ÖZET: Başvuran, 1987 yılında vergi mükellefiyeti kaydı yaptırdığını ve bu dönemde BAĞ-KUR sigortalılığı için gerekli tescili gerçekleştirmediğini ifade ederek, geçmişe dönük sigorta tescilinin yapılmasını talep etmiştir. Sosyal Güvenlik Kurumu (SGK), başvuranın talebini değerlendirirken, 1479 sayılı Kanun’un mülga maddelerine ve 5510 sayılı Kanun’un geçici hükümlerine atıfta bulunarak, sigortalı olma hakkının belirli süreler içinde başvurulması gerektiğini belirtmiştir. Başvuranın, belirtilen süreler içinde kayıt ve tescil işlemlerini yaptırmadığı için talebinin reddedilmesi gerektiği sonucuna varılmıştır.

SGK’nın açıklamalarına göre, sigortalılık tescili için başvuranın, vergi mükellefiyeti süresi boyunca herhangi bir başvuru yapmamış olması, geçmişe dönük sigorta kaydının yapılmasına engel teşkil etmektedir. Ayrıca, 2003 ve 2008 yıllarında yapılan yasal düzenlemelerle borçlanma imkânı tanınmış olsa da, başvuran bu haklardan da yararlanmamıştır. Dolayısıyla, başvuranın geçmişe yönelik sigortalılık kaydının yapılması mümkün olmamıştır.

Sonuç olarak, Kamu Denetçiliği Kurumu, başvuranın talebinin reddedilmesinde hukuka ve hakkaniyete aykırılık olmadığını belirterek, SGK’nın kararını onaylamıştır. Başvuranın, sigortalılık kaydı ve borçlanma taleplerinin reddine ilişkin karar, ilgili idareye tebliğ edilmiştir.

TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ KAMU DENETÇİLİĞİ KURUMU (OMBUDSMANLIK)

SAYI : 2019/1063-S.1626

BAŞVURU NO : 2018/13222

KARAR TARİHİ : 18/04/2019

RET KARARI

SOSYAL GÜVENLİK KURUMU BAŞKANLIĞI

BAŞVURUYA KONU :

İDARE

BAŞVURUNUN KONUSU : Başvuranın, vergi kaydına istinaden geçmişe dönük

BAĞ-KUR sigortalılık tescilinin yapılması talebi hakkındadır.

BAŞVURU TARİHİ : 25/10/2018

I. BAŞVURANIN İDDİA VE TALEPLERİ

1. Başvuran özetle; 01/11/1987 tarihinde İstanbul Bakırköy Vergi Dairesine kayıtlı olarak vergi mükellefiyetinin başladığını, 05/09/1988 tarihinde de İstanbul Küçükçekmece Esnaflar Derneğine kayıt yaptırdığını, vergi mükellefiyetinin 31/12/1993 tarihinde sona erdiğini, vergi mükellefiyeti dönemi zarfında BAĞ-KUR kaydını yaptırmadığını ancak vergi mükellefi olanların otomatik olarak

BAĞ-KUR’a kaydolduğunu, 2008 yılında yapılan kanun değişikliği ile geçmişe dönük BAĞ-KUR kaydının silindiğini belirterek geçmişe dönük sigorta tescilinin yapılmasını ve borçlanma yapabilmeyi talep etmektedir.

II. İDARENİN BAŞVURUYA İLİŞKİN AÇIKLAMALARI

2. Kurumumuzun 16/11/2018 tarihli ve sayılı bilgi-belge isteme yazısına cevaben

Sosyal Güvenlik Kurumu Başkanlığı (SGK) Emeklilik Hizmetleri Genel Müdürlüğü tarafından gönderilen 17/12/2018 tarihli ve sayılı yazıda ilgili mevzuat

hükümlerine de yer verilmek suretiyle özetle:

2.1. 1479 sayılı Kanunun mülga 24 üncü maddesine göre, Kanunla ve Kanunların verdiği yetkiye dayanarak kurulu Sosyal Güvenlik Kuruluşları kapsamı dışında kalan ve herhangi bir işverene hizmet akdi ile bağlı olmaksızın kendi nam ve hesabına bağımsız çalışanlardan ticari kazanç veya serbest meslek kazancı dolayısıyla gerçek veya götürü usulde gelir vergisi mükellefi olanların sigortalı sayıldığı,

2.2. Yine, Kanunun mülga 26 ncı maddesine göre, sigortalı olmak hak ve yükümlülüğünden vazgeçilemeyeceği ve kaçınılamayacağı, bu Kanuna göre sigortalı sayılanların, sigortalı sayıldıkları tarihten itibaren en geç üç ay içinde Kuruma başvurarak kayıt ve tescillerini yaptırmak zorunda olduğu, 2.3. Bununla beraber, 24/07/2003 tarih ve 4956 sayılı Kanunun 47 inci maddesiyle 1479 sayılı

Kanuna eklenen Geçici 18 inci madde ile sigortalılara 20/04/1982-04/10/2000 tarihleri arası borçlanma imkânı verildiği, maddeye göre, Kanunun yürürlük tarihinden itibaren 6 ay içerisinde yazılı olarak talepte bulunan, bu süreleri vergi mükellefiyeti olarak belgeleyen ve belgelenen bu sürelere ilişkin hesaplanan prim borçlarının tamamını tebliğ tarihinden itibaren 1 yıl içinde ödeyenlerin söz konusu sürelerinin sigortalılık süresi olarak değerlendirildiği, 2.4. 31/05/2006 tarihinde kabul edilip 1/10/2008 tarihi itibariyle yürürlüğe giren 5510 sayılı

Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanununun 4 üncü maddesine göre, hizmet akdine bağlı olmaksızın kendi adına ve hesabına bağımsız çalışanlardan ticari kazanç veya serbest meslek kazancı nedeniyle gerçek veya basit usulde gelir vergisi mükellefi olanlar ile gelir vergisinden muaf olup, esnaf ve sanatkar siciline kayıtlı olanların sigortalı sayıldığı, 2.5. Ayrıca 5510 sayılı Kanunun Geçici 8 inci maddesiyle, Kanunun 4 üncü maddesinin birinci fıkrasının (b) bendin (4) numaralı alt bendi hariç diğer alt bentlerine göre sigortalılık niteliği taşıdıkları halde bu Kanunun yürürlük tarihine kadar kayıt ve tescillerini yaptırmayanların sigortalılık hak ve yükümlülüğünün bu Kanunun yürürlük tarihinden itibaren başladığı, bunlardan 4/10/2000 ile 1/10/2008 tarihi arasında vergi mükellefiyeti olup sigorta kaydı olmayanların 6 ay içerisinde talepte bulunmaları halinde söz konusu süreler karşılığı borçlandırıldığı ve borcunu ödeyenlerin sürelerinin sigortalılık süresi olarak değerlendirildiği, 2.6. Geçici 8 inci maddenin Anayasaya aykırılığı nedeniyle itiraz başvurusu yapıldığı ancak, Anayasa Mahkemesinin 04/05/2017 tarihli Resmi Gazetede yayımlanan 29/03/2017 tarihli ve 2017/84 sayılı Kararıyla itirazın eşitlik ilkesini zedelemediği ve sosyal güvenlik hakkına aykırılık oluşturmadığı gerekçeleriyle reddedildiği, 2.7. Buna göre; 1479 sayılı Kanunun Geçici 18 ve 5510 sayılı Kanunun Geçici 8 inci maddelerine göre, sigortalılık tescilinin gerçekleştirilmesi için aranan şartları yerine getirmeyen başvuranın 01/11/1987-31/12/1993 tarihleri arasındaki vergi mükellefiyeti sürelerinin sigortalılık süresi olarak değerlendirilmesine imkan bulunmadığı

İfade edilmiştir.

III. İLGİLİ MEVZUAT

3. 18/10/1982 tarihli ve 2709 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın “Dilekçe, bilgi edinme ve kamu denetçisine başvurma hakkı” başlıklı 74 üncü maddesinde; “…Herkes, bilgi edinme ve kamu denetçisine başvurma hakkına sahiptir. Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına bağlı olarak kurulan Kamu Denetçiliği Kurumu idarenin işleyişiyle ilgili şikayetleri inceler…” hükmü yer almaktadır.

4. 6328 sayılı Kamu Denetçiliği Kurumu Kanunu’nun “Kurumun görevi” başlıklı 5 inci maddesinin birinci fıkrasında; “Kurum, idarenin işleyişi ile ilgili şikâyet üzerine, idarenin her türlü eylem ve işlemleri ile tutum ve davranışlarını; insan haklarına dayalı adalet anlayışı içinde,

hukuka ve hakkaniyete uygunluk yönlerinden incelemek, araştırmak ve idareye önerilerde bulunmakla görevlidir.” denmektedir.

5. 1479 sayılı Esnaf ve Sanatkârlar ve Diğer Bağımsız Çalışanlar Sosyal Sigortalar

Kurumu Kanunu’nun; 5.1. “Kanunun amacı, sigortalı sayılanlar ve sayılmayanlar” başlıklı 24’üncü maddesinin birinci fıkrasının (I) bendinin (a) alt bendi; “Aşağıda sayılan sigortalılar hakkında malullük, yaşlılık ve ölüm hallerinde bu Kanunda yazılı şartlarla sosyal sigorta yardımları sağlanır.

I – Sigortalı sayılanlar:

Kanunla ve Kanunların verdiği yetkiye dayanılarak kurulu sosyal güvenlik kuruluşları kapsamı dışında kalan ve herhangi bir işverene hizmet akdi ile bağlı olmaksızın kendi adına ve hesabına bağımsız çalışanlardan; a) (Değişik alt bend: 04.10.2000 – 619 S.KHK/Madde 13) Esnaf ve sanatkarlar ile diğer bağımsız çalışanlardan ticari kazanç veya serbest meslek kazancı dolayısıyla gerçek veya basit usulde gelir vergisi mükellefi olanlar ile gelir vergisinden muaf olanlardan esnaf ve sanatkar siciline veya kanunla kurulu meslek kuruluşlarına usulüne uygun olarak kayıtlı olanlar, …

Bu Kanuna göre sigortalı sayılırlar.

5.2. “Yazılma” başlıklı 26’ncı maddesinin birinci fıkrası; “Sigortalı olmak hak ve yükümlülüğünden vazgeçilemez ve kaçınılamaz. Sözleşmelere, sosyal sigorta yardım ve yükümlülüklerini azaltmak veya başkasına devretmek yolunda hükümler konulamaz. Bu Kanuna göre sigortalı sayılanlar, sigortalı sayıldıkları tarihten itibaren en geç 3 ay içinde Kuruma başvurarak kayıt ve tescillerini yaptırmak zorundadırlar. Üç ay içinde kayıt ve tescilini yaptırmayan sigortalılar Kurumca resen kayıt ve tescil edilir.” 5.3. Geçici 18 inci maddesi; “Bu Kanuna göre sigortalılık niteliği taşıdıkları halde 4.10.2000 tarihine kadar kayıt ve tescilini yaptırmamış olan sigortalıların sigortalılık hak ve mükellefiyetleri 4.10.2000 tarihinden itibaren başlar. Ancak, bu Kanuna göre zorunlu sigortalı olarak tescil edilmiş olanların sigortalılıkları, bu

Kanunun yürürlük tarihinden itibaren altı ay içinde Kuruma yazılı olarak başvurmaları ve 20.4.1982-4.10.2000 tarihleri arasındaki vergi kayıtlarını belgelemek ve belgelenen bu sürelere ilişkin olarak 49 uncu ve ek 15 inci maddelere göre hesaplanacak prim borçlarının tamamını, tebliğ tarihinden itibaren bir yıl içinde, ödeme tarihinde bulundukları gelir basamağının yürürlükte olan prim tutarı üzerinden ödemek kaydıyla bu süreler sigortalılık süresi olarak değerlendirilir.” 6. 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu’nun “1479 sayılı

Kanuna ilişkin geçiş hükümleri” başlıklı geçici 8’inci maddesinin birinci ve ikinci fıkraları;

“Bu Kanunun 4 üncü maddesinin birinci fıkrasının (b) bendinin (4) numaralı alt bendi hariç diğer alt bentlerine göre sigortalılık niteliği taşıdıkları halde bu Kanunun yürürlük tarihine kadar kayıt

ve tescillerini yaptırmayanların sigortalılık hak ve yükümlülüğü bu Kanunun yürürlük tarihinden itibaren başlar. Kanunun 4 üncü maddesinin birinci fıkrasının (b) bendinin (4) numaralı alt bendine göre sigortalı sayılanların hak ve yükümlülüğü ise 7 nci maddenin birinci fıkrasının (b) bendine göre başlar.

Ancak, bu Kanunun 4 üncü maddesinin birinci fıkrasının (b) bendinin (1) ve (3) numaralı alt bentlerine göre sigortalı sayılanlardan bu Kanunun yürürlük tarihinden itibaren sigortalılıkları başlatılanların, bu Kanunun yürürlük tarihi ile 4/10/2000 tarihi arasında geçen vergi mükellefiyet süreleri bulunmak kaydıyla, sigortalının bu Kanunun yürürlük tarihinden itibaren 6 ay içinde talepte bulunması halinde, vergi mükellefiyet sürelerinin tamamı için 80 inci maddenin ikinci fıkrasının (a)

bendine göre talep tarihindeki prime esas kazancının % 32’si üzerinden borçlanma tutarı hesaplanır ve sigortalıya tebliğ edilir. Sigortalının kendisine tebliğ edilen borçlanma tutarının tamamını tebliğ tarihinden itibaren 6 ay içinde ödemesi halinde, bu süreler sigortalılık süresi olarak değerlendirilir.

Sigortalıya tebliğ edilen borç tutarının bu süre içerisinde tam olarak ödenmemesi halinde bu süreler sigortalılık süresi olarak değerlendirilmez ve ödenen tutar bu Kanunun 89 uncu maddesine göre iade edilir.” hükmünü amirdir.

IV. KAMU DENETÇİSİ CELİLE ÖZLEM TUNÇAK’IN KAMU BAŞDENETÇİSİ’NE

ÖNERİSİ

7. Kamu Denetçisi tarafından yapılan inceleme ve araştırma neticesinde, başvuran hakkında tesis edilen işlemde hukuka ve hakkaniyete aykırı bir durumun olmadığı değerlendirildiğinden, ret kararı verilmesine ilişkin öneri Kamu Başdenetçisi’ne sunulmuştur.

V. DEĞERLENDİRME VE GEREKÇE

A. Hukuka, Hakkaniyete ve İnsan Haklarına Uygunluk Yönünden Değerlendirme 8. Başvuran özetle, sigortalı tescil tarihinin vergi mükellefi olarak çalışmaya başladığı tarihten itibaren başlatılmasını ve anılan sürelere yönelik borçlanma yapabilmeyi talep etmektedir.

9. Sosyal Güvenlik Kurumu tarafından özetle; 1479 sayılı Kanun kapsamında sigortalı sayılanların, sigortalı sayıldıkları tarihten itibaren en geç üç ay içinde Kuruma başvurarak kayıt ve tescillerini yaptırmak zorunda oldukları, bununla beraber, sigortalılık niteliği taşıdıkları halde

Kuruma kayıt ve tescilini yaptırmamış olanlara 1982, 2003 ve 2008 yıllarında yapılan yasal düzenlemelerle borçlanma yoluyla sigortalılık sürelerinin değerlendirilmesi imkânı tanındığı, buna göre, vergi mükellefi olduğu 01/11/1987-31/12/1993 döneminde kayıt ve tescil yaptırmayıp 2003 ve 2008 yıllarında yapılan yasal düzenlemeler gereği borçlanma talebinde bulunmayan başvuranın sigortalılık tescilinin 01/11/1987 tarihinden başlatılmasına ve borçlandırılmasına imkân bulunmadığı belirtilmiştir.

10. Bu çerçevede uyuşmazlığın, başvuranın 01/11/1987 tarihinde başlayan vergi mükellefiyeti kaydına istinaden anılan tarih itibarıyla 1479 sayılı Kanun kapsamında tescilinin yapılıp yapılamayacağı noktasında düğümlendiği anlaşılmaktadır.

11. Bilindiği üzere 1479 sayılı Kanun’a tabi sigortalılar, kendi adlarına ve hesaplarına bağımsız olarak çalışmaktadırlar. Dolayısıyla bu kapsamdaki sigortalılar, bir işverenleri bulunmadığı için

kendi sigorta primlerini bizzat yatırmakla yükümlüdürler. Bu nedenle 1479 sayılı Kanun’da sigortalının hizmet tespiti davası açmasına imkân tanınmamaktadır. Diğer taraftan sigortalılığa esas vergi kaydının bulunduğu geçmiş sürelere yönelik olarak, kanun koyucu çıkardığı kanunlarla zaman zaman bir hak tanıyarak bu sürelerin sigortalılık süresi olarak değerlendirilmesini sağlamaktadır. Bu itibarla 1479 sayılı Kanun’a tabi sigortalılığın, geçmişe yönelik tespiti ve tescili için bir yasal düzenlemenin bulunması zaruridir.

12. Nitekim 05/05/1994 tarihinden itibaren vergi, 03/01/1996 tarihinden itibaren oda kaydı bulunmakla birlikte, 02/12/2009 tarihli giriş bildirgesi ile kayıt ve tescil talebinde bulunan, bu tarihten önce Kuruma herhangi bir başvurusu veya prim ödemesi bulunmayan, Kurumca 5510 sayılı

Kanun’un geçici 8’nci maddesi uyarınca sigortalılığı 01/10/2008 tarihinden itibaren başlatılan davacının, 05/05/1994 tarihi itibari ile 1479 sayılı Kanun’a tabi olarak sigortalılığının başladığının tespiti istemine ilişkin olarak açılan davada Yüksek Mahkemenin; davacının Kuruma tescil için başvurduğu 02/12/2009 tarihinde yürürlükte bulunan düzenlemeleri dikkate alarak, sigortalılık hak ve yükümlülüklerinin 01/10/2008 tarihinde başlatılmasına yönelik Kurum işlemini, bu tarihten önce

Kuruma kayıt ve tescili bulunmayan davacı açısından yerinde bulduğu görülmektedir. Yüksek

Mahkeme ayrıca davacının; 5510 sayılı Kanun’un geçici 8’inci maddesinin ikinci fıkrasında öngörülen ve 01/10/2008 tarihi öncesi döneme ait vergi kaydı bulunan dönemler için borçlanma imkânı sağlayan hükmünden yararlanmak için, maddede belirtilen süre içinde Kuruma müracaatı veya borçlanma iradesini ortaya koyacak şekilde herhangi bir prim ödemesi bulunmaması ve dolayısıyla süresinde borçlanma talebi olmaması nedenleri ile geriye dönük olarak vergiye kayıtlı olduğu süreleri borçlanması ve buna dayalı olarak sigortalılığının tespitine mevcut yasal düzenlemeler karşısında imkân bulunmadığını belirtmektedir. (Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 27/11/2013 tarihli, E: 2013/21­444 ve K: 2013/1593 sayılı kararı. Kaynak: www.corpus.com.tr )

13. Öte yandan 05/10/1982 – 17/01/2000 tarihleri arasında vergi mükellefiyet kaydı, 20/12/1982 ile 12/05/2005 tarihleri arasında esnaf ve sanatkârlar odası kaydı bulunan başvuranın, bu tarihler arasında geriye dönük Bağ­Kur sigortalısı olarak kabul edilmesi talebini konu alan 2014/592 numaralı başvuruya ilişkin olarak Kurumumuzca; başvuranın Bağ­Kur sigortalılık tescil talebinin 29/05/2013 olduğu, 1479 sayılı Kanun’un 26’ncı maddesi gereğince 3 ay içinde Kuruma başvurarak kayıt ve tescil işlemlerini yaptırdığına dair herhangi bir belgeye rastlanılmadığı, yine başvuran tarafından 1479 sayılı Kanun’un geçici 18’inci madde hükmünden yararlanmak amacıyla Kuruma süresi içerisinde başvuruda bulunulmadığı, ayrıca başvuranın 5510 sayılı Kanun’un geçici 8’inci maddesi uyarınca bu Kanun’un yürürlük tarihinden itibaren 6 ay içinde talepte bulunmadığı anlaşıldığından, başvuranın vergi mükellefiyeti ve oda kaydının bulunduğu dönemlere ilişkin

Bağ­Kur sigortalılığının tesciline yönelik talebinin Kurum tarafından reddedilmesinde hukuka ve hakkaniyete aykırılık bulunmadığı sonuç ve kanaatine varılarak 24/07/2014 tarihli Ret Kararı’nın verildiği anlaşılmaktadır. Yine, mevcut başvuru ile benzer nitelikli bir başvuru üzerine

Kurumumuzca verilmiş 26/09/2018 tarihli ve 2018/11520 sayılı Ret Kararında kayıt ve tescil işlemini yaptırmayan ve süresinde borçlanma talebinde bulunmayan başvuranın, vergi kaydına istinaden geriye dönük olarak borçlandırılarak sigortalılığının başlatılmasının mümkün olmadığı değerlendirilmiştir.

14. Başvuru konusu somut olayda 01/11/1987 – 31/12/1993 tarihleri arasında vergi mükellefiyet kaydı bulunan başvuranın, anılan dönem içinde vergi mükellefiyetine istinaden kendi adına ve

bağımsız çalışmasını Sosyal Güvenlik Kurumuna bildirerek sigortalılık kayıt ve tescil işlemlerini yaptırmadığı anlaşılmaktadır. Nitekim başvuranın 1479 sayılı Kanun kapsamındaki sigortalılığının, Kanunun Geçici 18 inci maddesi gereği, 25/02/2005 tarihinde başlayan ve devam vergi mükellefiyetine istinaden, 506 sayılı Kanun kapsamındaki zorunlu sigortalılığının sona erdiği tarihi takip eden 11/06/2005 tarihinden geçerli olmak üzere başlatıldığı görülmektedir. Diğer taraftan başvuranın, Kuruma kayıt ve tescil yaptırılmadan geçen vergi mükellefiyeti sürelerinin borçlanma suretiyle sigortalılık süresi sayılmasına imkân veren Geçici 18 inci maddesinden yararlanmak için herhangi bir başvuruda bulunmadığı anlaşılmaktadır. Buraya kadar yapılan açıklamalar doğrultusunda, sigortalı kayıt ve tescil işlemlerini yaptırmayan ve süresinde borçlanma talebinde bulunmayan başvuranın, geriye dönük olarak vergi kaydının bulunduğu süreleri borçlanmasının ve buna dayalı olarak sigortalılığının başlatılmasının mümkün olmadığı değerlendirilmektedir.

15. Yukarıda yer verilen açıklamalar kapsamında Kurumumuzca yapılan değerlendirmeler neticesinde; başvuranın sigortalılığının vergi mükellefiyet kaydının başladığı tarihten itibaren başlatılması ve borçlanma taleplerinin reddi yönünde tesis edilen Sosyal Güvenlik

Kurumu işleminde hukuka ve hakkaniyete aykırılık tespit edilememiştir.

B. İyi Yönetim İlkeleri Yönünden Değerlendirme 16. 28/03/2013 tarihli ve 28601 mükerrer sayılı Resmi Gazetede yayımlanan Kamu Denetçiliği

Kurumu Kanununun Uygulanmasına İlişkin Usul ve Esaslar Hakkında Yönetmeliğin “İyi yönetim ilkeleri” başlıklı 6 ncı maddesinde yer verilmiş olup; İdarelerin Kurumumuz tarafından istenen bilgi ve belgeleri süresinde gönderdiği ve “makul sürede karar verme” ve “kararın geciktirilmeksizin bildirilmesi” ilkelerine uygun davrandığı, yine idare tarafından şikâyetçiye makul sürede cevapların verildiği ancak şikâyetçiye verilen cevaplarda işleme karşı hangi sürede hangi mercilere başvurulabileceğinin gösterilmemiş olması sebebiyle “karara karşı başvuru yollarının ve süresinin gösterilmesi” ilkesine uygun davranmadığı görülmüş olup, idarenin bahse konu ilkelere de uygun davranması önerilmektedir

VI. HAK ARAMA ÖZGÜRLÜĞÜNE İLİŞKİN YASAL MEVZUAT

17. 6328 sayılı Kanunun 21 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca, bu Ret Kararının başvurana tebliğ tarihinden itibaren ilgili idare işlemine karşı (varsa) dava açma süresinden kalan süre işlemeye devam edecek olup, İstanbul İş Mahkemesine yargı yolu açıktır.

VII. KARAR

Açıklanan gerekçelerle BAŞVURUNUN REDDİNE;

Kararın BAŞVURANA ve SOSYAL GÜVENLİK KURUMUNA tebliğine;

Türkiye Cumhuriyeti Kamu Başdenetçisi’nce karar verildi.

e-imzalıdır

Şeref MALKOÇ

Kamu Başdenetçisi