|
ÖZET: Başvuru, özel gereksinimi olan bir çocuğun engelli aracı için otopark tahsis talebine ilişkindir. Başvuran, %90 engelli raporu bulunan ve çeşitli sağlık sorunları yaşayan bir çocuk olup, engelli aracı ile ulaşım sağlamak zorundadır. İstanbul Büyükşehir Belediyesi’ne yapılan başvuru, yerinde inceleme yapılmadan reddedilmiştir. Başvuran, evine 15 dakika mesafedeki kapalı otoparka ulaşımda zorluk yaşamaktadır ve bu durum, çocuğun sağlık durumu göz önüne alındığında ciddi bir sıkıntı oluşturmaktadır.
İstanbul Büyükşehir Belediyesi, başvurunun reddine gerekçe olarak mevcut mevzuatları göstermiştir. Ancak, başvuranın özel durumu ve yürütülen işlemlerin hukuka uygunluğu sorgulanmıştır. Kamu Denetçiliği Kurumu, başvurunun yeniden değerlendirilmesi gerektiğini belirterek, ilgili mevzuat ve uluslararası sözleşmelere atıfta bulunmuştur. Bu bağlamda, engelli bireylerin haklarına saygı gösterilmesi ve eşitlik ilkesinin gözetilmesi gerektiği vurgulanmıştır. Sonuç olarak, Kamu Denetçiliği Kurumu, İstanbul Büyükşehir Belediyesi’ne başvurunun tekrar ele alınması yönünde tavsiyede bulunmuş ve kararın uygulanması için 30 gün içinde gerekli işlemlerin yapılmasını istemiştir. Bu durum, engelli bireylerin toplumsal hayata katılımını artırmayı hedefleyen bir yaklaşımın parçasıdır. |
T.C. TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ KAMU DENETÇİLİĞİ KURUMU
(OMBUDSMANLIK)
SAYI : 2024/7968-S.24.12510
BAŞVURU NO : 2024/2610
KARAR TARİHİ : 01.08.2024
TAVSİYE KARARI
İSTANBUL BÜYÜKŞEHİR BELEDİYE BAŞKANLIĞI
BAŞVURUYA KONU İDARE :
BAŞVURUNUN KONUSU : Özel gereksinimi bulunan çocuğun otopark tahsis talebi hakkındadır.
BAŞVURU TARİHİ : 17.02.2024
I. BAŞVURANIN İDDİA VE TALEPLERİ
1. Kurumumuza çocuk internet sitesi (www.kdkcocuk.gov.tr) üzerinden yapılan başvuruda, başvuran çocuk, 25 haftalık ve 820 gr. olarak prematüre doğduğunu, çok sayıda sağlık sorunu yaşadığını, halen genetik, psikiyatrik ve görme (az görme) vb. hastalıklardan ötürü %90 oranında engelli olup ÇÖZGER’i bulunduğunu, okula tek başına gidip gelemediğini, engelli raporuna bağlı aldığı destek hizmetleri olduğunu, buralara da araba ile gitmek zorunda olduğunu, yakın zamanda, ÇÖZGER’e bağlı ÖTV muafiyetli bir engelli aracı satın aldıklarını, bu araç için, evlerinin bulunduğu ve iki tarafı da umuma açık otopark olarak kullanılan, Kadıköy, Caferağa Mahallesi, Rızapaşa Sokak No: adresi önünde bulunan yerlerden birinin, arabalarına engelli araç park yeri olarak tahsisi için babasının 31.01.2024 tarihinde – başvuru numarası ile ve tüm belgeleri ekleyerek İstanbul Büyükşehir Belediyesi UKOME’ye başvurduğunu ancak UKOME’nin yerinde inceleme yapmadan ve yasal gerekçe göstermeden engelli araç otopark tahsis taleplerini reddettiğini, çok üzüldüğünü çünkü arabalarını evlerinden yaklaşık 15 dakika uzaklıktaki bir kapalı otoparka bırakmak ve her gün bu mesafeyi yürümek zorunda kaldıklarını, ayağında da ortopedik araz bulunduğu için uzun süreli yürüyemediğini, tek başına evini bulabilecek durumda olmadığını, tek gözünün sadece yaklaşık 1/10 oranında gördüğünü, uzağı göremediği için tek başına gidip gelme imkânı olmadığını diğer sokaklarda, başka bazı engelliler için tahsis edilmiş engelli park yerleri bulunduğunu, İBB’nin taleplerini neden reddettiğini bilmediğini belirterek engelli araçlarına umuma açık olan park yerinde bir yer tahsisi yapılmasını talep etmektedir.
II. İDARENİN BAŞVURUYA İLİŞKİN AÇIKLAMALARI
2. Kurumumuzun bilgi-belge talebine yönelik İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığından alınan 18/04/2024 tarihli ve – – sayılı cevabi yazı ve eklerinde;
2.1. Başvuranın sayılı başvurusunun; meriyetteki İstanbul İmar Yönetmeliği, Otopark
Yönetmeliği, diğer meri mevzuatlar ve mahallinde yapılan inceleme ile inceleme sonrası yapılan teknik değerlendirme sonucunda uygun değerlendirilemediği,
2.2. Otopark Yönetmeliğinin 4. Maddesi olan Genel Esaslar kapsamında değerlendirme yapıldığında, “Umumi bina ve bölge otoparkları ile genel otoparkların, birden az olmamak kaydıyla her 20 park yerinden birinin engelli işareti konularak engelliler için ayrılması zorunludur.” ifadesi ile hangi tür parklarda yer ayrılabileceğinin net bir şekilde tanımlandığı, bu bağlamda; başvuranın talepte bulunduğu sokak ve evinin bulunduğu lokasyonda mevzuatında tarifi otopark türlerinden herhangi biri bulunmadığı, var olan ücretsiz yol kenarı araç cep otopark yerlerinin ise tüm vatandaşların eşit kullanımına açık olarak tutulması zorunluluğu bulunduğu,
2.3. İlgili yönetmelik ve kurum görüşleri doğrultusunda uygun görülmesi halinde, Ulaşım Koordinasyon
Merkezi (UKOME) kararı alınmak suretiyle sadece konsolosluklar ve ilişkili yapıları ile kamu kurum ve kuruluşları resmi plakalı görev araçları için kısıtlı kapasitede olmak şartıyla yol kenarı park yeri ayrılabildiği,
2.4. Mahallinde yapılan teknik inceleme ve meri mevzuat hükümleri doğrultusunda; mahalde talebe uygun otopark alanı bulunmadığı, yol kenarı ücretsiz araç cep park yerlerinin ise tüm vatandaşların ortak kullanımında olduğu durumları dikkate alınarak başvurunun uygun değerlendirilemediği, 2.5. Başvuran tarafından kurumlarına 31.01.2024 tarihli ve sayılı çözüm merkezi aracı ile başvuru yapıldığı, başvuruya yukarıda açıklanan içerik doğrultusunda cevap verildiği,
Açıklamalarına yer verilmiştir.
III. İLGİLİ MEVZUAT
3. Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının;
3.1. Devletin temel amaç ve görevleri başlıklı 5 inci maddesi “Devletin temel amaç ve görevleri, Türk milletinin bağımsızlığını ve bütünlüğünü, ülkenin bölünmezliğini, Cumhuriyeti ve demokrasiyi korumak, kişilerin ve toplumun refah, huzur ve mutluluğunu sağlamak; kişinin temel hak ve hürriyetlerini, sosyal hukuk devleti ve adalet ilkeleriyle bağdaşmayacak surette sınırlayan siyasal, ekonomik ve sosyal engelleri kaldırmaya, insanın maddi ve manevi varlığının gelişmesi için gerekli şartları hazırlamaya çalışmaktır.”
3.2. Kanun önünde eşitlik başlıklı 10 uncu maddesi “… Çocuklar, yaşlılar, engelliler, harp ve vazife şehitlerinin dul ve yetimleri ile malul ve gaziler için alınacak tedbirler eşitlik ilkesine aykırı sayılmaz…
Devlet organları ve idare makamları bütün işlemlerinde kanun önünde eşitlik ilkesine uygun olarak hareket etmek zorundadırlar.”
3.3. Ailenin korunması ve çocuk hakları başlıklı 41 inci maddesinde; “Aile, Türk toplumunun temelidir ve eşler arasında eşitliğe dayanır. Devlet, ailenin huzur ve refahı ile özellikle ananın ve çocukların korunması ve aile planlamasının öğretimi ile uygulanmasını sağlamak için gerekli tedbirleri alır, teşkilatı kurar. Her çocuk, korunma ve bakımdan yararlanma, yüksek yararına açıkça aykırı olmadıkça, ana ve babasıyla kişisel ve doğrudan ilişki kurma ve sürdürme hakkına sahiptir. Devlet, her türlü istismara ve şiddete karşı çocukları koruyucu tedbirleri alır.”,
3.4. “Sosyal güvenlik bakımından özel olarak korunması gerekenler” başlıklı 61 inci maddesinin ikinci ve üçüncü fıkralarında; “Devlet, sakatların korunmalarını ve toplum hayatına intibaklarını sağlayıcı tedbirleri alır. Yaşlılar, Devletçe korunur, Yaşlılara Devlet yardımı ve sağlanacak diğer haklar ve kolaylıklar kanunla düzenlenir.”
3.5. Devletin iktisadî ve sosyal ödevlerinin sınırları başlıklı 65’inci maddesinde, “Devlet, sosyal ve ekonomik alanlarda Anayasa ile belirlenen görevlerini, bu görevlerin amaçlarına uygun öncelikleri gözeterek malî kaynaklarının yeterliliği ölçüsünde yerine getirir.”
3.6. Dilekçe, bilgi edinme ve kamu denetçisine başvurma hakkı başlıklı 74 üncü maddesi “Herkes, bilgi edinme ve kamu denetçisine başvurma hakkına sahiptir. Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığı’na bağlı olarak kurulan Kamu Denetçiliği Kurumu idarenin işleyişiyle ilgili şikâyetleri inceler.”
3.7. Milletlerarası andlaşmaları uygun bulma başlıklı 90 ıncı maddesinde “Türkiye Cumhuriyeti adına yabancı devletlerle ve milletlerarası kuruluşlarla yapılacak andlaşmaların onaylanması, Türkiye Büyük
Millet Meclisinin onaylamayı bir kanunla uygun bulmasına bağlıdır.(…) Türk kanunlarına değişiklik getiren her türlü andlaşmaların yapılmasında birinci fıkra hükmü uygulanır. (…) Usulüne göre yürürlüğe konulmuş Milletlerarası andlaşmalar kanun hükmündedir. Bunlar hakkında Anayasaya aykırılık iddiası ile
Anayasa Mahkemesine başvurulamaz. (Ek cümle: 7/5/2004-5170/7 md.) Usulüne göre yürürlüğe konulmuş temel hak ve özgürlüklere ilişkin milletlerarası andlaşmalarla kanunların aynı konuda farklı hükümler içermesi nedeniyle çıkabilecek uyuşmazlıklarda milletlerarası andlaşma hükümleri esas alınır.”
4. Birleşmiş Milletler İnsan Haklarının Geliştirilmesi ve Korunması İçin Kurulan Ulusal
Kuruluşların Statüsüne İlişkin İlkeler/Paris Prensipleri’nde; “…Ulusal kuruluşlar, yürürlükteki yasaları, mevzuatı ve yasa tasarıları ile yasa önerilerini incelerler ve metinlerin, insan haklarının temel ilkeleriyle uyumlu hale getirilmeleri için uygun gördükleri tavsiyeleri yaparlar; gerek gördükleri takdirde, yeni yasaların kabul edilmesini, yürürlükteki yasaların uyumlu hale getirilmesini ve idari önlemlerin alınmasını veya değiştirilmesini tavsiye ederler… …Ulusal düzeyde yürürlükte olan yasaların, mevzuatın ve uygulamaların, insan haklarına ilişkin uluslararası belgeler ve mekanizmalarla uyumlu hale getirilmesini ve hayata geçirilmesini teşvik ederler ve sağlarlar…”
5. Birleşmiş Milletler Engellilerin Haklarına İlişkin Sözleşmenin;
5.1. Amaç başlıklı 1 inci maddesinde; “… Engelli kavramı diğer bireylerle eşit koşullar altında topluma tam ve etkin bir şekilde katılımlarının önünde engel teşkil eden uzun süreli fiziksel, zihinsel, düşünsel ya da algısal bozukluğu bulunan kişileri içermektedir.”
5.2. Genel İlkeler başlıklı 3 üncü maddesinde; “İşbu Sözleşme’nin dayandığı ilkeler şunlardır: (…) (b)
Ayrımcılık yapılmaması, (e) Fırsat eşitliği.”
5.3. Genel Yükümlülükler başlıklı 4 üncü maddesinde: “1. Taraf Devletler engelliliğe dayalı herhangi bir ayrımcılığa izin vermeksizin tüm engellilerin insan hak ve temel özgürlüklerinin eksiksiz olarak yaşama geçirilmesini sağlamak ve engellilerin hak ve özgürlüklerini güçlendirmekle yükümlüdür. Bu amaç doğrultusunda Taraf Devletler; (a) Bu Sözleşme’de tanınan hakların uygulanması için gerekli tüm yasal, idari ve diğer tedbirleri almayı (…) (b) Yürürlükte mevcut, engelliler aleyhinde ayrımcılık teşkil eden yasalar, düzenlemeler, gelenekler ve uygulamaları değiştirmek veya ortadan kaldırmak için gerekli olan, yasama faaliyetleri dahil uygun tüm tedbirleri almayı (…) taahhüt eder.”
5.4. Ayrımcılık Yapılmaması ve Eşitlik başlıklı 5 inci maddesinde; “1. Taraf Devletler herkesin hukuk önünde ve karşısında eşit olduğunu ve ayrımcılığa uğramaksızın hukuk tarafından eşit korunma ve hukuktan eşit yararlanma hakkına sahip olduğunu kabul eder. 2. Taraf Devletler engelliliğe dayalı her türlü ayrımcılığı yasaklar ve engellilerin herhangi bir nedene dayalı ayrımcılığa karşı eşit ve etkin bir şekilde korunmasını güvence altına alır…”
5.5. Engelli çocuklar başlıklı 7 nci maddesinde; “1.Taraf Devletler, engelli çocukların diğer çocuklarla eşit bir şekilde tüm temel insan hak ve özgürlüklerinden tam olarak yararlanmasını sağlamak için gerekli tüm tedbirleri alır. 2. Engelli çocuklarla ilgili tüm eylemlerde çocuğun en üst çıkarının gözetilmesine öncelik verir, 3. Taraf Devletler engelli çocukların kendilerini etkileyen her konuda diğer çocuklarla eşit koşullar altında görüşlerini serbestçe ifade etme hakkına sahip olmalarını, yaşları ve olgunluk seviyelerine göre görüşlerine önem verilmesini ve onlara bu hakkın tanınması için engeline ve yaşına uygun destek sunulmasını sağlar.”
5.6. Erişebilirlik başlıklı 9uncu maddesinde; “1. Taraf Devletler engellilerin bağımsız yaşayabilmelerini ve yaşamın tüm alanlarına etkin katılımını sağlamak ve engellilerin diğer bireylerle eşit koşullarda fiziki çevreye, ulaşıma, bilgi ve iletişim teknolojileri ve sistemleri dahil olacak şekilde bilgi ve iletişim olanaklarına, hem kırsal hem de kentsel alanlarda halka açık diğer tesislere ve hizmetlere erişimini sağlamak için uygun tedbirleri alacaklardır. Erişim önündeki engellerin tespitini ve ortadan kaldırılmasını da içeren bu tedbirler diğerlerinin yanında, aşağıda belirtilenlere de uygulanır: (a) Binalar, yollar, ulaşım araçları ve okullar, evler, sağlık tesisleri ve işyerleri dahil diğer kapalı ve açık tesisler; (b) Elektronik hizmetler ve acil hizmetler de dahil olmak üzere bilgi ve iletişim araçları ile diğer hizmetler. …”
6. Birleşmiş Milletler Genel Kurulu tarafından 20 Kasım 1989 tarihinde kabul edilen Çocuk Hakları
Sözleşmesinin,
6.1. 1 inci maddesinde; “Bu Sözleşme uyarınca çocuğa uygulanabilecek olan kanuna göre daha erken yaşta reşit olma durumu hariç, onsekiz yaşına kadar her insan çocuk sayılır.”
6.2. 2 nci maddesinde; “1. Taraf Devletler, bu Sözleşmede yazılı olan hakları kendi yetkileri altında bulunan her çocuğa, kendilerinin, ana babalarının veya yasal vasilerinin sahip oldukları, ırk, renk, cinsiyet, dil, siyasal ya da başka düşünceler, ulusal, etnik ve sosyal köken, mülkiyet, sakatlık, doğuş ve diğer statüler nedeniyle hiçbir ayrım gözetmeksizin tanır ve taahhüt ederler.”
6.3. 3 üncü maddesinde; “1. Kamusal ya da özel sosyal yardım kuruluşları, mahkemeler, idari makamlar veya yasama organları tarafından yapılan ve çocukları ilgilendiren bütün faaliyetlerde, çocuğun yararı temel düşüncedir. Taraf Devletler, çocuğun ana–babasının, vasilerinin ya da kendisinden hukuken sorumlu olan diğer kişilerin hak ve ödevlerini de göz önünde tutarak, esenliği için gerekli bakım ve korumayı sağlamayı üstlenirler ve bu amaçla tüm uygun yasal ve idari önlemleri alırlar.”
6.4. 6ncı maddesinde; “1.Taraf Devletler, her çocuğun temel yaşama hakkına sahip olduğunu kabul ederler. 2. Taraf Devletler, çocuğun hayatta kalması ve gelişmesi için mümkün olan azami çabayı gösterirler.”
6.5. 12nci maddesinde; “Taraf Devletler, görüşlerini oluşturma yeteneğine sahip çocuğun kendini ilgilendiren her konuda görüşlerini serbestçe ifade etme hakkını bu görüşlere çocuğun yaşı ve olgunluk derecesine uygun olarak, gereken özen gösterilmek suretiyle tanırlar.”
6.6. 23 üncü maddesinde; “1. Taraf Devletler zihinsel ya da bedensel engelli çocukların saygınlıklarını güvence altına alan, özgüvenlerini geliştiren ve toplumsal yaşama etkin biçimde katılmalarını kolaylaştıran şartlar altında eksiksiz bir yaşama sahip olmalarını kabul ederler. 2. Taraf Devletler, engelli çocukların özel bakımdan yararlanma hakkını tanırlar ve eldeki kaynakların yeterliliği ölçüsünde ve yapılan başvuru üzerine, yardımdan yararlanabilecek durumda olan çocuğa ve onun bakımından sorumlu olanlara, çocuğun durumu ve ana–babanın veya çocuğa bakanların içinde bulundukları koşullara uygun düşecek yardımın yapılmasını teşvik ve taahhüt ederler. 3. Engelli çocuğun, özel bakıma gereksinimi olduğu bilincinden hareketle bu maddenin 2’nci fıkrası uyarınca yapılması öngörülen yardım, çocuğun ana– babasının ya da çocuğa bakanların parasal (mali) durumları gözönüne alınarak, olanaklar ölçüsünde ücretsiz sağlanır. Bu yardım; engelli çocuğun eğitimi, meslek eğitimi, tıbbi bakım hizmetleri, rehabilitasyon hizmetleri, bir işte çalışabilecek duruma getirme hazırlık programları ve dinlenme/eğlenme olanaklarından etkin olarak yararlanmasını sağlamak üzere düzenlenir ve çocuğun en eksiksiz biçimde toplumla bütünleşmesi yanında, kültürel ve ruhsal yönü dahil bireysel gelişmesini gerçekleştirme amacını güder.”
6.7. 27nci maddesinde; “Taraf Devletler, her çocuğun bedensel, zihinsel, ruhsal, ahlâksal ve toplumsal gelişmesini sağlayacak yeterli bir hayat seviyesine hakkı olduğunu kabul ederler. …”
6.8. 28 inci maddesinde; “1. Taraf Devletler, çocuğun eğitim hakkını kabul ederler ve bu hakkın fırsat eşitliği temeli üzerinde tedricen gerçekleştirilmesi görüşüyle…”
7. Avrupa Sosyal Şartı’nın (Gözden Geçirilmiş) “Çocukların ve gençlerin sosyal, yasal ve ekonomik korunma hakkı” başlıklı 17 nci maddesinde;“Akit Taraflar, çocukların ve gençlerin kişilikleri ile fiziksel ve zihinsel yeteneklerinin tam gelişimini sağlayacak bir çevrede yetişme haklarını etkili bir biçimde kullanmalarını sağlamak amacıyla, doğrudan ya da kamusal ve özel örgütlerle işbirliği yaparak, aşağıdaki hususlara yönelik tüm uygun önlemleri almayı taahhüt ederler: 1-a- çocukların ve gençlerin, ebeveynlerinin hak ve ödevleri göz önünde tutularak, gereksinim duydukları bakım, yardım, öğretim ve eğitim olanaklarına sahip olmalarını özellikle bu amaç için uygun ve yeterli kurum ile hizmetlerin kurulması ve sürdürülmesini sağlamak, b- çocukları ve gençleri ihmal, şiddet ve sömürüye karşı korumak, c- ailelerinin desteğinden geçici ya da mutlak olarak yoksun kalan çocukların ve gençlerin korunmasını ve bunların devletten özel yardım almasını sağlamak, 2- Çocukların ve gençlerin okula devamlarının özendirilmesinin yanı sıra parasız ilk ve orta öğrenim sağlamak.”
8. 5378 sayılı Engelliler Hakkında Kanun’un,
8.1. Amaç başlıklı 1’inci maddesinde; “Bu Kanunun amacı; engellilerin temel hak ve özgürlüklerden faydalanmasını teşvik ve temin ederek ve doğuştan sahip oldukları onura saygıyı güçlendirerek toplumsal hayata diğer bireylerle eşit koşullarda tam ve etkin katılımlarının sağlanması ve engelliliği önleyici tedbirlerin alınması için gerekli düzenlemelerin yapılmasını sağlamaktır.”
8.2. Tanımlar başlıklı 3 üncü maddesinde; “Bu Kanunun uygulanmasında “a) Doğrudan ayrımcılık:
Engelliliğe dayalı ayrımcılık temeline dayanan ve engellinin hak ve özgürlüklerden karşılaştırılabilir durumdakilere kıyasla eşit şekilde yararlanmasını engelleyen, kısıtlayan veya zorlaştıran her türlü farklı muameleyi, b) Dolaylı ayrımcılık: Görünüşte ayrımcı olmayan her türlü eylem, işlem ve uygulamalar sonucunda engelliliğe dayalı ayrımcılık temeliyle bağlantılı olarak, engellinin hak ve özgürlüklerden yararlanması bakımından nesnel olarak haklılaştırılamayan dezavantajlı bir konuma sokulmasını, “c)
Engelli: Fiziksel, zihinsel, ruhsal ve duyusal yetilerinde çeşitli düzeyde kayıplarından dolayı topluma diğer bireyler ile birlikte eşit koşullarda tam ve etkin katılımını kısıtlayan tutum ve çevre koşullarından etkilenen bireyi, …d) Engelliliğe dayalı ayrımcılık: Siyasi, ekonomik, sosyal, kültürel, medeni veya başka herhangi
bir alanda insan hak ve temel özgürlüklerinin tam ve diğerleri ile eşit koşullar altında kullanılması veya bunlardan yararlanılması önünde engelliliğe dayalı olarak gerçekleştirilen her türlü ayrım, dışlama veya kısıtlamayı, ifade eder. e) Engellilik durumu: Bireyin engelliliğini ve engellilikten kaynaklanan özel gereksinimlerini, uluslararası yöntemleri temel alarak belirleyen derecelendirmeler, sınıflandırmalar ve tanılamaları, ifade eder.”
8.3. Genel Esaslar başlıklı 4 üncü maddesinin birinci fıkrasında; “Bu Kanun kapsamında bulunan hizmetlerin yerine getirilmesinde; a) Engellilerin insan onur ve haysiyetinin dokunulmazlığı temelinde, kendi seçimlerini yapma özgürlüğünü ve bağımsızlığını kapsayacak şekilde bireysel özerkliğine saygı gösterilmesi esastır. b) Engelliliğe dayalı ayrımcılık yapılamaz, ayrımcılıkla mücadele engellilere yönelik politikaların temel esasıdır. c) Engellilerin tüm hak ve hizmetlerden yararlanması için fırsat eşitliğinin sağlanması esastır. … g) Engeli olan çocuklara yönelik hizmetlerde çocuğun üstün yararının gözetilmesi esastır…”
8.4. Engellilik Durumu başlıklı 5 inci maddesinde; “Bireyin engelliliğini ve engellilikten kaynaklanan özel ihtiyaçlarını belirleyen derecelendirmeler, sınıflandırmalar ve tanılamalarda uluslararası temel yöntemler esas alınır. Engellilik durumunun tespit ve uygulama esasları, Çalışma ve Sosyal Güvenlik
Bakanlığı ve Millî Eğitim Bakanlığının görüşleri alınarak Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı, Maliye
Bakanlığı ve Sağlık Bakanlığınca müştereken çıkarılan yönetmelikle belirlenir.”
8.5. Habilitasyon ve rehabilitasyon başlıklı 10 uncu maddesinin birinci fıkrasında;“Toplumsal hayata katılım ve eşitlik temelinde engellilere habilitasyon ve rehabilitasyon hizmetleri verilir. Habilitasyon ve rehabilitasyon kararının alınması, planlanması, yürütülmesi ve sonlandırılması dâhil her aşamasında engelli ve ailesinin aktif ve etkin katılımı sağlanır.”
8.6. Eğitim ve öğretim başlıklı 15 inci maddesinde; “Hiçbir gerekçeyle engellilerin eğitim alması engellenemez. Engelliler, özel durumları ve farklılıkları dikkate alınarak, yaşadıkları çevrede bütünleştirilmiş ortamlarda, eşitlik temelinde, hayat boyu eğitim imkânından ayrımcılık yapılmaksızın yararlandırılır…”
9. 5395 sayılı Çocuk Koruma Kanunu’nun, “Temel ilkeler” başlıklı 4 üncü maddesinde; “(1) Bu
Kanunun uygulanmasında, çocuğun haklarının korunması amacıyla; a) Çocuğun yaşama, gelişme, korunma ve katılım haklarının güvence altına alınması, b) Çocuğun yarar ve esenliğinin gözetilmesi, c)
Çocuk ve ailesinin herhangi bir nedenle ayrımcılığa tâbi tutulmaması, d) Çocuk ve ailesi bilgilendirilmek suretiyle karar sürecine katılımlarının sağlanması, e) Çocuğun, ailesinin, ilgililerin, kamu kurumlarının ve sivil toplum kuruluşlarının işbirliği içinde çalışmaları, f) İnsan haklarına dayalı, adil, etkili ve süratli bir usûl izlenmesi, (…) h) Kararların alınmasında ve uygulanmasında, çocuğun yaşına ve gelişimine uygun eğitimini ve öğrenimini, kişiliğini ve toplumsal sorumluluğunu geliştirmesinin desteklenmesi, (…)İlkeleri gözetilir.”
10. 6328 sayılı Kamu Denetçiliği Kurumu Kanununun Kurumun görevi başlıklı 5’inci maddesinin birinci fıkrasında; “Kurum, idarenin işleyişi ile ilgili şikâyet üzerine, idarenin her türlü eylem ve işlemleri ile tutum ve davranışlarını; insan haklarına dayalı adalet anlayışı içinde, hukuka ve hakkaniyete uygunluk yönlerinden incelemek, araştırmak ve idareye önerilerde bulunmakla görevlidir.”
11. 3/7/2005 tarih ve 5393 sayılı Belediye Kanunu’nun Belediyenin görev ve sorumlulukları başlıklı 14üncü maddesinde; “…Belediye hizmetleri, vatandaşlara en yakın yerlerde ve en uygun yöntemlerle
sunulur. Hizmet sunumunda engelli, yaşlı, düşkün ve dar gelirlilerin durumuna uygun yöntemler uygulanır. …” 12. 10/7/2004 tarihli ve 5216 sayılı Büyükşehir Belediyesi Kanunu Ek Madde 1’de “(Ek:1/7/20055378/40 md.) Büyükşehir belediyelerinde engellilerle ilgili bilgilendirme, bilinçlendirme, yönlendirme, danışmanlık, sosyal ve mesleki rehabilitasyon hizmetleri vermek üzere engelli hizmet birimleri oluşturulur. Bu birimler, faaliyetlerini engellilere hizmet amacıyla kurulmuş vakıf, dernek ve bunların üst kuruluşlarıyla işbirliği hâlinde sürdürürler.” 13. 22/2/2018 tarihli ve 30340 sayılı Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren Otopark
Yönetmeliğinin, 13.1. Amaç ve kapsam başlıklı 1inci maddesinde; “(1) Bu Yönetmeliğin amacı, 10/7/2004 tarihli ve 5216 sayılı Büyükşehir Belediyesi Kanunu kapsamında kalan belediyelerde, son nüfus sayımına göre nüfusu
10000 ve daha fazla olan yerleşmelerde, nüfusu 10000’den az olmakla birlikte imar planı onaylanmış
yerleşmelerde ve alanlarda ve imar planı bulunmamakla beraber bu Yönetmeliğin uygulanacağına dair idarelerce karar alınan bütün yerleşmelerde, bu Yönetmeliğin yürürlüğe girdiği tarihten sonra yapı ruhsatı düzenlenecek binalarda araçların yol açtığı parklanma ve trafik sorunlarının çözümü için otopark yapılmasını gerektiren bina ve tesislerde otopark ihtiyacının miktar, ölçü ve diğer şartlarının tespit ve giderilme esaslarını düzenlemektir.” 13.2. Genel Esaslar başlıklı 4üncü maddesinde; “ğ) Otoparklarda, 1/7/2005 tarihli ve 5378 sayılı
Engelliler Hakkında Kanun, 3/7/2017 tarihli ve 30113 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Planlı Alanlar
İmar Yönetmeliği, 6/3/2007 tarihli ve 26454 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Deprem Bölgelerinde
Yapılacak Binalar Hakkında Yönetmelik, 19/12/2007 tarihli ve 26735 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan
Binaların Yangından Korunması Hakkında Yönetmelik, 15/5/1997 tarihli ve 22990 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Karayolları Kenarında Yapılacak ve Açılacak Tesisler Hakkında Yönetmelik, 5/12/2008 tarihli ve 27075 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Binalarda Enerji Performansı Yönetmeliği hükümlerine uyularak gereken önlemlerin alınması, (Ek ibare:RG-25/3/2021-31434) erişilebilirlik mevzuat ve standartlarına uyulmak suretiyle engellilerin kullanımına yönelik düzenlemelerin yapılması zorunludur. Ayrıca, Türk Standartları Enstitüsünce hazırlanan ilgili tüm standartlara uyulur.
Standartların bu Yönetmelikte belirlenen ölçü ve miktarlardan daha az olması halinde bu Yönetmelik hükümleri geçerlidir. Bu düzenin sağlanmasından ve yürütülmesinden belediyeler ve valilikler sorumludur.
…ı) Umumi bina ve bölge otoparkları ile genel otoparkların giriş-çıkış ve asansörlerine en yakın yerlerinde birden az olmamak şartıyla, her 20 park yerinden birinin engelli işareti konularak engelliler için ayrılması zorunludur. Yol üstü otoparklarda engelliler için yapılacak düzenlemeler, trafik güvenliği esas alınarak yapılır. … o) Yol üstü araç park yeri için ayrılması gereken alanın ölçüleri en az 2,5×5,50 metredir. Engelli araçları için 1/30 oranında park yeri ayrılır. … 9) Birim otopark alanlarının uzun kenarı en az 4,90 metre, kısa kenarı ise engelliler için en az 3,50 metre diğerleri için en az 2,40 metre genişliğinde olmak zorundadır.” 13.3. Yapı ruhsatı ve kullanma izinlerinin verilmesi başlıklı 10uncu maddesinde; “…(2) Otopark miktarının, engellilere ayrılanlar da dâhil, araçların park etme düzeni ve tefrişinin, varsa parsel sınırından itibaren otopark rampasının, trafik akışının ve tesis kapasitesinin yapının onaylı mimari projesinde sayısal değerleri ile birlikte gösterilmesi zorunludur.” 14. İstanbul Büyükşehir Belediyesi Otopark Yönetmeliğinin,
14.1. Amaç ve Kapsam başlıklı 1inci maddesinde; “Bu Yönetmeliğin amacı; yerleşme yerlerinde araçların yol açtığı trafik sorunlarının çözümü için otopark yapılmasını gerektiren bina ve tesislerin neler olduğunu, otopark ihtiyacının miktar, ölçü ve diğer şartlarının tespit ve giderilme esaslarını, 3194 Sayılı
İmar Kanunu’nun 5 inci maddesinde tanımlanan (ulaşım sistemlerini ve problemlerinin çözümünü gösteren) imar planlarına uygun olarak düzenlemektir. İstanbul İl sınırları içerisinde uygulanır.”
14.2. Otoparka İlişkin Genel Esaslar başlıklı 4üncü maddesinde; “…4.08 Otoparkların giriş ve çıkışlarının yeterli olması ve bu giriş çıkışların iç ve dış trafiği aksatmayacak şekilde olması mecburidir.
Otoparklarda, İstanbul Büyükşehir Belediyesi tarafından çıkarılan İstanbul İmar Yönetmeliği’nin ilgili hükümlerine uyularak yangına karşı gereken önlemlerin alınması, engellilerin kullanımına dönük düzenlemelerin yapılması zorunludur. Ayrıca, engellilere ilişkin standartlar dâhil olmak üzere Türk
Standartları Enstitüsü’nce hazırlanan ilgili tüm standartlara uyulur. Standartların bu Yönetmelikte belirlenen ölçü ve miktarlardan daha az olması halinde Yönetmelik hükümleri geçerlidir. Bu düzenin sağlanmasından ve yürütülmesinden idareler sorumludur. …4.10 Umumi bina ve bölge otoparkları ile genel otoparkların giriş-çıkış ve asansörlerine en yakın yerlerinde birden az olmamak şartıyla, her 20 park yerinden birinin engelli işareti konularak engelliler için ayrılması zorunludur.
14.3. GEÇİCİ MADDE 3’de “Mevcut umumi bina, bölge ve genel otoparklarında bu Yönetmelikte engelliler için belirtilen şartlarda otopark yeri ayrılır.”
Düzenlemelerine yer verilmiştir.
IV. KAMU DENETÇİSİ CELİLE ÖZLEM TUNÇAK’IN KAMU BAŞDENETÇİSİ’NE ÖNERİSİ
15. Başvuranın iddiaları, idarenin konu ile ilgili açıklamaları, ilgili mevzuat ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirilerek hazırlanan “Tavsiye Karar Önerisi” Kamu Başdenetçisi’ne sunulmuştur.
V. DEĞERLENDİRME VE GEREKÇE
A. Hukuka, Hakkaniyete ve İnsan Haklarına Uygunluk Yönünden Değerlendirme
16. Kurumumuza çocuk internet sitesi (www.kdkcocuk.gov.tr) üzerinden yapılan başvuruda, başvuran çocuk özetle; 25 haftalık ve 820 gr. olarak prematüre doğduğunu, çok sayıda sağlık sorunu yaşadığını, halen genetik, psikiyatrik ve görme (az görme) vb. hastalıklardan ötürü %90 oranında engelli olup ÇÖZGER’i bulunduğunu, okula tek başına gidip gelemediğini, engelli raporuna bağlı aldığı destek hizmetleri olduğunu, buralara da araba ile gitmek zorunda olduğunu, yakın zamanda, ÇÖZGER’e bağlı ÖTV muafiyetli bir engelli aracı satın aldıklarını, bu araç için, evlerinin bulunduğu ve iki tarafı da umuma açık otopark olarak kullanılan, Kadıköy, Caferağa Mahallesi, Rızapaşa Sokak No: adresi önünde bulunan yerlerden birinin, arabalarına engelli araç park yeri olarak tahsisi için babasının 31.01.2024 tarihinde – başvuru numarası ile ve tüm belgeleri ekleyerek İstanbul Büyükşehir Belediyesi UKOME’ye başvurduğunu ancak UKOME’nin yerinde inceleme yapmadan ve yasal gerekçe göstermeden engelli araç otopark tahsis taleplerini reddettiğini, çok üzüldüğünü çünkü arabalarını evlerinden yaklaşık 15 dakika uzaklıktaki bir kapalı otoparka bırakmak ve her gün bu mesafeyi yürümek zorunda kaldıklarını, ayağında da ortopedik araz bulunduğu için uzun süreli yürüyemediğini, tek başına evini bulabilecek durumda olmadığını, tek gözünün sadece yaklaşık 1/10 oranında gördüğünü, uzağı göremediği için tek başına gidip gelme imkânı olmadığını diğer sokaklarda, başka bazı engelliler için tahsis edilmiş engelli park yerleri bulunduğunu, İBB’nin taleplerini neden reddettiğini bilmediğini belirterek engelli araçlarına umuma açık olan park yerinde bir yer tahsisi yapılmasını talep etmektedir.
17. İdare tarafından gönderilen bilgi ve belgelerden özetle; Otopark Yönetmeliğinin 4. Maddesinde; “Umumi bina ve bölge otoparkları ile genel otoparkların, birden az olmamak kaydıyla her 20 park yerinden birinin engelli işareti konularak engelliler için ayrılması zorunludur.” ifadesi ile hangi tür parklarda yer
ayrılabileceğinin tanımlandığı, başvuranın talepte bulunduğu sokak ve evinin bulunduğu lokasyonda mevzuatta tarifi yapılan otopark türlerinden herhangi biri bulunmadığı, var olan ücretsiz yol kenarı araç cep otopark yerlerinin ise tüm vatandaşların eşit kullanımına açık olarak tutulması zorunluluğu bulunduğu, UKOME kararı alınmak suretiyle sadece konsolosluklar ve ilişkili yapıları ile kamu kurum ve kuruluşları resmi plakalı görev araçları için kısıtlı kapasitede olmak şartıyla yol kenarı park yeri ayrılabildiği ifade edilmiştir.
18. Birleşmiş Milletler Genel Kurulunca 13 Aralık 2006 tarihli ve A/RES/61/106 tarihli kararla kabul edilen
Engelli Hakları Sözleşmesi’nde Taraf Devletlerin, engelli çocukların diğer çocuklarla eşit bir şekilde tüm temel insan hak ve özgürlüklerinden tam olarak yararlanmasını sağlamak için gerekli tüm tedbirleri alacağı ve engellilerin bağımsız yaşayabilmelerini ve yaşamın tüm alanlarına etkin katılımını sağlamak ve engellilerin diğer bireylerle eşit koşullarda fiziki çevreye, ulaşıma, bilgi ve iletişim teknolojileri ve sistemleri dahil olacak şekilde bilgi ve iletişim olanaklarına, hem kırsal hem de kentsel alanlarda halka açık diğer tesislere ve hizmetlere erişimini sağlamak için uygun tedbirleri alacağı (bkz:5.5. ve 5.6. nolu paragraflar) güvence altına alınmıştır.
19. Birleşmiş Milletler Genel Kurulu tarafından 20 Kasım 1989 tarihinde kabul edilen Çocuk Hakları
Sözleşmesinde (bkz:6. nolu paragraf), çocukları ilgilendiren bütün faaliyetlerde, çocuğun yararının temel düşünce olduğu, Taraf Devletlerin, çocuğun hayatta kalması ve gelişmesi için mümkün olan azami çabayı göstereceği, Taraf Devletlerin, görüşlerini oluşturma yeteneğine sahip çocuğun kendini ilgilendiren her konuda görüşlerini serbestçe ifade etme hakkını tanıyacağı, zihinsel ya da bedensel engelli çocukların saygınlıklarını güvence altına alan, özgüvenlerini geliştiren ve toplumsal yaşama etkin biçimde katılmalarını kolaylaştıran şartlar altında eksiksiz bir yaşama sahip olmalarını kabul edeceği, engelli çocuğun eğitimi, meslek eğitimi, tıbbi bakım hizmetleri, rehabilitasyon hizmetleri, bir işte çalışabilecek duruma getirme hazırlık programları ve dinlenme/eğlenme olanaklarından etkin olarak yararlanmasını sağlayacağı ve çocuğun en eksiksiz biçimde toplumla bütünleşmesi yanında, kültürel ve ruhsal yönü dahil bireysel gelişmesini gerçekleştirme amacını güdeceği güvence altına alınmıştır.
20. 03/03/2021 tarihinde yayımlanan Avrupa Komisyonu Eşitlik Birliği: Engelli Hakları Stratejisi 2021-2030’da (Union of Equality Strategy for the Rights of Persons with Disabilities 2021-2030) yapılı ve sanal ortamlara, bilgi ve iletişim teknolojilerine (BİT), ulaşım ve altyapı da dahil olmak üzere mal ve hizmetlere erişilebilirliğin hakların sağlayıcısı ve engelli kişilerin diğerleriyle eşit temelde tam katılımı için bir ön koşul olduğu (s.6), yolcu hakları, hava, demiryolu, deniz ulaşım araçları veya otobüsle seyahat eden engelli ve hareket kabiliyeti kısıtlı yolcular için ulaşım hizmetlerine erişimde ayrımcılığa uğramama ve ücretsiz yardım alma hakkını garanti edeceği (s.7) belirtilmiştir.
21. Avrupa Konseyi Engellilik Stratejisi 2017-2023 (Council of Europe Disability Strategy 2017-2023)
genel hedefi engelli kişiler için eşitlik, itibar ve fırsat eşitliği sağlamak olarak belirlenmiş bunun da bağımsızlığın, seçim özgürlüğünün, toplum içinde yaşamak da dahil olmak üzere yaşamın ve toplumun her alanına tam ve etkili katılımın sağlanmasını gerektirdiği (s.10) belirtilmiştir.
22. Engellilerin yaşamın her alanına dahil olduğu erişilebilir bir toplum inşa etmek amacını taşıyan 2030
Engelsiz Vizyon Belgesinde; içermeci ve erişilebilir toplum, her bireyin toplumsal yaşamın tüm alanlarına katılmasına ve bunlara erişmesine imkân sağlayarak hiç kimseyi arkada bırakmayan toplum olduğu, engelliler söz konusu olduğunda ise içermeci toplumun; engellilerin ayrımcılığa maruz kalmadan diğer bireylerle birlikte ve bağımsız bir şekilde toplumsal yaşamda yer alabildikleri, tüm insan hak ve özgürlüklerinden yararlanabildikleri erişilebilir bir topluma işaret ettiği, toplumsal tutum ve davranışların
hak temelli yaklaşım doğrultusunda dönüştürülmesi, sosyal, kültürel etkinlikler ile turizm, rekreasyon ve spor faaliyetlerine katılımın güçlendirilmesi, bilgi ve iletişim teknolojileri dâhil erişilebilirliğin sağlanmasının içermeci ve erişilebilir toplum olmanın ön koşulları olduğu, engellilerin bağımsız ve güvenli bir şekilde hareketlilik sağlayabilmesi, istediği her yere ve hizmete ulaşabilmesi, bunları kullanabilmesi için yapılı çevre, ulaşım sistemleri ve hizmetleri dahil tüm kentsel hizmetlerde ve bilgi iletişim teknolojileri ve hizmetlerinde yönlendirici ve bilgilendirici tedbirlerin alınmasının temel öncelik olduğu (s.23) ifade edilmiştir.
23. 2030 Engelsiz Vizyon Belgesi doğrultusunda hazırlanan Engelli Hakları Ulusal Eylem Planı 20232025’in amacı; engellilik alanında hak temelli yaklaşımın yaygınlaştırılması; engelli bireylerin sosyal, kültürel etkinlikler ile turizm, rekreasyon ve spor faaliyetlerine katılımlarının güçlendirilmesi; kamu kullanımına açık alanların, ulaşım sistem ve hizmetlerinin, konut hizmetlerinin ve bilgi ve iletişim teknolojileri hizmetlerinin erişilebilirliğinin sağlanması; erişilebilirlik izleme ve denetim mekanizmasının güçlendirilmesine yönelik tedbirlerin alınması (s.11) olarak belirlenmiştir.
24. Görüldüğü üzere hem Birleşmiş Milletler Çocuk Hakları Sözleşmesi, Avrupa Komisyonu Engelli
Hakları Stratejisi 2021-2030, Avrupa Konseyi Engellilik Stratejisi 2017-2023 Birleşmiş Milletler Engelli
Hakları Sözleşmesi gibi uluslararası, hem de Anayasamız başta olmak üzere 2030 Engelsiz Vizyon ve
Engelli Hakları Ulusal Eylem Planı 2023-2025 gibi ulusal politika belgelerinde engelli bireylerin herkesle birlikte eşit hak ve özgürlüklere sahip olduğu, engelli bireylerin bağımsız bir şekilde toplumsal yaşamın tüm alanlarına tam ve etkin katılımlarını sağlamak üzere, engellilik konusunun hak temelli ve içermeci bir anlayışla ele alınarak politika ve programlarda gözetilmesine ihtiyaç bulunduğu vurgulanmaktadır.
25. Başvuruya konu somut olay özelinde düzenlemelere bakıldığında, Belediye Kanunu’nun 14üncü maddesinde; hizmet sunumunda engelli bireylerin durumuna uygun yöntemler uygulanacağı
Belediyenin görev ve sorumlulukları arasında sayılmış, Otopark Yönetmeliği ve İstanbul Büyükşehir
Belediyesi Otopark Yönetmeliğinde, Umumi bina ve bölge otoparkları ile genel otoparkların giriş-çıkış ve asansörlerine en yakın yerlerinde her 20 park yerinden birinin engelliler için ayrılmasının zorunlu olduğu ve İstanbul Büyükşehir Belediyesi Otopark Yönetmeliği GEÇİCİ MADDE 3’de mevcut umumi bina, bölge ve genel otoparklarında engelliler için belirtilen şartlarda otopark yeri ayrılacağı düzenlemelerine yer verilmiştir.
26. Kurumumuzca yapılan değerlendirme neticesinde, çok sayıda sağlık sorunu yaşayan ve bu hastalıklardan ötürü %90 oranında ÇÖZGER’i bulunan, arabalarını evlerinden yaklaşık 15 dakika uzaklıktaki bir kapalı otoparka bıraktıklarını oysa ayağında ortopedik araz bulunduğundan uzun süre yürüyemediğini, tek gözü sadece 1/10 oranında gördüğünden tek başına evini bulabilecek durumda olmadığını belirten çocuğun özel durumu hakkında herhangi bir değerlendirme yapılmadan otopark tahsis talebinin reddedildiği, ayrıca ilgili İdaresince her ne kadar yerinde inceleme yapıldığı belirtilse de yerinde incelemeye ilişkin herhangi bir bilgi belgenin Kurumumuza gönderilmediği tespit edildiğinden İdarenin işleminde hukuka ve hakkaniyeti uyarlık bulunmadığı kanaatine varılmıştır.
B. İyi Yönetim İlkeleri Yönünden Değerlendirme
27. Günümüzde demokratik, modern ve katılımcı yönetim anlayışında idarelerden sadece hukuka uygun olarak hareket etmeleri değil aynı zamanda iyi yönetişim ilkelerine uygun işlem tesis etmeleri de beklenmektedir.
28. İyi yönetim ilkelerine 28/03/2013 tarihli ve 28601 mükerrer sayılı Resmi Gazetede yayımlanan Kamu
Denetçiliği Kurumu Kanununun Uygulanmasına İlişkin Usul ve Esaslar Hakkında Yönetmeliğin “İyi yönetim ilkeleri” başlıklı 6 ncı maddesinde yer verilmiş olup; Kurumumuzun bilgi ve belge talebine süresi içinde cevap verilmekle birlikte idarenin, şikâyetçiye verdiği cevapta hangi sürede hangi mercilere başvurabileceğini göstermediği bu nedenle ‘karara karşı başvuru yollarının gösterilmesi’ ilkelerine uymadığı tespit edildiğinden, İdarenin bundan böyle bahse konu ilkelere uygun davranması önerilmektedir.
VI. HAK ARAMA ÖZGÜRLÜĞÜNE İLİŞKİN AÇIKLAMA
29. 6328 sayılı Kanunun 21 inci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca, bu Tavsiye Kararının idareye tebliğ tarihinden itibaren 30 gün içinde idare tarafından herhangi bir eylem ya da işlem tesis edilmezse (varsa)
dava açma süresinden kalan süre işlemeye devam edecek olup İdare Mahkemelerinde yargı yolu açıktır.
VII. KARAR
Açıklanan nedenlerle BAŞVURUNUN KABULÜNE,
Başvuran çocuğun otopark tahsis talebinin Birleşmiş Milletler Çocuk Hakları Sözleşmesi, Birleşmiş
Milletler Engelli Hakları Sözleşmesi, Avrupa Komisyonu Engelli Hakları Stratejisi, Avrupa Konseyi
Engellilik Stratejisi, Türkiye Cumhuriyeti Anayasası, 2030 Engelsiz Vizyon ve Engelli Hakları Ulusal
Eylem Planı gibi politika belgeleri ile güvence altına alınan çocuk ve engelli hakları göz önünde bulundurularak yeniden değerlendirilmesi hususunda İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığına
TAVSİYEDE BULUNULMASINA,
Kararın Başvurana ve İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığına tebliğine,
6328 sayılı Kamu Denetçiliği Kurumu Kanunu’nun 20 nci maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca, İdare
tarafından bu karar üzerine tesis edilecek işlemin otuz gün içinde Kurumumuza bildirilmesinin zorunlu olduğuna,
Türkiye Cumhuriyeti Kamu Başdenetçisi’nce karar verildi.
Şeref MALKOÇ
Kamu Başdenetçisi