|
ÖZET: Başvurucu, engelli çocuğu için evde bakım ücreti talep etmiş, ancak bu talep, çocuğun “hayatını tek başına idame ettirebildiği” gerekçesiyle reddedilmiştir. Başvurucu, çocuğunun % 88 oranında ağır engelli olduğunu ve bu durumun sosyal hizmet merkezince göz önünde bulundurulmadığını belirtmiştir. İlgili mevzuat gereği, evde bakım ücreti yardımından yararlanabilmek için “ekonomik yoksunluk” ve “bakıma muhtaçlık” kriterlerinin sağlanması gerekmektedir. Başvurucunun ailesinin ekonomik durumu kriterleri karşılasa da, Harran Sosyal Hizmet Merkezi tarafından yapılan değerlendirmede çocuğun bağımsız olduğu belirtilmiştir.
Danıştay kararında, iki farklı il müdürlüğü arasında oluşan görüş farklılığına dikkat çekilerek, engelli çocuğun bakım ihtiyacının tıbbi raporlarla desteklenmesi gerektiği vurgulanmıştır. Sonuç olarak, başvurucunun evde bakım ücreti yardımından yararlanıp yararlanamayacağı konusunda nihai kararın verilmesi için Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığına tavsiyede bulunulmuştur. Bu durum, hukukun belirlilik ilkesine ve çocuğun yüksek yararı ilkesine uygun olarak değerlendirilmiştir. |
TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ KAMU DENETÇİLİĞİ KURUMU (OMBUDSMANLIK)
SAYI : 2019/5881-S.8856
BAŞVURU NO : 2019/1978
KARAR TARİHİ : 19/07/2019
TAVSİYE KARARI
BAŞVURUYA KONU İDARE : ŞANLIURFA AİLE, ÇALIŞMA VE SOSYAL
HİZMETLER İL MÜDÜRLÜĞÜ
BAŞVURUNUN KONUSU : Başvurucunun oğlu engelli çocuk … … için yeniden evde bakım ücreti ödenmesi talebi hakkındadır.
BAŞVURU TARİHİ : 01/02/2019
I. BAŞVURANIN İDDİA VE TALEPLERİ
1.Başvurucu Kurumumuza göndermiş olduğu şikâyet başvurusunda özetle; üç çocuk babası olduğunu, 27.09.2011 doğumlu … … (…) isimli çocuğunun % 88 oranında ağır engelli olduğunu, engel durumunun İstanbul Silivri Devlet Hastanesinin 08.11.2017 tarihli raporuyla da sabit olduğunu, bu sebeple engelli çocuğu için evde bakım ücreti yardımından faydalanmak üzere İstanbul Sosyal Hizmetler İl Müdürlüğüne başvurduğunu ve 2017 yılının Nisan ayından itibaren engelli oğluna evde bakım ücreti yardımı bağlandığını, 01.01.2018 tarihinde ise
Şanlıurfa İli Akçakale İlçesine taşındıklarını, bu sebeple bahse konu evde bakım hizmeti yardımının devam etmesi için bu defa Harran Sosyal Hizmetler Merkezi Müdürlüğüne başvurduğunu, ancak talebinin “engellinin hayatını tek başına idame ettirebildiği” gerekçesiyle reddedildiğini, çocuğunun hayatını tek başına idame ettirmesinin söz konusu olmadığını, sosyal hizmet merkezinde görevli bir memur tarafından kendisine “KHK ile ihraç olduğunuz için bakım yardımınız onaylanmamıştır” şeklinde şifahi bir bilgi verildiğini iddia ederek, % 88 oranında engelli olan otizmli oğlunun evde bakım hizmeti ücreti yardımından yeniden faydalandırılmasını talep etmiştir.
II. İDARENİN BAŞVURUYA İLİŞKİN AÇIKLAMALARI
2. Kurumumuzun başvuruya konu iddialar hakkındaki 21.02.2019 tarihli ve … sayılı bilgi ve belge talep yazısına istinaden Şanlıurfa Aile, Çalışma ve Sosyal Hizmetler İl
Müdürlüğünün 08.03.2019 tarihli ve … sayılı cevabi yazısı ve eklerinde özetle; 2.1. 2011 doğumlu … …’a, İstanbul Kanuni Sultan Süleyman Eğitim ve Araştırma Hastanesi tarafından 12.11.2015 tarihli ve 2296 no’lu Engelli Sağlık Kurulu Raporu ile % 80 oranında ağır özürlü otizm teşhisi konulduğu, 2.2. Anne … …’ın, söz konusu sağlık kurulu raporuna istinaden 15.12.2015 tarihinde oğlu …
…’ın evde bakım ücreti yardımından yararlandırılması için Beylikdüzü Sosyal Hizmet Merkezi
Müdürlüğüne başvurduğu, 2.3. Beylikdüzü Evde Bakım Hizmetleri Değerlendirme Heyeti tarafından yapılan inceleme sonrasında düzenlenen 17.02.2016 tarihli Evde Bakım Raporunda, engellinin öz bakım ihtiyaçlarını giderme durumunun “Kısmen Bağımlı”, engellinin hareket durumunun
“Bağımsız”, sosyal becerileri ve güvenlikte olma durumunun “Tam Bağımlı”, ev işlerini ve idaresini yapabilme durumunun “Tam bağımlı” olarak tespit edildiği ve 2828 sayılı Kanun ile
Bakıma Muhtaç Engellilerin Tespiti ve Bakım Hizmetlerinin Belirlenmesine İlişkin
Yönetmeliğin ilgili maddeleri gereğince engelli çocuk … …’a evde bakım ücreti yardımı bağlanmasına onay verildiği, 2.4. Akabinde, Beylikdüzü Ek Hizmet Biriminin 29.02.2016 tarihli ve … sayılı yazısı ile ilgili
Yönetmeliğin 8/b maddesi uyarınca engelli çocuk … … için bakıcısına 01.03.2016 tarihinden
12.11.2017 tarihine kadar evde bakım ücreti ödenmesi hususunda “Olur” verilmesi için İstanbul
Aile ve Sosyal Politikalar İl Müdürlüğüne bilgi verildiği, bunun üzerine anne … … ile “Evde
Bakım Taahhüt Sözleşmesi” imzalandığı ve bakım ücretlerinin düzenli olarak annenin Ziraat
Bankası hesabına yatırıldığı, 2.5. 01.01.2018 tarihinde ailenin Şanlıurfa iline taşınacak olması nedeniyle anne … …
tarafından Beylikdüzü Sosyal Hizmet Merkezi Müdürlüğüne nakil istemiyle dilekçe verildiği, 2.6. İstanbul Aile ve Sosyal Politikalar İl Müdürlüğünün 13.02.2018 tarihli ve … sayılı yazısı ile engelli çocuk … …’a ait dosyanın Şanlıurfa İl Müdürlüğüne, ardından İl Müdürlüğünün
22.02.2018 tarihli ve … sayılı yazısı ile Harran Sosyal Hizmet Merkezi Müdürlüğüne
gönderildiği, 2.7. Adı geçen engelli çocuk için Silivri Devlet Hastanesi tarafından % 88 oranında ağır özürlü olduğu teşhisiyle düzenlenen 08.11.2017 tarihli yeni sağlık kurulu raporu ile annenin bu defa Harran Sosyal Hizmet Merkezi Müdürlüğüne başvurduğu, 2.8. Harran Evde Bakım Hizmetleri Değerlendirme Heyeti tarafından yapılan inceleme sonrasında düzenlenen 29.03.2018 tarihli Bakım Raporunda; engellinin öz bakım ihtiyaçlarını giderme durumunun “Bağımsız”, engellinin hareket durumunun “Bağımsız”, engellinin sosyal becerileri ve güvenlikte olma durumunun “Bağımsız”, engellinin ev işlerini ve idaresini yapabilme durumunun “Bağımsız” olarak tespit edildiği ve buna göre engelli çocuğun bir başkasının yardımına ihtiyaç duymadan tüm ihtiyaçlarını karşılayabilecek durumda olduğu gerekçesiyle bu defa kendisine evde bakım ücreti bağlanmasının uygun görülmediği, 2.9. Anne … …tarafından yapılan itiraz üzerine düzenlenen 02.04.2018 tarihli Engelli Evde
Bakım Raporunda ise, her ne kadar İstanbul Silivri Devlet Hastanesinin 03.04.2013 tarihli
Sağlık Kurulu Raporunda engelli çocuk … …’ın, otistik ve konuşma bozukluğu teşhisi ile ağır engelli olduğu belirtilmiş ise de, bu durumun anneye (bakıcıya) bağımlı olduğu anlamına gelmediği kanaatine varıldığı, öte yandan engelli çocuğun babası … …’ın cezaevinde infaz koruma memuru iken FETÖ kapsamında görevinden alındığı ve hâlihazırda yevmiyeli gündelik işlerde çalıştığı, Bakıma Muhtaç Bireylerin Tespiti ve Bakım Hizmeti Esaslarının
Belirlenmesine İlişkin Yönetmeliğin bakım hizmetinin kapsamını belirleyen ilgili maddelerine göre; engelli çocuğun ailesindeki kişi başı aylık gelirin asgari ücretin 2/3’ünden az olduğu, böylece engelli çocuğa evde bakım yardımı için ekonomik kriterin uyduğu, ancak adı geçen çocuğun kişisel bakım hizmetlerinin tamamını kendi başına yapabildiğinin anlaşılması nedeniyle yardım talebine yönelik itirazın reddedilmesinin uygun görüldüğü ve Harran Sosyal
Hizmet Merkezi Müdürlüğünün 09.05.2018 tarihli ve … sayılı yazısı ile Anne … …’a evde bakım yardımı talebinin reddedildiğinin bildirildiği, 2.10. Bunun üzerine engelli çocuğun babası … … tarafından ilk olarak 06.08.2018 tarihinde
Kamu Denetçiliği Kurumuna başvurulduğu, 05.09.2018 tarihinde başvuru hakkında Şanlıurfa
Aile, Çalışma ve Sosyal Hizmetler İl Müdürlüğüne “Gönderme Kararı” verildiği, 2.11. Gönderme Kararına istinaden Harran Sosyal Hizmet Merkezi Müdürlüğünün 12.10.2018 tarihli ve … sayılı yazısı ile 06.10.2018 tarihinde … ailesinin ikametgâh adresinde yapılan sosyal inceleme neticesinde engelli çocuk … …’ın muhtaçlık kriterlerini taşımadığının tespit edildiği gerekçesiyle ailesinin evde bakım ücreti talebinin reddedildiği, 2.12. Baba … … tarafından konu hakkında 12.11.2018 tarihinde tekrar Kamu Denetçiliği
Kurumuna başvurulduğu, 13.12.2018 tarihinde başvuru hakkında bu defa Aile, Çalışma ve
Sosyal Hizmetler Bakanlığı Çocuk Hizmetleri Genel Müdürlüğüne “Gönderme Kararı” verildiği, 2.13. Gönderme Kararına istinaden Harran Sosyal Hizmet Merkezi Müdürlüğünün 28.12.2018 tarihli ve … sayılı yazısı ekinde, 26.12.2018 tarihinde … ailesinin ikametgâh adresinde yeniden yapılan sosyal inceleme neticesinde engelli çocuk … …’ın bakıma muhtaç olmadığının tespit edildiği gerekçesiyle annesi … …’a evde bakım ücreti bağlanmasının uygun görülmediği, Açıklamalarına yer verilmiştir.
3. Kamu Denetçiliği Kurumu tarafından verilecek karara esas olmak üzere, 19.03.2019 tarihli ve … sayılı bilgi belge isteme yazısı ile başvuru belgesinde yer alan iddialar hakkında ve başvurucunun engelli çocuğu … …’a evde bakım ücreti bağlanıp bağlanmaması hususunda İstanbul Aile, Çalışma ve Sosyal Hizmetler İl Müdürlüğü ile Şanlıurfa Aile, Çalışma ve Sosyal Hizmetler İl Müdürlüğü arasında oluşan “görüş farklılığı” nedeniyle, Aile Çalışma ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı Sosyal Yardımlar Genel Müdürlüğü tarafından oluşturulacak mesleki yeterliliği haiz 3 kişilik bir komisyon marifetiyle gerekli incelemenin yapılarak engelli çocuk hakkında adı geçen İl Müdürlükleri tarafından düzenlenen iki rapor arasındaki görüş farklılığının ve birbirine zıt uygulamanın nedenlerinin ortaya konularak ilgili mevzuat hükümleri doğrultusunda engelli çocuğun evde bakım ücreti yardımından faydalanıp faydalanamayacağı konusunda nihai kararın verilmesinin talep edildiği, 4. Aile Çalışma ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı Sosyal Yardımlar Genel Müdürlüğü
Engelli ve Yaşlı Yardımları Daire Başkanlığından alınan 08.05.2019 tarihli ve …sayılı cevabi yazıda özetle; Genel Müdürlüğün 05.04.2019 tarihli ve … sayılı yazısı ile durumun
Şanlıurfa İl Müdürlüğüne bildirildiği, İl Müdürlüğünün 10.04.2019 tarihli ve … sayılı cevabi yazısında; Harran Sosyal Hizmet Merkezi Bakım Hizmetleri Değerlendirme Heyeti tarafından engelli çocuk … …’ın ikamet adresine 08.04.2019 tarihinde yeniden incelemeye gidildiği ve inceleme neticesinde engelli çocuğun kişisel bakım hizmetlerini tek başına yapabilmesi sebebiyle, engelinin Kanunda belirtilen “bakıma ihtiyacı olma” kriterini sağlamadığı için evde bakım ücreti yardımı başvurusunun reddedildiği, Anlaşılmıştır.
III. İLGİLİ MEVZUAT
5. 18/10/1982 tarihli ve 2709 sayılı T.C. Anayasasının; 5.1.“Cumhuriyetin nitelikleri” başlıklı 2 nci maddesinde; “Türkiye Cumhuriyeti, toplumun huzuru, millî dayanışma ve adalet anlayışı içinde, insan haklarına saygılı, Atatürk milliyetçiliğine bağlı, başlangıçta belirtilen temel ilkelere dayanan, demokratik, lâik ve sosyal bir hukuk Devletidir.”, 5.2.“Devletin temel amaç ve görevleri” başlıklı 5 inci maddesinde; “Devletin temel amaç ve görevleri, Türk milletinin bağımsızlığını ve bütünlüğünü, ülkenin bölünmezliğini, Cumhuriyeti ve demokrasiyi korumak, kişilerin ve toplumun refah, huzur ve mutluluğunu sağlamak; kişinin temel hak ve hürriyetlerini, sosyal hukuk devleti ve adalet ilkeleriyle bağdaşmayacak surette sınırlayan siyasal, ekonomik ve sosyal engelleri kaldırmaya, insanın maddi ve manevi varlığının gelişmesi için gerekli şartları hazırlamaya çalışmaktır.”, 5.3.“Kanun önünde eşitlik” başlıklı 10 uncu maddesinde; “Herkes, dil, ırk, renk, cinsiyet, siyasi düşünce, felsefi inanç, din, mezhep ve benzeri sebeplerle ayırım gözetilmeksizin kanun önünde eşittir… Çocuklar, yaşlılar, özürlüler, harp ve vazife şehitlerinin dul ve yetimleri ile malul ve gaziler için alınacak tedbirler eşitlik ilkesine aykırı sayılamaz.”, 5.4.“Ailenin korunması ve çocuk hakları” başlıklı 41 inci maddesinde; “Aile, Türk toplumunun temelidir ve eşler arasında eşitliğe dayanır. Devlet, ailenin huzur ve refahı ile özellikle ananın ve çocukların korunması ve aile planlamasının öğretimi ile uygulanmasını sağlamak için gerekli tedbirleri alır, teşkilatı kurar. Her çocuk, korunma ve bakımdan yararlanma, yüksek yararına açıkça aykırı olmadıkça, ana ve babasıyla kişisel ve doğrudan ilişki kurma ve sürdürme hakkına sahiptir. Devlet, her türlü istismara ve şiddete karşı çocukları koruyucu tedbirleri alır.”, 5.5.“Sosyal güvenlik bakımından özel olarak korunması gerekenler” başlıklı 61 inci maddesinde; “…Devlet, sakatların korunmalarını ve toplum hayatına intibaklarını sağlayıcı tedbirleri alır. Devlet, korunmaya muhtaç çocukların topluma kazandırılması için her türlü tedbiri alır. Bu amaçlarla gerekli teşkilat ve tesisleri kurar veya kurdurur.”, 5.6.“Dilekçe, bilgi edinme ve kamu denetçisine başvurma hakkı” başlıklı 74 üncü maddesinin üçüncü ve dördüncü fıkralarında; “Herkes, bilgi edinme ve kamu denetçisine başvurma hakkına sahiptir.
Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına bağlı olarak kurulan Kamu Denetçiliği Kurumu idarenin işleyişiyle ilgili şikâyetleri inceler.”, 6. Birleşmiş Milletler Çocuk Haklarına Dair Sözleşmenin; 6.1. 3 üncü maddesinin birinci ve ikinci fıkralarında; “Kamusal ya da özel sosyal yardım kuruluşları, mahkemeler, idari makamlar veya yasama organları tarafından yapılan ve çocukları ilgilendiren bütün faaliyetlerde çocuğun yararı temel düşüncedir.
Taraf Devletler, çocuğun ana-babasının, vasilerinin ya da kendisinden hukuken sorumlu olan diğer kişilerin hak ve ödevlerini de göz önünde tutarak, esenliği için gerekli bakım ve korumayı sağlamayı üstlenirler ve bu amaçla tüm uygun yasal ve idari önlemleri alırlar.”, 6.2. 6 ıncı maddesinin ikinci fıkrasında; “Taraf Devletler, çocuğun hayatta kalması ve gelişmesi için mümkün olan azami çabayı gösterirler.”, 6.3. 18 inci maddesinin ikinci fıkrasında; “Bu Sözleşmede belirtilen hakların güvence altına alınması ve geliştirilmesi için Taraf Devletler, çocuğun yetiştirilmesi konusundaki sorumluluklarını kullanmada ana-baba ve yasal vasilerin durumlarına uygun yardım yapar ve çocukların bakımı ile görevli kuruluşların, faaliyetlerin ve hizmetlerin gelişmesini sağlarlar.”, 6.4. 23 üncü maddesinin birinci, ikinci ve üçüncü fıkralarında; “Taraf Devletler, zihinsel ya da bedensel özürlü çocukların saygınlıklarını güvence altına alan, özgüvenlerini geliştiren ve toplumsal yaşama etkin biçimde katılmalarını kolaylaştıran şartlar altında eksiksiz bir yaşama sahip olmalarını kabul ederler.
Taraf Devletler, özürlü çocukların özel bakımdan yararlanma hakkını tanırlar ve eldeki kaynakları yeterliliği ölçüsünde ve yapılan başvuru üzerine, yardımdan yararlanabilecek durumda olan çocuğa ve onun bakımından sorumlu olanlara, çocuğun durumu ve annebabasının veya çocuğa bakanların içinde bulundukları koşullara uygun düşecek yardımın yapılmasını teşvik ve taahhüt ederler.
Özürlü çocuğun, özel bakıma gereksinimi olduğu bilincinden hareketle bu maddenin 2. fıkrası uyarınca yapılması öngörülen yardım, çocuğun ana-babasının ya da çocuğa bakanların parasal (mali) durumları göz önüne alınarak olanaklar ölçüsünde ücretsiz sağlanır. Bu yardım; özürlü çocuğun eğitimi, meslek eğitimi, tıbbi bakım hizmetleri, rehabilitasyon hizmetleri, bir işte çalışabilecek duruma getirme hazırlık programları ve dinlenme/eğlenme olanaklarından etkin olarak yararlanmasını sağlamak üzere düzenlenir ve çocuğun en eksiksiz biçimde toplumla bütünleşmesi yanında, kültürel ve ruhsal yönü dahil bireysel gelişmesini gerçekleştirme amacını güder.”, 7. Birleşmiş Milletler Engellilerin Haklarına İlişkin Sözleşmenin; 7.1.“Engelli çocuklar” başlıklı 7 nci maddesinin birinci ve ikinci fıkralarında; “Taraf
Devletler, engelli çocukların diğer çocuklarla eşit bir şekilde tüm temel insan hak ve özgürlüklerinden tam olarak yararlanmasını sağlamak için gerekli tüm tedbirleri alır.
Engelli çocuklarla ilgili tüm eylemlerde çocuğun en üst çıkarının gözetilmesine öncelik verir”, 7.2.“Yeterli yaşam standardı ve sosyal korunma” başlıklı 28 inci maddesinin üçüncü fıkrasında; “…Yoksulluk koşullarında yaşayan engellilerin ve ailelerinin uygun eğitim, danışmanlık, mali yardım ve süreli bakım dâhil engelliliğe ilişkin harcamalarında devlet yardımına erişimini sağlamak…”, 8. 14/6/2012 tarihli ve 6328 sayılı Kamu Denetçiliği Kurumu Kanununun “Kurumun görevi” başlıklı 5 inci maddesinin birinci fıkrasında; “Kurum, idarenin işleyişiyle ilgili şikâyet üzerine, idarenin her türlü eylem ve işlemleri ile tutum ve davranışlarını; insan haklarına dayalı adalet anlayışı içinde, hukuka ve hakkaniyete uygunluk yönlerinden incelemek, araştırmak ve idareye önerilerde bulunmakla görevlidir.”, 9. 24/5/1983 tarihli ve 2828 sayılı Sosyal Hizmetler Kanununun; 9.1. “Tanımlar” başlıklı 3 üncü maddesinin (d) bendinde; “Bakıma İhtiyacı Olan Engelli; engellilik sınıflandırmasına göre resmî sağlık kurulu raporu ile ağır engelli olduğu belgelendirilenlerden, günlük hayatın alışılmış, tekrar eden gereklerini önemli ölçüde yerine getirememesi nedeniyle hayatını başkasının yardımı ve bakımı olmadan devam ettiremeyecek derecede düşkün olan kişiyi… ifade eder”, 9.2. Ek 7 nci maddesinde; “Her ne ad altında olursa olsun her türlü gelirler toplamı esas alınmak suretiyle, hane içinde kişi başına düşen ortalama aylık gelir tutarı, asgarî ücretin aylık net tutarının 2/3’ünden daha az olan bakıma ihtiyacı olan engellilere, resmî veya özel bakım merkezlerinde bakım hizmeti ya da sosyal yardım yapılmak suretiyle evde bakımına destek verilmesi sağlanır…”, 10. 01/07/2005 tarihli ve 5378 sayılı Engelliler Hakkında Kanunun “Genel esaslar” başlıklı
4 üncü maddesinin birinci fıkrasının (g) bendinde; “Bu Kanun kapsamında bulunan
hizmetlerin yerine getirilmesinde; … g) Engeli olan çocuklara yönelik hizmetlerde çocuğun üstün yararının gözetilmesi esastır”, 11. Engelli Bireylere Yönelik Özel Bakım Merkezleri Yönetmeliğinin; 11.1. “Yürürlükten kaldırılan yönetmelikler” başlıklı 67. maddesinin birinci ve ikinci fıkralarında; “16/8/2013 tarihli ve 28737 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Bakıma Muhtaç
Engelli Bireylere Yönelik Özel Bakım Merkezleri Yönetmeliği yürürlükten kaldırılmıştır.
30/7/2006 tarihli ve 26244 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren Bakıma
Muhtaç Özürlülerin Tespiti ve Bakım Hizmeti Esaslarının Belirlenmesine İlişkin Yönetmelik yürürlükten kaldırılmıştır.”, 11.2. “Uygulamanın devamı” başlıklı Geçici 1 inci maddesinde; “67 nci maddenin ikinci fıkrası ile yürürlükten kaldırılan Yönetmeliğin ‘evde bakım hizmetlerine’ ilişkin Kanuna aykırı olmayan hükümlerinin uygulanmasına yeni bir düzenleme yapılıncaya kadar devam olunur.”, 12. Bakıma Muhtaç Özürlülerin Tespiti ve Bakım Hizmeti Esaslarının Belirlenmesine
İlişkin (Mülga) Yönetmeliğin; 12.1. “Amaç” başlıklı 1 inci maddesinde; “Bu Yönetmeliğin amacı; bakıma muhtaç özürlülerin bildirimi, tespiti, değerlendirilmesi ile bakım hizmetlerine, bakım ücretlerine ve ödemelerine ilişkin usul ve esasları belirlemektir.”, 12.2. “Kapsam” başlıklı 2 inci maddesinde; “Bu Yönetmelik, her ne ad altında olursa olsun her türlü gelirleri toplamı esas alınmak suretiyle; kendilerine ait veya bakmakla yükümlü olduğu birey sayısına göre kendilerine düşen ortalama aylık gelir tutarı bir aylık net asgari ücret tutarının 2/3’ünden daha az olan bakıma muhtaç özürlüleri, bu özürlülere verilecek bakım hizmetlerini, hizmetlerin ücretlendirilmesini ve ücretlerin ödenmesini kapsar.”, 12.3. “Tanımlar” başlıklı 4 üncü maddesinin birinci fıkrasının (c) bendinde; “Bakıma
Muhtaç Özürlü: Bu Yönetmeliğin uygulanmasında, özürlülük sınıflandırmasına göre ağır özürlü olduğu belgelendirilenlerden, günlük hayatın alışılmış, tekrar eden gereklerini önemli ölçüde yerine getirememesi nedeniyle hayatını başkasının yardımı ve bakımı olmadan devam ettiremeyecek derecede düşkün olan kişilerden, sosyal güvenlik kurumlarına tabi olmayan; ailesini kaybetmiş olanlar ile ailesi ekonomik veya sosyal yoksunluk içerisinde bulunanları,…
ifade eder”, 12.4. “Değerlendirme heyetinin oluşturulması, çalışma usul ve esasları” başlıklı 10 uncu maddesinin birinci fıkrasının (a) ve (e) bentlerinde; “Bakım hizmetleri değerlendirme heyeti; il müdürlüğü onayıyla sosyal çalışmacı, psikolog, çocuk gelişimci, tabip, fizyoterapist, hemşire, sağlık memuru, ebe, sağlık teknisyeni unvanına sahip kişiler arasından farklı mesleki unvanlara sahip en az üç kişiden oluşturulur. Personelin farklı kurum ve kuruluşlardan heyette görevlendirilmesi durumunda valilikten onay alınır.
İlde bulunan diğer resmî kurum ve kuruluşların imkânları çerçevesinde de üç farklı meslekten kişilerin bulunamaması durumunda, bakıma muhtaç özürlülerin mağdur edilmemesi ve gerekli işlemlerin yapılması için tercihen özürlülük alanında kurumda çalışan lisans eğitimi almış en az üç personel ile bakım hizmetleri değerlendirme heyeti tamamlanır.”, 12.5. “Bakım türleri ve ücret ödeme şekilleri” başlıklı 12 inci maddesinin birinci fıkrasının (ç) bendinde; “Bakım hizmetlerinin bakıma muhtaç özürlünün akrabası veya bakıcı personel tarafından ikametgâhında verilmesi: Bakıma muhtaç özürlünün veya yasal temsilcisinin talep etmesi hâlinde, bakım hizmeti Genel Müdürlüğün denetim ve rehberliğinde bakıma muhtaç özürlünün akrabası veya bakıcı personel tarafından bakıma muhtaç özürlünün veya akrabasının ikametgâhında verilebilir. Bu durumda bakıma muhtaç özürlülere sunulan bakım hizmeti ücreti, bakıma muhtaç özürlünün akrabasına veya bakıcı personeli istihdam eden bakım merkezine il müdürlüğü tarafından aylık olarak ödenir.”, 13. Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı Denetim Hizmetleri Başkanlığı Yönetmeliğinin
“Denetçilerin görev ve yetkileri” başlıklı 12 nci maddesinin birinci fıkrasının (a), (b) ve
(c) bentlerinde; “(1) Denetçiler aşağıdaki görevleri yaparlar:
a) Bakanlık mevzuat hükümlerinin uygulanmasını; usulsüzlükleri ve hataları önleyici, eğitici ve rehberlik yaklaşımını ön plâna çıkaran bir anlayışla denetlemek, b) Bakanlık, merkez ve taşra teşkilâtı ile personelinin idarî, malî ve hukukî işlemleri hakkında kanun, tüzük, yönetmelik, çalışma plan ve programı ve Başkanlık talimatları çerçevesinde, denetim, inceleme, araştırma, ön inceleme ve disiplin soruşturması yapmak, c) Bakanlığın denetimi altındaki her türlü kuruluşun faaliyet ve işlemleri ile ilgili olarak
Bakanlığın görev ve yetkileri çerçevesinde denetim, inceleme, araştırma ve soruşturmalar yapmak,…”, 14. Aile, Çalışma ve Sosyal Politikalar Bakanlığının 19/08/2016 tarihli ve 2016/04 sayılı
Genelgesinin 10 uncu maddesinde ise; “Bakanlık hizmet modellerini yürüten (koruyucu aile, evlat edinme, sosyo-ekonomik/destek vb.) aileler hakkında FETÖ/PDY silahlı darbe teşebbüsü kapsamında kolluk kuvvetleri veya diğer ilgili kurumlar tarafından işlem başlatıldığının öğrenilmesi durumunda, korunmaya/bakıma veya yardıma ihtiyacı olan bireylere (çocuk, engelli, yaşlı ve diğer kişilere) yönelik iş ve işlemlerin ivedilikle yapılması sağlanacaktır.”, Düzenlemelerine yer verilmiştir.
IV. KAMU DENETÇİSİ CELİLE ÖZLEM TUNÇAK’IN KAMU BAŞDENETÇİSİNE
ÖNERİSİ
15. Başvurucunun iddiaları, idarenin konu ile ilgili açıklamaları, ilgili mevzuat ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde, başvuru konusuna ilişkin “Tavsiye Karar Önerisi” Kamu
Başdenetçisine sunulmuştur.
V. DEĞERLENDİRME VE GEREKÇE
A. Hukuka, Hakkaniyete ve İnsan Haklarına Uygunluk Yönünden Değerlendirme 16. Başvurucu, 27.09.2011 doğumlu … … (TC Kimlik No: …) isimli çocuğunun % 88 oranında ağır engelli olduğunu, engel durumunun İstanbul Silivri Devlet Hastanesinin 08.11.2017 tarihli raporuyla da sabit olduğunu, bu sebeple engelli çocuğu için evde bakım ücreti yardımından faydalanmak üzere İstanbul Sosyal Hizmetler İl Müdürlüğüne başvurduğunu ve 2017 yılının
Nisan ayından itibaren engelli oğluna evde bakım ücreti yardımı bağlandığını, 01.01.2018 tarihinde ise Şanlıurfa İli Akçakale İlçesine taşındıklarını, bu sebeple bahse konu yardımın devam etmesi için bu defa Harran Sosyal Hizmetler Merkezi Müdürlüğüne başvurduğunu, ancak talebinin “engellinin hayatını tek başına idame ettirebildiği” gerekçesiyle reddedildiğini, çocuğunun hayatını tek başına idame ettirebilmesinin söz konusu olmadığını, sosyal hizmet merkezinde görevli bir memur tarafından kendisine “KHK ile ihraç olduğunuz için bakım yardımınız onaylanmamıştır” şeklinde şifahi bir bilgi verildiğini iddia ederek, % 88 oranında engelli olan otizmli oğlunun evde bakım hizmeti ücretinden yeniden faydalandırılmasını talep etmiştir.
17. Bilindiği üzere; Anayasa’nın 2. maddesinde yer alan hukuk devletinin temel ilkelerinden biri de “belirlilik”tir. Anayasa Mahkemesinin 17/04/2008 tarih ve 2005/5 Esas, 2008/93 Karar sayılı ilamında da açıkça vurgulanan belirlilik ilkesine göre, yasal düzenlemelerin hem kişiler hem de idare yönünden herhangi bir duraksamaya ve kuşkuya yer vermeyecek şekilde açık, net, anlaşılır, uygulanabilir ve nesnel olması, ayrıca kamu otoritelerinin keyfi uygulamalarına karşı koruyucu önlem içermesi gereklidir. Belirlilik ilkesi, hukuksal güvenlikle bağlantılı olup, bireyler belirli bir kesinlik içinde, hangi somut eylem ve olguya hangi hukuksal yaptırımın veya sonucun bağlandığını, bunların idareye hangi şekilde müdahale yetkisi verdiğini bilmelidir. Ancak bu durumda kişiler kendisine düşen yükümlülükleri öngörebilir ve davranışlarını ayarlayabilir. Hukuk güvenliği, normların öngörülebilir olmasını, bireylerin tüm eylem ve işlemlerinde devlete güven duyabilmesini, devletin de yasal düzenlemelerde bu güven duygusunu zedeleyici yöntemlerden kaçınmasını gerekli kılmaktadır.
18. Öte yandan; ekonomik ve sosyal menfaatleri için evde bakım hizmeti ücreti yardımından yararlandırılması talep edilen başvurucunun oğlu … …’ın “engelli bir çocuk” olduğu anlaşıldığından, ülkemizin taraf olduğu ve yukarıda açıklanan Uluslararası Sözleşmeler ile
T.C. Anayasası ve diğer ilgili mevzuat kapsamında hukuk devleti ilkesini benimsemiş tüm demokratik devletlerin kabul ettiği evrensel ilkelerden olan “çocuğun yüksek yararı ilkesi” ve “engelli hakları” konusunda burada bir kısım hatırlatmalar yapılması uygun olacaktır.
19. Bilindiği üzere, “çocuğun yüksek yararı” kavramı ilk kez 1959 Cenevre Çocuk Hakları
Bildirgesinde yer almış olup, aradan yaklaşık otuz yıl geçtikten sonra imzalanan Birleşmiş
Milletler Çocuk Hakları Sözleşmesi ile “çocuğun yüksek yararı” kavramı yeniden düzenlenmiştir. Ülkemiz bu Sözleşmeyi 14/09/1990’da imzalamış, 09/12/1994’te onaylamış ve
4058 sayılı Kanunun 11/12/1994 tarihinde Resmi Gazete’de yayımlanması ile ülkemizde
yürürlüğe girmiştir (Topuzoğlu, Aşkın Yaşar, “Çocuk Hakları”, “Mağdur Çocukların
Hukuksal Konumu”, İstanbul Barosu Yayın Kurulu, İstanbul 2004, s. 19). Sözleşmede, çocuğun korunmasına yönelik haklar yanında bağımsızlığına yönelik haklar da düzenlenmiş, ancak daha da önemlisi çocuğun yüksek yararı temel ilke olarak benimsenmiştir. Sözleşmede çocuğun yüksek yararından pek çok maddede söz edilmesine rağmen bu maddelerde çocuğun yüksek yararının ne olduğundan ziyade çocuğun yüksek yararına aykırı düşmedikçe veya uygun düştükçe çocuğun haklarının nasıl uygulanacağı açıklanmıştır. Çocuğun her tür istismarı, çocuğun ekonomik sömürüye ve her türlü tehlikeli işte ya da eğitimine zarar verecek ya da sağlığı veya bedensel, zihinsel, ruhsal, ahlaksal ya da toplumsal gelişimi için zararlı olabilecek nitelikte çalıştırılması, çocuğun kişiliğine ve onuruna saldırı ile ayrımcılık gibi eylemler yasaklanmış olup, çocuğun hakları bu eylemlere karşı korunmaktadır (Zermatten, Jean, “The
Best Interests of the Child Principle: Literal Analysis and Function”, International Journal of
Children’s Rights, Number 18, 2010, s.486-492). Çocuğun yüksek yararının belirlenmesinde
Sözleşmenin başlangıç metninde ifade edilen amaçlar da yol göstermektedir. Söz konusu amaçlardan anlaşılan, çocuğun özel ilgi ve yardıma gereksinim duyduğu, ailesinin desteklenmesi gerektiği, çocuğun sevgi ve anlayış içindeki bir aile ortamında büyümesi gerekliliği, çocuğun barış, değerbilirlik, hoşgörü, özgürlük, eşitlik ve dayanışma ruhu içinde yetişmesi gerekliliğidir. Bu gerekliliklerin nedeni ise çocuğun kişiliğinin gelişimi, esenliği, uyumu, toplumda bağımsızlaşabilmesi olarak sunulmuştur.
20. Yasama organı, sosyal hizmet kurumları, sağlık kurumları, eğitim kurumları ve çocuğun korunmasında görevli ve yetkili diğer kurumlar, yani yürütme organı ile mahkemeler çocuğu ilgilendiren tüm işlem ve davalarda çocuğun yüksek yararını gözetmekle yükümlüdür (Akyüz, Emine, Çocuk Hukuku, 3. Baskı, Ankara 2013, s. 47.). Bu itibarla, toplumun bedensel ve zihinsel yönden en güçsüz ve başkalarına en bağımlı şekilde hayatını devam ettirebilen çocuklar, hukukun öncelikli konusudur ve çocukların özel olarak korunması anayasa ve yasalarda açıkça güvence altına alınmalıdır. Bu kapsamda T.C. Anayasasının 5, 10, 41 ve 61. maddeleri ile 2828 sayılı Sosyal Hizmetler Kanunu, 5395 sayılı Çocuk Koruma Kanunu,
6328 sayılı Kamu Denetçiliği Kurumu Kanunu ve bu kanunların uygulanmasına dair
yönetmeliklerde yer alan pek çok maddede “çocuğun yüksek yararı” ilkesi de gözetilerek düzenlemeler yapılmıştır.
21. Öte yandan; çeşitli toplum kesimleri gibi, “engellilere” yönelik uluslararası metinler de her geçen gün artmakta olup, bunların bir bölümü ilke kararı, tavsiye kararı ve bildirge gibi yol gösterici ve tavsiye niteliğindeki metinler olup, bir bölümü ise altında imzası bulunan ülkeleri bağlayıcı ve o ülkelerin uymak zorunda oldukları hukuk normlarıdır. 10 Aralık 1948’de
Birleşmiş Milletlerce kabul edilen İnsan Hakları Evrensel Bildirgesi ile başlayan süreç, toplumun diğer kesimlerine olduğu gibi engellilere yönelik uluslararası metinlerin de ateşleyicisi olmuş, bu doğrultuda Birleşmiş Milletlerce 1975 yılında kabul edilen “Sakat
Kişilerin Hakları Beyannamesi” ile yine Birleşmiş Milletler tarafından 1993 yılında kabul edilen “Sakatlar İçin Fırsat Eşitliği Konusunda Standart Kurallar” metni o dönemde hukuki bağlayıcılığı olmamakla birlikte en kapsamlı ve önemli yazılı belgeler olmuşlardır.
22. Buna karşılık, 13 Aralık 2006 tarihinde Birleşmiş Milletler Genel Kurulu tarafından kabul edilen ve imzaya açıldığı 30 Mart 2007 günü, aralarında ülkemizin de bulunduğu 81 ülke tarafından imzalanarak yürürlüğe giren Birleşmiş Milletler Engelli Hakları Sözleşmesi, altında imzası bulunan ülkeleri bağlayıcı ilk sözleşme olması nedeniyle büyük öneme sahiptir.
50 maddeden ve 1 İhtiyari Ek Protokolden oluşan Birleşmiş Milletler Engelli Hakları
Sözleşmesi, “Sakat Kişilerin Hakları Beyannamesi” ve “Sakatlar İçin Fırsat Eşitliği Konusunda
Standart Kurallar” metninin uyumlu bir sentezi niteliğinde olup, yeni haklar getirmemekle birlikte, bu güne kadar çeşitli metinlerde ifadesini bulmuş olan haklar, bu Sözleşme içerisinde derlenip kapsamlı ve bütünlüklü bir duruma getirilmiştir. Sözleşme içerisinde engellilerin ekonomik, kültürel, politik vb. konulardaki hakları ayrıntılı bir biçimde düzenlenmiştir.
Engellilerin aile yaşamından, kent yaşamından, istihdamından sosyal güvenliğine, çocuk, kadın ve yaşlı engellilerin durumundan ayrımcılığa, hemen her konudaki temel engelli hakları güvence altına alınarak bu konuda devletlere görev ve sorumluluklar yüklenmiştir. Bu kapsamda T.C. Anayasasının 5, 10 ve 61. maddeleri ile 2828 sayılı Sosyal Hizmetler Kanunu,
5378 sayılı Engelliler Hakkında Kanun, 6328 sayılı Kamu Denetçiliği Kurumu Kanunu ve bu
kanunların uygulanmasına dair yönetmeliklerde yer alan pek çok maddede “engelli hakları” güvence altına alınacak şekilde düzenlemeler yapılmıştır (http://www.altinokta.org.tr/yazardetay.asp.49).
23. Yukarıda bahsi geçen şikâyet başvurusunun çözüme kavuşturulabilmesi için; öncelikle engelli bir çocuğun yakınlarının hangi mevzuat hükümleri doğrultusunda evde bakım hizmeti ücreti yardımından faydalandırılabileceği, akabinde ise somut olayın özelliklerine göre başvurucunun ilgili mevzuat hükümlerine göre bu sosyal yardımdan yararlanıp yararlanamayacağı hususlarının tüm dayanaklarıyla ortaya konulması büyük önem arz etmektedir.
24. Danıştay 10. Dairesinin 15/01/2019 tarih ve …/… Esas, …/… Karar sayılı içtihat kararı ile aynı Dairenin istikrar kazanmış benzer pek çok kararında da açıkça vurgulandığı üzere; “evde bakım hizmeti ücreti” adı altındaki sosyal yardımdan yararlanma koşullarının 2828 sayılı Sosyal
Hizmetler Kanununun Ek 7 nci maddesinde düzenlendiği, anılan maddeye göre bu ad altındaki devlet desteğinden yararlanacak engellileri belirlemek için “ekonomik yoksunluk” ve
“bakıma muhtaçlık” olmak üzere iki kriter getirildiği görülmektedir.
25. “Ekonomik yoksunluk” ölçütü, genel itibariyle, engelli ve bakmakla yükümlü olduğu bireylerin bütün gelirlerinden kişi başına düşecek tutarın, geçim ve bakım masrafları için yetersiz olacağı varsayılan bir aylık net asgari ücretin 2/3’ünden düşük olması şeklinde belirlenmiş olup, somut olayda engelli çocuğun babası olan başvurucunun daha önce cezaevinde infaz koruma memuru olarak görevli iken FETÖ/PDY terör örgütüne mensubiyeti, irtibatı veya iltisakı görülerek idari soruşturma kapsamında meslekten çıkarıldığı, halen gündelik işlerde çalışarak ailesinin geçimini temin ettiği ve hâlihazırda engelli çocuğun ailesindeki kişi başı aylık gelirin asgari ücretin 2/3’ünden az olduğu, böylece engelli çocuğa evde bakım yardımı için mevzuatın aradığı “ekonomik yoksunluk” kriterinin gerçekleştiği, bizzat ilgili İdare tarafından düzenlenen 02/04/2018 tarihli “Engelli Evde
Bakım Raporu” içeriğinden açıkça anlaşılmaktadır.
26. Böylece, ilgili mevzuatın aradığı “ekonomik yoksunluk” kriterini karşıladığı anlaşılan engelli çocuk ve ailesi bakımından olması gereken ikinci ve son yasal kriter, engelli çocuğun mevcut engeline ilişkin tıbbî gerçeklere ve gerekliliklere aykırı olmamak üzere ilgili mevzuat gereği üç kişilik uzman heyetin yerinde yapacakları gözlemsel değerlendirmeler sonucu düzenleyecekleri raporla tespit edecekleri “bakıma muhtaçlık” kriteridir.
27. Başvurucunun şikâyete konu ettiği somut olaya ilişkin sunduğu bilgi ve belgeler ile muhatap
İdareden alınan yazı cevapları birlikte değerlendirildiğinde; İstanbul Kanuni Sultan Süleyman
Eğitim ve Araştırma Hastanesi tarafından 12.11.2015 tarihli ve … no’lu Engelli Sağlık Kurulu
Raporu ile % 80 oranında otizmli ağır engelli olduğu belirlenen başvurucunun oğlu … …’ın, evde bakım hizmeti ücreti adı altında devlet desteğinden yararlanması yönündeki ilk talebine istinaden Beylikdüzü Evde Bakım Hizmetleri Değerlendirme Heyeti tarafından yapılan inceleme sonrasında düzenlenen 17.02.2016 tarihli Engelli Evde Bakım Raporu ile engelli çocuğun öz bakım ihtiyaçlarını giderme durumunun “Kısmen Bağımlı”, hareket durumunun
“Bağımsız”, sosyal becerileri ve güvenlikte olma durumunun “Tam Bağımlı”, ev işlerini ve idaresini yapabilme durumunun ise “Tam bağımlı” olarak tespit edildiği, buna göre engelli çocuğa 2828 sayılı Kanun ile Bakıma Muhtaç Engellilerin Tespiti ve Bakım Hizmetlerinin
Belirlenmesine İlişkin Yönetmeliğin ilgili maddeleri gereğince evde bakım ücreti yardımı bağlandığı anlaşılmıştır.
28. Engelli çocuğun ailesinin Şanlıurfa iline taşınacak olması nedeniyle annesi … … tarafından
Beylikdüzü Sosyal Hizmet Merkezi Müdürlüğüne nakil istemiyle dilekçe verildiği, İstanbul
Aile ve Sosyal Politikalar İl Müdürlüğünün 13.02.2018 tarihli ve … sayılı yazısı ile engelli çocuk … …’a ait dosyanın Şanlıurfa İl Müdürlüğüne, ardından İl Müdürlüğünün 22.02.2018 tarihli ve … sayılı yazısı ile Harran Sosyal Hizmet Merkezi Müdürlüğüne gönderildiği, adı geçen engelli çocuk için Silivri Devlet Hastanesi tarafından % 88 oranında otizmli ağır engelli olduğu teşhisiyle düzenlenen 08.11.2017 tarihli yeni sağlık kurulu raporu ile annenin
Harran Sosyal Hizmet Merkezi Müdürlüğüne başvurduğu, Harran Evde Bakım Hizmetleri
Değerlendirme Heyeti tarafından yapılan inceleme sonrasında düzenlenen 29.03.2018 tarihli
Bakım Raporunda ise; engellinin öz bakım ihtiyaçlarını giderme durumunun “Bağımsız”, engellinin hareket durumunun “Bağımsız”, engellinin sosyal becerileri ve güvenlikte olma durumunun “Bağımsız”, engellinin ev işlerini ve idaresini yapabilme durumunun “Bağımsız” olarak tespit edildiği ve buna göre engelli çocuğun bir başkasının yardımına ihtiyaç duymadan tüm ihtiyaçlarını karşılayabilecek durumda olduğu gerekçesiyle bu defa kendisine evde bakım ücreti bağlanmasının uygun görülmediği belirtilmiştir.
29. Bunun üzerine, engelli çocuğun babası … …’ın Kamu Denetçiliği Kurumuna başvurduğu, başvuru hakkında Şanlıurfa Aile, Çalışma ve Sosyal Hizmetler İl Müdürlüğüne “Gönderme
Kararı” verildiği, Harran Sosyal Hizmet Merkezi Müdürlüğünün 12.10.2018 tarihli ve …sayılı yazısı ile … ailesinin ikametgâh adresinde yapılan sosyal inceleme neticesinde engelli çocuk
… …’ın muhtaçlık kriterlerini taşımadığının tespit edildiği gerekçesiyle ailesinin evde bakım ücreti talebinin reddedildiği bildirilmiştir.
30. Akabinde, başvurucunun Kamu Denetçiliği Kurumuna tekrar başvurması üzerine ve
Kurumumuz tarafından verilecek karara esas olmak üzere, 19.03.2019 tarihli ve … sayılı bilgi belge isteme yazısı ile başvuru belgesinde yer alan iddiaların gerçeği yansıtıp yansıtmadığı tespit edilerek başvurucunun engelli çocuğu … …’a evde bakım ücreti bağlanıp bağlanmaması hususunda İstanbul Aile, Çalışma ve Sosyal Hizmetler İl Müdürlüğü ile
Şanlıurfa Aile, Çalışma ve Sosyal Hizmetler İl Müdürlüğü arasında oluşan “görüş farklılığı”nın ortaya konulabilmesini teminen, Aile Çalışma ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı
Sosyal Yardımlar Genel Müdürlüğü tarafından oluşturulacak mesleki yeterliliği haiz 3 kişilik bir komisyon marifetiyle gerekli incelemenin yapılarak engelli çocuk hakkında, adı geçen İl
Müdürlükleri tarafından düzenlenen iki rapor arasındaki görüş farklılığının ve birbirine zıt uygulamanın nedenlerinin somut bir şekilde ortaya konularak ilgili mevzuat hükümleri doğrultusunda engelli çocuğun evde bakım ücreti yardımından faydalanıp faydalanamayacağı konusunda nihai kararın verilmesi talep edilmiştir.
31. Aile Çalışma ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı Sosyal Yardımlar Genel Müdürlüğü
Engelli ve Yaşlı Yardımları Daire Başkanlığından alınan 08.05.2019 tarihli ve …sayılı cevabi yazıda ise özetle; Genel Müdürlüğün 05.04.2019 tarihli ve … sayılı yazısı ile durumun
Şanlıurfa İl Müdürlüğüne bildirildiği, İl Müdürlüğünün 10.04.2019 tarihli ve … sayılı cevabi yazısına göre Harran Sosyal Hizmet Merkezi Bakım Hizmetleri Değerlendirme Heyeti tarafından engelli çocuk … …’ın ikamet adresine 08.04.2019 tarihinde yeniden incelemeye gidildiği ve inceleme neticesinde engelli çocuğun kişisel bakım hizmetlerini tek başına yapabilmesi sebebiyle, engelinin Kanunda belirtilen “bakıma ihtiyacı olma” kriterini sağlamadığı için evde bakım ücreti yardımı başvurusunun reddedildiği anlaşılmakla birlikte, aynı engelli çocuk için Bakanlıklarına bağlı İstanbul İl Müdürlüğü ile Şanlıurfa İl
Müdürlüğü arasında oluşan ve tamamen birbirine zıt değerlendirmenin somut gerekçelerinin ortaya konulmadığı ve her iki İl Müdürlüğü bünyesinde düzenlenen
Engelli Evde Bakım Raporlarındaki çelişkinin gerekçeleriyle açıklanmadığı anlaşılmıştır.
32. Kurumumuzca yapılan değerlendirme neticesinde; bahse konu engelli sağlık kurulu raporlarına göre ağır engelli otizmli olduğu tespit edilen … …’ın, Aile, Çalışma ve Sosyal
Hizmetler Bakanlığına bağlı İstanbul İl Müdürlüğü nezdinde düzenlenen Engelli Evde Bakım
Raporunda, 2828 sayılı Sosyal Hizmetler Kanununun Ek 7 nci maddesinde belirtilen “bakıma muhtaçlık” kriterini sağladığından bahisle ailesine evde bakım hizmeti ücreti ödenmesine karar verilmesine karşın, adı geçenin engellilik ve bakıma muhtaçlığı konusunda tıbbi olarak düzelme gösterdiğine dair somut bir tespit olmamasına rağmen aynı engelli çocuk hakkında bu defa Şanlıurfa İl Müdürlüğü nezdinde düzenlenen Engelli Evde Bakım Raporunda, engelli çocuğun anılan Kanunun aradığı “bakıma muhtaçlık” kriterini sağlamadığından bahisle ailesine evde bakım hizmeti ücreti ödenmemesine karar verildiği, bu haliyle aynı Bakanlığa bağlı farklı il taşra teşkilatlarının tamamen birbirine zıt yöndeki uygulamaları arasında oluşan çelişkinin somut gerekçeleri talebe rağmen ortaya konulmadığından ve hangi İl
Müdürlüğünün uygulamasının mevzuatın aradığı şartları taşıdığı bu aşamada belirlenemediğinden, engelli çocuğun ailesine ödenen evde bakım hizmeti ücretinin daha sonra ödenmemesi işleminde hukuk ve hakkaniyete uyarlık görülmemiştir.
B. İyi Yönetim İlkeleri Yönünden Değerlendirme 33. Günümüzde demokratik, modern ve katılımcı yönetim anlayışında idarelerden sadece hukuka uygun olarak hareket etmeleri değil aynı zamanda iyi yönetişim ilkelerine de uygun işlem tesis etmeleri de beklenmektedir.
34. 28/03/2013 tarihli ve 28601 mükerrer sayılı Resmi Gazetede yayımlanan Kamu Denetçiliği
Kurumu Kanununun Uygulanmasına İlişkin Usul ve Esaslar Hakkında Yönetmeliğin “İyi
Yönetim İlkeleri” başlıklı 6 ncı maddesinde; Kurumun, inceleme ve araştırma yaparken insan haklarına dayalı adalet anlayışı içinde; kanunlara uygunluk, ayrımcılığın önlenmesi, ölçülülük, yetkinin kötüye kullanılmaması; eşitlik, tarafsızlık, dürüstlük, nezaket, şeffaflık, hesap verilebilirlik, haklı beklentiye uygunluk, kazanılmış hakların korunması, dinlenilme hakkı, savunma hakkı, bilgi edinme hakkı, makul sürede karar verme, kararların gerekçeli olması, karara karşı başvuru yollarının gösterilmesi, kararın geciktirilmeksizin bildirilmesi, kişisel verilerin korunması gibi iyi yönetim ilkelerine uygun işlem ve eylem ile tutum veya davranışta bulunup bulunmadığını gözeteceği düzenlenmiştir. Söz konusu Yönetmelik hükmünde yer alan ilkelerin kaynağını teşkil eden Avrupa Birliği Temel Haklar Şartının 41 inci maddesinde de iyi yönetim hakkından bahsedilmekte olup, benzer ilkelere Avrupa Parlamentosu tarafından kabul edilen “Avrupa Doğru İdari Davranış Yasası”nda da yer verilmiştir.
35. Söz konusu ilkeler yönünden yapılan değerlendirme neticesinde; idarenin başvurucuya gönderdiği cevabi yazılarında, hangi kanun yollarına ve mercilere başvurulabileceği ve süreleri hakkında bilgiye yer verdiği, bu suretle iyi yönetişim ilkelerinden “karara karşı başvuru yollarının gösterilmesi” ilkesine uyulduğu, buna karşılık şikâyet başvurusu kapsamında
Kurumumuzca istenilen bilgi ve belgelerin idare tarafından süresi içerisinde gönderilmediği gibi taşra birimleri arasında oluşan uygulama farklılığının somut gerekçelerinin bu yöndeki talebe rağmen tam olarak ortaya konulmadığı anlaşılmış olup, böylece idarenin “kararların gerekçeli olması” ve “makul sürede karar verme” ilkelerine uygun hareket etmediği anlaşıldığından, idarenin bundan böyle bu ilkelere de uyması beklenmektedir.
VI. HAK ARAMA ÖZGÜRLÜĞÜNE İLİŞKİN AÇIKLAMA
36. 6328 sayılı Kanunun 21 inci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca, bu Tavsiye Kararının
İdareye tebliğ tarihinden itibaren 30 gün içinde idare tarafından herhangi bir eylem ya da işlem tesis edilmezse (varsa) dava açma süresinden kalan süre işlemeye devam edecek olup, görevli ve yetkili İdare Mahkemesinde yargı yolu açıktır.
VII. KARAR
Yukarıda açıklanan gerekçelerle BAŞVURUNUN KABULÜNE, Başvurucunun engelli çocuğu … … için talep ettiği evde bakım hizmeti ücreti yardımından faydalanması gerekip gerekmediği konusunda İstanbul Aile, Çalışma ve Sosyal Hizmetler İl
Müdürlüğü ile Şanlıurfa Aile, Çalışma ve Sosyal Hizmetler İl Müdürlüğü arasında oluşan uygulama farklılığının giderilmesi ve sonucunda engelli çocuğun ailesine bahse konu devlet desteği sağlanması gerekip gerekmediğinin belirlenmesi hususlarında Aile ve Sosyal Politikalar
Bakanlığı Denetim Hizmetleri Başkanlığı Yönetmeliğinin 12 nci maddesinin birinci fıkrasının (a), (b) ve (c) bentleri uyarınca AİLE, ÇALIŞMA VE SOSYAL HİZMETLER
BAKANLIĞINA TAVSİYEDE BULUNULMASINA,
6328 sayılı Kamu Denetçiliği Kurumu Kanununun 20 nci maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca,
Sosyal Güvenlik Kurumunca bu karar üzerine tesis edilecek işlemin otuz gün içinde
Kurumumuza bildirilmesinin zorunlu olduğuna, Kararın, BAŞVURANA VE SOSYAL GÜVENLİK KURUMU BAŞKANLIĞINA tebliğine, Türkiye Cumhuriyeti Kamu Başdenetçisince karar verildi.
e-imzalıdır
Şeref MALKOÇ
Kamu Başdenetçisi