|
ÖZET: Başvuru, boşanma sürecinde olan bir bireyin, mahkeme tarafından kendisine verilen geçici velayet nedeniyle çocuk yardımının ödenmesini talep etmesi üzerine yapılmıştır. Başvuran, üç çocuğunun geçici velayetini elinde bulundurmasına rağmen, Milli Eğitim Bakanlığı tarafından çocuk yardımının kendisine ödenmeyeceği yönünde bir yanıt almıştır. İlgili mevzuat gereği, aile yardımı ödeneğinin boşanma durumlarında mahkeme kararına bağlı olarak belirlenmesi gerektiği ifade edilmiştir.
Erzurum İl Milli Eğitim Müdürlüğü, başvuranın talebine ilişkin olarak, boşanma davasının kesinleşmemiş olması ve velayete dair bir hüküm bulunmaması nedeniyle aile yardımının ödenemeyeceğini belirtmiştir. Ancak, Türk Medeni Kanunu ve Birleşmiş Milletler Çocuk Hakları Sözleşmesi çerçevesinde, çocuğun en iyi çıkarlarının gözetilmesi gerektiği vurgulanmaktadır. Bu bağlamda, başvuranın geçici velayet durumu, çocukların bakım ve korunmasına yönelik geçici önlemlerle benzerlik göstermektedir. Kamu Denetçiliği Kurumu, başvuranın talebinin hukuka uygun olmadığına dair idarenin açıklamalarını değerlendirmiş ve başvurunun kabul edilmesi gerektiği sonucuna ulaşmıştır. Bu doğrultuda, Milli Eğitim Bakanlığı’na başvuranın çocuk yardımının ödenmesi konusunda tavsiyede bulunulması kararlaştırılmıştır. |
T.C. TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ KAMU DENETÇİLİĞİ KURUMU
(OMBUDSMANLIK)
SAYI : 2024/7678-S.24.12032
BAŞVURU NO : 2024/1907
KARAR TARİHİ : 24.07.2024
TAVSİYE KARARI
BAŞVURUYA KONU İDARE : MİLLİ EĞİTİM BAKANLIĞI
Çocuk Yardımı Hakkında
BAŞVURUNUN KONUSU :
BAŞVURU TARİHİ : 05.02.2024
I.BAŞVURUNUN KONUSU
1. Kurumumuza, T.C. Kimlik Numaralı tarafından yapılmış olan başvuruda, başvuran; eşiyle boşanma sürecinde olduğunu, mahkeme tarafından üç çocuğun geçici velayetinin kendisine verildiğini, bu nedenle geçici velayeti kendisinde bulunan üç çocuğuna istinaden ödenen çocuk yardım ücretlerinin tarafına ödenmesini talep etmektedir.
II. İDARENİN BAŞVURUYA İLİŞKİN AÇIKLAMALARI
2. Kurumumuzun 12/02/2024 tarihli ve sayılı bilgi-belge isteme yazısına cevaben Erzurum
İl Milli Eğitim Müdürlüğü tarafından gönderilen 05/03/2024 tarihli ve sayılı yazıda ilgili mevzuat hükümlerine yer verilmek suretiyle özetle;
2.1. Aile yardımı ödeneğinin 657 sayılı Devlet Memurları Kanununun 202 ve 203 üncü maddelerinde düzenlendiği, buna göre aile yardımı olarak tanımlanan uygulamada çocuk yardımın karı ve kocanın her ikisini de memur olduğu durumda kocaya verildiği, boşanma veya ayrılık halinde ise bu yardımın hangi tarafa ve hangi oranda verileceği mahkeme kararında ayrıca belirtileceği anlaşılmakta olduğu, mahkemenin bu duruma ilişkin hüküm olmadığı bulunmadığı durumda ise bu yardımdan kimin faydalanacağına ilişkin mevzuatta açık bir hükmün mevcut bulunmadığını,
2.2. İlgilinin başvuru konusu ile ilgili olarak mülga Devlet Personel Başkanlığının 29/01/2014 tarih ve 285 sayılı görüşünde “ … mahkemenin çocuğun bakımın bir tarafa bıraktığı ve yardımın oranına ilişkin karar vermediği durumlarda ise söz konusu yardımın çocuğun bırakıldığı tarafa yapılması gerektiği…” mütalaa edildiğini,
2.3. Türk Medeni Kanunun Boşanma başlıklı ikinci bölümün ‘Geçici önlemler’ alt başlıklı 169 ncu maddesi gereğince “tedbiren velayet” veya “geçici velayetin” TMK 169.madde kapsamındaki geçici önlemlere ilişkin hükümler aynı kanunun 182 nci maddesi kapsamında yer verilen bir “Velayet Hakkı” olmadığını, velayetin çok kapsamlı yetki ve hakkı içinde barındırdığını, bu yetki ve hakları tek başına kullanma yetkisi verdiğini,
2.4. İlgili hükümde yer alan “ … çocukların bakım ve korunmasına ilişkin geçici önlemleri…” ifadesiyle bir velayet hakkı olmadığı ve bu durumun bir önlem olduğu, söz konusu bu önleminde geçici olduğunu,
2.5. Geçici velayetin, boşanma davası sürecinde çocukların bakım ve korunmasına ilişkin mahkeme hâkimi tarafından verilen geçici nitelikte önlem olduğunu, boşanma davasının kesinleşmesi ile birlikte verilen velayet kararı olmadığı,
2.6. İlgilinin boşanma aşamasında olduğu, mahkemenin geçici tedbir olarak çocuğun velayetinin anneye bıraktığı, her bir çocuk için tedbir nafakası hükmedildiği anlaşıldığı,
2.7. Kesinleşmiş bir boşanma kararının olmaması ve velayete ilişkin bir hüküm bulunmadığı bu nedenle de aile yardımın ilişkin kanun hükmünün uygulanmasının mümkün olmadığını,
2.8. Ancak aile yardımının taşıdığı anlam ve mahiyetin Türk Medeni Kanununun 169 ncu maddesinde ifade edilen çocuğun bakımı ve korunmasına ilişkin geçici önlemler ile benzerlik taşıdığının anlaşıldığı, velayetin bir tarafa bırakıldığı duruma ilişkin hükmün kıyasen geçici velayet durumu halinde de uygulanması önünde bir engelin olmadığı,
Açıklamalarına yer verilmiştir.
III. İLGİLİ MEVZUAT
3. Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın “Dilekçe, bilgi edinme ve kamu denetçisine başvurma hakkı” başlıklı 74 üncü maddesinde; “…Herkes, bilgi edinme ve kamu denetçisine başvurma hakkına sahiptir.
Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına bağlı olarak kurulan Kamu Denetçiliği Kurumu idarenin işleyişiyle ilgili şikayetleri inceler…”,
4. 6328 sayılı Kamu Denetçiliği Kurumu Kanunu’nun “Kurumun görevi” başlıklı 5 inci maddesinin birinci fıkrasında; “Kurum, idarenin işleyişi ile ilgili şikâyet üzerine, idarenin her türlü eylem ve işlemleri ile tutum ve davranışlarını; insan haklarına dayalı adalet anlayışı içinde, hukuka ve hakkaniyete uygunluk yönlerinden incelemek, araştırmak ve idareye önerilerde bulunmakla görevlidir.”,
5. Birleşmiş Milletler Çocuk Haklarına Dair Sözleşmesi’nin “Çocuğun yüksek yararının gözetilmesi ilkesi” başlıklı 3 ncü maddesinde;
“1. Kamusal ya da özel sosyal yardım kuruluşları, mahkemeler, idari makamlar veya yasama organları tarafından yapılan ve çocukları ilgilendiren bütün faaliyetlerde, çocuğun yararı temel düşüncedir.
2. Taraf Devletler, çocuğun ana-babasının, vasilerinin ya da kendisinden hukuken sorumlu olan diğer kişilerin hak ve ödevlerini de göz önünde tutarak, esenliği için gerekli bakım ve korumayı sağlamayı üstlenirler ve bu amaçla tüm uygun yasal ve idari önlemleri alırlar.
3. Taraf Devletler, çocukların bakımı veya korunmasından sorumlu kurumların; hizmet ve faaliyetlerin özellikle güvenlik, sağlık, personel sayısı ve uygunluğu ve yönetimin yeterliliği açısından, yetkili makamlarca konulan ölçülere uymalarını taahhüt ederler.”
6. Birleşmiş Milletler Çocuk Haklarına Dair Sözleşmesi’nin “Ana–babanın sorumluluklarına, hak ve ödevlerine saygı” başlıklı 5 nci maddesinde;
“Taraf Devletler, bu Sözleşmenin çocuğa tanıdığı haklar doğrultusunda çocuğun yeteneklerinin geliştirilmesi ile uyumlu olarak, çocuğa yol gösterme ve onu yönlendirme konusunda ana-babanın, yerel gelenekler öngörüyorsa uzak aile veya topluluk üyelerinin, yasal vasilerinin veya çocuktan hukuken sorumlu öteki kişilerin sorumluluklarına, haklarına ve ödevlerine saygı gösterirler.”
7. Birleşmiş Milletler Çocuk Haklarına Dair Sözleşmesi’nin “Yaşam ve gelişme hakkı” 6 ncı maddesinde;
“1. Taraf Devletler, her çocuğun temel yaşama hakkına sahip olduğunu kabul ederler.
2. Taraf Devletler, çocuğun hayatta kalması ve gelişmesi için mümkün olan azami çabayı gösterirler.”
8. Birleşmiş Milletler Çocuk Haklarına Dair Sözleşmesi’nin “Çocuğun yetiştirilmesinde ana– babanın ve devletin sorumlulukları” başlıklı 18 nci maddesinde;
“1. Taraf Devletler, çocuğun yetiştirilmesinde ve gelişmesinin sağlanmasında ana-babanın birlikte sorumluluk taşıdıkları ilkesinin tanınması için her türlü çabayı gösterirler. Çocuğun yetiştirilmesi ve geliştirilmesi sorumluluğu ilk önce ana babaya ya da durum gerektiriyorsa yasal vasilere düşer. Bu kişiler her şeyden önce çocuğun yüksek yararını göz önünde tutarak hareket ederler.
2. Bu Sözleşmede belirtilen hakların güvence altına alınması ve geliştirilmesi için Taraf Devletler, çocuğun yetiştirilmesi konusundaki sorumluluklarını kullanmada ana-baba ve yasal vasilerin durumlarına uygun yardım yapar ve çocukların bakımı ile görevli kuruluşların, faaliyetlerin ve hizmetlerin gelişmesini sağlarlar.
3. Taraf Devletler, çalışan ana-babanın, çocuk bakım hizmet ve tesislerinden, çocuklarının da bu hizmet ve tesislerden yararlanma hakkını sağlamak için uygun olan her türlü önlemi alırlar.”
9. Birleşmiş Milletler Çocuk Haklarına Dair Sözleşmesi’nin “Yeterli yaşam standardına ulaşma hakkı” başlıklı 27 nci maddesinde;
“1. Taraf Devletler, her çocuğun bedensel, zihinsel, ruhsal, ahlaksal ve toplumsal gelişmesini sağlayacak yeterli bir hayat seviyesine hakkı olduğunu kabul ederler.
2. Çocuğun gelişmesi için gerekli hayat şartlarının sağlanması sorumluluğu; sahip oldukları imkanlar ve mali güçleri çerçevesinde öncelikle çocuğun ana-babasına veya çocuğun bakımını üstlenen diğer kişilere düşer.
3. Taraf Devletler, ulusal durumlarına göre ve olanakları ölçüsünde, ana-babaya ve çocuğun bakımını üstlenen diğer kişilere, çocuğun bu hakkının uygulanmasında yardımcı olmak amacıyla gerekli önlemleri
alır ve gereksinim olduğu takdirde özellikle beslenme, giyim ve barınma konularında maddi yardım ve destek programları uygularlar.
4. Taraf Devletler, Taraf Devlet ülkesinde veya başka ülkede bulunsun; ana-babası veya çocuğa karşı mali sorumluluğu bulunan diğer kişiler tarafından, çocuğun bakım giderlerinin karşılanmasını sağlamak amacıyla her türlü uygun önlemi alırlar. Özellikle çocuğa karşı mali sorumluluğu olan kişinin, çocuğun ülkesinden başka bir ülkede yaşaması halinde, Taraf Devletler bu konuya ilişkin uluslararası anlaşmalara katılmayı veya bu tür anlaşmalar akdinin yanı sıra başkaca uygun düzenlemelerin yapılmasını teşvik ederler.”
10. 657 sayılı Devlet Memurları Kanununun
10.1. ‘Aile yardımı ödeneği’ başlıklı 202 nci maddesinde; “Evli bulunan Devlet memurlarına aile yardımı ödeneği verilir.
…Boşanma veya ayrılık vukuunda mahkeme bu yardımın hangi tarafa ve ne oranda verileceğini de kararında belirtir.”
10.2. ‘Aile yardımı ödeneğinin ödenme usulü’ başlıklı 203 ncü maddesinde; “ Aile yardımı ödeneği
Devlet memurlarına her ay aylıklarıyla birlikte ödenir. Karı ve kocanın her ikisi de memur iseler bu ödenek yalnız kocaya verilir. Aile yardımı ödenekleri hiç bir vergi ve kesintiye tabi tutulmaksızın ödenir ve borç için haczedilemez.”
11. Türk Medeni Kanunun ‘Boşanma’ başlıklı ikinci bölümünün ‘Geçici önlemler’ alt başlıklı 11.1. 169 ncu maddesinde ;“ Boşanma veya ayrılık davası açılınca hakim, davanın devamı süresince gerekli olan, özellikle eşlerin barınmasına, geçimine, eşlerin mallarının yönetimine ve çocukların bakım ve korunmasına ilişkin geçici önlemleri resen alır.” 11.2. 182 nci maddesinde ; “ Mahkeme boşanma veya ayrılığa karar verirken, olanak bulundukça ana ve babayı dinledikten ve çocuk vesayet altında ise vasinin ve vesayet makamının düşüncesini aldıktan sonra, ana ve babanın haklarını ve çocuk ile olan kişisel ilişkilerini düzenler. Mahkeme, kararında kişisel ilişki düzenlemesinin gereklerinin yerine getirilmemesi hâlinde, çocuğun menfaatine aykırı olmamak kaydıyla velayetin değiştirilebileceğini ihtar eder. Velâyetin kullanılması kendisine verilmeyen eşin çocuk ile kişisel ilişkisinin düzenlenmesinde, çocuğun özellikle sağlık, eğitim ve ahlâk bakımından yararları esas tutulur. Bu eş, çocuğun bakım ve eğitim giderlerine gücü oranında katılmak zorundadır. Hâkim, istem hâlinde irat biçiminde ödenmesine karar verilen bu giderlerin gelecek yıllarda tarafların sosyal ve ekonomik durumlarına göre ne miktarda ödeneceğini karara bağlayabilir.”
IV. KAMU DENETÇİSİ CELİLE ÖZLEM TUNÇAK’IN KAMU BAŞDENETÇİSİ’NE ÖNERİSİ
12. Başvuranın iddiaları, idarenin konu ile ilgili açıklamaları, ilgili mevzuat ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde başvuru konusuna ilişkin “Tavsiye Karar Önerisi” Kamu Başdenetçisine sunulmuştur.
V. DEĞERLENDİRME VE GEREKÇE
A. Hukuka, Hakkaniyete ve İnsan Haklarına Uygunluk Yönünden Değerlendirme
13. Başvuran özetle, eşiyle boşanma sürecinde olduğunu, mahkeme tarafından üç çocuğun geçici velayetinin kendisine verildiğini, bu nedenle geçici velayeti kendisinde bulunan çocuklarına istinaden ödenen çocuk yardımının tarafına ödenmesini talep etmektedir.
14. Dosya kapsamındaki bilgi ve belgelerden; başvuran tarafından 04/07/2023 tarihinde çocuk yardımının kendisine ödenmesine ilişkin talepte bulunduğu ve kısa bir süre kendisine ödendiği daha sonra Erzurum İl
Milli Eğitim Müdürlüğü tarafından başvurana çocuk yardımının mevzuat kapsamında ödenemeyeceği hususunda görüş sunduğu anlaşılmıştır.
15. Birleşmiş Milletler Çocuk hakları Sözleşmesinin 3 ncü maddesi gereğince çocukları ilgilendiren bütün eylemler ve kararlarda çocuklar için için en iyi olan sonucun öncelikli olacağı, çocuğun üstün yararının ön planda tutulması gerektiği belirtilmiştir. Yine aynı sözleşmenin 5 nci maddesi gereğince çocuğun gelişimi açsısından ebeveynleri ve kendisine bakmakla yükümlü yetişkinlerin, çocuğun haklarının gözetilerek rehberlik etmesi gerektiğini belirtmiştir.
16. Birleşmiş Milletler Çocuk hakları Sözleşmesinin 18 nci maddesinde çocukların yetiştirilmesi ve gelişiminde öncelikli olarak anne-baba veya bakmakla yükümlü yetişkinlerin sorumluluğunda olduğunu ve
27 nci maddesinde de çocuğun bedensel, ruhsal, ahlaki ve toplumsal gelişiminin de öncelikli olarak
ebeveyn ve bakımını üstlenen yetişkinlerin yükümlülüğünde olduğu belirtilmiştir.
17. 17 Şubat 1926 tarihli kabul edilen Türk Medeni Kanunun İsviçre Medeni Kanunu örnek alınarak hazırlanmış olup 152 nci maddesinde; “Koca, birliğin reisidir. Evin intihabı karı ve çocukların münasip veçhile iaşesi, ona aittir.” Şeklinde düzenleme yer almış ve önceki Kanuna göre kocanın evlilik birliğinden doğan ödevlerinden biri ve hatta en başta geleni bakım ve geçindirme ödevi iken, 1 Ocak 2002 kabul tarihli
Türk Medeni Kanununun yürürlüğe girmesiyle kanun koyucu tarafından eşler arasındaki farkı kaldırarak kadın-erkek eşitliğini ön plana çıkarmıştır. Türk Medeni Kanunun 169 ncu maddesi “ Boşanma veya ayrılık davası açılınca hakim, davanın devamı süresince gerekli olan, özellikle eşlerin barınmasına, geçimine, eşlerin mallarının yönetimine ve çocukların bakım ve korunmasına ilişkin geçici önlemleri resen alır.” hükmü uyarınca eşler arasında farkı kaldırarak eş ve ebeveyn olarak kadın- erkek eşitliğini vurgulamıştır.
18. Boşanma davasında mahkeme tarafından Türk Medeni Kanunun 169 ncu maddesinde; “Boşanma veya ayrılık davası açılınca hakim, davanın devamı süresince gerekli olan, özellikle eşlerin barınmasına, geçimine, eşlerin mallarının yönetimine ve çocukların bakım ve korunmasına ilişkin geçici önlemleri resen alır.” hükmüne istinaden hakim tarafından bakmakla yükümlü oldukları ortak çocuklarının geçici velayeti başvurana verildiği, ortak çocukların bakım ve korunmasına ilişkin tedbirler velayetin kaldırılmasını gerektiren bir sebep bulunmadıkça ve kaldırılmadıkça, velayetin her iki eş yönünden de devam edeceğini geçici önlemlere ilişkin hükümler yer verilen bir “Velayet Hakkı” olmadığını, velayetin çok kapsamlı yetki ve hakkı içinde barındırdığını, bu yetki ve hakları tek başına kullanma yetkisi verdiğini belirtmişse de aile yardımının ailelerin refahını ve devamlılığını sağlamak, çocukları korumak, çocukların eğitim, sağlık ve diğer ihtiyaçlarını karşılamak maksadıyla verildiği ve Türk Medeni Kanunun 169 ncu maddesinde belirtilen çocukların bakım ve korunmasına ilişkin geçici önlemler ile benzerlik taşıdığı muhakkaktır.
19. Başvuranın boşanma aşamasında olması, mahkeme tarafından çocuklarının geçici velayetinin kendisinde bulunması sebebiyle aile yardımının kendisine verilmiş olması talebi, idare tarafından Aile yardımı ödeneğini düzenleyen 657 sayılı Devlet Memurları Kanununun ilgili hükümleri gerekçesiyle kabul görmemiş olsa da, 1 Ocak 2002 tarihli yürürlüğe giren Türk Medeni Kanunun ruhuna aykırı olduğu, kadın ve erkeğin eşit tutulduğu, geçici velayeti düzenleyen Türk Medeni Kanunun 169 ncu maddesinde belirtilen çocukların bakım ve korunmasına ilişkin geçici önlemler ile velayet hakkının benzerlik taşıdığı, mülga
Devlet Personel Başkanlığının 29/01/2014 tarih ve 285 sayılı görüşünde “ … mahkemenin çocuğun bakımın bir tarafa bıraktığı ve yardımın oranına ilişkin karar vermediği durumlarda ise söz konusu yardımın çocuğun bırakıldığı tarafa yapılması gerektiği…” mütalaa edildiği ve ülkemizin de tarafı olduğu
Birleşmiş Milletler Çocuk Hakları sözleşmesinin ilgili maddelerince de çocuğun gelişimi yetiştirilmesi,
gelişimi ve üstün yararı gözetilerek karar verilmesi gerektiği anlaşılmış olup başvuranın talebinin kabul edilmesi gerektiği sonucuna ulaşılmıştır.
20. Kurumumuzca yapılan değerlendirme neticesinde; başvuranın aile yardımı ödenmesi talebine ilişkin işlemlerinde idare tarafından tesis edilen işlemin hukuka ve hakkaniyete uyarlılığı bulunmamaktadır.
B. İyi Yönetim İlkeleri Yönünden Değerlendirme
21. İyi yönetim ilkelerine 28.03.2013 tarihli ve 28601 mükerrer sayılı Resmi Gazetede yayımlanan Kamu
Denetçiliği Kurumu Kanununun Uygulanmasına İlişkin Usul ve Esaslar Hakkında Yönetmeliğin “İyi yönetim ilkeleri” başlıklı 6’ncı maddesinde yer verilmiş olup idareden istenen bilgi ve belgelerin
Kurumumuza süresi içinde ve gerekçeli olarak gönderildiği, idarenin başvuranla ilgili işlemlerinde hesap verilebilirlik, makul sürede karar verme ve kararın geciktirilmeksizin bildirilmesi ilkelerine uygun hareket ettiği, ancak başvurana hangi sürede hangi mercilere başvurabileceğini göstermediği, dolayısıyla iyi yönetim ilkelerinden karara karşı başvuru yollarının gösterilmesi ilkesine uymadığı anlaşılmış olup idarenin bu ilkeye de uyması beklenmektedir.
VI. HAK ARAMA ÖZGÜRLÜĞÜNE İLİŞKİN AÇIKLAMA
22. 6328 sayılı Kamu Denetçiliği Kurumu Kanununun 21’inci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca, bu
Tavsiye Kararının idareye tebliğ tarihinden itibaren 30 gün içinde idare tarafından herhangi bir eylem ya da işlem tesis edilmezse (varsa) dava açma süresinden kalan süre işlemeye devam edecek olup Erzurum
İdare Mahkemelerinde yargı yolu açıktır.
VII. KARAR
Açıklanan gerekçelerle;
BAŞVURUNUN KABULÜNE,
Başvurana boşanma davası devamı esnasında, mahkeme tarafından çocukların geçici velayetinin kendisine verilmesi nedeniyle aile yardımının ödenmesi hususunda MİLLİ EĞİTİM BAKANLIĞINA
TAVSİYEDE BULUNULMASINA,
6328 sayılı Kamu Denetçiliği Kurumu Kanununun 20 nci maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca, bu
karar üzerine tesis edilecek işlemin otuz gün içinde Kurumumuza bildirilmesinin zorunlu olduğuna,
Kararın gereği için BAŞVURANA VE MİLLİ EĞİTİM BAKANLIĞINA tebliğine;
Türkiye Cumhuriyeti Kamu Başdenetçisince karar verildi.
Şeref MALKOÇ
Kamu Başdenetçisi