ÖZET: Başvuran, Erzurum’da Sosyal Güvenlik Merkezi Müdürü olarak görev yaparken, eşinin sağlık durumu nedeniyle yer değişikliği talep etmiştir. Eşinin kalp rahatsızlığı nedeniyle tedavi gereksinimi olduğunu belirten başvuran, eşinin tedavi olabileceği bir kardiyoloji uzmanı bulunan hastaneye yakın bir hizmet bölgesine atanmayı istemiştir. Ancak, Sosyal Güvenlik Kurumu, eşinin sağlık sorunlarının atama öncesinde mevcut olduğunu ve tedavisinin her yerde mümkün olduğunu öne sürerek talebi reddetmiştir.

Kamu Denetçiliği Kurumu, başvuranın durumunu inceleyerek, eşinin sağlık raporunu ve mevcut tedavi koşullarını değerlendirerek, başvuranın talebinin sosyal devlet ilkeleri çerçevesinde yeniden ele alınması gerektiğine karar vermiştir. Anayasa ve uluslararası sözleşmelere atıfta bulunarak, aile birliğinin korunmasının önemine vurgu yapılmıştır. Başvuranın eşinin sağlık durumu ve tedavi gereksinimlerinin göz önünde bulundurulması gerektiği belirtilmiştir.

Sonuç olarak, Kamu Denetçiliği Kurumu, Sosyal Güvenlik Kurumu’na başvuranın eşinin tedavi olabileceği bir hizmet bölgesine atanması yönünde tavsiyede bulunmuştur. Bu kararın, sosyal devlet anlayışının gereği olarak, başvuranın ve ailesinin mağduriyetinin giderilmesi amacıyla alınması gerektiği ifade edilmiştir.

T.C. TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ KAMU DENETÇİLİĞİ KURUMU

(OMBUDSMANLIK)

SAYI : 2024/10758-S.24.16410

BAŞVURU NO : 2024/7473

KARAR TARİHİ : 04.10.2024

TAVSİYE KARARI ,TCKN:

BAŞVURUYA KONU İDARE : SOSYAL GÜVENLİK KURUMU BAŞKANLIĞI

Sağlık Mazereti Nedeniyle Yer Değişikliği Talebi Hakkındadır.

BAŞVURUNUN KONUSU :

BAŞVURU TARİHİ : 11.06.2024

I. BAŞVURANIN İDDİA VE TALEPLERİ

1) Başvuran, Kurumumuza yaptığı başvurusunda özetle; Erzurum İli İlçesinde Sosyal Güvenlik

Merkezi Müdürü olarak görev yaptığını, bakmakla yükümlü olduğu eşi ise Bursa Sosyal

Güvenlik İl Müdürlüğünde VHKİ Unvanıyla çalıştığını, eşinin kalp rahatsızlığı dolayısıyla kardiyoloji uzmanı bulunan tam teşekkülü hastanede tedavi görmesi gerektiğini, bu nedenle eşinin güncel sağlık raporu ile Kurumuna başvurarak yer değişikliği talebinde bunduğunu ancak bu mazeretinin dikkate alınmayarak talebinin reddedildiğini belirterek, mağduriyetinin giderilmesi için eşinin tedavisine devam edebileceği kardiyoloji uzmanı olan tam teşekkülü devlet hastanesinin bulunduğu bir hizmet bölgesine atanmayı talep etmektedir.

II. İDARENİN BAŞVURUYA İLİŞKİN AÇIKLAMALARI

2) Sosyal Güvenlik Kurumu Başkanlığı Personel Daire Başkanlığı 09.08.2024 tarihli ve sayılı

yazısında özetle; başvuranın eşinin sağlık durumu nedeniyle Balıkesir, Çanakkale veya Denizli Sosyal

Güvenlik İl Müdürlüğünden birine atanmasına yönelik talebinin incelenmesinde, eşinin rahatsızlıklarının

2022 yılı Görevde Yükselme Sınavı ataması öncesinde mevcut olduğu, atama sonrası gelişen yeni bir

durumun bulunmadığı ayrıca eşinin hastalığının kardiyoloji bölümü olan her yerde tedavisi mümkün olduğu tespit edildiğinden, Sosyal Güvenlik Kurumu Personeli Atama ve Yer Değiştirme Yönetmeliği hükümlerine göre Sosyal Güvenlik Kurumu Yer Değiştirme Kurulunun 30.11.2022 tarih ve sayılı kararı ile başvuranın talebinin reddedildiği açıklamalarına yer verilmiştir.

III. İLGİLİ MEVZUAT

3) 2709 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın;

3.1) “Cumhuriyetin nitelikleri” başlıklı 2 nci maddesinde; “Türkiye Cumhuriyeti, toplumun huzuru,

milli dayanışma ve adalet anlayışı içinde, insan haklarına saygılı, Atatürk milliyetçiliğine bağlı, başlangıçta belirtilen temel ilkelere dayanan, demokratik, laik ve sosyal bir hukuk Devletidir.”

3.2) “Devletin temel amaç ve görevleri” başlıklı 5 inci maddesinde; Devletin temel amaç ve görevleri,

Türk milletinin bağımsızlığını ve bütünlüğünü, ülkenin bölünmezliğini, Cumhuriyeti ve demokrasiyi korumak, kişilerin ve toplumun refah, huzur ve mutluluğunu sağlamak; kişinin temel hak ve hürriyetlerini, sosyal hukuk devleti ve adalet ilkeleriyle bağdaşmayacak surette sınırlayan siyasal, ekonomik ve sosyal engelleri kaldırmaya, insanın maddi ve manevi varlığının gelişmesi için gerekli şartları hazırlamaya çalışmaktır.”

3.3) “Ailenin korunması ve çocuk hakları” başlıklı 41 inci maddesinde; “Aile, Türk toplumunun

temelidir ve eşler arasında eşitliğe dayanır. Devlet, ailenin huzur ve refahı ile özellikle ananın ve çocukların korunması ve aile planlamasının öğretimi ile uygulanmasını sağlamak için gerekli tedbirleri alır, teşkilâtı kurar.”

3.4) “Çalışma hakkı ve ödevi” başlıklı 49 uncu maddesinde; “Devlet, çalışanların hayat seviyesini

yükseltmek, çalışma hayatını geliştirmek için çalışanları ve işsizleri korumak, çalışmayı desteklemek, işsizliği önlemeye elverişli ekonomik bir ortam yaratmak ve çalışma barışını sağlamak için gerekli tedbirleri alır.”

3.5) “Sağlık hizmetleri ve çevrenin korunması” başlıklı 56 ncı maddesinin üçüncü fıkrasında;

“Devlet, herkesin hayatını, beden ve ruh sağlığı içinde sürdürmesini sağlamak; insan ve madde gücünde tasarruf ve verimi artırarak, işbirliğini gerçekleştirmek amacıyla sağlık kuruluşlarını tek elden planlayıp hizmet vermesini düzenler”

3.6) “Dilekçe, bilgi edinme ve kamu denetçisine başvurma hakkı” başlıklı 74 üncü maddesinin

üçüncü ve dördüncü fıkralarında; “Herkes, bilgi edinme ve kamu denetçisine başvurma hakkına sahiptir.

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına bağlı olarak kurulan Kamu Denetçiliği Kurumu idarenin işleyişiyle ilgili şikâyetleri inceler.”

3.7) “Milletlerarası andlaşmaları uygun bulma” başlıklı 90 ıncı maddesinde; “Usulüne göre yürürlüğe

konulmuş Milletlerarası andlaşmalar kanun hükmündedir. Bunlar hakkında Anayasaya aykırılık iddiası ile

Anayasa Mahkemesine başvurulamaz. Usulüne göre yürürlüğe konulmuş temel hak ve özgürlüklere ilişkin milletlerarası andlaşmalarla kanunların aynı konuda farklı hükümler içermesi nedeniyle çıkabilecek uyuşmazlıklarda milletlerarası andlaşma hükümleri esas alınır.”

4) 06/04/1949 tarihli ve 9119 sayılı Bakanlar Kurulu Kararıyla kabul edilerek, 27/05/1949 tarihli ve

7217 sayılı Resmi Gazete ‘de yayımlanarak iç hukukumuzda da yerini alan İnsan Hakları Evrensel

Beyannamesi’nin; 16 ncı maddesinde “Aile, toplumun, doğal ve temel unsurudur, toplum ve devlet tarafından korunur.”

5) 10/07/2003 tarihli ve 5923 Bakanlar Kurulu Kararıyla kabul edilerek, 11/08/2003 tarihli ve 25196

sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak iç hukukumuzda da yerini alan Birleşmiş Milletler Ekonomik, Sosyal ve Kültürel Haklara İlişkin Uluslararası Sözleşme’nin;

5.1) 10 uncu maddesinde; “Taraf Devletler, toplumun doğal ve temel birimi olan aileye, özellikle ailenin

kurulması için ve aileye bağımlı çocukların bakım ve eğitiminden sorumlu oldukları sürece, en geniş koruma ve yardımın yapılması gerektiğini kabul ederler.

/

5.2) 12 nci maddesinde; “Bu Sözleşme ’ye Taraf Devletler, herkesin, ulaşılabilecek en yüksek fiziksel ve

zihinsel sağlık standardına sahip olma hakkını kabul ederler. Bu Sözleşme ‘ye Taraf Devletlerin, bu hakkın tam olarak kullanılmasını sağlamak için alacakları tedbirler şu amaçlara yönelik olacaktır: d) Hastalık durumunda herkese tıbbi hizmet ve tıbbi bakım sağlayacak koşulların yaratılması”

6) 6328 sayılı Kamu Denetçiliği Kurumu Kanunu’nun “Kurumun Görevi” başlıklı 5 inci maddesinin

birinci fıkrasında; “Kurum, idarenin işleyişiyle ilgili şikayet üzerine, idarenin her türlü eylem ve işlemleri ile tutum ve davranışlarını; insan haklarına dayalı adalet anlayışı içinde, hukuka ve hakkaniyete uygunluk yönlerinden incelemek, araştırmak ve idareye önerilerde bulunmakla görevlidir.”

7) Sosyal Güvenlik Kurumu Personeli Atama ve Yer Değiştirme Yönetmeliği’nin;

7.1) “Sağlık durumu nedeniyle atama” başlıklı 14 üncü maddesinde; “Sağlık durumu nedeniyle atama

yapılabilmesi için; memurun kendisi, eşi, annesi, babası, çocukları ve kardeşlerinden birinin, ağır bir kaza geçirmesi veya tedavisi uzun süren bir hastalığının bulunduğunun veya bakıma muhtaç olduğunun tam teşekküllü devlet hastanesinden veya üniversitelerin tıp fakültelerinden son üç ay içerisinde 22/8/2011 tarihli ve 2011/2226 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı ile yürürlüğe konulan Devlet Memurlarına Verilecek

Hastalık Raporları ile Hastalık ve Refakat İznine İlişkin Usul ve Esaslar Hakkında Yönetmeliğin ilgili hükümlerine göre alınacak sağlık kurulu raporuyla belgelendirilmesi gerekir. Ancak, süreklilik arz eden hastalıklardaki sağlık kurulu raporlarında son üç aylık süre aranmaz.”

7.2) “Görevde yükselme ve unvan değişikliği nedeniyle naklen atama” başlıklı 20 nci maddesinde;

(1) Görevde yükselme ve unvan değişikliği sınavı sonucu ataması yapılanlar atandıkları il sınırları içerisinde fiilen (Değişik ibare: RG-28/2/2015-29281) on sekiz ay görev yapmak zorundadırlar. Bu sürenin hesabında izinli sürelerden yalnızca yıllık izin ve mazeret izninde geçirilen süreler fiilen çalışılmış sayılır.

Bu süreyi doldurmayanların atamaları, daha önce bulundukları unvana atanmayı kabul etmeleri halinde yapılabilir. Ancak, bu şekilde ataması yapılan personelin feragat ettiği unvana tekrar atanabilmesi, atama yapılacak yerin ilk atamanın yapıldığı il olması kaydıyla mümkündür. Önceki görevine tekrar atananlar, atandıkları il sınırları içerisinde eksik kalan sürelerini tamamlamak zorundadırlar.

(2) Bu bölümün 16 ncı maddesi hariç isteğe bağlı yer değiştirmeye ilişkin hükümler; görevde yükselme ve unvan değişikliği nedeniyle atananlarda birinci fıkrada belirtilen sürede uygulanmaz. Ancak; yeni görev yerine başladıktan sonra(Değişik ibare: RG-28/2/2015-29281)onsekiz ayiçinde meydana gelen(Değişik ibare: RG-28/2/2015-29281)mazeret hallerine dayalı olarak yapılacak yer değiştirme talepleri Genel

Yönetmeliğin ilgili hükümlerine göre değerlendirilir”

8) 25/6/1983 tarih 18088 sayılı Resmi Gazete ’de yayımlanarak yürürlüğe giren Devlet Memurlarının

Yer Değiştirme Suretiyle Atanmalarına İlişkin Yönetmeliğin; “Sağlık Mazeretine Bağlı Yer

Değişikliği” başlıklı 13 üncü maddesinde; “Memurun sağlık mazeretine dayanarak yer değiştirme talebinde bulunabilmesi için; kendisi, eşi, annesi, babası, bakmakla yükümlü olduğu çocukları ve yargı kararı ile vasi tayin edildiği kardeşinin hastalığının görev yaptığı yerde tedavisinin mümkün olmadığı veya mevcut görev yerinin söz konusu kişilerin sağlık durumunu tehlikeye düşüreceğini alınacak sağlık kurulu raporu ile belgelendirmesi gerekir.

Sağlık mazeretine dayalı olarak yapılacak yer değişikliğinde memur aynı hizmet bölgesi içinde başka bir hizmet alanına, bu şekilde mazeretin karşılanamaması halinde ise başka bir hizmet bölgesinde kurumca ihtiyaç duyulan ve mazeretinin karşılanabileceği bir hizmet alanına atanabilir.”

Düzenlemelerine yer verilmiştir.

IV. KAMU DENETÇİSİ SADETTİN KALKAN’IN KAMU BAŞDENETÇİSİ’NE ÖNERİSİ

9) Kamu Denetçisi tarafından yapılan inceleme ve araştırma neticesinde hazırlanan “Tavsiye Karar Önerisi”

Kamu Başdenetçisi’ne sunulmuştur.

V. DEĞERLENDİRME VE GEREKÇE

A-Hukuka, Hakkaniyete ve İnsan Haklarına Uygunluk Yönünden Değerlendirme

10) Başvuran özetle, eşinin sağlık mazereti nedeniyle için eşinin tedavisine devam edebileceği kardiyoloji

uzmanı olan tam teşekkülü devlet hastanesinin bulunduğu bir hizmet bölgesine atanmayı talep etmektedir.

11) Bilindiği üzere, Anayasamızın 2 nci maddesinde, Devletimizin nitelikleri sayılmış ve sosyal bir hukuk

devleti olduğu vurgulanmış; 5 inci maddesinde, Devletin temel amaç ve görevleri olarak, kişilerin ve toplumun refah, huzur ve mutluluğunu sağlamak, kişinin temel hak ve hürriyetlerini, sosyal hukuk devleti ve adalet ilkeleriyle bağdaşmayacak surette sınırlayan siyasal, ekonomik ve sosyal engelleri kaldırmak, insanın maddi ve manevi varlığının gelişmesi için gerekli şartları hazırlamaya çalışmak sayılmıştır.

12) Devletimizin nitelikleri arasında sayılan sosyal hukuk devleti; “insan haklarına dayanan, kişilerin huzur,

refah ve mutluluk içinde yaşamalarını güvence altına alan, kişi hak ve özgürlükleriyle kamu yararı arasında adil bir denge kurabilen, çalışma hayatını geliştirerek ve ekonomik önlemler alarak çalışanlarını koruyan, onların insan onuruna uygun hayat sürdürmelerini sağlayan, milli gelirin adil bir şekilde dağıtılması için gereken önlemleri alan, sosyal güvenlik hakkını yaşama geçirebilen, güçsüzleri güçlüler karşısında koruyarak sosyal adaleti ve toplumsal dengeleri gözeten devlettir. Çağdaş devlet anlayışı, sosyal hukuk devletinin tüm kurum ve kurallarıyla Anayasa’nın özüne ve ruhuna uygun biçimde kurularak işletilmesini, bu yolla bireylerin refah, huzur ve mutluluğunun sağlanmasını gerekli kılmaktadır. (Bakınız, Danıştay 2.

Dairesinin 29/04/2009 tarihli ve E:2009/1338, K:2009/1799 sayılı kararı)

13) “Sosyal devlet” ilkesine ilişkin olarak Anayasa Mahkemesi kararlarında egemen olan görüşe göre;

sosyal devletin görevi, kişinin onurlu bir yaşam sürdürmesi ve maddi ve manevi varlığını bu yönde geliştirmesi için gerekli koşulları oluşturmak, güçsüzleri güçlüler karşısında koruyarak gerçek eşitliği, yani sosyal adaleti, sosyal gönenci, sosyal güvenliği ve toplumsal dengeyi sağlamaktır. Bu kapsam içinde kişileri mutlu kılmak, onların hayat mücadelesini kolaylaştırmak, insan haysiyetine yaraşır onurlu bir hayat sürdürmelerini sağlamak gibi hususların da yer aldığı kuşkusuzdur.

14) Anayasamızın “Sosyal ve Ekonomik Haklar ve Ödevler” başlıklı üçüncü bölümünün 41 inci

maddesinde ise, ailenin Türk toplumunun temeli olduğu vurgulanmış, Devletin, ailenin huzur ve refahı ile özellikle annenin ve çocukların korunmasını ve aile planlamasının öğretimi ile uygulanmasını sağlamak için gerekli tedbirler almakla ve teşkilatını kurmakla görevli olduğu; hükme bağlamıştır.

15) Bu çerçevede, aile bireylerine huzur içinde bir arada yaşayabilme imkânının sunulması gerektiği açıktır.

Diğer bir ifadeyle, bu düzenleme ile ailenin korunmasına yönelik olarak Devlete verilen görevin öngörüldüğü şekliyle yerine getirilebilmesinin temel koşullarından birisinin de aile birliğinin sağlanması olduğu; aksi bir uygulamanın ise, ailenin huzurunu temelden sarsarak maddi ve manevi anlamda toplum açısından giderilmesi çok zor olan zararları beraberinde getireceği, böylesi bir durumun ise, günümüzün evrensel anlamda kabul görmüş sosyal ve hukuk devleti anlayışıyla da bağdaşmayacağı ortadadır. (Bakınız.

Danıştay 2. Dairesinin 27/02/2017 tarihli ve YD:2016/14817 esas sayılı kararı)

/

16) Somut olayımızda, başvuranın, Bursa Sosyal Güvenlik İl Müdürlüğü Şef kadrosunda görev yapmakta

iken 2022 yılında SGK Personeli Görevde Yükselme ve Unvan Değişikliği Yönetmeliği hükümleri çerçevesinde gerçekleştirilen görevde yükselme sınavında başarılı olduğu, ardından yaptığı tercihler sonucu

Başkanlık Makamının 21/07/2022 tarihli ve E- sayılı Olur’u ile Erzurum Sosyal Güvenlik İl

Müdürlüğü 1’inci dereceli Sosyal Güvenlik Merkezi Müdürü kadrosuna atanarak Erzurum Sosyal

Güvenlik Merkezinde görevlendirildiği ve 08/08/2022 tarihinde görevine başladığı ayrıca yine Kurum personeli olan eşi de 13/01/2014 tarihinden beri Bursa Sosyal Güvenlik İl Müdürlüğü

VHKİ kadrosunda görev yaptığı, Başvuranın 17/11/2022 tarihinde İdareye başvuruda bulunarak eşinin sağlık durumu nedeniyle Bursa, Balıkesir, Çanakkale ve Denizli Sosyal Güvenlik İl Müdürlüğünden birine atanma talebinde bulunduğu, bu talebinin; “Eşinin rahatsızlıklarının 2022 yılı Görevde Yükselme Sınavı ataması öncesinde mevcut olduğu, atama sonrası gelişen yeni bir durumun bulunmadığı, ayrıca, başvuranın eşinin rahatsızlığının Kardiyoloji bölümü olan her yerde tedavisi mümkün olduğu” gerekçesiyle Sosyal Güvenlik Kurumu Zorunlu Yer Değiştirmeye Tabi Personelin mazeretlerine ilişkin

30.11.2022 tarihli ve sayılı Kurulu kararıyla reddedildiği,

17) Başvuranın, başvurusunun reddine yönelik 19/12/2022 tarih ve sayılı işlemin iptali istemiyle

Erzurum 1. İdare Mahkemesinde dava açtığı, anılan Mahkemenin 10.07.2023 tarih ve Esas No: / ve / sayılı Kararı ile davanın reddine karar verildiği, istinaf talebinin de reddedilmesi üzerine kararın kesinleştiği,

18) Bunun üzerine başvuranın 12.02.2024 tarihli dilekçesiyle eşine ait güncel sağlık raporunu da sunmak

suretiyle, herhangi bir il belirtmeksizin eşinin tedavisinin yapılabileceği kardiyoloji uzmanı bulunan tam teşekkülü devlet hastanesinin bulunduğu başka bir hizmet bölgesine atanmayı Sosyal Güvenlik

Kurumundan talep ettiği, ancak dilekçesinde herhangi bir hizmet bölgesi veya il tercihi belirtmemesine rağmen 17/11/2022 tarihli dilekçesine istinaden Zorunlu Yer Değiştirmeye Tabi Personelin mazeretlerine ilişkin 30.11.2022 tarihli ve sayılı Kurul kararının gerekçe gösterilerek bu isteğinin de reddedildiği oysa mezkur kararın başvuranın Bursa, Balıkesir, Çanakkale ve Denizli İllerine atanmaya yönelik isteği üzerine verilen karar olduğu anlaşılmıştır.

19) Başvuranın eşinin sağlık durumu incelendiğinde, 09.02.2024 tarihli Sağlık Bakanlığı Bursa Yüksek

İhtisas Eğitim ve Araştırma Hastanesi Durum Bildirir Sağlık Kurulu Raporunda; eşinin kardiyolojik hastalığına ilişkin bilimsel tanı konularak çalışacağı yerde kardiyoloji uzmanı bulunan tam teşekküllü devlet hastanesi bulunması gerektiğinin belirtildiği görülmektedir.

20) Kurumumuzca yapılan araştırmalar neticesinde ulaşılan bilgilere göre, Erzurum Valiliği İl Sağlık

Müdürlüğünün Kurumumuza göndermiş olduğu 12/9/2024 tarih ve E sayılı yazıda; başvuranın eşine ait sağlık raporunda belirtilen hastalığa ilişkin tedavinin

Devlet Hastanesinde kardiyoloji hizmetleri verilmesinin halihazırda uzman hekimin bulunmaması nedeniyle mümkün olmadığı, tedavisinin yapılabileceği İlçesine en yakın hastanenin

Erzurum Şehir Hastanesi olduğu, acil müdahale gereken durumlarda kişi açısından hayati risk oluşabileceğinin uzman görüşü ile tespit edildiği; Erzurum Büyükşehir Belediye Başkanlığınca

Kurumumuza gönderilen yazıda ise; İlçe Merkezi ile Erzurum Şehir Merkezi arasında ki uzaklığın

165 km olduğu, güzergah üzerinde UKOME tarafından tahdit altına alınmış (D) rumuzlu plaka ile özel

işleticiler tarafından çalıştırılan toplu taşıma araçlarının geçtiği, kalkış saatlerinin, işleticileri tarafından yolcu yoğunluğuna göre planlandığı bilgisi verilmiştir. Bu bağlamda, Erzurum İli İlçesinde sunulan

/

sağlık hizmetlerinin başvuranın eşinin tedavisi için yeterli olmadığı, başvuranın görev yerlerinin yerleşim yerlerine uzaklığı göz önünde bulundurulduğunda, başvuranın eşinin sağlık durumunda meydana gelecek bir olumsuzluk durumunda ailesinin yanına dönmesinin güç olduğu açıktır.

21) Toplumun en temel birimi olan aile kurumunda aile bireylerinin bir arada tutulması, ailenin huzur ve

mutluluğunun devam ettirilmesini amaçlayan Anayasa ve tarafı olduğumuz yukarıda bahsedilen uluslararası sözleşmeler uyarınca iç hukukumuzda da kamu görevlilerinin ailevi kaygılardan uzak bir biçimde hizmet sunması, amacıyla gerekli yasal düzenlemeler yapılarak, özellikle sağlık sorunları bulunan aile bireylerinin haklarının korunması ve yaşam kalitelerinin yükseltilmesi adına, kamu kurum ve kuruluşlarının da bir takım yükümlükler getirilmiştir.

22) Bu kapsamda, başvuruya konu sağlık mazeretlerine dayalı taleplerinin sonuçlandırılmasında, ilgili

idarelerce bireysel yarar ile kamu yararı arasında denge kurulmadan tesis edilen işlemlerin telafisi güç ve imkânsız zararlar doğurabileceğinin göz önüne, alınarak gerekli kolaylıkların sağlanması ve özellikle sağlığı etkileyebilecek işlemlerden kaçınılarak ilgililerin sorunlarına çözüm getirilmesi gerektiği değerlendirilmektedir.

23) Yukarıdan bu yana yapılan açıklamalar, dosyada yer alan belgeler, ilgili mevzuat hükümleri bir bütün

olarak değerlendirildiğinde; başvuranın talebinin hizmet gerekleri ve hizmetine duyulan ihtiyaç nedeniyle yerine getirilmediği anlaşılmakla birlikte, hali hazırda başvuranın fiilen yapmış olduğu hizmet süresi de dikkate alındığında, Sosyal Güvenlik Kurumu Personeli Atama ve Yer Değiştirme Yönetmeliği’nin 13 üncü ve 20 nci maddesinde düzenleme altına alınan şartları haiz olduğu anlaşılan başvuranın, eşinin tedavisinin yapılabileceği herhangi bir hizmet bölgesine veya İl’e atmasına yönelik talebinin Sosyal Güvenlik Kurumu

Zorunlu Yer Değiştirmeye Kurulunca yeniden değerlendirilmeksizin reddedilmesine ilişkin idari işlemin hukuka uygun olmadığı, eşinin ağır sağlık sorunu sebebiyle başvuran ve eşinin yaşadığı mağduriyetler karşısında, sosyal devlet olmanın bir gereği ve yukarıda belirtilen uluslararası sözleşmelerden kaynaklı yükümlülüklerimiz ile hakkaniyet ilkesi çerçevesinde, ilgililere idare tarafından gerekli kolaylığın sağlanması amacıyla başvuranın atamasının, eşinin tedavisinin gerçekleştirilebileceği Kardiyoloji Uzmanı bulunan tam teşekküllü bir devlet hastanesi bulunan hizmet bölgesine yapılması yönünde tavsiye kararı verilmesi gerektiği sonuç ve kanaatine ulaşılmıştır.

B. İyi Yönetim İlkeleri Yönünden Değerlendirme

24) 28/03/2013 tarihli ve 28601 mükerrer sayılı Resmi Gazetede yayımlanan Kamu Denetçiliği Kurumu

Kanununun Uygulanmasına İlişkin Usul ve Esaslar Hakkında Yönetmeliğin 6 ncı maddesinde iyi yönetim ilkelerine yer verilmiş olup; idare tarafından, Kurumumuzca talep edilen bilgi ve belgeler süresi içinde gönderildiğinden “kararın geciktirilmeksizin bildirilmesi” ilkesine uygun hareket edildiği; ancak, başvuranın talebini reddederken bu işlem karşısında hangi sürede hangi mercilere başvurabileceğinin gösterilmemiş olması sebebiyle “karara karşı başvuru yollarının gösterilmesi” ilkesine uyulmadığı tespit edilmiş olup, idareden bundan böyle bu ilkeye de uyması beklenmektedir.

VI. HAK ARAMA ÖZGÜRLÜĞÜNE İLİŞKİN AÇIKLAMA

25) 6328 sayılı Kanunun 21 inci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca, bu Tavsiye Kararının idareye tebliğ

tarihinden itibaren 30 gün içinde idare tarafından herhangi bir eylem ya da işlem tesis edilmezse (varsa)

dava açma süresinden kalan süre işlemeye devam edecek olup Erzurum İdare Mahkemesine yargı yolu açıktır.

VII. KARAR

Yukarıda açıklanan gerekçe ve dosya kapsamına göre BAŞVURUNUN KABULÜNE, Eşinin sağlık durumu nedeniyle başvuranın atamasının, eşinin tedavisini sürdürebileceği bir hizmet bölgesine yapılması hususunda SOSYAL GÜVENLİK KURUMU BAŞKANLIĞINA TAVSİYEDE

BULUNULMASINA,

6328 sayılı Kamu Denetçiliği Kurumu Kanunu’nun 20 nci maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca, SOSYAL

GÜVENLİK KURUM BAŞKANLIĞI tarafından bu karar üzerine tesis edilecek işlemin otuz gün içinde

Kurumumuza bildirilmesinin zorunlu olduğuna, Kararın BAŞVURANA ve gereği için SOSYAL GÜVENLİK KURUM BAŞKANLIĞINA tebliğine, Türkiye Cumhuriyeti Kamu Başdenetçisince karar verildi.

Şeref MALKOÇ

Kamu Başdenetçisi

/