|
ÖZET: Başvuran, İstanbul Maltepe’de riskli yapı olarak tespit edilen bir işyerinde kiracı olarak kira yardımı talebinde bulunmuş, ancak Maltepe Belediye Başkanlığı bu talebi reddetmiştir. Başvuru, 6306 sayılı Afet Riski Altındaki Alanların Dönüştürülmesi Hakkında Kanun çerçevesinde yapılmış olup, başvuranın eşi aynı bağımsız bölümün maliki olarak daha önce kira yardımı almıştır. İdare, başvuranın talebini, eşlerin birbirlerinin kiracısı olmasının hayatın olağan akışına uygun düşmediği gerekçesiyle reddetmiştir.
Çevre ve Şehircilik Bakanlığı’nın 2019 Kira Yardımı Kılavuzu’na göre, malik ve kiracı olarak başvuruda bulunanların aynı bağımsız bölüm için kira yardımı alması mümkündür. Ancak, idarenin açıklaması, başvuranın kiracı olarak yardım almasının engellenmesine yol açmıştır. Kamu Denetçiliği Kurumu, başvuranın durumu ve ilgili mevzuat çerçevesinde yapılan değerlendirmeler sonucunda, başvuranın kira yardımı talebinin reddinin hukuka aykırı olduğuna kanaat getirmiştir. Sonuç olarak, Kamu Denetçiliği Kurumu, başvuranın talebinin kabul edilmesi ve gerekli şartları sağlaması halinde kira yardımı yapılması için Çevre ve Şehircilik Bakanlığı ile Maltepe Belediye Başkanlığı’na tavsiyede bulunmuştur. İdarenin bu tavsiyeye uyması ve işlemi 30 gün içinde bildirmesi gerekmektedir. |
TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ KAMU DENETÇİLİĞİ KURUMU (OMBUDSMANLIK)
SAYI : 2021/10000-S.21.16143
BAŞVURU NO : 2021/3695
KARAR TARİHİ : 06/07/2021
TAVSİYE KARARI
Adres:
ÇEVRE VE ŞEHİRCİLİK BAKANLIĞI
BAŞVURUYA KONU İDARE :
MALTEPE BELEDİYE BAŞKANLIĞI
BAŞVURUNUN KONUSU : Kira yardımı talebi hakkındadır.
BAŞVURU TARİHİ : 16/02/2021
I. BAŞVURANIN İDDİA VE TALEPLERİ
1) Başvuran; İstanbul İli, İlçesi, Mahallesi, Caddesi, Apt. No:
adresinde bulunan Yapı Kimlik Numaralı riskli yapıda eşinin maliki olduğu ve kendisinin kiracı olarak iş yerinin bulunduğunu belirttiği nolu bağımsız bölüm için işyeri kiracısı olarak 6306 sayılı Afet
Riski Altındaki Alanların Dönüştürülmesi Hakkında Kanun kapsamında kira yardımı başvurusunda bulunduğunu, ancak Maltepe Belediye Başkanlığınca söz konusu kira yardımı talebinin reddedildiğini iddia etmektedir. Başvuran, tarafına kira yardımı yapılmasını talep etmektedir.
II. İDARENİN BAŞVURUYA İLİŞKİN AÇIKLAMALARI
2)Uyuşmazlığın çözümü amacıyla Kurumumuzun 17.02.2021 tarih, sayılı yazısıyla Çevre ve
Şehircilik Bakanlığından bilgi ve belge talep edilmiş, Bakanlığın 08.03.2021 tarihli ve sayılı cevabi yazısında özetle;
2.1) Yapı Kimlik Numaralı yapının 29/07/2019 tarihinde riskli yapı olarak tespit edildiği,
26/08/2020 tarihinde yıktırıldığı, söz konusu riskli yapıda numaralı bağımsız bölüm için başvuranın eşinin 28/02/2020 tarihinde kira yardımı başvurusunda bulunduğu, 18 aylık ödeme tablosu oluşturularak
2020 Ekim ayı itibariyle ödemelere başlandığı, aynı bağımsız bölüm için
tarafından 06/08/2020 tarihinde bu sefer işyeri kiracısı olarak kira yardımı başvurusunda bulunulduğu ancak Maltepe Belediye Başkanlığı tarafından 22/10/2020 tarihli yazıyla olumsuz cevap verildiğinin tespit edildiği,
2.2) Şikayetçinin bahse konu talebi ile ilgili olarak, 6306 sayılı Kanun kapsamında hazırlanan, 2019 Kira
Yardımı Kılavuzunun 11 inci maddesinin 1 inci fıkrasında “Maliklere ikamet şartı aranmaksızın, aynı türden en fazla (1) bağımsız bölüm için kira yardımı yapılacaktır. Bu kapsamda, maliklerin farklı türden
(1)konut +(1) işyeri için yapacakları kira yardımı başvuruları değerlendirilebilecektir.” hükmü yer almakta olduğu, bu itibarla başvuranın kira yardımı başvurusunun 06/08/2020 tarihinde yapılması nedeniyle, başvurunun yapıldığı tarihte yürürlükte olan 2019 yılı Kira Yardımı Kılavuzuna göre Maltepe Belediye
Başkanlığınca değerlendirilmiş ve riskli yapının şikayet konusu 29 numaralı bağımsız bölümü için başvuranın eşine konut maliği niteliği ile halihazırda 18 aylık kira yardımı ödeme tablosu oluşturulduğu ve ödemelerin başlandığı tespit edildiğinden aynı bağımsız bölüm üzerinden başvuranın işyeri niteliği ile yaptığı başvuru farklı türden 1 konut+1 işyeri olarak değerlendirilemeyeceğinden Maltepe Belediye
Başkanlığınca reddedildiği,
2.3) 6306 sayılı Kanun kapsamında, riskli yapı olarak tespit edilmiş olan bir yapının herhangi bir
bağımsız bölümünde, 1., 2. ve 3. dereceden kan ve kayın hısımlarının birlikte ikamet ettikleri aile bireylerinin birbirlerinin kiracısı olmalarının kabulünün, hayatın olağan akışına uygun düşmediği, belirtilen sebeple, 1., 2. ve 3. dereceden kan ve kayın hısımlarından aynı bağımsız bölümde birlikte ikamet eden aile bireylerinin, hem malik olarak hem de kiracı olarak 6306 sayılı Kanun kapsamında kira yardımından faydalanmalarının mümkün olmadığı ancak malik, söz konusu riskli yapıda ikamet etmiyor ise, 1., 2. ve 3. dereceden kan ve kayın hısımlarından riskli yapıda ikamet eden aile bireyi kiracı olarak, ikamet etmeyen malik de “malik” olarak kira yardımından faydalanabileceği,
2.4) Bu itibarla, riskli olarak tespit edilen bir bağımsız bölüm için eşlerden birinin malik, diğerinin de kiracı
olarak kira yardımına başvurması durumunda, birbirlerinin kiracısı olmaları hayatın olağan akışına uygun düşmeyeceğinden birlikte ikamet edip etmediklerine bakılmaksızın, hem malik hem de kiracı olarak kira yardımından faydalanmalarının mümkün olmadığı, Belirtilmiştir.
3) Kurumumuzun bilgi ve belge talebi yazısına istinaden Maltepe Belediye Başkanlığı’nın Kurumumuza
göndermiş olduğu 27/05/2021 tarih ve sayılı yazısında özetle;
3.1) Başvuranın, eşinin kiracısı olarak bulunması hayatın olağan akışına uygun düşmeyeceğinden
başvurunun olumsuz olarak cevaplanacağı,
3.2) ÇŞB’nin Kira Yardımları uygulamaları kılavuzunda ” Kira yardımı başvuru ve ödemelerinde
gözetilecek diğer hususlar” başlığı altında 4 numaralı madde gereğince ” Malikin ve riskli yapıda ikamet eden kiracının veya sınırlı ayni hak sahibinin aynı bağımsız bölümden dolayı kira yardımı için başvurması durumunda, işbu kılavuzda belirtilen şartların sağlanması halinde hem malik hem de riskli yapıda ikamet eden kiracı veya sınırlı ayni hak sahibi kiradan yararlanabilecektir.” Denilmekte olduğu fakat ÇŞB’nin ilgi görüşü gözetildiğinde eşlerin aynı bağımsız bölümde birbirlerinin kiracısı olamaz görüşü bulunduğundan başvurunun taraflarınca olumsuz değerlendirildiği, ÇŞB’nin görüşü bozması ve taraflarına yazı ile bildirmesi halinde işlemlerin olumlu değerlendirilebileceği,
3.3) İstenen bilgiler arasında diğer bir husus olan aynı binada hem konut malik olarak kira yardımı hem de
işyeri olarak taşınma yardımı alan başka bir şahsın aynı anda bu yardımları nasıl alabildiği sorulması üzerinde; ÇŞB’nin ilgi Kira Yardımları Uygulamaları Kılavuzunda “Maliklere ikamet şartı aranmaksızın en fazla 1 bağımsız bölüm için kira yardımı yapılacaktır. Bu kapsamda maliklerin farklı türden 1 konut 1 işyeri için yapacakları kira yardımı başvurusu değerlendirilebilecektir.” Denilmekte olduğu, yapılan incelemede söz konusu şahıs adına bir konut kira yardımı bir işyeri taşınma yardımı yapıldığı ayrıca şahsın mal sahibi olduğu bağımsız bölüme ait taşınma yardımını şirket adına işyeri yetkilisi olarak aldığının anlaşıldığı, bu hususla ilgili olumsuz bir görüş bulunmadığı, Belirtilmiştir.
/
III. İLGİLİ MEVZUAT
4) 2709 sayılı T.C. Anayasası’nın “Dilekçe, bilgi edinme ve kamu denetçisine başvurma hakkı”
başlıklı 74 üncü maddesinde; “Herkes, bilgi edinme ve kamu denetçisine başvurma hakkına sahiptir.
Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına bağlı olarak kurulan Kamu Denetçiliği Kurumu idarenin işleyişiyle ilgili şikâyetleri inceler…”,
5) 6328 sayılı Kamu Denetçiliği Kurumu Kanununun “Kurumun Görevi” başlıklı 5 inci maddesinin
birinci fıkrasında; “Kurum, idarenin işleyişiyle ilgili şikâyet üzerine, idarenin her türlü eylem ve işlemleri ile tutum ve davranışlarını; insan haklarına dayalı adalet anlayışı içinde, hukuka ve hakkaniyete uygunluk yönlerinden incelemek, araştırmak ve idareye önerilerde bulunmakla görevlidir.”,
6) 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun “Konutun seçimi, birliğin yönetimi ve giderlere katılma”
başlıklı 186’ncı maddesinde; “Eşler birliğin giderlerine güçleri oranında emek ve malvarlıkları ile katılırlar.”
7) 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun “Eşlerin temsil yetkisi” başlıklı 188’inci maddesinde;
“Eşlerden her biri, ortak yaşamın devamı süresince ailenin sürekli ihtiyaçları için evlilik birliğini temsil eder.”
8) 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun “Sorumluluk” başlıklı 189’uncu maddesinde; Birliği temsil
yetkisinin kullanıldığı hâllerde, eşler üçüncü kişilere karşı müteselsilen sorumlu olurlar.”
9) 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun “Eşlerin hukukî işlemleri” başlıklı 193’üncü maddesinde;
Kanunda aksine hüküm bulunmadıkça, eşlerden her biri diğeri ve üçüncü kişilerle her türlü hukukî işlemi yapabilir.”
10) 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun “Mal Rejimi Sözleşmesi – Sözleşmenin İçeriği” başlıklı
203’üncü maddesinde; Mal rejimi sözleşmesi, evlenmeden önce veya sonra yapılabilir. Taraflar, istedikleri mal rejimini ancak kanunda yazılı sınırlar içinde seçebilir, kaldırabilir veya değiştirebilirler.
11) 6306 sayılı Afet Riski Altındaki Alanların Dönüştürülmesi Hakkında Kanunun “Tahliye ve
yıktırma” başlıklı 5 inci maddesinin birinci fıkrasında; “Riskli yapıların yıktırılmasında ve bunların bulunduğu alanlar ile riskli alanlar ve rezerv yapı alanlarındaki uygulamalarda, öncelikli olarak malikler ile anlaşma yoluna gidilmesi esastır. (Değişik cümle:29/11/2018-7153/22 md.) Anlaşma ile tahliye edilen yapıların maliklerine, kiracılarına ve yapıda ikamet etmek şartıyla sınırlı ayni hak sahiplerine geçici konut veya işyeri tahsisi ya da kira yardımı yapılabilir.”,
12) 6306 sayılı Kanunun Uygulama Yönetmeliğinin “Kira yardımı ve diğer yardımlar” başlıklı 16
ncı maddesinin birinci fıkrasında; “(Değişik:RG-21/6/2019-30808) Anlaşma ile tahliye edilen uygulama alanındaki yapıların maliklerine tahliye veya yıkım tarihinden itibaren Bakanlıkça kararlaştırılacak aylık kira yardımı yapılabilir….” , aynı maddenin dördüncü fıkrasında; “(Değişik:RG-21/6/2019-30808) Kira yardımı başvuruları; tahliye tarihinden itibaren bir yıl içinde veya riskli yapının yıktırıldığı tarihten itibaren üç ay içinde, Bakanlıkça belirlenecek bilgi ve belgelere istinaden riskli alan veya rezerv yapı alanlarında ilgili kuruma, riskli yapılarda ise Müdürlüğe veya Bakanlıkça yetki devri yapılması durumunda İdareye yapılır…”,
13) Çevre ve Şehircilik Bakanlığı Altyapı ve Kentsel Dönüşüm Hizmetleri Genel Müdürlüğü’nün
2019 Kira Yardımı Kılavuzunun;
13.1) “Kira yardımı için başvuru yapılması” başlıklı 4 üncü maddesinin birinci fıkrasında “Hak
sahipleri tarafından, riskli olarak tespit edilen yapılardaki konut ve işyerlerinden dolayı kira yardımından faydalanabilmek için, tahliye tarihinden itibaren bir yıl içinde veya riskli yapının yıktırıldığı tarihten itibaren üç ay içinde, riskli yapının bulunduğu ildeki Müdürlüğe/Belediyeye başvurulur.”, /
13.2) “Kira yardımı başvuru ve ödemelerinde gözetilecek diğer hususlar” başlıklı 11 inci maddesinin
birinci fıkrasında; “Maliklere ikamet şartı aranmaksızın, aynı türden en fazla (1) bağımsız bölüm için kira yardımı yapılacaktır. Bu kapsamda, maliklerin farklı türden (1) konut + (1) işyeri için yapacakları kira yardımı başvuruları değerlendirilebilecektir.”,
13.3) Aynı maddenin dördüncü fıkrasında; “Malikin ve riskli yapıda ikamet eden kiracının veya sınırlı
ayni hak sahibinin aynı bağımsız bölümden dolayı kira yardımı için başvurması durumunda, işbu Kılavuzda belirtilen şartların sağlanması halinde hem malik ve hem de riskli yapıda ikamet eden kiracı veya sınırlı ayni hak sahibi kira yardımından faydalanabilecektir.”,
13.4) Aynı Kılavuzun “Yürürlük” başlıklı 13 üncü maddesinin birinci fıkrasında “Bu Kılavuz
01/01/2019 tarihinden itibaren geçerli olmak üzere Kılavuzun Bakanlık Makamı Oluru’na bağlandığı tarihte yürürlüğe girer.”, Düzenlemeleri yer almaktadır.
IV. KAMU DENETÇİSİ YAHYA AKMAN’IN KAMU BAŞDENETÇİSİ’NE ÖNERİSİ
14) İlgili mevzuat ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde, başvuru konusuna ilişkin “ Tavsiye
Önerisi” Kamu Başdenetçisi’ne sunulmuştur.
V. DEĞERLENDİRME VE GEREKÇE
A. Hukuka ve Hakkaniyete Uygunluk Yönünden
15) Başvuran 1 numaralı paragrafta ayrıntılarına yer verilen başvurusunda özetle, 6306 sayılı Afet Riski
Altındaki Alanların Dönüştürülmesi Hakkında Kanun kapsamında işyeri kiracısı olduğu taşınmaz için kendisine kira yardımında bulunulmasını talep etmektedir.
16) Başvuranın talebinin, riskli olarak tespit edilen bir bağımsız bölüm için eşlerden birinin malik, diğerinin
de kiracı olarak kira yardımına başvurması durumunda, birbirlerinin kiracısı olmaları hayatın olağan akışına uygun düşmeyeceğinden birlikte ikamet edip etmediklerine bakılmaksızın, hem malik hem de kiracı olarak kira yardımından faydalanmalarının mümkün olmadığı gerekçesiyle reddedildiği görülmektedir.
17) Burada, idarenin işleminin yasal dayanağı bulunup bulunmadığı hususunun açıklığa kavuşturulması
gerekmektedir.
18) Söz konusu hususun açıklığa kavuşturulması için yukarıda bahsedilen 6306 sayılı Kanun ve 6306 sayılı
Kanunun Uygulama Yönetmeliği ile birlikte 2019 yılı Kira Yardımı Kılavuzu ile birlikte 4721 sayılı Türk
Medeni Kanunu çerçevesinde bir değerlendirme yapılması gerekmektedir.
19) 6306 sayılı Kanunun 5 inci maddesinin birinci fıkrası incelendiğinde, anlaşma ile tahliye edilen
yapıların maliklerine, kiracılarına ve yapıda ikamet etmek şartıyla sınırlı ayni hak sahiplerine geçici konut veya işyeri tahsisi ya da kira yardımı yapılabileceği hususunun yer aldığı, kira yardımına ilişkin detaylı hususlara 6306 sayılı Kanunun Uygulama Kılavuzlarında yer verildiği görülmektedir.
20) Başvuran için geçerli olan 2019 yılı Kira Yardımı Kılavuzunun 11 inci maddesinde, malikin ve riskli
yapıda ikamet eden kiracının veya sınırlı ayni hak sahibinin aynı bağımsız bölümden dolayı kira yardımı için başvurması durumunda, Kılavuzda belirtilen şartların sağlanması halinde hem malik ve hem de riskli yapıda ikamet eden kiracı veya sınırlı ayni hak sahibi kira yardımından faydalanabileceği hüküm altına alınmıştır.
21) Başvuranın söz konusu başvurusu bu kapsamda incelendiğinde, eşinin maliki olduğu söz konusu riskli
yapı için kira yardımı başvurusu neticesinde kira yardımı aldığı, aynı bağımsız bölüm için bu kez kendisinin kiracı olarak kira yardımı başvurusunda bulunduğu incelenmiştir. Burada, başvuranın kiracı olduğu yapının
/
maliki, kendi eşi olmadığı durumda Uygulama Kılavuzuna göre kira yardımı almasında bir sakınca bulunmadığı görülmektedir. Dolayısıyla, burada İdarenin açıklamasında yer alan “birbirlerinin kiracısı olmaları hayatın olağan akışına uygun düşmeyeceği” açıklamasının irdelenmesi gerekecektir.
22) Bilindiği üzere 743 sayılı Türk Kanunu Medenîsi 75 yıllık uygulamanın ardından 1 Ocak 2002
tarihinden itibaren yerini 4721 sayılı Türk Medenî Kanunu’na bırakmış bulunmaktadır. Yeni Medenî
Kanun, dilin sadeleştirilerek günümüz Türkçesine uyarlanması yanında esasa ilişkin olarak da çok sayıda değişiklik içermektedir. Bu değişiklik ve yenilikler ise önemli ölçüde aile hukuku alanında ve özellikle kadın-erkek eşitliğine aykırı olan hükümlerde yapılmıştır.(Yrd. Doç. Dr. Murat DOĞAN* Türk Medenî
Kanunu’nun Evliliğin Genel Hükümleri Bakımından Getirdiği Yenilikler)
23) 20. yüzyıl başında yapılan birçok Medeni Kanun kadın ve erkeğin farklı biyolojik ve ruhsal yapıya
sahip oldukları, bu nedenle toplumda ve ailede rollerinin farklı olduğu, buna bağlı olarak farklı hak ve yükümlülüklere sahip bulunmalarının eşyanın tabiatı gereği olduğu düşüncesine dayanarak hazırlanmıştır.(Cansel, E., Medeni Kanunda Kadın Erkek Eşitliği İlkesinin Değerlendirilmesi (Mukayeseli
Hukuk). Medeni Kanun’un 50. Yılı (Bilimsel Hafta: 15-17 Nisan 1976), Ankara. 1977)
24) Kadın-erkek eşitliği ve kadın haklan konusundaki gelişmeler bu tür düzenlemelerin eşitsizlik
doğurduğu ve kadının aleyhine olduğu, ayrıca koruyucu hükümlere gerek bulunmadığı düşüncesini beraberinde getirmiştir.(Gören, 12,40; Seroz.an, 21; Kantarcıoğlu, 54. Krş., Özdamar, 5)
25) Günümüz toplumlarındaki değişim, ailedeki ata-erkil yapının yerine “eşit haklara dayanan bir yaşama
ortaklığı” (gleichberechtigte Partnerschaft) düşüncesini gündeme getirmiştir.(Knoepfler, F., İsviçre’de Yeni
Aile Hukuku Üzerinde Açıklamalar, (3 Eylül 1985 t. Konferans), (çev.; A. Özer), Yargıtay Dergisi 1988, C.14, S.1-2, (s.121-128), 122; Zevklileri’Acabey/Gökyayla, 756-757; Gören, 62-63; BurcuoğlulAitoplUnan, 22; Özdamar, 54; Acabey, 81; Koçhisarlıoğlu, C, İsviçre’de Evlilik Birliği
Hukukundaki Son Gelişmeler, Jale G. Akipek’e Armağan 1991, (s.431-452), 433). Sabit rollere dayalı aile anlayışı terkedilerek evliliğin eşit haklara dayalı bir yaşam ortaklığı biçiminde ele alınması ve evlilik birliğine ilişkin kararlarda erkeğin ayrıcalıklı ve üstün durumuna son verilerek, her iki eşe eşit haklar tanınması diğer ülkelerde de uzun bir zaman sürecinde gerçekleşebilmiştir.(Eşit haklara sahip olma ilkesinin tarihsel gelişimi ve özellikle Alman Hukukundaki seyri için bkz.. Gören, 1 vd. Kadm-erkek eşitliğinin sağlanmasıyla yapılan çalışmaların kamu hukuku alanında daha açık görülebildiği, özel hukuk alanında ise durumun bu kadar süratli gelişmediği yönünde bkz., Cansel, 25)
26) Yeni Medenî Kanun’un düzenlemelerinde kadın ve erkeğe sabit roller verilmemektedir.(İsviçre
Hukukundaki değişiklikler bakımından aynı yönde bkz., Knoepfler, 123; Akyol, 380- 381; Gören, 69.)
Ayrıca, sadece kadın aleyhine eşitliği bozan hükümlerde değil, aynı şekilde erkek aleyhine eşitliği ihlal eden düzenlemelerde de değişiklikler yapılmıştır.
27) 4721 sayılı Medenî Kanun birliği eşlerin beraberce yöneteceklerini öngördüğü gibi, eşlerin birliğin
giderlerine güçleri oranında emek ve malvarlıklarıyla katılacaklarını da kabul etmiştir.
28) 4721 sayılı Medenî Kanun eşlerden her birinin ortak yaşamın devamı süresince ailenin sürekli
ihtiyaçları için evlilik birliğini temsil edeceğini kabul ederek bu konuda da eşitliği sağlamıştır.
29) Yeni Kanuna göre eşler üçüncü kişilere karşı müteselsilen sorumlu olurlar. Bununla beraber, eşlerden
biri temsil yetkisi bulunmaksızın yaptığı işlemlerden kişisel olarak sorumlu olur.
30) Ayrıca eşlerden birinin diğeri ve üçüncü kişilerle herhangi bir kişi veya makamın onayı gerekmeksizin
işlem yapabilecekleri kabul edilmiştir.
31) Bunlarla birlikte eşler kendi aralarında mal rejimi sözleşmesi de yapabilmektedirler.
32) Tüm bu düzenlemelerden çıkarılacak sonuç; evlilikte kadın ve erkek her birisi de farklı bir bireydir,
sorumlulukları vardır ve eşit haklara sahiptir. Mal rejimi sözleşmesi yapabilmeleri de kadının ve erkeğin kendilerine özel mal varlıkları olabileceğinin yasal dayanağı olarak karşımıza çıkmaktadır.
32.1) Somut olayda evli olsalar bile, başvuranın ve eşinin ayrı bütçeleri ve harcamaları olabileceği,
dolayısıyla başvuranın yükümlülüklerini yerine getirdiğini ifade ettiği hususu unutulmamalıdır.
33) Yukarıda yer verilen düzenlemeler ve yapılan açıklamalar ışığında; kira yardımı alabilecekken
sırf kiracısı bulunduğu mülkün sahibi eşi olduğu gerekçesiyle bu yardımdan mahrum bırakılmasının ve bu durumun hayatın olağan akışına uygun düşmeyeceği açıklamasının yerinde olmadığı değerlendirilmiştir. Kaldı ki İdare’den alınan bilgi doğrultusunda ve başvuranın dilekçesinde belirttiği şekilde, kiracı olarak diğer şartları sağladığı ifade edilmektedir.
33.1) Burada şu hususa değinmekte fayda olacağı düşünülmektedir: Başvuranın dilekçesinde de
belirttiği şekilde, aynı binada oturan başka bir şahıs adına bir konut için kira yardımı yapıldığı ayrıca şahsın mal sahibi olduğu aynı bağımsız bölüme ait kira yardımını şirket adına işyeri yetkilisi olarak da aldığı incelenmiştir.
34) Türkiye Cumhuriyeti sosyal bir hukuk devletidir ve herkes, sağlıklı ve dengeli bir çevrede yaşama
hakkına sahiptir. Anayasanın 5 inci maddesi “Devletin temel amaç ve görevleri, …kişinin temel hak ve hürriyetlerini, sosyal hukuk devleti ve adalet ilkeleriyle bağdaşmayacak surette sınırlayan siyasal, ekonomik ve sosyal engelleri kaldırmaya, insanın maddi ve manevi varlığının gelişmesi için gerekli şartları hazırlamaya çalışmaktır” düzenlemesi ile sosyal devletin sağlanmasında devlete bir takım yükümlülükler getirmiştir. Çevreyi geliştirme, sağlığını koruma, kirlenmesini önleme, sağlıklı ve düzenli kentleşmenin sağlanması, şehirlerin özellikleri, çevre şartlarını gözeterek bir planlama çerçevesinde konut ihtiyaçlarını karşılayacak tedbirleri almak da bu yükümlülükler arasında sayılmıştır.
35) Söz konusu yükümlülüklerin yerine getirilmesi kapsamında çıkarılan 6306 sayılı Kanun ile riskli alan
içinde veya dışında olup da ekonomik ömrünü tamamlamış ya da yıkılma veya ağır hasar görme riski taşıdığı tespit edilen riskli yapılar, standartlarına uygun, sağlıklı ve güvenli yaşama çevrelerini teşkil edecek şekilde iyileştirilmeye ve yenilenmeye çalışılmaktadır.
36) Anılan Kanun kapsamında riskli olarak tespit edilen yapılardaki hak sahiplerinin, bu iyileştirme ve
yenilenme sürecinde oluşabilecek mağduriyetlerinin önlenmesi amacıyla Çevre ve Şehircilik Bakanlığı’nca kira yardımı adıyla kişilere finansal destek sağlanmaktadır.
37) Yukarıda belirtildiği üzere, Bakanlığın kira yardımı verilebilecek hususların takdirinde esas alacağı
objektif ölçütler Kanunda gösterilmemiştir. Kanunda sadece kira yardımı verilebileceği düzenlenmiş, bununla beraber Kanunun uygulanmasına dair diğer usul ve esasların Bakanlıkça hazırlanacak yönetmelikler ile düzenleneceğine yer verilmiş olup, aynı bağımsız bölüm için mülk sahibi ile kiracıya aynı anda kira yardımında bulunulup bulunulamayacağı hususunda yetki idareye bırakılmıştır. Burada İdare’nin sosyal devlet anlayışıyla hareket etmesi beklenmektedir.
38) Kurumumuzca yapılan değerlendirme neticesinde; kira yardımına ilişkin somut olay için geçerli
olan düzenlemelerde (İlgili Kanun, Yönetmelik ve Kılavuz); Malikin ve riskli yapıda ikamet eden kiracının aynı bağımsız bölümden dolayı kira yardımı için başvurması durumunda, işbu Kılavuzda belirtilen şartların sağlanması halinde hem malik ve hem de riskli yapıda ikamet eden kiracının kira yardımından faydalanabileceği hususu belirlenmiş olup, somut olayda evli olsalar bile, başvuranın ve eşinin her birinin farklı birer birey oldukları, ayrı bütçeleri ve harcamaları olabileceği hususu ile birlikte sosyal devlet anlayışı dikkate alındığında, başvuranın kira yardımı talebinin reddine ilişkin idari işlemde hukuka uyarlık bulunmadığı sonuç ve kanaatine varılmıştır.
/
B. İyi Yönetim İlkeleri Yönünden Değerlendirme
39) İyi yönetim ilkelerine, 28/03/2013 tarihli ve 28601 sayılı mükerrer Resmi Gazetede yayımlanan Kamu
Denetçiliği Kurumu Kanununun Uygulanmasına İlişkin Usul ve Esaslar Hakkında Yönetmeliğin “İyi yönetim ilkeleri” başlıklı 6 ncı maddesinde yer verilmiş olup; söz konusu ilkeler yönünden yapılan değerlendirmede; hem başvuranın dilekçesi hem de şikâyet başvurusunun inceleme ve araştırması kapsamında Kurumumuzca istenilen bilgi ve belgeler bakımından ilgili idare olan Çevre ve Şehircilik
Bakanlığı tarafından süresi içerisinde işlem tesis edildiği; böylece “makul sürede karar verme” ve “kararın geciktirilmeksizin bildirilmesi” ilkelerine uygun davranıldığı anlaşılmıştır. Bir diğer bilgi ve belge talebinde bulunulan İdare olan Maltepe Belediye Başkanlığı tarafından gecikmeli olarak cevabi yazı gönderildiği incelenmiş olup, İdarenin bu hususta daha dikkatli davranması gerekmektedir.
VI. HAK ARAMA ÖZGÜRLÜĞÜNE İLİŞKİN YASAL MEVZUAT
40) 14/06/2012 tarihli ve 6328 sayılı Kamu Denetçiliği Kurumu Kanununun 21 inci maddesinin ikinci
fıkrası uyarınca, bu Tavsiye Kararının idareye tebliğ tarihinden itibaren 30 gün içinde idare tarafından herhangi bir eylem ya da işlem tesis edilmezse (varsa) dava açma süresinden kalan süre işlemeye devam edecek olup Ankara İdare Mahkemesinde yargı yolu açıktır.
VII. KARAR
Açıklanan gerekçelerle BAŞVURUNUN KABULÜNE; Başvurana talebi doğrultusunda Kılavuzda belirtilen diğer şartları sağlaması halinde bahsi geçen bağımsız bölüm için KİRACI olarak kira yardımında bulunulması hususunda ÇEVRE VE ŞEHİRCİLİK
BAKANLIĞI’NA ve MALTEPE BELEDİYE BAŞKANLIĞINA TAVSİYEDE
BULUNULMASINA,
6328 sayılı Kamu Denetçiliği Kurumu Kanununun 20 inci maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca, ÇEVRE
VE ŞEHİRCİLİK BAKANLIĞI ve MALTEPE BELEDİYE BAŞKANLIĞI tarafından bu karar üzerine tesis edilecek işlemin otuz gün içinde Kurumumuza bildirilmesinin zorunlu olduğuna, Türkiye Cumhuriyeti Kamu Başdenetçisince karar verildi.
Şeref MALKOÇ
Kamu Başdenetçisi