ÖZET: Başvuran, hem eşinden hem de babasından dolayı ölüm aylığı talep etmiştir. Eşinin 1997 yılında vefat etmesi üzerine ölüm aylığı almakta olan başvuran, 2016 yılında babasının vefatı sonrası SSK’dan yetim aylığı talep etmiştir. Ancak Sosyal Güvenlik Kurumu (SGK), başvuranın talebini reddetmiş ve Yargıtay’ın ilgili kararına atıfta bulunarak, 2008 yılında yürürlüğe giren 5510 sayılı Kanun’un hükümlerinin geçerli olduğunu belirtmiştir. Bu kanuna göre, başvuranın hem eşinden hem de babasından aylık alması mümkün değildir; tercih hakkı kullanması gerektiği ifade edilmiştir.

SGK’nın açıklamalarına göre, 506 sayılı Sosyal Sigortalar Kanunu’na göre, kız çocuklarına bağlanan ölüm aylıkları, yalnızca kendi çalışmalarından dolayı gelir ve aylık almama şartına bağlıdır. Başvuranın durumu, kanunun yürürlük tarihinden önceki olaylara uygulanamayacağı için, SGK’nın reddi hukuka uygun bulunmuştur. Kamu Denetçiliği Kurumu, başvuranın iddialarını ve SGK’nın açıklamalarını değerlendirerek, başvurunun reddedilmesine yönelik bir öneri sunmuştur.

Sonuç olarak, başvuranın hem eşinden hem de babasından ölüm aylığına hak kazanması durumunda, yalnızca birinden aylık bağlanabileceği belirtilmiştir. Bu nedenle, başvurunun reddi yönündeki karar, hukuki açıdan geçerli kabul edilmiştir.

TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ KAMU DENETÇİLİĞİ KURUMU (OMBUDSMANLIK)

SAYI : 2022/5499-S.22.8382

BAŞVURU NO : 2021/18966

KARAR TARİHİ : 21/04/2022

RET KARARI ,TCKN:

Adres:

BAŞVURUYA KONU İDARE : SOSYAL GÜVENLİK KURUMU BAŞKANLIĞI

BAŞVURUNUN KONUSU : Hem babasından hem de eşinden dolayı ölüm aylığı talebi hakkındadır.

BAŞVURU TARİHİ : 05/11/2021

I. BAŞVURANIN İDDİA VE TALEPLERİ

1. Kurumumuza tarihinde e-başvuru yoluyla yapılan başvuruda; başvuran 13/03/1997 tarihinde vefat eden eşinden dolayı ölüm aylığı aldığını, bununla birlikte 28/06/2016 tarihinde vefat eden

SSK’lı babasından dolayı ölüm tarihinden itibaren yetim aylığı almak için başvuruda bulunduğunu, SGK tarafından talebinin reddedildiğini ve yüksek aylığı tercih şansı olduğunun tarafına bildirildiğini, ancak

Yargıtay 21. Hukuk dairesinin 29/03/2011 tarihli ve / esas ve / sayılı kararında “her uyuşmazlığın dayanağı işlem veya olayların meydana geldiği tarihte yürürlükte olan yasal kurallara göre çözümlenmesi gerektiği” ilkesinden hareketle kız çocuklarına SSK mevzuatına göre yetim aylığı bağlanabilmesi için SSK, Bağ-Kur ve Emekli Sandığı kapsamından gelir veya aylık almama şartının ilk olarak 06.08.2003 tarihinde SSK mevzuatına getirildiği, bu hükmün ancak 06.08.2003’ten sonraki olaylara uygulanabileceği, dolaysıyla baba veya kocadan herhangi birisinin ölüm tarihi 06.08.2003 tarihinden önce ise bir kadın hem SSK’lı babasından hem de SSK’lı kocasından ölüm aylığı alabileceğinin hüküm altına alındığını ifade ederek, 28/06/2016 tarihinde ölen SSK’lı babasından dolayı ölüm tarihinden itibaren yetim aylığı bağlanmasını talep etmektedir.

II. İDARENİN BAŞVURUYA İLİŞKİN AÇIKLAMALARI

2. Kurumumuzun 13/12/2021 tarihli ve tarihli ve S. sayılı bilgi-belge isteme yazısına cevaben

Sosyal Güvenlik Kurumu Başkanlığı (SGK) Emeklilik Hizmetleri Genel Müdürlüğü tarafından

gönderilen 12/01/2022 tarihli ve sayılı yazıda özetle:

2.1 506 sayılı Sosyal Sigortalar Kanununun “Eş ve çocuklara aylık bağlanması” başlıklı 68 inci maddesi;

“Sigortalının kız çocuklarına bağlanan aylıklar, Sosyal Sigortaya, Emekli Sandıklarına tabi işlerde çalışmaya buralardan gelir ve aylık almaya başladıkları veya evlendikleri tarihi takip eden devre başından itibaren kesilir.” hükmünü amir olduğu, kız çocuklarına bağlanan ölüm aylıklarının kesilme nedenleri içerisinde belirtilen “buralardan gelir ve aylık almaya başladıkları” ibaresinin kız çocuklarının “sadece kendi çalışmalarından dolayı gelir ve aylık almama” şeklinde anlaşılması gerektiğinden ölüm aylıkları hak sahibi olarak gelir ve aylık alması nedeniyle 6/8/2003 tarihinden önce kesilen kız çocuklarının aylıklarının yeniden ödenmesine imkan veren düzenlemenin ise 02/07/2005 tarihli ve 5386 sayılı Kanun ile 506 sayılı

Kanuna eklenen geçici 91 inci maddede yapıldığı, 2.2. Diğer taraftan, 2008/Ekim ayından önce ölen anne/babası ile eşinden dolayı ölüm aylığına hak kazanlar için 506 sayılı Kanunun 68 inci maddesi “Ancak evliliğin son bulması ile kocasından da aylık almaya hak kazanan kimseye bu aylıklardan fazla olanı ödenir.” hükmünü amir olduğu, söz konusu hüküm gereği ana/baba ve eşlerinden ölüm aylığına hak kazanan kız çocuklarına her iki dosyadan da aylık hesaplandığı ve ancak yüksek olan aylığın ödendiği, 2.3. Öte yandan, 5510 sayılı Kanunun 54 üncü maddesinde; hem eşinden, hem de ana ve/veya babasından ölüm aylığına hak kazananlara, tercihine göre eşinden ya da ana ve/veya babasından aylık bağlanılacağının hüküm altına alındığı, 2.4. Ayrıca, SGK tarafından çıkarılan 2018/38 sayılı Genelgenin “Kanunun Yürürlük Tarihinden Önce Bir

Dosyadan Gelir veya Aylık Alanlar” başlıklı kısmında:

Kanunun yürürlük tarihi olan 2008/Ekim ay başından önce aylık bağlanmış olan hak sahibinin, Kanunun yürürlük tarihinden sonra başka bir dosyadan aylık bağlanmasına hak kazanması durumunda; statülerin aynı olması halinde Kanunun 54 üncü maddesi gereği tercih hakkı kullandırılacağı, farklı olması halinde ise her iki aylığın da tamdan ödeneceğinin, talimatlandırıldığı, 2.5. Adı geçen hak sahibine 13.03.1997 tarihinde vefat eden eşinden dolayı Kanunun 4/1 -(a) maddesi kapsamında aylık bağlandığı, 28/06/2016 tarihinde vefat eden babasından dolayı Kanunun 4/1-(a) bendi kapsamındaki aylık talebinin, her iki aylığı alamayacağı, açıklanan mevzuat hükümleri gereğince tercih hakkını kullanması gerektiğinden reddedildiği, bildirilmiştir.

III. İLGİLİ MEVZUAT

3. Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının “Dilekçe, bilgi edinme ve kamu denetçisine başvurma hakkı” başlıklı 74 üncü maddesinde, “…Herkes, bilgi edinme ve kamu denetçisine başvurma hakkına sahiptir.

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına bağlı olarak kurulan Kamu Denetçiliği Kurumu idarenin işleyişiyle ilgili şikâyetleri inceler…” ,

4. 14/6/2012 tarihli ve 6328 sayılı Kamu Denetçiliği Kurumu Kanununun “Kurumun Görevi” başlıklı

5 inci maddesinin birinci fıkrasında; “Kurum, idarenin işleyişiyle ilgili şikayet üzerine, idarenin her türlü

eylem ve işlemleri ile tutum ve davranışlarını; insan haklarına dayalı adalet anlayışı içinde, hukuka ve hakkaniyete uygunluk yönlerinden incelemek, araştırmak ve idareye önerilerde bulunmakla görevlidir.”, 5. 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanununun “Aylık ve gelirlerin birleşmesi” başlıklı 54’üncü maddesinde, “Bu Kanuna göre bağlanacak aylık ve gelirlerin birleşmesi durumunda; a)

Uzun vadeli sigorta kollarından; (…) 5) Hem eşinden, hem de ana ve/veya babasından ölüm aylığına hak kazananlara, tercihine göre eşinden ya da ana ve/veya babasından bağlanacak aylığı, (…) bağlanır…”, 6. 5510 sayılı Kanunun “Malûllük, yaşlılık ve ölüm sigortasına ilişkin bazı geçiş hükümleri” başlıklı

Geçici 1’inci maddesinin ikinci fıkrasında, “17/7/1964 tarihli ve 506 sayılı, 2/9/1971 tarihli ve 1479 sayılı, 17/10/1983 tarihli ve 2925 sayılı, bu Kanunla mülga 17/10/1983 tarihli ve 2926 sayılı kanunlara göre bağlanan veya hak kazanan; aylık, gelir ve diğer ödenekler ile 8/2/2006 tarihli ve 5454 sayılı Kanunun

1 inci maddesine göre ödenmekte olan ek ödemenin verilmesine devam edilir. Bu gelir ve aylıkların durum

değişikliği nedeniyle artırılması, azaltılması, kesilmesi veya yeniden bağlanmasında, bu Kanunla yürürlükten kaldırılan ilgili kanun hükümleri uygulanır.” , 7. Sosyal Sigorta İşlemleri Yönetmeliğinin Geçici 4’üncü maddesinin ikinci fıkrasında, “Kanunun yürürlük tarihinden önce ölen sigortalıların hak sahiplerine gelir veya aylık bağlanmasında, sigortalıya ilişkin koşulların tespiti ile gelir veya aylığın hesaplanması ve paylaştırılmasında ölüm tarihindeki, hak sahiplerine ilişkin koşulların tespitinde ise hak sahibi olma niteliğinin kazanıldığı tarihteki Kanun hükümleri uygulanır.” hükümlerine yer verilmiştir.

IV. KAMU DENETÇİSİ CELİLE ÖZLEM TUNÇAK’IN KAMU BAŞDENETÇİSİ’NE ÖNERİSİ

8. Başvuranın iddiaları, idarenin konu ile ilgili açıklamaları, ilgili mevzuat ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde; Sosyal Güvenlik Kurumu tarafından yürütülen işlemlerde hukuka ve hakkaniyete aykırılık tespit edilemediğinden, başvurunun reddi yönünde hazırlanan “Ret Kararı Önerisi” Kamu

Başdenetçisi’ne sunulmuştur.

V. DEĞERLENDİRME VE GEREKÇE

A. Hukuka, Hakkaniyete ve İnsan Haklarına Uygunluk Yönünden Değerlendirme 9. Başvurana 13.03.1997 tarihinde vefat eden eşinden dolayı Kanunun 4/1 -(a) maddesi kapsamında ölüm aylığı bağlandığı, 28/06/2016 tarihinde babasının vefatı nedeniyle Kanunun 4/1-(a) aylık talebinde bulunduğu, ancak Kanunun yürürlük tarihi olan 2008/Ekim ay başından önce aylık bağlanmış olan hak sahibinin, Kanunun yürürlük tarihinden sonra başka bir dosyadan aylık bağlanmasına hak kazanması durumunda; statülerin aynı olması halinde Kanunun 54 üncü maddesi gereği tercih hakkı kullandırılacağı gerekçesiyle babasından dolayı aylık talebinin SGK tarafından reddedildiği, bunun üzerine başvuranın

Yargıtay 21. Hukuk Dairesinin 29/03/2011 tarihli ve / esas ve / sayılı kararını emsal göstererek eşinin aylığının yanında, babasından dolayı da aylık talebinde bulunduğu görülmektedir.

10. Bu çerçevede uyuşmazlığın; başvurana eşinden dolayı bağlanan ölüm aylığı kesilmeksizin, babasından dolayı ölüm aylığı bağlanıp bağlanamayacağı noktasında toplandığı anlaşılmaktadır.

11. Kamu Denetçiliği Kurumunun 08.04.2020 tarihli ve / Başvuru No’lu kararı ile 13/05/2020 tarihli ve / Başvuru No.lu kararlarında da vurgulandığı üzere; Kanunların zaman bakımından uygulanmasında, her kanunun yürürlüğe girdiği tarihten sonra meydana gelen olaylara uygulanması esastır.

Bu doğrultuda, kanunun yürürlük tarihinden önceki olaylara uygulanması için özel bir kanun hükmünün varlığı gerekli olduğu gibi, yürürlükten kaldırılan kanunun ileriye etkili olarak uygulanmaya devam edilebilmesi için de yine özel bir kanun hükmünün varlığı zorunludur. Nitekim 5510 sayılı Kanun’un geçici 1’inci maddesinin ikinci fıkrası ile kanun koyucu, mezkûr Kanun’un yürürlüğünden önceki sosyal güvenlik kanunları uygulanmak suretiyle hak sahiplerine bağlanılan veya hak kazanılan gelir veya aylıkların, durum değişikliği sebebine bağlı olarak kesilmesi veya yeniden bağlanmasında, Kanun’un yürürlük tarihinden önceki hükümlerin esas alınması gerektiğini benimsemiştir. Bu tür istisnai hükümler dışında, ölüm sigortasından aylık tahsislerinde genel kural olarak hakkı doğuran olay tarihinde yürürlükte olan mevzuatın uygulanması gerekmektedir. Bu noktada evli kız çocukları, ölüm aylığı bağlanmasında baba yönünden hak sahipliği sıfatını, eşini kaybetmekle kazanmakta, başka bir anlatımla eş hayatta iken baba yönünden hak sahipliği sıfatı söz konusu olmamaktadır. Belirtmek gerekir ki kız çocuğuna baba üzerinden ölüm aylığı bağlanabilmesi için yalnızca ölümün gerçekleşmesi veya evli olunmaması yeterli değildir. Aylık tahsisi için her iki olgunun bir arada varlığı gerekmektedir. Bu yönüyle evli kız çocuğu kimi zaman boşanmayla, bazen de ölümle hak sahibi sıfatını kazanmaktadır. Diğer bir deyişle sigortalı baba yaşamını yitirmesine karşın kız çocuğu evli ise hak sahibi olamamakta, evli olmayan kız çocukları ise sigortalı baba hayatta olduğu sürece bu sıfatla anılmamakta ve her iki durumda da aylığa hak kazanılamamaktadır. Şu durumda, evli kız çocuğu bazen boşanmayla, kimi zaman da ölümle ve hangisi daha sonra ise o tarihte ölüm aylığı açısından hak sahibi olmaktadır. (Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 28/5/2019 tarihli ve E: 2016/1789, K: 2019/612

sayılı; 14/6/2017 tarihli ve E: 2016/2140 K: 2017/1178 sayılı; 26/2/2016 tarihli ve E: 2015/21-831, K:

2016/201 sayılı; Yargıtay Onuncu Hukuk Dairesinin 10/3/2016 tarihli ve E: 2015/11000, K: 2016/2809 sayılı kararları. www.corpus.com.tr)

12. Bu itibarla başvuranın eşi daha önce vefat etmiş olduğundan, babasının sigorta dosyası üzerinden hak sahibi sıfatını babasının 28/06/2016 tarihinde vefatıyla hak kazandığı ve 5510 sayılı Kanun’un 54 üncü maddesinin 01.10.2008 tarihinde yürürlüğe girdiği gözetildiğinde uyuşmazlığın anılan hüküm uygulanmak suretiyle çözüme kavuşturulması gerektiği anlaşılmaktadır.

13. 5510 sayılı Sosyal Güvenlik ve Genel Sağlık Sigortası Kanunun Aylık ve Gelirlerin Birleştirilmesi başlıklı 54 üncü maddesinde ise; “ Bu Kanuna göre bağlanacak aylık ve gelirlerin birleşmesi durumunda; hem eşinden, hem de ana ve/veya babasından ölüm aylığına hak kazananlara, tercihine göre eşinden ya da ana ve/veya babasından bağlanacak aylığı bağlanır” hükmüne amirdir.

14. Diğer yandan başvuranın Yargıtay 21. Hukuk Dairesinin 29/03/2011 tarihli ve / esas ve

/ sayılı kararını emsal göstererek eşinin aylığının yanında babasından da aylık bağlanması gerektiği iddiasına karşılık yapılan değerlendirmede ise; söz konusu kararda başvuranın somut durumu irdelendiğinde; başvuranın babasının 01/04/1996 tarihinde, eşinin ise 27/08/2003 tarihinde vefat ettiği dolayısıyla 5510 sayılı Kanun yürürlüğe girmeden önceki bir tarihte her iki dosya üzerinden hak sahibi olduğu görülmektedir. Yukarıda değinilen açıklamalar ışığında Kurumumuza yapılan başvurunun, bu

noktada söz konusu olaydan farklılık gösterdiği anlaşıldığından başvurunun 5510 sayılı Kanunun 54 üncü maddesi kapsamında değerlendirilmesi gerekmektedir.

15. Bununla birlikte Sosyal Sigorta İşlemleri Yönetmeliğinin Aylık ve gelirlerin birleşmesi başlıklı geçici

31 inci maddesinde, iştirakçiliği 5510 sayılı Kanunun yürürlük tarihinden önce başlayan, Kanunun 4 üncü

maddesinin birinci fıkrasının (c) bendi kapsamındaki sigortalılar hariç olmak üzere, sigortalı veya hak sahiplerinin Kanunun yürürlük tarihinden önce; bir dosyadan gelir veya aylık almakta iken Kanunun yürürlük tarihinden sonra yeni bir dosyadan gelir veya aylığa hak kazanması halinde; eski ve yeni sigortalılık halinin aynı olması durumunda Kanunun 54 üncü maddesi, farklı olması durumunda ise

Kanunun yürürlük tarihinden önceki kanunların mülga hükümleri uygulanacağı düzenlenmiştir.

16. Yukarıda yer verilen mevzuat hükümlerine göre yapılacak değerlendirmeler sonucunda, bir kişide ikiden fazla gelir veya aylık birleştiği takdirde, aylık bağlanmasına hak kazandıran olayın gerçekleştiği tarihin bu aylık ve gelirlerin hangisi ve/veya hangilerinin bağlanacağının tespitinde belirleyici olduğu görülmektedir.

17. Yine Kurumumuzun / Başvuru Numaralı ve 07/01/2021 Tarihli kararında belirtildiği üzere; sosyal güvenlik hakkının kullanımı yasa ile sınırlanmış ve belirli koşulların varlığına bağlanmıştır.

Sigortalının ölümü ile birlikte sosyal güvenlik hakları koruma altına alınan hak sahiplerinin de ölüm sigortasından yararlanabilmeleri için kanun koyucu tarafından belirli koşullar getirilmiştir. Burada önemli olan sürdürülebilir bir sosyal güvenlik sistemi için getirilen sınırlamaların sosyal güvenlik hakkından yararlanmayı engellememesi hukuk devleti sınırları dahilinde yasayla getirilen öngörülebilir olmasıdır.

18. Nitekim başvuru konusuna benzer bir yargılamada Yargıtay Hukuk Genel Kurulu tarafından verilen 19/04/2017 tarih ve E. , K. sayılı Kararda “Bilindiği üzere, sosyal güvenlik hakkı temel insan haklarından olup, uluslararası hukuk normları ile Anayasada güvence altına alınmıştır. Bireyleri toplum içinde iktisadi bakımdan desteklemeyi, muhtaçlığa düşmesini önlemeyi, sosyo – ekonomik ve fizyolojik risklerin sonuçlarına karşı korumayı hedef alan bir haktır. (K. Arıcı, Türk Sosyal Güvenlik

Hukuku, Ankara 2015, s.95). Ölüm ise gerçekleşmesi mutlak, ancak ne zaman gerçekleşeceği bilinmeyen tipik bir sosyal güvenlik riskidir. (K. Arıcı, Türk Sosyal Güvenlik Hukuku, Ankara 2015, s.386). Bu risk hak sahibi konumunda olan dul eş ve yetim çocuk yönünden etkili olacaktır. Sigortalının ölümü ile birlikte sağ kalan hak sahibi aile bireyleri gelir kaybına uğrayacak bu nedenle sosyal güvenlik yönünden bir korumaya gereksinim duyacaklardır. İşte bu noktada ölüm sigortası ile risk altında olan hak sahiplerinin sosyal güvenlik hakları koruma altına alınmıştır.

19. Ancak Sosyal güvenlik hakkının kullanımı yasa ile sınırlanmış ve belirli koşulların varlığına bağlanmıştır. Sigortalının ölümü ile birlikte sosyal güvenlik hakları koruma altına alınan hak sahiplerinin de ölüm sigortasından yararlanabilmeleri için kanun koyucu tarafından belirli sınırlamalar getirilmiştir.

İşte 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunun 54. maddesi de bu sınırlamalardan biridir.” denilerek, davacı hak sahibinin ölüm tarihi 5510 sayılı Kanunun yürürlük tarihi olan 2008 tarihinden önce olan 506 sayılı Kanun kapsamında sigortalı olan babasının sigortalı dosyası üzerinden de ölüm aylığı bağlanması talebi “ davacının eşinin vefatının 01.10.2008 tarihinden sonra olması nedeniyle ölüm aylığına hak kazanma tarihi açısından 5510 sayılı Kanun’un 54. maddesi kapsamında değerlendirme yapılması gerekmektedir. 5510 sayılı Kanun’un 54. maddesinde hem eşinden, hem de ana ve/veya babasından ölüm gelirine hak kazananlara, tercihine göre eşinden ya da ana ve/veya babasından gelir

bağlanacağı açıkça düzenlenmiş olmakla davacıya hem eşinden hem babasından aynı anda ölüm aylığı bağlanması mümkün değildir.” gerekçesiyle reddedilmiştir.

20. Sonuç olarak hak sahibi sıfatının 5510 sayılı Kanunun yürürlük tarihinden sonra kazanılması durumunda yasanın amir hükmüne göre herhangi bir hak sahibinin hem eşinden hem de ana ve/veya babasından ölüm aylığına hak kazanması halinde, kendisine her iki dosya üzerinden aylık bağlanmaması, tercihine göre eşinden ya da ana ve/veya babasından aylık bağlanması öngörülmektedir. Somut olay incelendiğinde başvuranın hem babasından hem de eşinden dolayı ölüm aylığına hak kazandığı, dolayısıyla 54’üncü maddede düzenlenen aylıkların birleşmesi halinin söz konusu olduğu, eşinden dolayı tarafına ölüm aylığı bağlandığı, bu aylıkla birlikte babası üzerinden de aylık bağlanmasının mümkün olmadığı görülmekte bu gerekçeyle başvurana her iki dosya üzerinden aylık bağlanması talebiyle yaptığı başvurunun idarece reddedilmesi işleminde herhangi bir hukuka aykırılık bulunmadığı sonucuna varılmaktadır.

B. İyi Yönetim İlkeleri Yönünden Değerlendirme 21. 28/03/2013 tarihli ve 28601 mükerrer sayılı Resmi Gazetede yayımlanan Kamu Denetçiliği Kurumu

Kanununun Uygulanmasına İlişkin Usul ve Esaslar Hakkında Yönetmeliğin “İyi yönetim ilkeleri” başlıklı

6 ncı maddesinde yer verilmiş olup; İdarelerin Kurumumuz tarafından istenen bilgi ve belgeleri süresinde

gönderdiği ve “makul sürede karar verme” ve “kararın geciktirilmeksizin bildirilmesi” ilkelerine uygun davrandığı, yine idare tarafından şikâyetçiye makul sürede cevapların verildiği ancak şikâyetçiye verilen cevaplarda işleme karşı hangi sürede hangi mercilere başvurulabileceğinin gösterilmemiş olması sebebiyle “karara karşı başvuru yollarının ve süresinin gösterilmesi” ilkesine uygun davranmadığı görülmüş olup, idarenin bahse konu ilkelere de uygun davranması önerilmektedir

V. HAK ARAMA ÖZGÜRLÜĞÜNE İLİŞKİN YASAL MEVZUAT

22. 6328 sayılı Kanunun 21 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca, bu Ret Kararının başvurana tebliğ tarihinden itibaren ilgili idarenin işlemine karşı (varsa) dava açma süresinden kalan süre işlemeye devam edecek olup, İstanbul İş Mahkemelerinde yargı yolu açıktır.

VII. KARAR

Açıklanan gerekçelerle BAŞVURUNUN REDDİNE; Kararın BAŞVURANA ve SOSYAL GÜVENLİK KURUMUNA tebliğine; Türkiye Cumhuriyeti Kamu Başdenetçisince karar verildi.

Şeref MALKOÇ

Kamu Başdenetçisi