ÖZET: Başvuran, eşinin Sincan T Tipi Ceza İnfaz Kurumu’nda bulunması nedeniyle, kendisinin Tekirdağ 1 Nolu T Tipi Ceza İnfaz Kurumu’ndan Sincan’a nakil edilmesini talep etmektedir. Başvurusunda, iki çocuğunun Ankara’da ailesinin yanında kaldığını, yanında bulunan iki buçuk yaşındaki çocuğunun gelişimi için oyuncak talep ettiğini belirtmiştir. Adalet Bakanlığı, başvuranın nakil talebini, ceza infaz kurumlarının doluluk oranları ve güvenlik gerekçeleriyle reddetmiştir.

Bakanlık, başvuranın bulunduğu kurumun doluluk oranının %154, talep ettiği Sincan Kadın Kapalı Ceza İnfaz Kurumu’nun ise %153 olduğunu, dolayısıyla nakil taleplerinin güvenlik ve kapasite açısından uygun görülmediğini ifade etmiştir. Ancak, başvuranın ailevi durumunun ve çocukların yüksek yararının göz önünde bulundurulması gerektiği vurgulanmıştır. Kamu Denetçiliği Kurumu, başvuranın nakil talebinin, eşinin bulunduğu kurumla aynı ilde değerlendirilmesi gerektiğine dair tavsiyede bulunmuştur.

Sonuç olarak, Adalet Bakanlığı’na başvuranın nakil koşullarını taşıması durumunda, talebinin öncelikli olarak değerlendirilmesi gerektiği önerilmiştir. Bu durum, aile bütünlüğünün korunması ve çocukların gelişimi açısından önem arz etmektedir.

T.C. TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ KAMU DENETÇİLİĞİ KURUMU

(OMBUDSMANLIK)

SAYI : 2024/5305-S.24.8370

BAŞVURU NO : 2024/2724

KARAR TARİHİ : 16.05.2024

TAVSİYE KARARI ,TCKN:

Adres:T

BAŞVURUYA KONU İDARE : ADALET BAKANLIĞI

Başvuranın eşinin cezasının infaz edilmekte olduğu kurumla aynı ilde

BAŞVURUNUN KONUSU :

bulunan Sincan Kadın Kapalı Ceza İnfaz Kurumuna nakil talebine ilişkindir.

BAŞVURU TARİHİ : 20.02.2024

I. BAŞVURANIN İDDİA VE TALEPLERİ

1. Başvuran özetle; 11.02.2023 tarihinde Tekirdağ 1 Nolu T Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumuna konulduğunu, ikâmetgâh adresinin Ankara ili ilçesinde olduğunu, eşinin de Sincan T Tipi Ceza

İnfaz Kurumunda bulunduğunu, iki buçuk ve dokuz yaşlarındaki iki çocuğunun Ankara’da ailesinin yanında kaldığını, iki buçuk yaşındaki oğlunu yanına aldığını ama bulunduğu cezaevinin çocuklara uygun olmadığını, çocuğunun psikolojik gelişimine yardımcı olacak hiçbir oyuncağı alamadığını belirterek, eşi ve çocukları ile görüşebilmesi, aile birliğinin korunması ve çocuklarının yüksek yararı için Sincan Kadın

Kapalı Ceza İnfaz Kurumuna naklini ve yanında bulunan çocuğunun gelişimine katkı sağlayacak oyuncak talep etmektedir.

II. İDARENİN BAŞVURUYA İLİŞKİN AÇIKLAMALARI

2. Şikâyet başvurusunun çözüme kavuşturulması amacıyla Adalet Bakanlığı Ceza ve Tevkifevleri Genel

Müdürlüğü’nden 07.03.2024 tarihli ve sayılı yazımız ile bilgi ve belge talep edilmiş olup, adı geçen Genel Müdürlüğün 04.04.2024 tarihli ve sayılı cevabi yazısı ve eklerinde; 2.1. Adı geçenin, son nakil talebinin Genel Müdürlüğün 29.02.2024 tarihli ve sayılı yazısıyla uygun görülmediği, 2.2. Hükümlü ve tutukluların kendi istekleri ile bulundukları kurumdan başka kurumlara nakledilebilmeleri için 5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun’un 54 üncü maddesinin birinci fıkrasının (e) bendinde ”İstekte bulunulan kurumda yer, kapsama gücü ve sınıfının uygun bulunması ve tutukevi olmaması” ifadelerine yer verildiği, bu nedenle, nakil taleplerinin incelenmesinde; kurumun

kapasitesi, güvenliği ve hangi suç türüne ait odaların bulunduğu, kişilerin can güvenliğine ilişkin olarak, talepte bulunanın hasım olarak bildirdiği bir kişinin talep ettiği kurumda bulunup bulunmadığı gibi hususlar göz önünde bulundurulduğundan, her talebin uygun değerlendirilemediği, 2.3. Adı geçenin, bilgi formunun incelenmesi sonucunda, infaz edilmemiş ve kaldırılmamış herhangi bir disiplin cezasının bulunmadığı, 2.4. Adı geçenin barındırıldığı, Tekirdağ 1 Nolu T Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumu kapasitesinin 1000, mevcudunun 1540, doluluk oranının %154 olduğu, 2.5. Adı geçenin 07.02.2024 tarihli nakil talep dilekçesinde talep ettiği; Sincan Kadın Kapalı Ceza İnfaz

Kuruumu kapasitesinin 352, mevcudunun 538, doluluk oranının %153, Yozgat 1 Nolu T Tipi Kapalı Ceza

İnfaz Kurumu kapasitesinin 1000, mevcudunun 1134, doluluk oranının %113, Kırşehir E Tipi Kapalı Ceza

İnfaz Kurumu kapasitesinin 650, mevcudunun 777, doluluk oranının %120 olduğu,, 2.6. Adı geçenin, 5275 sayılı Kanun’un 9 uncu maddesinde barındırılması gereken hükümlü profilinde olduğu, yüksek güvenlikli veya bir bölümü yüksek güvenlikli olan kurumlarda barındırılması gerektiği, talep ettiği kurumlarda terör suçundan bulunan hükümlü/tutuklulara ayrılan odaların kapasitelerinin dolu olması ve yukarıda doluluk oranları verilen ceza infaz kurumlarının verileri bir bütün halinde değerlendirildiğinde, ceza infaz kurumlarında kapasite üstünde hükümlü ve tutuklu barındırılması durumunda kişi ve kurum güvenliğinin tehlikeye düşebileceği, 2.7. Öte yandan, aynı suç türünden çok fazla tutuklu ve hükümlünün aynı kurumda barındırılması durumunda bu tutuklu ve hükümlülerin fikir ve eylem birliği içinde hareket etmeleri nedeniyle kurum güvenliğini zafiyete uğratabileceğinin değerlendirildiği, 2.8. Bu kapsamda, adı geçenin de kendi suç türünden tutuklu ve hükümlülerin yoğun olduğu kurumları talep etmesi ve yukarıda açıklanan nedenlerle talep ettiği ceza infaz kurumlarına nakil talebinin uygun görülmediği, 2.9. 5275 sayılı Kanun’un 9 uncu maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca (Eylem ve tutumları nedeniyle tehlikeli hâlde bulunan ve özel gözetim ve denetim altında bulundurulmaları gerekli olduğu saptananlar ile bulundukları kurumlarda düzen ve disiplini bozanlar veya iyileştirme tedbir, araç ve usûllerine ısrarla karşı koyanlar) barındırılan kişilerin, yüksek güvenlikli veya bir bölümü yüksek güvenlikli kapalı ceza infaz kurumlarında barındırılmak zorunda olduğu, dolayısıyla hükümlü ve tutukluların nakil taleplerinin ceza miktarları ve örgütteki konumları dikkate alınarak değerlendirildiği, 2.10. Hükümlü ve tutukluların nakil taleplerine karşın yapılan işlemlerin ırk, dil, din, mezhep, milliyet, renk, cinsiyet, doğum, felsefî inanç, millî veya sosyal köken, siyasî veya diğer fikir yahut düşünceleri ile ekonomik güçleri ve diğer toplumsal konumları yönünden ayırım yapılmaksızın ve hiçbir kimseye ayrıcalık tanınmaksızın uygulandığı, 2.11. Ceza infaz kurumlarında bulunan hükümlü ve tutukluların; hastalık, disiplin, güvenlik, özellikle toplu nakiller ve tutukluların mahkeme nedeniyle yapılan sevkleri sonucu, ceza infaz kurumları mevcutlarının günaşırı değiştiği, bu nedenle; ceza infaz kurumlarında bulunan hükümlülerin nakil talepleri Genel

Müdürlüğe ulaştığı anda, talep edilen kurumların kapasitelerinin o günkü veriler göz önüne alınarak değerlendirildiği, 2.12. Ayrıca her ay isteğe bağlı nakillerin açıldığının tüm Cumhuriyet Başsavcılıklarına bildirildiği, adı geçenin de sonraki nakil dönemlerinde konumuna uygun en az üç yeri belirtir dilekçesi ile nakil talebinde bulunması halinde mevzuat çerçevesinde değerlendirilebileceği, 2.13. Adı geçene ait ziyaret ve telefon görüşme raporlarının bir örneğinin ekte gönderildiği,

2.14. Adı geçenin geçenin yanında kalan iki buçuk yaşındaki çocuğunun gelişimine katkı sağlayacak oyuncak talebine yönelik olarak; 2.14.1. Annesi ile kalan her çocuğa annesinin iaşesinden bağımsız olarak iaşe bedeli ödendiği, ayrıca çocuklara verilen iaşelerde çocuğun gelişiminin gerektiği şekilde desteklenmesi için dikkat edilmesi gereken hususların ceza infaz kurumlarına iletildiği, 2.14.2. Ceza İnfaz Kurumlarında Bulundurulabilecek Eşya ve Maddeler Hakkında Yönetmelik’in 12 inci maddesinde yer alan “Ceza infaz kurumunda, anasıyla birlikte kalan çocuklar ve süt emziren anaların ihtiyacı için, kurumun güvenliğini tehlikeye düşürmemek koşuluyla cins ve miktarı idare ve gözlem kurulu tarafından belirlenen veya hekim tarafından lüzumlu görülen gıda maddeleri ile biberon, süt pompası, mama ısıtıcısı, mama sandalyesi gibi yeme ve içmede kullanılan araç ve gereçler ile giyim eşyası, çocuk bezi, beşik gibi temel ihtiyaç malzemeleri, metal olmayan ve tehlike arz etmeyen oyuncaklar ile çocuğun gelişimini destekleyen eğitim-öğretim ve kırtasiye malzemelerinin bulundurulmasına izin verilebilir ve bu fıkra kapsamında izin verilen eşyalar ile gıda maddeleri kurum tarafından sağlanır.” hükmü kapsamında ceza infaz kurumlarında bulunan çocukların tüm ihtiyaçlarının ceza infaz kurumları tarafından karşılandığı, 2.14.3. Ceza infaz kurumlarında, annesinin yanında kalan çocukların psiko-sosyal gelişimlerinin desteklenmesi hususundaki çalışmaların, ceza infaz kurumlarında bulunan psiko-sosyal yardım servisleri tarafından sürdürüldüğü, hükümlü ve tutuklu annelerin kuruma girişlerine müteakip ilk mesai gününde çocuğun durumuna ilişkin anne ile görüşme gerçekleştirildiği, gerçekleştirilen görüşmelerde çocuğun kurum dışında bakım vereni olup olmadığına ilişkin bilgi alınarak, çocuğun üstün yararı doğrultusunda yapılması gerekenler anne ile birlikte değerlendirildiği, anneye gerekli tavsiyelerin verildiği, 2.14.4. Çocukların gelişimlerinin ve akranları ile iletişimlerinin desteklenmesi için kurum içinde ve kurum dışında oyunlar, tiyatrolar, geziler gibi çeşitli etkinliklerin de gerçekleştirildiği, Kurum idaresi tarafından çocuk ve annenin oda/koğuş içerisinde uygun şartlarda yaşayabilmesine yönelik olarak sürecin takip edildiği, oda ve eklentilerinde gerekli malzemelerin (çocuk yatağı, biberon vb.) bulunmasının sağlandığı, 2.14.5. Adalet Bakanlığı ile Millî Eğitim Bakanlığı arasında 21.12.2011 tarihinde imzalanan “Ceza İnfaz

Kurumları ve Tutukevlerinde Annesinin Yanında Kalan Çocukların Gelişimlerinin Desteklenmesi

Hakkında İş Birliği Protokolü” çerçevesinde kurumda kalan 3-6 yaş (36-72 ay) grubundaki çocukların kapasite ölçüsünde, öncelikli ve sıraya alınmaksızın MEB’e bağlı anaokulları ve ana sınıflarından ücretsiz olarak faydalandırıldığı, 0-3 yaş grubu çocukların ise ceza infaz kurumları içerisinde oluşturulan oyun alanlarından faydalandırıldığı, bu oyun alanlarına, Halk Eğitim Merkezlerinden okul öncesi, çocuk gelişimi alanında eğitim almış usta öğreticilerin görevlendirildiği, 2.14.6. Bakanlık ile Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı arasında 27.06.2021 tarihinde “Tutuklu, Hükümlü veya Yükümlüler ile Çocuklarının Sosyal Hizmetlerden Yararlandırılması Hakkında İş Birliği Protokolü” imzalandığı, bu kapsamda, ceza infaz kurumlarında bulunan hükümlü/tutuklu 12-18 yaş grubu çocukların, hükümlü/tutuklu annesinin yanında kalan 0- 6 yaş grubundaki çocukların, denetimli serbestlik altında bulunan yükümlü çocukların ve ebeveyni ceza infaz kurumunda bulunan ancak kendisi kurum dışında olan çocukların psikososyal açıdan gelişimlerinin desteklenmesi, eğitim, barınma vb. ayni-nakdi ihtiyaçlarının giderilmesinin amaçlandığı, yine ebeveyni ceza infaz kurumunda olan kurum dışındaki çocuklar ile ilgili olarak ilk defa bir düzenlemeye yer verildiği, 2.14.7. Ayrıca, 0-6 yaş grubu çocukların psiko-sosyal gelişimlerinin sağlanması ve ayni/nakdi ihtiyaçlarının karşılanmasına yönelik Türk Kızılay vb. kuruluşlar ile iş birliği çalışmaları yapıldığı, Ceza ve Tevkifevleri Genel Müdürlüğünün Avrupa Birliği Katılım Öncesi Mali Yardım Aracı (IPA) II. Dönemi

2016 yılı programı kapsamında başlattığı “Ceza İnfaz Kurumlarında Annesinin Yanında Kalan Çocuklar

için Kurum Modeli Geliştirilmesi Teknik Destek Projesi” kısa adıyla “Annemleyim Projesi” kapsamında psiko-sosyal yardım servisinde görevli psikolog, sosyal çalışmacı, idare memuru, sağlık memuru, infaz ve

koruma memuru gibi çocuklar ile teması olan personele “Anne ve Çocuklara Yönelik Tutumlarına İlişkin

Personel Eğitim Programı”, yanında çocuğu ile kalan kadın hükümlü/tutuklulara “Ebeveynlik Eğitim

Programı”, annesinin yanında kalan 0-6 yaş grubu çocuklar için ise “Çocuklar İçin Günlük Yaşam ve

Eğitim Programı” geliştirildiği, Anne ve Çocuklara Yönelik Tutumlarına İlişkin Personel Eğitim Programı kapsamında 16 konu başlığı altında eğitim programı hazırlandığı, 8 konu başlığının tüm personel için ortak olurken, 8 konu başlığını ise psiko-sosyal yardım servisi uzmanlarına özel hazırlandığı, Ebeveynlik Eğitim

Programı kapsamında ise 14 konu başlığı altında eğitim programı oluşturulurken annesinin yanında kalan çocuklar için 6 temel gelişim alanını destekleyecek etkinlikler içeren eğitim programı hazırlandığı, hazırlanan eğitim programlarının personele yaygınlaştırılması yönünde yapılan çalışmaların halen devam ettiği, 2.14.8. Başvuranın yanında kalan iki buçuk yaşındaki çocuğunun gelişimine katkı sağlayacak lego (100 parça), boyama kitabı, resim defteri, hikaye kitabı, magnetik yazı tahtası, boyama kalemi, 2 renk oyun hamuru, 1 adet top, 4 adet peluş oyuncak, oyuncak araba, manyetik araba seti, bul- tak vb. birçok oyuncak verildiği, ayrıca posta yolu ile eğitici hikaye kitapları, boya kalemi, puzzle vb. oyuncakların gönderildiği ve 11.03.2024 tarihinde adı geçene teslim edildiği, ayrıca hükümlü/tutukluların annesinin yanında kalan çocuklar için hizmet veren kurum kreşi için kreş kullanım programına göre adı geçenin talebi dahilinde çocuğunun kreşten faydalandırıldığının tespit edildiği bilgilerine yer verilmiştir.

III. İLGİLİ MEVZUAT

3. 2709 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının; 3.1. “Temel hak ve hürriyetlerin sınırlanması” başlıklı 13 üncü maddesinde, “Temel hak ve hürriyetler, özlerine dokunulmaksızın yalnızca Anayasanın ilgili maddelerinde belirtilen sebeplere bağlı olarak ve ancak kanunla sınırlanabilir. Bu sınırlamalar, Anayasanın sözüne ve ruhuna, demokratik toplum düzeninin ve lâik Cumhuriyetin gereklerine ve ölçülülük ilkesine aykırı olamaz.”; 3.2. “Özel hayatın gizliliği” başlıklı 20 inci maddesinde, “Herkes, özel hayatına ve aile hayatına saygı gösterilmesini isteme hakkına sahiptir. Özel hayatın ve aile hayatının gizliliğine dokunulamaz.”; 3.3. “Ailenin korunması ve çocuk hakları” başlıklı 41 inci maddesinde, “Aile, Türk toplumunun temelidir ve eşler arasında eşitliğe dayanır. Devlet, ailenin huzur ve refahı ile özellikle ananın ve çocukların korunması ve aile planlamasının öğretimi ile uygulanmasını sağlamak için gerekli tedbirleri alır, teşkilatı kurar. Her çocuk, korunma ve bakımdan yararlanma, yüksek yararına açıkça aykırı olmadıkça, ana ve babasıyla kişisel ve doğrudan ilişki kurma ve sürdürme hakkına sahiptir…”; 3.4. “Dilekçe, bilgi edinme ve kamu denetçisine başvurma hakkı” başlıklı 74 üncü maddesinin 3. ve 4.

Fıkralarında, “Herkes, bilgi edinme ve kamu denetçisine başvurma hakkına sahiptir. Türkiye Büyük Millet

Meclisi Başkanlığına bağlı olarak kurulan Kamu Denetçiliği Kurumu idarenin işleyişiyle ilgili şikâyetleri inceler”; 3.5. “Milletlerarası andlaşmaları uygun bulma” başlıklı 90 ıncı maddesinin son fıkrasında, “Usulüne göre yürürlüğe konulmuş Milletlerarası andlaşmalar kanun hükmündedir. Bunlar hakkında Anayasaya aykırılık iddiası ile Anayasa Mahkemesine başvurulamaz. (Ek cümle: 7/5/2004-5170/7 md.) Usulüne göre yürürlüğe konulmuş temel hak ve özgürlüklere ilişkin milletlerarası andlaşmalarla kanunların aynı konuda farklı hükümler içermesi nedeniyle çıkabilecek uyuşmazlıklarda milletlerarası andlaşma hükümleri esas alınır.”; 4. Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin “Özel ve aile hayatına saygı hakkı” başlıklı 8 inci maddesinde, “1. Herkes özel ve aile hayatına, konutuna ve yazışmasına saygı gösterilmesi hakkına sahiptir. 2. Bu hakkın kullanılmasına bir kamu makamının müdahalesi, ancak müdahalenin yasayla öngörülmüş ve demokratik bir toplumda ulusal güvenlik, kamu güvenliği, ülkenin ekonomik refahı, düzenin korunması, suç

işlenmesinin önlenmesi, sağlığın veya ahlakın veya başkalarının hak ve özgürlüklerinin korunması için gerekli bir tedbir olması durumunda söz konusu olabilir.”; 5. Birleşmiş Milletler (BM) Çocuk Haklarına Dair Sözleşmenin; 5.1. 1 inci maddesinde, “Çocuğa uygulanabilecek olan kanuna göre daha erken yaşta reşit olma durumu hariç, onsekiz yaşına kadar her insan çocuk sayılır”; 5.2. 3 üncü maddesinde, “Kamusal ya da özel sosyal yardım kuruluşları, mahkemeler, idari makamlar veya yasama organları tarafından yapılan ve çocukları ilgilendiren bütün faaliyetlerde, çocuğun yararı temel düşüncedir. Taraf Devletler, çocuğun ana–babasının, vasilerinin ya da kendisinden hukuken sorumlu olan diğer kişilerin hak ve ödevlerini de gözönünde tutarak, esenliği için gerekli bakım ve korumayı sağlamayı üstlenirler ve bu amaçla tüm uygun yasal ve idari önlemleri alırlar.”; 5.3. 4 üncü maddesinde, “Taraf Devletler, bu Sözleşme’de tanınan hakların uygulanması amacıyla gereken her türlü yasal, idari ve diğer önlemleri alırlar.”; 5.4. 6 ncı maddesinde, “Taraf Devletler, çocuğun hayatta kalması ve gelişmesi için mümkün olan azami çabayı gösterirler.”; 5.5. 18 inci maddesinde, “Taraf Devletler, çocuğun yetiştirilmesinde ve gelişmesinin sağlanmasında ana

– babanın birlikte sorumluluk taşıdıkları ilkesinin tanınması için her türlü çabayı gösterirler.”; 6. Birleşmiş Milletler Genel Kurulunun 9 Aralık 1988 tarihli ve 43/173 sayılı kararıyla kabul edilen, “Herhangi Bir Şekilde Tutulan veya Hapsedilen Kişilerin Korunmasına İlişkin Prensipler Bütünü” nün; 6.1. “Aile mensupları ve dış dünya ile iletişim kurma hakkı” başlıklı 19 uncu maddesinde, ‘‘Tutulan veya hapsedilen bir kimseye kanunda veya kanuna dayanan bir düzenlemede belirtilen makul şartlara ve sınırlamalara tabi olarak, özellikle aile üyeleri tarafından ziyaret edilebilme ve onlarla haberleşme gibi, dış dünya ile iletişim kurabilmesi için kendisine yeterli imkan verilir.’’; 6.2. “İkametgahına yakın bir yerde tutulma hakkı” başlıklı 20. Maddesinde, “Tutulan veya hapsedilen kişi talep ettiği takdirde, mümkün olduğu ölçüde ikamet ettiği yere makul uzaklıktaki bir tutukevinde veya hapishanede tutulmalıdır.”; 7. 5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanunun; 7.1. “İnfazda temel amaç” başlıklı 3 üncü maddesinin birinci fıkrasında, “Ceza ve güvenlik tedbirlerinin infazı ile ulaşılmak istenilen temel amaç, öncelikle genel ve özel önlemeyi sağlamak, bu maksatla hükümlünün yeniden suç işlemesini engelleyici etkenleri güçlendirmek, toplumu suça karşı korumak, hükümlünün; yeniden sosyalleşmesini teşvik etmek, üretken ve kanunlara, nizamlara ve toplumsal kurallara saygılı, sorumluluk taşıyan bir yaşam biçimine uyumunu kolaylaştırmaktır.”; 7.2. “Hapis cezalarının infazında gözetilecek ilkeler” başlıklı 6 ncı maddesinin birinci fıkrasının ilgili

bentlerinde; “Hapis cezalarının infaz rejimi, aşağıda gösterilen temel ilkelere dayalı olarak düzenlenir:

c) Cezanın infazında hükümlünün iyileştirilmesi hususunda mümkün olan araç ve olanaklar kullanılır.

Hükümlünün kanun, tüzük ve yönetmeliklerle tanınmış haklarının dokunulmazlığını sağlamak üzere cezanın infazında ve iyileştirme çabalarında kanunîlik ve hukuka uygunluk ilkeleri esas alınır. f) Ceza infaz kurumlarında hükümlülerin yaşam hakları ile beden ve ruh bütünlüklerini korumak üzere her türlü koruyucu tedbirin alınması zorunludur.”; 7.3. “Yüksek güvenlikli kapalı ceza infaz kurumları” başlıklı 9 uncu Maddesinde; “(1) Yüksek güvenlikli kapalı ceza infaz kurumları, iç ve dış güvenlik görevlilerine sahip, firara karşı teknik, mekanik, elektronik ve fizikî engellerle donatılmış, oda ve koridor kapıları sürekli kapalı tutulan, ancak mevzuatın belirttiği

hâllerde aynı oda dışındaki hükümlüler arasında ve dış çevre ile temasların geçerli olduğu sıkı güvenlik rejimine tâbi hükümlülerin bir veya üç kişilik odalarda barındırıldıkları tesislerdir. Bu kurumlarda bireysel veya grup hâlinde iyileştirme yöntemleri uygulanır. (2) Ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasına mahkûm olanlar ile süresine bakılmaksızın, suç işlemek amacıyla örgüt kurmak, yönetmek veya bu örgütün faaliyeti çerçevesinde, Türk Ceza Kanunu’nda yer alan; a) İnsanlığa karşı suçlardan (madde 77, 78), b) Kasten öldürme suçlarından (madde 81, 82), c) Uyuşturucu veya uyarıcı madde imal ve ticareti suçundan (madde 188), d) Devletin güvenliğine karşı suçlardan (madde 302, 303, 304, 307, 308), e) Anayasal düzene ve bu düzenin işleyişine karşı suçlardan (madde 309, 310, 311, 312, 313, 314, 315), Mahkûm olanların cezaları, bu kurumlarda infaz edilir.

(4) Birinci fıkrada tanımı yapılan kurumların ihtiyacı karşılama bakımından yetersiz olması hâlinde, diğer kapalı ceza infaz kurumlarının yüksek güvenlikli bölümleri kullanılır.”; 7.4. “Nakiller” başlıklı 53. maddesinde “Hükümlüler, kendi istekleri veya toplu sevk, disiplin, asayiş ve güvenlik, hastalık, eğitim, öğretim, suç ve yargılama yeri nedenleriyle başka bir kuruma nakledilebilirler.”; 7.5. “Kendi istekleri ile nakil” başlıklı 54 üncü maddesinde, “(1) Hükümlülerin kendi istekleri ile bulundukları kurumdan başka kurumlara nakledilebilmeleri için; a) Gitmek istedikleri kurumlardan durumlarına uygun en az üç yeri belirten bir dilekçe vermeleri, b) Nakil giderlerini peşin olarak ödemeyi kabul etmeleri, c) (Değişik:14/4/2020-7242/30 md.) Ceza infaz kurumlarında bulunulması gereken sürenin üç aydan fazla olması, d) İyi hâl göstermeleri, disiplin cezası almamış veya kaldırılmış olması, e) İstekte bulunulan kurumda yer, kapsama gücü ve sınıfının uygun bulunması ve tutukevi olmaması, f) Mahkûmiyet sürelerine uygun hükümlülerin barındırıldığı bir kurum olması, g) Daha önce disiplin nedeniyle ayrılmak zorunda kaldıkları kurum olmaması, Gerekir.”; 8. 6328 sayılı Kamu Denetçiliği Kurumu Kanununun “Kurumun Görevi” başlıklı 5 inci maddesinin birinci fıkrasında; “Kurum, idarenin işleyişiyle ilgili şikayet üzerine, idarenin her türlü eylem ve işlemleri ile tutum ve davranışlarını; insan haklarına dayalı adalet anlayışı içinde, hukuka ve hakkaniyete uygunluk yönlerinden incelemek, araştırmak ve idareye önerilerde bulunmakla görevlidir.”; 9. 29/3/2020 tarih ve 31083 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan Ceza İnfaz Kurumlarının Yönetimi

İle Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Yönetmeliğin “Hükümlülerin Nakillerinde

Dikkat Edilecek Hususlar” başlıklı 127 nci maddesinin ilk fıkrasında; “Hükümlülerin nakillerinin 5275 sayılı Kanunun 53 ila 58 inci maddeleri hükümlerine göre gerçekleştirilir.”; 10. Adalet Bakanlığının 05/06/2015 tarihinde kabul edilerek yürürlüğe konulan 167 sayılı Ceza İnfaz

Kurumlarının Tahsisi, Nakil İşlemleri ve Diğer Hükümler konulu Genelgenin “Hükümlülerin Kendi

İstekleri İle Nakilleri” başlıklı 15 inci maddesinde, Kanunun ve Yönetmeliğin “Kendi istekleri ile nakil” maddelerinde aranan şartlara ek olarak; “h) Talep ettikleri ceza infaz kurumunda kendileri, diğer hükümlüler ve kurum açısından güvenlik riski oluşturmaması,

ı) Disiplin nedeniyle ayrıldıkları kurumlar hariç, talep ettikleri kurumlarda daha önce kalmış iseler, Bakanlıkça değerlendirilmek üzere; kendileri, diğer hükümlüler veya kurum açısından somut gerekçelerle güvenlik riski oluşturup oluşturmayacakları hususunda bu yer idare ve gözlem kurulunun taleple ilgili görüşünün alınmış olması, j) Bakanlık tarafından dönem itibariyle isteğe bağlı nakle kapatılmış olmaması, gerekir”; 11. Avrupa Konseyi Bakanlar Komitesi’nin Üye Devletlere Avrupa Cezaevi Kuralları Hakkında

REC (2006) 2 Sayılı Tavsiye Kararına Ek “Temel İlkeler” başlıklı 3 üncü maddesi “Özgürlüğünden yoksun bırakılan kişilere getirilen kısıtlamalar, asgari gereklilikte ve haklarında hükmedilen kararın meşru amacıyla orantılı olmalıdır.’’; 11.1. “Yerleştirme ve Barındırma” başlıklı 17.1. , 17.2. ve 17.3 üncü maddelerinde, “Mahpuslar, mümkün olabildiğince evlerine veya sosyal rehabilitasyon ortamlarına yakın cezaevlerine yerleştirilmelidirler.”, “Cezaevlerine yerleştirmede, suçun devamlı takibi, güvenlik ve emniyet gerekleri ve tüm mahpuslara uygun rejimlerin sağlanması ihtiyacı hesaba katılmalıdır.”, “ İlk yerleştirme ve sonradan yapılacak bir cezaevinden diğerine nakil konusunda, mümkün olabildiğince mahpusa danışılmalıdır.”; 11.2. “Dış Dünya ile İlişki” başlıklı 24.4. ve 24.5 inci maddelerinde, “Ziyaretler için yapılan düzenlemeler, mahpuslara aile ilişkilerini mümkün olduğunca normal bir düzeyde sürdürmelerine ve geliştirmelerine izin verecek bir tarzda olmalıdır.”, “Cezaevi yetkilileri, dış dünyayla yeterli bir iletişim sürdürmelerinde mahpuslara yardım etmelidirler ve bunun için onlara “uygun destek ve yardım sağlamalıdırlar.”, Düzenlemelerine yer verilmiştir.

IV. KAMU DENETÇİSİ YAHYA AKMAN’IN KAMU BAŞDENETÇİSİ’NE ÖNERİSİ

12. İlgili mevzuat ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirilerek başvuru konusuna ilişkin hazırlanan

“Tavsiye Karar Önerisi” Kamu Başdenetçisi’ne sunulmuştur.

V. DEĞERLENDİRME VE GEREKÇE

A. Hukuka ve Hakkaniyete Uygunluk Yönünden 13. Başvuran özetle; eşinin ikâmetgâh adreslerinin bulunduğu Ankara ilinde Sincan T Tipi Ceza İnfaz

Kurumunda tutulduğunu, çocuklarından birinin Ankara’da ailesinin yanında kaldığını belirterek, eşi ve çocukları ile görüşebilmesi, aile birliğinin korunması ve çocuklarının yüksek yararı için Sincan Kadın

Kapalı Ceza İnfaz Kurumuna naklini ve yanında bulunan çocuğunun gelişimine katkı sağlayacak oyuncak talep etmektedir.

14. Ceza ve güvenlik tedbirlerinin infazıyla ulaşılmak istenen temel amaç, Kanunun 3. maddesinde, “…öncelikle genel ve özel önlemeyi sağlamak, bu maksatla hükümlünün yeniden suç işlemesini engelleyici etkenleri güçlendirmek, toplumu suça karşı korumak, hükümlünün; yeniden sosyalleşmesini teşvik etmek, üretken ve kanunlara, nizamlara ve toplumsal kurallara saygılı, sorumluluk taşıyan bir yaşam biçimine uyumunu kolaylaştırmak…” olarak ifade edilmiştir. Bu düzenleme doğrultusunda Kanun koyucu, bir taraftan suçun karşılığı olan cezanın uygulanmasıyla benzer fiilleri engellemeyi hedeflemekte; diğer taraftan ise, hükümlüyü topluma kazandırarak sosyal barışı tesis etmeye çabalamaktadır. Dolayısıyla infazın özellikle hapis cezasının infazının amacı, sadece belli bir yerde çekilmesi gereken cezanın sürekliliği için hükümlünün infaz kurumunda muhafaza edilmesi değildir. Hükümlü, cezanın infazından sonra yeniden topluma döneceğinden, infaz sırasında hükümlünün yeniden toplumun bir üyesi olmasını sağlamak ve suç işlenmesini önlemek amacıyla iyileştirilmesi gerekliliği ön plana çıkmıştır. Bu bakımdan, hükümlülerin yakınlarıyla olan ilişkilerinin devamının sağlanması, infaz rejiminin ıslah edici rolünün bir parçasıdır.

15. 5275 sayılı Kanunun 53-58. maddelerinde ‘Hükümlülerin nakilleri’ başlığı altında, nakile ilişkin hükümler düzenlenmiş, 54. maddede ‘Kendi istekleri ile nakil’, 55. maddede ‘Disiplin nedeniyle nakil’, 56.

maddede ‘Zorunlu nedenlerle nakil’, 57. maddede ‘Hastalık nedeniyle nakil’ şartları düzenlenmiştir.

16. 5275 sayılı Kanun, ilgili Yönetmelik ve 167 sayılı Genelgede hükümlülerin, ailelerinin ikamet yerlerine yakın ceza infaz kurumlarına yerleştirilmelerine yönelik emredici bir hükme yer verilmemiş olmakla birlikte, söz konusu hukuki metinlerin hepsinde “Kendi istekleri ile nakil” başlığı altında yer verilen madde hükmünün lafzından, “öngörülen” şartlar oluştuğu takdirde naklin mümkün olduğu yönünde bir sonuca varılabildiğinden, bu şartları karşılayan hükümlülerce “ailelerinin ikamet ettiği yer veya ailelerine yakın yerlere nakil taleplerinde” bu husus, hukuki dayanak olarak idareye karşı ileri sürülebilmektedir.

17. Anayasamızın 20. maddesi, AİHS’nin 8. maddesi uyarınca, herkesin ‘özel ve aile hayatına saygı hakkına’ sahip olduğu düzenlenmiştir. Hapis cezasına mahkumiyet, doğası gereği, hükümlünün özel ve aile hayatının kısıtlanması sonucunu doğuracaktır. Ancak mahkûmun yakınları ile bağlantıda kalmasının, özel ve aile hayatına saygı hakkının esaslı unsurlarından olduğu ve cezaevi idaresinin bu konuda gerekli yardımı sağlaması gerektiği Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi tarafından vurgulanan bir husustur. (Messina v. Italy, 25498/94; EpnersGefners v. Latvia, 37862/02)

18. AİHM, Vintman davasına ilişkin olarak vermiş olduğu 23/01/2015 tarihli Daire kararında (Vintman v.

Ukrayna, 28403/05); AİHS’nin, mahkûmlara cezalarının nerede infaz edileceği konusunda bir seçim hakkı tanımadığını, mahkûmların ailelerinden ayrı olduklarını ve ailelerinden uzak olmalarının hapis cezasının bir sonucu olduğunu, ancak, mahkûmun, ailesinin ziyaretlerini zorlaştıracak ya da imkânsız hale getirebilecek denli uzak bir bölgede barındırılmasının, aile hayatına müdahale teşkil edebileceğini belirtmiştir. Mahkeme orantılılık yönünden yaptığı incelemesinde ise; mahkûmun, ailesine yakın bir kuruma transfer talebinin reddi için, cezaevlerindeki aşırı yoğunluğun meşru bir gerekçe olarak öne sürülebileceğini, ancak bu durumda dahi mahkûmun görece daha yakın cezaevlerine nakli hususunun değerlendirilmesi gerektiğini belirtmiştir. Aksi halde, yani kişinin nispeten daha yakın bir bölgeye nakli önünde meşru bir engel yokken uzakta bulunan bir kurumda barındırılması halinde, AİHS’nin 8.

maddesinin ihlali sonucu doğabileceğini vurgulamıştır.

19. Farklı ceza infaz kurumlarında bulunan hükümlü eşlerin birbirleriyle yeterli şekilde iletişim kuramamaları nedeniyle aile hayatına saygı hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkin başvurularda, Anayasa

Mahkemesi “tutuklu ya da hükümlünün aile hayatını sürdürmesini sağlamaya yeterli olacak şekilde yakın derecedeki aile bireyleriyle asgari düzeyde bir iletişim ve temas kurması her durumda sağlanmalıdır.

Böylesi bir yükümlülüğün yerine getirilmesi ve tedbirler alınması, aile hayatına saygı hakkı kapsamında devletten beklenen asgari bir gereklilik” olduğu hususunu vurgulamıştır (AYM, Başvuru No : 2024/2724 2016/58533, 03/07/2019; AYM, Başvuru No : 2024/2724 2016/38867, 03/07/2019).

20. Hem AİHM kararlarında, hem Birleşmiş Milletler Genel Kurulunun 9 Aralık 1988 tarihli ve 43/173 sayılı kararıyla kabul edilen, “Herhangi Bir Şekilde Tutulan veya Hapsedilen Kişilerin Korunmasına İlişkin

Prensipler Bütünü” nün ilgili maddesinde, hem Avrupa Konseyi Bakanlar Komitesi’nin Üye Devletlere

Avrupa Cezaevi Kuralları Hakkında REC (2006) 2 Sayılı Tavsiye Kararının 17.1. maddesinde, hükümlülerin evlerine (ailelerine) yakın ceza infaz kurumuna yerleştirilmelerinin uygun olduğu belirtilmiştir.

21. Hükümlülerin dış dünyayla temaslarının makul düzeyde devam ettirilmesi, bu bağlamda özellikle aileleriyle etkin bir iletişim kurmalarına yardımcı olunması, bu kişilerin rehabilitasyonu ile de yakından ilgilidir. Aile bağlarının korunup geliştirilmesinin hükümlülerin psikolojisi açısından olumlu sonuçlar doğurduğu, yeniden sosyalleşmeleri ve tekrar suç işlemelerinin önlenmesinde önemli bir unsur olduğu sıklıkla ifade edilmektedir (Bu konuda bakınız; İngiltere ve Galler Bölgesi Ceza İnfaz Kurumları

Denetçiliği, Yetişkin Mahkûmların Rehabilitasyonu konulu Rapor, Eylül 2014).

22. 5275 sayılı Kanunun “Hapis cezalarının infazında gözetilecek ilkeler” başlıklı 6. maddesinin (b)

bendinde, hükümlülerin, insan onuruna yaraşan maddî ve manevî koşullar altında düzenli bir yaşam sürdürmelerinin sağlanacağı belirtilmiştir. Bu kapsamda, idarenin söz konusu bendin gereği olarak, hükümlülerin iyi şartlar altında cezalarını çekmesini temin etme yükümlülüğü bulunmaktadır. Başvuruya konu nakil talebinde ise, ilgili infaz kurumunun kapasitesinin dolu olması gerekçesiyle ret işlemi tesis edilmiştir. İdarenin bu tavrı değerlendirildiğinde, meşru bir sebebin gözetildiği tespit edilebilmektedir.

Çünkü “kurum kapasitesi”nin üstünde bir doluluğun varlığı, hem nakil talep eden bakımından hem de nakil istenen infaz kurumunda mukim hükümlüler bakımından, cezanın çekilmesini zorlaştıracak ve gayri insani şartları doğuracak bir durumdur. Ancak, hükümlülerin nakil taleplerine ilişkin değerlendirmelerin, genel olarak “cezaevi kapasitesi” bakımından değerlendirilmesi, ‘kendi istekleri ile nakil’ düzenlemeleri kapsamında yeterli olmamaktadır. Yalnızca hükümlü açısından değil, hükümlüyü ziyaret etmek isteyen aile açısından da değerlendirme yapılmalı, ailede çocuk olması durumunda çocuğun yüksek yararının dikkate alınması, ailelerin yakınını (hükümlüyü) görmek, daha rahat şartlarda ziyaret edebilmek hakkının, hükümlünün bulunduğu kurum ile ailesinin ikamet ettiği yer arasındaki mesafenin, ulaşım olanaklarının, ailenin maddi durumunun, sağlık sorunlarının, ailenin hükümlüyü ziyarete gelme sıklığı bilgilerinin birlikte ele alınıp, nakil taleplerinin daha geniş çaplı ele alınması gerekmektedir.

23. Somut olayda ise ilgili idare tarafından ise başvuranın suç grubu nedeniyle, yüksek güvenlikli veya bir bölümü yüksek güvenlikli kapalı ceza infaz kurumlarında barındırılmak zorunda olduğu, bu kurumlara yapılan nakil talepleri değerlendirilirken sadece doluluk oranları değil, hükümlü ve tutukluların ceza miktarları ve örgütteki konumları gibi hususların da dikkate alındığı, ceza infaz kurumlarında kapasite üstünde hükümlü ve tutuklu barındırılması durumunda, kişi ve kurum güvenliğinin tehlikeye düşebileceği, aynı suç türünden çok fazla tutuklu ve hükümlünün aynı kurumda barındırılması durumunda fikir ve eylem birliği içinde hareket etmeleri nedeniyle kurum güvenliğini zafiyete uğratabileceği, başvuranın talepte bulunduğu ceza infaz kurumlarının kapasitelerinin dolu olduğu, başvuranın kendi suç türünden tutuklu ve hükümlülerin yoğun olduğu kurumları talep etmesi sebebiyle ve belirtilen diğer gerekçelerle nakil talebinin uygun görülmediği bildirilmiştir.

24. Diğer taraftan, başvuran Tekirdağ 1 Nolu T Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumunda kalmakta iken eşinin

Ankara ilinde Sincan T Tipi Ceza İnfaz Kurumunda barındırıldığını, çocuklarından birinin ise Ankara’da ailesinin yanında kaldığını, ailesinin hem kendisinin hem de eşinin ziyaretine gelmekte maddi ve manevi olarak zorlandığını belirtmektedir. Başvuran tarafından belirtilmemiş olmakla birlikte, eğitim çağındaki çocuklar açısından farklı ceza infaz kurumlarına ziyarete gitmelerinin hem çocuklar hem de aile için ayrı bir zorlayıcı unsur olarak ortaya çıktığı görülmektedir.

25. Başvuran yanında bulunan çocuğunun gelişimine katkı sağlayacak oyuncak talep etmektedir. Bu kapsamda, İdare tarafından lego (100 parça), boyama kitabı, resim defteri, hikaye kitabı, magnetik yazı tahtası, boyama kalemi, 2 renk oyun hamuru, 1 adet top, 4 adet peluş oyuncak, oyuncak araba, manyetik araba seti, bul- tak vb. birçok oyuncak verildiği, ayrıca posta yolu ile eğitici hikaye kitapları, boya kalemi, puzzle vb. oyuncakların gönderildiği ve 11.03.2024 tarihinde adı geçene teslim edildiği, ayrıca hükümlü/tutukluların annesinin yanında kalan çocuklar için hizmet veren kurum kreşi için kreş kullanım programına göre başvuranın talebi dahilinde çocuğunun kreşten faydalandırıldığı anlaşıldığından, bu hususa ilişkin Kamu Denetçiliği Kurumu Kanununun Uygulanmasına ilişkin Usul ve Esaslar Hakkında

Yönetmeliğin “Dostane çözüm kararı” başlıklı 33/A maddesinin birinci fıkrasında yer verilen “Şikâyet konusu talebin ilgili idare tarafından yerine getirilmesi veya şikâyetin çözüme kavuşturulduğunun taraflarca

Kuruma bildirilmesi hâlinde dostane çözüm kararı verilir.” hükmü gereğince Dostane Çözüm Kararı verilmiştir.

26. Ülkemizin de taraf olduğu BM Çocuk Haklarına Dair Sözleşmede ise istisnai durumlar hariç on sekiz yaşına kadar her insanın çocuk sayıldığı, kamusal ya da özel sosyal yardım kuruluşları, mahkemeler, idari

makamlar veya yasama organları tarafından yapılan ve çocukları ilgilendiren bütün faaliyetlerde, çocuğun yararının temel düşünce olması gerektiği, taraf Devletlerin, çocuğun ana–babasının, vasilerinin ya da kendisinden hukuken sorumlu olan diğer kişilerin hak ve ödevlerini de göz önünde tutarak, esenliği için gerekli bakım ve korumayı sağlamayı üstleneceği ve bu amaçla tüm uygun yasal ve idari önlemleri alacağı, çocuğun gelişmesi için mümkün olan azami çabayı göstereceği, çocuğun yetiştirilmesinde ve gelişmesinin sağlanmasında ana–babanın birlikte sorumluluk taşıdıkları ilkesinin tanınması için her türlü çabayı gösterecekleri hüküm altına alınmıştır.

27. BM Çocuk Hakları Komitesinin ilgili Genel Yorumlarına bakıldığında ise; 27.1. Çocuk Haklarına Dair Sözleşme’nin Uygulanmasına Yönelik Genel Önlemlere ilişkin 5 No lu Genel

Yorumunda; yargısal, idari ve yasama ile ilgili her organdan veya kurumdan, yüksek yarar ilkesini, alınan kararların veya başlatılan girişimlerin çocukların haklarını ve çıkarlarını nasıl etkilemekte olduğu veya etkileyebileceğini irdelemesi beklendiği, böyle bir irdelemeye tabi tutulacaklar arasında, örneğin, çocukları ister doğrudan ister dolaylı biçimde etkilesin, halen yürürlükte olan veya önerilen yasalar veya politikalar, idari tasarruflar ve yargı kararlarının yer aldığı, Devletlerin, “gelişmeyi” çocuğun fiziksel, zihinsel, manevi, ahlaki, psikolojik ve sosyal gelişimini kapsayan en geniş anlamıyla, bütünlüklü bir kavram olarak yorumlamalarının beklendiği, 27.2. Çocuğun Yüksek Yararı Hakkının Öncelikli Olarak Dikkate Alınmasına ilişkin 14 No lu Genel

Yorumunda; çocuğun yüksek yararı kavramının, hem Sözleşme’de öngörülen tüm hakların eksiksiz biçimde gerçekleşmesini hem de çocuğun bütünsel gelişimini amaçladığı, çocuğun yüksek yararının, herhangi bir kamu kurumu tarafından gerçekleştirilecek her girişimde gerektiği gibi içselleştirilmesini ve tutarlı olarak uygulanmasını sağlama yükümlülüğünün, çocuklar üzerinde doğrudan ya da dolaylı etkisi olan tüm uygulama önlemleri, idari ve yargısal işlemler için özellikle geçerli olduğu, çocukları ilgilendiren tüm yargısal ve idari kararların, ayrıca politikaların ve yasal düzenlemelerin, çocuğun yüksek yararının birinci planda dikkate alınarak gerçekleştirildiğini gösterme yükümlülüğü olduğu ve yüksek yararın nasıl incelenip değerlendirildiğinin, alınan kararda buna ne ölçüde ağırlık tanındığının anlatılmasının da buna dâhil olduğu, çocuğun kendi ana babasından çocuğun yüksek yararının değerlendirilmesinin ve belirlenmesinin vazgeçilmezlik taşıdığı, ifadelerinin belirtildiği görülmektedir.

28. Konuya ilişkin yargı kararlarına bakıldığında; Anayasa Mahkemesi tarafından çocuklar üzerinde etki doğuracak bir işlem yapılacağı zaman bu işlemin çocuğun yararına uygun olup olmadığı yönünde bir değerlendirme yapılmasının aile hayatına saygı hakkının öngördüğü pozitif yükümlülüklerin yerine getirilmesi açısından oldukça önemli olduğu (B. No: 2016/8660, 7/11/2019, § 33), Devletin pozitif tedbirler alma yükümlülüğü konusunda Anayasa’nın 20. ve 41. maddelerinin, ebeveynin çocuğuyla bütünleşmesinin sağlanması amacıyla tedbirler alınmasını isteme hakkını ve kamusal makamların bu tür tedbirleri alma yükümlülüğünü içerdiği (B. No: 2013/5126, 2/7/2015, § 41) belirtilmektedir.

29. Yukarıda yapılan açıklamalar ve tüm dosya birlikte değerlendirildiğinde; 29.1. Hükümlülerin nakil taleplerinin değerlendirilmesinde çok sayıda kriterin göz önünde bulundurulduğu, nitekim hükümlü sayısı, kurum sayısı, suç ve suçlu türü bütün halde ele alındığında, ceza infaz kurumlarında disiplin ve düzenin sağlanması açısından bir takım kriterler öngörülmesinin makul olduğu, 29.2. Bu kapsamda, talep edilen ceza infaz kurumunun kapasitesinin üzerinde dolu olmasının başvuranın nakil taleplerinin reddedilmesinde meşru neden teşkil ettiği, 29.3. Bununla birlikte, başvuranın eşinin ikâmetgâh adreslerinin bulunduğu Ankara ilinde Sincan T Tipi

Ceza İnfaz Kurumunda tutulması, çocuklarından birinin Ankara’da ailesinin yanında kalması, yakın aile bireylerinin farklı ceza infaz kurumlarında bulunmasının, hem hükümlüler hem de özgürlüğünden yoksun bulunmayan diğer aile bireyleri ve çocuklar açısından mağduriyet teşkil etmesi, aile bütünlüğüne ve eğitim çağındaki çocukların gelişimine zarar vermesi hususları dikkate alındığında, başvuranın nakil talebinin

reddedilmesinin aile hayatına saygı hakkı ve çocuğun üstün yayarı kapsamında hukuka ve hakkaniyete aykırı olduğu değerlendirildiğinden, aynı anda farklı ceza infaz kurumlarında bulunan eş ve çocukların dezavantajlı durumlarının giderilmesi amacıyla, başvuranın nakil koşullarını taşıması koşuluyla nakil talebinin idarece öncelikli olarak değerlendirilmesi gerektiği kanaatine varılmıştır.

B. İyi Yönetim İlkeleri Yönünden Değerlendirme 30. İyi yönetim ilkelerine, 28.03.2013 tarihli ve 28601 sayılı mükerrer Resmi Gazetede yayımlanan Kamu

Denetçiliği Kurumu Kanununun Uygulanmasına İlişkin Usul ve Esaslar Hakkında Yönetmeliğin “İyi yönetim ilkeleri” başlıklı 6. maddesinde yer verilmiş olup; söz konusu ilkeler yönünden yapılan değerlendirme neticesinde; hem başvuranın dilekçesi hem de şikâyet başvurusunun inceleme ve araştırması kapsamında Kurumumuzca istenilen bilgi ve belgeler bakımından idare tarafından süresi içerisinde işlem tesis edildiği. böylece “makul sürede karar verme ve kararın geciktirilmeksizin bildirilmesi” ilkelerine uygun davranıldığı anlaşılmıştır.

VI. HAK ARAMA ÖZGÜRLÜĞÜNE İLİŞKİN YASAL MEVZUAT

31. 14.06.2012 tarihli ve 6328 sayılı Kamu Denetçiliği Kurumu Kanununun 17 nci maddesinin sekizinci fıkrasına göre Kamu Denetçiliği Kurumuna dava açma süresi içinde yapılan başvuru, işlemeye başlamış olan dava açma süresini durdurmakta olup, anılan Kanunun 21 inci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca tavsiye kararı üzerine otuz gün içinde herhangi bir işlem tesis edilmez veya eylemde bulunulmaz ise (varsa)

durmuş olan dava açma süresi kaldığı yerden işlemeye devam edecek olup ilgili İdarenin işlemine karşı

Ankara İdare Mahkemesi nezdinde yargı yolu açıktır.

VII. KARAR

Yukarıda açıklanan gerekçelerle BAŞVURUNUN KABULÜNE; Aynı anda ceza infaz kurumlarında bulunan eşlerin dezavantajlı durumlarının giderilmesi ve çocukebeveyn bağının devamını da sağlamak amacıyla, başvuranın nakil koşullarını taşıması kaydıyla, eşinin cezasının infaz edilmekte olduğu kurumla aynı ilde bulunan Sincan Kadın Kapalı Ceza İnfaz Kurumuna nakil talebinin öncelikli değerlendirilerek mağduriyetinin giderilmesi hususunda ADALET

BAKANLIĞI’NA TAVSİYEDE BULUNULMASINA,

Kararın, BAŞVURANA ve ADALET BAKANLIĞINA tebliğine,

6328 sayılı Kamu Denetçiliği Kurumu Kanununun 20’inci maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca, idare

tarafından bu karar üzerine tesis edilecek işlemin 30 (otuz) gün içinde Kurumumuza bildirilmesinin zorunlu olduğuna, Türkiye Cumhuriyeti Kamu Başdenetçisince karar verildi.

Şeref MALKOÇ

Kamu Başdenetçisi