ÖZET: Başvuru, Bilgi Edinme Hakkı Kanunu ve Avukatlık Kanunu çerçevesinde, müvekkil şirketin aleyhine düzenlenen iki trafik kural ihlali tutanağını tanzim eden fahri trafik müfettişinin isim ve soy isim bilgisinin talep edilmesine yöneliktir. Başvuran vekili, Emniyet Genel Müdürlüğü’ne yaptığı başvurunun reddedilmesi üzerine Kamu Denetçiliği Kurumu’na itirazda bulunmuş ve talebinin kabul edilmesini istemiştir. Ancak, idare, özel hayatın gizliliği gerekçesiyle bu talebi reddetmiştir.

Kamu Denetçiliği Kurumu, başvuru dosyasındaki bilgi ve belgelerin yeterli olduğunu belirterek, idareden ek bilgi talep etmemiştir. Başvuran vekilinin talebi, avukatlık mesleğinin gereklilikleri çerçevesinde değerlendirildiğinde, avukatların bilgi edinme hakkına dair sınırlamaların, ilgili kanunlarda açıkça belirtilmesi gerektiği vurgulanmıştır. Fahri trafik müfettişlerinin kişisel bilgilerinin gizliliği, 6698 sayılı Kişisel Verilerin Korunması Kanunu kapsamında korunmaktadır.

Sonuç olarak, başvuran vekilinin talep ettiği bilgilerin kişisel veri niteliği taşıdığı ve bu bilgilerin, ilgili kişinin açık rızası olmaksızın paylaşılmasının mümkün olmadığı belirlenmiştir. Bu nedenle, başvurunun reddedilmesi gerektiği sonucuna varılmıştır.

T.C. TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ KAMU DENETÇİLİĞİ KURUMU

(OMBUDSMANLIK)

SAYI : 2024/9808-S.24.15135

BAŞVURU NO : 2024/6590

KARAR TARİHİ : 17.09.2024

RET KARARI

Adres:

BAŞVURAN VEKİLİ / TEMSİLCİSİ : ,TCKN:

Adres:

BAŞVURUYA KONU İDARE : EMNİYET GENEL MÜDÜRLÜĞÜ

BAŞVURUNUN KONUSU : Bilgi Edinme Hakkı Kanunu ve Avukatlık Kanunu kapsamında fahri trafik müfettişinin isim ve soy isim bilgisinin talebi hakkındadır.

BAŞVURU TARİHİ : 23.05.2024

I. BAŞVURANIN İDDİA VE TALEPLERİ

1. Kurumumuza vekil aracılığıyla yapılan başvuruda başvuran

Şirketi vekili Av. özetle; müvekkil şirketin Şanlıurfa ilinde grup araçların yetkili bayi ve servisi olduğunu, müvekkil şirket aleyhine düzenlenen 29.03.2023 tarihli ve

A- numaralı Fahri Trafik Müfettişleri Trafik Kural İhlali Tespit Tutanağını ve 14.07.2022

Tarihli ve seri numaralı Fahri Trafik Müfettişleri Trafik Kural İhlali Tespit Tutanağını tanzim eden Sicil numaralı fahri trafik müfettişinin isim ve soy isim bilgisini Bilgi Edinme Hakkı

Kanunu ve Avukatlık Kanunu madde 2/3 uyarınca Emniyet Genel Müdürlüğünden CİMER vasıtası ile talep ettiklerini, Emniyet Genel Müdürlüğünce verilen cevapta taleplerinin reddedildiğini, başvurunun reddedilmesi üzerine Bilgi Edinme Değerlendirme Kuruluna itiraz başvurusunda bulunulduğunu, itiraz başvurusunda idari işlemlerin açıklık ilkesi gereğince gizliliğin istisna açıklığın ise esas olduğunu beyanla

Kuruldan itirazın kabulüne karar verilerek bilgi edinme isteminin karşılanması yönünde karar verilmesinin

/

talep edildiğini ve başvurunun özel hayatın gizliliği öne sürülerek reddedildiğini iddia ve ifade ederek başvurunun kabulü ile bilgi edinme isteminin karşılanması yönünde karar verilmesini talep etmektedir.

II. İDARENİN BAŞVURUYA İLİŞKİN AÇIKLAMALARI

2. İlgili mevzuat ve başvuru konusu birlikte değerlendirildiğinde, şikâyet başvuru dosyasında yer alan bilgi ve belgelerin, şikâyet başvurusu hakkında Kurumumuzca bir karar verilebilmesi için yeterli olduğu kanaatine varılmış; İdareden ayrıca bilgi ve belge talebinde bulunulmamıştır.

III. İLGİLİ MEVZUAT

3. 2709 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın; 3.1. “II. Cumhuriyetin nitelikleri” başlıklı 2’nci maddesinde; “Türkiye Cumhuriyeti, toplumun huzuru, milli dayanışma ve adalet anlayışı içinde, insan haklarına saygılı, Atatürk milliyetçiliğine bağlı, başlangıçta belirtilen temel ilkelere dayanan, demokratik, laik ve sosyal bir hukuk Devletidir.”, 3.2. “Özel hayatın gizliliği” başlıklı 20’nci maddesinin ilgili fıkralarında; “Herkes, özel hayatına ve aile hayatına saygı gösterilmesini isteme hakkına sahiptir. Özel hayatın ve aile hayatının gizliliğine dokunulamaz.

Herkes, kendisiyle ilgili kişisel verilerin korunmasını isteme hakkına sahiptir. Bu hak; kişinin kendisiyle ilgili kişisel veriler hakkında bilgilendirilme, bu verilere erişme, bunların düzeltilmesini veya silinmesini talep etme ve amaçları doğrultusunda kullanılıp kullanılmadığını öğrenmeyi de kapsar. Kişisel veriler, ancak kanunda öngörülen hallerde veya kişinin açık rızasıyla işlenebilir. Kişisel verilerin korunmasına ilişkin esas ve usuller kanunla düzenlenir.” 3.3. “Hak arama hürriyeti” başlıklı 36’ncı maddesinde; “Herkes, meşru vasıta ve yollardan faydalanmak suretiyle yargı mercileri önünde davacı veya davalı olarak iddia ve savunma ile adil yargılanma hakkına sahiptir.” , 3.4. “Dilekçe, bilgi edinme ve kamu denetçisine başvurma hakkı” başlıklı 74’üncü maddesinin 3’üncü ve 4’üncü fıkralarında; “Herkes, bilgi edinme ve kamu denetçisine başvurma hakkına sahiptir.

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına bağlı olarak kurulan Kamu Denetçiliği Kurumu idarenin işleyişiyle ilgili şikâyetleri inceler.”, 4. 6328 sayılı Kamu Denetçiliği Kurumu Kanunu’nun “Kurumun Görevi” başlıklı 5’inci maddesinin birinci fıkrasında; “Kurum, idarenin işleyişiyle ilgili şikayet üzerine, idarenin her türlü eylem ve işlemleri ile tutum ve davranışlarını; insan haklarına dayalı adalet anlayışı içinde, hukuka ve hakkaniyete uygunluk yönlerinden incelemek, araştırmak ve idareye önerilerde bulunmakla görevlidir.”, 5. 1136 sayılı Avukatlık Kanunu’nun; 5.1. “Avukatlığın mahiyeti” başlıklı 1’inci maddesinde; “Avukatlık, kamu hizmeti ve serbest bir meslektir. Avukat, yargının kurucu unsurlarından olan bağımsız savunmayı serbestçe temsil eder”, 5.2. “Avukatlığın amacı” başlıklı 2’nci maddesinin üçüncü fıkrasında; “Yargı organları, emniyet makamları, diğer kamu kurum ve kuruluşları ile kamu iktisadi teşebbüsleri, özel ve kamuya ait bankalar, noterler, sigorta şirketleri ve vakıflar avukatlara görevlerinin yerine getirilmesinde yardımcı olmak zorundadır. Kanunlarındaki özel hükümler saklı kalmak kaydıyla, bu kurumlar avukatın gerek duyduğu

/

bilgi ve belgeleri incelemesine sunmakla yükümlüdür. Bu belgelerden örnek alınması vekâletname ibrazına bağlıdır. Derdest davalarda müzekkereler duruşma günü beklenmeksizin mahkemeden alınabilir”, 6. 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu’nun;

6.1 “Suç ve ceza tutanakları” başlıklı 114’üncü maddesinde; “Bu Kanunda yazılı trafik suçlarını

işleyenler hakkında yetki sınırları içinde Emniyet Genel Müdürlüğü ve Jandarma Genel Komutanlığı personeli ile Ulaştırma Bakanlığının ve Karayolları Genel Müdürlüğünün ilgili birimlerinin il ve ilçe kuruluşlarında görevli ve yetkili kılınmış personelince tutanak düzenlenir”, 6.2. “Fahri trafik müfettişliği” başlıklı 6’ncı ek maddesinde; “Sürücülerin trafik kurallarına uyup uymadığını denetlemekle sorumlu olan yetkililere yardımcı olmak üzere Karayolu Trafik Güvenliği

Kurulunca önerilen ve Karayolu Trafik Güvenliği Üst Kurulunca uygun görülen kişilere, valilerce “fahri trafik müfettişliği” görevi verilir.

Fahri trafik müfettişleri; 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanununun suç saydığı fiilleri işleyenler hakkında işlem yapılması amacıyla, Emniyet Genel Müdürlüğünce kendilerine verilen tutanağı düzenlemek ve bunları aracın tescilli olduğu trafik kuruluşuna gönderilmek üzere en geç bir hafta içerisinde herhangi bir trafik kuruluşuna teslim etmek zorundadırlar.

Fahri trafik müfettişleri İçişleri Bakanlığının belirleyeceği esas ve usullere göre eğitime tabi tutulabilirler.

Bu hizmet fahri ve ücretsizdir.

Görevini kötüye kullandığı tespit edilen fahri trafik müfettişleri iki aydan altı aya kadar hafif hapis cezası ile cezalandırılırlar. Yargılamaları tabi oldukları esaslara göre yapılır.

Ayrıca belgeleri iptal edilir.

Fahri trafik müfettişlerinin yetki ve sorumlulukları ile diğer usul ve esaslar İçişleri Bakanlığınca çıkarılacak yönetmelikte belirlenir”, 7. 6698 sayılı Kişisel Verileri Korunması Kanunu’nun; 7.1. “Amaç” başlıklı 1’inci maddesinde; “Bu Kanunun amacı, kişisel verilerin işlenmesinde başta özel hayatın gizliliği olmak üzere kişilerin temel hak ve özgürlüklerini korumak ve kişisel verileri işleyen gerçek ve tüzel kişilerin yükümlülükleri ile uyacakları usul ve esasları düzenlemektir.”, 7.2. “Tanımlar” başlıklı 3’üncü maddesinin ilgili kısımlarında; (1) Bu Kanunun uygulanmasında; d) Kişisel veri: Kimliği belirli veya belirlenebilir gerçek kişiye ilişkin her türlü bilgiyi, e) Kişisel verilerin işlenmesi: Kişisel verilerin tamamen veya kısmen otomatik olan ya da herhangi bir veri kayıt sisteminin parçası olmak kaydıyla otomatik olmayan yollarla elde edilmesi, kaydedilmesi, depolanması, muhafaza edilmesi, değiştirilmesi, yeniden düzenlenmesi, açıklanması, aktarılması, devralınması, elde edilebilir hâle getirilmesi, sınıflandırılması ya da kullanılmasının engellenmesi gibi veriler üzerinde gerçekleştirilen her türlü işlemi, (…) ifade eder”, 7.3. “Genel ilkeler” başlıklı 4’üncü maddesinde; “(1) Kişisel veriler, ancak bu Kanunda ve diğer kanunlarda öngörülen usul ve esaslara uygun olarak işlenebilir.

(2) Kişisel verilerin işlenmesinde aşağıdaki ilkelere uyulması zorunludur:

a) Hukuka ve dürüstlük kurallarına uygun olma.

b) Doğru ve gerektiğinde güncel olma.

c) Belirli, açık ve meşru amaçlar için işlenme.

ç) İşlendikleri amaçla bağlantılı, sınırlı ve ölçülü olma.

d) İlgili mevzuatta öngörülen veya işlendikleri amaç için gerekli olan süre kadar muhafaza edilme.” 7.4. “Kişisel verilerin işlenme şartları” başlıklı 5’inci maddesinde; (1) Kişisel veriler ilgili kişinin açık rızası olmaksızın işlenemez.

(2) Aşağıdaki şartlardan birinin varlığı hâlinde, ilgili kişinin açık rızası aranmaksızın kişisel verilerinin

işlenmesi mümkündür:

a) Kanunlarda açıkça öngörülmesi.

b) Fiili imkânsızlık nedeniyle rızasını açıklayamayacak durumda bulunan veya rızasına hukuki geçerlilik tanınmayan kişinin kendisinin ya da bir başkasının hayatı veya beden bütünlüğünün korunması için zorunlu olması.

c) Bir sözleşmenin kurulması veya ifasıyla doğrudan doğruya ilgili olması kaydıyla, sözleşmenin taraflarına ait kişisel verilerin işlenmesinin gerekli olması.

ç) Veri sorumlusunun hukuki yükümlülüğünü yerine getirebilmesi için zorunlu olması.

d) İlgili kişinin kendisi tarafından alenileştirilmiş olması.

e) Bir hakkın tesisi, kullanılması veya korunması için veri işlemenin zorunlu olması.

f) İlgili kişinin temel hak ve özgürlüklerine zarar vermemek kaydıyla, veri sorumlusunun meşru menfaatleri için veri işlenmesinin zorunlu olması.” 7.5. “Kişisel verilerin aktarılması” başlıklı 8’inci maddesinde; “(1) Kişisel veriler, ilgili kişinin açık rızası olmaksızın aktarılamaz.

(2) Kişisel veriler; a) 5 inci maddenin ikinci fıkrasında, b) Yeterli önlemler alınmak kaydıyla, 6 ncı maddenin üçüncü fıkrasında, belirtilen şartlardan birinin bulunması hâlinde, ilgili kişinin açık rızası aranmaksızın aktarılabilir.

(3) Kişisel verilerin aktarılmasına ilişkin diğer kanunlarda yer alan hükümler saklıdır”, 8. 5326 sayılı Kabahatler Kanunu’nun 27’nci maddesinin birinci fıkrasında; “İdarî para cezası ve mülkiyetin kamuya geçirilmesine ilişkin idarî yaptırım kararına karşı, kararın tebliği veya tefhimi tarihinden itibaren en geç onbeş gün içinde, sulh ceza mahkemesine başvurulabilir. Bu süre içinde başvurunun yapılmamış olması halinde idarî yaptırım kararı kesinleşir”, 9. 4982 sayılı Bilgi Edinme Hakkı Kanunu’nun; 9.1. “Amaç” başlıklı 1’inci maddesinde,

“Bu Kanunun amacı; demokratik ve şeffaf yönetimin gereği olan eşitlik, tarafsızlık ve açıklık ilkelerine uygun olarak kişilerin bilgi edinme hakkını kullanmalarına ilişkin esas ve usulleri düzenlemektir.”, 9.2. “Tanımlar” başlıklı 3’üncü maddesinin ilgili bentlerinde; “c) Bilgi: Kurum ve kuruluşların sahip oldukları kayıtlarda yer alan bu Kanun kapsamındaki her türlü veriyi, d) Belge: Kurum ve kuruluşların sahip oldukları bu Kanun kapsamındaki yazılı, basılı veya çoğaltılmış dosya, evrak, kitap, dergi, broşür, etüt, mektup, program, talimat, kroki, plân, film, fotoğraf, teyp ve video kaseti, harita, elektronik ortamda kaydedilen her türlü bilgi, haber ve veri taşıyıcılarını, (…) ifade eder.”, 9.3. “Bilgi edinme hakkı” başlıklı 4’üncü maddesinin 1’inci fıkrasında, “Herkes bilgi edinme hakkına sahiptir.”, 9.4. “Bilgi verme yükümlülüğü” başlıklı 5’inci maddesinin 1’inci fıkrasında, “Kurum ve kuruluşlar, bu Kanunda yer alan istisnalar dışındaki her türlü bilgi veya belgeyi başvuranların yararlanmasına sunmak ve bilgi edinme başvurularını etkin, süratli ve doğru sonuçlandırmak üzere, gerekli idarî ve teknik tedbirleri almakla yükümlüdürler.”, 9.5. “Özel hayatın gizliliği” başlıklı 21’inci maddesinde; “Kişinin izin verdiği hâller saklı kalmak üzere, özel hayatın gizliliği kapsamında, açıklanması hâlinde kişinin sağlık bilgileri ile özel ve aile hayatına, şeref ve haysiyetine, meslekî ve ekonomik değerlerine haksız müdahale oluşturacak bilgi veya belgeler, bilgi edinme hakkı kapsamı dışındadır. Kamu yararının gerektirdiği hâllerde, kişisel bilgi veya belgeler, kurum ve kuruluşlar tarafından, ilgili kişiye en az yedi gün önceden haber verilerek yazılı rızası alınmak koşuluyla açıklanabilir.” 10. 01.05.1997 tarihli ve 22976 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan Fahri Trafik Müfettişliği

Görev ve Çalışma Yönetmeliği’nin “Müfettişlerin Kişisel Bilgilerinin Gizliliği” başlıklı birinci ek maddesinde; “24/3/2016 tarihli ve 6698 sayılı Kişisel Verilerin Korunması Kanunu gereğince fahri trafik müfettişlerine ait kişisel bilgilerin gizliliği esastır. İlgili kurum ve kuruluşlar ile diğer yetkililer gizliliğin sağlanmasını teminen fahri trafik müfettişlerine ait kişisel bilgilerin üçüncü kişilerle paylaşılmaması konusunda gerekli tedbirleri almakla yükümlüdürler”, 11. Trafik İdari Para Cezası Karar Tutanaklarının Düzenlenmesinde, Tahsilinde ve Takibinde

Uygulanacak Usul ve Esaslar Hakkında Yönetmelik’in “başvuru yolu” başlıklı 16’ncı maddesinin ilk fıkrasında; “(1) Trafik İdari Para Cezası Karar Tutanağına karşı, kararın tebliği tarihinden itibaren en geç 15 (onbeş) gün içinde sulh ceza mahkemesine itiraz için başvurulabilir. Bu süre içinde başvurunun yapılmamış olması halinde idari para cezası kesinleşir”, Düzenlemelerine yer verilmiştir.

IV. KAMU DENETÇİSİ YAHYA AKMAN’IN KAMU BAŞDENETÇİSİ’NE ÖNERİSİ

12. İlgili mevzuat ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde, başvurunun reddi yönünde hazırlanan “Ret Kararı Önerisi” Kamu Başdenetçisi’ne sunulmuştur.

V. DEĞERLENDİRME VE GEREKÇE

A. Hukuka ve Hakkaniyete Uygunluk Yönünden 13. Başvuran vekilince özetle, Bilgi Edinme Hakkı Kanunu ve Avukatlık Kanunu’nun 2/3 fıkrası uyarınca, müvekkil Şirket aleyhine iki adet Fahri Trafik Müfettişleri Trafik Kural İhlali Tespit Tutanağını tanzim eden fahri trafik müfettişinin isim ve soy isim bilgisi talep edilmektedir.

14. Başvuran vekili söz konusu talebini Avukatlık Kanunu’nun 2/3’üncü fıkrasına da dayandırdığından, başvurunun öncelikle hak arama özgürlüğü çerçevesinde ele alınmasının gerekli olduğu değerlendirilmiştir.

15. Bilindiği üzere, Anayasa’nın 36’ncı maddesinde herkesin, meşru vasıta ve yollardan faydalanmak suretiyle yargı mercileri önünde davacı veya davalı olarak iddia ve savunma ile adil yargılanma hakkına sahip olduğu vurgulanmak suretiyle savunma hakkı güvence altına alınmıştır. Savunma hakkı, temel insan hakları arasında yer alan hak arama özgürlüğünün etkin bir şekilde kullanılması için vazgeçilmez olup adil yargılanma hakkının olmazsa olmaz unsurlarından biridir. Nitekim Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin 6’ncı maddesinde savunma hakkı adil yargılanma hakkının unsurları arasında sayılmış olup adil yargılamanın gerçekleşmesi için savunma hakkının etkin bir şekilde kullanılabilmesine imkân sağlanması gerektiği açıktır (KDK, B.No:2021/8956, K. T.20/10/2021, §11).

16. Avukatlık Kanunu’nun “Avukatlığın mahiyeti” başlıklı 1’inci maddesinde avukatın yargının kurucu unsurlarından olan bağımsız savunmayı serbestçe temsil ettiği, 2’nci maddesinde ise avukatlığın amacının hukuki münasebetlerin düzenlenmesini, her türlü hukuki mesele ve anlaşmazlıkların adalet ve hakkaniyete uygun olarak çözümlenmesini ve hukuk kurallarının tam olarak uygulanmasını her derecede yargı organları, hakemler, resmi ve özel kişi, kurul ve kurumlar nezdinde sağlamak olduğu ifade edilmiştir.

17. Medeni Usul Hukukumuzda taraflarca getirilme ilkesi geçerlidir. Bu ilke gereği taraflar kural olarak taleplerini dayandırdıkları iddia ve savunma vakıaları ile bunların doğruluğunu destekleyen delilleri mahkemeye bildirme sorumluluğunu taşımaktadır. Bu bakımdan, avukatın dava veya yargılama öncesinde dava malzemesi hakkında bilgi toplaması ve delil kaynaklarını araştırması gerekmektedir. Adil yargılamanın sağlanabilmesi için yargılamada uyuşmazlığa ilişkin bilgilerin toplanmasında tarafların birbiriyle veya üçüncü kişilerin taraflar ve mahkemeyle işbirliği yapması bu bakımdan büyük öneme sahiptir. Dolayısıyla; anlaşmazlıkların adalet ve hakkaniyete uygun olarak ve en kısa sürede çözümlenmesi, hukuki sorunların ve hukuk kurallarının tam olarak uygulanması, bireylerin hak ve özgürlüklerinin korunması ve hukuk devletinin işlerliğinin sağlanması bağlamında avukatlık mesleği yaşamsal bir önem taşımaktadır (KDK, B.No:2021/8956, K. T.20/10/2021, §12).

18. Avukatlar mesleklerini yukarıda belirtilen amaçlar doğrultusunda ifa ederken üstlendikleri iş ve hizmetleri, vekâlet verenin haklı menfaatlerini gözeterek özenle yürütmekle de yükümlü kılınmışlardır.

Avukatın özen yükümlülüğü çerçevesinde mesleğini icrası ile toplumun temel ilkelerinden biri olan adil yargılama ilkesine katkı sağlayacak yeterli ve elverişli delil ikame edebilmesi, ilgili kurum ve kuruluşlardan bilgi ve belge inceleme ve gerektiğinde bu belgelerden örnek alabilme yetkisini haiz olmasını gerekli kılmaktadır (KDK, B. No: 2020/99672, K.T. 05.05.2021, §24-25). Bu doğrultuda Avukatlık Kanunu’nun 2’nci maddesinin 3’üncü fıkrasının kabulü ile avukatlara dava veya duruşma öncesinde yahut muhtemel bir uyuşmazlığa ilişkin kamu ve bazı özel kuruluşlar nezdindeki bilgi ve belgelere erişim yetkisi tanınmıştır.

İlgili fıkra ile yargı organları, emniyet makamları, diğer kamu kurum ve kuruluşları ile kamu iktisadi teşebbüsleri, özel ve kamuya ait bankalar, noterler, sigorta şirketleri ve vakıfların avukatlara görevlerinin

yerine getirilmesinde yardımcı olmak zorunda olduğu ve Kanunlarındaki özel hükümler saklı kalmak kaydıyla, bu kurumların avukatın gerek duyduğu bilgi ve belgeleri incelemesine sunmakla yükümlü olduğu ve bu belgelerden örnek alınmasının vekâletname ibrazına bağlı olduğu hüküm altına alınmıştır.

19. Anılan madde uyarınca avukatların kamu kurum ve kuruluşlarından isteyebileceği belgelerin sınırlarının ve içeriğinin ne olacağı konusunda yaşanan duraksamanın giderilmesine ilişkin olarak Danıştay 1. Dairenin 2002/26 E., 2002/52 K., 10.04.2002 tarihli İstişari Kararında; “ (…) her türlü hukuki mesele ve anlaşmazlıkların her derecede yargı organları, hakemler, resmi ve özel kişi, kurul ve kurumlar nezdinde çözümlenmesi, hukuk kurallarının tam olarak, adalet ve hakkaniyete uygun biçimde uygulanması amacıyla görevlerini yerine getirirlerken maddede sayılan mercilere kendilerine yardımcı olma zorunluluğu getirilmiştir. Buradaki yardımcı olma zorunluluğu, avukatlık görevinin yerine getirilmesiyle sınırlıdır.

Ayrıca bu kurumlara kanunlarındaki özel hükümler saklı kalmak kaydıyla avukatın gerek duyduğu bilgi ve belgeleri incelemesine sunma yükümlülüğü de getirilmiştir” açıklamalarına yer verilmiştir. Görüldüğü üzere avukatların bilgi ve belge isteme yetkilerini belirtilen maddenin öngördüğü sınırlar içerisinde kullanabileceği, kurumların bilgi ve belgeleri avukatların incelemesine sunma yükümlülüğünün avukatların görevleri yerine getirmesiyle sınırlı olduğu ve bu yükümlülüğün istisnasını kanunlarda özel hükümlerin bulunması durumunun oluşturduğu ifade edilmektedir.

20. Bu bağlamda 1136 sayılı Kanun’un “Avukatlığın amacı” kenar başlıklı 2’nci maddesinin 3’üncü fıkrasında yer alan “Kanunlarındaki özel hükümler saklı kalmak kaydıyla, bu kurumlar avukatın gerek duyduğu bilgi ve belgeleri incelemesine sunmakla yükümlüdür” şeklindeki düzenlemenin adaletli bir yargılamaya hizmet etme noktasında avukatın yargılamaya etkin katılımına kamu kurumlarınca destek verilmesi amacını taşıdığı söylenebilir. Ancak anılan Kanun hükmünün avukatların bilgi belge taleplerinin dava konusuyla ilgili olup olmadığı idare tarafından tartışılmaksızın avukatların istedikleri her türlü bilgi ve belgeye erişimlerinin sağlanması gerektiği şeklindeki geniş yoruma müsait olmadığı açıktır (AYM, B.

No: 2016/4060, 17/09/2020, § 80).

21. Mevcut başvuruda başvuran vekili tarafından Fahri Trafik Müfettişleri Trafik Kural İhlali Tespit

Tutanağını tanzim eden fahri trafik müfettişinin isim ve soy isim bilgisi talep edilmektedir. 2918 sayılı

Karayolları Trafik Kanunu’nun “Fahri trafik müfettişliği” başlıklı 6’ncı ek maddesinde fahri trafik müfettişlerinin yetki ve sorumlulukları ile diğer usul ve esasların İçişleri Bakanlığınca çıkarılacak yönetmelikte belirleneceği düzenlemesine yer verilmiş olup bu doğrultuda çıkarılan Fahri Trafik

Müfettişliği Görev ve Çalışma Yönetmeliği’nin “Müfettişlerin Kişisel Bilgilerinin Gizliliği” başlıklı birinci ek maddesinde 6698 sayılı Kişisel Verilerin Korunması Kanunu gereğince fahri trafik müfettişlerine ait kişisel bilgilerin gizliliğinin esas olduğu ve ilgili kurum ve kuruluşlar ile diğer yetkililerin, gizliliğin sağlanmasını teminen fahri trafik müfettişlerine ait kişisel bilgilerin üçüncü kişilerle paylaşılmaması konusunda gerekli tedbirleri almakla yükümlü olduğu hüküm altına alınmıştır.

22. Bu sebeple öncelikle ilgili Yönetmelik hükmünün Avukatlık Kanunu’nun 2’nci maddesinin 3’üncü fıkrası çerçevesinde “Kanunlarındaki özel hükümler saklı kalmak kaydıyla” ibaresini karşılayıp karşılamadığının tespiti gerekmektedir. Avukatlık Kanunu’ndaki fıkra ile avukatın bilgi edinme hakkına getirilecek sınırlamanın kanunlardaki özel bir hükümle yapılması gerektiği belirtilmiştir. Bu kapsamda fahri trafik müfettişliğinin düzenlendiği 2198 sayılı Kanun’un açıkça bu hakkı sınırlandıran bir düzenleme içermediği görülmektedir. Kanun’un ek 6’ncı maddesi ile fahri trafik müfettişlerinin görevi, görevin fahri

ve ücretsiz olduğu, görevi kötüye kullanma durumunun yaptırımına yer verilmiş ve fahri trafik müfettişlerinin yetki ve sorumlulukları ile diğer usul ve esaslar İçişleri Bakanlığınca çıkarılacak yönetmelikte belirleneceği hüküm altına alınmıştır. Bu Kanun kapsamında fahri trafik müfettişlerinin kimliğinin gizli tutulması gerekliliğinin ana hatlarını düzenleyen bir hükme yer verilmemiştir.

23. Anayasa Mahkemesi, temel hak ve özgürlüklere getirilecek sınırlamaların değerlendirilmesine ilişkin kararlarında; Anayasa’da temel hak ve özgürlüklerin sınırlandırılması gibi münhasıran kanunla düzenlenmesi öngörülen konularda, kanunun temel esasları, ilkeleri ve çerçeveyi belirlemiş olması gerektiğini ve yasa koyucunun açıkça kanunla düzenlemesini öngördüğü konularda, yasama organının temel kuralları saptadıktan sonra, uzmanlık ve idare tekniğine ilişkin hususları yürütmeye bırakmasının yasama yetkisinin devri olarak yorumlanamayacağını kabul etmiştir (AYM, E.2014/133, K.2014/165, 30/10/2014). Bu bağlamda temel hak ve özgürlüklerin sınırlandırılmasına yönelik kanuni düzenlemelerde, kanun koyucu tarafından temel esaslar, ilkeler ve çerçeve belirlendikten sonra diğer ayrıntıların düzenleyici işlemler ile belirlenebileceği kabul edilmiştir (AYM, B. No: 2013/6693, 16/04/2015,§ 63).

24. Bu çerçevede Anayasa Mahkemesinin yorumunda ifade edilen hususlara kıyasla, Avukatlık

Kanunu’nun avukatın bilgi edinme hakkına getirdiği kısıtlamanın özel kanun hükmüyle yapılması gerekliliğini şart koştuğu göz önüne alındığında; 2918 sayılı Kanun’daki hüküm kapsamında kişisel verilerin korunmasına ilişkin genel bir çerçevenin çizilmediği ve genel kuralların saptanmadığı, bu sebeple ilgili Kanun maddesindeki “Fahri trafik müfettişlerinin yetki ve sorumlulukları ile diğer usul ve esaslar

İçişleri Bakanlığınca çıkarılacak yönetmelikte belirlenir” ifadesi ile verilen düzenleme yetkisince çıkarılan

Fahri Trafik Müfettişliği Görev ve Çalışma Yönetmeliği’nin “Müfettişlerin Kişisel Bilgilerinin Gizliliği” başlıklı ek 1’inci maddesi ile getirilen düzenlemelerin Avukatlık Kanunu’nca aranan özel kanundaki hüküm kapsamında bulunmadığı değerlendirilmiştir.

25. Diğer yandan Avukatlık Kanunu’nun 2’nci maddesinde sayılan kurumların “avukatlara görevlerinin yerine getirilmesinde” yardımcı olmak zorunda olduğu ve bu kurumların “avukatın gerek duyduğu bilgi ve belgeleri” incelemeye sunmakla yükümlü oldukları belirtilmiştir. Dolayısıyla bu ibareler kurumlar tarafından incelenemeye sunulması istenilen bilgi ve belgelere erişim talep eden avukatın, bu hakkını hangi sınırlar içerisinde kullanılabileceğinin tespiti noktasında önem taşımaktadır. Danıştay’ın yukarıda anılan kararında avukatın gerek duyduğu bilgi ve belge ifadesinin ne anlama geldiğine ilişkin açıklamalar şu şekildedir; “1136 sayılı Kanunun 2 nci maddesi ve yukarıda anılan diğer hükümleri ile

Medeni Kanunun 2 nci ve 3 üncü maddeleri hükümleri dikkate alındığında, avukatlara bilgi ve belge toplayabilme yetkisi veren hükümlerin genel sınırları ortaya çıkmış olmaktadır. Buna göre maddede sayılan kurum ve kuruluşların, avukatlara görevlerinin yerine getirilmesi kapsamında, müvekkilinin hukukunu savunabilmesine, haklarını dava etmesine, yargılama sürecinin çabuklaştırılmasına ve uyuşmazlıkların adalet ve hakkaniyete uygun olarak çözümlenmesine, adli makamlarca bir husus hakkında başka dairelere yazılan yazıların duruşma gününden önce alınmasına, bu yazılarda istenilen hususların takip edilmesi ve çabuklaştırılmasına ve gerekli bilgi ve belgelerin toplanabilmesine yardımcı olmaları gerekmektedir.

1136 sayılı Kanunun 2 nci maddesinin üçüncü fıkrasında yer alan “avukatın gerek duyduğu bilgi ve belge”

ifadesinin anlam ve kapsamının da yukarıda belirtilen genel hükümler çerçevesinde değerlendirilmesi gerekmekle birlikte, bu ifadede geçen “gerek” sözcüğünün herhangi bir işin yapılabilmesinin bağlı bulunduğu şey anlamını içerdiği, gerekliliği açıklayan nedenlerin ise”gerekçe” sözcüğü ile ifade edildiği

/

gözden uzak tutulmamalıdır. Gerek duymak, keyfi, hiçbir nedene bağlı olmaksızın bir şeyi istemek iradesi anlamına gelmemekte, herhangi bir işin yapılabilmesine bağlı bir istemi anlatmaktadır. Böyle olunca, avukatın gerek duyduğu bilgi ve belgeleri hangi işin yapılabilmesine bağlı olarak incelemek istediğini, gerekliliği açıklayan nedenlerle birlikte belirtmesi ve bu belgelerin incelemesine sunulması yasa hükmü gereğidir”.

26. Dolayısıyla mevcut başvuruda başvuran vekili tarafından talep edilen fahri trafik müfettişinin isim ve soy isim bilgisinin ilgili madde kapsamında avukatın gerek duyacağı ve görevini yerine getirilmesinde kullanılacak bir bilgi olup olmadığının değerlendirilmesi gerekir.

27. Fahri trafik müfettişliği gönüllülük esasına dayanan ve sürücülerin trafik kurallarına uyup uymadığını denetlemekle sorumlu olan yetkililere yardımcı olmak üzere gerçekleştirilen bir görevdir. Fahri trafik müfettişleri 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu’nun suç saydığı fiilleri işleyenler hakkında işlem yapılması amacıyla, tespit ettikleri kural ihlallerine ilişkin olarak fiziki ortamda düzenledikleri tutanakları herhangi bir trafik ekip veya kuruluşuna elden, elektronik ortamda düzenledikleri tutanakları Emniyet

Genel Müdürlüğüne elektronik sistem üzerinden bir hafta içerisinde teslim etmekle görevlidirler.

Müfettişlerce fiziki ya da elektronik ortamda tanzim edilen tutanaklar, trafik kuruluşlarında gerekli kontrolleri yapıldıktan sonra trafik idari para cezası karar tutanağına dönüştürülmektedir. Yetkili kişilerce tutulan bu tutanağa karşı, kararın tebliği tarihinden itibaren en geç 15 gün içinde sulh ceza hakimliğine itiraz için başvurulabileceği, dolayısıyla bu tutanağa itiraz edilmesi ve mevzuatta öngörülen itiraz yolunun işletilebilmesi için tutanağı düzenleyen fahri trafik müfettişinin isim ve soy isim bilgisine ihtiyaç olmadığı görülmektedir.

28. Diğer yandan başvuran vekilinin talep ettiği isim ve soy isim bilgisinin 6698 sayılı Kişisel Verilerin

Korunması Kanunu’nda yer alan tanımlar çerçevesinde (bkz para. 7.2.) kişisel veri olduğu görülmektedir.

Bu Kanun uyarınca kişisel verilerin işlenmesi; tamamen veya kısmen otomatik olan ya da herhangi bir veri kayıt sisteminin parçası olmak kaydıyla otomatik olmayan yollarla elde edilmesi, kaydedilmesi, depolanması, muhafaza edilmesi, değiştirilmesi, yeniden düzenlenmesi, açıklanması, aktarılması, devralınması, elde edilebilir hâle getirilmesi, sınıflandırılması ya da kullanılmasının engellenmesi gibi veriler üzerinde gerçekleştirilen her türlü işlemi ifade etmekte olup bu veriler ancak bu Kanunda ve diğer kanunlarda öngörülen usul ve esaslara uygun olarak işlenebilmektedir.

29. Kanun’un 4’üncü maddesinde, kişisel verilerin işlenmesinde uyulması zorunlu olan ilkeler belirtilmiş olup bunlardan bazıları; “hukuka ve dürüstlük kurallarına uygun olma”, “belirli, açık ve meşru amaçlar için işlenme” ve “işlendikleri amaçla bağlantılı, sınırlı ve ölçülü olma” ilkeleridir. 1136 sayılı

Kanun’un 2/3’üncü fıkrasında belirtilen “avukatın gerek duyduğu” ibaresine ilişkin yukarıda yer verilen açıklamalar göz önüne alındığında, anılan fıkranın 6698 sayılı Kanun’da sayılı söz konusu ilkelerle de uyumlu olduğu görülmekle avukatların 1136 sayılı Kanun’a dayalı bilgi edinme taleplerinde söz konusu ilkelerin de gözetilmesi gerektiği sonucuna varılmaktadır.

30. Yukarıda yapılan açıklamalar ve ilgili mevzuat kapsamında başvuran vekilinin talebi incelendiğinde; başvuru dosyasında, talebe konu bilgilerin avukatlık görevinin yerine getirilmesinde gerek duyulan bir bilgi olduğuna dair ilgili ve yeterli bir açıklamanın yer almadığı görülmüş olup hak arama özgürlüğü kapsamında, fahri trafik müfettişi tarafından düzenlenen bir tutanağa itiraz edilebilmesi için ilgili müfettişin isim ve soy isim bilgisine ihtiyaç bulunmadığı anlaşılmaktadır. Neticeten yukarıdan bu yana

açıklanan sebeplerle; başvuran vekilince talep edilen bilgilerin Avukatlık Kanunu’nun 2’nci maddesi uyarınca “avukatın gerek duyduğu bilgi ve belgeler” kapsamında bulunmadığı, ayrıca söz konusu bilgilerin başvuran vekiliyle paylaşılmasının 6698 sayılı Kanun’un 4’üncü maddesinde belirtilen genel ilkelere de aykırılık oluşturacağı değerlendirilmiştir.

31. Diğer yandan başvuran talebini 4982 sayılı Bilgi Edinme Hakkı Kanunu’na da dayandırdığından, talebin anılan Kanun uyarınca da değerlendirilmesi gerekmektedir. 4982 sayılı Kanun’un 5’inci maddesinde, idarelerin Kanun’da yer alan istisnalar dışındaki her türlü bilgi ve belgeyi talepte bulunana sunmak ve bilgi edinme başvurularını etkin, süratli ve doğru sonuçlandırmak üzere, gerekli idarî ve teknik tedbirleri almakla yükümlü oldukları belirtilmiş ve bilgi edinme hakkının sınırları anılan Kanun’un 15 ila 28’inci maddeleri arasında sayılmıştır. Bu sınırların belirlenmesinde ise genel itibarıyla kamusal gizlilikgüvenlik, kişisel gizlilik ve ticari sırların korunmasının dikkate alındığı anlaşılmaktadır. Anılan Kanun’da yer verilen istisnalardan biri de “Özel hayatın gizliliği” başlıklı 21’inci madde olup ilgili maddede, kişinin izin verdiği hâller saklı kalmak üzere, özel hayatın gizliliği kapsamında, açıklanması hâlinde kişinin sağlık bilgileri ile özel ve aile hayatına, şeref ve haysiyetine, meslekî ve ekonomik değerlerine haksız müdahale oluşturacak bilgi veya belgeler, bilgi edinme hakkı kapsamı dışında tutulmuştur.

32. Kişisel verilerin korunması hakkı ise özel hayatın gizliliği hakkının özel bir biçimi olarak

Anayasa’nın 20’nci maddesinde 3’üncü fıkrasında düzenlenmiş olup bu hak, kişinin insan onurunun korunmasının ve kişiliğini serbestçe geliştirebilmesi hakkının özel bir biçimi olarak, bireyin hak ve özgürlüklerini kişisel verilerin işlenmesi sırasında korumayı amaçlamakta olup Devletin özel hayatın gizliliğinin korunması bağlamında kişisel verilerin yetkisiz kişiler tarafından elde edilmesini veya kullanılmasını önleme ve ayrıca bu verilerin ifşa edilmesini engelleme yükümlülükleri bulunmaktadır.

Kamu makamlarınca belirtilen koruma yükümlülüğüne uyulmaması sonucu kişisel verilerin ilgisiz kişilerce öğrenilmesi bireyin özel hayatına saygı hakkının ihlaline yol açar (AYM, B. No: 2014/14187, 10.01.2018, §§ 45-46).

33. Bu çerçevede, ülkemizde kişisel verilerin işlenmesinde başta özel hayatın gizliliği olmak üzere kişilerin temel hak ve özgürlüklerini korumak ve kişisel verileri işleyen gerçek ve tüzel kişilerin yükümlülükleri ile uyacakları usul ve esasların düzenlemek amacıyla kabul edilen 6698 sayılı Kanun’un

“Kişisel verilerin işlenme şartları” başlıklı 5’inci maddesinde kişisel verilerin ilgili kişinin açık rızası olmaksızın işlenemeyeceği hüküm altına alınmış olup bazı şartların varlığı durumunda kişinin açık rızası aranmaksızın kişisel verilerin işlenmesinin mümkün olduğu belirtilmiştir.

34. Sonuç olarak başvuran vekilinin talebi 4982 sayılı Kanun ve 6698 sayılı Kanun hükümleri birlikte ele alınarak değerlendirildiğinde; talebe konu isim ve soy isim bilgisinin kişisel veri niteliğini taşıması nedeniyle (bkz. para. 27) 6698 sayılı Kanun uyarınca ilgili kişinin açık rızası olmaksızın işlenmesinin imkân bulunmadığı, diğer yandan somut başvurunun 6698 sayılı Kanun’da kişisel verilerin ilgili kişinin açık rızası olmadan işlenebileceği öngörülen halleri de içermediği görüldüğünden söz konusu bilgilerin başvuran vekili ile paylaşılmasının 4982 sayılı Kanun çerçevesinde özel hayatın gizliliğine haksız müdahale oluşturacağı değerlendirilmiş olup şikâyet konusu işlemde bu yönden de hukuka ve hakkaniyete aykırılık tespit edilememiş ve başvurunun reddedilmesi gerektiği sonuç ve kanaatine varılmıştır.

B. İyi Yönetim İlkeleri Yönünden Değerlendirme

35. İyi yönetim ilkelerine, 28/03/2013 tarihli ve 28601 sayılı mükerrer Resmi Gazete’de yayımlanan

Kamu Denetçiliği Kurumu Kanununun Uygulanmasına İlişkin Usul ve Esaslar Hakkında Yönetmelik’in

“İyi yönetim ilkeleri” başlıklı 6’ncı maddesinde yer verilmiş olup söz konusu ilkeler yönünden yapılan değerlendirme neticesinde, ilgili İdare tarafından herhangi bir iyi yönetim ilkesine aykırı davranıldığına ilişkin bir tespite varılamamıştır.

VI. HAK ARAMA ÖZGÜRLÜĞÜNE İLİŞKİN YASAL MEVZUAT

36. 6328 sayılı Kamu Denetçiliği Kurumu Kanunu’nun 21’inci maddesinin 1’inci fıkrası uyarınca gerekçeli ret kararının başvuran vekiline tebliğinden itibaren varsa dava açma süresi kaldığı yerden işlemeye devam edecek olup Ankara İdare Mahkemelerinde yargı yolu açıktır.

VII. KARAR

Yukarıda açıklanan gerekçelerle BAŞVURUNUN REDDİNE; Kararın Başvuran vekiline ve Emniyet Genel Müdürlüğüne tebliğine, Türkiye Cumhuriyeti Kamu Başdenetçisince karar verildi.

Şeref MALKOÇ

Kamu Başdenetçisi