|
ÖZET: Başvuranın hizmet sürelerinin iptali sonucunda, yaşlılık aylığına hak kazanma koşullarının sağlanmadığı belirlenmiştir. Bu nedenle, başvurana 5510 sayılı Kanun’un 96. maddesi uyarınca toplam 126.667,58 TL borç tahakkuk ettirilmiştir. Başvuran, borcunun bir kısmını ödemiş ve kalan 108.270,61 TL’yi 60 ay taksitle ödemek istediğini ifade etmiştir. İlgili talep kabul edilmiştir. Ayrıca, başvuranın aylığı iptal edildikten sonra çalışarak gerekli prim gün sayısını tamamlaması üzerine, Mayıs 2017 döneminden itibaren yeniden yaşlılık aylığı bağlanmış ve aylığından %25 oranında kesinti yapılmıştır.
Sosyal Güvenlik Kurumu, başvuranın sigortalılık durumunu değerlendirirken, fiili bir çalışma olmaksızın sigortalılık statüsünün kazanılamayacağını vurgulamıştır. Yargıtay kararları da, sahte sigortalılık durumlarının geçersiz olduğunu ve bu tür kayıtların sigortalılık haklarına etkisinin bulunmadığını belirtmektedir. Başvuranın, unvanlı işyerinden bildirilen sigortalılık sürelerinin fiili çalışma niteliği taşımadığı için, bu sürelerin sigortalılık hükümlerinden yararlanma açısından dikkate alınması mümkün değildir. Sonuç olarak, başvuranın sahte sigortalılık durumu nedeniyle yapılan ödemelerin iade edilmesi gerektiği ve bu durumun hukuka uygun olduğu tespit edilmiştir. İyi yönetim ilkeleri çerçevesinde, idarenin başvuruya verdiği cevapta başvuru yollarını belirtmemesi ise bir eksiklik olarak değerlendirilmiştir. Başvurunun reddine karar verilmiştir. |
2.3) Başvuranın hizmet sürelerinin iptali neticesinde, yaşlılık aylığına hak kazanma şartlarının yerine
getirilmemiş olduğu tespit edildiğinden başvurana 5510 sayılı Kanunun 96 ncı maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi kapsamında; 85.610,97 TL yersiz yaşlılık aylığı ödemesi ve 28.990,97 TL kanuni faiz ile 10.647,93 TL yersiz sağlık yardımı ve 4.040,03 TL kanuni faiz olmak üzere toplam 126.667,58 TL borç tahakkuk ettirildiği, başvuranın borç tutarının bir kısmını ödediği, 06/ 09/ 2017 tarihli dilekçesiyle bakiye borç tutarı olan 108.270,61 TL’yi de 60 ay taksitle ödemek istediğini bildirdiği ve talebinin kabul gördüğü,
2.4) Başvuranın aylığı iptal edildikten sonra çalışarak, yaşlılık aylığına hak kazanması için gereken
prim ödeme gün sayısını tamamladığından, tarafına Mayıs/ 2017 döneminden itibaren 4/ 1-(a)
kapsamında tekrar yaşlılık aylığı bağlandığı ve 5510 sayılı Kanunun 96 ncı maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca aylığından %25 oranında kesinti yapıldığı açıklamalarına yer ver ilmiştir .
III. İLGİLİ MEVZUAT
3) Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının “Dilekçe, bilgi edinme ve kamu denetçisine başvurma
hakkı” başlıklı 74 üncü maddesinin üçüncü ve dördüncü fıkralarında;
“Herkes, bilgi edinme ve kamu denetçisine başvurma hakkına sahiptir . Türkiye Büyük Millet Meclisi
Başkanlığına bağlı olarak kurulan Kamu Denetçiliği Kurumu idarenin işleyişiyle ilgili şikâyetleri inceler .”,
4) 6328 sayılı Kamu Denetçiliği Kurumu Kanunu’nun “Kurumun Görevi” başlıklı 5 inci
maddesinin birinci fıkrasında ;
“Kurum, idarenin işleyişiyle ilgili şikayet üzerine, idarenin her türlü eylem ve işlemleri ile tutum ve davranışlarını; insan haklarına dayalı adalet anlayışı içinde, hukuka ve hakkaniyete uygunluk yönlerinden incelemek, araştırmak ve idareye önerilerde bulunmakla görevlidir .”,
5) 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu’nun;
5.1) “Sigortalılığın başlangıcı” başlıklı 7 nci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendinde;
“Sigorta hak ve yükümlülükleri 4 üncü maddenin birinci fıkrasının; a) (a) bendi kapsamında sigortalı sayılanlar için çalışmaya, meslekî ve teknik eğitime, meslekî ve teknik ortaöğretim sırasında tamamlayıcı eğitim ya da alan eğitimine, staja veya bursiyer olarak göreve başladıkları tarihten, …
itibaren başlar .”,
5.2) “Yersiz ödemelerin geri alınması” başlıklı 96 ncı maddesinin birinci ve üçüncü
fıkralarında;
“Kurumca işverenlere, sigortalılara, isteğe bağlı sigortalılara gelir veya aylık almakta olanlara ve bunların hak sahiplerine, genel sağlık sigortalılarına ve bunların bakmakla yükümlü olduğu kişilere, fazla veya yersiz olarak yapıldığı tespit edilen bu Kanun kapsamındaki her türlü ödemeler; a) Kasıtlı veya kusurlu davranışlarından doğmuşsa, hatalı işlemin tespit tarihinden geriye doğru en
.
2 / 79.1) Sosyal Güvenlik Kurumu kayıtlarından yapılan incelemede, söz konusu işyerinin prim, işsizlik
ve Damga Vergisi olmak üzere toplam 386.896,09 TL borcunun bulunduğunun, mezkur işyerinden
Sosyal Güvenlik Kurumuna raporun düzenlendiği tarih itibarıyla herhangi bir ödemenin yapılmamış olduğunun ve işyeri adresi olan İsmetpaşa Mah . Uluhan Sok. Bayrampaşa / İstanbul adresine 22/ 06/ 2011 tarihinde hacze gidildiğinin ancak, Uluhan Sokak üzerinde 22 numaranın olmadığının ve yapılan soruşturmada anılan işyerinin bilinmediğinin anlaşıldığı ve diğer taraftan bir başka sigortalının unvanlı işyerindeki çalışmalarının fiili olmaması nedeniyle 07/ 03/ 2013 tarihli denetmen raporuna istinaden yersiz ödenen maaşlarının geri ödenmesinin istenildiği ifade edilmektedir .
9.2) İlgililerin 5510 sayılı Kanuna göre sigortalılık niteliğine haiz olabilmesi için, kendisini çalıştıran
işveren ile arasında hizmet akdine dayanan iş yapma edimini yerine getirmesi veya çalışma/çalıştırma ilişkisinin olması gerektiği, bahsi geçen iş yapma edimi veya çalışma/çalıştırma kavramının fiili bir durumun varlığına işaret ettiği, bir başka ifade ile sigortalı olarak nitelendirilen kişinin emeğini fiili olarak işverenin işinde kullanmasının gerektiği belirtilmektedir . Öte yandan sigortalılık niteliğinin kazanılmasının işe başlama tarihi olduğu, işe başlama kavramının fiili olarak çalışılmaya başlanılan tarihi ifade ettiği, hizmet sözleşmesinin yapılmış olmasına rağmen fiili olarak çalışılmaya başlanmadığı sürece sigortalılık niteliğinin başlamayacağı, 5510 sayılı Kanuna göre bir kimsenin sigortalı sayılması için hizmet sözleşmesi ile işe alınmasının yeterli olmadığı, işyerinde fiili olarak çalışmış olmasının gerektiği ve bu nedenle bir kimsenin işe alınmış olmasına rağmen işyerinde eylemli olarak çalışmaması halinde sigortalı sayılmasının kanunen mümkün olmadığı değerlendirmelerine yer verilmektedir .
9.3) Sigortalılık niteliğini kazanma açısından, işverene ait bir işte çalışma olgusunun pozitif
dayanağını 5510 sayılı Kanunun 7. maddesi ile primleri düzenleyen maddelerin ve sigortalı hizmetlerin hükmen tespitini öngören 86. maddesinin oluşturduğu ancak, hukuki gerçeğin bu denli açık olmasına rağmen, ülkemizde sigortasız (kaçak) işçi çalıştırmanın yanında “sahte sigortalılık” veya “hayali sigortalılık” olgusunun da yaygınlık kazandığı, Sosyal Güvenlik Kurumunun gerçek sigortalılara sağladığı yardımlardan yararlanabilmek için bir işyerinde çalışmadığı halde ya işveren/serbest muhasebeci mali müşavirler tarafından çalışıyormuş gibi işe giriş bildirgesi ve Aylık
Prim ve Hizmet Belgesi verildiği ya da kişiler tarafından “hayali hizmet tespit” davalarının açıldığı, halk arasında sigortalı sayılmak için sigorta primlerinin yatırılmasının yeterli olacağı yönünde yanlış bir izlenimin olduğu, oysaki 4/ 1-a bendi kapsamında sigortalı sayılabilmenin şartlarının varlığı ile işyerinde fiilen çalışmak gerektiği gerçeğinin göz ardı edildiği ve sonuç olarak bir kimsenin sigortalı sayılabilmesi için sigortalı işe giriş bildirgesinin varlığının yeterli olmadığı, aynı zamanda kişinin yasanın belirlediği biçimde ( 506 sayılı Kanunun 2. maddesi ve 5510 sayılı yasanın 4/a maddesi) eylemli olarak çalışmasının şart olduğu belirtilmektedir .
9.4) Sahte işyeri/sigortalılık, muvazaalı işverenliğin;
– Gerçek dışı hizmet bildirimlerinden kaynaklanan ve tahsil kabiliyeti olmayan Kurum alacağı, – Araştırma konusu olması nedeniyle emek ve zaman kaybı, – Bildirimi yapılan sigortalılar adına yapılan her türlü sağlık ve diğer harcamalar, – Sahte ya da gerçek sağlık raporları ile alınan yüksek miktarda geçici iş göremezlik ödenekleri, – Sigortalılık bilincinde yanlış bir öğretiye yol açması, gibi kurumsal sonuçlarının yanında, kişilere hiçbir zaman ödenmemiş ücretlerden kesilen sigorta primlerinin vergi matrahında gider olarak dikkate alınması sonucunda vergi matrahlarının da erozyona uğratılması nedeniyle mali sonuçlarının da olduğu ifade edilmektedir .
.
4 / 79.5) Bütün bu değerlendirmeler sonucunda, unvanlı
işyerinden Sosyal Güvenlik Kurumuna yapılan bildirimlerin gerçeği yansıtmadığı, bildirgelerde yer alan sigortalıların çalışmalarının fiili olmadığı ve dolayısıyla adı geçen işyerinden yapılan bildirimlerin iptal edilerek 5510 sayılı Kanunun 96. maddesinin uygulanması için raporun ve eklerinin bir örneğinin ilgili yerlere gönderilmesi gerektiği sonuç ve kanaatine varıldığı anlaşılmaktadır .
10) Bunun üzerine Gaziosmanpaşa Sosyal Güvenlik Merkezi tarafından, söz konusu rapor Konya
Sosyal Güvelik İl Müdürlüğüne iletilerek unvanlı işyerinde fiili esasa dayanmayan hizmet kayıtlarının bulunması nedeniyle emeklilik durumları etkilenebilecek olan ve aralarında başvuranın da isminin bulunduğu sigortalılar hakkında gereğinin yapılmasının istenildiği ve Konya Sosyal Güvenlik İl Müdürlüğü tarafından, başvuranın anılan işyerindeki fiili olmayan çalışma sürelerinin iptal edilerek aylık bağlama şartlarını kaybettiğinin anlaşılması üzerine yersiz yapılan ödemelerin takip ve tahsiline başlanıldığı görülmektedir .
11) Sosyal güvenlik sistemine dahil olmak isteyen kişilerin, sisteme dahil olmaları belirli hukuki
şartların sağlanması durumunda mümkün olabilmektedir . Bu anlamda kişilerin, bir hizmet sözleşmesi kapsamında fiili çalışmalarının bulunması sigortalılık statüsünü kazanmaları için gereklidir . Nitekim Yargıtay Yirmi Birinci Hukuk Dairesinin, 28/ 10/ 2003 tarihli, E. 2003/ 7283 ve K . 2003/ 8588 sayılı kararında; 506 sayılı Kanunun öngördüğü sigortalılığın kanuna karşı hile yoluyla göstermelik bir sigortalılık olmadığı, aksine gerçek anlamda hizmet akdine göre oluşmuş bir sigortalılığın aranacağı ifade edilmektedir . Bu tür sigortalılığın varlığının ise hizmet akdinin koşullarının ve eylemli bir çalışmanın varlığının açıkça ortaya konulması halinde kabul edilebileceği ve hizmet sözleşmesine dayalı çalışması olmayan kişilerin hileli düzenlenen işe giriş bildirgeleriyle sisteme kabul edilmesinin, sosyal güvenlik sisteminin amacına aykırı olacağı belirtilmektedir . Bu nedenle 9.3 numaralı paragrafta da yer verildiği üzere, ülkemizde fiili bir çalışma olmaksızın kişilerin sigortalılık hükümlerinden yararlanmak amacıyla sahip oldukları sahte/hayali sigortalılık kayıtları, ilgililere sigortalılık statüsü kazandırmayacaktır . Aslında 5.1 numaralı paragrafta yer verildiği üzere, 5510 sayılı Kanunun sigortalılığın başlangıç tarihi açısından çalışma olgusunu esas alması da fiili bir çalışma olmaksızın sigortalılık statüsünün kazanılamaması amacında olduğunu göstermektedir . Diğer taraftan hizmet sözleşmesine dayalı fiili bir çalışmanın bulunmadığı durumlarda da, Sosyal Güvenlik Kurumuna prim ödenmiş olsa bile ilgililerin sigortalı
sayılmalarının dürüstlük kuralına aykırı olacağı değerlendirilmektedir . (Yargıtay 21. HD. Tarih :
10/ 06/ 2002, E . 2002/ 4319, K. 2002/ 5548) . Bu nedenle fiili bir çalışmaya dayanmayan hizmet sürelerinin, sigortalılık haklarından yararlanma konusunda geçerli süreler olarak sayılmasının mümkün olmadığı görülmektedir .
12) Öte yandan Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 12/ 05/ 2004 tarihli, E. 2004/ 11- 254 ve K .
2004/ 295 sayılı kararında; tarafların bilerek iradelerine uymayan bir sözleşme yaptıkları ve bu sözleşme ile gerçek iradelerini gizleyerek sözleşmeye hakim olan temel ögelerin hiçbir sonuç doğurmayacağını kararlaştırdıkları durumlarda hukuki işlemde muvazaadan söz edileceği ifade edilmektedir . Ayrıca anılan kararda, muvazaalı işleme uygulanacak müeyyidenin ne olduğu hususunun kanunda düzenlenmediği ancak, öğreti ve uygulamada kabul edildiği üzere butlan yaptırımına tabi olduğu değerlendirilmektedir . Bu kabulün ise; muvazaalı işlemin baştan itibaren geçersiz olması, taraflar arasında her hangi bir borç ve alacak doğurmaması sonucuna götüreceği ve muvazaa sebebinin ortadan kalkmasının veya aradan bir zaman geçmesinin görünüşteki işlemi geçerli hale getirmeyeceği değerlendirmelerine yer verilmektedir . Dolayısıyla somut olay kapsamında, taraf iradelerinin gerçek bir hizmet sözleşmesi yapma konusunda birleşmediği
.
5 / 7durumlarda da hukuki işlemde muvazaadan bahsedilmesinin mümkün olacağı düşünülmektedir . Bu
nedenle, hizmet sözleşmesinin asli unsuru olan iş görme edimini ihtiva etmeyen ve sadece sigortalılık hükümlerinden yararlanmak amacı ile yapılan hizmet sözleşmesinin muvazaa nedeniyle geçersiz olacağı ve bu nedenle taraflara herhangi bir hak kazandırmayacağı değerlendirilmektedir .
Zira bir hukuki işlemin hukuk aleminde var olarak istenilen sonuçları doğurması için, tarafların hukuki sonuç doğurmaya yönelmiş geçerli irade beyanlarının bulunması yani hukuki işlemin kurucu unsurlarının tam olması gerekmektedir .
13) Diğer taraftan, sahte meslek kuruluşu kaydına dayalı sigortalılık nedeniyle ödenen ölüm
aylığının iadesi istemine ilişkin açılan davada; Yüksek Mahkeme davalıya yapılan ölüm aylığı ödemelerinin sigortalılık kaydının iptali ile sebepsiz zenginleşme niteliğinde olacağı ve iade borcunun da sebepsiz zenginleşme hükümlerine göre belirlenmesi gerektiğine değinmektedir .
(Yargıtay HGK. Tarih : 18/ 04/ 2007, E . 2007/ 10- 226, K. 2007/ 226) Dolayısıyla sigortalılık statüsünün iptali ile kurumun yaptığı ödemeler kişiler açısından sebepsiz zenginleşme niteliğinde olacağından, yapılan ödemelerin iade edilmesine yönelik tesis edilen kurum işlemlerinin hukuka aykırılığından da bahsetmek mümkün değildir .
14) Bütün bu değerlendirmeler ışığında başvuru konusu somut olay kapsamında, başvuranın
unvanlı işyerinden bildirilen sigortalılık süreleri fiili çalışma niteliğine sahip olmaması nedeniyle başvurana sigortalılık statüsü sağlamayacaktır . Zira fiili hizmeti bulunmayan başvuranın, sigortalılık hükümleri açısından da hizmet akdine tabi geçerli bir çalışmasının olmadığı kabul edilmelidir . Dolayısıyla fiili çalışma gerçekleşmemiş hizmet akdi kapsamındaki hizmet sürelerinin, sigortalılık hükümlerinden yararlanma konusunda dikkate alınması mümkün değildir . Sonuç olarak bir üst paragrafta da değinildiği üzere, bu sürelerin iptali ile başvurana Sosyal Güvenlik Kurumu tarafından yapılmış olan ödemelerin iadesinin hem sigortalılığın çalışma olgusuna dayanmasını öngören 5510 sayılı Kanunun hem de yer verilen emsal yargı kararlarının gereği olduğu anlaşılmaktadır .
15) Öte yandan, başvuranın söz konusu işyerinde geçen sigortalılık sürelerinin kendisine emekli
aylığı bağlandıktan 6 yıl sonra iptal edilmesi işleminin hakkaniyetli olmadığı, kendisine iptal edilen sürelerin daha önce bildirilmesi halinde bu eksik günleri çalışarak tamamlayabileceği ve böyle bir borca muhatap olmayacağı şeklindeki iddiaları bakımından somut olay değerlendirildiğinde ise;
Kurumun sahte sigortalılığı her zaman tespit edebileceği ve yapılan tespit sonucu belirlediği yersiz ödemelerden, 5510 sayılı Kanunun 96 ncı maddesi uyarınca geriye doğru en fazla 10 yıllık dönemi kapsayan ödemeleri ilgililerden tahsil etme yetkisine sahip olduğu anlaşılmaktadır . Dolayısıyla sahte sigortalılığın tespitinin güçlüğü ile bu sürelerin sigortalılık açısından geçerli olmadığı hususları birlikte dikkate alındığında, başvuranın bu iddiasına katılmak mümkün değildir .
16) Kurumumuzca yapılan değerlendirme neticesinde; fiili çalışmaya dayanmayan hizmet
sürelerinin iptali sonrasında başvurana yapılan ödemelerin iade edilmesine yönelik idarenin başvuruya konu işleminde hukuka ve hakkaniyete aykırılık tespit edilememiştir .
B. İyi Yönetim İlkeleri Yönünden Değerlendirme
17) İyi yönetim ilkelerine, 28/ 03/ 2013 tarihli ve 28601 mükerrer sayılı Resmi Gazetede yayımlanan
Kamu Denetçiliği Kurumu Kanununun Uygulanmasına İlişkin Usul ve Esaslar Hakkında
Yönetmeliğin “İyi yönetim ilkeleri” başlıklı 6 ncı maddesinde yer verilmiştir . Söz konusu ilkeler yönünden yapılan değerlendirme neticesinde; başvurunun incelenmesi ve araştırılması kapsamında, Kurumumuzca istenilen bilgi ve belgelerin İdare tarafından süresi içerisinde ve
.
6 / 7gerekçeli olarak Kurumumuza gönderildiği, böylece “kararların gerekçeli olması ve makul sürede
karar verme” ilkelerine uygun davranıldığı; ancak İdarenin, başvurucuya verdiği cevapta hangi sürede hangi mercilere başvurabileceğini göstermediği, bu nedenle “karara karşı başvuru yollarının gösterilmesi” ilkesine uymadığı anlaşılmış olup; idarenin bahse konu ilkeye uygun davranması önerilmektedir .
VI. HAK ARAMA ÖZGÜRLÜĞÜNE İLİŞKİN AÇIKLAMA
18) 6328 sayılı Kanunun 21 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca, bu Ret Kararının başvurana
tebliğ tarihinden itibaren, ilgili idarenin işlemine karşı (varsa) dava açma süresinden kalan süre kaldığı yerden işlemeye devam edecek olup Konya İş Mahkemelerinde yargı yolu açıktır .
VII. KARAR
Açıklanan gerekçelerle BAŞVURUNUN REDDİNE;
Kararın, Başvurana ve SOSYAL GÜVENLİK KURUMUNA tebliğine, Türkiye Cumhuriyeti Kamu Başdenetçisince karar verildi .
Şeref MALKOÇ
Kamu Başdenetçisi