirilmesi ilkelerine uygun davrandığı, ancak idari işleme karşı

hangi sürede hangi mercilere başvurulabileceği bildirilmediğinden “karara karşı başvuru yollarının gösterilmesi” ilkesine uygun davranmadığı anlaşılmış olup idarenin bundan böyle bu ilkeye de uyması beklenmektedir.

VI. HAK ARAMA ÖZGÜRLÜĞÜNE İLİŞKİN AÇIKLAMA

36. 6328 sayılı Kanunun 21 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca başvurunun Kurumumuz tarafından reddedilmesi hâlinde, durmuş olan dava açma süresi gerekçeli ret kararının ilgiliye tebliğinden itibaren kaldığı yerden işlemeye başlayacaktır. 21 inci maddenin ikinci fıkrası uyarınca ise tavsiye kararı üzerine otuz gün içinde herhangi bir işlem tesis edilmez veya eylemde bulunulmaz ise durmuş olan dava açma süresi kaldığı yerden işlemeye başlayacaktır. Buna göre; ilgili idarenin eylem ve işlemlerine karşı dava açma süresinden arta kalan sürede İdare Mahkemelerinde yargı yolu açıktır.

VII. KARAR

Açıklanan gerekçelerle, BAŞVURUNUN KISMEN KABUL-KISMEN REDDİNE;

Başvuranın tarafına uygulandığını iddia ettiği mobbingin sonlandırılması talebinin REDDİNE,

İdarenin engelli personeline yönelik politikalarını gözden geçirerek engelli bireyler için yapılan düzenlemelerin getiriliş amacına, sistematiğine ve hakkaniyete uygun şekilde başvuranın görevini yerine getirirken engel durumundan dolayı karşılaşabileceği güçlükleri ortadan kaldırmaya yönelik istihdam süreçlerine dair önlemlerin alınarak başvuranın engeline uygun bir birimde çalışma talebini yeniden değerlendirmesi gerektiği yönünde İZMİR BÜYÜKŞEHİR BELEDİYE BAŞKANLIĞINA

TAVSİYEDE BULUNULMASINA,

6328 sayılı Kamu Denetçiliği Kurumu Kanununun 20 nci maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca; İZMİR

BÜYÜKŞEHİR BELEDİYE BAŞKANLIĞI tarafından bu karar üzerine tesis edilecek işlemin otuz gün içinde Kurumumuza bildirilmesinin zorunlu olduğuna,

Kararın BAŞVURANA ve İZMİR BÜYÜKŞEHİR BELEDİYE BAŞKANLIĞINA tebliğine

Türkiye Cumhuriyeti Kamu Başdenetçisince karar verildi

Şeref MALKOÇ

Kamu Başdenetçisi

/