onecikan-yargitay

ÖZET: Uyuşmazlık, 5434 sayılı Kanun kapsamında fiili hizmet zammı süresinin sigorta başlangıç tarihine ve yaş haddine etkisi üzerinedir. Davacı, Türk Silahlı Kuvvetlerinde muvazzaf subay olarak görev yaptığı süre zarfında elde ettiği fiili hizmet zammının yaş haddinden indirilmesi gerektiğini savunmuştur. İlk Derece Mahkemesi, davacının talebini kısmen kabul ederek fiili hizmet zammının yaş haddinden indirilmesine karar vermiştir. Ancak, Bölge Adliye Mahkemesi, davalı Kurumun istinaf başvurusunu kabul ederek İlk Derece Mahkemesi kararını kaldırmış ve davanın kısmen kabulüne hükmetmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi, 5434 sayılı Kanun’un fiili hizmet zammının, sigortalılık süresine eklenmesi gereken bir kavram olduğunu ve bu sürenin sigorta başlangıç tarihinden geriye çekilemeyeceğini belirtmiştir. Mahkeme, fiili hizmet zammının yaş haddinden indirilmesine ilişkin talebin yerinde olduğunu, ancak sigorta başlangıç tarihinin geriye çekilmesi talebinin reddedilmesinin hukuken doğru olduğunu ifade etmiştir. Sonuç olarak, temyiz edilen karar, usul ve yasaya uygun bulunarak onanmıştır.

10. Hukuk Dairesi         2024/12377 E.  ,  2024/11246 K.

    “İçtihat Metni”

    MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 34. Hukuk Dairesi
    SAYISI : 2023/2052 E., 2024/1246 K.
    KARAR : Davacı yönünden esastan ret, davalı yönünden kısmen kabul
    İLK DERECE MAHKEMESİ : Bakırköy 46. İş Mahkemesi
    SAYISI : 2022/57 E., 2022/103 K.

    Taraflar arasındaki 5434 sayılı Kanun kapsamında geçen fiili hizmet zammı süresi dikkate alınarak sigorta başlangıç tarihinin ve anılan sürenin yaşlılık aylığı tahsisine esas yaş haddinden indirilmesi gerektiğinin tespiti davasında yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince, hükümde belirtilen gerekçelerle davanın kabulüne karar verilmiştir.

    Kararın taraf vekilleri tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine, davalı Kurum vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına ve davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.

    Bölge Adliye Mahkemesi kararı, davalı Kurum vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda; temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi … tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

    I.DAVA
    Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacı 01.04.1976 doğumlu olup, 15.10.1994 – 14.10.2015 tarihleri arasında Türk Silahlı Kuvvetlerinde muvazzaf subay olarak görev yaptığı, 4 yıl 3 ay 8 günlük fiili hizmet zammının bulunduğu, bu görevinden sonra 4/a kapsamında pilot olarak 15.10.2015 tarihinde çalışmaya başladığı, Kuruma 4/a ve 4/c hizmetlerinin birleştirilmesi için başvuruda bulunduğu, Kurumun 14.01.2022 tarihli cevabında fiili hizmet zammı süresinin geriye çekilmeyeceğinin bildirildiği iddiasıyla 4 yıl 3 ay 8 günlük fiili hizmet zammı süresinin hizmet başlangıç tarihinden ve yaş haddinden indirilmesi gerektiğinin tespitine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

    II.CEVAP
    Davalı Kurum vekili cevap dilekçesinde özetle; davanın süresinde açılmadığı, hak düşürücü sürenin geçtiği, Harp okullarında okuyan öğrencilerin 18 yaş dolumundan sonra geçen sürelerin fiili hizmet süresinden sayıldığı, 18 yaş altında geçen sürelerin fiili hizmetten sayılmadığı, idarenin işleminin usul ve yasaya uygun olduğu savunmasıyla davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.

    III.İLK DERECE MAHKEME KARARI
    İlk Derece Mahkemesi tarafından yukarıda tarih ve sayısı belirtilen karar ile 5434 sayılı Kanun’un 3 vd. maddelerinde düzenlenmiş “fiili hizmet zammının”, 506 sayılı Kanundaki ve içtihadı birleştirme kararı gereğince sadece sigortalılık süresine eklenmesi gereken “itibari hizmet” süresinden farklı olduğu bu yönüyle birleşen hizmetler sonrasında, 506 sayılı Kanun’un 60 ve Geçici 81 maddesindeki yaşlılık aylığı bağlanmasına ilişkin koşullar bakımından uygulama yapılırken, sigortalılık süresi yönünden, kişinin sigortalılık başlangıç tarihiden geriye doğru ekleme yapılması ile sigortalılık başlangıç tarihinin geriye çekilemeyeceği anlaşılmakla, davacının 4 yıl 3 ay 8 günlük fiili hizmet zammı süresinin yaş haddinden geriye çekilmesine, hizmet başlangıç tarihinden geriye çekilmesi talebinin ise reddine karar verilerek davanın kısmen kabulü yönünde hüküm kurulduğu; kısa kararda davanın kabulü yazılmışsa da, fazlaya ilişkin istemen reddi şeklinde belirtildiği, “kısmen kabulü” yerine “kabulü” ibaresinin sehven yazıldığı anlaşılmakla kısa kararla hüküm arasında çelişkiye yol açmamak adına düzeltilmediği davanın kabulü ile … T.C. Kimlik nolu davacı …’nın 4 yıl 3 ay 8 günlük fiili hizmet zammı süresinin 506 sayılı Kanun’un Ek 39 maddesi gereğince Geçici 81 maddede belirtilen yaş haddinden geriye çekilmesi gerektiğinin tespitine, fazlaya ilişkin istemin reddine karar verilmiştir.

    IV.İSTİNAF
    A.İstinaf Sebepleri
    1.Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; fiili hizmet zammı süresinin tamamının hem yaş haddinden hem de hizmet başlangıç tarihinden geriye çekilmesi gerektiği, dava açılmasına sebebiyet veren Kurum yararına vekalet ücreti takdirinin hatalı olduğu iddiasıyla İlk Derece Mahkemesi kararı kaldırılarak davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.

    2.Davalı Kurum vekili istinaf dilekçesinde özetle; davanın hak düşürücü sürede açılmadığı, 18 yaşın altında Hava Kuvvetleri Okulunda geçen öğrenim süresinin fiili hizmet süresine eklenmesinin mümkün olmadığı, eksik inceleme ile verilen kararın hukuka aykırı olduğu iddiasıyla İlk Derece Mahkemesi kararı kaldırılarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.

    B.Gerekçe ve Sonuç
    Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile 2829 sayılı Kanun kapsamında hizmetleri birleştirilen ve 506 sayılı Kanun kapsamında tahsis koşulları uyuşmazlık konusu olan, davacının 5434 sayılı Kanun’un 32 vd. maddeleri hükümlerince hak kazandığı fiili hizmet zammının, tahsis koşullarından olan yaş haddinden indirilmesine ilişkin kabulün, 506 sayılı Kanunun Ek 39 uncu maddesi karşısında yerinde olduğu, 5434 sayılı Kanunda yer alan fiili hizmet zammının, iştirakçilerin görev yaptıkları süreler boyunca ve tam kesenek vermek suretiyle geçirdiği sürelere ilişkin olarak yapılan ek bir zam niteliğinde olduğu ve fiili hizmet süresine eklenmesi gerektiği, buna göre eklenen bu hizmetin, iştirakçilerin fiili hizmet süresini, emeklilik ikramiye miktarını ve emekli aylığı bağlama oranını artırdığı ve yaş haddinden de 8 yıla kadar indirim sağladığı, 5434 sayılı Kanun’un 11 kısmında 35 vd. maddelerinde ayrıca düzenlenmiş olan “itibari hizmet” sürelerinin de, istekle emekliye ayrılmak için gerekli olan, kadınlarda 20, erkeklerde 25 hizmet yılının hesabı ve emekli ikramiyesinin hesaplanmasında bu sürenin dikkate alınmayacağı, ancak keseneklerin iadesinde, toptan ödeme yapılmasında ödenecek paranın ve aylık bağlanmasına hak kazanılması halinde bağlanacak aylığın oranının artmasına etki ettiği dikkate alınarak, 5434 sayılı Kanun’un 32 vd. maddelerinde düzenlenmiş “fiili hizmet zammının”, 506 sayılı Kanundaki ve içtihadı birleştirme kararı gereğince sadece sigortalılık süresine eklenmesi gereken “itibari hizmet” süresinden farklı bir kavram olduğu açıkça anlaşılmakta olduğundan, bu sürenin 506 sayılı Kanun kapsamında tahsise esas sigortalılığın başlangıç tarihinden geriye çekilmesi mümkün olmadığı, başka bir deyişle 5434 sayılı Kanun kapsamında hak kazanılan “fiili hizmet zammının” kişilerin fiili hizmetine eklenmesi gerektiği söylenebilir ise de, birleşen hizmetler sonrasında, 506 sayılı Kanun’un 60 ve Geçici 81 inci maddesindeki yaşlılık aylığı bağlanmasına ilişkin koşullar bakımından uygulama yapılırken, sigortalılık süresi yönünden, kişinin sigortalılık başlangıç tarihinden geriye doğru ekleme yapılması ile sigortalılık başlangıç tarihinin geriye çekilmesi suretiyle, ek bir sigortalılık süresine veya başkaca bir uygulama yapılmasına imkân vermediği kabul edilerek bu yöndeki talebin reddi yerinde olduğu, Mahkemece davacının fiili hizmet zammı süresinin yaş haddinden indirilmesi gerektiğine ilişkin talebin kabulü ile sigorta başlangıç tarihinden geriye çekilmesine ilişkin talebin reddi yerinde ise de, dava kısmen kabul edildiği halde davanın kabulüne şeklinde hüküm kurulmasının hatalı olduğu gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf isteminin reddine, davalı Kurum vekilinin istinaf isteminin kabulü ile Bakırköy 46. İş Mahkemesinin 27.05.2022 tarihli, 2022/57 Esas, 2022/103 Karar sayılı kararının HMK’nın 353/1-b-2 maddesi gereğince kaldırılmasına, davanın kısmen kabulüne, davacı …’nın 4 yıl 3 ay 8 günlük fiili hizmet zammı süresinin 506 sayılı Kanun’un Ek 39 uncu maddesi gereğince Geçici 81 maddede belirtilen yaş haddinden geriye çekilmesi gerektiğinin tespitine, fiili hizmet zammı süresinin sigorta başlangıç tarihinden geriye çekilmesine ilişkin talebin reddine karar verilmiştir.

    V.TEMYİZ
    A. Temyiz Sebepleri
    Davalı Kurum vekili temyiz dilekçesinde özetle; davanın yasal süre geçtikten sonra açıldığı, 5 yıllık hak düşürücü sürenin söz konusu olduğu, fiili hizmet süresi zammının davacının tabi olduğu tahsis koşulları açısından yaş haddinden ve sigorta başlangıcından indirilmesinin yasal olarak mümkün olmadığı, bu konuda çelişen ve bu hususu doğrularak çeşitli mahkeme kararları bulunduğu, eksik inceleme ve araştırma ile hüküm kurulduğu, Kurum işlemlerinin usul ve yasaya uygun olduğu iddiasıyla temyiz isteminde bulunmuştur.

    B. Değerlendirme ve Gerekçe
    Uyuşmazlık, 5434 sayılı Kanun kapsamında geçen fiili hizmet zammı süresi dikkate alınarak sigorta başlangıç tarihinin ve anılan sürenin yaşlılık aylığı tahsisine esas yaş haddinden indirilmesi gerektiğinin tespitine ilişkindir.

    1.Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.

    2. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup, dosyada yer alan tüm bilgi ve belgelerin incelenmesinde verilen hükmün yerinde olduğu anlaşılmakla davalı Kurum vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

    VI. KARAR
    Açıklanan sebeplerle;
    Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,

    Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
    19.11.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.