onecikan-yargitay

ÖZET: Uyuşmazlık, 5434 sayılı Kanun kapsamında geçen fiili hizmet zammı süresinin dikkate alınarak yaşlılık aylığı tahsisi ve aylıkların yasal faiziyle tahsili üzerinedir. Davacı, askeri öğrenci olarak Türk Silahlı Kuvvetleri’nde çalıştığını ve emeklilik için gerekli olan fiili hizmet zammının sigorta başlangıç tarihinden geri çekilmesi gerektiğini iddia etmiştir. İlk Derece Mahkemesi, davacının fiili hizmet zammının yaş haddinden indirilmesi gerektiğine karar vermiştir. Ancak, Bölge Adliye Mahkemesi, davacının emeklilik başvurusunun 51 yaş şartını sağlamadığını belirterek, İlk Derece Mahkemesi kararını kısmen kaldırmıştır.

Bölge Adliye Mahkemesi, 506 sayılı Kanun’un Geçici 81 inci maddesinin uygulanması gerektiğini ve davacının yaş haddinin 51 olarak belirlenmesi gerektiğini ifade etmiştir. Bu bağlamda, davacının emeklilik başvurusunun kabul edilmediği ve fiili hizmet zammının yaş haddinden indirilmesi gerektiği sonucuna varılmıştır. Mahkeme, davacının 19.09.2018 tarihli başvurusunun 01.10.2018 tarihinden itibaren yaşlılık aylığı bağlanmasına ve birikmiş aylıkların yasal faiziyle ödenmesine hükmetmiştir.

Sonuç olarak, Yargıtay, Bölge Adliye Mahkemesi kararını onayarak, davacının emeklilik başvurusunun 01.10.2018 tarihinden itibaren geçerli olduğunu ve yasal faizle birlikte aylıkların ödenmesi gerektiğini belirtmiştir. Bu karar, fiili hizmet zammının sigorta başlangıç tarihinden geri çekilmesi ve yaş haddinin belirlenmesi konularında önemli bir içtihat oluşturmuştur.

10. Hukuk Dairesi         2024/11250 E.  ,  2024/11262 K.

    “İçtihat Metni”

    MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 34. Hukuk Dairesi
    SAYISI : 2022/2701 E., 2024/921 K.
    KARAR : Kısmen kabul
    İLK DERECE MAHKEMESİ : Bakırköy 47. İş Mahkemesi
    SAYISI : 2022/152 E., 2022/117 K.

    Taraflar arasındaki 5434 sayılı Kanun kapsamında geçen fiili hizmet zammı süresi dikkate alınarak yaşlılık aylığı tahsisi ile aylıkların yasal faiziyle tahsili davasında yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince, hükümde belirtilen gerekçelerle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.

    Kararın taraf vekilleri tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurularının kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına ve davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.

    Bölge Adliye Mahkemesi kararı, taraf vekilleri tarafından ayrı ayrı temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda; temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi … tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

    I.DAVA
    Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacının askeri öğrenci olarak adım attığı Türk Silahlı Kuvvetleri bünyesinde 5434 sayılı Kanun’a tabi muvazzaf subay (pilot) olarak çalıştığı ve 14.11.2008 tarihinde istifa ederek bu görevinden ayrıldığı, istifa sonrasında özel havayolu şirketlerinde çalışmaya başladığı, davacı tarafından 19.09.2018 tarihli başvuru formu ile Bağcılar Sosyal Güvenlik Merkezine tahsis talebinde bulunduğu, Bağcılar Sosyal Güvenlik Kurumunun 05.11.2018 tarih ve 51171429/330713 sayılı cevap yazısı ile davacının 50 yaşını doldurduğu 27.08.2020 tarihinde emekliliğe hak kazanacağı belirtilerek emeklilik aylığı bağlanması talebinin reddedildiği, yapılan hesaplama ve verilen cevap hatalı olduğu gibi yasalara da aykırı olduğu, Emekli Sandığına tabi olanların fiili hizmet zammı uygulamaları 08.09.1999 tarihinden önce veya sonra işe başlamalarına göre değişiklik gösterdiği, 08.09.1999 tarihinden önce işe başlayanların hak ettikleri fiili hizmet süresi zamlarının tamamının hem sigorta başlangıç tarihinden geri çekilmesi hem de emeklilik yaş haddinden indirilmesi gerektiği, 08.09.1999 tarihinden sonra işe başlayanlar ise 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu madde 40’a tabi olacakları, 5510 sayılı Kanun’un 17.04.2008 tarih ve 5754 sayılı Kanun’un 68 inci maddesi ile değiştirilen Geçici 7 nci maddesinin 8 inci fıkrasında açıkça 5434 sayılı Kanun’un uygulanmaya devam edeceği belirtildiği, davacının fiili hizmet zammı süresi 1365 gün yani 3 yıl 9 ay 15 gün olduğu, mevzuata göre fiili hizmet zammı süresinin tamamının sigorta başlangıç tarihinden geri çekilmesi gerektiği, hizmet başlangıç tarihi olan 15.09.1989 tarihi esas alındığında fiili hizmet zammına tabi olmasaydı emeklilik yaşının 51 olduğunun görüldüğü, ancak Bağcılar Sosyal Güvenlik Kurumu tarafından verilen 05.11.2018 tarihli cevapta davacının 50 yaşını doldurduğunda emekli olabileceğinin kabul edildiği, Bağcılar Sosyal Güvenlik Kurumu tarafından davacının fiili hizmet zammı süresinin bir kısmının sigorta başlangıç tarihinden geriye çekildiği, ancak bir kısmının değil fiili hizmet zammı süresinin tamamının sigorta başlangıç tarihinden geriye çekilmesi gerektiği, davacının hizmet başlangıç tarihi 15.09.1989 olup, 1365 gün yani 3 yıl 9 ay 15 gün olan fiili hizmet zammı süresinin bu tarihten geri çekilmesi gerektiği, geri çekildiği zaman davacının hizmet başlangıç tarihi 30.11.1985 tarihi olacağı, bu hizmet başlangıç tarihine göre davacının emeklilik yaşının 49 olacağı, 49 yaşını doldurduğu tarihin ise 27.08.2019 olacağı, bu tarihten de fiili hizmet zammı süresinin tamamı kadar indirim yapılması gerektiği iddiasıyla davacının hak etmiş olduğu 1365 gün yani 3 yıl 9 ay 15 günlük filli hizmet zammı süresinin tamamının sigorta başlangıç tarihinden geri çekilmesine, g
    eri çekilmesi neticesinde bulunacak emeklilik yaş haddinden de işbu sürelerin düşülerek emeklilik tarihinin 12.11.2015 olduğunun tespitine, Bağcılar Sosyal Güvenlik Merkezine emeklilik aylığı bağlanması talebiyle başvurulan 18.09.2018 tarihini takip eden ayın ilk günü olan 01.10.2018 tarihinden itibaren emeklilik aylığı bağlanmasına, birikmiş aylıkların yasal faizi ile birlikte ödenmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

    II.CEVAP
    Davalı Kurum vekili cevap dilekçesinde özetle; davacı tarafından fiili hizmet süresinin sigorta başlangıç ve yaş haddinden indirilerek 01.10.2018 tarihinden itibaren aylık bağlanmasına karar verilmesi istemi ile açılan dava usul ve yasaya aykırı olduğu, davacının fiili hizmet zammına tabi çalışmaları mülga 5434 sayılı Emekli Sandığı Kanunu’na tabi çalışmalar olup fiili hizmet zammı süresi de bu Kanuna göre kazanıldığı, 506 sayılı Kanun’un Ek 39 uncu maddesinde “Bu Kanunun Ek 5 ve Ek 6 ncı maddeleri gereğince sigortalılık süresine ilave edilen gün sayıları, beş yıldan çok olmamak üzere bu Kanunun 60 ve Geçici 81 inci maddelerinde belirtilen yaş hadlerinden indirilir.” Ek 5 inci maddede “…506 sayılı Kanun’a göre sigortalı sayılanların, aşağıda sayılan görevlerde geçen sigortalılık sürelerine, bu sürelerin her tam yılı için, hizalarında gösterilen süreler, sigortalılık süresi olarak eklenir.” ve Ek 6 ıncı madde de Malûllük, Yaşlılık ve Ölüm Sigortalarına tabi çalışmalarının en az 3600 gününü ek madde 1 de belirtilen işlerde geçiren sigortalılar, ek madde 1 de yer alan itibari hizmet süresine ilişkin hükümlerden yararlanırlar.” madde metinlerinde görüldüğü üzere 506 sayılı Kanun’un Ek 39 uncu maddesi 506 sayılı Sosyal Sigortalar Kanunu’na tabi çalışmalardan bahsettiği, davacının fiili hizmet zammına hak kazandığı çalışması 5434 sayılı Emekli Sandığı Kanunu’na tabi çalışma olup 506 sayılı Ek 39 uncu maddenin uygulanma olanağı bulunmadığı, Kurum tarafından yapılan işlemlerde bir hata bulunmadığı gibi, yasaya aykırılık da söz konusu olmadığı, Kurum dava açılmasına sebebiyet vermediğinden, davanın kabulü halinde aleyhine avukatlık ücretine hükmedilmemesi gerektiği savunmasıyla davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.

    III.İLK DERECE MAHKEME KARARI
    İlk Derece Mahkemesi tarafından yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile uyuşmazlık emeklilik tahsis koşullarının oluşabilmesi için fiili hizmet zammı süresinin yaştan ve sigorta başlangıç tarihinden geriye çekilip çekilemeyeceği ve davacının emeklilik tahsis koşullarının oluşup oluşmadığına yönelik olduğu, 5434 sayılı Kanun’un 32 vd. maddeleri uyarınca davacının hak kazandığı fiili hizmet zammının 506 sayılı Kanun’un Ek 39 uncu maddesi gereğince tahsis koşullarından olan yaş haddinden indirilmesi gerektiği, 5434 sayılı Kanunda yer alan “fiili hizmet zammının”, iştirakçilerin görev yaptıkları süreler boyunca ve tam kesenek vermek suretiyle geçirdiği sürelere ilişkin olarak yapılan ek bir zam niteliğinde olduğu ve fiili hizmet süresine eklenmesi gerektiği, buna göre eklenen bu hizmetin, iştirakçilerin fiili hizmet süresini, emeklilik ikramiye miktarını ve emekli aylığı bağlama oranını artırdığı ve yaş haddinden de 8 yıla kadar indirim sağladığı, 5434 sayılı Kanun’un 11 inci kısmında 35 vd. maddelerinde ayrıca düzenlenmiş olan “itibari hizmet” sürelerinin de, istekle emekliye ayrılmak için gerekli olan, kadınlarda 20, erkeklerde 25 hizmet yılının hesabı ve emekli ikramiyesinin hesaplanmasında bu sürenin dikkate alınmayacağı, ancak keseneklerin iadesinde, toptan ödeme yapılmasında ödenecek paranın ve aylık bağlanmasına hak kazanılması halinde bağlanacak aylığın oranının artmasına etki ettiği dikkate alınarak, 5434 sayılı Kanun’un 32 vd. maddelerinde düzenlenmiş “fiili hizmet zammının”, 506 sayılı Kanundaki ve içtihadı birleştirme kararı gereğince sadece sigortalılık süresine eklenmesi gereken “itibari hizmet” süresinden farklı bir kavram olduğu açıkça anlaşılmakta olduğundan, bu sürenin 506 sayılı Kanun kapsamında tahsise esas sigortalılığın başlangıç tarihinden geriye çekilmesi mümkün olmadığı, davacı 27.08.1970 doğumlu olup, fiili hizmet zammı süresi yaş haddinden indirildiğinde (27.08.1970 – 15.09.03 = 12.11.1966) tahsis başvuru tarihinde (19.09.2018 – 12.11.1966 = 07 10 51) davacının 51 yaş içinde olduğu, Kanunun aradığı 51 yaşın doldurulması şartını sağlamadığı anlaşıldığından tahsis başvuru tarihinde emekliliğe hak kazanamadığı gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, davacının fiili hizmet zammı süresinin tamamının yaş haddinden indirilmesi gerektiğinin tespitine, fazlaya ilişkin istemin reddine, karar verilmiştir.

    IV.İSTİNAF
    A.İstinaf Yoluna Başvuranlar
    İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri istinaf yoluna başvurmuşlardır.

    B.İstinaf Sebepleri
    1.Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; Mahkeme kararının hukuka aykırı olduğu, dava dilekçesindeki nedenlerle davacının 3 yıl 9 ay 15 günlük FHZ süresi sigorta başlangıç tarihinden geriye çekilmek suretiyle ve yaş haddinden düşürülerek emeklilik tarihinin tespiti gerektiği, Bağcılar SGM, FHZ süresinin bir kısmını sigorta başlangıç tarihinden geriye çekmiş ise de bir kısmının değil tamamının sigorta başlangıç tarihinden geriye çekilmesi gerektiği, 5534 sayılı Emekli Sandığı Kanunu 32 nci maddesindeki düzenlemeye göre yapılması gerektiği, bu konuda mahkemelerde verilen emsal kararlar ve Yargıtay kararları suretleri dilekçeye eklendiği, ayrıca hiçbir şekilde kabul anlamına gelmemekle birlikte Mahkemenin FHZ süresinin yalnızca yaş haddinden düşülmesi gerektiği yönündeki değerlendirmesi kabul edilse bile, emekliliğe hak kazandığı tarihten sonra tasis talebinde bulunduğunun görüleceği iddiasıyla İlk Derece Mahkemesi kararı kaldırılarak davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.

    2.Davalı Kurum vekili istinaf dilekçesinde özetle; 506 sayılı Kanun’un yürürlükte bulunan Geçici 81 inci maddesi hükmüne göre ilk defa sigortalı olduğu tarih 8 Eylül 1999 öncesi olup 2829 sayılı Kanun’un 8 inci maddesine göre yaşlılık aylığı bağlanacak sigorta statüsünün 4/I-(a) kapsamında belirlenmesi halinde yaşlılık aylığına hak kazanma şartlarının 506 sayılı Sosyal Sigortalar Kanunu’nun Geçici 81 inci maddesine göre tespit edildiği, Geçici 81 inci madde hükmü gereği sigortalıların yaşlılık aylığına hak kazanma şartları, maddenin yürürlük tarihi olan 23.05.2002 tarihindeki sigortalılık süresine göre belirlendiği, 506 sayılı Kanun’un Ek 5 inci madde hükmü, Ek 39 uncu madde hükmü ve Geçici 81 inci madde hükmü gözetildiğinde, sigortalının 23.05.2002 tarihine kadar olan Ek 5 inci madde kapsamındaki itibari hizmet süreleri ile 5434 sayılı Kanun’un 32 nci maddesi kapsamında geçen FHZ sürelerinin dörtte biri sigortalılık süresine eklenerek yaşlılık aylığı şartlarının belirlenmesi gerektiği, diğer bir ifadeyle sigortalılık başlangıç tarihi Ek 5 inci madde kapsamında geçen toplam itibari hizmet süreleri ile 5434 sayılı Kanun’un 32 nci maddesi kapsamında geçen toplam FHZ süreleri kadar ilk defa sigortalı olunan tarihten geriye götürülmemesi gerektiği, 1997/1 – 2000/1 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurul kararında da gerekçeler belirtildiği iddiasıyla İlk Derece Mahkemesi kararı kaldırılarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.

    C.Gerekçe ve Sonuç
    Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile 506 sayılı Kanun’un Geçici 81 inci maddesinin 1/B fıkrasının yürürlüğe girdiği tarih olan 23.05.2002 tarihinde davacının 12 yıl 8 ay 8 günlük hizmeti bulunduğu, hizmet süresi dikkate alındığında 506 sayılı Kanun’un geçici 81/1-B-h bendine tabi olduğu, bu madde uyarınca 25 yıllık sigorta süresi, 51 yaşın doldurulması ve en az 5450 gün sayısının doldurulması gerektiği, 27.08.1970 doğumlu davacının 51 yaşını doldurduğu 27.08.2021 tarihinden 3 yıl 9 ay 15 günlük fiili hizmet zammının yaş haddinden indirilmesi gerektiği dikkate alındığında, 12.11.2017 tarihinde emekliliğe hak kazandığı, davacının 19.09.2018 tarihinde emeklilik için Kuruma başvurduğu dikkate alındığında 5510 sayılı Kanun gereği 01.10.2018 tarihinden itibaren aylık bağlanması, aylıkların geç ödenmesi nedeniyle işleyen faizler bakımından, 5510 sayılı Kanun’n 42 nci maddesinin “Kurum, sigortalıya veya hak sahiplerine bağlanacak gelir, aylık veya toptan ödemeleri, gerekli belgelerin ve incelemelerin tamamlandığı tarihten itibaren en geç üç ay içinde hesap ve tespit ederek sonuçlarını yazı ile bildirir.” hükmü uyarınca Kurum’un, yaşlılık aylığı tahsis tarihini takip eden 3 aylık sürenin sonundan itibaren faiz alacağı ile sorumlu tutulacağının da dikkate alınması gerektiği gerekçesiyle davacı vekilinin ve davalı Kurum vekilinin istinaf istemlerinin kabulü ile Bakırköy 47. İş Mahkemesi’nin 01.07.2022 tarihli, 2022/152 Esas, 2022/117 Karar sayılı kararının HMK’nın 353/1-b-2 maddesi gereğince kaldırılmasına, davanın kısmen kabulüne, davacının 506 sayılı Kanun’un Geçici 81 inci maddesi gereğince belirlenen yaş haddinden aynı Kanun’un Ek 39 uncu maddesi gereğince fiili hizmet zammı süresinin indirilmesiyle yaşlılık aylığının koşullarının tamamlandığı 19.09.2018 tahsis talep tarihini takip eden aybaşı olan 01.10.2018 tarihinden itibaren yaşlılık aylığı bağlanması gerektiğinin ve hak edilen aylıkların 01.01.2019 tarihi başlangıç kabul edilerek her bir aylık için hak kazanılan tarihten itibaren yasal faizi ile davalıdan alınarak davacıya ödenmesi gerektiğinin tespitine, fazlaya dair talebin reddine karar verilmiştir.

    V.TEMYİZ
    A. Temyiz Sebepleri
    Taraf vekilleri istinaf sebepleri doğrultusunda temyiz isteminde bulunmuşlardır.

    B. Değerlendirme ve Gerekçe
    Uyuşmazlık, 5434 sayılı Kanun kapsamında geçen fiili hizmet zammı süresi dikkate alınarak belirlenecek sigorta başlangıç tarihine göre yaşlılık aylığı tahsisi ile aylıkların yasal faiziyle tahsili davasıdır.

    1.Vekâletnamesinde davadan feragat yetkisi bulunan davacı vekili 18.11.2024 tarihli dilekçesi ile davadan feragat ettiklerini açıkça, kayıtsız ve şartsız olarak bildirmiştir.

    2.Feragat, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 307 inci maddesinde düzenlenmiş olup, davacının talep sonucundan kısmen veya tamamen vazgeçmesidir. Feragat davayı sona erdiren taraf işlemlerindendir. Hüküm kesinleşinceye kadar her zaman yapılabilir. Hüküm ifade etmesi karşı tarafın ve mahkemenin muvakatine de bağlı olmadığı gibi, 6100 sayılı Kanun’un 311 inci maddesi uyarınca kesin hükmün hukuki sonuçlarını da doğurur.

    3.Öte yandan 6100 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesine, 7251 sayılı Kanun’un 29 uncu maddesiyle eklenen üçüncü fıkrasına göre feragatin, dosyanın temyiz incelemesine gönderilmesinden sonra yapılması hâlinde, Yargıtay temyiz incelemesi yapmaksızın dosyayı, feragat hususunda ek karar verilmek üzere hükmü veren mahkemeye gönderir. Buna göre temyiz incelemesi aşamasında ortaya çıkan feragat konusunda Mahkemece ek karar verilmesi gerekir.

    4.Ne var ki bu hüküm davanın konuları arasında yer alan yaşlılık aylığı tahsisi ve aylıkların yasal faiziyle birlikte tahsili istemi açısından uygulama alanı bulur. Ancak sigorta başlangıç tarihinin belirlenmesi istemi açısından uygulanamaz. Zira sigorta başlangıç tarihinin belirlenmesi kamu düzenine ilişkindir ve re’sen araştırma ilkesi uygulanır. Tarafların dava konusu üzerinde tasarruf yetkileri yoktur. Bu nedenle feragat / kabul edilemez. Dolayısıyla sigorta başlangıç tarihinin belirlenmesi istemi açısından feragat beyanı 6100 sayılı Kanun’un 123 üncü maddesindeki davanın geri alınması veya 150 nci maddesindeki davanın takipsiz bırakılması kapsamında değerlendirilebilir.

    5. Bu nedenle davacı taraftan feragat beyanının 6100 sayılı Kanun’un anılan 123 veya 150 nci maddelerinde düzenlenen haklardan birinin kullanımı niteliğinde olup olmadığı sorulmak suretiyle belirlenmeli, beyanın anılan anlamlarda kullanıldığının saptanması halinde duruma göre belirtilen maddelerde öngörülen prosedür işletilmeli, elde edilecek sonuca göre karar verilmelidir.

    6. Mahkemece, açıklanan maddi ve hukuki olgular gözetilmeksizin eksik inceleme neticesinde yazılı şekilde hüküm kurulmuş olması, usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir.

    VI. KARAR
    Açıklanan sebeplerle;
    Temyiz olunan, Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULMASINA,
    Peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz eden ilgiliye iadesine,
    Dosyanın Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
    19.11.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.