ÖZET: Başvuran, Anamur Devlet Hastanesi’nde eşi için gebelik takibinin düzenli yapılmadığını ve normal doğum imkanı varken sezaryen doğuma zorlandıklarını iddia etmiştir. Başvuran, hastaneden ayrılmak zorunda kaldıklarını ve doğumun gerçekleştiği özel hastanede, eğer ilk geldiğinde suni sancı verilseydi normal doğumun olabileceği yönünde bilgi aldıklarını belirtmiştir. Ayrıca, hastane hasta hakları biriminin başvurularına ciddiyetle yanıt vermediğini ve bebeğin ağırlığının ani bir artışla 700 gram alarak 4200 gr’a ulaştığını, bu durumun doktorun izne ayrılmasıyla ilgili olabileceğini ifade etmiştir.

Mersin İl Sağlık Müdürlüğü, başvuranın iddialarını incelemiş ve yapılan muayenelerde bebeğin ağırlığının 4000 gr’ın üzerinde olduğu gerekçesiyle sezaryen önerildiğini belirtmiştir. Ultrason cihazlarının ölçümlerinde yanılma payı olabileceği ve hekimlerin modern tıbbın gerekliliklerine uygun hareket ettikleri sonucuna varılmıştır. Sonuç olarak, başvurunun reddedilmesi gerektiği belirtilmiştir. Bu durum, tıbbi uygulamalarda hekimlerin sorumluluğu ve hasta hakları açısından önemli bir hukuki değerlendirme sunmaktadır.

T.C. TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ KAMU DENETÇİLİĞİ KURUMU

(OMBUDSMANLIK)

SAYI : 2022/7181-S.22.11065

BAŞVURU NO : 2021/21207

KARAR TARİHİ : 07/06/2022

RET KARARI

BAŞVURUYA KONU İDARE : SAĞLIK BAKANLIĞI

MERSİN İL SAĞLIK MÜDÜRLÜĞÜ

Başvuranın eşinin Anamur Devlet Hastanesinde gebelik takiplerinin

BAŞVURUNUN KONUSU :

gerektiği gibi yapılmadığı, sezaryen doğuma zorlandığı ve hasta hakları birimine yaptıkları başvurunun ciddiye alınmadığı iddiaları

BAŞVURU TARİHİ : 14/12/2021

I. BAŞVURANIN İDDİA VE TALEPLERİ

1. Kurumumuza başvuru yapan . . 12/10/2021 ve tarihli başvuruları ile eklerinde özetle:

1.1. Anamur Devlet Hastanesinde eşi . .’nin hamileliği boyunca sıkıntılar yaşadıklarını, Kadın Doğum biriminde ciddi anlamda bir hasta takip sıkıntısı olduğunu, her muayeneye gittiklerinde sistemde kayıt bulunmasına rağmen sanki ilk defa muayene edercesine bir değerlendirme yapıldığını, düzenli takip yapılmadığı için de tutarsız teşhislerle karşılaştıklarını, bu nedenle daha önce yine Anamur Devlet

Hastanesi’nde görev yapmış Dr. . . .’nın özel muayenehanesine gittiklerini, Sağlık Bakanlığının

“ANNE DOSTU HASTANE” başlıklı anne bebek sağlığını önemseyen yaklaşımını göz önünde bulundurarak süreci normal doğuma hazırlıkla geçirdiklerini, 1.2. Dr. . . . tarafından doğuma üç hafta kala yapılan muayenede çatı kontrolü yapılıp çatı genişliğinin son derece iyi genişlikte olduğunu ve bu kilo artışıyla gayet sağlıklı bir şekilde 4500 kg kadar önceliğin normal doğuma verilebileceğinin ve bütün bu yollar takip edildikten sonra yine normal doğum gerçekleşmiyorsa alternatif yol olarak sezaryene başvurulması gerektiği belirtildiğini, 1.3. Son 3 haftayı NST takibi için ve hastaneye alışma süreci olsun diye NST için Anamur Devlet

Hastanesi’nde görev yapan Dr. . .’e muayeneye gittiklerini, NST sonuçlarının gayet iyi olduğu ve ultrason görselinde de görüldüğü gibi ağırlığın 3544 gr kafa çevresinin 35 cm olduğunu normal doğum için sıkıntı olmayacağından bahsettiğini,

1.4. İki doktor takibinde annenin normal doğuma uygun olduğunu gerek çatı muayenesi yapılarak gerek rutin bebek ağırlığı takip edilerek dile getirildiğini, 1.5. 12/08/2021 tarihinde de 3558 gr ve kafa genişliğinin 35 cm ölçüldüğünü ve bir sıkıntının olmadığının söylediğini, 1.6. 19/08/2021 tarihinde ise Dr. . . tarafından ultrason sonucuna göre bebeğin ağırlığının 4211 gr olduğu ve iri bebek olduğu, normal doğuma uygun olmadığı belirtilerek ve ertesi gün izine ayrılacağı söyleyerek sezaryen kaydı oluşturup kendilerinin anesteziye yönlendirdiğini, Dr. . .’nin ertesi gün

Dr. .’yi arayıp gelip gelmeyeceklerini sorduğunu ve doktorun da kendilerinin normal doğumu beklediğini belirttiğini, 1.7. 23/08/2021 tarihinde eşinin psikolojik olarak aslında sürecin normal olduğunu hissettirmek için Dr. .

. .’ye muayene olduklarını, bebeğin suyunun gayet iyi olduğunun, 3700 gr ağırlığında olduğunun ve

NST sonucuna göre sancıların arttığının, moral yüksek bir şekilde sancı ya da suyu beklemelerinin, hastaneye acilden girip normal doğum suni sancı ile olmazsa en son sezaryene başvurulabileceğinin söylendiğini, 1.8. 24/08/2021 Salı akşamı 20:30’da ilk suyun gelmesi üzerine saat 22:00 civarı Anamur Devlet Hastanesi

Acil biriminden giriş yaptıklarını, 22:30’da Dr. . . izinli olduğu için nöbetçi Dr. . ’nin yaptığı ilk kontrolde 1cm’lik bir açıklığın olduğunu, bebeğin 4200 gr dan fazla olduğunu ve iri bebek olduğu için

4000 üzeri ölçümlerde sezaryene başvurduklarını belirterek sezaryen yoluyla alacaklarını belirttiğini,

1.9. Sürecin aslında normal doğuma uygun olduğunu, sadece son hafta Dr. . .’ nin 4200 gr ölçtüğünü, çatı muayenesinin aslında normal doğuma uygun olduğu yönündeki verileri Dr. . . ile paylaşıp önceliği normal doğuma verilmesini suni sancı ile de normal doğum olmazsa en son sezaryene başvurmak istediklerini belirttiğini, eşini takip eden Dr. . . . aracılığıyla da tüm süreci paylaşmak istediklerinde Dr. . .’nin kendilerini dinlemeyerek “Burada tek doktor benim, ben kendi ölçümlerime bakarım. O kadar güveniyorsanız doktorunuza doğurtun.” dediğini ve önceliği normal doğuma verecek hiçbir yaklaşımda bulunmadığını, 1.10.Tüm bu nedenlerle önceliği normal doğuma verebilecek yol aramak için sezaryeni reddedip hastaneden ayrıldıklarını, Dr. . . .’ya gece 22.30 da muayene ye gittiklerini, bebeğin en fazla olabileceği kg’ın

3750 olacağını belirttiğini ve kendisi doğumları Alanya’da yaptığı ve suyunda gelmiş olması nedeniyle

kendilerini Anamur’da önceliği normal doğuma verebilecek yer olarak bize Anamed Özel Hastanesine yönlendirdiğini, Hastanedeki Dr. . . ile bizzat görüşüp süreç hakkında bilgi verdiğini, 1.11.Anamur Devlet Hastaneden çıkıp muayenehaneye gidip oradan Anamed Özel Hastanesine kaydolup yatış yapılana kadar annenin normal doğumu hızlandıracak olan rahim suyunun bitme noktasına geldiğini, aç-susuz ve suyu bitmiş bir şekilde suni sancı verilerek normal doğumun beklendiğini, 10 cm olması gereken açıklığın suyun bitmesine rağmen 6 cm kadar açıldığını, ancak suyun bitmesinin açılma hızını bitirdiğini, Anamed Hastanesinde “su ilk geldiğinde sana suni sancı verselerdi normal doğum olurdu” dediğini, mecburi olarak sezaryen ile doğumun gerçekleştiğini ve doğum raporunda olduğu gibi bebeğin kilosunun 3520 gr ve kafa genişliği 36 cm olarak doğduğunu, 1.12.03/09/2021 tarihinde süreci Anamur Devlet Hastanesi Başhekim Yrd. . . ile paylaştığını, en son doğum raporundaki kiloyu sorduğunda “şimdi bana 3500 deme” dediğini, raporu görünce şaşırıp kendisini biraz bekletip süreci başhekim ile görüşüp “biz sezaryen demişiz gittiği yerde de sezaryen olmuş, bizim doktorumuzun dediği olmuş” yaklaşımını sözlü olarak paylaştıklarını, 1.13.06/09/2021 tarihinde de Anamur Devlet Hastanesi Hasta Hakları birimine yazılı başvuru yaptığını, yazılı başvuruya binaen . Hanım ile birlikte başka bir Başhekim yardımcısı . bey ile görüşüldüğünü,

bütün bu sürecin normal olduğunun herhangi bir yanlış olmadığının ve yerinde çözüm olarak sözlü bilgilendirmenin yeterli olacağının belirtildiğini, 1.14.Yapılan açıklamalarda kendi söyledikleri ile gerçekleşen doğumun sezaryen olmasına takılıp sezaryene iten sebeplere odaklanmamalarının kendilerini ziyadesiyle üzdüğünü, 1.15.Kurumumuza 12/10/2021 tarihinde yaptıkları başvurunun Gönderme Kararı ile İl Sağlık Müdürlüğüne iletilmesi sonrasında da eşi ile birlikte tekrar ifade için hastaneye çağırıldıklarını, önceki süreçte yaşananlarını tekrar dile getirdiklerini, ancak sürecin travmasını üstünden atamayan eşinin o günden sonra sol kolunda uyuşmalar başladığını ve şu an çocuğunu taşımada zorluk çektiğini, gelen cevapta

. .’nın deontoloji ve modern tıbba uygun muayene ettiğinden bahsedildiğini, 1.16.Hastanenin ikinci cevap yazısında ise “Gebelik dönemi uzun bir süreç olduğundan anlık gelişmeler olabileceği ve bu durumlara bağlı olarak tedavi doğum yöntemleri değişebilir.” ifadesinin geçtiğini, bu süreçte 3500 gr ölçülen bir bebeğin ani bir gelişme ile bir haftada 700 gr alarak 4200 gr olmasında

Dr. . .’nin izne çıkacak olması ve bu nedenle sezaryene yönlendiriyor olması ihtimalinin hiç değerlendirilmediğini iddia ederek; Kamu Denetçiliği Kurumu vasıtasıyla bütün sürecin objektif gözle değerlendirilmesini, hastane yönetiminin hasta şikayetlerindeki gösterdikleri ciddiyetsizliğin sorgulanmasını, ilgili doktorun bundan sonraki gebe takibini bilinçli yapıp anneye gerekli bilgilendirmeyi yapmasını, kadın doğuma polikliniğine gelenlerin hasta değil moral motivasyona ihtiyacı olan anne adayı olduğunun farkında olunmasını talep etmiştir.

II. İDARENİN ŞİKÂYETE İLİŞKİN AÇIKLAMALARI

2. Kurumumuzun 26/10/2021 tarih ve S.21.24604 sayılı Gönderme Kararı üzerine Mersin İl Sağlık

Müdürlüğünün 18/11/2021 tarih ve – sayılı cevabi yazısından; 2.1. Konuyla ilgili inceleme yapıldığı ve Muhakkik Op. Dr. . . tarafından düzenlenen 11/11/2021 tarihli

İnceleme Raporunun ekte iletildiği, 2.2. Bahse konu inceleme raporunda; Kurumumuzun Gönderme Kararı sonrasında “normal doğum mümkün iken hastanın sezaryen ile doğum yapmak zorunda kaldığı, hasta hakları biriminin başvurusuna gerekli ciddiyetle cevap vermediği” yönündeki iddialar üzerine hasta yakını ve ilgili doktorun ifadesi ile gerekli tetkik ve tahliller incelenerek, hasta . .’nın hastane personeli yakını olması nedeni ile gebelik süresince çoğu zaman randevusuz geldiği, düzenli takiplere gelmediği, geldiğinde de deontoloji ve modern tıbba uygun olarak muayene edildiği ve son kontrolünde de Dr. . . ve en son olarak da geçici görevde olan Dr. . . tarafından bebeğin mevcut son durumuna göre iri bebek (USG ölçümleri)

olabileceği, normal doğum eyleminin zor olabileceği gerekçeleriyle sezaryen doğum önerildiğinin anlaşıldığı, hasta yakını ve hastanın normal doğum eylemi ile doğumun gerçekleşmesi isteminin doğal ve sağlıklı bir talep olduğu, aynı zamanda tıp biliminde anne ve bebeğin son muayene durumuna göre doğum eyleminin ve tedavinin şeklinin belirlenmesinin hekim tarafından anne ve bebeğin sağlığını riske atmayacak şekilde belirlendiği, nitekim bu olayda hastayı primer takip eden hekim Dr. . . . dışında iki (2) hekimin (Dr. . . ve Dr. . .’nin) sezaryen önermiş olduğu, özel hastane hekimi Dr. . .’nın ise sezaryen yöntemi ile doğumu gerçekleştirdiği, sonuç olarak gebelik döneminin uzun bir süreç olduğu, anlık gelişmeler olabileceği ve bu durumlara bağlı tedavi ve doğum yönteminin değişebileceği, gebe ve bebeğin sağlıklı olması için doktorun modern tıbbi yaklaşımda karar verebileceği, ilgili şikayet nedeniyle hasta haklarından sorumlu başhekim yardımcısı ve ilgili doktor tarafından hasta yakınına mevcut durumun izah edilmeye çalışıldığı ifade edilerek ayrıca bir disiplin soruşturmasına gerek olmadığı yönünde kanaat bildirildiği,

Anlaşılmıştır.

3. Bunun üzerine, Kurumumuzun 01/03/2022 tarih ve sayılı yazısı ile Mersin İl Sağlık

Müdürlüğünden bilgi ve belge talep edilmiş olup, adı geçen Müdürlüğün 11/03/2022 tarih ve

– – sayılı cevabi yazısı ve eklerinde özetle; 3.1. Doğum yöntemine karar verilirken kullanılan ultrason cihazının bakım, onarım ve kalibrasyonlarının zamanında yapılmış olduğu, cihaz ve personel güvenilirliği ile ilgi herhangi bir sorun bulunmadığı, 3.2. . . tarafından Kurumumuza yapılan 12.10.2021 tarihli başvuruya istinaden Müdürlükleri tarafından inceleme yapıldığı, hazırlanan rapor ve konuyla ilgili adı geçene yapılan bilgilendirme yazısının yazı ekinde sunulduğu, 3.3. Yazı ekinde hasta hakları birimine başvuran tarafından 06/09/2021 tarihinde yapılan başvuruyla ilgili

“Hakkında başvuru yapılan Op. Dr. . . ile görüşüldü. Başvuranın hastasını muayene ettiğini ve yapılan USG ölçümlerinde baş çevresinin ve karın çevresinin normalden iri olması nedeniyle hastaya sezaryen önerdiğini söyledi. Hakkında başvuru yapılan diğer çalışan Op. Dr. . . ile de görüşüldü.

Hastanın USG bulgularında karın çevresi ve kafa çapının normal doğum için büyük ölçülmüş olduğunu ve hastaya sezaryen önerdiğini ancak hastanın sezaryeni reddederek kendi isteğiyle hastaneden ayrıldığını söyledi. Hasta Haklarından Sorumlu Başhekim Yardımcısı ile de başvuru görüşülerek durum başvurana anlatıldı.” notlarının bulunduğu, 3.4. Anamur Devlet Hastanesi . .’nin Hasta Vizit Detay Raporlarında; 18/12/2020, 25/12/2020, 12/01/2021 tarihlerinde “normal gebeliğin gözlemi” için kadın doğum polikliniğine başvurduğu; 21/01/2021 tarihinde “sol kolda ve sol yüzde uyuşma” yakınması ile acil polikliniğine başvurduğu; 26/01/2021 tarihinde “sol el ucunda uyuşma” yakınması ile acil polikliniğine başvurduğu; 09/03/2021 tarihinde “normal gebeliğin gözlemi” için kadın doğum polikliniğine başvurduğu; 06/08/2021, 12/08/2021, 19/08/2021 ve tarihinde gebelik nedeniyle kadın doğum polikliniğine başvurduğu; 24/08/2021 tarihinde de doğum için acil polikliniğine başvurduğu; 24/08/2021 tarihli Hasta Vizit Detay Raporunun konsültasyon bilgileri bölümünde “HASTAYA YATIŞ

ÖNERİLDİ. İRİ BEBEK NEDENİYLE SEZERYAN ÖNERİLEN HASTA YATIŞI VE SEZERYANI

KABUL ETMEK İSTEMEYEREK TEDAVİ RED FORMU İMZALAYARAK HASTANEDEN KENDİ

İSTEĞİYLE AYRILDI.” notunun yer aldığı; Görülmüştür.

III. İLGİLİ MEVZUAT

4. Anayasamızın 4.1. “Kişinin dokunulmazlığı, maddi ve manevi varlığı” başlıklı 17’inci maddesi; “Herkes, yaşama, maddi ve manevi varlığını koruma ve geliştirme hakkına sahiptir.

Tıbbi zorunluluklar ve kanunda yazılı haller dışında, kişinin vücut bütünlüğüne dokunulamaz; rızası olmadan bilimsel ve tıbbi deneylere tabi tutulamaz…”

5. 74’üncü maddesi; “…Herkes, bilgi edinme ve kamu denetçisine başvurma hakkına sahiptir. Türkiye

Büyük Millet Meclisi Başkanlığına bağlı olarak kurulan Kamu Denetçiliği Kurumu idarenin işleyişiyle ilgili şikâyetleri inceler…”

6. 6328 sayılı Kamu Denetçiliği Kurumu Kanununun:

6.1. “Kurumun görevi” başlıklı 5’inci maddesinin birinci fıkrası; “Kurum, idarenin işleyişi ile ilgili şikayet üzerine, idarenin her türlü eylem ve işlemleri ile tutum ve davranışlarını; insan haklarına dayalı adalet anlayışı içinde, hukuka ve hakkaniyete uygunluk yönlerinden incelemek, araştırmak ve idareye önerilerde bulunmakla görevlidir.” 7. 5013 Sayılı Biyoloji ve Tıbbın Uygulanması Bakımından İnsan Hakları ve İnsan Haysiyetinin

Korunması Sözleşmesi: İnsan Hakları ve Biyotıp Sözleşmesinin Onaylanmasının Uygun

Bulunduğuna Dair Kanunun:

7.1. 4’üncü maddesi: “Mesleki standartlar: Araştırma dahil, sağlık alanında herhangi bir müdahalenin, ilgili mesleki yükümlülükler ve standartlara uygun olarak yapılması gerekir.” 7.2. 5’inci maddesi: “Genel kural: Sağlık alanında herhangi bir müdahale, ilgili kişinin bu müdahaleye özgürce ve bilgilendirilmiş bir şekilde muvafakat etmesinden sonra yapılabilir. Bu kişiye, önceden, müdahalenin amacı ve niteliği ile sonuçları ve tehlikeleri hakkında uygun bilgiler verilecektir. İlgili kişi, muvafakatini her zaman, serbestçe geri alabilir.”

8. 1219 sayılı Tababet ve Şuabatı San’atlarının Tarzı İcrasına Dair Kanunun:

8.1. 69’uncu maddesi; “Tabipler, diş tabipleri, dişçiler ve ebeler bu kanunda tasrih edilmiyen ve sair kavanin ve nizamat ile kendilerine tevdi edilmiş olan bilcümle vezaifin ifasiyle mükelleftirler.

8.2. 70’inci maddesi: “Tabipler, diş tabipleri ve dişçiler yapacakları her nevi ameliye için hastanın, hasta küçük veya tahtı hacirde ise veli veya vasisinin evvelemirde muvafakatını alırlar. Büyük ameliyei cerrahiyeler için bu muvafakatin tahriri olması lazımdır.”

9. Tıbbi Deontoloji Nizamnamesinin:

9.1. 2’nci maddesi; “Tabip ve diş tabibinin başta gelen vazifesi, insan sağlığına, hayatına ve şahsiyetine ihtimam ve hürmet göstermektir. Tabip ve diş tabibi; hastanın cinsiyeti, ırkı, milliyeti, dini ve mezhebi, ahlâki düşünceleri, karakter ve şahsiyeti, içtimai seviyesi, mevkii ve siyasi kanaatı ne olursa olsun, muayene ve tedavi hususunda âzami dikkat ve ihtimamı göstermekle mükelleftir. ” 9.2. 6’ncı maddesi; “Tabip ve diş tabibi, sanat ve mesleğini icra ederken, hiç bir tesir ve nüfuza kapılmaksızın, vicdanî ve meslekî kanaatına göre hareket eder. Tabip ve diş tabibi, tatbik edeceği tedaviyi tâyinde serbesttir. ” 9.3. 13’üncü maddesi; “Tabip ve diş tabibi, ilmî icaplara uygun olarak teşhis koyar ve gereken tedaviyi tatbik eder. Bu faaliyetlerinin mutlak surette şifa ile neticelenmemesinden dolayı, deontoloji bakımından muaheze edilemez. ”

10. Hasta Hakları Yönetmeliğinin:

10.1. 5’ inci maddesinin (d) bendi; “Tıbbi zorunluluklar ve kanunlarda yazılı haller dışında, rızası olmaksızın kişinin vücut bütünlüğüne ve diğer kişilik haklarına dokunulamaz.” 10.2. 11’inci maddesi; “Hasta, modern tıbbi bilgi ve teknolojinin gereklerine uygun olarak teşhisinin konulmasını, tedavisinin yapılmasını ve bakımını istemek hakkına sahiptir. Tababetin ilkelerine ve tababet ile ilgili mevzuat hükümlerine aykırı veya aldatıcı mahiyette teşhis ve tedavi yapılamaz.”

10.3. 14’üncü maddesi; “Personel, hastanın durumunun gerektirdiği tıbbi özeni gösterir. Hastanın hayatını kurtarmak veya sağlığını korumak mümkün olmadığı takdirde dahi, ıstırabını azaltmaya veya dindirmeye çalışmak zorunludur.” 10.4. 15’inci maddesi(Başlığı ile birlikte değişik:RG-8/5/2014-28994); “Hastaya; a) Hastalığın muhtemel sebepleri ve nasıl seyredeceği, b) Tıbbi müdahalenin kim tarafından nerede, ne şekilde ve nasıl yapılacağı ile tahmini süresi, c) Diğer tanı ve tedavi seçenekleri ve bu seçeneklerin getireceği fayda ve riskler ile hastanın sağlığı üzerindeki muhtemel etkileri, ç) Muhtemel komplikasyonları, d)

Reddetme durumunda ortaya çıkabilecek muhtemel fayda ve riskleri, e) Kullanılacak ilaçların önemli özellikleri, f) Sağlığı için kritik olan yaşam tarzı önerileri, g) Gerektiğinde aynı konuda tıbbî yardıma nasıl ulaşabileceği hususlarında bilgi verilir.” 10.5. 24’üncü maddesi (Değişik:RG-8/5/2014-28994); “Tıbbi müdahalelerde hastanın rızası gerekir…” 10.6. “Rıza Formu” başlıklı 26’ncı maddesi (Başlığı ile birlikte değişik:RG-8/5/2014-28994) “Mevzuatta öngörülen durumlar ile uyuşmazlığa mahal vermesi tıbben muhtemel görülen tıbbi müdahaleler için sağlık kurum ve kuruluşunca 15 inci maddedeki bilgileri içeren rıza formu hazırlanır. Rıza formunda yer alan bilgiler; sözlü olarak hastaya aktarılarak rıza formu hastaya veya kanuni temsilcisine imzalatılır. Rıza formu iki nüsha olarak imza altına alınır ve bir nüshası hastanın dosyasına konulur, diğeri ise hastaya veya kanuni temsilcisine verilir. Acil durumlarda tıbbi müdahalenin hasta tarafından kabul edilmemesi durumunda, bu beyan imzalı olarak alınır, imzadan imtina etmesi halinde durum tutanak altına alınır. Rıza formu bilgilendirmeyi yapan ve tıbbi müdahaleyi gerçekleştirecek sağlık meslek mensubu tarafından imzalanır. Verilen bilgilerin doğruluğundan ilgili sağlık meslek mensubu sorumludur. Rıza formları arşiv mevzuatına uygun olarak muhafaza edilir.” 10.7. 42’nci maddesi; “ Hastanın ve hasta ile ilgili bulunanların, hasta haklarının ihlali halinde, mevzuat çerçevesinde her türlü müracaat, şikayet ve dava hakları vardır.”, 11. 6023 sayılı Türk Tabipler Birliği Kanununa dayanılarak çıkarılan ve Türk Tabipler Birliği Büyük

Kongresinde kabul edilen Hekimlik Meslek Etiği Kurallarının:

11.1. 8’inci maddesi: “Hekim, mesleğini uygularken vicdani ve mesleki bilimsel kanaatine göre hareket eder. ” 11.2. 13’üncü maddesi: “Bilgisizlik, deneyimsizlik ya da ilgisizlik nedeniyle bir hastanın zarar görmesi

“hekimliğin kötü uygulaması” anlamına gelir. ” 11.3. 21’inci maddesi; “Hekim hastasının sağlığı ile ilgili kararlar alırken; bilgilenme hakkı, aydınlatılmış onam hakkı, tedaviyi kabul ya da red hakkı, vb. hasta haklarına saygı göstermek zorundadır.” 11.4. “Aydınlatılmış Onam” başlıklı 26’ıncı maddesi; “Hekim hastasını, hastanın sağlık durumu ve konulan tanı, önerilen tedavi yönteminin türü, başarı şansı ve süresi, tedavi yönteminin hastanın sağlığı için taşıdığı riskler, verilen ilaçların kullanılışı ve olası yan etkileri, hastanın önerilen tedaviyi kabul etmemesi durumunda hastalığın yaratacağı sonuçlar, olası tedavi seçenekleri ve riskleri konularında aydınlatır. Yapılacak aydınlatma hastanın kültürel, toplumsal ve ruhsal durumuna özen gösteren bir uygunlukta olmalıdır. Bilgiler hasta tarafından anlaşılabilecek biçimde verilmelidir.

Hastanın dışında bilgilendirilecek kişileri, hasta kendisi belirler. Sağlıkla ilgili her türlü girişim, kişinin özgür ve aydınlatılmış onamı ile yapılabilir. Alınan onam, baskı, tehdit, eksik aydınlatma ya da kandırma yoluyla alındıysa geçersizdir.”

IV. KAMU DENETÇİSİ YAHYA AKMAN’IN KAMU BAŞDENETÇİSİNE ÖNERİSİ

12. Başvuranın iddiaları, idarenin konu ile ilgili açıklamaları, ilgili mevzuat ile tüm bilgi ve belgeler birlikte değerlendirilerek hazırlanan “Ret Kararı Önerisi” Kamu Başdenetçisine sunulmuştur.

V. DEĞERLENDİRME VE GEREKÇE

A. Hukuka, Hakkaniyete ve İnsan Haklarına Uygunluk Yönünden Değerlendirme 13. Başvuran özetle: Anamur Devlet Hastanesinde eşi . .’nin gebelik takiplerinin düzenli bir şekilde yapılmadığını, normal doğum mümkün iken sezaryen doğuma zorlamaları nedeniyle hastaneden ayrıldıklarını, rahimdeki suyun azalması nedeniyle sezaryen ile doğum yapmak zorunda kaldığını, doğumu gerçekleştiği özel hastanede “ilk geldiğinde sana suni sancı verselerdi normal doğum olurdu” denildiğini, Anamur Devlet Hastanesinin hasta hakları birimini başvurusuna gerekli ciddiyetle cevap vermediğini, bu süreçte 3500 gr ölçülen bir bebeğin ani bir gelişme ile bir haftada 700 gr alarak 4200 gr olmasında Op. Dr. . .’nin izne çıkacak olması ve bu nedenle sezaryene yönlendiriyor olması ihtimalinin hiç değerlendirilmediğini iddia ederek, gerekenin yapılmasını talep etmiştir.

14. Mersin İl Sağlık Müdürlüğünün konuyla ilgili açıklamaları ile dosyada yer alan tüm bilgi ve belgelerden özetle; 14.1. Başvuru konusuyla ilgili olarak Mersin İl Sağlık Müdürlüğünce muhakkik görevlendirilerek inceleme yaptırıldığı, inceleme raporunda disiplin soruşturmasına gerek olmadığı yönünde kanaat bildirildiği; 14.2. Anamur Devlet Hastanesinde doğum yöntemine karar verilirken kullanılan ultrason cihazının bakım, onarım ve kalibrasyonlarının zamanında yapılmış olduğu, cihaz ve personel güvenilirliği ile ilgi herhangi bir sorun bulunmadığı; 14.3. Hasta hakları birimince başvuranın şikayetinin alındığı ve başvurana şikayeti ile ilgili bilgilendirmenin yapıldığı; 14.4. Başvuranın eşinin gebelik takiplerinin çoğunlukla Op. Dr. . . .’nin özel muayenehanesinde yapıldığı, Anamur Devlet Hastanesine gebeliğin ilk aylarında üç kez, ortasında bir kez ve doğuma üç hafta kaldığı zamandan itibaren de üç kez başvurulduğu, son iki başvuruda da ultrason cihazı ölçümlerine göre bebeğin kilosun 4000 gr’ın üzerinde olabileceği belirtilerek sezaryen önerildiği, 14.5. 24/08/2021 tarihinde sezaryen ile doğum reddedilerek hastaneden çıkış yapıldığı, 25/08/2021 tarihinde bebeğin (kilosunun 3520 gr ve kafa genişliğinin 36 cm olarak) Anamed Özel Hastanesinde sezaryen ile doğduğu, Görülmüştür.

15. 1219 sayılı Kanunda “tıbbi kötü uygulama”, Hekimlik Mesleği Etik Kurallarında ise “hekimliğin kötü uygulaması” olarak ifadesini bulan malpraktis; 1992 yılında yapılan 44. Dünya Tabipler Birliğinin

Genel Kurulunda kabul edilen, Tıpta Yanlış Uygulama (Malpraktis) Konulu Marbella Bildirgesinin 2’nci maddesinin (a) fıkrasında; hekimin tedavi sırasında standart uygulamayı yapmaması, beceri eksikliği veya hastaya tedavi vermemesi ile oluşan “zarardır” şeklinde tanımlanmıştır. Geniş anlamda ele alındığında; ihmal, dikkatsizlik, bilgisizlik, beceri eksikliği ve hasta bakımında yetersizlik neticesinde malpraktis ortaya çıkmakta ve hekimin sorumluluğuna gidilebilmektedir. Ayrıca hekimin sorumluluğundan bahsedebilmemiz için hekimin kusurunun bulunması, bir zararın doğması ve kusur ile zarar arasında neden sonuç ilişkisi (uygun illiyet bağı) bulunması gerekmektedir. Hasta veya hasta yakınlarının hekimin tıbbi kötü uygulama (malpraktis) ya da tıbbi hatası olduğunu düşünmesi halinde her türlü müracaat, şikâyet ve dava hakları mevcuttur.

16. Tıbbi Deontoloji Tüzüğünün 13’üncü maddesine göre hekimin modern tıp bilimine uygun olarak koyduğu teşhis ve uyguladığı tedavinin mutlak surette şifa ile neticelenmemesinden dolayı deontoloji bakımından eleştirilemeyeceği düzenlenmişse de bunun kişiye doğru teşhis ve tedavinin uygulanıp uygulanmadığı hususunu içermediğinin; kişinin tedavinin tamamlanmasından sonra şifa bulamaması, hastalığının maddi ve manevi varlığını tehdit etmesi durumlarında kendisine uygulanan teşhis ve tedaviyi sorgulayarak doğru, uygun ve gerektiği gibi bir tedavi uygulanıp uygulanmadığına ilişkin oluşan şüpheyi bertaraf etmek istemesinin son derece doğal ve zaruri olduğunun kabulü gerekir.

17. Dolasıyla, somut olayımızda hekimin / hekimlerin sorumluluğu olup olmadığının tespiti için öncelikle, başvuranın – ultrasonografi cihaz ölçümlerine göre bebeğin ağırlığının 3544 gr olmasına ve normal doğuma uygun olmasına rağmen Anamur Devlet Hastanesinde 4211 gr ölçülüp iri bebek olduğu belirtilip zorla sezaryen doğuma yönlendirildikleri- yönündeki iddiasının açıklığa kavuşturulması gerekir.

18. Ultrasonografi cihazları, bebeğin gelişiminin takibi ve en güvenli doğum yönteminin belirlenmesi amacıyla kullanılmakta olup, bu cihaz aracılıyla bebeğin bazı ölçümleri (kafa çapları ölçümü, uzun kemiklerin ölçümü ve karın-baş çevrelerinin ölçümü gibi) yapıldıktan sonra yaklaşık bir ağırlık hesaplanmaktadır. Bebeğin pozisyonu, kullanılan cihazın farklı olması, farklı doktorların yapması hatta aynı doktorun aynı günün farklı zamanlarında yapması gibi değişik faktörler nedeniyle ultrason ölçümlerinde yanılma payı vardır.

19. Adli Tıp Dergisinde yayımlanan “Obstetrikte ve Jinekolojide Ultrason Kullanımından Kaynaklanan

Adli Tıp Sorunları” başlıklı yazıda, ultrason olarak da bilinen tanısal sonografinin obstetrik ve jinekoloji uygulamasında değerli bir yöntem haline geldiği ve bu aygıtın kullanımındaki hızlı gelişimlerin, bu hastaların bakımında sonolog ve sonografinin primer bir rol almasına neden olduğu, hasta ve hekimin beklentisinin teknolojik ilerlemelerle birlikte arttığı, bu tür beklentilerin malpraktis iddialarının sıklığında artışa yol açtığı, obstetrik ultrason alanındaki davaların en büyük bölümünün tanının atlanması ile ilgili olduğu belirtilerek, obstetrikte ve jinekolojide sonografiyle ilgili adli tıp sorunları ve bu tür sorunlardan nasıl kaçınılacağı ele alınmıştır. Yazıda, çok iri fetüsün, doğum ile ilgili olarak sık görülen ikinci bir sorun olduğu, 4000 gramın üzerindeki bu makrosomik fetüslerin vaginal yolla doğurtulmasının bazen güç olduğu, vaginal doğuma teşebbüs edildiğinde klavikulalar ve üst ekstremiteler kırılabildiği, bir fetüsün doğumdan önce 4000 gramın üzerinde olduğu belirlenirse sezaryen ameliyatı yapıldığı, makrosominin (çok iri fetüsün) tespit edilememesinin birçok davanın konusunu oluşturduğu, bununla birlikte fetüs daha büyük olduğunda iyi bir teknikle dahi, daha geniş bir aralıkta ağırlık tayini yapılabildiği, 600-700 gramlık bir yanılmanın seyrek olmadığı ifade edilmiştir.

(https://www.journalagent.com/adlitip/pdfs/ADLITIP_18_1_29_42.pdf)

20. Sonuç olarak, başvuranın iddiaları, idarelerin konu ile ilgili açıklamaları, ilgili mevzuat ve tüm bilgi ve belgeler birlikte değerlendirildiğinde: Ultrasonografi cihazları ile yapılan ölçümlerde değişik faktörler nedeniyle yanılma payı olması ve Anamur Devlet Hastanesinde görev yapan hekimlerin ellerinde bulunan veriler ışığında başvuranın eşine sezaryen doğum önermesinin modern tıbba uygun olmadığına ilişkin tespit yapılamadığından ve başvuru konusuyla ilgili olarak ilgili idarece incelemearaştırma yapılarak başvurana yazılı cevap verildiği anlaşıldığından başvurunun reddi gerektiği sonucuna ulaşılmıştır.

B. İyi Yönetim İlkeleri Yönünden Değerlendirme 21. İyi yönetim ilkelerine 28/03/2013 tarihli ve 28601 mükerrer sayılı Resmi Gazetede yayımlanan Kamu

Denetçiliği Kurumu Kanununun Uygulanmasına İlişkin Usul ve Esaslar Hakkında Yönetmeliğin “İyi yönetim ilkeleri” başlıklı 6 ncı maddesinde yer verilmiştir.

22. Mersin İl Sağlık Müdürlüğünün, Gönderme Kararımız sonrasında inceleme ve araştırma yapması için görevlendirdiği muhakkikin şikayet edilen hastanede başhekim yardımcısı olarak görev yatığı görülmüştür. Kurumumuzca incelemeci (muhakkik) görevlendirmelerinin şikayet edilen kurum dışından yapılmasının daha uygun olacağı değerlendirildiğinden, bundan böyle Mersin İl Sağlık

Müdürlüğüne incelemeci görevlendirmelerinin şikayet edilen kurum dışından yapılması önerilmektedir.

23. Diğer taraftan, Sağlık Bakanlığının internet sitesinde (https://hsgm.saglik.gov.tr/tr/kadin-ve-ureme-sagligiprogramlari/sezaryen-programi.html) sezaryenin, bebeğin annenin karın duvarı ve rahmine yapılan kesi ile karından doğurtulması işlemi olduğu, normal doğumun sezaryen ile doğumdan daha riskli olduğu özel durumlarda anne ve/veya bebek hayatını kurtarmak için uygulanan bir ameliyat olduğu ve sezaryen ile doğumun cerrahi bir müdahale olduğu, anne ve bebek sağlığına olumsuz etkileri göz önünde bulundurulduğunda tıbbi nedenler dışında yapılmaması gerektiği yer almakta olup, Sağlık

Bakanlığınca bahse konu sezaryen politikasının takip ve denetimine gereken hassasiyetin gösterileceği değerlendirilmiştir.

VI. HAK ARAMA ÖZGÜRLÜĞÜNE İLİŞKİN AÇIKLAMA

24. 14/06/2012 tarihli ve 6328 sayılı Kamu Denetçiliği Kurumu Kanununun 21 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca gerekçeli ret kararının başvurana tebliğinden itibaren dava açma süresi kaldığı yerden işlemeye devam edecek olup, Mersin İdare Mahkemesinde yargı yolu açıktır.

VII. KARAR

Yukarıda açıklanan gerekçeler BAŞVURUNUN REDDİNE, Kararın BAŞVURANA, SAĞLIK BAKANLIĞINA ve MERSİN İL SAĞLIK MÜDÜRLÜĞÜNE tebliğine

Türkiye Cumhuriyeti Kamu Başdenetçisince karar verildi.

Şeref MALKOÇ

Kamu Başdenetçisi