ÖZET: Başvuru, geç ödenen yaşlılık aylığı için talep edilen faiz hakkındadır. Başvuran, 31 Ekim 2022 tarihinde emeklilik talebinde bulunmuş, ancak aylığı 9 Mart 2023 tarihinde hesabına yatırılmıştır. Bu süre zarfında, başvuranın yaşadığı maddi kaybı telafi etmek amacıyla, 5.000 TL tutarında yasal faiz talep etmektedir. Başvuran, Sosyal Güvenlik Kurumu (SGK) tarafından yapılan işlemlerin gecikmesi nedeniyle mağdur olduğunu ifade etmektedir.

Sosyal Güvenlik Kurumu, başvuranın talebine ilişkin yaptığı açıklamada, yaşlılık aylığı bağlama işlemlerinin yasal çerçevede tamamlandığını belirtmiştir. Ancak, başvuranın talep ettiği yasal faiz ödemesi için mevzuatta herhangi bir düzenleme bulunmadığı ifade edilmiştir. Kurum, başvuranın aylık bağlama işlemlerinin zamanında tamamlandığını ve dolayısıyla herhangi bir faizin ödenemeyeceğini savunmaktadır.

Kamu Denetçiliği Kurumu, başvuranın talebini değerlendirerek, SGK’nın geç ödenen emekli aylığı için faiz ödemesi yapması gerektiği yönünde tavsiyede bulunmuştur. Bu bağlamda, SGK’nın yasal düzenlemeler yaparak, geç ödemelere ilişkin faiz uygulamasını hayata geçirmesi gerektiği vurgulanmıştır. Başvuranın hak arama özgürlüğü çerçevesinde, idarenin işlemlerinin gözden geçirilmesi ve gerekli adımların atılması önerilmektedir.

T.C. TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ KAMU DENETÇİLİĞİ KURUMU

(OMBUDSMANLIK)

SAYI : 2024/9306-S.24.14426

BAŞVURU NO : 2024/4369

KARAR TARİHİ : 02.09.2024

TAVSİYE KARARI

BAŞVURAN VEKİLİ / TEMSİLCİSİ :

BAŞVURUYA KONU İDARE : SOSYAL GÜVENLİK KURUMU BAŞKANLIĞI

Geç ödenen yaşlılık aylığı için faiz talebi hakkındadır.

BAŞVURUNUN KONUSU :

BAŞVURU TARİHİ : 28.03.2024

I. BAŞVURANIN İDDİA VE TALEPLERİ

1. Kurumumuza müvekkili aracılığıyla başvuruda bulunan T.C. Kimlik Numaralı özetle; Kurumumuzun 09/11/2023 tarih ve 2023/14333- sayılı Kararı sonrasında; 17/11/2023 tarihinde SGK’ya KEP ile para alacağının geç ödenmesi sebebiyle parada oluşan değer kaybı için fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik 5.000,00TL ödenmesi talebinde bulunduğunu, fakat talebine olumlu ya da olumsuz herhangi bir dönüş olmadığını, 15/04/1993 ile 14/04/1999 tarihlerinde 4/1-(c) kadrosuyla çalıştığı kurum olan Anadolu Üniversitesine hizmet isteme yazısının 23/01/2023 tarihi itibariyle adi postayla iletildiğini, Anadolu Üniversitesinin 24/01/2023 tarihinde Kuruma ilgili cevabı KEP yolu ile ilettiğini, 06/03/2023 tarihi itibariyle yaşlılık aylığı işlemlerinin tamamlandığını, 09/03/2023 tarihi itibariyle hesabına ödenmesi gereken tutarın yatırıldığını, başvurusundan 4 ay 9 gün sonra emeklilik aylığının hesabına yatırıldığını, Kurumun kusurlu ve keyfi işlemleri sebebiyle hakkına geç kavuşup mağdur olduğunu belirterek emekliliğe hak kazandığı 01/11/2022 tarihi ve birikmiş emekli aylıklarının banka hesabına yatırıldığı 09/03/2023 tarihi arasında oluşan yasal faizin, bedelin tasarruf ve yatırım aracı olarak getirisi 5.000,00TL olarak ödenmesini Kurumumuzdan talep etmektedir.

II. İDARENİN BAŞVURUYA İLİŞKİN AÇIKLAMALARI

2. Kurumumuzun bilgi-belge talebine yönelik Sosyal Güvenlik Kurumu Başkanlığından alınan 28/06/2024 tarihli ve – – sayılı cevabi yazıda; 2.1. 2829 sayılı Sosyal Güvenlik Kurumlarına Tabi Olarak Geçen Hizmetlerin Birleştirilmesi Hakkında

Kanunun “Hizmet sürelerinin birleştirilmesi” başlıklı 4 üncü maddesi gereğince; çalışma hayatları boyunca birden fazla sigortalılık statüsüne tabi olarak çalışan sigortalıların hizmet süreleri, aylık bağlanmasına hak kazanıldığında birleştirildiği, hizmet süreleri ile birlikte bu sürelere ait kazançların da ayrıca hesaplandığı ve aylık hesabında kullanılmak üzere hizmet kütüklerine işlendiği, 2.2. Başvuranın 31.10.2022 tarihli yaşlılık aylığı talebinin incelenmesi üzerine; aylığın bağlanacağı statü 4/1-(a) olarak belirlendiği fakat sigortalının 4/1-(a) hizmetlerinin yanında 15.04.1993 ila 14.04.1999 tarihleri arasında 4/1-(c) statüsünde geçmiş olan hizmetlerinin bulunduğunun anlaşıldığı, 2.3. 4/1-(c) statüsünde geçmiş olan hizmetlerin birleştirmesi amacıyla 17.11.2022 tarihinde, aylığı bağlayan ünite olan Sıhhiye Sosyal Güvenlik Merkezi tarafından hizmet isteme yazısı hazırlandığı, 4/1-(c)

statüsündeki hizmetlerin başlangıç ve bitiş tarihleri ile bu hizmetlere ait kazançların tespit ve teyit işlemlerinin 06.03.2023 tarihinde tamamlanarak ilgili üniteye bildirildiği, 2.4. İlgili ünite tarafından da bildirim yapılan gün olan 06.03.2023 tarihinde aylık bağlama işlemi gerçekleştirilerek başvuranın talep tarihi olan 31.10.2022 tarihini takip eden aybaşından itibaren yaşlılık aylığı bağlanarak birikmiş olan perakende tutarın banka hesabına gönderildiği, 2.5. Başvuranın aylık bağlama işlemleri, 4/1-(c) statüsündeki hizmet ve kazançlarının tespit ve teyit edilip

Kurumları hizmet kütüklerine işlendiği günle aynı gün içinde tamamlanmış olup bu durum karşısında başvuranın kusur ve keyfiyet iddialarına katılma imkânı bulunmadığı, 2.6. Diğer taraftan; Kurumları tarafından sigortalılara ve bunların hak sahiplerine yapılan ödemelerin yasal dayanakları 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası ile diğer mülga sosyal güvenlik kanunlarında düzenlenmiş olup bu kanunlarda düzenlenen gelir, aylık ve ödenekler dışında Kurumlarınca herhangi bir ödeme gerçekleştirilmediği, bu nedenle; başvuranın yasal faiz talebi hakkında Kurumlarınca yapılacak bir işlem bulunmadığı, Açıklamalarına yer verilmiştir.

III. İLGİLİ MEVZUAT

3. 18/10/1982 tarihli ve 2709 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının; 3.1. “Cumhuriyetin nitelikleri” başlıklı 2 nci maddesinde; “Türkiye Cumhuriyeti, toplumun huzuru, millî dayanışma ve adalet anlayışı içinde, insan haklarına saygılı, Atatürk milliyetçiliğine bağlı, başlangıçta belirtilen temel ilkelere dayanan, demokratik, lâik ve sosyal bir hukuk Devletidir.”, 3.2. “Devletin temel amaç ve görevleri” başlıklı 5 inci maddesinde; “Devletin temel amaç ve görevleri, Türk milletinin bağımsızlığını ve bütünlüğünü, ülkenin bölünmezliğini, Cumhuriyeti ve demokrasiyi korumak, kişilerin ve toplumun refah, huzur ve mutluluğunu sağlamak; kişinin temel hak ve hürriyetlerini, sosyal hukuk devleti ve adalet ilkeleriyle bağdaşmayacak surette sınırlayan siyasal, ekonomik ve sosyal engelleri kaldırmaya, insanın maddi ve manevi varlığının gelişmesi için gerekli şartları hazırlamaya çalışmaktır.”, 3.3. “Dilekçe, bilgi edinme ve kamu denetçisine başvurma hakkı” başlıklı 74 üncü maddesinin üçüncü ve dördüncü fıkralarında; “Herkes, bilgi edinme ve kamu denetçisine başvurma hakkına sahiptir. Türkiye

Büyük Millet Meclisi Başkanlığına bağlı olarak kurulan Kamu Denetçiliği Kurumu idarenin işleyişiyle ilgili şikâyetleri inceler.”, 4. 14/6/2012 tarihli ve 6328 sayılı Kamu Denetçiliği Kurumu Kanununun; 4.1. “Amaç” başlıklı 1 inci maddesinde; “Bu Kanunun amacı; kamu hizmetlerinin işleyişinde bağımsız ve etkin bir şikâyet mekanizması oluşturmak suretiyle, idarenin her türlü eylem ve işlemleri ile tutum ve davranışlarını; insan haklarına dayalı adalet anlayışı içinde, hukuka ve hakkaniyete uygunluk yönlerinden incelemek, araştırmak ve önerilerde bulunmak üzere Kamu Denetçiliği Kurumunu oluşturmaktır.”, 4.2. “Kurumun görevi” başlıklı 5 inci maddesinin birinci fıkrasında; “Kurum, idarenin işleyişiyle ilgili şikâyet üzerine, idarenin her türlü eylem ve işlemleri ile tutum ve davranışlarını; insan haklarına dayalı adalet anlayışı içinde, hukuka ve hakkaniyete uygunluk yönlerinden incelemek, araştırmak ve idareye önerilerde bulunmakla görevlidir.”, 5. 31/5/2006 tarihli ve 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu’nun Bildirim başlıklı 42 nci maddesinde; “Kurum, sigortalıya veya hak sahiplerine bağlanacak gelir, aylık veya toptan ödemeleri, gerekli belgelerin ve incelemelerin tamamlandığı tarihten itibaren en geç üç ay içinde hesap ve tespit ederek sonuçlarını yazı ile bildirir.” (Mülga son iki cümle: 17/4/2008-5754/67 md.)” 6. 24/5/1983 tarihli ve 2829 sayılı Sosyal Güvenlik Kurumlarına Tabi Olarak Geçen Hizmetlerin

Birleştirilmesi Hakkında Kanunun Hizmet sürelerinin birleştirilmesi başlıklı 4 üncü maddesinde; “Kurumlara tabi çeşitli işlerde çalışmış olanların hizmet süreleri, aynı tarihlere rastlamamak kaydıyla bu

Kanuna göre aylık bağlanmasına hak kazanıldığında birleştirilir. Ancak, hizmet süreleri toplamının aylık bağlanmasına yeterli olmaması halinde, bu Kanun hükümleri uygulanmaz.” 7. 11/1/2011 tarihli ve 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunun; 7.1. Borçlunun Temerrüdü başlıklı 117 nci maddesinin birinci fıkrası; “Muaccel bir borcun borçlusu, alacaklının ihtarıyla temerrüde düşer.”, 7.2. Temerrüt faizi başlıklı 120 nci maddesi; “Uygulanacak yıllık temerrüt faizi oranı, sözleşmede kararlaştırılmamışsa, faiz borcunun doğduğu tarihte yürürlükte olan mevzuat hükümlerine göre belirlenir.

Sözleşme ile kararlaştırılacak yıllık temerrüt faizi oranı, birinci fıkra uyarınca belirlenen yıllık faiz oranının yüzde yüz fazlasını aşamaz. Akdî faiz oranı kararlaştırılmakla birlikte sözleşmede temerrüt faizi kararlaştırılmamışsa ve yıllık akdî faiz oranı da birinci fıkrada belirtilen faiz oranından fazla ise, temerrüt faizi oranı hakkında akdî faiz oranı geçerli olur.”, 8. 3095 Sayılı Kanuni Faiz ve Temerrüt Faizine İlişkin Kanunun Temerrüt faizi başlıklı 2 nci maddesinin birinci fıkrası; “Bir miktar paranın ödenmesinde temerrüde düşen borçlu, sözleşme ile aksi kararlaştırılmadıkça, geçmiş günler için 1 inci maddede belirlenen orana göre temerrüt faizi ödemeye mecburdur.”, Düzenlemeleri yer almaktadır.

IV. KAMU DENETÇİSİ CELİLE ÖZLEM TUNÇAK’IN KAMU BAŞDENETÇİSİ’NE ÖNERİSİ

9. Başvuranın iddiaları, idarenin konu ile ilgili açıklamaları, ilgili mevzuat ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirilerek hazırlanan “Tavsiye Karar Önerisi” Kamu Başdenetçisi’ne sunulmuştur.

V. DEĞERLENDİRME VE GEREKÇE

A. Hukuka, Hakkaniyete ve İnsan Haklarına Uygunluk Yönünden Değerlendirme

10. Başvuran özetle, 15/04/1993 ile 14/04/1999 tarihlerinde 4/1-(c) kadrosuyla çalıştığı kurum olan

Anadolu Üniversitesine hizmet isteme yazısının 23/01/2023 tarihi itibariyle adi postayla iletildiğini, Anadolu Üniversitesinin 24/01/2023 tarihinde Kuruma ilgili cevabı KEP yolu ile ilettiğini, 06/03/2023 tarihi itibariyle yaşlılık aylığı işlemlerinin tamamlandığını, 09/03/2023 tarihi itibariyle hesabına ödenmesi gereken tutarın yatırıldığını, başvurusundan 4 ay 9 gün sonra emeklilik aylığının hesabına yatırıldığını belirterek emekliliğe hak kazandığı 01/11/2022 tarihi ve birikmiş emekli aylıklarının banka

hesabına yatırıldığı 09/03/2023 tarihi arasında oluşan yasal faizin, bedelin tasarruf ve yatırım aracı olarak getirisi 5.000,00TL olarak ödenmesini talep etmektedir.

11. İlgili idareden temin edilen bilgi ve belgelerde özetle, başvuranın 31.10.2022 tarihli yaşlılık aylığı talebinin incelenmesi üzerine; aylığın bağlanacağı statü 4/1-(a) olarak belirlendiği fakat sigortalının 4/1(a) hizmetlerinin yanında 15.04.1993 ila 14.04.1999 tarihleri arasında 4/1-(c) statüsünde geçmiş olan hizmetlerinin bulunduğunun anlaşıldığı, 4/1-(c) statüsünde geçmiş olan hizmetlerin birleştirmesi amacıyla

17.11.2022 tarihinde, aylığı bağlayan ünite olan Sıhhiye Sosyal Güvenlik Merkezi tarafından hizmet isteme

yazısı hazırlandığı, 4/1-(c) statüsündeki hizmetlerin başlangıç ve bitiş tarihleri ile bu hizmetlere ait kazançların tespit ve teyit işlemlerinin 06.03.2023 tarihinde tamamlanarak ilgili üniteye bildirildiği, ilgili ünite tarafından da bildirim yapılan gün olan 06.03.2023 tarihinde aylık bağlama işlemi gerçekleştirilerek başvuranın talep tarihi olan 31.10.2022 tarihini takip eden aybaşından itibaren yaşlılık aylığı bağlanarak birikmiş olan perakende tutarın banka hesabına gönderildiği, 11.1. Kurumları tarafından sigortalılara ve bunların hak sahiplerine yapılan ödemelerin yasal dayanakları

5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası ile diğer mülga sosyal güvenlik kanunlarında

düzenlenmiş olup bu kanunlarda düzenlenen gelir, aylık ve ödenekler dışında Kurumlarınca herhangi bir ödeme gerçekleştirilmediği, bu nedenle; başvuranın yasal faiz talebi hakkında Kurumlarınca yapılacak bir işlem bulunmadığı belirtilmiştir.

12. Kurum kayıtlarının incelenmesi neticesinde başvuranın 12/06/2023 tarih ve 2023/8172 numaralı başvurusu ile; emeklilik işlemleri için 31/10/2022 tarihinde SGK’ya talepte bulunduğunu, SGK’nın 10/03/2023 tarihinde e-devlet üzerinden talebin kabul edildiğine ilişkin belgeyi sisteme yüklediğini, bu belgede birikmiş toplam alacağı, aylık ve ek ödeme toplam tutarının belirtildiğini, hangi aydan itibaren emeklilik aylığına hak kazandığını, aylık hak ettiği yaşlılık maaşını, birikmiş tutarın hangi aylardaki hak edişlerini kapsadığını öğrenmeyi ve talep tarihinden talebin kabul ediliş tarihi arasında emeklilik işlemleriyle ilgili yapılan tüm resmi yazışmaların kendisine verilmesi için SGK’ya KEP ile başvuruda bulunduğunu fakat SGK’dan herhangi bir geri dönüş yapılmadığını, emeklilik talebinde bulunulan tarih ile talebin kabul edildiği tarih arasında geçen 4 ayda emeklilik aylığı alamadığını belirterek talepte bulunduğu tarih ile talebinin kabul edildiği tarih arasında geçen süre içerisinde ülkede yaşanan yüksek enflasyon nedeniyle herhangi bir hak kaybı oluşup oluşmadığına ilişkin tespitler yapabilmek ve akabinde de hak arama özgürlüğü çerçevesinde ilgili yargı mercilerine başvurmak amacıyla SGK’dan talep ettiği bilgi ve

belgelerin verilmesini Kurumumuzdan talep ettiği ve Kurumumuzca 09/11/2023 tarih ve 2023/14333sayılı Dostane Çözüm Kararı verildiği, 12.1. Dostane Çözüm Kararında; Sosyal Güvenlik Kurumu Başkanlığından alınan 03/11/2023 tarihli ve

– – sayılı cevabi yazıda; “Sigortalının 31.10.2022 tarihli tahsis talebine istinaden tarafına 01.11.2022 tarihinden itibaren yaşlılık aylığı bağlanmıştır. 06.03.2023 tarihinde aylık bağlama işlemi gerçekleştirilmiş olup 01.11.2022 ila 06.03.2023 tarihleri arasında tarafına ödenmesi gereken perakende tutar olan 121.227,98 TL, 09.03.2023 tarihinde banka hesabına gönderilmiştir.

…Başvuranın 31.10.2022 tarihli yaşlılık aylığı talebinin incelenmesi üzerine; aylığın bağlanacağı statü 4/1-(a) olarak belirlenmiş fakat sigortalının 4/1-(a) hizmetlerinin yanında 15.04.1993 ila 14.04.1999 tarihleri arasında 4/1-(c) statüsünde geçmiş olan hizmetlerinin bulunduğu anlaşılmıştır. 4/1-(c)statüsünde geçmiş olan hizmetlerin temin edilerek hizmet birleştirme işleminin gerçekleştirilmesi amacıyla 17.11.2022 tarihinde, aylığı bağlayan ünite olan Sıhhiye Sosyal Güvenlik Merkezi tarafından hizmet isteme yazısı hazırlanmış, 4/1-(c) statüsündeki hizmetlerin başlangıç ve bitiş tarihleri ile bu hizmetlere ait kazançların tespit ve teyit işlemleri 06.03.2023 tarihinde tamamlanarak ilgili üniteye bildirilmiştir. İlgili ünite tarafından da bildirim yapılan gün olan 06.03.2023 tarihinde aylık bağlama işlemi gerçekleştirilerek başvuranın talep tarihi olan 31.10.2022 tarihini takip eden aybaşından itibaren yaşlılık aylığı bağlanarak birikmiş olan perakende tutar banka hesabına gönderilmiştir.”, ifade edildiği tespit edilmiştir.

13. Başvuruya konu uyuşmazlığın; emekli aylığı tarafına geç ödenen başvurana SGK tarafından faiz ödenip ödenmeyeceği noktasında toplandığı görülmektedir.

14. Geç ödenen emekli aylık ve/veya emekli ikramiyesine yasal faiz ödenmesi talebiyle Kurumumuza yapılmış başvurular bulunmaktadır (21/07/2017 tarihli 2017/428 Başvuru No’lu Tavsiye Kararı, 16/09/2019 tarihli ve 2019/6522 Başvuru No’lu Kısmen Tavsiye Kısmen Ret Kararı, 06/07/2020 tarihli 2020/575 Başvuru No’lu Tavsiye Kararı, 07/01/2021 tarihli ve 2020/91035 Başvuru No’lu Kısmen Tavsiye

Kısmen Ret Kararı). Bu çerçevede uygulanacak ilkelere 21/07/2017 tarihli ve 2017/428 Başvuru No’lu

Tavsiye Kararında şu şekilde yer verilmiştir:

14.1. Faiz, hukukumuzda 6098 sayılı Borçlar Kanunu ve 3095 Sayılı Kanuni Faiz ve Temerrüt Faizine

İlişkin Kanunda düzenlenmekle birlikte Kanunda tanımına yer verilmemiştir. Ancak öğreti ve yargı kararları ışığında faiz; “alacaklının nakdinden bir süre için yoksun kalması nedeni ile nakdin kullanılması

olanağını borçluya bırakması karşılığında elde ettiği, miktarı kanun ya da hukuki işlem ile belirlenmiş, para borçları bakımından özel olarak düzenlenen, tahsili için zararın ve kusurun varlığı şart olmayan bir tür tazminat, bir medeni semeredir.” (HELVACI Mehmet, Borçlar ve Ticaret Kanunu Bakımından Para

Borçlarında Faiz Kavramı, Beta Basım Yayım Dağıtım, İstanbul 2000, s. 65). Bu tanımdan yola çıkarak somut olayda faizi tanımlarsak; Sosyal Güvenlik Kurumunun tahsis işlemleri tamamlanmasına rağmen başvuranın emekli aylığının 11 ay sonra ödenmesi anına kadar geçen süre bakımından hak ettiği parayı kullanamaması nedeniyle, mahrum kalınan süreye bağlı olarak ödenmesini talep edebileceği bir karşılık ve tazminattır.

14.2. Yüksek yargı kararları incelendiğinde, Yargıtay 10. H.D. E. 2006/1347 K. 2006/10584. Sayılı ve

“Davacının 01.04.2003-17.06.2005 tarihleri arasında adına tahakkuk eden birikmiş yaşlılık aylıkları tutarlarına ay be ay, ödeme tarihine kadar işletilecek yasal faiz tutarlarından şimdilik … YTL´nin ödenmesine karar verilmesi” istemli kararında; “Alacaklının nakdinden bir süre için yoksun kalması nedeni ile nakdin kullanılması olanağını borçluya bırakması karşılığında elde ettiği, miktarı kanun ya da hukuki işlemle belirlenmiş, para borçları açısından özel olarak düzenlenen, tahsil için zararın ve kusurun varlığı şart olmayan bir tür tazminat, bir medeni semere olarak tanımlan faiz kavramı kapsamındaki temerrüt faizi de; muhtemel zararların giderilmesi amacıyla doğrudan doğruya yasa koyucu tarafından öngörülmüş bir karşılık olup, talep edilebilmesi için gerçekten bir zarar görülmüş olması GEREKLİ

DEĞİLDİR. Bu konuda borçluya bir ispat hakkı tanınmadığı gibi; borçlunun temerrüde düşmekte kusurlu olması da ŞART DEĞİLDİR. Borçlunun para borcunu zamanında ödememesi ve temerrüde düşmesi üzerine kanun gereği kendiliğinden işlemeye başlayan ve temerrüdün devamı müddetince varlığını sürdüren bir karşılık olarak, alacaklının aksi iddia olunmayan farazi zararının asgari oranda giderilmesine yönelik, para borcunun fer’isi niteliğindeki (BK. Md. 113/2 ve 131) faizin, asıl alacakla birlikte sona ermemesi için saklı tutulması, ya da, halin icabından saklı tutulduğunun anlaşılması da yasal BİR

GEREKLİLİKTİR.”

14.3. Yine Yargıtay 10. H.D.’nin 2008/20370 E., 2009/5184 K. sayılı ve yaşlılık aylığının geç bağlanması nedeniyle davacının uğradığı zararın giderilmesi talebiyle açılan davada verdiği kararında; “Zararın kapsamının saptanmasında Kurum işleminin niteliği ile davacının istek ve amacının göz önünde tutulması gerekir. Hal böyle olunca davacının mal varlığında husule gelen zarar, davacıya bağlanması gereken yaşlılık aylığıdır. Ayrıca alacaklının nakdinden bir süre için yoksun kalması nedeni ile nakdin kullanılması olanağını borçluya bırakması karşılığında, elde ettiği, miktarı kanun ya da hukuki işlem ile belirlenmiş,

para borçları açısından özel olarak düzenlenen, tahsil için zararın ve kusurun varlığı şart olmayan bir tür tazminat, bir medeni semere olarak tanımlanan faiz kavramı kapsamındaki muhtemel zararların giderilmesi amacıyla doğrudan doğruya yasa koyucu tarafından öngörülmüş bir karşılık olup, talep edilebilmesi için gerçekten bir zarar görülmüş olmayan faiz olarak belirlenen temerrüt faizi de zarar içinde mütalaa edilmelidir. Davacının asıl alacağı tahsili sırasında açıkça faiz hakkını saklı tutması (ihtirazı kayıt) karşısında davalı Kurumun yasal faizle sorumlu tutulacağı açıktır.” hükmünü kurduğu görülmektedir.

14.4. Yapılan bu değerlendirme neticesinde; Kurumun kusurlu işlemi sonucu, sosyal güvenlik mevzuatlarında düzenlenen yaşlılık aylığından yararlanma şartlarını yerine getirilmesi ile yaşlılık aylığına hak kazanıldığı, yaşlılık aylığının konusunu para borcunu oluşturulması ve kişilere ödenecek bu paranın hangi usul ve esaslara göre hesaplanacağının Kanun tarafından belirlenmiş olması, (bu para borçlarının belirlenebilir nitelikte oldukları), hak kazanılan yaşlılık aylıkları bakımından Kurumun aylıkları zamanında ve eksiksiz bağlama borcuna aykırı davrandığı durumlarda Yargıtay’ın yerleşik içtihatlarında da belirtildiği üzere Kurumun temerrüt faizi ile sorumlu olduğu sonucuna varılmıştır.

14.5. Yüksek yargının istikrar kazanmış içtihatlarının aksine Kurumun asıl alacak öderken mevzuatta açık düzenleme olmadığı gerekçesiyle kendiliğinden faiz ödememesi, bu hususun yargılamaya konu olmasına ve yine istikrar kazanmış yargı kararları uyarınca ilave yargılama gideri ve vekâlet ücreti ödemek yanında yargı yükünün artmasına ve vatandaşların da yargılama sürelerinin uzunluğu nedeniyle mağduriyet yaşamasına neden olmakta, diğer bir deyişle Kurumun ödemek zorunda olduğu miktar giderek artmakta ve bu da Kurum için ayrı bir gider kalemi oluşturmaktadır.”

14.6. Bununla birlikte, mülkiyet hakkı kapsamında alacağın geç ödenmesi durumunda arada geçen sürede enflasyon nedeniyle paranın değerinde oluşan hissedilir aşınma ile mülkiyetin gerçek değeri azaldığı gibi bu bedelin tasarruf veya yatırım aracı olarak getirisinden yararlanma imkânı da bulunmamakta, bu şekilde kişiler mülkiyet haklarından mahrum edilerek haksızlığa uğratılmaktadır (AYM, E.2008/58, K.2011/37, 10/2/2011). Anayasa Mahkemesince kanun koyucunun bir hak olarak öngördüğü veya kamu borcu hâline gelmiş ödemelerin geç yapılması nedeniyle mağdur olunduğu iddiasıyla yapılan başvurularda, alacakta veya hakka konu bedelde meydana gelen değer aşınmalarının başvurucular üzerinde orantısız bir yük oluşturması hâlinde mülkiyet hakkının ihlaline karar verilmiştir (Mehmet

Akdoğan ve diğerleri; Akel Gıda San. ve Tic. A.Ş., B. No: 2013/28, 25/2/2015).

14.7. Paranın enflasyon karşısında yitirilen değerini telafi eden araçlardan biri de faizdir. Bu sebeple alacağın geç ödenmesi sebebiyle parada oluşan değer kaybı, borçlu aleyhine faize hükmedilmek suretiyle kısmen veya tamamen giderilebilir (Necat Coşkun, B. No: 2018/2994, 8/9/2021, § 62).

14.8. Bu çerçevede Anayasa Mahkemesi, bir memurun görevden uzaklaştırıldığı dönemde aylıklarından kesilen tutarların faiziyle ödenmesi talebinin faiz ödenmesini öngören bir hükmün bulunmadığı gerekçesiyle mahkemece reddedilmesi üzerine yapılan bir başvuruda, Anayasa’nın 35. maddesinde güvence altına alınan mülkiyet hakkının, kamu otoritelerince mülke erişimin ve mülkün kullanılmasının engellenmesi sebebiyle oluşan zararların karşılanmasını gerektirdiğini, mahkemenin bireylerin idari işlemden kaynaklanan zararının (paranın enflasyon karşısında yitirilen değerinin) karşılanmasını açık bir kanuni hükmün varlığına bağlayan görüşünün idare hukukunda bir temelinin bulunup bulunmadığı bir yana

Anayasa’nın 35. maddesiyle açık bir çelişki içinde olduğunu belirtmiştir (Necat Coşkun, B. No: 2018/2994, 8/9/2021, § 62-64).

15. Diğer taraftan Kurumumuz tarafından yukarıdaki paragraflarda da atıf yapılan benzer nitelikteki uyuşmazlıklar üzerine başvuranlara faiz ödenmesine yönelik Tavsiye Kararlarına Sosyal Güvenlik Kurumu

Başkanlığınca verilen cevabi yazılarda, “…yapılan ödemelere ilişkin olarak Kurumumuzca ayrıca yasal faiz ödenmesine imkân tanıyacak bir hükmün bulunmaması nedeniyle, Tavsiye Kararının bu bölümünün uygulanmasına kanunen imkân bulunmamaktadır.” denilerek bu konuda yasal düzenleme yapılması gerektiği aksi halde ödeme yapılamayacağı belirtilmekte olup bu cevap istikrar kazanmıştır. Keza mevcut başvuru ile ilgili olarak 2.6. numaralı parafta belirtilen idare cevabında da aynı hususun tekrar edildiği görülmüştür.

16. Bu kapsamda, idarenin işlemlerinden kaynaklanan sebeplerle geciken emekli aylığı ödemelerine faiz uygulanmasına yönelik 21/07/2017 tarihli ve 2017/428 Başvuru No’lu ve sonraki Tavsiye Kararları dikkate alınarak, gerekli yasal düzenlemelerin hazırlanması hususunda gerekli çalışmaların yapılması gerektiği sonucuna varılmıştır.

17. Kurumumuzca yapılan değerlendirme neticesinde; yukarıda yer verilen yargı kararları

Kurumumuzun tavsiye kararları ve yapılan açıklamalar ışığında, başvuranın SGK tarafından yapılan

ödemeye ilişkin faiz talebinin reddedilmesinin hukuka ve hakkaniyete uygun olmadığı sonuç ve kanaatine varılmıştır.

B. İyi Yönetim İlkeleri Yönünden Değerlendirme

18. İyi yönetim ilkelerine 28/03/2013 tarihli ve 28601 mükerrer sayılı Resmi Gazetede yayımlanan Kamu

Denetçiliği Kurumu Kanununun Uygulanmasına İlişkin Usul ve Esaslar Hakkında Yönetmelik’in “İyi yönetim ilkeleri” başlıklı 6. maddesinde yer verilmiş olup; ilgili idarenin, Kurumumuzun bilgi ve belge talebine süresi içinde cevap vermediği bu anlamda ‘makul sürede karar verme’, ilkesine, ayrıca şikâyetçiye verdiği cevapta hangi sürede hangi mercilere başvurabileceğini göstermediği bu nedenle “karara karşı başvuru yollarının gösterilmesi” ilkesine uymadığı tespit edildiğinden, İdarenin bahse konu ilkelere uygun davranması önerilmektedir.

VI. HAK ARAMA ÖZGÜRLÜĞÜNE İLİŞKİN AÇIKLAMA

19. 6328 sayılı Kanun’un 21 inci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca, bu Tavsiye Kararının tebliğ tarihinden itibaren 30 gün içinde idare tarafından herhangi bir eylem ya da işlem tesis edilmezse varsa dava açma süresinden kalan süre işlemeye devam edecek olup İdare Mahkemelerinde yargı yolu açıktır.

VII. KARAR

Açıklanan gerekçelerle, BAŞVURUNUN KABULÜNE,

İlgililerin aylık ve/veya ikramiyelerinin geç ödenmesi nedeniyle faiz talebinde bulunmaları halinde ayrıca yargı organlarınca verilecek bir karar aranmasını gerektirmeyecek şekilde faiz düzenlemesi yapılması hususunda gerekli çalışmaların başlatılması hususunda SOSYAL GÜVENLİK KURUMU

BAŞKANLIĞINA TAVSİYEDE BULUNULMASINA,

6328 sayılı Kamu Denetçiliği Kurumu Kanununun 20 nci maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca; SOSYAL

GÜVENLİK KURUMU BAŞKANLIĞI tarafından bu karar üzerine tesis edilecek işlemin otuz gün içinde

Kurumumuza bildirilmesinin zorunlu olduğuna,

Kararın BAŞVURANA ve SOSYAL GÜVENLİK KURUMU BAŞKANLIĞINA tebliğine;

Türkiye Cumhuriyeti Kamu Başdenetçisi’nce karar verildi.

Şeref MALKOÇ

Kamu Başdenetçisi