|
ÖZET: Başvuran, engelli çocuğunun eğitim, hastane ve fizik tedavi süreçlerini daha sağlıklı yürütebilmek amacıyla Türkiye Elektrik İletim Anonim Şirketi (TEİAŞ) bünyesindeki vardiyalı çalışma saatlerine sahip trafo merkezlerine yer değişikliği talep etmiştir. Ancak, bu talep yaklaşık bir yıl boyunca karşılık bulmamıştır. Başvuranın, engelli çocuğuna ait özel gereksinim raporu da mevcuttur. İdare, başvuranın görev yaptığı trafo bakım ekibinde hizmete ihtiyaç duyulduğunu ve nakil talep edilen merkezlerde ise ihtiyaç olmadığını belirterek talebi reddetmiştir.
Kamu Denetçiliği Kurumu, başvuranın talebini değerlendirirken, Anayasa ve uluslararası sözleşmeler çerçevesinde engellilerin haklarının korunması gerektiğini vurgulamıştır. Özellikle, eğitim hakkı ve sağlık hizmetlerine erişim gibi konuların, engelli bireyler için özel bir öneme sahip olduğu ifade edilmiştir. İdarenin, başvuranın talebini değerlendirirken çocuğun yüksek yararını göz önünde bulundurmadığı sonucuna varılmıştır. Sonuç olarak, Kamu Denetçiliği Kurumu, başvuranın yer değişikliği talebinin çocuğun eğitim, sağlık ve gelişim hakları açısından yeniden değerlendirilmesi gerektiğini belirterek TEİAŞ Genel Müdürlüğü’ne tavsiyede bulunmuştur. İdarenin bu tavsiyeye uygun hareket etmesi ve 30 gün içinde gerekli işlemleri bildirmesi zorunludur. |
T.C. TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ KAMU DENETÇİLİĞİ KURUMU
(OMBUDSMANLIK)
SAYI : 2024/6977-S.24.10916
BAŞVURU NO : 2024/1522
KARAR TARİHİ : 04.07.2024
TAVSİYE KARARI ,TCKN:
Adres:
TÜRKİYE ELEKTRİK İLETİM ANONİM ŞİRKETİ GENEL
BAŞVURUYA KONU İDARE :
MÜDÜRLÜĞÜ
BAŞVURUNUN KONUSU : Başvuranın, çocuğunun eğitim, hastane ve fizik tedavi süreçlerini sağlıklı bir şekilde yürütebilmek için aynı kurumda çalışma saatleri vardiyalı olan trafo merkezlerine yer değişikliği talebi hakkındadır.
BAŞVURU TARİHİ : 27.01.2024
I. BAŞVURANIN İDDİA VE TALEPLERİ
1. Kurumumuza tarihinde T.C. Kimlik Numaralı tarafından yapılan başvuruda; başvuran özetle, TEİAŞ Genel Müdürlüğüne bağlı 12. Bölge Müdürlüğü Şanlıurfa
İletim Şebekeleri İşletme ve Bakım Müdürlüğü trafo bakım ekip teknisyeni olarak görev yaptığını, engelli çocuğunun eğitim, hastane ve fizik tedavi süreçlerine refakat edebilmesi için aynı kurumda çalışma saatleri vardiyalı olan trafo merkezlerine yaklaşık 1 seneye yakın zamandır geçiş yapma talebinin karşılık görmediğini belirterek engelli çocuğunun eğitim, hastane, fizik tedavi süreçlerini sağlıklı bir şekilde yürütebilmek için nakil talep etmektedir.
1.1. Şikâyet başvurusuna konulan ek evrakların tetkiki neticesinde; başvuranın kızına ait 22.01.2024 tarih ve rapor numaralı Çocuk ve Genç Psikiyatrisi Alanı, Özel koşul gereksinimi vardır (ÖKGV) özel gereksinimi vardır ibareli Çocuklar İçin Özel Gereksinim Raporu (ÇÖZGER)
bulunduğu tespit edilmiştir.
II. İDARENİN BAŞVURUYA İLİŞKİN AÇIKLAMALARI
2. Kurumumuzun bilgi-belge talebine yönelik Türkiye Elektrik İletim Anonim Şirketi Genel
Müdürlüğünden alınan 04/03/2024 tarihli ve sayılı cevabi yazı ve eklerinde;
2.1. İlgilinin görev yaptığı Şanlıurfa Trafo Bakım Ekibinde hizmetine ihtiyaç duyulması ve nakil talebinde bulunduğu Trafo Merkezlerinde hizmetine ihtiyaç duyulmaması nedeniyle nakil talebinin uygun görülmediği, 2.2. İlgilinin 4857 sayılı İş Kanunu’na tabi sürekli işçi statüsünde görev yaptığı, 2.3. Adı geçenin halen çalıştığı Şanlıurfa Trafo Bakım Ekibinde 8 personelin görev yaptığı, adı geçenin nakil talebinde bulunduğu Trafo Merkezinin hizmet alımı yoluyla işletilmesine karar verildiği, Trafo Merkezinin norm kadrosu 8 kişi olup 8 personelin görev yaptığı, Açıklamalarına yer verilmiştir.
III. İLGİLİ MEVZUAT
3. 18/10/1982 tarihli ve 2709 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın, 3.1. Cumhuriyetin nitelikleri başlıklı 2 nci maddesinde; “Türkiye Cumhuriyeti, toplumun huzuru, millî dayanışma ve adalet anlayışı içinde, insan haklarına saygılı, Atatürk milliyetçiliğine bağlı, başlangıçta belirtilen temel ilkelere dayanan, demokratik, lâik ve sosyal bir hukuk Devletidir.”, 3.2. Devletin temel amaç ve görevleri başlıklı 5 inci maddesinde; “Devletin temel amaç ve görevleri, Türk milletinin bağımsızlığını ve bütünlüğünü, ülkenin bölünmezliğini, Cumhuriyeti ve demokrasiyi korumak, kişilerin ve toplumun refah, huzur ve mutluluğunu sağlamak; kişinin temel hak ve hürriyetlerini, sosyal hukuk devleti ve adalet ilkeleriyle bağdaşmayacak surette sınırlayan siyasal, ekonomik ve sosyal engelleri kaldırmaya, insanın maddi ve manevi varlığının gelişmesi için gerekli şartları hazırlamaya çalışmaktır.”, 3.3. Kanun önünde eşitlik başlıklı 10 uncu maddesinde; “Herkes, dil, ırk, renk, cinsiyet, siyasi düşünce, felsefi inanç, din, mezhep ve benzeri sebeplerle ayırım gözetilmeksizin kanun önünde eşittir… Çocuklar, yaşlılar, özürlüler, harp ve vazife şehitlerinin dul ve yetimleri ile malul ve gaziler için alınacak tedbirler eşitlik ilkesine aykırı sayılamaz.”, 3.4. Ailenin korunması ve çocuk hakları başlıklı 41 inci maddesinde; “Aile, Türk toplumunun temelidir ve eşler arasında eşitliğe dayanır. Devlet, ailenin huzur ve refahı ile özellikle ananın ve çocukların korunması ve aile planlamasının öğretimi ile uygulanmasını sağlamak için gerekli tedbirleri alır, teşkilatı kurar. Her çocuk, korunma ve bakımdan yararlanma, yüksek yararına açıkça aykırı olmadıkça, ana ve babasıyla kişisel ve doğrudan ilişki kurma ve sürdürme hakkına sahiptir. Devlet, her türlü istismara ve şiddete karşı çocukları koruyucu tedbirleri alır.”, 3.5. Çalışma hakkı ve ödevi başlıklı 49’uncu maddesinde, “Devlet çalışanların hayat seviyesini yükseltmek, çalışma hayatını geliştirmek için çalışanları korumak, çalışmayı desteklemek ve işsizliği önlemeye elverişli ekonomik bir ortam yaratmak için gerekli tedbirleri alır.” 3.6. Sosyal güvenlik bakımından özel olarak korunması gerekenler başlıklı 61 inci maddesinde;
“…Devlet, sakatların korunmalarını ve toplum hayatına intibaklarını sağlayıcı tedbirleri alır. …Devlet, korunmaya muhtaç çocukların topluma kazandırılması için her türlü tedbiri alır. Bu amaçlarla gerekli teşkilat ve tesisleri kurar veya kurdurur.”, 3.7. Dilekçe, bilgi edinme ve kamu denetçisine başvurma hakkı başlıklı 74 üncü maddesi; “…Herkes, bilgi edinme ve kamu denetçisine başvurma hakkına sahiptir. Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına bağlı olarak kurulan Kamu Denetçiliği Kurumu idarenin işleyişiyle ilgili şikâyetleri inceler…”, 3.8. Milletlerarası andlaşmaları uygun bulma başlıklı 90 ıncı maddesinde “Türkiye Cumhuriyeti adına yabancı devletlerle ve milletlerarası kuruluşlarla yapılacak andlaşmaların onaylanması, Türkiye Büyük
Millet Meclisinin onaylamayı bir kanunla uygun bulmasına bağlıdır.(…) Türk kanunlarına değişiklik getiren her türlü andlaşmaların yapılmasında birinci fıkra hükmü uygulanır. (…) Usulüne göre yürürlüğe konulmuş Milletlerarası andlaşmalar kanun hükmündedir. Bunlar hakkında Anayasaya aykırılık iddiası ile
Anayasa Mahkemesine başvurulamaz. (Ek cümle: 7/5/2004-5170/7 md.) Usulüne göre yürürlüğe konulmuş temel hak ve özgürlüklere ilişkin milletlerarası andlaşmalarla kanunların aynı konuda farklı hükümler içermesi nedeniyle çıkabilecek uyuşmazlıklarda milletlerarası andlaşma hükümleri esas alınır.” 4. Birleşmiş Milletler Genel Kurulu tarafından 20 Kasım 1989 tarihinde kabul edilen Çocuk Hakları
Sözleşmesinin, 4.1. 2nci maddesinde; “1. Taraf Devletler, bu Sözleşme’de yazılı olan hakları kendi yetkileri altında bulunan her çocuğa, kendilerinin, ana–babalarının veya yasal vasilerinin sahip oldukları, ırk, renk, cinsiyet, dil, siyasal ya da başka düşünceler, ulusal, etnik ve sosyal köken, mülkiyet, sakatlık, doğuş ve diğer statüler nedeniyle hiçbir ayrım gözetmeksizin tanır ve taahhüt ederler. …” 4.2. 3üncü maddesinde; “1. Kamusal ya da özel sosyal yardım kuruluşları, mahkemeler, idari makamlar veya yasama organları tarafından yapılan ve çocukları ilgilendiren bütün faaliyetlerde, çocuğun yararı temel düşüncedir. …” 4.3. 5inci maddesinde; “Taraf Devletler, bu Sözleşme’nin çocuğa tanıdığı haklar doğrultusunda çocuğun yeteneklerinin geliştirilmesi ile uyumlu olarak, çocuğa yol gösterme ve onu yönlendirme konusunda ana– babanın, yerel gelenekler öngörüyorsa uzak aile veya topluluk üyelerinin, yasal vasilerinin veya çocuktan hukuken sorumlu öteki kişilerin sorumluluklarına, haklarına ve ödevlerine saygı gösterirler.” 4.4. 6ncı maddesinde; “Taraf Devletler, her çocuğun temel yaşama hakkına sahip olduğunu kabul ederler.
Taraf Devletler, çocuğun hayatta kalması ve gelişmesi için mümkün olan azami çabayı gösterirler.” 4.5. 9uncu maddesinde, “1. Yetkili makamlar uygulanabilir yasa ve usullere göre ve temyiz yolu açık olarak, ayrılığın çocuğun yüksek yararına olduğu yolunda karar vermedikçe, Taraf Devletler, çocuğun; ana–babasından, onların rızası dışında ayrılmamasını güvence altına alırlar. …” 4.6. 18inci maddesinde; “1. Taraf Devletler, çocuğun yetiştirilmesinde ve gelişmesinin sağlanmasında ana–babanın birlikte sorumluluk taşıdıkları ilkesinin tanınması için her türlü çabayı gösterirler. Çocuğun yetiştirilmesi ve geliştirilmesi sorumluluğu ilk önce ana–babaya ya da durum gerektiriyorsa yasal vasilere düşer. Bu kişiler her şeyden önce çocuğun yüksek yararını gözönünde tutarak hareket ederler. …” 4.7. 23üncü maddesinde; “1. Taraf Devletler zihinsel ya da bedensel özürlü çocukların saygınlıklarını güvence altına alan, özgüvenlerini geliştiren ve toplumsal yaşama etkin biçimde katılmalarını kolaylaştıran şartlar altında eksiksiz bir yaşama sahip olmalarını kabul ederler. …” 4.8. 24üncü maddesinde; “Taraf Devletler, çocuğun olabilecek en iyi sağlık düzeyine kavuşma, tıbbi bakım ve rehabilitasyon hizmetlerini veren kuruluşlardan yararlanma hakkını tanırlar. Taraf Devletler, hiçbir çocuğun bu tür tıbbi bakım hizmetlerinden yararlanma hakkından yoksun bırakılmamasını güvence altına almak için çaba gösterirler.” 4.9. 27nci maddesinde; “1. Taraf Devletler, her çocuğun bedensel, zihinsel, ruhsal, ahlâksal ve toplumsal gelişmesini sağlayacak yeterli bir hayat seviyesine hakkı olduğunu kabul ederler. …” 4.10. 28inci maddesinde; “1. Taraf Devletler, çocuğun eğitim hakkını kabul ederler…” 4.11. 29uncu maddesinde; “1. Taraf Devletler çocuk eğitiminin aşağıdaki amaçlara yönelik olmasını kabul ederler: Çocuğun kişiliğinin, yeteneklerinin, zihinsel ve bedensel yeteneklerinin mümkün olduğunca geliştirilmesi; …”
5. Birleşmiş Milletler Engelli Kişilerin Haklarına İlişkin Sözleşmenin; 5.1. Amaç başlıklı 1 inci maddesinde; “Bu Sözleşme’nin amacı, engellilerin tüm insan hak ve temel özgürlüklerinden tam ve eşit şekilde yararlanmasını teşvik ve temin etmek ve insanlık onurlarına saygıyı güçlendirmektir. Engelli kavramı diğer bireylerle eşit koşullar altında topluma tam ve etkin bir şekilde katılımlarının önünde engel teşkil eden uzun süreli fiziksel, zihinsel, düşünsel ya da algısal bozukluğu bulunan kişileri içermektedir.”, 5.2. Genel İlkeler başlıklı 3 üncü maddesinde; “İşbu Sözleşme’nin dayandığı ilkeler şunlardır: (a) Kendi seçimlerini yapma özgürlükleri ve bağımsızlıklarını da kapsayacak şekilde, kişilerin insanlık onuru ve bireysel özerkliklerine saygı gösterilmesi; (b) Ayrımcılık yapılmaması; (c) Engellilerin topluma tam ve etkin katılımlarının sağlanması; (d) Farklılıklara saygı gösterilmesi ve engellilerin insan çeşitliliğinin ve insanlığın bir parçası olarak kabul edilmesi; (e) Fırsat eşitliği; (f) Erişilebilirlik; (g) Kadın-erkek eşitliği; (h) Engelli çocukların gelişim kapasitesine ve kendi kimliklerini koruyabilme haklarına saygı duyulması.”, 5.3. Genel Yükümlülükler başlıklı 4 üncü maddesinde; “1. Taraf Devletler engelliliğe dayalı herhangi bir ayrımcılığa izin vermeksizin tüm engellilerin insan hak ve temel özgürlüklerinin eksiksiz olarak yaşama geçirilmesini sağlamak ve engellilerin hak ve özgürlüklerini güçlendirmekle yükümlüdür. Bu amaç doğrultusunda Taraf Devletler; (a) Bu Sözleşme’de tanınan hakların uygulanması için gerekli tüm yasal, idari ve diğer tedbirleri almayı; (b) Yürürlükte mevcut, engelliler aleyhinde ayrımcılık teşkil eden yasalar, düzenlemeler, gelenekler ve uygulamaları değiştirmek veya ortadan kaldırmak için gerekli olan, yasama faaliyetleri dâhil uygun tüm tedbirleri almayı; (c) Tüm politika ve programlarda engellilerin insan haklarının korunmasını ve güçlendirilmesini dikkate almayı; (d) Bu Sözleşme’yle bağdaşmayan eylemler veya uygulamalardan kaçınmayı ve kamu kurum ve kuruluşlarının bu Sözleşme’ye uygun davranmalarını sağlamayı; (e) Kişiler, örgütler veya özel teşebbüslerin engelliliğe dayalı ayrımcı uygulamalarını engellemek için gerekli tüm uygun tedbirleri almayı ;…taahhüt eder.” 2. Taraf Devletler ekonomik, sosyal ve kültürel haklarla ilgili olarak kaynakları ölçüsünde azami tedbirleri almayı ve gerektiğinde uluslararası işbirliği çerçevesinde engellilerin bu haklardan tam olarak yararlanmasını aşamalı olarak sağlamak için işbu Sözleşme’de yer alan ve uluslararası hukuka göre derhal uygulanması gereken yükümlülükleri yerine getirmeyi taahhüt eder. 3. Taraf Devletler işbu Sözleşme’nin uygulanmasını sağlayacak yasalar ve politikaların geliştirilmesi ve yaşama geçirilmesi ile engellilere ilişkin diğer karar alma süreçlerinde engelli çocuklar da dahil olmak üzere engellilere onları temsil eden örgütler aracılığıyla sürekli danışacak ve etkin bir şekilde bu sürece dahil edeceklerdir. …”, 5.4. Ayrımcılık Yapılmaması ve Eşitlik başlıklı 5 inci maddesinin üçüncü ve dördüncü fıkralarında;
“3. Taraf Devletler eşitliği sağlamak ve ayrımcılığı ortadan kaldırmak üzere engellilere yönelik makul düzenlemelerin yapılması için gerekli tüm adımları atar. 4. Engellilerin fiili eşitliğini hızlandırmak veya sağlamak için gerekli özel tedbirler işbu Sözleşme amaçları doğrultusunda ayrımcılık olarak nitelendirilmez.”, 5.5. Eğitim başlıklı 24üncü maddesinde; “1. Taraf Devletler engellilerin eğitim hakkını tanır. Taraf
Devletler, bu hakkın fırsat eşitliği temelinde ve ayrımcılık yapılmaksızın sağlanması için eğitim sisteminin bütünleştirici bir şekilde her seviyede engellileri içine almasını ve ömür boyu öğrenim imkanı sağlar. Bunun için aşağıdaki hedefler gözetilmelidir: (a) İnsan potansiyelinin, onur ve değer duygusunun tam gelişimi ve insan haklarına, temel özgürlüklere ve insan çeşitliliğine saygı duyulmasının güçlendirilmesi; (b) Engellilerin; kişiliklerinin, yeteneklerinin, yaratıcılıklarının, zihinsel ve fiziksel becerilerinin potansiyellerinin en üst derecesinde gelişiminin sağlanması; (c) Engellilerin özgür bir topluma etkin bir şekilde katılımlarının sağlanması. 2. Taraf Devletler bu hakkın yaşama geçirilmesi için aşağıda belirtilenleri sağlar: (a) Engelliler engelleri nedeniyle genel eğitim sisteminden dışlanmamalı ve engelli çocuklar engelleri nedeniyle parasız ve zorunlu ilk ve ortaöğretim olanaklarının dışında tutulmamalıdır; (b) Engelliler yaşadıkları çevrede bütünleştirici, kaliteli ve parasız ilk ve orta öğretime
diğer bireylerle eşit olarak erişebilmelidir; (c) Bireylerin ihtiyaçlarına göre makul düzenlemeler yapılmalıdır; (d) Engellilerin genel eğitimden etkin bir şekilde yararlanabilmeleri için genel eğitim sistemi içinde ihtiyaç duydukları desteği almalıdır; (e) Engellilere yönelik bireyselleştirilmiş etkin destekleyici tedbirler, engellilerin tam katılımı hedefine uygun olarak, akademik ve sosyal gelişimi artırıcı ortamlarda sağlanmalıdır. 3. Taraf Devletler engellilerin toplumun eşit üyeleri olarak eğitime tam ve eşit katılımlarını kolaylaştırmak için yaşamı ve sosyal gelişim becerilerini öğrenmelerini sağlar. …” 6. 14/6/2012 tarihli ve 6328 sayılı Kamu Denetçiliği Kurumu Kanununun “Kurumun görevi” başlıklı 5inci maddesinin birinci fıkrasında; “Kurum, idarenin işleyişiyle ilgili şikâyet üzerine, idarenin her türlü eylem ve işlemleri ile tutum ve davranışlarını; insan haklarına dayalı adalet anlayışı içinde, hukuka ve hakkaniyete uygunluk yönlerinden incelemek, araştırmak ve idareye önerilerde bulunmakla görevlidir.”, 7. 01/07/2005 tarihli ve 5378 sayılı Engelliler Hakkında Kanunun;
7.1 Amaç başlıklı 1 inci maddesinde; “Bu Kanunun amacı; engellilerin temel hak ve özgürlüklerden
faydalanmasını teşvik ve temin ederek ve doğuştan sahip oldukları onura saygıyı güçlendirerek toplumsal hayata diğer bireylerle eşit koşullarda tam ve etkin katılımlarının sağlanması ve engelliliği önleyici tedbirlerin alınması için gerekli düzenlemelerin yapılmasını sağlamaktır.”, 7.2. Genel esaslar başlıklı 4 üncü maddesinde; “Bu Kanun kapsamında bulunan hizmetlerin yerine getirilmesinde; …c) Engellilerin tüm hak ve hizmetlerden yararlanması için fırsat eşitliğinin sağlanması esastır. …i) Engellilere yönelik politika oluşturma, karar alma ve hizmet sunumu süreçlerinde engellilerin, ailelerinin ve engellileri temsil eden sivil toplum kuruluşlarının katılımının sağlanması esastır. …” 7.3. Ayrımcılık başlıklı 4/A maddesinde; “Doğrudan ve dolaylı ayrımcılık dâhil olmak üzere engelliliğe dayalı her türlü ayrımcılık yasaktır. Eşitliği sağlamak ve ayrımcılığı ortadan kaldırmak üzere engellilere yönelik makul düzenlemelerin yapılması için gerekli tedbirler alınır. Engellilerin hak ve özgürlüklerden tam ve eşit olarak yararlanmasını sağlamaya yönelik alınacak özel tedbirler ayrımcılık olarak değerlendirilemez.”, 7.4. Eğitim ve Öğretim başlıklı 15inci maddesinde; “Hiçbir gerekçeyle engellilerin eğitim alması engellenemez. Engelliler, özel durumları ve farklılıkları dikkate alınarak, yaşadıkları çevrede bütünleştirilmiş ortamlarda, eşitlik temelinde, hayat boyu eğitim imkânından ayrımcılık yapılmaksızın yararlandırılır. …” 8. 4857 sayılı İş Kanununun Tanımlar başlıklı 2nci maddesinde, “Bir iş sözleşmesine dayanarak çalışan gerçek kişiye işçi, işçi çalıştıran gerçek veya tüzel kişiye yahut tüzel kişiliği olmayan kurum ve kuruluşlara işveren, işçi ile işveren arasında kurulan ilişkiye iş ilişkisi denir.”
8.1. “Tanım ve şekil” başlıklı 8inci maddesinde; “İş sözleşmesi, bir tarafın (işçi) bağımlı olarak iş görmeyi, diğer tarafın (işveren) da ücret ödemeyi üstlenmesinden oluşan sözleşmedir.
9. 6098 sayılı Türk Borçlar Kanununun 393 üncü maddesinde; “Hizmet sözleşmesi, işçinin işverene bağımlı olarak belirli veya belirli olmayan süreyle iş görmeyi ve işverenin de ona zamana veya yapılan işe göre ücret ödemeyi üstlendiği sözleşmedir.”
10. Devlet Memurları Kanunu’nun 4 üncü maddesinde; Kamu hizmetleri; memurlar, sözleşmeli personel, geçici personel ve işçiler eliyle gördürülür. …4/d ; İşçiler: (Değişik birinci cümle: 4/4/2007 – 5620/4 md.) (A), (B) ve (C) fıkralarında belirtilenler dışında kalan ve ilgili mevzuatı gereğince tahsis edilen sürekli işçi kadrolarında belirsiz süreli iş sözleşmeleriyle çalıştırılan sürekli işçiler ile mevsimlik veya kampanya işlerinde ya da orman yangınıyla mücadele hizmetlerinde ilgili mevzuatına göre geçici iş
pozisyonlarında altı aydan az olmak üzere belirli süreli iş sözleşmeleriyle çalıştırılan geçici işçilerdir.
Bunlar hakkında bu Kanun hükümleri uygulanmaz”.
11. TES-İŞ Türkiye Enerji, Su Ve Gaz İşçileri Sendikası İle TÜHİS Türk Ağır Sanayii Ve Hizmet Sektörü
Kamu İşverenleri Sendikası arasında TEİAŞ Türkiye Elektrik İletim A.Ş. Genel Müdürlüğü Ve Bağlı
İşyerleri Adına Arasında Bağıtlanan 01.03.2023- 28.02.2025 Yürürlük Süreli 20. Dönem İşletme Toplu İş
Sözleşmesi’nin;
11.1. İş ve İşyeri Değişikliği başlıklı 71inci maddesinde; “a) Her işçinin iş sözleşmesindeki görev unvanında, iş sözleşmesindeki görev unvan değişmiş ise, halen ifa ettiği görev unvanında ve görevinin gerektirdiği işte çalıştırılması asıldır. Ancak, gerektiği taktirde, işçilerin yevmiyesinde ve iş değer derecesinde bir indirim yapılmamak kaydıyla işyeri içinde unvanı veya niteliği benzer yahut birbirine yakın başka işlerde veya yerlerde muvafakat aranmaksızın geçici olarak İşveren tarafından görevlendirilmeleri mümkündür. Geçici iş değişiklikleri (zorunlu haller hariç) işçinin rızası dışında yılda 3 (üç) aydan fazla olamaz. Daimi iş değişikliklerinde prensip olarak işçinin rızasının alınması şarttır. Ancak işin gerekli ve zorunlu kılması halinde rıza aranmaz. Bu taktirde daimi iş değişiklikleri aynı iş değer derecesinde yapılabilir ve ihtiyaç duyulan görev için uygun nitelikliler arasından istekli olanlara öncelik tanınır.
Mevsime bağlı olarak çalışılan işlerde mevsimin sona ermesiyle işçinin görevi yeni mevsime kadar değiştirilebilir. Özel bir bilgi ve tecrübeyi gerektiren işler, bu nitelikleri haiz olmayan işçilere gördürülemez. Alçak, orta ve yüksek gerilim işlerinde, arıza giderme, bağlama, açma veya kapama hizmetleri bu görevlerde fiilen çalışan işçiler dışındakilere gördürülemez. Görülen işin niteliğinde benzerlik olmak şartı ile işçilerin aynı İşverene bağlı ve Belediye hudutları içindeki bir başka işyerine
İşverence nakil edilmeleri mümkündür. İşçilerin aynı İşverene bağlı Belediye hudutları dışındaki işyerlerine daimi olarak nakledilebilmeleri yazılı rızaya bağlıdır. Geçici süre ile nakillerde işçinin rızası aranmaz. Ancak, bu süre (zorunlu haller hariç) yılda üç (3) ayı geçemez. Ankara, İstanbul ve İzmir illeri büyük şehir belediye sınırları içerisinde yapılacak geçici nakillerde ihtiyaç duyulan işyerine en yakın yerden bu ihtiyacın karşılanması esastır. Aksi taktirde bu sözleşmenin (51/e) maddesi gereğince uygulama yapılır. Belediye hudutları dışındaki işyerlerine nakledilen işçilerin 6 işgünü içinde nakle rıza göstermemeleri halinde iş sözleşmesi işverence bildirimli olarak feshedilebilir. İşçi bu durumda İş
Kanununun 17. ve 21. maddeleri hükümlerine göre dava açabilir. Nakle rıza gösteren işçilerin yerine 6 ay içinde işçi ihtiyacı duyulması halinde nakli yapılan işçi eski işine dönmeyi kabul etmediği takdirde yeni işçi alınabilir. İş ve işyeri değişikliği hiç bir zaman ceza mahiyetinde olamaz. (Merkez disiplin kurulunun vermiş olduğu nakil kararları hariç) İş ve işyeri değişiklikleri yazılı emir ile olur. Yazılı emrin anında verilmesi mümkün olmayan hallerde bilahare emrin yazılı olarak teyidi yapılır. b) İşçiler şehir içi nakillerde yer değiştirmeye ilişkin emrin kendilerine tebliğ edildiği günün ertesi işgünü yeni işyerinde görevine başlar ve bu sürede ücretli izinli sayılır. c) İşçiler şehirlerarası nakillerde yer değiştirmeye ilişkin emrin kendilerine tebliğinden itibaren 15 gün içinde yeni işyerine hareketle işine başlamaya mecburdur.
İşçinin elinde olmayan sebeplerle 15 günlük süreye riayet edememesi hali hariç, bu süre içinde yeni işyerindeki görevine başlamayanlar hakkında mazeretsiz işe devamsızlık hükümleri uygulanır. d) İşçilere, şehirlerarası nakillerde bu 15 günlük süre içinde kalmak kaydıyla 3 gün eski, 3 gün yeni işyerinde toplam
6 gün ücretli izin verilir. e) İTİS kapsamındaki işyerlerinde çalışan İşçilerin işyerleri arasında yapılacak
nakillerinde yevmiyeleri düşürülmez. Ancak, muvafakatleri alınmak suretiyle dereceleri düşürülebilir.”
11.2. Sair Ücretli İzinler başlıklı 113 üncü maddesinde; “…İşçilerin en az yüzde yetmiş oranında engelli veya süreğen hastalığı olan çocuğunun tedavisinde, hastalık raporuna dayalı olarak ve çalışan ebeveynden sadece biri tarafından kullanılması kaydıyla, bir yıl içinde toptan veya bölümler halinde on güne kadar, ücretli izin verilir. …”
Düzenlemelerine yer verilmiştir.
IV. KAMU DENETÇİSİ CELİLE ÖZLEM TUNÇAK’IN KAMU BAŞDENETÇİSİ’NE ÖNERİSİ
12. Başvuranın iddiaları, idarenin konu ile ilgili açıklamaları, ilgili mevzuat ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirilerek hazırlanan “Tavsiye Karar Önerisi” Kamu Başdenetçisi’ne sunulmuştur.
V. DEĞERLENDİRME VE GEREKÇE
A. Hukuka, Hakkaniyete ve İnsan Haklarına Uygunluk Yönünden Değerlendirme 13. Başvuran özetle, TEİAŞ Genel Müdürlüğüne bağlı 12. Bölge Müdürlüğü Şanlıurfa İletim Şebekeleri
İşletme ve Bakım Müdürlüğü trafo bakım ekip teknisyeni olarak görev yaptığını, engelli çocuğunun eğitim, hastane ve fizik tedavi süreçlerine refakat edebilmesi için aynı kurumda çalışma saatleri vardiyalı olan trafo merkezlerine yaklaşık 1 seneye yakın zamandır geçiş yapma talebinin karşılık görmediğini belirterek engelli çocuğunun eğitim, hastane, fizik tedavi süreçlerini sağlıklı bir şekilde yürütebilmek için nakil talep etmektedir.
14. İdare tarafından gönderilen bilgi ve belgelerde özetle, başvuranın Şanlıurfa Trafo Bakım Ekibinde hizmetine ihtiyaç duyulması ve nakil talebinde bulunduğu Trafo Merkezlerinde hizmetine ihtiyaç duyulmaması nedeniyle nakil talebinin uygun görülmediği belirtilmektedir.
15. Bireylerin temel hak ve hürriyetlerinin düzenlendiği Anayasada sosyal hukuk devleti, adalet ve eşitlik başta olmak üzere farklı ilkeler doğrultusunda engellilerin de içinde bulunduğu toplumun dezavantajlı gruplarına yönelik tedbirler içeren özel koruyucu hükümlere yer verilmiştir. Bu bakımdan özellikle sosyal devlet ilkesinin temel niteliği; devletin toplumdaki dezavantajlı gruplar lehine müdahalede bulunması ve bu gruplara dahil bireylere yönelik fırsat eşitliğini sağlayacak şekilde eşitsizlikleri giderici önlemler alması olarak kabul edilmektedir. Ayrıca Anayasamızda devlet, insanın maddi ve manevi varlığının gelişmesi için gerekli şartları hazırlamaya çalışmakla; kanun önünde eşitliğin yaşama geçmesini sağlamakla; sakatların korunmalarını ve toplum hayatına intibaklarını sağlayıcı tedbirleri almakla; bedeni yetersizliği olanların çalışma şartları bakımından özel olarak korunmasıyla yükümlü kılınmaktadır. Bu doğrultuda Anayasa’da, dezavantajlı gruplar içinde engellilere de yer verilerek engelliler için alınacak tedbirlerin eşitlik ilkesine aykırı sayılmayacağı belirtilmek suretiyle engelliler lehindeki düzenlemeler anayasal güvence altına alınmıştır. Bu doğrultuda Engelliler Hakkında Kanun’da engellilerin haklarını diğer bireylerle eşit kullanabilmesi için ölçüsüz veya aşırı bir yük getirmeyen, gerekli ve uygun değişiklik ve tedbirleri ifade eden makul düzenleme yapılması gerektiği açıktır.
16. Eğitim hakkı, tüm vatandaşlar için Türkiye Anayasası ile teminat altına alınmış bir haktır. Anayasanın
42 inci maddesinde, “Kimse, eğitim ve öğrenim hakkından yoksun bırakılamaz” denilmekte; engelli
bireylerin eğitim hakkına ilişkin BM Engelli Hakları Sözleşmesinde “bu hakkın fırsat eşitliği temelinde ve ayrımcılık yapılmaksızın sağlanması için eğitim sisteminin bütünleştirici bir şekilde her seviyede engellileri içine alması” hususuna öncelikli vurgu yapıldığı görülmektedir.
17. Engelli çocukların eğitim hakkına ilişkin olarak başta BMÇHS olmak üzere pek çok uluslararası düzenleme bulunmaktadır. Çocuk Hakları Sözleşmesinin 23 üncü maddesi uyarınca Türkiye özel eğitim ihtiyacı olan çocukların haklarını teminat altına alacağını kabul etmiştir. Buna göre ülkemiz, zihinsel ya da bedensel engelli çocukların saygınlıklarını güvence altına alan, özgüvenlerini geliştiren ve toplumsal yaşama etkin biçimde katılmalarını sağlayacak eksiksiz bir yaşama sahip olmaları gerektiğini kabul etmektedir. Aynı Sözleşmeye göre ülkemiz, özel eğitime ihtiyaç duyan bireylerin, anne-babasının ya da çocuğa bakanların mali durumlarını göz önüne alarak, eğitimleri, mesleki eğitimleri, tıbbi bakım hizmetleri, rehabilitasyon hizmetleri, bir işte çalışabilecek duruma getirmeye yönelik hazırlık programları ve
dinlenme/eğlenme olanaklarından etkin olarak yararlanmaları konularında yardım etmeyi de taahhüt etmektedir. Bu çerçevede, çocuğun eksiksiz biçimde toplumla bütünleşmesinin yanı sıra, kültürel ve ruhsal yönü dâhil bireysel gelişimini gerçekleştirmesi amaçlanmaktadır. Belirtilen ulusal ve uluslararası mevzuat kapsamında, ülkemizde özel eğitime ihtiyaç duyan bireylerin ve somut dosya özelinde “özel eğitime ihtiyacı duyan çocukların” bu haklarını hiçbir ayrımcılığa uğramaksızın, tam ve eksiksiz bir şekilde gerçekleştirmelerinin hukuki güvence altına alındığı görülmektedir. Bu bakış, yıllar içerisinde eğitime ilişkin düzenlemelerde de yerini almıştır (2022/5206 numaralı başvuru için verilen 22/09/2022 tarih ve 2022/12233-S.22.18690 sayılı Tavsiye Kararı).
18. İnsan Hakları Eylem Planı kapsamında “İnsan hakları alanında farkındalığın üst düzeyde tutulmasıyla, idarede ve toplumda hak ve özgürlüklere ilişkin duyarlılığın sadece kuvvetlenmesi değil, aynı zamanda kalıcı olması amaçlanmaktadır.” hususları belirtilerek engelli haklarını da kapsayıcı şekilde insan haklarına yaklaşım konusunda idarenin farkındalığının üst düzeyde tutulması ve bu farkındalığın kalıcılığı esas alınmıştır. Bu doğrultuda Plan’da insan hakları odaklı yönetim ve uygulama örnekleri teşvik edileceği belirtilmiştir.
19. Kurumumuza özel gereksinimi olan çocukların eğitim haklarının güvence altına alınması talebine ilişkin olarak yapılan başvurular ulusal–uluslararası mevzuat hükümleri ve 30/04/2021 tarihli Resmi
Gazete’de Cumhurbaşkanlığı Genelgesi ile yayımlanan İnsan Hakları Eylem Planı’nda belirtilen temel ilkeler ile uyumlu olacak şekilde incelenmektedir (2023/13881 numaralı başvuru için verilen 14/02/2024 tarih ve 2024/1683-S.24.2709 sayılı Kısmen Tavsiye Kısmen Ret Kararı).
20. Çocuk Hakları Sözleşmesinin 24üncü maddesinde yer alan; “Taraf Devletler, çocuğun olabilecek en iyi sağlık düzeyine kavuşma, tıbbi bakım ve rehabilitasyon hizmetlerini veren kuruluşlardan yararlanma hakkını tanırlar. Taraf Devletler, hiçbir çocuğun bu tür tıbbi bakım hizmetlerinden yararlanma hakkından yoksun bırakılmamasını güvence altına almak için çaba gösterirler” hükmü ile ise çocuğun sağlık hakkı garanti altına alınmıştır.
21. Başvurunun özünü oluşturulan işçi kadrosunda çalışan personelin yer değişikliği talebinin TES-İŞ ile
TÜHİS arasında TEİAŞ A.Ş. Genel Müdürlüğü ve Bağlı İşyerleri Adına Bağıtlanan Toplu İş
Sözleşmesi’nin İş ve İşyeri Değişikliği başlıklı 71inci maddesinde düzenlendiği görülmekle birlikte bu maddede ve Toplu İş Sözleşmesinin geneline bakıldığında Sair Ücretli İzinler başlıklı 113 üncü maddede belirtilen işçilere en az yüzde yetmiş oranında engelli veya süreğen hastalığı olan çocuğunun tedavisinde bir yıl içinde on güne kadar ücretli izin verilmesini düzenleyen hüküm haricinde engelli bireylere ilişkin pozitif düzenlemelere yer verilmediği tespit edilmiştir.
22. Kurumumuzca yapılan değerlendirme neticesinde, başvuranın çocuğunun Özel koşul gereksinimi vardır (ÖKGV) özel gereksinimi vardır ibareli Çocuklar İçin Özel Gereksinim Raporuna (ÇÖZGER)
istinaden çocuğunun eğitim, hastane, fizik tedavi süreçlerini sağlıklı bir şekilde yürütebilmek için aynı kurumda çalışma saatleri vardiyalı olan trafo merkezlerine yer değişikliği talebinde bulunduğu, ancak ilgili İdaresince çocuğun yüksek yararına, yaşam ve gelişim hakkına, sağlık hakkına ve eğitim hakkına yönelik herhangi bir değerlendirme yapılmadan başvuranın yer değişikliği talebinin reddedildiği dolayısıyla başvuruya konu talebinin çocuğun yüksek yararı bakımından değerlendirilmesi gerektiği sonucuna ulaşılmıştır.
B. İyi Yönetim İlkeleri Yönünden Değerlendirme
23. Günümüzde demokratik, modern ve katılımcı yönetim anlayışında idarelerden sadece hukuka uygun olarak hareket etmeleri değil aynı zamanda iyi yönetişim ilkelerine uygun işlem tesis etmeleri de beklenmektedir.
24. İyi yönetim ilkelerine 28/03/2013 tarihli ve 28601 mükerrer sayılı Resmi Gazetede yayımlanan Kamu
Denetçiliği Kurumu Kanununun Uygulanmasına İlişkin Usul ve Esaslar Hakkında Yönetmeliğin “İyi yönetim ilkeleri” başlıklı 6 ncı maddesinde yer verilmiş olup; Kurumumuzun bilgi ve belge talebine süresi içinde cevap verilmekle birlikte idarenin, şikâyetçiye verdiği cevapta hangi sürede hangi mercilere başvurabileceğini göstermediği bu nedenle ‘karara karşı başvuru yollarının gösterilmesi’ ilkelerine uymadığı tespit edildiğinden, İdarenin bundan böyle bahse konu ilkelere uygun davranması önerilmektedir.
VI. HAK ARAMA ÖZGÜRLÜĞÜNE İLİŞKİN YASAL MEVZUAT
25. 6328 sayılı Kanunun 21 inci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca, bu Tavsiye Kararının idareye tebliğ tarihinden itibaren 30 gün içinde idare tarafından herhangi bir eylem ya da işlem tesis edilmezse (varsa)
dava açma süresinden kalan süre işlemeye devam edecek olup İş Mahkemelerinde yargı yolu açıktır.
VII. KARAR
Açıklanan gerekçelerle BAŞVURUNUN KABULÜNE,
Başvuranın engelli çocuğunun eğitim, hastane, fizik tedavi süreçlerini sağlıklı bir şekilde yürütebilmek için yer değişikliği talebinin çocuğun yüksek yararı, çocuğun yaşam ve gelişim hakkı, çocuğun sağlık hakkı ve çocuğun eğitim hakkı bakımından değerlendirilmesi gerektiği hususunda TÜRKİYE ELEKTRİK
İLETİM ANONİM ŞİRKETİ GENEL MÜDÜRLÜĞÜNE TAVSİYEDE BULUNULMASINA,
6328 sayılı Kamu Denetçiliği Kurumu Kanununun 20’nci maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca, bu karar
üzerine tesis edilecek işlemin otuz gün içinde Kurumumuza bildirilmesinin zorunlu olduğuna, Kararın BAŞVURANA VE TÜRKİYE ELEKTRİK İLETİM ANONİM ŞİRKETİ GENEL
MÜDÜRLÜĞÜNE tebliğine,
Türkiye Cumhuriyeti Kamu Başdenetçisi’nce karar verildi.
Şeref MALKOÇ
Kamu Başdenetçisi