ÖZET: Danıştay 5. Dairesi, davacının kamu görevinden çıkarılmasına ilişkin Diyanet İşleri Başkanlığı’nın işleminin iptali istemiyle açtığı davanın reddine dair Bölge İdare Mahkemesi kararını inceledi. Davacı, hakkında kesinleşmiş mahkumiyet kararı bulunmadığını, bu nedenle kamu görevinden çıkarılmasının masumiyet karinesi ve adil yargılanma hakkına aykırı olduğunu ileri sürdü. Ancak, Danıştay, davacının FETÖ/PDY ile iltisak ve irtibatının bulunduğu tespitini göz önünde bulundurarak, mahkumiyet kararının kesinleşmemiş olmasının masumiyet karinesini ihlal etmediğine hükmetti.

Mahkeme, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 49. maddesi çerçevesinde, temyiz isteminin reddine ve Bölge İdare Mahkemesi kararının onanmasına karar verdi. Bu karar, davacının yargılama sürecinin devam etmesi nedeniyle masumiyet karinesinin ihlal edilmediği ve davacının FETÖ/PDY ile bağlantısının bulunduğu gerekçeleriyle desteklendi. Sonuç olarak, temyiz giderlerinin davacı üzerinde bırakılmasına ve adli yardım talebinin tahsil edilmesine karar verildi.

Danıştay 5. Daire Başkanlığı         2021/5988 E.  ,  2024/3505 K.

“İçtihat Metni”

T.C.
D A N I Ş T A Y
BEŞİNCİ DAİRE
Esas No : 2021/5988
Karar No : 2024/3505

Temyiz İsteminde Bulunan (Davacı): …
Vekili : Av. …

Karşı Taraf (Davalı) : … Başkanlığı / ANKARA
Vekili : I. Hukuk Müşaviri V. …
İstemin Özeti : Davacı tarafından, 375 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin Geçici 35. maddesinin (B) fıkrası uyarınca kamu görevinden çıkarılmasına ilişkin Diyanet İşleri Başkanlığının … tarih ve E…. sayılı işleminin iptaline karar verilmesi istemiyle açılan davanın reddi yolunda verilen … İdare Mahkemesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararına karşı yapılan istinaf başvurusunun reddine ilişkin … Bölge İdare Mahkemesi … İdare Dava Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.

Temyiz İsteminde Bulunan Davacının İddialarının Özeti: Hakkında kesinleşmiş mahkumiyet kararı bulunmadığı halde kamu görevinden çıkarılma işlemi tesis edilmesinin, masumiyet karinesi ve adil yargılanma hakkı çerçevesinde Anayasa’ya ve Uluslararası Sözleşmelere aykırı olduğu, Anayasa’ya göre işlendiği tarihte suç sayılmayan bir eylemden dolayı kimseye ceza verilemeyeceği belirtilerek Bölge İdare Mahkemesi kararının bozulması gerektiği iddia edilmektedir.

Davalı İdarenin Savunmasının Özeti : Temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmaktadır.

Danıştay Tetkik Hakimi : …
Düşüncesi : Temyiz isteminin reddi ile usul ve yasaya uygun olan İdare Dava Dairesi kararının onanması gerektiği düşünülmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Beşinci Dairesince, Tetkik Hakiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
Bölge idare mahkemesi idare dava daireleri tarafından verilen kararların temyiz yolu ile incelenerek bozulabilmeleri, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 49. maddesinde belirtilen nedenlerden birinin bulunması halinde mümkündür.
Her ne kadar İdare Mahkemesi kararının gerekçesinde davacının hapis cezası ile cezalandırıldığı belirtilerek hüküm kurulmuş ise de; davacının mahkumiyet kararı kesinleşmemiş olduğundan, yargılama süreci devam eden ceza davasının davacı aleyhine bir durum olarak değerlendirilmesi “masumiyet karinesi” gereğince mümkün değildir. Bununla birlikte dava dosyasında yer alan davacı hakkındaki diğer tespitler değerlendirildiğinde ise davacının FETÖ/PDY ile iltisak ve irtibatının bulunduğu sonucuna varılmıştır.
Temyize konu Bölge İdare Mahkemesi kararı ve dayandığı gerekçe hukuk ve usule uygun olup, bozulmasını gerektirecek bir sebep bulunmadığından, temyiz isteminin reddi ile anılan kararın ONANMASINA, temyiz giderlerinin istemde bulunan üzerinde bırakılmasına, adli yardım talebinin daha önce kabul edilmiş olması nedeniyle temyiz aşamasında tahsil edilmeyen yargılama giderinin tahsili için Mahkemesince müzekkere yazılmasına, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 50. maddesi uyarınca, bu onama kararının taraflara tebliğini ve bir örneğinin de belirtilen İdare Dava Dairesine gönderilmesini teminen dosyanın kararı veren ilk derece Mahkemesine gönderilmesine, 19/03/2024 tarihinde oybirliğiyle kesin olarak karar verildi.