ÖZET: Başvuran, İzmir İkinci İş Mahkemesi kararına dayanarak, kendisine yapılan 68.119,10 TL tutarındaki fazla ödemenin yersiz olduğunu iddia etmektedir. Başvuru, Sosyal Güvenlik Kurumu Başkanlığı’na yöneltilmiş olup, başvuranın kardeşine bağlanan aylıkların henüz başlamadığını belirtmektedir. Kurum, başvuranın ve kardeşinin aylıklarının hesaplanmasında yapılan hataları açıklamış ve yersiz ödemelerin geri alınması gerektiğini ifade etmiştir.

Sosyal Güvenlik Kurumu, 5434 sayılı Kanun’un ilgili maddelerine atıfta bulunarak, dul ve yetim aylıklarının hesaplanmasında belirli oranların geçerli olduğunu belirtmiştir. Başvuranın kız kardeşinin boşanması sonrası aylık bağlanması, başvuranın aylık oranının %50’den %40’a düşmesine yol açmıştır. İzmir 2. İş Mahkemesi, başvuranın kardeşinin boşanmadığına karar vererek, aylığın yeniden bağlanmasını sağlamıştır. Bu süreçte, başvurana yapılan fazla ödemenin, Kurumun hatalı işlemlerinden kaynaklandığı sonucuna varılmıştır.

Sonuç olarak, başvuranın iade yükümlülüğünün, 5510 sayılı Kanun’un ilgili maddeleri doğrultusunda yeniden değerlendirilmesi gerektiği belirtilmiştir. Kurum, başvuranın kasıtlı bir davranışı olmadığını göz önünde bulundurarak, fazla ödemenin geri alınmasında hukuka aykırı bir işlem yapıldığını tespit etmiştir. Bu nedenle, Sosyal Güvenlik Kurumu Başkanlığı’na tavsiyede bulunulmuştur.

TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ KAMU DENETÇİLİĞİ KURUMU (OMBUDSMANLIK)

SAYI : 2021/17195-S.21.27495

BAŞVURU NO : 2021/13434

KARAR TARİHİ : 07/12/2021

TAVSİYE KARARI

Adres:

BAŞVURUYA KONU İDARE : SOSYAL GÜVENLİK KURUMU BAŞKANLIĞI

BAŞVURUNUN KONUSU : Fazla ödeme hakkındadır.

BAŞVURU TARİHİ : 09/08/2021

I. BAŞVURANIN İDDİA VE TALEPLERİ

1) Başvuran, İzmir İkinci İş Mahkemesinin ve sayılı ilamı uyarınca tarafına

çıkarılan 68.119,10 TL tutarındaki borca itiraz ettiğini, tarafına ödenen tutarın yersiz ödeme olarak nitelendirilmesine imkân bulunmadığını, henüz kardeşine bağlanan bir aylık bulunmadığını belirtmektedir.

II. İDARENİN BAŞVURUYA İLİŞKİN AÇIKLAMALARI

2) Sosyal Güvenlik Kurumu Başkanlığı Emeklilik Hizmetleri Genel Müdürlüğünün başvuru

konusuna ilişkin 11/9/2021 tarihli ve sayılı yazısında özetle;

2.1) 5434 sayılı T.C. Emekli Sandığı Kanunu’nun 66. maddesinde, iştirakçilerden fiili hizmet müddetleri

10 yıl ve daha fazla olanlardan ölenlerin ölüm tarihinde bu kanuna göre aylığa müstehak dul ve

yetimlerine aylık bağlanacağının, aynı Kanun’un 68. maddesinde ise aylık bağlamaya esas tutulan aylığın yetim bir kişi ise %50’sini, iki kişi ise %80’ini, üç kişi ise %100’ünü geçemeyeceği ve dul ve yetimlerin aylık oranlarının yükseltilmesini gerektiren durumların doğması, sonradan veya yeniden aylık ödenmesine hak kazanılması veyahut ödenmekte olan aylıklarının kesilmesi hallerinde bu oranlar göz önüne alınarak dul yetim aylıklarının yeniden hesaplanacağının hüküm altına alındığı,

2.2) Yine 5434 sayılı Kanun’un 75. maddesinde; kendisinden aylık bağlanacak olanların ölümü tarihinde

evli bulunmayan kız çocuklarına aylık bağlanacağının, evlenme dolayısıyla aylığı kesilmiş olanlardan sonradan boşanan veya dul kalanların da eski aylıklarının yeniden bağlanarak ödeneceğinin, ölüm tarihinde evli olmaları sebebiyle aylık bağlanmamış kız çocuklarından bilahare boşanan veya dul kalanlara da bu tarihleri takip eden ay başından itibaren aylık bağlanacağının düzenlendiği,

2.3) Öte yandan, 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu’nun 56. maddesinde de,

aylık almakta iken eşinden boşanan ve boşandığı halde eşiyle birlikte yaşayan çocuklara bağlanmış olan aylığın kesileceğinin belirtildiği,

2.4) Ayrıca, 5510 sayılı Kanun’un 96. maddesi hükmü ile fazla veya yersiz olarak yapıldığı tespit edilen

ödemeler toplamının, tahsil edileceği ve yersiz ödemelerin tespiti ile geri alınmasına ve bu maddenin uygulanmasına ilişkin usul ve esasların, Kurum tarafından çıkarılacak yönetmelikle belirleneceğinin açıkça düzenlendiği,

2.5) Yozgat Belediyesinde vergi tahsil memuru olarak görev yapmakta iken 1/1/1967 tarihinde emekliye

ayrılan ’nın 25/3/1984 tarihinde vefat etmesi üzerine kızı başvurana 1/4/1988 tarihinden itibaren yetim aylığı bağlandığı, (ölüm tarihinde aylığa müstahak tek yetim olması nedeniyle aylık bağlamaya esas tutulan aylığın %50’si bağlanmak suretiyle),

2.6) Bilahare başvuranın kız kardeşi ’ya ise 27/1/1997 tarihinde eşinden boşanması sebebiyle 1/2/1997

tarihinden itibaren babasından dolayı aynı dosyadan yetim aylığı bağlandığı, bu kapsamda kendisi ve kız kardeşinin iki yetim olarak aylık alması nedeniyle aylık bağlamaya esas tutulan aylığın %80’inin eşit olarak yeniden hesaplandığı ve her ikisine ayrı ayrı % 40 üzerinden aylık ödenmesine devam edildiği,

2.7) Ancak İzmir İl Müdürlüğü denetmenlerince hazırlanan 31/5/2010 tarih ve sayılı rapor

ile ’nın boşandığı eşiyle birlikte yaşadığının tespit edilmesi üzerine, 5/11/2010 tarihli ve sayılı işlemle 5510 sayılı Kanun’un 56. maddesi uyarınca 1/11/2008 tarihinden itibaren aylığının kesildiği, yersiz ödenen tutarların borç çıkartıldığı ve başvuranın aylıkta tek yetim olarak kalması nedeniyle aylık oranının bu tarihten itibaren tekrar % 50 oranına yükseltildiği,

2.8) Daha sonra, ’nın İzmir 22. İcra Müdürlüğünce hakkında Kurumca yapılan icra takibi işlemine

karşı itiraz etmesi üzerine, söz konusu itirazın iptali yönünde dava açıldığı, bu dava sonucunda İzmir 2.

İş Mahkemesinin 18/10/2017 tarihli ve sayılı kararı ile; “davacının, boşandığı eşi ile birlikte eylemli olarak yaşamadıkları açıkça ortaya çıkmaktadır. Davalı ’nın babasından dolayı

07.581.250.3 sayılı tahsis dosyasından almakta olduğu ölüm (yetim) aylığının kesilmesine yönelik davacı

Kurum işleminin iptalinin gerektiği ve dolayısıyla, bu çerçevede; davalı ’ya bağlanan ölüm (yetim)

aylığının kesildiği 31.1.2011 tarihinden itibaren yetim aylığının yeniden bağlanıp, tarafına ödenmesi ve maaşına konulan bloke ile kesilen 336,39 TL’nin ve 31.1.2011 tarihinden bu yana kendisine ödenmesi durdurulmuş yetim aylıklarının ödenmesi gerekir. Bu nedenle, davalının İzmir 22. İcra Müdürlüğünün sayılı dosyaya yaptığı itirazın kabulü ile takibin iptaline karar verilmiş olup aşağıdaki gibi hüküm kurulmuştur.” denilmek suretiyle söz konusu borca karşı yaptığı itirazının kabulüne karar verildiği, mahkemece yapılan araştırma sonucu kardeşinin muvazaalı olarak boşanmadığı sonucuna varıldığı ve icra takibi ile aylık kesme işleminin iptal edilerek kesilen yetim aylığının 31/1/2011 tarihinden itibaren yeniden bağlanması gerektiğinin belirtildiği,

2.9) Ayrıca söz konusu mahkeme kararına karşı temyiz yoluna gidilmesi sonucu Yargıtay 10. Hukuk

Dairesinin 5/7/2018 tarihli ve sayılı kararı ile temyize konu tutarın, temyiz sınırının altında bulunması nedeniyle temyiz yoluna gidilmesine imkân bulunmadığına ve temyiz isteminin reddine karar verildiği,

2.10) Bunun üzerine, söz konusu mahkeme tarafından verilen karar üzerine başka bir mahkeme kararı

aranmaksızın başvuranın kardeşinin yetim aylığının ilgili kararda belirtildiği üzere 31/1/2011 tarihinden

itibaren yeniden ödenmeye başlandığı ve hâlihazırda 2021/Eylül dönemi itibarıyla kardeşinin aylıklarının ödenmesine devam edildiği,

2.11) Bu sebeple, başvurana %50 oranı üzerinden ödenmiş olan aylıkların, mahkeme kararından sonra

31/1/2011 tarihinden itibaren aylıkta iki yetim olacaklarından dolayı % 40 oranında ödenmesi gerektiğinden, 1/2/2011-31/10/2020 tarihleri arasında fazladan ödenen 68.119,10 TL’nin borç çıkartıldığı, Açıklamalarına yer verilmiştir.

III. İLGİLİ MEVZUAT

3) Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın “Dilekçe, bilgi edinme ve kamu denetçisine başvurma hakkı”

başlıklı 74. maddesinin üçüncü ve dördüncü fıkralarında;

“Herkes, bilgi edinme ve kamu denetçisine başvurma hakkına sahiptir. Türkiye Büyük Millet Meclisi

Başkanlığına bağlı olarak kurulan Kamu Denetçiliği Kurumu idarenin işleyişiyle ilgili şikâyetleri inceler.”

4) 6328 sayılı Kamu Denetçiliği Kurumu Kanunu’nun “Kurumun Görevi” başlıklı 5. maddesinin

birinci fıkrasında;

“Kurum, idarenin işleyişiyle ilgili şikâyet üzerine, idarenin her türlü eylem ve işlemleri ile tutum ve davranışlarını; insan haklarına dayalı adalet anlayışı içinde, hukuka ve hakkaniyete uygunluk yönlerinden incelemek, araştırmak ve idareye önerilerde bulunmakla görevlidir.”

5) 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu’nun “Yersiz ödemelerin geri

alınması” başlıklı 96. maddesi;

“Kurumca işverenlere, sigortalılara, isteğe bağlı sigortalılara gelir veya aylık almakta olanlara ve bunların hak sahiplerine, genel sağlık sigortalılarına ve bunların bakmakla yükümlü olduğu kişilere, fazla veya yersiz olarak yapıldığı tespit edilen bu Kanun kapsamındaki her türlü ödemeler;

a) Kasıtlı veya kusurlu davranışlarından doğmuşsa, hatalı işlemin tespit tarihinden geriye doğru en fazla on yıllık sürede yapılan ödemeler, bu ödemelerin yapıldığı tarihlerden,

b) Kurumun hatalı işlemlerinden kaynaklanmışsa, hatalı işlemin tespit tarihinden geriye doğru en fazla beş yıllık sürede yapılan ödemeler toplamı, ilgiliye tebliğ edildiği tarihten itibaren yirmi dört ay içinde yapılacak ödemelerde faizsiz, yirmi dört aylık sürenin dolduğu tarihten sonra yapılacak ödemelerde ise bu süre sonundan,

itibaren hesaplanacak olan kanunî faizi ile birlikte, ilgililerin Kurumdan alacağı varsa bu alacaklarından mahsup edilir, alacakları yoksa genel hükümlere göre geri alınır.

/

Alacakların yersiz ödemelere mahsubu, en eski borçtan başlanarak borç aslına yapılır, kanunî faiz kalan borca uygulanır. Bu hüküm ilgili hak sahiplerinin muvafakat etmeleri kaydıyla, aynı dosyadan diğer bir hak sahibine yapılan yersiz ödemelere mahsubunda da uygulanır.

Yersiz ödemenin gelir ve aylıklardan kesilmesinde, kesintinin başlayacağı ödeme dönemi başı itibarıyla kanunî faizi ile birlikte hesaplanan borç tutarı, gelir ve aylıktan % 25 oranında kesilmek suretiyle uygulanır.

Yersiz ödemelerin tespiti ile geri alınmasına ve bu maddenin uygulanmasına ilişkin usûl ve esaslar, Kurum tarafından çıkarılacak yönetmelikle düzenlenir.”

Düzenlemesine yer verilmiştir.

IV. KAMU DENETÇİSİ CELİLE ÖZLEM TUNÇAK’IN KAMU BAŞDENETÇİSİ’NE ÖNERİSİ

6) Başvuranın iddiaları, idarenin konu ile ilgili açıklamaları, ilgili mevzuat ve tüm dosya kapsamı birlikte

değerlendirilerek hazırlanan “Tavsiye Karar Önerisi” Kamu Başdenetçisi’ne sunulmuştur.

V. DEĞERLENDİRME VE GEREKÇE

A. Hukuka, Hakkaniyete ve İnsan Haklarına Uygunluk Yönünden Değerlendirme

7) Somut olayda; Yozgat Belediyesinde vergi tahsil memuru olarak görev yapmakta iken 1/1/1967 tarihinde

emekliye ayrılan ’nın 25/3/1984 tarihinde vefat etmesi üzerine kızı başvurana, 1/4/1988 tarihinden itibaren yetim aylığı bağlandığı görülmektedir. Söz konusu aylığın, sigortalının ölüm tarihinde aylığa müstahak tek yetiminin başvuran olması nedeniyle aylık bağlamaya esas tutulan aylığın %50’si esas alınmak suretiyle bağlandığı anlaşılmaktadır. Daha sonra, başvuranın kız kardeşi ’ya ise 27/1/1997 tarihinde eşinden boşanması sebebiyle 1/2/1997 tarihinden itibaren babasından dolayı aynı dosyadan yetim aylığı bağlandığı, bu kapsamda kendisi ve kız kardeşinin iki yetim olarak aylık alması nedeniyle aylık bağlamaya esas tutulan aylığın %80’inin eşit olarak yeniden hesaplandığı ve her ikisine ayrı ayrı % 40 üzerinden aylık ödenmesine devam edildiği görülmektedir.

8) Bununla birlikte, Kurum tarafından 31/5/2010 tarih ve sayılı rapor ile ’nın boşandığı

eşiyle birlikte yaşadığının tespit edilmesi üzerine, 5/11/2010 tarihli ve sayılı işlemle 5510 sayılı

Kanun’un 56. maddesi uyarınca 1/11/2008 tarihinden itibaren başvuranın kız kardeşinin aylığı kesilmiş ve başvuranın aylıkta tek yetim olarak kalması nedeniyle aylık oranı bu tarihten itibaren tekrar % 50 oranına yükseltilmiştir.

9) Bunun üzerine İzmir 22. İcra Müdürlüğünce hakkında Kurumca yapılan icra takibi işlemine karşı

itiraz etmiş, söz konusu itirazın iptali yönünde dava açılmış ve bu dava sonucunda İzmir 2. İş

Mahkemesinin 18/10/2017 tarihli ve sayılı kararında aşağıdaki değerlendirmelere

yer verilerek başvuranın kız kardeşinin yaptığı itirazın kabulüne karar verilmiştir:

10) “… davacının, boşandığı eşi ile birlikte eylemli olarak yaşamadıkları açıkça ortaya çıkmaktadır.

Davalı ’nın babasından dolayı 07.581.250.3 sayılı tahsis dosyasından almakta olduğu ölüm (yetim)

aylığının kesilmesine yönelik davacı Kurum işleminin iptalinin gerektiği ve dolayısıyla, bu çerçevede; davalı ’ya bağlanan ölüm (yetim) aylığının kesildiği 31.1.2011 tarihinden itibaren yetim aylığının yeniden bağlanıp, tarafına ödenmesi ve maaşına konulan bloke ile kesilen 336,39 TL’nin ve 31.1.2011 tarihinden bu yana kendisine ödenmesi durdurulmuş yetim aylıklarının ödenmesi gerekir. Bu nedenle, davalının İzmir 22. İcra Müdürlüğünün sayılı dosyaya yaptığı itirazın kabulü ile takibin iptaline karar verilmiş olup aşağıdaki gibi hüküm kurulmuştur.” Görüldüğü üzere, mahkemece yapılan araştırma sonucu başvuranın kız kardeşinin muvazaalı olarak boşanmadığı sonucuna varıldığı ve icra takibi ile aylık kesme işleminin iptal edilerek kesilen yetim aylığının 31/1/2011 tarihinden itibaren yeniden bağlanması gerektiği mahkemece ortaya konulmuştur.

11) Ayrıca söz konusu mahkeme kararı hakkındaki temyiz isteminin reddine karar verilmesi üzerine, başka

bir mahkeme kararı aranmaksızın başvuranın kardeşinin yetim aylığı 31/1/2011 tarihinden itibaren Kurum tarafından yeniden ödenmeye başlanmıştır. Bu durumda, başvurana % 50 oranı üzerinden ödenmiş olan aylıkların, mahkeme kararından sonra 31/1/2011 tarihinden itibaren aylıkta iki yetim olacaklarından dolayı

% 40 oranında ödenmesi gerektiği ortaya çıkmış ve Kurum tarafından 1/2/2011-31/10/2020 tarihleri arasında fazladan ödenen 68.119,10 TL başvuran adına borç çıkartılmıştır.

12) Bilindiği üzere, 5510 sayılı Kanun’un 96. maddesi uyarınca Kurumca hak sahiplerine fazla yapıldığı

tespit edilen ödemeler; hak sahiplerinin kasıtlı veya kusurlu davranışlarından doğmuşsa, hatalı işlemin tespit tarihinden geriye doğru en fazla on yıllık sürede yapılan ödemeler, bu ödemelerin yapıldığı tarihlerden; eğer Kurumun hatalı işlemlerinden kaynaklanmışsa, hatalı işlemin tespit tarihinden geriye doğru en fazla beş yıllık sürede yapılan ödemeler toplamı, ilgiliye tebliğ edildiği tarihten itibaren yirmi dört ay içinde yapılacak ödemelerde faizsiz, yirmi dört aylık sürenin dolduğu tarihten sonra yapılacak ödemelerde ise bu süre sonundan itibaren hesaplanacak olan kanunî faizi ile birlikte geri alınacağı düzenlenmiştir. Şu durumda, hak sahiplerine fazla yapıldığı tespit edilen ödemelerin geri alınmasında söz konusu fazla ödemenin, hak sahiplerinin kasıtlı veya kusurlu davranışlarından kaynaklanması ile Kurumun hatalı işleminden kaynaklanmış olmasının ayrı ayrı düzenlendiği görülmektedir. Hal böyle iken, fazla ödemenin Kurumun hatalı işleminden kaynaklandığı durumlarda hak sahiplerinin iade borcunun, diğer bir deyişle fazla ödeme tutarının hesaplanmasının bu durum göz önüne alınarak yapılması yasal zorunluluktur.

13) Bu açıklamalar sonrasında somut olaya gelince, Kurum tarafından başvurana aylığının % 50 oranı

üzerinden ödenmesi nedeniyle oluşan 68.119,10 TL fazla ödemenin 1/2/2011-31/10/2020 tarihleri arasındaki döneme ilişkin olduğu, bu nedenle söz konusu fazla ödemenin başvuranın kasıtlı veya kusurlu davranışı bulunduğu kabul edilerek hesaplandığı anlaşılmaktadır. Bununla birlikte yaşanan uyuşmazlıkta söz konusu fazla ödemenin; Kurum tarafından, başvuranın kız kardeşinin boşandığı eşiyle birlikte yaşadığının tespit edilmesi üzerine aylığının kesilmesi ve başvuranın aylıkta tek yetim olarak kalması nedeniyle aylık oranının % 50 oranına yükseltilmesinden sonra İzmir 2. İş Mahkemesinin 18/10/2017

tarihli ve sayılı kararı ile başvuranın kız kardeşinin boşandığı eşi ile birlikte eylemli olarak yaşamadığına ve yetim aylığının kesilmesine yönelik Kurum işleminin iptalinin gerektiğine karar verilmesinden kaynaklandığı anlaşılmaktadır. Şu durumda söz konusu fazla ödemenin, Kurumun hatalı olarak başvuranın kız kardeşinin aylığını kesmesi ve yine hatalı olarak başvuranın aylığını % 50 oranında ödemeye başlaması yönündeki işlemlerinden kaynaklandığı açıktır. Gerçekten de başvuranın, aylığının ne oranda ödeneceğine yönelik bir tasarrufunun bulunmadığı gibi söz konusu fazla ödemenin yapılmasında başkaca kasıtlı veya kusurlu bir davranışından söz etmek de mümkün değildir. Sonuç olarak fazla ödeme nedeniyle başvuranın iade ile yükümlü olduğu tutarın, 5510 sayılı Kanun’un 96. maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi uyarınca belirlenmesi gerekmektedir.

14) Nitekim tek başına hak sahibi kız çocuğu sıfatıyla yetim aylığı almakta iken kız kardeşlerinin eşlerinin

vefat etmesi ile babalarından dolayı yetim aylığı almaya başlamaları ile davacının aldığı aylık miktarı ile ilgili olarak aylık bağlama oranının değiştirilmesi gerekirken Kurum tarafından bu işlemin yapılmayarak davacıya yapılan ödemeler ile ilgili fazla ödeme olduğu gerekçesiyle davacıya borç çıkartılmasını konu alan davada Yüksek Mahkeme; bu durumun Kurumun hatalı işleminden kaynaklandığını tespit ederek, söz konusu fazla ödemenin geri alınmasında 5510 sayılı Kanun’un 96. maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi gereğince değerlendirme yapılıp sonucuna göre karar verilmesi gerektiğini ortaya koymuştur. (Yargıtay

Yirmi Birinci Hukuk Dairesinin 10/4/2014 tarihli ve E: 2013/2436, K: 2014/7478 sayılı kararı. Kaynak:

www.corpus.com.tr)

15) Kurumumuzca yapılan değerlendirmeler neticesinde; söz konusu fazla ödemenin yapılmasında

başvuranın kasıtlı veya kusurlu bir davranışı olmadığı gözetilmeden 1/2/2011-31/10/2020 tarihleri arasındaki dönem yönünden iade ile sorumlu tutulmasına yönelik gerçekleştirilen Kurum işleminin hukuka ve hakkaniyete aykırı olduğu sonuç ve kanaatine varılmıştır.

B. İyi Yönetim İlkeleri Yönünden Değerlendirme

16) İyi yönetim ilkelerine, 28/03/2013 tarihli ve 28601 mükerrer sayılı Resmi Gazetede yayımlanan Kamu

Denetçiliği Kurumu Kanununun Uygulanmasına İlişkin Usul ve Esaslar Hakkında Yönetmeliği’nin “İyi yönetim ilkeleri” başlıklı 6. maddesinde yer verilmiştir. Söz konusu ilkeler yönünden yapılan değerlendirme neticesinde; başvurunun incelenmesi ve araştırılması kapsamında, Kurumumuzca istenilen bilgi ve belgelerin idare tarafından süresi içerisinde ve gerekçeli olarak Kurumumuza gönderildiği, böylece

“kararların gerekçeli olması ve makul sürede karar verme” ilkelerine uygun davranıldığı; ancak idarenin, başvurana verdiği cevaplarda hangi sürede hangi mercilere başvurabileceğini göstermediği, bu nedenle

“karara karşı başvuru yollarının gösterilmesi” ilkesine uymadığı anlaşılmış olup; idareden bahse konu ilkeye de uygun davranması beklenmektedir.

VI. HAK ARAMA ÖZGÜRLÜĞÜNE İLİŞKİN AÇIKLAMA

17) 6328 sayılı Kanun’un 21. maddesinin ikinci fıkrası uyarınca, bu Tavsiye Kararının idareye tebliğ

tarihinden itibaren 30 gün içinde idare tarafından herhangi bir eylem ya da işlem tesis edilmezse (varsa)

dava açma süresinden kalan süre işlemeye devam edecek olup İzmir İş Mahkemelerinde yargı yolu açıktır.

VII. KARAR

Açıklanan gerekçelerle;

Aylık bağlama oranının belirlenmesindeki hatalı Kurum işlemi nedeniyle başvurana yapılan fazla ödemenin geri alınmasında, 5510 sayılı Kanun’un 96. maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi hükmünün uygulanmasına yönelik işlem tesis edilmesi hususunda Sosyal Güvenlik Kurumu Başkanlığına tavsiyede bulunulmasına,

6328 sayılı Kanun’un 20. maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca, bu karar üzerine idare tarafından tesis

edilecek işlemin otuz gün içinde Kurumumuza bildirilmesinin zorunlu olduğuna,

Kararın, başvurana ve Sosyal Güvenlik Kurumu Başkanlığına tebliğine,

Türkiye Cumhuriyeti Kamu Başdenetçisi’nce karar verildi.

Şeref MALKOÇ

Kamu Başdenetçisi

/