ÖZET: Başvuru, İzmir AFAD İl Müdürlüğü’nden emekli olan bir çalışanın kıdem tazminatıyla ilgili yaşadığı sorunları içermektedir. Başvuran, 2019 yılında 33.000 TL olarak ödenmesi gereken kıdem tazminatının yalnızca 16.000 TL’sinin ödendiğini ve 2022 yılında yapılan düzeltme ile eksik kalan 17.000 TL’nin kendisine ödendiğini belirtmiştir. Ancak, bu ödemenin gecikmesi nedeniyle yasal faiz hesaplanmadığını ifade ederek, idarenin bu süreçteki hataları nedeniyle maddi zarara uğradığını talep etmiştir.

İdare, başvuranın dilekçesi üzerine eksik ödemenin 2022 yılında yapıldığını ve faizin yalnızca temerrüt durumunda uygulanabileceğini savunmuştur. Ancak, başvuranın kıdem tazminatının zamanında ödenmemesi nedeniyle yaşadığı mağduriyetin, Anayasa’nın 125. maddesi gereğince idarenin sorumluluğunda olduğu vurgulanmıştır. Kamu Denetçiliği Kurumu, başvurunun incelenmesi sonucunda, eksik ödenen kıdem tazminatına yasal faizin ivedilikle ödenmesi gerektiğine dair bir tavsiye kararı almıştır.

Sonuç olarak, AFAD’ın başvurana eksik ödenen kıdem tazminatına ilişkin yasal faizi ödemesi gerektiği belirtilmiş ve bu kararın uygulanması için idareye 30 gün süre verilmiştir. Bu durum, kamu yönetiminde şeffaflık ve hesap verebilirlik ilkelerinin önemini bir kez daha ortaya koymaktadır.

T.C. TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ KAMU DENETÇİLİĞİ KURUMU

(OMBUDSMANLIK)

SAYI : 2023/1469-S.23.2498

BAŞVURU NO : 2022/17111

KARAR TARİHİ : 03/02/2023

TAVSİYE KARARI

BAŞVURUYA KONU İDARE : AFET VE ACİL DURUM YÖNETİMİ BAŞKANLIĞI

Geç ödenen kıdem tazminatı tutarına yasal faiz uygulanması talebi

BAŞVURUNUN KONUSU :

hakkındadır.

BAŞVURU TARİHİ : 22/11/2022

I. BAŞVURANIN İDDİA VE TALEPLERİ

1) Kurumumuza yapılan başvuruda; başvuran 2019 yılı Temmuz ayında İzmir AFAD İl Müdürlüğünde

emekli olarak ayrıldıktan sonra işten ayrılırken tarafına ödenmesi gereken 33.000,00 TL kıdem tazminatının yanlış hesaplanarak tarafına 16.000,00 TL olarak ödendiğini, 2022 yılında İzmir AFAD İl Müdürlüğünce kendisine bildirimde bulunularak 17.000,00 TL eksik ödeme yapıldığı ifade edilerek dilekçe ile başvurulması halinde eksik olan tutarın ödeneceğinin tarafına bildirildiğini, 2022 yılı Temmuz ayında dilekçe ile başvurusuna müteakip 17.000,00 TL ödendiğini lakin 2019 yılında ödenmesi gereken tutar için yasal faiz hesaplanmadığını ve güncel değerlerin dikkate alınmadığını ifade ederek idarenin kusurlu işleyişi nedeniyle maddi zarar uğratıldığını gerekçesi ile 2019 yılında idare tarafından yapılan eksik ödemenin, güncel enflasyon oranları ve yasal faiz oranı dikkate alınarak ödenmesi talep etmektedir.

II. İDARENİN BAŞVURUYA İLİŞKİN AÇIKLAMALARI

2) Kurumumuza başvuran tarafından 20/07/2022 tarihinde yapılan aynı talepli başvuru hakkında

31/08/2022 tarihinde verilen sayılı kararı Gönderme Kararı üzerine idare tarafından 26/09/2022 tarihli ve cevap yazısında; “4857 sayılı İş Kanunu’nun 112. maddesi ve 1475 sayılı Kanun’un 14. maddesi gereğince iş sözleşmesi emeklilik sebebiyle sona erdirilen işçi tarafından 06.06.2022 tarihinde verilen dilekçe neticesinde 16.08.2019 tarihinde tarafına yapılan ödemenin eksik olduğu bildirilmiş yeniden inceleme başlatılmış ve 10.06.2022 tarihinde eksik kalan tutar ödenmiştir.

/

6098 sayılı Borçlar Kanunu’nun 117. maddesinde ve çeşitli Yargı kararlarında da belirtildiği üzere işçi

tarafından verilen dilekçe ile borçlar muaccel olmuş ve alacaklının ihtarıyla temerrüde düşülmüştür.

Dilekçe üzerine hemen işlem yapılmış olup kıdem tazminatı için uygulanması gereken faiz temerrüdün gerçekleştiği zaman için ödenebileceğinden adı geçen kişiye yapılan ödemede faiz hesaplanmadığı”

Açıklaması yapılmıştır. Buna göre başvuran tarafından sunulan bilgi ve belgeler ile gönderme kararımız üzerine idare tarafından verilen cevaplar başvurunun çözüme kavuşturulması aşamasında yeterli görüldüğünden Kurumumuzca ayrıca bilgi ve belge talebinde bulunmaya gerek görülmemiştir.

III. İLGİLİ MEVZUAT

3) Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın

‘Dilekçe, bilgi edinme ve kamu denetçisine başvurma hakkı’ başlıklı 74’üncü maddesinde, “…Herkes, bilgi edinme ve kamu denetçisine başvurma hakkına sahiptir. Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına bağlı olarak kurulan Kamu Denetçiliği Kurumu idarenin işleyişiyle ilgili şikâyetleri inceler…” , ‘Yargı yolu’ başlıklı 125 inci maddesinde; “İdare, kendi eylem ve işlemlerinden doğan zararı ödemekle yükümlüdür.

4) 6328 sayılı Kamu Denetçiliği Kurumu Kanunu’nun “Kurumun Görevi” başlıklı 5’inci maddesinin

birinci fıkrasında; “Kurum, idarenin işleyişiyle ilgili şikâyet üzerine, idarenin her türlü eylem ve işlemleri ile tutum ve davranışlarını; insan haklarına dayalı adalet anlayışı içinde, hukuka ve hakkaniyete uygunluk yönlerinden incelemek, araştırmak ve idareye önerilerde bulunmakla görevlidir.”,

5) Mülga 1475 sayılı İş Kanununun yürürlükteki ‘Kıdem Tazminatı’ başlıklı 14 üncü maddesinde

“Kıdem tazminatı: …Bu Kanuna tabi işçilerin hizmet akitlerinin:

4. Bağlı bulundukları kanunla veya Cumhurbaşkanlığı kararnamesiyle kurulu kurum veya sandıklardan yaşlılık, emeklilik veya malullük aylığı yahut toptan ödeme almak amacıyla, …işçinin işe başladığı tarihten itibaren hizmet aktinin devamı süresince her geçen tam yıl için işverence işçiye 30 günlük ücreti tutarında kıdem tazminatı ödenir. Bir yıldan artan süreler için de aynı oran üzerinden ödeme yapılır.

…Kıdem tazminatının zamanında ödenmemesi sebebiyle açılacak davanın sonunda hâkim gecikme süresi için ödenmeyen süreye göre, mevduata uygulanan en yüksek faizin ödenmesine hükmeder…”,

6) 6098 Sayılı Borçlar Kanunu’nun;

-“Borcun İfa Edilmemesi” başlıklı 112 nci maddesinde; “Borç hiç veya gereği gibi ifa edilmezse borçlu, kendisine hiçbir kusurun yüklenemeyeceğini ispat etmedikçe, alacaklının bundan doğan zararını gidermekle yükümlüdür.” , -“Borçlunun Temerrüdü” başlıklı 117 nci maddesinin birinci fıkrası; “Muaccel bir borcun borçlusu, alacaklının ihtarıyla temerrüde düşer.”, /

7) 3095 Sayılı Kanuni Faiz ve Temerrüt Faizine İlişkin Kanunun Temerrüt faizi başlıklı 2 nci

maddesinin birinci fıkrası; “Bir miktar paranın ödenmesinde temerrüde düşen borçlu, sözleşme ile aksi kararlaştırılmadıkça, geçmiş günler için 1 inci maddede belirlenen orana göre temerrüt faizi ödemeye mecburdur.”,

8) 4721 sayılı Türk Medeni Kanunun “Dürüst davranma” başlıklı ikinci maddesinde; “Herkes,

haklarını kullanırken ve borçlarını yerine getirirken dürüstlük kurallarına uymak zorundadır. Bir hakkın açıkça kötüye kullanılmasını hukuk düzeni korumaz.”, Hükümleri yer almaktadır.

IV. KAMU DENETÇİSİ CELİLE ÖZLEM TUNÇAK’IN KAMU BAŞDENETÇİSİNE ÖNERİSİ

9) Başvuranın iddiaları, idarenin konu ile ilgili açıklamaları, ilgili mevzuat ve tüm dosya kapsamı birlikte

değerlendirildiğinde başvuru konusuna ilişkin “Tavsiye Karar Önerisi” Kamu Başdenetçisine sunulmuştur.

V.DEĞERLENDİRME VE GEREKÇE

A. Hukuka, Hakkaniyete ve İnsan Haklarına Uygunluk Yönünden Değerlendirme

10) Başvuru sahibi özetle AFAD İzmir İl Müdürlüğünden emekli olarak ayrılırken eksik ödenen 17.000,00

TL’lik kıdem tazminatı tutarının 2022 yılının Temmuz ayında tarafına ödendiğini, ancak 2019 yılında ödenmesi gereken bu tutarın geç ödenmesinden kaynaklı yasal faizinin ödenmediğini belirterek söz konusu tutarın geç ödenmesinden kaynaklı yasal faizinin ödenmesini talep etmektedir.

11) İzmir İl Afet ve Acil Durum Müdürlüğünce özetle; başvurana eksik ödenen kıdem tazminatı tutarının

6098 sayılı Borçlar Kanunun 117 nci maddesi uyarınca başvuran tarafından 06/06/2022 tarihinde verilen

dilekçe ile muaccel hale geldiği ve anılan tarih itibarıyla temerrüde düşüldüğü, kıdem tazminatı için uygulanması gereken faizin temerrüdün gerçekleştiği zaman için ödenebileceği, bu nedenle başvurana yapılan ödemede faiz hesaplanmadığı ifade edilmiştir.

12) Bu durumda uyuşmazlığın, başvurana sonradan ödenen kıdem tazminatı tutarına faiz uygulanıp

uygulanmayacağı noktasında düğümlendiği anlaşılmıştır.

13) Faiz, hukukumuzda 6098 sayılı Borçlar Kanun ve 3095 Sayılı Kanuni Faiz Ve Temerrüt Faizine İlişkin

Kanun da düzenlenmekle birlikte Kanunda tanımına yer verilmemiştir. Ancak öğreti ve yargı kararları ışığında faiz; “alacaklının nakdinden bir süre için yoksun kalması nedeni ile nakdin kullanılması olanağını borçluya bırakması karşılığında elde ettiği, miktarı kanun ya da hukuki işlem ile belirlenmiş, para borçları bakımından özel olarak düzenlenen, tahsili için zararın ve kusurun varlığı şart olmayan bir tür tazminat, bir medeni semeredir.” (HELVACI Mehmet, Borçlar ve Ticaret Kanunu Bakımından Para Borçlarında Faiz

Kavramı, Beta Basım Yayım Dağıtım, İstanbul 2000, s.65).

14) Anayasa Mahkemesi’nin faize ilişkin getirdiği tanımlar için kararlarına baktığımızda ise 15.12.1998

tarih, 1997/34 Esas ve 1998/79 Karar numaralı kanunî faize ilişkin kararında; “Faiz, kişi veya kurumların kullanımına terk ve tahsis edilen nakdî sermayeye karşılık sermaye sahibi lehine oluşan medenî bir

“semere” veya “ivaz”dır. Ayrıca alacaklının zararını karşılama işlevi olan, edimini taahhüdüne uygun biçimde süresinde; muaccel borcunu vadesinde ödemeyen borçlunun, bu süreden yararlanmış olma sonucu

alacaklı lehine doğan nakdî bir ödentidir. Kaynağı, asıl alacağın kaynağını oluşturan, hukukî işlem, hukukî fiil veya kanundur. Asıl alacağa bağlı olarak doğan fer’i bir haktır.”

15) Anayasa Mahkemesinin E:2008/58 K:2011/37 no’lu şikâyet konusu ile benzer bir kararında;

“Anayasada düzenlenen eşitlik; kuşkusuz ki mutlak bir eşitliği değil hukuki eşitliği ifade etmektedir.

Hukuki eşitlik ise; birbiriyle aynı durumda olanlara aynı kuralların uygulanması ve ayrıcalıklı kişi ve toplulukların yaratılmasının engellemesidir. Buna göre eşitlik ilkesi; aynı hukuki durumda bulunanlar için haklarda ve ödevlerde, yetkilerde ve sorumluluklarda, fırsatlarda ve hizmetlerde eşitliğin sağlanması ve ayrım yapmamayı gerektirir ki bu ilkeden devlet organları da muaf değildir.

15.1) Burada iki yönden kanun önünde eşitlik ilkesi mükellef aleyhine devlet lehine ihlal edilmiştir;

Öncelikle geciken tahsilatlara faiz uygulanması, ekonomik bir gereklilik olup; enflasyonist bir sistemde, geç tahsilat her iki taraf içinde aynı sonucu doğurur. Çünkü faiz; enflasyonist sistemde ekonomik değer kaybının tazmin aracıdır. Dolayısıyla geciken ödemelerde; alacaklı Devlet’te olsa mükellefte olsa aynı ekonomik kurala tabi olup faiz her ikisi yönünden de aynı önemde bir haktır. Dolayısıyla devlet alacağına faiz uygulayıp mükellef alacağına (vergi iadesine) faiz uygulamamanın hukuki ve ekonomik izahı yoktur.

Bunun sonucu hukuken, ekonomi kurallarına göre aynı konumda olan iki tarafa farklı muamele yapılması sonucu doğmaktadır.

15.2) Buradan da anlaşıldığı üzere, gerek kişi gerek devlet yönünden, alacağının zamanında ödenmemesi

halinde, ekonomik varlıkta enflasyon sebebiyle azalma olmakta, bir nevi mülkiyet hakkı zarara uğramakta ve bu zarar faizle telafi edilmektedir. Hal böyle olunca da; mükellefe aylar-yıllar sonra iade edilen vergiye faiz işletilmemesi veya vade tarihinden sonraki dönemlerde işletilmesi kişi aleyhine mülkiyet hakkının ihlali sonucunu doğurmaktadır.” açıklaması yer almaktadır.

16) Bununla birlikte Yargıtay tarafından benzer nitelikteki uyuşmazlıkların incelenmesi üzerine verilen

kararlarda; feshin gerçekleştiği tarihten itibaren kıdem tazminatına faiz uygulanması gerektiği, kıdem tazminatının gününde ödenmemesi durumunda mevduata uygulanan en yüksek faize karar verilmesi ve faiz başlangıcının fesih tarihi olması gerektiği şeklinde değerlendirme yapıldığı görülmektedir (Yargıtay 9.

Hukuk Dairesi, E.2015/32108, K.2019/5191 ve E.2016/15071, K.2016/12590).

17) Kurumumuzca da benzer nitelikteki diğer başvurulara yönelik verilen kararlarda; kıdem tazminatının

zamanında ödenmemesinden kaynaklanan faiz talebinin idarece res’en yerine getirilmemesinin mülkiyet hakkını ihlal ettiği, eksik hesaplanan kıdem tazminatının hizmet kusuru nedeniyle bireyler nezdinde gerçekleşen zararların idarenin kusura dayanan sorumluluğu sebebiyle devlet eliyle tazmini gerektiği, Anayasa’nın 125’inci maddesi gereğince kıdem tazminatının geç ödenmesinden kaynaklanan faizin ödenmemesinin hakkaniyet ilkesine aykırı olduğu sonuç ve kanaatine varılmıştır (Kamu Denetçiliği

Kurumunun 2020/96589 Başvuru Numaralı ve 25/02/2021 Tarihli Tavsiye Kararı).

18) Somut olayda; İzmir AFAD İl Müdürlüğünde çalışırken 2019 yılı Temmuz ayında emekliye ayrılan

başvuruna ödenmesi gereken 33.000,00 TL kıdem tazminatının yanlış hesaplanarak 16.000,00 TL olarak ödendiği, kalan 17.000,00 TL’nin ise borcun 10/06/2022 tarihinde verilen dilekçe ile muaccel olduğu ve temerrüde düşüldüğü gerekçe gösterilerek idarece herhangi bir faiz uygulanmadan ödendiği anlaşılmıştır.

19) Hizmet yılının eksik hesaplanmasından doğan işçilik alacağından faiz talep edilmesi esasen ilgi yasa

maddesinde ön görülmüştür. Bununla birlikte mülga 1475 sayılı İş Kanununun 14 üncü maddesinde de

“…Kıdem tazminatının zamanında ödenmemesi sebebiyle açılacak davanın sonunda hâkim gecikme süresi için ödenmeyen süreye göre, mevduata uygulanan en yüksek faizin ödenmesine

hükmedecektir…” düzenlemesine yer verilmiştir. Bu durumda eksik yapıldığı idarece kabul edilen kıdem tazminatı ödemelerine ilişkin faiz ödemesinin geciktirilmesinin yapılacak ödeme tutarını artıracağı açıktır.

Hukuk devletinde, açıklanan nitelikteki bir zararın faiz ya da başka bir ad altında ödenecek tazminatla karşılanabilmesi için, açık yasa hükmü aranması düşünülemeyeceği gibi Anayasanın 125’nci maddesinin son fıkrasında yer alan “İdare, kendi eylem ve işlemlerinden doğan zararı ödemekle yükümlüdür” amir hükmü ile de bağdaştırılamaz. İdarenin işlem ve eylemlerinden dolayı idare edilenlerin uğrayacakları her türlü zararın tazmini idarenin sorumluluğu altındadır. Bu noktada söz konusu faiz talebinin sadece

Mahkeme vasıtayla tahsil edilmesi ve idarenin res’en ödeme yapmaması durumlarında Anayasa

Mahkemesinin E:2008/58 K:2011/37 sayılı Kararında da belirtildiği üzere mülkiyet hakkının ihlal edilmesine sebebiyet vermektedir. Ayrıca, olası tazminat davalarında kıdem tazminatlarının geç ödenmesinden kaynaklanan faiz ödemelerinin (dava masrafları, vekâlet ücretleri vb.) sınırlı olan kamu kaynaklarının israf edilmesine, birey devlet arasındaki ilişkileri ve hukuk güvenliği ilkesini zedeleyeceği aşikârdır. Nitekim aynı husus 2018/13 sayılı Cumhurbaşkanlığı Genelgesiyle de kamu hizmetlerinde hantallığa sebebiyet veren hususların ortadan kaldırılması, vatandaşlara hizmetlerin süratli ve en iyi şekilde sunulması, devlet ve millet bütünleşmesini zedeleyen davranışlardan kaçınılması gerektiği şeklinde vurgulanmıştır.

20) İlgili mevzuat hükümleri ve yukarıda yer verilen açıklamalar doğrultusunda; idarenin cevabi yazıları,

yargı kararları ve tüm dosya birlikte değerlendirildiğinde; açıkça yasa hükmüyle teminat altına alınan kıdem tazminatının zamanında ödenmemesinden kaynaklanan faiz talebinin idarece res’en yerine getirilmemesinin mülkiyet hakkını ihlal ettiği, eksik hesaplanan kıdem tazminatının hizmet kusuru nedeniyle bireyler nezdinde gerçekleşen zararların idarenin kusura dayanan sorumluluğu sebebiyle devlet eliyle tazmini gerektiği, Anayasa’nın 125’inci maddesi gereğince kıdem tazminatının geç ödenmesinden kaynaklanan faizin ödenmemesinin hakkaniyet ilkesine aykırı olduğu sonuç ve kanaatine varılmıştır.

B. İyi Yönetim İlkeleri Yönünden Değerlendirme

21) İyi yönetim ilkelerine 28/03/2013 tarih ve 28601 mükerrer sayılı Resmi Gazetede yayımlanan Kamu

Denetçiliği Kurumu Kanununun Uygulanmasına İlişkin Usul ve Esaslar Hakkında Yönetmeliğin “İyi yönetim ilkeleri” başlıklı 6’ncı maddesinde yer verilmiş olup; söz konusu ilkeler yönünden yapılan değerlendirme neticesinde; Kurumumuzca istenilen bilgi ve belgelerin idare tarafından tam ve gerekçeli olarak Kurumumuza gönderildiği, ayrıca idarenin başvuranla ilgili işlemlerinde “kanunlara uygunluk”, “hesap verilebilirlik”, “karara karşı başvuru yollarının gösterilmesi” “kararların gerekçeli olması” ve

“kararın geciktirilmeksizin bildirilmesi” ilkelerine uygun davrandığı,

22) Ancak, diğer taraftan idarelerden, kararlarını verirken yasal dayanaklarını dikkatli ve özenli doğru

şekilde belirlemeleri, kararların içeriklerini yasalara uygun vermeleri beklenmekte olup bireyin devlete güvenini zedelemeyecek şekilde işlem tesis etmeleri beklenmektedir. Başvuru kapsamındaki faiz talebine ilişkin idarenin sessiz/ eylemsiz kalarak bir düzenlemeye gitmemesi vatandaşı hakkını alabilmesi için yargıya sevk etmesi, gereksiz yargılamalar sonucu kamu kayaklarının israfına yol açmakla birlikte, vatandaşın yargıya gidip gitmemesinin taşıdığı müphemliğe bağlı olarak idarenin talebin sonuçlandırılması başka bir idari makamın görev alanında kalsa dahi, başvurular anında incelenerek takip edilmesi, başvuruların süratli ve doğru sonuçlandırılması amacıyla gerekli tüm tedbirler alması gerektiği, aksi durumun “haklı beklentiye uygunluk” ve “hukuk güvenliği ilkelerine” aykırı bulunduğu değerlendirilmiştir.

VI. HAK ARAMA ÖZGÜRLÜĞÜNE İLİŞKİN AÇIKLAMA

23) 14/06/2012 tarihli ve 6328 sayılı Kamu Denetçiliği Kurumu Kanununun 21 inci maddesinin ikinci

fıkrası uyarınca, bu Tavsiye Kararının idareye tebliğ tarihinden itibaren 30 gün içinde idare tarafından herhangi bir eylem ya da işlem tesis edilmezse ilgili idarenin işlemine karşı (varsa) dava açma süresinden kalan süre, kaldığı yerden işlemeye devam edecek olup İzmir İş Mahkemelerinde yargı yolu açıktır.

VII. KARAR

Yukarıda açıklanan gerekçe ve dosya kapsamına göre BAŞVURUNUN KABULÜNE, Başvurana eksik hesaplanan kıdem tazminatından kaynaklanan yasal faizin ivedi olarak ödenmesi yönünde AFET VE ACİL DURUM YÖNETİMİ BAŞKANLIĞINA TAVSİYEDE

BULUNULMASINA,

6328 sayılı Kamu Denetçiliği Kurumu Kanununun 20 nci maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca, Afet ve Acil

Durum Yönetimi Başkanlığınca bu karar üzerine tesis edilecek işlemin otuz gün içinde Kurumumuza bildirilmesinin zorunlu olduğuna, Kararın Başvurana ve AFET VE ACİL DURUM YÖNETİMİ BAŞKANLIĞINA tebliğine, Türkiye Cumhuriyeti Kamu Başdenetçisince karar verildi.

Şeref MALKOÇ

Kamu Başdenetçisi