|
ÖZET: Başvuru, engellilik durumuna bağlı olarak nakil talebinde bulunan bir bireyin, Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı tarafından reddedilmesi üzerine yapılmıştır. Başvuran, Muğla Aile ve Sosyal Hizmetler İl Müdürlüğü’nde çalışmakta olup, engel durumu nedeniyle Bursa iline yeniden atanma talebinde bulunmuştur. Ancak, daha önceki yer değişikliği nedeniyle ikinci bir talebinin Danıştay kararları doğrultusunda kabul edilmediği belirtilmiştir. Başvuranın %92 engel oranına sahip olduğu ve bu durumun yaşamını zorlaştırdığı ifade edilmiştir.
Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı, başvuranın engellilik durumunu dikkate alarak, yer değiştirme talebinin mevcut yönetmelik hükümleri gereği karşılanamayacağını belirtmiştir. Bakanlık, başvuranın ilk nakil işleminin ardından, ikinci bir nakil talebinin Danıştay kararlarıyla mümkün olmadığını savunmuştur. Ancak, başvuranın talebinin hukuki dayanağı ve insan hakları açısından değerlendirilmesi gerektiği vurgulanmıştır. Kamu Denetçiliği Kurumu, başvuranın durumunu inceleyerek, yer değiştirme talebinin yeniden değerlendirilmesi için Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı’na tavsiyede bulunmuştur. Bu bağlamda, başvuranın hak arama özgürlüğünün korunması ve engelli bireylerin haklarının güvence altına alınması gerektiği ifade edilmiştir. |
T.C. TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ KAMU DENETÇİLİĞİ KURUMU
(OMBUDSMANLIK)
SAYI : 2024/10312-S.24.15843
BAŞVURU NO : 2024/7660
KARAR TARİHİ : 27.09.2024
TAVSİYE KARARI
BAŞVURUYA KONU İDARE : AİLE VE SOSYAL HİZMETLER BAKANLIĞI
Başvuranın, ikinci kez engellilik durumundan kaynaklanan gerekçelere
BAŞVURUNUN KONUSU :
dayalı nakil talebi hakkındadır.
BAŞVURU TARİHİ : 14.06.2024
I. BAŞVURANIN İDDİA VE TALEPLERİ
1. Kurumumuza yapılan başvuruda, başvuran özetle; Muğla Aile ve Sosyal Hizmetler İl Müdürlüğü bünyesinde çalışmakta olduğunu, engellilik durumu sebebiyle nakil hakkını kullanarak 10.05.2024 tarihinde
Bursa’dan Muğla’ya yer değişikliğinin yapıldığını, haftada 2 gün diyaliz gördüğünü ve yüksek tansiyon hastası olduğunu, engel durumunun yaşantısını ve işini oldukça zorlaştırdığını, bu sebeple tekrar ailesinin ikamet ettiği
Bursa iline naklinin yapılması için Muğla Aile ve Sosyal Hizmetler İl Müdürlüğüne dilekçe yazdığını, “bir defadan fazla” ibaresinin Danıştay kararı ile iptal edilmesine rağmen engellilik durumuna bağlı bir defaya mahsus olan yer değişikliği hakkını kullandığı gerekçesiyle talebinin Müdürlük tarafından reddedildiğini belirterek Bursa iline naklinin yapılmasını talep etmiştir.
1.1. Şikâyet başvurusuna konulan ek evrakların tetkiki neticesinde; başvuranın 22.02.2024 tarihli ve rapor numaralı, Bursa Şehir Hastanesinden alınan %92 engel oranlı, 3 yıl rapor geçerlilik süreli Engelli Sağlık Kurulu Raporu bulunduğu tespit edilmiştir.
II. İDARENİN BAŞVURUYA İLİŞKİN AÇIKLAMALARI
2. Başvuruya konu iddialar hakkındaki bilgi ve belge talep yazımıza istinaden Aile ve Sosyal Hizmetler
Bakanlığı tarafından gönderilen 23/07/2024 tarih ve – – sayılı cevabi yazıda özetle; 2.1. Bursa Aile ve Sosyal Hizmetler İl Müdürlüğünün 19.04.2024 tarihli ve sayılı yazısı ekindeki
Bursa Şehir Hastanesinin 22.02.2024 tarihli Sağlık Kurulu Raporunda, % 92 oranında engelli olduğu anlaşıldığından ve engellilik hakkını kullanarak 24.05.2024 tarihinde ilgilinin Bursa ilinden Muğla ili emrine ataması gerçekleştirildiğinden Devlet Memurlarının Yer Değiştirme Suretiyle Atanmalarına ilişkin
Yönetmelik’in “Engellilik Durumuna Bağlı Yer Değişikliği” başlıklı Ek 3’üncü maddesi gereği Bursa iline atamasının yapılamadığı, 2.2. Bakanlığın Bursa ilinde toplam 16 veri hazırlama ve kontrol işletmeni görev yapmakta iken Muğla ilinde toplam 11 veri hazırlama ve kontrol işletmeni görev yapmakta olduğu, 2.3. Adı geçenin, 18.04.2024 tarihli dilekçesi ile Muğla iline naklen atamasının isteği üzerine yapıldığı, 2.4. Ayrıca Devlet Memurlarının Yer Değiştirme Suretiyle Atanmalarına İlişkin Yönetmelik’in Ek 3’üncü
maddesinin dipnotunda “bir defadan fazla” ibaresinin Danıştay 2. Dairesinin 21.03.2018 tarihli ve Esas No:
2016/9697, Karar No:2018/1891 sayılı kararı ile işlemin iptaline karar verildiği belirtilmekte ise de Danıştay
2. Dairesinin kararının içtihat kararı olmaması, içtihat kararı olması durumundan ise Genel Yönetmelik’in 31’inci maddesinde belirtildiği üzere “Bu Yönetmelik hükümlerini Cumhurbaşkanı yürütür.” hükmü gereğince herhangi bir değişikliğin söz konusu olmaması nedeniyle ilgili yönetmeliğin Ek 3’üncü maddesi gereği tayin hakkını kullandığı anlaşıldığından Bursa iline naklen atanmasına imkân bulunmadığı, 2.5. Adı geçenin, 2025 yılı yer değiştirme döneminde ilan edilecek kadro durumuna göre talepte bulunması halinde gerekli değerlendirme yapılabileceği, Açıklamalarına yer verilmiştir.
III. İLGİLİ MEVZUAT
3. 18/10/1982 tarihli ve 2709 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın; 3.1. “Cumhuriyetin nitelikleri” başlıklı 2’nci maddesinde; “Türkiye Cumhuriyeti, toplumun huzuru, millî dayanışma ve adalet anlayışı içinde, insan haklarına saygılı, Atatürk milliyetçiliğine bağlı, başlangıçta belirtilen temel ilkelere dayanan, demokratik, lâik ve sosyal bir hukuk Devletidir.”, 3.2. “Devletin temel amaç ve görevleri” başlıklı 5’inci maddesinde; “Devletin temel amaç ve görevleri, Türk milletinin bağımsızlığını ve bütünlüğünü, ülkenin bölünmezliğini, Cumhuriyeti ve demokrasiyi korumak, kişilerin ve toplumun refah, huzur ve mutluluğunu sağlamak; kişinin temel hak ve hürriyetlerini, sosyal hukuk devleti ve adalet ilkeleriyle bağdaşmayacak surette sınırlayan siyasal, ekonomik ve sosyal engelleri kaldırmaya, insanın maddi ve manevi varlığının gelişmesi için gerekli şartları hazırlamaya çalışmaktır.”, 3.3. “Kanun önünde eşitlik” başlıklı 10’uncu maddesinde; “Herkes, dil, ırk, renk, cinsiyet, siyasi düşünce, felsefi inanç, din, mezhep ve benzeri sebeplerle ayırım gözetilmeksizin kanun önünde eşittir… yaşlılar, özürlüler, harp ve vazife şehitlerinin dul ve yetimleri ile malul ve gaziler için alınacak tedbirler eşitlik ilkesine aykırı sayılamaz.”, 3.4. “Kişinin dokunulmazlığı, maddi ve manevi varlığı” başlıklı 17’nci maddesinin birinci fıkrasında; “Herkes, yaşama, maddi ve manevi varlığını koruma ve geliştirme hakkına sahiptir.”, 3.5. “Sosyal güvenlik bakımından özel olarak korunması gerekenler” başlıklı 61’inci maddesinde; “…Devlet, sakatların korunmalarını ve toplum hayatına intibaklarını sağlayıcı tedbirleri alır. … Bu amaçlarla gerekli teşkilat ve tesisleri kurar veya kurdurur.”, 3.6. “Dilekçe, bilgi edinme ve kamu denetçisine başvurma hakkı” başlıklı 74’üncü maddesinin üçüncü ve dördüncü fıkralarında; “Herkes, bilgi edinme ve kamu denetçisine başvurma hakkına sahiptir. Türkiye
Büyük Millet Meclisi Başkanlığına bağlı olarak kurulan Kamu Denetçiliği Kurumu idarenin işleyişiyle ilgili şikâyetleri inceler.”, 3.7. “Milletlerarası andlaşmaları uygun bulma” başlıklı 90’ıncı maddesinin dördüncü fıkrasında; “Usulüne göre yürürlüğe konulmuş milletlerarası antlaşmalar kanun hükmündedir. Bunlar hakkında
Anayasaya aykırılık iddiası ile Anayasa Mahkemesine başvurulamaz. Usulüne göre yürürlüğe konulmuş temel hak ve özgürlüklere ilişkin milletlerarası antlaşmalarla kanunların aynı konuda farklı hükümler içermesi nedeniyle çıkabilecek uyuşmazlıklarda milletlerarası antlaşma hükümleri esas alınır.”, 3.8. “Mahkemelerin bağımsızlığı” başlıklı 138’inci maddesinin son fıkrasında; “Yasama ve yürütme organları ile idare, mahkeme kararlarına uymak zorundadır; bu organlar ve idare, mahkeme kararlarını hiçbir suretle değiştiremez ve bunların yerine getirilmesini geciktiremez.”, 4. Birleşmiş Milletler Engellilerin Haklarına İlişkin Sözleşme’nin; 4.1. “Amaç” başlıklı 1’inci maddesinde; “Bu Sözleşme’nin amacı, engellilerin tüm insan hak ve temel özgürlüklerinden tam ve eşit şekilde yararlanmasını teşvik ve temin etmek ve insanlık onurlarına saygıyı güçlendirmektir. Engelli kavramı diğer bireylerle eşit koşullar altında topluma tam ve etkin bir şekilde katılımlarının önünde engel teşkil eden uzun süreli fiziksel, zihinsel, düşünsel ya da algısal bozukluğu bulunan kişileri içermektedir.”, 4.2. “Genel İlkeler” başlıklı 3’üncü maddesinde; “İşbu Sözleşme’nin dayandığı ilkeler şunlardır: (a) Kendi seçimlerini yapma özgürlükleri ve bağımsızlıklarını da kapsayacak şekilde, kişilerin insanlık onuru ve bireysel özerkliklerine saygı gösterilmesi; (b) Ayrımcılık yapılmaması; (c) Engellilerin topluma tam ve etkin katılımlarının sağlanması; (d) Farklılıklara saygı gösterilmesi ve engellilerin insan çeşitliliğinin ve insanlığın
bir parçası olarak kabul edilmesi; (e) Fırsat eşitliği; (f) Erişilebilirlik; (g) Kadın-erkek eşitliği; (h) Engelli çocukların gelişim kapasitesine ve kendi kimliklerini koruyabilme haklarına saygı duyulması.”, 4.3. “Genel Yükümlülükler” başlıklı 4’üncü maddesinde; “1. Taraf Devletler engelliliğe dayalı herhangi bir ayrımcılığa izin vermeksizin tüm engellilerin insan hak ve temel özgürlüklerinin eksiksiz olarak yaşama geçirilmesini sağlamak ve engellilerin hak ve özgürlüklerini güçlendirmekle yükümlüdür. Bu amaç doğrultusunda Taraf Devletler; (a) Bu Sözleşme’de tanınan hakların uygulanması için gerekli tüm yasal, idari ve diğer tedbirleri almayı; (b) Yürürlükte mevcut, engelliler aleyhinde ayrımcılık teşkil eden yasalar, düzenlemeler, gelenekler ve uygulamaları değiştirmek veya ortadan kaldırmak için gerekli olan, yasama faaliyetleri dâhil uygun tüm tedbirleri almayı; (c) Tüm politika ve programlarda engellilerin insan haklarının korunmasını ve güçlendirilmesini dikkate almayı; (d) Bu Sözleşme’yle bağdaşmayan eylemler veya uygulamalardan kaçınmayı ve kamu kurum ve kuruluşlarının bu Sözleşme’ye uygun davranmalarını sağlamayı; (e) Kişiler, örgütler veya özel teşebbüslerin engelliliğe dayalı ayrımcı uygulamalarını engellemek için gerekli tüm uygun tedbirleri almayı; … taahhüt eder.
2. Taraf Devletler ekonomik, sosyal ve kültürel haklarla ilgili olarak kaynakları ölçüsünde azami tedbirleri almayı ve gerektiğinde uluslararası işbirliği çerçevesinde engellilerin bu haklardan tam olarak yararlanmasını aşamalı olarak sağlamak için işbu Sözleşme ‘de yer alan ve uluslararası hukuka göre derhal uygulanması gereken yükümlülükleri yerine getirmeyi taahhüt eder.
3. Taraf Devletler işbu Sözleşme’nin uygulanmasını sağlayacak yasalar ve politikaların geliştirilmesi ve yaşama geçirilmesi ile engellilere ilişkin diğer karar alma süreçlerinde engelli çocuklar da dahil olmak üzere engellilere onları temsil eden örgütler aracılığıyla sürekli danışacak ve etkin bir şekilde bu sürece dahil edeceklerdir…”, 4.4. “Ayrımcılık Yapılmaması ve Eşitlik” başlıklı 5’inci maddesinin üçüncü ve dördüncü fıkralarında; “3. Taraf Devletler eşitliği sağlamak ve ayrımcılığı ortadan kaldırmak üzere engellilere yönelik makul düzenlemelerin yapılması için gerekli tüm adımları atar; 4. Engellilerin fiili eşitliğini hızlandırmak veya sağlamak için gerekli özel tedbirler işbu Sözleşme amaçları doğrultusunda ayrımcılık olarak nitelendirilmez.” 4.5. “Erişebilirlik” başlıklı 9’uncu maddesinde; “1. Taraf Devletler engellilerin bağımsız yaşayabilmelerini ve yaşamın tüm alanlarına etkin katılımını sağlamak ve engellilerin diğer bireylerle eşit koşullarda fiziki çevreye, ulaşıma, bilgi ve iletişim teknolojileri ve sistemleri dâhil olacak şekilde bilgi ve iletişim olanaklarına, hem kırsal hem de kentsel alanlarda halka açık diğer tesislere ve hizmetlere erişimini sağlamak için uygun tedbirleri alacaklardır…” 4.6. “Yeterli yaşam standardı ve sosyal korunma” başlıklı 28’inci maddesinin birinci ve ikinci fıkralarında; “Taraf Devletler, engellilerin yiyecek, giysi ve barınma dâhil kendileri ve aileleri için yeterli yaşam standardı hakkını ve yaşam koşullarının sürekli olarak iyileştirilmesi hakkını tanır. Taraf Devletler bu hakkın engelli olmaları nedeniyle ayrımcılığa uğramaksızın tanınmasını temin etmek için gerekli adımları atar.”; “Taraf Devletler engellilerin sosyal korunma ve engelliliğe dayalı ayrımcılığa uğramadan bu haktan yararlanma hakkını tanır ve aşağıda belirtilen tedbirler dâhil olmak üzere bahse konu hakkın tanınmasını temin etmek ve geliştirmek için gerekli adımları atar: …(c)Yoksulluk koşullarında yaşayan engellilerin ve ailelerinin uygun eğitim, danışmanlık, mali yardım ve süreli bakım dâhil engelliliğe ilişkin harcamalarında devlet yardımına erişimini sağlamak…”, 5. 14/6/2012 tarihli ve 6328 sayılı Kamu Denetçiliği Kurumu Kanunu’nun; 5.1. “Amaç” başlıklı 1’inci maddesinde; “Bu Kanunun amacı; kamu hizmetlerinin işleyişinde bağımsız ve etkin bir şikâyet mekanizması oluşturmak suretiyle, idarenin her türlü eylem ve işlemleri ile tutum ve davranışlarını; insan haklarına dayalı adalet anlayışı içinde, hukuka ve hakkaniyete uygunluk yönlerinden incelemek, araştırmak ve önerilerde bulunmak üzere Kamu Denetçiliği Kurumunu oluşturmaktır.”, 5.2. “Kurumun görevi” başlıklı 5’inci maddesinin birinci fıkrasında; “Kurum, idarenin işleyişiyle ilgili şikâyet üzerine, idarenin her türlü eylem ve işlemleri ile tutum ve davranışlarını; insan haklarına dayalı adalet
anlayışı içinde, hukuka ve hakkaniyete uygunluk yönlerinden incelemek, araştırmak ve idareye önerilerde bulunmakla görevlidir.”, 6. 1/7/2005 tarihli ve 5378 sayılı Engelliler Hakkında Kanun’un; 6.1. “Amaç” başlıklı 1’inci maddesinde; “Bu Kanunun amacı; engellilerin temel hak ve özgürlüklerden faydalanmasını teşvik ve temin ederek ve doğuştan sahip oldukları onura saygıyı güçlendirerek toplumsal hayata diğer bireylerle eşit koşullarda tam ve etkin katılımlarının sağlanması ve engelliliği önleyici tedbirlerin alınması için gerekli düzenlemelerin yapılmasını sağlamaktır.”, 6.2. “Tanımlar” başlıklı 3’üncü maddesinin birinci fıkrasının (c) bendinde; “Engelli: fiziksel, zihinsel, ruhsal ve duyusal yetilerinde çeşitli düzeyde kayıplarından dolayı topluma diğer bireyler ile birlikte eşit koşullarda tam ve etkin katılımını kısıtlayan tutum ve çevre koşullarından etkilenen bireyi” aynı fıkranın (j)
bendinde; “Makul düzenleme: Engellilerin insan haklarını ve temel özgürlüklerini tam ve diğer bireylerle eşit şekilde kullanmasını veya bunlardan yararlanmasını sağlamak üzere belirli bir durumda ihtiyaç duyulan, ölçüsüz veya aşırı bir yük getirmeyen, gerekli ve uygun değişiklik ve tedbirleri”, 6.3. “Genel Esaslar” başlıklı 4’üncü maddesinin birinci fıkrasında; “Bu Kanun kapsamında bulunan hizmetlerin yerine getirilmesinde; a) Engellilerin insan onur ve haysiyetinin dokunulmazlığı temelinde, kendi seçimlerini yapma özgürlüğünü ve bağımsızlığını kapsayacak şekilde bireysel özerkliğine saygı gösterilmesi esastır.
b) Engelliliğe dayalı ayrımcılık yapılamaz, ayrımcılıkla mücadele engellilere yönelik politikaların temel esasıdır.
c) Engellilerin tüm hak ve hizmetlerden yararlanması için fırsat eşitliğinin sağlanması esastır.
d) Engellilerin bağımsız yaşayabilmeleri ve topluma tam ve etkin katılımları için erişilebilirliğin sağlanması esastır.
e) Engellilerin ve engelliliğin her tür istismarının önlenmesi esastır.
f) Engellilere yönelik hizmetlerin sunumunda aile bütünlüğünün korunması esastır.
g) Engeli olan çocuklara yönelik hizmetlerde çocuğun üstün yararının gözetilmesi esastır.
h) Engeli olan kadın ve kız çocuklarının çok yönlü ayrımcılığa maruz kalmaları önlenerek hak ve özgürlüklerden yararlanmalarının sağlanması esastır.
i) Engellilere yönelik politika oluşturma, karar alma ve hizmet sunumu süreçlerinde engellilerin, ailelerinin ve engellileri temsil eden sivil toplum kuruluşlarının katılımının sağlanması esastır.
j) Engellilere yönelik mevzuat düzenlemelerinde Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığının görüşü alınır.”, 6.4. “Ayrımcılık” başlıklı 4/A maddesinde; “Doğrudan ve dolaylı ayrımcılık dâhil olmak üzere engelliliğe dayalı her türlü ayrımcılık yasaktır. Eşitliği sağlamak ve ayrımcılığı ortadan kaldırmak üzere engellilere yönelik makul düzenlemelerin yapılması için gerekli tedbirler alınır. Engellilerin hak ve özgürlüklerden tam ve eşit olarak yararlanmasını sağlamaya yönelik alınacak özel tedbirler ayrımcılık olarak değerlendirilemez.”, 7. 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu’nun “Yer değiştirme suretiyle atanma” başlıklı 72’nci maddesinin altıncı fıkrasında; “İlgili mevzuatı uyarınca verilecek rapora göre kendisi, eşi veya birinci derece kan hısımlığı bulunan bakmakla yükümlü olduğu aile fertleri engelli olan memurların engellilik durumundan kaynaklanan yer değiştirme taleplerinin karşılanması için düzenlemeler yapılır.” 8. 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 28’inci maddesinde: “(1) Danıştay, Bölge İdare
Mahkemeleri, İdare ve Vergi Mahkemelerinin esasa ve yürütmenin durdurulmasına ilişkin kararlarının icaplarına göre idare gecikmeksizin işlem tesis etmeye veya eylemde bulunmaya mecburdur. Bu süre hiçbir şekilde kararın idareye tebliğinden başlayarak otuz (30) günü geçemez.”, 9. 25/6/1983 tarihli ve 18088 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan Devlet Memurlarının Yer Değiştirme
Suretiyle Atanmalarına İlişkin Yönetmelik’in, 9.1. “Özel Yönetmelikler” başlıklı 28’inci maddesinde; “Kurumlar bu Yönetmeliğin yürürlüğe girdiği tarihten itibaren 6 ay içinde halen görevde bulunan memurların geçmiş hizmetlerinin bu Yönetmelik çerçevesinde nasıl değerlendirileceğini ve bu Yönetmeliğin çeşitli maddelerinde kurumlarca tespiti öngörülen
diğer hususları kapsayan özel Yönetmeliklerini Devlet Personel Dairesinden olumlu görüş alınmak sureti ile çıkarırlar. Özel Yönetmeliklerde bu Yönetmeliğe aykırı hükümler yer alamaz…” 9.2. “Engellilik Durumuna Bağlı Yer Değişikliği” başlıklı Ek 3’üncü maddesinde; “İlgili mevzuatına göre alınan sağlık kurulu raporunda en az yüzde kırk oranında engelli olduğu belirtilen memurlar ile ağır engelli raporlu eşi veya bakmakla yükümlü olduğu birinci derece kan hısımları bulunan memurlar engellilik durumundan kaynaklanan gerekçelere dayalı olarak yer değiştirme talebinde bulunabilir. Bu kapsamdaki talepler bu Yönetmelikte yer alan kısıtlayıcı hükümlere tabi olmaksızın kurumların kadro imkânları ve teşkilat yapıları dikkate alınarak karşılanır ve bu haktan bir defadan fazla yararlanılamaz. (Danıştay 2. Dairesinin 21/03/2018 tarihli ve E:2016/9697, K:2018/1891 sayılı kararıyla, maddede yer alan “bir defadan fazla” ibaresinin iptaline karar verilmiştir.)” 10. 17.05.2013 tarihli ve 25650 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren Aile ve Sosyal
Hizmetler Bakanlığı Atama ve Yer Değiştirme Yönetmeliği’nin, 10.1. “Amaç” başlıklı 1’inci maddesinde; “(1) Bu Yönetmelik; Bakanlık merkez ve taşra kadrolarına yapılacak atama ve yer değiştirmelere ilişkin usul ve esasları belirlemek amacıyla hazırlanmıştır.” 10.2. “Kapsam” başlıklı 2’nci maddesinde; “(1) Bu Yönetmelik, Bakanlık kadrolarında 14/7/1965 tarihli ve
657 sayılı Devlet Memurları Kanununa tabi olarak görev yapan Devlet memurlarının kurum içi atama ve yer
değiştirmeleri ile geçici süreli görevlendirilmelerine ilişkin usul ve esasları kapsar. …” 10.3. “Yetkili Amirlerin Teklifi Üzerine Atama” başlıklı 16’ncı maddesinde; “(1) Haklarında yapılan adli veya idari soruşturma neticesinde görev yaptığı yerde/birimde kalmalarında sakınca görülen personelin görev yerinin değiştirilmesi, gerekçeleri ile birlikte illerde valiler, merkez teşkilatında birim amirleri tarafından Bakanlığa teklif edilebilir. (2) Görevden uzaklaştırılan, gözaltına alınan, tutuklanan veya mahkûm edilenlerden serbest bırakılan personelin, yeniden göreve başladıktan sonra aynı yerde çalışmalarının sakıncalı görülmesi halinde görev yerinin değiştirilmesi, gerekçeleri ile birlikte illerde valiler, merkez teşkilatında birim amirleri tarafından Bakanlığa teklif edilebilir. (3) Bakan talimatı doğrultusunda Bakanlık müfettişleri tarafından hazırlanan raporlarda görev yeri değişikliği ile ilgili öneriler Bakanlığa teklif edilebilir. (4) Yer değişikliği teklifleri Bakanlıkça değerlendirilir. Teklifin uygun görülmesi halinde personelin görev yeri, atama zamanına bakılmaksızın bulunduğu bölgenin zorunlu çalışma süresini tamamlamışsa bir üst bölgede bir yere, tamamlamamışsa bölge içerisinde veya bulunduğu il içerisinde başka bir yere atanmak suretiyle değiştirilir. (5) Birinci ve ikinci fıkralarda belirtilen durumlarda personelin görev yeri, teklife bağlı kalınmaksızın gerekli görüldüğü takdirde atamaya yetkili makam tarafından hizmet gereği resen değiştirilebilir. (6) Bu madde kapsamında ataması yapılan personelin, mazeret durumu da dâhil olmak üzere, tekrar aynı yere veya birime atanabilmesi için ayrılma tarihinden itibaren en az üç yıl geçmesi şartı aranır.”
Düzenlemeleri yer almaktadır.
IV. KAMU DENETÇİSİ CELİLE ÖZLEM TUNÇAK’IN KAMU BAŞDENETÇİSİNE ÖNERİSİ
11. Başvuranın iddiaları, idarenin konu ile ilgili açıklamaları, ilgili mevzuat ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde başvuru konusuna ilişkin “Tavsiye Karar Önerisi” Kamu Başdenetçisine sunulmuştur.
V. DEĞERLENDİRME VE GEREKÇE
A. Hukuka, Hakkaniyete ve İnsan Haklarına Uygunluk Yönünden Değerlendirme 12. Başvuran özetle; engellilik durumu sebebiyle nakil hakkını kullanarak 10.05.2024 tarihinde Bursa’dan
Muğla’ya yer değişikliğinin yapıldığını, haftada 2 gün diyaliz gördüğünü ve yüksek tansiyon hastası olduğunu, engel durumunun yaşantısını ve işini oldukça zorlaştırdığını, bu sebeple tekrar ailesinin ikamet ettiği Bursa iline naklinin yapılması talebinde bulunduğunu ancak Danıştay 2. Dairesinin 21.03.2018 tarihli kararıyla “bir defadan fazla yararlanamaz” ibaresinin iptal edilmesine rağmen talebinin ikinci defa engel durumundan tayin talebi olduğu gerekçesiyle reddedildiğini belirterek Bursa iline nakil talep etmektedir.
13. İlgili idareden temin edilen bilgi ve belgelerin tetkiki neticesinde; Başvuranın, engellilik hakkını kullanarak
24.05.2024 tarihinde Bursa ilinden Muğla ili emrine ataması gerçekleştirildiğinden Devlet Memurlarının Yer
Değiştirme Suretiyle Atanmalarına ilişkin Yönetmelik’in “Engellilik Durumuna Bağlı Yer Değişikliği” başlıklı
Ek 3’üncü maddesi gereği Bursa iline atamasının yapılamadığı gerekçesiyle başvuranın engellilik mazeretine dayalı ikinci nakil talebinin reddedildiği anlaşılmaktadır.
14. Bireylerin temel hak ve hürriyetlerinin düzenlendiği Anayasa’da sosyal hukuk devleti, adalet ve eşitlik başta olmak üzere farklı ilkeler doğrultusunda engellilerin de içinde bulunduğu toplumun dezavantajlı gruplarına yönelik tedbirler içeren özel koruyucu hükümlere yer verilmiştir. Bu bakımdan özellikle sosyal devlet ilkesinin temel niteliği; devletin toplumdaki dezavantajlı gruplar lehine müdahalede bulunması ve bu gruplara dâhil bireylere yönelik fırsat eşitliğini sağlayacak şekilde eşitsizlikleri giderici önlemler alması olarak kabul edilmektedir. Ayrıca Anayasamızda devlet, insanın maddi ve manevi varlığının gelişmesi için gerekli şartları hazırlamaya çalışmakla; kanun önünde eşitliğin yaşama geçmesini sağlamakla; engelli bireylerin korunmalarını ve toplum hayatına intibaklarını sağlayıcı tedbirleri almakla; bedeni yetersizliği olanların çalışma şartları bakımından özel olarak korunmasıyla yükümlü kılınmaktadır. Bu doğrultuda Anayasa’da, dezavantajlı gruplar içinde engellilere de yer verilerek engelliler için alınacak tedbirlerin eşitlik ilkesine aykırı sayılmayacağı belirtilmek suretiyle engelliler lehindeki düzenlemeler anayasal güvence altına alınmıştır. Bu doğrultuda Engelliler Hakkında Kanun’da engellilerin haklarını diğer bireylerle eşit kullanabilmesi için ölçüsüz veya aşırı bir yük getirmeyen, gerekli ve uygun değişiklik ve tedbirleri ifade eden makul düzenleme yapılması gerektiği açıktır.
15. Bu bağlamda devletin engelli bireylerin haklarına ilişkin yükümlülükleri sosyal bir hukuk devleti niteliğini haiz olmasıyla bağlantılı olup engelli hakları alanında idarenin işlemlerinin ve mevcut uygulamalarının hukuki güvenlik ve belirlilik ilkeleri ile hak arama hürriyeti doğrultusunda yasal düzenlemelerle uyumlu olması gerekmektedir.
16. Bilindiği üzere; engelli bireyler, engellerinden kaynaklanan çeşitli sebeplere ilave ekonomik külfetlerle, fiziksel ya da psiko-sosyal güçlüklerle karşılaşmakta, toplumdaki diğer bireylerin katlanmadığı medikal malzeme giderleri, kişisel öz bakım giderleri, bakım hizmeti giderleri, fiziksel engelleri yüzünden toplu taşıma hizmetlerinden yararlanamamalarına bağlı olarak katlandıkları ulaşım giderleri gibi pek çok durum bu güçlük ve külfetlerin sebepleri arasında sayılmaktadır. Bu sebeple bu sorunların yaşattığı olumsuzlukların giderilebilmesi için birçok uluslararası metinde devlet tarafından özel tedbirler alınması gerektiği ortaya konulmuş; engelli bireylerin sosyal koruma sistemlerinden, yoksullukla mücadele programlarından, engellilikle bağlantılı yardımlardan, toplu konut, emeklilik gibi programlardan faydalanarak mağduriyetlerinin giderilmesinin ekonomik ve sosyal yaşama toplumun diğer bireyleriyle “eşit koşullarda” katılımlarının sağlanmasının önemi vurgulanmıştır.
17. İnsan Hakları Eylem Planı kapsamında “İnsan hakları alanında farkındalığın üst düzeyde tutulmasıyla, idarede ve toplumda hak ve özgürlüklere ilişkin duyarlılığın sadece kuvvetlenmesi değil, aynı zamanda kalıcı olması amaçlanmaktadır.” hususları belirtilerek engelli haklarını da kapsayıcı şekilde insan haklarına yaklaşım konusunda idarenin farkındalığının üst düzeyde tutulması ve bu farkındalığın kalıcılığı esas alınmıştır. Bu doğrultuda Plan’da insan hakları odaklı yönetim ve uygulama örnekleri teşvik edileceği belirtilmiştir.
18. 2018/13 sayılı Cumhurbaşkanlığı Genelgesi’nde kamu hizmetlerinin yerine getirilmesinde sorun çözen, çözüm üreten, sonuç ve vatandaş odaklı devlet anlayışı ile bürokrasinin azaltılmasının Cumhurbaşkanlığı
Hükümet Sisteminin öncelikli hedeflerinden olduğu, kamu hizmetlerinde hantallığa sebebiyet veren hususların ortadan kaldırılması, milletimize hizmetlerin süratli ve en iyi şekilde sunulması, devlet ve millet bütünleşmesini zedeleyen davranışlardan kaçınılması gerektiği, bu itibarla; kamu kurum ve kuruluşlarına yapılan tüm başvurularda, talebin sonuçlandırılması başka bir idari makamın görev alanında kalsa dahi, başvuruların anında incelenerek takip edileceği, talebin ilk başvuru yerinde neticelendirilmesine özen gösterileceği, başvuru sahibine yapılan işlemler hakkında gecikmeksizin nihai ve kesin bilgi verileceği, başvuruların süratli ve doğru sonuçlandırılması amacıyla gerekli tüm tedbirlerin alınacağı belirtilmiştir.
19. Tarafı olduğumuz BM Engellilerin Haklarına İlişkin Sözleşme’nin “Giriş” bölümünde “engellilik durumunun, sakatlığı olan kişilerin topluma diğer bireyler ile birlikte eşit koşullarda tam ve etkin katılımını engelleyen tutumlar ve çevre koşullarının etkileşiminden kaynaklandığı; çeşitli araç ve yükümlülüklerin varlığına rağmen engelli kişilerin topluma eşit bireyler olarak katılmaları önündeki manilerin halen var olmaya devam ettiği ifade edilmiş, daha yoğun desteğe ihtiyacı olan engelliler dâhil olmak üzere, tüm engellilerin insan haklarının güçlendirilmesi ve korunmasının gerektiği; fiziksel, sosyal, ekonomik ve kültürel çevreye, sağlık ve eğitim hizmetlerine, bilgiye ve iletişime erişimin engellilerin tüm insan haklarından ve temel özgürlüklerden
tam yararlanmasını sağlamadaki önemi kabul edilmiştir. Bu kapsamda, Sözleşmede “engellilerin fiili eşitliğini hızlandırmak için alınacak özel tedbirlerin ayrımcılık olarak nitelendirilemeyeceği” hükme bağlanmıştır.
20. 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu’nun 72’nci maddesinde, kendisi, eşi veya birinci derece kan hısımlığı bulunan bakmakla yükümlü olduğu aile fertleri engelli olan memurların engellilik durumundan kaynaklanan yer değiştirme taleplerinin karşılanması için düzenlemeler yapılacağı hükme bağlanmıştır. Söz konusu hükme istinaden, Devlet Memurlarının Yer Değiştirme Suretiyle Atanmalarına İlişkin Yönetmelik hükümleri arasına 30/06/2014 tarihinde Ek 3’üncü madde eklenmiş ve böylece, ilgili mevzuatına göre alınan sağlık kurulu raporunda en az yüzde kırk oranında engelli olduğu belirtilen memurların, engellilik durumundan kaynaklanan gerekçelere dayalı olarak yer değiştirme talebinde bulunabileceği ve bu kapsamdaki taleplerin aynı
Yönetmelik’te yer alan kısıtlayıcı hükümlere tabi olmaksızın, kurumların kadro imkânları ve teşkilat yapıları dikkate alınarak karşılanacağı düzenlenmiştir. Söz konusu Ek 3’üncü maddede, “bu haktan bir defadan fazla yararlanılamaz” ibaresi de yer almakta iken, ilk önce Danıştay 16. Dairesinin 2/7/2015 tarihli ve
E:2015/10808 sayılı Kararı ile “bir defadan fazla” ibaresinin yürürlüğü durdurulmuş; daha sonra da Danıştay 2. Dairesinin 21/03/2018 tarihli ve E: 2016/9697, K: 2018/1891 sayılı kararıyla anılan ibare iptal edilmiştir.
21. Somut olayda, başvuranın engellilik mazereti sebebiyle yer değiştirme hakkından bir kez yararlandığı, ikinci kez yararlanma talebinin ise, yukarıda sözü edilen Yönetmelikte yer alan “bir defadan fazla” ibaresini iptal eden Danıştay 2. Dairesinin 21/03/2018 tarihli ve E: 2016/9697, K: 2018/1891 sayılı kararının içtihat kararı niteliğinde olmaması sebebiyle başvurana ikinci kez engellilik mazeretine dayalı yer değiştirme hakkı vermeyeceği gerekçesi ile reddedildiği görülmektedir. Bilindiği üzere, Anayasa’nın 138’inci maddesinin son fıkrası ile yasama ve yürütme organları ile idarenin, mahkeme kararlarına uymak zorunda olduğu; bu organların ve idarenin, mahkeme kararlarını hiçbir suretle değiştiremeyeceği ve bunların yerine getirilmesini geciktiremeyeceği hususları teminat altına alınmakta, benzer biçimde, 2577 sayılı İdari Yargılama
Usulü Kanununun 28’inci maddesinde: Danıştay, Bölge İdare Mahkemeleri, İdare ve Vergi Mahkemelerinin esasa ve yürütmenin durdurulmasına ilişkin kararlarının icaplarına göre idarenin gecikmeksizin işlem tesis etmeye veya eylemde bulunmaya mecbur olduğu hüküm altına alınmaktadır. Gerek Anayasa’nın ilgili maddesi ve gerekse de 2577 sayılı Kanun’un 28’nci maddesi metinlerinde uyulması zorunlu olan mahkeme kararların türü hususunda herhangi bir ayrıma gidilmediği, bu itibarla, ilgili idarece, söz konusu ibareyi iptal eden
Danıştay kararının içtihat kararı niteliğinde olmadığı gerekçesiyle başvuranın talebinin yerine getirilemeyeceği açıklamasının hukuki dayanaktan yoksun olduğu açıktır.
22. Nitekim, “Hukuk devleti; insan haklarına dayanan, bu hak ve özgürlükleri koruyup güçlendiren, eylem ve işlemleri hukuka uygun olan, her alanda adaletli bir hukuk düzeni kurup bunu geliştirerek sürdüren, hukuki güvenliği sağlayan, Anayasa’ya aykırı durum ve tutumlardan kaçınan, hukuku tüm devlet organlarına egemen kılan, Anayasa ve kanunlarla kendini bağlı sayan, yargı denetimine açık olan devlettir.” (Anayasa
Mahkemesi, E.2013/44, K. 2013/59, Resmi Gazete Tarihi: 02/05/2013). Kanun koyucu tarafından, Anayasa’nın 138’inci ve İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 28’inci maddesi ile yargı kararlarının her ne gerekçe ile olursa olsun uygulanmamasından idare sorumlu tutulmuş ve idarenin yargı kararlarını uygulaması hususunda idareye anayasal ve kanuni bir zorunluluk yüklenmiş olup idarenin kararı uygulama yükümlülüğü devam ettikçe, yargı kararının uygulanmamasından doğan sorumluluğun da devam edeceği vurgulanmıştır (Kamu Denetçiliği Kurumu, 24/10/2017 tarihli ve 2017/5018 başvuru numaralı Tavsiye Kararı).
23. Kurumumuzca yapılan inceleme ve araştırma neticesinde, yukarıda yer alan ulusal ve uluslararası mevzuat hükümleri ve yargı içtihatları göz önünde bulundurularak ilgili idarenin başvuranın ikinci kez engellilik mazeretine dayalı atanma talebini reddi yönünde tezahür eden işleminde hukuka ve hakkaniyete uyarlık bulunmadığı sonuç ve kanaatine ulaşılmıştır.
B. İyi Yönetim İlkeleri Yönünden Değerlendirme 24. Günümüzde demokratik, modern ve katılımcı yönetim anlayışında idarelerden sadece hukuka uygun olarak hareket etmeleri değil aynı zamanda iyi yönetişim ilkelerine uygun işlem tesis etmeleri de beklenmektedir.
25. İyi yönetim ilkelerine 28/03/2013 tarihli ve 28601 mükerrer sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan Kamu
Denetçiliği Kurumu Kanununun Uygulanmasına İlişkin Usul ve Esaslar Hakkında Yönetmelik’in “İyi yönetim ilkeleri” başlıklı 6’ncı maddesinde yer verilmiş olup; söz konusu ilkeler yönünden yapılan değerlendirmede, şikâyet başvurusu kapsamında, idarenin, başvurana ilişkin işlemlerle ilgili bilgi ve belgeleri süresi içerisinde ve gerekçeli olarak kurumumuza gönderdiği, bu anlamda “kararların gerekçeli olması”, “kararın
geciktirilmeksizin bildirilmesi” ve “makul sürede karar verme” ilkelerine uygun hareket ettiği ancak, başvuru sahibine verdiği cevapta idari işleme karşı hangi sürede hangi mercie başvurabileceğini göstermediği bu nedenle de karara karşı başvuru yollarının gösterilmesi ilkesine uymadığı tespit edildiğinden, idarenin bahse konu ilkeye de uygun davranması önerilmektedir.
VI. HAK ARAMA ÖZGÜRLÜĞÜNE İLİŞKİN AÇIKLAMA
26. 6328 sayılı Kanunun 21’inci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca, bu Tavsiye Kararının idareye tebliğ tarihinden itibaren 30 gün içinde idare tarafından herhangi bir eylem ya da işlem tesis edilmezse (varsa) dava açma süresinden kalan süre işlemeye devam edecek olup İdare Mahkemelerinde yargı yolu açıktır.
VII. KARAR
Açıklanan nedenlerle BAŞVURUNUN KABULÜNE, Başvuranın engellik durumuna dayalı yer değişikliği talebinin, Devlet Memurlarının Yer Değiştirme Suretiyle
Atanmalarına İlişkin Yönetmelik hükümleri çerçevesinde tekrar değerlendirilmesi hususunda AİLE VE
SOSYAL HİZMETLER BAKANLIĞINA TAVSİYEDE BULUNULMASINA,
Kararın başvurana ve Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığına tebliğine,
6328 sayılı Kamu Denetçiliği Kurumu Kanunu’nun 20’nci maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca, Aile ve Sosyal
Hizmetler Bakanlığı tarafından bu karar üzerine tesis edilecek işlemin otuz gün içinde Kurumumuza bildirilmesinin zorunlu olduğuna, Türkiye Cumhuriyeti Kamu Başdenetçisince karar verildi.
Şeref MALKOÇ
Kamu Başdenetçisi