|
ÖZET: Başvuru, Esenyurt Belediyesi’nde mülkiyeti kendisine ait işyerinin önünde izinsiz inşa edilen sundurmanın kaldırılması talebini içermektedir. Şikayetçi, işyerinin görünürlüğünü engelleyen bu yapının, belediye zabıtasına yaptığı iki başvurunun ardından herhangi bir sonuç alınamadığını belirtmektedir. Ayrıca, sundurmanın çevre kirliliğine yol açtığını ve yönetmeliklere aykırı olduğunu iddia ederek, sundurmanın yıkılmasını ve diğer taleplerini iletmiştir.
Esenyurt Belediyesi, yapılan incelemelerde sundurmanın tretuvar alanında bulunduğunu ve işgaliye konusunda değerlendirilmesi gerektiğini ifade etmiştir. Zabıta Müdürlüğü, şikayet edilen iş yerlerine uygunluk sağlanması için tebligat yapmış, ancak şikayetçi ile diğer işyeri sahipleri arasında bir uzlaşı sağlandığı bildirilmiştir. Ancak, şikayetçi, bu uzlaşmanın sağlanmadığını ve sorunun çözülmediğini iddia etmiştir. Kamu Denetçiliği Kurumu, sundurmanın ruhsata tabi olduğunu ve umuma açık alanların işgalinin hukuka aykırı olduğunu belirterek, Esenyurt Belediyesi’ne yaya kaldırımlarının işgallerinin sonlandırılması yönünde tavsiyede bulunmuştur. İlgili mevzuat çerçevesinde, işgallerin önlenmesi ve kamu alanlarının korunması gerektiği vurgulanmıştır. |
TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ KAMU DENETÇİLİĞİ KURUMU (OMBUDSMANLIK)
SAYI : 2020/344-S.20.507
BAŞVURU NO : 2019/12330
KARAR TARİHİ : 07/01/2020
TAVSİYE KARARI
ESENYURT BELEDİYE BAŞKANLIĞI
BAŞVURUYA KONU İDARE :
BAŞVURUNUN KONUSU : Mülkiyeti kendisine ait işyerinin bulunduğu bina önünde mevzuata aykırı inşa edilen sundurmanın kaldırılması talebi hakkındadır.
BAŞVURU TARİHİ : 10/07/2019
I. ŞİKÂYETÇİNİN İDDİA VE TALEPLERİ
1) Şikâyetçi başvurusunda;
1.1)
numaralı iş yerinin hissedarlarından olduğunu, iş yerinin 2 katlı dış cepheye bakan kısımda bulunduğunu, alt katta bulunan iş yeri sahiplerinin sundurma yaparak mağazalarını büyüttüğünü ve üst katta bulunan iş yerinin görünürlüğünü kapattığını, konu ile alakalı iki defa Esenyurt Belediyesi Zabıta Müdürlüğüne dilekçe yazdığını, dilekçelerinin sonucu için defalarca uğramasına rağmen hiçbir cevap alamadığını, sözlü olarak “Kışbahçesine (sundurmaya) izin veriyoruz” şeklinde cevap verdiklerini, “Burası ortak alan” şeklinde itiraz etmesi üzerine ispat yükümlüğünü kendisine bıraktıklarını, oysa belediye olarak buranın ortak alan olup olmadığını çok iyi bildiklerini, kendi çabaları ile tapu ve uygulama birimlerine gittiğinde, bu alanların binanın çekme alanı içerisinde olduğunu, dolayısıyla yapıya ait alan olduğu bilgisine ulaştığını, ayrıca kendi işyerinin balkonun altından başlayarak sundurmayı yaptıklarını, başvuru ekinde yer alan resimlerde fırının bulunduğu konumun ilk hali olduğunu, dolayısıyla buranın ortak alan olmama ihtimalinin söz konusu olmadığını, “Ortak kullanım alanına işgaliye bağlanamaz!” hükmü gereğince, Zabıta
Müdürlüğü izin vermiş olsa bile, bunun belirli sınırlar içerisinde yapılması gerektiğini, kendi mağazalarının gabari yüksekliğini aşmadan ve yönetmelikte belirtilen sınırlar içerisinde yapılması gerektiğini, diğer yandan sundurmanın üst kısmının çevre kirliliğine sebep olduğunu, bu gerekçelerle Esenyurt Belediyesi Zabıta Müdürlüğü’ne 16.04.2019 tarihinde numaralı şikayet dilekçesi ve 20.05.2019 tarihli ve şikayet numaralı dilekçesi ile başvuru yaptığını, ancak halen bir sonuç alamadığını iddia ederek, iş yerine ait sundurmanın yıkılmasını, binaya ait olan ortak alanların kullanımına izin verilmemesini, tabelalarının yönetmelikte belirtildiği üzere iş yerinin hizasına gelmeyecek şekilde asılmasını ve yol kenarına uzun bayrak ve duba koyulmamasını talep etmektedir.
II. İDARENİN BAŞVURUYA İLİŞKİN AÇIKLAMALARI
2) Kurumumuz tarafından bilgi-belge isteme yazısına istinaden Esenyurt Belediye
Başkanlığı’ndan (İmar ve Şehircilik Müdürlüğü) alınan 23/07/2019 tarih ve E. sayılı cevabi yazı ve eklerinin tetkikinde;
2.1) sayılı yer ilgili olarak mahallinde
yapılan tespitte bahse konu imalatın tretuvar alanında olduğu görüldüğü ve işgaliye hususunda değerlendirilmesi gerektiği,
2.2) Zabıta müdürlüğü ekipleri tarafından yasal mevzuat çerçevesinde kontroller yapılarak
tabelası uygunsuz olduğu tespit edilen iş yerlerine, tabelalarını mevzuata uygun hale getirmesi için 16.08.2019 tarihinde 15 gün süreli tebligat yapıldığı, yapılan tebligat sonucunda mevzuata uygun hale getirdiklerinin tespit edildiği, yapılan son düzenlemeden sonra şikâyetçi ve şikâyet edilen işyerleri sahiplerinin karşılıklı olarak anlaştıkları ve birbirlerini mağdur etmeyeceklerini sözlü ve yazılı olarak beyan ettikleri,
2.3) Ancak, şikâyetçi tarafından Kurumumuza yapılan 16/10/2019 tarihli ek başvuru
dilekçesinde özetle Cimer Kaydı için Esenyurt Zabıta personelleri uzlaşı yaptırmaya çalıştıklarını, sorunun çözümü için ekstra 15 gün süre vererek kabul ettiğini, bu süre zarfında sorunun kesinlikle çözülmediğini, şikâyet konu yapıyı yapan komşuların işyeri çalışanlarına ve zabıta personellerine hakaret içeren tehditte bulunduklarını, yetkili zabıta komiserinin
2019 Ekim ayı başına kadar kesin çözeceklerini fakat dosyayı (CİMER kaydı için) kapatmak
için imza istediklerini, Ekim ayına kadar çözülmez ise yasal işlemi başlatacaklarını söylediğini, Ekim ayında ise tekrardan alt şikâyete konu yapı sahipleri ile konuşup 2 hafta daha süre istediklerini İlk dilekçesini 16.04.2019 tarihinde yazdığını, tam 6 ay olduğunu; fakat hala sorunum devam ettiği iddiasıyla ilgili mevzuat hükümlerine aykırı olarak yapıldığı iddia edilen sundurmaların tamamen kaldırılması talebinin devam etmesi üzerine
Kurumumuz tarafından Esenyurt Belediye Başkanlığı’ndan 17/10/2019 tarih ve S (1. Tekit) ve 02/12/2019 tarih ve S (2. Tekit) sayılı yazılar ile bilgi ve belge talebinde bulunulması üzerine gönderilen 11/12/2019 tarih ve sayılı cevabi yazıda;
2.4) Belediye tarafından yapılan denetimlerde Kat Mülkiyeti Kanunu gereğince site
yönetiminden alınmış herhangi bir belgenin tespitinin yapılmadığı, site yönetimince alınan karar bulunmadığının tespit edildiği, şikâyetçinin talepleri arasında belirtilen kaldırım üzerine konulan uzun bayrak ve dubalar mevzuata aykırı olduğundan kaldırıldığı, şikayete konu tabelaların İBB Reklam, İlan ve Tanıtım Yönetmeliğine uygun hale getirildiği, şikayetçi adına herhangi bir dava bulunmadığı, ayrıca şikayetçi adına olan işyeri için açma ve çalışma ruhsatının ve müracaatının bulunmadığı,
2.5) Binanın 2004 yılı öncesi bir yapı olduğu, şikayetçi ile şikayet edilenler arasında uzlaşı
sağlandığı ve imza altına alındığı şikayetçinin daha önce mahalde ticari faaliyetinin bulunduğu ancak hali hazırda ticari faaliyetini sonlandırarak adresten ayrıldığı, aralarında bulunan anlaşmazlığı taşındıktan sonra da devam ettirdiği açıklamalarına yer verilmiştir.
III. İLGİLİ MEVZUAT
3) 9/11/1982 tarih ve 17863 (Mükerrer) sayılı Resmi Gazetede yayımlanarak
yürürlüğe giren Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının;
3.1) “Mülkiyet Hakkı” başlıklı 35 inci maddesinde;
“Herkes, mülkiyet ve miras haklarına sahiptir. Bu haklar, ancak kamu yararı amacıyla, kanunla sınırlanabilir. Mülkiyet hakkının kullanılması toplum yararına aykırı olamaz”,
3.2) “Konut hakkı” başlıklı 57 nci maddesinde;
“ Devlet, şehirlerin özelliklerini ve çevre şartlarını gözeten bir planlama çerçevesinde, konut ihtiyacını karşılayacak tedbirleri alır, ayrıca toplu konut teşebbüslerini destekler.”
3.3) “Dilekçe, bilgi edinme ve kamu denetçisine başvurma hakkı” başlıklı 74 üncü
maddesinde; “Vatandaşlar… kendileriyle veya kamu ile ilgili dilek ve şikâyetleri hakkında, yetkili makamlara ve Türkiye Büyük Millet Meclisine yazı ile başvurma hakkına sahiptir… Herkes, bilgi edinme ve kamu denetçisine başvurma hakkına sahiptir.”,
4) 29/06/2012 tarih ve 28338 sayılı Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe
giren 6328 sayılı Kamu Denetçiliği Kurumu Kanununun “Kurumun görevi” başlıklı 5 inci maddesinde; “Kurum, idarenin işleyişi ile ilgili şikâyet üzerine, idarenin her türlü eylem ve işlemleri ile tutum ve davranışlarını; insan haklarına dayalı adalet anlayışı içinde, hukuka ve hakkaniyete uygunluk yönlerinden incelemek, araştırmak ve idareye önerilerde bulunmakla görevlidir”,
5) 09/05/1985 tarih ve 18749 sayılı Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe
giren 3194 sayılı İmar Kanununun;
5.1) “Tanımlar” başlıklı 5 inci maddesinde;
“Yapı; karada ve suda, daimi veya muvakkat, resmi ve hususi yeraltı ve yerüstü inşaatı ile bunların ilave, değişiklik ve tamirlerini içine alan sabit ve müteharrik tesislerdir.
Bina; kendi başına kullanılabilen, üstü örtülü ve insanların içine girebilecekleri ve insanların oturma, çalışma, eğlenme veya dinlenmelerine veya ibadet etmelerine yarıyan, hayvanların ve eşyaların korunmasına yarayan yapılardır… ”,
5.2) “Yapı” başlıklı 20 inci maddesinde;
“a) Kuruluş veya kişilerce kendilerine ait tapusu bulunan arazi, arsa veya parsellerde, b) Kuruluş veya kişilerce, kendisine ait tapusu bulunmamakla beraber kamu kurum ve kuruluşlarının vermiş oldukları tahsis veya irtifak hakkı tesis belgeleri ile, İmar planı, yönetmelik, ruhsat ve eklerine uygun olarak yapılabilir.”
5.3) “Yapı ruhsatiyesi” başlıklı 21 inci maddesinde;
“Bu Kanunun kapsamına giren bütün yapılar için 26 ncı maddede belirtilen istisna dışında belediye veya valiliklerden yapı ruhsatiyesi alınması mecburidir.
Ruhsat alınmış yapılarda herhangi bir değişiklik yapılması da yeniden ruhsat alınmasına bağlıdır. Bu durumda; bağımsız bölümlerin brüt alanı artmıyorsa ve nitelik değişmiyorsa ruhsat, hiçbir vergi, resim ve harca tabi olmaz.
Ancak; derz, iç ve dış sıva, boya, badana, oluk, dere, doğrama, döşeme ve tavan kaplamaları, elektrik ve sıhhi tesisat tamirleri ile çatı onarımı ve kiremit aktarılması ve yönetmeliğe uygun olarak mahallin hususiyetine göre belediyelerce hazırlanacak imar yönetmeliklerinde belirtilecek taşıyıcı unsuru etkilemeyen diğer tadilatlar ve tamiratlar ruhsata tabi değildir…”
5.4) “Ruhsat müddeti” başlıklı 29 uncu maddesinde;
“Yapıya başlama müddeti ruhsat tarihinden itibaren iki yıldır. Bu müddet zarfında yapıya başlanmadığı veya yapıya başlanıp da her ne sebeple olursa olsun, başlama müddetiyle birlikte beş yıl içinde bitirilmediği takdirde verilen ruhsat hükümsüz sayılır. Bu durumda yeniden ruhsat alınması mecburidir. Başlanmış inşaatlarda müktesep haklar saklıdır.
Ruhsat yenilenmesi ve plan tadili sırasında ayrıca harç alınmaz. Ancak inşaat sahasında artış, bağımsız bölümlerin brüt alanında veya niteliğinde değişme olması halinde yeniden hesaplanacak harçtan evvelce ödenen harç tutarı, tenzil edilir. Yeni durumda hesaplanan harç tutarında azalma olması halinde iade yapılmaz. Diğer kanunlardaki muafiyet hükümleri saklıdır.
Ruhsat ve eklerinin yapı yerinde bulundurulması mecburidir.”
5.5) “Ruhsatsız veya ruhsat ve eklerine aykırı olarak başlanan yapılar” başlıklı 32 nci
maddesinde; “ Bu Kanun hükümlerine göre; ruhsat alınmadan yapıya başlandığı veya ruhsat ve eklerine veya ruhsat alınmadan yapılabilecek yapılarda projelerine ve ilgili mevzuatına aykırı yapı yapıldığı ilgili idarece tespiti, fenni mesulce tespiti ve ihbarı veya herhangi bir şekilde bu duruma muttali olunması üzerine, belediye veya valiliklerce o andaki inşaat durumu tespit edilir. Yapı mühürlenerek inşaat derhal durdurulur.
Durdurma, yapı tatil zaptının yapı yerine asılmasıyla yapı sahibine tebliğ edilmiş sayılır. Bu tebligatın bir nüshasıda muhtara bırakılır.
Bu tarihten itibaren en çok bir ay içinde yapı sahibi, yapısını ruhsata uygun hale getirerek veya ruhsat alarak, belediyeden veya valilikten mühürün kaldırılmasını ister.
Ruhsata aykırılık olan yapıda, bu aykırılığın giderilmiş olduğu veya ruhsat alındığı ve yapının bu ruhsata uygunluğu, inceleme sonunda anlaşılırsa, mühür, belediye veya valilikçe kaldırılır ve inşaatın devamına izin verilir.
Aksi takdirde, ruhsat iptal edilir, ruhsata aykırı veya ruhsatsız yapılan bina, belediye encümeni veya il idare kurulu kararını müteakip, belediye veya valilikçe yıktırılır ve masrafı yapı sahibinden tahsil edilir.
(Ek fıkra:29/11/2018-7153/15 md.) İdare tarafından ruhsata bağlanamayacağı veya aykırılıkların giderilemeyeceği tespit edilen yapıların ruhsatı üçüncü fıkrada düzenlenen bir aylık süre beklenmeden iptal edilir ve mevzuata aykırı imalatlar hakkında beşinci fıkra hükümleri uygulanır.”,
5.6) “İdari müeyyideler” başlıklı 42 nci maddesinin birinci fıkrasında;
“ Bu maddede belirtilen ve imar mevzuatına aykırılık teşkil eden fiil ve hallerin tespit edildiği tarihten itibaren on iş günü içinde ilgili idare encümenince sorumlular hakkında, üstlenilen her bir sorumluluk için ayrı ayrı olarak bu maddede belirtilen idari müeyyideler uygulanır…”
6) 29/05/1981 tarih ve 17354 sayılı Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe
giren 2464 sayılı Belediye Gelirleri Kanununun “İşgal harcı” başlıklı II.
Bölümünün;
6.1) “Konu” başlıklı 52 nci maddesinde;
“ Belediye sınırları içinde bulunan aşağıdaki yerlerden herhangi birinin satış yapmak veya sair maksatlarla ve yetkili mercilerden usulüne uygun izin alınarak geçici olarak işgal
edilmesi, İşgal Harcına tabidir:
1. Pazar veya panayır kurulan yerlerin, meydanların, mezat yerlerinin her türlü mal ve hayvan satıcıları tarafından işgali, 2. Yol, meydan, pazar, iskele, köprü gibi umuma ait yerlerden bir kısmının herhangi bir maksat için işgali, 3. Motorlu kara taşıtlarının park etmeleri için il trafik komisyonlarının olumlu görüşü alınarak belediyelerce şehir merkezlerinde tesis edilen ve işletilen mahallerin çalışma saatleri içinde, taşıtlar tarafından işgali (Bisiklet ve motosikletler hariç)
Yukarıda sayılan yerlerin izinsiz işgalleri mükellefiyeti kaldırmaz…”,
7) 13/07/2005 tarih ve 25874 sayılı Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe
giren 5393 sayılı Belediye Kanununun;
7.1) “Belediyenin görev ve sorumlulukları” başlıklı 14 üncü maddesinin birinci
fıkrasında; “Belediye, mahallî müşterek nitelikte olmak şartıyla;….İmar, su ve kanalizasyon, ulaşım gibi kentsel alt yapı; coğrafî ve kent bilgi sistemleri; çevre ve çevre sağlığı, temizlik ve katı atık; zabıta, itfaiye, acil yardım, kurtarma ve ambulans; şehir içi trafik; defin ve mezarlıklar; ağaçlandırma, park ve yeşil alanlar…. hizmetlerini yapar veya yaptırır.”,
7.2) “Belediyenin yetkileri ve imtiyazları” başlıklı 15 inci maddesinin birinci fıkrasının
(l) bendinde, “Gayrisıhhî müesseseler ile umuma açık istirahat ve eğlence yerlerini ruhsatlandırmak ve denetlemek.”,
7.3) “Zabıtanın görev ve yetkileri” başlıklı 51 inci maddesinin birinci fıkrasında;
“Belediye zabıtası, beldede esenlik, huzur, sağlık ve düzenin sağlanmasıyla görevli olup bu amaçla, belediye meclisi tarafından alınan ve belediye zabıtası tarafından yerine getirilmesi gereken emir ve yasaklarla bunlara uymayanlar hakkında mevzuatta öngörülen ceza ve diğer yaptırımları uygular.”,
8) 31/03/2005 tarih ve 25572 Mükerrer sayılı Resmi Gazetede yayımlanarak
yürürlüğe giren 5326 sayılı Kabahatler Kanununun;
8.1) “Tanım” başlıklı 2 nci maddesinde;
“Kabahat deyiminden; kanunun, karşılığında idarî yaptırım uygulanmasını öngördüğü haksızlık anlaşılır.”,
8.2) “İşgal” başlıklı 38 inci maddesinin birinci fıkrasında;
“Yetkili makamların açık ve yazılı izni olmaksızın meydan, cadde, sokak veya yayaların gelip geçtiği kaldırımları işgal eden veya buralarda mal satışa arz eden kişiye, belediye zabıta görevlileri tarafından elli Türk Lirası idarî para cezası verilir.”,
9) 03/07/2017 tarih ve 30133 sayılı Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe
giren Planlı Alanlar İmar Yönetmeliğinin;
9.1) “Tanımlar” başlıklı 4 üncü maddesinde;
“ y) Esaslı tadilat: Yapılarda taşıyıcı unsuru etkileyen veya yapı inşaat alanını veya emsale konu alanını veya taban alanını veya bağımsız bölüm sayısını veya ortak alanların veya bağımsız bölümlerin alanını veya kullanım amacını veya ruhsat eki projelerini değiştiren işlemleri (Esaslı tadilat, ruhsata tabidir.), zzz) Sundurma: Yağmurdan, güneşten ve rüzgârdan korunmak için yapı yaklaşma mesafesini ihlal etmemek kaydıyla, binaya bitişik olarak hafif malzemeden yapılan bölme duvarları olmayan üç tarafı açık örtüleri, mmmm) Vaziyet planı: Parselde inşa edilecek yapı veya yapıların; aplikasyon krokisindeki koordinatlara göre teknik mevzuata uygun olarak sayısal ve çizgisel şekilde gösterildiği, bahçe tanzimi, açık otopark ve otopark girişlerini, yangın kaçışlarını, bina yaklaşım mesafe ve kotlarını, kuzey yönünü, parseldeki teknik altyapıyı gösteren 1/500, 1/200 veya 1/100 ölçekli planı,
9.2) “Taban alanı” başlıklı 20 nci maddesinde;
“ …
(8) Taban alanına dâhil edilmeyecek kullanımlar; a) Tabii zemin veya tesviye edilmiş zemin seviyesindeki veya bu seviyenin altındaki avlular, iç bahçeler, b) (Değişik:RG-30/9/2017- 30196) (2) Bağımsız bölüm olarak düzenlenmeyen veya bağımsız bölümün eklentisi niteliği taşımayan, yapının ana taşıyıcı sistemleri ile bütünleşik olmayan, bahçe alanının %20’sini geçmeyen; kameriye, pergola, sundurma (Mülga ibare:RG-25/7/2019-30842) (…) ve süs havuzu,…”,
9.3) “Yapı ruhsatına ilişkin genel hükümler” başlıklı 54 üncü maddesinde;
“ (1) Kanun ve bu Yönetmelikle getirilen istisnalar dışında yapı ruhsatı alınmaksızın hiçbir yapının inşasına başlanamaz…”
9.4) “Yapı ruhsatı gerekmeyen inşai faaliyetler” başlıklı 59 uncu maddesinde;
(1) Basit tamir ve tadiller, balkonlarda yapılan açılır kapanır katlanır cam panel uygulamaları, korkuluk, pergola, çardak/kameriye ve benzerlerinin yapımı ile bölme duvar, bahçe duvarı, duvar kaplamaları, baca, saçak, çatı ve benzeri elemanların tamiri ve pencere değişimi ruhsata tabi değildir…”,
9.5) “Yönetmeliğin uygulanmasına ilişkin esaslar” başlıklı 69 uncu maddesinde;
“ (2) Bu Yönetmeliğin birinci, ikinci, altıncı, yedinci, sekizinci, dokuzuncu bölümleri, geçici maddeleri ile 19 uncu ve 20 nci maddelerinde yer alan hükümler, planlarla ve ilgili idarelerce çıkarılacak yönetmeliklerle değiştirilemez ve planlarda bu hükümlere aykırı olarak getirilecek hükümler uygulanamaz…”
10) 20/05/2018 tarih ve 30426 sayılı Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe
giren İstanbul İmar Yönetmeliğinin;
10.1) “Tanımlar” başlıklı 4 üncü maddesinde;
“ çççç) Sundurma: Yağmurdan, güneşten ve rüzgârdan korunmak için yapı yaklaşma mesafesini ihlal etmemek kaydıyla, binaya bitişik olarak hafif malzemeden yapılan bölme duvarları olmayan üç tarafı açık örtüleri,…”,
10.2) “Taban alanı” başlıklı 20 nci maddesinde;
“ …
(8) Taban alanına dâhil edilmeyecek kullanımlar; a) Tabii zemin veya tesviye edilmiş zemin seviyesindeki veya bu seviyenin altındaki avlular, iç bahçeler, b) Bağımsız bölüm olarak düzenlenmeyen veya bağımsız bölümün eklentisi niteliği taşımayan, yapının ana taşıyıcı sistemleri ile bütünleşik olmayan, bahçe alanının %20’sini geçmeyen; kameriye, pergola, sundurma, açık yüzme ve süs havuzu,…”,
10.3) “Yapı ruhsatı gerekmeyen inşai faaliyetler” başlıklı 62 nci maddesinde;
“(1) Basit tamir ve tadiller, balkonlarda yapılan açılır kapanır katlanır cam panel uygulamaları, korkuluk, pergola, çardak/kameriye ve benzerlerinin yapımı ile bölme duvar, bahçe duvarı, duvar kaplamaları, baca, saçak, çatı ve benzeri elemanların tamiri ve pencere değişimi ruhsata tabi değildir…”
11) 21/04/2007 tarih ve 26490 sayılı Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe
giren Belediye Zabıta Yönetmeliğinin;
11.1) “Görevleri” başlıklı 10 uncu maddesinin birinci fıkrasının “Beldenin düzeni ve
esenliği ile ilgili görevleri” başlıklı (a) bendinde; “ 1) Belediye sınırları içinde beldenin düzenini, belde halkının huzurunu ve sağlığını sağlayıp korumak amacıyla kanun, tüzük ve yönetmeliklerde, belediye zabıtasınca yerine getirileceği belirtilen görevleri yapmak ve yetkileri kullanmak.
…
3) Belediye karar organları tarafından alınmış kararları, emir ve yasakları uygulamak ve
sonuçlarını izlemek, …
6) Kanunların belediyelere görev olarak verdiği takip, kontrol, izin ve yasaklayıcı hususları
yerine getirmek.
7) Belediye cezaları ile ilgili olarak kanunlar uyarınca belediye meclisi ve encümeninin koymuş
olduğu yasaklara aykırı hareket edenler hakkında gerekli işlemleri yapmak.
…
23) 13/3/2005 tarihli ve 5326 sayılı Kabahatler Kanunu ile verilen görevleri yerine
getirmek…”,
11.2) “Yetkileri” başlıklı 11 inci maddesinin birinci fıkrasında;
“Belediye zabıtası; kanun, tüzük, yönetmeliklerin ve yetkili belediye organlarının yüklediği görevleri yerine getirebilmek için belediye sınırları içinde; …
d) Umumi yerlerde belediye nizamlarına aykırı olarak seyyar satışta bulunan kimseleri ve başkalarının ticarethane önlerini de kapatacak şekilde yaya kaldırımlarını, izinsiz işgal edenleri men eder, e) Taşıtların durmak, duraklamak ya da park etmek suretiyle yolları, herkesin gelip geçmesine mahsus yerleri ve yaya kaldırımlarını işgallerini önler…” hükümlerine amirdir.
IV. KAMU DENETÇİSİ AV. HÜSEYİN YÜRÜK’ÜN KAMU BAŞDENETÇİSİ’NE
ÖNERİSİ
12) Kamu Denetçisi tarafından, ana binaya bitişik, ilave veya eklenti olarak ve mevcut binanın
cephesini ve kitlesini değiştirici nitelikte yapılan imalatların ruhsata tabi olduğu, imalatın yapıldığı zeminin tretuvar alanında kalması nedeniyle şehrin cadde, sokak, meydanları ve yaya kaldırımlarının her ne suretle olursa olsun kısa bir süreliğine dahi olsa işgal edilemeyeceği, işgal harcının kiralama işleminde olduğu gibi süreklilik arz eden durumlar için kullanılamayacağı ve işgal harcı alınmasının umuma açık alanın işgalini haklı hale getirmeyeceği hususları dikkate alındığında Esenyurt Belediyesi tarafından 3194 sayılı İmar
Kanununun 29 ve 32 nci maddeleri ile Belediye Zabıta Yönetmeliğinin 11 inci maddesinin (d)
bendi uygulanarak yaya kaldırımı işgallerinin sonlandırılması gerektiği yönünde hazırlanan
Tavsiye Kararı Önerisi Kamu Başdenetçisi’ne sunulmuştur.
V. DEĞERLENDİRME ve GEREKÇE
A. Hukuka ve Hakkaniyete Uygunluk Yönünden Değerlendirme
13) Şikâyetçi,
Kapı numaralı iş yerinin hissedarlarından olduğunu, alt katta bulunan iş yeri sahiplerinin sundurma yaparak mağazalarını büyüttüğünü ve üst katta bulunan iş yerinin görünürlüğünü kapattığını iddia ederek, iş yerine ait sundurmanın yıkılmasını, binaya ait olan ortak alanların kullanımına izin verilmemesini, tabelalarının yönetmelikte belirtildiği üzere iş yerinin hizasına gelmeyecek şekilde asılmasını ve yol kenarına uzun bayrak ve duba koyulmamasını talep etmektedir.
14) İlgili İdarenin Kurumumuza verdiği cevap ve ekleri tetkik edildiğinde özet olarak,
sayılı yer ilgili olarak mahallinde yapılan tespitte bahse konu imalatın tretuvar alanında olduğunun görüldüğü ve işgaliye hususunda değerlendirilmesi gerektiği, yapılan denetimlerde Kat Mülkiyeti Kanunu gereğince site yönetiminden alınmış herhangi bir belgenin tespitinin yapılmadığı, site yönetimince alınan karar bulunmadığı, şikâyetçinin talepleri arasında belirtilen kaldırım üzerine konulan uzun bayrak ve dubalar mevzuata aykırı olduğundan kaldırıldığı ve İBB Reklam, İlan ve Tanıtım
Yönetmeliğine uygun hale getirildiği, binanın 2004 yılı öncesi bir yapı olduğu, şikâyetçi ile şikâyet edilenler arasında uzlaşı sağlandığı ve imza altına alındığı şikâyetçinin daha önce mahalde ticari faaliyetinin bulunduğu; ancak hali hazırda ticari faaliyetini sonlandırarak adresten ayrıldığı, aralarında bulunan anlaşmazlığı taşındıktan sonra da devam ettirdiği açıklamalarına yer verilmiştir. Başvuranın asılan tabela ve yol kenarına konulan dubalara da itiraz ettiği ancak ek dilekçesiyle başvurusunu ilave yapıya yönelik olarak daralttığı görüldüğünden incelemeye ilave yapı yönüyle devam edilmiştir.
15) Bilindiği üzere, 3194 sayılı İmar Kanununun 5 inci maddesinde; yapı; karada ve suda, daimi
veya muvakkat, resmi ve hususi yeraltı ve yerüstü inşaatı ile bunların ilave, değişiklik ve tamirlerini içine alan sabit ve müteharrik tesisler olarak tanımlanmış, 20 nci maddesinde; “Yapı: a) Kuruluş veya kişilerce kendilerine ait tapusu bulunan arazi, arsa veya parsellerde, b) Kuruluş veya kişilerce, kendisine ait tapusu bulunmamakla beraber kamu kurum ve kuruluşlarının vermiş oldukları tahsis veya irtifak hakkı tesis belgeleri ile İmar planı, yönetmelik, ruhsat ve eklerine uygun olarak yapılabilir” hükmüne yer verilmiş, 21 inci maddesinin birinci fıkrasında; bu Kanunun kapsamına giren bütün yapılar için 26 ncı maddede belirtilen istisna dışında Belediye veya Valiliklerden yapı ruhsatiyesi alınmasının mecburi olduğu, aynı maddenin 3 üncü fıkrasında; ancak; derz, iç ve dış sıva, boya, badana, oluk, dere, doğrama, döşeme ve tavan kaplamaları, elektrik ve sıhhi tesisat tamirleri ile çatı onarımı ve kiremit aktarılması ve yönetmeliğe uygun olarak mahallin hususiyetine göre belediyelerce hazırlanacak imar yönetmeliklerinde belirtilecek taşıyıcı unsuru etkilemeyen diğer tadilatlar ve tamiratların ruhsata tabi olmadığı hüküm altına alınmış, 32 nci maddesinde ise; “Bu Kanun hükümlerine göre; ruhsat alınmadan yapıya başlandığı veya ruhsat ve eklerine veya ruhsat alınmadan yapılabilecek yapılarda projelerine ve ilgili mevzuatına aykırı yapı yapıldığı ilgili idarece tespiti, fenni mesulce tespiti ve ihbarı veya herhangi bir şekilde bu duruma muttali olunması üzerine, belediye veya valiliklerce o andaki inşaat durumu tespit edilir. Yapı mühürlenerek inşaat derhal durdurulur. Durdurma, yapı tatil zaptının yapı yerine asılmasıyla yapı sahibine tebliğ edilmiş sayılır…” hükmü yer almış bulunmaktadır.
16) Planlı Alanlar İmar Yönetmeliği’nin 4 üncü maddesinin (zzz) bendinde sundurma;
“yağmurdan, güneşten ve rüzgârdan korunmak için yapı yaklaşma mesafesini ihlal etmemek kaydıyla, binaya bitişik olarak hafif malzemeden yapılan bölme duvarları olmayan üç tarafı açık örtüleri” olarak tanımlanmıştır. Yönetmeliğin 20 nci maddesinin (8) nolu bendinin (b) alt bendinde, bağımsız bölüm olarak düzenlenmeyen veya bağımsız bölümün eklentisi niteliği taşımayan, yapının ana taşıyıcı sistemleri ile bütünleşik olmayan, bahçe alanının %20’sini geçmeyen; kameriye, pergola, sundurma ve süs havuzunun taban alanına dahil edilmeyeceği;
59 uncu maddesinin (l) nolu bendinde, basit tamir ve tadiller, balkonlarda yapılan açılır kapanır
katlanır cam panel uygulamaları, korkuluk, pergola, çardak/kameriye ve benzerlerinin yapımı ile bölme duvar, bahçe duvarı, duvar kaplamaları, baca, saçak, çatı ve benzeri elemanların tamiri ve pencere değişimi ruhsata tabi olmadığı belirlenmiştir. Aynı hususlara İstanbul İmar
Yönetmeliği’nin 62 nci maddesinde değinilmiştir.
17) Dosyanın incelenmesinden;
bulunan iki adet iş yerine ait sundurma türü yapının inşa edildiği, her iki yapının üzerinin alüminyum malzeme kullanılarak çatı ile üç tarafının ise demir, cam vb. malzemeler kullanılmak suretiyle kapatıldığı tespit edilmiştir.
Şikâyete konu talep için teknik bilgiye ve yerinde inceleme yapılmasına ihtiyaç duyularak
İnşaat Mühendisliği alanında uzman bilirkişi görüşüne başvurulmuştur.
18) İnşaat Mühendisi tarafından hazırlanan 26/12/2019 tarihli Bilirkişi Raporunda özet
olarak; “ Bahse konu binanın ve bitişiğindeki binanın zemin katlarındaki işyerlerinin birçoğunun da belediyenin izni ile işgaliye harcı ödeyerek tretuvar üzerine genişleme ve sundurma yaptıkları görülmektedir.
Şikâyetçi kişi in şikâyetçi olduğu durumun benzerini üst kat komşusunun balkonuna kendisinin uygulaması sebebi, ve çevresindeki tüm işyerlerinde benzer uygulamalar olması sebebi ile, Esenyurt Belediyesi Zabıta Müdürlüğünün diğer konularda yapılması gerekenleri yerine getirmesi sebebi ile, Bu levhaların da zaten balkonların duvar kısmını kaplaması sebebi ile işyerinin görüntüsünü engellememekte ve zarar vermemektedir.
Yukarıda açıklanan nedenlerle durumun bu şekilde kalmasının bir sorun teşkil etmeyeceği görüşü benimsenmiştir”
19) Bilirkişi tarafından hazırlanan rapor ve mevzuat hükümleri birlikte ele alındığında; bu
nitelikteki imalatların ruhsata tabi olup olmadığının kabul edilebilmesi ve tretuvar alanına bur tür imalatların yapılmasının mümkün olup olmadığı yönlerinden değerlendirilmesi gerektiği ortaya çıkmaktadır. Bir yapının ruhsata tabi olmaması için 3194 sayılı İmar Kanunu’nda düzenlenen yapı tanımı kapsamında inşa edilmemiş olması, dolayısıyla kapalı alan oluşturmayacak şekilde, güneş ve yağmurdan korunma amacına yönelik olarak ve taşıyıcı unsuru etkilemeyecek, çekme mesafelerine tecavüz etmeyecek şekilde, hafif yapı malzemeleri ile yapılmış olması gerekmektedir. Şikâyet dosyası ekinde yer alan video ve fotoğraflardan, söz konusu imalatın üstünün ve yanlarının demir, alüminyum, cam vb. malzemeler ile sabit olarak kapatıldığı, kullanım amacı itibariyle binanın brüt alanını arttırdığı, ayrıca inşa edilen yapı ve büyük tabelalar nedeniyle cephe görünümünde değişiklik oluştuğu, video çekimi ve fotoğraflardan sundurma şeklinde imal edilen kısmın aktif olarak kullanıldığı tespit edilmiştir.
Bu anlamda bilirkişi raporunda, yapının “sundurma” niteliğinde olduğu ve ilgili Belediye’ye işgal harcı ödemek suretiyle izin verilebileceği görüşünün ilgili mevzuat hükümlerini karşılamadığı tespit edilmiştir. Ayrıca 2017 yılı içerisinde yenilenen ve yürürlükte olan Planlı
Alanlar İmar Yönetmeliğinin 59 uncu maddesinde ruhsata tabi olmaksızın yapılabilecek yapılar arasında “sundurma” ibaresi yer almamaktadır. Bu kapsamda ana binaya bitişik, ilave veya eklenti olarak ve mevcut binanın cephesini ve kitlesini değiştirici nitelikte yapılacak sundurmanın ruhsata tabi olacağı bu durumda ruhsata esas projede tanzim edilmeden parselde inşa edilmesi halinde 3194 sayılı İmar Kanunu’nun 32 ve 42’nci maddelerinin uygulanması gerektiği tespit edilmiştir.
20) Diğer yandan, İdarenin cevabı ve bilirkişi raporunda sunulan sundurmanın yapıldığı
zeminin imar durum belgesinden de görüleceği üzere imalatın tretuvar alanında kalması boyutuyla değerlendirilmesi, yani şehrin cadde, sokak, meydanları ve yaya kaldırımlarının her ne suretle olursa olsun kısa bir süreliğine dahi olsa işgal edilemeyeceği hususunun incelenmesi gerekmektedir. Çünkü eldeki veriler sundurmaların yaya kaldırımı üzerine yapıldığını teyit etmektedir. Benzer konuda Kurumumuza yapılan 2017/8818 şikâyet numaralı başvuru hakkında Kurumumuz Başdenetçilik Makamınca verilen 29/12/2017 tarih ve E.16788 sayılı Tavsiye Kararı’nda konu detaylı şekilde ele alınarak; “12) Şikâyetçi, kahvehane tarafından yaya kaldırımının işgal edildiğini iddia etmektedir. Yaya kaldırımları, cadde ve sokakların ayrılmaz bir parçası olup, kent insanının altyapı, sosyo-kültürel, rekreasyonel, ticari vb. pek çok gereksinimleri temelinde yaya erişimi sağlayan vazgeçilmez mekânlardır (Bknz. Ege Üni. Ziraat
Fak. Der., 2006, 43(2), s.122). Yaşanabilir bir kentin standartlarını belirleyen
Avrupa Kentsel Şart’ında yer alan ilkelerden biri, ‘ulaşım ve dolaşım ilkesi’dir ve bu kapsamda sokağın sosyal bir arena olarak algılanması düzenlenmiştir. Sokağın yaşanabilir sosyal bir mekân olarak kaybı, kentte güvensizliğin artması ve kentsel bozulmayı da beraberinde getirmektedir. Yaya yoluna masa ve sandalye koyularak söz konusu alanın kullanımını engelleyecek uygulamaların olması yaya erişimini olumsuz etkilemekte, sokakların kullanımını kısıtlamakta veya güçleştirmektedir.
Bu nedenle yaşanabilir bir kent için yaya kullanımını engelleyecek uygulamalara son verilmesi ve gerekli denetimlerin yapılması önem arz etmektedir.
13) Konuyla ilgili gerekli denetimlerin yapılması ise belediye zabıtasının görev ve
sorumluluğundadır. Somut olay açısından şikâyet başvuru dilekçesi ile idarenin gönderdiği cevabi yazı ve ekleri incelendiğinde, şikâyetçinin 2013 yılından itibaren belli aralıklarla yaya kaldırımındaki işgalin sonlandırılması için gereğinin yapılması talebiyle gerek doğrudan gerekse Başbakanlık İletişim Merkezi (BİMER)
aracılığıyla Vize Belediye Başkanlığına başvuruda bulunduğu, şikâyet üzerine kahvehaneye gidildiği, dosya kapsamında sözlü ve yazılı uyarılara ilişkin belgeler ile iki adet idari yaptırım karar tutanağının yer aldığı tespit edilmiştir. Söz konusu bilgi ve belgeler ile şikâyetçinin konuyla ilgili Kurumumuza göndermiş olduğu fotoğraflar incelendiğinde, kahvehanenin masa ve tabure koymak suretiyle yaya kaldırımını işgal ettiği, idari para cezası uygulanmasına rağmen mevzuata aykırı fiilini devam ettirdiği, söz konusu cezanın kahvehane açısından caydırıcı nitelikte olmadığı, dolayısıyla başka tedbirler alınması gerektiği değerlendirilmiştir.
14) Danıştay 17. Dairesi 15/02/2016 tarihli ve E.2015/6458, K.2016/893 sayılı
kararında, “…market işletmeciliği yapan davacı şirketin işyerinde, 09.08.2011 tarihinde yapılan kontrolde; umuma mahsus kaldırımı sürekli işgal ettiği, defalarca yapılan uyarılara rağmen kaldırım işgaline devam ettiği, işgalden dolayı Belediye
Encümenince cezai işleme uğramasına rağmen işgali kaldırımdan aşağı yola kaldırarak işgal alanını büyüttüğü yolunda tutulan tutanağa istinaden encümence
5326 s. Kanunun 38 inci maddesi uyarınca 75,00 TL para cezasıyla
cezalandırılmasına ve işyerinin üç (3) gün süreyle kapatılmasına karar verilmesi üzerine bakılmakta olan davanın açıldığı anlaşılmaktadır….
… davacı şirketin “umuma mahsus kaldırımı işgal etme” eylemini sürekli hale getirdiği, belediye tarafından verilen cezalarla işgalin önlenemediği göz önüne alındığında, 1608 sayılı Yasa uyarınca işyerinin geçici süreyle (3 gün) faaliyetten men edilmesi şeklinde uygulanan yaptırımda hukuka aykırılık, aksi yönde
Mahkeme kararında hukuki isabet görülmemiştir.” belirtilmiştir. Söz konusu karardan da anlaşılacağı üzere, uygulanan cezai işleme karşın aynı eylemi sürekli hale getiren işletme hakkında başka yaptırımların uygulanması gündeme gelmektedir.
15) Diğer taraftan, şikâyetçi tarafından yapılan başvuruların yoğunluğu ve
başvurulara istinaden yalnızca iki adet idari yaptırım karar tutanağının yer alması dikkate alındığında ise, denetimlerin yetersiz olduğu değerlendirilmektedir. Söz konusu husus 2014 yılında düzenlenen Teftiş Layihasında da belirtilmiştir. Buna göre, “…Kaldırım işgallerine yönelik denetimlerin yeterince yapılmadığına tanık olunmuştur. 2013 yılı içerisinde kaldırım işgali ile ilgili hiçbir idari yaptırım tutanağının düzenlenmesi denetimlerin yetersiz kaldığını göstermektedir…” tespitlerine yer verilmiştir.
16) Kurumumuzca yapılan değerlendirme neticesinde, Vize ilçesinde bulunan
şikâyete konu kahvehane tarafından masa ve tabure koymak suretiyle yaya kaldırımının işgal edildiği, şikâyetler üzerine yapılan denetimlerde, dosya kapsamında sözlü ve yazılı uyarılara ilişkin belgeler ile iki adet idari yaptırım karar tutanağının yer aldığı, yapılan başvuruların yoğunluğu ve başvurulara istinaden yalnızca iki adet idari yaptırım karar tutanağının yer alması dikkate alındığında, denetimlerin yetersiz olduğu ve idari para cezası yaptırımının caydırıcı nitelikte olmadığı değerlendirildiğinden, yaya kaldırımı işgallerinin sonlandırılmamasının hukuka ve hakkaniyete aykırı olduğu sonuç ve kanaatine varılmıştır.” denilmekle yaya kaldırımı işgallerinin ve buna ilgili idareler tarafından izin verilmesinin hukuka ve hakkaniyete aykırı olduğu belirtilmiştir. Bu gerekçeler dikkate alındığında Belediye Zabıta
Yönetmeliğinin 11 inci maddesinin (d) bendi gereğince yaya kaldırımlarının izinsiz işgalinin sonlandırılması gerekmektedir.
21) Ayrıca, İdarenin cevabında ve bilirkişi raporunda belirtildiği üzere, tretuvar alanı üzerine
inşa edilen sundurmanın işgal bedeli alınarak yasal hale gelmesi mümkün değildir. Çünkü 2464 sayılı Belediye Gelirleri Kanununun 52/2 nci maddesinde, yol, meydan, pazar, iskele, köprü gibi umuma ait yerlerden bir kısmının herhangi bir maksat için geçici olarak işgalinin işgal harcına tabi olduğu hükme bağlanmıştır. Olayda bina önüne inşa edilen iş yerlerine ait sundurmaların tretuvar alanına inşa edildiği ve bu alanlarına Kanundaki tanımına göre umuma ait yer olduğu açıktır. Ancak yine Kanunun amir hüküm gereğince işgalin geçici olması da asıldır. Yani işgal harcı bir kiralama işleminde olduğu gibi süreklilik arz eden durumlar için kullanılamaz ve işgal harcı alınması umuma açık alanın işgalini haklı hale getirmez. 2464 sayılı
Kanunun hazırlanması sürecinde ilgili 7 Mayıs 1981 tarih ve Esas No: 1/105, Karar No:41 sayılı
İhtisas Komisyon Raporunda; “Madde 53. İşgal Harcının konusu tasarının 64 ncü, Komisyonumuzun 53 üncü maddesinde yer almaktadır. Madde sadece geçici işgallerin harca tabi olacağını gösterir şekilde değiştirilmiş, yaya kaldırımlarının bir kısmının veya halkın oturmasına, yiyip içmesine veya eğlenmesine tahsis edilen yerlerin geçici işgalleri ile deniz, göl ve nehirlerin geçici işgalleri harcın konusu dışına çıkarılmıştır. Motorlu kara taşıt araçlarından işgal harcının ancak şehir merkezlerinde tesis edilen yerlerde ve çalışma saatleri içindeki işgallerde alınabileceği hükme bağlanmıştır.” şeklinde Kanunun ilk taslağında yaya kaldırımlarının bir kısmının veya halkın oturmasına, yiyip içmesine veya eğlenmesine tahsis edilen yerlerin geçici işgalleri ile ilgili düzenleme yapılmış iken, bu düzenleme taslak metinden çıkarılarak yaya kaldırımlarının işgalinin önlenmesi amaçlanmıştır.
22) Şikâyetçinin iddiaları, idarelerin açıklamaları, bilirkişi görüşü, ilgili mevzuat
hükümleri birlikte ele alındığında; ana binaya bitişik, ilave veya eklenti olarak ve mevcut binanın cephesini ve kitlesini değiştirici nitelikte yapılan imalatların ruhsata tabi olduğu, imalatın yapıldığı zeminin tretuvar alanında kalması nedeniyle şehrin cadde, sokak, meydanları ve yaya kaldırımlarının her ne suretle olursa olsun kısa bir süreliğine dahi olsa işgal edilemeyeceği, işgal harcının kiralama işleminde olduğu gibi süreklilik arz eden durumlar için kullanılamayacağı ve işgal harcı alınmasının umuma açık alanın işgalini haklı hale getirmeyeceği hususları dikkate alındığında Esenyurt Belediyesi tarafından 3194 sayılı İmar
Kanununun 29 ve 32 nci maddeleri ile Belediye Zabıta Yönetmeliğinin 11 inci maddesinin (d)
bendi uygulanarak yaya kaldırımı işgallerinin sonlandırılması gerektiği tespit edilmiştir.
23) Diğer yandan Esenyurt Belediyesinin bilgi ve belge taleplerimizde belirtilen pek çok hususa
değinmedikleri, yeterli ve açıklayıcı cevap vermedikleri, ivedi olarak ikinci kez bilgi belge talebinde bulunulmasına karşın yine cevap verilmemesi üzerine ikinci tekit yazısı yazılması neticesinde iki ay sonra; ancak yine talep edilen hususlarda yeterli ve açıklayıcı cevap vermedikleri tespit edilmiştir. Bilindiği üzere 1982 Anayasası’nın VII. Dilekçe, bilgi edinme ve kamu denetçisine başvurma hakkını kapsayan 74. maddesinde, Türkiye Büyük Millet Meclisi
Başkanlığına bağlı olarak kurulan Kamu Denetçiliği Kurumunun idarenin işleyişiyle ilgili şikâyetleri incelediği hüküm altına alınmıştır. Diğer yandan 14/06/2012 tarihli ve 6328 sayılı Kamu Denetçiliği Kurumu Kanununun “Bilgi ve belge istenmesi” başlıklı 18 inci maddesinde, “ Kurumun inceleme ve araştırma konusu ile ilgili olarak istediği bilgi ve belgelerin, bu isteğin tebliğ edildiği tarihten itibaren otuz gün içinde verilmesi zorunludur. Bu süre içinde istenen bilgi ve belgeleri haklı bir neden olmaksızın vermeyenler hakkında
Başdenetçi veya denetçinin başvurusu üzerine ilgili merci soruşturma açar. Devlet sırrı veya ticari sır niteliğindeki bilgi ve belgeler, yetkili mercilerin en üst makam veya kurulunca gerekçesi belirtilmek suretiyle verilmeyebilir. Ancak, Devlet sırrı niteliğindeki bilgi ve belgeler
Başdenetçi veya görevlendireceği denetçi tarafından yerinde incelenebilir” hükmü yer almaktadır. Bu hükümler gereğince Kamu Denetçiliği Kurumunun bilgi ve belge taleplerine cevap verilmesi hususunda daha hassasiyet gösterilmesi gerektiği değerlendirilmektedir.
B. İyi Yönetim İlkeleri Yönünden Değerlendirme
24) İyi yönetim ilkelerine 28/03/2013 tarihli ve 28601 mükerrer sayılı Resmi Gazetede
yayımlanan Kamu Denetçiliği Kurumu Kanununun Uygulanmasına İlişkin Usul ve Esaslar
Hakkında Yönetmeliğin “İyi yönetim ilkeleri” başlıklı 6 ncı maddesinde yer verilmiş olup; söz konusu ilkeler yönünden yapılan değerlendirme neticesinde; Esenyurt Belediyesinin bilgi ve belge taleplerimizde belirtilen pek çok hususa değinmedikleri, süresinde, yeterli ve açıklayıcı cevap vermedikleri dikkate alınarak Kurumumuzun taleplerine ve başvuranla ilgili işlemlerinde
‘hesap verilebilirlik’, ‘şeffaflık’, ‘kararın geciktirilmeksizin bildirilmesi’, ‘karara karşı başvuru yollarının gösterilmesi’ ilkelerine uymadıkları tespit edildiğinden, İdarelerin bahse konu ilkelere uygun davranması önerilmektedir.
VI. HAK ARAMA ÖZGÜRLÜĞÜNE İLİŞKİN AÇIKLAMA
25) 6328 sayılı Kanunun 21 inci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca, bu Kararın idareye tebliğ
tarihinden itibaren 30 gün içinde idare tarafından herhangi bir eylem ya da işlem tesis edilmezse (varsa) dava açma süresinden kalan süre işlemeye devam edecek olup İstanbul
İdare Mahkemelerinde yargı yolu açıktır.
VII. KARAR
Açıklanan gerekçelerle;
3194 sayılı İmar Kanununun 29 ve 32 nci maddeleri ile Belediye Zabıta Yönetmeliğinin 11 inci
maddesinin (d) bendi gereğince yaya kaldırımı işgallerinin sonlandırılması hususunda
ESENYURT BELEDİYE BAŞKANLIĞI’NA TAVSİYEDE BULUNULMASINA,
Kararın BAŞVURANA ve ESENYURT BELEDİYE BAŞKANLIĞI’NA tebliğine;
6328 sayılı Kanunun 20 inci maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca, Esenyurt Belediye
Başkanlığı’nca bu karar üzerine tesis edilecek işlemin otuz gün içinde Kurumumuza bildirilmesinin zorunlu olduğuna, Türkiye Cumhuriyeti Kamu Başdenetçisince karar verildi.
e-imzalıdır
Şeref MALKOÇ
Kamu Başdenetçisi