onecikan-yargitay

ÖZET: Uyuşmazlık, davacının yaşlılık aylığına hak kazanma koşullarının belirlenmesi ve bu koşulların sağlanıp sağlanmadığı üzerinedir. Davacı, Türk Silahlı Kuvvetleri’nde muvazzaf subay olarak çalıştığı süre zarfında kazandığı fiili hizmet zammının emeklilik yaşından indirilmesi gerektiğini savunmuştur. İlk derece mahkemesi, davacının emeklilik şartlarını sağladığını belirleyerek yaşlılık aylığına hak kazandığına karar vermiştir. Ancak, davalı Kurumun itirazı üzerine Bölge Adliye Mahkemesi, davacının yaşlılık aylığı talebinin reddine yönelik karar vermiştir.

Hukuk Genel Kurulu, Bölge Adliye Mahkemesi kararını bozarak, fiili hizmet zammının emeklilik yaş haddinden indirilmesi gerektiğini vurgulamıştır. Bu bağlamda, 5434 sayılı Kanun kapsamında hak kazanılan fiili hizmet zammının, sigortalılık süresine eklenmesi gerektiği ve yaş haddinden indirilmesi gerektiği belirtilmiştir. Sonuç olarak, davacının yaşlılık aylığına hak kazandığı tarihin 02.01.2020 olarak belirlenmesi gerektiği ifade edilmiştir.

Mahkeme, davacının 27.02.2018 tarihli tahsis talebinin reddedilmesinin hukuka aykırı olduğunu belirterek, yaşlılık aylığının 01.02.2020 tarihinden itibaren bağlanması gerektiğine karar vermiştir. Bu karar, sosyal güvenlik hukukunun ilkeleri doğrultusunda, davacının haklarının korunmasını amaçlamaktadır.

10. Hukuk Dairesi         2024/12832 E.  ,  2024/11250 K.

    “İçtihat Metni”

    MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 34. Hukuk Dairesi
    SAYISI : 2023/2703 E., 2023/2766 K.
    KARAR : Kısmen Kabul
    İLK DERECE MAHKEMESİ : Bakırköy 19. İş Mahkemesi
    SAYISI : 2019/18 E., 2019/143 K.

    Taraflar arasındaki yaşlılık aylığı bağlanması ile yasal faiziyle birlikte tahsili gerektiğinin tespiti davasında verilen direnme kararı hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Hukuk Genel Kurulu tarafından Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir.

    Bölge Adliye Mahkemesince yeniden yapılan yargılama sonucunda davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.

    Bölge Adliye Mahkemesi kararı, davalı Kurum vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda; temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi … tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

    I.DAVA
    Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacının 15.08.1990 – 17.10.2011 tarihleri arasında Türk Silahlı Kuvvetlerinde muvazzaf subay olarak görevde bulunduğu, bu süre içerisinde Emekli Sandığı kapsamında 7650 gün çalışmasının bulunduğu, ayrıca 1635 gün (4 yıl 6 ay 15 gün) fiili hizmet zammı bulunduğu, Türk Silahlı Kuvvetlerinden ayrıldıktan sonra da 3401201151246 sicil numarası ile SSK (4/A) kapsamında 2293 gün çalışmasının bulunduğu, davacının 27.02.2018 tarihli dilekçesi ile tahsis ve 02.05.2018 tarihli dilekçesi ile hizmet birleştirmesi başvurusunda bulunduğu, davalı Kurumun 14.05.2018 tarihli 201224946 sayılı yazısıyla hizmet birleştirmesini yaptığının ancak emekli olma yaşının 51 olduğunun ve emekli olabileceği tarihin 17.07.2023 olduğunun belirtildiği, davalı Kurum davacının emekli olabileceği yaşı 51 olarak belirttiği ancak Emekli Sandığına başlangıç süresi fiili hizmet zammı süresi kadar geri götürüldüğünde davacının emekli olabileceği yaşın 50 olduğunun görüldüğü, fiili hizmet zammı süresi olan 4 yıl 6 ay 15 günün de yaştan indirilmesi halinde davacının emekli olabileceği tarihin 02.01/2018 olduğunun anlaşıldığı, Kurumun bildirdiği 17.07.2023 tarihi 51 yaşa göre belirlenmiş olduğu, aslında olması gerekenin 50 yaşa göre bu tarih 17.07.2022 olması gerektiği, 17.07.2022 tarihinden de 4 yıl 6 ay 15 günlük fiili hizmet zammı süresi çıkarıldığında davacının emekli olabileceği tarihin 02.01.2018 olduğunun ortaya çıktığı, davacının 27.02.2018 tarihinde birleştirme ve tahsis talebinde bulunduğu, bu nedenle başvuru tarihi takip eden aybaşı olan 01.03.2018 tarihinde emekli olmaya hak kazandığının açık olduğu iddiasıyla Kurum işleminin iptaline, davacının yaşlılık aylığına hak kazandığı tarihin tespitine, hak kazandığı tarihten itibaren her bir aylığın ödenmesi gereken tarihten itibaren yasal faizi ile birlikte davalı Kurumdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

    II.CEVAP
    Davalı Kurum vekili cevap dilekçesinde özetle; davacının fiili hizmet zammına ilişkin dava ikame ettiği, bu davanın idari yargının görevine girdiği, bu nedenle görev itirazında bulundukları, davacının yıpranma payının tespitine yönelik işlem için huzurda görülmekte olan davayı ikame ettiği, bu işlemin muhatabının davacının bağlı bulunduğu Bağcılar Sosyal Güvenlik Merkezi olduğu, bu sebeple davada yetkili Bakırköy İş Mahkemeleri olduğu, yetki itirazında bulundukları, sigortalıların fiili hizmet süresi zammından yararlanabilmeleri için tabloda yer alan iş yeri ve işlerde fiilen çalışarak söz konusu işlerin risklerine maruz kalmaları ile birlikte bu sürelere ait çalışılan prim ödeme gün sayıları ile 5510 sayılı Kanun’un 81 inci maddesinde belirtilen prim tutarları yayımlanan prim belgesi ile SGK’ya bildirilmesi gerektiği savunmasıyla davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.

    III.İLK DERECE MAHKEME KARARI
    Bakırköy 19. İş Mahkemesi tarafından 03.07.2019 tarihli ve 2019/18 Esas, 2019/143 Karar sayılı karar ile 17.07.1972 doğumlu olan davacının yapmış olduğu yaşlılık tahsis talebine ilişkin işlem dosyasına göre, davacının ilk işe giriş tarihi olan 15.08.1990 tarihinden, 15.11.2011 tarihine kadar olan dönemde adına ödenen toplam (Emekli Sandığı) prim ödeme gün sayısının 7650 gün (21 yıl 3 ay) olduğu, davacının 27.02.2018 tahsis talep tarihinde 25 yıl, 49 yaş 5300 gün emeklilik şartlarından yaş koşulu hariç diğer koşulların gerçekleşmiş olduğu, 506 sayılı Kanun’un geçici 81 inci maddesinin B-C bendlerine istinaden 4 yıl 6 ay 15 gün fiili hizmet süresinin ilk işe giriş tarihi olan 15.08.1990 tarihinden düşürülmesi neticesinde, ilk işe giriş tarihinin 30.01.1986 tarihine denk geleceği, bu tarih itibariyle 25 yıl, 49 yaş 5300 günün emeklilik şartlarını karşılayacağı, davacının doğum tarihine göre 49 yaş şartının 17.07.2021 tarihinde dolduğu ancak bu tarihten de 4 yıl 6 ay 15 gün fiili hizmet süresinin düşülmesi sonrasında, emeklilik tarihinin 02.01.2017 tarihine denk geldiği anlaşılarak, davacının bu tarih itibariyle emekliliğe hak kazandığı anlaşılarak, ancak talebin 27.02.2018 tarihi olduğu görülerek, taleple bağlı kalınarak ve emekli sandığından sonra 2230 gün 4/a sigortalılığının mevcut olduğu, hizmetlerin birleştirilmesi hakkındaki yasa hükümleri çerçevesinde de 1260 gün şartının gerçekleştiği görülerek, davacının davasının kabulüne karar vermek gerektiği gerekçesiyle davacının davasının kabulü ile davalı Kurum işleminin iptaline, davacı …’nın 4 yıl 6 ay 15 günlük fiili hizmet zammı süresinin hem sigortalılık başlangıç tarihinden hem de yaş haddinden indirilmesi gerektiğinin tespitine, davacıya 01.03.2018 tarihinden itibaren yaşlılık aylığı bağlanmasına, ödenmeyen aylıkların yasal faizleriyle birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir.

    IV.İSTİNAF
    İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı Kurum vekili istinaf başvurusunda bulunmuş ve Bölge Adliye Mahkemesi tarafından 06.10.2021 tarihli ve 2019/1563 Esas, 2021/1623 Karar sayılı karar ile 4759 sayılı Kanun yayım tarihi olan 23.05.2002 tarihi itibarı ile davacının 15.08.1990’da işe girişi olduğu anlaşılmakla, kanunun yürürlük tarihine göre 11 yıl 9 ay 8 gün çalışmış olduğu ve davacının askeri öğrenci olduğu dönem dışlandığında fiili hizmet zammına tabi sürenin 15.09.1993 ile 4759 sayılı Kanun’un yürürlüğe girdiği 23.05.2002 tarihleri arasında 8 yıl 8 ay 8 gün olduğu, bu süredeki fiili hizmet zammı karşılığı olan 2 yıl 2 ay 2 günlük süre askeri öğrencilik dahil davacının 4759 sayılı Kanun’un yürürlüğü öncesi hizmetine eklendiğinde 4759 sayılı Kanun gereği yaş koşulunun belirlenmesinde esas alınacak hizmetinin 13 yıl 11 ay 10 gün olduğu ve bu çalışmaya göre de davacının 506 sayılı Kanun’un Geçici 81/B-h maddesi kapsamında 51 yaş 25 yıllık sigortalılık süresi ve 5450 prim ödeme gün sayısına tabi olduğu, 17.07.1972 doğumlu olan davacı bakımından yaş koşulu 17.7.2023 tarihinde gerçekleştiği, bu tarihten 5435 sayılı Kanun’un Geçici 205/son maddesi gereğince fiili hizmet zammı süresi olan 4 yıl 6 ay 11 gün düşüldüğünde davacının yaş koşulunun 06.01.2019 tarihinde gerçekleşeceği ve bu tarihten itibaren yaşlılık aylığına hak kazanacağı, davanın yaşlılık aylığı talebinin reddine ilişkin Kurum işleminin iptaline yönelik bulunmasına, davacının 27.02.2018 tahsis talep tarihinde yaşlılık aylığı koşullarına sahip bulunmadığının belirgin olmasına göre davanın reddi yerine, yazılı şekilde kabulüne karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olduğu gerekçesiyle davalı Kurum vekilinin istinaf isteminin kabulü ile Bakırköy 19. İş Mahkemesi’nin 03.07.2019 tarihli, 2019/18 Esas, 2019/143 Karar sayılı kararının HMK’nın 353/1-b-2 maddesi gereğince kaldırılmasına davanın reddine karar verilmiştir.

    V.BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
    1. Bölge Adliye Mahkemesinin 06.10.2021 tarihli ve 2019/1563 Esas, 2021/1623 Karar sayılı kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuş ve Dairemiz tarafından 29.03.2022 tarihli ve 2022/1329 Esas, 2022/4527 Karar sayılı ilamla aşağıdaki gerekçeyle Bölge Adliye Mahkemesi kararı bozulmuştur:

    “…Mahkemece, 2829 sayılı Yasa kapsamında hizmetleri birleştirilen ve 506 sayılı Yasa kapsamında tahsis koşulları uyuşmazlık konusu olan, davacının 5434 sayılı Yasa’nın 32. vd. maddeleri hükümlerince hak kazandığı ‘fiili hizmet zammının’ tahsis koşullarından olan yaş haddinden indirilmesine ilişkin kabul, 506 sayılı yasanın Ek 39’uncu maddesi karşısında yerinde ise de, 5434 sayılı Yasa’da yer alan ‘fiili hizmet zammının’, iştirakçilerin görev yaptıkları süreler boyunca ve tam kesenek vermek suretiyle geçirdiği sürelere ilişkin olarak yapılan ek bir zam niteliğinde olduğu ve fiili hizmet süresine eklenmesi gerektiği, buna göre eklenen bu hizmetin, iştirakçilerin fiili hizmet süresini, emeklilik ikramiye miktarını ve emekli aylığı bağlama oranını artırdığı ve yaş haddinden de 8 yıla kadar indirim sağladığı, 5434 sayılı Yasa’nın 11. kısmında 35 vd. maddelerinde ayrıca düzenlenmiş olan ‘itibari hizmet’ sürelerinin de, istekle emekliye ayrılmak için gerekli olan, kadınlarda 20, erkeklerde 25 hizmet yılının hesabı ve emekli ikramiyesinin hesaplanmasında bu sürenin dikkate alınmayacağı, ancak keseneklerin iadesinde, toptan ödeme yapılmasında ödenecek paranın ve aylık bağlanmasına hak kazanılması halinde bağlanacak aylığın oranının artmasına etki ettiği dikkate alınarak, 5434 sayılı Yasa’nın 32.vd. maddelerinde düzenlenmiş ‘fiili hizmet zammının’, 506 sayılı Yasa’daki ve içtihadı birleştirme kararı gereğince sadece sigortalılık süresine eklenmesi gereken ‘itibari hizmet’ süresinden farklı bir kavram olduğu açıkça anlaşılmakta olduğundan, bu sürenin 506 sayılı Yasa kapsamında tahsise esas sigortalılığın başlangıç tarihinden geriye çekilmesi mümkün değildir. Başka bir deyişle, 5434 sayılı Yasa kapsamında hak kazanılan ‘fiili hizmet zammının’ kişilerin fiili hizmetine eklenmesi gerektiği söylenebilir ise de, birleşen hizmetler sonrasında, 506 sayılı Yasanın 60. ve geçici 81. maddesindeki yaşlılık aylığı bağlanmasına ilişkin koşullar bakımından uygulama yapılırken, sigortalılık süresi yönünden, kişinin sigortalılık başlangıç tarihiden geriye doğru ekleme yapılması ile sigortalılık başlangıç tarihinin geriye çekilmesi suretiyle, ek bir sigortalılık süresine veya başkaca bir uygulama yapılmasına imkân vermediği hususu dikkate alınmalı ve buna göre tahsis koşulları yeniden irdelenmeli, sonucuna göre bir karar verilmelidir.

    Bu maddi ve hukuki olgular gözetilmeksizin, mahkemece, davacı hakkında 23.05.2002 tarihine kadar hak kazandığı fiili hizmet zammının sigortalılık başlangıç tarihinden geriye götürülmesine ilişkin kabul ile yazılı şekilde hüküm tesisi, usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir…”

    2. Bölge Adliye Mahkemesi tarafından 28.06.2022 tarihli ve 2022/1552 Esas, 2022/1647 Karar sayılı karar ile önceki gerekçe tekrar edilmek suretiyle direnme kararı verilmiştir.

    3.Bölge Adliye Mahkemesinin 28.06.2022 tarihli ve 2022/1552 Esas, 2022/1647 Karar sayılı kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuş ve Hukuk Genel Kurulu tarafından 24.05.2023 tarihli ve 2022/10-1140 Esas, 2023/503 Karar sayılı ilamla aşağıdaki gerekçeyle Bölge Adliye Mahkemesi kararı bozulmuştur:

    “… 2. Sigortalının çalıştığı işyeri, yaptığı iş veya mesleği, sağlığı ve sonraki hayatı üzerinde olumsuz etki gösterebilmektedir. İşte bu tür işlerde veya işyerlerinde çalışan sigortalıların yaşlılık aylığına hak kazanmada diğer sigortalılara göre daha erken emekli olabilmelerini sağlamak için çeşitli yöntemlere başvurulmakta olup bunlardan biri de farazi sigortalılık uygulamasıdır.

    3. Farazi sigortalılık, ağır, yıpratıcı veya tehlikeli işlerde ve işyerlerinde çalışanların sigortalılık sürelerine fazladan belirli bir sürenin farazi sigortalılık süresi olarak eklenmesi olarak ifade edilebilir.

    4. Kural olarak farazi sigortalılık süresi, sigortalının çalışmakta olduğu iş ya da ortam nedeniyle yıpranması, ömrünün sonraki dönemlerinde olumsuz etki meydana getirmesi gibi gerekçelere dayanmaktadır. Bu nedenle sigortalının mükafatlandırılması ve bu tür işlerde çalışmanın teşvik edilmesi amaçlanmaktadır.

    5. Sigortalılık süresi ve prim gün sayılarına eklenen farazi sigortalılık süresinde var olmayan fakat varsayılan bir sigortalılık süresi söz konusudur. Sigortalının fiili çalışması, yaşlılık, malullük ve ölüm sigortasında artırılarak işlem görmektedir. Bu anlamda farazi sigortalılık süresi sınırlı sayıda olup özel hükümlere tâbi tutulmaktadır. Bu süre gerçekte fiili bir iş olmadığı halde öyle sayılan farazi, varsayımsal bir hizmet olmaktadır (Aydın Başbuğ, Sosyal Güvenlik Sistemimizde Fiili Hizmet Süresi Zammı ve Uygulama Sorunları, Petrol İş, Ankara 2017, s. 15).

    6. Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu’nun geçici 7 nci maddesinin birinci fıkrasında yer alan düzenleme gözetildiğinde 01.10.2008 tarihinden önceki döneme ilişkin 506 sayılı Kanun’un itibari hizmet süresi ile 5434 sayılı Kanun’un fiili hizmet müddeti zammı ve itibari hizmet müddetine ilişkin hükümleri uygulanmaya devam edecektir.

    7. Konunun kanunlarda düzenleniş şekline gelince, 506 sayılı Kanun’un ilk şeklinde farazi sigortalılık süresi uygulamasına yer verilmemiş, itibari hizmet süresi kavramı 11.08.1977 tarihli ve 2098 sayılı Kanun’un 1 inci maddesi ile 506 sayılı Kanun’a eklenen Ek 1 inci madde kapsamında Kanun’a girmiş ve maddede belirtilen insan sağlığını ve ömrünü olumsuz yönde etkileyen bazı ağır ve yıpratıcı türden işlerde çalışan sigortalıların sigortalılık sürelerine farazi hizmet süresi eklenmesi öngörülmüştür. Daha sonra 09.07.1987 tarihli ve 19512 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 3395 sayılı Kanun’un 13 üncü maddesiyle yapılan değişiklik ile itibari hizmet süresinden yararlanan sigortalıların kapsamı genişletilmiş ve maddeye (III) ve (IV) numaralı bentler eklenmiştir. Bilahare teselsül ettirilerek Ek 5 inci madde numarası alan 506 sayılı Kanun’un sözü edilen bu maddesi itibari hizmet süresi uygulamasının yasal dayanağını oluşturmuştur.

    8. Bu hâli ile 18.02.2000 tarihli ve 1997/1 Esas 2000/1 Karar sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme kararında da belirtildiği üzere 506 sayılı Kanun’un Ek 5 inci maddesinde düzenlenen itibari hizmet süresi sigortalılık süresine eklenebilmekte ise de prim ödeme gün sayısına eklenmesi mümkün değildir. Öte yandan 506 sayılı Kanun’un Ek 39 uncu maddesindeki, ‘Bu Kanunun Ek 5 ve Ek 6 ncı maddeleri gereğince sigortalılık süresine ilave edilen gün sayıları, beş yıldan çok olmamak üzere bu Kanunun 60 ve Geçici 81 inci maddelerinde belirtilen yaş hadlerinden indirilir.’ hükmü gereğince itibari hizmet süresinin yaşlılık aylığı bağlanması için öngörülen yaş haddinden de indirilmesi söz konusu olmaktadır.

    9. Emekli Sandığı Kanunu’nda ise fiili hizmet müddeti zammı ve itibari hizmet müddeti zammı kavramları kullanılmıştır. Fiili hizmet müddeti 5434 sayılı Kanun’un 31 inci maddesinde, ‘iştirakçinin 30 uncu madde gereğince bu Kanunla tanınan haklardan faydalanmaya başladığı tarihten itibaren tam kesenek vermek suretiyle geçirdiği müddet’ olarak tanımlanmış, 32 nci maddede iştirakçilerin görevlerine göre kesenek ödenen fiili hizmet müddetlerinin her yılı için eklenecek fiili hizmet müddeti zamları belirlenmiştir. Kanun’un geçici 205 inci maddesinde ise emeklilik koşulları yönünden maddedeki düzenlemenin yürürlük tarihi esas alınarak kademeli bir sistem benimsenmiş ve emeklilik için öngörülen yaş hadlerinden sigortalıların 32 nci madde gereğince hak kazandıkları fiili hizmet müddeti zammı kadar indirim yapılacağı hüküm altına alınmıştır.

    10. Ayrıca Emekli Sandığı iştirakçisi olan sigortalılar yönünden itibari hizmet müddeti zammı Kanun’un 35 inci maddesinde; ‘bu Kanun gereğince bağlanacak aylıklar ve yapılacak kesenek iadesi ve toptan ödemelerin hesabında fiili hizmet müddetlerine eklenen süre’ olarak tanımlanmış ve iştirakçilerin 36 ncı maddede yazılı görevlerde geçen fiili hizmet sürelerine (zamlar hariç) her yıl için fıkralarında gösterilen itibari hizmet sürelerinin ekleneceği ve itibari hizmet sürelerinin 3 aydan az ve toplamının 5 yıldan fazla olamayacağı belirtilmiştir.

    11. Bu itibarla 5434 sayılı Kanun’un konuyla ilgili hükümleri uyarınca fiili hizmet müddeti zammı ile verilen süreler aynen fiili hizmet gibi kabul edilmekte ve bu süreler hem emekli aylığı bağlanması için gerekli olan fiili hizmet süresinin hem de emekli aylığının hesabında göz önünde bulundurulmaktadır. Ayrıca bu süreler ikramiyenin tahakkukunda da dikkate alınmaktadır. Yine fiili hizmet müddeti zammı Kanun’un 205 inci maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca yaş hadlerinden de indirilmektedir. İtibari hizmet müddeti ile eklenen süreler ise 5434 sayılı Kanun’un 35 inci maddesi uyarınca aylık hesaplanırken sadece aylık bağlama oranında dikkate alınmakta olup aylık bağlanması için tamamlanması gereken fiili hizmet süresi, yaş ve emekli ikramiyesinin hesabında etkili olmamaktadır.

    12. Farazi sigortalılık süresi ile ilgili kanuni düzenlemelere geri dönülecek olursa konu son olarak 01.10.2008 tarihinde yürürlüğe giren 5510 sayılı Kanun ‘un ‘Fiili hizmet süresi zammı’ başlıklı 40 ıncı maddesinde düzenlenmiş olup iş sözleşmesi ile çalışan sigortalılar ve statü hukukuna tâbi sigortalılar arasında uygulama birliği sağlanmak istenmiş, maddede sayılan işyerlerinde ve işlerde çalışan sigortalıların prim ödeme gün sayılarına, bu işyerlerinde ve işlerde geçen çalışma sürelerinin her 360 günü için karşılarında gösterilen gün sayılarının fiili hizmet süresi zammı olarak ekleneceği belirtilmiş olup yirmi bent hâlinde fiili hizmet süresi zammından yararlanılmasını gerektiren işyerleri ve işler gösterilmiştir.

    13. Yeri gelmişken belirtilmelidir ki, 506 sayılı Kanun’un Ek 5 inci maddesinde düzenlenen itibari hizmet süresi yaşlılık aylığı bağlanması için öngörülen sigortalılık süresine eklenmekte ve yaş haddinden de indirim sağlamakla birlikte bu Kanun’daki itibari hizmet süresi ile 5434 sayılı Kanun’daki fiili hizmet müddeti zammı ve itibari hizmet müddeti zammının farklı kavramlar olduğu anlaşılmaktadır.

    14. Gelinen bu noktada 2829 sayılı Kanun’daki düzenlemelere değinilmesi gerekmekte olup 2829 sayılı Kanun’un 4 üncü maddesindeki; ‘Kurumlara tabi çeşitli işlerde çalışmış olanların hizmet süreleri, aynı tarihlere rastlamamak kaydıyla bu Kanuna göre aylık bağlanmasına hak kazanıldığında birleştirilir.’ hükmü uyarınca çeşitli sosyal güvenlik kurumlarına tâbi olarak geçen hizmet süreleri yaşlılık aylığı bağlanmasına esas olmak üzere birleştirilmekte ve birleştirilmiş hizmet süreleri toplamı üzerinden Kanun’un 8 inci maddesine göre son yedi yıllık fiili hizmet süresi içinde fiili hizmet süresi fazla olan kurumca, hizmet sürelerinin eşit olması durumunda ise sonuncusunun tâbi olduğu kurumca kendi mevzuatına göre yaşlılık aylığı bağlanması için tâbi olunan yaş, prim gün sayısı ve sigortalılık süresi tespit edilerek aylık bağlanmaktadır.

    15. Öte yandan yaşlılık aylığı bağlanması kanunlarda belli koşullara bağlanmıştır. Bunlar; hizmet akdine tâbi olarak çalışan sigortalılar yönünden belli bir yaşa ulaşma, belli bir süre sigortalı olma, prim ödeme ve yazılı istekte bulunma olarak sayılabilir. 506 sayılı Kanun’un 60 ve geçici 81 inci maddelerine göre de yaşlılık aylığından yararlanmak için kural olarak maddede belirlenen yaşa ulaşmış olmak, belirli bir süre prim ödemek ve yazılı istekte bulunmak koşulları sağlanmalıdır.

    16. Bu durumda 2829 sayılı Kanun hükümleri doğrultusunda hizmetlerin birleştirilmesi sonrasında 506 sayılı Kanun’a göre tahsis koşulları değerlendirilirken 5434 sayılı Kanun kapsamında hak kazanılan fiili hizmet müddeti zammının emeklilik muamelelerinde fiili hizmet sayılması ve 506 sayılı Kanun’un Ek 39 uncu maddesi uyarınca tahsis koşullarından olan yaş haddinden indirilmesi gerektiği açık ise de 506 sayılı Kanun’da düzenlenen itibari hizmet süresinden farklı olan fiili hizmet müddeti zammının sigortalılık süresi yönünden sigortalılık başlangıç tarihinden geriye doğru ekleme yapılması suretiyle sigortalılık başlangıç tarihini geriye götürecek şekilde ek bir sigortalılık süresine imkân vermesine olanak bulunmamaktadır.

    17. Somut olayda Türk Silahlı Kuvvetleri bünyesinde 5434 sayılı Kanun’a tâbi muvazzaf subay (pilot) olarak 17.10.2011 tarihine kadar daha sonra ise özel bir havayolu şirketinde 5510 sayılı Kanun’un 4/1-a maddesi kapsamında çalışan davacının 27.02.2018 tarihli tahsis talebinin reddedilmesi üzerine hak etmiş olduğu fiili hizmet müddeti zammının tamamının sigorta başlangıç tarihinden geri çekilmesi ve emeklilik yaş haddinden de indirilmesi gerektiğini belirterek Kurum işleminin iptali ve yaşlılık aylığına hak kazandığı tarihin tespiti istemiyle eldeki davayı açtığı anlaşılmaktadır.

    18. Yukarıda yapılan açıklamalar ışığında dava irdelendiğinde 2829 sayılı Kanun kapsamında hizmetlerin birleştirilmesi sonrasında 506 sayılı Kanun kapsamında tahsis koşulları değerlendirilirken davacının 5434 sayılı Kanun kapsamında hak kazandığı fiili hizmet müddeti zammının emeklilik işlemlerinde fiili hizmet sayılması ve 506 sayılı Kanun’un Ek 39 uncu maddesi uyarınca yaş haddinden indirilmesi gerekmekte ise de tahsis koşullarından olan sigortalılık süresi yönünden sigortalılık başlangıç tarihinden geriye doğru ekleme yapılması suretiyle sigortalılık başlangıç tarihini geriye götürecek şekilde ek bir sigortalılık süresine imkân vermesinin mümkün olmadığı gözetilerek tahsis koşulları yeniden irdelenmeli ve sonucuna göre bir karar verilmelidir.

    19. Hâl böyle olunca Hukuk Genel Kurulunca da benimsenen Özel Daire bozma kararına uyulması gerekirken önceki hükümde direnilmesi doğru olmamıştır.

    20. Bu nedenle direnme kararı bozulmalıdır…”

    4.Bölge Adliye Mahkemesi tarafından yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararla; 17.07.1972 doğumlu davacı …’nın 15.08.1990 – 14.09.1994 (3 yıl 1 ay) ve 15.09.1993 – 14.11.2011 (18 yıl 2 ay) olmak üzere toplam 21 yıl 3 ay 4/1-c bendi kapsamında hizmeti ve 4 yıl 6 ay 15 gün fiili hizmet zammı süresinin bulunduğu, 27.02.2018 tarihli yaşlılık aylığı tahsis talebine verilen 14.05.2018 tarihli Kurum cevabında; davacının 11.548 gün primi, 31 yıl hizmeti bulunduğu ancak 51 yaş şartını yerine getirmediğinden aylık talebinin reddedildiği, uyulmasına karar verilen bozma kararında 23.05.2002 tarihi öncesinde geçen fiili hizmet zammının sigortalılık süresine ilavesi ile bu aşamadan sonra tahsis şartlarından olan yaş şartının belirlenmesinin usul ve yasaya aykırı bulunduğu belirtildiğinden, uyulan bozma ilamı doğrultusunda davacının tahsis şartlarının ve bu arada yaşının tespitine gelince; davacının 23.05.2002 tarihine kadar öğrenci olarak 3 yıl 1 ay, muvazzaf subay olarak 8 yıl 8 ay 8 gün olmak üzere 5435 sayılı yasa kapsamında (fili hizmet zammı katılmaksızın) tüm hizmetinin 11 yıl 9 ay 8 gün olduğu ve 506 sayılı Kanun’un geçici 81 inci maddesinin B bendinin (ı) alt bendine göre 25 yıl sigortalılık süresi, 52 yaş ve 5525 gün primi bulunması halinde yaşlılık aylığına hak kazanacağı, tahsis talep tarihi itibariyle sadece sigortalılık süresi ve prim gün sayısı koşulunu sağladığı, 07.07.1972 doğumlu davacının 52 yaşını 17.07.2024 tarihinde dolduracağı, 5434 sayılı Kanun’un 205/son ve 506 sayılı Kanun’un Ek 39 uncu maddesi gereğince 4 yıl 6 ay 15 gün fiili hizmet süresi zammının tamamının yaş haddinden indirilmesi gerektiği, buna göre 02.01.2020 tarihinden itibaren yaşlılık aylığı koşullarını sağlayacağı, 27.02.2018 tarihli yaşlılık aylığı tahsis talep tarihinde yaşlılık aylığına hak kazanmadığı, Yargıtay 10. Hukuk Dairesinin 29.11.2022 gün 2022/11959 Esas – 2022/15060 Karar sayılı emsal ilamında da belirtildiği üzere; Kuruma başvuruda bulunulduğu tarih veya dava tarihi itibarıyla tümüyle oluşmayan tahsis koşullarının yargılama aşamasında gerçekleşmesi durumunda, özellikle, Anayasa’nın 141 inci maddesindeki, davaların en az giderle ve mümkün olan süratle sonuçlandırılmasının, yargının görevi olduğunu belirten hüküm, 6100 sayılı Kanunun “Usul ekonomisi ilkesi” başlıklı 30 uncu maddesinde yer alan, hâkimin, yargılamanın kabul edilebilir süre içinde ve düzenli bir biçimde yürütülmesini ve gereksiz gider yapılmamasını sağlamakla yükümlü olduğu yönündeki düzenleme, sosyal koruma, dayanışma, sosyal denkleştirme ve zorunluluk ilkelerine dayanan sosyal sigortalar, bireyin onuru ile kişiliğinin geliştirilmesi için kaçınılmaz ekonomik, sosyal ve kültürel hakların doyurulması temeline dayanan sosyal güvenlik hukukunun ilkeleri dikkate alınarak, davanın kısmen kabulü ile davacının 506 sayılı Kanun’un geçici 81 inci maddesi gereğince belirlenen yaş haddinden aynı Kanun’un ek 39 uncu maddesi gereğince fiili hizmet zammı süresinin indirilmesi ile yaşlılık aylığı koşullarının tamamlandığı 02.01.2020 tarihini takip eden ay başı olan 01.02.2020 tarihinden itibaren yaşlılık aylığı bağlanması gerektiğinin ve hak edilen aylıkların 01.05.2020 tarihi başlangıç kabul edilerek her bir aylık için hak kazanılan tarihten itibaren yasal faizi ile davalıdan alınarak davacıya ödenmesi gerektiğinin tespitine, fazlaya dair istemin reddine karar verildiği, aylık bağlama koşulları yargılama aşamasında gerçekleştiğinden Kurumun dava açılmasına sebep olan haksız işleminin bulunmadığı da gözetilerek yargılama giderlerinin taraflar arasında paylaştırılmasına, vekil ile temsil olunan davalı Kurum yararına da avukatlık ücreti takdirine karar vermek gerektiği gerekçesiyle davanın kısmen kabulü ile davacının 506 sayılı Kanun’un geçici 81 inci maddesi gereğince belirlenen yaş haddinden aynı Kanun’un Ek 39 uncu maddesi gereğince fiili hizmet zammı süresinin indirilmesi ile yaşlılık aylığı koşullarının tamamlandığı, 02.01.2020 tarihini takip eden ay başı olan 01.02.2020 tarihinden itibaren yaşlılık aylığı bağlanması gerektiğinin ve hak edilen aylıkların 01.05.2020 tarihi başlangıç kabul edilerek her bir aylık için hak kazanılan tarihten itibaren yasal faizi ile davalıdan alınarak davacıya ödenmesi gerektiğinin tespitine fazlaya ilişkin taleplerin reddine karar verilmiştir.

    VI.TEMYİZ
    A. Temyiz Sebepleri
    Davalı Kurum vekili temyiz dilekçesinde özetle; cevap dilekçesini tekrar ederek fiili hizmet zammının davacının talep ettiği şekilde uygulanmasının mümkün olmadığı, davacının tahsis koşullarını taşımadığı ve Kurum işlemlerinin yerinde olduğu iddiasıyla temyiz isteminde bulunmuştur.

    B. Değerlendirme ve Gerekçe
    Uyuşmazlık, 5434 sayılı Kanun kapsamında hak kazanılan fiili hizmet zammı süresinin hem sigorta başlangıç tarihinden hem de bu tarihe göre bulunacak yaş haddinden indirilmesi gerektiğinin ve yaşlılık aylığına hak kazandığının tespiti ile aylıkların yasal faiziyle birlikte tahsiline ilişkindir.

    1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.

    2. Temyizen incelenen kararın, bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı anlaşılmakla; temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

    VI. KARAR
    Açıklanan sebeplerle;
    Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,

    Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
    19.11.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.