|
ÖZET: Bu Danıştay kararında, başvuranın engelli çocuğunun eğitim hakkının ihlal edildiği iddiaları incelenmiştir. Başvuran, oğlunun kaynaştırma öğrencisi olarak eğitim aldığı okulda, öğretmenin engelli bireylere yönelik olumsuz tutum ve davranışları nedeniyle ayrımcılığa maruz kaldığını belirtmiştir. Bu durum, çocuğun eğitim hakkının kısıtlanmasına yol açmıştır. Danıştay, engellilere yönelik ayrımcılığın yasak olduğunu vurgulayarak, eğitim hakkının korunması gerektiğini ifade etmiştir.
Sonuç olarak, öğretmenin olumsuz tutumlarının değiştirilebilmesi için mesleki eğitim verilmesi, kaynaştırma eğitimine ilişkin sorunların tespit edilmesi ve çözüm önerilerinin geliştirilmesi yönünde Milli Eğitim Bakanlığı’na tavsiyede bulunulmuştur. Bu karar, engelli çocukların eğitim haklarının korunması ve ayrımcılığın önlenmesi açısından önemli bir adım olarak değerlendirilmektedir. |
TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ KAMU DENETÇİLİĞİ KURUMU (OMBUDSMANLIK)
SAYI : 2019/1071-S.1636
BAŞVURU NO : 2018/12500
KARAR TARİHİ : 18/04/2019
TAVSİYE KARARI
BAŞVURUYA KONU İDARE : MİLLİ EĞİTİM BAKANLIĞI
Başvuran, oğlunun engelli olması sebebiyle ayrımcılığa
BAŞVURUNUN KONUSU :
maruz kaldığını ve eğitim hakkının ihlal edildiğini ifadeyle idarece gerekli tedbirlerin alınmasını talep etmektedir.
BAŞVURU TARİHİ : 16/10/2018
I. BAŞVURANIN İDDİA VE TALEPLERİ
1) Başvuran, 2014 yılı doğumlu oğlu ’ün fiziksel engelli olduğunu, bir elini
kullanmadığını ve yürüyemediğini, Rehberlik Araştırma Merkezinin (RAM) yönlendirmesi üzerine İstanbul Şişli ilçesindeki İlkokuluna kaynaştırma öğrencisi olarak kaydını yaptırdıklarını, kayıt yaptırırken çocuk fizik tedavi programına devam ettiği için sabah eğitimi ve mevcudu az sınıfı tercih ettiklerini, ancak burada öğretmeninin ön yargıları ile karşılaştıklarını, defalarca ”bu çocuk küçük seneye getirin” ya da “engelli öğrencilerin günde
1 saat gelmesinin yeterli olduğu” yönündeki söylemleriyle çocuğun eğitim hakkını kısıtlamaya
çalıştığını; “çocuklarının diğer çocuklara vurduğunu ve diğer çocukları rahatsız ettiğini” söyleyerek kendilerine psikolojik baskı uyguladığını, aynı söylemi ilettiği diğer öğrenci ailelerinin gözünde başvuranın çocuğu ve ailesini hedef durumuna getirdiğini, bu sebeple bazı velilerin “sınıfta engelli öğrenci olduğunu bilsek okula kayıt yaptırmazdık” gibi rencide edici ifadelerine maruz kaldıklarını, oysaki çocuğun başka çocuklara zarar verdiği şeklindeki iddiaların mesnetsiz olduğunu, öğretmenin ifadelerinin hem çocuğun hem de ailenin gururunu kırdığını, önyargılar yüzünden çocuğunu okula gönderirken tedirgin olduklarını, öğretmeninin “bu çocuk için kura çekilmeliydi” gibi kurallara ve Eğitim Yönetmenliğine aykırı ifadelerinin kendilerini derinden yaraladığını, ayrımcılığa sebebiyet verdiğini, belirtilen gerekçelerle çocuğun Anayasal hakkı olan eğitim hakkının engellendiğini belirterek; ilgili mevzuat gereği öğretmenlere “Engellilerin Eğitim Yönetmenliği” ile ilgili eğitimler verilmesi; okulda gerekli donanımın ve ilgili personelin uygun duruma getirilmesi; ilgili öğretmen hakkında gerekli işlemlerin yapılması ve çocuğun eğitim hakkına devam etmesi için gerekli şartların oluşturulmasını talep etmiştir.
II. İDARENİN BAŞVURUYA İLİŞKİN AÇIKLAMALARI
2) Kamu Denetçiliği Kurumu’nun 23/11/2018 tarih ve sayılı bilgi-belge talepli
yazısına Millî Eğitim Bakanlığı’ndan alınan 17/12/2018 tarih ve sayılı cevabi yazı ve eklerinde özetle;
2.1) Çocuğun üstün yararına yönelik alınan ivedi tedbirler hakkındaki sorumuza
cevaben; 21/10/2019 tarihli (Kurumumuzla paylaşılmayan) Gözlem Raporu doğrultusunda öğrenci için “sınıf değişikliği” tedbirinin uygulandığı,
2.2) Başvuru sonucunda öğretmenler ve idareciler hakkında yapılan soruşturma/incelemenin
devam ettiği,
2.3) Başvuranın iddiaları üzerine idarece başlatılan işlemler hakkındaki sorumuza
cevaben; İstanbul Şişli İlkokulu Müdürlüğü’nün yazısı ile Anasınıfı B şubesinin başta başvuranın oğlu olmak üzere sınıftaki uyum ve diğer öğrencilerin durumu incelenerek
Gözlem Raporu istendiği,
2.4) Kaynaştırma öğrencisi olan başvuranın oğlunu her türlü olumsuzluğa karşı koruyabilmek
için konunun muhatapları ile (sınıfın tüm velileri, zümre öğretmenleri, rehberlik servisi, öğrencinin kendi ailesi) iş birliğine gidilerek, toplantılar yapıldığı,
2.5) Engelli çocukların eğitimi amacıyla okul öncesi dönemden başlayarak ilköğretimin
her seviyesinde hizmet veren öğretmenlerin ve idarecilerin farkındalıklarının artırılması ve eğitsel/yönetsel kapasitelerinin geliştirilmesi için yapılan hizmet öncesi / hizmet içi çalışmalara ilişkin sorumuza cevaben; rehberlik ve araştırma merkezleri tarafından resmi her tür ve derecedeki sınıf ve branş öğretmenlerine “Özel Eğitim Uygulamaları Kursu”, “destek eğitim odası”, “dil ve konuşma güçlüğü”, “dikkat eksikliği ve hiperaktivite”, “otizm” vb.
konulu seminerlerin düzenlenmekte olduğu,
2.6) Kaynaştırma öğrencilerinin bulunduğu sınıflarda engelli öğrencilerin engellerinden
kaynaklanması muhtemel sorun anlarında engelli öğrenci ile diğer öğrencilerin üstün yararının korunmasına yönelik alınan koruyucu, önleyici ve müdahale aşamasındaki tedbirlere ilişkin sorumuza cevaben; 07/07/2018 tarih ve 30471 sayılı Özel Eğitim
Hizmetleri Yönetmeliği’nin 22, 23, 40, 47 nci maddelerinde belirtildiği üzere, özel eğitim ihtiyacı olan bireylerin Özel Eğitim Değerlendirme Kurulu Raporu doğrultusunda her tür ve kademedeki eğitimlerini kaynaştırma/bütünleştirme yoluyla sürdürmeleri halinde bunu akranları ile birlikte aynı sınıfta tam zamanlı veya özel eğitim sınıflarında yarı zamanlı olarak yaptıklarını, kaynaştırma/bütünleştirme yoluyla eğitim yapılan okullarda BEP geliştirme biriminin oluşturulmasının zorunlu olduğu, Koruyucu çalışmalar kapsamında, Rehberlik Araştırma Merkezinde (RAM) kurulan Özel
Eğitim Değerlendirme Kurulunun bireylerin eğitsel değerlendirme ve tanılamasını yaptığı ve buna uygun eğitim ortamının hazırlanmasına yönelik çalışmaların yapıldığı, Önleyici çalışmalar kapsamında, BEP geliştirme biriminin velinin yazılı talebi üzerine, ilkokulda öğrencilerin bir defaya mahsus olmak üzere sınıf tekrarı yapmasına karar verdiği, öğrencinin tüm gelişim alanlarındaki özellikleri ile eğitim ihtiyaçları doğrultusunda BEP’inde değişiklik ve düzenlemeler yaptığı, Müdahale kapsamında, RAM bünyesinde görevli Özel Eğitim Değerlendirme Kurulunca itiraz üzerine bireylerin yeniden eğitsel değerlendirme ve tanılamasının yapıldığı, okul öncesi,
ilkokul ve ortaokullarda kaynaştırma/bütünleştirme yoluyla eğitimlerine devam eden öğrencilerle ilgili BEP geliştirme biriminin ödül ve disiplin kurulu ile işbirliği yaptığı, ortaöğretim kurullarında anılan öğrenciler (otizm ve zihinsel engelli tanılı olanlar hariç) için akranları ile aynı disiplin kurallarının işletildiği,
2.7) Bu anlarda öğretmenlerin nasıl müdahale edeceklerine ilişkin yeterli bilgiye sahip
olup olmadıklarının, bu konuda öğretmenler için yapılan eğitsel çalışmalara ilişkin sorumuza cevaben; okul öncesi öğretmenliği mezunu öğretmenlerin bu alanda nasıl müdahale edeceklerine ilişkin yeterli bilgiye sahip oldukları, ayrıca bu alanda hizmet içi kurslarına katıldıkları,
2.8) Bu anlarda öğretmenin izleyeceği “acil durum” planının olup olmadığının, varsa nasıl
işlediğine ilişkin sorumuza cevaben; okul ve kurumlarda müdür yardımcısı ve öğretmenlerin nöbet görevlerinde nöbet talimatnamesine göre görevlerinin öğrencileri izlemek, rapor tutmak, incelemek ve varsa sorunları müdür başyardımcısına veya müdüre bildirmek olduğu,
2.9) Engellilere karşı ayrımcılıkla mücadelede erken yaşta eğitimin önemi dikkate
alınarak (her türlü materyal örneği gönderilmek suretiyle) çocuklara verilen engelli haklarına yönelik eğitim içerikleri ile öğretmenlerin kullandığı eğitici materyallerinin içeriklerine ilişkin sorumuza cevaben; engelli bireylerin eğitime tam ve etkin katılımları için ders kitaplarında (eğitim kurumlarının fiziksel erişilebilirliğinden sınıf içi uygulamalara kadar)
kapsayıcı bir yaklaşımla ve farklılıklar gözetilerek derslerin işlendiği, (Soru kapsamında talep edilen eğitim materyallerine ilişkin örnekler gönderilmediği görülmüştür)
2.10) Engelli çocuklara verilen eğitimin kalitesine yönelik Bakanlıkça tespit edilen sorun
alanlarının, çözüm önerilerinin ve hâlihazırda yürütülen ya da planlanan çalışmalara ilişkin sorumuza cevaben; özel eğitim gerektiren engellilerin eğitim hizmetlerinin de bireysel gereksinimlerine yönelik düzenleme-uyarlama-çeşitlendirmelerin yapıldığı eğitim-öğretim ortamları ve materyalleri aracılığı ile akranlarıyla birlikte eğitim sunulması olan kaynaştırma eğitiminin halen tam olarak yerleşmediği, kaynaştırma eğitiminin daha doğru uygulanması ve ardından sadece engelliler değil her birey için bireysel farklılıkları ne olursa olsun sosyal, kültürel, eğitimsel, yaşamsal aktivite ve fırsatlardan tüm toplum üyelerinin eşit düzeyde yararlanmasını öngören bir üst kavram olan bütünleştirme kavramının eğitime girmesi gerektiği, İfade edilmiş, Kurumumuzca talep edilen mevzuat bilgisine yer verilmiştir.
2.11) Yazının ekleri arasında yer alan İstanbul İl Milli Eğitim Müdürlüğü’nün Milli Eğitim
Müdürlüğü’nü muhatap 12/12/2018 tarih ve sayılı yazısından, başvuru konusuna ilişkin olarak soruşturmanın sonuçlandırılması ve rapora bağlanmasının zaman alacağı sebebiyle bir “ön rapor” düzenlenerek öncelikle alınması gerekli görülen idari önlemler konusunda bilgi sunulduğu görülmüştür. Bu kapsamda özetle “öğretmenin aynı okulda görev yapması halinde, okulu etkileyen ve çevreye de yansıyan huzursuzluğun artacağı dikkate alınarak, 657 sayılı Devlet Memurları Kanununun görev ve sorumluluklar bölümünde yer alan
Devlet memurlarının görev ve sorumlulukları maddesinde belirtilen hususlara uygun davranmadığı için “Milli Eğitim Bakanlığı Öğretmen Atama ve Yer Değiştirme Yönetmeliği 51-(1) inci maddesine göre il içinde durumuna uygun bir okula öğretmen olarak atamasının yapılmasının uygun olacağı görüş ve kanaatine varıldığı” anlaşılmıştır.
2.12) Başlatılan idari soruşturma sonucunda, Şişli İlçe Milli Eğitim Müdürlüğü tarafından
Anaokulu Öğretmeni B.K.’a iletilen 17/01/2019 tarih ve sayılı yazıda ise özetle; “Anasınıfı Öğretmeni olarak görev yaptığı İlkokulunda; 1- Öğrenci velisi ’e “bu çocuk küçük seneye getirin” dediği, 2- Kaynaştırma öğrencisi ’ün sınıfı ile ilgili olarak “bu çocuk için kur’a çekilmeliydi” dediği, 3- Anasınıfı B Şubesi öğrencisi velilerine kaynaştırma öğrencisi ’ün sınıftaki diğer çocuklara vurduğunu, rahatsız ettiğini sınıfın diğer öğrenci velilerine söyleyerek
’ün velisine karşı tepki oluşmasına sebebiyet verdiği, 4- Anasınıfı B Şubesi öğrencisi velilerini, kaynaştırma öğrencisi ’ün sınıfının değiştirilmesi için okul yönetimine yönlendirdiği” iddialarının sübut bulduğu ilgi soruşturma raporunda belirtilerek; Bu davranışlarla 657 sayılı Kanunun 125/A-a, 125/C-1 ve 125/B-I maddeleri gereği
TEVHİDEN 1/30 ORANINDA AYLIKTAN KESME cezası ile tecziyesinin teklif edildiği,
657 sayılı Kanunun 6111 sayılı Yasa ile değişik 125/E-k maddesinden sonra gelen “Hizmetleri
sırasındaki çalışmaları olumlu olan ödül veya başarı belgesi alan memurlar için verilecek cezalarda bir derece hafif olanı uygulanabilir” hükmü dikkate alınmakla birlikte, bu konuyla ilgili vermiş olduğunuz ilgi (b) savunmanız hafifletici neden olarak görülmediğinden 1/30
ORANINDA AYLIKTAN KESME cezası ile tecziye edildiği, Bundan böyle görevini ifa ederken gereken hassasiyeti göstermesinin ve bu tür davranışlar içerisinde bulunmamasının” ifade ve tebliğ edildiği görülmüştür.
2.13) İstanbul İl Milli Eğitim Müdürlüğü’nün 25/3/2019 tarih ve 296 sayılı yazısında ise
şikayete konu Anasınıfı Öğretmeninin Şişli İlkokulundan Şişli
Ortaokulu’na atanarak görev yeri değişikliği yapıldığı görülmüştür.
3) Başvuru konusu hakkındaki 26/11/2018 tarih ve sayılı bilgi-belge talepli
yazımıza cevaben YÖK’ten alınan 05/12/2018 tarih ve sayılı yazıda özetle;
3.1) 32 Üniversitenin eğitim/eğitim bilimleri fakülteleri bünyesinde Özel Eğitim Bölümü adı
altında bir bölüm ve bölüm içinde Özel Eğitim Öğretmenliği Programı mevcut olup, bu bölümlerde zihinsel, işitme, görme, otistik engelliler eğitimi yanında, özel yeteneklilerle ilgili araştırma ve çalışmalar da yapıldığı,
3.2) Eğitim/eğitim bilimleri fakültelerinde bütün lisans programlarında özel eğitimle ilgili
seçmeli dersler yer aldığı,
3.3) YÖK, üniversiteler ve Milli Eğitim Bakanlığı işbirliğinde yaklaşık üç yıldan beri üzerinde
çalışılan, 2018-2019 eğitim-öğretim yılından itibaren bütün eğitim/eğitim bilimleri fakültelerinde uygulanmaya başlanan yeni öğretmenlik lisans programlarında, öğretmen adaylarının konuyla ilgili farkındalıklarını ve yeterliklerini artırmak amacıyla Özel Eğitim ve
Kaynaştırma Dersi ile Kapsayıcı Eğitim Dersinin, bütün öğretmenlik programlarında (24 öğretmenlik lisans programı) zorunlu dersler kapsamında yer almaya başladığı; böylece her alandaki öğretmen adaylarına özel eğitim ve kapsayıcı eğitim konularında farkındalık kazandırılması amaçlandığı,
3.4) Özel Eğitim ve Kaynaştırma dersinin kapsamının, özel eğitimle ilgili temel kavramlar; özel
eğitimin ilkeleri ve tarihsel gelişimi; özel eğitimle ilgili yasal düzenlemeler; özel eğitimde tanı ve değerlendirme; öğretimin bireyselleştirilmesi; kaynaştırma ve destek özel eğitim hizmetleri; ailenin eğitime katılımı ve aileyle işbirliği; farklı yetersizlik ve yetenek gruplarının özellikleri; farklı gruplara yönelik eğitim yaklaşımları ve Öğretim stratejileri; sınıf yönetiminde etkili stratejiler ve davranış yönetimi olduğu,
3.5) Kapsayıcı Eğitim dersinin kapsamının, kapsayıcı eğitimin tanımı, içeriği ve önemi;
kapsayıcı eğitimin hukuki dayanakları; ulusal ve uluslararası mevzuat; kapsayıcı eğitimde yaklaşım ve standartlar; kapsayıcı eğitimde öğretmen rolleri; kapsayıcı öğretim programı ve materyalleri; kapsayıcı eğitimde tutum ve değerler; kapsayıcı okul ve sınıf; kapsayıcı eğitim için eylem planı hazırlama; kapsayıcı eğitim uygulamaları: Öğrencileri farklılaştıran
Özellikler, etkili İletişim, kullanılan dil, psikososyal destek, öğretimi farklılaştırma ve örnekler, yöntemler ve teknikler, öğretimi planlama, ders materyallerinde kapsayıcılık ve kapsayıcı etkinliklerin seçimi; ders tasarlama uygulamaları olduğu,
3.6) Yukarıda yer alan derslerin yanında eğitim/eğitim bilimleri fakültelerinde çocuk hakları,
eğitim hukuku, beslenme ve sağlık gibi dersler de bulunduğu, İfade edilmiştir.
III. İLGİLİ MEVZUAT
4) T.C. Anayasasının;
4.1) “Kanun Önünde Eşitlik” başlıklı 10 uncu maddesinin birinci ve üçüncü fıkraları;
“Herkes, dil, ırk, renk, cinsiyet, siyasi düşünce, felsefi inanç, din, mezhep ve benzeri sebeplerle ayırım gözetilmeksizin kanun önünde eşittir… Çocuklar, yaşlılar, özürlüler, harp ve vazife şehitlerinin dul ve yetimleri ile malul ve gaziler için alınacak tedbirler eşitlik ilkesine aykırı sayılmaz.”
4.2) 41 inci maddesinin dördüncü fıkrası;
“Devlet, her türlü istismara ve şiddete karşı çocukları koruyucu tedbirleri alır.”
4.3) 42 nci maddesi;
“Kimse, eğitim ve öğrenim hakkından yoksun bırakılamaz… Devlet, durumları sebebiyle ö zel eğ itime ihtiyacı olanları topluma yararlı kılacak tedbirleri alır.”
4.4) “Dilekçe, bilgi edinme ve kamu denetçisine başvurma hakkı” başlıklı 74 üncü
maddesinin üçüncü ve dördüncü fıkraları; “Herkes, bilgi edinme ve kamu denetçisine başvurma hakkına sahiptir. Türkiye Büyük Millet
Meclisi Başkanlığına bağlı olarak kurulan Kamu Denetçiliği Kurumu idarenin işleyişiyle ilgili şikâyetleri inceler.”
5) İnsan Hakları Evrensel Beyannamesinin;
5.1) 1 inci maddesinde;
“Bütün insanlar özgür, onur ve haklar bakımından eşit doğarlar. Akıl ve vicdana sahiptirler, birbirlerine karşı kardeşlik anlayışıyla davranmalıdırlar.
5.2) 2 nci maddesinde;
“Herkes, ırk, renk, cinsiyet, dil, din, siyasal veya başka bir görüş, ulusal veya sosyal köken, mülkiyet, doğuş veya herhangi başka bir ayrım gözetmeksizin bu Bildirge ile ilan olunan bütün haklardan ve bütün özgürlüklerden yararlanabilir.
5.3) 26 ncı maddesinde;
“1. Herkes eğitim hakkına sahiptir. Eğitim, en azından ilk ve temel eğitim aşamasında parasızdır. İlköğretim zorunludur. Teknik ve mesleksel eğitim herkese açıktır…
2. Eğitim insan kişiliğini tam geliştirmeye ve insan haklarıyla temel özgürlüklere saygıyı güçlendirmeye yönelik olmalıdır…” hükümleri yer almaktadır.
6) Birleşmiş Milletler Çocuk Haklarına Dair Sözleşmenin (BMÇHS);
6.1) 2 nci Maddesinin birinci fıkrası;
“Taraf Devletler, bu Sözleşmede yazılı olan hakları kendi yetkileri altında bulunan her çocuğa, kendilerinin, ana babalarının veya yasal vasilerinin sahip oldukları, ırk, renk, cinsiyet, dil, siyasal ya da başka düşünceler, ulusal, etnik ve sosyal köken, mülkiyet, sakatlık, doğuş ve diğer statüler nedeniyle hiçbir ayrım gözetmeksizin tanır ve taahhüt ederler.”
6.2) 3 üncü Maddesinin Birinci Fıkrası;
“Kamusal ya da özel sosyal yardım kuruluşları, mahkemeler, idari makamlar veya yasama organları tarafından yapılan ve çocukları ilgilendiren bütün faaliyetlerde çocuğun yararı temel düşüncedir.”
6.3) 19 uncu Maddesinin Birinci Fıkrası;
“Bu Sözleşmeye Taraf Devletler, çocuğun ana-babasının ya da onlardan yalnızca birinin, yasal vasi veya vasilerinin ya da bakımını üstlenir iken bedensel veya zihinsel saldırı, şiddet veya suiistimale, ihmal ya da ihmalkâr muameleye, ırza geçme dâhil her türlü istismar ve kötü muameleye karşı korunması için; yasal, idari, toplumsal, eğitsel bütün önlemleri alırlar.”
6.4) 23 üncü Maddelerinin birinci ve üçüncü fıkraları;
“1. Taraf Devletler, zihinsel ya da bedensel özürlü çocukların saygınlıklarını güvence altına alan, özgüvenlerini geliştiren ve toplumsal yaşama etkin biçimde katılmalarını kolaylaştıran şartlar altında eksiksiz bir yaşama sahip olmalarını kabul ederler.
3. Özürlü çocuğun, özel bakıma gereksinimi olduğu bilincinden hareketle bu maddenin 2.
fıkrası uyarınca yapılması öngörülen yardım, çocuğun ana-babasının ya da çocuğa bakanların parasal (mali) durumları gözönüne alınarak olanaklar ölçüsünde ücretsiz sağlanır. Bu yardım; özürlü çocuğun eğitimi, meslek eğitimi, tıbbi bakım hizmetleri, rehabilitasyon hizmetleri, bir işte çalışabilecek duruma getirme hazırlık programları ve dinlenme/eğlenme olanaklarından etkin olarak yararlanmasını sağlamak üzere düzenlenir ve çocuğun en eksiksiz biçimde toplumla bütünleşmesi yanında, kültürel ve ruhsal yönü dahil bireysel gelişmesini gerçekleştirme amacını güder.”
6.5) 28 inci Maddesinin birinci fıkrası;
1. Taraf Devletler, çocuğun eğitim hakkını kabul ederler ve bu hakkın fırsat eşitliği temeli üzerinde tedricen gerçekleştirilmesi görüşüyle özellikle (a) İlköğretimi herkes için zorunlu ve parasız hale getirirler…”
Hükümlerini amirdir.
7) Birleşmiş Milletler Engellilerin Haklarına İlişkin Sözleşmenin (EHİS);
7.1) 3 üncü maddesinde;
“(b) Ayrımcılık yapılmaması, (e) Fırsat eşitliği, (h) Engelli çocukların gelişim kapasitesine ve kendi kimliklerini koruyabilme haklarına saygı duyulması.”
Sözleşmenin dayandığı Genel İlkeler arasında sayılmıştır.
7.2) “Ayrımcılık Yapılmaması ve Eşitlik” başlıklı 5 inci maddesi;
“1. Taraf Devletler herkesin hukuk önünde ve karşısında eşit olduğunu ve ayrımcılığa uğramaksızın hukuk tarafından eşit korunma ve hukuktan eşit yararlanma hakkına sahip olduğunu kabul eder.
2. Taraf Devletler engelliliğe dayalı her türlü ayrımcılığı yasaklar ve engellilerin herhangi bir nedene dayalı ayrımcılığa karşı eşit ve etkin bir şekilde korunmasını güvence altına alır…”
7.3) “Engelli Çocuklar” başlıklı 7 nci maddesi;
“1. Taraf Devletler, engelli çocukların diğer çocuklarla eşit bir şekilde tüm insan temel hak ve özgürlüklerinden tam olarak yararlanmasını sağlamak için gerekli tüm tedbirleri alır.
2. Engelli çocuklarla ilgili tüm eylemlerde çocuğun en çıkarının gözetilmesine öncelik verir.
3. Taraf Devletler engelli çocukların kendilerini etkileyen her konuda diğer çocuklarla eşit koşullar altında görüşlerini serbestçe ifade etme hakkına sahip olmalarını, yaşları ve olgunluk seviyelerine göre görüşlerine önem verilmesini ve onlara bu hakkın tanınması için engeline ve yaşına uygun destek sunulmasını sağlar.”
7.4) “Eğitim” başlıklı 24 üncü maddesi;
“1. Taraf Devletler engellilerin eğitim hakkını tanır. Taraf Devletler, bu hakkın fırsat eşitliği temelinde ve ayrımcılık yapılmaksızın sağlanması için eğitim sisteminin bütünleştirici bir şekilde her seviyede engellileri içine almasını ve ömür boyu öğrenim imkanı sağlar. …
2. Taraf Devletler bu hakkın yaşama geçirilmesi için aşağıda belirtilenleri sağlar:
(a) Engelliler engelleri nedeniyle genel eğitim sisteminden dışlanmamalı ve engelli çocuklar engelleri nedeniyle parasız ve zorunlu ilk ve ortaöğretim olanaklarının dışında tutulmamalıdır; (b) Engelliler yaşadıkları çevrede bütünleştirici, kaliteli ve parasız ilk ve orta öğretime diğer bireylerle eşit olarak erişebilmelidir; (c) Bireylerin ihtiyaçlarına göre makul düzenlemeler yapılmalıdır; (d) Engellilerin genel eğitimden etkin bir şekilde yararlanabilmeleri için genel eğitim sistemi içinde ihtiyaç duydukları desteği almalıdır; (e) Engellilere yönelik bireyselleştirilmiş etkin destekleyici tedbirler, engellilerin tam katılımı hedefine uygun olarak, akademik ve sosyal gelişimi artırıcı ortamlarda sağlanmalıdır.
3. Taraf Devletler engellilerin toplumun eşit üyeleri olarak eğitime tam ve eşit katılımlarını kolaylaştırmak için yaşamı ve sosyal gelişim becerilerini öğrenmelerini sağlar…
4. Taraf Devletler bu hakkın yaşama geçmesini sağlamak için, … eğitimin her düzeyinde çalışan uzmanların ve personelin eğitimi için uygun tedbirleri alır. Sözkonusu eğitim engelliliğe ilişkin bilincin artırılmasını, alternatif iletişim araç ve biçimleri ile destekleyici eğitim tekniklerinin ve materyallerinin kullanılmasını içermelidir.”
Düzenlemelerini içermektedir.
8) 5378 sayılı Engelliler Hakkında Kanunun;
8.1) “Genel Esaslar” başlıklı 4 üncü maddesinin birinci fıkrası;
“Bu Kanun kapsamında bulunan hizmetlerin yerine getirilmesinde; a) Engellilerin insan onur ve haysiyetinin dokunulmazlığı temelinde, kendi seçimlerini yapma özgürlüğünü ve bağımsızlığını kapsayacak şekilde bireysel özerkliğine saygı gösterilmesi esastır.
b) Engelliliğe dayalı ayrımcılık yapılamaz, ayrımcılıkla mücadele engellilere yönelik politikaların temel esasıdır.
c) Engellilerin tüm hak ve hizmetlerden yararlanması için fırsat eşitliğinin sağlanması esastır.
g) Engeli olan çocuklara yönelik hizmetlerde çocuğun üstün yararının gözetilmesi esastır…”
8.2) “Ayrımcılık” başlıklı 4/A maddesinin birinci fıkrasında;
“Doğrudan ve dolaylı ayrımcılık dâhil olmak üzere engelliliğe dayalı her türlü ayrımcılık yasaktır.”
8.3) “Eğitim ve öğretim” başlıklı 15 inci maddesinin ilk iki fıkrasında;
“Hiçbir gerekçeyle engellilerin eğitim alması engellenemez. Engelliler, özel durumları ve farklılıkları dikkate alınarak, yaşadıkları çevrede bütünleştirilmiş ortamlarda, eşitlik temelinde, hayat boyu eğitim imkânından ayrımcılık yapılmaksızın yararlandırılır.
Genel eğitim sistemi içinde engellilerin her seviyede eğitim almasını sağlayacak bütünleştirici planlamalara yer verilir…”
Denmektedir.
9) 5395 sayılı Çocuk Koruma Kanunu’nun “Temel ilkeler” başlıklı 4 üncü maddesinde;
9.1) “Bu Kanunun uygulanmasında, çocuğun haklarının korunması amacıyla;
(a) Çocuğun yaşama, gelişme, korunma ve katılım haklarının güvence altına alınması, (b) Çocuğun yarar ve esenliğinin gözetilmesi, (c) Çocuk ve ailesinin herhangi bir nedenle ayrımcılığa tâbi tutulmaması…”
İlkelerinin gözetileceği belirtilmiştir.
10) 6328 sayılı Kamu Denetçiliği Kurumu Kanununun “Kurumun Görevi” başlıklı 5 inci
maddesinin birinci fıkrasında;
“Kurum, idarenin işleyişiyle ilgili şikâyet üzerine, idarenin her türlü eylem ve işlemleri ile tutum ve davranışlarını; insan haklarına dayalı adalet anlayışı içinde, hukuka ve hakkaniyete uygunluk yönlerinden incelemek, araştırmak ve idareye önerilerde bulunmakla görevlidir.” hükmü yer almaktadır.
̆
11) 1739 Sayılı Millî Egitim Temel Kanunu’nun;
11.1) 4 üncü maddesi “Eğitim kurumları dil, ırk, cinsiyet, engellilik ve din ayırımı
gözetilmeksizin herkese açıktır. …”
̇
11.2) 7 nci maddesi “Ilkö ğ retim gö rmek her Tü rk vatandasının hakkıdır…”
̧
̈
11.3) 8 inci maddesi “… Ozel eğ itime ve korunmaya muhtaç ç ocukları yetiş tirmek iç in ö zel
tedbirler alınır.” Hükümlerini amirdir.
̈
12) 573 Sayılı Ozel Eğ itim Hakkında Kanun Hükmünde Kararnamenin;
12.1) 4 üncü maddesi; “(b) Özel eğitime erken başlamak esastır… “(d) Özel eğitim gerektiren
bireylerin, eğitsel performansları dikkate alınarak, amaç, muhteva ve öğretim süreçlerinde uyarlamalar yapılarak diğer bireylerle birlikte eğitilmelerine öncelik verilir.”
12.2) 7 nci maddesi “Tanısı konulmuş özel eğitim gerektiren çocuklar için okul öncesi eğitimi
zorunludur. Bu eğitim özel eğitim okulları ile diğer okul öncesi eğitim kurumlarında verilir…”
12.3) 8 inci maddesi “Özel eğitim gerektiren bireyler, ilk öğretimlerini özel eğitim okulları
ve/veya diğer ilköğretim okullarında sürdürürler.”
12.4) “Kaynaştırma” başlıklı 12 nci maddesi “Özel Eğitim gerektiren bireylerin eğitimleri,
hazırlanan bireysel eğitim planları doğrultusunda akranları ile birlikte her tür ve kademedeki okul ve kurumlarda uygun yöntem ve teknikler kullanılarak sürdürülür.”
12.5) “Özel Eğitim Desteği” başlıklı 14 üncü maddesi “Özel eğitim gerektiren bireylere, her
tür ve kademedeki eğitim ortamlarında devam ettiği eğitim programlarının amaçlarını gerçekleştirmek üzere özel eğitim desteği verilir. Bu amaçla bireysel ve grupla eğitim imkanları sağlanır…”
̂ ̈ ̈ ̈ ̆ ̈ ̆
12.6) 24 üncü maddesi ‘’Resmı ve ozel okul oncesi, ilkogretim ve orta ogretim okulları ile
yaygın eğ itim kurumları; kendi cevrelerindeki ö zel eğ itime ihtiyacı olan bireylere ö zel eğ itim
̧ hizmetleri sağ lamakla yü kü mlü dü r. Sözkonusu okul ve kurumlarda, özel eğitim gerektiren bireylerin eğitim-öğretim görmelerini sağlamak üzere gerekli tedbirler alınır’’
12.7) 25 inci maddesi “Özel eğitim okul ve kurumları ile özel eğitime destek sağlayan okul ve
kurumların eğitim-öğretim sınıfı personel ihtiyacı öncelikle karşılanır; ihtiyaç duyulan uzman personel atanır veya diğer kurum ve kuruluşlarla işbirliği yapılarak görevlendirilir.”
Hükümlerini amirdir.
13) 07/07/2018 tarihli ve 30471 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan Özel
Eğitim Hizmetleri Yönetmeliğinin,
13.1) 11 inci maddesi;
“b) 36 ayını tamamlayan özel eğitim ihtiyacı olan çocuklar için okul öncesi eğitim zorunludur.
Çocukların gelişimi ve özellikleri dikkate alınarak okul öncesi dönemde eğitim süresi uzatılabilir.”
13.2) “Kaynaştırma/bütünleştirme yoluyla eğitim” başlıklı 22 nci maddesi;
“(1) Özel eğitim ihtiyacı olan bireyler Özel Eğitim Değerlendirme Kurulu Raporu doğrultusunda her tür ve kademedeki eğitimlerini kaynaştırma/bütünleştirme yoluyla sürdürebilirler.
(2) Özel eğitim ihtiyacı olan bireyler, kaynaştırma/bütünleştirme yoluyla eğitimlerini akranları ile birlikte aynı sınıfta tam zamanlı veya özel eğitim sınıflarında yarı zamanlı olarak sürdürebilirler.
(3) Okul öncesi eğitim, ilköğretim ya da mesleki ve teknik eğitim programlarının uygulandığı özel eğitim okullarında kaynaştırma/bütünleştirme yoluyla eğitim verilebilir.
(4) Kaynaştırma/bütünleştirme yoluyla eğitim yapılan okullarda BEP geliştirme birimi oluşturulması zorunludur.
(5) Öğrenci Davranışlarını Değerlendirme Kurulu ile Ödül ve Disiplin Kurulu’nda kaynaştırma/bütünleştirme yoluyla eğitimlerine devam eden öğrencilerle ilgili alınacak kararlarda BEP geliştirme birimiyle iş birliği yapılır.” Denmektedir.
IV. KAMU DENETÇİSİ CELİLE ÖZLEM TUNÇAK’IN KAMU BAŞDENETÇİSİ’NE
ÖNERİSİ
14) Anayasamız ve tarafı olduğumuz uluslararası sözleşmeler kapsamında ülkemizde yaşayan
herkesin haklar ve özgürlükler bakımından eşit olduğu, “engellilik hali dâhil” hiçbir bir nedene bağlı olarak ayrımcılık yapılamayacağı, engelliliğe dayalı ayrımcılık yapılmasının yasa ile açıkça yasaklandığı ve “engelli çocukların” da özellikle korunduğu, şikayete konu öğretmen tarafından çocuğa ve ailesine yönelik eylem, tutum ve davranışların “engelliliğe dayalı ayrımcılık” kapsamına girdiği ve bu sebeple “çocuğun eğitim hakkının” ihlal edilmesine sebebiyet verdiği tespit edilerek, ülkemizde kaynaştırma (ve bütünleştirme) eğitimindeki eksikliklerin ve aksaklıkların giderilerek mevcut uygulamanın iyileştirilmesi amacıyla ilgili idareye Tavsiyede bulunulması yönündeki öneri Kamu Başdenetçisi’ne sunulmuştur.
V. DEĞERLENDİRME VE GEREKÇE
A. Hukuka, Hakkaniyete ve İnsan Haklarına Uygunluk Yönünden Değerlendirme
15) Başvuran, okul öncesi eğitim çağındaki oğlunun fiziksel engelli olduğunu, Rehberlik
Araştırma Merkezinin (RAM) yönlendirmesi üzerine kaynaştırma öğrencisi olarak kaydını yaptırdıkları okuldaki Anasınıfı Öğretmeni tarafından oğlunun ve ailenin engellilik sebebiyle
“ayrımcılığa” maruz kaldığını ve çocuğunun eğitim hakkının engellendiğini ifadeyle öğretmenlere engellilerin eğitimi ile ilgili mevzuat kapsamında eğitimler verilmesi; okulda gerekli donanımın ve ilgili personelin uygun duruma getirilmesi; ilgili öğretmen hakkında gerekli işlemlerin yapılması ve çocuğun eğitim hakkına devam etmesi için gerekli şartların oluşturulmasını talep etmektedir.
16) Dosya kapsamında iletilen iddialar çerçevesinde , “çocuğun üstün yararının korunması”
ve “eğitim hakkının tam ve etkin bir şekilde kullanmasını” teminen öncelikle ve ivedi olarak
Kurumumuzca ilgili idare ile temasa geçilmiş; bu kapsamda çocuğun “sınıfının değiştirildiği” öğrenilmiş; eş zamanlı olarak, başvuran ile de temasa geçilerek çocuğunun sınıfının değiştirildiği hususu teyit edilmiştir. Yine bu kapsamda, idareden öğretmenle ilgili olarak
“inceleme ve soruşturmanın” başlatıldığı öğrenilmiştir. Nitekim, MEB ile yapılan yazışmalardan, başvuranın oğlunun “eğitimine devam etmesi amacıyla” bahsekonu Anasınıfı
Öğretmeni hakkında başlatılan soruşturma sonucunda Kurumumuza da iletilen iddiaların sübut bulduğunun tespit edildiği, bu kapsamda Öğretmenin 1/30 Oranında Aylıktan Kesme cezası ile tecziye edildiği, ayrıca görev yeri değişikliği yapılarak başka okula atamasının yapıldığı anlaşılmıştır.
17) Kamu Denetçiliği Kurumu Kanununun Uygulanmasına ilişkin Usul ve Esaslar Hakkında
Yönetmeliğin “Şikâyete konu talebin idarece yerine getirilmesi” başlıklı 27 nci maddesinin ikinci fıkrasında şikâyete konu talebin ilgili idare tarafından yerine getirilmesi hâlinde dostane çözüm kararı vererek inceleme ve araştırmanın sonlandırılacağı belirtilmiş olup; başvuranın
“ilgili öğretmen hakkında gerekli işlemlerin yapılması ve çocuğun eğitim hakkına devam etmesi için gerekli şartların oluşturulması” konusundaki taleplerinin Dostane Çözümle sonuçlandığı anlaşılmıştır.
18) Öte yandan, gerek başvuranın dilekçesinde yazılı olarak ifadesini bulan “engellilerin
eğitimi ile ilgili mevzuat kapsamında öğretmenlere eğitimler verilmesi” talebi, gerekse konunun
Anayasamızda, kanunlarımızda ve tarafı olduğumuz uluslararası sözleşmelerde koruma altına alınan “temel insan hakları” kapsamında incelenmesini gerektiren niteliği inceleme ve araştırmaya devam etmeyi gerekmiştir.
19) BM İnsan Hakları Evrensel Beyannamesinde bütün insanların haklar bakımından eşit
olduğu; herhangi bir ayrım gözetmeksizin herkesin ilan olunan bütün haklardan yararlanabileceği belirtilmiş; Anayasamızda da “ayrım gözetilmeksizin herkesin kanun önünde eşit olduğu” açıkça ifade edilmiştir. Tarafı olduğumuz BM Engellilerin Haklarına
İlişkin Sözleşme’de (EHİS) engelliliğe dayalı her türlü ayrımcılık yasaklanmış; taraf
Devletlere engellilerin herhangi bir nedene dayalı ayrımcılığa karşı eşit ve etkin bir şekilde korunmasını güvence altına almak görevi verilmiştir. Belirtilen hususlar ulusal mevzuatımızda da yer bulmuş, 5378 sayılı Engelliler Hakkında Kanunda engelliliğe dayalı ayrımcılık yapılamayacağı, ayrımcılıkla mücadelenin engellilere yönelik politikaların temelini oluşturduğu belirtilmiştir.
20) Belirtilen mevzuatta “engelli çocuklara” özel önem atfedildiği görülmektedir. BM
EHİS’in “Engelli Çocuklar” başlıklı 7 nci maddesinde “Taraf Devletlerin engelli çocukların diğer çocuklarla eşit bir şekilde tüm insan temel hak ve özgürlüklerinden tam olarak yararlanmasını sağlamak için gerekli tüm tedbirleri alacağı” taahhüt altına alınmış, BMÇHS ile uyumlu olarak “Engelli çocuklarla ilgili tüm eylemlerde çocuğun üstün yararının gözetilmesine öncelik verileceği” belirtilmiştir. BM Çocuk Hakları Sözleşmesinde de (BMÇHS) “Sözleşmede yazılı olan hakların hiçbir ayrım gözetilmeksizin tüm çocukları tanınacağı” ifade edilirken engellilik halinin özellikle belirtildiği görülmektedir.
21) Ulusal mevzuatımız kapsamında, 5378 sayılı Kanunda da bu hususa açıkça değinilmiş,
“engeli olan çocuklara yönelik hizmetlerde çocuğun üstün yararının gözetilmesinin esas olduğu” kayıt altına alınmıştır. Nihayet, BMÇHS’de çocuğun her türlü istismar ve kötü muameleye karşı korunması için; yasal, idari, toplumsal, eğitsel bütün önlemlerin alınması
Devletin görevleri arasında sayılmış; 5395 sayılı Çocuk Koruma Kanununda “korunmaya ihtiyacı olan çocuk” tanımı altında bedensel, zihinsel, sosyal ve duygusal gelişimi ile kişisel güvenliği tehlikede olan çocuklarla ilgili tedbirlere yer verilmiştir.
22) Öte yandan, eğitim hakkı, tüm vatandaşlar için Türkiye Anayasası ile teminat altına
alınmış bir haktır. Anayasanın 42 inci maddesinde, “Kimse, eğitim ve öğrenim hakkından yoksun bırakılamaz.” denilmekte; “engelli bireylerin eğitim hakkına” ilişkin BM EHİS düzenlemesinin “bu hakkın fırsat eşitliği temelinde ve ayrımcılık yapılmaksızın sağlanması için eğitim sisteminin bütünleştirici bir şekilde her seviyede engellileri içine alması” hususuna öncelikli vurgu yapıldığı görülmektedir. Yine bu kapsamda, “engelliler engelleri nedeniyle genel eğitim sisteminden dışlanmamalı ve engelli çocuklar engelleri nedeniyle parasız ve zorunlu ilk ve ortaöğretim olanaklarının dışında tutulmamalıdır.” denilmiştir.
23) “Engelli çocukların eğitim hakkı”na ilişkin olarak başta BMÇHS olmak üzere pek çok
uluslararası düzenleme bulunmaktadır. Sözleşmenin 23 üncü maddesi uyarınca, Türkiye özel eğitim ihtiyacı olan çocukların haklarını teminat altına alacağını kabul etmiştir. Buna göre ülkemiz, zihinsel ya da bedensel engelli çocukların saygınlıklarını güvence altına alan, özgüvenlerini geliştiren ve toplumsal yaşama etkin biçimde katılmalarını sağlayacak eksiksiz bir yaşama sahip olmaları gerektiğini kabul etmektedir. Aynı Sözleşmeye göre ülkemiz, özel eğitime ihtiyaç duyan bireylerin, anne-babasının ya da çocuğa bakanların mali durumlarını göz önüne alarak, eğitimleri, mesleki eğitimleri, tıbbi bakım hizmetleri, rehabilitasyon hizmetleri, bir işte çalışabilecek duruma getirmeye yönelik hazırlık programları ve dinlenme/eğlenme olanaklarından etkin olarak yararlanmaları konularında yardım etmeyi de taahhüt etmektedir.
Bu çerçevede, çocuğun eksiksiz biçimde toplumla bütünleşmesinin yanı sıra, kültürel ve ruhsal yönü dâhil bireysel gelişimini gerçekleştirmesi amaçlanmaktadır.
24) Belirtilen ulusal ve uluslararası mevzuat kapsamında, ülkemizde özel eğitime ihtiyaç
duyan bireylerin ve somut dosya özelinde “özel eğitime ihtiyacı duyan çocukların” bu haklarını hiçbir ayrımcılığa uğramaksızın, tam ve eksiksiz bir şekilde gerçekleştirmelerinin hukuki güvence altına alındığı görülmektedir. Bu bakış, yıllar içerisinde eğitime ilişkin düzenlemelerde de yerini almıştır.
25) Engelli çocuklara sunulacak eğitim hizmetlerine ilişkin ulusal mevzuatımızın 1949 yılında
5387 sayılı “Korunmaya Muhtaç Çocuklar Hakkında Kanun” ile başladığı söylenebilir. Bu
süreç 1962 yılında yayımlanan “Özel Eğitime Muhtaç Çocuklar Yönetmeliği” ile devam etmiş,
1973 yılında yayımlanan 1739 sayılı Milli Eğitim Temel Kanunu, 1983 yılında yürürlüğe giren
2916 sayılı “Özel Eğitime Muhtaç Çocuklar Kanunu”ardından 1997 tarihli 573 sayılı “Özel
Eğitim Hakkında Kanun Hükmünde Kararname” ve ilk kez 2000 yılında yayımlanan ve sırası ile 2006, 2009, 2012, 2018 yıllarında değişikliklere uğrayan “Özel Eğitim Hizmetleri
Yönetmeliği” ile yaygın olarak uygulanmaya başlanmıştır.
26) Belirtilen mevzuat kapsamında “ülkemizde 20. yüzyılın başından itibaren nicelik olarak
sınırlı da olsa özel eğitim kurumları ve özel sınıflar özel gereksinimli öğrencilerin eğitimi için en uygun modeller olarak kabul edilmiş, 1990’lı yıllara kadar bu kurumlar yaygınlaştırılmıştır.
1986’da başlatılan “kaynaştırma” uygulamaları ise 1997 yılında kabul edilen 573 Sayılı Kanun
Hükmünde Kararname ile yasallaştırılmış, “özel gereksinimli çocukların akranları ile aynı eğitim ortamlarında, kendileri için en uygun eğitimi almaları” yasal olarak kabul edilmiştir. Bu kararnamenin “kaynaştırma” maddesinde “özel eğitim gerektiren bireylerin eğitimleri, hazırlanan bireysel eğitim planları doğrultusunda akranlarıyla birlikte her tür ve kademedeki okul ve kurumlarda uygun yöntem ve teknikler kullanılarak sürdürülür” denilmektedir.
Kararname, çocukların yerleştirildikleri her kademedeki okullarda, kendi gereksinimlerine en uygun eğitimi almaları gerektiğini açıkça göstermektedir. ” (Özdemir, H, & Ahmetoğlu, E. “Okulöncesi
öğretmenlerinin yaşları ve mesleki deneyimleri açısından kaynaştırma uygulamalarına ilişkin görüşlerinin incelenmesi,” Journal of Educational and Instructional Studies, 2(1), (2012), 68-74.)
27) 2000 yılında yürürlüğe giren Özel Eğitim Yönetmeliği’nde ise kaynaştırma “özel eğitime
ihtiyacı olan bireylerin eğitimlerini, destek eğitim hizmetleri de sağlanarak yetersizliği olmayan akranları ile birlikte resmi ve özel; okul öncesi, ilköğretim, orta öğretim ve yaygın eğitim kurumlarında sürdürmeleri esasına dayanan özel eğitim uygulamaları” olarak tanımlanmaktadır.
28) “Ülkemizde kaynaştırma yoluyla eğitimin, tam zamanlı kaynaştırma, yarı zamanlı
kaynaştırma ve tersine kaynaştırma olmak üzere üç farklı modelde uygulandığı görülmektedir.
Tam zamanlı kaynaştırma modelinde özel gereksinimli öğrenciler eğitimlerini yetersizliği olmayan akranları ile birlikte sürdürürken, yarı zamanlı kaynaştırma modelinde, özel gereksinimli öğrenciler eğitimlerini bazı derslerde yetersizliği olmayan akranlarıyla birlikte aynı sınıfta ya da ders dışı etkinliklere birlikte katılarak sürdürmektedirler. Tersine kaynaştırma modelinde ise özel gereksinimli olmayan öğrenciler istemeleri halinde, özel eğitim okul ve kurumlarına devam eden özel gereksinimli akranları ile ya aynı sınıfta eğitim görmekte ya da özel gereksinimli olmayan öğrenciler için özel eğitim okul ve kurumunun bünyesinde ayrı bir sınıf açılmaktadır.” (Yazıcıoğlu, T., Kaynaştırma Uygulamalarının Tarihsel Süreci Ve Türkiye’de Uygulanan
Kaynaştırma Modelleri, E-ISSN: 2149-3871, Sayfa: 92-110, http://dergipark.gov.tr/download/article-file/497722)
29) Milli Eğitim Bakanlığınca bu alanda yapılan yayınlarda “Bilimsel araştırmalar ve
uygulama tecrübeleri, engelli öğrencilerin akranları ile bir arada eğitim almalarının en ideal yöntem olduğunu göstermektedir… Çağdaş bilimsel yönelimler doğrultusunda Bakanlığımızın özel eğitim uygulamaları bağlamında temel yaklaşımı, özel eğitim gereksinimi olan bireylerimize mümkün olan en az sınırlandırılmış eğitim ortamını sağlamaktır. Bu çerçevede özel eğitim gereksinimi olan bireylerin öncelikle kendi akranları arasında tam zamanlı kaynaştırma ve bütünleştirme eğitimi almaları esastır. Tanılama çalışmaları doğrultusunda, tam zamanlı kaynaştırmanın mümkün olmadığı durumlarda, öğrenciler yarı zamanlı kaynaştırma, özel eğitim sınıfı ve özel eğitim okulu gibi uygulamalara yönlendirilmektedir. Bu çerçevede 2012/2013 resmi istatistiklerine göre ülkemizde, ilköğretim düzeyinde 147.048, ortaöğretim düzeyinde de 14.247 olmak üzere toplam 161.295 özel eğitim ihtiyacı olan birey kaynaştırma eğitimi almaktadır. Gerek uygulama süreçlerindeki tecrübeler ve gerekse bilimsel araştırmalar engelli bireyler için en ideal eğitimin kaynaştırma yoluyla gerçekleşeceğini göstermiştir.
Bakanlığımız da kaynaştırma eğitiminin ve özel eğitimin güçlendirilmesi amacıyla; Kaynaştırma uygulamalarının yapıldığı okul/kurumlarda destek eğitim odalarının açılması, Kurumlarda gezerek özel eğitim hizmeti veren öğretmenlerin norm sayılarının arttırılması, Eğitim sürecinin planlanması ve uygulanmasında öğrencilerin yetersizlik türüne uygun düzenleme yapılması, Özel Eğitim Anaokullarının yaygınlaştırılması, Gerekli durumlarda; görme, işitme, bedensel engelli öğrenciler için özel okul ve kurumlar açılması, Evde ve hastanede eğitimin, ortaöğretim kademesinde de verilmesi, vb. çalışmaları, ilgili birimlerle iş birliği ve eşgüdüm sağlayarak sürdürmektedir. Bakanlığımızın özellikle kaynaştırma konusunda uyguladığı politikaların bir sonucu olarak bu alandan önemli bir ilerleme kaydedilmiştir.” (MEB Özel Eğitim ve Rehberlik Hizmetleri Genel Müdürlüğü, Mesleki Eğitimde
Bütünleştirme Uygulamaları, s.13, https://orgm.meb.gov.tr/meb iys dosyalar/2013 09/04115235 meslekieitimdebtnletirmeuygulamalar.pdf)
denilmektedir.
30) Başvuruya konu çocuk anasınıfı kaynaştırma öğrencisi olup “daha sonraki yıllarda topluma
uyumunu kolaylaştırmak için gerekli olan temel iletişim becerilerini kazanması ve gelişimini hızlandırması yönünden yaşamın en kritik dönemlerinden biri olan okul öncesi dönemde yapılacak kaynaştırma eğitiminin büyük önem taşıdığı” belirtilmektedir. Bu konuda yapılan akademik yayınlarda “Okul öncesi dönemde özel eğitime ihtiyacı olan çocuk, okul öncesi eğitim ortamında, gelişim alanları ile ilgili pek çok beceriyi yaşıtları ile katılacağı oyun ortamlarında, eğitsel uygulamalar ve diğer etkinliklerde gözleyerek öğrenme, onları taklit ederek geliştirme fırsatı bulacaktır. Yetersizliği olmayan çocuklar da kendilerinden farklı özelliklere sahip yaşıtlarını yakından tanıma ve engeli olan bireylere karşı olumlu tutum ve tavırlar geliştirebilme şansına sahip olacaklardır.” denilmektedir (Özdemir, H, & Ahmetoğlu, E.
“Okulöncesi öğretmenlerinin yaşları ve mesleki deneyimleri açısından kaynaştırma uygulamalarına ilişkin görüşlerinin incelenmesi,” Journal of Educational and Instructional Studies, 2(1), (2012), 68-74.).
31) Kaynaştırma eğitimlerinin verimli olması için farklı gerekliliklere dikkat çekilmektedir.
Bunların başında ise şüphesiz öncelikle eğitimcilere değinilmektedir. “Kaynaştırma uygulamalarında özellikle bu çocukların öğretmenlerinin, hem çocukların birbirlerine hem de programa uyum sağlamalarında önemli bir rolü bulunmaktadır. Sınıf ortamının toplumun küçük bir modeli olduğu kabul edilirse, sınıftaki sağlıklı iletişimin diğer sosyalleşme alanlarına da taşınacağı; bu sebeple sınıfta sağlıklı etkileşim ortamının sağlanmasında öğretmenin olumlu tutumunun çok önemli olduğu söylenebilir. Ayrıca, eğitim yöneticisi, eğitici mesleki yeterliliğe sahip olduğunda ve öğrencilerin özelliklerine uygun eğitsel, sosyal ve fiziksel ortamlar düzenlendiğinde özel eğitime ihtiyacı olan öğrencilerin başarıları ve kendilerine güven kazanmaları kolaylaşmakta ve toplumla bütünleşmeleri sağlanabilmektedir.” (A.g.e. 68-74.)
32) MEB tarafından 2010 yılında gerçekleştirilen “İlköğretim Okullarındaki Kaynaştırma
Uygulamalarının Değerlendirilmesi” konulu araştırma sonucunda; “kaynaştırma uygulaması yapılan ilköğretim okulu yöneticileri ve öğretmenlerinin kaynaştırma konusunda yeterli bilgiye sahip olmayıp bilgilenmeye ihtiyaç duydukları, kaynaştırma eğitimi öncesi bilgilendirilmedikleri, kaynaştırmaya yönelik yeterince hazırlık yapmadıkları ve kaynaştırma uygulamalarında destek/yardım almadıkları, kaynaştırma uygulaması yapılan ilköğretim okullarında özel eğitim öğretmeni bulunmadığı, kaynaştırma öğrencilerine destek eğitim hizmetlerinin yeterince verilmediği, öğretmenlerin bireyselleştirilmiş eğitim programını uygulamada en fazla yaşadıkları sorunun “sınıf kalabalık olduğu için uygulamada zaman sorunu yaşanması” olduğu, eğitim materyali sıkıntısı yaşandığı, okul yöneticilerince kaynaştırma uygulamalarının “kısmen” yeterli bulunduğu, kaynaştırma uygulamalarının velilerin beklentilerine yeterince cevap vermediğinin ortaya çıktığı” ifade edilmektedir. (MEB, Eğitimi Araştırma ve Geliştirme Dairesi Başkanlığı (EARGED), “İlköğretim Okullarındaki Kaynaştırma
Uygulamalarının Değerlendirilmesi” 2010, https://www.meb.gov.tr/earged/earged/ilk kaynas eg uyg deg.pdf)
33) Alandaki akademik çalışmalar incelendiğinde ise, araştırmaların çoğunun sınırlı örneklem
ile oluşturulduğu görülmüşse de sonuçlarının MEB tarafından yayınlanan yukarıdaki araştırma ile benzeştiği tespit edilmiştir. Eldeki sınırlı veri öncelikle uygulamanın etkinliğinin daha kapsamlı, ayrıntılı ve güncel bir şekilde ölçülmesi gerektiğine işaret ederken, diğer yandan ortak bir ağızla kaynaştırma uygulamalarının iyileştirilmesi ve öğretmenlerin farklı yönlerden desteklenmesi gerektiğini ifade etmektedir.
34) Yazıcıoğlu yaptığı araştırma sonucunda “çoğunlukla tam zamanlı kaynaştırma uygulaması
şeklinde yapılan ve ülkemizde 1983 yılından beri uygulanan” kaynaştırma eğitimleri
hakkındaki tespit ve önerilerini şu şekilde belirtmiştir: “O tarihten günümüze kaynaştırma eğitimi uygulamalarının arttığı ancak kaynaştırma modeli girişimlerinin sınırlı kaldığı dikkat çekmektedir. Milli Eğitim Bakanlığının istatistikleri incelendiğinde, Türkiye’de kaynaştırma eğitimine devam eden öğrenci sayısının giderek arttığı görülmektedir. Milli Eğitim Bakanlığı her ne kadar bu artışı dikkate alıp kaynaştırma eğitiminin uygulanmasına yönelik düzenlemeler yapsa da, kaynaştırma eğitiminin mevcut sorunlarının devam ettiği de bir gerçektir. Türkiye’de kaynaştırmanın uygulanışıyla ile ilgili karşılaşılan sorunların başında sınıfların ve okulların kaynaştırma uygulaması için uygun fiziksel ortam niteliği taşımadığı (Batu, Kırcaali-İftar, Uzuner, 2004; Kargın ve diğerleri., 2003; Sadioğlu, Bilgin, Batu ve Oksal, 2013)
görülmektedir. Sınıftaki öğrenci sayısı, sınıfın büyüklüğü, sınıfın ses, ışık, ısı ve havalandırma sistemi, sınıfın içinde bulunan sıralar, dolaplar ve özel cihazlar uygun fiziksel ortamın önemli öğeleri olarak bilinmektedir. Dolayısıyla Türkiye’de uygun fiziksel ortam niteliği taşıyan kaynaştırma okullarının yapılması, bu okullarda uygulanacak kaynaştırma modellerinin sonuçlarının değerlendirilmesi ve kaynaştırma uygulamalarında ileriye yönelik iyileştirici çalışmaların yapılması gerekmektedir. Giderek daha fazla öğrencinin kaynaştırma uygulamasından yararlanıyor olması sevindirici olmakla birlikte, uygulama düzeyinde, öğrenci sayısının fazla olması, materyal eksikliği, Bireyselleştirilmiş Eğitim Programı (BEP)
birimlerinin ve BEP uygulamalarının işlevsel hale getirilememesi, okul yönetimi, öğretmenler ve aileler açısından bilgi eksiklikleri, değerlendirmede kullanılan ölçme araçlarına ilişkin yetersizlikler, destek eğitim hizmetlerinin eksikliği gibi pek çok önemli sorun yaşanmaktadır (Akçamete, Büyükkarakaya, Bayraklı ve Sardohan Yıldırım, 2012). Özel gereksinimli öğrencilere gerektiğinde sınıf dışında destek verebilecek destek odaları oluşturulamamakta, bazı özel kurum ve kuruluşlar kendi çabaları ile bu amaçla küçük birimler kurmaktadırlar (Sucuoğlu, Akalın ve Sazak, 2008). Bu durum özel gereksinimli öğrencilerin eğitim haklarını sınırlamaktadır. Öncelikle kaynaştırma eğitimi yapılan her okul ya da eğitim bölgesine özel eğitim öğretmeni istihdamı sağlayacak politikaların geliştirilmesi gerekmektedir. Böylece kaynaştırma sınıflarında görev yapan sınıf öğretmenleri ile alan öğretmenlerine gerek sınıf içi gerekse sınıf dışında özel eğitim desteği sağlanacaktır. Ayrıca kaynaştırma sınıflarında görev yapan sınıf öğretmenleri ile alan öğretmenlerine yardımcı öğretmen desteğinin sağlanması, kaynaştırma eğitiminin başarısını arttıracaktır. Türkiye’deki kaynaştırma eğitimi uygulamalarında yaşanan bu sorunlar ve yasal mevzuat temel alınarak özel gereksinimli bireyler için alternatif kaynaştırma modelleri geliştirilebilir. Özel gereksinimli bireylerin ayrışmasına neden olan özel eğitim okulları ya da özel eğitim sınıflarının kaynaştırma eğitimi verilen genel eğitim sınıfları ile bütünleştiği modellerin yaygınlaştırılması ve her çocuğa eşit koşullarda eğitim verilmesi amaçlanmalıdır.” denilmektedir (Yazıcıoğlu, T., Kaynaştırma
Uygulamalarının Tarihsel Süreci Ve Türkiye’de Uygulanan Kaynaştırma Modelleri, E-ISSN:
2149-3871, Sayfa: 92-110, http://dergipark.gov.tr/download/article-file/497722).
35) Özdemir ve Ahmetoğlu tarafından yapılan araştırma sonucunda ise, kaynaştırma
eğitiminde görev alan öğretmenlerin hem kaynaştırma öğrencilerine karşı olumlu tutum geliştirmesinde hem de yeterliliklerini artırmada özel eğitim ile ilgili bir eğitim programından geçmeleri önerilmektedir. Öğretmen yetiştiren eğitim fakültelerinin programlarına özel eğitimle ilgili derslerin daha ayrıntılı bir biçimde dahil edilebileceği ve öğretmen adaylarının özel eğitim konusunda çeşitli uygulamalara katılımlarının sağlanabileceği ifade edilmektedir.
(Özdemir, H, & Ahmetoğlu, (2012), 68-74.)
36) Fazlıoğlu ve Doğan tarafından gerçekleştirilen araştırmada da benzer şekilde “Türkiye’de
kaynaştırma uygulamalarının uygun şekilde yürütülebilmesi için bazı yasa ve yönetmelikler olsa da kaynaştırmanın uygulanması ile ilgili sorunlar hala devam etmektedir. Bu sorunlardan bazıları, okulların kaynaştırma eğitimi için uygun fiziki şartlara sahip olmamaları, öğretmenlerin ve okul personelinin engelli bireylerin eğitimleri hakkında yeterli bilgiye sahip olmamaları, kaynaştırma destek hizmetlerinin uygun şekilde sunulmamasıdır. Ülkemizde kaynaştırmaya devam eden çocukların sayısı giderek artmasına rağmen özel gereksinimli öğrenci ve öğretmenlere genel eğitim sınıflarında sağlanan özel eğitim destekleri hala çok yetersizdir. Genel eğitim sınıflarındaki bu yetersizlikler içinde engelli öğrenci ile karşı karşıya kalan öğretmenler doğal olarak sorunlarını tek başlarına çözememektedirler. Öğretmenlerin kaynaştırma eğitimine olumsuz tutum geliştirme nedenlerinden biri de özel eğitim alanı ile ilgili bilgi eksiklikleridir. Eğitim fakültelerinin öğretmen yetiştirme programlarının ders içeriklerine özel eğitim ile ilgili uygulamaya derslerinin eklenmesi öğretmenlerin sınıf ortamında yaşadıkları aksaklıkları azaltabilir.” (Fazlıoğlu, Y. & Doğan, M. K., “Öğretmenlerin Kaynaştırmaya İlişkin
Tutumlarının İncelenmesi”, Trakya Üniversitesi Sosyal Bilimler Dergisi, Aralık 2013 Cilt 15 Sayı 2, s.223-234)
denilmektedir.
37) Bu hususta, MEB ile yapılan yazışmalarda “öğretmenlerin bu alanda yeterli bilgiye sahip
olduğu” ifade edilmekte ise de YÖK ile yapılan yazışmalardan yakın zamana kadar özel eğitimle ilgili derslerin eğitim/eğitim bilimleri fakültelerindeki lisans programlarında ancak seçmeli ders olarak yer aldığı, verilen hizmet içi eğitimlerin de kısa süreli “kurslar” niteliğinde hazırlandığı ve katılımın zorunlu olmadığı anlaşılmıştır. Bakanlığın Özel Eğitim ve Rehberlik
Hizmetleri Genel Müdürlüğü’nün internet sayfasında “Bütünleştirme Kapsamında Eğitim
Uygulamaları Öğretmen Kılavuz Kitabı”, “Neden, Nasıl, Niçin Kaynaştırma” gibi kaynaklara yer verilmekle birlikte bunların “öğretmenlerin kendilerini bu alana hazır hissetmeleri için yeterli olamadığı” anlaşılmıştır.
38) Bu kapsamda, 2018-2019 eğitim-öğretim yılından itibaren “Özel Eğitim ve Kaynaştırma
Dersi” ile “Kapsayıcı Eğitim Dersinin” bütün öğretmenlik programlarında zorunlu dersler kapsamında yer almaya başlaması geleceğe yönelik olumlu bir gelişme olarak nitelendirilmekte; ancak aynı zamanda halihazırda bu görevi yürüten öğretmenler için mevcut hizmet içi eğitimlerin yaygınlaştırılması ve uygulamalarla eğitim içeriğinin güçlendirilmesi gerektiğine işaret etmektedir.
39) Gök ve Erbaş tarafından yapılan araştırmada da “okulöncesi öğretmenlerin kaynaştırma
eğitiminde daha başarılı olmaları ve yaşanan sorunları çözebilmeleri için özel gereksinimli bireylerin eğitimine yönelik bilgilendirilme ihtiyacında oldukları” belirlenmiştir. “Araştırmaya katılan öğretmenlerin ülkemizdeki okulöncesi eğitimde kaynaştırma uygulamalarının başarıyla uygulanmadığını, sadece fiziksel imkânları iyi olan okullarda başarıyla uygulanmaya başladığını belirttikleri ve daha başarılı bir kaynaştırma eğitimi için destek hizmet türlerinden genel olarak sınıflarında sorunların çözümüne yardımcı ihtiyaç anında uzman desteğini istedikleri” belirtilmiştir. Araştırmada, öğretmenlerin hepsinin destek hizmet türüne ihtiyaç duyduklarını, böylece kaynaştırmada daha çok başarı sağlayabileceklerini düşündükleri ifade edilerek, “öğretmenlerin kendilerini kaynaştırma eğitimi ile ilgili yetersiz bilgi ve deneyime sahip olduklarını düşündükleri için destek hizmet türlerine ihtiyaç duyduklarını belirttiklerinin ve kaynaştırma eğitiminde sorunlar yaşamalarının nedeninin destek hizmet alamamalarına bağlı olduğunun düşünüldüğü” ifade edilmiştir. (Gök, G, & Erbaş, D. “Okulöncesi eğitimi
öğretmenlerinin kaynaştırma eğitimine ilişkin görüşleri ve önerileri,” International Journal of Early Childhood
Special Education, 3(1), (2011), 66-87)
40) Bahsekonu araştırma sonucunda “Uygulamaya Yönelik Öneriler” getirilmiş olup bunlar:
“1. Kaynaştırma uygulaması öncesinde ve kaynaştırma eğitimi sırasında sistematik bir şekilde, öğretmenlere ve uygulamada yer alan herkese okulöncesi eğitimde özel eğitim ve kaynaştırma uygulamasına ilişkin bilgilendirme yapılmalıdır.
2. Kaynaştırma uygulamasına yönelik kurumlar arası (öğretmen-aile-RAM-okul idaresi)
işbirliği sağlanmalıdır.
3. Kaynaştırma uygulaması yapılan okulöncesi eğitim kurumlarında, öğretmenlere ve öğrencilere kaynaştırma eğitimi konusunda destek hizmet sağlayacak özel eğitim danışmanı görevlendirilmelidir.
4. Kaynaştırma uygulaması yapılan okulöncesi eğitim kurumlarında, öğretmene ve öğrenciye yardım sağlamak amaçlı sınıf yardımcıları bulundurulmalıdır.
5. Kaynaştırma uygulaması yapılan okulöncesi eğitim kurumlarının örgütsel ve yönetimsel yapısı yasa ve yönetmeliklere uygun olarak düzenlenmelidir.” (A.g.e. 66-87) şeklinde sıralanmıştır.
41) Kurumumuza yapılan başka başvurularda da, üst paragraflarda yer verilen akademik
araştırma sonuçlarıyla benzer şekilde, özel gereksinimli öğrencilerin eğitimine yönelik olarak öğretmen ve idareci kapasitesinin yetersizliği ve güçlendirilmesi ihtiyacı, fiziki altyapı yetersizlikleri, materyal eksiklikleri, destek eğitim odası teminindeki sıkıntılar, idareci, öğretmen, veli ve akranlarının özel gereksinimli öğrenciye yönelik olumsuz tutumu, okula ulaşım sorunları gibi kaynaştırma eğitimiyle ilgili sorunların iletildiği görülmüş; deneyimlerin ortak sorunlara işaret ettiği izlenmiştir.
42) Yapılan akademik araştırmaların sonuçları ile Kurumumuza iletilen başvurular,
kaynaştırma eğitiminin başarısında pek çok etkenin bulunduğunu, bunların başında ise
“öğretmenlerin” tutum ve davranışlarının geldiğini göstermektedir. Farklı eğitim seviyelerinde ve farklı branşlarda öğretmenlerin kaynaştırma eğitimine ilişkin katılımcı ve olumlu tutum içinde olmaları, engelli bireylerin eğitim yaşantılarını olumlu yönde etkilemektedir. Bununla birlikte, somut dosya bazında gerçekleştiği tespit edilen “engelliliğe dayalı ayrımcılık” temelindeki hak ihlallerinin bir öğretmenden kaynaklaması düşündürücüdür. Eğitim ortamı içindeki bir çocuğa karşı, bir eğitimci tarafından “ayrımcı muamelede” bulunulması, konunun ceza boyutunun ötesinde, tüm çocukların üstün yararının korunması ve gelecek nesillerin doğru bir şekilde yetiştirilmesi amacıyla, bir eğitmeni bu türlü olumsuz fiillere iten esas gerekçeleri bulmayı ve ortadan kaldırmayı gerektirmektedir. Bu kapsamda, idarece öğretmene uygulanan idari cezaların kişiyi bu yönde olumlu tutum ve davranış geliştirmeye yönlendirmekte yetersiz kalabileceği değerlendirilmektedir. Bahse konu olumsuz tutum ve davranışların değiştirilebilmesi için öğretmeni bu yöne iten sebeplerin (eğitim/kapasite eksiklikleri, uygulama eksiklikleri, destek hizmetlerinin yetersizliği, okulların fiziki altyapı eksiklikleri, personel sayısının yetersizliği vb.) teşhis edilerek, bunları gidermeye yönelik tedbir alınmasının, hizmet vereceği tüm çocukların üstün yararının ve haklarının korunması için gerekli olduğu değerlendirilmektedir.
43) Öte yandan, Kurumumuzca yapılan inceleme sonucunda hukuki dayanakları ayrıntılı bir
şekilde düzenlenmiş ve ülkemizde uzun yıllardır uygulanmakta olan kaynaştırma eğitimine ilişkin uygulamada halen sorunlar yaşandığı görülmekte, idare ile yapılan yazışmalarda da
“kaynaştırma eğitiminin halen tam olarak yerleşmediği” ifade edilmektedir. Bununla birlikte, mevcut durumda uygulamanın ne denli etkin işlediği ve hangi noktalarda aksamalar yaşandığına ilişkin güncel verilere dayalı çalışmalara ulaşmak mümkün olmamış, idareden de bu yönde gerekli açıklamaların yapılmadığı görülmüştür. Bu kapsamda, ülkemizdeki kaynaştırma (ve bütünleştirme) eğitimine ilişkin olarak idarece konunun tüm paydaşlarının talep ve ihtiyaçlarını kapsayacak şekilde yapılacak güncel ve kapsamlı inceleme ve araştırmalarla tespit edilen eksiklikler ve uygulama aksaklıklarının, başta “öğretmenlerin ve idarecilerin olumsuz tutum ve davranışlarını değiştirmeye ve bu alanda onları desteklemeye yönelik” olmak üzere tespit edilen tüm alanlarda gerekli tedbirlerin alınması gerektiği görülmüştür. Engelli haklarının gerçekleştirilmesine yönelik zihniyet dönüşümünün sağlanması ve tüm engelli bireylerin, çocukların ve “engelli çocukların” temel insan haklarından olan “eğitim hakkının” ihlal edilmesinin önüne geçilmesi için konunun münferit bir vaka olmaktan ziyade bütüncül bir bakışla ele alınmasının zorunluluk arz ettiği değerlendirilmektedir.
44) Kurumumuzca yapılan değerlendirmeler ışığında sonuç olarak, Anayasamız ve tarafı
olduğumuz uluslararası sözleşmeler kapsamında ülkemizde yaşayan herkesin haklar ve özgürlükler bakımından eşit olduğu, “engellilik hali dâhil” hiçbir bir nedene bağlı olarak ayrımcılık yapılamayacağı, engelliliğe dayalı ayrımcılık yapılmasının yasa ile açıkça yasaklandığı ve “engelli çocukların” da özellikle korunduğu, şikayete konu öğretmen tarafından çocuğa ve ailesine yönelik eylem, tutum ve davranışların “engelliliğe dayalı ayrımcılık” kapsamına girdiği ve bu sebeple “çocuğun eğitim hakkının” ihlal edilmesine sebebiyet verdiği tespit edilerek, yukarıda yer verilen hususlarda ilgili idareye Tavsiyede bulunulması gerektiği sonuç ve kanaatine varılmıştır.
B. İyi Yönetim İlkeleri Yönünden Değerlendirme
45) İyi yönetim ilkelerine, 28/03/2013 tarihli ve 28601 mükerrer sayılı Resmi Gazetede
yayımlanan Kamu Denetçiliği Kurumu Kanununun Uygulanmasına İlişkin Usul ve Esaslar
Hakkında Yönetmeliğin “İyi yönetim ilkeleri” başlıklı 6 ncı maddesinde yer verilmiş olup; söz konusu ilkeler yönünden yapılan değerlendirme neticesinde; Milli Eğitim Bakanlığı’ndan istenilen bilgi ve belgelerin süresi içinde Kurumumuza gönderildiği görülmüştür. Ancak
Bakanlığın cevabi yazısında; kaynaştırma eğitiminde yaşanan sorunlara, bu alandaki güncel verilere ve mevcut çalışmalara ilişkin yeterli bilgiye yer verilmediği ve sorunların sebeplerine ilişkin gerekçelendirmenin yapılmadığı, bu sebeple “şeffaflık” ve “hesap verebilirlik” ilkelerine uygun davranılmadığı görülmüştür. Ayrıca, idarenin, şikâyetçiye verdiği cevapta “karara karşı başvuru yollarının gösterilmesi” ilkesine de uygun davranmadığı anlaşılmış olup, idareden bundan böyle bu ilkelere uymasının iyi yönetim anlayışının bir gereği olduğu değerlendirilmektedir.
VI. HAK ARAMA ÖZGÜRLÜĞÜNE İLİŞKİN AÇIKLAMA
46) 6328 sayılı Kanunun 21 inci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca, bu Tavsiye Kararının
idareye tebliğ tarihinden itibaren 30 gün içinde idare tarafından herhangi bir eylem ya da işlem tesis edilmezse (varsa) dava açma süresinden kalan süre işlemeye devam edecek olup İstanbul
İdare Mahkemesinde yargı yolu açıktır.
VII. KARAR
Yukarıda açıklanan gerekçe ve dosya kapsamına göre BAŞVURUNUN KABULÜ İLE; Şikâyete konu Öğretmenin özel gereksinimli öğrencilere karşı olumsuz tutum ve davranışlarının değiştirilebilmesini teminen, “engelli hakları alanındaki mevzuat ve gelişmeler ışığında bilgi eksiğinin tamamlanması, kapasitesinin ve farkındalığının artırılması ve özel gereksinimli çocukların eğitimindeki görev ve sorumluluklarının hatırlatılması” amacıyla zihniyet dönüşümü sağlayıcı nitelikte hizmet içi mesleki eğitim verilmesi, Ülkemizdeki kaynaştırma (ve bütünleştirme) eğitimine ilişkin olarak; öğrenciler, veliler, öğretmenler ve idareciler dâhil olmak üzere, konunun tüm paydaşlarının ihtiyaç ve taleplerinin gözetileceği bütüncül bir yaklaşım çerçevesinde idarece güncel ve kapsamlı inceleme ve araştırma yapılarak yaşanan sorunların ve gerekçelerinin ayrıntılı olarak tespit edilmesi, Bu çerçevede, başta öğretmenlerin ve idarecilerin olumsuz tutum ve davranışlarını değiştirmeye, bu alanda onları desteklemeye ve zihniyet dönüşümünü sağlamaya yönelik olmak üzere, yapılacak inceleme ve araştırma sonucunda tespit edilecek sorunlar ve ihtiyaçlar doğrultusunda mevcut eksiklikleri ve uygulama aksaklıklarını giderecek çözüm önerileri oluşturularak en kısa sürede uygulanmaya başlanması ve çalışmaların belirli bir program dahilinde kamuoyu ile paylaşılmak suretiyle orta ve uzun vadede tamamlanması hususunda
MİLLİ EĞİTİM BAKANLIĞI’NA TAVSİYEDE BULUNULMASINA,
Bu kararın BAŞVURANA ve MİLLİ EĞİTİM BAKANLIĞI’NA tebliğine,
6328 sayılı Kamu Denetçiliği Kurumu Kanununun 20 nci maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca,
MİLLİ EĞİTİM BAKANLIĞI’NA tarafından bu karar üzerine tesis edilecek işlemin otuz gün içinde Kurumumuza bildirilmesinin zorunlu olduğuna, Türkiye Cumhuriyeti Kamu Başdenetçisince karar verildi.
e-imzalıdır
Şeref MALKOÇ
Kamu Başdenetçisi