ÖZET: Bu karar, Türkiye Down Sendromu Derneği tarafından yapılan başvuru üzerine, özel eğitime ihtiyaç duyan bireyler için Erken Çocukluk Özel Eğitim Programı’na erişimde yaşanan sorunları ele almaktadır. Başvuruda, ailelerin programdan yararlanmakta zorluk çektiği, Rehberlik ve Araştırma Merkezleri tarafından eğitimin mevcut olmadığı yönünde bildirimler yapıldığı belirtilmiştir. Ayrıca, başvuruların kabul edilmediği veya öğretmen tayinlerinin yapılmadığı iddiaları da gündeme gelmiştir.

Kamu Denetçiliği Kurumu, bu bağlamda, Erken Çocukluk Özel Eğitim Programı’nın etkinliğini artırmak amacıyla çeşitli önerilerde bulunmuştur. Bu öneriler arasında, öğretmen atamalarının yapılması, ailelere yönelik bilgilendirme eğitimlerinin gerçekleştirilmesi ve programın erişilebilirliğinin artırılması yer almaktadır. Ayrıca, eğitim hizmetlerinin daha sistematik bir şekilde sunulması ve öğretmenlerin yeterliliklerinin artırılması gerektiği vurgulanmıştır.

Sonuç olarak, Erken Çocukluk Özel Eğitim Programı’nın daha etkin uygulanabilmesi için Milli Eğitim Bakanlığı’na çeşitli tavsiyelerde bulunulmuş ve bu tavsiyelerin hayata geçirilmesi için gerekli adımların atılması gerektiği ifade edilmiştir.

T.C. TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ KAMU DENETÇİLİĞİ KURUMU

(OMBUDSMANLIK)

SAYI : 2023/2614-S.23.4442

BAŞVURU NO : 2022/13175

KARAR TARİHİ : 03/03/2023

TAVSİYE KARARI

Adres:

,TCKN:

BAŞVURAN VEKİLİ / TEMSİLCİSİ :

Adres:

BAŞVURUYA KONU İDARE : MİLLİ EĞİTİM BAKANLIĞI

Erken Çocukluk Özel Eğitim Programı işleyişi hakkındadır.

BAŞVURUNUN KONUSU :

BAŞVURU TARİHİ : 12/09/2022

I. BAŞVURANIN İDDİA VE TALEPLERİ

1. Kurumumuza tarafından yapılan başvuruda; Özel eğitime ihtiyacı olan bireyler için (0-36 ay) Erken Çocukluk Özel Eğitim Programında yaşanılan sorunlar hakkında ilgili idarelere başvuruda bulunulduğunu, başvurulara cevap verilmediğini, danışmanlık yapılan ailelerden alınan bilgiye göre Erken Çocukluk Özel Eğitim Programına erişiminde güçlükler yaşandığını, programdan yararlanmak isteyen ailelere Rehberlik ve Araştırma Merkezleri tarafından böyle bir eğitimin olmadığı, bu eğitimin kendi ilçelerinde uygulanmadığı, eğitmeni kendilerinin bulması gerektiği, eğitimi verecek öğretmenin olmadığı yönünde bildirimlerde bulunulduğunu, başvuruların kabul edilmediği, kabul edilse dahi öğretmen tayininin yapılmadığı iddiası ile Rehberlik ve Araştırma Merkezlerine yönelik özel eğitime ihtiyacı olan bireyler için Erken Çocukluk Özel Eğitim Programı hakkında bilgilendirme eğitimlerinin yapılması, Rehberlik ve Araştırma Merkezlerine ilgili eğitime başvuru alınma usulünün resmi yazı ile tebliğ edilmesi, eğitimi verecek öğretmenlerin bulunması konusunda yaşanılan sorunların ortadan kaldırılması amacıyla Erken Çocukluk Özel Eğitim Programı için ücretli öğretmen atanması, kadrolu öğretmenlerin ek ders sayılarının arttırılması ve ilgili idarelerce uygun görülecek diğer tedbirlerin alınması talep edilmektedir.

II. İDARENİN BAŞVURUYA İLİŞKİN AÇIKLAMALARI

2. Kamu Denetçiliği Kurumunun 27/10/2022 tarihli sayılı bilgi-belge talepli yazısına istinaden; Milli Eğitim Bakanlığı Özel Eğitim ve Rehberlik Hizmetleri Genel Müdürlüğü’nün 15/11/2022 tarihli ve sayılı yazıda özetle; 2.1. Özel Eğitim ve Rehberlik Hizmetleri Genel Müdürlüğünce hazırlanan “Erken Çocukluk (0-36 Ay)

Özel Eğitim Programı”nın 18.04.2018 tarihinde Talim ve Terbiye Kurulu Başkanlığınca kabul edildiği, 81

İl Valiliğine bilgi verildiği, 2.2. Özel eğitim ihtiyacı olan bireyler için (0-36 ay) Erken Çocukluk Dönemi Özel Eğitim Programının

”Özel Eğitim Hizmetleri Yönetmeliği”nde yer alan hükümler doğrultusunda yürütüldüğü, 2.3. Özel eğitim ihtiyacı olan bireylere sunulan eğitim hizmetlerinde öğretmen ihtiyacının kadrolu, ya da norm fazlası öğretmenler tarafından karşılandığı, öğretmen ihtiyacı oluşması durumunda ücretli öğretmen görevlendirmesi de yapılabildiği, 2.4. Özel eğitim ihtiyacı olan bireyler için (0-36 ay) Erken Çocukluk Dönemi eğitim hizmetleri Özel Eğitim

Hizmetleri Yönetmeliğinin 12 nci maddesinin birinci fıkrasında ”0-36 aylık özel eğitim ihtiyacı olan çocuklar için erken çocukluk dönemi eğitim hizmetleri il veya ilçe özel eğitim hizmetleri kurul kararı ile özel eğitim okulları, okul öncesi eğitim kurumları, bünyesinde ana sınıfı bulunan eğitim kurumları ile çocuk ve ailenin ihtiyaçları doğrultusunda evlerde de yürütülür.” Aynı maddenin ikinci fıkrasının (a) bendinde

”Bu hizmet, velinin yazılı talebi üzerine Özel Eğitim Değerlendirme Kurulu Raporu doğrultusunda il veya ilçe özel eğitim hizmetleri kurulunca planlanır.” hükümleri doğrultusunda gerekli iş ve işlemlerin yürütüldüğü, 2.5. Özel eğitim ihtiyacı olan bireyler için (0-36 ay) Erken Çocukluk Dönemi eğitim hizmetleri il/ilçe özel eğitim hizmetleri kurulunca planlandığı, öğretmen ihtiyacının kadrolu, norm fazlası ya da ücretli öğretmen görevlendirilmesi yolu ile karşılandığı, 2.6. Özel eğitim ihtiyacı olan bireyler için (0-36 ay) Erken Çocukluk Dönemi eğitim hizmetlerine ilişkin eğitim programına erişim konusunda sorun bulunmadığı, 3. Kamu Denetçiliği Kurumunun 27/10/2022 tarihli sayılı Görüş yazısına istinaden; “Erken Çocukluk Özel Eğitim Programı”nda yaşanılan sorunlar hakkında görüş talep edilmiş olup, konuya ilişkin Hacettepe Üniversitesi Eğitim Fakültesi Özel Eğitim Bölümü

Bozukluğu Eğitimi Anabilim Dalı Başkanı tarafından hazırlanan

25.12.2022 tarihli görüş yazısı da Kurumumuza iletilmiştir;

Görüş yazısında; Başvurudaki benzer sorunların ebeveynler tarafından iletildiği,

Öte yandan özellikle Avrupa’nın pek çok farklı ülkesinde yaşayan pek çok Türk ailelerle olan çalışmalarda

Avrupa’nın pek çok gelişmiş ülkesinde, erken tanı sistemlerinin çok problemli olduğu, ailelerin çocuklarının erken yıllarda tanılanmasına ilişkin uzman sağlık personeline erişimde çok ciddi güçlükler yaşadıkları, eğitim yaşının ciddi düzeyde geciktiğinin bilindiği, Fransa, İngiltere, İsveç vb. pek çok ülkede söz konusu problemler rapor edildiği, Avrupa’da pek çok ülkede erken müdahale hizmetlerine erişim mümkün olduğunda da söz konusu erişimin 2 veya 3 saatle sınırlı olduğunun da bilindiği, Ülkemizde 3 saat artı 4 saat uygulamasının küçük yaş grubu özel gereksinimli çocukların gelişimini çok olumlu yönde

etkileyecek çok olumlu bir karar olduğu, söz konusu karara temel teşkil edecek çok kapsamlı bir erken müdahale programının da hali hazırda MEB tarafından bilim insanlarının desteği ile oluşturulduğu, başlangıcı yapılan hizmetlerin sistematiğinin oluşturulmasında da aynı çabanın gösterilmesine yönelik beklentilerin de olduğu belirtilmiştir.

Bununla birlikte “Erken Çocukluk Özel Eğitim Programı” kapsamındaki önerilere de yer verilmiştir.

III. İLGİLİ MEVZUAT

4. 2709 Sayılı Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının, 4.1. “Devletin temel amaç ve görevleri” başlıklı 5’inci maddesinde; “Devletin temel amaç ve görevleri, Türk milletinin bağımsızlığını ve bütünlüğünü, ülkenin bölünmezliğini, Cumhuriyeti ve demokrasiyi korumak, kişilerin ve toplumun refah, huzur ve mutluluğunu sağlamak; kişinin temel hak ve hürriyetlerini, sosyal hukuk devleti ve adalet ilkeleriyle bağdaşmayacak surette sınırlayan siyasal, ekonomik ve sosyal engelleri kaldırmaya, insanın maddi ve manevi varlığının gelişmesi için gerekli şartları hazırlamaya çalışmaktır.”

4.2. “Kanun önünde eşitlik” başlıklı 10’uncu maddesinde; “Herkes, dil, ırk, renk, cinsiyet, siyasi düşünce, felsefi inanç, din, mezhep ve benzeri sebeplerle ayırım gözetilmeksizin kanun önünde eşittir.

(…)Çocuklar, yaşlılar, özürlüler, harp ve vazife şehitlerinin dul ve yetimleri ile malul ve gaziler için alınacak tedbirler eşitlik ilkesine aykırı sayılmaz. Hiçbir kişiye, aileye, zümreye veya sınıfa imtiyaz tanınamaz. Devlet organları ve idare makamları bütün işlemlerinde (…)kanun önünde eşitlik ilkesine uygun olarak hareket etmek zorundadırlar.”

4.3. “Ailenin korunması ve çocuk hakları” başlıklı 41 inci maddesinde; “Aile, Türk toplumunun temelidir ve eşler arasında eşitliğe dayanır. Devlet, ailenin huzur ve refahı ile özellikle ananın ve çocukların korunması ve aile planlamasının öğretimi ile uygulanmasını sağlamak için gerekli tedbirleri alır, teşkilatı kurar. Her çocuk, korunma ve bakımdan yararlanma, yüksek yararına açıkça aykırı olmadıkça, ana ve babasıyla kişisel ve doğrudan ilişki kurma ve sürdürme hakkına sahiptir. Devlet, her türlü istismara ve şiddete karşı çocukları koruyucu tedbirleri alır.”, 4.4. “Dilekçe, bilgi edinme ve kamu denetçisine başvurma hakkı” başlıklı 74’üncü maddesinde; “Herkes, bilgi edinme ve kamu denetçisine başvurma hakkına sahiptir.”

4.5. “Milletlerarası andlaşmaları uygun bulma” başlıklı 90 ıncı maddesinde; “Türkiye Cumhuriyeti adına yabancı devletlerle ve milletlerarası kuruluşlarla yapılacak andlaşmaların onaylanması, Türkiye

Büyük Millet Meclisinin onaylamayı bir kanunla uygun bulmasına bağlıdır.(…) Türk kanunlarına değişiklik getiren her türlü andlaşmaların yapılmasında birinci fıkra hükmü uygulanır. (…) Usulüne göre yürürlüğe konulmuş Milletlerarası andlaşmalar kanun hükmündedir. Bunlar hakkında Anayasaya aykırılık iddiası ile Anayasa Mahkemesine başvurulamaz. (Ek cümle: 7/5/2004-5170/7 md.) Usulüne göre yürürlüğe konulmuş temel hak ve özgürlüklere ilişkin milletlerarası andlaşmalarla kanunların aynı konuda farklı hükümler içermesi nedeniyle çıkabilecek uyuşmazlıklarda milletlerarası andlaşma hükümleri esas alınır.”

5. İnsan Hakları Evrensel Beyannamesinin;

5.1. 1 inci maddesinde; “Bütün insanlar özgür, onur ve haklar bakımından eşit doğarlar. Akıl ve vicdana sahiptirler, birbirlerine karşı kardeşlik anlayışıyla davranmalıdırlar.

5.2. 2 nci maddesinde; “Herkes, ırk, renk, cinsiyet, dil, din, siyasal veya başka bir görüş, ulusal veya sosyal köken, mülkiyet, doğuş veya herhangi başka bir ayrım gözetmeksizin bu Bildirge ile ilan olunan bütün haklardan ve bütün özgürlüklerden yararlanabilir.

5.3. 26 ncı maddesinde; “1. Herkes eğitim hakkına sahiptir. Eğitim, en azından ilk ve temel eğitim aşamasında parasızdır. İlköğretim zorunludur. Teknik ve mesleksel eğitim herkese açıktır…

2. Eğitim insan kişiliğini tam geliştirmeye ve insan haklarıyla temel özgürlüklere saygıyı güçlendirmeye yönelik olmalıdır…” hükümleri yer almaktadır.

6. Birleşmiş Milletler “İnsan Haklarının Geliştirilmesi ve Korunması İçin Kurulan Ulusal

Kuruluşların Statüsüne İlişkin İlkeler/Paris Prensipleri’nde;

“…Ulusal kuruluşlar, yürürlükteki yasaları, mevzuatı ve yasa tasarıları ile yasa önerilerini incelerler ve metinlerin, insan haklarının temel ilkeleriyle uyumlu hale getirilmeleri için uygun gördükleri tavsiyeleri yaparlar; gerek gördükleri takdirde, yeni yasaların kabul edilmesini, yürürlükteki yasaların uyumlu hale getirilmesini ve idari önlemlerin alınmasını veya değiştirilmesini tavsiye ederler… …Ulusal düzeyde yürürlükte olan yasaların, mevzuatın ve uygulamaların, insan haklarına ilişkin uluslararası belgeler ve mekanizmalarla uyumlu hale getirilmesini ve hayata geçirilmesini teşvik ederler ve sağlarlar…”

7. Birleşmiş Milletler Engellilerin Haklarına İlişkin Sözleşmenin (EHİS);

7.1. “Amaç” başlıklı 1 inci maddesinde; “… Engelli kavramı diğer bireylerle eşit koşullar altında topluma tam ve etkin bir şekilde katılımlarının önünde engel teşkil eden uzun süreli fiziksel, zihinsel, düşünsel ya da algısal bozukluğu bulunan kişileri içermektedir.” 7.2. “Genel İlkeler” başlıklı 3 üncü maddesinde; “İşbu Sözleşme’nin dayandığı ilkeler şunlardır: (…)

(b) Ayrımcılık yapılmaması, (e) Fırsat eşitliği.” 7.3. “Genel Yükümlülükler” başlıklı 4 üncü maddesinde: “1. Taraf Devletler engelliliğe dayalı herhangi bir ayrımcılığa izin vermeksizin tüm engellilerin insan hak ve temel özgürlüklerinin eksiksiz olarak yaşama geçirilmesini sağlamak ve engellilerin hak ve özgürlüklerini güçlendirmekle yükümlüdür.

Bu amaç doğrultusunda Taraf Devletler;

(a) Bu Sözleşme’de tanınan hakların uygulanması için gerekli tüm yasal, idari ve diğer tedbirleri almayı (…)

(b) Yürürlükte mevcut, engelliler aleyhinde ayrımcılık teşkil eden yasalar, düzenlemeler, gelenekler ve uygulamaları değiştirmek veya ortadan kaldırmak için gerekli olan, yasama faaliyetleri dahil uygun tüm tedbirleri almayı (…) taahhüt eder.”

7.4. “Ayrımcılık Yapılmaması ve Eşitlik” başlıklı 5 inci maddesinde; “1. Taraf Devletler herkesin hukuk önünde ve karşısında eşit olduğunu ve ayrımcılığa uğramaksızın hukuk tarafından eşit korunma ve hukuktan eşit yararlanma hakkına sahip olduğunu kabul eder.

2. Taraf Devletler engelliliğe dayalı her türlü ayrımcılığı yasaklar ve engellilerin herhangi bir nedene dayalı ayrımcılığa karşı eşit ve etkin bir şekilde korunmasını güvence altına alır…” 7.5. “Engelli çocuklar” başlıklı 7 nci maddesinin birinci ve ikinci fıkralarında; 1.“Taraf Devletler, engelli çocukların diğer çocuklarla eşit bir şekilde tüm temel insan hak ve özgürlüklerinden tam olarak yararlanmasını sağlamak için gerekli tüm tedbirleri alır.

2. Engelli çocuklarla ilgili tüm eylemlerde çocuğun en üst çıkarının gözetilmesine öncelik verir”, 3. Taraf Devletler engelli çocukların kendilerini etkileyen her konuda diğer çocuklarla eşit koşullar altında görüşlerini serbestçe ifade etme hakkına sahip olmalarını, yaşları ve olgunluk seviyelerine göre görüşlerine önem verilmesini ve onlara bu hakkın tanınması için engeline ve yaşına uygun destek sunulmasını sağlar.

7.6. “Eğitim” başlıklı 24 üncü maddesi; “1. Taraf Devletler engellilerin eğitim hakkını tanır. Taraf Devletler, bu hakkın fırsat eşitliği temelinde ve ayrımcılık yapılmaksızın sağlanması için eğitim sisteminin bütünleştirici bir şekilde her seviyede engellileri içine almasını ve ömür boyu öğrenim imkanı sağlar. …

2. Taraf Devletler bu hakkın yaşama geçirilmesi için aşağıda belirtilenleri sağlar:

(a) Engelliler engelleri nedeniyle genel eğitim sisteminden dışlanmamalı ve engelli çocuklar engelleri nedeniyle parasız ve zorunlu ilk ve ortaöğretim olanaklarının dışında tutulmamalıdır; (b) Engelliler yaşadıkları çevrede bütünleştirici, kaliteli ve parasız ilk ve orta öğretime diğer bireylerle eşit olarak erişebilmelidir; (c) Bireylerin ihtiyaçlarına göre makul düzenlemeler yapılmalıdır; (d) Engellilerin genel eğitimden etkin bir şekilde yararlanabilmeleri için genel eğitim sistemi içinde ihtiyaç duydukları desteği almalıdır; (e) Engellilere yönelik bireyselleştirilmiş etkin destekleyici tedbirler, engellilerin tam katılımı hedefine uygun olarak, akademik ve sosyal gelişimi artırıcı ortamlarda sağlanmalıdır.

3. Taraf Devletler engellilerin toplumun eşit üyeleri olarak eğitime tam ve eşit katılımlarını kolaylaştırmak için yaşamı ve sosyal gelişim becerilerini öğrenmelerini sağlar…

4. Taraf Devletler bu hakkın yaşama geçmesini sağlamak için, … eğitimin her düzeyinde çalışan uzmanların ve personelin eğitimi için uygun tedbirleri alır. Sözkonusu eğitim engelliliğe ilişkin bilincin

artırılmasını, alternatif iletişim araç ve biçimleri ile destekleyici eğitim tekniklerinin ve materyallerinin kullanılmasını içermelidir.” 8. Birleşmiş Milletler Genel Kurulu tarafından 20 Kasım 1989 tarihinde kabul edilen Çocuk Hakları

Sözleşmesinin 1 inci maddesinde; “Bu Sözleşme uyarınca çocuğa uygulanabilecek olan kanuna göre daha erken yaşta reşit olma durumu hariç, onsekiz yaşına kadar her insan çocuk sayılır.” 8.1. 2 nci maddesinde; “1. Taraf Devletler, bu Sözleşmede yazılı olan hakları kendi yetkileri altında bulunan her çocuğa, kendilerinin, ana babalarının veya yasal vasilerinin sahip oldukları, ırk, renk, cinsiyet, dil, siyasal ya da başka düşünceler, ulusal, etnik ve sosyal köken, mülkiyet, sakatlık, doğuş ve diğer statüler nedeniyle hiçbir ayrım gözetmeksizin tanır ve taahhüt ederler.” 8.2. 3 üncü maddesinde; “1. Kamusal ya da özel sosyal yardım kuruluşları, mahkemeler, idari makamlar veya yasama organları tarafından yapılan ve çocukları ilgilendiren bütün faaliyetlerde, çocuğun yararı temel düşüncedir.” Taraf Devletler, çocuğun ana–babasının, vasilerinin ya da kendisinden hukuken sorumlu olan diğer kişilerin hak ve ödevlerini de göz önünde tutarak, esenliği için gerekli bakım ve korumayı sağlamayı üstlenirler ve bu amaçla tüm uygun yasal ve idari önlemleri alırlar.” 8.3. 23 üncü maddesinde;“1. Taraf Devletler zihinsel ya da bedensel özürlü çocukların saygınlıklarını güvence altına alan, özgüvenlerini geliştiren ve toplumsal yaşama etkin biçimde katılmalarını kolaylaştıran şartlar altında eksiksiz bir yaşama sahip olmalarını kabul ederler. 2. Taraf Devletler, özürlü çocukların özel bakımdan yararlanma hakkını tanırlar ve eldeki kaynakların yeterliliği ölçüsünde ve yapılan başvuru üzerine, yardımdan yararlanabilecek durumda olan çocuğa ve onun bakımından sorumlu olanlara, çocuğun durumu ve ana–babanın veya çocuğa bakanların içinde bulundukları koşullara uygun düşecek yardımın yapılmasını teşvik ve taahhüt ederler. 3. Özürlü çocuğun, özel bakıma gereksinimi olduğu bilincinden hareketle bu maddenin 2’nci fıkrası uyarınca yapılması öngörülen yardım, çocuğun ana–babasının ya da çocuğa bakanların parasal (mali) durumları gözönüne alınarak, olanaklar ölçüsünde ücretsiz sağlanır. Bu yardım; özürlü çocuğun eğitimi, meslek eğitimi, tıbbi bakım hizmetleri, rehabilitasyon hizmetleri, bir işte çalışabilecek duruma getirme hazırlık programları ve dinlenme/eğlenme olanaklarından etkin olarak yararlanmasını sağlamak üzere düzenlenir ve çocuğun en eksiksiz biçimde toplumla bütünleşmesi yanında, kültürel ve ruhsal yönü dahil bireysel gelişmesini gerçekleştirme amacını güder.

9. 5378 sayılı Engelliler Hakkında Kanun’un,

9.1. “Amaç” başlıklı 1’inci maddesinde; “Bu Kanunun amacı; engellilerin temel hak ve özgürlüklerden faydalanmasını teşvik ve temin ederek ve doğuştan sahip oldukları onura saygıyı güçlendirerek toplumsal hayata diğer bireylerle eşit koşullarda tam ve etkin katılımlarının sağlanması ve engelliliği önleyici tedbirlerin alınması için gerekli düzenlemelerin yapılmasını sağlamaktır.”

9.2. “Tanımlar” başlıklı 3 üncü maddesinde; Bu Kanunun uygulanmasında;

“a) Doğrudan ayrımcılık: Engelliliğe dayalı ayrımcılık temeline dayanan ve engellinin hak ve özgürlüklerden karşılaştırılabilir durumdakilere kıyasla eşit şekilde yararlanmasını engelleyen, kısıtlayan veya zorlaştıran her türlü farklı muameleyi,

b) Dolaylı ayrımcılık: Görünüşte ayrımcı olmayan her türlü eylem, işlem ve uygulamalar sonucunda engelliliğe dayalı ayrımcılık temeliyle bağlantılı olarak, engellinin hak ve özgürlüklerden yararlanması bakımından nesnel olarak haklılaştırılamayan dezavantajlı bir konuma sokulmasını, “c) Engelli: Fiziksel, zihinsel, ruhsal ve duyusal yetilerinde çeşitli düzeyde kayıplarından dolayı topluma diğer bireyler ile birlikte eşit koşullarda tam ve etkin katılımını kısıtlayan tutum ve çevre koşullarından etkilenen bireyi, (…)

d) Engelliliğe dayalı ayrımcılık: Siyasi, ekonomik, sosyal, kültürel, medeni veya başka herhangi bir alanda insan hak ve temel özgürlüklerinin tam ve diğerleri ile eşit koşullar altında kullanılması veya bunlardan yararlanılması önünde engelliliğe dayalı olarak gerçekleştirilen her türlü ayrım, dışlama veya kısıtlamayı, ifade eder.”

e) Engellilik durumu: Bireyin engelliliğini ve engellilikten kaynaklanan özel gereksinimlerini, uluslararası yöntemleri temel alarak belirleyen derecelendirmeler, sınıflandırmalar ve tanılamaları,” ifade eder.

9.3. “Genel Esaslar” başlıklı 4 üncü maddesinin birinci fıkrasında; “Bu Kanun kapsamında bulunan hizmetlerin yerine getirilmesinde; a) Engellilerin insan onur ve haysiyetinin dokunulmazlığı temelinde, kendi seçimlerini yapma özgürlüğünü ve bağımsızlığını kapsayacak şekilde bireysel özerkliğine saygı gösterilmesi esastır. b) Engelliliğe dayalı ayrımcılık yapılamaz, ayrımcılıkla mücadele engellilere yönelik politikaların temel esasıdır. c) Engellilerin tüm hak ve hizmetlerden yararlanması için fırsat eşitliğinin sağlanması esastır. … g) Engeli olan çocuklara yönelik hizmetlerde çocuğun üstün yararının gözetilmesi esastır…”

9.4.“Engellilik Durumu” başlıklı 5 inci maddesinde; “Bireyin engelliliğini ve engellilikten kaynaklanan özel ihtiyaçlarını belirleyen derecelendirmeler, sınıflandırmalar ve tanılamalarda uluslararası temel yöntemler esas alınır. Engellilik durumunun tespit ve uygulama esasları, Çalışma ve Sosyal Güvenlik

Bakanlığı ve Millî Eğitim Bakanlığının görüşleri alınarak Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı, Maliye

Bakanlığı ve Sağlık Bakanlığınca müştereken çıkarılan yönetmelikle belirlenir.”

10. 6328 sayılı Kamu Denetçiliği Kurumu Kanunu’nun “Kurumun görevi” başlıklı 5 inci maddesinde; “Kurum, idarenin işleyişi ile ilgili şikâyet üzerine, idarenin her türlü eylem ve işlemleri ile tutum ve davranışlarını; insan haklarına dayalı adalet anlayışı içinde, hukuka ve hakkaniyete uygunluk yönlerinden incelemek, araştırmak ve idareye önerilerde bulunmakla görevlidir.”

11. 5395 sayılı Çocuk Koruma Kanunu’nun, “Temel ilkeler” başlıklı 4 üncü maddesinde; “(1) Bu

Kanunun uygulanmasında, çocuğun haklarının korunması amacıyla; a) Çocuğun yaşama, gelişme, korunma ve katılım haklarının güvence altına alınması, b) Çocuğun yarar ve esenliğinin gözetilmesi, c) Çocuk ve

ailesinin herhangi bir nedenle ayrımcılığa tâbi tutulmaması, d) Çocuk ve ailesi bilgilendirilmek suretiyle karar sürecine katılımlarının sağlanması, e) Çocuğun, ailesinin, ilgililerin, kamu kurumlarının ve sivil toplum kuruluşlarının işbirliği içinde çalışmaları, f) İnsan haklarına dayalı, adil, etkili ve süratli bir usûl izlenmesi, (…) h) Kararların alınmasında ve uygulanmasında, çocuğun yaşına ve gelişimine uygun eğitimini ve öğrenimini, kişiliğini ve toplumsal sorumluluğunu geliştirmesinin desteklenmesi, (…)İlkeleri gözetilir.”

̆ 12. 1739 Sayılı Millî Egitim Temel Kanunu’nun;

12.1. 4 üncü maddesi “Eğitim kurumları dil, ırk, cinsiyet, engellilik ve din ayırımı gözetilmeksizin herkese açıktır. …”

̇ 12.2. 7 nci maddesi “Ilköğretim gö rmek her Tü rk vatandaş ının hakkıdır…”

̈ 12.3. 8 inci maddesi “… Ozel eğ itime ve korunmaya muhtaç çocukları yetiş tirmek için ö zel tedbirler alınır.” Hükümlerini amirdir.

̈

̆ 13. 573 Sayılı Ozel Egitim Hakkında Kanun Hükmünde Kararnamenin;

13.1. 4 üncü maddesi; “(b) Özel eğitime erken başlamak esastır… “(d) Özel eğitim gerektiren bireylerin, eğitsel performansları dikkate alınarak, amaç, muhteva ve öğretim süreçlerinde uyarlamalar yapılarak diğer bireylerle birlikte eğitilmelerine öncelik verilir.” 13.2. 7 nci maddesi “Tanısı konulmuş özel eğitim gerektiren çocuklar için okul öncesi eğitimi zorunludur.

Bu eğitim özel eğitim okulları ile diğer okul öncesi eğitim kurumlarında verilir…” 13.3. 8 inci maddesi “Özel eğitim gerektiren bireyler, ilk öğretimlerini özel eğitim okulları ve/veya diğer ilköğretim okullarında sürdürürler.” 13.4. “Kaynaştırma” başlıklı 12 nci maddesi “Özel Eğitim gerektiren bireylerin eğitimleri, hazırlanan bireysel eğitim planları doğrultusunda akranları ile birlikte her tür ve kademedeki okul ve kurumlarda uygun yöntem ve teknikler kullanılarak sürdürülür.” 13.5. “Özel Eğitim Desteği” başlıklı 14 üncü maddesi “Özel eğitim gerektiren bireylere, her tür ve kademedeki eğitim ortamlarında devam ettiği eğitim programlarının amaçlarını gerçekleştirmek üzere özel eğitim desteği verilir. Bu amaçla bireysel ve grupla eğitim imkanları sağlanır…” 13.6. 24 üncü maddesi ‘’Resmî ve özel okul ö ncesi, ilköğretim ve orta ö ğ retim okulları ile yaygın eğ itim

̆ ̆ kurumları; kendi çevrelerindeki özel eğitime ihtiyacı olan bireylere ö zel egitim hizmetleri saglamakla yü kümlü dü r. Sözkonusu okul ve kurumlarda, özel eğitim gerektiren bireylerin eğitim-öğretim görmelerini sağlamak üzere gerekli tedbirler alınır’’ 13.7. 25 inci maddesi “Özel eğitim okul ve kurumları ile özel eğitime destek sağlayan okul ve kurumların eğitim-öğretim sınıfı personel ihtiyacı öncelikle karşılanır; ihtiyaç duyulan uzman personel atanır veya diğer kurum ve kuruluşlarla işbirliği yapılarak görevlendirilir.” 14. 07/07/2018 tarihli ve 30471 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan Özel Eğitim Hizmetleri

Yönetmeliğinin,

14.1. “İzleme” Başlıklı 10 uncu maddesi; /

“ Özel eğitim hizmetlerinin planlanması ve eğitimde sürekliliğin sağlanması amacıyla erken çocukluk döneminden itibaren eğitimin her kademesinde özel eğitim ihtiyacı olan bireylerin gelişimlerinin ilgili okul ve kurumlarca takip edilerek kayıt altına alınması esastır.”

14.1. “Eğitim tür ve kademelerindeki özel eğitim hizmetleri” başlıklı 11 inci maddesi; “a) 0-36 aylık özel eğitim ihtiyacı olan çocuklar için erken çocukluk dönemi hizmetleri, ailenin bilgilendirilmesini ve desteklenmesini de içerecek şekilde yürütülür.

b) 36 ayını tamamlayan özel eğitim ihtiyacı olan çocuklar için okul öncesi eğitim zorunludur. Çocukların gelişimi ve özellikleri dikkate alınarak okul öncesi dönemde eğitim süresi uzatılabilir.” 14.1. “Erken çocukluk dönemi eğitimi ” başlıklı 12 inci maddesi; “ (1) 0-36 aylık özel eğitim ihtiyacı olan çocuklar için erken çocukluk dönemi eğitim hizmetleri il veya ilçe özel eğitim hizmetleri kurul kararı ile özel eğitim okulları, okul öncesi eğitim kurumları, bünyesinde ana sınıfı bulunan eğitim kurumları ile çocuk ve ailenin ihtiyaçları doğrultusunda evlerde de yürütülür.

(2) Erken çocukluk dönemi eğitim hizmetlerinin yürütülmesinde aşağıdaki hususlar dikkate alınır:

a) Bu hizmet, velinin yazılı talebi üzerine Özel Eğitim Değerlendirme Kurulu Raporu doğrultusunda il veya ilçe özel eğitim hizmetleri kurulunca planlanır.

b) Bakanlıkça hazırlanan eğitim programı esas alınarak özel eğitim ihtiyacı olan çocuk için BEP hazırlanarak aile eğitimi yoluyla hizmet verilir.

c) Erken çocukluk dönemi eğitim hizmetleri, ailelerin çocuklarının eğitimine katılım sağlayacakları şekilde kurumda veya evde yürütülür.

ç) Eğitim faaliyetleri her bir çocuk için haftada 2 gün, ikişer eğitim saati olacak şekilde, okulun ders saatleri içinde veya dışında ihtiyaç halinde hafta sonu da planlanabilir. Bir eğitim saati 40 dakikadır.

d) Erken çocukluk döneminde sunulacak eğitim hizmetleri özel eğitim öğretmenleri, okul öncesi öğretmenleri, çocuk gelişimi ve eğitimi öğretmenleri tarafından yürütülür.” 14.2. “Kaynaştırma/bütünleştirme yoluyla eğitim” başlıklı 22 nci maddesi; “(1) Özel eğitim ihtiyacı olan bireyler Özel Eğitim Değerlendirme Kurulu Raporu doğrultusunda her tür ve kademedeki eğitimlerini kaynaştırma/bütünleştirme yoluyla sürdürebilirler.

(2) Özel eğitim ihtiyacı olan bireyler, kaynaştırma/bütünleştirme yoluyla eğitimlerini akranları ile birlikte aynı sınıfta tam zamanlı veya özel eğitim sınıflarında yarı zamanlı olarak sürdürebilirler.

(3) Okul öncesi eğitim, ilköğretim ya da mesleki ve teknik eğitim programlarının uygulandığı özel eğitim okullarında kaynaştırma/bütünleştirme yoluyla eğitim verilebilir.

(4) Kaynaştırma/bütünleştirme yoluyla eğitim yapılan okullarda BEP geliştirme birimi oluşturulması zorunludur.

(5) Öğrenci Davranışlarını Değerlendirme Kurulu ile Ödül ve Disiplin Kurulu’nda kaynaştırma/bütünleştirme yoluyla eğitimlerine devam eden öğrencilerle ilgili alınacak kararlarda BEP geliştirme birimiyle iş birliği yapılır.”

Hükümleri yer almaktadır.

IV. KAMU DENETÇİSİ SN. CELİLE ÖZLEM TUNÇAK’IN KAMU BAŞDENETÇİSİ’NE

ÖNERİSİ

15. Kamu Denetçisi tarafından yapılan inceleme ve araştırma neticesinde; başvuranın iddiaları, İdarenin konu ile ilgili açıklamaları, ilgili mevzuat ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirilerek hazırlanan

“Tavsiye Karar Önerisi” Kamu Başdenetçisi’ne sunulmuştur.

V. DEĞERLENDİRME VE GEREKÇE

A. Hukuka ve Hakkaniyete Uygunluk Yönünden Değerlendirme 16. Kurumumuza Türkiye Down Sendromu Derneği tarafından yapılan başvuruda; Özel eğitime ihtiyacı olan bireyler için (0-36 ay) Erken Çocukluk Özel Eğitim Programında yaşanılan sorunlar hakkında ilgili idarelere başvuruda bulunulduğunu, başvurulara cevap verilmediğini, danışmanlık yapılan ailelerden alınan bilgiye göre Erken Çocukluk Özel Eğitim Programına erişiminde güçlükler yaşandığını, programdan yararlanmak isteyen ailelere Rehberlik ve Araştırma Merkezleri tarafından böyle bir eğitimin olmadığı, bu eğitimin kendi ilçelerinde uygulanmadığı, eğitmeni kendilerinin bulması gerektiği, eğitimi verecek öğretmenin olmadığı yönünde bildirimlerde bulunulduğunu, başvuruların kabul edilmediği, kabul edilse dahi öğretmen tayininin yapılmadığı iddiası ile Rehberlik ve Araştırma Merkezlerine yönelik özel eğitime ihtiyacı olan bireyler için Erken Çocukluk Özel Eğitim Programı hakkında bilgilendirme eğitimlerinin yapılması, Rehberlik ve Araştırma Merkezlerine ilgili eğitime başvuru alınma usulünün resmi yazı ile tebliğ edilmesi, eğitimi verecek öğretmenlerin bulunması konusunda yaşanılan sorunların ortadan kaldırılması amacıyla Erken Çocukluk Özel Eğitim Programı için ücretli öğretmen atanması, kadrolu öğretmenlerin ek ders sayılarının arttırılması ve ilgili idarelerce uygun görülecek diğer tedbirlerin alınması talep edilmektedir.

17. Kurumumuzun 18/04/2019 tarih ve 2018/12500 sayılı, 22/09/2022 tarih ve 2022/5206 sayılı ve benzer nitelikteki engelli öğrencilerin eğitim hakkı ile ilgili kararlarında sıklıkla vurgulandığı üzere BM İnsan

Hakları Evrensel Beyannamesinde bütün insanların haklar bakımından eşit olduğu; herhangi bir ayrım gözetmeksizin herkesin ilan olunan bütün haklardan yararlanabileceği belirtilmiş; Anayasamızda da “ayrım gözetilmeksizin herkesin kanun önünde eşit olduğu” açıkça ifade edilmiştir. Tarafı olduğumuz BM

Engellilerin Haklarına İlişkin Sözleşme’de (EHİS) engelliliğe dayalı her türlü ayrımcılık yasaklanmış; taraf

Devletlere engellilerin herhangi bir nedene dayalı ayrımcılığa karşı eşit ve etkin bir şekilde korunmasını güvence altına almak görevi verilmiştir. Belirtilen hususlar ulusal mevzuatımızda da yer bulmuş, 5378 sayılı Engelliler Hakkında Kanunda engelliliğe dayalı ayrımcılık yapılamayacağı, ayrımcılıkla mücadelenin engellilere yönelik politikaların temelini oluşturduğu belirtilmiştir.

18. Belirtilen mevzuatta “engelli çocuklara” özel önem atfedildiği görülmektedir. BM EHİS’in “Engelli

Çocuklar” başlıklı 7 nci maddesinde “Taraf Devletlerin engelli çocukların diğer çocuklarla eşit bir şekilde tüm insan temel hak ve özgürlüklerinden tam olarak yararlanmasını sağlamak için gerekli tüm tedbirleri alacağı” taahhüt altına alınmış, BMÇHS ile uyumlu olarak “Engelli çocuklarla ilgili tüm eylemlerde çocuğun üstün yararının gözetilmesine öncelik verileceği” belirtilmiştir. BM Çocuk Hakları

Sözleşmesinde de (BMÇHS) “Sözleşmede yazılı olan hakların hiçbir ayrım gözetilmeksizin tüm çocukları tanınacağı” ifade edilirken engellilik halinin özellikle belirtildiği görülmektedir.

19. Ulusal mevzuatımız kapsamında, 5378 sayılı Kanunda da bu hususa açıkça değinilmiş, “engeli olan çocuklara yönelik hizmetlerde çocuğun üstün yararının gözetilmesinin esas olduğu” kayıt altına alınmıştır. Nihayet, BMÇHS’de çocuğun her türlü istismar ve kötü muameleye karşı korunması için; yasal, idari, toplumsal, eğitsel bütün önlemlerin alınması Devletin görevleri arasında sayılmış; 5395 sayılı Çocuk

Koruma Kanununda “korunmaya ihtiyacı olan çocuk” tanımı altında bedensel, zihinsel, sosyal ve duygusal gelişimi ile kişisel güvenliği tehlikede olan çocuklarla ilgili tedbirlere yer verilmiştir.

20. Öte yandan, eğitim hakkı, tüm vatandaşlar için Türkiye Anayasası ile teminat altına alınmış bir haktır.

Anayasanın 42 inci maddesinde, “Kimse, eğitim ve öğrenim hakkından yoksun bırakılamaz.” denilmekte; “engelli bireylerin eğitim hakkına” ilişkin BM EHİS düzenlemesinin “bu hakkın fırsat eşitliği temelinde ve ayrımcılık yapılmaksızın sağlanması için eğitim sisteminin bütünleştirici bir şekilde her seviyede engellileri içine alması” hususuna öncelikli vurgu yapıldığı görülmektedir. Yine bu kapsamda, “engelliler engelleri nedeniyle genel eğitim sisteminden dışlanmamalı ve engelli çocuklar engelleri nedeniyle parasız ve zorunlu ilk ve ortaöğretim olanaklarının dışında tutulmamalıdır.” denilmiştir.

21. “Engelli çocukların eğitim hakkı”na ilişkin olarak başta BMÇHS olmak üzere pek çok uluslararası düzenleme bulunmaktadır. Sözleşmenin 23 üncü maddesi uyarınca, Türkiye özel eğitim ihtiyacı olan çocukların haklarını teminat altına alacağını kabul etmiştir. Buna göre ülkemiz, zihinsel ya da bedensel engelli çocukların saygınlıklarını güvence altına alan, özgüvenlerini geliştiren ve toplumsal yaşama etkin biçimde katılmalarını sağlayacak eksiksiz bir yaşama sahip olmaları gerektiğini kabul etmektedir. Aynı

Sözleşmeye göre ülkemiz, özel eğitime ihtiyaç duyan bireylerin, anne-babasının ya da çocuğa bakanların mali durumlarını göz önüne alarak, eğitimleri, mesleki eğitimleri, tıbbi bakım hizmetleri, rehabilitasyon hizmetleri, bir işte çalışabilecek duruma getirmeye yönelik hazırlık programları ve dinlenme/eğlenme olanaklarından etkin olarak yararlanmaları konularında yardım etmeyi de taahhüt etmektedir. Bu çerçevede, çocuğun eksiksiz biçimde toplumla bütünleşmesinin yanı sıra, kültürel ve ruhsal yönü dâhil bireysel gelişimini gerçekleştirmesi amaçlanmaktadır.

Belirtilen ulusal ve uluslararası mevzuat kapsamında, ülkemizde özel eğitime ihtiyaç duyan bireylerin ve somut dosya özelinde “özel eğitime ihtiyacı duyan çocukların” bu haklarını hiçbir ayrımcılığa uğramaksızın, tam ve eksiksiz bir şekilde gerçekleştirmelerinin hukuki güvence altına alındığı görülmektedir. Bu bakış, yıllar içerisinde eğitime ilişkin düzenlemelerde de yerini almıştır.

22. Başvuruya konu “Erken Çocukluk (0-36 Ay) Özel Eğitim Programı”, Özel eğitime ihtiyacı olan öğrencilerin özelliklerine uygun ve nitelikli eğitim alabilmelerini sağlamak amacıyla Milli Eğitim

Bakanlığı Özel Eğitim ve Rehberlik Hizmetleri Genel Müdürlüğü tarafından “0-36 Ay Erken Çocukluk

Özel Eğitim Öğretim Programı” ile “37-78 Ay Okul Öncesi Özel Eğitim Öğretim Programı” geliştirilmiştir

“Erken Çocukluk (0-36 Ay) Özel Eğitim Programı” 18.04.2018 tarihinde Talim ve Terbiye Kurulu

Başkanlığınca kabul edilmiş ve 81 İl Valiliğine bilgi verilmiştir. ”Özel Eğitim Hizmetleri Yönetmeliği”nde yer alan hükümler doğrultusunda yürütülmektedir.

Özel Eğitim Hizmetleri Yönetmeliğinin 12 nci maddesinin birinci fıkrasında ”0-36 aylık özel eğitim ihtiyacı olan çocuklar için erken çocukluk dönemi eğitim hizmetleri il veya ilçe özel eğitim hizmetleri kurul kararı ile özel eğitim okulları, okul öncesi eğitim kurumları, bünyesinde ana sınıfı bulunan eğitim kurumları ile çocuk ve ailenin ihtiyaçları doğrultusunda evlerde de yürütülür.” Aynı maddenin ikinci fıkrasının (a)

bendinde ”Bu hizmet, velinin yazılı talebi üzerine Özel Eğitim Değerlendirme Kurulu Raporu

/

doğrultusunda il veya ilçe özel eğitim hizmetleri kurulunca planlanır.” hükümleri doğrultusunda gerekli iş ve işlemler yürütülmektedir.

Özel eğitim ihtiyacı olan bireylere sunulan eğitim hizmetlerinde öğretmen ihtiyacının kadrolu, ya da norm fazlası öğretmenler tarafından karşılandığı, öğretmen ihtiyacı oluşması durumunda ücretli öğretmen görevlendirmesi de yapılabildiği idarenin cevabi yazılarında belirtilmiştir.

23. Özel eğitime ihtiyacı olan bireylere yönelik olarak hazırlanan Erken Çocukluk Özel Eğitim Öğretim

Programının ulaşmayı hedeflediği genel amaçlar; (Milli Eğitim Bkanlığı Erken Çocukluk (0-36 Ay) Özel

Eğitim Programı (b8444cdb-3c2a-476b-83b9-f8a09c520607 (3).pdf)

0-36 aylık çocuklar, • Hatırlama, problem çözme, olaylar arasında neden-sonuç ilişkileri kurma ile düşünme süreçlerini geliştirerek bilişsel gelişim alanında ilerleme göstermelerini sağlamak, • Dünyayı algılama, çevresinde olanları anlama ve anlamlandırabilme ile alıcı dil gelişim alanında ilerlemeler göstermelerini sağlamak, • Çevresini değiştirmek, düşüncelerini iletmek, isteklerini gerçekleştirmek, karşısındaki kişi ya da kişilerle etkileşime geçmek amacıyla kendini bağımsız şekilde ifade ederek ifade edici dil gelişim alanında ilerlemeler göstermelerini sağlamak, • Kavrama, bırakma ve el becerilerini geliştirerek ince motor gelişim alanında ilerlemeler göstermelerini sağlamak, • Denge, hareket ve nesne kontrolü geliştirerek kaba motor gelişim alanında ilerlemeler göstermelerini sağlamak, • Yetişkinlerle ve akranlarla etkileşim ve ilişki kurarak, kendi kimliğiyle başkaları ile ilişkide olarak, duygularını uygun şekilde düzenleyip göstererek sosyal-duygusal gelişim alanında ilerlemeler göstermelerini sağlamak, • Başkalarının bakım ve gözetimindeki desteğin azalması, bağımsızlaşma ve yaşamda bağımsız olarak işlev görebilme için gereksinim duyduğu becerileri edinerek uyumsal beceriler alanında ilerlemeler göstermelerini sağlamak, olarak belirtilmiştir.

24. Günümüzde EÇÖE (Erken Çocukluk Özel Eğitim) uygulamalarında sadece çocuğa odaklanan, belirli hedefler temelinde kısa sürelerle yapılan uygulamalar yerine daha kapsamlı, kapsayıcı, bütüncül ve sistematik bir yaklaşımla müdahalelerin sunulması gerektiği görüşü giderek önem kazanmaktadır.

EÇÖE’nin temel amacının “çocuğun yaşam boyu öğrenmesine temel oluşturmaya hizmet etme” anlayışına doğru değişim gösterdiği dikkat çekmektedir (Ackah-Jnr, 2020; Spiker, 2011). Hizmetlerin çocuk için işlevsel olması, çocuğun var olan tüm potansiyelini açığa çıkarması, çocuğun aile, okul ortamına ve topluma tam katılım sağlamasını ve iyi bir yaşam kalitesine sahip olmasını destekleyecek nitelikte olması

/

gerektiği savunulmaktadır (Guralnick, 2010; Odom vd., 2010; Spiker, 2011). Ayrıca, günümüzde bu hizmetler disiplinler arası veya ötesi bir yaklaşımla hem uzmanların hem de ebeveynlerin iş birliği içerisinde çalışmasını öngörmektedir. Bu konu bağlamında, EÇÖE alanında yetişmiş uzmanların desteğine büyük gereksinim duyulduğu göze çarpmaktadır. (Bricker vd., 2018; Guralnick, 2010; Odom vd., 2010)

Ülkemizdeki EÇÖE alanına yönelik yasal düzenlemeleri ele aldığımızda, yasal mevzuatımızın oldukça güçlü olduğu ve diğer gelişmiş ülkelerdeki yasal düzenlemelerle paralellik gösterdiği görülmektedir. (ErSabuncuoğlu & Diken, 2010; Sazak-Pınar, 2006).

Ülkemizde alana yönelik yapılan çalışmaların ve geliştirilen programların yaygınlaştırılması, sürdürülebilirliğinin ve eşit erişiminin sağlanması noktasında da birtakım sınırlılıkların yaşandığı görülmektedir.

Ülkemizde EÇÖE alanında yetişmiş personelin sağlanması yönündeki ilk girişimlerin Anadolu Üniversitesi bünyesinde açılan lisansüstü programlar aracılığıyla başlatıldığı görülmektedir. Programdan mezun olanların sayısı ise her geçen gün artmaktadır. Ancak, gelecek yıllarda ülkemizdeki bu tür programların sayısının artmasına yönelik çalışmaların gerçekleştirilmesi, hizmetlerin yüksek kalite standartlarına erişebilmesinde dikkate alınması gereken bir konudur. Uzmanlar arasında iş birliğine dayalı çalışmaların ülkede artış göstermesi umut vadetmekle birlikte, kurumlar arası iş birliğiyle ve koordineli bir şekilde yürütülen çalışmaların sınırlı kaldığı gözlenmektedir. Yapılacak çalışmalarda kurumlar arası iş birliğini destekleyen modellerin oluşturulması gerektiğini de bu noktada söyleyebilmek mümkündür. Hizmetlerin ülke genelinde disiplinler arası veya ötesi bir yaklaşımla bir sistem dâhilinde sunulması, sürdürülebilirlik ve eşit erişim açısından önem arz etmektedir.

Sonuç olarak EÇÖE, ülkemizde özellikle son yıllarda giderek önem kazanan ve çeşitli bilimsel çalışmaların hız kazandığı bir alan özelliği taşımaktadır. Yasal düzenlemeler, uygulamalar ve bilimsel çalışmalardaki var olan gelişmelerin azımsanmayacak kadar çok olması, ülkemizdeki EÇÖE hizmetlerinin niteliğinin sorgulanmaya başladığını ve bu hizmetlerin daha nitelikli hale gelmesine yönelik çabaların hız kazandığını göstermektedir. Ancak ülkemize özgü EÇÖE sistem modelinin olmaması, alandaki uzman personel eksikliği, kanıt temelli uygulamaların uygulamalara yansıması, uzmanlar ve kurumlar arası iş birliği gibi konular halen çözüm bekleyen önemli konular arasındadır (Diken vd., 2012; Er-Sabuncuoğlu & Diken, 2010). İzleyen bölümde, ülkemizde gelişmekte olan EÇÖE alanında var olan hizmetlerin daha nitelikli düzeye taşınmasına ve gelişmiş ülkelerdeki çalışmaları yakalamasına yol gösterecek, bilimsel verilere dayalı birtakım öneriler sunulmuştur. (Erken Çocukluk Özel Eğitimi: Kuramsal ve Yasal Temeller, Dünya’daki ve Türkiye’deki Son Eğilimler Ankara Üniversitesi Eğitim Bilimleri Fakültesi Özel Eğitim

Dergisi 2022, 23(1), 243-269)

25. Kamu Denetçiliği Kurumunun 27/10/2022 tarihli sayılı Görüş yazısına istinaden; “Erken Çocukluk Özel Eğitim Programı”nda yaşanılan sorunlar hakkında görüş talep edilmiş olup, konuya ilişkin Hacettepe Üniversitesi Eğitim Fakültesi Özel Eğitim Bölümü

Bozukluğu Eğitimi Anabilim Dalı Başkanı tarafından hazırlanan

25.12.2022 tarihli görüş yazısı da Kurumumuza iletilmiştir;

Görüş yazısında; Başvurudaki benzer sorunların ebeveynler tarafından iletildiği,

Öte yandan özellikle Avrupa’nın pek çok farklı ülkesinde yaşayan pek çok Türk ailelerle olan çalışmalarda

Avrupa’nın pek çok gelişmiş ülkesinde, erken tanı sistemlerinin çok problemli olduğu, ailelerin çocuklarının erken yıllarda tanılanmasına ilişkin uzman sağlık personeline erişimde çok ciddi güçlükler yaşadıkları, eğitim yaşının ciddi düzeyde geciktiğinin bilindiği, Fransa, İngiltere, İsveç vb. pek çok ülkede söz konusu problemler rapor edildiği, Avrupa’da pek çok ülkede erken müdahale hizmetlerine erişim mümkün olduğunda da söz konusu erişimin 2 veya 3 saatle sınırlı olduğunun da bilindiği,Ülkemizde 3 saat artı 4 saat uygulamasının küçük yaş grubu özel gereksinimli çocukların gelişimini çok olumlu yönde etkileyecek çok olumlu bir karar olduğu, söz konusu karara temel teşkil edecek çok kapsamlı bir erken müdahale programının da hali hazırda MEB tarafından bilim insanlarının desteği ile oluşturulduğu, başlangıcı yapılan hizmetlerin sistematiğinin oluşturulmasında da aynı çabanın gösterilmesine yönelik beklentilerin de olduğu belirtilmiştir.

Bununla birlikte;

– Rehberlik Araştırma Merkezlerine gerekli bilgilendirme yapılması ve hizmet sunum yönergesinin oluşturulması,

– Aileler için 0-36 ay erken müdahale hizmetlerine başvuru ve hizmet erişimin nasıl yapılacağı

Bakanlık web sitelerinden ve İlçe Rehberlik Araştırma Merkezleri web sitelerinden açıkça paylaşılması,

– Milli Eğitim Bakanlığı tarafından İlçe MEB bünyesinde düzenlenen 0-36 ay erken müdahale hizmetleri ek ders verebilecek uygun öğretmen kadrosunda yer alan öğretmenlerin “sistematik eğitim süreçlerinden” geçirilmesini gerektiği,

– İlgili eğitimin boşta olan ve uygun bir öğretmenle gerçekleştirilebilecek bir eğitim olmadığı, öğretmenlerin eğitim almış olmalarının gerektirdiği,

– 0-36 ay erken müdahale hizmetlerinin sadece çocuk eğitimini değil aileler ile birlikte çalışmayı gerektirdiği,

– Öğretmenlerin çocuk eğitimi konusunda daha iyi yeterliliklere sahipken, ekip çalışması, yetişkinlerle iletişim ve yetişkin koçluğu gibi alanlarda düşük düzeyde yeterliliklere sahip oldukları,

– Yönetmelikte görevlendirilen öğretmenlerin çalışacakları “ebeveynlerle bilgilendirme çalışması yapacakları”nın düzenlendiği oysa hazırlanan 0-36 ay erken müdahale hizmetlerinde yer alan ve erken dönem gelişimini destekleyici etkinliklerin ailelerin doğal yaşam rutinlerine dahil edilmesi gerektiği,

– Bu nedenle öğretmenlerin ebeveynlerle çalışırken ebeveynlere bilgi veren pozisyonda konumlandırılmamaları, ebeveynler için, ebeveynler ile çalışan eğitimciler olarak konumlandırılmalarının önemli olduğu,

– Bu kapsamda öğretmenlere; eve dayalı erken müdahale hizmetleri uygulamaları eğitiminin verilmesi, ebeveyn koçluğu yöntem ve stratejilerini öğrenmelerinin sağlanması, doğal eğitim

uygulamalarının ebeveynlerin günlük rutinlerine nasıl dahil edilip, ebeveyn becerilerinin nasıl destekleneceği ve çocuklar ve ebeveynlerde ilerlemelerin nasıl takip edileceğinin öğretilmesi,

– MEB tarafından 0-36 ay aralığında olan çocuklarda Bireysel Eğitim Planı hazırlama temel yaklaşımından, “Bireysel Aile Eğitim Planına” geçiş yapılması,

– 0-36 ay erken müdahale hizmetlerinden faydalan çocukların haftada 4 saat okulda bireysel eğitim alırken aynı çocuklar Rehberlik Araştırma Merkezi aracılığıyla sağlanan erken müdahale hizmeti kapsamında Özel Özel Eğitim Kurumlarından 2 saat bireysel ve 1 saat grup eğitimi aldıkları, bu durumda çocuğun 2 farklı eğitim programında birbirinden tamamen bağımsız çalışan öğretmenlerin sunduğu 2 farklı eğitim programına tabi olduğu, bu uygulamanın bilimsel bir uygulama olmadığı, çocuk tek olduğu, gelişiminin tek olduğu dolayısıyla farklı eğitim programları arasında dağılan iki programda değil, tek bir Aile Hizmet Planı Çerçevesinde eğitim uygulamalarının sunulması,

– İki farklı eğitim birimi tarafından sunulan eğitimlerin koordinasyonunun sağlanması ve tek bir eğitim programının çocuk ve aileye sunumu için Erken Müdahale Hizmet Koordinasyonu Biriminin oluşturulması,

– 7. Maddede önerilen uygulama çerçevesinde ilgili koordinasyondan sorumlu birim ve personellerin

Bakanlık tarafından belirlenmeli ve hizmet yönetmeliğinin oluşturulması,

– Hizmet yönetmeliği çerçevesinden ekipte yer alan tüm eğitimcilerin (MEB eğitimcileri ve Özel Özel

Eğitim Kurumu öğretmenleri ve uzmanları) 3 ayda bir toplanarak çocuğun ve ailenin gelişimini değerlendirmesi ve uygulanan programının güncellemesi,

– Erken müdahale hizmetlerinde görev alan tüm eğitimciler ve uzmanların ekip çalışmasının sağlanabilmesi için erken müdahale hizmetleri koordinasyonunda toplanmalı ve program üzerinde çalışma yapılması,

Gerektiği de önerilmiştir.

26. Bu kapsamda başvuru dilekçesinde ve görüş yazısında belirtilen hususlar dikkate alındığında; Erken

Çocukluk Özel Eğitim Programına erişim ve başvuru yönteminde kolaylaştırıcı tedbirlerin alınması, öğretmen görevlendirilmesi hususunda yaşanıldığı iddia edilen hususlara ilişkin detaylı araştırma yapılması, Öğretim Programında Çocuk ve Aileye Yönelik Rehberlik ve Disiplinler Arası İş Birliği

Yaklaşımı dikkate alındığından Özel eğitime ihtiyacı olan bireylere yönelik olarak hazırlanan Erken

Çocukluk Özel Eğitim Öğretim Programı kapsamında gerçekleştirilecek her türlü rehberlik çalışmasında çocukların gelişimsel düzeyleri ya da gereksinimleri ve bireysel farklılıkları dikkate alınarak ve bu süreçte aile / ebeveynler ile iş birliğinin ebeveynlerle bilgilendirme çalışmalarının amacına uygun gerçekleştirilmesi hususunda gerekli çalışmaların yapılması ve idarece uygun görülecek diğer tedbirlerin alınması tüm engelli bireylerin, çocukların ve “engelli çocukların” temel insan haklarından olan “eğitim hakkının” ihlal edilmesinin önüne geçilmesi için konunun bütüncül bir bakışla ele alınmasının zorunluluk arz ettiği gerektiği değerlendirilmektedir.Ayrıca Erken Çocukluk Özel Eğitiminde yaşanan sorunların tespit edilmesi ve sorunlara yönelik çözüm önerilerinin alanda çalışan sivil toplum kuruluşları, ailelerin ve

Belge Doğrulama Kodu: 5222-e31a-624d Belge Doğrulama Adresi: https://sikayet.ombudsman.gov.tr/sorgula/

çocukların görüşleri alınarak hayata geçirilmesi konusunda çalışmalara ihtiyaç duyulduğu da değerlendirilmektedir.

27. Kurumumuzca yapılan değerlendirmeler ışığında sonuç olarak, çocuğun üstün yararı gözetilerek

Anayasamız ve tarafı olduğumuz uluslararası sözleşmeler kapsamında ülkemizde yaşayan herkesin haklar ve özgürlükler bakımından eşit olduğu dikkate alınarak Erken Çocukluk Özel Eğitim Programına erişim ve başvuru yönteminde kolaylaştırıcı tedbirlerin alınması, öğretmen görevlendirilmesi hususunda yaşanıldığı iddia edilen hususlara ilişkin detaylı araştırma yapılması, hem alandaki personelin hem de kamuoyunun bilgilendirilmesi yönünde gerekli çalışmaların yapılması, ilçe Milli Eğitim Müdürlüklerine Erken Çocukluk

Özel Eğitim Programına erişim hususunda koordinasyonunun sağlanabilmesi için bilgilendirme çalışmalarının yapılması, yapılacak inceleme ve araştırma sonucunda tespit edilecek sorunlar ve ihtiyaçlar doğrultusunda Erken Çocukluk Özel Eğitim Programında ihtiyaç ve taleplerinin gözetilerek mevcut eksiklikleri ve uygulama aksaklıklarını giderecek çözüm önerileri oluşturulması, Erken Çocukluk Özel

Eğitim Programının daha etkin uygulanması için gerekli tedbirlerin alınması ve çalışmaların belirli bir program dahilinde kamuoyu ile paylaşılmak suretiyle tamamlanması, yönünde ilgili idareye Tavsiyede bulunulması gerektiği sonuç ve kanaatine varılmıştır.

B. İyi Yönetim İlkeleri Yönünden Değerlendirme 28. İyi yönetim ilkelerine, 28/03/2013 tarihli ve 28601 mükerrer sayılı Resmi Gazetede yayımlanan Kamu

Denetçiliği Kurumu Kanununun Uygulanmasına İlişkin Usul ve Esaslar Hakkında Yönetmeliği’nin “İyi yönetim ilkeleri” başlıklı 6’ncı maddesinde yer verilmiştir. Söz konusu ilkeler yönünden yapılan değerlendirme neticesinde; başvurunun incelenmesi ve araştırılması kapsamında, Kurumumuzca istenilen bilgi ve belgelerin İdare tarafından süresi içerisinde ve gerekçeli olarak Kurumumuza gönderildiği, böylece

“kararların gerekçeli olması ve makul sürede karar verme” ilkelerine uygun davranıldığı; ancak

İdarenin, başvurana verdiği cevaplarda hangi sürede hangi mercilere başvurabileceğini göstermediği, bu nedenle “karara karşı başvuru yollarının gösterilmesi” ilkesine uymadığı anlaşılmış olup; idarenin bahse konu ilkeye de uygun davranması beklenmektedir.

VI. HAK ARAMA ÖZGÜRLÜĞÜNE İLİŞKİN AÇIKLAMA

29. 6328 sayılı Kanunun 21 inci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca, bu Tavsiye Kararının idareye tebliğ tarihinden itibaren 30 gün içinde idare tarafından herhangi bir eylem ya da işlem tesis edilmezse (varsa)

dava açma süresinden kalan süre işlemeye devam edecek olup İstanbul İdare Mahkemesinde yargı yolu açıktır.

VII. KARAR

İlgili mevzuat hükümleri, yukarıda yer verilen açıklamalar ve dosya kapsamına göre BAŞVURUNUN

KABULÜNE,

Erken Çocukluk Özel Eğitim Programına erişim ve başvuru yönteminde kolaylaştırıcı tedbirlerin alınması, öğretmen görevlendirilmesi hususunda yaşanıldığı iddia edilen hususlara ilişkin detaylı araştırma yapılması, hem alandaki personelin hem de kamuoyunun bilgilendirilmesi yönünde gerekli çalışmaların yapılması, ilçe Milli Eğitim Müdürlüklerine Erken Çocukluk Özel Eğitim Programına erişim hususunda koordinasyonunun sağlanabilmesi için bilgilendirme çalışmalarının yapılması, yapılacak inceleme ve araştırma sonucunda tespit edilecek sorunlar ve ihtiyaçlar doğrultusunda Erken Çocukluk Özel Eğitim

Programında ihtiyaç ve taleplerinin gözetilerek mevcut eksiklikleri ve uygulama aksaklıklarını giderecek çözüm önerileri oluşturulması, Erken Çocukluk Özel Eğitim Programının daha etkin uygulanması için gerekli tedbirlerin alınması ve çalışmaların belirli bir program dahilinde kamuoyu ile paylaşılmak suretiyle tamamlanması yönünde MİLLİ EĞİTİM BAKANLIĞI’NA TAVSİYEDE BULUNULMASINA,

6328 sayılı Kamu Denetçiliği Kurumu Kanunu’nun 20 nci maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca, MİLLİ

EĞİTİM BAKANLIĞI tarafından bu karar üzerine tesis edilecek işlemin otuz gün içinde Kurumumuza bildirilmesinin zorunlu olduğuna, Bu kararın BAŞVURANA ve MİLLİ EĞİTİM BAKANLIĞI’NA tebliğine, Türkiye Cumhuriyeti Kamu Başdenetçisince karar verildi.

Şeref MALKOÇ

Kamu Başdenetçisi