ÖZET: Başvuran, Anayasa Mahkemesi’nin 27.10.2023 tarihli kararı doğrultusunda, 2022 yılı Aralık ayında maaşından yapılan ek ödeme ve teşvik kesintisinin yasal faizi ile iadesini talep etmiştir. Başvurusunun, 209 sayılı Kanun’un 5. maddesinde disiplinle ilgili hükümler bulunduğu gerekçesiyle reddedildiğini belirtmektedir. Başvuran, söz konusu kesintinin yasal dayanağının bulunmadığını ve Anayasa Mahkemesi kararının yürürlüğe girmesinin ardından talebinin yerine getirilmesi gerektiğini savunmaktadır.

Kastamonu İl Sağlık Müdürlüğü, başvuranın disiplin cezası nedeniyle ek ödeme kesintisinin yapıldığını ve bu durumun 209 sayılı Kanun’un 5. maddesi gereği olduğunu ifade etmiştir. Ayrıca, başvuranın talebine ilişkin herhangi bir dava açılmadığı belirtilmiştir. Anayasa Mahkemesi’nin iptal kararlarının geriye yürümeyeceği ilkesi gereği, başvuranın talebinin hukuki dayanağı bulunmamaktadır.

Sonuç olarak, Kamu Denetçiliği Kurumu, başvuranın talebinin reddedilmesini uygun bulmuş ve ilgili idarenin işleminin hukuka uygun olduğunu belirtmiştir. İyi yönetim ilkeleri açısından ise, idarenin başvuru sahibine gerekli bilgileri sağlamakta eksik kaldığı tespit edilmiştir. Başvuranın, idari işlemine karşı yargı yoluna başvurabileceği belirtilmiştir.

T.C. TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ KAMU DENETÇİLİĞİ KURUMU

(OMBUDSMANLIK)

SAYI : 2024/12290-S.24.18632

BAŞVURU NO : 2024/10950

KARAR TARİHİ : 11.11.2024

RET KARARI

BAŞVURUYA KONU İDARE : KASTAMONU İL SAĞLIK MÜDÜRLÜĞÜ

BAŞVURUNUN KONUSU : Geçmişe dönük ek ödeme talebi hk.

BAŞVURU TARİHİ : 03.09.2024

I. BAŞVURANIN İDDİA VE TALEPLERİ

1. Başvuran; Anayasa Mahkemesinin 27.10.2023 tarihli Resmi Gazetede yayımlanan 13.09.2023 tarih ve

E. 2022/102, K. 2023/154 kararı ile ek ödeme işlemlerinin dayanağı olan 209 sayılı Sağlık Bakanlığına

Bağlı Sağlık Kurumları ile Esenlendirme (Rehabilitasyon) Tesislerine Verilecek Döner Sermaye Hakkında

Kanunun 5. Maddesinin 3. Cümlesinde yer alan “disiplin durumu” ibaresinin Anayasa aykırı olduğu gerekçesiyle iptal edildiğini, bu ibarenin iptaline ilişkin Anayasa Mahkemesi kararı gereği, 2022 yılı

Aralık ayında maaşından yapılan ek ödeme ve teşvik kesintisinin tarafına yasal faizi ile birlikte iadesini talep ettiğini, talebinin, halihazırda, 209 sayılı Kanunun 5. Maddesinde disipline ilişkin hükümler bulunduğu gerekçesiyle reddedildiğini, ancak anılan Kanunun 5. Maddesinin son fıkrasının 21.02.2024 tarihinde yürürlüğe girdiğini, kendisinin maaşından ise, 2022 yılı Aralık ayında kesinti yapıldığını, maaşından kesintinin yapıldığı döneme ait uyarı cezası nedeniyle ek ödeme ve teşvik üzerinden kesinti yapılabileceğine dair bir düzenleme bulunmadığını iddia ederek, 2022 yılı Aralık ayında maaşından yapılan ek ödeme ve teşvik kesintisinin yasal faizi ile birlikte tarafına iadesini talep etmektedir.

II. İDARENİN BAŞVURUYA İLİŞKİN AÇIKLAMALARI

2. Başvuruya konu iddialar hakkında bilgi ve belge talebi içeren yazımıza istinaden Kastamonu İl

Sağlık Müdürlüğü tarafından gönderilen 26/09/2024 tarih ve sayılı cevabi yazıda özetle;

2.1. Başvuranın Kastamonu Merkez 01 Nolu Acil Sağlık Hizmetleri İstasyonunda 657/4-A memur statüsünde Tabip olarak görev yapmakta olduğu,

2.2. Başvuran hakkında tesis edilen uyarma cezası nedeniyle 2022/11 dönemi Taban ve Teşvik Ek

Ödemesinin, Bakanlık Makamının 29.12.2022 tarih ve 395691480.010.04.E1284 sayılı oluru ile

01.10.2022 tarihinden itibaren geçerli olmak üzere yürürlüğü koyduğu ” İl Sağlık Müdürlükleri ve Birimleri

Kurum Hizmet ve Teşvik Ek Ödeme Yönergesi”nin 5 inci maddesi uyarınca kesildiği,

2.3. Yönetmeliğin Amaç Başlıklı 1 inci maddesinde yer alan “Disiplin Durumu” ibaresi ile disiplin cezası alınması durumunda ek ödemenin kesilmesini öngören yönetmelik hükmü iptal edilmiş ise de, 209 Sayılı

Kanunun 5. Maddesinde açıkça disipline ilişkin hükümlerin mevcut olması sebebiyle kesintilerin yapıldığı,

2.4. Şikayete konu talebe ilişkin açılmış/sonuçlanmış dava bulunmadığı,

ifade edilmiştir.

III. İLGİLİ MEVZUAT

3. 18/10/1982 tarihli ve 2709 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının

3.1.“Dilekçe, bilgi edinme ve kamu denetçisine başvurma hakkı” başlıklı 74 üncü maddesinin üçüncü ve dördüncü fıkralarında; “Herkes, bilgi edinme ve kamu denetçisine başvurma hakkına sahiptir. Türkiye

Büyük Millet Meclisi Başkanlığına bağlı olarak kurulan Kamu Denetçiliği Kurumu idarenin işleyişiyle ilgili şikâyetleri inceler.”

3.2. “Anayasa Mahkemesinin kararları” başlıklı 153 üncü maddesinin üçüncü ve beşinci fıkralarında; “… Kanun, Cumhurbaşkanlığı kararnamesi veya Türkiye Büyük Millet Meclisi İçtüzüğü ya da bunların hükümleri, iptal kararlarının Resmi Gazetede yayımlandığı tarihte yürürlükten kalkar.

Gereken hallerde Anayasa Mahkemesi iptal hükmünün yürürlüğe gireceği tarihi ayrıca kararlaştırabilir. Bu tarih, kararın Resmi Gazetede yayımlandığı günden başlayarak bir yılı geçemez. … İptal kararları geriye yürümez.”

4. 14/6/2012 tarihli ve 6328 sayılı Kamu Denetçiliği Kurumu Kanunu’nun “Kurumun Görevi” başlıklı 5 inci maddesinin birinci fıkrasında; “Kurum, idarenin işleyişiyle ilgili şikâyet üzerine, idarenin her türlü eylem ve işlemleri ile tutum ve davranışlarını; insan haklarına dayalı adalet anlayışı içinde, hukuka ve hakkaniyete uygunluk yönlerinden incelemek, araştırmak ve idareye önerilerde bulunmakla görevlidir.”,

5. 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanunun, “Mahkeme kararları” başlıklı 66 ncı maddesinde, “(1) Mahkeme kararları kesindir. Mahkeme kararları

Devletin yasama, yürütme ve yargı organlarını, idare makamlarını, gerçek ve tüzel kişileri bağlar.

(2) İptal kararları geriye yürümez.

(3) Mahkemece iptaline karar verilen kanun, Cumhurbaşkanlığı kararnamesi veya Türkiye Büyük Millet

Meclisi İçtüzüğü veya bunların belirli madde veya hükümleri, iptal kararının Resmî Gazetede yayımlandığı tarihte yürürlükten kalkar. Mahkeme gerekli gördüğü hâllerde, Resmî Gazetede yayımlandığı günden başlayarak iptal kararının yürürlüğe gireceği tarihi bir yılı geçmemek üzere ayrıca kararlaştırabilir.”

6. 209 sayılı Sağlık Bakanlığına Bağlı Sağlık Kurumları ile Esenlendirme (Rehabilitasyon) Tesislerine

Verilecek Döner Sermaye Hakkında Kanunun,

6.1. 5 inci maddesinin birinci fıkrasının üçüncü cümlesinde, “(Yeniden Düzenlenen cümle:21/2/20247496/15 md.) Sağlık kurum ve kuruluşlarında tahakkuk, verimlilik, hasta ve çalışan memnuniyeti, hizmeti elde etme maliyeti gibi faktörlere göre sağlık tesisinin dağıtabileceği miktar üzerinden bu maddede düzenlenmiş olan esaslar çerçevesinde; personelin unvanı, yürüttüğü görevin türü, özellik arz eden riskli bölümlerde çalışma ve süresi, yapılan tıbbî işlemlerin nitelik ve sayısı, araştırma faaliyetlerine, uzmanlık eğitimine ve hizmet içi eğitime katılımı, mesai içinde ve dışında yapılan çalışmalar ve süresi, muayene, ameliyat, anestezi ve girişimsel işlemlerin niteliği, sayısı ve güçlüğüne ilişkin teknik konular, hizmete katkı ve performans gibi değişkenlik arz eden hususlar ile personelin ödüllendirilerek motivasyonunun artırılması amacıyla yapılacak ek ödeme, görevlendirme hâlinde ek ödemenin yapılacağı sağlık kurum veya kuruluşu, inceleme heyetlerinin oluşumu, çalışma usul ve esasları ile konuyla ilgili diğer hususlar Hazine ve Maliye Bakanlığının uygun görüşü üzerine Sağlık Bakanlığınca çıkarılacak yönetmelikle belirlenir.”

6.2. 5 inci maddesinin sekizinci fıkrasında, “Personele ödüllendirilerek motivasyonunun artırılması amacıyla kadro veya pozisyon unvanı, hizmet sınıfı, eğitim durumu ve fiilen çalışılan gün sayısı gibi kriterler esas alınarak ek ödeme yapılır. Bu ödemenin yapılabilmesi için disiplin cezası almamış veya sözleşmede belirtilen yükümlülüklerin haklı bir nedene dayanmaksızın ihlali nedeniyle ikaz edilmemiş olmak gerekir. Ödüllendirilerek motivasyonunun artırılması amacıyla yapılan ek ödeme; uyarma cezası alanlara bir ek ödeme dönemi, kınama cezası alanlara iki ek ödeme dönemi, aylıktan kesme ya da kademe ilerlemesinin durdurulması cezası alanlara üç ek ödeme dönemi süresince yapılmaz. … .”

7. Bakanlık Makamının 29.12.2022 Tarih ve 395691480.010.04.E1284 sayılı oluru ile 01.10.2022 tarihinden itibaren yürürlüğe giren, Mülga İl Sağlık Müdürlükleri ve Birimleri Kurum Hizmet ve

Teşvik Ek Ödeme Yönergesinin, “Temel esaslar” başlıklı birinci fıkrasının (c) bendinde, “Taban ödeme; motivasyon ve ödüllendirme amacıyla personele yapılan ödemedir. Bu ödeme, personelin kadro unvanına göre Ek-2 sayılı tabloda belirlenen taban katsayısı ile en yüksek Devlet memuru aylığı ve aktif çalışma gün katsayısının çarpımı sonucu bulunan tutardır. Bu ödeme disiplin cezası alanlardan; uyarma ve kınama cezası alanlara bir ek ödeme dönemi, aylıktan kesme cezası alanlara iki ek ödeme dönemi, kademe ilerlemesi cezası alanlara üç ek ödeme dönemi süresince yapılmaz.”

hükümleri yer almaktadır.

IV. KAMU DENETÇİSİ SADETTİN KALKAN’IN KAMU BAŞDENETÇİSİ’NE ÖNERİSİ

8. Kamu Denetçisi tarafından yapılan inceleme ve araştırma neticesinde; başvuranın talebinin reddi yönündeki öneri, Kamu Başdenetçisine sunulmuştur.

V. DEĞERLENDİRME VE GEREKÇE

A. Hukuka, Hakkaniyete ve İnsan Haklarına Uygunluk Yönünden Değerlendirme

9. Başvuran, Anayasa Mahkemesinin 13.09.2023 tarih ve E. 2022/102, K. 2023/154 kararı ile ek ödeme işlemlerinin dayanağı olan 209 sayılı Sağlık Bakanlığına Bağlı Sağlık Kurumları ile Esenlendirme (Rehabilitasyon) Tesislerine Verilecek Döner Sermaye Hakkında Kanunun 5 inci maddesinin üçüncü cümlesinde yer alan “disiplin durumu” ibaresinin iptal edilmesi sebebiyle, 2022 yılı Aralık ayında maaşından yapılan ek ödeme ve teşvik kesintisinin yasal faizi ile birlikte tarafına iadesini talep etmektedir.

10. İlgili idareden temin edilen bilgi ve belgelerin tetkiki neticesinde, her ne kadar 209 sayılı Kanunun birinci fıkrasının üçüncü cümlesinde yer alan “disiplin durumu” ibaresi Anayasa Mahkemesi kararı ile iptal edilmiş olsa da, 209 Sayılı Kanunun 5 inci maddesinin son fıkrasında disipline ilişkin hükümlerin mevcut olması sebebiyle başvuranın talebinin reddedildiği anlaşılmaktadır.

11. 16/6/2022 tarihli ve 7411 sayılı Sağlıkla İlgili Bazı Kanunlarda ve 375 Sayılı Kanun Hükmünde

Kararnamede Değişiklik Yapılmasına Dair Kanunun 3. maddesiyle 4/1/1961 tarihli ve 209 sayılı Sağlık

Bakanlığına Bağlı Sağlık Kurumları ile Esenlendirme (Rehabilitasyon) Tesislerine Verilecek Döner

Sermaye Hakkında Kanunun 5. maddesinin birinci fıkrasının üçüncü cümlesine, döner sermayeli sağlık kurum ve kuruluşlarında görev yapan memurlar ve sözleşmeli personele, döner sermaye gelirlerinden yapılacak ek ödemenin oranının belirlenmesinde, “disiplin durumu” unsurunun da dikkate alınacağı hüküm altına alınmıştır. Akabinde, Bakanlık Makamının 29.12.2022 Tarih ve 395691480.010.04.E1284 sayılı oluru ile 01.10.2022 tarihinden itibaren geçerli olmak ” İl Sağlık Müdürlükleri ve Birimleri Kurum

Hizmet ve Teşvik Ek Ödeme Yönergesi” yürürlüğe konulmuş, anılan Yönergenin birinci fıkrasının (c)

bendinde, taban ödemenin, disiplin cezası alanlardan; uyarma ve kınama cezası alanlara bir ek ödeme dönemi süresince yapılmayacağı düzenlenmiştir. Ancak, Anayasa Mahkemesinin 27/10/2023 tarihli ve

32352 sayılı Resmi Gazetede yayınlanan 13/9/2023 tarihli ve E. 2022/102, K. 2023/154 sayılı

kararında, “… 209 sayılı Kanun’un 5. maddesinde döner sermayeli sağlık kurum ve kuruluşlarında görev yapan memurlar ve sözleşmeli personel ile açıktan vekil olarak atananlara döner sermaye gelirlerinden yapılacak ek ödemeye ilişkin düzenleme yapılmış, anılan maddenin birinci fıkrasında ek ödemenin oranının belirlenmesinde diğer unsurların yanı sıra disiplin durumunun da dikkate alınacağı hüküm altına alınmıştır. Buna göre anılan personele döner sermaye gelirlerinden yapılacak ek ödemenin miktarının belirlenmesinde bunların disipline aykırı eylemleri dikkate alınarak daha az ödeme yapılması veya hiç ödeme yapılmaması söz konusu olabilecektir. Bu itibarla söz konusu fıkrayla disipline aykırı eylemler dolayısıyla döner sermaye ek ödemesi yapılmaması veya düşük oranda yapılması suretiyle 14/7/1965 tarihli ve 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu’ndaki disiplin cezalarına ek bir cezanın öngörüldüğü anlaşılmaktadır. Anılan Kanun’un 125. maddesinde disiplin cezaları; uyarma, kınama, aylıktan kesme, kademe ilerlemesinin durdurulması ve devlet memurluğundan çıkarma biçiminde belirlenmiş ve her bir cezayı gerektiren fiil ve hâller ayrı ayrı düzenlenmiştir. 209 sayılı Kanun’un 5. maddesinde ise disipline aykırı fiil ve hâller nedeniyle döner sermaye ek ödemesinden kesinti biçiminde yeni bir cezaya yer verilmekle birlikte ek ödemeden hangi durumda ve ne miktarda kesinti yapılacağına ilişkin belirleme yapılmamıştır. Başka bir deyişle ek ödemenin oranının belirlenmesinde disiplin durumunun dikkate alınacağı öngörülmekle birlikte bu kapsamda yer alan disipline aykırı fiil ve hâllerle bunlara uygulanacak yaptırım arasında herhangi bir ilişkilendirmenin yapılmadığı, hangi eylemin hangi disiplin cezası ile cezalandırılacağının açık ve net olarak gösterilmediği ya da bunun tespit edilmesine imkân sağlayacak herhangi bir ölçüte yer verilmediği veyahut bu hususta kişiler ve idare açısından belirlilik ve öngörülebilirliği sağlayacak şekilde kanuni bir çerçevenin oluşturulmadığı görülmektedir. Bu çerçevede disiplin cezasını gerektiren eylemin gerçekleşmesi durumunda bir disiplin cezasının verilebileceği öngörülmekle birlikte bu ölçütün disiplin cezasının muhatapları açısından yeterli bir hukuki güvence sağlamadığı açıktır (benzer yöndeki değerlendirmeler için bkz. AYM, E.2021/16, K.2021/62, 22/9/2021, §§ 17, 18). Buna göre kural, bireylerin hangi somut fiil ve olguya hangi hukuksal yaptırımın veya sonucun bağlandığını belirli bir açıklık ve kesinlikte öngörebilmelerine yasal çerçevede imkân tanımamaktadır. Söz konusu yaptırımın döner sermaye ek ödemesinin oranının azaltılması veya yapılmaması biçiminde uygulanacak olması nedeniyle de mülkiyet hakkını sınırlamaya yönelik şeklî anlamdaki kanuni düzenlemenin içeriği itibarıyla mülkiyet hakkını koruyacak nitelikte belirli ve öngörülebilir olduğu söylenemez. Açıklanan nedenlerle kural, Anayasa’nın 13., 35. ve 128. maddelerine aykırıdır. İptali gerekir.” İfadelerine yer verilerek 16/6/2022 tarihli ve 7411 sayılı Sağlıkla İlgili Bazı Kanunlarda ve 375

Sayılı Kanun Hükmünde Kararnamede Değişiklik Yapılmasına Dair Kanunun 3. maddesiyle 4/1/1961

tarihli ve 209 sayılı Sağlık Bakanlığına Bağlı Sağlık Kurumları ile Esenlendirme (Rehabilitasyon)

Tesislerine Verilecek Döner Sermaye Hakkında Kanun’un 5. maddesinin birinci fıkrasının; değiştirilen üçüncü cümlesinde yer alan “disiplin durumu,…” ve … ibarelerinin Anayasa’ya aykırı olduklarına ve iptallerine, iptal hükümlerinin tamamının ise, kararın resmî gazetede yayımlanmasından başlayarak dokuz ay sonra yürürlüğe girmesine karar verilmiştir.

12. Somut olayda, yukarıda yer verilen Anayasa Mahkemesinin iptal hükmünün 27.07.2024 tarihinde yürürlüğe girmesini müteakip, başvuran tarafından 02.08.2024 tarihli dilekçe ile Anayasa Mahkemesi kararı gereği, 2022 yılı Aralık ayında maaşından yapılan ek ödeme ve teşvik kesintisinin tarafına yasal faizi ile birlikte iadesini talep edilmiş, başvuranın talebi ilgili idarece reddedilmiştir. İlgili idarece, her ne kadar

209 sayılı Kanunun 5 inci maddesinin birinci fıkrasının üçüncü cümlesinde yer alan “disiplin durumu”

ibaresi Anayasa Mahkemesi kararı ile iptal edilmiş olsa da, 209 Sayılı Kanunun 5 inci maddesinin son fıkrasında disipline ilişkin hükümlerin mevcut olması sebebiyle başvuranın talebinin reddedildiği ifade edilmişse de, başvuranın talebinin yerine getirilip getirilemeyeceğinin, Anayasa Mahkemesi Kararlarının

Geriye Yürümezliği İlkesi kapsamında irdelenmesi gerektiğini öncelikle belirtmek gerekmektedir.

13. Anayasanın 153 üncü maddesinin beşinci fıkrasında ve 6216 sayılı Kanunun 66 ncı maddesinin ikinci fıkrasında Anayasa Mahkemesinin iptal kararlarının geriye yürümeyeceği hüküm altına alınmış, anılan

Anayasa hükmünün üçüncü fıkrasında, Kanun, Cumhurbaşkanlığı kararnamesi veya Türkiye Büyük Millet

Meclisi İçtüzüğü ya da bunların hükümlerinin, iptal kararlarının Resmi Gazetede yayımlandığı tarihte yürürlükten kalkacağı, gereken hallerde Anayasa Mahkemesi iptal hükmünün yürürlüğe gireceği tarihi ayrıca kararlaştırabileceği öngörülmüş, 6216 sayılı Kanunun 66 ncı maddesinin üçüncü fıkrasında, da aynı yönde düzenleme yapılmıştır.

14. Anayasa Mahkemesinin 22.01.2019 tarihli ve E. 2015/17453, K. 2015/17453 sayılı kararında, “…

Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının 153/2. fıkrasında; Anayasa Mahkemesi’nin, bir kanun veya kanun hükmünde kararnamenin tamamını veya bir hükmünü iptal ederken, kanun koyucu gibi hareketle, yeni bir uygulamaya yol açacak biçimde hüküm tesis edemeyeceğini vurguladıktan sonra aynı maddenin 5.

fıkrasında da “iptal kararlarının geriye yürüyemeyeceği’ açıklanmıştır. Anayasa Mahkemesi’nin verdiği iptal kararları, İdari Yargı’da verilen iptal kararlarından farklı bir özelliğe sahiptir. İdari Yargıda asıl olan iptal kararlarının geriye yürümesi yani iptal edilen idari işlemin doğduğu andan itibaren yok sayılması esas alınmasına karşın, Anayasa Mahkemesi’nin iptal kararlarının geriye yürümemesi asıldır.

Bu bakımdan İdari Yargı’daki iptal kararları beyan edici, açıklayıcı nitelikte olduğu halde Türk Anayasa

Yargısındaki iptal kararları genelde kurucu (inşai-yenilik doğurucu) niteliktedir. Türk Anayasa sisteminde benimsenen iptal kararının geriye yürümezliği kuralının getiriliş amacı, kazanılmış hakları ve hukuksal güvenliği ortadan kaldırıcı ya da toplumun adalet anlayışını zedeleyici sonuçlar doğurmasından kaygı duyulmasını önlemek, Devlete olan güven duygularını sarsmamak, Devlet yaşamında hukuk kargaşasına neden olmamak, hukuk güvenliğini ve istikrarını sağlamak olarak özetlenebilir. … Nitekim

Anayasa Mahkemesi; 12.12.1989 gün ve 1989/11 Esas, 1989/48 Karar sayılı kararında, ‘Türk Anayasa sisteminde Devlete güven ilkesini sarsmamak ve ayrıca Devlet yaşamında bir karmaşaya neden olmamak için iptal kararlarının geriye yürümezliği kuralı kabul edilmiştir. Böylece hukuksal ve nesnel alanda sonuçlarını doğurmuş bulunan durumların iptal kararlarının yürürlüğe gireceği güne kadar ki dönem için geçerli sayılması sağlanmıştır.’ denilmek suretiyle konunun önemi vurgulanmıştır. Esasen bir hukuk kuralının yürürlüğü sırasında, bu kurala uygun biçimde, tüm sonuçları ile kesin olarak edinilmiş hakların (kazanılmış hakların) korunması Hukuk Devletinin bir gereğidir. O nedenle hukuksal ve maddi alanda etkisini göstermiş hukuk kuralları uyarınca tamamlanmış ve sonuçlarını doğurmuş bulunan kazanılmış haklara Anayasa Mahkemesi iptal hükmünün geriye yürüyemeyeceğinin (ceza mahkûmiyetlerinde durum farklıdır) kabulü kaçınılmazdır. … Kazanılmış hakları ortadan kaldırıcı nitelikte sonuçlara yol

açan yorumlar, Anayasanın 2. maddesinde ifadesini bulan ‘Türkiye Cumhuriyeti sosyal bir Hukuk

Devletidir’ hükmüne aykırılık oluşturacağı gibi toplumsal kararlılığı, hukuksal güvenceyi ortadan kaldırır, belirsizlik ortamına neden olur ve bu nedenle kabul edilemez. Anayasa Mahkemesi’nin 19.12.1989 gün ve 1989/14 Esas, 1989/49 Karar sayılı kararında aynen; ‘bir hukuk kuralının yürürlüğü sırasında, bu kurala uygun biçimde tüm sonuçları ile kesin olarak edinilmiş hakların korunması Hukuk Devletinin gereği olduğunu’ vurgulamaktadır. Bu karara paralel olarak Danıştay’da; 16.12.1966 tarih ve 1963/386 Esas, 1966/1642 Karar sayılı kararında; ‘iptal kararları geriye yürümez’ kuralının kazanılmış hakları saklı tutmak, hukuk kararlılığı ve dolayısıyla kamu düzenini korumak amacıyla getirildiği görüşü benimsenmiştir. Anayasa Mahkemesi’nin iptal kararları, kural olarak Resmi Gazetede yayımlandıkları tarihten itibaren ve geleceğe dönük olarak hukuki sonuçlar doğurmaktadırlar. … Saptanan bu olgular karşısında Anayasa Mahkemesi’nin iptal kararlarının ya da kanunların geriye yürümezliği ilkesinin istisnalarını kamu düzeni, genel ahlak kuralları ile kazanılmış hak ilkesi oluşturmaktadır. Kazanılmış (müktesep) hakkın söz konusu olduğu durumlarda Anayasa Mahkemesinin iptal kararlarının uygulanamayacağı kabul edilmektedir.” İfadelerine yer verilerek, Anayasa Mahkemesi tarafından verilen iptal kararları ile idari yargıda verilen iptal kararlarının nitelik açısından birbirinden farklı olduğuna vurgu yapılmıştır.

15. Yukarıda yer verilen Anayasa Mahkemesi kararında da açıkça ifade edildiği üzere, idari yargı organlarınca verilen iptal kararları, işlemi tesis edildiği andan itibaren ortadan kaldırırken, Anayasa

Mahkemesinin iptal kararları, Anayasanın 153 üncü maddesinin üçüncü fıkrası ile 6216 sayılı Kanunun 66 ncı maddesinin üçüncü fıkrasında açıkça düzenlendiği üzere, Resmi Gazetede yayımlandıkları tarihten itibaren ve geleceğe dönük olarak hukuki sonuçlar doğurmaktadırlar. Yapılan bu açıklamalar doğrultusunda, başvuranın 2022 yılı Kasım ayına ait ek ödemesinin, Anayasa Mahkemesinin 13/9/2023 tarihli ve E. 2022/102, K. 2023/154 sayılı kararı uyarınca, yasal faizi ile tarafına iadesine imkan bulunmadığı, aksinin kabulünün, Anayasanın 153 üncü maddesinin beşinci fıkrasına ve 6216 sayılı

Kanunun 66 ncı maddesinin ikinci fıkrasına aykırılık teşkil edeceği değerlendirilmektedir.

16. Nitekim, Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun 24.02.2020 tarih ve E. 2020/19, K. 2020/44 sayılı Bölge İdare Mahkemesi Kararları Arasındaki Aykırılığın Giderilmesi İstemi Hakkında

Kararında; “… Anayasa Mahkemesinin iptal kararı kapsamında yer alan ve 2547 sayılı Kanun’un Geçici 70. maddesinin yürürlüğe girdiği tarih ile iptal kararının Resmi Gazetede yayımlandığı tarih aralığında ödenmeyen üniversite ödeneğinin bu karar uyarınca ödenmesi istemiyle yapılan başvuruların reddine ilişkin işlemlere gelindiğinde ise; Anayasa’nın 153. maddesinin 3. fıkrasında; kanun, Cumhurbaşkanlığı kararnamesi veya Türkiye Büyük Millet Meclisi İçtüzüğü ya da bunların hükümlerinin, iptal kararlarının

Resmî Gazetede yayımlandığı tarihte yürürlükten kalkacağı, 5. fıkrasında ise; Anayasa Mahkemesinin iptal kararlarının geriye yürümeyeceği hükme bağlanmıştır. İdare hukukunda genel kural olarak, bir idari işlemin yargı yerince iptal edilmesi halinde, bu iptal kararının o işlemin tesis edildiği tarih itibarıyla hüküm ve sonuç doğuracağı, diğer bir deyişle, iptal kararının geriye yürüyerek hukuk aleminde etki yaratacağı kabul edilmesine rağmen, Anayasa koyucu tarafından, yukarıda aktarılan açık hüküm ile

Anayasa Mahkemesinin iptal kararları için böyle bir sonuç öngörülmediği, aksine herhangi bir istisnaya yer verilmeksizin, uygulamada karışıklıkların önlenmesi, kazanılmış hakların korunması, hukuki güvenlik ve istikrar ilkeleri gözetilerek, bu kararların geriye yürümeyeceğinin kurala bağlandığı görülmektedir.

Anayasa’nın açık düzenlemeleri karşısında, Resmi Gazetede yayım ile yürürlüğe giren Anayasa

Mahkemesinin iptal kararının, kapsamındaki herkes için bu tarih itibarıyla hüküm ve sonuç doğuracağı, iptal edilen hukuki düzenlemenin yürürlüğe girdiği tarihe kadar geriye yürüyerek hak kazandırmayacağı, iptal edilen düzenleme nedeniyle menfaatinin ihlal edildiğini veya hakkının muhtel olduğunu ileri süren kişilerin, ancak iptal kararının yürürlüğe girdiği tarihten itibaren ilgili idarelerden talepte bulunabileceği anlaşılmaktadır. Uyuşmazlık konusu olaylara bakıldığında; üniversitelerin tıp

fakültelerinde görev yapan öğretim üyelerine, 2914 sayılı Kanun kapsamında üniversite ödeneği ödenmekte iken 26/11/2014 tarihinde Resmi Gazetede yayımlanan 6569 sayılı Kanun ile 2547 sayılı

Kanun’a eklenen Geçici 70. madde ile bu öğretim üyelerinden, mesai saatleri dışında serbest meslek faaliyetinde bulunmakta veya özel sağlık kuruluşlarında çalışmakta olanlara, bu faaliyetlerini sona erdirinceye kadar üniversite ödeneği ve ek ödeme yapılamayacağı düzenlenmiş, Anayasa Mahkemesi tarafından anılan düzenleme Anayasa’nın 2. maddesine aykırı bulunarak iptal edilmiş ve bu karar 21/09/2016 tarihli Resmi Gazetede yayımlanmıştır. Bunun üzerine, davacılar tarafından, Geçici 70.

maddenin yürürlüğe girdiği 26/11/2014 tarihinden Anayasa Mahkemesinin iptal kararının Resmi

Gazete’de yayımlandığı 21/09/2016 tarihine kadar ödenmeyen üniversite ödeneğinin ödenmesi isteminde bulunulmuş ve davalı idareler tarafından dava konusu işlemler ile, Anayasa’nın 153. maddesi uyarınca iptal kararlarının geriye yürümeyeceği kuralı gerekçe gösterilerek başvuruları reddedilmiştir. Yukarıda aktarılan açıklamalar doğrultusunda, Geçici 70. madde uyarınca üniversite ödeneği alması engellenen, mesai saatleri dışında serbest meslek faaliyetinde bulunmakta veya özel sağlık kuruluşlarında çalışmakta olan öğretim üyelerinin, Anayasa Mahkemesinin Geçici 70. madde hakkındaki iptal kararının yürürlüğe girdiği 21/09/2016 tarihinden itibaren ilgili idarelere başvurarak kendilerine ödeme yapılması isteminde bulunabilecekleri, bu kararın geriye yürütülerek maddenin yürürlüğe girdiği 26/11/2014 tarihi itibarıyla ödeme yapılmasının, Anayasa’nın 153. maddesinin 5. fıkrasının açık hükmü karşısında mümkün olmadığı ve aksi kabulün, Anayasa’nın üstünlüğü ilkesine aykırılık teşkil edeceği sonucuna varılmıştır. Bu durumda, 2547 sayılı Kanun’un Geçici 70. maddesinin yürürlüğe girdiği 26/11/2014 tarihi ile Anayasa

Mahkemesinin iptal kararının yürürlüğe girdiği 21/09/2016 tarihleri arasında ödenmeyen üniversite ödeneğinin ödenmesi istemiyle yapılan başvuruların reddine ilişkin dava konusu işlemlerde de bu nedenle hukuka aykırılık bulunmamaktadır.” İfadelerine yer verilerek, Bölge İdare Mahkemesi kararları arasındaki aykırılığın, yukarıda belirtilen gerekçe ile davanın reddi doğrultusunda giderilmesine, kesin olarak karar verilmiştir.

17. Yukarıda anlatılanlar kapsamında, Kurumumuzca yapılan inceleme ve araştırma neticesinde; yukarıda sözü edilen mevzuat hükümleri ve yargı içtihatları uyarınca, ilgili idarenin başvuranın talebinin reddi yönünde tezahür eden işleminin hukuka ve hakkaniyete uygun olduğu sonuç ve kanaatine varılmıştır.

B. İyi Yönetim İlkeleri Yönünden Değerlendirme

18. İyi yönetim ilkelerine 28/03/2013 tarihli ve 28601 mükerrer sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan Kamu

Denetçiliği Kurumu Kanununun Uygulanmasına İlişkin Usul ve Esaslar Hakkında Yönetmeliğin “İyi yönetim ilkeleri” başlıklı 6’ncı maddesinde yer verilmiş olup; söz konusu ilkeler yönünden yapılan değerlendirmede, şikayet başvurusu kapsamında, idarenin, başvurana ilişkin işlemlerle ilgili bilgi ve belgeleri süresi içerisinde bu anlamda “kararın geciktirilmeksizin bildirilmesi” ve “makul sürede karar verme” ilkelerine uygun hareket ettiği ancak, başvuru sahibine verdiği cevapta idari işleme karşı hangi sürede hangi mercie başvurabileceğini göstermediği bu nedenle de karara karşı başvuru yollarının gösterilmesi ilkesine uymadığı tespit edildiğinden, idarenin bahse konu ilkeye de uygun davranması önerilmektedir.

VI. HAK ARAMA ÖZGÜRLÜĞÜNE İLİŞKİN AÇIKLAMA

19. 6328 sayılı Kanunun 21 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca, bu Ret Kararının başvurana tebliğ tarihinden itibaren, ilgili idarenin işlemine karşı (varsa) dava açma süresinden kalan süre kaldığı yerden işlemeye devam edecek olup Kastamonu İdare Mahkemelerinde yargı yolu açıktır.

VII. KARAR

Açıklanan gerekçelerle BAŞVURUNUN REDDİNE;

Kararın, BAŞVURANA ve KASTAMONU İL SAĞLIK MÜDÜRLÜĞÜNE tebliğine,

Türkiye Cumhuriyeti Kamu Başdenetçisince karar verildi.

Şeref MALKOÇ

Kamu Başdenetçisi