ÖZET: Başvuran, %60 engelli raporu bulunan ve sağ tarafı felçli bir birey olarak, Diyanet İşleri Başkanlığı’na bağlı Hacı Cemil Yılmaz Camisi’nden evine yakın olan Hz. Abbas Camisi’ne nakil talebinde bulunmuştur. Ancak, talebi reddedilmiştir. Başvuran, nakil talebinin kabul edilmemesinin engellilik durumu göz önünde bulundurularak yeniden değerlendirilmesini istemektedir. İlgili idare, Hz. Abbas Camisi’nde mevcut kadroların dolu olduğunu ve bu nedenle nakil talebinin gerçekleştirilemeyeceğini belirtmiştir.

Diyanet İşleri Başkanlığı, başvuranın talebinin uygun olmadığına dair gerekçelerini sunmuş ve engellilik durumuna bağlı yer değişikliği taleplerinin, ilgili mevzuat çerçevesinde değerlendirilmesi gerektiğini ifade etmiştir. Başvuranın talebi, mevcut kadro durumu ve yapılan soruşturmalar sonucunda, kamu hizmetinin gereklilikleri açısından uygun bulunmamıştır. İdare, engelli bireylerin haklarını koruma yükümlülüğünü yerine getirirken, kamu hizmetinin sürekliliğini de gözetmek zorundadır.

Sonuç olarak, başvuranın nakil talebi, ilgili mevzuat ve kadro durumu göz önünde bulundurularak reddedilmiştir. Kamu Denetçiliği Kurumu, başvuranın talebinin incelenmesi sırasında idarenin iyi yönetim ilkelerine uyduğunu, ancak başvuru yollarının gösterilmediğini tespit etmiştir. Bu nedenle, idareye bu ilkelere uygun davranması önerilmiştir. Başvuran, ret kararına karşı yargı yoluna başvurabilecektir.

T.C. TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ KAMU DENETÇİLİĞİ KURUMU

(OMBUDSMANLIK)

SAYI : 2024/11558-S.24.17572

BAŞVURU NO : 2024/7008

KARAR TARİHİ : 22.10.2024

RET KARARI

BAŞVURUYA KONU İDARE : DİYANET İŞLERİ BAŞKANLIĞI

Nakil talebi hakkındadır.

BAŞVURUNUN KONUSU :

BAŞVURU TARİHİ : 01.06.2024

I. BAŞVURANIN İDDİA VE TALEPLERİ

1. Kurumumuza yapılmış olan başvuruda, başvuran; %60 oranında engelli raporu olan sağ tarafı felçli birey olduğunu, bu nedenle Diyanet işleri Başkanlığı Atama ve Yer Değiştirme Yönetmeliği’nin 39 uncu maddesinin birinci fıkrasına dayanarak görev yaptığı Hacı Cemil Yılmaz Camisinden evine yakın olan Hz.

Abbas Camisine yer değişikliğini talep ettiğini ancak talebinin kabul edilmediğini ifade ederek engellilik durumu göz önünde bulundurularak naklinin Diyarbakır ili Kayapınar ilçesinde bulunan Hz. Abbas

Camisine yapılmasını, nakil talebine engel olarak gösterilen 36/1-b şerhinin kaldırılmasını talep etmektedir.

II. İDARENİN BAŞVURUYA İLİŞKİN AÇIKLAMALARI

2. Kurumumuzun Diyanet İşleri Başkanlığından 23.07.2024 tarihli ve sayılı bilgi-belge isteme yazısına cevaben T.C. Diyarbakır Valiliği İl Müftülüğü tarafından gönderilen bila tarih ve

sayılı yazı ve eklerinde özetle:

2.1. Başvuranın talepte bulunduğu Kayapınar İlçesi Hz. Abbas Camiinde bir İmam-Hatip ve bir de

Müezzin-Kayyım kadrosu olmak üzere iki kadrosu bulunmakta olup her ikisi de dolu olduğundan anılan camiye nakil talebinin gerçekleştirilemediği,

2.2. Başvuranın Diyarbakır ili Bağlar ilçesi Hacı Cemil Yılmaz Camiinde İmam-Hatip olarak görev yaptığı ve anılan Camide bir İmam-Hatip kadrosunun bulunduğu,

2.3. Başvuranın talebi üzerine Diyarbakır İl Müftülüğünün 24.01.2024 tarihli ve – – sayılı yazı ile 36/1-b şerhinin kaldırılması Diyarbakır Valiliği (İl Müftülüğünce) uygun olduğundan şerhin kaldırılması talep edildiği, Diyanet İşleri Başkanlığı İnsan Kaynakları Genel Müdürlüğü

tarafından gönderilen 25.01.2024 tarihli ve sayılı cevabi yazıda; başvuranın Diyarbakır ili

Kayapınar ilçesine atama talebinin karşılanması cihetine gidilemeyeceğinin bildirildiği,

2.4. Başvuranın Diyarbakır ili Kayapınar ilçesi dışındaki diğer ilçelere yapılacak nakil işleminde bir engel bulunmadığı,

2.5. Personelin nakillerine dair konulan şerhleri düzeltme yetkisinin sadece Diyanet İşleri Başkanlığına ait olduğundan İl Müftülüğünce bu hususta yapılacak bir işlem bulunmadığı, ifade edilmiştir.

III. İLGİLİ MEVZUAT

3. 18/10/1982 tarihli ve 2709 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın “Kanun önünde eşitlik” başlıklı 10 uncu maddesi “… Çocuklar, yaşlılar, özürlüler, harp ve vazife şehitlerinin dul ve yetimleri ile malul ve gaziler için alınacak tedbirler eşitlik ilkesine aykırı sayılmaz… Devlet organları ve idare makamları bütün işlemlerinde kanun önünde eşitlik ilkesine uygun olarak hareket etmek zorundadırlar.”

3.1. “Çalışma hakkı ve ödevi” başlıklı 49’uncu maddesinde, “Devlet çalışanların hayat seviyesini yükseltmek, çalışma hayatını geliştirmek için çalışanları korumak, çalışmayı desteklemek ve işsizliği önlemeye elverişli ekonomik bir ortam yaratmak için gerekli tedbirleri alır.” ,

3.2. “Dilekçe, bilgi edinme ve kamu denetçisine başvurma hakkı” başlıklı 74 üncü maddesi;

“…Herkes, bilgi edinme ve kamu denetçisine başvurma hakkına sahiptir. Türkiye Büyük Millet Meclisi

Başkanlığına bağlı olarak kurulan Kamu Denetçiliği Kurumu idarenin işleyişiyle ilgili şikâyetleri inceler…”,

3.3. “Milletlerarası andlaşmaları uygun bulma” başlıklı 90 ıncı maddesinde; “Türkiye Cumhuriyeti adına yabancı devletlerle ve milletlerarası kuruluşlarla yapılacak andlaşmaların onaylanması, Türkiye

Büyük Millet Meclisinin onaylamayı bir kanunla uygun bulmasına bağlıdır.(…) Türk kanunlarına değişiklik getiren her türlü andlaşmaların yapılmasında birinci fıkra hükmü uygulanır. (…) Usulüne göre yürürlüğe konulmuş Milletlerarası andlaşmalar kanun hükmündedir. Bunlar hakkında Anayasaya aykırılık iddiası ile Anayasa Mahkemesine başvurulamaz. (Ek cümle: 7/5/2004-5170/7 md.) Usulüne göre yürürlüğe konulmuş temel hak ve özgürlüklere ilişkin milletlerarası andlaşmalarla kanunların aynı konuda farklı hükümler içermesi nedeniyle çıkabilecek uyuşmazlıklarda milletlerarası andlaşma hükümleri esas alınır.”

4. BM Engelli Hakları Sözleşmesi’nin; “Genel İlkeler” başlıklı 3 üncü maddesinin birinci fıkrasının (c) bendinde “Engellilerin topluma tam ve etkin katılımlarının sağlanması Sözleşme’nin dayandığı ilkeler arasında sayılmıştır.”

4.1. “Genel Yükümlülükler” başlıklı 4 üncü maddesinin birinci fıkrasında “Taraf Devletler engelliliğe dayalı herhangi bir ayrımcılığa izin vermeksizin tüm engellilerin insan hak ve temel özgürlüklerinin eksiksiz olarak yaşama geçirilmesini sağlamak ve engellilerin hak ve özgürlüklerini güçlendirmekle yükümlüdür. Bu amaç doğrultusunda Taraf Devletler; (a) Bu Sözleşme’de tanınan hakların uygulanması için gerekli tüm yasal, idari ve diğer tedbirleri almayı (…) (b) Yürürlükte mevcut, engelliler aleyhinde ayrımcılık teşkil eden yasalar, düzenlemeler, gelenekler ve uygulamaları değiştirmek veya ortadan kaldırmak için gerekli olan, yasama faaliyetleri dahil uygun tüm tedbirleri almayı; (…) taahhüt eder.”

4.2. “Ayrımcılık Yapılmaması ve Eşitlik” başlıklı 5 inci maddesinin; 4 üncü fıkrası “Engellilerin fiili eşitliğini hızlandırmak veya sağlamak için gerekli özel tedbirler işbu Sözleşme amaçları doğrultusunda ayrımcılık olarak nitelendirilmez.”

4.3.“Bağımsız Yaşayabilme ve Topluma Dâhil Olma” başlıklı 19 uncu maddesinde; “İşbu Sözleşmeye

Taraf Devletler tüm engellilerin diğer bireylerle eşit koşullar altında toplum içinde yaşama hakkına sahip olduğunu kabul eder ve engellilerin bu haktan eksiksiz yararlanabilmeleri ve topluma tam katılımlarını kolaylaştırmak için gerekli tedbirleri etkin bir şekilde alır. Bu çerçevede aşağıdaki noktalara dikkat edilmelidir: (a) Engelliler diğer bireylerle eşit koşullar altında ikametgâhlarını ve nerede ve kiminle yaşayacaklarını seçme hakkına sahiptirler ve özel bir yaşama düzenine zorlanamazlar; (b) Engellilerin kişisel destek dâhil olmak üzere toplum içinde yaşamak ve topluma dâhil olmak için ihtiyaç duydukları konut içi, kurum içi ve diğer toplumsal destek hizmetlerine erişimleri sağlanmalı ve engellilerin toplumdan tecridi ve ayrı tutulması önlenmelidir; (c) Kamusal hizmet ve tesisler engellilere diğer bireylerle eşit şekilde açık olmalı ve onların ihtiyaçlarına yanıt verebilmelidir”,

4.4. Çalışma ve İstihdam başlıklı 27nci maddesinde; “1. Taraf Devletler engellilerin diğer bireylerle eşit koşullar altında çalışma hakkına sahip olduğunu kabul eder. Bu hak, engellilerin, açık, bütünleştirici ve erişilebilir bir iş piyasası ve çalışma ortamında serbestçe seçtikleri bir işle hayatlarını kazanmaları fırsatını da içerir. Taraf Devletler çalışırken engelli olanlar dâhil olmak üzere tüm engellilerin çalışma hakkının yaşama geçmesini yasama çalışmalarını da içeren uygun tüm tedbirleri alarak güvence altına alır. Taraf Devletler bunların yanısıra; (a) İşe alım ve istihdam edilme koşullarında, istihdamın sürekliliği, kariyer gelişimi ve sağlıklı ve güvenli çalışma koşulları dahil olmak üzere, istihdama ilişkin her hususta, engelliliğe dayalı ayrımcılığı yasaklar; (b) Fırsat eşitliği, eşit değerde işe eşit ücret ilkesi, tacizden korunma ve mağduriyetin giderilmesi, güvenli ve sağlıklı çalışma koşulları dahil olmak üzere diğer bireylerle eşit koşullar altında adil ve uygun çalışma koşullarının sağlanmasına ilişkin olarak engellilerin haklarını korur; (c) Engellilerin iş ve sendikal haklarını diğer bireylerle eşit koşullar altında kullana bilmelerini sağlar; (d) Engellilerin genel teknik ve mesleki rehberlik programlarına, yerleştirme hizmetlerine, mesleki ve sürekli eğitime diğer bireylerle eşit koşullar altında etkin bir şekilde erişimini sağlar; (e) İş piyasasında engellilerin istihdam olanaklarının ve kariyer gelişiminin desteklenmesine ve engellilerin iş aramasına veya işe başlamasına, çalışmaya devam etmesine ve işe geri dönmelerine yardım eder; (f) Serbest çalışma, girişimcilik, kooperatif kurma ve kendi işini kurma konusundaki fırsatları geliştirir; (g) Engellileri kamu sektöründe istihdam eder; (h) Olumlu eylem programları, teşvikler ve diğer tedbirleri de içerebilecek uygun politika ve önlemlerle, engellilerin özel sektörde istihdam edilmelerini destekler; (i) Engellilerin çalıştığı işyerlerinde makul düzenlemelerin yapılmasını sağlar; (j) Engellilerin açık iş piyasasında iş deneyimi kazanmasını temin eder; (k) Engelliler için mesleki rehabilitasyon, işte kalma ve işe dönüş programları yürütür. 2. Taraf Devletler engellilerin kölelik altında tutulmalarını engeller ve engellileri zorla veya mecburi çalışmaya karşı diğer bireylerle eşit koşullar altında korur.”

4.5. “Yeterli Yaşam Standardı ve Sosyal Korunma” başlıklı 28 inci maddesinin 1nci fıkrasında;

“Taraf Devletler, engellilerin yiyecek, giysi ve barınma dahil kendileri ve aileleri için yeterli yaşam standardı hakkını ve yaşam koşullarının sürekli olarak iyileştirilmesi hakkını tanır. Taraf Devletler bu hakkın engelli olmaları nedeniyle ayrımcılığa uğramaksızın tanınmasını temin etmek için gerekli adımları atar (…)” hükümlerini amirdir.

5. 5378 sayılı Engelliler Hakkında Kanunun; “Amaç” başlıklı 1 inci maddesinde; “Bu Kanunun amacı; engellilerin temel hak ve özgürlüklerden faydalanmasını teşvik ve temin ederek ve doğuştan sahip oldukları onura saygıyı güçlendirerek toplumsal hayata diğer bireylerle eşit koşullarda tam ve etkin katılımlarının

sağlanması ve engelliliği önleyici tedbirlerin alınması için gerekli düzenlemelerin yapılmasını sağlamaktır.”,

5.1. “Tanımlar” başlıklı 3 üncü maddesinde; “ (…)c) Engelli: Fiziksel, zihinsel, ruhsal ve duyusal yetilerinde çeşitli düzeyde kayıplarından dolayı topluma diğer bireyler ile birlikte eşit koşullarda tam ve etkin katılımını kısıtlayan tutum ve çevre koşullarından etkilenen bireyi, …e) Engellilik durumu: Bireyin engelliliğini ve engellilikten kaynaklanan özel gereksinimlerini, uluslararası yöntemleri temel alarak belirleyen derecelendirmeler, sınıflandırmalar ve tanılamaları (…) h) Habilitasyon: Engellinin bireysel ve toplumsal ihtiyaçlarını karşılayabilmesini ve yaşamını bağımsız bir şekilde sürdürebilmesini sağlamayı amaçlayan fiziksel, sosyal, zihinsel ve mesleki beceriler kazandırmaya yönelik hizmetleri, (…) i) Korumalı işyeri: İş gücü piyasasına kazandırılmaları güç olan zihinsel veya ruhsal engellilere mesleki rehabilitasyon sağlamak ve istihdam oluşturmak amacıyla Devlet tarafından teknik ve mali yönden desteklenen ve çalışma ortamı özel olarak düzenlenen işyerini, j) Makul düzenleme: Engellilerin insan haklarını ve temel özgürlüklerini tam ve diğer bireylerle eşit şekilde kullanmasını veya bunlardan yararlanmasını sağlamak üzere belirli bir durumda ihtiyaç duyulan, ölçüsüz veya aşırı bir yük getirmeyen, gerekli ve uygun değişiklik ve tedbirleri, ifade eder.”

5.2. “Genel Esaslar” başlıklı 4 üncü maddesinin c fıkrasında; “Engellilerin tüm hak ve hizmetlerden yararlanması için fırsat eşitliğinin sağlanması esastır.”

6. 6328 sayılı Kamu Denetçiliği Kurumu Kanunu’nun “Kurumun görevi” başlıklı 5 inci maddesinin birinci fıkrası; “Kurum, idarenin işleyişi ile ilgili şikâyet üzerine, idarenin her türlü eylem ve işlemleri ile tutum ve davranışlarını; insan haklarına dayalı adalet anlayışı içinde, hukuka ve hakkaniyete uygunluk yönlerinden incelemek, araştırmak ve idareye önerilerde bulunmakla görevlidir.”,

7. 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu’nun “Yer değiştirme suretiyle atanma” başlıklı 72 inci maddesinin altıncı fıkrasında; “İlgili mevzuatı uyarınca verilecek rapora göre kendisi, eşi veya birinci derece kan hısımlığı bulunan bakmakla yükümlü olduğu aile fertleri engelli olan memurların engellilik durumundan kaynaklanan yer değiştirme taleplerinin karşılanması için düzenlemeler yapılır.”,

8. Devlet Memurlarının Yer Değiştirme Suretiyle Atanmalarına İlişkin Yönetmeliğin, “Engellilik

Durumuna Bağlı Yer Değişikliği” başlıklı Ek 3 üncü maddesinde; “İlgili mevzuatına göre alınan sağlık kurulu raporunda olduğu belirtilen memurlar ile ağır engelli raporlu eşi veya bakmakla yükümlü olduğu birinci derece kan hısımları bulunan memurlar engellilik durumundan kaynaklanan gerekçelere dayalı olarak yer değiştirme talebinde bulunabilir. Bu kapsamdaki talepler bu Yönetmelikte yer alan kısıtlayıcı hükümlere tabi olmaksızın kurumların kadro imkânları ve teşkilat yapıları dikkate alınarak karşılanır ve bu haktan bir defadan fazla yararlanılamaz. (Danıştay 2. Dairesinin 21/03/2018 tarihli ve E:2016/9697, K:2018/1891 sayılı kararıyla, maddede yer alan “bir defadan fazla” ibaresinin iptaline karar verilmiştir.)

(…)” ,

9. Diyanet İşleri Başkanlığı Atama ve Yer Değiştirme Yönetmeliğinin;

9.1. “ Hizmet gereği görev veya yer değiştirme” başlıklı 36 ncı maddesinin birinci fıkrasının (b)

bendinde; “(1) Zorunlu grup ve/veya sınıf hizmet süreleri tamamlanmadan ve yer değiştirme suretiyle atanma dönemi beklenmeksizin hizmet gereği görev veya yer değiştirme, aşağıdaki hallerde yapılır:(…)

(b) Haklarında yapılan teftiş veya soruşturma sonucu o yerde kalmalarında sakınca görülmüş olması. (…)”

,

9.2. “Engellilik durumuna bağlı yer değişikliği” başlıklı 39 uncu maddesinde;

“(1) İlgili mevzuatına göre alınan sağlık kurulu raporunda en az yüzde kırk oranında engelli olduğu belirtilen memurlar ile ağır engelli raporlu eşi veya bakmakla yükümlü olduğu birinci derece kan hısımları bulunan memurlar engellilik durumundan kaynaklanan gerekçelere dayalı olarak yer değiştirme talebinde bulunabilir.

(2) Bu kapsamdaki talepler bu Yönetmelikte yer alan kısıtlayıcı hükümlere tabi olmaksızın Başkanlığın kadro imkânları ve teşkilat yapısı dikkate alınarak karşılanır ve bu haktan bir defadan fazla yararlanılamaz.

(3) Memurun kendisinin veya birlikte yaşadığı eşi ve bakmakla yükümlü olduğu çocuklarının engellilik durumunun tedavisi sebebiyle yer değişikliğini talep etmesi halinde, yer değiştirme suretiyle atama yapılacak yerin, memurun ve bu fıkra kapsamındaki yakınlarının engellilik durumuna uygun olması esastır.

(4) Engellilik durumu devam ettiği sürece isteği dışında memurun yeri değiştirilmez. Engellilik durumu ortadan kalkan memurlar hakkında bu Yönetmelikte yer alan diğer hükümler uygulanır.” düzenlemeleri yer almaktadır.

IV. KAMU DENETÇİSİ SN. CELİLE ÖZLEM TUNÇAK’IN KAMU BAŞDENETÇİSİ’NE

ÖNERİSİ

10. Kamu Denetçisi tarafından yapılan inceleme ve araştırma neticesinde; başvuranın iddiaları, İdarenin konu ile ilgili açıklamaları, ilgili mevzuat ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirilerek hazırlanan “Ret

Karar Önerisi” Kamu Başdenetçisi’ne sunulmuştur.

V. DEĞERLENDİRME VE GEREKÇE

A. Hukuka, Hakkaniyete ve İnsan Haklarına Uygunluk Yönünden Değerlendirme

11. Başvuran 1 no.lu paragrafta ayrıntılarına yer verilen başvurusunda, özetle; başvuran %60 oranında engelli olduğunu, görev yaptığı Hacı Cemil Yılmaz Camisinden evine yakın olan Hz. Abbas Camisine yer değişikliğini talep ettiğini ancak talebinin kabul edilmediğini ifade ederek naklinin Diyarbakır ili Kayapınar ilçesinde bulunan Hz. Abbas Camisine yapılmasını, nakil talebine engel olarak gösterilen 36/1-b şerhinin kaldırılmasını talep etmektedir.

12. İlgili idare tarafından Kurumumuza gönderilen cevabi yazı ve ekleri incelendiğinde ise, Başvuranın talepte bulunduğu Kayapınar İlçesi Hz. Abbas Camiinde bir İmam-Hatip ve bir de Müezzin-Kayyım kadrosu olmak üzere iki kadrosu bulunmakta olup her ikisi de dolu olduğundan anılan camiye nakil talebinin gerçekleştirilemediği, başvuranın talebi üzerine Diyarbakır İl Müftülüğünün

24.01.2024 tarihli ve – – sayılı yazı ile şerhinin kaldırılması Diyarbakır

Valiliği (İl Müftülüğünce) uygun olduğundan şerhin kaldırılması talep edildiği, Diyanet İşleri Başkanlığı

İnsan Kaynakları Genel Müdürlüğü tarafından gönderilen 25.01.2024 tarihli ve sayılı cevabi yazıda; başvuranın Diyarbakır ili Kayapınar ilçesine atama talebinin karşılanması cihetine gidilemeyeceğinin bildirildiği, başvuranın Diyarbakır ili Kayapınar ilçesi dışındaki diğer ilçelere yapılacak nakil işleminde bir engel bulunmadığı, ifade edilmiştir.

13. Bireylerin temel hak ve hürriyetlerinin düzenlendiği Anayasada sosyal hukuk devleti, adalet ve eşitlik başta olmak üzere farklı ilkeler doğrultusunda engellilerin de içinde bulunduğu toplumun dezavantajlı gruplarına yönelik tedbirler içeren özel koruyucu hükümlere yer verilmiştir. Bu bakımdan özellikle sosyal devlet ilkesinin temel niteliği; devletin toplumdaki dezavantajlı gruplar lehine müdahalede bulunması ve bu gruplara dahil bireylere yönelik fırsat eşitliğini sağlayacak şekilde eşitsizlikleri giderici önlemler alması olarak kabul edilmektedir. Ayrıca Anayasamızda devlet, insanın maddi ve manevi varlığının gelişmesi için gerekli şartları hazırlamaya çalışmakla; kanun önünde eşitliğin yaşama geçmesini sağlamakla; sakatların korunmalarını ve toplum hayatına intibaklarını sağlayıcı tedbirleri almakla; bedeni yetersizliği olanların çalışma şartları bakımından özel olarak korunmasıyla yükümlü kılınmaktadır. Bu doğrultuda

Anayasa’da, dezavantajlı gruplar içinde engellilere de yer verilerek engelliler için alınacak tedbirlerin eşitlik ilkesine aykırı sayılmayacağı belirtilmek suretiyle engelliler lehindeki düzenlemeler anayasal güvence altına alınmıştır. Bu doğrultuda Engelliler Hakkında Kanun’da engellilerin haklarını diğer bireylerle eşit kullanabilmesi için ölçüsüz veya aşırı bir yük getirmeyen, gerekli ve uygun değişiklik ve tedbirleri ifade eden makul düzenlemelerin yapılması gerektiği bildirilmektedir.

14. Bir sosyal hukuk devleti olarak devletimiz de 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu ile kurum ve kuruluşların bu Kanuna göre çalıştırdıkları personele ait kadrolarda % 3 oranında engelli personel çalıştırma yükümlülüğü getirmekle, Devlet Memurlarının Yer Değiştirme Suretiyle Atanmalarına İlişkin

Yönetmelik ile engellilik durumundan kaynaklanan gerekçelere dayalı olarak yer değiştirme talebinde bulunulduğunda bu Yönetmelikte yer alan kısıtlayıcı hükümlere tabi olunmayacağını belirtmekle toplumun dezavantajlı gruplarına yönelik tedbirler içeren özel koruyucu hükümlere yer vererek engelli bireylere yönelik makul düzenlemeler yapmakta, bu iradesini ülkemizin engellilik alanındaki ulusal vizyonu ve yol haritasını ortaya koyan 2030 Engelsiz Vizyon Belgesi, engelliliğin bir insan hakları meselesi olduğu küresel olarak kabul edilen bir yaklaşım haline geldiğini belirtilen 2023-2025 Engelli Hakları Ulusal Eylem Planı gibi belgelerle de vurgulamaktadır.

15. Devlet Memurlarının Yer Değiştirme Suretiyle Atanmalarına İlişkin Yönetmeliğin “Engellilik

Durumuna Bağlı Yer Değişikliği” başlıklı Ek 3’üncü maddesinde; “İlgili mevzuatına göre alınan sağlık kurulu raporunda en az yüzde kırk oranında engelli olduğu belirtilen memurlar ile ağır engelli raporlu eşi veya bakmakla yükümlü olduğu birinci derece kan hısımları bulunan memurlar engellilik durumundan kaynaklanan gerekçelere dayalı olarak yer değiştirme talebinde bulunabilir. Bu kapsamdaki talepler bu

Yönetmelikte yer alan kısıtlayıcı hükümlere tabi olmaksızın kurumların kadro imkânları ve teşkilat yapıları dikkate alınarak karşılanır ve bu haktan bir defadan fazla yararlanılamaz. (Danıştay İkinci

Dairesinin 21/3/2018 tarihli ve E.: 2016/9697, K.: 2018/1891 sayılı Kararı ile, bu maddede yer alan “bir defadan fazla” ibaresi iptal edilmiştir.)” hükmüne yer verilmiştir.

16. Ayrıca; mülga Devlet Personel Başkanlığının “Engellilik durumuna bağlı yer değişikliğinin şartları ile bu şartları yerine getiren memurun başka gerekçelerle talebinin reddedilmesinin mümkün bulunmadığı (08/03/2016-1424)” hakkındaki görüşünde; “Devlet memurunun Genel Yönetmeliğin ek 3 üncü maddesinde yer alan şartlara sahip Devlet memurunun engellilik durumuna bağlı yer değişikliği talebinin kamu kurum ve kuruluşlarınca yerine getirilmesi için talep edilen yerde kurumun teşkilatının bulunması, söz konusu teşkilat bünyesinde bahsi geçen memurun atanabileceği bir kadronun bulunması ve yer değişikliği talebinin engellilik durumundan kaynaklanan gerekçelere dayalı olması gerektiği, – Engellilik durumuna bağlı yer değişikliğinin talep edildiği yerde kamu kurum ve kuruluşlarının teşkilatının bulunması, söz konusu teşkilatta memurun atanabileceği bir kadronun bulunması ve talebin engellilik durumundan kaynaklanan gerekçelere dayalı olması halinde kamu kurum ve kuruluşlarınca yer değişikliği talebinin yerine getirilmesi gerektiği, bu üç husus dışındaki gerekçelerle yer değişikliği talebinin reddedilemeyeceği… mütalaa edilmektedir.” ifadelerine yer verildiği görülmektedir.

17. Başvuruya konu somut olay kapsamında yukarıda yer alan mevzuat hükümleri ve açıklamalar birlikte değerlendirildiğinde; her ne kadar hem ulusal hem de uluslararası mevzuatta engelli bireylerin çalışma hayatına adapte olabilmesi için pozitif düzenlemelere yer verilmiş ise de, somut olayda başvuranın mevcut durumu üzerinden özel bir değerlendirme yapmanın daha doğru olacağı düşünülmektedir. Nitekim yukarıda ayrıntılarına yer verilen düzenlemeler ile başvuranın nakline imkân sağlanırken aynı düzenlemeler doğrultusunda belirlenen kıstaslara uygun olarak hareket edilmesi gerektiği açıktır olup ilgili idarenin başvuranın talebi karşısında bu kıstaslar doğrultusunda değerlendirme yaparak hareket ettiği anlaşılmaktadır. Bu kapsamda başvuranın talepte bulunduğu Kayapınar İlçesi Hz. Abbas Camiinde bir

İmam-Hatip ve bir de Müezzin-Kayyım kadrosu olmak üzere iki kadrosunun bulunduğu ve mezkûr iki kadronun dolu olduğu, bununla birlikte 16.01.2023 tarih ve – – sayılı soruşturma raporuna istinaden mezkûr tavır ve davranışları ile devlet memuru ve din görevlisi sıfatının ve itibarının zedelendiği gerekçeleri ile daha verimlli kamu görevi icra edebilmesi için İmam-hatip ’ın

Diyanet İşleri Başkanlığı Atama Yer Değiştirme Yönetmeliği 36 ncı maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi gereğince il içerisinde durumuna uygun bir yere nakledilmesi yönünde karar verildiği, bu noktada başvuranın Diyarbakır ili Kayapınar ilçesinde bulunan Hz. Abbas Camisine nakil talebinin reddedildiği görülmektedir.

18. Bununla birlikte, idarelerin varlık amacının kamu hizmetinin sürekli ve sağlıklı bir şekilde yerine getirilmesi olduğu düşünüldüğünde kamu hizmetinin aksatılmadan yürütülebilmesi için İdarelerin kadro ve personel planlaması hususlarında aldığı tedbirlerin normal karışlanması gerektiği değerlendirilmektedir.

19. Anayasa Mahkemesinin 20/02/2014 tarihli ve 2012/606 başvuru numaralı Kararında; “Kişilerin ailevi ve sosyoekonomik sebepler gibi bir takım mazeretler çerçevesinde başka yere atanma konusunda talep hakları var ise de atamaya ilişkin mazeretlerini değerlendirip karara bağlayacak olan idarenin, kendi mevzuatı çerçevesinde, ifa edilen kamu hizmetinin gerekleri, insan kaynaklarının verimli kullanılması, teşkilat yapısının elverişliliği ve benzeri faktörleri dikkate alması kaçınılmazdır. Zira kamu hizmetinin sağlıklı ve kesintisiz bir şekilde yerine getirilmesi için gerekli tedbirleri almak, ilgili idarenin öncelikli görevi ve sorumluluğudur.” ifade edilmektedir.

20. İdari işlemlerin hukuk kuralları ile baştan emredici bir biçimde saptanmadığı durumlarda, takdir yetkisinin varlığı kabul edilmektedir. (Gözübüyük, Şeref ve Turgut Tan, İdari Yargılama Hukuku, 6. baskı,

C. 2, Ankara: Turhan Kitabevi, 2013.) Takdir yetkisi, idareye, yapacağı işlem hakkında seçim yapmak

imkânı vermekle birlikte işlem yapmak ya da yapmamak konusunda da hareket serbestisi kazandırmaktadır. Bu doğrultuda idari görevlere atama yapmak veya görevden almak da idarenin takdir yetkisi kapsamında değerlendirilmektedir. Bununla birlikte idare takdir yetkisini kullanırken hukuk kurallarına uygun olarak işlem tesis etmek durumundadır. İdareye tanınan bu takdir yetkisi, mutlak ve sınırsız olmayıp, objektif olarak eşit bir şekilde, aynı durumda olan personel arasında ayrım gözetilmeksizin kullanılması gereken bir yetkidir.

21. Kurumumuzca yapılan değerlendirme neticesinde; engel durumuna istinaden evine yakın olan Hz.

Abbas Camisine nakil talebinde bulunan başvuranın taleplerinin Hz. Abbas Camiinde bulunan bir İmamHatip ve bir de Müezzin-Kayyım kadrosunun dolu olması ve haklarında yapılan soruşturma neticesinde bulundukları mahalde kalmalarında sakınca görülen personelin nakillerinin Diyanet İşleri Başkanlığı

Atama ve Yer Değiştirme Yönetmeliğini 36 ncı maddesinin birinci fıkrasının b bendi kapsamında reddedildiği, bu kapsamda kamu yararı ve hizmeti gereklerine aykırı bir durum tespit edilemediği ve idarenin ilgili mevzuat çerçevesinde hukuken geçerli ve kabul edilebilir bir sebep dışında başka bir sebebe dayanmadığı görülerek başvurunun reddine karar verilmesi gerektiği kanaatine varılmıştır.

B. İyi Yönetim İlkeleri Yönünden Değerlendirme

22. İyi yönetim ilkelerine 28/03/2013 tarihli ve 28601 mükerrer sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Kamu

Denetçiliği Kurumu Kanununun Uygulanmasına İlişkin Usul ve Esaslar Hakkında Yönetmelik’in “İyi yönetim ilkeleri” başlıklı 6’ncı maddesinde yer verilmiştir. Söz konusu ilkeler yönünden yapılan değerlendirmeler neticesinde; başvurunun incelenmesi ve araştırılması kapsamında Kurumumuzca istenilen bilgi ve belgelerin ilgili idare tarafından zamanında ve gerekçeli olarak iletildiği, böylece

“kararların gerekçeli olması” ve “makul sürede karar verme” ilkelerine uygun davranıldığı; ancak başvuranın talebine ilişkin verilen ret kararına karşı hangi sürede hangi mercilere başvurabileceğinin gösterilmediği, bu yüzden “karara karşı başvuru yollarının gösterilmesi” ilkesine uyulmadığı anlaşılmış olup idareye bahse konu ilkelere uygun davranması önerilmektedir.

VI. HAK ARAMA ÖZGÜRLÜĞÜNE İLİŞKİN AÇIKLAMA,

23. 6328 sayılı Kanun’un 21’inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca, bu Ret Kararının başvurana tebliğ tarihinden itibaren ilgili idare işlemine karşı (varsa) dava açma süresinden kalan süre işlemeye devam edecek olup Diyarbakır İdare Mahkemesine yargı yolu açıktır.

VII. KARAR

Açıklanan gerekçelerle BAŞVURUNUN REDDİNE;

Kararın BAŞVURANA ve DİYANET İŞLERİ BAŞKANLIĞINA tebliğine;

Türkiye Cumhuriyeti Kamu Başdenetçisince karar verildi.

Şeref MALKOÇ

Kamu Başdenetçisi