ÖZET: Danıştay kararında, başvuranın Antalya Emniyet Müdürlüğü’nde görev yaparken Bilecik iline geçici görevlendirilmesine itirazı ele alınmıştır. Başvuran, geçici görevlendirmenin iptal edilmesini ve mahkeme kararının uygulanmasını talep etmiştir. İdare, başvuranın Antalya’da 10 yıl görev yapamayacağı gerekçesiyle bu atamayı gerçekleştirmiştir. Ancak, Anayasa’nın 138. maddesi ve İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 28. maddesi gereği, idarelerin mahkeme kararlarını uygulama yükümlülüğü olduğu vurgulanmıştır.

Kararda, başvuranın Bilecik iline geçici görevlendirilmesi işleminin iptali yönünde verilen mahkeme kararının, idare tarafından süresinde yerine getirilmediği belirtilmiş ve bu durumun hukuka aykırı olduğu sonucuna varılmıştır. İdarenin, mahkeme kararlarını uygulamaması nedeniyle sorumluluğunun devam edeceği ifade edilmiştir. Sonuç olarak, başvurunun kabulü ile ilgili mahkeme kararının ivedilikle uygulanması tavsiye edilmiştir. Bu bağlamda, hukuki güvenlik ve adil yargılanma hakkı açısından idarenin yükümlülükleri net bir şekilde ortaya konmuştur.

geçici görev atamasından sarfınazar edilmesi ve Gaziantep Bölge İdare Mahkemesi Birinci

İdari Dava Dairesinin 10/09/2020 tarih ve E: / , K: / sayılı kararının yerine getirilmesini talep etmektedir.

II. İDARENİN BAŞVURUYA İLİŞKİN AÇIKLAMALARI

2. Emniyet Genel Müdürlüğü’nün 12.01.2021 tarihli cevabi yazısında; Emniyet Hizmetleri

Sınıfı Atama ve Yer Değiştirme Yönetmeliği’nde “Antalya Emniyet Müdürlüğü hizmet süresinin 10 yıl olduğu”nun belirtildiği, başvuranın Antalya ilinde, 2000 – 2014 yılları arasında,

14 yıl görev yaptığı, 10 yıllık hizmet süresinin aşılması nedeniyle başvuranın geçici

görevlendirmeyle Bilecik iline atamasının yapıldığı, kaldı ki, Emniyet Hizmetleri Sınıfı

Mensupları Atama ve Yer Değiştirme Yönetmeliği’ne göre Türkiye’nin doğu ve batı olarak ikiye ayrıldığı, Bilecik ve Antalya illerinin 1. Bölge’de bulunduğu, bu bağlamda, başvuranın 1.

Bölge’ye atamasının yapıldığı, 2.1. 04.07.2019 tarihli onay ile, başvuranın 1. Bölgeye dönüşe tabi olduğundan, Antalya

Emniyet Müdürlüğü kadrosuna atama yapıldığı, 19.07.2019 tarihli onay ile “Çevirme” yapılarak Bilecik Emniyet Müdürlüğü’ne atamasının yapıldığı, 08.07.2020 tarihli “yargı kararı” gereği atamasının Antalya Emniyet Müdürlüğü kadrosuna yapıldığı, 25.09.2020 tarihli onay ile

“Geçici Görevli” olarak Bilecik Emniyet Müdürlüğü kadrosuna atamasının yapıldığı, naklen atama işleminin iptaline ilişkin olarak Diyarbakır 2. İdare Mahkemesi’nin E: / ve

Antalya 1. İdare Mahkemesi’nin E: sayılı dava kayıtları bulunduğu,

ifade edilmiştir.

III. İLGİLİ MEVZUAT

3. 18/10/1982 tarihli ve 2709 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının;

3.1. Genel İlkeler başlıklı 128 inci maddesinde “(…) Memurların ve diğer kamu görevlilerinin nitelikleri, atanmaları, görev ve yetkileri, hakları ve yükümlülükleri, aylık ve ödenekleri ve diğer özlük işleri kanunla düzenlenir.”

3.2. “Hak arama hürriyeti” başlıklı 36 ncı maddesinde; “Herkes, meşrû vasıta ve yollardan faydalanmak suretiyle yargı mercileri önünde davacı veya davalı olarak iddia ve savunma ile adil yargılanma hakkına sahiptir. Hiçbir mahkeme, görev ve yetkisi içindeki davaya bakmaktan kaçınamaz.” 3.3. “Mahkemelerin bağımsızlığı” başlıklı 138 inci maddesinin son fıkrasında; “Yasama ve yürütme organları ile idare, mahkeme kararlarına uymak zorundadır; bu organlar ve idare, mahkeme kararlarını hiçbir suretle değiştiremez ve bunların yerine getirilmesini geciktiremez.”,

4. 6328 sayılı Kamu Denetçiliği Kurumu Kanunu’nun “Kurumun görevi” başlıklı 5 inci maddesinde; “Kurum, idarenin işleyişi ile ilgili şikâyet üzerine, idarenin her türlü eylem ve işlemleri ile tutum ve davranışlarını; insan haklarına dayalı adalet anlayışı içinde, hukuka ve hakkaniyete uygunluk yönlerinden incelemek, araştırmak ve idareye önerilerde bulunmakla görevlidir.”

5. 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 28 inci maddesinde: “(1)Danıştay, Bölge

İdare Mahkemeleri, İdare ve Vergi Mahkemelerinin esasa ve yürütmenin durdurulmasına ilişkin kararlarının icaplarına göre idare gecikmeksizin işlem tesis etmeye veya eylemde bulunmaya mecburdur. Bu süre hiçbir şekilde kararın idareye tebliğinden başlayarak otuz (30)

günü geçemez. … .”,

Düzenlemeleri bulunmaktadır.

IV. KAMU DENETÇİSİ SADETTİN KALKAN’IN KAMU BAŞDENETÇİSİ’NE

ÖNERİSİ

6. Kamu Denetçisi tarafından yapılan inceleme ve araştırma neticesinde; başvuranın talebine ilişkin tavsiye karar önerisi, Kamu Başdenetçisi’ne sunulmuştur.

V. DEĞERLENDİRME VE GEREKÇE

A. Hukuka, Hakkaniyete ve İnsan Haklarına Uygunluk Yönünden Değerlendirme

7. Başvuran, Antalya Emniyet Müdürlüğü’nde görev yaparken 25/09/2020 tarihinde Bilecik iline 12 ay süreli geçici görevlendirmesine binaen mezkur görevlendirmenin iptal edilmesini ve ilgili mahkeme kararının uygulanmasını talep etmektedir.

8. “Hukuk devleti; insan haklarına dayanan, bu hak ve özgürlükleri koruyup güçlendiren, eylem ve işlemleri hukuka uygun olan, her alanda adaletli bir hukuk düzeni kurup bunu geliştirerek sürdüren, hukuki güvenliği sağlayan, Anayasa’ya aykırı durum ve tutumlardan kaçınan, hukuku tüm devlet organlarına egemen kılan, Anayasa ve kanunlarla kendini bağlı sayan, yargı denetimine açık olan devlettir.” (Anayasa Mahkemesi E.2013/44, K. 2013/59, Resmi Gazete

Tarihi: 02/05/2013). Kanun koyucu, Anayasa’nın 138. ve İdari Yargılama Usulü Kanunun 28.

maddesi ile yargı kararlarının her ne gerekçe ile olursa olsun uygulanmamasından idareyi sorumlu tutmuş ve idarenin yargı kararlarını uygulaması hususunda idareye anayasal ve kanuni bir zorunluluk yüklenmiş olup, idarenin kararı uygulama yükümlülüğü devam ettikçe, yargı

kararının uygulanmamasından doğan sorumluluğun da devam edeceği vurgulanmıştır (Bkz:

2017/5018 başvuru numaralı ve 24/10/2017 tarihli Tavsiye Kararı). Dolayısıyla idareler, mahkeme kararlarına uymak zorunda oldukları gibi bağımsız ve tarafsız mahkemeler tarafından verilmiş kararların yerine getirilmesini de geciktiremeyeceklerdir.

9. Anayasa Mahkemesinin 14/01/2010 tarihli ve E. 2009/27, K. 2010/9 sayılı kararında; “Anayasa’nın 36. maddesinde ifade edilen hak arama özgürlüğü, diğer temel hak ve özgürlüklerden gereken şekilde yararlanılmasını ve bunların korunmasını sağlayan en etkili güvencelerden biri olmakla birlikte aynı zamanda toplumsal barışı güçlendiren, bireyin adaleti bulma, hakkı olanı elde etme, haksızlığı önleme uğraşının da aracıdır. Hak arama özgürlüğü ve adil yargılanma hakkı, sadece yargı mercileri önünde davacı ve davalı olarak iddia ve savunmada bulunma hakkını değil, yargılama sonunda hakkı olanı elde etmeyi de kapsayan bir haktır.” ifadeleri kullanılmıştır.

10. Başvurucuların, Mahkeme ilamına dayalı icra takibine rağmen hükmedilen bedellerin ödenmediği, kamu mallarının haciz edilemezliğine dayalı kanun hükümlerine dayanarak ödemeden kaçınıldığından bahisle, mülkiyet ve adil yargılanma haklarının ihlal edildiğini ileri sürdükleri davada Anayasa Mahkemesi; “mahkemeye erişim hakkının adil yargılanma hakkının unsurlarından biri olduğu ve bir uyuşmazlığı mahkeme önüne götürme, mahkemece verilen kararın uygulanmasını isteme haklarını da kapsadığı” ifade ederek yargı kararlarının uygulanmasını “mahkemeye erişim hakkı” kapsamında değerlendirmiştir. (Bkz: Anayasa

Mahkemesi’nin 03/04/2014 tarih ve 2013/711 sayılı Bireysel Başvuru Kararı)

11. Nitekim, yargılama sonunda verilen kesin hükmün, hüküm tarihinin üzerinden beş yıl geçmesine rağmen yetkili makamlarca yerine getirilmemesini konu alan Hornsby/Yunanistan kararında, Yunanistan’da yabancı dil okulu açmak isteyen, ancak talepleri okul açmanın sadece

Yunan vatandaşlarına münhasır bir yetki olduğu gerekçesiyle reddedilen başvurucular, taleplerinin reddine ilişkin kararın iptali istemiyle Yüksek İdare Mahkemesinde dava açmışlar ve söz konusu karar iptal edilmiştir. 6. maddenin 1. fıkrasının uygulama alanı bulup bulamayacağının irdelendiği mevcut olayda, AİHM, ulusal hukuk sistemince nihai ve bağlayıcı bir yargı kararın davanın zarar gören tarafı açısından işlevsiz hale getirilmesi halinde mahkemeye başvurma hakkının hayali bir haktan öteye geçemeyeceğini ifade ederek mahkemeye başvurma hakkının ihlal edildiğine hükmetmiştir. (Hornsby/Yunanistan, 19/03/1997, No: 18357/91, p. 40, http://hudoc.echr.coe.int/eng?i=001-58020, Erişim Tarihi, 17.03.2017.)

12. Başvuranın hizmet dökümü ve ilgili belgelerden, Başvuranın; 1996 – 1997 yılları arasında

İstanbul’da, 1997 – 2000 yılları arasında Iğdır’da, 2000 – 2012 yılları arasında Antalya’da,

2014 – 2020 yılları arasında Diyarbakır’da, 2016 – 2018 yılları arasında görevden

uzaklaştırıldığı, 2019 yılı genel atama döneminde “eş durumu” mazeretine ve 04.07.2019 tarihli atama onayına istinaden, 2019 yılı 7 inci ayında Antalya Emniyet Müdürlüğü’ne,

19.07.2019 tarihli onay ile “hizmet gereği Bilecik Emniyet Müdürlüğü’ne atamasının yapıldığı

03.09.2020 tarihinde yargı kararına istinaden Antalya’ya tayin olduğu, geçici görevlendirmeyle

02.11.2020 tarihinde Bilecik Emniyet Müdürlüğü’nde (hizmet gereği – 12 ay süreli) göreve

başladığı, 12.1. “Başvuranın Antalya İlinde göreve başlamadan Bilecik iline tayin edilmesi” işleminin iptali istemiyle Diyarbakır İdare Mahkemesinde açılan ve mezkur mahkemenin 27.02.2020 tarih ve K: / sayısıyla “davanın reddi”ne hükmettiği kararının istinaf yoluyla incelenerek kaldırılması amacıyla açılan davada, Gaziantep Bölge İdare Mahkemesi 1. Dava

Dairesi tarafından verilen 10.09.2020 tarih K: / sayılı kararda; “Yapılan atamanın haklı kabul edilebilir somut bir gerekçe ortaya konmaksızın idari istikrar ilkesine aykırı bir şekilde” gerçekleştiği, “bu nedenle ilgili mahkeme kararında hukuka uygunluk görülmemesine binaen

Diyarbakır 3. İdare Mahkemesi tarafından verilen 27.02.2020 tarihli kararın kaldırılması” hüküm altına alındığı,

12.2. Başvuranın 03.09.2020 tarihinde Antalya’da göreve başlamasından 22 gün sonra

25.09.2020 tarihinde Bilecik ilinde görevlendirilmesi işleminin iptali istemiyle açılan davada,

Antalya 1. İdare Mahkemesi tarafından 03.12.2020 tarih sayı ile “somut ve geçerli bir dayanak ortaya konulmaksızın, davacı hakkında verilen mahkeme kararını etkisiz kılacak mahiyette dava konusu işlemin tesis edilmesi” gerekçesiyle yürütmenin durdurulmasına hükmedildiği, mezkur kararın “itirazen incelenerek kaldırılması ve yürütmenin durdurulması

isteminin reddi” talebi ile Konya Bölge İdare Mahkemesi 1. Dava Dairesinde Y.D. İtiraz No:

/ sayılı davada 29.12.2020 tarihinde “itiraz isteminin reddine” hükmedildiği, anlaşılmıştır.

13. Somut olayda, her ne kadar İdarece ilgili mevzuat gereğince başvuranın Antalya ilinde 10 seneden fazla görev yapamayacağı iddia edilmişse de, Anayasa’nın 138 inci maddesi ve İdari

Yargılama Usulü Kanununun 28’inci maddesi ile yargı kararlarının hangi gerekçe ile olursa olsun uygulanmamasından idare sorumlu tutulmuştur. Dolayısıyla, İdarenin mahkeme kararlarını uygulaması Anayasal ve kanuni bir zorunluluktur. İdarenin kararı uygulama yükümlülüğü devam ettikçe, yargı kararının uygulanmamasından doğan sorumluluğu da devam edecektir. Yukarıda anılan Anayasa Mahkemesi kararlarına bakıldığında Anayasamızın 36 ncı maddesinde yer alan “hak arama hürriyeti”nin yalnızca yargı mercileri karşısında davalı veya davacı olma sıfatını değil aynı zamanda mahkeme nezdinde verilmiş olan kararın idari mercilerce gereğinin yerine getirilmesini de kapsadığı belirtilmekte, ayrıca mahkeme kararlarının uygulanmasını yargılama sürecinin devamı niteliğinde görerek yargılama sürecini tamamlayan ve yargılamanın bir anlam ve sonuç doğurmasını saylayan unsur olarak nitelendirmektedir.

14. Yukarıda anlatılan hususlar, başvuranın iddiaları, idarenin konu ile ilgili açıklamaları, mevzuat, yargı kararları ve tüm dosya kapsamı birlikte göz önünde bulundurularak; başvuran lehine verilen Konya Bölge İdare Mahkemesi 1. Dava Dairesinin Y.D. İtiraz No: / sayı 29.12.2020 tarihli kararının 2577 sayılı Kanunun 28’inci maddesinde öngörülen sürede yerine getirilmediği, bir başka deyişle başvuranın anılan Kanunda emredilen süre içerisinde

Bilecik İline görevlendirmesinin iptal edilmediği anlaşıldığından, ilgili idarenin Kanun tarafından öngörülen sürede mahkeme kararını yerine getirmemesi yönünde tezahür eden işleminin hukuka ve hakkaniyete aykırı olduğu sonuç ve kanaatine varılmıştır.

B. İyi Yönetim İlkeleri Yönünden Değerlendirme

15. İyi yönetim ilkelerine 28/03/2013 tarihli ve 28601 mükerrer sayılı Resmi Gazetede yayımlanan Kamu Denetçiliği Kurumu Kanununun Uygulanmasına İlişkin Usul ve Esaslar

Hakkında Yönetmeliğin “İyi yönetim ilkeleri” başlıklı 6 ncı maddesinde yer verilmiş olup; idareden istenilen bilgi ve belgelerin süresi içinde ve gerekçeli olarak Kurumumuza gönderildiği, ayrıca idarenin; başvuranla ilgili işlemlerinde “kanunlara uygunluk”, “hesap verilebilirlik”, “şeffaflık”, “kararların gerekçeli olması” ilkelerine uygun davrandığı, ancak işleme karşı başvuru yollarını belirtmemesi nedeniyle “karara karşı başvuru yollarının gösterilmesi” ilkesine uymadığı anlaşılmış olup, idareden bundan böyle bu ilkeye de uyması beklenmektedir.

VI. HAK ARAMA ÖZGÜRLÜĞÜNE İLİŞKİN AÇIKLAMA

16. 6328 sayılı Kanunun 21 inci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca, bu Tavsiye Kararının

İdareye tebliğ tarihinden itibaren 30 gün içinde İdare tarafından herhangi bir eylem ya da işlem tesis edilmezse, (varsa) dava açma süresinden kalan süre kaldığı yerden işlemeye devam edecek olup Antalya İdare Mahkemesinde yargı yolu açıktır.

VII. KARAR

Açıklanan gerekçelerle BAŞVURUNUN KABULÜNE, “Konya Bölge İdare Mahkemesi 1. Dava Dairesinin Y.D. İtiraz No: 2020/737 sayı 29.12.2020 tarihli kararının ivedilikle uygulanması suretiyle başvuranın Bilecik İlinde görevlendirmesinin iptali” hususunda EMNİYET GENEL MÜDÜRLÜĞÜ’NE TAVSİYEDE

BULUNULMASINA,

Bu kararın, BAŞVURANA ve EMNİYET GENEL MÜDÜRLÜĞÜ’NE tebliğine,

6328 sayılı Kamu Denetçiliği Kurumu Kanununun 20 nci maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca;

EMNİYET GENEL MÜDÜRLÜĞÜ tarafından bu karar üzerine tesis edilecek işlemin otuz gün içinde Kurumumuza bildirilmesinin zorunlu olduğuna, Türkiye Cumhuriyeti Kamu Başdenetçisince karar verildi.

e-imzalıdır

Şeref MALKOÇ

Kamu Başdenetçisi