|
ÖZET: Başvuran, 2008 yılında bağ-kur statüsünden emekli olduktan sonra 2012 yılında Tatkavaklı Belediyesinde sözleşmeli inşaat mühendisi olarak çalışmaya başlamış ve 2013 yılında 4/1-c statüsüne geçmiştir. 2021 yılında emeklilik talebinde bulunmuş, ancak 2022 yılında aylığı kesilmiştir. Aylığının yanlış bağlandığı gerekçesiyle kesildiği belirtilmiş, on ay boyunca aylığı bağlanmamış ve icra takibiyle hesaplarına bloke konulmuştur. Başvuran, geriye dönük ödenmeyen aylıkları için faiz talep etmekte ve hesaplarındaki blokelerin kaldırılmasını istemektedir.
Sosyal Güvenlik Kurumu, başvuranın 4/1-b kapsamında aylık bağlanması gerektiğini kabul etmiş, ancak bu süreçte yaşanan gecikmeler nedeniyle başvuranın aylığı 18 ay sonra bağlanmıştır. Kurum, başvuranın yersiz ödemelerine ilişkin borç kaydı oluşturmuş ve icra takibi başlatmıştır. Ancak, başvuranın aylık bağlanması sürecindeki gecikmelerin hukuka aykırı olduğu ve faiz ödenmesi gerektiği sonucuna varılmıştır. Kamu Denetçiliği Kurumu, Sosyal Güvenlik Kurumu’na, başvuranın emekli aylığına ilişkin faiz düzenlemesi yapılması ve yersiz ödeme kapsamında başlatılan icra takibinin geri alınması yönünde tavsiyelerde bulunmuştur. Kurum, ayrıca, idarenin süreçlerde daha dikkatli davranması gerektiğini vurgulamıştır. |
T.C. TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ KAMU DENETÇİLİĞİ KURUMU
(OMBUDSMANLIK)
SAYI : 2023/9947-S.23.16003
BAŞVURU NO : 2023/2406
KARAR TARİHİ : 09/08/2023
TAVSİYE KARARI
BAŞVURUYA KONU İDARE : SOSYAL GÜVENLİK KURUMU BAŞKANLIĞI
BAŞVURUNUN KONUSU : İcra takip işlemlerine itirazı ve geç bağlanan aylığına faiz talebi hakkındadır.
BAŞVURU TARİHİ : 16/02/2023
I. BAŞVURANIN İDDİA VE TALEPLERİ
1. Kurumumuza tarihinde yapılan başvuruda başvuran; 2008 yılında bağ-kur statüsünden emekli olduğunu, 2012 yılında Tatkavaklı Belediyesinde sözleşmeli inşaat mühendisi olarak göreve başladığını, 2013 yılında çıkarılan kanun ile 4/1-c statüsüne geçtiğini, 14/10/2021 tarihinde ise emeklilik tahsis talebinde bulunduğunu, 2021 Aralık dönemine kadar emekli sandığından 13.472,05 TL emekli aylığı aldıktan sonra Ocak 2022’de aylığının kesildiğini, yaptığı görüşmelerde aylığının yanlış bağlandığı gerekçesiyle kesildiği hususunda bilgi verildiğini, ancak on ay boyunca aylığının bağlanmadığını, ayrıca emekli sandığından aldığı 13.472,05 TL için icraya verildiğini, hesaplarına bloke konulduğunu, hesaplarını kullanamadığını, on ay sonra aylığının bağ-kur statüsünden bağlandığını ve geriye dönük on ay için tarafına toplamda 64.559,15 TL aylık ödendiğini, aylık olarak ise 7.264,43 TL aylık bağlandığını, ancak aylığının 2022/Aralık ayında yine kesildiğini, yaptığı görüşmelerde bu sefer şantiye şefi olarak çalıştığı dönemde işveren tarafından sigorta kapanışı yapılmadığı gerekçesiyle aylığının kesildiğini öğrendiğini, söz konusu durumun düzeltildiğini ancak aylığının hala bağlanmadığını, Bursa Sosyal Güvenlik İl Müdürlüğüne aylığının tekrar bağlanması için yaptığı başvuruya verilen 13.02.2023 tarihli ve – – sayılı cevabi yazıda, aylığının sistemsel nedenlerle durdurulduğunu, 10/12/2022 tarih ve sayılı yazı ile Emekli Hizmetleri Genel Müdürlüğü Bağımsız Akdiyle Çalışanlar Daire
Başkanlığına sorunun çözülmesi ve aylığın yeniden açılması ile ilgili yazı yazıldığının ifade edildiğini, ancak aylığının halen bağlanmadığını, tarafına yapılan 64.559,15 TL’lik ödemenin de yanlış yapıldığını, zira tarafına 27/10/2022 tarihinde bağlanan 7.264,43 TL maaş dikkate alındığında söz konusu ödemenin
01/07/2022 ile 01/12/2022 tarihleri arasını kapsadığı, dolayısıyla zam oranları düşülerek yaptığı hesaplamaya göre tarafına 78.031,20 TL ödeme yapılması gerektiğini ifade ederek, emeklilik işlemlerini yanlış yapan kişilerden şikayetçi olduğunu, aylığının ivedilikle bağlanmasını, hesaplarına konulan bütün blokelerin ivedilikle kaldırılmasını, geriye dönük ödenmeyen aylıklarına faiz ödenmesini talep etmektedir.
II. İDARENİN BAŞVURUYA İLİŞKİN AÇIKLAMALARI
2. Kurumumuzun 03/03/2023 tarihli ve sayılı bilgi-belge isteme yazısına cevaben Sosyal
Güvenlik Kurumu Başkanlığı tarafından gönderilen 14/07/2023 tarihli ve sayılı yazıda:
2.1. SGK tarafından, sigortalının 24.01.2008 tarih ve sayılı tahsis talebine istinaden 1479 sayılı
Esnaf ve Sanatkârlar ve Diğer Bağımsız Çalışanlar Sosyal Sigortalar Kurumu Kanununun geçici 10 uncu maddesinin ikinci fıkrasına hükmü gereğince 01.02.2008 tarihi itibariyle yaşlılık aylığı bağlandığı, 2.2. Bilindiği üzere, 5335 sayılı Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına
Dair Kanunun 30 uncu maddesi; “Herhangi bir sosyal güvenlik kurumundan emeklilik veya yaşlılık aylığı alanlar bu aylıkları kesilmeksizin; genel bütçeye dahil daireler, katma bütçeli idareler, döner sermayeler, fonlar, belediyeler, il özel idareleri, belediyeler ve il özel idareleri tarafından kurulan birlik ve işletmeler, sosyal güvenlik kurumları, bütçeden yardım alan kuruluşlar ile özel kanunla kurulmuş diğer kamu kurum, kurul, üst kurul ve kuruluşları, kamu iktisadi teşebbüsleri ve bunların bağlı ortaklıkları ile müessese ve işletmelerinde ve sermayesinin %50’sinden fazlası kamuya ait olan diğer ortaklıklarda herhangi bir kadro, pozisyon veya görevde çalıştırılamaz ve görev yapamazlar.
…” hükmünü amir olduğu, 2.3. Buna göre, 4/1-(b) kapsamında yaşlılık aylığı almakta iken Tatkavaklı Belediye Başkanlığı bünyesinde
13.01.2012 tarihinde 4/1-(a) kapsamında çalışmaya başlayan sigortalının, 14.10.2013 tarihinden itibaren
ise ilk defa 4/1-(c) kapsamında Bursa Mustafakemalpasa Belediyesinde mühendis olarak görev yapmaya devam etmesi sebebiyle anılan mevzuat hükmüne göre kamu iş yerinde çalışmaya başladığı 13.01.2012 tarihini takip eden ödeme döneminden itibaren yaşlılık aylığının kesildiği, 2.4. 16.09.2021 tarihinden itibaren yaş haddinden görevinden ayrılması üzerine SGK’nin 16.11.2021 tarihli kararı ile 34 yıl 4 ay 11 gün hizmetine karşılık tarafına 15.10.2021 tarihi itibariyle 4/1-(c) kapsamında emekli aylığı bağlanarak 4/1-(c) kapsamında geçen 8 tam yılına emekli ikramiyesi tahakkuk ettirildiği, 2.5. Ancak ilgiliye 4/1-(b) kapsamında aylık bağlanması gerektiğinin tespit edilmesi üzerine adı geçene sehven bağlanan emekli aylığının bağlandığı tarih itibari ile kesilerek 15.10.2021-31.01.2022 tarihleri arasında yersiz olarak ödenen 13.472,05 TL’nin borç çıkarıldığı, 2.6. İlgilinin adına 12.01.2022 tarihinde Kurum hatası kapsamında faiz işletilmeden oluşturulan 13.472,05TL tutarındaki yersiz ödeme borcunun, adı geçenin Kurumdan halihazırda almakta olduğu bir başka gelir/aylık olmadığından 03.03.2022 tarihinde tarafına tebliğ edildiği,
2.7. Oluşturulan bu borca ilgilinin, 10.03.2022 tarihinde kayda alınan 07.03.2022 tarihli dilekçe ile itirazda bulunduğu, 2.8. 23.07.2022 tarihine kadar herhangi bir ödeme yapılmaması nedeni ile borcun bu tarihte dosya numarası ile Hukuk Servisine intikal ettirildiği, 2.9. 12.09.2022 tarihinde kayda alınan dilekçesinde, yersiz ödenen 4/1-(c) kapsamındaki aylıkları nedeni ile tarafına çıkarılan borcun, bağlanacak olan 4/1-(b) aylıklarının toplu ödemesinden tahsil edilmesi talebinde bulunduğu, 2.10. Borç, Hukuk Servisine intikal ettirilmiş olduğundan aylık bağlandığında sistem tarafından otomatik mahsup işlemi yapılmasına imkan kalmadığı, 2.11. 5510 sayılı Kanunun 30 uncu maddesi kapsamında 4/1-(b) bendi hariç olmak üzere 5510 sayılı
Kanuna göre veya yabancı bir ülke mevzuatı kapsamında çalışmaya başlaması nedeniyle yaşlılık aylıkları kesilenlerin işten ayrılarak yeniden aylık bağlanması talebinde bulunması halinde statü değişikliği yapılmaksızın sonradan geçen çalışmaların kısmi aylığın hesabında dikkate alınarak yeni bir aylık hesabı yapıldığı, 2.12. Bu kapsamda, yaşlılık aylığı almakta iken 5335 sayılı Kanunun 30 uncu maddesi kapsamında çalışması nedeniyle aylıkları kesilenlerin aylık kesildikten sonra Kanunun 4/1-(a) veya 2008/Ekim ay başından itibaren ilk defa 4/1-(c) bendi kapsamında geçen hizmetlerinin kısmi aylık hesabında değerlendirildiği, aylık bağlanan statü ile aylık bağlandıktan sonra çalışılan statünün farklılığı halinde farklı statüde geçen hizmetlerin kesilen aylığın statüsü değiştirilmeksizin kısmi aylığın hesabında dikkate alındığı, 2.13. 16.09.2021 tarihli işten çıkışına istinaden, sigortalının işten çıkış tarihini takip eden ödeme dönemi olan 25.10.2021 tarihi itibariyle yaşlılık aylığının yeniden bağlandığı ve halen ödenmeye devam edildiği, 2.14. Kurum tarafından yapılan programların alt yapısının ilgili dönemde söz konusu 5510 sayılı Kanunun
30 uncu maddesi kapsamında hesaplanacak yeni aylığı hesaplamaya uygun olmadığından aylık bağlama
işlemlerinin geciktiği, 2.15. Ayrıca, anılan hüküm doğrultusunda aylık hesabı aylık bağlama programları aracılığıyla yapılmakta olup bu kapsamdaki sigortalılar için manuel bir aylık hesabı yapılmasının söz konusu olmadığı, 2.16. 5510 sayılı Kanunun 30 uncu maddesine istinaden, sigortalının 4/1-(c) kapsamındaki görevinden ayrıldıktan sonra, sonraki hizmetleri de değerlendirilerek 25.10.2021 tarihinden itibaren 4/1-(b)
kapsamında aylığı bağlanmış olduğundan, sigortalının tarafına yapılan birikmiş ödemenin de 25.10.2021 tarihi ile 24.10.2022 tarihleri arasını kapsadığı, 2.17. Sigortalının 25.10.2021 tarihinden itibaren bağlanan yaşlılık aylığının, 4.067,28 TL tutarında hesaplandığından, 2021/ Ekim, Kasım, Aralık dönemi aylıkları 4.067,28 TL üzerinden, 2022/OcakHaziran dönemi aylıkları, 2021/Temmuz-Aralık süresi TÜFE oranında (%25,47) arttırılarak 5.103,22 TL
üzerinden, 2022/Temmuz, Ağustos, Eylül dönemi aylıkları ise 2022/Ocak-Haziran süresi TÜFE oranında (% 42,35) arttırılarak 7.264,43 üzerinden ödenmiş olup, toplamda 64.614,45 TL (55,30 TL muayene ve reçete katılım payı kesintisi hariç) olarak birikmiş ödemesinin yapıldığı, 2.18. Yaşlılık aylığının 25.10.2021 tarihi itibariyle bağlandığı ve halen ödenmeye devam edildiği, Açıklamalarına yer verilmiştir.
III. İLGİLİ MEVZUAT
3. Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının “Dilekçe, bilgi edinme ve kamu denetçisine başvurma hakkı” başlıklı 74 üncü maddesinin üçüncü ve dördüncü fıkralarında; “Herkes, bilgi edinme ve kamu denetçisine başvurma hakkına sahiptir. Türkiye Büyük Millet Meclisi
Başkanlığına bağlı olarak kurulan Kamu Denetçiliği Kurumu idarenin işleyişiyle ilgili şikâyetleri inceler.”, 4. 6328 sayılı Kamu Denetçiliği Kurumu Kanunu’nun “Kurumun Görevi” başlıklı 5 inci maddesinin birinci fıkrasında;
“Kurum, idarenin işleyişiyle ilgili şikayet üzerine, idarenin her türlü eylem ve işlemleri ile tutum ve davranışlarını; insan haklarına dayalı adalet anlayışı içinde, hukuka ve hakkaniyete uygunluk yönlerinden incelemek, araştırmak ve idareye önerilerde bulunmakla görevlidir.”, 5. 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanununun; 5.1. “Yersiz ödemelerin geri ödenmesi” başlıklı 96 ncı maddesinde; “Kurumca işverenlere, sigortalılara, isteğe bağlı sigortalılara gelir veya aylık almakta olanlara ve bunların hak sahiplerine, genel sağlık sigortalılarına ve bunların bakmakla yükümlü olduğu kişilere, fazla veya yersiz olarak yapıldığı tespit edilen bu Kanun kapsamındaki her türlü ödemeler; a) Kasıtlı veya kusurlu davranışlarından doğmuşsa, hatalı işlemin tespit tarihinden geriye doğru en fazla on yıllık sürede yapılan ödemeler, bu ödemelerin yapıldığı tarihlerden, b) Kurumun hatalı işlemlerinden kaynaklanmışsa, hatalı işlemin tespit tarihinden geriye doğru en fazla beş yıllık sürede yapılan ödemeler toplamı, ilgiliye tebliğ edildiği tarihten itibaren yirmidört ay içinde yapılacak ödemelerde faizsiz, yirmidört aylık sürenin dolduğu tarihten sonra yapılacak
ödemelerde ise bu süre sonundan, itibaren hesaplanacak olan kanunî faizi ile birlikte, ilgililerin Kurumdan alacağı varsa bu alacaklarından mahsup edilir, alacakları yoksa genel hükümlere göre geri alınır.
Alacakların yersiz ödemelere mahsubu, en eski borçtan başlanarak borç aslına yapılır, kanunî faiz kalan borca uygulanır. Bu hüküm ilgili hak sahiplerinin muvafakat etmeleri kaydıyla, aynı dosyadan diğer bir hak sahibine yapılan yersiz ödemelere mahsubunda da uygulanır. Yersiz ödemenin gelir ve aylıklardan kesilmesinde, kesintinin başlayacağı ödeme dönemi başı itibarıyla kanunî faizi ile birlikte hesaplanan borç tutarı, gelir ve aylıktan % 25 oranında kesilmek suretiyle uygulanır. Yersiz ödemelerin tespiti ile geri alınmasına ve bu maddenin uygulanmasına ilişkin usûl ve esaslar, Kurum tarafından çıkarılacak yönetmelikle düzenlenir.” Hükmünü,
5.2. “Yaşlılık aylığının başlangıcı ve kesilmesi” başlıklı 30 uncu maddesinin üçüncü fıkrası; “Bu
Kanunun yürürlüğe girdiği tarihten sonra ilk defa sigortalı olan kişilerden yaşlılık aylığı bağlandıktan sonra; a) 4 üncü maddenin birinci fıkrasının (b) (…) bendi hariç olmak üzere bu Kanuna göre veya yabancı bir ülke mevzuatı kapsamında çalışmaya başlayanların yaşlılık aylıkları, çalışmaya başladıkları tarihi takip eden ödeme dönemi başında kesilir. Bunlardan bu Kanuna tabi çalıştıkları süre zarfında 80 inci maddeye göre belirlenen prime esas kazançları üzerinden 81 inci madde gereğince kısa ve uzun vadeli sigorta kolları ile genel sağlık sigortasına ait prim alınır. Yaşlılık aylığı kesilenlerden, işten ayrılarak (…) yeniden yaşlılık aylığı bağlanması için yazılı istekte bulunanlara ya da emekliye ayrılan veya sevk edilenlere, yazılı istek tarihini veya görevinden ayrıldığı tarihi takip eden ödeme döneminden itibaren yeniden yaşlılık aylığı hesaplanarak bağlanır. Yeni aylık, eski aylığın kesildiği tarihten sonra aylıklara yapılacak artışlar uygulanarak bu fıkrada belirtilen aylık başlangıç tarihi itibarıyla bulunan tutarı ile emeklilik sonrası çalışmaya ait kısmi aylığın toplamından oluşur. Emeklilik sonrası çalışmaya ait kısmı aylık, talep tarihindeki emeklilik öncesi ve sonrası prim ödeme gün sayısı ve emeklilik sonrası çalışmaya ait prime esas kazançları üzerinden 29 uncu maddeye göre hesaplanan aylığın emeklilik sonrası prim ödeme gün sayısına orantılı bölümü kadardır.” Hükmünü, 5.3. “Bu Kanundan önce yürürlükte bulunan sosyal güvenlik kanunlarına tabi geçen çalışmalar için bağlanacak aylıkların hesabı” başlıklı geçici 2 nci maddesinin 5 inci fıkrası; “Bu
Kanunun 4 üncü maddesinin birinci fıkrasının (a) ve (b) bentleri kapsamında sigortalı sayılanlardan, bu
Kanunun yürürlüğe girdiği tarihten önce ilgili kanun hükümleri ile bu madde hükümlerine göre yaşlılık aylığı bağlandıktan sonra çalışmaya başlaması nedeniyle aylıkları kesilenlerden, işten ayrılarak yeniden yaşlılık aylığı bağlanması için yazılı istekte bulunanların yeni aylıkları, bu Kanunun 30 uncu maddesinin üçüncü fıkrasına göre hesaplanır.” Hükmünü, 6. 5335 sayılı Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair
Kanununun; “30 uncu maddesinin ikinci fıkrası “Herhangi bir sosyal güvenlik kurumundan emeklilik veya yaşlılık aylığı alanlar bu aylıkları kesilmeksizin; genel bütçeye dahil daireler, katma bütçeli idareler, döner sermayeler, fonlar, belediyeler, il özel idareleri, belediyeler ve il özel idareleri tarafından kurulan birlik ve işletmeler, sosyal güvenlik kurumları, bütçeden yardım alan kuruluşlar ile özel kanunla kurulmuş diğer kamu kurum, kurul, üst kurul ve kuruluşları, kamu iktisadi teşebbüsleri ve bunların bağlı ortaklıkları ile müessese ve işletmelerinde ve sermayesinin %50’sinden fazlası kamuya ait olan diğer ortaklıklarda herhangi bir kadro, pozisyon veya görevde çalıştırılamaz ve görev yapamazlar.
…
“İkinci fıkraya göre emeklilik veya yaşlılık aylığı kesilenlerin sigortalılıklarının sona erdiği tarih yazılı istek tarihi kabul edilerek ilgili sosyal güvenlik kanunlarına göre aylıkları yeniden bağlanır.” 7. 6098 sayılı Borçlar Kanunu’nun “Borçlunun Temerrüdü” başlıklı 117 nci maddesinin birinci fıkrası; “Muaccel bir borcun borçlusu, alacaklının ihtarıyla temerrüde düşer.”,
8. 6098 sayılı Borçlar Kanunu’nun “Temerrüt faizi” başlıklı 120 nci maddesi; “Uygulanacak yıllık temerrüt faizi oranı, sözleşmede kararlaştırılmamışsa, faiz borcunun doğduğu tarihte yürürlükte olan mevzuat hükümlerine göre belirlenir. Sözleşme ile kararlaştırılacak yıllık temerrüt faizi oranı, birinci fıkra uyarınca belirlenen yıllık faiz oranının yüzde yüz fazlasını aşamaz. Akdî faiz oranı kararlaştırılmakla birlikte sözleşmede temerrüt faizi kararlaştırılmamışsa ve yıllık akdî faiz oranı da birinci fıkrada belirtilen faiz oranından fazla ise, temerrüt faizi oranı hakkında akdî faiz oranı geçerli olur.”,
9. 3095 sayılı Kanuni Faiz ve Temerrüt Faizine İlişkin Kanunu’nun “Temerrüt faizi” başlıklı 2 nci maddesinin birinci fıkrası; “Bir miktar paranın ödenmesinde temerrüde düşen borçlu, sözleşme ile aksi kararlaştırılmadıkça, geçmiş günler için 1 inci maddede belirlenen orana göre temerrüt faizi ödemeye mecburdur.”, Hükmünü amirdir.
IV. KAMU DENETÇİSİ CELİLE ÖZLEM TUNÇAK’IN KAMU BAŞDENETÇİSİ’NE ÖNERİSİ
10. Kamu Denetçisi tarafından yapılan inceleme ve araştırma neticesinde; başvuranın iddiaları, İdarenin konu ile ilgili açıklamaları, ilgili mevzuat ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirilerek hazırlanan
“Tavsiye Karar Önerisi” Kamu Başdenetçisi’ne sunulmuştur.
V. DEĞERLENDİRME VE GEREKÇE
A. Hukuka, Hakkaniyete ve İnsan Haklarına Uygunluk Yönünden Değerlendirme
11. Başvuranın 01/02/2008 tarihinde 4/1-b kapsamında yaşlılık aylığı almaya başladığı, ancak yaşlılık aylığının 13/01/2012 tarihinde Tatkavaklı Belediyesinde 4/1-a kapsamında çalışmaya başlaması üzerine
5510 sayılı Kanunun 30 uncu maddesinin üçüncü fıkrası hükmü gereği 13/02/2012 tarihi itibariyle
kesildiği, 14/10/2013 tarihinde ise başvuranın Mustafakemalpaşa Belediyesinde mühendis olarak 4/1-c kapsamında çalışmaya başladığı, 16/09/2021 tarihinde yaş haddinden emekli olduğu ve 15/10/2021 tarihinde 4/1-b kapsamında bağlanması gereken aylığının sehven 4/1-c kapsamında bağlandığı, yapılan yanlışlığın fark edilmesiyle 15/10/2021 tarihi ile 31/01/2022 tarihileri arasında başvurana yapılan 13.472
TL ödemeye ilişkin borç kaydı oluşturulduğu, bu arada başvurana 4/1-b kapsamında bağlanması gereken aylığının idarece bağlanmadığı, oluşturulan borç kaydının 03/03/2022 tarihinde başvurana tebliğ edildiği, başvuranın 10/03/2022 tarihinde söz konusu borca itiraz ettiği, SGK tarafından söz konusu borcun 23/07/2022 tarihinde hukuk servisine intikal ettirildiği, başvuranın 12/09/2022 tarihinde SGK’ya verdiği dilekçesinde söz konusu borcun bağlanacak aylıktan mahsup edilmesini talep ettiği, bu arada yaklaşık bir yıla yakın sürede SGK tarafından başvurana 4/1-b kapsamında bağlanması gereken aylığının bu aşamada hala bağlanmadığı, başvuranın emeklilik işlemlerini yanlış yapıp mağduriyetine sebebiyet veren kişilerden şikayetçi olduğu, aylığının ivedilikle bağlanması, hesaplarına konulan bütün blokelerin ivedilikle kaldırılması ve geriye dönük ödenmeyen aylıklarına faiz ödenmesini talep ettiği, buna karşın SGK tarafından verilen cevabi yazılardan, 4/1-c kapsamında bağlanan aylığın sehven bağlandığı yapılan ödemelerin 5510 sayılı Kanunun 96/b maddesine göre borç kaydı oluşturulduğu, başvuranın 4/1-b kapsamında aylığın bağlanmamasına ilişkin işlemlerin sistemden kaynaklandığı, söz konusu borcun bağlanacak aylıktan mahsup edilmesi talebine ise, hukuk servisine intikal ettirilmiş olduğundan ve aylık
bağlandığında sistem tarafından otomatik mahsup işlemi yapılmasına imkan kalmadığı gerekçesiyle talebin reddedildiği, başvuranın aylığının 1 yılı aşkın süre sonra bağlandığı, görülmektedir.
12. Başvuranın aylık bağlanmasına yönelik talebinin SGK tarafından gerçekleştirildiği dolayısıyla ihtilafın bu noktada ortadan kalktığı, başvuruya konu uyuşmazlığın; başvurana 1 yılı aşkın süre sonra bağlanan aylığına faiz ödenip ödenmeyeceği ve başvuran hakkında icra takibine yönelik idari işlemlerin geri alınıp alınmayacağı noktasında toplandığı görülmektedir.
13. Başvuruya konu uyuşmazlık öncelikle idare tarafından geç ödenen aylıklara faiz ödenip ödenmeyeceği noktasında değerlendirilecektir. Bu kapsamda; 13.1. Geç ödenen emekli aylık ve/veya emekli ikramiyesine yasal faiz ödenmesi talebiyle Kurumumuza yapılmış başvurular da bulunmaktadır (21/07/2017 tarihli 2017/428 Başvuru No’lu Tavsiye Kararı, 16/09/2019 tarihli ve 2019/6522 Başvuru No’lu Kısmen Tavsiye Kısmen Ret Kararı, 06/07/2020 tarihli 2020/575 Başvuru No’lu Tavsiye Kararı, 07/01/2021 tarihli ve 2020/91035 Başvuru No’lu Kısmen
Tavsiye Kısmen Ret Kararı). Bu çerçevede uygulanacak ilkelere 21/07/2017 tarihli ve 2017/428 Başvuru
No’lu Tavsiye Kararında şu şekilde yer verilmiştir.
13.2. Faiz, hukukumuzda 6098 sayılı Borçlar Kanunu ve 3095 Sayılı Kanuni Faiz ve Temerrüt Faizine
İlişkin Kanunda düzenlenmekle birlikte Kanunda tanımına yer verilmemiştir. Ancak öğreti ve yargı kararları ışığında faiz; “alacaklının nakdinden bir süre için yoksun kalması nedeni ile nakdin kullanılması olanağını borçluya bırakması karşılığında elde ettiği, miktarı kanun ya da hukuki işlem ile belirlenmiş, para borçları bakımından özel olarak düzenlenen, tahsili için zararın ve kusurun varlığı şart olmayan bir tür tazminat, bir medeni semeredir.” (HELVACI Mehmet, Borçlar ve Ticaret Kanunu Bakımından Para
Borçlarında Faiz Kavramı, Beta Basım Yayım Dağıtım, İstanbul 2000, s. 65). Bu tanımdan yola çıkarak somut olayda faizi tanımlarsak; Sosyal Güvenlik Kurumunun tahsis işlemleri tamamlanmasına rağmen başvuranın emekli aylığının 11 ay sonra ödenmesi anına kadar geçen süre bakımından hak ettiği parayı kullanamaması nedeniyle, mahrum kalınan süreye bağlı olarak ödenmesini talep edebileceği bir karşılık ve tazminattır.
13.3. Yüksek yargı kararları incelendiğinde, Yargıtay 10. H.D. E. 2006/1347 K. 2006/10584. Sayılı ve
“Davacının 01.04.2003-17.06.2005 tarihleri arasında adına tahakkuk eden birikmiş yaşlılık aylıkları tutarlarına ay be ay, ödeme tarihine kadar işletilecek yasal faiz tutarlarından şimdilik … YTL´nin ödenmesine karar verilmesi” istemli kararında; “Alacaklının nakdinden bir süre için yoksun kalması nedeni ile nakdin kullanılması olanağını borçluya bırakması karşılığında elde ettiği, miktarı kanun ya da hukuki işlemle belirlenmiş, para borçları açısından özel olarak düzenlenen, tahsil için zararın ve kusurun varlığı şart olmayan bir tür tazminat, bir medeni semere olarak tanımlan faiz kavramı kapsamındaki temerrüt faizi de; muhtemel zararların giderilmesi amacıyla doğrudan doğruya yasa koyucu tarafından öngörülmüş bir karşılık olup, talep edilebilmesi için gerçekten bir zarar görülmüş olması GEREKLİ
DEĞİLDİR. Bu konuda borçluya bir ispat hakkı tanınmadığı gibi; borçlunun temerrüde düşmekte kusurlu olması da ŞART DEĞİLDİR. Borçlunun para borcunu zamanında ödememesi ve temerrüde düşmesi üzerine kanun gereği kendiliğinden işlemeye başlayan ve temerrüdün devamı müddetince varlığını
sürdüren bir karşılık olarak, alacaklının aksi iddia olunmayan farazi zararının asgari oranda giderilmesine yönelik, para borcunun fer’isi niteliğindeki (BK. Md. 113/2 ve 131) faizin, asıl alacakla birlikte sona ermemesi için saklı tutulması, ya da, halin icabından saklı tutulduğunun anlaşılması da yasal BİR
GEREKLİLİKTİR.”
13.4. Yine Yargıtay 10. H.D.’nin 2008/20370 E., 2009/5184 K. sayılı ve yaşlılık aylığının geç bağlanması nedeniyle davacının uğradığı zararın giderilmesi talebiyle açılan davada verdiği kararında; “Zararın kapsamının saptanmasında Kurum işleminin niteliği ile davacının istek ve amacının göz önünde tutulması gerekir. Hal böyle olunca davacının mal varlığında husule gelen zarar, davacıya bağlanması gereken yaşlılık aylığıdır. Ayrıca alacaklının nakdinden bir süre için yoksun kalması nedeni ile nakdin kullanılması olanağını borçluya bırakması karşılığında, elde ettiği, miktarı kanun ya da hukuki işlem ile belirlenmiş, para borçları açısından özel olarak düzenlenen, tahsil için zararın ve kusurun varlığı şart olmayan bir tür tazminat, bir medeni semere olarak tanımlanan faiz kavramı kapsamındaki muhtemel zararların giderilmesi amacıyla doğrudan doğruya yasa koyucu tarafından öngörülmüş bir karşılık olup, talep edilebilmesi için gerçekten bir zarar görülmüş olmayan faiz olarak belirlenen temerrüt faizi de zarar içinde mütalaa edilmelidir. Davacının asıl alacağı tahsili sırasında açıkça faiz hakkını saklı tutması (ihtirazı kayıt) karşısında davalı Kurumun yasal faizle sorumlu tutulacağı açıktır.” hükmünü kurduğu görülmektedir.
13.5. Yapılan bu değerlendirme neticesinde; Kurumun kusurlu işlemi sonucu, sosyal güvenlik mevzuatlarında düzenlenen yaşlılık aylığından yararlanma şartlarını yerine getirilmesi ile yaşlılık aylığına hak kazanıldığı, yaşlılık aylığının konusunu para borcunu oluşturulması ve kişilere ödenecek bu paranın hangi usul ve esaslara göre hesaplanacağının Kanun tarafından belirlenmiş olması, (bu para borçlarının belirlenebilir nitelikte oldukları), hak kazanılan yaşlılık aylıkları bakımından Kurumun aylıkları zamanında ve eksiksiz bağlama borcuna aykırı davrandığı durumlarda Yargıtay’ın yerleşik içtihatlarında da belirtildiği üzere Kurumun temerrüt faizi ile sorumlu olduğu sonucuna varılmıştır.
13.6. Yüksek yargının istikrar kazanmış içtihatlarının aksine Kurumun asıl alacak öderken mevzuatta açık düzenleme olmadığı gerekçesiyle kendiliğinden faiz ödememesi, bu hususun yargılamaya konu olmasına ve yine istikrar kazanmış yargı kararları uyarınca ilave yargılama gideri ve vekâlet ücreti ödemek yanında yargı yükünün artmasına ve vatandaşların da yargılama sürelerinin uzunluğu nedeniyle mağduriyet yaşamasına neden olmakta, diğer bir deyişle Kurumun ödemek zorunda olduğu miktar giderek artmakta ve bu da Kurum için ayrı bir gider kalemi oluşturmaktadır.”
13.7. Bununla birlikte, mülkiyet hakkı kapsamında alacağın geç ödenmesi durumunda arada geçen sürede enflasyon nedeniyle paranın değerinde oluşan hissedilir aşınma ile mülkiyetin gerçek değeri azaldığı gibi bu bedelin tasarruf veya yatırım aracı olarak getirisinden yararlanma imkânı da bulunmamakta, bu şekilde kişiler mülkiyet haklarından mahrum edilerek haksızlığa uğratılmaktadır (AYM, E.2008/58, K.2011/37, 10/2/2011). Anayasa Mahkemesince kanun koyucunun bir hak olarak öngördüğü veya kamu borcu hâline gelmiş ödemelerin geç yapılması nedeniyle mağdur olunduğu iddiasıyla yapılan başvurularda, alacakta veya hakka konu bedelde meydana gelen değer aşınmalarının başvurucular üzerinde orantısız bir yük
oluşturması hâlinde mülkiyet hakkının ihlaline karar verilmiştir (Mehmet Akdoğan ve diğerleri; Akel Gıda
San. ve Tic. A.Ş., B. No: 2013/28, 25/2/2015).
13.8. Paranın enflasyon karşısında yitirilen değerini telafi eden araçlardan biri de faizdir. Bu sebeple alacağın geç ödenmesi sebebiyle parada oluşan değer kaybı, borçlu aleyhine faize hükmedilmek suretiyle kısmen veya tamamen giderilebilir (Necat Coşkun, B. No: 2018/2994, 8/9/2021, § 62).
13.9. Bu çerçevede Anayasa Mahkemesi, bir memurun görevden uzaklaştırıldığı dönemde aylıklarından kesilen tutarların faiziyle ödenmesi talebinin faiz ödenmesini öngören bir hükmün bulunmadığı gerekçesiyle mahkemece reddedilmesi üzerine yapılan bir başvuruda, Anayasa’nın 35. maddesinde güvence altına alınan mülkiyet hakkının, kamu otoritelerince mülke erişimin ve mülkün kullanılmasının engellenmesi sebebiyle oluşan zararların karşılanmasını gerektirdiğini, mahkemenin bireylerin idari işlemden kaynaklanan zararının (paranın enflasyon karşısında yitirilen değerinin) karşılanmasını açık bir kanuni hükmün varlığına bağlayan görüşünün idare hukukunda bir temelinin bulunup bulunmadığı bir yana
Anayasa’nın 35. maddesiyle açık bir çelişki içinde olduğunu belirtmiştir (Necat Coşkun, B. No: 2018/2994, 8/9/2021, § 62-64).
14. Somut olayda 16/09/2021 tarihinde yaş haddinden emekli olan ve tarafına 25 Mart 2023 tarihinde aylık bağlanan başvurana, emekli aylığının idarenin iş ve işlemlerinden kaynaklanan sürece bağlı olarak 18 ay sonra ödendiği anlaşılmaktadır.
15. Diğer taraftan Kurumumuz tarafından yukarıdaki paragraflarda da atıf yapılan benzer nitelikteki uyuşmazlıklar üzerine başvuranlara faiz ödenmesine yönelik Tavsiye Kararlarına Sosyal Güvenlik
Kurumu Başkanlığınca verilen cevabi yazılarda, “…yapılan ödemelere ilişkin olarak Kurumumuzca ayrıca yasal faiz ödenmesine imkân tanıyacak bir hükmün bulunmaması nedeniyle, Tavsiye Kararının bu bölümünün uygulanmasına kanunen imkân bulunmamaktadır.” denilerek bu konuda yasal düzenleme yapılması gerektiği aksi halde ödeme yapılamayacağı belirtilmekte olup bu cevap istikrar kazanmıştır.
Keza mevcut başvuru ile ilgili olarak 2. numaralı parafta belirtilen idare cevabında da aynı hususun tekrar edildiği görülmüştür.
16. Bu kapsamda, idarenin işlemlerinden kaynaklanan sebeplerle geciken emekli aylığı ödemelerine faiz uygulanmasına yönelik 21/07/2017 tarihli ve 2017/428 Başvuru No’lu ve sonraki Tavsiye Kararları dikkate alınarak, gerekli yasal düzenlemelerin hazırlanması hususunda gerekli çalışmaların yapılması gerektiği sonucuna varılmıştır.
17. Diğer yandan başvurana idare tarafından 4/1-b kapsamında bağlanması gereken emekli aylığı bağlanmadan, başvurana sehven 4/1-c kapsamında bağlanan aylığın yersiz ödeme kapsamında değerlendirilerek, başvuranın Kurumdan alacağı olmadığı gerekçesiyle hukuk servisine intikal ettirilmesi ve akabinde başvurana yönelik icra takibi başlatılması işlemlerine yönelik yapılan değerlendirmede;
17.1. 5335 sayılı Kanunun 30 uncu maddesinde, herhangi bir statüden emekli aylığı alırken; genel bütçeye dahil daireler, katma bütçeli idareler, döner sermayeler, fonlar, belediyeler, il özel idareleri, belediyeler ve il özel idareleri tarafından kurulan birlik ve işletmeler, sosyal güvenlik kurumları, bütçeden yardım alan kuruluşlar ile özel kanunla kurulmuş diğer kamu kurum, kurul, üst kurul ve kuruluşları, kamu iktisadi teşebbüsleri ve bunların bağlı ortaklıkları ile müessese ve işletmelerinde ve sermayesinin %50’sinden fazlası kamuya ait olan diğer ortaklıklarda görev aldığı gerekçesiyle aylığı kesilenlerin, sigortalılıklarının sona erdiği tarihin yazılı istek tarihi kabul edilerek ilgili sosyal güvenlik kanunlarına göre aylıklarının yeniden bağlanacağı emredilmiştir.
17.2. Somut olayda 16/09/2021 tarihinde yaş haddinden görevine son verilen başvuranın 15/10/2021 tarihinde aylığının bağlandığı ve 8 yıla ilişkin ikramiyesinin tahakkuk ettirildiği, ancak söz konusu aylık bağlama işleminin idare tarafından geri alındığı ve aylığın 18 ay sonra bağlandığı görülmektedir. Oysa, mezkur Kanunun amir hükmünde sigortalılıklarının sona erdiği tarihin yazılı istek tarihi kabul edilmek suretiyle, aylığın yazılı istek tarihini takip eden ödeme dönemi itibariyle bağlanması gerektiği hüküm altına alınmıştır.
17.3. Bu açıklamalar ışığında; idarenin kusurlu/hatalı işleminden kaynaklanan ve 4/1-c kapsamında bağlanan aylığın 5510 sayılı Kanunun 96/b maddesi kapsamında değerlendirilerek borç kaydı oluşturulması işlemlerinde Kanuna aykırılık olmadığı, diğer yandan; 4/1-c kapsamında bağlanan aylığa ilişkin işlemlerin geri alınmasının hemen akabinde 4/1-b kapsamında aylık bağlanmaması, söz konusu hususa ilişkin idarenin dayanaktan yoksun açıklamaları ve 5510 sayılı Kanunun 96 ncı maddesinin Kurumdan sigortalının alacağı varsa bu alacaklarından mahsup edilir amir hükmü birlikte değerlendirildiğinde, başvuran hakkında yersiz ödeme kapsamında oluşturulan borca yönelik icra takibi başlatılması, hesaplarına bloke konulması, başvuranın borcunun alacağından mahsup edilmesi talebinin reddedilmesi işlemlerinin hukuka aykırı olduğu değerlendirmektedir.
18. Kurumumuzca yapılan değerlendirme neticesinde; SGK tarafından başvuranın 4/1-b kapsamında geç bağlanan aylığına yönelik faiz işletilmemesi, yine sehven 4/1-c kapsamında başvurana aylık bağlanıp yersiz ödeme kapsamında oluşturulan borcun başvuranın alacağından mahsup edilmemesi ve başvuran hakkında söz konusu borç için icra takibi başlatılmasına yönelik işlemlerin hukuka ve hakkaniyete aykırı olduğu sonuç ve kanaatine varılmıştır.
B. İyi Yönetim İlkeleri Yönünden Değerlendirme 19. 28/03/2013 tarihli ve 28601 mükerrer sayılı Resmi Gazetede yayımlanan Kamu Denetçiliği Kurumu
Kanununun Uygulanmasına İlişkin Usul ve Esaslar Hakkında Yönetmeliğin “İyi yönetim ilkeleri” başlıklı
6 ncı maddesinde yer verilmiş olup; İdarelerin Kurumumuz tarafından istenen bilgi ve belgeleri süresinde
gönderdiği, ancak şikâyetçiye verilen cevaplarda işleme karşı hangi sürede hangi mercilere başvurulabileceğinin gösterilmemiş olması sebebiyle “karara karşı başvuru yollarının gösterilmesi” ilkesine, ayrıca aylığın bağlanması hususunda gecikme yaşandığından “makul sürede karar verme” ve “kararın geciktirilmeksizin bildirilmesi” ilkelerine uygun davranmadığı görülmüş olup, idarenin bahse konu ilkelere de uygun davranması önerilmektedir.
VI. HAK ARAMA ÖZGÜRLÜĞÜNE İLİŞKİN AÇIKLAMA
20. 6328 sayılı Kamu Denetçiliği Kurumu Kanununun 21’inci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca, bu
Tavsiye Kararının idareye tebliğ tarihinden itibaren 30 gün içinde idare tarafından herhangi bir eylem ya da işlem tesis edilmezse (varsa) dava açma süresinden kalan süre işlemeye devam edecek olup Bursa İş
Mahkemelerinde yargı yolu açıktır.
VII. KARAR
Açıklanan gerekçelerle; İlgililerin emekli aylığı ve/veya emekli ikramiyelerinin geç ödenmesi nedeniyle faiz talebinde bulunmaları halinde ayrıca yargı organlarınca verilecek bir karar aranmasını gerektirmeyecek şekilde faiz düzenlemesi yapılması hususunda gerekli çalışmaların başlatılması, Ayrıca, başvurana yersiz ödeme kapsamında oluşturulan borca ilişkin başlatılan icra takibi işlemlerinin geri alınarak, söz konusu borcun emekli aylığından mahsup edilmek suretiyle tahsil edilmesi hususunda
SOSYAL GÜVENLİK KURUMU BAŞKANLIĞINA TAVSİYEDE BULUNULMASINA,
6328 sayılı Kamu Denetçiliği Kurumu Kanununun 20 nci maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca; SOSYAL
GÜVENLİK KURUMU BAŞKANLIĞI tarafından bu karar üzerine tesis edilecek işlemin otuz gün içinde
Kurumumuza bildirilmesinin zorunlu olduğuna, Kararın BAŞVURANA ve SOSYAL GÜVENLİK KURUMU BAŞKANLIĞINA tebliğine;
Türkiye Cumhuriyeti Kamu Başdenetçisince karar verildi.
Şeref MALKOÇ
Kamu Başdenetçisi