ÖZET: Başvuru, emekli aylığı ve ikramiyesinin geç ödenmesi nedeniyle faiz talebini içermektedir. Elazığ İl Emniyet Müdürlüğü’nde 4. Sınıf Emniyet Müdürü olarak görev yapan başvuran, 17.08.2016 tarihinde OHAL kapsamında kamu görevinden çıkarılmıştır. 20.10.2021 tarihinde emeklilik tahsis talebinde bulunmasına rağmen, aylığı 15.09.2022 tarihinde bağlanmış ve bu süre zarfında enflasyon nedeniyle maddi kayıplar yaşamıştır. Başvuran, geç ödenen emekli ikramiyesi ve aylığı için enflasyon karşısında oluşan kayıpların tazmin edilmesini talep etmektedir.

Sosyal Güvenlik Kurumu (SGK), başvuranın emeklilik işlemlerinin zamanında tamamlanmadığını belirtmiş, ancak yasal mevzuatta geç ödemelere ilişkin faiz ödenmesine dair bir hüküm bulunmadığını ifade etmiştir. Başvuranın talebi üzerine yapılan incelemelerde, emekli aylığının geç bağlanması durumunda yasal faiz ödenmesi gerekliliği vurgulanmış, bu konuda yargı kararları ve kamu denetçiliği tavsiyeleri ışığında gerekli yasal düzenlemelerin yapılması gerektiği sonucuna varılmıştır.

Kamu Denetçiliği Kurumu, SGK’nın başvuranın faiz talebini reddetmesinin hukuka uygun olmadığını belirtmiş ve bu konuda yasal düzenlemelerin yapılmasını tavsiye etmiştir. Ayrıca, SGK’nın başvuruya ilişkin işlemlerini 30 gün içinde bildirmesi gerektiği vurgulanmıştır. Bu durum, başvuranın hak arama özgürlüğü çerçevesinde önem arz etmektedir.

T.C. TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ KAMU DENETÇİLİĞİ KURUMU

(OMBUDSMANLIK)

SAYI : 2023/13854-S.23.21881

BAŞVURU NO : 2023/6314

KARAR TARİHİ : 30/10/2023

TAVSİYE KARARI ,TCKN:

Adres:

BAŞVURUYA KONU İDARE : SOSYAL GÜVENLİK KURUMU BAŞKANLIĞI

Geç ödenen aylığına ve ikramiyesine faiz ödenmesi talebi hakkındadır.

BAŞVURUNUN KONUSU :

BAŞVURU TARİHİ : 04/05/2023

I. BAŞVURANIN İDDİA VE TALEPLERİ

1. Kurumumuza tarihinde yapılan başvuruda; başvuran Elazığ İl Emniyet Müdürlüğünde 4. Sınıf Emniyet Müdürü olarak görev yapmakta iken 670 sayılı OHAL KHK kapsamında 17.08.2016 tarihinde kamu görevinden çıkarıldığını, SGK’den 10.10.2021 tarihi itibariyle emekli olabileceği hususunda bilgi aldığını, kısıtlı olması nedeniyle eşi .’nün tarafına vasi olarak atandığını, vasisinin verdiği 20/10/2021 tarihli dilekçe ile emeklilik tahsis talebinde bulunduğunu, ancak emekli aylığının aylarca bağlanmadığını, söz konusu dönemin ülkedeki yüksek enflasyon dönemine denk geldiğini, geç ödenen ikramiyenin ve maaşlarının satın alma gücünün yüksek enflasyon nedeniyle ciddi düzeyde aşındığını ve söz konusu durumun ekonomik olarak kaybına neden olduğunu, mağduriyetine benzer başvurulara gerek Anayasa Mahkemesi gerekse Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi tarafından istikrarlı bir şekilde hak ihlali kararları verildiğini, 20/10/2021 tarihli tahsis talebine rağmen 15/09/2022 tarihinde birikmiş aylıklarının karşılığı olarak 39.660,96 TL ve yine aynı tarihte emekli ikramiyesi olarak 128.676,35

TL yatırıldığını, ancak başvuru tarihi ile aylığının bağlandığı 15 Eylül 2022 tarihine kadar geçen süreler için enflasyon karşısında uğradığı kaybı giderecek bir ödeme yapılmadığını ifade ederek, emekli ikramiyesinin geç ödenmesi nedeniyle enflasyon karşısında oluşan zararının ödeme yapılacak tarihe kadar olan kayıplarını da giderecek şekilde ödenmesini ve geç ödenen aylıklarının enflasyon nedeniyle meydana gelen kaybının zararının tazmin edileceği tarihe kadar geçen sürede oluşacak enflasyon karşısındaki kayıplarını da kapsayacak şekilde ödenmesini talep etmektedir.

II. İDARENİN BAŞVURUYA İLİŞKİN AÇIKLAMALARI

2. Kurumumuzun 02/06/2023 tarihli ve sayılı bilgi-belge isteme yazısına cevaben Sosyal

Güvenlik Kurumu (SGK) Emeklilik Hizmetleri Genel Müdürlüğü tarafından gönderilen 15/05/2023

tarihli ve sayılı yazıda:

2.1. 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanununun geçici 4 üncü maddesinde, bu

Kanunun yürürlüğe girdiği tarihten önce 5434 sayılı T.C. Emekli Sandığı Kanunu hükümlerine tabi olarak çalışmış olup, Kanunda aksine bir hüküm bulunmadığı takdirde; iştirakçi iken, bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarih itibarıyla bu Kanunun 4 üncü maddesinin birinci fıkrasının (c) bendi kapsamına alınanlar, bu

Kanunun yürürlüğe girdiği tarihten önce 5434 sayılı Kanun hükümlerine tabi olarak çalışmış olup bu

Kanunun 4 üncü maddesinin birinci fıkrasının (c) bendine tabi olarak yeniden çalışmaya başlayanlar ile bunların dul ve yetimleri hakkında bu Kanunla yürürlükten kaldırılan hükümleri de dahil 5434 sayılı Kanun hükümlerine göre işlem yapılacağının hüküm altına alındığı, 2.2. Bu kapsamda 5434 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Emekli Sandığı Kanununun 4447 sayılı Kanunla değişik 39 uncu maddesinde, 08.09.1999 tarihinden sonra göreve başlayan iştirakçilerin 25 fiili hizmet yılını ve kadın için 58, erkek için 60 yaşını doldurmaları; 08.09.1999 tarihinden önce göreve başlayan iştirakçilerin ise, kadın için 20, erkek için 25 fiili hizmet yılını ve Kanunun geçici 205 inci maddesinde belirtilen yaş hadlerini doldurmaları halinde istekleri üzerine emekliliğe hak kazanacaklarının düzenlendiği, 2.3. Buna göre, açıkta iken yaşlılık aylığına hak kazananların aylık başlangıç tarihi, aylık bağlama koşullarını sağlamış olmak şartıyla, Kuruma yapacakları yazılı istek tarihini takip eden ay başı olarak düzenlendiği, ikramiye ödenmesinin şartı aylık bağlama işleminin gerçekleşmesi olduğundan ikramiye ödeme işleminin de aylık bağlama işleminin akabinde yapıldığı ve aylık bağlandığı dönemde geçerli olan memur aylık katsayısına göre hesap edildiği, 2.4. Öte yandan, 5434 sayılı Kanunda veya 5510 sayılı Kanunda çeşitli sebeplerle emekli aylıklarının geç bağlanması veya geç ödenmesi gibi durumlarda ilgililere arada geçen süreye ilişkin olarak yasal faiz ödeneceğine dair herhangi bir hüküm bulunmadığından bu sürelere ilişkin olarak yasal faiz ödemesi yapılamadığı, 2.5. Yukarıdaki hüküm ve açıklamalar çerçevesinde emeklilik sicil dosyasının tetkikinde; ilgilinin Emniyet

Genel Müdürlüğü Elazığ İl Emniyet Müdürlüğünde 4. Sınıf Emniyet Müdürü olarak görev yapmakta iken

670 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Alınması Gereken Tedbirler Hakkında Kanun Hükmünde

Kararnamenin 2 nci maddesinin 1 inci fıkrası uyarınca 17.08.2016 tarihinde kamu görevinden çıkarıldığı, 2.6. İlgilinin 22.08.2019 tarihli dilekçesine istinaden yazılan 24.10.2019 tarihli yazı ile emekli olabileceği tarihin 10.10.2021 tarihi olarak bildirildiği, 2.7. Diğer taraftan, Elazığ 1. Sulh Hukuk Mahkemesinin 11.04.2019 tarihli ve sayılı kararı ile

.’nün Türk Medeni Kanunu’nun 407 nci maddesi uyarınca kısıtlanmasına ve eşi ’nün vasi olarak atanmasına karar verildiği, .’nün, eşinin emeklilik işlemlerinin başlatılması talebine SGK kayıtlarına

20.10.2021 tarihinde geçen 13.10.2021 tarihli dilekçesine cevaben SGK’nin 10.11.2021 tarihli yazısı ile

4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun 463 üncü maddesine atıf yapılarak, aylık bağlanması talebine ilişkin

olarak denetim makamının izninin talep edildiği, 2.8. Bilahare, ilgilinin emeklilik işlemlerinin gerçekleştirilmesi talepli SGK kayıtlarına 18.05.2022 tarihinde geçen 10.05.2022 tarihli dilekçesine istinaden bu defa 01.06.2022 tarihli yazı ile Emniyet Genel

Müdürlüğünden ilgili hakkında emekliye sevk onayının gönderilmesinin talep edildiği, 2.9. Anılan kurum tarafından söz konusu emekliye sevk onayının 14.06.2022 tarihli yazı ile iletilmesi üzerine SGK’nin 21.06.2022 tarih ve sayılı işlemi ile ilgiliye 1 inci derecenin 4 üncü kademesi intibakı ve +3000 ek gösterge rakamı üzerinden 20 yıl 1 ay 15 gün fiili hizmeti ve bu hizmetine karşılık hak kazandığı 5 yıl 12 gün fiili hizmet süresi zammı olmak üzere 5510 sayılı Kanunun 4/1-(c) bendi kapsamındaki toplam 25 yıl 1 ay 27 gün hizmet süresine karşılık 01.11.2021 tarihinden geçerli olmak üzere emekli aylığı bağlandığı ve aylık başlangıç tarihinde yürürlükte bulunan katsayılar esas alınarak (25) tam hizmet yılına karşılık 128.676,35.-TL emekli ikramiyesi tahakkuk ettirildiği ve söz konusu ödemelerin T.C.

Ziraat Bankası Üsküdar/İstanbul şubesine gönderildiği, 2.10. Buna göre, ilgilinin dilekçesine istinaden vasisinin ilk başvuru tarihini takip eden aybaşından itibaren aylık bağlanmış ve aylık başlangıç tarihindeki memur aylık katsayısına göre ikramiye tahakkuk ettirildiği, ancak SGK’dan kaynaklanan veya kaynaklanmayan sebeplerle başvuru tarihi ile aylık veya ikramiyenin fiilen ödendiği tarih arasında geçen süreye ilişkin olarak yasal faiz ödenmesine ilişkin sosyal güvenlik mevzuatında herhangi bir hüküm bulunmadığından ilgiliye bu sürelere ilişkin yasal faiz ödenmesine imkan bulunmadığı, Açıklamalarına yer verilmiştir.

III. İLGİLİ MEVZUAT

3. Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının “Dilekçe, bilgi edinme ve kamu denetçisine başvurma hakkı” başlıklı 74 üncü maddesinde, “…Herkes, bilgi edinme ve kamu denetçisine başvurma hakkına sahiptir.

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına bağlı olarak kurulan Kamu Denetçiliği Kurumu idarenin işleyişiyle ilgili şikâyetleri inceler…” , 4. 14/6/2012 tarihli ve 6328 sayılı Kamu Denetçiliği Kurumu Kanununun “Kurumun Görevi” başlıklı

5 inci maddesinin birinci fıkrasında; “Kurum, idarenin işleyişiyle ilgili şikayet üzerine, idarenin her türlü

eylem ve işlemleri ile tutum ve davranışlarını; insan haklarına dayalı adalet anlayışı içinde, hukuka ve hakkaniyete uygunluk yönlerinden incelemek, araştırmak ve idareye önerilerde bulunmakla görevlidir.” 5. 6098 Sayılı Borçlar Kanunun 5.1. Borçlunun Temerrüdü başlıklı 117 nci maddesinin birinci fıkrası; “Muaccel bir borcun borçlusu, alacaklının ihtarıyla temerrüde düşer.”, 5.2. Temerrüt faizi başlıklı 120 nci maddesi; “Uygulanacak yıllık temerrüt faizi oranı, sözleşmede kararlaştırılmamışsa, faiz borcunun doğduğu tarihte yürürlükte olan mevzuat hükümlerine göre belirlenir.

Sözleşme ile kararlaştırılacak yıllık temerrüt faizi oranı, birinci fıkra uyarınca belirlenen yıllık faiz oranının yüzde yüz fazlasını aşamaz. Akdî faiz oranı kararlaştırılmakla birlikte sözleşmede temerrüt faizi kararlaştırılmamışsa ve yıllık akdî faiz oranı da birinci fıkrada belirtilen faiz oranından fazla ise, temerrüt faizi oranı hakkında akdî faiz oranı geçerli olur.”, 6. 3095 Sayılı Kanuni Faiz ve Temerrüt Faizine İlişkin Kanunun Temerrüt faizi başlıklı 2 nci maddesinin birinci fıkrası; “Bir miktar paranın ödenmesinde temerrüde düşen borçlu, sözleşme ile aksi kararlaştırılmadıkça, geçmiş günler için 1 inci maddede belirlenen orana göre temerrüt faizi ödemeye mecburdur.”, düzenlemelerine yer verilmiştir.”

IV. KAMU DENETÇİSİ CELİLE ÖZLEM TUNÇAK’IN KAMU BAŞDENETÇİSİ’NE ÖNERİSİ

7. Kamu Denetçisi tarafından yapılan inceleme ve araştırma neticesinde; başvuranın iddiaları, İdarenin konu ile ilgili açıklamaları, ilgili mevzuat ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirilerek hazırlanan

“Tavsiye Karar Önerisi” Kamu Başdenetçisi’ne sunulmuştur.

V. DEĞERLENDİRME VE GEREKÇE

A. Hukuka, Hakkaniyete ve İnsan Haklarına Uygunluk Yönünden Değerlendirme 8. Başvuranın Emniyet Genel Müdürlüğü Elazığ İl Emniyet Müdürlüğünde 4. Sınıf Emniyet Müdürü olarak görev yapmakta iken 670 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Alınması Gereken Tedbirler Hakkında Kanun

Hükmünde Kararnamenin 2 nci maddesinin 1 inci fıkrası uyarınca 17.08.2016 tarihinde kamu görevinden çıkarıldığı, başvuranın 22.08.2019 tarihli dilekçesine istinaden yazılan 24.10.2019 tarihli yazı ile emekli olabileceği tarihin 10.10.2021 tarihi olarak bildirildiği, diğer taraftan, Elazığ 1. Sulh Hukuk Mahkemesinin

11.04.2019 tarihli ve sayılı kararı ile .’nün, eşinin emeklilik işlemlerinin başlatılması talebine

SGK kayıtlarına 20.10.2021 tarihinde geçen 13.10.2021 tarihli dilekçesine cevaben SGK’nin 10.11.2021 tarihli yazısı ile 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun 463 üncü maddesine atıf yapılarak, aylık bağlanması talebine ilişkin olarak denetim makamının izninin talep edildiği, bilahare, ilgilinin emeklilik işlemlerinin gerçekleştirilmesi talepli SGK kayıtlarına 18.05.2022 tarihinde geçen 10.05.2022 tarihli dilekçesine istinaden bu defa 01.06.2022 tarihli yazı ile Emniyet Genel Müdürlüğünden ilgili hakkında emekliye sevk onayının gönderilmesinin talep edildiği, söz konusu emekliye sevk onayının 14.06.2022 tarihli yazı ile iletilmesi üzerine SGK’nin 21.06.2022 tarihli ve sayılı işlemi ile ilgiliye 1 inci derecenin 4 üncü kademesi intibakı ve +3000 ek gösterge rakamı üzerinden 20 yıl 1 ay 15 gün fiili hizmeti ve bu hizmetine karşılık hak kazandığı 5 yıl 12 gün fiili hizmet süresi zammı olmak üzere 5510 sayılı Kanunun 4/1-(c)

bendi kapsamındaki toplam 25 yıl 1 ay 27 gün hizmet süresine karşılık 01.11.2021 tarihinden geçerli olmak üzere emekli aylığı bağlandığı, başvuranın geç bağlanan aylığına ve emekli ikramiyesine faiz talebiyle

Kurumumuza başvuruda bulunduğu görülmektedir.

9. Başvuruya konu uyuşmazlığın; emekli aylığı ve ikramiyesi tarafına geç ödenen başvurana SGK tarafından faiz ödenip ödenmeyeceği noktasında toplandığı görülmektedir.

10. Geç ödenen emekli aylık ve/veya emekli ikramiyesine yasal faiz ödenmesi talebiyle Kurumumuza yapılmış başvurular da bulunmaktadır (21/07/2017 tarihli 2017/428 Başvuru No’lu Tavsiye Kararı,

16/09/2019 tarihli ve 2019/6522 Başvuru No’lu Kısmen Tavsiye Kısmen Ret Kararı, 06/07/2020 tarihli 2020/575 Başvuru No’lu Tavsiye Kararı, 07/01/2021 tarihli ve 2020/91035 Başvuru No’lu Kısmen Tavsiye

Kısmen Ret Kararı). Bu çerçevede uygulanacak ilkelere 21/07/2017 tarihli ve 2017/428 Başvuru No’lu

Tavsiye Kararında şu şekilde yer verilmiştir.

10.1. Faiz, hukukumuzda 6098 sayılı Borçlar Kanunu ve 3095 Sayılı Kanuni Faiz ve Temerrüt Faizine

İlişkin Kanunda düzenlenmekle birlikte Kanunda tanımına yer verilmemiştir. Ancak öğreti ve yargı kararları ışığında faiz; “alacaklının nakdinden bir süre için yoksun kalması nedeni ile nakdin kullanılması olanağını borçluya bırakması karşılığında elde ettiği, miktarı kanun ya da hukuki işlem ile belirlenmiş, para borçları bakımından özel olarak düzenlenen, tahsili için zararın ve kusurun varlığı şart olmayan bir tür tazminat, bir medeni semeredir.” (HELVACI Mehmet, Borçlar ve Ticaret Kanunu Bakımından Para

Borçlarında Faiz Kavramı, Beta Basım Yayım Dağıtım, İstanbul 2000, s. 65). Bu tanımdan yola çıkarak somut olayda faizi tanımlarsak; Sosyal Güvenlik Kurumunun tahsis işlemleri tamamlanmasına rağmen başvuranın emekli aylığının 11 ay sonra ödenmesi anına kadar geçen süre bakımından hak ettiği parayı kullanamaması nedeniyle, mahrum kalınan süreye bağlı olarak ödenmesini talep edebileceği bir karşılık ve tazminattır.

10.2. Yüksek yargı kararları incelendiğinde, Yargıtay 10. . Sayılı ve

“Davacının 01.04.2003-17.06.2005 tarihleri arasında adına tahakkuk eden birikmiş yaşlılık aylıkları tutarlarına ay be ay, ödeme tarihine kadar işletilecek yasal faiz tutarlarından şimdilik … YTL´nin ödenmesine karar verilmesi” istemli kararında; “Alacaklının nakdinden bir süre için yoksun kalması nedeni ile nakdin kullanılması olanağını borçluya bırakması karşılığında elde ettiği, miktarı kanun ya da hukuki işlemle belirlenmiş, para borçları açısından özel olarak düzenlenen, tahsil için zararın ve kusurun varlığı şart olmayan bir tür tazminat, bir medeni semere olarak tanımlan faiz kavramı kapsamındaki temerrüt faizi de; muhtemel zararların giderilmesi amacıyla doğrudan doğruya yasa koyucu tarafından öngörülmüş bir karşılık olup, talep edilebilmesi için gerçekten bir zarar görülmüş olması GEREKLİ

DEĞİLDİR. Bu konuda borçluya bir ispat hakkı tanınmadığı gibi; borçlunun temerrüde düşmekte kusurlu olması da ŞART DEĞİLDİR. Borçlunun para borcunu zamanında ödememesi ve temerrüde düşmesi üzerine kanun gereği kendiliğinden işlemeye başlayan ve temerrüdün devamı müddetince varlığını sürdüren bir karşılık olarak, alacaklının aksi iddia olunmayan farazi zararının asgari oranda giderilmesine yönelik, para borcunun fer’isi niteliğindeki (BK. Md. 113/2 ve 131) faizin, asıl alacakla birlikte sona ermemesi için saklı tutulması, ya da, halin icabından saklı tutulduğunun anlaşılması da yasal BİR

GEREKLİLİKTİR.”

10.3. Yine Yargıtay 10. .’nin sayılı ve yaşlılık aylığının geç bağlanması nedeniyle davacının uğradığı zararın giderilmesi talebiyle açılan davada verdiği kararında; “Zararın kapsamının saptanmasında Kurum işleminin niteliği ile davacının istek ve amacının göz önünde tutulması gerekir. Hal böyle olunca davacının mal varlığında husule gelen zarar, davacıya bağlanması gereken yaşlılık aylığıdır. Ayrıca alacaklının nakdinden bir süre için yoksun kalması nedeni ile nakdin kullanılması olanağını borçluya bırakması karşılığında, elde ettiği, miktarı kanun ya da hukuki işlem ile belirlenmiş, para borçları açısından özel olarak düzenlenen, tahsil için zararın ve kusurun varlığı şart olmayan bir tür tazminat, bir medeni semere olarak tanımlanan faiz kavramı kapsamındaki muhtemel zararların

giderilmesi amacıyla doğrudan doğruya yasa koyucu tarafından öngörülmüş bir karşılık olup, talep edilebilmesi için gerçekten bir zarar görülmüş olmayan faiz olarak belirlenen temerrüt faizi de zarar içinde mütalaa edilmelidir. Davacının asıl alacağı tahsili sırasında açıkça faiz hakkını saklı tutması (ihtirazı kayıt)

karşısında davalı Kurumun yasal faizle sorumlu tutulacağı açıktır.” hükmünü kurduğu görülmektedir.

10.4. Yapılan bu değerlendirme neticesinde; Kurumun kusurlu işlemi sonucu, sosyal güvenlik mevzuatlarında düzenlenen yaşlılık aylığından yararlanma şartlarını yerine getirilmesi ile yaşlılık aylığına hak kazanıldığı, yaşlılık aylığının konusunu para borcunu oluşturulması ve kişilere ödenecek bu paranın hangi usul ve esaslara göre hesaplanacağının Kanun tarafından belirlenmiş olması, (bu para borçlarının belirlenebilir nitelikte oldukları), hak kazanılan yaşlılık aylıkları bakımından Kurumun aylıkları zamanında ve eksiksiz bağlama borcuna aykırı davrandığı durumlarda Yargıtay’ın yerleşik içtihatlarında da belirtildiği üzere Kurumun temerrüt faizi ile sorumlu olduğu sonucuna varılmıştır.

10.5. Yüksek yargının istikrar kazanmış içtihatlarının aksine Kurumun asıl alacak öderken mevzuatta açık düzenleme olmadığı gerekçesiyle kendiliğinden faiz ödememesi, bu hususun yargılamaya konu olmasına ve yine istikrar kazanmış yargı kararları uyarınca ilave yargılama gideri ve vekâlet ücreti ödemek yanında yargı yükünün artmasına ve vatandaşların da yargılama sürelerinin uzunluğu nedeniyle mağduriyet yaşamasına neden olmakta, diğer bir deyişle Kurumun ödemek zorunda olduğu miktar giderek artmakta ve bu da Kurum için ayrı bir gider kalemi oluşturmaktadır.”

10.6. Bununla birlikte, mülkiyet hakkı kapsamında alacağın geç ödenmesi durumunda arada geçen sürede enflasyon nedeniyle paranın değerinde oluşan hissedilir aşınma ile mülkiyetin gerçek değeri azaldığı gibi bu bedelin tasarruf veya yatırım aracı olarak getirisinden yararlanma imkânı da bulunmamakta, bu şekilde kişiler mülkiyet haklarından mahrum edilerek haksızlığa uğratılmaktadır (AYM, E.2008/58, K.2011/37, 10/2/2011). Anayasa Mahkemesince kanun koyucunun bir hak olarak öngördüğü veya kamu borcu hâline gelmiş ödemelerin geç yapılması nedeniyle mağdur olunduğu iddiasıyla yapılan başvurularda, alacakta veya hakka konu bedelde meydana gelen değer aşınmalarının başvurucular üzerinde orantısız bir yük oluşturması hâlinde mülkiyet hakkının ihlaline karar verilmiştir (Mehmet Akdoğan ve diğerleri; Akel Gıda

San. ve Tic. A.Ş., B. No: 2013/28, 25/2/2015).

10.7. Paranın enflasyon karşısında yitirilen değerini telafi eden araçlardan biri de faizdir. Bu sebeple alacağın geç ödenmesi sebebiyle parada oluşan değer kaybı, borçlu aleyhine faize hükmedilmek suretiyle kısmen veya tamamen giderilebilir (Necat Coşkun, B. No: 2018/2994, 8/9/2021, § 62).

10.8. Bu çerçevede Anayasa Mahkemesi, bir memurun görevden uzaklaştırıldığı dönemde aylıklarından kesilen tutarların faiziyle ödenmesi talebinin faiz ödenmesini öngören bir hükmün bulunmadığı gerekçesiyle mahkemece reddedilmesi üzerine yapılan bir başvuruda, Anayasa’nın 35. maddesinde güvence altına alınan mülkiyet hakkının, kamu otoritelerince mülke erişimin ve mülkün kullanılmasının engellenmesi sebebiyle oluşan zararların karşılanmasını gerektirdiğini, mahkemenin bireylerin idari işlemden kaynaklanan zararının (paranın enflasyon karşısında yitirilen değerinin) karşılanmasını açık bir kanuni hükmün varlığına bağlayan görüşünün idare hukukunda bir temelinin bulunup bulunmadığı bir yana

Anayasa’nın 35. maddesiyle açık bir çelişki içinde olduğunu belirtmiştir (Necat Coşkun, B. No: 2018/2994, 8/9/2021, § 62-64).

11. Somut olayda 20/10/2021 tarihli tahsis talebine rağmen 15/09/2022 tarihinde birikmiş aylıklarının karşılığı olarak 39.660,96 TL ve yine aynı tarihte tarafına emekli ikramiyesi olarak 128.676,35 TL yatırıldığı, ancak aylık başvuru tarihinden yaklaşık 1 yıl sonra aylığın ve ikramiyesinin ödendiği anlaşılmaktadır.

12. Diğer taraftan Kurumumuz tarafından yukarıdaki paragraflarda da atıf yapılan benzer nitelikteki uyuşmazlıklar üzerine başvuranlara faiz ödenmesine yönelik Tavsiye Kararlarına Sosyal Güvenlik Kurumu

Başkanlığınca verilen cevabi yazılarda, “…yapılan ödemelere ilişkin olarak Kurumumuzca ayrıca yasal faiz ödenmesine imkân tanıyacak bir hükmün bulunmaması nedeniyle, Tavsiye Kararının bu bölümünün uygulanmasına kanunen imkân bulunmamaktadır.” denilerek bu konuda yasal düzenleme yapılması gerektiği aksi halde ödeme yapılamayacağı belirtilmekte olup bu cevap istikrar kazanmıştır. Keza mevcut başvuru ile ilgili olarak 2. numaralı parafta belirtilen idare cevabında da aynı hususun tekrar edildiği görülmüştür.

13. Bu kapsamda, idarenin işlemlerinden kaynaklanan sebeplerle geciken emekli aylığı ödemelerine faiz uygulanmasına yönelik 21/07/2017 tarihli ve 2017/428 Başvuru No’lu ve sonraki Tavsiye Kararları dikkate alınarak, gerekli yasal düzenlemelerin hazırlanması hususunda gerekli çalışmaların yapılması gerektiği sonucuna varılmıştır.

14. Kurumumuzca yapılan değerlendirme neticesinde; yukarıda yer verilen yargı kararları

Kurumumuzun tavsiye kararları ve yapılan açıklamalar ışığında, başvuranın SGK tarafından yapılan ödemeye ilişkin faiz talebinin reddedilmesinin hukuka ve hakkaniyete uygun olmadığı sonuç ve kanaatine varılmıştır.

B. İyi Yönetim İlkeleri Yönünden Değerlendirme 15. İyi yönetim ilkelerine 28/03/2013 tarihli ve 28601 mükerrer sayılı Resmi Gazetede yayımlanan Kamu

Denetçiliği Kurumu Kanununun Uygulanmasına İlişkin Usul ve Esaslar Hakkında Yönetmelik’in “İyi yönetim ilkeleri” başlıklı 6. maddesinde yer verilmiş olup; ilgili idarenin, Kurumumuzun bilgi ve belge talebine süresi içinde cevap vermediği bu anlamda ‘makul sürede karar verme’, ilkesine, ayrıca şikâyetçiye verdiği cevapta hangi sürede hangi mercilere başvurabileceğini göstermediği bu nedenle “karara karşı başvuru yollarının gösterilmesi” ilkesine uymadığı tespit edildiğinden, İdarenin bahse konu ilkelere uygun davranması önerilmektedir.

VI. HAK ARAMA ÖZGÜRLÜĞÜNE İLİŞKİN AÇIKLAMA

16. 6328 sayılı Kanun’un 21 inci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca, bu Tavsiye Kararının tebliğ tarihinden itibaren 30 gün içinde idare tarafından herhangi bir eylem ya da işlem tesis edilmezse varsa dava açma süresinden kalan süre işlemeye devam edecek olup İstanbul İş Mahkemelerinde yargı yolu açıktır.

VII. KARAR

Açıklanan gerekçelerle; İlgililerin aylık ve/veya ikramiyelerinin geç ödenmesi nedeniyle faiz talebinde bulunmaları halinde ayrıca yargı organlarınca verilecek bir karar aranmasını gerektirmeyecek şekilde faiz düzenlemesi yapılması hususunda gerekli çalışmaların başlatılması hususunda SOSYAL GÜVENLİK KURUMU

BAŞKANLIĞINA TAVSİYEDE BULUNULMASINA,

6328 sayılı Kamu Denetçiliği Kurumu Kanununun 20 nci maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca; SOSYAL

GÜVENLİK KURUMU BAŞKANLIĞI tarafından bu karar üzerine tesis edilecek işlemin otuz gün içinde

Kurumumuza bildirilmesinin zorunlu olduğuna, Kararın BAŞVURANA ve SOSYAL GÜVENLİK KURUMU BAŞKANLIĞINA tebliğine; Türkiye Cumhuriyeti Kamu Başdenetçisince karar verildi.

Şeref MALKOÇ

Kamu Başdenetçisi