ÖZET: Başvuran, hem eşinden hem de babasından ölüm aylığı talep etmiştir. Eşi 1992 yılında, babası ise 1997 yılında vefat etmiştir. Başvuran, yasal düzenlemeler gereği, eşinden aldığı dul aylığı kesilmeden babasından da yetim aylığı alabileceğini öne sürerek Sosyal Güvenlik Kurumu’na (SGK) başvuruda bulunmuş, ancak talebi reddedilmiştir. SGK, 5510 sayılı Kanun’un 54. maddesine dayanarak, başvuranın yalnızca bir aylık alabileceğini belirtmiştir.

SGK’nın açıklamalarına göre, başvuranın 1992’de vefat eden eşinden aldığı aylık, 1479 sayılı Kanun kapsamında olup, babası da aynı kanuna tabi olduğundan, başvuranın her iki aylığı aynı anda alması mümkün değildir. Başvuranın, babasından dolayı aylık talebinin reddi, yasal mevzuat çerçevesinde hukuka uygun bulunmuştur. Kamu Denetçiliği Kurumu, başvurunun reddedilmesi yönünde öneride bulunmuş ve bu karar, Kamu Başdenetçisi tarafından onaylanmıştır.

Sonuç olarak, başvuranın hem eşinden hem de babasından ölüm aylığı alma talebi, mevcut yasal düzenlemeler nedeniyle kabul edilmemiştir. Başvuranın, SGK’ya tercihini belirtmesi halinde yalnızca bir aylık alabileceği belirtilmiştir.

T.C. TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ KAMU DENETÇİLİĞİ KURUMU

(OMBUDSMANLIK)

SAYI : 2023/10830-S.23.17275

BAŞVURU NO : 2023/2862

KARAR TARİHİ : 28/08/2023

RET KARARI ,TCKN:

Adres:

BAŞVURUYA KONU İDARE : SOSYAL GÜVENLİK KURUMU BAŞKANLIĞI

BAŞVURUNUN KONUSU : Hem eşinden hem babasından dolayı ölüm aylığı talebi hakkındadır.

BAŞVURU TARİHİ : 28/02/2023

I. BAŞVURANIN İDDİA VE TALEPLERİ

1. Kurumumuza tarihinde e-başvuru yoluyla yapılan başvuruda başvuran; eşi . ‘nin 07/02/1992 tarihinde vefatı nedeniyle 01/03/1992 tarihinden itibaren ölüm aylığı aldığını, babası . ’nin 28/04/1997 tarihinde vefat ettiğini, konuya ilişkin düzenlemelerde, 06/08/2003 tarihinden önce ölen babası nedeniyle yetim maaşı almaya hak kazanan kişilerin, eşinden dul aylığı alıyor olsa dahi evliliğin ölüm sebebiyle sona ermesinden sonra babasından yetim aylığı alınabileceğinin, ayrıca anne/baba ve eşin

01.10.2008 tarihinden önce vefat etmiş olması şartı ile hem yetim aylığı hem de dul aylığının

bağlanabileceğinin hüküm altına alındığını, bununla birlikte, kadının hem eşinden hem babasından maaş alabileceğine ilişkin birçok Yüksek Mahkeme kararlarının da olduğunu (Yargıtay Hukuk Genel Kurulu

/ – E. / K. 21.03.2012 tarihli kararı), bu kapsamda hem babasından hem de eşinden ölüm aylığı bağlanması talebiyle yaptığı başvurunun SGK tarafından reddedildiğini ifade ederek, hem babasından hem de eşinden dolayı ölüm aylığı talep etmektedir.

II. İDARENİN BAŞVURUYA İLİŞKİN AÇIKLAMALARI

2. Kurumumuzun 03/03/2023 tarihli ve S. sayılı bilgi-belge isteme yazısına cevaben Sosyal

Güvenlik Kurumu Başkanlığı (SGK) Emeklilik Hizmetleri Genel Müdürlüğü tarafından gönderilen

16/04/2023 tarihli ve E. sayılı yazı ve eklerinde özetle:

2.1. 5510 sayılı Kanunun “Aylık ve gelirlerin birleşmesi” başlıklı 54 üncü maddesinin birinci fıkrasında;

Bu Kanuna göre bağlanacak aylık ve gelirlerin birleşmesi durumunda” hem eşinden, hem de ana ve/veya babasından ölüm aylığına hak kazananlara, tercihine göre eşinden ya da ana ve/veya babasından bağlanacak aylığı” nın bağlanacağı hüküm altına alınmıştır.

Sosyal Sigorta İşlemleri Yönetmeliği’nin “Aylık ve gelirlerin birleşmesi” başlıklı Geçici 31 inci

Maddesinin birinci fıkrasında ise “İştirakçiliği Kanunun yürürlük tarihinden önce başlayan, Kanunun 4 üncü maddesinin birinci fıkrasının (c) bendi kapsamındaki sigortalılar hariç olmak üzere, sigortalı veya hak sahiplerinin Kanunun yürürlük tarihinden önce bir dosyadan gelir veya aylık almakta iken Kanunun yürürlük tarihinden sonra yeni bir dosyadan gelir veya aylığa hak kazanması halinde; eski ve yeni sigortalılık halinin aynı olması durumunda Kanunun 54 üncü maddesi, farklı olması durumunda ise

Kanunun yürürlük tarihinden önceki kanunların mülga hükümleri uygulanır.”

Yine, 2018/38 sayılı Genelgenin “Gelir ve aylıkların birleşmesi” başlıklı bölümünün “Sosyal Sigorta

İşlemleri Yönetmelik Değişikliği Gereğince Birden Fazla Gelir/Aylığa Hak Kazananlar” başlıklı üçüncü maddesinde Kanunun yürürlük tarihinden önce vefat eden eşinden dolayı ölüm aylığı almakta iken ölüm tarihi Kanunun yürürlük tarihinden önce veya sonra olan babasından/annesinden dolayı 5/12/2017 tarihinden sonra; – Farklı statü kapsamında ölüm aylığı bağlanması talebinde bulunanlara Sosyal Sigorta İşlemleri

Yönetmeliğinin geçici 31 inci maddesi uyarınca Kanunun 54 üncü maddesine göre değerlendirme yapılmayarak her iki aylık da tamdan, – Aynı statü kapsamında ölüm aylığı bağlanması talebinde bulunanlara Sosyal Sigorta İşlemleri

Yönetmeliğinin geçici 31 inci maddesi uyarınca Kanunun 54 üncü maddesine göre değerlendirme yapılarak tercih ettiği aylık, ödenecektir.”

Hüküm altına alındığı, 2.2. Buna göre; başvuranın 5510 saylı Kanunun yürürlük tarihinden önce 07.02.1992 tarihinde vefat eden eşi . ’dan 1479 sayılı Kanun kapsamında aylık almakta iken, yine 1479 sayılı Kanuna tabi yani aynı statüde olan ve 28.04.1997 tarihinde vefat eden babası . ’nin hak sahibi kızı olarak 04.10.2022 tarihinde yaptığı ölüm aylığı talebinin Kanunun 54 üncü maddesine göre değerlendirildiği ve tercih ettiği aylığın ödenmesi gerekmekte olduğundan iki dosyadan birden aylık bağlanmadığı, ancak, başvuranın SGK’ye tercihini belirtir bir dilekçe ile başvurması halinde, tarafına tercih ettiği aylığın ödenebileceği, 2.3. Başvuranın ölüm aylığı talebinde bulunduğu babası Bağ-Kur numaralı .

01.10.1972 – 11.01.1989 tarihleri arasında 1479 sayılı Kanun kapsamında Esnaf Bağ-Kur lu olduğu ve

tarafına 5860 prim ödeme gün sayısı üzerinden 01.02.1989 tarihinde 1479 sayılı Kanun kapsamında yaşlılık aylığının bağlandığı ve vefat ettiği 28.04.1997 tarihine kadar aylığının ödendiği, 2.4. Ölüm aylığı almakta olduğu eşi Bağ-Kur numaralı . ’nin, 28.01.1977 – 07.02.1992 tarihleri arasında 1479 sayılı Kanun kapsamında Esnaf Bağ-Kur lu olduğu 07.02.1992 tarihinde vefat etmesi nedeniyle hak sahibi eşi . ‘ye 5409 prim ödeme gün sayısı üzerinden 01.03.1992 tarihinde 1479 sayılı Kanun kapsamında ölüm aylığı bağlandığı, Açıklamalarına yer verilmiştir.

III. İLGİLİ MEVZUAT

3. 18/10/1982 tarihli ve 2709 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın “Dilekçe, bilgi edinme ve kamu denetçisine başvurma hakkı” başlıklı 74 üncü maddesinde; “…Herkes, bilgi edinme ve kamu denetçisine başvurma hakkına sahiptir. Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına bağlı olarak kurulan

Kamu Denetçiliği Kurumu idarenin işleyişiyle ilgili şikayetleri inceler…” hükmü yer almaktadır.

4. 6328 sayılı Kamu Denetçiliği Kurumu Kanunu’nun “Kurumun görevi” başlıklı 5 inci maddesinin birinci fıkrasında; “Kurum, idarenin işleyişi ile ilgili şikâyet üzerine, idarenin her türlü eylem ve işlemleri ile tutum ve davranışlarını; insan haklarına dayalı adalet anlayışı içinde, hukuka ve hakkaniyete uygunluk yönlerinden incelemek, araştırmak ve idareye önerilerde bulunmakla görevlidir.” denmektedir.

5. 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu’nun; 5.1. “Aylık ve gelirlerin birleşmesi” başlıklı 54. maddesinin birinci fıkrasının (a) bendinin beş numaralı alt bendinde; “Bu Kanuna göre bağlanacak aylık ve gelirlerin birleşmesi durumunda; a) Uzun vadeli sigorta kollarından;

…

Hem eşinden, hem de ana ve/veya babasından ölüm aylığına hak kazananlara, tercihine göre eşinden ya da ana ve/veya babasından bağlanacak aylığı, … bağlanır.” 5.2. “Malullük, yaşlılık ve ölüm sigortasına ilişkin bazı geçiş hükümleri” başlıklı geçici 1.

maddesinin ikinci fıkrasında; “17/7/1964 tarihli ve 506 sayılı, 2/9/1971 tarihli ve 1479 sayılı, 17/10/1983 tarihli ve 2925 sayılı, bu

Kanunla mülga 17/10/1983 tarihli ve 2926 sayılı kanunlara göre bağlanan veya hak kazanan; aylık, gelir ve diğer ödenekler ile 8/2/2006 tarihli ve 5454 sayılı Kanunun 1 inci maddesine göre ödenmekte olan ek ödemenin verilmesine devam edilir. Bu gelir ve aylıkların durum değişikliği nedeniyle artırılması, azaltılması, kesilmesi veya yeniden bağlanmasında, bu Kanunla yürürlükten kaldırılan ilgili kanun hükümleri uygulanır.” 6. 1479 sayılı Esnaf ve Sanatkarlar ve Diğer Bağımsız Çalışanlar Sosyal Sigortalar Kurumu

Kanunu(Bağ-Kur)’nun; “Eş ve çocuklara, ana ve babaya tahsis yapılması:” başlıklı 45 inci maddesi sırasıyla şu şekilde değiştirilmiştir.

6.1. 19/04/1979 kabul tarihli, 2229 sayılı Kanunun 20 nci maddesi ile: “Ölen, sigortalının tahsis yapılmasına hak kazanan kimselerine aşağıdaki hükümlerde belirtilen oran ve şartlarla aylık bağlanır veya toptan ödeme yapılır.

Ölen sigortalının 42 nci madde gereğince tespit edilecek aylığının veya 44 üncü madde gereğince tespit edilecek toptan ödeme miktarının, a) Dul karısına %50 si, tahsis yapılacak çocuğu bulunmıyan dul karısına %70 i,

b) Kadın sigortalının ölümü tarihinde 60 yaşını geçmiş veya çalışamıyacak derecede malul olan ve geçiminin sigortalı tarafından sağlandığı belgelenen kocasına %50 si, tahsis yapılacak çocuğu bulunmıyan kocasına %70 i, c) 18 yaşını (veya orta öğrenim yapması halinde 20 yaşını, yüksek öğrenim yapması halinde 25 yaşını)

doldurmamış yahut yaşları ne olursa olsun çalışamıyacak durumda malul bulunan çocukları ile geçimini sağlıyacak başka bir geliri olmamak kaydı ile yaşları ne olursa olsun evlenmemiş kız çocuklarının her birine %25 i, d) Sigortalının ölümü tarihinde eşine ve çocuklarına yapılması gereken tahsisinin toplamı sigortalıya ait tahsisten aşağı olursa, artanının, eşit hisseler halinde, geçiminin sigortalı tarafından sağlandığı belgelenen ana ve babasına, (her birinin hissesi %25 i geçmemek üzere) %25 i, Aylık veya toptan ödeme şeklinde verilir.” şeklinde, 6.2. “04/10/2000 tarih ve 619 sayılı KHK’nın 21 inci maddesi ile; “c) 18 yaşını, orta öğrenim yapması halinde 20 yaşını, yüksek öğrenim yapması halinde 25 yaşını doldurmayan ve (18 yaşını doldurmayanlar hariç) bu Kanun ile diğer sosyal güvenlik kanunları kapsamında çalışmayan, bu kanunlar kapsamındaki çalışmalarından dolayı gelir veya aylık almayan veya yaşları ne olursa olsun çalışamayacak durumda malul olan erkek çocuklarla, yaşları ne olursa olsun evli olmayan, evli olmakla beraber sonradan boşanan veya dul kalan ve bu Kanun ile diğer sosyal güvenlik kanunları kapsamında çalışmayan, bu kanunlar kapsamındaki çalışmalarından dolayı gelir veya aylık almayan kız çocuklarının her birine %25’i,” şeklinde,

6.3. Anayasa Mahkemesinin E:2000/61, K:2000/34 sayılı kararıyla iptal edilen bend:

Onsekiz yaşını, orta öğrenim yapması halinde yirmi yaşını, yüksek öğrenim yapması halinde yirmibeş yaşını doldurmayan ve (18 yaşını doldurmayanlar hariç) bu Kanun ile diğer sosyal güvenlik kanunları kapsamında çalışmayan, bu kanunlar kapsamındaki çalışmalarından dolayı gelir veya aylık almayan veya yaşları ne olursa olsun çalışamayacak durumda malul olan çocuklarla, yaşları ne olursa olsun evli olmayan, evli olmakla beraber sonradan boşanan veya dul kalan ve bu Kanun ile diğer sosyal güvenlik kanunları kapsamında çalışmayan, bu kanunlar kapsamındaki çalışmalarından dolayı gelir veya aylık almayan kız çocuklarının her birine % 25’i, şeklinde değiştirilmiştir.

7. Sosyal Sigorta İşlemleri Yönetmeliğinin Geçici 4’üncü maddesinin ikinci fıkrasında, “Kanunun yürürlük tarihinden önce ölen sigortalıların hak sahiplerine gelir veya aylık bağlanmasında, sigortalıya ilişkin koşulların tespiti ile gelir veya aylığın hesaplanması ve paylaştırılmasında ölüm tarihindeki, hak sahiplerine ilişkin koşulların tespitinde ise hak sahibi olma niteliğinin kazanıldığı tarihteki Kanun hükümleri uygulanır.” düzenlemelerine yer verilmiştir.

IV. KAMU DENETÇİSİ CELİLE ÖZLEM TUNÇAK’IN KAMU BAŞDENETÇİSİ’NE ÖNERİSİ

8. Başvuranın iddiaları, idarenin konu ile ilgili açıklamaları, ilgili mevzuat ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde; Sosyal Güvenlik Kurumu tarafından yürütülen işlemlerde hukuka ve hakkaniyete aykırılık tespit edilemediğinden, başvurunun reddi yönünde hazırlanan “Ret Kararı Önerisi” Kamu

Başdenetçisi’ne sunulmuştur.

V. DEĞERLENDİRME VE GEREKÇE

A. Hukuka, Hakkaniyete ve İnsan Haklarına Uygunluk Yönünden Değerlendirme 9. Başvurana, 07/02/1992 tarihinde vefat eden eşinden dolayı 1479 sayılı Kanun kapsamında 01.03.1992 tarihi itibarıyla ölüm aylığı bağlandığı, müteveffa babasının da 1479 sayılı Kanunun kapsamında sigortalı olduğu ve 28/04/1997 tarihinde vefat ettiği, başvuranın eşinden dolayı aldığı ölüm aylığı kesilmeden babasından dolayı ölüm aylığı talebinde bulunduğu, buna karşın SGK tarafından 5510 sayılı Kanunun 54 üncü maddesinin hem eşinden, hem de ana ve/veya babasından ölüm aylığına hak kazananlara, tercihine göre eşinden ya da ana ve/veya babasından aylık bağlanacağı hükmü gerekçe gösterilerek talebin reddedildiği bunun üzerine başvuranın Kurumumuzdan babasından dolayı da tarafına ölüm aylığı bağlanması talebinde bulunduğu görülmektedir.

10. Bu çerçevede uyuşmazlığın; başvurana eşinden dolayı bağlanan ölüm aylığı kesilmeksizin, babasından dolayı ölüm aylığı bağlanıp bağlanamayacağı noktasında toplandığı görülmektedir.

11. Kamu Denetçiliği Kurumunun 08.04.2020 tarihli ve 2020/3443 Başvuru No’lu kararı ile 13/05/2020 tarihli ve 2020/3174 Başvuru No.lu kararlarında da vurgulandığı üzere; kanunların zaman bakımından uygulanmasında, her kanunun yürürlüğe girdiği tarihten sonra meydana gelen olaylara uygulanması esastır.

Bu doğrultuda, kanunun yürürlük tarihinden önceki olaylara uygulanması için özel bir kanun hükmünün varlığı gerekli olduğu gibi, yürürlükten kaldırılan kanunun ileriye etkili olarak uygulanmaya devam edilebilmesi için de yine özel bir kanun hükmünün varlığı zorunludur. Nitekim 5510 sayılı Kanun’un geçici 1’inci maddesinin ikinci fıkrası ile kanun koyucu, mezkûr Kanun’un yürürlüğünden önceki sosyal güvenlik kanunları uygulanmak suretiyle hak sahiplerine bağlanılan veya hak kazanılan gelir veya aylıkların, durum değişikliği sebebine bağlı olarak kesilmesi veya yeniden bağlanmasında, Kanun’un yürürlük tarihinden önceki hükümlerin esas alınması gerektiğini benimsemiştir. Bu tür istisnai hükümler dışında, ölüm sigortasından aylık tahsislerinde genel kural olarak hakkı doğuran olay tarihinde yürürlükte olan mevzuatın uygulanması gerekmektedir. Bu noktada evli kız çocukları, ölüm aylığı bağlanmasında baba yönünden hak sahipliği sıfatını, eşini kaybetmekle kazanmakta, başka bir anlatımla eş hayatta iken baba yönünden hak sahipliği sıfatı söz konusu olmamaktadır. Belirtmek gerekir ki kız çocuğuna baba üzerinden ölüm aylığı bağlanabilmesi için yalnızca ölümün gerçekleşmesi veya evli olunmaması yeterli değildir. Aylık tahsisi için her iki olgunun bir arada varlığı gerekmektedir. Bu yönüyle evli kız çocuğu kimi zaman boşanmayla, bazen de ölümle hak sahibi sıfatını kazanmaktadır. Diğer bir deyişle sigortalı baba yaşamını yitirmesine karşın kız çocuğu evli ise hak sahibi olamamakta, evli olmayan kız çocukları ise sigortalı baba hayatta olduğu sürece bu sıfatla anılmamakta ve her iki durumda da aylığa hak kazanılamamaktadır. Şu durumda, evli kız çocuğu bazen boşanmayla, kimi zaman da ölümle ve hangisi daha sonra ise o tarihte ölüm aylığı açısından hak sahibi olmaktadır. (Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 28/5/2019 tarihli ve E: 2016/1789, K: 2019/612

sayılı; 14/6/2017 tarihli ve E: 2016/2140 K: 2017/1178 sayılı; 26/2/2016 tarihli ve E: 2015/21-831, K:

2016/201 sayılı; Yargıtay Onuncu Hukuk Dairesinin 10/3/2016 tarihli ve E: 2015/11000, K: 2016/2809 sayılı kararları. www.corpus.com.tr)

12. Bu bilgiler ışığında; 1479 sayılı Kanunun “Eş ve çocuklara, ana ve babaya tahsis yapılması” başlığını taşıyan 45 inci maddesinin 04.05.1979 tarihinde yürürlüğe giren 2229 sayılı Kanunla değişik ikinci fıkrasının (c) bendinde, sigortalının; 18 yaşını (veya ortaöğretim yapması halinde 20 yaşını, yükseköğretim yapması halinde 25 yaşını) doldurmamış veya yaşları ne olursa olsun çalışamayacak durumda malûl

bulunan çocukları ile geçimini sağlayacak başka bir geliri olmamak koşulu ile yaşları ne olursa olsun evlenmemiş kız çocuklarına aylık bağlanacağı belirtilmiş, daha sonra 04.10.2000 günü Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 619 sayılı Kanun Hükmünde Kararname ile bentteki “geçimini sağlayacak başka bir geliri olmamak” koşulu, “bu Kanun ile diğer sosyal güvenlik kanunları kapsamında çalışmama, bu kanunlar kapsamındaki çalışmalarından dolayı gelir veya aylık almama” olarak değiştirilip 1479 sayılı

Kanunun “Ölüm aylığının kesilmesi” başlıklı 46 ncı maddesinin 2. fıkrasına, “Ancak evliliğin son bulması ile kocasından da aylık almaya hak kazanan kız çocuklarına bu aylıklardan fazla olanı ödenir.” cümlesi eklenmiş, ancak, söz konusu KHK, Anayasa Mahkemesi’nin 08.08.2001 tarihinde yürürlüğe giren

26.10.2000 gün 61/34 sayılı kararı ile iptal edilmiştir.

İptale konu düzenleme daha sonra bu kez kanun koyucu tarafından 02.08.2003 tarihinde yürürlüğe giren ve anılan (c) bendini değiştiren 4956 sayılı Kanunun 23. maddesiyle benimsenerek, sigortalının evli olmayan/boşanan/dul kalan kız çocuklarına ölüm aylığı bağlanabilmesi için “geçimini sağlayacak başka bir geliri olmamak” şartı, “bu Kanun ile diğer sosyal güvenlik kanunları kapsamında çalışmama, bu kanunlar kapsamındaki çalışmalarından dolayı gelir veya aylık almama” olarak değiştirilmiş, aynı zamanda 46 ıncı maddenin ikinci fıkrasına da “Ancak evliliğin son bulması ile kocasından da aylık almaya hak kazanan kız çocuklarına bu aylıklardan fazla olanı ödenir.” cümlesi yeniden eklenmiştir. (Yargıtay Onuncu Hukuk

Dairesinin 23/01/2017 tarihli ve E: 2015/20038, K: 2017/2369 sayılı kararları. www.corpus.com.tr)

13. Diğer yandan 5510 sayılı Kanunun ile herhangi bir hak sahibinin hem eşinden hem de ana ve/veya babasından ölüm aylığına hak kazanması halinde, kendisine her iki dosya üzerinden aylık bağlanmaması, tercihine göre eşinden ya da ana ve/veya babasından aylık bağlanması gerektiği öngörülmektedir.

14. Söz konusu yasal düzenlemeler kapsamında somut olay irdelendiğinde; bu tür ölüm sigortasından aylık tahsislerinde, ayrıksı durumlar dışında genel kural olarak hakkı doğuran olay tarihinde yürürlükte olan yasal mevzuatın uygulanması gerekmekte olup buna göre 1479 Sayılı Kanun gereğince sigortalı babanın yaşamını yitirdiği 28/04/1997 tarihi itibariyle, yürürlükteki 1479 sayılı Kanunun 45 inci maddesinin ikinci fıkrasının (c) bendinde yer alan, geçimini sağlayacak başka bir geliri olmamak şartının, 01/03/1992 tarihi itibariyle eşi üzerinden ölüm aylığı almakta olan başvuran yönünden gerçekleşmediği açıktır. Dolayısıyla

1479 sayılı Kanun hükümleri çerçevesinde, eşi üzerinden ölüm aylığı almakta olan başvurana, hakkı

doğuran olay tarihi itibarıyla yürürlükteki yasal mevzuat gereğince babası üzerinden ölüm aylığı bağlanamayacağı değerlendirilmektedir.

15. Kurumumuz tarafından yapılan değerlendirme neticesinde; açıklanan gerekçeyle başvuranın babasının ve eşinin vefatlarının 2008’den önce olduğundan bahisle her iki dosya üzerinden tarafına aylık bağlanması talebiyle yaptığı başvurunun idarece reddedilmesi işleminde herhangi bir hukuka aykırılık bulunmadığı sonucuna varılmaktadır.

B. İyi Yönetim İlkeleri Yönünden Değerlendirme 16. 28/03/2013 tarihli ve 28601 mükerrer sayılı Resmi Gazetede yayımlanan Kamu Denetçiliği Kurumu

Kanununun Uygulanmasına İlişkin Usul ve Esaslar Hakkında Yönetmeliğin “İyi yönetim ilkeleri” başlıklı

6 ncı maddesinde yer verilmiş olup; İdarelerin Kurumumuz tarafından istenen bilgi ve belgeleri süresinde

gönderdiği ve “makul sürede karar verme” ve “kararın geciktirilmeksizin bildirilmesi” ilkelerine uygun davrandığı, yine idare tarafından şikâyetçiye makul sürede cevapların verildiği ancak şikâyetçiye verilen cevaplarda işleme karşı hangi sürede hangi mercilere başvurulabileceğinin gösterilmemiş olması sebebiyle “karara karşı başvuru yollarının gösterilmesi” ilkesine uygun davranmadığı görülmüş olup, idarenin bahse konu ilkelere de uygun davranması önerilmektedir.

VI. HAK ARAMA ÖZGÜRLÜĞÜNE İLİŞKİN YASAL MEVZUAT

17. 6328 sayılı Kanunun 21 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca, bu Ret Kararının başvurana tebliğ tarihinden itibaren ilgili idare işlemine karşı (varsa) dava açma süresinden kalan süre işlemeye devam edecek olup İstanbul İş Mahkemelerinde yargı yolu açıktır.

VII. KARAR

Açıklanan gerekçelerle BAŞVURUNUN REDDİNE; Kararın BAŞVURANA ve SOSYAL GÜVENLİK KURUMUNA tebliğine; Türkiye Cumhuriyeti Kamu Başdenetçisince karar verildi.

Şeref MALKOÇ

Kamu Başdenetçisi