ÖZET: Başvuran, Çanakkale Bakım Onarım ve İstihkâm Komutanlığında görev yaparken, Ordonat Grup Komutanlığına yapılan görevlendirmelerin memuriyet mahalli dışında olması nedeniyle geçici görev yolluğu talep etmiş, ancak bu talebi idare tarafından reddedilmiştir. İdare, başvuranın usulsüz müracaatta bulunduğunu belirterek kınama cezası vermiştir. Başvuran, bu cezanın iptalini talep ederken, sürecin hukuka uygun olmadığını ve tarafsızlık ilkesinin ihlal edildiğini öne sürmüştür.

Danıştay, başvuranın geçici görev yolluğu talebinin reddinin ve kınama cezasının verilmesinin hukuka uygun olduğunu belirtmiş, ancak kınama cezasının geri alınması yönünde idareye tavsiyede bulunmuştur. Bu karar, idarenin hukuka uygun hareket etmesi gerektiğini vurgulamakta ve disiplin işlemlerinin adil bir şekilde yürütülmesi gerektiğini ortaya koymaktadır. Başvuranın talepleri kısmen kabul edilmiştir.

TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ KAMU DENETÇİLİĞİ KURUMU (OMBUDSMANLIK)

SAYI : 2020/6020-S.20.9586

BAŞVURU NO : 2019/18356

KARAR TARİHİ : 15/04/2020

KISMEN TAVSİYE KISMEN RET KARARI ,TCKN:

Adres:

BAŞVURUYA KONU İDARE : DENİZ KUVVETLERİ KOMUTANLIĞI

Başvuranın geçici görev yolluğu talebi ile buna ilişkin

BAŞVURUNUN KONUSU :

verilen kınama disiplin cezasının iptali hakkındadır.

BAŞVURU TARİHİ : 18/10/2019

I. BAŞVURANIN İDDİA VE TALEPLERİ

1) Başvuranın; Kurumumuza birbiriyle bağlantılı olarak yaptığı, 15/10/2019 ve

tarihli olmak üzere 2 başvurusunun bulunduğu tespit edilmiştir.

2) Başvuran, 15/10/2019 tarihli başvurusunda özetle; Millî Savunma Bakanlığı Deniz

Kuvvetleri Komutanlığı Çanakkale Boğaz Komutanlığına bağlı Çanakkale Bakım Onarım ve

İstihkâm Komutanlığında teknik hizmetler sınıfında inşaat yüksek mühendisi olarak görev yaptığını, Çanakkale ili Lapseki ilçesi Umurbey beldesine (Ordonat Grup Komutanlığına)

yapılan görevlendirmelerin memuriyet mahalli dışında olması sebebiyle yazılı ve harcırahlı yapılması yönündeki sözlü müracaatlarına Çanakkale Bakım Onarım İstihkam Komutanlığı tarafından herhangi bir cevap verilmediğini, Komutanlıktaki tüm idari başvuru yollarını sözlü ve yazılı olarak tüketmiş olması sebebiyle bu kez müracaatını bir üst makam olan Çanakkale

Boğaz Komutanlığına yaptığını, yaptığı bu müracaatın usulsüz müracaat olarak değerlendirilmesi sebebiyle dilekçesinin tarafına iade edildiğini, Çanakkale Valiliği

Defterdarlık Müdürlüğü’nün 24.09.2019 tarih ve sayılı ve “Memuriyet mahalli” konulu yazısına istinaden Defterdarlık müdürlüğünden şifai olarak Umurbey beldesinin

Ordonat Grup Komutanlığının memuriyet mahalli dışında olduğunu öğrendiğini, bu konuda yazılı taleplerine rağmen Defterdarlık Müdürlüğüne görüş sorulmadığını ifade ve iddia ederek geçici görev yolluğu ve yazılı görevlendirmesinin yapılmaması mağduriyetinin giderilmesini talep etmektedir.

3) Başvuran, tarihli başvurusunda özetle; Çanakkale Boğaz Komutanlığına

görev yolluğu hususunda dilekçe ile yaptığı başvurusunun Tğm. tarafından

“usulsüz müracaat ve şikayette bulunma” olarak değerlendirilerek savunmasının istendiğini, olayın tespitini 24.07.2019 tarihinde yapmış olmasına rağmen savunmasını 08/10/2019 tarihinde yani 76 gün sonra istediğini, bu durumun Kanunla belirlenen 30 günlük sürenin aşılmış olduğunu gösterdiğini, yaşanan bu süreçte bağlı bulunduğu sendikanın (SİMESEN)

29/07/2019 tarihli “yaşanan sorun ve mağduriyetler” konulu yazısı ile Çanakkale Boğaz

Komutanlığına talepte bulunduğunu, dilekçesine işlem yapmayan Komutanlığın bu yazı üzerine işlem başlattığını, soruşturma heyetinin kendisiyle hiç görüşmediğini sadece bilgi alma tutanağını doldurmasının istendiğini, savunmasında konuyu ayrıntıları ile açıklamış olması ve başvuru/şikayetlerini TSK İç Hizmet Kanununda belirtilen hususlara uygun olarak yapmış olmasına rağmen KINAMA Cezasının tarafına tebliğ edildiğini, birinci sicil amiri Tğm.

’nin kınama cezasını Boğaz Komutanlığının yaptığı soruşturma neticesinde verdiğini, disiplin amiri olarak herhangi bir soruşturma yapmadığını, arasında husumet söz konusu iken

Tğm. ’nin tarafsızlığından söz edilemeyeceğini, tarafına verilen disiplin cezasının hakkaniyetle bağdaşmadığını ifade ve iddia ederek KINAMA cezasının iptalini talep etmektedir.

II. İDARENİN BAŞVURUYA İLİŞKİN AÇIKLAMALARI

2) Kurumumuzun 08/11/2019 tarih ve sayılı bilgi ve belge talebi konulu yazısına

istinaden Deniz Kuvvetleri Komutanlığı tarafından Kurumumuza gönderilen 17/12/2019 tarih ve sayılı cevabi yazıda özetle;

2.1) Başvuru konusu olan geçici görev yolluğunun verilmesi talebine ilişkin olarak yapılan

incelemede; Harcırah Kanunu Genel Tebliği (Seri No:41) 5’inci maddesinde “Ulaşımı düzenli olarak kurumlarınca sağlanan servis araçlar veya bu mahiyetteki taşıt araçları ile her gün gidiş ve dönüş olmak üzere ulaşım sağlanan yerler, memuriyet mahalli kapsamında değerlendirilir” şeklinde hükmün yer aldığı, Çanakkale Ordonat Grup Komutanlığı’nın bulunduğu mahallin

Çanakkale Merkez İlçesinin devamı niteliğinde olduğu, Ordonat Grup Komutanlığınca günlük olarak kamu araçları vasıtası ile personel servisi yapıldığı, ayrıca Çanakkale Bakım

Onarım ve İstihkam Komutanlığı tarafından İhtiyaç/talep halinde araç görevlendirilmesi yapılarak personel ve malzeme nakli sağlandığı dikkate alındığında; Çanakkale Ordonat Grup

Komutanlığının bulunduğu mahallin (Umurbey Beldesi) burada görev yapan SubayAstsubay-Uzm. Erbaş- personel açısından memuriyet mahalli tanımı içerisinde yer aldığı ve bu nedenle başvuranın geçici görev yolluğu almaya hakki bulunmadığı,

2.2) Başvuru konusu olan kınama cezasına ilişkin olarak; söz konusu usulsüz müracaat

disiplinsizliği, komutanlığımız tarafından 23.07.2019 tarihinde öğrenilmiş olup; Çanakkale

Boğaz Komutanlığından 05 Ağustos 2019 tarihinde Disiplin Soruşturulması yapılması hususu talep edilmiş dolayısıyla 657 Sayılı Devlet Memurları Kanunu’nun 127’nci maddesinde gösterilen bir aylık süreye riayet edildiği, yapılan İdari Tahkikat Sonuç Raporu 26 Eylül 2019 tarihinde Çanakkale Bakım Onarım ve İstihkam Komutanlığına ulaştığı, disiplin dosyası 26

Eylül 2019 tarihinde İşletme Amirliğine gönderildiği, İşletme Amirliği tarafından 04 Ekim

2019 tarihinde 1. Sicil Amiri ve Disiplin Amiri olan Pl.Prog.Kont.Keşİf ve İhale Kısım

Amirliğine gönderildiği, l.Sicil Amiri tarafından 7 Ekim 2019 tarihinde ilgili personelden savunma İstendiği, 17 Ekim 2019 tarihinde sicil amiri tarafından Kınama cezasının verildiği,

657 Sayılı Devlet Memurları Kanununun 128’inci maddesinde belirtilen ve disiplin amiri

tarafından disiplin cezası tesis edilmesi için yasada belirlenen 15 günlük süreye riayet edildiğinden kınama cezasının verilmesinde hukuka aykırılık bulunmadığı değerlendirilmiştir.

2.3) Çanakkale Bakım Onarım ve İstihkâm Komutanlığının konuyla ilgili

değerlendirmelerinde;

2.3.1) Başvuranın geçici görev yolluğu ile ilgili idareye vermiş olduğu 31.05.2019, 12.07.2019

ve 23.07.2019 tarihli dilekçelerinin bulunduğu, Defterdarlık Müdürlüğüne görüş sorulup sorulmadığı bilgisine istinaden Komutanlıkta görevli Subay-Astsubay-Uzman Erbaş ve Devlet

Memuru personelin maaş ve harcırah işlemleri, Çanakkale Boğaz Komutanlığı bağlısı Lojistik

Şube Müdürlüğü gerçekleştirildiği, bu çerçevede konuya ilişkin olarak Çanakkale Boğaz

Komutanlığına görüş sorulduğu, Çanakkale Boğaz Komutanlığı tarafından iddialara yönelik olarak yaptırılan idari tahkikatta görev yolluğu ve memuriyet mahalline yönelik de ayrıntılı inceleme yapıldığı, İdari Tahkikat Raporunun kanaat kısmında söz konusu geçici görev yolluğu ödenmesinin mümkün olmadığı belirtildiği,

2.3.2) Bu kapsamda Çanakkale Ordonat Grup Komutanlığı’nın bulunduğu mahal Çanakkale

Merkez ilçesinin hemen devamı niteliğinde olduğu, hem Ordonat Grup Komutanlığınca günlük olarak kamu araçları vasıtası ile personel servisi yapılmakta olduğu hem de Çanakkale Bakım

Onarım ve İstihkam Komutanlığı tarafından ihtiyaç/talep halinde araç görevlendirilmesi yapılarak personel ve malzeme nakli sağlandığı, konuya ilişkin günlük olarak personel servisinin Çanakkale Ordonat Grup Komutanlığınca düzenlendiği, belirtilen hususlar neticesinde Çanakkale Ordonat Komutanlığının bulunduğu mahal (Umurbey Beldesi)

Komutanlığımızda görevli Subay-Astsubay-Uzman Erbaş-Devlet memuru personel için memuriyet mahalli tanımı içerişinde yer aldığı, Çanakkale Ordonat Grup Komutanlığı’nın şehir içi trafik durumuna bağlı olarak Çanakkale Bakım İstihdam Komutanlığından takriben 10-15 dakikalık mevkide olduğu, Çanakkale Ordonat Grup Komutanlığı giriş/çıkış kayıtlarından esas alınarak hazırlanan “Çanakkale Ordonat Grup Komutanlığı Lumbarağzı (Giriş kapısı) çizelgesinde başvuranın 10.01.2019, 05.02.2019 ve 20.05.2019 tarihlerinde olmak üzere 3 defa gitmiş olduğu, kalış süresi dikkate alındığında öğleden önce ayrılmış olduğu, 6245 sayılı Harcırah Kanunu ve 13/01/2018 tarihli Harcırah tebliği hükümleri gereği başvuranın talebine istinaden Çanakkale Ordonat Grup Komutanlığında yapılan görevlendirmeye, Çanakkale Bakım Onarım İstihkam Komutanlığına ait askeri araç ile gidilip gelinmesi, görev süresinin kısa olması nedeniyle iaşe/ibate gideri olmaması nedenleri ile harcırah verilmesinin kamu zararına yol açacağının değerlendirildiği,

2.3.3) Başvuru konusu olan kınama cezasına ilişkin olarak ise; söz konusu suçun Çanakkale

Bakım Onarım İstihkam Komutanlığı tarafından 23/07/2019 tarihinde öğrenildiği, 657 sayılı

Devlet Memurları Kanunu’nun 127 inci maddesi; “Bu Kanunun 125 inci maddesinde sayılan fiil ve halleri işleyenler hakkında, bu fiil ve hallerin işlendiğinin öğrenildiği tarihten itibaren” hükmü gereği Çanakkale Boğaz Komutanlığına 05/08/2019 tarihinde Disiplin Soruşturması yapılması hususunun talep edildiği, İdari Tahkikat Sonuç Raporu 26/09/2019 tarihinde

Çanakkale Bakım Onarım ve İstihkam Komutanlığına ulaştığı, disiplin dosyasının 26/09/2019 tarihinde işletme amirliğine gönderildiği, işletme amirliği tarafından 04/10/2019 tarihinde 1’inci sicil amiri ve disiplin amiri olan Plan, Program Kontrol Keşif ve İhale Kısım Amirliğine gönderildiği, 1 inci sicil amiri tarafından ilgili personelden bu kapsamda savunma istendiği, sonuç olarak 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu’nun 127’nci maddesinde yer aldığı üzere 1 ay içerisinde soruşturmaya başlandığı ve 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu’nun 128’inci maddesinde yer aldığı üzere 15 gün içerisinde cezai işlem uygulandığı ve iki yıllık zamanaşımına uğramadığı, Belirtilmiştir.

III. İLGİLİ MEVZUAT

3) Anayasamızın;

3.1) “Dilekçe, Bilgi Edinme ve Kamu Denetçisine Başvurma Hakkı” başlıklı 74’üncü

maddesinin üçüncü ve dördüncü fıkralarında; “Herkes, bilgi edinme ve kamu denetçisine başvurma hakkına sahiptir. Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına bağlı olarak kurulan

Kamu Denetçiliği Kurumu idarenin işleyişiyle ilgili şikâyetleri inceler.”,

3.2) “Genel ilkeler” başlıklı 128 inci maddesinde; “Memurların ve diğer kamu görevlilerinin

nitelikleri, atanmaları, görev ve yetkileri, hakları ve yükümlülükleri, aylık ve ödenekleri ve diğer özlük işleri kanunla düzenlenir. Ancak, malî ve sosyal haklara ilişkin toplu sözleşme hükümleri saklıdır”

4) 14/6/2012 tarihli ve 6328 sayılı Kamu Denetçiliği Kurumu Kanunu’nun “Kurumun

Görevi” başlıklı 5 inci maddesinin birinci fıkrasında; “Kurum, idarenin işleyişiyle ilgili şikayet üzerine, idarenin her türlü eylem ve işlemleri ile tutum ve davranışlarını; insan haklarına dayalı adalet anlayışı içinde, hukuka ve hakkaniyete uygunluk yönlerinden incelemek, araştırmak ve idareye önerilerde bulunmakla görevlidir.”,

5) 1/11/1984 tarihli 3071 sayılı Dilekçe Hakkının Kullanılmasına Dair Kanunu’nun,

5.1) “Kapsam” başlıklı 2’inci maddesinde; “Bu Kanun, Türk vatandaşları ve Türkiye’de

ikamet eden yabancılar tarafından Türkiye Büyük Millet Meclisi ile idarî makamlara yapılan dilek ve şikâyetler hakkındaki başvuruları kapsar.”,

5.2) “Dilekçe Hakkı” başlıklı 3’üncü maddesinde; “Türk vatandaşları kendileriyle veya

kamu ile ilgili dilek ve şikayetleri hakkında, Türkiye Büyük Millet Meclisine ve yetkili makamlara yazı ile başvurma hakkına sahiptirler.”,

5.3) “Dilekçenin incelenmesi ve sonucunun bildirilmesi” başlıklı 7’inci maddesinde; “Türk

vatandaşlarının ve Türkiye’de ikamet eden yabancıların kendileri ve kamu ile ilgili dilek ve şikâyetleri konusunda yetkili makamlara yaptıkları başvuruların sonucu veya yapılmakta olan işlemin safahatı hakkında dilekçe sahiplerine en geç otuz gün içinde gerekçeli olarak cevap verilir. İşlem safahatının duyurulması halinde alınan sonuç ayrıca bildirilir.”,

6) 14/07/1965 tarihli ve 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu’nun,

6.1) “Amir durumda olan devlet memurlarının görev ve sorumlulukları” başlıklı 10 uncu

maddesinin ikinci maddesinde; “Amir, maiyetindeki memurlara hakkaniyet ve eşitlik içinde davranır. Amirlik yetkisini kanun ve diğer mevzuatta belirtilen esaslar içinde kullanır.”

6.2) “Müracaat, şikayet ve dava açma” başlıklı 21’inci maddesinde; “Devlet memurları

kurumlarıyla ilgili resmi ve şahsi işlerinden dolayı müracaat; amirleri veya kurumları tarafından kendilerine uygulanan idari eylem ve işlemlerden dolayı şikayet ve dava açma hakkına sahiptirler.

Müracaat ve şikayetler söz veya yazı ile en yakın amirden başlayarak silsile yolu ile şikayet edilen amirler atlanarak yapılır.

Müracaat ve şikayetler incelenerek en kısa zamanda ilgiliye bildirilir. Müracaat ve şikayetlerle ilgili esas ve usuller Cumhurbaşkanınca hazırlanacak bir yönetmelikle düzenlenir.”

6.3) “Disiplin amiri ve disiplin cezaları” başlıklı 124’üncü maddesinde; “Disiplin amirleri;

kurumların kuruluş ve görev özellikleri dikkate alınarak Devlet Personel Başkanlığı’nın görüşüne dayanılarak özel yönetmeliklerinde tayin ve tesbit edilecek amirlerdir. Kamu hizmetlerinin gereği gibi yürütülmesini sağlamak amacı ile kanunların, Cumhurbaşkanlığı kararnamelerinin ve yönetmeliklerin Devlet memuru olarak emrettiği ödevleri yurt içinde veya dışında yerine getirmeyenlere, uyulmasını zorunlu kıldığı hususları yapmayanlara, yasakladığı işleri yapanlara durumun niteliğine ve ağırlık derecesine göre 125 inci maddede sıralanan disiplin cezalarından birisi verilir.”, 6.4)“Disiplin cezalarının çeşitleri ile ceza uygulanacak fiil ve haller” başlıklı 125’inci maddesinde; “Devlet memurlarına verilecek disiplin cezaları ile her bir disiplin cezasını

gerektiren fiil ve haller şunlardır:

A – Uyarma : Memura, görevinde ve davranışlarında daha dikkatli olması gerektiğinin yazı ile

bildirilmesidir. Uyarma cezasını gerektiren fiil ve haller şunlardır:

…

d) Usulsüz müracaat veya şikayette bulunmak, …

B – Kınama : Memura, görevinde ve davranışlarında kusurlu olduğunun yazı ile bildirilmesidir.

…

Disiplin cezası verilmesine sebep olmuş bir fiil veya halin cezaların özlük dosyasından silinmesine ilişkin süre içinde tekerrüründe bir derece ağır ceza uygulanır. Aynı derecede cezayı gerektiren fakat ayrı fiil veya haller nedeniyle verilen disiplin cezalarının üçüncü uygulamasında bir derece ağır ceza verilir.

Geçmiş hizmetleri sırasındaki çalışmaları olumlu olan ve ödül veya başarı belgesi alan memurlar için verilecek cezalarda bir derece hafif olanı uygulanabilir…”

6.5) “Disiplin cezası vermeye yetkili amir ve kurullar” başlıklı 126’ıncı maddesinde;

“Uyarma, kınama ve aylıktan kesme cezaları disiplin amirleri tarafından; kademe ilerlemesinin durdurulması cezası, memurun bağlı olduğu kurumdaki disiplin kurulunun kararı alındıktan sonra, atamaya yetkili amirler il disiplin kurullarının kararlarına dayanan hallerde Valiler tarafından verilir.”,

6.6) “Zamanaşımı” başlıklı 127’inci maddesinde; “Bu Kanunun 125 inci maddesinde sayılan

fiil ve halleri işleyenler hakkında, bu fiil ve hallerin işlendiğinin öğrenildiği tarihten itibaren; a) Uyarma, kınama, aylıktan kesme ve kademe ilerlemesinin durdurulması cezalarında bir ay içinde disiplin soruşturmasına, …

Başlanmadığı takdirde disiplin cezası verme yetkisi zamanaşımına uğrar. Disiplin cezasını gerektiren fiil ve hallerin işlendiği tarihten itibaren nihayet iki yıl içinde disiplin cezası verilmediği takdirde ceza verme yetkisi zamanaşımına uğrar.”,

6.7) “Karar süresi” başlıklı 128’inci maddesinde; “Disiplin amirleri uyarma, kınama ve

aylıktan kesme cezalarını soruşturmanın tamamlandığı günden itibaren 15 gün içinde vermek zorundadırlar.”,

6.8) “İtiraz” başlıklı 135’inci maddesinde; “Disiplin amirleri tarafından verilen uyarma,

kınama ve aylıktan kesme cezalarına karşı disiplin kuruluna, kademe ilerlemesinin durdurulması cezasına karşı yüksek disiplin kuruluna itiraz edilebilir. İtirazda süre, kararın ilgiliye tebliği tarihinden itibaren yedi gündür. Süresi içinde itiraz edilmeyen disiplin cezaları kesinleşir. İtiraz mercileri, itiraz dilekçesi ile karar ve eklerinin kendilerine intikalinden itibaren otuz gün içinde kararlarını vermek zorundadır. İtirazın kabulü hâlinde, disiplin amirleri kararı gözden geçirerek verilen cezayı hafifletebilir veya tamamen kaldırabilirler.

Disiplin cezalarına karşı idari yargı yoluna başvurulabilir.”,

6.9) “Yolluk giderleri ve gündelikleri” başlıklı 177’inci maddesinde; “Bu Kanun

hükümlerine tabi Devlet memurlarından bir görevin ifası için sürekli veya geçici olarak görev yerinden ayrılanların yol giderleri ve gündelikleri, yolluklar hakkındaki özel kanun hükümlerine göre ödenir.”

7) 04/01/1961 tarihli ve 211 sayılı İç Hizmet Kanunu’nun,

7.1) “I – Müracaatlar” başlıklı 25 inci maddesi; “Her asker resmi ve şahsi işlerinden dolayı

müracaatını söz veya yazı ile en yakın amirinden başlayarak silsile yolu ile yapar.

Müracaatlar takip ve tahkik ve bir karara bağlanarak neticesi müracaat sahibine mümkün olan en kısa zamanda mutlaka bildirilir. Ancak; bu müddet hiçbir halde bir ayı geçemez.

Birden fazla kimselerin toplu olarak söz veya yazı ile müracaatları yasaktır.”

7.2) “II – Şikayetler” üst başlıklı 26 ıncı maddesi; “ Her asker, gerek hizmete ve gerek zati

işlerine ait kanun ve nizamların kendisine vermiş olduğu hak ve salahiyetler her hangi bir surette haksız olarak ihlal edilirse veya ihlal edildiğini zannederse şikayet etmek hakkını haizdir.”

7.3) “II – Şikayetler” üst başlıklı 27 ıncı maddesi; “Şikayet söz veya yazı ile en yakın amire

yapılır. Eğer bu amirden şikayet olunacaksa bir derece üstündeki amire yapılır ve bunun gibi her şikayet edilen amir geçilir. Sözle yapılan şikayetler bir zabıtla tespit olunur.”

7.4) “II – Şikayetler” üst başlıklı 29 ıncı maddesi; “Şikayet reddedildiği takdirde, şikayetçiye

bu yüzden ceza verilmez. Ancak şikayet ederken şikayetçi bir suç işlemiş veya bir disiplin tecavüzünde bulunmuşsa ayrıca mesul olur.”

7.5) “II – Şikayetler” üst başlıklı 30 ıncı maddesi; “Şikayetler ve itirazlar mutlaka tahkik

olunarak bir karara bağlanır ve neticesi şikayet edene ve lüzum görülürse şikayet olunana mümkün olan en kısa zamanda bildirilir. Ancak bu müddet hiçbir halde bir ayı geçemez. Adli tahkikata mevzu olan şikayet ve itirazlar hakkında Ceza ve Usul kanunlarındaki hükümler mahfuzdur.”

7.6) “II – Şikayetler” üst başlıklı 31 inci maddesi; “Bir şikayet üzerine karar vermek

selahiyeti, şikayetin müstenit olduğu vaka hakkında şikayet olunana disiplin cezası vermek salahiyetini haiz olan ilk disiplin amirine verilmiştir. O amirin vereceği karar aleyhine gerek şikayet eden ve gerekse şikayet olunan, mertebeler silsilesi yolu ile daha yüksek amirlere itiraz edebilir.”

7.7) “U) SİLAHLI KUVVETLERDE ÇALIŞAN SİVİL PERSONEL” ana başlıklı 115 inci

maddesi: “Silahlı Kuvvetlerde çalışan sivil memur, müstahdem, müteferrik müstahdem ve gündelikçi sivil personel bu kanunun askerlere tahmil ettiği sorumluluk ve hizmetlerin ifası

bakımından:

a) Amir vazifesi alanlar; maiyetindeki bütün askeri ve sivil personele hizmetin icap ettirdiği

emirleri verebilir. (Mülga ikinci ve üçüncü cümle: 3/10/2016-KHK-676/53 md.; Aynen kabul:

1/2/2018-7070/46 md.)(…)

b) Bütün sivil personel emrinde çalıştıkları askeri amirlere karşı ast durumunda olup bu kanunun 14 üncü maddesinin asta tahmil ettiği vazifeleri aynen yapmaya mecburdurlar.”

7.8) 116 ncı maddesi : “Sivil personelin, bu kanunun askerlere tanıdığı hak ve salahiyetlerden

faydalanmaları ve mükellefiyetleri yerine getirmeleri aşağıdaki esaslar dahilinde olur:

a) Bu Kanunun müracaat ve şikayet bölümlerinde gösterilen usul, hak ve kayıtlara aynen tabidirler…”

8) 10/02/1954 tarihli ve 6245 sayılı Harcırah Kanunu’nun,

8.1) “Tarifler” başlıklı 3’üncü maddesinin “g” bendi; “…Memuriyet mahalli: Memur ve

hizmetlinin asıl görevli olduğu veya ikametgâhının bulunduğu şehir ve kasabaların belediye sınırları içinde bulunan mahaller ile bu mahallerin dışında kalmakla birlikte yerleşim özellikleri bakımından bu şehir ve kasabaların devamı niteliğinde bulunup belediye hizmetlerinin götürüldüğü, büyükşehir belediyelerinin olduğu illerde ise il mülki sınırları içinde kalmak kaydıyla memur ve hizmetlinin asıl görevli olduğu veya ikametgâhının bulunduğu ilçe belediye sınırları içinde kalan ve yerleşim özellikleri bakımından bütünlük arz eden yerler ile belediye sınırları dışında kalmakla birlikte yerleşim özellikleri bakımından bu yerlerin devamı niteliğindeki mahaller ve kurumlarınca sağlanan taşıt araçları ile gidilip gelinebilen yerleri;… h. Başka yer: Yukarıda (g) fıkrasında yazılı memuriyet mahalli dışındaki yerleri; İfade eder.”

8.2) “Harcırah verilecek kimseler” başlıklı 4’üncü maddesinin birinci fıkrası; “1. Bu

Kanun kapsamına giren kurumlarda çalışan memur ve hizmetliler ile aile fertlerine ve aynı kurumlarda fahri olarak çalışanlara;…harcırah verilir.”,

8.3) “Muvakkat vazife harcırahı (Yol masrafı ve yevmiye)” başlıklı 14’üncü maddesi;

“Aşağıda gösterilen memur ve hizmetlilere muvakkat vazife harcırahı olarak yol masrafı ile yevmiye verilir ve hamal (Cins ve adedi beyannamede gösterilmek suretiyle) bagaj ve ikametgah veya vazife mahalli ile istasyon, iskele veya durak arasındaki nakil vasıtası masrafları da ayrıca tediye olunur: 1. Birinci maddede yazılı kurumlara ait bir vazifenin ifası maksadıyla muvakkaten yurt içinde veya dışında başka bir yere gönderilenlere 2. Yeni ve eski memuriyetlerine mütaallik bir meseleden dolayı bu kanuna tabi kurumlarca açılan bir dava sebebiyle sanık veya davalı olarak (İşten el çektirilmiş olsun veya olmasın) başka bir yere gönderilenlerden lehinde netice hasıl olanlara; 3. Memuriyet merkezlerinin bulunduğu mahal dışındaki bir vazifeye vekaleten gönderilenlere; 4. Fiilen oturduğu mahalden gayrı bir yere açıktan vekaleten gönderilenlere (yalnız gidiş ve dönüşleri için); 5. (Değişik: 12/1/1959 – 7187/1 md.) Muvakkat kaza salahiyeti ile gönderilenlere.”,

8.4) “Memuriyet mahalli dışına gönderilenlerin gündeliği:” başlıklı 39 uncu maddesinde;

“Resmi bir görevle memuriyet mahalli içinde bir yere gönderilenlere gündelik verilmez. Geçici bir görevle memuriyet mahalli dışındaki bir yere gönderilenlerden, buralarda ve yolda öğle (saat 13.00) ve akşam (saat 19.00) yemeği zamanlarından birini geçirenlere 1/3, ikisini geçirenlere 2/3 oranında ve geceyi de geçirenlere tam gündelik verilir.”,

8.5) “Geçici görev gündeliğinin verilebileceği azami süre” başlıklı 42’inci maddesi;

“Geçici bir görev ile başka bir yere gönderilenlere, görev mahalline varış tarihinden itibaren

bu Kanuna göre verilen gündelikler:

a. Yurtiçinde bir yıllık dönem zarfında aynı yerde, aynı iş için ve aynı şahsa 180 günden fazla verilemez. İlk 90 gün için tam, takip eden 90 gün için 2/3 oranında ödenir.

b. Yurtdışında ilk 180 gün tam ve müteakip günler için 2/3 oranında ödenir.”

9) 13/01/2018 tarihli Resmi Gazetede yayınlanan Harcırah Kanunu Genel Tebliği’nin

( Seri No:41);

9.1) “Büyükşehir Belediyesi olmayan illerde memuriyet mahalli” başlıklı 3’üncü

maddesi; “(1) Büyükşehir belediyesi olmayan illerde aşağıda belirtilen mahaller, memuriyet

mahalli olarak kabul edilir:

a) Memur ve hizmetlinin asıl görevli olduğu veya ikametgâhının bulunduğu şehir ve kasabaların belediye sınırları içinde bulunan mahaller,

b) (a) bendinde belirtilen mahallerin dışında kalmakla birlikte, yerleşim özellikleri bakımından bu şehir ve kasabaların devamı niteliğinde bulunup belediye hizmetlerinin götürüldüğü yerler, c) Kurumlarınca sağlanan taşıt araçları ile gidilip gelinebilen yerler.”

9.2) “Kurumlarınca Sağlanan Taşıt Araçları ile Gidilip Gelinebilen Yerler” başlıklı 5’inci

maddesi; “(1) Ulaşımı düzenli olarak kurumlarınca sağlanan servis araçları veya bu mahiyetteki taşıt araçları ile her gün gidiş ve dönüş olmak üzere ulaşım sağlanan yerler, memuriyet mahalli kapsamında değerlendirilir.

(2) Ulaşımı düzenli olarak sağlanmayıp arızi olarak kurumlara ait taşıt araçları ile gidilip gelinebilen yerler ise memuriyet mahalli dışı olarak değerlendirilir.”

10) 04/04/1983 tarihli 18008 Sayılı Resmi Gazetede yayımlanan Türk Silahlı

Kuvvetlerinde Görevli Devlet Memurları Disiplin Kurulları Ve Disiplin Amirleri

Yönetmelik’in,

10.1) “Disiplin Amiri” kenar başlıklı 9 uncu maddesi: “Milli Savunma Bakanı, Bakanlık

Karargahı ve Bağlı Kurumlarla, Genelkurmay Başkanlığı, Kuvvet Komutanlıklarındaki ve

Bağlı Kurum ve Kuruluşlardaki bütün memurların disiplin amiridir.

Atama yetkisi ile birlikte bu görevde devredilir.

Karargah ve Kurumlarda en az Şube Müdürü veya eşidi seviyedeki amir, disiplin amiridir.

Müstakil birimlerde amirlik görevini asaleten veya vekâleten yürüten subaylar, astsubaylar veya Devlet memurları disiplin amiridir.

Disiplin amirlerinin sicil ve disiplin amiri durumunda bulunanlar üst disiplin amirleridir.”

10.2) “Disiplin Amirlerinin Yetkileri” kenar başlıklı 10’uncu maddesi: “Disiplin amirleri,

hizmetin gereği gibi yürütülmesini sağlamak amacı ile Kanunların, Tüzüklerin ve

Yönetmeliklerin Devlet Memuru olarak emrettiği görevleri yurtiçinde veya dışında yerine getirmeyenlere, uygulamasını zorunlu kıldığı hususları yapmayanlara, yasakladığı işleri yapanlara durumun niteliği ve ağırlık derecesine göre uyarma, kınama ve aylıktan kesme cezası vermeye, Özel Kanunların disiplin işleriyle ilgili olarak verdiği yetkileri kullanmaya, Disiplin Kurulunca itirazı kabul edilen uyarma, kınama ve aylıktan kesme cezasını hafifletmeye veya tamamen kaldırmaya yetkilidirler.”

10.3) “Disiplin Amirlerinin Sorumlulukları” kenar başlıklı 11 inci maddesi: “Disiplin

amirleri, disiplin işlerinde kendilerine 657 sayılı Devlet memurları Kanunu ve Özel Kanunlarla verilen yetkileri hizmetin gereği gibi yürütülmesini sağlamak amacıyla; memurlara Kanun, Tüzük ve Yönetmeliklerle tanınan hakları göz önünde tutan, hakkaniyet ve eşitliği esas alan bir tutum ve davranış içinde kullanmak ile yükümlüdürler.

Bu genel sorumluluğun dışında disiplin amirleri ayrıca;

1) Memurların uyarma, kınama, aylıktan kesme, kademe ilerlemesinin durdurulması ve

memurluktan çıkarma cezalarından biriyle cezalandırılması gereken disipline aykırı davranışlarını öğrendikleri tarihten itibaren kanunen belli süreler içinde disiplin soruşturmasını başlatarak; gerekli cezayı uygulayarak, disiplin cezası verme yetkisinin zaman aşımına uğramasını önlemek,

2) Uyarma, kınama, aylıktan kesme cezalarını soruşturmanın tamamlandığı tarihi izleyen 15

gün içinde vermek.”

10.4) “Disiplin Amiri Olmayan Üstler” kenar başlıklı 12 inci maddesi: “Disiplin amiri

olarak tespit edilmeyen üstler, memurların disipline aykırı davranışları hakkında sıralı sicil üstleri veya disiplin amirleri yoluyla başvuruda bulunurlar. Disiplin amirleri başvurular hakkında gerekli soruşturmayı yaptırıp, sonucuna göre hareket ederler.”

10.5) “Disiplin Cezaları” kenar başlıklı 13 üncü maddesi: “Devlet memurlarına 657 sayılı

Devlet Memurları Kanununun 125 inci maddesinin birinci fıkrasında yer alan disiplin cezaları verilir. “

10.6) “Soruşturma Dosyasında Bulunacak Evrak” kenar başlıklı 18 inci maddesi:

“Soruşturma dosyasında aşağıdaki belgeler bulunur:

1) Olay raporu (Bu raporda hakkında disiplinsizlik cezası verilmesi istenen memurun kimliği,

disiplin cezası verilmesini gerektiren fiil ve halin mahiyeti, olayın yeri, zamanı, cereyan tarzı varsa tanıkların adları belirtilir.)

2) Memurun savunması (Memurun alınan ifadesi veya sonradan yaptığı yazılı savunmasıdır.)

Memur verilen süre içinde savunmasını yapmamışsa bu husus savunma yerine kaim olmak üzere dosyada belirtilir.

3) Varsa tanıkların ifadesi.

4) Memurun görevli olduğu birlik komutanı veya kurum amirinin kanaat raporu.

5) Memurun şimdiye kadar işlediği disiplin suçları ve verilen cezaların özeti (Özete tarihleri

belirtilerek işlediği disiplin suçunun mahiyeti, verilen ceza ve cezayı veren makam, olay tarihi sırasına göre yazılır.)

6) Memurun sendika üyesi olup olmadığına dair bilgi ve belgeler.”

10.7) “Soruşturma Dosyasına Yapılacak İşlem” kenar başlıklı 19’uncu maddesi:

“Personel Genel Müdürlüğüne veya Personel Başkanlıklarına gelen soruşturma dosyaları incelenir. Noksanları varsa tamamlattırılır. Dosya atamaya yetkili amire arz edilir. Amir inceleme sonunda kişinin uyarma, kınama ve aylıktan kesme cezalarından biri ile cezalandırılmasına karar verirse, verilen ceza ilgiliye tebliğ ve yerine getirilmek üzere birlik veya kurumuna bildirilir.

Disiplin cezası verilmesini gerektiren fiil veya haller kademe ilerlemesinin durdurulmasını gerektiriyorsa soruşturma dosyası yetkili disiplin kurulunun, Devlet Memurluğundan çıkarma cezasını gerektiriyorsa, soruşturma dosyası Yüksek Disiplin Kurulunun raportörüne gönderilir.

Kurullar, konuyu görüşüp karar verince, kararla birlikte dosya gereği yapılmak üzere ilgili olduğu Personel Genel Müdürlüğüne veya Personel Başkanlığına gönderilir.”

10.8) “Zamanaşımı” kenar başlıklı 26’inci maddesi: “Bu yönetmelikte sayılan fiil ve halleri

işleyenler hakkında, bu fiil ve hallerin işlendiğinin öğrenildiği tarihten itibaren:

1) Uyarma, kınama, aylıktan kesme ve kademe ilerlemesinin durdurulması cezalarında bir ay

içinde disiplin soruşturmasına, …Disiplin cezasını gerektiren fiil ve hallerin işlendiği tarihten itibaren nihayet iki yıl içinde disiplin cezası verilmediği takdirde ceza verme yetkisi zamanaşımına uğrar.”;

10.9) “İtiraz” kenar başlıklı 29’uncu maddesi: “Disiplin amirleri tarafından verilen uyarma,

kınama ve aylıktan kesme cezalarına karşı disiplin kuruluna, kademe ilerlemesinin durdurulması cezasına karşı yüksek disiplin kuruluna itiraz edilebilir.”

10.10) “İtiraz Süresi ve Yapılabilecek İşlem” kenar başlıklı 30’uncu maddesi: “Disiplin

amirleri ve disiplin kurulları tarafından verilen disiplin cezalarına karşı yapılacak itirazlarda süre, kararın ilgiliye tebliği tarihinden itibaren 7 gündür. Bu süre içinde itiraz edilmeyen disiplin cezaları kesinleşir. İtiraz mercileri, itiraz dilekçesi ile karar ve eklerinin, kendilerine intikalinden itibaren 30 gün içinde kararlarını vermek zorundadırlar. Disiplin kuruluna yapılan itirazın kabulü halinde, disiplin amirleri kararı gözden geçirerek verilen cezayı hafifletebilir veya tamamen kaldırabilirler.” düzenlemelerine yer verilmiştir

IV. KAMU DENETÇİSİ YAHYA AKMAN’IN KAMU BAŞDENETÇİSİ’NE ÖNERİSİ

11) Kamu Denetçisi tarafından yapılan inceleme ve araştırma neticesinde; Başvuranın,

Çanakkale ili Lapseki ilçesi Umurbey beldesi Ordonat Grup Komutanlığına görevlendirilmesi ve geçici görev yolluğu talebinin reddi, 17/10/2019 tarih ve sayılı yazı ile “Usulsüz müracaatta ve şikayette bulunmak” gerekçesi ile verilen kınama disiplin cezasının geri alınması hususunda İdare’ye Tavsiye Kararı verilmesi yönündeki öneri Kamu Başdenetçisi’ne sunulmuştur.

V. DEĞERLENDİRME VE GEREKÇE

A. Hukuka, Hakkaniyete ve İnsan Haklarına Uygunluk Yönünden Değerlendirme

12) Bir numaralı paragrafta yer verildiği üzere başvuran; Çanakkale Bakım Onarım ve İstihkâm

Komutanlığı İşletme Amirliği Plan Program Kontrol Keşif ve İhale Kısım Amirliği İnşaat

Mühendisi kadrosunda 3’üncü derecenin 1’inci kademesinde İnşaat Yüksek Mühendisi olarak görev yaptığını belirterek; Çanakkale ili Lapseki ilçesi Umurbey beldesinde bulunan Ordonat

Grup Komutanlığına yazılı görevlendirmesinin yapılması ile verilmeyen geçici görev yolluğunun verilerek mağduriyetinin giderilmesini ve KINAMA Cezasının iptalini talep etmektedir. Bu çerçevede iki başvuru ayrı ayrı değerlendirmeye tutulacaktır.

13) Başvuranın geçici görevlendirmesi ile geçici görev yolluğuna ilişkin konunun

incelenmesi:

13.1) Anayasamızın 128 inci maddesinde, memurların ve diğer kamu görevlilerinin nitelikleri,

atanmaları, görev ve yetkileri, hakları ve yükümlülükleri, aylık ve ödenekleri ve diğer özlük işlerinin kanunla düzenleneceği hükme bağlanmıştır.

13.2) Konu ile ilgili olarak, “kurum içi geçici görevlendirme” ile ilgili kamu personel rejimine

ilişkin mevzuatta açık bir düzenleme bulunmamakla birlikte, 657 sayılı Devlet Memurları

Kanunu gereği asli görevleri ile ilgili olarak memurların kurum içinde geçici olarak görevlendirilebilmelerine aykırı bir husus da bulunmamaktadır. Ancak, 657 sayılı Kanun’un 11 inci ve 45 inci maddeleri gereğince Devlet memurları amirlerin verdiği kanuna uygun sözlü ve yazılı emirleri yerine getirmekle yükümlü olmakla birlikte, memurların kamu hizmetlerindeki belirli kadrolarda, sınıfına ve sınıfı içindeki derecesine uygun görevlerde çalıştırılmalarının zorunlu kılınması ve böylece keyfi görevlendirmelerin önlenmesi amaçlanmıştır.

13.3) Kurum içi geçici görevlendirme müessesine ilişkin usul ve esasların belirlenmesinde,

yukarıda değinilen madde hükümleri esas alınmakla birlikte söz konusu hükümlerin somut olaylara uygulanma biçimlerinin belirlenmesi için yargı kararları da büyük önem taşımaktadır.

Yerleşik içtihat haline gelen idari yargı kararları ile birlikte kamu personel rejiminin esasları da göz önünde tutulduğunda, kurum içi geçici görevlendirmeye ilişkin şartlar daha açık ve net bir hal almaktadır.

13.4) Bu doğrultuda, kurum içi geçici görevlendirme; bir kamu kurumunun mevzuatla

belirlenmiş olan görev alanı içinde yer alan “geçici” nitelikteki bir hizmeti ya da değişen ve gelişen sosyal, ekonomik ve kültürel koşulların sonucu olarak ortaya çıkan, henüz örgütsel altyapısı oluşturulmamış ve bir kadro ile ilgilendirilmemiş olan “yeni bir kamu hizmetini” yürütmek amacı ile gerçekleştirilmeli, görevlendirilecek memurların görev ve yetkileri net bir şekilde belirlenip, kadroları ile hukuki bağları sürdürülmelidir. Ayrıca sunulacak hizmet ile ilgili konuda uzmanlaşmış/durumu uygun olan kamu görevlilerinin hizmetlerine duyulan ihtiyaç net bir şekilde ortaya konulmalı, belli bir süre ile sınırlı olmalı ve atamaya yetkili amir tarafından yapılmalıdır.

13.5) Hukuk devletinin temel ilkelerinden biri “belirlilik” tir. Bu ilkeye göre, hukuki

düzenlemelerin hem kişiler hem de idare yönünden herhangi bir duraksamaya ve kuşkuya yer vermeyecek şekilde açık, net, anlaşılır, uygulanabilir ve nesnel olması, ayrıca kamu otoritelerinin keyfi uygulamalarına karşı koruyucu önlem içermesi de gereklidir. Belirlilik ilkesi, hukuksal güvenlikle bağlantılı olup birey, yasadan, belirli bir kesinlik içinde, hangi somut eylem ve olguya hangi hukuksal yaptırımın veya sonucun bağlandığını, bunların idareye hangi müdahale yetkisini doğurduğunu bilmelidir. Ancak bu durumda kendisine düşen yükümlülükleri öngörebilir ve davranışlarını ayarlar. Hukuk güvenliği, normların öngörülebilir olmasını, bireylerin tüm eylem ve işlemlerinde devlete güven duyabilmesini, devletin de yasal düzenlemelerde bu güven duygusunu zedeleyici yöntemlerden kaçınmasını gerekli kılar (AYM, 17/04/2008 Tarihli, E.2005/5, K.2008/93sayılıKararı).

13.6) Ayrıca, idarenin işlem tesis ederken hukuka bağlı olması ve hukuk kuralları içinde hareket

etmesi hukuk devletinin bir diğer ilkesidir. Bu kapsamda, idari işlemin belli bir sebebe dayanması gerektiği açık bir kuraldır. İdarenin takdir yetkisi, idarenin keyfi olarak hareket edebileceği anlamına gelmez. İdareye yasalarla tanınan takdir yetkisi mutlak olmayıp, kamu yararı ve hizmet gerekleri ile sınırlıdır. İdare takdir yetkisini kullanırken kendisine verilen yetkinin amacı doğrultusunda hareket etmeli, nesnellik ve tarafsızlık içinde davranmalı, orantılılık ilkesine uymalı, kanunlar özel koşullar öngörmüşse bunlara uymalı, bu yetkiyi kamu yararı için ve gerekçeli olarak kullanmalıdır.

13.7) 657 sayılı Devlet Memurları Kanununun ilgili hükümleri birlikte değerlendirildiğinde,

memurun kendi kadro görevinde ve kadrosunun bulunduğu birimde çalışması temel ilke olarak kabul edilmektedir. Meri mevzuat ve yargı içtihatlarında kamu hizmetinin yürütülmesinde, memurun başka bir yerde geçici görevlendirilmesi, olağan bir yöntem olmayıp, kamu yararı ve hizmet gerekleri açısından zorunluluk bulunması halinde istisnai olarak başvurulabilecek bir müessese olarak öngörülmüştür.

13.8) 6245 sayılı Kanunun “Muvakkat vazife harcırahı (Yol masrafı ve yevmiye)” başlıklı 14

üncü maddesinde, bu Kanun kapsamındaki kurumlara ait bir görev yapılması amacıyla geçici olarak yurt içinde veya dışında başka bir yere gönderilenlere geçici görev harcırahı olarak yol gideri ile yevmiye verileceği ve hamal (cins ve adedi beyannamede gösterilmek suretiyle) bagaj ve ikametgah veya görev yeri ile istasyon, iskele veya durak arasındaki nakil vasıtası giderlerinin de ayrıca ödeneceği hükme bağlanmıştır. Bu hükme göre, Kuruma ait bir görevin yapılması amacıyla geçici olarak yurtiçinde veya dışında başka bir yere gönderilen personele geçici görev yolluğu verilmesi gerekmektedir.

13.9) Öte yandan 6245 sayılı Harcırah Kanununun 3/g maddesinde memuriyet mahalli; memur

ve hizmetinin asıl görevli olduğu veya ikametgahının bulunduğu şehir ve kasabaların belediye sınırları içinde bulunan mahaller ile bu mahallerin dışında kalmakla birlikte yerleşim özellikleri bakımından bu şehir ve kasabaların devamı niteliğinde bulunup belediye hizmetlerinin götürüldüğü veya kurumlarınca sağlanan taşıt araçları ile gidilip gelinebilen yerler olarak tanımlanmış, memuriyet mahalli dışındaki yerler ise (h) bendinde “başka yer” olarak tanımlanmıştır. Bu hükme göre, kuruma ait bir görevin yapılması amacıyla geçici olarak yurtiçinde başka bir yere gönderilen personele geçici görev yolluğu verilebilmesi için bu görevlendirmelerin memuriyet mahalli dışına yapılmış olması gerekmektedir. Somut olayımızda bu şartın gerçekleştiği görülmektedir.

13.10) Ayrıca, geçici görevlendirmelere ait makam onaylarında “yolluksuz, harcırahsız”

ibarelerine yer verilmiş olsa dahi 6245 sayılı Kanunun 42’inci maddesinde getirilen sınırlamalar dikkate alınarak geçici görev harcırahının ödenmesi gerekmekte olup, “yolluksuz, harcırahsız” ibareleri ancak dava açma sürelerinin hesabında dikkate alınmaktadır. Yolluk ödenmesine (hak kazanılmasına) neden olan işlemin hukuki sebebi, genellikle atama, nakil veya geçici görevlendirme işlemlerinden biri olmakla birlikte, yolluğun ödenmesi konusunda idari dava konusu olabilecek bir uyuşmazlığın doğması, yolluk konusunda bir işlemin tesis edilmiş olması koşuluna bağlıdır. Yolluk konusundaki işlem ise ya yolluğa hak kazandıran atama, nakil veya geçici görevlendirme işlemiyle birlikte, atama, nakil veya görevlendirmenin

“yolluklu veya yolluksuz” olduğunun işlemde belirtilmesi suretiyle, ya da yolluğa hak kazandığı iddiasında olan kişinin yolluk talebiyle başvurusu üzerine tesis edilebilir. Doğal olarak sözü edilen işlemle birlikte tesis edilmiş bir yolluk işleminin varlığı halinde, yani yolluklu veya yolluksuz ibaresinin işlemde yer alması durumunda dava açma süresi, yolluksuz ibaresi yer alan işlemin tebliğ tarihine göre belirlenecek; yolluk konusunda işlemde bir ibare konulmamış ya da ayrı bir işlem kurulmamış olması halinde dava açma süresi, 2577 sayılı

Kanun’un 10. maddesinde öngörüldüğü gibi ilgili tarafından yöneltilecek bir başvuru üzerine oluşacak açık veya zımni bir ret işlemine göre hesaplanacaktır. (Danıştay 5.

Dairesi’nin 13/02/2014 tarihli ve E. 2013/10293,K.2014/1031sayılı kararı)

13.11) 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 7/1. maddesinde, dava açma süresinin

özel kanunlarında ayrı süre gösterilmeyen hallerde Danıştay’da ve idare mahkemelerinde altmış gün olduğu hükmü getirilmiş; 11. maddesinde de, “İlgililer tarafından idari dava açılmadan önce, idari işlemin kaldırılması, geri alınması, değiştirilmesi veya yeni bir işlem yapılmasının üst makamdan, üst makam yoksa işlemi yapmış olan makamdan idari dava açma süresi içinde istenebileceği, bu başvurmanın işlemeye başlamış olan idari dava açma süresini durduracağı, altmış gün içinde bir cevap verilmezse isteğin reddedilmiş sayılacağı, isteğin reddedilmesi veya reddedilmiş sayılması halinde dava açma süresinin yeniden işlemeye başlayacağı ve başvurma tarihine kadar geçmiş sürenin de hesaba katılacağı” hükmüne yer verilmiştir.

13.12) Bu açıklamalar çerçevesinde başvuranın iddiaları ve somut olay birlikte

değerlendirildiğinde; Başvuranın Çanakkale Ordonat Grup Komutanlığına gitmesinin Deniz

Kuvvetleri Komutanlığına bağlı birliklerde onarım ihtiyacı ortaya çıktığında, birlikler tarafından iç ağ üzerinden iş talebi yapılarak Bakım Onarım Komutanlıklarına bildirilmesi üzerine, onarımların bitirilmesini müteakip Bakım Onarım Komutanlıklarının iş yoğunluğuna göre ilgili personelin onarımın yapılması için ihtiyaç duyulacak malzeme ve işçilik saatinin belirlenmesi amacıyla iş talebi yapan birliğe gittiği, bu kapsamda Çanakkale Ordonat Grup

Komutanlığının bulunduğu Umurbey beldesinin memuriyet mahalli olması ve başvuranın herhangi bir planlı görevinin olmaması nedenleriyle geçici görevlendirme yapılmadığı anlaşılmıştır. Çanakkale Bakım Onarım İstihkam Komutanlığı giriş kapısı bilgilerinde

10.01.2019 tarihinde saat 10.10-12.51 arasında, 05.02.2019 tarihinde saat 09.30-11.55 arasında,

20.05.2019 tarihinde saat 11.05-12.00 arasında giriş çıkış yaptığı bilgilerinin yer aldığı, söz

konusu Komutanlıkta kurum tarafından sağlanan araçlarla mesai saatleri içerisinde yaklaşık 2 saat süreyle kontrollerini yaptığı ve yine kurum tarafından sağlanan araçlarla Çanakkale Bakım

Onarım İstihkam Komutanlığına döndüğü, başvuranın 31.05.2019, 12.07.2019 ve 23.07.2019 tarihli dilekçeleri ile tarafına geçici görevlendirme yapılması ve yolluk ödenmesini talep ettiği, bunun üzerine idarenin dilekçelerine cevap vermediği dolayısıyla isteğin reddedilmiş sayıldığı şikayet başvurusu kapsamında ilgili idareden edinilen bilgi ve belgelerden tespit edilmiştir. Bu doğrultuda başvuranın görev ve yetkilerinin net bir şekilde belirli olmadığı, hizmetine duyulan ihtiyacın net bir şekilde ortaya konulmadığı, görevin belli bir süre ile sınırlı olmadığı ve görevlendirmenin atamaya yetkili amir tarafından yapılmadığı dolayısıyla geçici görevlendirmenin sahip olması gereken birçok unsurun somut olayda gerçekleşmediği, idarenin geçici görevlendirme ve yolluk ödenmesi talebinin reddi işleminde hukuka ve hakkaniyete herhangi bir aykırılık bulunmadığı sonuç ve kanaatine varılmıştır.

14) Başvuran hakkında 17/10/2019 tarihinde verilen KINAMA Cezasına ilişkin konunun

incelenmesi neticesinde:

14.1) Çanakkale Boğaz Komutanlığı’nın 23/07/2019 tarihli yazısında, Çanakkale Bakım

Onarım ve İstihkam Komutanlığında görevli başvuranın 12/07/2019 tarihli “cevap verilmeyen dilekçeler” konulu (31/05/2019 tarihli görev yolluğu ve memuriyet mahalli konulu dilekçesinin içinde yer aldığı) yazdığı dilekçesinin 211 sayılı İç Hizmet Kanunu’nun 27 inci maddesi ile 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu’nun 21 inci maddesinde belirtilen müracaat usullerine uymadığı belirtilerek müracaat usullerine uygun olarak düzenlenmesinin sağlanacağı belirtilmiştir. Konu ile ilgili olarak 05/08/2019 tarihinde Çanakkale Bakım Onarım ve İstihkam

Komutanlığı tarafından daha önce verilen şikayet dilekçelerine istinaden Çanakkale Bakım

Onarım Komutanlığında çalışan başvuranında içerisinde bulunduğu 6 devlet memuru hakkında müracaatların 2’inci ve 3’üncü sicil amirlerine yapılmadan gönderildiğinin tespit edildiği, dilekçe ile yapılan müracaatların 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu’nun 21 inci maddesinde belirtilen müracaat usullerine uymadığı ve 125 A bendi “d” alt bendinde yer alan “usulsüz müracaatta ve şikayette bulunmak” disiplinsizliği kapsamına girdiği, Devlet memurlarına uygulanacak disiplin işlemlerine istinaden Kuzey Deniz Saha Komutanlığı’nın 15/05/2019 tarihli yazısına istinaden “disiplin suçunun işlendiğini öğrenen disiplin amiri derhal disiplin soruşturması başlatmakla yükümlüdür. Disiplin amiri tarafından kişi hakkında soruşturma yapılmaksızın sadece savunma alınarak ceza verilmez hükmünün bulunduğu, disiplin işlemin yapılış esaslarını belirten söz konusu yazıda “disiplin amirinin disipline aykırı fiilin mağduru ve/veya tarafı olması halinde durum tutanakla tespit edilerek bir üst disiplin amiri tarafından başlatılması ve soruşturmacının da bir üst disiplin amiri tarafından başlatılması ve soruşturmacının da bir üst disiplin amiri tarafından atanmasının gerekli olduğu, belirtilen bu hususlara ilişkin disiplin amirinin bahse konu dilekçelerde mağdur taraf olması nedeniyle Üst Disiplin Amirince görevlendirilecek Disiplin Soruşturma heyetince konunun soruşturulmasını talep edildiği,

14.2) Bu kapsamda 26/09/2019 tarihinde gönderilen Çanakkale Boğaz Komutanlığı tarafından

oluşturulan idari tahkikat heyetinin 13/09/2019 tarihli sonuç raporunun incelenmesi sonucunda; bahse konu memurlar hakkında idari soruşturma yapılması için İk.Alb. (

) , İk.Alb. ( ), Dz. Yb. ( ), Ida.Asb.Kd.Bçvş. ( ), Devlet Memuru ( ) soruşturmacı olarak atandığı, 6245 sayılı Harcırah Kanununun 3’ncü maddesi (g) fıkrasında memuriyet mahalline ilişkin olarak “…ve kurumlarınca sağlanan taşıt araçları ile gidilip gelinebilen yerler” hükmünün bulunduğu, ayrıca Harcırah Kanunu

Genel Tebliği (Seri No:41)’ nin 5’inci maddesi 1 ‘inci ve 2’ nci fıkrasında “Ulaşımı düzenli olarak kurumlarınca sağlanan servis araçları bu mahiyetteki taşıt araçları ile her gün gidiş ve dönüş olmak üzere ulaşım sağlanan yerler memuriyet mahalli kapsamında değerIendirilir.” hükmünün bulunduğu, halihazırda Ordonat Grup Komutanlığı Umurbey-Lapseki ve Çanakkale

Boğaz Komutanlığı Merkez-Çanakkale sabah ve akşam saatlerinde servis hizmeti verilmekte olup ayrıca Çanakkale Bakım Onarım ve İstihkâm Komutanlığınca sağlanan araçlar ile personel ve malzeme sevki yapıldığı, Komutanlıkta görevli hiçbir personele Ordonat Grup Komutanlığı kendi imkanları ile gitmeleri yönünde emir verilmediği, şoför olmadığı için herhangi bir mevkideki göreve gidilememesi gibi bir durum yaşanmaması için tüm rütbeli personele askeri araç ehliyeti aldırıldığı ve gerektiğinde rütbeli personel tarafından kullanılan araçlar ile personel ve malzeme nakli sağlandığı, Harcırah Kanunu. gereği kurumunca sağlanan ulaşım imkanı bulunması durumunda göreve gidilen mahallin memuriyet mahalli olarak değerlendirileceği ve yukarıda anlatılan tüm bu nedenlerle harcırah ödenmesinin mümkün olmadığı, söz konusu dilekçelerde yer alan; büfe hizmetleri, temizlik hususları ve harcırah konusundaki taleplerin dilekçe sahibi personelin özlük haklarına ilişkin mevzuata hakim olmamalarından ve amir-memur iletişimindeki eksiklikten ve kaynaklandığı, dilekçe sahibi devlet memurlarının TSK İç Hizmet Yönetmeliği ve Devlet Memurları Kanunundaki “Verilen emir ve görevlerin tam ve zamanında yapılmasında, görev mahallinde kurumlarca belirlenen usul ve esasların yerine getirilmesinde, görevle ilgili resmi belge, araç ve gereçlerin korunması, kullanılması ve bakımında kayıtsızlık göstermek veya düzensiz davranmak ,Usulsüz müracaat veya şikayette bulunmak, Devlet memuru vakarına yakışmayan tutum ve davranışta bulunmak, Görevin işbirliği içinde yapılması ilkesine aykırı davranışlarda bulunmak, Kurumların huzur, sükun ve çalışma düzenini bozmak” disiplinsizliklerinin bir veya bir kaçını yapmış olduğundan hareketle bahse konu yasal mevzuat çerçevesinde disiplin işlemi tesis edilebileceği yönünde değerlendirmelerinin olduğu tespit edilmiştir.

14.3) Söz konusu personelin Çanakkale Bakım Onarım İstihkam Komutanlığının 17/10/2019

tarihli birinci sicil amiri Müh.Tğm. imzalı yazısı ile 13/09/2019 tarihinde tamamlanan 26/09/2019 tarihinde gönderilen 04/10/2019 tarihinde havale edilen disiplin soruşturması raporunda belirtilen disiplin tecavüzü/kabahati teşkil eden hareketinden dolayı

657 Sayılı Devlet Memurları Kanununun 125. A(d) maddesi uyarınca UYARMA cezasına

tekabül ettiği ancak yine aynı Kanunun 125. E (l) maddesinin “Disiplin cezası verilmesine sebep olmuş bir fiil veya halin cezaların özlük dosyasından silinmesine ilişkin süre içinde tekerrüründe bir derece ağır ceza uygulanır. Aynı derecede cezayı gerektiren fakat ayrı fiil veya haller nedeniyle verilen disiplin cezalarının üçüncü uygulamasında bir derece ağır ceza verilir” hükmüne haiz olması nedeniyle 04/10/2019 tarihinde birinci UYARMA ve 08/10/2019 tarihinde ikinci UYARMA disiplin cezası ile ceza verildiğinden KINAMA disiplin cezası cezalandırılmasına karar verildiği, 17/10/2019 tarihinde tebliğ edilen söz konusu Kınama cezasına karşı başvuran tarafından itiraz edilmediği ve kesinleştiği,

14.4) Başvuran tarafından inceleme/soruşturma safhasında verilen 15/10/2019 tarihli savunma

yazısında, sıralı sicil amirlerine 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu’nun 25’inci maddesi

“…müracaatların söz ve yazı ile en yakın amirinden başlayarak silsile yoluyla yapar.”

Hükmüne uygun şekilde yaptığı, tüm sözlü müracaatlarının sonuçsuz kalması üzerine aynı taleplerini bu kez yazılı olarak 31/05/2019 tarihli dilekçesi ile sıralı amirlerine de sunmak üzere ekinde mütalaa formu da bulunduğu halde sunduğu, 2. Sicil amiri Dnz.Bnb.

’nın çalışma odasında başvuran ile birlikte devlet memurları ve

İnciser bulunduğu sırada “Arkadaşlar, dilekçenizi inceledim. Özlük hakkınızı almanız için elimizden geleni yapacağız, Muhasebe Müdürlüğüne yazı yazacağız.” dediği, de kendisine “kontrollük işlerinin devam ettiğini ve aksaklıklar yaşanabileceğini, kontrol teşkilatının içinde kendisinin de yer aldığını, bu işin bir an önce çözülmesi gerektiğini” ifade ettiği, 2.sicil amirinin “Hiç merak etmeyin. Hatta geriye dönükte haklarınızı almanızı sağlarız” dediği, ’ in de karşılık olarak “geriye dönük haklara gerek olmadığını önemli olan başımıza bir kaza bela geldiğinde görevli olarak gitmemizin önemli olduğunu ve şu an orda devam eden işi yerinde kontrol etmenin önem arz ettiğini” ifade ettiği, aynen sözlü müracaatında olduğu gibi 31/05/2019 tarihli yazılı müracaatını

211 sayılı İç Hizmet Kanunu 25 inci maddesinde;“ Müracaatlar takip ve tahkik ve bir karara

bağlanarak neticesi müracaat sahibine mümkün olan en kısa zamanda mutlaka bildirilir.

Ancak; bu müddet hiçbir halde bir ayı geçemez.” ve 30’uncu maddesinde; “Şikayetler ve itirazlar mutlaka tahkik olunarak bir karara bağlanır ve neticesi şikayet edene ve lüzum görülürse şikayet olunana mümkün olan en kısa zamanda bildirilir. Ancak bu müddet hiçbir halde bir ayı geçemez.” belirtilen hususlara uyulmayarak herhangi bir işlem yapılmadığı, 211 sayılı İç Hizmet Kanununun 1., 2. ve 3. sıralı amirlerince uygulanmaması Komutanlıktaki tüm idari başvuru yollarını sözlü ve yazılı olarak tüketmiş olması sebebiyle yine 211 sayılı İç Hizmet

Kanunu gereğince “şikayet söz ve yazı ile yapılır. Eğer bu amirden şikayet olunacaksa bir derece üstündeki amire yapılır ve bunun gibi her şikayet edilen amir geçilir.” hükmü gereğince bu kez müracaatını bir üst makam olan Çanakkale Boğaz Komutanlığına yaptığı ifade edilmiştir.

14.5) Başvuranın 12/07/2019 tarihli dilekçesinin 2. ve 3. sicil amirini atlayarak Çanakkale

Boğaz Komutanlığına dilekçe vererek usulsüz müracaat ve şikayette bulunduğu 24/07/2019 tarihinde tespitiyle Çanakkale Boğaz Komutanlığı tarafından 19/08/2019 tarihinde yürütülen inceleme/soruşturma sonucunda düzenlenen ve 26/09/2019 tarihinde gönderilen 13/09/2019 tarihli disiplin raporunda bulunan bilgi alma tutanaklarının incelenmesi sonucunda “Usulsüz müracaat veya şikayette bulunulması” fiiline uyan Uyarma cezası teklif edildiği, başvuran ve diğer ilgililer hakkında 17/10/2010 tarihinde teklif edilen cezadan bir derece ağır olan Kınama cezasının uygulandığı, başvuran tarafından verilen cezaya itiraz edilmediği ve cezanın kesinleştiği, Anlaşılmış olup, Kurumumuza müracaat edilerek, anılan kınama cezasının kaldırılması talep edilmektedir.

15) Anılan 17/10/2019 tarihli kınama disiplin cezasının usul ve esas yönünden

incelenmesinde;

15.1) 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu’nun 127 nci maddesinde, disiplin suçu niteliğindeki

fiil ve halleri işleyenler hakkında bu fiil ve hallerin işlenildiğinin öğrenildiği tarihten itibaren, uyarma, kınama, aylıktan kesme ve kademe ilerlemesinin durdurulması cezalarında bir ay içinde disiplin soruşturmasına başlanmadığı takdirde disiplin cezası verme yetkisinin zamanaşımına uğrayacağı disiplin cezasını gerektiren fiil ve hallerin işlendiği tarihten itibaren nihayet iki yıl içinde disiplin cezası verilmediği takdirde ceza verme yetkesinin zamanaşımına uğrayacağı hüküm altına alınmıştır. Soruşturmaya başlama ve ceza verme zamanaşımı süreleri, idare açısından cezalandırma yetkisini sınırlandıran sürelerdir. Bu sebeple, disiplin soruşturmalarında disiplin suçu oluşturan fiil ve hallerin gerçekleştiği ve söz konusu fiil ve halin işlendiğinin öğrenildiği tarihlere dikkat edilmesi gerekmektedir.

15.2) Bu çerçevede uygulanan disiplin cezası 657 sayılı DMK da hüküm altına alınan

zamanaşımı süreleri yönünden incelendiğinde, söz konusu personelin 12/07/2019 tarihli dilekçesinin Çanakkale Boğaz Komutanlığı tarafından 23/07/2019 tarihinde Çanakkale Bakım

Onarım İstihkam Komutanlığına ulaştığının bildirilmesi ve 24/07/2019 tarihinde usulsüz müracaatın sicil amiri tarafından öğrenilmesi üzerine mevzuatta belirtilen 1 aylık süre içerisinde (19/08/2019 tarihinde) soruşturmaya başlanıldığı, Çanakkale Boğaz Komutanlığı tarafından 13/09/2019 tarihli soruşturma raporunun 26/09/2019 tarihinde Çanakkale Bakım Onarım

İstihkam Komutanlığına gönderilmesi, 04/10/2019 tarihinde ilgili birime havalesi, 08/10/2019 tarihinde savunma istenmesi, savunma süresinin 09/102019 tarihinden 15/10/2019 tarihi saat 12.00’ ye kadar savunma alınması yani savunma için altı buçuk günlük süre verildiği görüldüğünden, 17/10/2019 tarihinde uygulanan disiplin cezasının kişinin savunma hakkının gerektiği gibi kullandırılmaması sonucu suretiyle hukuka aykırı işlem yapıldığı anlaşılmıştır.

15.3) Diğer yandan, Anayasa Mahkemesinin 14/11/2013 tarihli ve E:2013/15, K:2013/131

sayılı kararında; disipline konu eylemler ile yaptırımlar arasında adil bir dengenin gözetilmesinin de hukuk devleti ilkesinin bir gereği olduğu, eylem ile yaptırım arasında bulunması gereken adil dengenin, ölçülülük ilkesi olarak da adlandırıldığı ve bu ilkenin alt ilkelerinin de elverişlilik, zorunluluk ve orantılılık ilkelerinden oluştuğundan bahisle elverişlilik ilkesinin, öngörülen yaptırımın ulaşılmak istenen amaç için elverişli olmasını, zorunluluk ilkesinin öngörülen yaptırımın ulaşılmak istenen amaç bakımından zorunlu olmasını ve orantılılık ilkesinin ise öngörülen yaptırım ile ulaşılmak istenen amaç arasında olması gereken orantıyı ifade ettiği açıklanmaktadır.

15.4) Danıştay 8. Dairesinin 11/02/1997 tarihli ve E:1995/3680, K:1997/3928 sayılı kararına

göre de, bir memur hakkında takdir edilen disiplin cezası ile ilgilinin eylemi arasında adil bir denge bulunması ilkesi disiplin hukukunun temel ilkelerindendir. Bu denge kurulurken, olayın oluş biçimi, ilgilinin suç kastının bulunup bulunmadığı, irade dışı etkenlerin eylemin meydana gelmesine etkisi gibi hususların göz önünde bulundurulması gerekmektedir. Yine Danıştay 8.

Dairesinin aynı yönde 12/10/1998 tarihli ve E:1998/4988, K:1998/3015 sayılı kararı bulunmaktadır. 20

15.5) Bunun yanı sıra Danıştay 5. Dairesinin 31/05/2010 tarihli, E: 2008/1919, K: 2010/3768

sayılı Kararında; “…asıl işlemde (geçici görevlendirme işleminde), bu işlemin “yolluksuz” olarak kurulduğu yolunda bir ibare yer almışsa, asıl işlemde yer alan yolluksuz ibaresinin iptali ve bu işlem nedeniyle yoksun kaldığı yolluğun kendisine ödenmesine hükmedilmesi istemiyle asıl işlemin tebliğ edildiği tarihi izleyen günden itibaren ilgili 2577 sayılı Kanun’un 7.

maddesinde öngörülen süre içerisinde doğrudan dava açabileceği gibi; anılan Kanun’un 11.

maddesinin tanıdığı olanak nedeniyle idareye başvurarak, bu başvurunun reddi üzerine de dava açabilir. Bu durumda, dava açma süresi anılan Kanun’un 7. ve 11. madde hükümlerine göre belirlenecektir. Davacının geçici görevlendirilmesine ilişkin 14.3.2006 günlü işlemde görevlendirmenin “yolluksuz” yapıldığı ibaresinin yer aldığı ve 17.3.2006 tarihinde davacıya tebliğ edildiği anlaşılan bu işlemin yolluksuz kısmına karşı davacının 2577 sayılı Kanunun 7.

maddesi uyarınca süresinde dava açmaması ve anılan Kanun’un 11. maddesinde yer alan yasal süre içinde de davalı idareye bu yönde bir başvuruda bulunmamış olması karşısında; 16.5.2007 tarihinde açılan dava süresinde olmadığı gibi, 2007 yılında yapılan başvurunun sona ermiş olan dava açma süresine etkisi olmayacağı da açıktır. Bu durumda; 2577 sayılı Kanun’un 7. ve 11. maddesi uyarınca süresinde açılmayan davanın süre aşımı yönünden reddi gerekirken, İdare Mahkemesi’nce işin esasına girilerek karar verilmesinde hukuki isabet görülmemiştir.” ifadelerine yer verildiği görülmüştür.

15.6) Somut olayımızda, Çanakkale Bakım Onarım İstihkam Komutanlığında mühendis

kadrosunda görev yapan başvuranın 12/07/2019 tarihinde Çanakkale Boğaz Komutanlığına

“Cevap verilmeye dilekçeler” konulu ekinde daha önce görev yaptığı birime verdiği 19/03/2019 tarihli temizlik yapılmaması ve 13/05/2019 tarihli “Görev yolluğu ve memuriyet mahalli ” konulu dilekçelerinin de bulunduğu yazı ile müracaat ettiği, söz konusu dilekçelerin 23/07/2019 tarihinde Çanakkale Boğaz Komutanlığı tarafından 2. ve 3. Sicil amirleri geçilerek gelmesi nedeniyle usulsüz müracaat olarak değerlendirildiği, Kurumumuza ilgili idare tarafından gönderilen bilgi ve belgelerde 3.sicil amirinin de ilave değerlendirme yazısında da belirttiği gibi “…Mart 2019 tarihinden itibaren devlet memurları , , ve ’ da dahil olmak üzere Plan Program amirliğine toplam 45 dilekçe verildiği, verilen dilekçeler her ne kadar öfke ve eksik hukuki bilgi ile özensizce kaleme alınmış olsa da hukuki gerekçelerin ortaya konulması ve ciddi cevaplar yazılabilmesi maksadıyla sıralı amirlerin asli işleri haricinde sürekli mesai sarf etmesine ve çok zaman harcanmasına neden olmuştur.” ifadelerine yer verilmek suretiyle söz konusu dilekçelerin sıralı sicil amirlerine havale edildiğinin anlaşıldığı, başvuranın da savunmasında belirttiği ifadelerinden yazılı müracaatına herhangi bir işlem yapılmadığı gerekçesiyle bir üst birim olan Çanakkale Boğaz Komutanlığına dilekçe yazdığı, ayrıca başvuranın vermiş olduğu dilekçelerin, başvuranın tarafına yolluk ödenmesine ilişkin süresi içerisinde idareye başvurusunun bulunması ve söz konusu işlemde dava açma süresi açısından önem arz ettiği,

2577 sayılı Kanun’un 10. maddesinde öngörüldüğü gibi ilgili tarafından yöneltilecek bir

başvuru üzerine oluşacak açık veya zımni bir ret işlemine göre süre hesaplanacağı dikkate alındığında yukarıda açıklanan gerekçelerle başvuran hakkında ceza önerilmesi ve disiplin cezası verilmesi işleminin ölçülülük ilkesine aykırı olduğu sonuç ve kanaatine varılmıştır.

16) Yukarıda yapılan açıklamalar, başvuranın iddiaları, idarenin konu ile ilgili

açıklamaları, ilgili mevzuat ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde; Başvuranın Çanakkale ili Lapseki ilçesi Umurbey beldesi Ordonat Grup Komutanlığına geçici görevlendirilmesi ve geçici görev yolluğu talebinin reddi, hakkında verilen 17/10/2019 tarihli

75 sayılı kınama cezası ile tecziye işleminin kaldırılması talebi kabulü ve idareye tavsiyede

bulunulması gerektiği sonuç ve kanaatine varılmıştır.

B. İyi Yönetim İlkeleri Yönünden Değerlendirme

17) İyi yönetim ilkelerine 28/03/2013 tarihli ve 28601 mükerrer sayılı Resmi Gazetede

yayımlanan Kamu Denetçiliği Kurumu Kanununun Uygulanmasına İlişkin Usul ve Esaslar

Hakkında Yönetmeliğin “İyi yönetim ilkeleri” başlıklı 6’ncı maddesinde yer verilmiş olup söz konusu ilkeler yönünden yapılan değerlendirme neticesinde; başvuru kapsamında ilgili idareden istenilen bilgi ve belgelerin süresi içinde ve gerekçeli olarak Kurumumuza gönderildiği, ayrıca idarenin başvuranla ilgili işlemlerinde “kanunlara uygunluk”, “makul sürede karar verme”, “hesap verilebilirlik”, “şeffaflık”, “kararın geciktirilmeksizin bildirilmesi” ilkelerine uygun davrandığı, ancak idarenin, başvurana verdiği cevaplarda hangi sürede hangi mercilere başvurabileceğini göstermediği bu nedenle “karara karşı başvuru yollarının gösterilmesi” ilkesine uymadığı anlaşılmış olup, idareden bundan böyle bu ilkeye de uyması beklenmektedir.

VI. HAK ARAMA ÖZGÜRLÜĞÜNE İLİŞKİN AÇIKLAMA

18) 6328 sayılı Kanun’un 21’inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca başvurunun Kurumumuz

tarafından reddedilmesi hâlinde, durmuş olan dava açma süresi gerekçeli ret kararının ilgiliye tebliğinden itibaren kaldığı yerden işlemeye başlayacaktır. 21’inci maddenin ikinci fıkrası uyarınca ise tavsiye kararı üzerine otuz gün içinde herhangi bir işlem tesis edilmez veya eylemde bulunulmaz ise durmuş olan dava açma süresi kaldığı yerden işlemeye başlayacaktır.

Buna göre; ilgili idarenin eylem ve işlemlerine karşı dava açma süresinden arta kalan sürede

Çanakkale İdare Mahkemesinde yargı yolu açıktır.

VII. KARAR

Açıklanan gerekçelerle, BAŞVURUNUN KISMEN KABULÜ İLE KISMEN REDDİNE; Başvuranın; Çanakkale ili Lapseki ilçesi Umurbey beldesi Ordonat Grup Komutanlığına geçici görevlendirilmesi ve geçici görev yolluğu talebinin REDDİNE, 17/10/2019 tarihli ve 75 sayılı yazı ile “Usulsüz müracaatta ve şikayette bulunmak” gerekçesi ile verilen kınama cezasının geri alınması yönünde, DENİZ KUVVETLERİ KOMUTANLIĞINA TAVSİYEDE

BULUNULMASINA,

Kararın BAŞVURANA ve DENİZ KUVVETLERİ KOMUTANLIĞINA tebliğine;

6328 sayılı Kanunun 20 inci maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca İdare tarafından bu karar

üzerine tesis edilecek işlemin otuz gün içinde Kurumumuza bildirilmesinin zorunlu olduğuna, Türkiye Cumhuriyeti Kamu Başdenetçisince karar verildi.

e-imzalıdır

Şeref MALKOÇ

Kamu Başdenetçisi