onecikan-yargitay

ÖZET: Uyuşmazlık, davacının emekli maaşının iptali sonrası talep ettiği birikmiş aylıkların işlemiş faizinin tahsiline ilişkindir. İlk Derece Mahkemesi, davacının faiz talebinin saklı tutulmadığı gerekçesiyle davayı reddetmiştir. Mahkeme, davacının daha önceki bir davada kesinleşen karar sonrası aldığı birikmiş aylıklar için faiz talep etmediğini, bu nedenle faiz alacağının da sona erdiğini belirtmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi, davacının istinaf başvurusunu esastan reddetmiş, davacının faiz hakkını saklı tutmadığına dair delillerin yetersiz olduğunu vurgulamıştır. Yargıtay, borç ilişkilerinde asıl borcun sona ermesiyle fer’i hakların da sona ereceğini, ancak ihtirazi kayıt yapılmadığı takdirde faiz talep hakkının kaybolabileceğini ifade etmiştir.

Sonuç olarak, Yargıtay, davacının faiz talebinin saklı tutulduğuna dair bir ihtirazi kaydın bulunmadığını belirterek, ilk derece mahkemesi kararının yerinde olduğunu kabul etmiş ve temyiz başvurusunu reddetmiştir. Bu durum, borç ilişkilerinin ve fer’i hakların nasıl işlediğine dair önemli bir içtihat oluşturmuştur.

10. Hukuk Dairesi         2024/6785 E.  ,  2024/9075 K.

    “İçtihat Metni”

    MAHKEMESİ : Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi 10. Hukuk Dairesi
    SAYISI : 2023/924 E., 2024/150 K.
    KARAR : Esastan Ret
    İLK DERECE MAHKEMESİ : Diyarbakır 5. İş Mahkemesi
    SAYISI : 2022/112 E., 2023/14 K.

    Taraflar arasındaki alacak davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine dair karar verilmiştir.

    Kararın, davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince istinaf isteminin esastan reddine dair karar verilmiştir.

    Bölge Adliye Mahkemesi kararı, davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi … tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

    I. DAVA
    Davacı vekili, müvekkilinin hak ettiği emekli maaşının davalı Kurum tarafından iptal edildiğini, bu işlemin iptali için açılan davanın, Yargıtay incelemesinde geçerek kesinleşen Diyarbakır 1. İş Mahkemesinin 2013/581 Esas, 2015/1911 Karar sayılı ilamı ile davacı lehine sonuçlandığını, müvekkilinin kesinleşmenin akabinde davalı Kuruma yaptığı başvuru sonucunda aylıklarının kesildiği tarih itibariyle ödendiğini; fakat faiz talebine rağmen 01.05.2001 tarihinden itibaren iptal edilen aylıklar îçin geçmişte ödenmeyen her bir ay için ödeme tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte ödenmesi gerekirken faiz ödemesinin yapılmadığını belirterek, alacağın faiziyle birlikte davalı Kurumdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.

    II. CEVAP
    Davalı Sosyal Güvenlik Kurumu Başkanlığı vekili özetle, haksız davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.

    III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
    İlk Derece Mahkemesi yukarıda tarih ve sayısı verilen kararı ile dosya kapsamında, davacı tarafından daha önce açılıp kesinleşen davada alınan karar üzerine davacıya Kurum tarafından yaşlılık aylığı bağlanmasına karar verildiği, birikmiş aylıkların davacının, … hesabına gönderildiği, gönderilen tutarların, davacı tarafından 27.02.2017, 28.02.2017 ve 07.03.2017 tarihinde çekildiği, söz konusu para çekme işlemlerine ilişkin banka makbuzları incelendiğinde davacının faiz hakkının saklı tutulduğuna ilişkin ihtirazi bir kaydın bulunmadığı, yine davacının banka hesabına gönderilen birikmiş yaşlılık aylıklarının tahsil tarihlerinden önce ve en geç bu tarihe kadar, davacının Kurum kayıtlarına intikal eden faiz hakkının saklı tutulduğuna ilişkin ihtirazi kayıt içeren bir talep dilekçesinin bulunmadığı, davacı tarafından henüz Diyarbakır 1. İş Mahkemesinin 2013/581 Esas ve 2015/1911 Karar sayılı kararı kesinleşmeden önce, yargılama devam ederken 22.12.2014 tarihinde 111 başvurucuya ilişkin Kuruma başvuruda bulunulduğu, Mahkeme kararından sonra, tahsil tarihlerinden önce ve en geç bu tarihe kadar bir başvurusunun olmadığı, bu haliyle davacının asıl borç konusu olan birikmiş aylıklarını tahsil ederken, işlemiş faizleri talep hakkını saklı tutmadığı ve asıl borcun sona ermesi ile birlikte faiz alacağı da son bulduğu anlaşıldığından, söz konusu talebin reddine karar verilmiştir.

    IV. İSTİNAF
    A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
    İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.

    B. İstinaf Sebepleri
    Davacı vekili, usul ve yasaya aykırı verilen Mahkeme kararının istinaf incelemesi neticesinde kaldırılarak davanın kabulüne karar verilmesi gerektiğini belirtmiştir.

    C. Gerekçe ve Sonuç
    Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile somut olayda, yargılamaya konu davanın davacıya Kurum tarafından bağlanan yaşlılık aylığına ilişkin olarak birikmiş aylıkların işlemiş faizinin tahsili istemine ilişkin olduğu, davacı tarafından daha önce açılıp kesinleşen davada alınan karar üzerine davacıya Kurum tarafından yaşlılık aylığı bağlanmasına karar verildiği, birikmiş aylıkların davacının, … hesabına gönderildiği, gönderilen tutarların, davacı tarafından 27.02.2017, 28.02.2017 ve 07.03.2017 tarihinde çekildiği, söz konusu para çekme işlemlerine ilişkin banka makbuzları incelendiğinde davacının faiz hakkının saklı tutulduğuna ilişkin ihtirazi bir kaydın bulunmadığı, yine davacının banka hesabına gönderilen birikmiş yaşlılık aylıklarının tahsil tarihlerinden önce ve en geç bu tarihe kadar, davacının Kurum kayıtlarına intikal eden faiz hakkının saklı tutulduğuna ilişkin ihtirazi kayıt içeren bir talep dilekçesinin bulunmadığı, davacı tarafından henüz Diyarbakır 1. İş Mahkemesinin 2013/581 Esas ve 2015/1911 Karar sayılı kararı kesinleşmeden önce, yargılama devam ederken 22.12.2014 tarihinde 111 başvurucuya ilişkin Kuruma başvuruda bulunulduğu, Mahkeme kararından sonra, tahsil tarihlerinden önce ve en geç bu tarihe kadar bir başvurusunun olmadığı, bu haliyle davacının asıl borç konusu olan birikmiş aylıklarını tahsil ederken, işlemiş faizleri talep hakkını saklı tutmadığı ve asıl borcun sona ermesi ile birlikte, faiz alacağının da son bulduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verildiği, davacının Kurum tarafından bağlanan yaşlılık aylığına ilişkin olarak birikmiş aylıkların işlemiş faizinin tahsili istemine ilişkin talebi incelendiğinde; Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 01.03.2006 tarih ve 2005/10-755 Esas, 2006/32 Karar sayılı ilamında ayrıntıları açıklandığı üzere; bir borç ilişkisi, asıl hakla birlikte bazı fer’i hakları da içerir. Borç ilişkisinin içerdiği asıl hak, alacak hakkı; fer’i haklar ise cezai şart, faiz, kefalet, rehin, hapis hakkı gibi haklardır şeklindeki düzenleme gereği Mahkemece verilen kararın yerinde olduğu kanaatine varılarak davacı vekilinin istinaf istemlerinin reddine dair karar verilmiştir.

    V. TEMYİZ
    A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
    Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde, davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

    B. Temyiz Sebepleri
    Davacı vekili; faiz taleplerinin olduğunu, davanın reddi yerine kabulüne dair karar verilmesi gerektiğini belirterek verilen kararın bozulmasını talep etmiştir.

    C. Gerekçe
    1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
    Uyuşmazlık, Mahkeme kararı ile davacıya Kurum tarafından bağlanan yaşlılık aylığına ilişkin olarak birikmiş aylıkların işlemiş faizinin tahsili istemine ilişkindir.

    2. İlgili Hukuk
    6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri ile 5510 sayılı Kanun’un ilgili hükümleridir.

    3. Değerlendirme
    Eldeki davaya konu somut olayda, yargılamaya konu davanın davacıya Kurum tarafından bağlanan yaşlılık aylığına ilişkin olarak birikmiş aylıkların işlemiş faizinin tahsili istemine ilişkin olduğu, davacı tarafından daha önce açılıp kesinleşen davada alınan karar üzerine davacıya Kurum tarafından yaşlılık aylığı bağlanmasına karar verildiği, birikmiş aylıkların davacının, … hesabına gönderildiği, gönderilen tutarların, davacı tarafından 27.02.2017, 28.02.2017 ve 07.03.2017 tarihinde çekildiği, söz konusu para çekme işlemlerine ilişkin banka makbuzları incelendiğinde davacının faiz hakkının saklı tutulduğuna ilişkin ihtirazi bir kaydın bulunmadığı, yine davacının banka hesabına gönderilen birikmiş yaşlılık aylıklarının tahsil tarihlerinden önce ve en geç bu tarihe kadar, davacının Kurum kayıtlarına intikal eden faiz hakkının saklı tutulduğuna ilişkin ihtirazi kayıt içeren bir talep dilekçesinin bulunmadığı, davacı tarafından henüz Diyarbakır 1. İş Mahkemesinin 2013/581 Esas ve 2015/1911 Karar sayılı kararı kesinleşmeden önce, yargılama devam ederken 22.12.2014 tarihinde 111 başvurucuya ilişkin kuruma başvuruda bulunulduğu, Mahkeme kararından sonra, tahsil tarihlerinden önce ve en geç bu tarihe kadar bir başvurusunun olmadığı, bu haliyle davacının asıl borç konusu olan birikmiş aylıklarını tahsil ederken, işlemiş faizleri talep hakkını saklı tutmadığı ve asıl borcun son ermesi ile birlikte, faiz alacağının da son bulduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verildiği anlaşılmıştır.

    Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 01.03.2006 tarihli ve 2005/10-755 Esas, 2006/32 Karar sayılı ilamında ayrıntıları açıklandığı üzere; bir borç ilişkisi, asıl hakla birlikte bazı fer’i hakları da içerir. Borç ilişkisinin içerdiği asıl hak, alacak hakkı; fer’i haklar ise cezai şart, faiz, kefalet, rehin, hapis hakkı gibi haklardır.

    Fer’i haklar, borç ilişkisinin içerdiği alacak hakkının bir kısmı, bir parçası değildir. Asıl borca bağlı, asıl borç mevcut ve geçerli olduğu sürece geçerli olup, asıl alacak ile birlikte doğar, varlığını sürdürür, onunla birlikte sona ererler.

    Borcu sona erdiren en önemli neden, tarafların kendilerine yüklenen edimleri ifa etmeleridir. Genel olarak ifa, borçlanılmış edimin yerine getirilmesi suretiyle alacaklının tatmin edilerek borcun sona erdirilmesidir. Kural, asıl borç sona erdiğinde, bu borca bağlı fer’i borçların da sona ereceğidir. Bu sonuç, ek bir işleme gerek olmaksızın kendiliğinden gerçekleşir.

    Ne var ki asıl borcun sona erişinde yan borçların da sona ereceğine ilişkin kural, her zaman ve her hukuksal ilişki için geçerli değildir. Bununla ilgili ayrık durumlar 818 sayılı Yasa’nın 113. maddesinde gösterilmiş, kıymetli evrak, taşınmaz rehni ve konkordato bu kuralın dışında tutulmuştur. (6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun 131 maddesinde de benzer şekilde düzenlenmiştir.)

    Ayrıca, evvelce işleyen faizleri talep hakkının saklı tutulması (ihtirazi kayıt) veya saklı tutulduğunun hal ve koşullardan çıkartılması kaydıyla, ödenmemiş faizlerin istenebilme hakkı ortadan kalkmamakta, asıl borç ifa veya sair bir suretle son bulmuş olsa bile, borcun fer’isi olan faiz varlığını sürdürmekte ve alacaklı bunları talep edebilme hakkını yitirmemektedir.

    İhtirazi kayıt; “muayyen haklarını kullanmak hususunda serbestisini muhafaza etmek isteyen tarafın bu husustaki vaki beyanı” olarak tanımlanabilir. İhtirazi kayıt ileri sürme hakkı, yenilik doğurucu nitelikte olup, bir hukuksal durumu ortaya çıkarmak, var olan hukuksal durumu değiştirmek veya ortadan kaldırmak için kullanılır. Bu haklar, nitelikleri gereği, sonuçlarını kendiliğinden meydana getirirler. İhtirazi kayıt ileri sürmeye yönelik hak, başka bir hakkı koruyucu nitelikte olup, koruduğu hak, asıl alacağa bağlı olan ve henüz ifa edilmeyen yan edimlere ilişkin haklardır.

    İhtirazi kayıt ileri sürme hakkının kullanılmaması ile alacaklının korunan bu haklarını talep etmesi engellenmiş olur. Bu engellenme itiraz niteliğinde bulunmaktadır. Alacaklının, bu hakkını kullanmakla korumak istediği hakları korunmuş olmakta, bu irade kullanılmaz ise korunmak istenen (fer’i nitelikte) hak düşmektedir.

    Bu ön koşul, ifanın kabulü sırasında ya da en geç ifanın ardından hemen kullanılmalıdır. Alacaklının, borcun ifası sırasında veya en geç ifanın arkasından derhal, ifanın tam olarak yapılmadığına ilişkin çekinceye dair iradesini, borçlu tarafa bildirmemesi, alacaklının borçlu tarafından yapılmayan ifaların yapılmasına ilişkin talebinden zımnen feragat ettiği anlamını taşımaktadır. Alacaklının ihtirazi kayıt ileri sürmemesi, karşı tarafın ifasını ve ifaya ilişkin davranışı ile ortaya koyduğu iradesini kabul ettiği anlamına gelecektir. Hareketsizlik hiçbir zaman ihtirazi kayıt ileri sürüldüğünü göstermez ve bu yolda bir karine oluşturmaz.

    818 sayılı Borçlar Kanunu 113. maddesinde ayrıca; … “veya hal icabından neşet eylemiş olmadıkça bu faizler talep olunamaz…” ifadesi yer almaktadır ( 6098 sayılı Borçlar Kanunu 131/2. maddesinde de; “İşlemiş faizin ve ceza koşulunun ifasını isteme hakkı sözleşmeyle veya ifa anına kadar yapılacak bir bildirimle saklı tutulmuş ise ya da durum ve koşullardan saklı tutulduğu anlaşılmaktaysa, bu faizler ve ceza koşulu istenebilir” şeklinde düzenleme mevcuttur). Buna göre, alacaklı açıkça ihtirazi kayıt hakkını ileri sürmese bile, yaptığı eylem ve işlemlerden bu hakkını kullanmak istediği sonucu çıkarılabiliyorsa, bu hakkın kullanıldığının kabulü gerekecektir. “Hal icabı” kavramı değerlendirilirken kuşkusuz, somut olayın özellik ve gerekleri dikkate alınmalıdır.
    Burada önemli yön, alacaklının hangi eylem ve işlemlerinin, bu hakkı kullanmak istediği şeklinde yorumlanması gerektiğidir. İfade edilmek istenen husus, somut olayın niteliğinin, para borcunun son bulmasına karşılık, işlemiş faiz borcunun devamını gerektirmesidir. Alacaklının, asıl borç konusu para alacağını tahsil ederken, işlemiş faizleri talep hakkını saklı tuttuğunu beyan etmediği veya bu durum “hal ve koşullardan çıkartılmadığı” takdirde ise yukarıda belirtilen yasal ilke uyarınca, asıl borç son bulmakla, faiz alacağı da son bulacaktır.

    Yargılama hukukunun genel bir kuralı olarak, belli bir hukuk kuralına dayanarak hak elde etmek isteyen taraf, bu kuralın uygulanabilmesi için gerekli koşulların varlığını ispat etmekle yükümlüdür. Davacı (alacaklı), ihtirazi kayıt ileri sürdüğünü, ya da durumun gereğinden bu hakkını kullandığının anlaşılması gerektiğini ispat etmekle yükümlüdür.

    Somut olayda davacı vekili tarafından 22.12.2014’te faiz talebinin de bulunduğu dilekçe verilmiş olduğu, bunun ihtirazi kayıt olarak kabulü gerektiği ve faiz alacağı hesaplanarak karar verilmesi gerektiği dikkate alınmadan yazılı şekilde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.

    O hâlde, davacı vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.

    VI. KARAR
    Açıklanan sebeplerle;
    1. Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA,

    2. İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA,

    Peşin alınan temyiz karar harcının istek hâlinde ilgiliye iadesine,

    Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

    26.09.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.