|
ÖZET: Başvuran, Karasu Belediyesinde Başkan Yardımcısı olarak görev yaptığı dönemde, 2019 yılı Mart, Nisan ve Temmuz aylarına ait maaşlarının ödenmediğini iddia ederek Kamu Denetçiliği Kurumuna başvurmuştur. Emekliliği sonrası, ödenmeyen maaşları için CİMER ve noter aracılığıyla girişimlerde bulunmuş, ancak sonuç alamamıştır. 31.10.2023 tarihinde yalnızca 16.650,35 TL ödeme yapılmış ve bu ödemeye gecikme zammı uygulanmamıştır. Başvuran, gecikme süresinin en yüksek banka mevduat faizi oranında hesaplanarak ödenmesini talep etmektedir.
Karasu Belediye Başkanlığı, başvuranın maaş alacaklarının ödenmediği dönemde mali sıkıntılar yaşadığını ve tüm personelin maaşlarının geç ödendiğini belirtmiştir. Başvuranın talep ettiği faiz oranının yasal faiz oranından yüksek olduğu, bu nedenle yalnızca yasal faiz oranının uygulanabileceği ifade edilmiştir. İdare, başvuranın alacaklarının ödendiğini, ancak faiz konusunda anlaşmazlık yaşandığını vurgulamıştır. Kamu Denetçiliği Kurumu, başvuranın talebinin kabul edilmesi gerektiği yönünde bir tavsiye kararı vermiştir. Sonuç olarak, başvuranın maaşlarının ödenmesi gereken dönem ile ödendiği tarih arasındaki gecikme süresi için yasal faiz ödenmesi gerektiği belirtilmiş ve Karasu Belediye Başkanlığına bu doğrultuda tavsiyede bulunulmuştur. İdare, bu tavsiye kararına uymakla yükümlüdür ve 30 gün içinde gerekli işlemleri bildirmek zorundadır. |
T.C. TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ KAMU DENETÇİLİĞİ KURUMU
(OMBUDSMANLIK)
SAYI : 2024/9807-S.24.15134
BAŞVURU NO : 2024/5172
KARAR TARİHİ : 17.09.2024
TAVSİYE KARARI
BAŞVURUYA KONU İDARE : KARASU BELEDİYE BAŞKANLIĞI
BAŞVURUNUN KONUSU : Geç ödenen maaşlarına ilişkin faiz ödenmesi taleplidir.
BAŞVURU TARİHİ : 22.04.2024
I. BAŞVURANIN İDDİA VE TALEPLERİ
1) Başvuran özetle; Karasu Belediyesinde Belediye Başkan Yardımcısı görevini ifa ederken 2019 yerel
seçimlerinden sonrası 16.07.2019 tarihinde emekliye ayrıldığını, emekliye ayrılmadan önce 2019 yılı Mart, Nisan ve Temmuz aylarına ait maaşlarının tarafına ödenmediğini, CİMER aracılığıyla başvuruda bulunduğunu, sonuç alamayınca Karasu Noterliğinden Kuruma ihtarname çektiğini ve yazılı olarak ta başvuru yaptığını, farklı idareler aracılığıyla yaptığı başvuruların çoğunun cevapsız bırakıldığını, CİMER başvurularına; Belediyenin borcu olduğundan daha sonra ödeneceği ve konuya ilişkin davada tedbir konulduğu iddia edilerek yıllarca ödeme yapılmadığını, Kurumdan alacaklı olduğu memur maaşları hakkında mahkemeden alınmış herhangi bir tedbir kararı olmadığını, 54 ay sonra 31.10.2023 tarihinde 16.650,35 TL ödeme yapıldığını, bu ödemeye herhangi bir gecikme zammı uygulanmadığını, 54 ay sonra yapılmış olan maaş ödemelerinin mevduata uygulanan en yüksek faiz uygulanarak ödenmesi gerektiğini, bu hususta 28.11.2023 tarihli ve sayılı talep dilekçesine istinaden 1689 geçmiş gün için faiz ödemesi talebinde bulunduğunu, fakat geçen bu süreçte yazılı cevap verilmediği gibi herhangi bir ödeme de yapılmadığını, kasıtlı davranan ilgili kurum yöneticilerine gerekli yaptırımların uygulanmasını ve şu an uygulanan en yüksek banka mevduat faizi oranında hesaplanacak 1689 günlük gecikme bedelinin ilgili
Kurum tarafından ödenmesini talep etmektedir.
II. İDARENİN BAŞVURUYA İLİŞKİN AÇIKLAMALARI
2) Kamu Denetçiliği Kurumunun 13.05.2024 tarihli ve – sayılı bilgi ve belge talep,
22.07.2027 tarihli ve – sayılı tekit yazılarına istinaden Karasu Belediye Başkanlığı
Mali Hizmetler Müdürlüğü tarafından gönderilen 01.08.2024 tarihli ve – – sayılı yazıda özetle; başvuranın talep konusu maaş alacaklarının ödenmediği 2019 yılı ve önceki yıllarında
Karasu Belediyesinin borçları nedeniyle mali durumunun kötü olduğu, sadece başvurana değil hiçbir
Belediye personeline 3 ay boyunca ödeme yapılamadığı, mali durumun izin vermesi neticesinde tüm personelle birlikte başvuranın maaşının da ödendiği, Belediyenin borçlarına ilişkin yüzlerce icra dosyası bulunduğu, başvuranın en başından itibaren ısrarlarla tecil faizi ve mevduata uygulanan en yüksek faiz oranı gibi % 70 oranını bulan faiz talep ettiği, ancak talep edebileceği ve hukuken ödenmesi gereken faizin yalnızca yasal faiz oranı olan %9 olduğu, faiz türünde anlaşılamaması nedeniyle maaş alacakları ödenmişse de maaş alacağının faizinin ödenmediği, zira başvuran tarafından gereğinden fazla faiz talep edilmekte olduğu, başvuranın 6100 sayılı Kanun ve sair mevzuat uyarınca arabulucuya başvurması ve gerçek alacağını talep etmesi halinde idarece arabulucu kanalı ile uyuşmazlığın nihayete erdirilebileceği, ancak adil olmayan ve fazlaca alacaklar talep etmesi halinde idarece yargı yolu açık olmak üzere talebinin reddedileceği, şikayet konusu alacağın ödenmeyen maaş alacaklarına ilişkin olduğu, başvuranın yıllardır alacağın faizi nedeniyle şikayet yollarına gittiği, ancak hiçbir hukuki girişimde bulunmadığı,
2.1) Başvuranın CİMER başvurusuna cevaben hazırlanan Karasu Belediye Başkanlığı Mali Hizmetler
Müdürlüğünün Özel Kalem Müdürlüğüne hitaplı 02.05.2024 tarihli ve sayılı yazısında özetle; dönemin belediye başkan yardımcılığı görevini yürütmüş olan başvuranın, Belediye Başkanı ile birlikte idarenin genel olarak sevk ve idaresinden sorumlu olduğunun izahtan vareste olduğu, şahsın görev aldığı dönemde Belediyede pek çok usul ve yasa dışı işlem yapılması nedeniyle idarenin ciddi borç yükü altına girdiği, bu durumlara yol açan en büyük hususun idarede, ilgilinin görev yaptığı sürede yapılmış olan ihaleler olduğu, bu ihalelerle ilgili olarak pek çok ceza davası açıldığı, ihaleye fesat karıştırma ve edimin ifasına fesat karıştırma suçu gibi pek çok suç nedeniyle yargılamalar yapıldığı ve yapılmakta olduğu, ilaveten eski belediye başkanı ve diğer pek çok kamu görevlisinin hapis cezasına çarptırıldığı, izahlardan anlaşılacağı üzere şikayetçinin büyük oranda kusuruna dayalı olarak idarede hukuka aykırı iş ve işlemler yapıldığı ve idarenin iflas noktasına sürüklendiği, pek çok işçinin işten çıkarıldığı, ancak seçimlerden sonra yeni oluşan idari yönetimin durumu toparlamaya çalıştığı, idarenin kıt kaynakları dahilinde alacakların durumuna ve sırasına göre Belediyenin tüm borçları sırasıyla ve ekonomik imkanlarının el verdiği ölçüde ödemeye çalıştığı, şikayetçiye idareden olan esas alacağının ödendiği, ancak alacağın fer’i olan faiz konusunda ısrarla şahısla anlaşılamadığı ve sürekli şikayetçi olarak başka bir faiz türü talep etmekte olduğu, kişinin ancak yasal faiz talep edebileceği, fakat ısrarla idareyle faiz konusunda anlaşmadığı, idareden alacağı olan pek çok kişi, firma, işçi gibi alacaklıların idareyle anlaştığı ve ödeme süreçlerinin sulh ile çözüldüğü, başvuranın ise idarenin ekonomik açıdan iflasa sürüklenmesinde başkan yardımcısı sıfatı ile asli sorumlulardan biriyken hala alacağım var diyerek istek, şikayet gibi yollara başvurduğu, son olarak ise şikayetçi alacak talebinde gerçekten samimi ise önce icra takibi ve diğer yasal yollara başvurarak alacağını temin edebileceği belirtilmiştir.
III. İLGİLİ MEVZUAT
3) 2709 sayılı T.C. Anayasası’nın;
3.1) “Dilekçe, bilgi edinme ve kamu denetçisine başvurma hakkı” başlıklı 74 üncü maddesinde
“…Herkes, bilgi edinme ve kamu denetçisine başvurma hakkına sahiptir. Türkiye Büyük Millet Meclisi
Başkanlığına bağlı olarak kurulan Kamu Denetçiliği Kurumu idarenin işleyişiyle ilgili şikâyetleri inceler…”,
3.2) “Yargı yolu” başlıklı 125 inci maddesinin son fıkrasında “İdare, kendi eylem ve işlemlerinden
doğan zararı ödemekle yükümlüdür.”,
4) 6328 sayılı Kamu Denetçiliği Kurumu Kanununun “Kurumun Görevi” başlıklı 5 inci maddesinin
birinci fıkrasında “Kurum, idarenin işleyişi ile ilgili şikâyet üzerine, idarenin her türlü eylem ve işlemleri
ile tutum ve davranışlarını; insan haklarına dayalı adalet anlayışı içinde, hukuka ve hakkaniyete uygunluk yönlerinden incelemek, araştırmak ve idareye önerilerde bulunmakla görevlidir.”,
5) 6098 sayılı Türk Borçlar Kanununun;
5.1) “Faiz” başlıklı 88 inci maddesinde “Faiz ödeme borcunda uygulanacak yıllık faiz oranı, sözleşmede
kararlaştırılmamışsa faiz borcunun doğduğu tarihte yürürlükte olan mevzuat hükümlerine göre belirlenir.
Sözleşme ile kararlaştırılacak yıllık faiz oranı, birinci fıkra uyarınca belirlenen yıllık faiz oranının yüzde elli fazlasını aşamaz.”,
5.2) “2. Temerrüt faizi” yan başlığı altındaki “a. Genel olarak” başlıklı 120 nci maddesinde
“Uygulanacak yıllık temerrüt faizi oranı, sözleşmede kararlaştırılmamışsa, faiz borcunun doğduğu tarihte yürürlükte olan mevzuat hükümlerine göre belirlenir.
Sözleşme ile kararlaştırılacak yıllık temerrüt faizi oranı, birinci fıkra uyarınca belirlenen yıllık faiz oranının yüzde yüz fazlasını aşamaz.
Akdî faiz oranı kararlaştırılmakla birlikte sözleşmede temerrüt faizi kararlaştırılmamışsa ve yıllık akdî faiz oranı da birinci fıkrada belirtilen faiz oranından fazla ise, temerrüt faizi oranı hakkında akdî faiz oranı geçerli olur.”,
6) 3095 sayılı Kanuni Faiz ve Temerrüt Faizine İlişkin Kanunun;
6.1) “Kanuni faiz” başlıklı 1 inci maddesinde “Borçlar Kanunu ve Türk Ticaret Kanununa göre faiz
ödenmesi gereken hallerde, miktarı sözleşme ile tespit edilmemişse bu ödeme yıllık yüzde oniki oranı üzerinden yapılır.
Cumhurbaşkanı, bu oranı aylık olarak belirlemeye, yüzde onuna kadar indirmeye veya bir katına kadar
artırmaya yetkilidir.”, ‘21/5/2024 tarihli ve 32552 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan 20/5/2024 tarihli ve 8485 sayılı
Cumhurbaşkanı Kararı ile, kanuni faiz oranının 1/6/2024 tarihinden geçerli olmak üzere yıllık % 24 olarak uygulanması kararlaştırılmıştır.’
6.2) “Temerrüt faizi” başlıklı 2 nci maddesinde “Bir miktar paranın ödenmesinde temerrüde düşen
borçlu, sözleşme ile aksi kararlaştırılmadıkça, geçmiş günler için 1 inci maddede belirlenen orana göre temerrüt faizi ödemeye mecburdur.
Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankasının önceki yılın 31 Aralık günü kısa vadeli avanslar için uyguladığı faiz oranı, yukarıda açıklanan miktardan fazla ise, arada sözleşme olmasa bile ticari işlerde temerrüt faizi bu oran üzerinden istenebilir. Söz konusu avans faiz oranı, 30 Haziran günü önceki yılın 31 Aralık günü uygulanan avans faiz oranından beş puan veya daha çok farklı ise yılın ikinci yarısında bu oran geçerli olur.
Temerrüt faizi miktarının sözleşmede kararlaştırılmamış olduğu hallerde, akdi faiz miktarı yukarıdaki fıkralarda öngörülen miktarın üstünde ise, temerrüt faizi, akdi faiz miktarından az olamaz.” düzenlemelerine yer verilmiştir.
IV. KAMU DENETÇİSİ SADETTİN KALKAN’IN KAMU BAŞDENETÇİSİNE ÖNERİSİ
7) Kamu Denetçisi tarafından yapılan inceleme ve araştırma neticesinde hazırlanan Tavsiye Karar Önerisi
Kamu Başdenetçisine sunulmuştur.
V. DEĞERLENDİRME VE GEREKÇE
A. Hukuka, Hakkaniyete ve İnsan Haklarına Uygunluk Yönünden Değerlendirme
8) Karasu Belediyesinde Belediye Başkan Yardımcısı görevini ifa ederken 16.07.2019 tarihinde emekli
olan başvuran tarafından, emekliliği öncesi ödenmemiş olan 2019 yılı Mart, Nisan ve Temmuz aylarına ait maaşlarının 31.10.2023 tarihinde ödendiğinden bahisle, güncel uygulanan en yüksek banka mevduat faizi oranında hesaplanacak gecikme bedelinin tarafına ödenmesi talep edilmektedir.
9) İdarenin hukukla bağlı olması ve hukuka aykırı işlem ve eylemleri nedeniyle kişilere verdiği zararların
tazmini hukuk devletinin gereklerinden biri olup Anayasanın 125 inci maddesinde idarenin, kendi eylem ve işlemlerinden doğan zararı ödemekle yükümlü olduğun açıkça hüküm altına alınmıştır.
10) Faiz, hukukumuzda 6098 sayılı Borçlar Kanunu ve 3095 sayılı Kanuni Faiz ve Temerrüt Faizine İlişkin
Kanunda düzenlenmekle birlikte anılan düzenlemelerde faiz tanımına yer verilmediği; ancak öğreti ve yargı kararları ışığında faizin; “alacaklının nakdinden bir süre için yoksun kalması nedeni ile nakdin kullanılması olanağını borçluya bırakması karşılığında elde ettiği, miktarı kanun ya da hukuki işlem ile belirlenmiş, para borçları bakımından özel olarak düzenlenen, tahsili için zararın ve kusurun varlığı şart olmayan bir tür tazminat, bir medeni semeredir.” (HELVACI Mehmet, Borçlar ve Ticaret Kanunu Bakımından Para
Borçlarında Faiz Kavramı, Beta Basım Yayım Dağıtım, İstanbul 2000, s. 65) şeklinde tanımlandığı görülmektedir.
11) Anayasa Mahkemesinin 07.02.2019 tarihli ve 2015/4812 numaralı bireysel başvuru kararının 25
inci paragrafı “Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) istikrarlı olarak, kamu makamlarınca yapılacak geri ödemelerin gecikmesini faiz ödemeleriyle ilişkilendirmektedir. Mahkemenin çeşitli kararlarında makul olmayan bir gecikme gibi nedenlerle tazminatın değer kaybettiği durumlarda bu tazminatın yeterliliğinin azalacağı belirtilmiştir (Angelov/Bulgaristan, B. No: 44076/98, 22/4/2004, § 39; Almeida Garrett, Mascarenhas Falcão ve diğerleri, B. No: 29813/96-30229/96, § 54). Nitekim böyle başvurularda AİHM, esas itibarıyla kamu makamlarının geçen süre nedeniyle ödenmesi gereken tutardaki değer kayıplarını telafi etmek için gecikme faizi ödeyip ödemediğini dikkate almaktadır. Kısacası AİHM, mülkiyet hakkı kapsamında faiz ödemesini, esasen devletin borçlu olduğu tutar ile alacaklı tarafından nihai olarak alınan tutar arasındaki enflasyon nedeniyle oluşan değer kayıplarını giderme yükümlülüğüyle ilişkilendirmektedir (Akkuş/Türkiye, B. No: 19263/92, 9/7/1997, § 29).” şeklinde olup söz konusu Kararın 40 ıncı paragrafında ise “Diğer taraftan Danıştayın aynı konuya ilişkin bazı kararlarında da konusu para olan borçlarda, alacaklının bu paradan mahrum kaldığı süre içinde uğrayacağı kayıpların, başka bir anlatımla bu paranın kullanılamamasından dolayı yoksun kalınan kazancın karşılığı olarak faiz ödenmesi gerektiği belirtilmiştir. Danıştay bu kararlarında, sonuç olarak açığa alınan bir kamu görevlisinden yapılan maaş kesintilerinin faiziyle birlikte iade edilmesi gerektiğini belirtmiştir.” açıklamasına yer verilip anılan
Kararın 41 inci paragrafında “Sonuç olarak başvurucunun maaşından kesintilerin yapıldığı tarihlerden ödemenin yapıldığı tarihe kadar geçen süredeki enflasyon oranları dikkate alındığında mülkiyet hakkı kapsamında değerlendirilen söz konusu alacakların enflasyon oranları karşısında önemli ölçüde değer kaybına uğratılarak ödendiği anlaşılmaktadır. Buna karşın başvurucuya herhangi bir faiz ödemesi ise yapılmamış, faiz ödenmesi yönündeki başvurucunun talebi de idari ve yargısal makamlarca reddedilmiştir.
Söz konusu değer kaybının oranı gözetildiğinde müdahaleyle başvurucuya şahsi olarak aşırı ve olağan dışı bir külfet yüklendiği, bu sebeple söz konusu müdahalenin kamunun yararı ile başvurucunun mülkiyet hakkının korunması arasında kurulması gereken adil dengeyi başvurucu aleyhine bozduğu kanaatine varılmıştır.” denilmek suretiyle kişilere ödenmesi gereken mali hakların ödenmemesinden doğan zararın mülkiyet hakkının ihlali niteliği taşıdığından bahisle faizin ödenmesi gerektiğine hükmedilmiştir.
12) Benzer şekilde konuya ilişkin Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun 19.03.2014 tarihli ve
E.2011/358, K.2014/906 sayılı kararı ile onadığı Gaziantep 1. İdare Mahkemesinin 28.09.2010 tarihli,
E.2010/1211 ve K.2010/844 sayılı ısrar kararında “…faizin, konusu para olan borçlarda, alacaklının bu paradan mahrum kaldığı sürelerinde uğrayacağı kayıpların, başka bir anlatımla bu paranın kullanılamamasından dolayı yoksun kalınan kazancın karşılığı olduğu; esasen bu kaybın veya yoksun kalınan kazancın idareden istenebilmesi için idarenin doğrudan veya dolaylı bir kusurunun bulunmasının kural olarak gerekmediği; ekonomilerde bir değişim vasıtası olan paranın, çeşitli ticari, sınai, zirai vb.
faaliyetlerde kullanılmakla, sahibine kazanç, kira, nema vs. adları altında kimi ekonomik yararlar sağlayan bir değer olduğu; paranın, sahibi dışındaki kişi ve kuruluşlarca kullanılmaksızın, sahibinin bu ekonomik değerinden mahrum bırakılması sonucunu doğurmasının yanında, yüksek enflasyon etkisinde olan ekonomilerde, paranın değerini, yani alım gücünün enflasyon oranı ölçüsünde yitirmesine neden olduğu; hukuk devletlerinde, açıklanan nitelikteki bir zararın faiz ya da başka bir ad altında ödenecek tazminatla karşılanabilmesi için açık yasa hükmü aranmasının düşünülemeyeceği; aksine anlayışın, Devletin ve ona bağlı idarenin eylem ve işlemlerinden doğan her türlü zararın tazmini için de, açık yasa hükmü aranması sonucuna götüreceği ki böyle bir anlayışın, Anayasa’nın 125. maddesinin son fıkrasında yer alan, “idare, kendi eylem ve işlemlerinden doğan zararı ödemekle yükümlüdür” amir hükmü ile bağdaşmayacağı…” gerekçesine yer verildiği görülmektedir.
13) Bu kapsamda; yukarıda yer verilen yargı içtihatlarında da belirtildiği üzere, faizin; konusu para olan
borçlarda, alacaklının bu paradan mahrum kaldığı sürelerde uğrayacağı kayıpların, başka bir anlatımla bu paranın kullanılamamasından dolayı yoksun kalınan kazancın karşılığı olduğu, bu kaybın veya yoksun kalınan kazancın idareden istenebilmesi için idarenin doğrudan veya dolaylı bir kusurunun bulunmasının kural olarak gerekmediği ve söz konusu kaybın veya yoksun kalınan kazancın faiz ya da başka bir ad altında ödenecek tazminatla karşılanabilmesi için açık yasa hükmü aranmasının gerekmediği, söz konusu kaybın veya yoksun kalınan kazancın idarece tazmin edilmesinin Anayasanın 125 inci maddesi ve hukuk devleti ilkesi gereği olduğu açıktır.
14) Diğer taraftan; başvuranın güncel uygulanan en yüksek banka mevduat faizi oranında hesaplanacak
gecikme bedelinin tarafına ödenmesi şeklindeki talebine dair; mevzuatta anapara faizi ve temerrüt faizi olmak üzere iki tür faizin düzenlendiği, anapara faizinin henüz temerrüde düşmeden ödenmesi lazım gelen faiz olup kredili, vadeli veya taksitli satışlarda söz konusu olduğu ve temerrüde düşmeden ‘vade farkı’ adı altında alındığı, temerrüt faizinin ise 3095 sayılı Kanunun 2 nci maddesinde borcunu vadesinde ödemeyerek temerrüde düşen borçlunun ödemesi gereken bedel olarak tanımlandığı, dolayısıyla belirli bir süre mahrum kalınan parasal faydanın elde edildiği dönemde oluşan değer kaybının temerrüt faizi (yasal faiz oranı) ile ödenmesinin esas olduğu, temerrüt faizi ile tazmin edilemeyen kısım için ise Borçlar Hukukunda düzenlenen aşkın zarar kavramının mevcut olduğu, bunun hesaplanabilmesi için enflasyon oranlarının dikkate alınması ya da yabancı para borçlarında kur farkı ile söz konusu zararın tazmin edilmesi mümkün olmakla birlikte düzenlemenin özel hukuk sözleşmeleri yönünden geçerli olduğu ve konunun idare hukuku kapsamında düzenlenmediği görülmektedir.
15) Ayrıca başvuranın, kasıtlı davranan ilgili kurum yöneticilerine gerekli yaptırımların uygulanması
istemine ilişkin ise Karasu Belediyesi yöneticilerinin başvuru konusu talebe dair kasıtlı davrandıkları yönünde herhangi bir veriye dosya kapsamında rastlanılmamıştır.
16) Kurumumuzca yapılan değerlendirme neticesinde; 2019 yılı Mart, Nisan ve Temmuz aylarına ait
maaşlarının ödenmesi gereken dönem ile söz konusu maaşların ödendiği 31.10.2023 tarihi arası sürece ilişkin, faiz borcunun doğduğu tarihte yürürlükte olan mevzuat hükümlerine göre, başvurana faiz ödenmesi gerektiği kanaatine varılmıştır.
B. İyi Yönetim İlkeleri Yönünden Değerlendirme
17) İyi yönetim ilkelerine 28.03.2013 tarihli ve 28601 mükerrer sayılı Resmi Gazetede yayımlanan Kamu
Denetçiliği Kurumu Kanununun Uygulanmasına İlişkin Usul ve Esaslar Hakkında Yönetmeliğin “İyi yönetim ilkeleri” başlıklı 6 ncı maddesinde yer verilmiştir. Söz konusu ilkeler yönünden yapılan değerlendirme neticesinde, başvuru kapsamında Kurumumuzun 13.05.2024 tarihli bilgi ve belge talep yazısına süresi içinde cevap verilmediği, ancak 22.07.2024 tarihli tekit yazımız üzerine 01.08.2024 tarihinde cevap verildiğinden, ayrıca Karasu Belediye Başkanlığı Mali Hizmetler Müdürlüğünün başvurana hitaplı olan 03.11.2023 tarihli ve sayılı yazısında başvurana hangi sürede ve hangi mercie başvurulabileceği gösterilmediğinden; “şeffaflık”, “hesap verilebilirlik”, “kararın geciktirilmeksizin bildirilmesi” ve “karara karşı başvuru yollarının gösterilmesi” ilkelerine uyulmadığı tespitiyle idareye, bahse konu ilkeye uygun davranması önerilmektedir.
VI. HAK ARAMA ÖZGÜRLÜĞÜNE İLİŞKİN AÇIKLAMA
18) 6328 sayılı Kanunun 21 inci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca, bu Tavsiye Kararının idareye tebliğ
tarihinden itibaren 30 gün içinde idare tarafından herhangi bir eylem ya da işlem tesis edilmezse (varsa)
dava açma süresinden kalan süre işlemeye devam edecek olup Sakarya İdare Mahkemesine yargı yolu açıktır.
VII. KARAR
Açıklanan gerekçe ve dosya kapsamına göre; BAŞVURUNUN KABULÜNE,
Başvurana, 2019 yılı Mart, Nisan ve Temmuz aylarına ait maaşlarının ödenmesi gereken dönem ile söz konusu maaşların ödendiği 31.10.2023 tarihi arası sürece ilişkin, faiz borcunun doğduğu tarihte yürürlükte olan mevzuat hükümlerine göre, faiz ödenmesi yönünde KARASU BELEDİYE BAŞKANLIĞINA
TAVSİYEDE BULUNULMASINA,
6328 sayılı Kamu Denetçiliği Kurumu Kanununun 20 nci maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca, idare
tarafından bu karar üzerine tesis edilecek işlemin otuz gün içinde Kurumumuza bildirilmesinin zorunlu olduğuna,
Kararın BAŞVURAN ile KARASU BELEDİYE BAŞKANLIĞINA tebliğine
Türkiye Cumhuriyeti Kamu Başdenetçisince karar verildi.
Şeref MALKOÇ
Kamu Başdenetçisi