|
ÖZET: Başvuran, 26 yıllık hizmet süresine ilişkin olarak tahakkuk ettirilen 321.663,51 TL emekli ikramiyesinin hatalı olduğunu ve ikramiyesinin 6 ay gecikmeli olarak ödendiğini belirterek, geciken tutar için faiz talep etmiştir. Sosyal Güvenlik Kurumu (SGK), başvuranın emekli aylığını 01.04.2023 tarihinden itibaren bağladığını, ikramiye onayının ise Tekirdağ Valiliği’nden alındığını ve bu sürecin ardından ikramiyenin 13.09.2023 tarihinde ödendiğini açıklamıştır. Kurum, emekli ikramiyesinin hesaplanmasında herhangi bir hata olmadığını ifade etmiştir.
Kamu Denetçiliği Kurumu, başvuranın iddialarını ve SGK’nın açıklamalarını değerlendirerek, emekli ikramiyesinin geç ödenmesi nedeniyle faiz talep edilip edilemeyeceği konusunu incelemiştir. Yapılan değerlendirmelerde, SGK’nın gecikme nedeniyle yasal faiz ödemesi gerekip gerekmediği hususunda, mevcut mevzuatta açık bir düzenleme bulunmadığı belirtilmiştir. Ancak, benzer durumlarda daha önceki tavsiye kararlarında, geciken ödemelere faiz uygulanması gerektiği vurgulanmıştır. Sonuç olarak, Kamu Denetçiliği Kurumu, SGK’ya başvuranın geç ödenen emekli ikramiyesi için faiz ödenmesine yönelik yasal düzenlemelerin yapılması hususunda tavsiyede bulunmuştur. Bu kararın ardından SGK’nın, belirtilen düzenlemeleri gerçekleştirmesi için 30 gün içinde işlem tesis etmesi gerekmektedir. |
T.C. TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ KAMU DENETÇİLİĞİ KURUMU
(OMBUDSMANLIK)
SAYI : 2024/2367-S.24.3775
BAŞVURU NO : 2023/15283
KARAR TARİHİ : 28.02.2024
TAVSİYE KARARI
BAŞVURUYA KONU İDARE : SOSYAL GÜVENLİK KURUMU BAŞKANLIĞI
Geç ödenen emekli ikramiyesine faiz ödenmesi talebi hakkındadır.
BAŞVURUNUN KONUSU :
BAŞVURU TARİHİ : 22.09.2023
I. BAŞVURANIN İDDİA VE TALEPLERİ
1) Başvuran özetle; 26 yıllık hizmetine ilişkin olarak tahakkuk ettirilen 321.663,51 TL nin hatalı olduğunu,
ayrıca 09.03.2023 tarihinde tahsis talebinde bulunmasına rağmen emekli ikramiyesinin 13.09.2023 tarihli işlem ile bağlandığını, emekli ikramiyesinin 6 ay geç ödenmesinden kaynaklı olarak mağdur olduğunu belirterek geciken emekli ikramiyesi için tarafına faiz ödenmesini talep etmektedir.
II. İDARENİN BAŞVURUYA İLİŞKİN AÇIKLAMALARI
2) Sosyal Güvenlik Kurumu Emeklilik Hizmetleri Genel Müdürlüğünün konuya ilişkin 06/11/2023
tarih ve – – sayılı yazısı ile 04/12/2023 tarih ve – – sayılı yazısı ve eklerinde özetle;
2.1) 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanununun geçici 4 üncü maddesince; “…5434
sayılı Kanuna göre iştirakçi olup bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarihten sonra bu Kanunun 4 üncü maddesinin birinci fıkrasının (c) bendine tabi olarak çalışmaya başlayanlardan vazife malûllüğü kapsamına girenler hakkında, bu Kanunun 47 nci maddesinin birinci fıkrasına göre işlem yapılır. 5434 sayılı Kanunun mülga hükümlerine göre vazife malullüğü aylığı bağlananlardan malullüklerinin sürekli olduğuna Kurum Sağlık Kurulunca karar verilen iştirakçiler yine aynı Kanunun 40 ıncı maddesinde belirtilen yaş hadleri ile özel kanunlarındaki yaş hadlerini doldurduğu tarihe kadar yeniden muayene edilmelerini Kurumdan isteyebilir. Bu madde kapsamına girenlerin aylıklarının bağlanması, artırılması, azaltılması, kesilmesi, yeniden bağlanması, toptan ödemeleri, ilgi devamı, ihya ve borçlanmaları, diğer ödemeler ve yardımlar ile emeklilik ikramiyeleri hakkında bu Kanunla yürürlükten kaldırılan hükümleri de dahil 5434 sayılı Kanun hükümlerine göre işlem yapılır ve bu maddenin uygulanmasında mülga 2829 sayılı
Kanun hükümleri ayrıca dikkate alınır. …” hükmünün amir olduğu,
2.2) Anılan hükümler gereği 5510 sayılı Kanunun yürürlüğe girdiği 2008 yılı Ekim ayı başından önce sosyal
güvenlik bakımından 5434 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Emekli Sandığı Kanunu hükümlerine tabi olarak çalışan sigortalılar, emekliler ile bunların dul ve yetimlerinin aylıklarının bağlanması, artırılması, azaltılması, kesilmesi, yeniden bağlanması, toptan ödemeleri, ilgi devamı, ihya ve borçlanmaları, diğer ödemeler ve yardımlar ile emeklilik ikramiyeleri hakkında, 5510 sayılı Kanunda aksine bir hüküm belirtilmedikçe, 5510 sayılı Kanun ile yürürlükten kaldırılan mülga hükümleri de dahil olmak üzere 5434 sayılı Kanun hükümleri ile mülga 2829 sayılı Sosyal Güvenlik Kurumlarına Tabi Olarak Geçen Hizmetlerin
Birleştirilmesi Hakkında Kanun hükümlerine göre işlem yapılmakta olduğu,
2.3) 5434 sayılı T.C. Emekli Sandığı Kanunun “İkramiye” başlıklı 89 uncu maddesi; “Hizmet sürelerinin
tamamı bu Kanun ve/veya 31/5/2006 tarihli ve 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası
Kanununun geçici 4 üncü maddesi kapsamında geçenlerden emekli, adi malullük veya vazife malullüğü aylığı bağlanan veyahut toptan ödeme yapılan asker ve sivil tüm iştirakçilere, her tam fiili hizmet yılı için aylık bağlamaya esas tutarın bir aylığı emekli ikramiyesi olarak verilir.
Birinci fıkra kapsamına girmemekle birlikte, bu Kanun ve/veya 5510 sayılı Kanunun geçici 4 üncü maddesi kapsamında hizmeti bulunanlardan mülga 2829 sayılı Sosyal Güvenlik Kurumlarına Tabi Olarak Geçen
Hizmetlerin Birleştirilmesi Hakkında Kanunun 8 inci maddesi uyarınca birleştirilen hizmet süreleri üzerinden emeklilik, yaşlılık ya da malullük aylığı bağlananlara ise; bu Kanun veya 5510 sayılı Kanunun geçici 4 üncü maddesi hükümlerine tabi olarak bu Kanuna tabi daire, kuruluş ve ortaklıklarda geçen çalışmalarının, 25/8/1971 tarihli ve 1475 sayılı İş Kanununun 14 üncü maddesinde belirtilen kıdem tazminatına hak kazanma şartlarına uygun olarak sona ermiş olması şartıyla emekli ikramiyesi ödenir.
İkinci fıkra uyarınca ödenecek emekli ikramiyesi, bu Kanun veya 5510 sayılı Kanunun geçici 4 üncü maddesi kapsamına giren görevlerde geçen her tam fiili hizmet yılı ile sınırlı olarak bu görevlerden ayrıldıkları tarihteki emeklilik keseneğine esas aylık tutarı üzerinden ve aylığın başlangıç tarihindeki katsayılar dikkate alınarak ödenir. Mülga 2829 sayılı Kanunun 12 nci maddesinin birinci fıkrasının birinci cümlesi ile üçüncü fıkrasının son cümlesinin bu maddeye aykırı hükümleri uygulanmaz.
Yukarıdaki fıkralara göre mülga 2829 sayılı Kanunun 8 inci maddesi uyarınca birleştirilen hizmet süreleri üzerinden aylık bağlananlara ödenecek emeklilik ikramiyesinin hesabında bu Kanun veya 5510 sayılı
Kanunun geçici 4 üncü maddesi hükümlerine tabi olarak bu Kanuna tabi daire, kuruluş ve ortaklıklarda geçen ve 1475 sayılı Kanunun 14 üncü maddesine göre kıdem tazminatı ödenmesini gerektirmeyecek şekilde sona eren geçmiş hizmet süreleri ve her ne suretle olursa olsun evvelce iş sonu tazminatı veya bu mahiyette olmakla birlikte başka bir adla tazminat ödenen süreleri ile kıdem tazminatı ya da emekli ikramiyesi ödenmiş olan süreleri dikkate alınmaz. Ancak, mülga 2829 sayılı Kanun hükümleri uygulanmış olmakla birlikte, bu Kanun veya 5510 sayılı Kanunun geçici 4 üncü maddesi kapsamında hizmetleri arasında başka bir sigortalılık hali kapsamında çalışması bulunmayanların emekli ikramiyesine esas fiili hizmet sürelerinin hesabında, 1475 sayılı Kanunun 14 üncü maddesindeki şartlar aranmaz…
Bu madde gereğince Sosyal Güvenlik Kurumunca ödenen emekli ikramiyeleri, düzenlenecek fatura üzerine
Sayıştay ve Danıştay başkanları için kendi kurumları, diğerleri için emekliye sevk onayını veren kurum tarafından karşılanır. Özelleştirilen, faaliyeti durdurulan, kapatılan veya tasfiye edilen kamu idareleri tarafından karşılanması gereken emekli ikramiyesi tutarları ise, emekliye sevk onayı aranmaksızın ve faturası karşılığında Hazine tarafından karşılanır. Bu fıkraya göre Sosyal Güvenlik Kurumuna yapılacak ödemelerin, fatura düzenlenmesini müteakip iki ay içinde Sosyal Güvenlik Kurumuna aktarılması zorunludur…” hükümleri kapsamında emekli ikramiyelerinin ödendiği,
2.4) Öte yandan emekli ikramiyesinin, kamu görevlilerinin 5434 sayılı Kanun ve/veya 5510 sayılı Kanunun
geçici 4 üncü maddesi kapsamındaki hizmet sürelerinin, her tam yılına karşılık aylık başlangıç tarihi itibarıyla yürürlükte bulunan katsayılar esas alınarak hesaplanan Aylık Bağlamaya Esas Tutar üzerinden ödenmekte olduğu, ilgili mevzuatta, çeşitli sebeplerle aylık başlangıç tarihinden sonra ödenen emekli ikramiyesi tutarlarının ödendiği tarihte yürürlükte bulunan katsayılar üzerinden yeniden hesaplanacağına veya değer kaybını telafi edecek şekilde gecikme faizi veya enflasyon farkı ile birlikte ödeneceğine dair herhangi bir hüküm bulunmadığı, ayrıca, Sosyal Güvenlik Kurumunca ilgililer adına ödenen ikramiye tutarının daha sonra emekliye sevk onayını veya ikramiye onayını veren kurumdan faturası karşılığında tahsil edildiğinden ilgililere hak kazanmış oldukları emekli ikramiyesi tutarının tahakkuk ettirilmesi sürecinde, söz konusu tutarın daha sonra faturalandırılacağı kurumlardan emekliye sevk onayı veya ikramiye onayının alınması gerektiği,
2.5) Başvuranın emekli sicil dosyasının tetkikinde, Tekirdağ Yatırım İzleme ve Koordinasyon
Başkanlığında şef olarak çalışmakta iken 14.12.2021 tarihinde istifaen görevinden ayrıldığı, 09.03.2023 tarihli emeklilik talebine istinaden 06.05.2023 tarihli ve sayılı işlem ile 26 yıl 10 ay 4/1-c bendi kapsamında geçen fiili hizmet süresi, 25 gün 4/1-a bendi kapsamında geçen fiili hizmet süresi olmak üzere toplam 26 yıl 10 ay 25 gün fiili hizmet süresi 1. Derece 4. Kademe intibakı +2800 ek gösterge rakamı esas alınarak 01.04.2023 tarihinden geçerli olarak tarafına emekli aylığı bağlandığı ve ikramiye onayının sistemsel olarak 07.05.2023 tarihinde İçişleri Bakanlığı Personel Genel Müdürlüğünden talep edildiği,
2.6) Başvuranın Kurumumuza yaptığı başvuru kapsamında Kurumumuz tarafından Sosyal Güvenlik
Kurumu Başkanlığına hitaben yazılan 31.07.2023 tarihli ve – – sayılı bilgi ve belge talep yazımız üzerine yapılan inceleme neticesinde İçişleri Bakanlığı Personel Genel
Müdürlüğünden talep edilen onayının son Kurumu olan Tekirdağ Valiliğinden istenilmesi gerektiğinin anlaşılması üzerine, 17.08.2023 tarihli yazıyla Tekirdağ Valiliğinden ikramiye onayının talep edildiği,
2.7) Tekirdağ Valiliğinin 21.08.2023 tarihli yazısıyla ikramiye onayını göndermesi üzerine 13.09.2023
tarihli ve sayılı işlem ile ilgilinin (26) tam yılına karşılık 321.663,51 TL emekli ikramiyesi tahakkuk ettirildiği ve 21.09.2023 tarihinde ilgili tarafından Denizbank Amasya Şubesinden tahsil edildiği,
2.8) Başvuranın 4/1-a ve 4/1-c bendi kapsamında geçen hizmet sürelerinin toplamı esas alınarak aylık
bağlandığı başvuran adına ödenen aylıklarda ve tahakkuk ettirilen emekli ikramiyesi tutarında herhangi bir yanlışlık bulunmadığı,
2.9) Ayrıca başvuran ile Sosyal Güvenlik Kurumu arasında şikayet konusu yapılan idari işleme ilişkin
olarak yargı organlarında görülmekte olan veya yargı organlarınca karara bağlanmış herhangi bir uyuşmazlık bulunmadığı, Açıklamalarına yer verilmiştir.
III. İLGİLİ MEVZUAT
3) Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının “Dilekçe, bilgi edinme ve kamu denetçisine başvurma hakkı”
başlıklı 74 üncü maddesinde, “…Herkes, bilgi edinme ve kamu denetçisine başvurma hakkına sahiptir.
Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına bağlı olarak kurulan Kamu Denetçiliği Kurumu idarenin işleyişiyle ilgili şikâyetleri inceler…” ,
4) 14/6/2012 tarihli ve 6328 sayılı Kamu Denetçiliği Kurumu Kanununun “Kurumun Görevi”
başlıklı 5 inci maddesinin birinci fıkrasında; “Kurum, idarenin işleyişiyle ilgili şikayet üzerine, idarenin
her türlü eylem ve işlemleri ile tutum ve davranışlarını; insan haklarına dayalı adalet anlayışı içinde, hukuka ve hakkaniyete uygunluk yönlerinden incelemek, araştırmak ve idareye önerilerde bulunmakla görevlidir.”,
5) 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanununun geçici 4 üncü maddesi; “…5434
sayılı Kanuna göre iştirakçi olup bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarihten sonra bu Kanunun 4 üncü maddesinin birinci fıkrasının (c) bendine tabi olarak çalışmaya başlayanlardan vazife malûllüğü kapsamına girenler hakkında, bu Kanunun 47 nci maddesinin birinci fıkrasına göre işlem yapılır. 5434 sayılı Kanunun mülga hükümlerine göre vazife malullüğü aylığı bağlananlardan malullüklerinin sürekli olduğuna Kurum Sağlık Kurulunca karar verilen iştirakçiler yine aynı Kanunun 40 ıncı maddesinde belirtilen yaş hadleri ile özel kanunlarındaki yaş hadlerini doldurduğu tarihe kadar yeniden muayene edilmelerini Kurumdan isteyebilir. Bu madde kapsamına girenlerin aylıklarının bağlanması, artırılması, azaltılması, kesilmesi, yeniden bağlanması, toptan ödemeleri, ilgi devamı, ihya ve borçlanmaları, diğer ödemeler ve yardımlar ile emeklilik ikramiyeleri hakkında bu Kanunla yürürlükten kaldırılan hükümleri de dahil 5434 sayılı Kanun hükümlerine göre işlem yapılır ve bu maddenin uygulanmasında mülga 2829 sayılı
Kanun hükümleri ayrıca dikkate alınır. …”
6) 5434 sayılı T.C. Emekli Sandığı Kanunun “İkramiye” başlıklı 89 uncu maddesi; “Hizmet
sürelerinin tamamı bu Kanun ve/veya 31/5/2006 tarihli ve 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık
Sigortası Kanununun geçici 4 üncü maddesi kapsamında geçenlerden emekli, adi malullük veya vazife malullüğü aylığı bağlanan veyahut toptan ödeme yapılan asker ve sivil tüm iştirakçilere, her tam fiili hizmet yılı için aylık bağlamaya esas tutarın bir aylığı emekli ikramiyesi olarak verilir.
Birinci fıkra kapsamına girmemekle birlikte, bu Kanun ve/veya 5510 sayılı Kanunun geçici 4 üncü maddesi kapsamında hizmeti bulunanlardan mülga 2829 sayılı Sosyal Güvenlik Kurumlarına Tabi Olarak Geçen
Hizmetlerin Birleştirilmesi Hakkında Kanunun 8 inci maddesi uyarınca birleştirilen hizmet süreleri üzerinden emeklilik, yaşlılık ya da malullük aylığı bağlananlara ise; bu Kanun veya 5510 sayılı Kanunun geçici 4 üncü maddesi hükümlerine tabi olarak bu Kanuna tabi daire, kuruluş ve ortaklıklarda geçen çalışmalarının, 25/8/1971 tarihli ve 1475 sayılı İş Kanununun 14 üncü maddesinde belirtilen kıdem tazminatına hak kazanma şartlarına uygun olarak sona ermiş olması şartıyla emekli ikramiyesi ödenir.
İkinci fıkra uyarınca ödenecek emekli ikramiyesi, bu Kanun veya 5510 sayılı Kanunun geçici 4 üncü maddesi kapsamına giren görevlerde geçen her tam fiili hizmet yılı ile sınırlı olarak bu görevlerden ayrıldıkları tarihteki emeklilik keseneğine esas aylık tutarı üzerinden ve aylığın başlangıç tarihindeki katsayılar dikkate alınarak ödenir. Mülga 2829 sayılı Kanunun 12 nci maddesinin birinci fıkrasının birinci cümlesi ile üçüncü fıkrasının son cümlesinin bu maddeye aykırı hükümleri uygulanmaz.
Yukarıdaki fıkralara göre mülga 2829 sayılı Kanunun 8 inci maddesi uyarınca birleştirilen hizmet süreleri üzerinden aylık bağlananlara ödenecek emeklilik ikramiyesinin hesabında bu Kanun veya 5510 sayılı
Kanunun geçici 4 üncü maddesi hükümlerine tabi olarak bu Kanuna tabi daire, kuruluş ve ortaklıklarda geçen ve 1475 sayılı Kanunun 14 üncü maddesine göre kıdem tazminatı ödenmesini gerektirmeyecek şekilde sona eren geçmiş hizmet süreleri ve her ne suretle olursa olsun evvelce iş sonu tazminatı veya bu mahiyette olmakla birlikte başka bir adla tazminat ödenen süreleri ile kıdem tazminatı ya da emekli ikramiyesi ödenmiş olan süreleri dikkate alınmaz. Ancak, mülga 2829 sayılı Kanun hükümleri uygulanmış olmakla birlikte, bu Kanun veya 5510 sayılı Kanunun geçici 4 üncü maddesi kapsamında hizmetleri arasında başka bir sigortalılık hali kapsamında çalışması bulunmayanların emekli ikramiyesine esas fiili hizmet sürelerinin hesabında, 1475 sayılı Kanunun 14 üncü maddesindeki şartlar aranmaz…
Bu madde gereğince Sosyal Güvenlik Kurumunca ödenen emekli ikramiyeleri, düzenlenecek fatura üzerine
Sayıştay ve Danıştay başkanları için kendi kurumları, diğerleri için emekliye sevk onayını veren kurum tarafından karşılanır. Özelleştirilen, faaliyeti durdurulan, kapatılan veya tasfiye edilen kamu idareleri tarafından karşılanması gereken emekli ikramiyesi tutarları ise, emekliye sevk onayı aranmaksızın ve faturası karşılığında Hazine tarafından karşılanır. Bu fıkraya göre Sosyal Güvenlik Kurumuna yapılacak ödemelerin, fatura düzenlenmesini müteakip iki ay içinde Sosyal Güvenlik Kurumuna aktarılması zorunludur…”
7) 6098 Sayılı Borçlar Kanunun Borçlunun Temerrüdü başlıklı 117 nci maddesinin birinci fıkrası;
“Muaccel bir borcun borçlusu, alacaklının ihtarıyla temerrüde düşer.”,
7.1) 6098 Sayılı Borçlar Kanunun Temerrüt faizi başlıklı 120 nci maddesi; “Uygulanacak yıllık
temerrüt faizi oranı, sözleşmede kararlaştırılmamışsa, faiz borcunun doğduğu tarihte yürürlükte olan mevzuat hükümlerine göre belirlenir. Sözleşme ile kararlaştırılacak yıllık temerrüt faizi oranı, birinci fıkra uyarınca belirlenen yıllık faiz oranının yüzde yüz fazlasını aşamaz. Akdî faiz oranı kararlaştırılmakla birlikte sözleşmede temerrüt faizi kararlaştırılmamışsa ve yıllık akdî faiz oranı da birinci fıkrada belirtilen faiz oranından fazla ise, temerrüt faizi oranı hakkında akdî faiz oranı geçerli olur.”,
8) 3095 Sayılı Kanuni Faiz Ve Temerrüt Faizine İlişkin Kanunun Temerrüt faizi başlıklı 2 nci
maddesinin birinci fıkrası; “Bir miktar paranın ödenmesinde temerrüde düşen borçlu, sözleşme ile aksi kararlaştırılmadıkça, geçmiş günler için 1 inci maddede belirlenen orana göre temerrüt faizi ödemeye mecburdur.”, düzenlemelerine yer verilmiştir.
IV. KAMU DENETÇİSİ SN. CELİLE ÖZLEM TUNÇAK’IN KAMU BAŞDENETÇİSİ’NE
ÖNERİSİ
9) Kamu Denetçisi tarafından yapılan inceleme ve araştırma neticesinde; başvuranın iddiaları, İdarenin
konu ile ilgili açıklamaları, ilgili mevzuat ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirilerek hazırlanan
“Tavsiye Karar Önerisi” Kamu Başdenetçisi’ne sunulmuştur.
V. DEĞERLENDİRME VE GEREKÇE
A. Hukuka, Hakkaniyete ve İnsan Haklarına Uygunluk Yönünden Değerlendirme
10) Başvuran 1 no.lu paragrafta da ifade edildiği üzere 26 yıllık hizmetine ilişkin olarak tahakkuk ettirilen
321.663,51 TL nin hatalı olduğunu, ayrıca 09.03.2023 tarihinde tahsis talebinde bulunmasına rağmen emekli ikramiyesinin 13.09.2023 tarihli işlem ile bağlandığını, emekli ikramiyesinin 6 ay geç ödenmesinden kaynaklı olarak mağdur olduğunu belirterek geciken emekli ikramiyesi için tarafına faiz ödenmesini talep etmektedir.
11) Sosyal Güvenlik Kurumu ise özetle, başvuranın Tekirdağ Yatırım İzleme ve Koordinasyon
Başkanlığında şef olarak çalışmakta iken 14.12.2021 tarihinde istifaen görevinden ayrıldığı, 09.03.2023 tarihli emeklilik talebine istinaden 06.05.2023 tarihli ve sayılı işlem ile toplam 26 yıl 10 ay 25 gün fiili hizmet süresi 1. Derece 4. Kademe intibakı +2800 ek gösterge rakamı esas alınarak 01.04.2023 tarihinden geçerli olarak tarafına emekli aylığı bağlandığı, ikramiye onayının sistemsel olarak 07.05.2023 tarihinde sehven İçişleri Bakanlığı Personel Genel Müdürlüğünden talep edildiği, akabinde Kurumumuz bilgi ve belge talebi neticesinde talep edilen onayının son Kurumu olan Tekirdağ Valiliğinden istenilmesi gerektiğinin anlaşılması üzerine, 17.08.2023 tarihli yazıyla Tekirdağ Valiliğinden ikramiye onayının talep
edildiği, Tekirdağ Valiliğinin 21.08.2023 tarihli yazısıyla ikramiye onayını göndermesi üzerine 13.09.2023 tarihli ve sayılı işlem ile ilgilinin (26) tam yılına karşılık 321.663,51 TL emekli ikramiyesi tahakkuk ettirildiği açıklamalarına yer verilmektedir.
12) Başvuranın iddiaları ve idarenin konuya ilişkin açıklamaları incelendiğinde başvuru konusunun
başvurana ödenen emekli ikramiyesinin hatalı olup olmadığı olmakla birlikte asıl uyuşmazlığın emekli ikramiyesinin geç ödenmesi dolayısıyla oluşan mağduriyetin faiz ödenmesi suretiyle giderilip giderilemeyeceği noktasında düğümlendiği anlaşılmaktadır.
13) Bu bağlamda, başvuranın emekli ikramiyesinin hesabında hata yapıldığı iddiası açısından, başvuran
tarafından idarenin işleminin hatalı olduğu yönünde somut veri sunulmadığı, anılan iddia kapsamında
Kurumumuz tarafından Sosyal Güvenlik Kurumuna iletilen bilgi ve belge talepleri neticesinde başvurana ödenen ikramiyenin hesabının iki kez tekrar kontrol edildiği, neticede toplam 26 yıl 10 ay 25 gün fiili hizmet süresi 1. Derece 4. Kademe intibakı +2800 ek gösterge rakamı esas alınarak Tekirdağ Valiliğinin
21.08.2023 tarihli yazısıyla ikramiye onayını göndermesi üzerine 13.09.2023 tarihli ve sayılı işlem
ile ilgilinin (26) tam yılına karşılık 321.663,51 TL emekli ikramiyesinin tahakkuk ettirildiği ve 21.09.2023 tarihinde ilgili tarafından Denizbank Amasya Şubesinden tahsil edildiği hususları birlikte değerlendirildiğinde emekli ikramiyesinin hesabı açısından idarenin işleminde hukuka aykırılık tespit edilememiştir.
14) Başvurana ödenen emekli ikramiyesinin gecikmesi dolayısıyla başvurana faiz ödenip
ödenemeyeceği açısından yapılan değerlendirmede:
14.1) Sosyal Güvenlik Kurumu, genel olarak kamu tüzel kişiliğine sahip olmanın getirdiği yönetsel
sorumluluklarının yanında, yürüttüğü faaliyet olan sosyal sigortacılık gereği sigortalı ve işverenden yasalar tarafından belirlenen şartlar kapsamında topladığı primleri yine yasayla belirlenen koşulların gerçekleşmesi ile topladığı primlerin geri ödeme yükümlüsü konumundadır.
14.2) Bu bağlamda Kurum ile sigortalı arasında doğan para borçlarına ilişkin uyuşmazlıkların çözümü
açısından somut olayda; Sosyal Güvenlik Kurumunun emekli aylığını bağlamasına rağmen emekli ikramiyesinin Kurum hatası sebebiyle geciktirilmesi neticesinde yapılan ödemelere yani para borcuna yasal faiz uygulamasının yönteminin belirlenmesi noktasında toplanmaktadır.
14.3) Bu noktada, Sosyal Güvenlik Kurumu tarafından ilgililere sonradan ödenen ya da iade edilen tutarlara
ilişkin olarak yasal faiz ödenip ödenemeyeceğine yönelik hukuki sorunun daha önce Kurumumuza başvuru konusu edildiği görülmektedir. (21/07/2017 tarihli ve 2017/428 Başvuru No’lu Tavsiye Kararı, 16/09/2019 tarihli ve 2019/6522 Başvuru No’lu Kısmen Tavsiye Kısmen Ret Kararı, 06/07/2020 tarihli ve 2020/575
Başvuru No’lu Tavsiye Kararı, 07/01/2021 tarihli ve 2020/91035 Başvuru No’lu Kısmen Tavsiye Kısmen
Ret Kararı, 30/12/2021 tarihli ve 2021/22132 Başvuru No’lu Kısmen Tavsiye Kısmen Ret Kararı, 13/04/2022 tarihli ve 2022/5581 Başvuru No’lu Tavsiye Kararı). Bu çerçevede uygulanacak ilkelere
21/07/2017 tarihli ve 2017/428 Başvuru No’lu Tavsiye Kararında şu şekilde yer verilmiştir:
14.4) “Faiz, hukukumuzda 6098 sayılı Borçlar Kanunu ve 3095 Sayılı Kanuni Faiz ve Temerrüt Faizine
İlişkin Kanunda düzenlenmekle birlikte Kanunda tanımına yer verilmemiştir. Ancak öğreti ve yargı kararları ışığında faiz; “alacaklının nakdinden bir süre için yoksun kalması nedeni ile nakdin kullanılması olanağını borçluya bırakması karşılığında elde ettiği, miktarı kanun ya da hukuki işlem ile belirlenmiş, para borçları bakımından özel olarak düzenlenen, tahsili için zararın ve kusurun varlığı şart olmayan bir tür tazminat, bir medeni semeredir.” (HELVACI Mehmet, Borçlar ve Ticaret Kanunu Bakımından Para
Borçlarında Faiz Kavramı, Beta Basım Yayım Dağıtım, İstanbul 2000, s. 65). Bu tanımdan yola çıkarak somut olayda faizi tanımlarsak; Sosyal Güvenlik Kurumunun tahsis işlemleri tamamlanmasına rağmen başvuranın emekli ikramiyesinin 4 ay sonra ödenmesi anına kadar geçen süre bakımından hak ettiği parayı kullanamaması nedeniyle, mahrum kalınan süreye bağlı olarak ödenmesini talep edebileceği bir karşılık ve tazminattır.
14.5) Yüksek yargı kararları incelendiğinde, Yargıtay 10. H.D. E. 2006/1347 K. 2006/10584. Sayılı ve
“Davacının 01.04.2003-17.06.2005 tarihleri arasında adına tahakkuk eden birikmiş yaşlılık aylıkları tutarlarına ay be ay, ödeme tarihine kadar işletilecek yasal faiz tutarlarından şimdilik … YTL´nin ödenmesine karar verilmesi” istemli kararında; “Alacaklının nakdinden bir süre için yoksun kalması nedeni ile nakdin kullanılması olanağını borçluya bırakması karşılığında elde ettiği, miktarı kanun ya da hukuki işlemle belirlenmiş, para borçları açısından özel olarak düzenlenen, tahsil için zararın ve kusurun varlığı şart olmayan bir tür tazminat, bir medeni semere olarak tanımlan faiz kavramı kapsamındaki temerrüt faizi de; muhtemel zararların giderilmesi amacıyla doğrudan doğruya yasa koyucu tarafından öngörülmüş bir karşılık olup, talep edilebilmesi için gerçekten bir zarar görülmüş olması GEREKLİ
DEĞİLDİR. Bu konuda borçluya bir ispat hakkı tanınmadığı gibi; borçlunun temerrüde düşmekte kusurlu olması da ŞART DEĞİLDİR. Borçlunun para borcunu zamanında ödememesi ve temerrüde düşmesi üzerine kanun gereği kendiliğinden işlemeye başlayan ve temerrüdün devamı müddetince varlığını sürdüren bir karşılık olarak, alacaklının aksi iddia olunmayan farazi zararının asgari oranda giderilmesine yönelik, para borcunun fer’isi niteliğindeki (BK. Md. 113/2 ve 131) faizin, asıl alacakla birlikte sona ermemesi için saklı tutulması, ya da, halin icabından saklı tutulduğunun anlaşılması da yasal BİR GEREKLİLİKTİR.”
14.6) Yine Yargıtay 10. H.D.’nin 2008/20370 E., 2009/5184 K. sayılı ve yaşlılık aylığının geç bağlanması
nedeniyle davacının uğradığı zararın giderilmesi talebiyle açılan davada verdiği kararında; “Zararın kapsamının saptanmasında Kurum işleminin niteliği ile davacının istek ve amacının göz önünde tutulması gerekir. Hal böyle olunca davacının mal varlığında husule gelen zarar, davacıya bağlanması gereken yaşlılık aylığıdır. Ayrıca alacaklının nakdinden bir süre için yoksun kalması nedeni ile nakdin kullanılması olanağını borçluya bırakması karşılığında, elde ettiği, miktarı kanun ya da hukuki işlem ile belirlenmiş, para borçları açısından özel olarak düzenlenen, tahsil için zararın ve kusurun varlığı şart olmayan bir tür tazminat, bir medeni semere olarak tanımlanan faiz kavramı kapsamındaki muhtemel zararların giderilmesi amacıyla doğrudan doğruya yasa koyucu tarafından öngörülmüş bir karşılık olup, talep edilebilmesi için gerçekten bir zarar görülmüş olmayan faiz olarak belirlenen temerrüt faizi de zarar içinde mütalaa edilmelidir. Davacının asıl alacağı tahsili sırasında açıkça faiz hakkını saklı tutması (ihtirazı kayıt)
karşısında davalı Kurumun yasal faizle sorumlu tutulacağı açıktır.” hükmünü kurduğu görülmektedir.
14.7) Yapılan bu değerlendirme neticesinde; Kurumun kusurlu işlemi sonucu, sosyal güvenlik
mevzuatlarında düzenlenen emekli ikramiyesinden yararlanma şartlarını yerine getirilmesi ile emekli ikramiyesine hak kazanıldığı, emekli ikramiyesinin konusunu para borcunu oluşturulması ve kişilere ödenecek bu paranın hangi usul ve esaslara göre hesaplanacağının Kanun tarafından belirlenmiş olması, (bu para borçlarının belirlenebilir nitelikte oldukları), hak kazanılan emekli ikramiyesi bakımından
Kurumun emekli ikramiyesini zamanında ve eksiksiz ödeme borcuna aykırı davrandığı durumlarda
Yargıtay’ın yerleşik içtihatlarında da belirtildiği üzere Kurumun temerrüt faizi ile sorumlu olduğu sonucuna varılmıştır.
14.8) Yüksek yargının istikrar kazanmış içtihatlarının aksine Kurumun asıl alacak öderken mevzuatta açık
düzenleme olmadığı gerekçesiyle kendiliğinden faiz ödememesi, bu hususun yargılamaya konu olmasına ve
yine istikrar kazanmış yargı kararları uyarınca ilave yargılama gideri ve vekâlet ücreti ödemek yanında yargı yükünün artmasına ve vatandaşların da yargılama sürelerinin uzunluğu nedeniyle mağduriyet yaşamasına neden olmakta, diğer bir deyişle Kurumun ödemek zorunda olduğu miktar giderek artmakta ve bu da Kurum için ayrı bir gider kalemi oluşturmaktadır.”
15) Bununla birlikte, mülkiyet hakkı kapsamında alacağın geç ödenmesi durumunda arada geçen sürede
enflasyon nedeniyle paranın değerinde oluşan hissedilir aşınma ile mülkiyetin gerçek değeri azaldığı gibi bu bedelin tasarruf veya yatırım aracı olarak getirisinden yararlanma imkânı da bulunmamakta, bu şekilde kişiler mülkiyet haklarından mahrum edilerek haksızlığa uğratılmaktadır (AYM, E.2008/58, K.2011/37, 10/2/2011). Anayasa Mahkemesince kanun koyucunun bir hak olarak öngördüğü veya kamu borcu hâline gelmiş ödemelerin geç yapılması nedeniyle mağdur olunduğu iddiasıyla yapılan başvurularda, alacakta veya hakka konu bedelde meydana gelen değer aşınmalarının başvurucular üzerinde orantısız bir yük oluşturması hâlinde mülkiyet hakkının ihlaline karar verilmiştir (Mehmet Akdoğan ve diğerleri; Akel Gıda
San. ve Tic. A.Ş., B. No: 2013/28, 25/2/2015).
16) Paranın enflasyon karşısında yitirilen değerini telafi eden araçlardan biri de faizdir. Bu sebeple alacağın
geç ödenmesi sebebiyle parada oluşan değer kaybı, borçlu aleyhine faize hükmedilmek suretiyle kısmen veya tamamen giderilebilir (Necat Coşkun, B. No: 2018/2994, 8/9/2021, § 62).
17) Bu çerçevede Anayasa Mahkemesi, bir memurun görevden uzaklaştırıldığı dönemde aylıklarından
kesilen tutarların faiziyle ödenmesi talebinin faiz ödenmesini öngören bir hükmün bulunmadığı gerekçesiyle mahkemece reddedilmesi üzerine yapılan bir başvuruda, Anayasa’nın 35. maddesinde güvence altına alınan mülkiyet hakkının, kamu otoritelerince mülke erişimin ve mülkün kullanılmasının engellenmesi sebebiyle oluşan zararların karşılanmasını gerektirdiğini, mahkemenin bireylerin idari işlemden kaynaklanan zararının (paranın enflasyon karşısında yitirilen değerinin) karşılanmasını açık bir kanuni hükmün varlığına bağlayan görüşünün idare hukukunda bir temelinin bulunup bulunmadığı bir yana
Anayasa’nın 35. maddesiyle açık bir çelişki içinde olduğunu belirtmiştir (Necat Coşkun, B. No: 2018/2994, 8/9/2021, § 62-64).
18) Somut olayda başvuranın 09.03.2023 tarihli emeklilik talebine istinaden 06.05.2023 tarihli işlemle
01.04.2023 tarihinden geçerli olarak tarafına emekli aylığı bağlanmasına rağmen emekli ikramiyesi
açısından önce sehven başka bir kurumdan daha sonra başvuranın son çalıştığı kurum olan Tekirdağ
Valiliğinden emekli ikramiyesi onayının istenmesi sonucundan başvurana 13.09.2023 tarihli ve sayılı işlem ile emekli ikramiyesinin ödenmesi neticesinde başvurana söz konusu ikramiyenin emekli maaşının bağlanmasından 4 ay sonra ödendiği anlaşılmaktadır.
19) Diğer taraftan Kurumumuz tarafından yukarıdaki paragraflarda da atıf yapılan benzer nitelikteki
uyuşmazlıklar üzerine başvuranlara faiz ödenmesine yönelik Tavsiye Kararlarına Sosyal Güvenlik Kurumu
Başkanlığınca verilen cevabi yazılarda, “…yapılan ödemelere ilişkin olarak Kurumumuzca ayrıca yasal faiz ödenmesine imkân tanıyacak bir hükmün bulunmaması nedeniyle, Tavsiye Kararının bu bölümünün uygulanmasına kanunen imkân bulunmamaktadır.” denilerek bu konuda yasal düzenleme yapılması gerektiği aksi halde ödeme yapılamayacağı belirtilmekte olup bu cevap istikrar kazanmıştır. Keza mevcut başvuru ile ilgili olarak 2.4 numaralı parafta belirtilen idare cevabında da aynı hususun tekrar edildiği görülmüştür.
20) Bu kapsamda, başvurana emekli ikramiyesi ödenmesi kapsamında idare tarafından gerçekleştirilen iş
ve işlemlerden kaynaklanan sebeplerle geciken emekli ikramiyesi ödemesine faiz uygulanması için
21/07/2017 tarihli ve 2017/428 Başvuru No’lu ve sonraki Tavsiye Kararları da dikkate alınarak, gerekli yasal düzenlemelerin hazırlanmasına yönelik çalışmaların yapılması gerektiği sonucuna varılmıştır.
B. İyi Yönetim İlkeleri Yönünden Değerlendirme
21) İyi yönetim ilkelerine, 28/03/2013 tarihli ve 28601 mükerrer sayılı Resmi Gazetede yayımlanan Kamu
Denetçiliği Kurumu Kanununun Uygulanmasına İlişkin Usul ve Esaslar Hakkında Yönetmeliği’nin “İyi yönetim ilkeleri” başlıklı 6. maddesinde yer verilmiştir. Söz konusu ilkeler yönünden yapılan değerlendirme neticesinde; başvurunun incelenmesi ve araştırılması kapsamında, Kurumumuzca istenilen bilgi ve belgelerin idare tarafından süresi içerisinde ve gerekçeli olarak Kurumumuza gönderildiği, böylece
“kararların gerekçeli olması ve makul sürede karar verme” ilkelerine uygun davranıldığı; ancak idarenin, başvurana verdiği cevaplarda hangi sürede hangi mercilere başvurabileceğini göstermediği, bu nedenle
“karara karşı başvuru yollarının gösterilmesi” ilkesine uymadığı anlaşılmış olup; idareden bahse konu ilkeye de uygun davranması beklenmektedir.
VI. HAK ARAMA ÖZGÜRLÜĞÜNE İLİŞKİN AÇIKLAMA
22) 6328 sayılı Kanun’un 21. maddesinin ikinci fıkrası uyarınca, bu Tavsiye Kararının idareye tebliğ
tarihinden itibaren 30 gün içinde idare tarafından herhangi bir eylem ya da işlem tesis edilmezse (varsa)
dava açma süresinden kalan süre işlemeye devam edecek olup Ankara İdare Mahkemelerinde yargı yolu açıktır.
VII. KARAR
Açıklanan gerekçelerle;
Başvurunun KABULÜNE, Başvurana geç ödenen emekli ikramiyesi ödenmesi işleminde, yargı organlarınca ayrıca verilecek bir karar aranmadan faiz ödenebilmesine yönelik düzenleme yapılması için gerekli çalışmaların başlatılması hususunda SOSYAL GÜVENLİK KURUMU BAŞKANLIĞINA TAVSİYEDE BULUNULMASINA,
6328 sayılı Kamu Denetçiliği Kurumu Kanununun 20 nci maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca, Sosyal
Güvenlik Kurumunca bu karar üzerine tesis edilecek işlemin otuz gün içinde Kurumumuza bildirilmesinin zorunlu olduğuna, Bu kararın BAŞVURANA ve SOSYAL GÜVENLİK KURUMU BAŞKANLIĞINA tebliğine, Türkiye Cumhuriyeti Kamu Başdenetçisince karar verildi.
Şeref MALKOÇ
Kamu Başdenetçisi