| Kamu İdaresi Türü | Özel İdareler |
| Yılı | 2012 |
| Dairesi | 1 |
| Karar No | 40445 |
| İlam No | 42272 |
| Tutanak Tarihi | 18.10.2016 |
| Kararın Konusu | İş Mevzuatı ile İlgili Kararlar |
Toplu İş Sözleşmesinin geçici 4’üncü maddesine aykırı olarak geçmiş yıllara ait derece ve kademe ilerlemesinde bulunulması ve aynı zamanda işçilerin pozisyon adı ile gelebileceği azami derecenin üzerinde derecelere taşınmaları
16-) 362 sayılı Ek İlam’ın 16’ncı maddesi ile, Özel İdare ile Köy Hizmetlerinin 2005 yılında birleşmesinden önce Özel İdarede çalışan işçilerin maaş ödemelerinde Türkiye Yol-İş Sendikası(T.Yol-İş) ile … İl Özel İdaresi adına TÜHİS (Türk Ağır Sanayi ve Hizmet Sektörü Kamu İşverenleri Sendikası) arasında imzalanan 3. Dönem Toplu İş Sözleşmesinin geçici 4’üncü maddesine aykırı olarak geçmiş yıllara ait derece ve kademe ilerlemesinde bulunulması ve aynı zamanda işçilerin pozisyon adı ile gelebileceği azami derecenin üzerinde derecelere taşınmaları sonucu toplu ödeme yapılması sonucunda;
A-) Hatalı hesaplama yapıldığı ve yapılan intibak işleminin mahkemece öngörülen hakkın verilmesi kapsamında olmadığı, işçi temsilcilerinin de yer aldığı uzman komisyon tarafından tespit edilmiş ve idareye bildirilmiş olmasına rağmen bu hususlarla ilgili olarak herhangi bir işlem yapılmamış olması nedeniyle …-TL’ye tazmin hükmü verilmiştir.
B-) Yargıtay 22. Hukuk Dairesinin kararı çerçevesinde yerel mahkeme kararlarının yok hükmünde olduğu dikkate alındığında yargılama sürecinin yeniden başlatılması, bu arada da işçilere yapılan ödemelerin geri alınması gerekirken, hukuki süreç tamamlatılmadan ve idarenin görünür hiçbir menfaati olmamasına rağmen, uzlaşma konusu yapılması nedeniyle …-TL’ye tazmin hükmü verilmiştir.
İlam’da Hukuk Müşaviri sıfatıyla sorumlu tutulan …’in 40445 sayılı dosyada yer alan temyiz dilekçe özeti,
Başsavcılığın 40445 sayılı dosyada yer alan, tazmin hükmünün tasdiki gerektiğine dair görüşü,
İlam’da … sıfatıyla sorumlu tutulan … vekilleri …’nın 40300 sayılı dosyada yer alan temyiz dilekçe özeti,
Başsavcılığın 40300 sayılı dosyada yer alan, tazmin hükmünün tasdiki gerektiğine dair görüşü,
İlam’da Genel Sekreter Yardımcısı sıfatıyla sorumlu tutulan …’nin 40431 sayılı dosyada yer alan temyiz dilekçe özeti,
Başsavcılığın 40431 sayılı dosyada yer alan, tazmin hükmünün tasdiki gerektiğine dair görüşü,
İlam’da Genel Sekreter sıfatıyla sorumlu tutulan …’nun 40481 sayılı dosyada yer alan ve 40431 sayılı dosyadaki dilekçede ifade edilenlere ilave olarak belirttiği hususlar,
Başsavcılığın 40481 sayılı dosyada yer alan görüşü, işbu İlamın 1’inci maddesinde belirtildiği gibidir.
Dosyada mevcut belgeler okunup incelendikten sonra gereği görüşüldü;
Köy Hizmetleri Genel Müdürlüğü 27.01.2005 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanan 5286 sayılı Kanun’la kaldırılmış ve tüm çalışanları ile birlikte (İstanbul ve Kocaeli illeri dışında) il özel idarelerine devredilmiştir. Bu nedenle, devredilen işçiler yönüyle özel idarelerde iki ayrı sendikaya tabi çalışan iki ayrı işçi grubu ortaya çıkmıştır. Özel idarelerde işe başlamış ve devam eden işçiler, büro işçisi olduklarından Tez-Koop İş Sendikası; Köy Hizmetleri Genel Müdürlüğünden devren gelen işçiler ise inşaat işkolunda çalışmaları nedeniyle Türkiye Yol-İş Sendikası üyesidir. Bu durum, işyerinde yetkili sendika sorununu ortaya çıkarmış, uzun süren hukuki arayışlar ve mahkeme kararları neticesinde Çalışma Bakanlığı tarafından yetkili sendikanın Türkiye Yol-İş Sendikası olduğu karara bağlanmıştır. Özel İdare kökenli işçiler de 17.02.2010 yılında Tez-Koop İş Sendikasından ayrılarak Türkiye Yol-İş Sendikasına üye olmuşlardır.
… İl Özel İdaresi adına TÜHİS (Türk Ağır Sanayi ve Hizmet Sektörü Kamu İşverenleri Sendikası) ile Türkiye Yol-İş Sendikası arasında 01.03.2011-28.02.2013 tarihleri arasında geçerli olmak üzere 25.04.2012 tarihinde 3. Dönem Toplu İş Sözleşmesi imzalanmıştır. Bu sözleşmede, Özel İdare kökenli olup Türkiye Yol-İş Sendikasınca imzalanan sözleşmeden ilk defa yararlanacak olan işçilerin haklarına ilişkin olarak geçici 4’üncü maddeyle bir düzenleme yapılmış olup; maddede aynen: “Başka kamu kurumlarından kanunla devredilen işçilerin bu sözleşmeden doğan her türlü hak ve menfaatlerinin hesaplanmasında devredildiği işyerinde geçen çalışma süresi bu işyerinde geçmiş gibi dikkate alınır(yıllık ücretli izin hakkı, kıdem ve ihbar tazminatının hesaplanmasında dikkate alınan çalışma süresi, pozisyon değişikliği sınavında aranan çalışma süreleri vb).
Ancak bu maddeye dayanılarak başka işverenin veya aynı İşveren olmakla birlikte Yol-İş Sendikası üyeliğinden önce başka işkolunda çalışılan çalışma süreleri için derece-kademe ilerlemesi talebinde bulunulamaz.” denilmektedir.
Bu madde uyarınca İdarece, Köy Hizmetlerinin özel idarelere devrinden önce … İl Özel İdaresinde çalışan işçilerin, eski çalışma süreleri başka işkolu ve sendikada geçtiği için bu süreler sadece izin hakkı, kıdem ve ihbar tazminatının hesabı gibi yönlerden dikkate alınmış; derece-kademe ilerlemesi bakımından değerlendirilmemiş ve mali hakları da buna göre belirlenmiştir. Fakat … İl Özel İdaresinde çalışan ve 2005 yılı öncesinde özel idare çalışanı olan büro işçileri, Yol-İş Sendikasına geçtikleri tarihten itibaren intibaklarının yapılması ve intibak sonrası tespit edilen derece ve kademe üzerinden ödenecek ücretin Yol-İş Sendikasına üyelik tarihinden itibaren ödenmesi gerektiği gerekçesiyle 2012 yılında tespit davası açmışlardır. Açılan davalar … 1. ve 2. İş Mahkemeleri tarafından bilirkişi mütalaası doğrultusunda kabul edilmiş ve işçilerin Yol-İş Sendikası üyeliğinden önceki çalışma sürelerinin işçilerin intibak işlemlerinde değerlendirilmesi gerektiğine hükmedilmiştir. Bu hükme istinaden davacı vekili, işçiler hakkında yerel mahkemenin bilirkişi marifetiyle tespit etmiş olduğu intibak derece ve kademeleri üzerinden alacak hesabı yapmak suretiyle idare aleyhine icra takibine başvurmuştur.
Yapılan İlamlı İcra takibi nedeniyle, ödemenin geciktirilmeksizin karşı tarafa ödenmesi gerektiği konusunda 24.09.2012 tarihinde Hukuk Müşavirliğince görüş beyan edilmesi üzerine; idarece işçilere icra nedeniyle yapılacak ödemelerin tespiti ve hesaplanması konusunda bir komisyon görevlendirilmiştir.
Komisyon tarafından hazırlanan 26.09.2012 tarihli Tutanakta, incelenecek evrak sayısının fazla olması ve zamanın kısıtlı olmasından dolayı dosyaların sağlıklı bir şekilde hesaplama yönünden incelenemediği; işçilere ödeme yapıldıktan sonra İdare tarafından veya dış denetim neticesinde, eksik veya fazla yapılan ödemelerin tespiti halinde eksik ödeme yapılan işçilere gerekli ödemenin yapılacağı; fazla yapılan ödemelerin tespiti halinde ise fazla ödenen miktarın işçilerden tahsil edileceği yönünde görüş bildirmiştir.
Komisyon kararı 27.09.2012 tarihinde Hukuk Müşavirliğine gönderilmiş ve 28.09.2012 tarihinde Hukuk Müşavirliğinin talebi üzerine İcra Emrinde gösterilen ödemeler yapılmıştır.
Bu arada idare tarafından temyiz edilen yerel mahkeme kararları, Yargıtay 22. Hukuk Dairesi tarafından; “davacının edim davası açmasına engel bir durum yokken tespit davası açmakta hukuki yarar bulunmadığından, davanın usulden reddi gerekirken işin esası incelenerek yazılı bir şekilde karar verilmesinin hatalı olduğu” gerekçesiyle, Yargıtay 22. Hukuk Dairesi tarafından 13.11.2012 tarihinde usul yönünden bozulmuştur. Bu karar sonrasında, yerel mahkemelere gelen dosyalar yeni esas numaraları almış ve yeni duruşma günü tayin edilmiştir.
Bilahare, İl Özel İdaresinde görevli işçiler tarafından İdare nezdinde … 1. ve 2. İş Mahkemelerinde açılmış tüm davaların idare aleyhine hüküm tesis edildiğinden bahisle, davacılar vekilinin İdareye uzlaşma talebiyle dilekçe verdiği belirtilerek 15.03.2013 tarihinde İl Özel İdaresi İnsan Kaynakları ve Eğitim Müdürlüğünce; Hukuk Müşavirliğinden görüş istenmiştir.
Hukuk Müşavirliğinin 15.03.2013 tarih ve 3515 sayılı yazısında ise; davacılar vekilinin dilekçelerindeki talebi incelendiğinde, 659 sayılı Genel Bütçe Kapsamındaki Kamu İdareleri ile Özel Bütçeli İdarelerde Hukuk Hizmetlerinin Yürütülmesine İlişkin Kanun Hükmünde Kararnamenin 9, 10, 11 ve 12’nci maddeleri uyarınca, derdest davaların feragatle sonuçlandırılmasının ve davacı tarafla uzlaşılmasının uygun olduğunun düşünüldüğü; ilgili yazı ekinde gönderilen protokol hükümleri incelendiğinde, hükümlerin İdare lehine olduğu, söz konusu davalar yönünden o güne dek yatırılan yargılama harç ve giderlerinin iadesinin de mümkün olduğunun görüldüğü ifade edilmiş ve sonuç olarak, takdiri idareye ait olmak üzere, uzlaşmaya gidilmesinin idareye hukuki menfaat sağlayacağının düşünüldüğü; uzlaşma talebi ile uzlaşma protokolünün değerlendirilmesi ve karara bağlanması yönünden komisyon oluşturularak uzlaşma sağlanmasının uygun olduğu belirtilmiştir.
Hukuk Müşavirliğinden alınan olumlu görüş yazısına istinaden 15.03.2013 tarih ve 3518 sayılı yazı ile Uzlaşma Komisyonu kurulmuştur. Komisyon 15.03.2013 tarih ve 1 karar nolu Raporu ile İl Özel İdaresi ve Köy Hizmetleri kökenli toplam 694 işçi tarafından açılan derece-kademe intibakı ve ücret farkına ilişkin davaların Özel İdare aleyhine yerel mahkemece karara bağlandığı ve temyiz aşamasında olduğu; uzlaşma talebinin yerinde olduğu ve İdare menfaatine uygun düştüğü; bu doğrultuda protokol hükümleri çerçevesinde uzlaşma maddelerindeki usul ve şartlarla işçi alacaklarının ödenmesinin uygun olacağı yönünde karar verilmiştir.
Bunun üzerine de 18.03.2013 tarihinde bu kararların uygulanması için Genel Sekreter Yardımcısı … ve …’nun takdimi ile … Valisi … tarafından Olur verilmiş ve Uzlaşma Protokolü imzalanmıştır.
A-) İlam’ın (A) bendinde yer alan tazmin hükmü; uzlaşma kapsamında Özel İdare kökenli işçilerin intibaklarının hatalı hesaplandığı ve yapılan intibak işleminin mahkemece öngörülen hakkın verilmesi kapsamında olmadığı komisyon tarafından tespit edilmiş ve idareye bildirilmiş olmasına rağmen, bu hususlarla ilgili olarak idarece herhangi bir düzeltme işlemi yapılmaması gerekçesiyle verilmiştir.
Rapor dosyası ve ekli belgelerin incelenmesi neticesinde, davacı işçilerin derece ve kademelerinin bilirkişi raporları ve mahkeme kararlarına göre belirlendiği, Uzlaşma Protokolünün de, işçilerin mahkeme kararlarıyla belirlenen derece ve kademeler üzerinden ödeme yapılmasına cevaz verdiği görülmüştür.
İlam’ın bu maddesine konu işçiler İdare aleyhine dava açmamış olmakla birlikte, diğer davacı işçilerle aynı konuma sahip olduklarından dolayı, emsal mahkeme kararları doğrultusunda intibaklarının yapıldığı görülmüştür.
Bu durumda, söz konusu ödemelerin kamu zararı olarak nitelendirilmesi mümkün değildir.
Bu itibarla, 6085 sayılı Sayıştay Kanununun 55’inci maddesinin 7’nci fıkrası uyarınca, yukarıda belirtilen hususların tekrar değerlendirilmesini teminen 362 sayılı Ek İlam’ın 16’ncı maddesinin (A) bendi ile verilen hükmün BOZULARAK DAİRESİNE TEVDİİNE, Oyçokluğu ile;
(…’ın; “İlam’ın bu maddesinde; İdare aleyhine dava açmamış olmakla birlikte, diğer davacı işçilerle aynı konuma sahip olduklarından dolayı bazı işçilerin emsal mahkeme kararları doğrultusunda intibaklarının yapıldığı; ancak, bazı intibak işlemlerinin hatalı yapılması sonucu bu işçilere yersiz ödemede bulunulması suretiyle kamu zararına sebebiyet verildiği, Denetçi tarafından tespit edilmiştir.
Bu ödemeler uzlaşma protokolü kapsamında değildir.
Bu nedenle, tespit olunan kamu zararı tutarının ödemeyi yapan sorumlularından tazmini gerekir. Ancak; sorumlular tarafından, söz konusu intibak işlemleri ile ilgili olarak Denetçi tarafından tespit edilen ve bu haliyle İlamda yer alan kamu zararı hesabında da bazı hatalar olduğu iddia edildiğinden, Daire tarafından gerekirse bilirkişi incelemesi de yaptırılarak, kamu zararının belirtilen yönleriyle yeniden tespiti ve sorumluların yeniden belirlenmesini müteakip, yapılacak yargılama ile hüküm tesisini teminen, verilen tazmin hükmünün Bozularak Dairesine Tevdiine karar verilmesi gerekir.” şeklindeki farklı görüşleri ile)
(…’ın; Özel İdare kökenli işçilerin intibaklarında hatalı hesaplama yapıldığı ve yapılan intibak işleminin mahkemece öngörülen hakkın verilmesi kapsamında olmadığı işçi temsilcilerinin de yer aldığı uzman komisyon tarafından 26.09.2012 tarihli Tutanak ile tespit edilmiştir.
Komisyonun hazırladığı 26.09.2012 tarihli Tutanakta; incelenecek evrak sayısının fazla olması ve zamanın kısıtlı olmasından dolayı dosyaların hesaplama yönünden sağlıklı bir şekilde incelenemediği; işçilere ödeme yapıldıktan sonra İdare tarafından veya dış denetim neticesinde, eksik veya fazla yapılan ödemelerin tespiti halinde eksik ödeme yapılan işçilere gerekli ödemenin yapılacağı; fazla yapılan ödemelerin tespiti halinde ise fazla ödenen miktarın işçilerden tahsil edileceği yönünde görüş bildirmiştir.
Daha sonra 21.12.2012 tarihli yazı ile İnsan Kaynakları ve Personel Müdürlüğü tarafından, dava dosya numaraları da belirtilmek suretiyle, ödemelerde yapılan hatalar Hukuk Müşavirliğine de bildirilmiştir. Söz konusu yazıda;
“1-Derece bitmesine rağmen toplu iş sözleşmesinin dışına çıkılarak sözleşmede olmayan derece verilmiştir.(Dava Esas No:529-526-300-520 v.b.)
2-İki yılda bir derece verilmesi gerekirken her yıl personele derece verilmiştir. (Dava Esas No:529-528-251-266-264-269-531-510-491 v.b.)
3-Başlangıç kademeleri sözleşme gereği başlaması gereken alt seviyeden verilmesi gerekirken, keyfi bir uygulama yapılarak üst seviyeden verilmiştir. (Dava Esas No:162 Dosyanın hepsi)
4-Bazı personele iki yılda bir derece verilmesi gerekirken 4-5 sene hiç derece verilmemiştir. (Dava Esas No:274-536 v.b.)
5-Hizmetinde ara boşluğu olan personele (işten çıkıp tekrar işe girme veya askerlik nedeniyle işten ayrılan) derece ve kademe verilmiştir. (Dava Esas No;531 v.b.)
6-Farklar hesaplanırken olması gereken yevmiyenin altında gösterilerek fazladan fark ödenmiştir. (Dava Esas No: 162 Dosyanın hepsi)
7-Farklar hesaplanırken 2010 yılı şubat ayı baz alınması gerekirken 2010 yılı mart ayı yevmiyesi uygulanmıştır . (Dava Esas No: 162 Dosyanın hepsi)”
hususlarına değinilmiştir. Fakat İdarenin herhangi bir gerekçe ileri sürmeksizin düzeltici işlem yapmadığı görülmüştür. Aksine ilamın (B) bendinin değerlendirilmesinde de görüleceği üzere, Özel İdare, davacı avukatın talebi üzerine 8.03.2013 tarihinde imzaladığı Uzlaşma Protokolü ile bütün hak ve alacaklarının takibinden feragat etmiş bulunmaktadır. Üstelik gerek sorguya gönderilen savunmada, gerekse Temyiz dilekçesinde, intibakların hatalı yapıldığı iddiasına karşılık herhangi bir itiraz da ileri sürülmemiştir. Aksine sorumlulardan … tarafından sorguya gönderilen savunmada, intibakların hatalı yapıldığı kabul edilerek, görevli komisyonda üye olarak yer alan bir personel tarafından; hatalı işlemlerin düzeltilmesi gerektiği konusunda ilgililerin ve amirlerin uyarıldığı, ancak bu uyarıların dikkate alınmadığı ve hatalı intibakların düzeltilmediği ileri sürülmüştür.
Açıklanan nedenlerle ilamın (A) bendinde belirtilen hatalı işlem konusunda temyiz dilekçesinde herhangi bir aksi iddianın ve itirazın ileri sürülmemiş olması karşısında, hatalı işlemlerden dolayı yapılan fazla ödemelerin geri tahsil edilmemesi nedeniyle kamu zararı oluştuğunda şüphe bulunmamaktadır.
Bu nedenle, (A) bendi ile verilen tazmin hükmünün Tasdiki gerekir” şeklindeki ayrışık görüşlerine karşı)
B-) İlam’ın (B) bendinde yer alan tazmin hükmü ise, Yargıtay 22. Hukuk Dairesi çerçevesinde yerel mahkeme kararlarının yok hükmünde olduğu, buna göre özel idare kökenli işçiler tarafından açılan davaların tespit davası olup eda davası olmadığından Özel İdarenin bir edada bulunmasının karara bağlanamayacağının ileri sürülmemesi ve dolayısıyla usulden reddi gerektiğine dair bir talepte bulunulmaması; Yargıtay 22. Hukuk Dairesinin bozma kararından sonra dava konusu hususun yeniden yerel mahkemede görüşülmesi için gerekli hukuki işlemlerin yapılmaması; uzlaşma talebinin yerinde görülerek protokol hükümleri çerçevesinde işçi alacaklarının ödenmesinin uygun bulunması gerekçeleriyle, işçilere yapılan ödemelerin hatalı intibak işlemleri dışında kalan kısmı için verilmiştir.
Söz konusu tazmin kararında, Harcama Yetkilisi ve Gerçekleştirme Görevlisi ile birlikte;
– Protokol hükümleri çerçevesinde uzlaşma maddelerindeki usul ve şartlarla işçi alacaklarının ödenmesine ilişkin kararın uygulanmasına Olur veren ve Uzlaşma Protokolünü imzalayan …’in,
– Kararların uygulanması için 18.10.2013 tarihli karar yazısını Vali’ye takdim eden ve Uzlaşma Protokolünü imzalayan …’nun,
– Kararların uygulanması için ilgili karar yazısını Vali’ye takdim eden …’nin,
– Özel idare kökenli işçilere ilişkin dava sürecinde açılan davanın tespit davası olup eda davası olmadığından özel idarenin bir edada bulunmasının karara bağlanamayacağını ileri sürmeyen ve dolayısıyla usulden reddi gerektiğine dair bir talepte bulunmayan, Yargıtay’ın bozma kararından sonra dava konusu hususun yeniden yerel mahkemede görülmesi için gerekli hukuki işlemleri yapmayan, uzlaşma talebini yerinde bularak protokol hükümleri çerçevesinde işçi alacaklarının ödenmesinin uygun olacağı şeklinde görüş veren …’in sorumluluğuna hükmedilmiştir.
5302 sayılı İl Özel İdaresi Kanununun 7’nci maddesinin (e) fıkrasında; “Vergi, resim ve harçlar dışında kalan ve miktarı yirmibeşmilyar Türk Lirasına kadar olan dava konusu uyuşmazlıkların anlaşmayla tasfiyesine karar vermek.” il özel idaresinin yetkileri ve imtiyazları arasında sayılmıştır.
Buna göre, il özel idaresinin uzlaşma yetkisini kullanabilmesi için;
1-) Uyuşmazlık vergi, resim ve harç dışındaki bir konuda olmalıdır.
2-) Uyuşmazlık dava konusu edilmiş olmalıdır.
3-) Uyuşmazlık konusu olan tutarın 25.000-TL’yi aşmaması gerekmektedir.
İlama konu idarenin uzlaşma işlemi; işçiler tarafından … 1. ve 2. İş Mahkemesinde tespit davası açılması üzerine, bu mahkemelerce Tez-Kop İş Sendikası üyeliğinde geçen hizmet sürelerinin de işçilerin derece ve kademesinin hesaplanmasında dikkate alınacağına karar verilmesi ve İdare aleyhindeki bu Kararın, Yargıtay tarafından eda davası açılması gerekirken tespit davası açılamayacağı gerekçesiyle usul yönünden bozulması, diğer bir ifadeyle yerel mahkemelerde konu ile ilgili yargılama sürecinin devam ettiği aşamada yapılmıştır. Dolayısıyla, İdare ile davacı işçiler arasındaki uyuşmazlıkların, vergi, resim ve harç dışında olması ve ayrı ayrı her bir işçi ile İdare arasındaki uyuşmazlık miktarının, 5302 sayılı Kanunun 68’inci maddesi uyarınca yeniden değerleme oranlarına göre artırıldığında, Kanunla belirlenen uzlaşma limiti dâhilinde olduğu hususları göz önünde bulundurulduğunda; … İl Özel İdaresinin, 5302 sayılı Kanun’un 7/e maddesi hükümleri çerçevesinde uzlaşma yetkisinin varlığı konusunda bir tereddüt bulunmamaktadır.
Bu nedenle, işçilerin başka sendika üyeliğinde geçen hizmet sürelerinin de intibaklarına esas alınması ve ödemelerinin yeni kıdemlerine göre yapılması yönünde açtıkları davalar sebebiyle, Davacı/İşçiler Vekili ile Davalı İdare adına Vali tarafından uzlaşma protokolü imzalanmasında, mevzuata aykırı bir husus görülmemiştir.
İlam’ın bu maddesine konu işçiler İdare aleyhine dava açmamış olmakla birlikte, diğer davacı işçilerle aynı konuma sahip olduklarından dolayı, emsal mahkeme kararları doğrultusunda intibaklarının yapıldığı görülmüştür.
Bu durumda, söz konusu işçilere Protokol doğrultusunda yapılan ödemelerin de kamu zararı olarak nitelendirilmesi mümkün değildir.
Bu itibarla, 6085 sayılı Sayıştay Kanununun 55’inci maddesinin 7’nci fıkrası uyarınca, yukarıda belirtilen hususların tekrar değerlendirilmesini teminen 362 sayılı Ek İlam’ın 16’ncı maddesinin (B) bendi ile verilen hükmün BOZULARAK DAİRESİNE TEVDİİNE, Oyçokluğu ile;
(…’ın “İlam’ın bu maddesinde; İdare aleyhine dava açmamış olmakla birlikte, diğer davacı işçilerle aynı konuma sahip olduklarından dolayı bazı işçilerin emsal mahkeme kararları doğrultusunda intibaklarının yapılması sonucu bu işçilere yersiz ödemede bulunulması suretiyle kamu zararına sebebiyet verildiği, Denetçi tarafından tespit edilmiştir.
Bu ödemeler uzlaşma protokolü kapsamında değildir.
Bu nedenle, tespit olunan kamu zararı tutarının ödemeyi yapan sorumlularından tazmini gerekir. Ancak; sorumlular tarafından, söz konusu intibak işlemleri ile ilgili olarak Denetçi tarafından tespit edilen ve bu haliyle İlamda yer alan kamu zararı hesabında da bazı hatalar olduğu iddia edildiğinden, Daire tarafından gerekirse bilirkişi incelemesi de yaptırılarak, kamu zararının belirtilen yönleriyle yeniden tespiti ve sorumluların yeniden belirlenmesini müteakip, yapılacak yargılama ile hüküm tesisini teminen, verilen tazmin hükmünün Bozularak Dairesine Tevdiine karar verilmesi gerekir.” şeklindeki farklı görüşleri ile)
Karar verildiği 18.10.2016 tarih ve 42272 sayılı tutanakta yazılı olmakla iş bu ilam tanzim kılındı.
| İÇERİĞE İLİŞKİN KISA SORU VE CEVAPLAR: |
| 1-İl Özel İdaresinin yetkileri ve imtiyazları arasında “yuşmazlıkların anlaşmayla tasfiyesine karar vermek.” il özel idaresinin yetkileri ve imtiyazları arasında sayılmıştır. 2-) Uyuşmazlık vergi, resim ve harç dışındaki bir konuda olmalıdır. 3-) Uyuşmazlık dava konusu edilmiş olmalıdır. 4- )Uzuşmazlığın konu olduğu tutarın 25.000-TL’yi aşmaması gerekmektedir. 5-) İlama göre; idarenin uzlaşma işlemi işçiler tarafından …1 ve 2’inci İş Mahkemesinde tespit davası açılması üzerine, bu mahkemelerce Tez-Kop İş Sendikası üyeliğinde geçen hizmet sürelerinin de işçilerin derece ve kademesinin hesaplanmasında dikkate alınacağına karar verilmesi ve İdare aleyhindeki bu Kararın Yargıtay tarafından eda davası açılması gerekirken tespit davası açılamayacağı gerekçesiyle usul yönünden bozulması, diğer bir ifadeyle yerel mahkemelerde konu ile ilgili yargılama sürecinin devam ettiği aşamada yapılmıştır. Dolayısıyla İdare ile işçilerin uyuşmazlıkların vergi resim ve harç dışında olması ve ayrı ayrı her bir işçi ile İdare arasındaki uyuşmazlık miktarının, 5302 sayılı kanunun 68’inci maddesi uyarınca yeniden değerleme oranlarına göre artırıldığında; … İl Özel İdaresinin 7/e maddesi hükümleri çerçevesinde uzlaşma yetkisinin varlığı konusunda bir tereddüt bulunmamaktadır. 6-) Uzuşmazlığın konu olduğu tutarın 25.000-TL’yi aşmaması gerekmektedir. 8- )Bu nedenle işçilerin başka sendika üyeliğinde geçen hizmet sürelerinin de intibaklarına esas alınması ve ödemelerinin yeni kıdemlerine göre yapılması yönünde açtıkları davalar sebebiyle Davacı/İşçiler Vekili ile Davalı İdare adına Vali tarafından uzlaşma protokolü imzalanmasında, mevzuata aykırı bir husus görülmemiştir. 9- )İlama göre; idarenin uzlaşma işlemi işçilerin başka sendika üyeliğinde geçen hizmet sürelerinin de intibaklarına esas alınması ve ödemelerinin yeni kıdemlerine göre yapılması yönünde açtıkları davalar sebebiyle Davacı/İşçiler Vekili ile Davalı İdare adına Vali tarafından uzlaşma protokolü imzalanmasında, mevzuata aykırı bir husus görülmemiştir. 10- )İlama göre işçilerin başka sendika üyeliğinde geçen hizmet sürelerinin de intibaklarına esas alınması ve ödemelerinin yeni kıdemlerine göre yapılması yönünde açtıkları davalar sebebiyle Davacı/İşçiler Vekili ile Davalı İdare adına Vali tarafından uzlaşma protokolü imzalanandaşır. |
| ÖZET: 2012 yılında yapılan toplu iş sözleşmesine aykırı olarak, geçmiş yıllara ait derece ve kademe ilerlemeleri ile işçilerin azami derecelerin üzerinde taşınmaları nedeniyle tazmin hükmü verilmiştir. Uzman komisyon, hatalı hesaplamalar yapıldığını tespit etmiş, ancak idare bu hususta işlem yapmamıştır. Yargıtay kararları doğrultusunda, işçilerin intibaklarının hatalı yapıldığı ve kamu zararına yol açıldığı belirlenmiş, uzlaşma protokolü çerçevesinde yapılan ödemelerin kamu zararı olarak nitelendirilmesi mümkün olmamıştır. İlgili tazmin hükmü, yeniden değerlendirilmek üzere Daireye tevdi edilmiştir. |