ÖZET: Başvurucu, Başbakanlık personeli olarak görev tahsisli lojmanda ailesi ve %98 oranında ağır engelli oğlu ile birlikte ikamet ettiğini, ancak 703 sayılı KHK ile bu konutun Cumhurbaşkanlığına tahsis edildiğini belirtmiştir. Engelli oğlunun güvenliği ve özel ihtiyaçları nedeniyle aynı konutta kalma talebinin reddedilmesi üzerine, başvurucu, Anayasa ve ilgili mevzuat çerçevesinde engelli bireylere tanınan haklar doğrultusunda, konutta kalmaya devam etme ve maaşından yapılan kesintilerin iadesini talep etmiştir.

Danıştay, başvurucunun engelli oğlunun özel gereksinimlerini göz önünde bulundurarak, Anayasa ve uluslararası sözleşmeler çerçevesinde engelli haklarının korunması gerektiğine vurgu yapmıştır. Engelli bireylerin bağımsız yaşam hakkı ve ailelerinin desteklenmesi gerektiği ifade edilerek, başvurucunun konutta kalma talebinin olumlu sonuçlanması gerektiği belirtilmiştir. Bu bağlamda, başvurucunun talebinin kabul edilmesi yönünde Cumhurbaşkanlığı İdari İşler Başkanlığına tavsiyede bulunulmuştur.

TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ KAMU DENETÇİLİĞİ KURUMU (OMBUDSMANLIK)

SAYI : 2020/86406-S.20.93996

BAŞVURU NO : 2020/88681

KARAR TARİHİ : 03/11/2020

TAVSİYE KARARI ,TCKN:

Adres:

BAŞVURUYA KONU İDARE : CUMHURBAŞKANLIĞI İDARİ İŞLER BAŞKANLIĞI

DESTEK VE MALİ HİZMETLER GENEL

MÜDÜRLÜĞÜ

BAŞVURUNUN KONUSU : Başvurucunun, görev tahsisli lojmanda bakıma muhtaç engelli oğlu ve diğer aile bireyleri ile birlikte oturmaya devam edebilmesi yönündeki talebi hakkındadır.

BAŞVURU TARİHİ : 13/07/2020

I. BAŞVURANIN İDDİA VE TALEPLERİ

1. Başvurucu Kurumumuza göndermiş olduğu şikâyet başvurusunda özetle; Başbakanlık personeli iken adına görev tahsisli lojmanda ailesi ve engelli çocuğu ile birlikte ikamet etmeye başladığını, halen aynı konutta ikamet ettiğini, söz konusu kamu konutunda % 98 oranında ağır engelli oğlu özel eğitim gereksinimi nedeniyle engellilik durumuna uygun tadilatlar yaptırarak engelli kullanımına uygun hale getirdiğini, ancak 703 sayılı KHK ile Başbakanlık teşkilatının kapatılması üzerine oturduğu kamu konutunun Cumhurbaşkanlığı personeline tahsis edildiğini, bunun üzerine ağır engelli oğlunun durumunu da açıklayarak Cumhurbaşkanlığı İdari İşler Başkanlığı Destek ve Mali

Hizmetler Genel Müdürlüğüne 27.12.2019 tarihli dilekçe ile başvurduğunu, söz konusu dilekçesinde % 98 oranında ağır otistik engelli oğlunun dış kapıyı açıp dışarıya kaçabildiğini, açık bulduğu herhangi bir kapıdan içeri girebildiğini, bu sebeple komşularının da güvenilir olmasının çok önemli olduğunu, başka bir ev bulabileceğini, ancak hali hazırda bulunduğu güvenilir ve tanıdık ortamı bulabilmesinin çok zor ve ciddi bir çaba gerektirdiğini, ayrıca diğer çocuklarının okul durumunu da belirttiğini, akabinde bahse konu dilekçede belirttiği hususlara ilave olarak korona virüsü sebebiyle engelli oğlunun yaşayabileceği risk durumunu (maske kullanamaması, mesafe ve hijyen kurallarına uyamaması) da belirterek aynı Genel

Müdürlüğe 09.06.2020 tarihli ikinci bir dilekçe daha verdiğini, ancak dilekçesinin 29.06.2020 tarihli cevabi yazıyla reddedildiğini ve yazının kendisine 13.07.2020 tarihinde tebliğ edildiğini, diğer taraftan, Kamu Konutları Yönetmeliğinde yer almayan bir uygulama ile oturduğu lojmanın kira bedelinin altı katı olan 2.322,60 TL’lik tutarın da 15.07.2020 tarihinde maaşından kesildiğini, Kamu Konutları Yönetmeliğinde 11.07.2020 tarihli Resmi Gazetede yayımlanan değişiklikle ailesinde engelli birey olan kişilere ilave puan hakkının verildiği bu günlerde engelli ailesi olarak destek görmeleri gerekirken yapılan bu muamelenin kendilerini ayrıca üzdüğünü, maaşından yapılan altı kat kesinti sebebiyle hem engelli oğlu hem de diğer çocuklarının eğitim ve yaşamı için gerekli mali imkânlarının da kısıtlanmış olduğunu iddia etmiş olup, Anayasa ve ilgili mevzuat hükümlerince engelli birey ve ailelerine tanınan haklar çerçevesinde, bakıma ve takibe muhtaç engelli oğlunun özellikle pandemi sürecinde bulaş riskinden korunabilmesi için bahse konu kamu konutunda oturmaya devam etmelerinin sağlanmasını ve maaşından yapılan kesintilerin iadesini talep etmiştir.

II. İDARENİN BAŞVURUYA İLİŞKİN AÇIKLAMALARI

2. Kurumumuzun başvuruya konu iddialar hakkındaki 20.07.2020 tarihli ve sayılı bilgi ve belge talep yazısına istinaden Cumhurbaşkanlığı İdari İşler Başkanlığı, Destek ve Mali Hizmetler Genel Müdürlüğünün 07.08.2020 tarihli ve sayılı cevabi yazısı ve eklerinde; 2.1. Mülga Başbakanlık uhdesinde personele tahsisleri yapılmışken 09.07.2018 tarihli ve

30473 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan 703 sayılı Kanun Hükmünde kararname uyarınca

Çevre ve Şehircilik Bakanlığına (Milli Emlak Genel Müdürlüğü) devredilen, şikâyetçinin de ikamet ettiği Kamu konutu Çevre ve Şehircilik Bakanlığının 11.12.2018 tarihli ve sayılı oluru ile Cumhurbaşkanlığı İdari İşler Başkanlığına tahsis edildiği, 2.2. Söz konusu kamu konutlarının, Kış aylarında lojmanların tahliye işleminin zor olacağı düşünülerek, Çevre ve Şehircilik İl Müdürlüğü’nden 16 Nisan 2019 tarihinde teslim alındığı, 2.3. Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına gönderilen 24.05.2019 tarihli ve E.

sayılı yazıda, söz konusu kamu konutları Cumhurbaşkanlığı Merkez Teşkilatı ihtiyaçları için kullanılacağından konutta ikamet eden 22 personelin lojman oturma süresi dolması halinde 1 ay içerisinde, aksi takdirde söz konusu personelin çalıştığı Kurum uhdesinde bulunan lojmanlara geçişinin sağlanarak anılan lojmanın 31.12.2019 tarihine kadar boş vaziyette

Cumhurbaşkanlığı İdari İşler Başkanlığına teslim edilmesinin istendiği, 2.4. Başvurucu anılan Başkanlığa verdiği 27.12.2019 tarihli dilekçede özetle; %98 oranında ağır engelli oğlunun güvenliği, diğer çocuklarının okullarına ve hastanelere yakın olması nedeniyle anılan konutta oturmaya devam edebilmesi için, takas, tahsis ve satış dâhil tüm seçeneklerin değerlendirilmesinin talep edildiği, 2.5. 29.01.2020 tarihli ve E. sayılı yazı ilebahse konu talep Başkanlıkça kısmen uygun görüldüğünden, lojmanın boş vaziyette teslim edilme süresinin 30.06.2020 tarihine uzatıldığı, bu tarihten itibaren konutu tahliye etmeyenler hakkında Cumhurbaşkanlığı Konut

Yönergesinin 16. maddesinde yer alan “…konutu tahliye ederek boşaltmayanlardan kira bedeli yerine işgaliye bedeli tahsil edilir…” hüküm gereğince 15.07.2020 tarihinden itibaren

3 ay için ödenmesi gereken kira bedeline beş katı eklenerek, daha sonraki aylar için ise bir

önceki ay tahsil edilen tutarın % 10’u kadar arttırılarak tahsil edileceğinin adı geçenin

Kurumuna bildirildiği, 2.6. Başkanlığa verdiği 09.06.2020 tarihli dilekçesinde ise özetle; ağır otistik engelli olan oğlunun virüs bulaşma riskine karşı korunmasını oldukça meşakkatli ve son derece dikkat gerektiren bir husus olması mazereti ile söz konusu kamu konutunda oturmaya devam edebilmesi için 27.12.2019 tarihli dilekçesindeki hususların dikkate alınmasının talep edildiği, 2.7. Adı geçen ile benzer nitelikte mazeretleri olan Türkiye Büyük Millet Meclisi çalışanı 12 personelin mazeretlerinin Başkanlıkça uygun görülmediği ve durumun 29.06.2020 tarihli ve

E. sayılı yazı ile adı geçenin Kurumuna bildirildiği, Açıklamalarına yer verilmiştir.

3. Kurumumuzun 20.07.2020 tarihli görüş talep yazısına istinaden Sağlık Bilimleri

Üniversitesi Engelli Danışma ve Koordinasyon Biriminden alınan 28.07.2020 tarihli ve sayılı cevabi yazıda özetle; 3.1. Engelli ailelerinin her taşındıkları konut içinde erişilebilirlik ile ilgili önlemleri alması ve engellinin özel gereksinimlerine uygun makul düzenlemeler yapmasının oldukça maliyetli olduğu, ailelerin bu tür düzenlemeleri yapamamaları halinde engellinin bağımsız hareket etmesinin mümkün olmadığı, ayrıca bu durumun engellinin ebeveynlerine olan bağımlılık düzeyinin artmasına da sebebiyet vereceği, 3.2. Öte yandan, her bir konut değişiminde; engellinin özel eğitim ve rehabilitasyon hizmeti aldığı kurumun ve alıştığı mekanların değişmesine paralel olarak hayat standartlarını yükselten rutinlerin bozulması ve bu rutinlerin yeniden inşasında güçlüklerin yaşanacak olması ve böylelikle kendisi ile ailesinin yeni bir yaşam biçimine zorlanıyor olması dikkate alındığında; engellinin fiziksel, sosyal ve ruhsal iyilik halinin olumsuz etkilenmesinin kaçınılmaz olduğu, nitekim tek bir engelli ailesinin yaşadığı bu sorunun, nihayetinde kurumsal bir sorun ve akabinde toplumsal bir sorun haline gelebileceğinin değerlendirildiği, Belirtilmiştir.

4. Kurumumuza aynı konuda daha önceden yapılan benzer şikâyet başvuruları üzerine ilgili kurumlardan istenen görüş talep yazılarına istinaden verilen cevabi yazılarda ise; 4.1. Milli Emlak Genel Müdürlüğünden alınan 26.12.2016 tarihli yazıda özetle; Kamu

Konutları Yönetmeliğinde yapılacak değişiklik çalışmalarında kamu konutlarının tahsisinde ailesinde engelli bulunan kamu görevlilerine “pozitif ayrımcılık” sağlayabilecek düzenlemelerin yapılması hususunun değerlendirmeye alınacağının bildirildiği, 4.2. AÇSHB Engelli Yaşlı Hizmetleri Genel Müdürlüğünden alınan 20.12.2016 tarihli yazıda özetle; engelli bireylerin mağduriyetlerinin giderilebilmesi için pozitif ayrımcılık yapılması adına 2946 sayılı Kamu Konutları Kanunu uyarınca konut tahsisine ilişkin usul ve esasların belirlendiği Yönetmeliğe ekli cetvellerde “artı puan” uygulaması yapılmasının uygun olacağının değerlendirildiği, 4.3. Toplumsal Haklar ve Araştırmalar Derneğinden alınan 03.01.2017 tarihli yazıda ise özetle; engelli bireylerin toplumdaki diğer bireylerin katlanmadığı bir takım giderler ve daha da önemlisi eğitim ve istihdam imkânından yeterince yararlanamamaları sebebiyle ekonomik yoksunluk yaşadıkları; bu sebeple birçok uluslararası metinde bu sorunların yarattığı olumsuzlukların giderilmesi için özel tedbirler alınması gerektiğinin vurgulandığı; Birleşmiş

Milletler (BM) Engelli Kişilerin Haklarına İlişkin Sözleşmenin (EHİS) “Yeterli Yaşam

Standardı ve Sosyal Korunma” başlıklı 28 inci maddesi ile engelli bireylerin muhtaç hale gelmelerinin önlenmesinin ve o koşullarda yaşayanların koşullarını iyileştirilmesinin amaçlandığı; bu kapsamda engelli bireylerin engelli olmalarıyla bağlantılı özel ihtiyaçlarının gözetilmesinin gerektiği; bireyin engelli olması nedeniyle üstlenmek zorunda kaldığı ve kendisini yoksulluğa sürükleyebilecek her türlü mali külfetin bu ihtiyaçlar kapsamında anlaşılması gerektiği, engelli bireyin mağdur olmaması için gerekli tedbirler alınırken bireyin engeli ile yaşadığı dezavantaj arasındaki illiyetlik ilişkisini dikkate alan ve bu dezavantajın giderilmesiyle uyumlu tedbiri üretecek nitelik ve esneklikte mekanizmalar kurulması gerektiği; bu kapsamda lojman tahsislerinde engelliye öncelik tanınmasını gerektirecek hallerin yaşanabileceği; sonuç olarak kamu konutlarına ilişkin mevzuatın (engellinin yaşadığı dezavantajla ilişkilendirmek suretiyle) engellilerin öncelikli konut tahsisi kategorisine alınması yönünde değiştirilmesinin toplum yararına olacağı gibi Anayasa ve uluslararası sözleşmelerin ilkeleriyle de uyumlu olacağı, İfadelerine yer verilmiştir.

III. İLGİLİ MEVZUAT

5. 18.10.1982 tarihli ve 2709 sayılı T.C. Anayasasının; 5.1. “Cumhuriyetin nitelikleri” başlıklı 2 nci maddesinde; “Türkiye Cumhuriyeti, toplumun huzuru, millî dayanışma ve adalet anlayışı içinde, insan haklarına saygılı, Atatürk milliyetçiliğine bağlı, başlangıçta belirtilen temel ilkelere dayanan, demokratik, lâik ve sosyal bir hukuk Devletidir.”, 5.2. “Devletin temel amaç ve görevleri” başlıklı 5 inci maddesinde; “Devletin temel amaç ve görevleri, Türk milletinin bağımsızlığını ve bütünlüğünü, ülkenin bölünmezliğini, Cumhuriyeti ve demokrasiyi korumak, kişilerin ve toplumun refah, huzur ve mutluluğunu sağlamak; kişinin temel hak ve hürriyetlerini, sosyal hukuk devleti ve adalet ilkeleriyle bağdaşmayacak surette sınırlayan siyasal, ekonomik vesosyal engelleri kaldırmaya, insanın maddi ve manevi varlığının gelişmesi için gerekli şartları hazırlamaya çalışmaktır.”, 5.3. “Kanun önünde eşitlik” başlıklı 10 uncu maddesinde; “Herkes, dil, ırk, renk, cinsiyet, siyasi düşünce, felsefi inanç, din, mezhep ve benzeri sebeplerle ayırım gözetilmeksizin kanun önünde eşittir… Çocuklar, yaşlılar, özürlüler, harp ve vazife şehitlerinin dul ve yetimleri ile malul ve gaziler için alınacak tedbirler eşitlik ilkesine aykırı sayılamaz.”, 5.4. “Ailenin korunması ve çocuk hakları” başlıklı 41 inci maddesinde; “Aile, Türk toplumunun temelidir ve eşler arasında eşitliğe dayanır. Devlet, ailenin huzur ve refahı ile özellikle ananın ve çocukların korunması ve aile planlamasının öğretimi ile uygulanmasını sağlamak için gerekli tedbirleri alır, teşkilatı kurar.”, 5.5. “Sosyal güvenlik bakımından özel olarak korunması gerekenler” başlıklı 61 inci maddesinde;“…Devlet, sakatların korunmalarını ve toplum hayatına intibaklarını sağlayıcı tedbirleri alır.”, 5.6. “Dilekçe, bilgi edinme ve kamu denetçisine başvurma hakkı” başlıklı 74 üncü maddesinin üçüncü ve dördüncü fıkralarında; “Herkes, bilgi edinme ve kamu denetçisine başvurma hakkına sahiptir. Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına bağlı olarak kurulan

Kamu Denetçiliği Kurumu idarenin işleyişiyle ilgili şikâyetleri inceler.”, 5.7. “Milletlerarası andlaşmaları uygun bulma” başlıklı 90 ıncı maddesinin dördüncü fıkrasında; “Usulüne göre yürürlüğe konulmuş milletlerarası antlaşmalar kanun hükmündedir. Bunlar hakkında Anayasaya aykırılık iddiası ile Anayasa Mahkemesine başvurulamaz. (Ek cümle: 7.5.2004-5170/7 md.) Usulüne göre yürürlüğe konulmuş temel hak ve özgürlüklere ilişkin milletlerarası antlaşmalarla kanunların aynı konuda farklı hükümler içermesi nedeniyle çıkabilecek uyuşmazlıklarda milletlerarası antlaşma hükümleri esas alınır.”, 6. Birleşmiş Milletler Engellilerin Haklarına İlişkin Sözleşmenin; 6.1. “Genel İlkeler” başlıklı 3 üncü maddesinde;“(e) Fırsat eşitliği;…(f) Erişilebilirlik

Sözleşme’nin dayandığı ilkeler arasında sayılmıştır.”, 6.2. “Ayrımcılık Yapılmaması ve Eşitlik” başlıklı 5 inci maddesinin dördüncü fıkrasında; “Engellilerin fiili eşitliğini hızlandırmak veya sağlamak için gerekli özel tedbirler işbu Sözleşme amaçları doğrultusunda ayrımcılık olarak nitelendirilmez.”, 6.3. “Erişebilirlik” başlıklı 9 uncu maddesinin birinci fıkrasında; “Taraf Devletler engellilerin bağımsız yaşayabilmelerini ve yaşamın tüm alanlarına etkin katılımını sağlamak ve engellilerin diğer bireylerle eşit koşullarda fiziki çevreye, ulaşıma, bilgi ve iletişim teknolojileri ve sistemleri dâhil olacak şekilde bilgi ve iletişim olanaklarına, hem kırsal hem de kentsel alanlarda halka açık diğer tesislere ve hizmetlere erişimini sağlamak için uygun tedbirleri alacaklardır. Erişim önündeki engellerin tespitini ve ortadan kaldırılmasını da

içeren bu tedbirler diğerlerinin yanında, aşağıda belirtilenlere de uygulanır:

(a) Binalar, yollar, ulaşım araçları ve okullar, evler, sağlık tesisleri ve işyerleri dâhil diğer kapalı ve açık tesisler; (b) Elektronik hizmetler ve acil hizmetler de dâhil olmak üzere bilgi ve iletişim araçları ile diğer hizmetler.” 6.4. “Bağımsız Yaşayabilme ve Topluma Dâhil Olma” başlıklı 19 uncu maddesinde; “İşbu Sözleşmeye Taraf Devletler tüm engellilerin diğer bireylerle eşit koşullar altında toplum içinde yaşama hakkına sahip olduğunu kabul eder ve engellilerin bu haktan eksiksiz yararlanabilmeleri ve topluma tam katılımlarını kolaylaştırmak için gerekli tedbirleri etkin

bir şekilde alır. Bu çerçevede aşağıdaki noktalara dikkat edilmelidir:

(a) Engelliler diğer bireylerle eşit koşullar altında ikametgâhlarını ve nerede ve kiminle yaşayacaklarını seçme hakkına sahiptirler ve özel bir yaşama düzenine zorlanamazlar; (b) Engellilerin kişisel destek dâhil olmak üzere toplum içinde yaşamak ve topluma dâhil olmak için ihtiyaç duydukları konut içi, kurum içi ve diğer toplumsal destek hizmetlerine erişimleri sağlanmalı ve engellilerin toplumdan tecridi ve ayrı tutulması önlenmelidir; (c) Kamusal hizmet ve tesisler engellilere diğer bireylerle eşit şekilde açık olmalı ve onların ihtiyaçlarına yanıt verebilmelidir”, 6.5. “Yeterli Yaşam Standardı ve Sosyal Korunma” başlıklı 28 inci maddesinin birinci ve ikinci fıkralarında; “Taraf Devletler, engellilerin yiyecek, giysi ve barınma dâhil kendileri ve aileleri için yeterli yaşam standardı hakkını ve yaşam koşullarının sürekli olarak iyileştirilmesi hakkını tanır. Taraf Devletler bu hakkın engelli olmaları nedeniyle ayrımcılığa uğramaksızın tanınmasını temin etmek için gerekli adımları atar.

Taraf Devletler engellilerin sosyal korunma ve engelliliğe dayalı ayrımcılığa uğramadan bu haktan yararlanma hakkını tanır ve aşağıda belirtilen tedbirler dâhil olmak üzere bahse konu hakkın tanınmasını temin etmek ve geliştirmek için gerekli adımları atar: … (d) Engellilerin toplu konut programlarına erişimini sağlamak,”, 7. 14.06.2012 tarihli ve 6328 sayılı Kamu Denetçiliği Kurumu Kanununun “Kurumun görevi” başlıklı 5 inci maddesinin birinci fıkrasında; “Kurum, idarenin işleyişiyle ilgili şikâyet üzerine, idarenin her türlü eylem ve işlemleri ile tutum ve davranışlarını; insan haklarına dayalı adalet anlayışı içinde, hukuka ve hakkaniyete uygunluk yönlerinden incelemek, araştırmak ve idareye önerilerde bulunmakla görevlidir.”, 8. 01.07.2005 tarihli ve 5378 sayılı Engelliler Hakkında Kanunun; 8.1. “Amaç” başlıklı 1 inci maddesinde; “Bu Kanunun amacı; engellilerin temel hak ve özgürlüklerden faydalanmasını teşvik ve temin ederek ve doğuştan sahip oldukları onura saygıyı güçlendirerek toplumsal hayata diğer bireylerle eşit koşullarda tam ve etkin katılımlarının sağlanması ve engelliliği önleyici tedbirlerin alınması için gerekli düzenlemelerin yapılmasını sağlamaktır.”, 8.2. “Kapsam” başlıklı 2 inci maddesinde; “Bu Kanun engellileri, ailelerini, engellilere yönelik hizmet veren kurum ve kuruluşlar ile diğer ilgilileri kapsar.”, 8.3. “Genel esaslar” başlıklı 4 üncü maddesinin birinci fıkrasının (c) ve (g) bentlerinde;

“Engellilerin tüm hak ve hizmetlerden yararlanması için fırsat eşitliğinin sağlanması esastır.

Engeli olan çocuklara yönelik hizmetlerde çocuğun üstün yararının gözetilmesi esastır”, 8.4. “Ayrımcılık” başlıklı 4/A maddesinde;“…Engellilerin hak ve özgürlüklerden tam ve eşit olarak yararlanmasını sağlamaya yönelik alınacak özel tedbirler ayrımcılık olarak değerlendirilemez.” 9. 09.11.1983 tarihli ve 2946 sayılı Kamu Konutları Kanununun; 9.1. “Kapsam” başlıklı 2 nci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendinde; “Bu Kanun;

Genel bütçeye giren daireler, katma bütçeli kurumlar, il özel idareleri, belediyeler, il özel idareleri ve belediyelerin kurdukları birlikler ile bunlara bağlı döner sermayeli kuruluşlar…

Tarafından yurt içinde ve yurt dışında inşa ettirme, satın alma, kiralama suretiyle temin olunan ve bu kurum ve kuruluşlar personelinin yararlanması için ayrılan kamu konutlarını kapsar…” 9.2. “Kamu konut türleri ve konut tahsisi” başlıklı 3 üncü maddesinde: “…Sıra tahsisli konutlar; hizmet süresi, daha önce kamu konutlarından yararlanma durumu ve süresi, çocuklarının ve bakmakla mükellef olduğu aile fertlerinin sayısı, aile fertlerinin gelir durumu, konuttan yararlanma için bekleme süresi, eşinin de bu Kanun kapsamına giren kurum ve kuruluşlarda çalışan personel olması gibi hususlar dikkate alınarak yönetmelikte belirlenecek puanlama esasına göre tahsis edilen konutlardır. … Konut tahsisinin yapılmasına ilişkin usul ve esaslar yönetmelikte düzenlenir.”, 10. 16.07.1984 tarihli ve 84/8345 sayılı Kamu Konutları Yönetmeliğinin; 10.1. “Kamu konutlarının türleri” başlıklı 5 inci maddesinin birinci fıkrasının (b)

bendinde; “Görev tahsisli konutlar; Yönetmeliğe ekli (2) sayılı cetvelde belirtilenlere, görevlerinin önemi ve özelliği ile yetki ve sorumlulukları gereği tahsis edilen konutlardır.”, 10.2. “Görev tahsisli konutların tahsis şekli” başlıklı 8 inci maddesinin birinci fıkrasında; “Görev tahsisli konutlar, Yönetmeliğe ekli (2) sayılı cetvelde belirtilenlere, cetveldeki sıraya göre, yetkili konut dağıtım komisyonu tarafından tahsis edilir. Ancak (3)

sayılı cetvelde gösterilen makam ve rütbe sahiplerine tahsiste ayrıca tahsis kararı alınmaz, atama kararı aynı zamanda tahsis kararını da kapsar. Merkezde görevli personele merkez konut dağıtım komisyonunca, görev tahsisli konut tahsisi yapılır. Kamu kurum ve kuruluşlarında, ataması merkezden yapılan personele, merkezde kurulan yetkili konut dağıtım komisyonunca görev tahsisli konut tahsis edilebilir.”, 10.3. “Konutlarda oturma süreleri” başlıklı 20 inci maddesinin birinci fıkrasında; “Özel, görev ve hizmet tahsisli konutlarda, tahsise esas olan görev veya hizmetin devamı süresince oturulabilir…

c) Görevi gereği hizmet veya görev tahsisli konut tahsis edilenler, bu görevlerinden ayrıldıkları takdirde, kendilerine yapılacak tebliğ tarihinden itibaren iki ay içinde konut boşaltılır. Bunlara Yönetmelik hükümleri çerçevesinde sıra tahsisli konut tahsis edilir.”, 10.4. “Konuttan çıkma” başlıklı 33 üncü maddesinde; “Bu Yönetmelik kapsamına giren; a) Özel tahsisli, görev tahsisli veya hizmet tahsisli konutlarda oturanlar; tahsise esas görevin son bulduğu tarihten itibaren iki ay; başka kurumda aynı veya eşdeğer bir göreve nakledilenler en geç altı ay içerisinde konutları boşaltmak zorundadırlar.

b) Sıra tahsisli konutlarda oturanlar, beş yıllık oturma süresinin bitiminden onbeş gün veya yararlanacak personel olmaması nedeniyle oturmaya devam edenler ise çıkması için ilgili idarece yapılan tebligat tarihinden itibaren bir ay içinde; emeklilik, istifa, başka bir yere nakil ve her ne şekilde olursa olsun, memuriyet veya işçi sıfatı kalkanlar, ilişkilerinin kesildiği tarihten itibaren iki ay içinde, c) Konutlarda oturmakta iken ölenlerin aileleri, ölüm tarihinden itibaren iki ay içinde, d) Konutta oturmakta iken bulunduğu il veya ilçe dışındaki bir sıkıyönetim savcılık veya mahkemesine veya adli müşavirliğine veya sıkıyönetim komutanlıkları emrindeki kadrolu askeri ceza ve tutukevi Müdürlüklerine atananlar veya bu görevlerden başka bir yerdeki aynı veya değişik bir göreve atananlar, ilişkilerinin kesildiği tarihten ve sıkıyönetimin kalkması halinde, görevleri nedeniyle konut tahsis edilenler, sıkıyönetimle ilgili görevlerin bittiği tarihten itibaren altı ay içinde.

e) Tahsis yapıldıktan sonra konutta oturma şartlarını haiz olmadıkları anlaşılanlar, kendilerine yapılan tebligat tarihinden itibaren iki ay içinde, f) Staj, kurs, tedavi amacıyla görevlerinden geçici olarak ayrılanların aileleri, normal oturma süresini tamamladıkları tarihte, g) Geçici veya sürekli olarak yurt içi veya yurt dışı göreve atananlardan, ailesini beraberlerinde götürmesinde siyasi, askeri veya emniyet mülahazası ile sakınca görülenlerin aileleri, görevlinin bu görevi sona erdiği tarihte”, 10.5. Yönetmeliğe Ekli (4) Sayılı Cetvelin (k) bendinde;“(Ek: RG-11.7.2020-31182-C.K2754/1 md.)Yüzde kırk ve üzerinde engelli olduğunu yetkili sağlık kurullarından alınan raporlar ile belgelendiren engelli personel ile kanunen bakmakla mükellef bulunduğu ve konutta birlikte oturacağı her bir engelli aile ferdi (eş ve çocuk dâhil) için (+ 40) puan”, Düzenlemelerine yer verilmiştir.

IV. KAMU DENETÇİSİ CELİLE ÖZLEM TUNÇAK’IN KAMU BAŞDENETÇİSİNE

ÖNERİSİ

11. Başvurucunun iddiaları, idarenin konu ile ilgili açıklamaları, ilgili mevzuat ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde, başvuru konusuna ilişkin “Tavsiye Karar Önerisi”

Kamu Başdenetçisine sunulmuştur.

V. DEĞERLENDİRME VE GEREKÇE

A. Hukuka, Hakkaniyete ve İnsan Haklarına Uygunluk Yönünden Değerlendirme 12. Başvurucu Kurumumuza göndermiş olduğu şikâyet başvurusunda özetle; Başbakanlık personeli iken adına görev tahsisli lojmanda ailesi ve engelli oğlu ile birlikte ikamet etmeye başladığını, halen aynı lojmanda ikamet etmeye devam ettiğini, söz konusu kamu konutunda

% 98 oranında ağır engelli oğlu özel eğitim gereksinimi nedeniyle engellilik durumuna uygun tadilatlar yaptırarak konutu engelli kullanımına uygun hale getirdiğini, ancak 703 sayılı KHK ile Başbakanlık teşkilatının kapatılması üzerine oturduğu kamu konutunun Cumhurbaşkanlığı personeline tahsis edildiğini, bunun üzerine ağır engelli oğlunun durumunu da açıklayarak Cumhurbaşkanlığı İdari İşler Başkanlığı Destek ve Mali

Hizmetler Genel Müdürlüğüne 27.12.2019 tarihli dilekçe ile başvurduğunu, söz konusu dilekçesinde % 98 oranında ağır otistik engelli oğlunun dış kapıyı açıp dışarıya kaçabildiğini, açık bulduğu herhangi bir kapıdan içeri girebildiğini, bu sebeple komşularının da güvenilir olmasının çok önemli olduğunu, başka bir ev bulabileceğini, ancak hali hazırda bulunduğu güvenilir ve tanıdık ortamı bulabilmesinin çok zor ve ciddi bir çaba gerektirdiğini, ayrıca diğer çocuklarının okul durumunu da belirttiğini, akabinde bahse konu dilekçede belirttiği hususlara ilave olarak korona virüsü sebebiyle engelli oğlunun yaşayabileceği risk durumunu (maske kullanamaması, mesafe ve hijyen kurallarına uyamaması) da belirterek aynı Genel

Müdürlüğe 09.06.2020 tarihli ikinci bir dilekçe daha verdiğini, ancak dilekçesinin 29.06.2020 tarihli cevabi yazıyla reddedildiğini ve yazının kendisine 13.07.2020 tarihinde tebliğ edildiğini, diğer taraftan, Kamu Konutları Yönetmeliğinde yer almayan bir uygulama ile oturduğu lojmanın kira bedelinin altı katı olan 2.322,60 TL’lik tutarın da 15.07.2020 tarihinde maaşından kesildiğini, Kamu Konutları Yönetmeliğinde 11.07.2020 tarihli Resmi Gazetede yayımlanan değişiklikle ailesinde engelli birey olan kişilere ilave puan hakkının verildiği bu günlerde engelli ailesi olarak destek görmeleri gerekirken yapılan bu muamelenin kendilerini ayrıca üzdüğünü, maaşından yapılan altı kat kesinti sebebiyle hem engelli oğlu hem de diğer çocuklarının eğitim ve yaşamı için gerekli mali imkânlarının da kısıtlanmış olduğunu iddia etmiş olup, Anayasa ve ilgili mevzuat hükümlerince engelli birey ve ailelerine tanınan haklar çerçevesinde, bakıma ve takibe muhtaç engelli oğlunun özellikle pandemi sürecinde bulaş riskinden korunabilmesi için bahse konu kamu konutunda oturmaya devam etmelerinin sağlanmasını ve maaşından yapılan kesintilerin iadesini talep etmiştir.

13. T.C. Anayasası ve ilgili mevzuat hükümlerince engelli birey ve ailelerine tanınan, pozitif ayrımcılık ve haklar çerçevesinde, bahse konu lojmanda oturmaya devam etmelerinin sağlanarak maaşından yapılan kesintilerin iadesini talep eden başvurucunun oğlunun “bakıma ve takibe muhtaç engelli bir birey” olduğu anlaşıldığından, ülkemizin taraf olduğu ve yukarıda açıklanan Uluslararası sözleşmeler ile T.C. Anayasası ve diğer ilgili mevzuat kapsamında hukuk devleti ilkesini benimsemiş tüm demokratik devletlerin kabul ettiği

“engelli hakları” konusunda burada bir kısım hatırlatmalar yapılması uygun olacaktır.

14. Bilindiği üzere, toplumun bedensel ve zihinsel yönden güçsüz ve başkalarına bağımlı şekilde hayatını devam ettirebilen engelli bireyleri, hukukun öncelikli konusudur ve özel olarak korunmaları anayasa ve yasalarda açıkça güvence altına alınmalıdır. Bu kapsamda, T.C. Anayasasının 5, 10, 41 ve 61. maddeleri ile 5378 sayılı Engelli Hakları Kanunu, 6328 sayılı Kamu Denetçiliği Kurumu Kanunu ve bu kanunların uygulanmasına dair yönetmeliklerde yer alan pek çok maddede “engelli hakları” gözetilerek düzenlemeler yapılmıştır.

15. Öte yandan; çeşitli toplum kesimleri gibi, “engellilere” yönelik uluslararası metinler de her geçen gün artmakta olup, bunların bir bölümü ilke kararı, tavsiye kararı ve bildirge gibi yol gösterici ve tavsiye niteliğindeki metinler olup, bir bölümü ise altında imzası bulunan ülkeleri bağlayıcı ve o ülkelerin uymak zorunda oldukları hukuk normlarıdır. 10 Aralık 1948’de Birleşmiş Milletlerce kabul edilen İnsan Hakları Evrensel Bildirgesi ile başlayan süreç, toplumun diğer kesimlerine olduğu gibi engellilere yönelik uluslararası metinlerin de ateşleyicisi olmuş, bu doğrultuda Birleşmiş Milletlerce 1975 yılında kabul edilen “Sakat

Kişilerin Hakları Beyannamesi” ile yine Birleşmiş Milletler tarafından 1993 yılında kabul edilen “Sakatlar İçin Fırsat Eşitliği Konusunda Standart Kurallar” metni o dönemde hukuki bağlayıcılığı olmamakla birlikte en kapsamlı ve önemli yazılı belgeler olmuşlardır.

16. Buna karşılık, 13 Aralık 2006 tarihinde Birleşmiş Milletler Genel Kurulu tarafından kabul edilen ve imzaya açıldığı 30 Mart 2007 günü, aralarında ülkemizin de bulunduğu 81 ülke tarafından imzalanarak yürürlüğe giren Birleşmiş Milletler Engelli Hakları Sözleşmesi, altında imzası bulunan ülkeleri bağlayıcı ilk sözleşme olması nedeniyle büyük öneme sahiptir.

50 maddeden ve 1 İhtiyari Ek Protokolden oluşan Birleşmiş Milletler Engelli Hakları

Sözleşmesi, “Sakat Kişilerin Hakları Beyannamesi” ve “Sakatlar İçin Fırsat Eşitliği

Konusunda Standart Kurallar” metninin uyumlu bir sentezi niteliğinde olup, yeni haklar getirmemekle birlikte, bu güne kadar çeşitli metinlerde ifadesini bulmuş olan haklar, bu

Sözleşme içerisinde derlenip kapsamlı ve bütünlüklü bir duruma getirilmiştir.

17. Sözleşmenin “Giriş” bölümünde “engellilik durumunun”, sakatlığı olan kişilerin topluma diğer bireyler ile birlikte eşit koşullarda tam ve etkin katılımını engelleyen tutumlar ve çevre koşullarının etkileşiminden kaynaklandığı; çeşitli araç ve yükümlülüklerin varlığına rağmen engelli kişilerin topluma eşit bireyler olarak katılmaları önündeki manilerin halen var olmaya devam ettiği ifade edilmiş, daha yoğun desteğe ihtiyacı olan engelliler dâhil olmak üzere, tüm engellilerin insan haklarının güçlendirilmesi ve korunmasının gerektiği; fiziksel, sosyal, ekonomik ve kültürel çevreye, sağlık ve eğitim hizmetlerine, bilgiye ve iletişime erişimin engellilerin tüm insan haklarından ve temel özgürlüklerden tam yararlanmasını sağlamadaki önemi kabul edilmiştir. Bu kapsamda, Sözleşmede engellilerin fiili eşitliğini hızlandırmak için alınacak özel tedbirlerin ayrımcılık olarak nitelendirilemeyeceği hükme bağlanmıştır.

18. Anılan Sözleşmenin “Bağımsız yaşama ve topluma dâhil olma” başlıklı 19. maddesinde yer alan hükümler ve taraf devletlerin bağımsız yaşam hakkı adına sağlayacaklarını taahhüt ettikleri önlemler ise bir anlamda, engelli bireylerin ailelerinin yanında yaşamalarının desteklenmesini ve sosyal korumayı hedefleyen pozitif ayrımcılık eylemlerinin benimsenmesini zorunlu kılmaktadır.

19. Nitekim Birleşmiş Milletler Engelli Hakları Komitesinin 27 Ekim 2017 tarihinde yayınladığı “Bağımsız Yaşama ve Topluma Dâhil Olma Hakkında Genel Yorum (No. 5)” metninde, anılan Sözleşmenin 19. maddesinin kapsamına açıklık getirilmiş ve “….güvenli ve yeterli barınma, bireysel hizmetler, sosyal tesisler ve hizmetlere erişimi kapsamaktadır.

Barınma, topluluğa başkalarıyla eşit koşullarda yaşama seçeneğine sahip olmak demektir.

Engelli bireylere, tek başlarına ya da ailenin bir parçası olarak yaşamalarını sağlayan erişilebilir konutlar, engelli bireylerin seçim yapma hakkı ve imkânlarının sağlanması için yeterli sayıda mevcut olmalıdır. Bu amaçla, engelsiz yeni konut inşaatı ve mevcut konut yapılarının engelsiz uyumlaştırılması gerekmektedir” ifadelerine yer verilmiş olup, “Yerine

Getirme Yükümlülüğü” başlığında ise; “Taraf Devletler, engelli aile üyelerinin bağımsız yaşama ve topluluğa dâhil olma haklarını gerçekleştirmeleri konusunda ailesinde engelli birey olan herkesi desteklemelidir” denilmiştir.

20. Ayrıca, 5378 sayılı Engelliler Hakkında Kanunun “Genel Esaslar” başlıklı 4.

maddesinde “engellilerin tüm hak ve hizmetlerden yararlanması için fırsat eşitliğinin sağlanması, engellilerin bağımsız yaşayabilmeleri için erişilebilirliğin sağlanması… esastır” hükmüne yer verilmiş olup, Kanunun diğer ilgili maddelerinde de engelli bireylerin diğer bireylerle eşit koşullarda, hak ve özgürlüklerden tam ve eşit olarak yararlanması, toplumsal hayata tam ve etkin katılımlarının sağlanması amacıyla devletin gerekli tedbirleri alacağı hüküm altına alınmıştır.

21. Başvurucunun şikâyete konu ettiği somut olaya ilişkin sunduğu bilgi ve belgeler ile ilgili İdareden alınan yazı cevapları birlikte değerlendirildiğinde; Başbakanlık personeli iken adına tahsis edilen lojmanda ailesi ve % 98 oranında ağır engelli oğlu ile birlikte ikamet eden başvurucunun, 09.07.2018 tarihli ve 30473 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan 703 sayılı

Kanun Hükmünde kararname uyarınca mülga Başbakanlık personeline tahsisleri yapılan bu kamu konutlarının Çevre ve Şehircilik Bakanlığına devredildiği ve akabinde başvurucunun da ikamet ettiği görev tahsisli lojmanın, 11.12.2018 tarihli ve sayılı olur ile

Cumhurbaşkanlığı İdari İşler Başkanlığına tahsis edildiği, Cumhurbaşkanlığı İdari İşler

Başkanlığı Destek ve Mali Hizmetler Genel Müdürlüğü tarafından başvurucunun yeni kurumu olan Türkiye Büyük Millet Meclisine gönderilen 24.05.2019 tarihli yazıda, başvurucunun çalıştığı Kurum (TBMM) uhdesinde bulunan lojmanlara geçişi sağlanarak anılan lojmanın

31.12.2019 tarihine kadar boş vaziyette teslim edilmesinin istendiği, akabinde başvurucunun

27.12.2019 tarihli dilekçesinde ağır engelli oğlunun durumunu da belirterek yapmış olduğu

talebin Cumhurbaşkanlığı İdari İşler Başkanlığınca 29.01.2020 tarihli cevabi yazı ile kısmen uygun görülerek lojmanın boş vaziyette teslim edilme süresinin 30.06.2020 tarihine uzatıldığının ve o tarihten itibaren konutun tahliye edilmemesi halinde ise Cumhurbaşkanlığı

Konut Yönergesinin 16. maddesinde yer alan “…konutu tahliye ederek boşaltmayanlardan kira bedeli yerine işgaliye bedeli tahsil edilir…” hükmü gereğince 15.07.2020 tarihinden itibaren 3 ay için ödenmesi gereken kira bedeline beş katı eklenerek, daha sonraki aylar için ise bir önceki ay tahsil edilen tutarın % 10’u kadar arttırılarak tahsil edileceğinin başvurucunun Kurumuna bildirildiği, başvurucunun bu defa 09.06.2020 tarihli ikinci dilekçesine istinaden benzer nitelikte mazeretleri olan Türkiye Büyük Millet Meclisi çalışanı

12 personelin mazeretlerinin de anılan Başkanlıkça uygun görülmediği belirtilerek durumun

29.06.2020 tarihli yazı ile adı geçenin Kurumuna bildirildiği, bu kapsamda başvurucunun

süresinde lojmanı boşaltmaması sebebiyle 15.07.2020 tarihli maaş bordrosunda lojman kirası olarak normal tutarın altı katı olan 2.322,60 TL’lik kesinti yapıldığı anlaşılmıştır.

22. Bilindiği üzere; engelli bireyler, engellerinden kaynaklanan çeşitli sebeplere ilave ekonomik külfetlerle, fiziksel ya da psiko-sosyal güçlüklerle karşılaşmakta, toplumdaki diğer bireylerin katlanmadığı medikal malzeme giderleri, kişisel öz bakım giderleri, bakım hizmeti giderleri, fiziksel engelleri yüzünden toplu taşıma hizmetlerinden yararlanamamalarına bağlı olarak katlandıkları ulaşım giderleri gibi pek çok durum bu güçlük ve külfetlerin sebepleri arasında sayılmaktadır. Bu sebeple bu sorunların yaşattığı olumsuzlukların giderilebilmesi için birçok uluslararası metinde devlet tarafından özel tedbirler alınması gerektiği ortaya konulmuş; engelli bireylerin sosyal koruma sistemlerinden, yoksullukla mücadele programlarından, engellilikle bağlantılı yardımlardan, toplu konut, emeklilik gibi programlardan faydalanarak mağduriyetlerinin giderilmesinin ekonomik ve sosyal yaşama toplumun diğer bireyleriyle “eşit koşullarda” katılımlarının sağlanmasının önemi vurgulanmıştır.

23. Nitekim Toplumsal Haklar ve Araştırmalar Derneğinden alınan yazıda da engelli bireylerin engelleri nedeniyle üstlenmek zorunda kaldıkları ve kendilerini yoksulluğa sürükleyebilecek her türlü mali külfetin gözetilmesi gerektiği belirtilmiş olup, bireylerin engellerinden kaynaklı mali külfetlerin toplu ulaşıma erişemeyen tekerlekli sandalye kullanıcısı için taksi masrafları olabileceği gibi görme engelli bireyler için elektronik ortama aktarılmamış kitaplara erişimi sağlayan teknolojik araç ve gereçler olabileceği; o nedenle, alınacak tedbirlerin engelli bireylerin engelleri ile yaşadıkları dezavantaj arasında illiyet bağı kuran ve bu dezavantajın giderilmesi için “çözüm üretecek nitelik ve esneklikte” olması gerektiği vurgulanmıştır.

24. Diğer taraftan; Sağlık Bilimleri Üniversitesi Engelli Danışma ve Koordinasyon

Biriminden alınan yazıda ise; engelli ailelerinin her taşındıkları konut içinde erişilebilirlik ile ilgili önlemleri alması ve engellinin özel gereksinimlerine uygun makul düzenlemeler yapmasının oldukça maliyetli olduğu, ailelerin bu tür düzenlemeleri yapamamaları halinde aile içindeki engelli bireyin bağımsız hareket etmesinin mümkün olamayacağı, aksi durumda engellinin aile bireylerine olan bağımlılık düzeyinin artırmasının söz konusu olacağı, öte yandan her bir konut değişiminde; engellinin özel eğitim ve rehabilitasyon hizmeti aldığı kurumun ve alıştığı mekanların değişmesine paralel olarak hayat standartlarını yükselten rutinlerin bozulması ve bu rutinlerin yeniden inşasında güçlüklerin yaşanacak olması ve böylelikle kendisi ile ailesinin yeni bir yaşam biçimine zorlanıyor olması dikkate alındığında; engellinin fiziksel, sosyal ve ruhsal iyilik halinin olumsuz etkilenmesinin kaçınılmaz olduğu, nitekim tek bir engelli ailesinin yaşadığı bu sorunun, nihayetinde kurumsal bir sorun ve akabinde toplumsal bir sorun haline gelebileceği ortaya konulmuştur.

25. Ayrıca belirtmek gerekir ki; Kamu Konutları Yönetmeliğinde, lojmanların fiziksel koşullarının engelli bireyler bakımından da erişilebilir hale getirilmesi yönünde hiçbir hüküm bulunmadığı, bu nedenle engelli ve ailelerinin kendilerine tahsis edilen lojmanlarda erişilebilirliği sağlamak için bizzat kendilerinin maddi ve manevi külfet altına girdikleri görülmekte olup, oysa Birleşmiş Milletler Engelli Hakları Sözleşmesi gereğince taraf devletler, sunulan hizmetlere engellilerin de kolayca erişimine ilişkin asgari standart ve kılavuz ilkeler geliştirmek, ilan etmek ve bunların uygulanmasını izlemek için gerekli tedbirleri almakla yükümlü kılınmıştır.

26. Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının 61. maddesinde “engelli bireylerin korunmaları ve toplum hayatına intibaklarının sağlanması” devletin görevleri arasında sayılmış, ayrıca

“Kanun önünde eşitlik” başlıklı 10. maddesine 2010 yılında yapılan Referandum ile

“Çocuklar, yaşlılar, özürlüler, harp ve vazife şehitlerinin dul ve yetimleri ile malul ve gaziler için alınacak tedbirler eşitlik ilkesine aykırı sayılmaz” ifadeleri ek fıkra olarak eklenmiş olup, böylece somut şikâyet konusuyla ilgili olarak kamu konutunun başka bir kamu kurumuna tahsisi aşamasında tüm personelin tahliye edileceği yönünde karar verilirken, Anayasanın engelliler bakımından da pozitif ayrımcılığı destekler mahiyetteki bu açık hükmüne istinaden; başvurucunun “engellilik mazereti” nedeniyle konuttan tahliye edilmemesi yönünde verilecek istisnai ve koruyucu nitelikteki bir idari kararın, tahliye kararı verilen diğer personel bakımından da eşitlik ilkesini bozmayacağı, bu yönde yapılacak bir idari tasarrufun uluslararası ve ulusal mevzuatta güvence altına alınan

“engelli hakları”nın özü ve ruhuna uygun bir yaklaşım olacağı değerlendirilmektedir.

27. Ayrıca, Kamu Konutları Yönetmeliğinin 33. maddesinde “konuttan çıkma” şartları arasında kamu konutlarının farklı bir kamu idaresine tahsis edilmesi nedeniyle konutun boşaltılmasına yönelik herhangi bir hüküm bulunmamakta olup, 11 Temmuz 2020 tarihinde

Yönetmelik’te yapılan değişiklik ile kanunen bakmakla mükellef bulunduğu ve konutta birlikte oturacağı her bir engelli aile ferdi (eş ve çocuk dahil) için (+40) puan uygulaması getirilerek engelli yakını olan kamu çalışanlarının dezavantajlı durumlarının ortadan kaldırılması ve engelli yakını olan ailelere yönelik fırsat eşitliğinin sağlanması bakımından önemli bir adım atılmıştır. Bu itibarla, bahsi geçen kamu konutunun başka bir kamu kurumuna tahsis edilmesi öncesinde, halen oturmakta olan personelden engellilik gibi özel durumları olanlar gözetilmeden tüm personel için genel bir idari kararla tüm lojmanların tahliye edilmesi yönündeki idari tasarrufun -şeklen ilgili Yönetmeliğe uygun olmakla birlikteAnayasa ve uluslararası sözleşmelerle güvence altına alınan “engelli hakları”nı gözardı etmek suretiyle hakkaniyete aykırı bir uygulamaya dönüşmemesi gerekmektedir.

28. Kurumumuzca yapılan değerlendirme neticesinde; başvurucunun, % 98 oranında ağır engelli oğlu için, ikamet ettiği lojmanda her türlü tadilatı yaptırarak konutu engellilik bakımından erişilebilir hale getirdiği, engelli oğlunun özel gereksinimi nedeniyle özel eğitim ve rehabilitasyon merkezine yakın bir yerde ikamet etme çabasıyla da aile olarak yaşadıkları zorlukları bir nebze hafifletebildiği, başvurucunun engelli oğlunun yaşam koşullarını erişilebilir hale getirmek istemesinin her şeyden önce engellinin bağımsız yaşamasına, aile içinde bireysel hareketliliğinin artmasına, ayrıca fiziksel, sosyal ve ruhsal iyilik halinin yükselmesine katkı sağladığı anlaşılmakta olup, toplumun bedensel ve zihinsel yönden yaşadıkları dezavantajlar nedeniyle başkalarına bağımlı şekilde hayatını devam ettirebilen engellilerin korunmaları hukukun öncelikli konuları arasında olduğundan ve bu kapsamda engelli hakları anayasa, uluslararası sözleşmeler ve diğer ilgili mevzuatta açıkça güvence altına alındığından, engelli bireylerin özel ilgi ve yardıma duyduğu gereksinim nedeniyle kişiliklerinin gelişimi, esenlikleri ve sosyal uyumları için ailelerinin mümkün olduğu ölçüde pozitif ayrımcılık çatısı altında desteklenmelerinin gerektiği, ayrıca “sosyal devlet” ilkesi gereği virüs salgınının tüm toplumu derinden etkilediği bu zorlu dönemde yaşanan mağduriyetlerin sorumlu idareler tarafından bir an evvel giderilmesi ve gerekli tedbirlerin gecikmeksizin alınması büyük önem arz ettiğinden, somut olayda babasının kamu görevi sebebiyle görev tahsisli lojmanda ailesi ile birlikte ikamet eden engelli bireyin tüm özel gereksinimleri ve özellikle bu süreçte bulaş riskinden korunabilmesi için engelli bireyin ailesi ile birlikte halen oturmakta olduğu kamu konutunda oturmaya devam etmesini sağlamak üzere gerekli tedbirlerin alınmasının hukuk ve kamuoyu vicdanında korunmaya değer bir menfaat olduğu değerlendirildiğinden, şikayet edilen idarenin bahse konu lojmanın bir an evvel tahliye edilmesi yönündeki talep ve işlemlerinin, engelli haklarını koruyan hukuksal metinlerin özü ve ruhuna uygun olmadığı gibi hakkaniyete de uygun olmayan bir tasarruf olduğu düşünülmektedir.

B. İyi Yönetim İlkeleri Yönünden Değerlendirme 29. Günümüzde demokratik, modern ve katılımcı yönetim anlayışında idarelerden sadece hukuka uygun olarak hareket etmeleri değil aynı zamanda iyi yönetişim ilkelerine de uygun işlem tesis etmeleri de beklenmektedir.

30. 28/03/2013 tarihli ve 28601 mükerrer sayılı Resmi Gazetede yayımlanan Kamu

Denetçiliği Kurumu Kanununun Uygulanmasına İlişkin Usul ve Esaslar Hakkında

Yönetmeliğin “İyi Yönetim İlkeleri” başlıklı 6 ncı maddesinde; Kurumun, inceleme ve araştırma yaparken insan haklarına dayalı adalet anlayışı içinde; kanunlara uygunluk, ayrımcılığın önlenmesi, ölçülülük, yetkinin kötüye kullanılmaması; eşitlik, tarafsızlık, dürüstlük, nezaket, şeffaflık, hesap verilebilirlik, haklı beklentiye uygunluk, kazanılmış hakların korunması, dinlenilme hakkı, savunma hakkı, bilgi edinme hakkı, makul sürede karar verme, kararların gerekçeli olması, karara karşı başvuru yollarının gösterilmesi, kararın geciktirilmeksizin bildirilmesi, kişisel verilerin korunması gibi iyi yönetim ilkelerine uygun işlem ve eylem ile tutum veya davranışta bulunup bulunmadığını gözeteceği düzenlenmiştir.

Söz konusu Yönetmelik hükmünde yer alan ilkelerin kaynağını teşkil eden Avrupa Birliği

Temel Haklar Şartının 41 inci maddesinde de iyi yönetim hakkından bahsedilmekte olup, benzer ilkelere Avrupa Parlamentosu tarafından kabul edilen “Avrupa Doğru İdari Davranış

Yasası”nda da yer verilmiştir.

31. Söz konusu ilkeler yönünden yapılan değerlendirme neticesinde; idareden istenilen bilgi ve belgelerin süresi içinde ve gerekçeli olarak Kurumumuza gönderildiği, idarenin başvuranla ilgili işlemlerinde kanunlara uygunluk, makul sürede karar verme ve kararın geciktirilmeksizin bildirilmesi ilkelerine uygun davrandığı, ayrıca idarenin başvurucuya gönderdiği cevabi yazılarında, iyi yönetişim ilkelerinden “karara karşı başvuru yollarının gösterilmesi” ilkesine de uyulduğu anlaşılmıştır.

VI. HAK ARAMA ÖZGÜRLÜĞÜNE İLİŞKİN AÇIKLAMA

32. 6328 sayılı Kanunun 21 inci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca, bu Tavsiye Kararının

İdareye tebliğ tarihinden itibaren 30 gün içinde idare tarafından herhangi bir eylem ya da işlem tesis edilmezse (varsa) dava açma süresinden kalan süre işlemeye devam edecek olup, görevli ve Ankara İdare Mahkemesinde yargı yolu açıktır.

VII. KARAR

Yukarıda açıklanan gerekçelerle BAŞVURUNUN KABULÜNE, T.C. Anayasası ve uluslararası sözleşmelerde engelli haklarının güvence altına alınmasını sağlamaya yönelik hükümler ile bu kapsamdaki pozitif ayrımcılık ilkesi de gözetilerek görev tahsisli lojmanda engelli oğlu ve diğer aile bireyleri ile birlikte ikamet eden başvurucunun söz konusu lojmanda oturmaya devam edebilmesi yönündeki talebinin olumlu sonuçlanabilmesini teminen; gerekli idari işlemleri takdir ve tayin etmek üzere CUMHURBAŞKANLIĞI

İDARİ İŞLER BAŞKANLIĞI DESTEK VE MALİ HİZMETLER GENEL

MÜDÜRLÜĞÜNE TAVSİYEDE BULUNULMASINA,

6328 sayılı Kamu Denetçiliği Kurumu Kanununun 20 nci maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca,

Sosyal Güvenlik Kurumunca bu karar üzerine tesis edilecek işlemin otuz gün içinde

Kurumumuza bildirilmesinin zorunlu olduğuna, Kararın, Başvurana ve Cumhurbaşkanlığı İdari İşler Başkanlığı Destek ve Mali

Hizmetler Genel Müdürlüğüne tebliğine, Türkiye Cumhuriyeti Kamu Başdenetçisince karar verildi.

e-imzalıdır

Şeref MALKOÇ

Kamu Başdenetçisi