onecikan-yargitay

ÖZET: Uyuşmazlık, 5434 sayılı Kanun kapsamında geçen fiili hizmet zammı süresinin dikkate alınarak yaşlılık aylığı tahsisi ve aylıkların yasal faizleri ile tahsil edilmesi talebine ilişkindir. Davacı, askeri hizmet süresinin fiili hizmet zammı ile geriye çekilmesini ve buna bağlı olarak emeklilik yaş haddinin düşürülmesini talep etmiştir. İlk Derece Mahkemesi, davacının fiili hizmet zammı süresinin sigorta başlangıç tarihinden geriye çekilmesi gerektiğine ve bu nedenle yaşlılık aylığına hak kazandığına karar vermiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi, davalı Kurumun istinaf başvurusunu kabul ederek İlk Derece Mahkemesi kararını kısmen kaldırmış ve davacının emeklilik şartlarının 506 sayılı Kanun’un hükümlerine göre belirlendiğini ifade etmiştir. Mahkeme, davacının emeklilik tarihinin 01.04.2022 olarak belirlenmesine ve hak edilen aylıkların yasal faiziyle birlikte ödenmesine hükmetmiştir.

Sonuç olarak, Yargıtay, Bölge Adliye Mahkemesi kararını onayarak, davacının emeklilik talebinin yasal çerçevede değerlendirildiğini ve gerekli hesaplamaların yapıldığını belirtmiştir. Bu durum, fiili hizmet zammının geriye çekilmesi ve emeklilik şartlarının sağlanması açısından önem arz etmektedir.

10. Hukuk Dairesi         2024/13158 E.  ,  2024/11261 K.

    “İçtihat Metni”

    MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 34. Hukuk Dairesi
    SAYISI : 2021/3041 E., 2023/2986 K.
    KARAR : Kısmen kabul
    İLK DERECE MAHKEMESİ : Bakırköy 1. İş Mahkemesi
    SAYISI : 2019/151 E., 2021/142 K.

    Taraflar arasındaki 5434 sayılı Kanun kapsamında geçen fiili hizmet zammı süresi dikkate alınarak, yaşlılık aylığı tahsisi ve aylıkların yasal faizleri ile davalı Kurumdan tahsili gerektiğinin tespiti davasında yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince, hükümde belirtilen gerekçelerle davanın kabulüne karar verilmiştir.

    Kararın davalı Kurum vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurusunun kabulüyle İlk Derece Mahkemesi kararı kaldırılarak davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.

    Bölge Adliye Mahkemesi kararı, davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda; temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi … tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

    I.DAVA
    Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacının askeri öğrenci olarak adım attığı T.S.K. bünyesinde 5434 sayılı Kanun’a tabi olarak muvazzaf subay (pilot) olarak Emekli Sandığı sicil no:73461102 ile çalıştığı, istifa ederek ayrıldığı, daha sonra özel hava yolu şirketlerinde 3401201306761 numarası ile çalıştığı, 23.08.2019 tarihli tahsis no ile Bağcılar SGM’ye başvurduğu, fiili hizmet süresinin sigorta başlangıç tarihinden ve emeklilik yaş haddinden geriye çekilmesini, yaşlılık aylığı bağlanmasını talep ettiği, verilen 28.03.2019 tarihli yazıda davacının 52 yaşını doldurduğunda emekliliğine hak kazanacağının bildirildiği, cevabın hatalı olduğu, Emekli Sandığına tabi olanların fiilli hizmet zammı uygulamaları 08.09.1999 tarihinden önce veya sonra işe başlamalarına göre değişiklik gösterdiği, bu tarihten önce başlayanların hem sigortalılık başlangıç tarihinden ve emeklilik yaş haddinden indirilmesi gerektiğini belirterek davacının fiili hizmet zammı süresi 1545 gün yani 4 yıl 3 ay 15 gün olduğu, davacının fiili hizmet zammı süresinin bir kısmının sigorta başlangıç tarihinden geriye çekildiği, hizmet başlangıç tarihinin 15.10.1991 olduğu, 1545 gün yani 4 yıl 3 ay 15 gün geriye çekilmesi gerektiği, bu nedenle hizmet başlangıç tarihinin 30.06.1987 olacağı, bu tarihe göre emeklilik yaşının 50 olacağı, bu tarihten fiili hizmet zammının süresinin yasa gereğince yaş haddinden de indirilmesi sonucu emeklilik tarihinin 06.03.2019 olacağı, bu konuda emsal kararlar olduğu iddiasıyla davacının hak etmiş olduğu 1545 gün yani 4 yıl 3 ay 15 günlük fiili hizmet zammı süresinin tamamının sigorta başlangıç tarihinden geriye çekilmesi, bunun sonucunda emeklilik yaş haddinden düşülmesi sonucu emeklilik tarihinin 28.03.2019 tarihini takip eden 01.04.2019 tarihi olduğunun ve birikmiş aylıklarının faizi ile birlikte ödenmesini gerektiğinin tespitine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

    II.CEVAP
    Davalı Kurum vekili cevap dilekçesinde özetle; fiili hizmet zammı süresinin hesabında kanunun yürürlüğe girdiği 2008 tarihinde önceki veya sonraki çalışmalara göre farklılık arz edilerek kullanıldığı, 01.10.2008 tarihinden önce yıpranmalı çalışmalar sigortalılık süresine eklenmekte ve emeklilik yaş hadlerinden düşülmekte iken 01.10.2008 tarihi sonrası yıpranmalı çalışmalar prim ödeme gün sayısına eklenmekle ve yine 3 yılı geçmemek üzere emeklilik yaş hadlerinden düşüldüğü, 08.09.1999 tarihi öncesi dönemde yürürlükte bulunan 506 sayılı Kanun’un Ek 5 maddesindeki itibari hizmet sürelerinin çalışanların sigortalılık sürelerine eklendiği, kademeli sisteme geçişte 23.03.2002 tarihi esas alınarak kademelendirilmeye gidildiği, 01.10.2008 tarihi sonrası 5510 sayılı Kanun’un malullük, yaşlılık ve ölüm aylıklarına hak kazanmada belli bir prim ödeme gün sayısının koşul olarak aradığı, fiili hizmet süresi zammına dayalı prim gün sayısına eklenmeleri ile ilgili düzenlemeler yapıldığı, yasal düzenlemeler karşısında davacının emeklilik süresine ilişkin Kurum tarafından gerekli hesaplama yapıldığı, bu nedenle Kurum işleminde hukuka aykırılık bulunmadığı savunmasıyla davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.

    III.İLK DERECE MAHKEME KARARI
    İlk Derece Mahkemesi tarafından yukarıda tarih ve sayısı belirtilen karar ile davacının hak etmiş olduğu 4 yıl 3 ay 15 günlük fiili hizmet süresinin sigorta başlangıç tarihinden ve emeklilik yaş haddinden indirilmesi sonucu, davacının yaşlılık aylığı bağlanması ve hak kazanması 28.03.2019 tarihini takip eden aybaşı 01.04.2019 tarihinden itibaren emekli sayılması gerektiğinin ve emeklilik aylığına hak kazanmış olduğu ile 01.04.2019 tarihinden itibaren yaşlılık aylığına hak kazandığının ve bu tarihlerden itibaren yaşlılık aylıklarının yasal faiziyle birlikte davacıya ödenmesi gerektiğinin tespitine karar vermek gerektiği gerekçesiyle açılan davanın kabulü ile, davacı …’ın hak etmiş olduğu 1545 gün (4 yıl 3 ay 15 gün) fiili hizmet zammı süresinin sigorta başlangıç tarihinden geriye çekilmesi, emeklilik yaş haddinden de bu sürenin düşülmesi neticesinde; davacının emekliliği doldurduğu tarihinin 06.03.2019 olduğunun tespiti ile SGK Bağcılar SGM’nin yaptığı 28.03.2019 tarihini takip eden aybaşı olan 01.04.2019 tarihinden itibaren emeklilik aylığı bağlanması ve birikmiş aylıkların yasal faizleriyle ödenmesi gerektiğinin tespitine karar verilmiştir.

    IV.İSTİNAF
    A.İstinaf Sebepleri
    Davalı Kurum vekili istinaf dilekçesinde özetle; fiili hizmet zammı süresinin hesabında Kanun’un yürürlüğe girdiği 2008 tarihinde önceki ve sonraki çalışmalara göre farklılık arz ederek kullandırıldığı, 01.10.2008 tarihinden önce yıpranmalı çalışmalar sigortalılık süresine eklenmekte ve emeklilik yaş hadlerinden düşülmekte iken, 01.10.2008 tarihi sonrasında yıpranmalı çalışmalar prim ödeme gün sayısına eklenmekte ve yine 3 yılı geçmemek üzere (yeraltı işlerinde çalışanları hariç) de emeklilik yaş hadlerinden düşülmekte olduğu, 08.09.1999 tarihi öncesi dönemde yürürlükte bulunan 506 sayılı Kanun’un ek 5 inci maddesi kapsamındaki itibari hizmet süreleri, çalışanların sigortalılık sürelerine eklendiği, ayrıca emeklilik şartları (diğer istisnalar hariç) yaş ve prim ödeme gün sayısı açısından kademeli olarak belirlenmiş ve ilk giriş tarihlerine göre kademeli sisteme geçişte 23.05.2002 tarihi esas alınarak kademelendirmeye gidildiği, çalışmalarının 01.10.2008 sonrasına da denk gelmesi durumunda, 01.10.2008 tarihi sonrası yıpranmalı çalışmalar için sigortalılık süresine değil, prim ödeme gün sayısına ekleme yapılacağı, yani bu kişi için iki ayrı dönem için iki ayrı hesaplama yapılacağı, 01.10.2008 tarihi sonrası dönemdeki fiili hizmet süresi zammına dayalı prim gün sayısının eklenmesi hesabında, malullük, yaşlılık ve ölüm sigortaları uygulamasında, hesaplanan fiili hizmet süresi zammı, sigortalının fiili hizmet kanunun 40 ıncı maddesi ikinci fıkrasında kapsamda olan işleri ve sigortalıları gösteren tabloda 1 ila 9, 11, 12 ve 15 inci sıradaki çalışmalar 5 yılı, geçmemek üzere prim ödeme gün sayısına eklenmediği, Kanun’un 40 ıncı maddesinin ikinci fıkrasında kapsamda olan işleri ve sigortalıları gösteren tabloda 13 (TSK çalışanları) ve 14 (Emniyet ve MİT çalışanları) sırasındaki çalışmalar göre 8 yılı, geçmemek üzere prim ödeme gün sayısına eklendiği, yasal düzenlemeler ışığında davacının emeklilik talebine ilişkin süreler kurum tarafından incelenerek gerekli hesaplamalar yapıldığı, davacı vekilinin iddiasının aksine davacının doğum tarihinin fiili hizmet zammı indirimi yapılarak geriye çekilmesi de mümkün olmadığı, davacının emekli olması için 52 yaşını doldurması gerektiği, Kurum işleminde hukuka aykırılık bulunmadığı iddiasıyla İlk Derece Mahkemesi kararı kaldırılarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.

    B.Gerekçe ve Sonuç
    Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile 28.03.2019 tarihinde tahsis talebinde bulunduğu anlaşılan davacı hakkında, 5510 sayılı Kanun’un Geçici 1 inci maddesinin 2 nci fıkrası gereği uygulanması gereken 2829 sayılı Kanun kapsamında uygulama yapılırken son 7 yıllık süre içerisinde en fazla 506 sayılı Kanun kapsamındaki hizmetlerinin geçtiği anlaşılmakla, tahsis şartları bakımından 506 sayılı Kanun’un 60 ve Geçici 81 inci maddeleri hükümlerine tabi olduğu anlaşılmakta olduğundan, 18 yaşından sonra ve ilk kez Emekli Sandığı kapsamına alındığı 15.10.1991 tarihine göre, tahsis talep tarihi itibari ile 27 yıl 5 ay 13 gün, 23.05.2002 tarihi itibari ile de 10 yıl 7 ay 8 gün sigortalılığına ve 11.268 gününün bulunmasına göre, Geçici 81 inci maddenin ilk fıkrasının (B) bendinin (j) alt bendi gereğince 25 yıl sigortalılık süresi, 5600 gün ve 53 yaş şartlarına tabi olduğu belirgin olup, 21.06.1973 doğumlu davacının 53 yaşını doldurduğu 21.06.2026 tarihinden 4 yıl 3 ay 15 gün fiili hizmet zammının geriye çekilmesi gerektiği hususu ile hak edilen aylıklara faiz istemi yönünden ise 5510 sayılı Kanun’un 42 nci maddesi de dikkate alınarak yeni bir karar verilmesi gerektiği gerekçesiyle davalı Kurum vekilinin istinaf isteminin kabulü ile Bakırköy 1. İş Mahkemesinin 14.06.2021 tarihli, 2019/151 Esas, 2021/142 Karar sayılı kararının HMK’nın 353/1-b-2 maddesi gereğince kaldırılmasına, davanın kısmen kabulü ile davacının 506 sayılı Kanun’un Geçici 81 inci maddesi gereğince belirlenen yaş haddinden aynı Kanun’un Ek 39 uncu maddesi gereğince fiili hizmet zammı süresinin indirilmesiyle yaşlılık aylığının koşullarının tamamlandığı 06.03.2022 tarihini takip eden aybaşı olan 01.04.2022 tarihinden itibaren yaşlılık aylığı bağlanması gerektiğinin ve hak edilen aylıkların 01.07.2022 tarihi başlangıç kabul edilerek her bir aylık için hak kazanılan tarihten itibaren yasal faizi ile davalıdan alınarak davacıya ödenmesi gerektiğinin tespitine, fazlaya dair talebin reddine karar verilmiştir.

    V.TEMYİZ
    A. Temyiz Sebepleri
    Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; itibari hizmet ile fiili hizmet zammının aynı şey olduğu, bu nedenle hem sigortalılık süresinden hem de yaş haddinden indirilmesi gerektiği, kazanılmış hakkın ihlal edildiği, Kurum uygulamasına göre bile tahsis koşullarının 06.02.2021 tarihinde oluşacağı iddiasıyla temyiz isteminde bulunmuştur.

    B. Değerlendirme ve Gerekçe
    Uyuşmazlık, 5434 sayılı Kanun kapsamında geçen fiili hizmet zammı süresi dikkate alınarak, yaşlılık aylığı tahsisi ve aylıkların yasal faizleri ile davalı Kurumdan tahsili gerektiğinin tespitine ilişkindir.

    1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.

    2. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup, dosyada yer alan tüm bilgi ve belgelerin incelenmesinde verilen hükmün yerinde olduğu anlaşılmakla davacı vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

    VI. KARAR
    Açıklanan sebeplerle;
    Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,

    Aşağıda yazılı temyiz harcının temyiz eden ilgiliden alınmasına,
    Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
    19.11.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.