ÖZET: Bu Danıştay kararı, engelli bir çocuğun eğitiminde yaşanan ayrımcılık ve eğitim hakkının ihlali konusunu ele almaktadır. Başvuran, oğlunun otizmli olduğunu ve eğitim sürecinde ayrımcı tutumlarla karşılaştığını, idarenin bu konudaki şikayetlerine yanıt vermediğini belirtmiştir. Yapılan incelemelerde, çocuğun eğitimine yönelik gerekli desteklerin sağlanmadığı ve aile ile idare arasında işbirliğinin eksik olduğu tespit edilmiştir.

Kararda, engelli çocukların eğitim hakkının korunması ve bu süreçte yaşanan aksaklıkların giderilmesi gerektiği vurgulanmıştır. Eğitim sisteminin, engelli bireylerin ihtiyaçlarına uygun şekilde düzenlenmesi gerektiği belirtilmiş, ayrıca aileye gerekli danışmanlık hizmetlerinin verilmesi ve soruşturma sonucunun başvurana tebliğ edilmesi gerektiği ifade edilmiştir. Sonuç olarak, Milli Eğitim Bakanlığı’na kaynaştırma eğitimine ilişkin kapsamlı incelemeler yapması ve eksiklikleri gidermesi yönünde tavsiyelerde bulunulmuştur.

TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ KAMU DENETÇİLİĞİ KURUMU (OMBUDSMANLIK)

SAYI : 2019/1818-S.2743

BAŞVURU NO : 2018/12566

KARAR TARİHİ : 03/05/2019

TAVSİYE KARARI

MİLLİ EĞİTİM BAKANLIĞI

BAŞVURUYA KONU İDARE :

BAŞVURUNUN KONUSU : Başvuran, oğlunun engelli olması sebebiyle ayrımcılığa ve baskıya maruz kaldıklarını ifadeyle, konunun incelenerek çözümlenmesini, soruşturma sonucunun tebliğini ve tespit edilecek hususlarda idare aleyhine tavsiye niteliğinde karar verilmesini talep etmektedir.

BAŞVURU TARİHİ : 17/10/2018

I. BAŞVURANIN İDDİA VE TALEPLERİ

1) Hukuki temsilci aracılığıyla Kurumumuza yapılan başvuruda; başvuran, oğlu …’ın otizmli

olup özel eğitim hizmetlerinden yararlandığını, ancak öğretmeninin ve okul müdürünün çocuğa karşı ayrımcı tutum sergilediğini, psikolojik baskı kurduğunu, bu konuda idareye verdiği dilekçelerinin yanıtsız bırakıldığını, şikâyet konusuyla ilgili olarak idareye yapılan 01/06/2018 tarihli dilekçeye cevaben “soruşturmanın halen devam ettiğinin” bildirildiğini, 12/06/2018 tarihli dilekçeye cevaben ise “soruşturmanın sonuçlandığının” şifahen bildirildiğini ancak yazılı olarak cevap verilmediğini ifade ederek, konunun incelenerek çözümlenmesini, soruşturma sonucunun tebliğini, kasti veya ihmali harekette bulunan idarenin personelinin tespiti ile idare aleyhine tavsiye niteliğinde karar verilmesini talep etmiştir.

II. İDARENİN BAŞVURUYA İLİŞKİN AÇIKLAMALARI

2) Kamu Denetçiliği Kurumu’nun 12/11/2018 tarih ve … sayılı bilgi-belge talepli yazısına

Millî Eğitim Bakanlığı’ndan alınan 30/11/2018 tarih ve … sayılı cevabi yazısının eklerinde;

2.1) Başvuranın 10/01/2018 tarihli dilekçesinde belirtilen hususlar ile ilgili olarak Maarif

Müfettişi tarafından yapılan soruşturma sonucunda 06/06/2018 tarih ve … sayılı “Soruşturma

Raporu” düzenlendiği, Raporun 08/06/2018 tarih ve … sayılı yazı ile İl Milli Eğitim

Müdürlüğü’ne gönderildiği, başvuranın 10/01/2018 tarihli dilekçesi ile Avukatının 28/05/2018 tarihli dilekçelerine cevaben “soruşturma sonucu düzenlenen raporda getirilen tekliflerin uygulanmak üzere ilgili İlçe Milli Eğitim Müdürlüğü’ne gönderildiği” hususunun Diyarbakır İl

Milli Eğitim Müdürlüğü’nün 11/06/2018 tarih ve … sayılı yazıları ile başvuran … ve Avukatı

…’a bildirildiği,

2.2) Başvuranın oğluna ilişkin Özel Eğitim Değerlendirme Kurulu Raporunda “… İlkokuluna

tam zamanlı kaynaştırma öğrencisi olan çocuğun doktor görüşü yazısına istinaden …

Anaokulu’nda Okul Öncesi Tam Zamanlı Kaynaştırma Eğitiminden yararlanması” kararı alındığı;

2.3) Bu karara istinaden, 25/09/2017 tarih ve … sayılı İlçe Özel Eğitim Hizmetleri Kurulu

Kararıyla “… İlkokulunda kayıtlı öğrencinin bireysel incelemesi sonucunda … Anaokulunda

Okul Öncesi Tam Zamanlı Kaynaştırma (66-78 ay) Eğitiminden yararlanmasına karar verildiği” ve bunun 12/10/2017 tarihli yazı ile … Anaokulu Müdürlüğü’ne bildirildiği,

2.4) Anaokulu Müdürlüğünden İlçe Milli Eğitim Müdürlüğü’ne yazılan 02/10/2017 tarihli

yazıda “… İlkokuluna kayıtlı iken Rehberlik Araştırma Merkezi tarafından kurumlarına tam zamanlı kaynaştırma öğrencisi olarak yönlendirmesi yapılan 21.12.2010 doğumlu öğrencinin

81 ayını doldurduğu, Yönetmelik gereği özel eğitime ihtiyaç duyan öğrencilerin anaokullarında

kaynaştırma öğrencisi olma yaş aralığının (66-78) olduğu, öğrencinin sınıfta fiziksel ve bilişsel olarak uyum sorunları yaşadığı, öğrencinin yaşı itibariyle de kaydı bulunduğu okulda (…

İlkokulu) özel eğitim sınıfına alınması, özel eğitim sınıfı yoksa açılması ya da özel eğitim anaokuluna yönlendirilmesi” hususlarının bildirildiği;

2.5) Anaokulu Müdürlüğünden İlçe Milli Eğitim Müdürlüğü’ne yazılan 18/10/2017 tarihli

yazıda “öğrencinin sınıf içinde uyum sorunları yaşadığı, 14/8/2017 tarihinde doktor raporunda belirtildiği üzere öz bakım gerekliliklerini yerine getirmede yetersiz kaldığı ve özel bakıma ihtiyacı olduğu, Kurumda özel bakımını karşılayacak bakıcı abla bulunmadığı, bu nedenle öğrencinin yeniden tanılamasının yapılarak gerekli eğitim tedbirinin alınmasına ihtiyaç duyulduğu” hususlarının belirtildiği;

2.6) Anaokulu Müdürlüğünden İlçe Milli Eğitim Müdürlüğü’ne yazılan “Tam Zamanlı

Kaynaştırma Yerleştirme Kararına İtiraz” konulu 26/10/2017 tarihli yazıda “öğrencinin sınıf içinde uyum sorunları yaşadığı, Okulöncesi Yönetmeliği uyarınca (36-71 ay) arası çocukların tam zamanlı kaynaştırma yoluyla okul öncesi eğitim kurumlarına kaydedilir maddesine rağmen öğrencinin kurumlarına yerleştirildiği, öğrencinin 2015 tarihli Sağlık Kurulu Raporunun %80 oranında olduğu ve 14/8/2017 tarihinde doktor raporunda belirtildiği üzere öz bakım gerekliliklerini yerine getirmekte yetersiz kaldığı, Özel Eğitim Hizmetleri Yönetmeliği madde

12 2/e bendinde okul veya kurumdaki rehberlik ve psikolojik danışma hizmetleri yürütme

komisyonu kayıt tarihinden itibaren 70 iş günü içinde itiraz edebilir maddesine dayanarak, öğrencinin yeniden tanılamasının yapılarak gerekli eğitim tedbirinin alınmasına ve yeni bir yerleştirme kararı alınmasına ve yeni bir yerleştirme kararı alınmasına ihtiyaç duyulmaktadır” dendiği,

2.7) Diyarbakır Kayapınar RAM Müdürlüğünce tutulan 26/10/2017 tarihli Tutanakta

“başvuranın evine ev ziyareti yapıldığı, çocuğun ihtiyaçlarına uygun olarak evine en yakın özel eğitim sınıfında eğitim görmesinin daha uygun olacağının belirtildiği, ancak velinin çocuğu ile ilgili okul değişikliği yapmak istemediğini belirttiği” bunun üzerine Anaokulu Müdürlüğüne yazılan 27/10/2017 tarihli yazıda “Yönetmeliğin 18. Maddesinin (b) bendinde ‘Okul ve kurumlardaki rehberlik ve psikolojik danışma hizmetleri yürütme komisyonunu, okula/kuruma kayıt tarihinden itibaren en az 70 iş günlük izleme süreci sonucunda öğrenciyle ilgili eğitsel değerlendirme ve tanılama ya da yerleştirme kararının uygun bulunmaması halinde yeniden değerlendirilmesi isteğiyle özel eğitim hizmetleri kuruluna itiraz edebilir’ ibaresi yer aldığından öğrenci ile ilgili herhangi bir işlem yapılamadığının bildirildiği,

2.8) Anaokulu Müdürlüğünden İlçe Milli Eğitim Müdürlüğü’ne yazılan 02/01/2018 tarihli

yazıda önceki yazılarda belirtilen hususlar tekrar edilerek “70 iş gününün 29/12/2017 tarihi itibariyle dolduğu, öğrencinin yeniden tanılamasının yapılmasının ve yeni bir yerleştirme kararı alınmasının” talep edildiği,

2.9) Anaokulu Müdürlüğünden başvurana yazılan 08/01/2018 tarihli yazıda “12/01/2018

tarihinde saat:10.00’da öğrenciyi Kayapınar RAM’a tanılamaya götürmesinin gerektiği; aksi takdirde gerekli iş ve işlemlerin taraflarınca yürütüleceğinin” iadeli-taahhütlü yazı ile bildirildiği,

2.10) 15/01/2018 tarihli Tutanakta “Başvuranın öğrenciyi RAM’a götürmemesi sebebiyle

15/01/2018 tarihinde RAM’ın görevlendirdiği iki öğretmenin okula gelerek öğrenciyi gözlemlediği”

2.11) Yapılan gözlem sonucunda öğrencinin “tıbbi raporunda belirtildiği üzere otizmli birey

olduğu, mevcut yaşı anasınıfı yaşının üzerinde olduğundan ve diğer anasınıfı öğrencilerinin gelişimi ve eğitim hayatını olumsuz etkileyeceğinden adı geçen öğrencinin ilçe sınırlarında bulunan otizm alt sınıfına uygun olduğunun” düşünüldüğü,

2.12) Başvuranın 13/03/2018 ve 16/03/2018 tarihli RAM randevularına gitmediği görülmüştür.

3) Kurumumuza yapılan 2018/12500 numaralı başvuru dosyası kapsamında,

Kurumumuzun 23/11/2018 tarih ve … sayılı bilgi-belge talepli yazısına cevaben Millî

Eğitim Bakanlığı’ndan alınan 17/12/2018 tarih ve … sayılı yazı ve eklerinde ise özetle;

3.1) Engelli çocukların eğitimi amacıyla okul öncesi dönemden başlayarak ilköğretimin

her seviyesinde hizmet veren öğretmenlerin ve idarecilerin farkındalıklarının artırılması ve eğitsel/yönetsel kapasitelerinin geliştirilmesi için yapılan hizmet öncesi / hizmet içi çalışmalara ilişkin sorumuza cevaben; rehberlik ve araştırma merkezleri tarafından resmi her tür ve derecedeki sınıf ve branş öğretmenlerine “Özel Eğitim Uygulamaları Kursu”, “destek eğitim odası”, “dil ve konuşma güçlüğü”, “dikkat eksikliği ve hiperaktivite”, “otizm” vb.

konulu seminerlerin düzenlenmekte olduğu,

3.2) Kaynaştırma öğrencilerinin bulunduğu sınıflarda engelli öğrencilerin engellerinden

kaynaklanması muhtemel sorun anlarında engelli öğrenci ile diğer öğrencilerin üstün yararının korunmasına yönelik alınan koruyucu, önleyici ve müdahale aşamasındaki tedbirlere ilişkin sorumuza cevaben; 07/07/2018 tarih ve 30471 sayılı Özel Eğitim

Hizmetleri Yönetmeliği’nin 22, 23, 40, 47 nci maddelerinde belirtildiği üzere, özel eğitim ihtiyacı olan bireylerin Özel Eğitim Değerlendirme Kurulu Raporu doğrultusunda her tür ve kademedeki eğitimlerini kaynaştırma/bütünleştirme yoluyla sürdürmeleri halinde bunu akranları ile birlikte aynı sınıfta tam zamanlı veya özel eğitim sınıflarında yarı zamanlı olarak yaptıklarını, kaynaştırma/bütünleştirme yoluyla eğitim yapılan okullarda BEP geliştirme biriminin oluşturulmasının zorunlu olduğu,

3.3) Koruyucu çalışmalar kapsamında, Rehberlik Araştırma Merkezinde (RAM) kurulan

Özel Eğitim Değerlendirme Kurulunun bireylerin eğitsel değerlendirme ve tanılamasını yaptığı ve buna uygun eğitim ortamının hazırlanmasına yönelik çalışmaların yapıldığı, Önleyici çalışmalar kapsamında, BEP geliştirme biriminin velinin yazılı talebi üzerine, ilkokulda öğrencilerin bir defaya mahsus olmak üzere sınıf tekrarı yapmasına karar verdiği, öğrencinin tüm gelişim alanlarındaki özellikleri ile eğitim ihtiyaçları doğrultusunda BEP’inde değişiklik ve düzenlemeler yaptığı, Müdahale kapsamında, RAM bünyesinde görevli Özel Eğitim Değerlendirme Kurulunca itiraz üzerine bireylerin yeniden eğitsel değerlendirme ve tanılamasının yapıldığı, okul öncesi, ilkokul ve ortaokullarda kaynaştırma/bütünleştirme yoluyla eğitimlerine devam eden öğrencilerle ilgili BEP geliştirme biriminin ödül ve disiplin kurulu ile işbirliği yaptığı, ortaöğretim kurullarında anılan öğrenciler (otizm ve zihinsel engelli tanılı olanlar hariç) için akranları ile aynı disiplin kurallarının işletildiği,

3.4) Bu anlarda öğretmenlerin nasıl müdahale edeceklerine ilişkin yeterli bilgiye sahip

olup olmadıklarının, bu konuda öğretmenler için yapılan eğitsel çalışmalara ilişkin sorumuza cevaben; okul öncesi öğretmenliği mezunu öğretmenlerin bu alanda nasıl müdahale edeceklerine ilişkin yeterli bilgiye sahip oldukları, ayrıca bu alanda hizmet içi kurslarına katıldıkları,

3.5) Bu anlarda öğretmenin izleyeceği “acil durum” planının olup olmadığının, varsa nasıl

işlediğine ilişkin sorumuza cevaben; okul ve kurumlarda müdür yardımcısı ve öğretmenlerin nöbet görevlerinde nöbet talimatnamesine göre görevlerinin öğrencileri izlemek, rapor tutmak, incelemek ve varsa sorunları müdür başyardımcısına veya müdüre bildirmek olduğu,

3.6) Engellilere karşı ayrımcılıkla mücadelede erken yaşta eğitimin önemi dikkate

alınarak (her türlü materyal örneği gönderilmek suretiyle) çocuklara verilen engelli haklarına yönelik eğitim içerikleri ile öğretmenlerin kullandığı eğitici materyallerinin içeriklerine ilişkin sorumuza cevaben; engelli bireylerin eğitime tam ve etkin katılımları için ders kitaplarında (eğitim kurumlarının fiziksel erişilebilirliğinden sınıf içi uygulamalara kadar)

kapsayıcı bir yaklaşımla ve farklılıklar gözetilerek derslerin işlendiği, (Soru kapsamında talep edilen eğitim materyallerine ilişkin örneklerin gönderilmediği görülmüştür)

3.7) Engelli çocuklara verilen eğitimin kalitesine yönelik Bakanlıkça tespit edilen sorun

alanlarının, çözüm önerilerinin ve hâlihazırda yürütülen ya da planlanan çalışmalara ilişkin sorumuza cevaben; özel eğitim gerektiren engellilerin eğitim hizmetlerinin de bireysel gereksinimlerine yönelik düzenleme-uyarlama-çeşitlendirmelerin yapıldığı eğitim-öğretim ortamları ve materyalleri aracılığı ile akranlarıyla birlikte eğitim sunulması olan kaynaştırma eğitiminin halen tam olarak yerleşmediği, kaynaştırma eğitiminin daha doğru uygulanması ve ardından sadece engelliler değil her birey için bireysel farklılıkları ne olursa olsun sosyal, kültürel, eğitimsel, yaşamsal aktivite ve fırsatlardan tüm toplum üyelerinin eşit düzeyde yararlanmasını öngören bir üst kavram olan bütünleştirme kavramının eğitime girmesi gerektiği, İfade edilmiş, Kurumumuzca talep edilen mevzuat bilgisine yer verilmiştir.

4) Engelli çocuklara hizmet veren öğretmenlerin sahip olduğu eğitim düzeylerinin

anlaşılabilmesini teminen, 2018/12500 sayılı dosya kapsamında YÖK’e iletilen 26/11/2018 tarih ve … sayılı bilgi-belge talepli yazımıza cevaben alınan 05/12/2018 tarih ve … sayılı yazıda özetle;

4.1) 32 Üniversitenin eğitim/eğitim bilimleri fakülteleri bünyesinde Özel Eğitim Bölümü adı

altında bir bölüm ve bölüm içinde Özel Eğitim Öğretmenliği Programı mevcut olup, bu bölümlerde zihinsel, işitme, görme, otistik engelliler eğitimi yanında, özel yeteneklilerle ilgili araştırma ve çalışmalar da yapıldığı,

4.2) Eğitim/eğitim bilimleri fakültelerinde bütün lisans programlarında özel eğitimle ilgili

seçmeli dersler yer aldığı,

4.3) YÖK, üniversiteler ve Milli Eğitim Bakanlığı işbirliğinde yaklaşık üç yıldan beri üzerinde

çalışılan, 2018-2019 eğitim-öğretim yılından itibaren bütün eğitim/eğitim bilimleri fakültelerinde uygulanmaya başlanan yeni Öğretmenlik lisans programlarında, Öğretmen adaylarının konuyla ilgili farkındalıklarını ve yeterliklerini artırmak amacıyla Özel Eğitim ve

Kaynaştırma Dersi ile Kapsayıcı Eğitim Dersinin, bütün öğretmenlik programlarında (24 öğretmenlik lisans programı) zorunlu dersler kapsamında yer almaya başladığı; böylece her alandaki öğretmen adaylarına özel eğitim ve kapsayıcı eğitim konularında farkındalık kazandırılması amaçlandığı,

4.4) Özel Eğitim ve Kaynaştırma dersinin kapsamının, özel eğitimle ilgili temel kavramlar; özel

eğitimin ilkeleri ve tarihsel gelişimi; özel eğitimle ilgili yasal düzenlemeler; özel eğitimde tanı ve değerlendirme; öğretimin bireyselleştirilmesi; kaynaştırma ve destek özel eğitim hizmetleri; ailenin eğitime katılımı ve aileyle işbirliği; farklı yetersizlik ve yetenek gruplarının özellikleri; farklı gruplara yönelik eğitim yaklaşımları ve Öğretim stratejileri; sınıf yönetiminde etkili stratejiler ve davranış yönetimi olduğu,

4.5) Kapsayıcı Eğitim dersinin kapsamının, kapsayıcı eğitimin tanımı, içeriği ve önemi;

kapsayıcı eğitimin hukuki dayanakları; ulusal ve uluslararası mevzuat; kapsayıcı eğitimde yaklaşım ve standartlar; kapsayıcı eğitimde öğretmen rolleri; kapsayıcı öğretim programı ve materyalleri; kapsayıcı eğitimde tutum ve değerler; kapsayıcı okul ve sınıf; kapsayıcı eğitim için eylem planı hazırlama; kapsayıcı eğitim uygulamaları: Öğrencileri farklılaştıran özellikler, etkili iletişim, kullanılan dil, psikososyal destek, öğretimi farklılaştırma ve örnekler, yöntemler ve teknikler, öğretimi planlama, ders materyallerinde kapsayıcılık ve kapsayıcı etkinliklerin seçimi; ders tasarlama uygulamaları olduğu,

4.6) Yukarıda yer alan derslerin yanında eğitim/eğitim bilimleri fakültelerinde çocuk hakları,

eğitim hukuku, beslenme ve sağlık gibi dersler de bulunduğu, İfade edilmiştir.

III. İLGİLİ MEVZUAT

5) T.C. Anayasasının;

5.1) “Kanun Önünde Eşitlik” başlıklı 10 uncu maddesinin birinci ve üçüncü fıkraları;

“Herkes, dil, ırk, renk, cinsiyet, siyasi düşünce, felsefi inanç, din, mezhep ve benzeri sebeplerle ayırım gözetilmeksizin kanun önünde eşittir… Çocuklar, yaşlılar, özürlüler, harp ve vazife şehitlerinin dul ve yetimleri ile malul ve gaziler için alınacak tedbirler eşitlik ilkesine aykırı sayılmaz.”

5.2) 41 inci maddesinin dördüncü fıkrası;

“Devlet, her türlü istismara ve şiddete karşı çocukları koruyucu tedbirleri alır.”

5.3) 42 nci maddesi;

“Kimse, eğitim ve öğrenim hakkından yoksun bırakılamaz… Devlet, durumları sebebiyle özel eğitime ihtiyacı olanları topluma yararlı kılacak tedbirleri alır.”

5.4) “Dilekçe, bilgi edinme ve kamu denetçisine başvurma hakkı” başlıklı 74 üncü

maddesinin üçüncü ve dördüncü fıkraları; “Herkes, bilgi edinme ve kamu denetçisine başvurma hakkına sahiptir. Türkiye Büyük Millet

Meclisi Başkanlığına bağlı olarak kurulan Kamu Denetçiliği Kurumu idarenin işleyişiyle ilgili şikâyetleri inceler.”

6) Birleşmiş Milletler Çocuk Haklarına Dair Sözleşmenin (BMÇHS);

6.1) 2 nci Maddesinin birinci fıkrası;

“Taraf Devletler, bu Sözleşmede yazılı olan hakları kendi yetkileri altında bulunan her çocuğa, kendilerinin, ana babalarının veya yasal vasilerinin sahip oldukları, ırk, renk, cinsiyet, dil, siyasal ya da başka düşünceler, ulusal, etnik ve sosyal köken, mülkiyet, sakatlık, doğuş ve diğer statüler nedeniyle hiçbir ayrım gözetmeksizin tanır ve taahhüt ederler.”

6.2) 3 üncü Maddesinin Birinci Fıkrası;

“Kamusal ya da özel sosyal yardım kuruluşları, mahkemeler, idari makamlar veya yasama organları tarafından yapılan ve çocukları ilgilendiren bütün faaliyetlerde çocuğun yararı temel düşüncedir.”

6.3) 19 uncu Maddesinin Birinci Fıkrası;

“Bu Sözleşmeye Taraf Devletler, çocuğun ana-babasının ya da onlardan yalnızca birinin, yasal vasi veya vasilerinin ya da bakımını üstlenir iken bedensel veya zihinsel saldırı, şiddet veya suiistimale, ihmal ya da ihmalkâr muameleye, ırza geçme dâhil her türlü istismar ve kötü muameleye karşı korunması için; yasal, idari, toplumsal, eğitsel bütün önlemleri alırlar.”

6.4) 23 üncü Maddelerinin birinci ve üçüncü fıkraları;

“1. Taraf Devletler, zihinsel ya da bedensel özürlü çocukların saygınlıklarını güvence altına alan, özgüvenlerini geliştiren ve toplumsal yaşama etkin biçimde katılmalarını kolaylaştıran şartlar altında eksiksiz bir yaşama sahip olmalarını kabul ederler.

3. Özürlü çocuğun, özel bakıma gereksinimi olduğu bilincinden hareketle bu maddenin 2.

fıkrası uyarınca yapılması öngörülen yardım, çocuğun ana-babasının ya da çocuğa bakanların parasal (mali) durumları göz önüne alınarak olanaklar ölçüsünde ücretsiz sağlanır. Bu yardım; özürlü çocuğun eğitimi, meslek eğitimi, tıbbi bakım hizmetleri, rehabilitasyon hizmetleri, bir işte çalışabilecek duruma getirme hazırlık programları ve dinlenme/eğlenme olanaklarından etkin olarak yararlanmasını sağlamak üzere düzenlenir ve çocuğun en eksiksiz biçimde toplumla bütünleşmesi yanında, kültürel ve ruhsal yönü dahil bireysel gelişmesini gerçekleştirme amacını güder.”

7) Birleşmiş Milletler Engellilerin Haklarına İlişkin Sözleşmenin (EHİS);

7.1) “Engelli Çocuklar” başlıklı 7 nci maddesi;

“1. Taraf Devletler, engelli çocukların diğer çocuklarla eşit bir şekilde tüm insan temel hak ve özgürlüklerinden tam olarak yararlanmasını sağlamak için gerekli tüm tedbirleri alır.

2. Engelli çocuklarla ilgili tüm eylemlerde çocuğun en çıkarının gözetilmesine öncelik verir…”

7.2) “Eğitim” başlıklı 24 üncü maddesi;

“1. Taraf Devletler engellilerin eğitim hakkını tanır. Taraf Devletler, bu hakkın fırsat eşitliği temelinde ve ayrımcılık yapılmaksızın sağlanması için eğitim sisteminin bütünleştirici bir şekilde her seviyede engellileri içine almasını ve ömür boyu öğrenim imkânı sağlar. …

2. Taraf Devletler bu hakkın yaşama geçirilmesi için aşağıda belirtilenleri sağlar:

(a) Engelliler engelleri nedeniyle genel eğitim sisteminden dışlanmamalı ve engelli çocuklar engelleri nedeniyle parasız ve zorunlu ilk ve ortaöğretim olanaklarının dışında tutulmamalıdır; (b) Engelliler yaşadıkları çevrede bütünleştirici, kaliteli ve parasız ilk ve orta öğretime diğer bireylerle eşit olarak erişebilmelidir; (c) Bireylerin ihtiyaçlarına göre makul düzenlemeler yapılmalıdır; (d) Engellilerin genel eğitimden etkin bir şekilde yararlanabilmeleri için genel eğitim sistemi içinde ihtiyaç duydukları desteği almalıdır; (e) Engellilere yönelik bireyselleştirilmiş etkin destekleyici tedbirler, engellilerin tam katılımı hedefine uygun olarak, akademik ve sosyal gelişimi artırıcı ortamlarda sağlanmalıdır.

3. Taraf Devletler engellilerin toplumun eşit üyeleri olarak eğitime tam ve eşit katılımlarını kolaylaştırmak için yaşamı ve sosyal gelişim becerilerini öğrenmelerini sağlar…

4. Taraf Devletler bu hakkın yaşama geçmesini sağlamak için, engelli olanlar dahil olmak üzere, işaret dilini ve Braille alfabesini bilen öğretmenlerin işe alınması ve eğitimin her düzeyinde çalışan uzmanların ve personelin eğitimi için uygun tedbirleri alır. Sözkonusu eğitim engelliliğe ilişkin bilincin artırılmasını, alternatif iletişim araç ve biçimleri ile destekleyici eğitim tekniklerinin ve materyallerinin kullanılmasını içermelidir.”

Düzenlemelerini içermektedir.

8) 5378 sayılı Engelliler Hakkında Kanunun;

8.1) “Genel Esaslar” başlıklı 4 üncü maddesinin birinci fıkrası;

“Bu Kanun kapsamında bulunan hizmetlerin yerine getirilmesinde; a) Engellilerin insan onur ve haysiyetinin dokunulmazlığı temelinde, kendi seçimlerini yapma özgürlüğünü ve bağımsızlığını kapsayacak şekilde bireysel özerkliğine saygı gösterilmesi esastır.

b) Engelliliğe dayalı ayrımcılık yapılamaz, ayrımcılıkla mücadele engellilere yönelik politikaların temel esasıdır.

c) Engellilerin tüm hak ve hizmetlerden yararlanması için fırsat eşitliğinin sağlanması esastır.

g) Engeli olan çocuklara yönelik hizmetlerde çocuğun üstün yararının gözetilmesi esastır…”

8.2) “Ayrımcılık” başlıklı 4/A maddesinin birinci fıkrasında;

“Doğrudan ve dolaylı ayrımcılık dâhil olmak üzere engelliliğe dayalı her türlü ayrımcılık yasaktır.”

8.3) “Eğitim ve öğretim” başlıklı 15 inci maddesinin ilk iki fıkrasında;

“Hiçbir gerekçeyle engellilerin eğitim alması engellenemez. Engelliler, özel durumları ve farklılıkları dikkate alınarak, yaşadıkları çevrede bütünleştirilmiş ortamlarda, eşitlik temelinde, hayat boyu eğitim imkânından ayrımcılık yapılmaksızın yararlandırılır.

Genel eğitim sistemi içinde engellilerin her seviyede eğitim almasını sağlayacak bütünleştirici planlamalara yer verilir…”

Denmektedir.

9) 5395 sayılı Çocuk Koruma Kanunu’nun “Temel ilkeler” başlıklı 4 üncü maddesinde;

“Bu Kanunun uygulanmasında, çocuğun haklarının korunması amacıyla; (a) Çocuğun yaşama, gelişme, korunma ve katılım haklarının güvence altına alınması, (b) Çocuğun yarar ve esenliğinin gözetilmesi, (c) Çocuk ve ailesinin herhangi bir nedenle ayrımcılığa tâbi tutulmaması…”

İlkelerinin gözetileceği belirtilmiştir.

10) 6328 sayılı Kamu Denetçiliği Kurumu Kanununun “Kurumun Görevi” başlıklı 5 inci

maddesinin birinci fıkrasında; “Kurum, idarenin işleyişiyle ilgili şikâyet üzerine, idarenin her türlü eylem ve işlemleri ile tutum ve davranışlarını; insan haklarına dayalı adalet anlayışı içinde, hukuka ve hakkaniyete uygunluk yönlerinden incelemek, araştırmak ve idareye önerilerde bulunmakla görevlidir.” hükmü yer almaktadır.

11) 1739 Sayılı Millî Eğitim Temel Kanunu’nun;

11.1) 4 üncü maddesi “Eğitim kurumları dil, ırk, cinsiyet, engellilik ve din ayırımı

gözetilmeksizin herkese açıktır. …”

11.2) 8 inci maddesi “… Özel eğitime ve korunmaya muhtaç çocukları yetiştirmek için özel

tedbirler alınır.” Hükümlerini amirdir.

12) 573 Sayılı Özel Eğitim Hakkında Kanun Hükmünde Kararnamenin;

12.1) 4 üncü maddesi; “(b) Özel eğitime erken başlamak esastır… “(d) Özel eğitim gerektiren

bireylerin, eğitsel performansları dikkate alınarak, amaç, muhteva ve öğretim süreçlerinde uyarlamalar yapılarak diğer bireylerle birlikte eğitilmelerine öncelik verilir.”

12.2) 7 nci maddesi “Tanısı konulmuş özel eğitim gerektiren çocuklar için okul öncesi eğitimi

zorunludur. Bu eğitim özel eğitim okulları ile diğer okul öncesi eğitim kurumlarında verilir…”

12.3) 8 inci maddesi “Özel eğitim gerektiren bireyler, ilk öğretimlerini özel eğitim okulları

ve/veya diğer ilköğretim okullarında sürdürürler.”

12.4) “Kaynaştırma” başlıklı 12 nci maddesi “Özel Eğitim gerektiren bireylerin eğitimleri,

hazırlanan bireysel eğitim planları doğrultusunda akranları ile birlikte her tür ve kademedeki okul ve kurumlarda uygun yöntem ve teknikler kullanılarak sürdürülür.”

12.5) “Özel Eğitim Desteği” başlıklı 14 üncü maddesi “Özel eğitim gerektiren bireylere, her

tür ve kademedeki eğitim ortamlarında devam ettiği eğitim programlarının amaçlarını gerçekleştirmek üzere özel eğitim desteği verilir. Bu amaçla bireysel ve grupla eğitim imkanları sağlanır…”

12.6) 24 üncü maddesi ‘’Resmî ve özel okul öncesi, ilköğretim ve orta öğretim okulları ile

yaygın eğitim kurumları; kendi çevrelerindeki özel eğitime ihtiyacı olan bireylere özel eğitim hizmetleri sağlamakla yükümlüdür. Sözkonusu okul ve kurumlarda, özel eğitim gerektiren bireylerin eğitim-öğretim görmelerini sağlamak üzere gerekli tedbirler alınır’’

12.7) 25 inci maddesi “Özel eğitim okul ve kurumları ile özel eğitime destek sağlayan okul ve

kurumların eğitim-öğretim sınıfı personel ihtiyacı öncelikle karşılanır; ihtiyaç duyulan uzman personel atanır veya diğer kurum ve kuruluşlarla işbirliği yapılarak görevlendirilir.”

Hükümlerini amirdir.

13) (Mülga) 31/05/2006 tarihli ve 26184 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan Özel

Eğitim Hizmetleri Yönetmeliğinin;

13.1) “Tanımlar” başlıklı 4 üncü maddesi;

h) Destek eğitim hizmeti: Özel eğitime ihtiyacı olan bireylerin tıbbî ve eğitsel değerlendirme ve tanılama sonucunda belirlenen eğitim ihtiyaçları doğrultusunda kendilerine, ailelerine, öğretmenlerine ve okul personeline uzman personel, araç-gereç, eğitim ve danışmanlık hizmetleri sağlamayı, ı) Destek eğitim odası: Kaynaştırma uygulamaları yoluyla eğitimlerine devam eden öğrenciler ile üstün yetenekli öğrencilere ihtiyaç duydukları alanlarda destek eğitim hizmetleri verilmesi için düzenlenmiş ortamı, l) En az sınırlandırılmış eğitim ortamı: Özel eğitime ihtiyacı olan bireyin; toplumla bütünleşmesini sağlamaya yönelik sosyal, öz bakım, dil ve iletişim alanlarındaki davranışlar ile düzeyine uygun akademik ve mesleki bilgi ve becerileri kazandırmak amacıyla destek eğitim hizmetlerinin de verildiği ve mümkün olduğunca yetersizliği olmayan akranlarıyla bir arada olmasını sağlayan en uygun eğitim ortamını, z) Özel eğitime ihtiyacı olan birey: Çeşitli nedenlerle bireysel ve gelişim özellikleri ile eğitim yeterlilikleri açısından akranlarından beklenilen düzeyden anlamlı farklılık gösteren bireyi,

aa) (Değişik 21.7.2012/28360 R.G.) Özel eğitime ihtiyacı olan bireyler için zorunlu öğrenim:

Özel eğitime ihtiyacı olan bireyler için okul öncesi eğitim döneminde başlayıp ortaöğretim süresini de kapsayan eğitim ve öğretim sürecini,”

13.2) “Yerleştirme” başlıklı 12 nci maddesi;

“(1) (Cümle eklenmiştir: 14.3.2009/27169 RG) Özel eğitim hizmetleri kurulu, özel eğitim değerlendirme kurul raporu doğrultusunda özel eğitime ihtiyacı olan bireyi uygun resm î okul veya kuruma yerleştirir. Bu kurul, Özel Eğitim Değerlendirme Kurulunun yönlendirme raporu ve velinin isteği doğrultusunda özel okullarda öğrenimlerini sürdüren öğrencinin, bulunduğu okulda kaynaştırma yoluyla eğitime devam etmesi için de karar alabilir.”

(2) Bireylerin uygun eğitim ortamına yerleştirilmesinde aşağıdaki hususlar dikkate alınır:

a) Özel eğitime ihtiyacı olan bireylerin öncelikle yetersizliği olmayan akranlarının devam ettiği sınıf olmak üzere, özel eğitim sınıfı, gündüzlü özel eğitim okulu/kurumu, yatılı özel eğitim okulu/kurumu gibi en az sınırlandırılmış ortamdan en çok sınırlandırılmış ortamda eğitimlerini sürdürmelerini sağlayacak şekilde yerleştirilmelerine dikkat edilir.

b) Yerleştirme, bireylerin yetersizlik türü ve derecesi, tüm gelişim ve akademik disiplin alanlarındaki performansı, eğitim ihtiyaçları ile ilgi ve istekleri doğrultusunda yapılır.

c) Yerleştirmede, bireyin yerleştirileceği okulun veya kurumun personel durumu, öğrenci mevcudu ve eğitim ortamı göz önünde bulundurulur.

ç) Yerleştirme kararında velinin yazılı görüşü dikkate alınır.

d) Birey, ikamet adresine göre mümkün olan en yakın okul veya kuruma yerleştirilir.

e) Yerleştirme kararına; bireyin velisi karar tarihinden itibaren, yerleştirme kararı verilen okul veya kurumdaki rehberlik ve psikolojik danışma hizmetleri yürütme komisyonu ise kayıt tarihinden itibaren 70 iş günü içinde itiraz edebilir.

f) Eğitimin her aşamasında, bireyin gelişimi ve eğitim performansı doğrultusunda durumuna uygun yeni bir okula veya kuruma yerleştirmesi kararı alınır.

13.3) İzleme başlıklı 13 üncü maddesi;

“(1) Özel eğitim hizmetlerinin planlanması ve eğitimde sürekliliğin sağlanması amacıyla erken çocukluk döneminden itibaren eğitimin her kademesinde özel eğitime ihtiyacı olan bireylerin gelişimlerinin izlenmesi esastır.

(2) Bireylerin gelişimlerinin izlenmesi; önerilen özel eğitim hizmetlerinin uygunluğunun ve

BEP’lerinde yer alan amaçların gerçekleşme düzeyi bakımından değerlendirilerek her yıl eğitim planlarının yenilenmesi yoluyla yürütülür.

(3) Özel eğitime ihtiyacı olan bireylerin gelişimlerinin izlenmesine yönelik faaliyetler; özel eğitim hizmetleri kurulu, rehberlik ve araştırma merkezleri, okullar, kurumlar ve ailenin iş birliğiyle yürütülür.”

13.4) “Kaynaştırma yoluyla eğitim” başlıklı 23 üncü maddesi;

e) Kaynaştırma yoluyla eğitim uygulamaları yapılan okul ve kurumlarda öğrencinin yetersizliğine uygun fiziksel, sosyal, psikolojik ortam düzenlemeleri yapılır. Bu okul ve kurumlarda öğrenciye verilen eğitim hizmetlerinin etkin bir biçimde yürütülebilmesi amacıyla özel araç-gereç ile eğitim materyalleri sağlanır ve destek eğitim odası açılır.

h) Kaynaştırma yoluyla eğitimlerine devam eden öğrencilerin destek eğitim hizmeti almaları için gerekli düzenlemeler yapılır. Bu doğrultuda destek eğitim hizmetleri, sınıf içi yardım şeklinde olabileceği gibi destek eğitim odalarında da verilebilir.

13.4) “Okul öncesi dönemde özel eğitim hizmetleri” başlıklı 29 uncu maddesi;

“(1) (Değişik 21.7.2012/28360 R.G.) “37-66 ay arasındaki özel eğitime ihtiyacı olan bireylerin okul öncesi eğitimi zorunludur. Ancak, bu bireyler için okul öncesi eğitim Özel Eğitim

Değerlendirme Kurul Raporu ile velisinin yazılı onayı doğrultusunda eylül ayı sonu esas alınarak 78 aya kadar uzatılabilir. E-Okul sistemi üzerinden kaydı yapılan ve okul öncesi eğitim süresi uzatılan çocuklar velisinin resmi başvurusu ve il/ilçe özel eğitim hizmetleri kurulu kararı ile uygun kuruma yerleştirilir…”

13.5) “Aile eğitimi hizmetleri” başlıklı 36 ncı maddesi;

“(1) Aile eğitimi, tüm eğitim kademelerinde bireyin eğitimine katkı sağlamak amacıyla aileye verilecek her türlü rehberlik ve danışmanlık hizmetlerini içeren bir eğitimdir.”

13.6) “Rehberlik ve araştırma merkezleri” başlıklı 49 uncu maddesi;

“(1) Rehberlik ve araştırma merkezleri; özel eğitime ihtiyacı olan bireylerin eğitsel değerlendirme, tanılama, izleme ve yönlendirme hizmetlerini yürüterek birey için en az sınırlandırılmış eğitim ortamını önerir, birey ve ailesine destek eğitim ile rehberlik ve psikolojik danışma hizmetleri sunar.”

13.7) “Okul ve kurumların özel eğitim hizmetleri sorumluluğu” başlıklı 50 nci madde;

“(1) Resmî ve özel; okul öncesi, ilköğretim ve ortaöğretim kurumları ile yaygın eğitim kurumları, özel eğitime ihtiyacı olan bireylere özel eğitim hizmetleri sağlamakla yükümlüdürler.

(2) Bu okul ve kurumlarda, özel eğitime ihtiyacı olan bireylere sunulan eğitim-öğretim hizmetlerinin etkililiğini arttırmak amacıyla özel eğitim tedbirleri alınarak gerekli düzenlemeler yapılır. Bu bireylere sağlanacak her türlü özel eğitim hizmeti için millî eğitim müdürlükleri, RAM’lar ve özel eğitim okulları ile iş birliği yapılır.”

13.8) “Öğretmenlerin görev ve sorumlulukları” başlıklı 59 uncu maddesinin ikinci fıkrası;

ç) Okul ve kurumdaki aile eğitim çalışmalarına katılmak, sınıfındaki öğrencilerinin ailelerine yönelik aile eğitim çalışmalarını planlamak ve yürütmek.

d) Öğrencilere destek eğitim hizmeti sağlanması ve eğitim performansları doğrultusunda başka bir okul veya kuruma yönlendirilmesinde, rehberlik ve psikolojik danışma hizmetleri yürütme komisyonu ve BEP geliştirme birimiyle iş birliği yapmak.

14) 26.07.2014 tarihli ve 29072 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan Millî Eğitim Bakanlığı

Okul Öncesi Eğitim ve İlköğretim Kurumları Yönetmeliği’nin “Kayıt zamanı ve kayıt yaşı” başlıklı 11 nci maddesinin beşinci fıkrası;

“(5) Okul öncesi eğitim kurumlarında okula kayıt:

c) (Değişik:RG-23/10/2014-29154) Velisinin yazılı talebi veya sağlık raporu doğrultusunda ilkokula kaydı bir yıl ertelenen çocuklar okul öncesi eğitim kurumlarına öncelikle kaydedilir.”

IV. KAMU DENETÇİSİ CELİLE ÖZLEM TUNÇAK’IN KAMU BAŞDENETÇİSİ’NE

ÖNERİSİ

15) Ulusal mevzuatımız ile tarafı olduğumuz uluslararası sözleşmelerde engeli olan çocuklara

yönelik hizmetlerde çocuğun üstün yararının gözetilmesinin esas olduğu dikkate alınarak; “şikâyete konu dönemde çocuğun ve ailesinin ihtiyaç duydukları eğitim ve danışmanlık hizmetlerini alamadığı” tespit edilerek gerekiyorsa çocuğun eğitiminden geri kaldığı dönemin telafi edilmesi ve aileye gerekli danışmanlık hizmetinin verilmesi; “Soruşturma sonucunun tebliğ edilmesine” ilişkin talebin 4982, 3071 ve 6698 sayılı Kanunlar ile ikincil mevzuatları kapsamında yer alan hükümler çerçevesinde, anılan mevzuatta yer alan istisna hallere dikkat edilmek suretiyle başvurana tebliğ edilmesi ve kaynaştırma (ve bütünleştirme) eğitimindeki eksikliklerin ve aksaklıkların giderilerek mevcut uygulamanın iyileştirilmesi amacıyla ilgili idareye Tavsiyede bulunulması yönündeki öneri Kamu Başdenetçisi’ne sunulmuştur.

V. DEĞERLENDİRME VE GEREKÇE

A. Hukuka, Hakkaniyete ve İnsan Haklarına Uygunluk Yönünden Değerlendirme

16) Başvuran, oğlunun otizmli birey olduğunu, özel eğitim hizmetlerinden yararlandığını,

ancak öğretmeninin ve okul müdürünün çocuğa karşı ayrımcı tutum sergilediğini, psikolojik baskı kurduğunu, bu konuda idareye verdiği dilekçelerinin yanıtsız bırakıldığını, idareye yaptığı başvuruları sonucunda yürütülen soruşturmanın sonucu hakkında bilgi verilmediğini ifade ederek, konunun incelenerek çözümlenmesini, soruşturma sonucunun tebliğini, kasti veya ihmali harekette bulunan idarenin personelinin tespiti ile idare aleyhine tavsiye niteliğinde karar verilmesini talep etmiştir.

17) Başvuranın oğlu hakkında İnönü Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi tarafından verilen

30/07/2015 tarihli Engelli Sağlık Kurulu Raporunda “Çocukluk Otizmi” teşhisi konulduğu, engel oranının %80 olarak belirlendiği ve raporun sürekli olduğu görülmüştür. Çocuk hakkında

Diyarbakır İli Kamu Hastaneleri Birliği Genel Sekreterliği Sağlık Bilimleri Üniversitesi Gazi

Yaşargil Eğitim ve Araştırma Hastanesi tarafından düzenlenen 14/08/2017 tarihli Durum

Bildirir raporda ise “ilkokul birinci sınıf düzeyindeki eğitimi sürdürebilmesi için gerekli olan sosyal, duygusal, bilişsel, dil ve motor gelişim alanlarındaki beklentileri yeterli düzeyde karşılayamayacağı düşünüldüğü, bu sebeple 2017-2018 eğitim-öğretim yılında eğitimine anasınıfında devam etmesinin uygun olduğu tıbbi kanaatine varıldığının” belirtildiği görülmüştür.

18) Dosya kapsamında iletilen iddialar çerçevesinde, idareden temin edilen evraklardan; çocuk

hakkında düzenlenen 02/09/2014 tarih ve … Karar numaralı İlçe Özel Eğitim Hizmetleri

Kurulu Kararı ile “… Özel Eğitim Anaokulu’nda Okul Öncesi (37-66 Ay) Tam Zamanlı

Kaynaştırma Programından yararlanmasına” karar verildiği; 25/09/2017 tarih ve 5772 sayılı

Kararla “… Anaokulu’nda Okul Öncesi (66-78 Ay) Tam Zamanlı Kaynaştırma Eğitiminden yararlanmasına” karar verildiği; 19/09/2018 tarih ve … sayılı Kararla “… İlkokulunda Özel

Eğitim Sınıfı (Otizm-Hafif Düzeyde) Programına alınmasına” karar verildiği görülmüştür.

19) Şikâyete konu olan olayların, çocuğun 2017-2018 eğitim-öğretim yılında yerleştirilmesinin

yapıldığı … Anaokulu’nda yaşandığı görülmüştür. 2 numaralı paragrafta verilen yazışmaların incelenmesinden, Anaokulu Yönetiminin çocuğun yaşının (81 ay) olması sebebiyle ilgili mevzuata uygun olmadığını, fiziksel ve bilişsel olarak sınıfta uyum sorunları yaşadığını, diğer öğrencilerin de okula uyumlarını olumsuz yönde etkilediğini, öz bakım gereksinimleri olduğunu, ancak okulda “bakıcı abla” bulunmadığını ifadeyle Kayapınar RAM’dan çocuğun yeniden tanılanmasını ve buna uygun olarak yerleştirme yapılmasını talep ettiği görülmüştür.

20) RAM tarafından ise doktor raporu çerçevesinde 2017-2018 eğitim-öğretim yılında

çocuğun eğitimine anasınıfında devam edilmesine karar verildiği, yerleştirme yapıldıktan sonra ilgili mevzuattaki “70 iş günlük” sürenin beklenmesinin istendiği, bu süre dolduktan sonra

Anaokulunun talebi yinelemesi üzerine, başvurana çocuğun yeniden tanılaması için randevu verildiği, başvuranın randevulara çocuğunu götürmemesi sebebiyle RAM’dan görevli iki öğretmenin okulda çocuğu gözlemlediği, yapılan gözlem sonucunda “öğrencinin ilçe sınırlarında bulunan otizm alt sınıfına uygun olduğunun” belirtildiği görülmüştür.

21) Meri mevzuat uyarınca, özel eğitime ihtiyacı olan bireyler için okul öncesi eğitim

döneminde başlayıp ortaöğretim süresini de kapsayan eğitim ve öğretim süreci zorunludur. Bu kapsamda, şikâyete konu olan dönemde çocuğun eğitim sisteminde yer aldığı; ancak yerleştirilmesinin yapıldığı sınıfın türü (kaynaştırma sınıfı/otizm alt sınıfı) konusunda idare ve aile arasında sorun yaşandığı anlaşılmıştır.

22) Başvuranın belirtilen döneme ilişkin öğretmen ve okul idarecileri ile ilgili iddialarının

MEB Maarif Müfettişlerince incelendiği ve 06/06/2018 tarih ve … sayılı “Soruşturma

Raporunun” düzenlendiği görülmüştür. Ancak, soruşturma sonucunun başvuranla paylaşılmadığı ve paylaşılmama gerekçesinin de başvurana bildirilmediği tespit edilmiştir.

Bahsekonu soruşturmanın sonucunun; 4982 sayılı Bilgi Edinme Hakkı Kanunu, 3071 sayılı Dilekçe Hakkının Kullanılmasına Dair Kanun ve 6698 sayılı Kişisel Verilerin

Korunması Kanunu ile sözkonusu Kanunlarıın uygulanmasına yönelik ikincil mevzuat kapsamında yer alan hükümler çerçevesinde ve anılan mevzuatta yer alan istisna kapsamında kalan hallere dikkat edilmek suretiyle, başvurana tebliğ edilmesi gerektiği değerlendirilmektedir.

23) Öte yandan, şikayet konusu hakkında Kurumumuzca yapılan incelemeler sonucunda;

belirtilen dönemde çocuğun eğitim hakkının kullanılmasına yönelik eksiklikler ve aksaklıklar yaşandığı tespit edilmiştir.

24) Öncelikle, şikâyet konusu olayların yaşandığı 2017-2018 eğitim-öğretim yılının birinci

döneminde, başvuranın çocuğu için “Destek Eğitim Odasının” açılmadığı anlaşılmıştır.

“Destek Eğitim Odası”, okul ve kurumlarda, kaynaştırma/bütünleştirme yoluyla eğitim uygulamaları kapsamında yetersizliği olmayan akranlarıyla birlikte aynı sınıfta eğitimlerine devam eden özel eğitim ihtiyacı olan öğrencilerin, sunulan eğitim hizmetlerinden en üst düzeyde yararlanmaları amacıyla özel araç-gereçler ile eğitim materyalleri sağlanarak oluşturulmuş eğitim ortamları olup, özel eğitim ihtiyacı olan öğrencilerin öğrenim gördüğü okul ve kurumlarda “Destek Eğitim Odası” açılması zorunludur. Özel eğitim ihtiyacı olan her öğrencinin ihtiyacı doğrultusunda bu eğitimden yararlanması sağlanır ve burada öğrencilerin eğitim performansları dikkate alınarak birebir ya da aynı seviyede öğrenciler için grup eğitimi yapılır. Somut dosyada, özel eğitim ihtiyacı olduğu belirlenen çocuk için eğitim-öğretim yılının birinci döneminde destek eğitim odası açılmadığı, çocuğa gerekli eğitim desteğinin sağlanamadığı tespit edilmiştir.

25) Öte yandan, kaynaştırma eğitimi yapılan okul ve kurumlarda, özel eğitime ihtiyacı olan

bireylere sunulan eğitim-öğretim hizmetlerinin etkililiğini arttırmak amacıyla özel eğitim tedbirleri alınarak gerekli düzenlemeler yapılacağı, bu bireylere sağlanacak her türlü özel eğitim hizmeti için mill î eğitim müdürlükleri, RAM’lar ve özel eğitim okulları ile iş birliği yapılacağı hüküm altına alınmıştır. Ancak somut dosyada okul idaresinin personel ihtiyacı olduğunu açıkça ifade etmesine rağmen ilk dönem (bütçe sorunları sebebiyle) gerekli desteği alamadığı, aynı dönemde öğretmen desteğine yönelik tedbirlerin alınmadığı, üst idare tarafından da çözüme yönelik herhangi bir girişimde bulunulmadığı ve gerekli yönlendirmenin yapılmadığı anlaşılmıştır. Dolayısıyla şikâyete konu dönemde çocuğun ihtiyacına uygun eğitimi alamadığı tespit edilmiştir.

26) Dosyada dikkat çeken bir diğer husus ise bu süreçte idare ile aile arasında işbirliğinin ve

karşılıklı olumlu diyaloğun kurulamadığı yönündedir. Eğitim sistemimiz içerisinde özel gereksinimli öğrenciler için “en az sınırlandırılmış” ortamda eğitimin verilmesi ilkesinin kabul edildiği bilinmekte, başvuruya konu çocuğun da bu kapsamda tam zamanlı kaynaştırma öğrencisi olmasına karar verildiği anlaşılmaktadır. Bununla birlikte, mevzuat uyarınca eğitimin her aşamasında, bireyin gelişimi ve eğitim performansı doğrultusunda durumuna uygun yeni bir okula veya kuruma yerleştirmesi kararı alınması da mümkündür. Meri mevzuatta, “Özel eğitime ihtiyacı olan bireylerin gelişimlerinin izlenmesine yönelik faaliyetler; özel eğitim hizmetleri kurulu, rehberlik ve araştırma merkezleri, okullar, kurumlar ve ailenin iş birliğiyle yürütülür.” denmekte olup; somut dosyada bu işbirliğinin sağlanamadığı gibi çatışma halini aldığı gözlemlenmiş; dolayısıyla ailenin çocuğun eğitimi konusunda gerekli danışmanlık hizmetini alamadığı değerlendirilmiştir.

27) 2017-2018 eğitim-öğretim yılının birinci döneminde yaşanan sorunların, ancak eğitim-

öğretim yılının ikinci döneminde, okul idaresi tarafından öğretmenin değiştirilmesi, destek eğitim odasının açılması ve öğretmen desteği sağlanması ile aşıldığı; çocuğun ihtiyaçlarına uygun eğitim ortamının gecikmeli olarak sağlandığı tespit edilmiştir.

28) Somut dosyada yapılan tespitler, özel gereksinimli çocukların eğitimine ilişkin mevzuat ve

uygulamanın genel anlamda da değerlendirilmesini gerektirmiştir. Nitekim ulusal mevzuatımız ile tarafı olduğumuz uluslararası sözleşmelerde “engelliliğe dayalı ayrımcılığın” yasaklandığı ve bu kapsamda “engelli çocukların üstün yararını korumaya” yönelik tedbirlerin alınacağının hüküm altına alındığı görülmektedir.

29) BM EHİS’in “Engelli Çocuklar” başlıklı 7 nci maddesinde “Taraf Devletlerin engelli

çocukların diğer çocuklarla eşit bir şekilde tüm insan temel hak ve özgürlüklerinden tam olarak yararlanmasını sağlamak için gerekli tüm tedbirleri alacağı” taahhüt altına alınmıştır. Yine BM

EHİS’te, Çocuk Hakları Sözleşmesi ile uyumlu olarak, “Engelli çocuklarla ilgili tüm eylemlerde çocuğun üstün yararının gözetilmesine öncelik verileceği” belirtilmiştir. 5378 sayılı Kanunda da bu hususa açıkça değinilmiş, “engeli olan çocuklara yönelik hizmetlerde çocuğun üstün yararının gözetilmesinin esas olduğu” kayıt altına alınmıştır.

30) Öte yandan, eğitim hakkı tüm vatandaşlar için Türkiye Anayasası ile teminat altına alınmış

bir haktır. Anayasanın 42 inci maddesinde, “Kimsenin, eğitim ve öğrenim hakkından yoksun bırakılamayacağı, Devletin, durumları sebebiyle özel eğitime ihtiyacı olanları topluma yararlı kılacak tedbirleri alacağı belirtilmiş; “Engelli bireylerin eğitim hakkına” ilişkin BM EHİS düzenlemesinin “bu hakkın fırsat eşitliği temelinde ve ayrımcılık yapılmaksızın sağlanması için eğitim sisteminin bütünleştirici bir şekilde her seviyede engellileri içine alması” hususuna öncelikli vurgu yapılmıştır.

31) “Engelli çocukların eğitim hakkı”na ilişkin olarak BM Çocuk Hakları Sözleşmesinin 23

üncü maddesi uyarınca Türkiye, özel eğitim ihtiyacı olan çocukların haklarını teminat altına alacağını kabul etmiştir. Buna göre ülkemiz, zihinsel ya da bedensel engelli çocukların saygınlıklarını güvence altına alan, özgüvenlerini geliştiren ve toplumsal yaşama etkin biçimde katılmalarını sağlayacak eksiksiz bir yaşama sahip olmaları gerektiğini kabul etmektedir. Aynı

Sözleşmeye göre ülkemiz, özel eğitime ihtiyaç duyan bireylerin, anne-babasının ya da çocuğa bakanların mali durumlarını göz önüne alarak, eğitimleri, mesleki eğitimleri, tıbbi bakım hizmetleri, rehabilitasyon hizmetleri, bir işte çalışabilecek duruma getirmeye yönelik hazırlık programları ve dinlenme/eğlenme olanaklarından etkin olarak yararlanmaları konularında yardım etmeyi de taahhüt etmektedir. Bu çerçevede, çocuğun eksiksiz biçimde toplumla bütünleşmesinin yanı sıra, kültürel ve ruhsal yönü dâhil bireysel gelişimini gerçekleştirmesi amaçlanmaktadır.

32) Belirtilen ulusal ve uluslararası mevzuat kapsamında özel eğitim ihtiyacı duyan bireylerin

ve “özel eğitim ihtiyacı duyan çocukların” bu haklarını hiçbir ayrımcılığa uğramaksızın, gerekli makul düzenlemeler gerçekleştirilmek ve idari tedbirler alınmak kaydıyla, tam ve eksiksiz bir şekilde gerçekleştirmelerinin yasal güvence altına alındığı görülmektedir.

33) Engelli çocuklara sunulacak hizmetlere ilişkin olarak yukarıda tespit edilen hususları da

içeren eğitime yönelik ulusal mevzuatımızın 1949 yılında 5387 sayılı “Korunmaya Muhtaç

Çocuklar Hakkında Kanun” ile başladığı söylenebilir. Bu süreç 1962 yılında yayımlanan “Özel

Eğitime Muhtaç Çocuklar Yönetmeliği” ile devam etmiş, 1973 yılında yayımlanan 1739 sayılı

Milli Eğitim Temel Kanunu, 1983 yılında yürürlüğe giren 2916 sayılı “Özel Eğitime Muhtaç

Çocuklar Kanunu” ardından 1997 tarihli 573 sayılı “Özel Eğitim Hakkında Kanun Hükmünde

Kararname” ve ilk kez 2000 yılında yayımlanan ve sırası ile 2006, 2009, 2012, 2018 yıllarında değişikliklere uğrayan “Özel Eğitim Hizmetleri Yönetmeliği” ile yaygın olarak uygulanmaya başlanmıştır.

34) Belirtilen mevzuat kapsamında “ülkemizde 20. yüzyılın başından itibaren nicelik olarak

sınırlı da olsa özel eğitim kurumları ve özel sınıflar özel gereksinimli öğrencilerin eğitimi için en uygun modeller olarak kabul edilmiş, 1990’lı yıllara kadar bu kurumlar yaygınlaştırılmıştır.

1986’da başlatılan “kaynaştırma” uygulamaları ise 1997 yılında kabul edilen 573 Sayılı Kanun

Hükmünde Kararname ile yasallaştırılmış, “özel gereksinimli çocukların akranları ile aynı eğitim ortamlarında, kendileri için en uygun eğitimi almaları” yasal olarak kabul edilmiştir. Bu kararnamenin “kaynaştırma” maddesinde “özel eğitim gerektiren bireylerin eğitimleri, hazırlanan bireysel eğitim planları doğrultusunda akranlarıyla birlikte her tür ve kademedeki okul ve kurumlarda uygun yöntem ve teknikler kullanılarak sürdürülür” denilmektedir.

Kararname, çocukların yerleştirildikleri her kademedeki okullarda, kendi gereksinimlerine en uygun eğitimi almaları gerektiğini açıkça göstermektedir. ” (Özdemir, H, & Ahmetoğlu, E.

“Okulöncesi öğretmenlerinin yaşları ve mesleki deneyimleri açısından kaynaştırma uygulamalarına ilişkin görüşlerinin incelenmesi,” Journal of Educational and Instructional

Studies, 2(1), (2012), 68-74.)

35) 2000 yılında yürürlüğe giren Özel Eğitim Yönetmeliği’nde ise kaynaştırma “özel eğitime

ihtiyacı olan bireylerin eğitimlerini, destek eğitim hizmetleri de sağlanarak yetersizliği olmayan akranları ile birlikte resmi ve özel; okul öncesi, ilköğretim, orta öğretim ve yaygın eğitim kurumlarında sürdürmeleri esasına dayanan özel eğitim uygulamaları” olarak tanımlanmaktadır.

36) “Ülkemizde kaynaştırma yoluyla eğitimin, tam zamanlı kaynaştırma, yarı zamanlı

kaynaştırma ve tersine kaynaştırma olmak üzere üç farklı modelde uygulandığı görülmektedir.

Tam zamanlı kaynaştırma modelinde özel gereksinimli öğrenciler eğitimlerini yetersizliği olmayan akranları ile birlikte sürdürürken, yarı zamanlı kaynaştırma modelinde, özel gereksinimli öğrenciler eğitimlerini bazı derslerde yetersizliği olmayan akranlarıyla birlikte aynı sınıfta ya da ders dışı etkinliklere birlikte katılarak sürdürmektedirler. Tersine kaynaştırma modelinde ise özel gereksinimli olmayan öğrenciler istemeleri halinde, özel eğitim okul ve kurumlarına devam eden özel gereksinimli akranları ile ya aynı sınıfta eğitim görmekte ya da özel gereksinimli olmayan öğrenciler için özel eğitim okul ve kurumunun bünyesinde ayrı bir sınıf açılmaktadır.” (Yazıcıoğlu, T., Kaynaştırma Uygulamalarının Tarihsel Süreci Ve

Türkiye’de Uygulanan Kaynaştırma Modelleri, E-ISSN: 2149-3871, Sayfa: 92-110, http://dergipark.gov.tr/download/article-file/497722)

37) Milli Eğitim Bakanlığınca bu alanda yapılan yayınlarda “Bilimsel araştırmalar ve

uygulama tecrübeleri, engelli öğrencilerin akranları ile bir arada eğitim almalarının en ideal yöntem olduğunu göstermektedir… Çağdaş bilimsel yönelimler doğrultusunda Bakanlığımızın özel eğitim uygulamaları bağlamında temel yaklaşımı, özel eğitim gereksinimi olan bireylerimize mümkün olan en az sınırlandırılmış eğitim ortamını sağlamaktır. Bu çerçevede özel eğitim gereksinimi olan bireylerin öncelikle kendi akranları arasında tam zamanlı kaynaştırma ve bütünleştirme eğitimi almaları esastır. Tanılama çalışmaları doğrultusunda, tam zamanlı kaynaştırmanın mümkün olmadığı durumlarda, öğrenciler yarı zamanlı kaynaştırma, özel eğitim sınıfı ve özel eğitim okulu gibi uygulamalara yönlendirilmektedir. Bu çerçevede 2012/2013 resmi istatistiklerine göre ülkemizde, ilköğretim düzeyinde 147.048, ortaöğretim düzeyinde de 14.247 olmak üzere toplam 161.295 özel eğitim ihtiyacı olan birey kaynaştırma eğitimi almaktadır. Gerek uygulama süreçlerindeki tecrübeler ve gerekse bilimsel araştırmalar engelli bireyler için en ideal eğitimin kaynaştırma yoluyla gerçekleşeceğini göstermiştir.

Bakanlığımız da kaynaştırma eğitiminin ve özel eğitimin güçlendirilmesi amacıyla; Kaynaştırma uygulamalarının yapıldığı okul/kurumlarda destek eğitim odalarının açılması, Kurumlarda gezerek özel eğitim hizmeti veren öğretmenlerin norm sayılarının arttırılması, Eğitim sürecinin planlanması ve uygulanmasında öğrencilerin yetersizlik türüne uygun düzenleme yapılması, Özel Eğitim Anaokullarının yaygınlaştırılması, Gerekli durumlarda; görme, işitme, bedensel engelli öğrenciler için özel okul ve kurumlar açılması, Evde ve hastanede eğitimin, ortaöğretim kademesinde de verilmesi, vb. çalışmaları, ilgili birimlerle iş birliği ve eşgüdüm sağlayarak sürdürmektedir. Bakanlığımızın özellikle kaynaştırma konusunda uyguladığı politikaların bir sonucu olarak bu alandan önemli bir ilerleme kaydedilmiştir.” (MEB Özel Eğitim ve Rehberlik Hizmetleri Genel Müdürlüğü, Mesleki

Eğitimde Bütünleştirme Uygulamaları, s.13, https://orgm.meb.gov.tr/meb_iys_dosyalar/2013_09/04115235_meslekieitimdebtnletirmeuygulamalar.

pdf) denilmektedir.

38) Başvuruya konu çocuk anasınıfı kaynaştırma öğrencisidir ve yapılan araştırmalar özel

gereksinimli çocuklar için okul öncesi dönemde yapılacak kaynaştırma eğitiminin büyük önem taşıdığını göstermektedir. Bu konuda yapılan akademik yayınlarda “Okul öncesi dönemde özel eğitime ihtiyacı olan çocuk, okul öncesi eğitim ortamında, gelişim alanları ile ilgili pek çok beceriyi yaşıtları ile katılacağı oyun ortamlarında, eğitsel uygulamalar ve diğer etkinliklerde gözleyerek öğrenme, onları taklit ederek geliştirme fırsatı bulacaktır. Yetersizliği olmayan çocuklar da kendilerinden farklı özelliklere sahip yaşıtlarını yakından tanıma ve engeli olan bireylere karşı olumlu tutum ve tavırlar geliştirebilme şansına sahip olacaklardır.” denilmektedir (Özdemir, H, & Ahmetoğlu, E. “Okulöncesi öğretmenlerinin yaşları ve mesleki deneyimleri açısından kaynaştırma uygulamalarına ilişkin görüşlerinin incelenmesi,” Journal of Educational and Instructional Studies, 2(1), (2012), 68-74.).

39) MEB tarafından 2010 yılında gerçekleştirilen “İlköğretim Okullarındaki Kaynaştırma

Uygulamalarının Değerlendirilmesi” konulu araştırma sonucunda; “kaynaştırma uygulaması yapılan ilköğretim okulu yöneticileri ve öğretmenlerinin kaynaştırma konusunda yeterli bilgiye sahip olmayıp bilgilenmeye ihtiyaç duydukları, kaynaştırma eğitimi öncesi bilgilendirilmedikleri, kaynaştırmaya yönelik yeterince hazırlık yapmadıkları ve kaynaştırma uygulamalarında destek/yardım almadıkları, kaynaştırma uygulaması yapılan ilköğretim okullarında özel eğitim öğretmeni bulunmadığı, kaynaştırma öğrencilerine destek eğitim hizmetlerinin yeterince verilmediği, öğretmenlerin bireyselleştirilmiş eğitim programını uygulamada en fazla yaşadıkları sorunun “sınıf kalabalık olduğu için uygulamada zaman sorunu yaşanması” olduğu, eğitim materyali sıkıntısı yaşandığı, okul yöneticilerince kaynaştırma uygulamalarının “kısmen” yeterli bulunduğu, kaynaştırma uygulamalarının velilerin beklentilerine yeterince cevap vermediğinin ortaya çıktığı” ifade edilmektedir. (MEB, Eğitimi Araştırma ve Geliştirme Dairesi Başkanlığı (EARGED), “İlköğretim Okullarındaki

Kaynaştırma Uygulamalarının Değerlendirilmesi” 2010, https://www.meb.gov.tr/earged/earged/ilk_kaynas_eg_uyg_deg.pdf)

40) Alandaki akademik çalışmalar incelendiğinde ise, araştırmaların çoğunun sınırlı örneklem

ile oluşturulduğu görülmüşse de sonuçlarının MEB tarafından yayınlanan yukarıdaki araştırma ile benzeştiği tespit edilmiştir. Eldeki sınırlı veri öncelikle uygulamanın etkinliğinin daha kapsamlı, ayrıntılı ve güncel bir şekilde ölçülmesi gerektiğine işaret ederken, diğer yandan ortak bir ağızla kaynaştırma uygulamalarının iyileştirilmesi ve öğretmenler ile idarecilerin farklı yönlerden desteklenmesi gerektiğini ifade etmektedir.

41) Yazıcıoğlu yaptığı araştırma sonucunda “çoğunlukla tam zamanlı kaynaştırma uygulaması

şeklinde yapılan ve ülkemizde 1983 yılından beri uygulanan” kaynaştırma eğitimleri hakkındaki tespit ve önerilerini şu şekilde belirtmiştir: “O tarihten günümüze kaynaştırma eğitimi uygulamalarının arttığı ancak kaynaştırma modeli girişimlerinin sınırlı kaldığı dikkat çekmektedir. Milli Eğitim Bakanlığının istatistikleri incelendiğinde, Türkiye’de kaynaştırma eğitimine devam eden öğrenci sayısının giderek arttığı görülmektedir. Milli Eğitim Bakanlığı her ne kadar bu artışı dikkate alıp kaynaştırma eğitiminin uygulanmasına yönelik düzenlemeler yapsa da, kaynaştırma eğitiminin mevcut sorunlarının devam ettiği de bir gerçektir. Türkiye’de kaynaştırmanın uygulanışıyla ilgili karşılaşılan sorunların başında sınıfların ve okulların kaynaştırma uygulaması için uygun fiziksel ortam niteliği taşımadığı (Batu, Kırcaali-İftar, Uzuner, 2004; Kargın ve diğerleri., 2003; Sadioğlu, Bilgin, Batu ve Oksal, 2013)

görülmektedir. Sınıftaki öğrenci sayısı, sınıfın büyüklüğü, sınıfın ses, ışık, ısı ve havalandırma sistemi, sınıfın içinde bulunan sıralar, dolaplar ve özel cihazlar uygun fiziksel ortamın önemli öğeleri olarak bilinmektedir. Dolayısıyla Türkiye’de uygun fiziksel ortam niteliği taşıyan kaynaştırma okullarının yapılması, bu okullarda uygulanacak kaynaştırma modellerinin sonuçlarının değerlendirilmesi ve kaynaştırma uygulamalarında ileriye yönelik iyileştirici çalışmaların yapılması gerekmektedir. Giderek daha fazla öğrencinin kaynaştırma uygulamasından yararlanıyor olması sevindirici olmakla birlikte, uygulama düzeyinde, öğrenci sayısının fazla olması, materyal eksikliği, Bireyselleştirilmiş Eğitim Programı (BEP)

birimlerinin ve BEP uygulamalarının işlevsel hale getirilememesi, okul yönetimi, öğretmenler ve aileler açısından bilgi eksiklikleri, değerlendirmede kullanılan ölçme araçlarına ilişkin yetersizlikler, destek eğitim hizmetlerinin eksikliği gibi pek çok önemli sorun yaşanmaktadır (Akçamete, Büyükkarakaya, Bayraklı ve Sardohan Yıldırım, 2012). Özel gereksinimli öğrencilere gerektiğinde sınıf dışında destek verebilecek destek odaları oluşturulamamakta, bazı özel kurum ve kuruluşlar kendi çabaları ile bu amaçla küçük birimler kurmaktadırlar (Sucuoğlu, Akalın ve Sazak, 2008). Bu durum özel gereksinimli öğrencilerin eğitim haklarını sınırlamaktadır. Öncelikle kaynaştırma eğitimi yapılan her okul ya da eğitim bölgesine özel eğitim öğretmeni istihdamı sağlayacak politikaların geliştirilmesi gerekmektedir. Böylece kaynaştırma sınıflarında görev yapan sınıf öğretmenleri ile alan öğretmenlerine gerek sınıf içi gerekse sınıf dışında özel eğitim desteği sağlanacaktır. Ayrıca kaynaştırma sınıflarında görev yapan sınıf öğretmenleri ile alan öğretmenlerine yardımcı öğretmen desteğinin sağlanması, kaynaştırma eğitiminin başarısını arttıracaktır. Türkiye’deki kaynaştırma eğitimi uygulamalarında yaşanan bu sorunlar ve yasal mevzuat temel alınarak özel gereksinimli bireyler için alternatif kaynaştırma modelleri geliştirilebilir. Özel gereksinimli bireylerin ayrışmasına neden olan özel eğitim okulları ya da özel eğitim sınıflarının kaynaştırma eğitimi verilen genel eğitim sınıfları ile bütünleştiği modellerin yaygınlaştırılması ve her çocuğa eşit koşullarda eğitim verilmesi amaçlanmalıdır.” denilmektedir (Yazıcıoğlu, T., Kaynaştırma

Uygulamalarının Tarihsel Süreci Ve Türkiye’de Uygulanan Kaynaştırma Modelleri, E-ISSN:

2149-3871, Sayfa: 92-110, http://dergipark.gov.tr/download/article-file/497722).

42) Özdemir ve Ahmetoğlu tarafından yapılan araştırma sonucunda ise, kaynaştırma

eğitiminde görev alan öğretmenlerin hem kaynaştırma öğrencilerine karşı olumlu tutum geliştirmesinde hem de yeterliliklerini artırmada özel eğitim ile ilgili bir eğitim programından geçmeleri önerilmektedir. Öğretmen yetiştiren eğitim fakültelerinin programlarına özel eğitimle ilgili derslerin daha ayrıntılı bir biçimde dahil edilebileceği ve öğretmen adaylarının özel eğitim konusunda çeşitli uygulamalara katılımlarının sağlanabileceği ifade edilmektedir.

(Özdemir, H, & Ahmetoğlu, (2012), 68-74.)

43) Fazlıoğlu ve Doğan tarafından gerçekleştirilen araştırmada da benzer şekilde “Türkiye’de

kaynaştırma uygulamalarının uygun şekilde yürütülebilmesi için bazı yasa ve yönetmelikler olsa da kaynaştırmanın uygulanması ile ilgili sorunlar hala devam etmektedir. Bu sorunlardan bazıları, okulların kaynaştırma eğitimi için uygun fiziki şartlara sahip olmamaları, öğretmenlerin ve okul personelinin engelli bireylerin eğitimleri hakkında yeterli bilgiye sahip olmamaları, kaynaştırma destek hizmetlerinin uygun şekilde sunulmamasıdır. Ülkemizde kaynaştırmaya devam eden çocukların sayısı giderek artmasına rağmen özel gereksinimli öğrenci ve öğretmenlere genel eğitim sınıflarında sağlanan özel eğitim destekleri hala çok yetersizdir. Genel eğitim sınıflarındaki bu yetersizlikler içinde engelli öğrenci ile karşı karşıya kalan öğretmenler doğal olarak sorunlarını tek başlarına çözememektedirler. Öğretmenlerin kaynaştırma eğitimine olumsuz tutum geliştirme nedenlerinden biri de özel eğitim alanı ile ilgili bilgi eksiklikleridir. Eğitim fakültelerinin öğretmen yetiştirme programlarının ders içeriklerine özel eğitim ile ilgili uygulamaya derslerinin eklenmesi öğretmenlerin sınıf ortamında yaşadıkları aksaklıkları azaltabilir.” (Fazlıoğlu, Y. & Doğan, M. K., “Öğretmenlerin

Kaynaştırmaya İlişkin Tutumlarının İncelenmesi”, Trakya Üniversitesi Sosyal Bilimler

Dergisi, Aralık 2013 Cilt 15 Sayı 2, s.223-234) denilmektedir.

44) Bu hususta, MEB ile yapılan yazışmalarda “öğretmenlerin bu alanda yeterli bilgiye sahip

olduğu” ifade edilmekte ise de YÖK ile yapılan yazışmalardan yakın zamana kadar özel eğitimle ilgili derslerin eğitim/eğitim bilimleri fakültelerindeki lisans programlarında ancak seçmeli ders olarak yer aldığı, verilen hizmet içi eğitimlerin de kısa süreli “kurslar” niteliğinde hazırlandığı ve katılımın zorunlu olmadığı anlaşılmıştır. Bakanlığın Özel Eğitim ve Rehberlik

Hizmetleri Genel Müdürlüğü’nün internet sayfasında “Bütünleştirme Kapsamında Eğitim

Uygulamaları Öğretmen Kılavuz Kitabı”, “Neden, Nasıl, Niçin Kaynaştırma” gibi kaynaklara yer verilmekle birlikte bunların “öğretmenlerin kendilerini bu alana hazır hissetmeleri için yeterli olamadığı” anlaşılmıştır.

45) Bu kapsamda, 2018-2019 eğitim-öğretim yılından itibaren “Özel Eğitim ve Kaynaştırma

Dersi” ile “Kapsayıcı Eğitim Dersinin” bütün öğretmenlik programlarında zorunlu dersler kapsamında yer almaya başlaması geleceğe yönelik olumlu bir gelişme olarak nitelendirilmekte; ancak aynı zamanda halihazırda bu görevi yürüten öğretmenler ve idareciler için mevcut hizmet içi eğitimlerin yaygınlaştırılması ve uygulamalarla eğitim içeriğinin güçlendirilmesi gerektiğine işaret etmektedir.

46) Gök ve Erbaş tarafından yapılan araştırmada da “okulöncesi öğretmenlerin kaynaştırma

eğitiminde daha başarılı olmaları ve yaşanan sorunları çözebilmeleri için özel gereksinimli bireylerin eğitimine yönelik bilgilendirilme ihtiyacında oldukları” belirlenmiştir. “Araştırmaya katılan öğretmenlerin ülkemizdeki okulöncesi eğitimde kaynaştırma uygulamalarının başarıyla uygulanmadığını, sadece fiziksel imkânları iyi olan okullarda başarıyla uygulanmaya başladığını belirttikleri ve daha başarılı bir kaynaştırma eğitimi için destek hizmet türlerinden genel olarak sınıflarında sorunların çözümüne yardımcı ihtiyaç anında uzman desteğini istedikleri” belirtilmiştir. Araştırmada, öğretmenlerin hepsinin destek hizmet türüne ihtiyaç duyduklarını, böylece kaynaştırmada daha çok başarı sağlayabileceklerini düşündükleri ifade edilerek, “öğretmenlerin kendilerini kaynaştırma eğitimi ile ilgili yetersiz bilgi ve deneyime sahip olduklarını düşündükleri için destek hizmet türlerine ihtiyaç duyduklarını belirttiklerinin ve kaynaştırma eğitiminde sorunlar yaşamalarının nedeninin destek hizmet alamamalarına bağlı olduğunun düşünüldüğü” ifade edilmiştir. (Gök, G, & Erbaş, D. “Okulöncesi eğitimi öğretmenlerinin kaynaştırma eğitimine ilişkin görüşleri ve önerileri,” International Journal of

Early Childhood Special Education, 3(1), (2011), 66-87)

47) Bahsekonu araştırma sonucunda “Uygulamaya Yönelik Öneriler” getirilmiş olup bunlar:

“1. Kaynaştırma uygulaması öncesinde ve kaynaştırma eğitimi sırasında sistematik bir şekilde, öğretmenlere ve uygulamada yer alan herkese okulöncesi eğitimde özel eğitim ve kaynaştırma uygulamasına ilişkin bilgilendirme yapılmalıdır.

2. Kaynaştırma uygulamasına yönelik kurumlar arası (öğretmen-aile-RAM-okul idaresi)

işbirliği sağlanmalıdır.

3. Kaynaştırma uygulaması yapılan okulöncesi eğitim kurumlarında, öğretmenlere ve öğrencilere kaynaştırma eğitimi konusunda destek hizmet sağlayacak özel eğitim danışmanı görevlendirilmelidir.

4. Kaynaştırma uygulaması yapılan okulöncesi eğitim kurumlarında, öğretmene ve öğrenciye yardım sağlamak amaçlı sınıf yardımcıları bulundurulmalıdır.

5. Kaynaştırma uygulaması yapılan okulöncesi eğitim kurumlarının örgütsel ve yönetimsel yapısı yasa ve yönetmeliklere uygun olarak düzenlenmelidir.” (A.g.e. 66-87) şeklinde sıralanmıştır.

48) Kurumumuza yapılan başka başvurularda da, üst paragraflarda yer verilen akademik

araştırma sonuçlarıyla benzer şekilde, özel gereksinimli öğrencilerin eğitimine yönelik olarak öğretmen ve idareci kapasitesinin yetersizliği ve güçlendirilmesi ihtiyacı, fiziki altyapı yetersizlikleri, materyal eksiklikleri, destek eğitim odası teminindeki sıkıntılar, idareci, öğretmen, veli ve akranlarının özel gereksinimli öğrenciye yönelik olumsuz tutumu, okula ulaşım sorunları gibi kaynaştırma eğitimiyle ilgili sorunların iletildiği görülmüş; deneyimlerin ortak sorunlara işaret ettiği izlenmiştir.

49) Kurumumuzca yapılan inceleme sonucunda, hukuki dayanakları ayrıntılı bir şekilde

düzenlenmiş ve ülkemizde uzun yıllardır uygulanmakta olan kaynaştırma eğitimine ilişkin uygulamada halen sorunlar yaşandığı görülmekte, idare ile yapılan yazışmalarda da

“kaynaştırma eğitiminin halen tam olarak yerleşmediği” ifade edilmektedir. Bununla birlikte, mevcut durumda uygulamanın ne denli etkin işlediği ve hangi noktalarda aksamalar yaşandığına ilişkin güncel verilere dayalı çalışmalara ulaşmak mümkün olmamış, idareden de bu yönde gerekli açıklamaların yapılmadığı görülmüştür. Bu kapsamda, ülkemizdeki kaynaştırma (ve bütünleştirme) eğitimine ilişkin olarak idarece konunun tüm paydaşlarının talep ve ihtiyaçlarını kapsayacak şekilde yapılacak güncel ve kapsamlı inceleme ve araştırmalarla tespit edilen eksiklikler ve uygulama aksaklıklarının, başta “öğretmenlerin ve idarecilerin olumsuz tutum ve davranışlarını değiştirmeye ve bu alanda onları desteklemeye yönelik” olmak üzere tespit edilen tüm alanlarda gerekli tedbirlerin alınması gerektiği görülmüştür. Engelli haklarının gerçekleştirilmesine yönelik zihniyet dönüşümünün sağlanması ve tüm engelli bireylerin, çocukların ve “engelli çocukların” temel insan haklarından olan “eğitim hakkının” ihlal edilmesinin önüne geçilmesi için konunun bütüncül bir bakışla ele alınmasının zorunluluk arz ettiği değerlendirilmektedir.

50) Kurumumuzca yapılan değerlendirmeler ışığında sonuç olarak, ulusal mevzuatımız ile

tarafı olduğumuz uluslararası sözleşmelerde engeli olan çocuklara yönelik hizmetlerde çocuğun üstün yararının gözetilmesinin esas olduğu dikkate alınarak; “şikâyete konu dönemde çocuğun ve ailesinin ihtiyaç duydukları eğitim ve danışmanlık hizmetlerini alamadığı” tespit edilerek gerekiyorsa çocuğun eğitiminden geri kaldığı dönemin telafi edilmesi ve aileye gerekli danışmanlık hizmetinin verilmesi; “Soruşturma sonucunun tebliğ edilmesine” ilişkin talebin 4982, 3071 ve 6698 sayılı Kanunlar ile ikincil mevzuatları kapsamında yer alan hükümler çerçevesinde, anılan mevzuatta yer alan istisna hallere dikkat edilmek suretiyle başvurana tebliğ edilmesi ve kaynaştırma (ve bütünleştirme) eğitimine ilişkin yukarıda belirtilen hususlarda idareye tavsiyelerde bulunulması gerektiği sonuç ve kanaatine varılmıştır.

B. İyi Yönetim İlkeleri Yönünden Değerlendirme

51) İyi yönetim ilkelerine, 28/03/2013 tarihli ve 28601 mükerrer sayılı Resmi Gazetede

yayımlanan Kamu Denetçiliği Kurumu Kanununun Uygulanmasına İlişkin Usul ve Esaslar

Hakkında Yönetmeliğin “İyi yönetim ilkeleri” başlıklı 6 ncı maddesinde yer verilmiş olup; söz konusu ilkeler yönünden yapılan değerlendirme neticesinde; Milli Eğitim Bakanlığı’ndan istenilen bilgi ve belgelerin süresi içinde Kurumumuza gönderildiği görülmüştür. Ancak

Bakanlığın cevabi yazısında; çocuğun eğitim durumunu belgeleyen tüm evraka yer verilmediği ve şikayete konu soruşturma sonucunun başvuranla paylaşılmadığı; bu sebeple “şeffaflık” ve

“hesap verebilirlik” ilkelerine uygun davranılmadığı görülmüştür. Ayrıca, idarenin şikâyetçiye verdiği cevapta “karara karşı başvuru yollarının gösterilmesi” ilkesine de uygun davranmadığı anlaşılmış olup, idareden bundan böyle bu ilkelere uymasının iyi yönetim anlayışının bir gereği olduğu değerlendirilmektedir.

VI. HAK ARAMA ÖZGÜRLÜĞÜNE İLİŞKİN AÇIKLAMA

52) 6328 sayılı Kanunun “Dava açma süresinin yeniden işlemeye başlaması” başlıklı 21 inci

maddesinde, Kamu Denetçiliği Kurumunun inceleme ve araştırmasını, başvuru tarihinden itibaren altı ay içinde sonuçlandıramaması hâlinde durmuş olan dava açma süresinin kaldığı yerden işlemeye başlayacağı belirtilmiştir. Bu kapsamda incelemenin altı ayda bitirilememe gerekçesi, dava açma süresinin kaldığı yerden yeniden işlemeye başlayacağı hususu ve yargı yolu başvurana 18/04/2019 tarihli ve S.1631 sayılı yazı ile bildirilmiştir.

VII. KARAR

Yukarıda açıklanan gerekçe ve dosya kapsamına göre BAŞVURUNUN KABULÜ İLE; Şikâyete konu dönemde çocuğun ve ailesinin ihtiyaç duydukları eğitim ve danışmanlık hizmetlerini alamaması sebebiyle gerekiyorsa çocuğun eğitiminden geri kaldığı dönemin telafi edilmesi ve aileye gerekli danışmanlık hizmetinin verilmesi, Soruşturma Sonucunun 4982 sayılı Bilgi Edinme Hakkı Kanunu, 3071 sayılı Dilekçe

Hakkının Kullanılmasına Dair Kanun ve 6698 sayılı Kişisel Verilerin Korunması Kanunu ile söz konusu Kanunların uygulanmasına yönelik ikincil mevzuat kapsamında yer alan hükümler çerçevesinde, anılan mevzuatta yer alan istisna hallere dikkat edilmek suretiyle, başvurana tebliğ edilmesi, Ülkemizdeki kaynaştırma (ve bütünleştirme) eğitimine ilişkin olarak, öğrenciler, veliler, öğretmenler ve idareciler dâhil olmak üzere, konunun tüm paydaşlarının ihtiyaç ve taleplerinin gözetileceği bütüncül bir yaklaşım çerçevesinde idarece güncel ve kapsamlı inceleme ve araştırmalar yapılarak yaşanan sorunların ve gerekçelerinin ayrıntılı olarak tespit edilmesi, Yapılacak inceleme ve araştırma sonucunda tespit edilecek sorunlar ve ihtiyaçlar doğrultusunda mevcut eksiklikler ve uygulama aksaklıklarını giderecek çözüm önerilerinin en kısa sürede uygulamaya başlanması, çalışmaların belirli bir program dâhilinde kamuoyu ile paylaşılmak suretiyle orta ve uzun vadede tamamlanması hususunda MİLLİ EĞİTİM

BAKANLIĞI’NA TAVSİYEDE BULUNULMASINA,

Bu kararın BAŞVURAN VEKİLİNE ve MİLLİ EĞİTİM BAKANLIĞI’NA tebliğine,

6328 sayılı Kamu Denetçiliği Kurumu Kanununun 20 nci maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca,

MİLLİ EĞİTİM BAKANLIĞI tarafından bu karar üzerine tesis edilecek işlemin otuz gün içinde Kurumumuza bildirilmesinin zorunlu olduğuna, Türkiye Cumhuriyeti Kamu Başdenetçisince karar verildi.

e-imzalıdır

Şeref MALKOÇ

Kamu Başdenetçisi