ÖZET: Başvuran, hem babası hem de eşi nedeniyle ölüm aylığı talep etmiştir. Ancak, Sosyal Güvenlik Kurumu (SGK) tarafından yapılan incelemede, başvuranın babasının 2000 yılında vefat ettiği, eşinin ise 2020 yılında hayatını kaybettiği belirtilmiştir. Başvuran, Anayasa Mahkemesi’nin 2021 tarihli kararını emsal göstererek, eşinden aldığı aylığın kesilmeden babasından da aylık bağlanmasını talep etmiştir. SGK, başvuranın talebini, mevcut mevzuat gereği reddetmiştir.

Kamu Denetçiliği Kurumu, başvuranın iddialarını ve SGK’nın açıklamalarını değerlendirerek, başvurunun reddedilmesine karar vermiştir. İlgili mevzuat çerçevesinde, başvuranın hem babasından hem de eşinden ölüm aylığına hak kazanmasının mümkün olmadığı, yalnızca tercihine göre bir aylığın bağlanabileceği ifade edilmiştir. Ayrıca, başvuranın Anayasa Mahkemesi kararını emsal göstererek yaptığı mülkiyet hakkı ihlali iddiası da, mevcut durumla örtüşmediği için kabul edilmemiştir.

Sonuç olarak, başvuranın talebi, SGK’nın yürüttüğü işlemlerde hukuka uygunluk açısından değerlendirildiğinde, herhangi bir ihlal tespit edilmediği için reddedilmiştir. Başvuran, bu karara karşı yargı yoluna başvurabilecektir.

TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ KAMU DENETÇİLİĞİ KURUMU (OMBUDSMANLIK)

SAYI : 2022/5498-S.22.8381

BAŞVURU NO : 2021/18784

KARAR TARİHİ : 21/04/2022

RET KARARI

Adres:

BAŞVURUYA KONU İDARE : SOSYAL GÜVENLİK KURUMU BAŞKANLIĞI

Başvuranın hem babasından hem de eşinden dolayı ölüm aylığı talebi

BAŞVURUNUN KONUSU :

hakkındadır.

BAŞVURU TARİHİ : 03/11/2021

I. BAŞVURANIN İDDİA VE TALEPLERİ

1. Kurumumuza tarihinde e-başvuru yoluyla yapılan başvuruda başvuran; SSK emeklisi ve emekli sandığına bağlı 1005 sayılı kanuna tabi olarak şeref aylığı alan müteveffa eşi (T.C dolayı emekli aylığı ve şeref maaşı aldığını, müteveffa babası (T.C ise Bağ-kur emeklisi olduğunu, babasının aylığı için talebinin Kocaeli Sosyal Güvenlik

Merkezi tarafından çift maaş alamayacağı gerekçesiyle alınmadığını, oysa, Anayasa Mahkemesinin 21/04/2021 tarihli kararında eşten ve babadan ölüm aylığı bağlanmaması ve kesilmesinin “mülkiyet hakkı” ve “hak ihlali” olduğunun oy birliğiyle kararlaştırıldığını, söz konusu kararın kendi durumu için emsal teşkil ettiğini, Anayasa’nın 153. maddesinde yer alan Anayasa Mahkemesi kararlarının bağlayıcı olduğuna dair hükmün herhangi bir istisnasının bulunmadığını, dolayısıyla mahkemelerin ve kamu gücünü kullanan diğer organların Anayasa Mahkemesi kararlarını uygulamaktan veya gereğini yerine getirmekten kaçınamayacağını, Anayasa Mahkemesi kararlarına uymamanın anayasayı ihlal, anayasayı tağyir, tebdil ve ilgaya teşebbüs suçunu oluşturduğunu ifade ederek, 22.06.2021 tarihli Resmi Gazetede yayımlanan

/

Anayasa Mahkemesi kararı gereği SGK tarafından eşinden dolayı aldığı aylıklar kesilmeksizin, babasından dolayı da aylık bağlanmasını talep etmektedir.

II. İDARENİN BAŞVURUYA İLİŞKİN AÇIKLAMALARI

2. Kurumumuzun 09/12/2021 tarihli ve sayılı bilgi-belge isteme yazısına cevaben Sosyal

Güvenlik Kurumu Başkanlığı (SGK) Emeklilik Hizmetleri Genel Müdürlüğü tarafından gönderilen

06/01/2022 tarihli ve sayılı yazı ve eklerinde özetle:

2.1. Sosyal Sigorta İşlemleri Yönetmeliğinin geçici 4 üncü maddesinin ikinci fıkrası; “Kanunun yürürlük tarihinden önce ölen sigortalıların hak sahiplerine gelir veya aylık bağlanmasında, sigortalıya ilişkin koşulların tespiti ile gelir veya aylığın hesaplanması ve paylaştırılmasında ölüm tarihindeki, hak sahiplerine ilişkin koşulların tespitinde ise hak sahibi olma niteliğinin kazanıldığı tarihteki

Kanun hükümleri uygulanır 2.2. Kanunun yürürlüğe girdiği tarihten önce birden fazla dosyadan gelir veya aylık alınması durumunda, Kanunun yürürlük tarihinden sonra yeni dosyadan gelir veya aylık alınmasına hak kazanılması hâlinde, yeni bağlanacak dosyadaki gelir ve aylık miktarı da dâhil olmak üzere mukayese yapılarak en düşük miktarlı dosya kapsamdan çıkarılır ve kalan dosyalardaki karşılaştırmalar Kanunun 54 üncü maddesine göre yapılır.” hükmüne amir olduğu, 2.3. SGK tarafından çıkarılan 2018/38 sayılı Genelgenin “Sosyal Sigorta İşlemleri Yönetmelik Değişikliği

Gereğince Birden Fazla Gelir/Aylığa Hak Kazananlar” başlıklı kısmında:

Kanunun geçici 1 inci maddesi kapsamında olmayıp, 5/12/2017 tarihinde yürürlüğe giren Sosyal Sigorta

İşlemleri Yönetmeliğinin yürürlük tarihinden sonra 34 üncü maddeye göre bağlanacak gelir/aylıkların

Kanunun 54 üncü maddesi kapsamında değerlendirileceği, Kanunun yürürlük tarihi olan 2008/Ekim ay başından önce aylık bağlanmış olan hak sahibinin, Kanunun yürürlük tarihinden sonra başka bir dosyadan aylık bağlanmasına hak kazanması durumunda; statülerin aynı olması halinde Kanunun 54 üncü maddesi gereği tercih hakkı kullandırılacağı, farklı olması halinde ise her iki aylığın da tamdan ödeneceği, 2.4. Kanunun yürürlük tarihinden sonra vefat eden eşinden dolayı ölüm aylığı almakta iken ölüm tarihi

Kanunun yürürlük tarihinden önce veya sonra olan babasından/annesinden dolayı farklı ya da aynı statü kapsamında 5/12/2017 tarihinden sonra ölüm aylığı bağlanması talebinde bulunanlara Kanunun 54 üncü maddesine göre değerlendirme yapılarak tercih ettiği aylığı ödeneceğinin, talimatlandırıldığı, 2.5. Buna göre, sistem kayıtlarının tetkikinde; adı geçenin, 5510 sayılı Kanunun 4/1-(b) bendi kapsamında sigortalı olan babasının 24.04.2000 tarihinde vefat ettiği, 20.12.2020 tarihinde vefat eden eşinden dolayı

5510 sayılı Kanunun 4/1-(a) bendi kapsamında 15.01.2021 tarihi itibarıyla ölüm aylığı bağlandığının, tespit

edildiği, /

2.6. Bu itibarla, 05.12.2017 tarihinden sonra hak sahiplerine ilişkin aylığa hak kazanma koşullarının tespiti sigortalının ölüm tarihine göre değil, hak sahibi olma niteliğinin kazanıldığı tarihteki Kanun hükümlerine göre tespit edildiğinden babasından dolayı ölüm aylığı talebinin 5510 sayılı Kanunun

34 üncü maddesine göre değerlendirilmesi gerektiği ve Kanunun 54 üncü maddesine göre de her iki aylığın

ödenmesine imkan olmadığı, iki aylık arasında tercih hakkına göre aylık ödenebileceği, 2.7. eşi 20.12.2020 tarihinde vefat ettiği, sigortalılık statüsünün 4/1-(a), prim gün sayısının 6461 olduğunun tespit edildiği, ve hak sahibine eşinden dolayı 15/01/2021 tarihi itibarıyla aylık bağlandığı, bildirilmiştir.

III. İLGİLİ MEVZUAT

3. 18/10/1982 tarihli ve 2709 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın “Dilekçe, bilgi edinme ve kamu denetçisine başvurma hakkı” başlıklı 74 üncü maddesinde; “…Herkes, bilgi edinme ve kamu denetçisine başvurma hakkına sahiptir. Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına bağlı olarak kurulan

Kamu Denetçiliği Kurumu idarenin işleyişiyle ilgili şikayetleri inceler…” hükmü yer almaktadır.

4. 6328 sayılı Kamu Denetçiliği Kurumu Kanunu’nun “Kurumun görevi” başlıklı 5 inci maddesinin birinci fıkrasında; “Kurum, idarenin işleyişi ile ilgili şikâyet üzerine, idarenin her türlü eylem ve işlemleri ile tutum ve davranışlarını; insan haklarına dayalı adalet anlayışı içinde, hukuka ve hakkaniyete uygunluk yönlerinden incelemek, araştırmak ve idareye önerilerde bulunmakla görevlidir.” denmektedir.

5. 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu’nun; 5.1. “Ölüm aylığının hak sahiplerine paylaştırılması” başlıklı 34. maddesinin birinci fıkrasının (a) ve (b) bentlerinde; “Ölen sigortalının 33 üncü madde hükümlerine göre hesaplanacak aylığının; a) Dul eşine % 50’si; aylık bağlanmış çocuğu bulunmayan dul eşine ise bu Kanunun 5 inci maddesinin birinci fıkrasının (a), (b) ve (e) bentleri hariç bu Kanun kapsamında veya yabancı bir ülke mevzuatı kapsamında çalışmaması veya kendi sigortalılığı nedeniyle gelir veya aylık bağlanmamış olması halinde % 75’i, b) Bu Kanunun 5 inci maddesinin birinci fıkrasının (a), (b) ve (e) bentleri hariç bu Kanun kapsamında veya yabancı bir ülke mevzuatı kapsamında çalışmayan veya kendi sigortalılığı nedeniyle gelir veya aylık bağlanmamış çocuklardan;

1) 18 yaşını, lise ve dengi öğrenim görmesi halinde 20 yaşını, yüksek öğrenim yapması halinde 25

yaşını doldurmayanların veya,

2) Kurum Sağlık Kurulu kararı ile çalışma gücünü en az % 60 oranında yitirip malul olduğu

anlaşılanların veya,

3) Yaşları ne olursa olsun evli olmayan, evli olmakla beraber sonradan boşanan veya dul kalan

kızlarının,

her birine % 25’i, … oranında aylık bağlanır.” 5.2. “Aylık ve gelirlerin birleşmesi” başlıklı 54. maddesinin birinci fıkrasının (a) bendinin beş numaralı alt bendinde; “Bu Kanuna göre bağlanacak aylık ve gelirlerin birleşmesi durumunda; a) Uzun vadeli sigorta kollarından;

…

Hem eşinden, hem de ana ve/veya babasından ölüm aylığına hak kazananlara, tercihine göre eşinden ya da ana ve/veya babasından bağlanacak aylığı, … bağlanır.” 5.3. “Malullük, yaşlılık ve ölüm sigortasına ilişkin bazı geçiş hükümleri” başlıklı geçici 1.

maddesinin ikinci fıkrasında; “17/7/1964 tarihli ve 506 sayılı, 2/9/1971 tarihli ve 1479 sayılı, 17/10/1983 tarihli ve 2925 sayılı, bu

Kanunla mülga 17/10/1983 tarihli ve 2926 sayılı kanunlara göre bağlanan veya hak kazanan; aylık, gelir ve diğer ödenekler ile 8/2/2006 tarihli ve 5454 sayılı Kanunun 1 inci maddesine göre ödenmekte olan ek ödemenin verilmesine devam edilir. Bu gelir ve aylıkların durum değişikliği nedeniyle artırılması, azaltılması, kesilmesi veya yeniden bağlanmasında, bu Kanunla yürürlükten kaldırılan ilgili kanun hükümleri uygulanır.” 6. Sosyal Sigorta İşlemleri Yönetmeliğinin Geçici 4’üncü maddesinin ikinci fıkrasında, “Kanunun yürürlük tarihinden önce ölen sigortalıların hak sahiplerine gelir veya aylık bağlanmasında, sigortalıya ilişkin koşulların tespiti ile gelir veya aylığın hesaplanması ve paylaştırılmasında ölüm tarihindeki, hak sahiplerine ilişkin koşulların tespitinde ise hak sahibi olma niteliğinin kazanıldığı tarihteki Kanun hükümleri uygulanır.” düzenlemelerine yer verilmiştir.

IV. KAMU DENETÇİSİ CELİLE ÖZLEM TUNÇAK’IN KAMU BAŞDENETÇİSİ’NE ÖNERİSİ

7. Başvuranın iddiaları, idarenin konu ile ilgili açıklamaları, ilgili mevzuat ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde; Sosyal Güvenlik Kurumu tarafından yürütülen işlemlerde hukuka ve hakkaniyete aykırılık tespit edilemediğinden, başvurunun reddi yönünde hazırlanan “Ret Kararı Önerisi” Kamu

Başdenetçisi’ne sunulmuştur.

V. DEĞERLENDİRME VE GEREKÇE

/

A. Hukuka, Hakkaniyete ve İnsan Haklarına Uygunluk Yönünden Değerlendirme 8. Başvurana, 20.12.2020 tarihinde vefat eden eşinden dolayı 5510 sayılı Kanunun 4/1-(a) bendi kapsamında 15.01.2021 tarihi itibarıyla ölüm aylığı bağlandığı, müteveffa babasının ise 5510 sayılı

Kanunun 4/1-(b) bendi kapsamında sigortalı olduğu ve 24.04.2000 tarihinde vefat ettiği, başvuranın eşinden dolayı aldığı ölüm aylığı kesilmeden babasından dolayı ölüm aylığı talebinde bulunduğu, buna karşın SGK tarafından ise hak sahiplerine ilişkin koşulların tespitinde, hak sahibi olma niteliğinin kazanıldığı tarihteki

Kanun hükümleri uygulanacağı gerekçesiyle 5510 sayılı Kanunun 34 üncü maddesi gereği tarafına yetim aylığı bağlanması talebinin reddedildiği, bunun üzerine başvuranın Anayasa Mahkemesinin 2017/31861

Başvuru Numaralı ve 21/04/2021 tarihli kararını emsal göstererek Kurumumuzdan babasından dolayı da tarafına ölüm aylığı bağlanması talebinde bulunduğu görülmektedir.

9. Bu çerçevede uyuşmazlığın; başvurana eşinden dolayı bağlanan ölüm aylığı kesilmeksizin, babasından dolayı ölüm aylığı bağlanıp bağlanamayacağı noktasında düğümlendiği anlaşılmaktadır.

10. Kamu Denetçiliği Kurumunun 08.04.2020 tarihli ve 2020/3443 Başvuru No’lu kararı ile 13/05/2020 tarihli ve 2020/3174 Başvuru No.lu kararlarında da vurgulandığı üzere; kanunların zaman bakımından uygulanmasında, her kanunun yürürlüğe girdiği tarihten sonra meydana gelen olaylara uygulanması esastır.

Bu doğrultuda, kanunun yürürlük tarihinden önceki olaylara uygulanması için özel bir kanun hükmünün varlığı gerekli olduğu gibi, yürürlükten kaldırılan kanunun ileriye etkili olarak uygulanmaya devam edilebilmesi için de yine özel bir kanun hükmünün varlığı zorunludur. Nitekim 5510 sayılı Kanun’un geçici 1’inci maddesinin ikinci fıkrası ile kanun koyucu, mezkûr Kanun’un yürürlüğünden önceki sosyal güvenlik kanunları uygulanmak suretiyle hak sahiplerine bağlanılan veya hak kazanılan gelir veya aylıkların, durum değişikliği sebebine bağlı olarak kesilmesi veya yeniden bağlanmasında, Kanun’un yürürlük tarihinden önceki hükümlerin esas alınması gerektiğini benimsemiştir. Bu tür istisnai hükümler dışında, ölüm sigortasından aylık tahsislerinde genel kural olarak hakkı doğuran olay tarihinde yürürlükte olan mevzuatın uygulanması gerekmektedir. Bu noktada evli kız çocukları, ölüm aylığı bağlanmasında baba yönünden hak sahipliği sıfatını, eşini kaybetmekle kazanmakta, başka bir anlatımla eş hayatta iken baba yönünden hak sahipliği sıfatı söz konusu olmamaktadır. Belirtmek gerekir ki kız çocuğuna baba üzerinden ölüm aylığı bağlanabilmesi için yalnızca ölümün gerçekleşmesi veya evli olunmaması yeterli değildir. Aylık tahsisi için her iki olgunun bir arada varlığı gerekmektedir. Bu yönüyle evli kız çocuğu kimi zaman boşanmayla, bazen de ölümle hak sahibi sıfatını kazanmaktadır. Diğer bir deyişle sigortalı baba yaşamını yitirmesine karşın kız çocuğu evli ise hak sahibi olamamakta, evli olmayan kız çocukları ise sigortalı baba hayatta olduğu sürece bu sıfatla anılmamakta ve her iki durumda da aylığa hak kazanılamamaktadır. Şu durumda, evli kız çocuğu bazen boşanmayla, kimi zaman da ölümle ve hangisi daha sonra ise o tarihte ölüm aylığı açısından hak sahibi olmaktadır. (Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 28/5/2019 tarihli ve E: 2016/1789, K: 2019/612

sayılı; 14/6/2017 tarihli ve E: 2016/2140 K: 2017/1178 sayılı; 26/2/2016 tarihli ve E: 2015/21-831, K:

2016/201 sayılı; Yargıtay Onuncu Hukuk Dairesinin 10/3/2016 tarihli ve E: 2015/11000, K: 2016/2809 sayılı kararları. www.corpus.com.tr)

11. Bu itibarla her ne kadar babası 2000 yılında vefat etmiş ise de başvuranın hak sahibi sıfatını 2020 yılında eşinin vefatıyla kazandığı ve 5510 sayılı Kanun’un 54’üncü maddesinin 01.10.2008 tarihinde yürürlüğe

/

girdiği gözetildiğinde uyuşmazlığın anılan hüküm uygulanmak suretiyle çözüme kavuşturulması gerektiği anlaşılmaktadır.

12. Söz konusu madde ile herhangi bir hak sahibinin hem eşinden hem de ana ve/veya babasından ölüm aylığına hak kazanması halinde, kendisine her iki dosya üzerinden aylık bağlanmaması, tercihine göre eşinden ya da ana ve/veya babasından aylık bağlanması öngörülmektedir. Somut olay incelendiğinde başvuranın hem babasından hem de eşinden dolayı ölüm aylığına hak kazandığı, dolayısıyla 54’üncü maddede düzenlenen aylıkların birleşmesi halinin söz konusu olduğu, eşinden dolayı tarafına ölüm aylığı bağlandığı, bu aylıkla birlikte babası üzerinden de aylık bağlanmasının mümkün olmadığı değerlendirilmektedir.

13. Diğer yandan başvuranın Anayasa Mahkemesinin 2017/31861 Başvuru Numaralı ve 21/04/2021 tarihli kararını emsal göstererek mülkiyet hakkının ihlal edildiği iddiasına karşılık yapılan değerlendirmede ise; Yüksek Mahkemenin söz konusu kararında başvuranın somut durumu irdelendiğinde; başvuranın babasının 15/10/1995 tarihinde, eşinin ise 04/11/2007 tarihinde vefat ettiği dolayısıyla 5510 sayılı Kanun yürürlüğe girmeden önceki bir tarihte her iki dosya üzerinden hak sahibi olduğu görülmektedir. Yukarıda değinilen açıklamalar ışığında Kurumumuza yapılan başvurunun, bu noktada söz konusu olaydan farklılık gösterdiği, başvuranın eşinin 2020 yılında ölümüyle babasından dolayı hak sahibi olduğu dolayısıyla, 5510 sayılı

Kanunun 54 üncü maddesi kapsamında değerlendirilmesi gerekmektedir.

14. Bu gerekçeyle başvuranın babasının ve eşinin sigortalılık statülerinin farklı olduğundan bahisle her iki dosya üzerinden tarafına aylık bağlanması talebiyle yaptığı başvurunun idarece reddedilmesi işleminde herhangi bir hukuka aykırılık bulunmadığı sonucuna varılmaktadır.

B. İyi Yönetim İlkeleri Yönünden Değerlendirme 15. 28/03/2013 tarihli ve 28601 mükerrer sayılı Resmi Gazetede yayımlanan Kamu Denetçiliği Kurumu

Kanununun Uygulanmasına İlişkin Usul ve Esaslar Hakkında Yönetmeliğin “İyi yönetim ilkeleri” başlıklı

6 ncı maddesinde yer verilmiş olup; İdarelerin Kurumumuz tarafından istenen bilgi ve belgeleri süresinde

gönderdiği ve “makul sürede karar verme” ve “kararın geciktirilmeksizin bildirilmesi” ilkelerine uygun davrandığı, yine idare tarafından şikâyetçiye makul sürede cevapların verildiği ancak şikâyetçiye verilen cevaplarda işleme karşı hangi sürede hangi mercilere başvurulabileceğinin gösterilmemiş olması sebebiyle “karara karşı başvuru yollarının gösterilmesi” ilkesine uygun davranmadığı görülmüş olup, idarenin bahse konu ilkelere de uygun davranması önerilmektedir.

VI. HAK ARAMA ÖZGÜRLÜĞÜNE İLİŞKİN YASAL MEVZUAT

16. 6328 sayılı Kanunun 21 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca, bu Ret Kararının başvurana tebliğ tarihinden itibaren ilgili idare işlemine karşı (varsa) dava açma süresinden kalan süre işlemeye devam edecek olup Kocaeli İş Mahkemesinde yargı yolu açıktır.

VII. KARAR

Açıklanan gerekçelerle BAŞVURUNUN REDDİNE; /

Kararın BAŞVURANA ve SOSYAL GÜVENLİK KURUMUNA tebliğine; Türkiye Cumhuriyeti Kamu Başdenetçisince karar verildi.

Şeref MALKOÇ

Kamu Başdenetçisi