|
ÖZET: Başvuru, engelli bir kardeşin ceza infaz kurumuna nakil talebine ilişkindir. Başvuran, kardeşinin bakımını üstlenmek amacıyla Adana 1 Nolu T Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumu’na nakil edilmesini istemiştir. Ancak, Adalet Bakanlığı, talebin “kapasite doluluğu” nedeniyle reddedildiğini bildirmiştir. Başvuran, kardeşinin %96 engelli olduğunu ve bakımının sağlanabilmesi için naklinin gerekli olduğunu vurgulamıştır. İlgili kurum, nakil taleplerinin değerlendirilmesinde cezaevinin kapasitesi, güvenlik durumu ve hükümlülerin durumunu göz önünde bulundurduğunu belirtmiştir.
Adalet Bakanlığı’nın açıklamalarına göre, başvuranın talep ettiği kurumda doluluk oranı %121’dir. Ayrıca, başvuranın kardeşine, hasta hükümlülerin barındırıldığı bir odaya yerleştirilmesi teklif edilmiştir; ancak başvuran bu teklifi kabul etmemiştir. Başvuru, Kamu Denetçiliği Kurumu tarafından kısmen kabul edilip kısmen reddedilmiştir. Başvuranın nakil talebinin reddi, mevcut koşullar ve kapasite doluluğu göz önünde bulundurularak hukuka uygun bulunmuştur. Ancak, ileride boşalma olması durumunda talebinin yeniden değerlendirilmesi gerektiği ifade edilmiştir. |
T.C. TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ KAMU DENETÇİLİĞİ KURUMU
(OMBUDSMANLIK)
SAYI : 2024/4826-S.24.7623
BAŞVURU NO : 2023/19214
KARAR TARİHİ : 07.05.2024
KISMEN TAVSİYE KISMEN RET KARARI ,TCKN:
Adres:
BAŞVURUYA KONU İDARE : ADALET BAKANLIĞI
Başvuranın, bakımını üstlenmek istediği engelli kardeşinin
BAŞVURUNUN KONUSU :
barındırıldığı ve ailesine yakın olan ceza infaz kurumuna nakil talebi.
BAŞVURU TARİHİ : 21.11.2023
I. BAŞVURANIN İDDİA VE TALEPLERİ
1. Kurumumuza tarihinde başvuru yapan (TC: başvurusu ve eklerinde özetle; barındırıldığı Sakarya 1 Nolu L Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumuna 6 Şubat depremi sonrasında zorunlu olarak gönderildiğini, ikametgâhının Adana İli Ceyhan ilçesinde olduğunu, Adana 1
Nolu T Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumunda bulunan ve %96 engelli olan kardeşi ihtiyaç ve bakımını gerçekleştirmek için bu kuruma nakil talebinin “kapasite doluluğu” gerekçesiyle uygun görülmediğini belirterek, gerekenin yapılmasını talep etmiştir.
II. İDARENİN BAŞVURUYA İLİŞKİN AÇIKLAMALARI
2. Kurumumuzun 29.11.2023 tarihli ve S. sayılı bilgi ve belge talep yazısına istinaden Adalet
Bakanlığı Ceza ve Tevkifevleri Genel Müdürlüğünün 02.01.2024 tarihli E- – [
– / sayılı cevabi yazısında özetle; 2.1. Adı geçenin, başka bir ceza infaz kurumuna nakledilmesi ile ilgili olarak en son 09.11.2023 tarihli nakil talep dilekçesinin Genel Müdürlüklerine ulaştığı, ancak talep ettiği kurumların kapasitesinin dolu olması nedeniyle naklinin Genel Müdürlüğün 13.11.2023 tarihli ve Esayılı yazısıyla uygun olarak değerlendirilemediği, /
2.2. Adı geçenin, bilgi formunun incelenmesi sonucunda cevap tarihi itibariyle infaz edilmemiş ve kaldırılmamış herhangi bir disiplin cezasının bulunmadığının tespit edildiği, 2.3. Adana 1 No.lu T Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumunda barındırılan hükümlü adına
Adana Balcalı Hastanesi tarafından tanzim edilen 31.10.2017 tarihli %96 engelli olduğuna ait raporun yazı ekinde sunulduğu, 2.4. Öte yandan, adı geçene Kurumda hasta hükümlülerin barındırılmış olduğu odaya yerleştirme teklifinde bulunulduğu, adı geçenin bunu kabul etmeyerek A-23 numaralı odada bulunan ve akrabası olan başka bir hükümlünün yanında kalmak istediğini bildirdiği, adı geçenin bakımının aynı odada barındırılan akrabası olan hükümlü tarafından yapıldığının tespit edildiği, 2.5. Hükümlülerin kendi istekleri ile bulundukları kurumdan başka kurumlara nakledilebilmeleri için
5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun’un 54 üncü maddesinin birinci
fıkrasının (e) bendinde, “İstekte bulunulan kurumda yer, kapsama gücü ve sınıfının uygun bulunması ve tutukevi olmaması” ifadelerine yer verildiği, 2.6. Bu nedenle, nakil taleplerinin incelenmesinde; kurumun kapasitesi, güvenliği ve hangi suç türüne ait odaların bulunduğu, kişilerin can güvenliğine ilişkin olarak, talepte bulunanın hasım olarak bildirdiği bir kişinin talep ettiği kurumda bulunup bulunmadığı gibi hususlar göz önünde bulundurulduğundan, her talebin uygun değerlendirilemediği, 2.7. Ayrıca, 10.07.2015 tarihinden itibaren adlî suçlardan hükümlü ve tutukluların istek üzerine nakil işlemlerinin elektronik ortamda gerçekleştirilmekte olduğu ve taleplerin “Hükümlü Nakil Sistemi (HÜNSİS)
Programı” çerçevesinde sistem tarafından otomatik olarak değerlendirildiği, 2.8. Bu kapsamda, kurumların sınıflandırılmaları, kapasiteleri ile mevcutları HÜNSİS ekranında tanımlanmış olup talep edilen ceza infaz kurumlarının kapasitesinin dolu olması halinde ret onayının, boş yer olması ve konumuna uygun olması durumunda da nakil uygun onayının sistem tarafından otomatik olarak verildiği, 2.9. Bunun yanı sıra, her ayın 1’i ilâ 20’si arasında isteğe bağlı nakil taleplerinin alınacağının tüm
Cumhuriyet başsavcılıklarına bildirildiği, bu kapsamda, adı geçenin ileriki aylarda belirtilen nakil dönemlerinde nakil talep dilekçesini bulunduğu ceza infaz kurumu idaresi aracılığı ile Genel
Müdürlüğümüze göndermesi halinde talebinin mevzuat hükümleri uyarınca değerlendirileceği, 2.10. Hükümlü barındırıldığı Adana 1 No.lu T Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumunun kapasitesinin 1.200 kişi, mevcudunun 1453, doluluk oranının %121 olduğu, 2.11. Ayrıca Adana ilinin ceza infaz kurumu ihtiyacının karşılanması amacıyla Suluca ilçesinde 487 kişi kapasiteli iki adet Yüksek Güvenlikli Kapalı Ceza İnfaz Kurumu ve 1.196 kişi kapasiteli bir adet Y Tipi
Ceza İnfaz Kurumu inşa edildiği ve kısa süre içerisinde faaliyete alınmasının planlandığı, ayrıca Ceyhan ilçesine yeni bir ceza infaz kurumu yapımının 2024 yılı yatırım programına alınmasının teklif edildiği, 2.12. Yazı ekinde yere alan 31.10.2017 rapor tarihli Ç.Ü.T.F. Balcalı Hastanesi Engelli Sağlık Kurulu
Raporunda “Teşhis: İnkomplet paraleji (ASIA B), Kişisel Engel Oranı: %96 (doksanaltı), Ağır Engeli: Evet, Sürekli: Sürekli, Kişisel Engel Durumu: ortopedik ve süreğen (kronik)” bilgilerinin yer aldığı, Görülmüştür.
III. İLGİLİ MEVZUAT
3. 2709 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın; 3.1. “Temel hak ve hürriyetlerin sınırlanması” başlıklı 13’üncü maddesinde; “Temel hak ve hürriyetler, özlerine dokunulmaksızın yalnızca Anayasanın ilgili maddelerinde belirtilen sebeplere bağlı olarak ve ancak kanunla sınırlanabilir. Bu sınırlamalar, Anayasanın sözüne ve ruhuna, demokratik toplum düzeninin ve lâik Cumhuriyetin gereklerine ve ölçülülük ilkesine aykırı olamaz.”;
3.2. “Kişi hürriyeti ve güvenliği” başlıklı 19’uncu maddesinde; “Şekil ve şartları kanunda gösterilen:
Mahkemelerce verilmiş hürriyeti kısıtlayıcı cezaların ve güvenlik tedbirlerinin yerine getirilmesi… halleri dışında kimse hürriyetinden yoksun bırakılamaz.” 3.3. “Özel hayatın gizliliği” başlıklı 20’inci maddesinde; “Herkes, özel hayatına ve aile hayatına saygı gösterilmesini isteme hakkına sahiptir. Özel hayatın ve aile hayatının gizliliğine dokunulamaz.”, 3.4. “Dilekçe, bilgi edinme ve kamu denetçisine başvurma hakkı” başlıklı 74’üncü maddesinin üçüncü ve dördüncü fıkralarında; “Herkes, bilgi edinme ve kamu denetçisine başvurma hakkına sahiptir. Türkiye
Büyük Millet Meclisi Başkanlığına bağlı olarak kurulan Kamu Denetçiliği Kurumu idarenin işleyişiyle ilgili şikâyetleri inceler”, 4. Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin “Özel ve aile hayatına saygı hakkı” başlıklı 8’inci maddesinde; “Herkes özel ve aile hayatına, konutuna ve yazışmasına saygı gösterilmesi hakkına sahiptir.
Bu hakkın kullanılmasına bir kamu makamının müdahalesi, ancak müdahalenin yasayla öngörülmüş ve demokratik bir toplumda ulusal güvenlik, kamu güvenliği, ülkenin ekonomik refahı, düzenin korunması, suç işlenmesinin önlenmesi, sağlığın veya ahlakın veya başkalarının hak ve özgürlüklerinin korunması için gerekli bir tedbir olması durumunda söz konusu olabilir…”, 5. Birleşmiş Milletler Engellilerin Haklarına İlişkin Sözleşme’nin “Genel Yükümlülükler” başlıklı 4’üncü maddesinde; “1. Taraf Devletler engelliliğe dayalı herhangi bir ayrımcılığa izin vermeksizin tüm engellilerin insan hak ve temel özgürlüklerinin eksiksiz olarak yaşama geçirilmesini sağlamak ve engellilerin hak ve özgürlüklerini güçlendirmekle yükümlüdür. Bu amaç doğrultusunda Taraf Devletler; (a) Bu Sözleşme’de tanınan hakların uygulanması için gerekli tüm yasal, idari ve diğer tedbirleri almayı …
(b) Yürürlükte mevcut, engelliler aleyhinde ayrımcılık teşkil eden yasalar, düzenlemeler, gelenekler ve uygulamaları değiştirmek veya ortadan kaldırmak için gerekli olan, yasama faaliyetleri dahil uygun tüm tedbirleri almayı; … taahhüt eder.” 6. Birleşmiş Milletler Genel Kurulunun 9 Aralık 1988 tarihli ve 43/173 sayılı kararıyla kabul edilen, “Herhangi Bir Şekilde Tutulan veya Hapsedilen Kişilerin Korunmasına İlişkin Prensipler Bütünü”nün; 6.1. “Aile mensupları ve dış dünya ile iletişim kurma hakkı” başlıklı 19’uncu maddesinde; “Tutulan veya hapsedilen bir kimseye kanunda veya kanuna dayanan bir düzenlemede belirtilen makul şartlara ve sınırlamalara tabi olarak, özellikle aile üyeleri tarafından ziyaret edilebilme ve onlarla haberleşme gibi, dış dünya ile iletişim kurabilmesi için kendisine yeterli imkan verilir.’’, 6.2. ‘‘İkametgahına yakın bir yerde tutulma hakkı’’ başlıklı 20. maddesinde; “Tutulan veya hapsedilen kişi talep ettiği takdirde, mümkün olduğu ölçüde ikamet ettiği yere makul uzaklıktaki bir tutukevinde veya hapishanede tutulmalıdır.”, 7. 6328 sayılı Kamu Denetçiliği Kurumu Kanunu’nun “Kurumun Görevi” başlıklı 5’inci maddesinin birinci fıkrasında; “Kurum, idarenin işleyişiyle ilgili şikayet üzerine, idarenin her türlü eylem
/
ve işlemleri ile tutum ve davranışlarını; insan haklarına dayalı adalet anlayışı içinde, hukuka ve hakkaniyete uygunluk yönlerinden incelemek, araştırmak ve idareye önerilerde bulunmakla görevlidir.”, 8. 5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun’un; 8.1. “İnfazda temel amaç” başlıklı 3’üncü maddesinin birinci fıkrasında; “Ceza ve güvenlik tedbirlerinin infazı ile ulaşılmak istenilen temel amaç, öncelikle genel ve özel önlemeyi sağlamak, bu maksatla hükümlünün yeniden suç işlemesini engelleyici etkenleri güçlendirmek, toplumu suça karşı korumak, hükümlünün; yeniden sosyalleşmesini teşvik etmek, üretken ve kanunlara, nizamlara ve toplumsal kurallara saygılı, sorumluluk taşıyan bir yaşam biçimine uyumunu kolaylaştırmaktır.”, 8.2. “Hapis cezalarının infazında gözetilecek ilkeler” başlıklı 6’ncı maddesinin birinci fıkrasının ilgili bentlerinde; “Hapis cezalarının infaz rejimi, aşağıda gösterilen temel ilkelere dayalı olarak düzenlenir:..
c) Cezanın infazında hükümlünün iyileştirilmesi hususunda mümkün olan araç ve olanaklar kullanılır.
Hükümlünün kanun, tüzük ve yönetmeliklerle tanınmış haklarının dokunulmazlığını sağlamak üzere cezanın infazında ve iyileştirme çabalarında kanunîlik ve hukuka uygunluk ilkeleri esas alınır…”, 8.3. “Hapis cezasının infazının hastalık nedeni ile ertelenmesi” başlıklı 16’ncı maddesinde; (1) Akıl hastalığına tutulan hükümlünün cezasının infazı geriye bırakılır ve hükümlü, iyileşinceye kadar Türk Ceza
Kanununun 57 nci maddesinde belirtilen sağlık kurumunda koruma ve tedavi altına alınır. Sağlık kurumunda geçen süreler cezaevinde geçmiş sayılır.
(2) Diğer hastalıklarda cezanın infazına, resmî sağlık kuruluşlarının mahkûmlara ayrılan bölümlerinde devam olunur. Ancak bu durumda bile hapis cezasının infazı, mahkûmun hayatı için kesin bir tehlike teşkil ediyorsa mahkûmun cezasının infazı iyileşinceye kadar geri bırakılır.
(3) Yukarıdaki fıkralarda belirtilen geri bırakma kararı, Adlî Tıp Kurumunca düzenlenen ya da Adalet
Bakanlığınca belirlenen tam teşekküllü hastanelerin sağlık kurullarınca düzenlenip Adlî Tıp Kurumunca onaylanan rapor üzerine, infazın yapıldığı yer Cumhuriyet Başsavcılığınca verilir. Geri bırakma kararı, mahkûmun tâbi olacağı yükümlülükler belirtilmek suretiyle kendisine ve yasal temsilcisine tebliğ edilir.
Mahkûmun geri bırakma süresi içinde bulunacağı yer, kendisi veya yasal temsilcisi tarafından ilgili
Cumhuriyet Başsavcılığına bildirilir. Mahkûmun sağlık durumu, geri bırakma kararını veren Cumhuriyet
Başsavcılığınca veya onun istemi üzerine, bulunduğu veya tedavisinin yapıldığı yer Cumhuriyet
Başsavcılığınca, sağlık raporunda belirtilen sürelere, bir süre bulunmadığı takdirde birer yıllık dönemlere göre bu fıkrada yazılı usule uygun olarak incelettirilir. İnceleme sonuçlarına göre geri bırakma kararını veren Cumhuriyet Başsavcılığınca, geri bırakmanın devam edip etmeyeceğine karar verilir. Geri bırakma kararını veren Cumhuriyet Başsavcılığının istemi üzerine, mahkûmun izlenmesine yönelik tedbirler, bildirimin yapıldığı yerde bulunan kolluk makam ve memurlarınca yerine getirilir. Bu fıkrada yazılı yükümlülüklere aykırı hareket edilmesi hâlinde geri bırakma kararı, kararı veren Cumhuriyet
Başsavcılığınca kaldırılır. Bu karara karşı infaz hâkimliğine başvurulabilir.…
(6) (Ek: 24/1/2013-6411/3 md.) Maruz kaldığı ağır bir hastalık veya engellilik nedeniyle ceza infaz kurumu koşullarında hayatını yalnız idame ettiremeyen ve toplum güvenliği bakımından ağır ve somut tehlike oluşturmayacağı değerlendirilen mahkûmun cezasının infazı üçüncü fıkrada belirlenen usule göre iyileşinceye kadar geri bırakılabilir.” 8.4. “Nakiller” başlıklı 53’üncü maddesinin birinci fıkrasında; “Hükümlüler, kendi istekleri veya toplu sevk, disiplin, asayiş ve güvenlik, hastalık, eğitim, öğretim, suç ve yargılama yeri nedenleriyle başka bir kuruma nakledilebilirler.”,
8.5. “Kendi istekleri ile nakil” başlıklı 54’üncü maddesinde; “(1) Hükümlülerin kendi istekleri ile bulundukları kurumdan başka kurumlara nakledilebilmeleri için; a) Gitmek istedikleri kurumlardan durumlarına uygun en az üç yeri belirten bir dilekçe vermeleri, b) Nakil giderlerini peşin olarak ödemeyi kabul etmeleri, c) Koşullu salıverilmelerine beş aydan az süre kalmamış olması, d) İyi hâl göstermeleri, disiplin cezası almamış veya kaldırılmış olması, e) İstekte bulunulan kurumda yer, kapsama gücü ve sınıfının uygun bulunması ve tutukevi olmaması, f) Mahkûmiyet sürelerine uygun hükümlülerin barındırıldığı bir kurum olması,
g) Daha önce disiplin nedeniyle ayrılmak zorunda kaldıkları kurum olmaması, Gerekir. (Ek cümle :
24/1/2013-6411/7 md.) Çocuk hükümlüler ile maddi durumunun yetersiz olduğunu belgelendiren hükümlüler bakımından bu fıkranın (b) bendi uygulanmaz.
(2) Bu hükümlüler nakledildikleri kurumlarda, eğitim öğretim veya hastalık nedeniyle nakil hariç, bir yıl kalmak zorundadırlar. Çocuklar bakımından bu süre altı ay olarak uygulanır.”, 9. 29.03.2020 tarih ve 31083 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan Ceza İnfaz Kurumlarının
Yönetimi İle Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Yönetmelik’in; “Hükümlülerin nakillerinde dikkat edilecek hususlar” başlıklı 127’nci maddesinin ilk fıkrasında; “Hükümlülerin nakillerinin 5275 sayılı Kanunun 53 ilâ 58 inci maddeleri hükümlerine göre gerçekleştirilir.”; 10. Adalet Bakanlığının “Ceza İnfaz Kurumlarının Tahsisi, Nakil İşlemleri ve Diğer Hükümler” konulu 05.06.2015 tarihli ve 167 numaralı Genelgesi’nin “Hükümlülerin Kendi İstekleri İle Nakilleri” başlıklı 15’inci maddesinde, Kanun’un ve Yönetmelik’in “Kendi istekleri ile nakil” maddelerinde aranan şartlara ek olarak; ‘‘…h) Talep ettikleri ceza infaz kurumunda kendileri, diğer hükümlüler ve kurum açısından güvenlik riski oluşturmaması, ı) Disiplin nedeniyle ayrıldıkları kurumlar hariç, talep ettikleri kurumlarda daha önce kalmış iseler, Bakanlıkça değerlendirilmek üzere; kendileri, diğer hükümlüler veya kurum açısından somut gerekçelerle güvenlik riski oluşturup oluşturmayacakları hususunda bu yer idare ve gözlem kurulunun taleple ilgili görüşünün alınmış olması, j) Bakanlık tarafından dönem itibariyle isteğe bağlı nakle kapatılmış olmaması, gerekir”, 11. Avrupa Konseyi Bakanlar Komitesi’nin Üye Devletlere Avrupa Cezaevi Kuralları Hakkında
REC (2006) 2 Sayılı Tavsiye Kararı’na Ek “Temel İlkeler” başlıklı 3’üncü maddesinde; “Özgürlüğünden yoksun bırakılan kişilere getirilen kısıtlamalar, asgari gereklilikte ve haklarında hükmedilen kararın meşru amacıyla orantılı olmalıdır.”, 11.1. “Yerleştirme ve Barındırma” başlıklı 17.1’inci, 17.2’inci ve 17.3’üncü maddelerinde; “Mahpuslar, mümkün olabildiğince evlerine veya sosyal rehabilitasyon ortamlarına yakın cezaevlerine yerleştirilmelidirler.”, “Cezaevlerine yerleştirmede, suçun devamlı takibi, güvenlik ve emniyet gerekleri ve tüm mahpuslara uygun rejimlerin sağlanması ihtiyacı hesaba katılmalıdır.”, “ İlk yerleştirme ve sonradan yapılacak bir cezaevinden diğerine nakil konusunda, mümkün olabildiğince mahpusa danışılmalıdır.’’, 11.2. “Dış Dünya ile İlişki” başlıklı 24.4’üncü ve 24.5’inci maddelerinde; “Ziyaretler için yapılan düzenlemeler, mahpuslara aile ilişkilerini mümkün olduğunca normal bir düzeyde sürdürmelerine ve geliştirmelerine izin verecek bir tarzda olmalıdır.”, “Cezaevi yetkilileri, dış dünyayla yeterli bir iletişim
sürdürmelerinde mahpuslara yardım etmelidirler ve bunun için onlara “uygun destek ve yardım sağlamalıdırlar.” , Düzenlemelerine yer verilmiştir.
IV. KAMU DENETÇİSİ YAHYA AKMAN’IN KAMU BAŞDENETÇİSİNE ÖNERİSİ
12. Başvuranın iddiaları, idarenin konu ile ilgili açıklamaları, ilgili mevzuat ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde; hazırlanan “Kısmen Tavsiye Kısmen Ret Karar Önerisi” Kamu
Başdenetçisi’ne sunulmuştur.
V. DEĞERLENDİRME VE GEREKÇE
A. Hukuka ve Hakkaniyete Uygunluk Yönünden 13. Sakarya 1 Nolu L Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumunda barındırılan başvuran özetle; ikametgâhının
Adana İli Ceyhan ilçesi olduğunu da belirterek, Adana 1 Nolu T Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumunda barındırılan ve %96 engelli olan kardeşi ihtiyaç ve bakımını gerçekleştirmek için adı geçen ceza evine naklini talep etmiştir.
14. Ceza ve güvenlik tedbirlerinin infazıyla ulaşılmak istenen temel amaç, Kanun’un 3’üncü maddesinde, “…öncelikle genel ve özel önlemeyi sağlamak, bu maksatla hükümlünün yeniden suç işlemesini engelleyici etkenleri güçlendirmek, toplumu suça karşı korumak, hükümlünün; yeniden sosyalleşmesini teşvik etmek, üretken ve kanunlara, nizamlara ve toplumsal kurallara saygılı, sorumluluk taşıyan bir yaşam biçimine uyumunu kolaylaştırmak…” olarak ifade edilmiştir. Bu düzenleme doğrultusunda Kanun koyucu, bir taraftan suçun karşılığı olan cezanın uygulanmasıyla benzer fiilleri engellemeyi hedeflemekte; diğer taraftan ise, hükümlüyü topluma kazandırarak sosyal barışı tesis etmeye çabalamaktadır. Dolayısıyla infazın özellikle hapis cezasının infazının amacı, sadece belli bir yerde çekilmesi gereken cezanın sürekliliği için hükümlünün infaz kurumunda muhafaza edilmesi değildir.
Hükümlü, cezanın infazından sonra yeniden topluma döneceğinden, infaz sırasında hükümlünün yeniden toplumun bir üyesi olmasını sağlamak ve suç işlenmesini önlemek amacıyla iyileştirilmesi gerekliliği ön plana çıkmıştır. Bu bakımdan, hükümlülerin yakınlarıyla olan ilişkilerinin devamının sağlanması, infaz rejiminin ıslah edici rolünün bir parçasıdır.
15. 5275 sayılı Kanun, ilgili Yönetmelik ve 167 sayılı Genelge hükümlüleri, ailelerinin ikamet yerlerine yakın ceza infaz kurumlarına yerleştirilmelerine yönelik emredici bir hüküm içermemektedir. Buna karşılık
5275 sayılı Kanun, ilgili Yönetmelik ve 167 sayılı Genelge’de, hükümlülerle ilgili düzenlenen ‘Kendi
istekleri ile nakil’ hükmü ile, disiplin cezası, zorunlu hal, hastalık hali olmasa dahi, maddede düzenlenen şartlar oluştuğu takdirde naklin mümkün olduğunun düzenlenmiş olması, bu maddedeki nakil sebebinin hükümlüler tarafından genel olarak ‘ailelerinin ikamet ettiği yer veya ailelerine yakın yerlere nakil’ hükmü olarak değerlendirilip, nakil gerekçesinde bu hükme dayanmışlardır.
16. Anayasamızın 20’nci maddesi ve AİHS’nin 8’inci maddesinde, herkesin ‘özel ve aile hayatına saygı hakkına’ sahip olduğu düzenlenmiştir. Hapis cezasına mahkûmiyet, doğası gereği, hükümlünün özel ve aile hayatının kısıtlanması sonucunu doğuracaktır. Ancak mahkûmun yakınları ile bağlantıda kalmasının, özel ve aile hayatına saygı hakkının esaslı unsurlarından olduğu ve cezaevi idaresinin bu konuda gerekli yardımı sağlaması gerektiği Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi tarafından vurgulanan bir husustur. (Messina v. Italy, 25498/94; Epners-Gefners v. Latvia, 37862/02)
17. AİHM, Vintman davasına ilişkin olarak vermiş olduğu 23.01.2015 tarihli kararında (Vintman v.
Ukrayna, 28403/05); AİHS’nin, mahkûmlara cezalarının nerede infaz edileceği konusunda bir seçim hakkı
tanımadığını, mahkûmların ailelerinden ayrı olduklarını ve ailelerinden uzak olmalarının hapis cezasının bir sonucu olduğunu, ancak, mahkûmun, ailesinin ziyaretlerini zorlaştıracak ya da imkânsız hale getirebilecek denli uzak bir bölgede barındırılmasının, aile hayatına müdahale teşkil edebileceğini belirtmiştir. Mahkeme orantılılık yönünden yaptığı incelemesinde ise; mahkûmun, ailesine yakın bir kuruma transfer talebinin reddi için, cezaevlerindeki aşırı yoğunluğun meşru bir gerekçe olarak öne sürülebileceğini, ancak bu durumda dahi mahkûmun görece daha yakın cezaevlerine nakli hususunun değerlendirilmesi gerektiğini belirtmiştir. Aksi halde, yani kişinin nispeten daha yakın bir bölgeye nakli önünde meşru bir engel yokken uzakta bulunan bir kurumda barındırılması halinde, AİHS’nin 8.
maddesinin ihlali sonucu doğabileceğini vurgulamıştır.
18. Hem AİHM kararlarında, hem Birleşmiş Milletler Genel Kurulunun 9 Aralık 1988 tarihli ve 43/173 sayılı kararıyla kabul edilen, “Herhangi Bir Şekilde Tutulan veya Hapsedilen Kişilerin Korunmasına İlişkin
Prensipler Bütünü” nün ilgili maddesinde, hem Avrupa Konseyi Bakanlar Komitesi’nin Üye Devletlere
Avrupa Cezaevi Kuralları Hakkında REC (2006) 2 Sayılı Tavsiye Kararının 17.1’inci maddesinde, hükümlülerin evlerine (ailelerine) yakın ceza infaz kurumuna yerleştirilmelerinin uygun olduğu belirtilmiştir.
19. Hükümlülerin dış dünyayla temaslarının makul düzeyde devam ettirilmesi, bu bağlamda özellikle aileleriyle etkin bir iletişim kurmalarına yardımcı olunması, bu kişilerin rehabilitasyonu ile de yakından ilgilidir. Aile bağlarının korunup geliştirilmesinin hükümlülerin psikolojisi açısından olumlu sonuçlar doğurduğu, yeniden sosyalleşmeleri ve tekrar suç işlemelerinin önlenmesinde önemli bir unsur olduğu sıklıkla ifade edilmektedir (Bu konuda bakınız; İngiltere ve Galler Bölgesi Ceza İnfaz Kurumları
Denetçiliği, Yetişkin Mahkûmların Rehabilitasyonu konulu Rapor, Eylül 2014).
20. 5275 sayılı Kanunun “Hapis cezalarının infazında gözetilecek ilkeler” başlıklı 6’ncı maddesinin (b)
bendinde, hükümlülerin, insan onuruna yaraşan maddî ve manevî koşullar altında düzenli bir yaşam sürdürmelerinin sağlanacağı belirtilmiştir. Bu kapsamda, idarenin söz konusu bendin gereği olarak, hükümlülerin iyi şartlar altında cezalarını çekmesini temin etme yükümlülüğü bulunmaktadır. Başvuruya konu nakil talebinde ise, ilgili infaz kurumunun kapasitesinin dolu olması gerekçesiyle ret işlemi tesis edilmiştir. İdarenin bu tavrı değerlendirildiğinde, meşru bir sebebin gözetildiği tespit edilebilmektedir.
Çünkü kurum kapasitesinin üstünde bir doluluğun varlığı, hem nakil talep eden bakımından hem de nakil istenen infaz kurumunda mukim hükümlüler bakımından, cezanın çekilmesini zorlaştıracak ve gayri insani şartları doğuracak bir durumdur. Ancak, hükümlülerin nakil taleplerine ilişkin değerlendirmelerin, genel olarak ‘cezaevi kapasitesi’ bakımından değerlendirilmesi, ‘kendi istekleri ile nakil’ düzenlemeleri kapsamında yeterli olmamaktadır. Yalnızca hükümlü açısından değil, hükümlüyü ziyaret etmek isteyen aile açısından da değerlendirme yapılmalı, ailelerin yakınını (hükümlüyü) görmek, daha rahat şartlarda ziyaret edebilmek hakkının, hükümlünün bulunduğu kurum ile ailesinin ikamet ettiği yer arasındaki mesafenin, ulaşım olanaklarının, ailenin maddi durumunun, sağlık sorunlarının, ailenin hükümlüyü ziyarete gelme sıklığı bilgilerinin birlikte ele alınıp, nakil taleplerinin daha geniş çaplı ele alınması gerekmektedir.
21. Somut olayda başvuranın talebiyle ilgili olarak, Adalet Bakanlığı Ceza ve Tevkifevleri Genel
Müdürlüğü tarafından ise özetle; 21.1. Başvuranın en son 09.11.2023 tarihli nakil talebinin kapasite doluluğu gerekçesiyle reddedildiği (Adana 1 No.lu T Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumunun kapasitesinin 1.200 kişi, mevcudunun 1453, doluluk oranının %121 olduğu), 21.2. Başvuranın bakımını üstlenmek istediği kardeşi %96 oranlı, sürekli ve ağır engelli olduğu,
21.3. Kurumda hasta hükümlülerin barındırılmış olduğu odaya yerleştirme teklifinde bulunulduğu ve adı geçenin bu teklifi kabul etmeyerek akrabası olan başka bir hükümlünün yanında kalmak istediğini bildirdiği, adı geçenin bakımının aynı odada barındırılan akrabası olan hükümlü tarafından yapıldığı, 21.4. İlgili mevzuat çerçevesinde nakil talepleri değerlendirilirken; kurumun kapasitesi, güvenliği ve hangi suç türüne ait odaların bulunduğu, kişilerin can güvenliğine ilişkin olarak, talepte bulunanın hasım olarak bildirdiği bir kişinin talep ettiği kurumda bulunup bulunmadığı gibi hususlar göz önünde bulundurulduğu, 21.5. Ayrıca, 10.07.2015 tarihinden itibaren adlî suçlardan hükümlü ve tutukluların istek üzerine nakil işlemlerinin elektronik ortamda gerçekleştirilmekte olduğu ve taleplerin “Hükümlü Nakil Sistemi (HÜNSİS)
Programı” çerçevesinde sistem tarafından otomatik olarak değerlendirildiği, 21.6. Diğer taraftan, Adana ilinin ceza infaz kurumu ihtiyacının karşılanması amacıyla Suluca ilçesinde
487 kişi kapasiteli iki adet Yüksek Güvenlikli Kapalı Ceza İnfaz Kurumu ve 1.196 kişi kapasiteli bir adet
Y Tipi Ceza İnfaz Kurumu inşa edildiği ve kısa süre içerisinde faaliyete alınmasının planlandığı, ayrıca
Ceyhan ilçesine yeni bir ceza infaz kurumu yapımının 2024 yılı yatırım programına alınmasının teklif edildiği, bildirilmiştir.
22. Yukarıda belirtilen hususlar ve tüm dosya birlikte değerlendirildiğinde: Hükümlülerin ailelerine yakın ceza infaz kurumunda barındırılmalarının ceza infaz kurumlarının kapasitesi ve hükümlülerin yerleştirilmelerinde dikkat edilmesi gereken diğer hususlar nedeniyle maddi olarak her zaman mümkün olmadığı; başvuranın nakil talep ettiği ailesine yakın olan ve bakımını üstlenmek istediği engelli kardeşinin barındırıldığı ceza infaz kurumunun kapasitesinin dolu olduğu; kardeşine Kurumda hasta hükümlülerin barındırılmış olduğu odaya yerleştirme teklifinde bulunulduğu, bu teklifi kabul etmediği, akrabası olan başka bir hükümlünün yanında kalmak istediğini bildirdiği; dolayısıyla mevcut şartlar altında, başvuranın nakil talebinin reddedilmesinde hukuka ve hakkaniyete aykırılık bulunmadığı; bununla birlikte nakil başvurularının HÜNSİS sistemi üzerinden otomatik olarak sonuçlandırılıyor olmasının Bakanlığın konuyla ilgili sorumluklarını kaldırmadığı, sistem üzerinde tanımlanmamış olan kişiye özel durumların da ayrıca değerlendirmesi gerektiği; başvuranın, infaz edilmemiş ve kaldırılmamış herhangi bir disiplin cezasının bulunmadığı ve kardeşinin %96 oranlı, sürekli ve ağır engelli olduğu ve bakımına ihtiyaç duyduğu hususları dikkate alınarak nakil talep edilen kurumda boşalma olması durumunda ve diğer nakil koşullarını da taşıması kaydıyla nakil talebinin yeniden değerlendirilmesi gerektiği sonuç ve kanaatine varılmıştır.
B. İyi Yönetim İlkeleri Yönünden Değerlendirme 23. İyi yönetim ilkelerine 28.03.2013 tarihli ve 28601 mükerrer sayılı Resmi Gazetede yayımlanan
Kamu Denetçiliği Kurumu Kanununun Uygulanmasına İlişkin Usul ve Esaslar Hakkında Yönetmelik’in
“İyi yönetim ilkeleri” başlıklı 6’ncı maddesinde; “Kurum, inceleme ve araştırma yaparken idarenin, insan haklarına dayalı adalet anlayışı içinde; kanunlara uygunluk, ayrımcılığın önlenmesi, ölçülülük, yetkinin kötüye kullanılmaması, eşitlik, tarafsızlık, dürüstlük, nezaket, şeffaflık, hesap verilebilirlik, haklı beklentiye uygunluk, kazanılmış hakların korunması, dinlenilme hakkı, savunma hakkı, bilgi edinme hakkı, makul sürede karar verme, kararların gerekçeli olması, karara karşı başvuru yollarının gösterilmesi, kararın geciktirilmeksizin bildirilmesi, kişisel verilerin korunması gibi iyi yönetim ilkelerine uygun işlem ve eylem ile tutum veya davranışta bulunup bulunmadığını gözetir ve iyi yönetim ilkelerine uyar.” hükümlerine yer verilmiş olup başvuru kapsamında ilgili idare tarafından başvurana iletilen cevabi yazılarda, idarenin
/
kararına karşı hangi sürelerde hangi mercilere başvurulabileceğinin gösterilmediği anlaşıldığından “karara karşı başvuru yollarının gösterilmesi” ilkesine uygun davranılmadığı tespit edilmiş olup idareye bu ilkeye de uygun davranması önerilmektedir.
VI. HAK ARAMA ÖZGÜRLÜĞÜNE İLİŞKİN YASAL MEVZUAT
24. 14.06.2012 tarihli ve 6328 sayılı Kamu Denetçiliği Kurumu Kanunu’nun 17’nci maddesinin sekizinci fıkrasına göre Kamu Denetçiliği Kurumuna dava açma süresi içinde yapılan başvuru, işlemeye başlamış olan dava açma süresini durdurmakta olup, anılan Kanun’un 21’inci maddenin birinci fıkrası uyarınca başvurunun Kurum tarafından reddedilmesi hâlinde, (varsa) durmuş olan dava açma süresi gerekçeli ret kararının ilgiliye tebliğinden itibaren kaldığı yerden işlemeye başlar, 21’inci maddenin ikinci fıkrası uyarınca ise tavsiye kararı üzerine otuz gün içinde herhangi bir işlem tesis edilmez veya eylemde bulunulmaz ise (varsa) durmuş olan dava açma süresi kaldığı yerden işlemeye devam edecek olup ilgili
İdarenin işlemine karşı Ankara İdare Mahkemesi nezdinde yargı yolu açıktır.
VII. KARAR
Açıklanan gerekçelerle, BAŞVURUNUN KISMEN KABULÜ İLE KISMEN REDDİNE; Başvuranın talep ettiği kurumlara nakledilmesi talebinin REDDİNE, Diğer yandan, başvuranın nakil koşullarını taşıması kaydıyla, talep ettiği kurumda boşalma olması durumunda nakil talebinin yeniden değerlendirilmesi hususunda ADALET BAKANLIĞI CEZA VE
TEVKİFEVLERİ GENEL MÜDÜRLÜĞÜNE TAVSİYEDE BULUNULMASINA,
6328 sayılı Kamu Denetçiliği Kurumu Kanununun 20’nci maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca Adalet
Bakanlığı tarafından bu karar üzerine tesis edilecek işlemin otuz gün içinde Kurumumuza bildirilmesinin zorunlu olduğuna, Tavsiye Kararının BAŞVURANA ve ADALET BAKANLIĞI CEZA VE TEVKİFEVLERİ GENEL
MÜDÜRLÜĞÜNE tebliğine, Türkiye Cumhuriyeti Kamu Başdenetçisi’nce karar verildi.
Şeref MALKOÇ
Kamu Başdenetçisi