|
ÖZET: Başvuru, T.C. Türkiye Büyük Millet Meclisi Kamu Denetçiliği Kurumu tarafından incelenmiş ve 07/11/2023 tarihinde kısmen tavsiye kısmen ret kararı verilmiştir. Başvuran, 2009 yılında vefat eden oğlundan dolayı ölüm aylığı talep etmiş, ancak talebi, aile gelirinin yanlış değerlendirilmesi nedeniyle reddedilmiştir. CİMER üzerinden yaptığı itiraz sonrasında, ilgili idareden denetimin tekrar yapılacağına dair bilgi almış, fakat yazılı bir yanıt alamamıştır. 2023 yılı başvurusunda ise, ölüm aylığı Şubat 2023 itibarıyla bağlanmış, ancak geriye dönük ödemeler yapılmamıştır.
Sosyal Güvenlik Kurumu (SGK), başvuranın 2009 tarihli talebinin reddedilme gerekçesini, başvuranın eşinin aldığı yaşlılık aylığının 2009 yılı asgari ücretinin üzerinde olması olarak belirtmiştir. Ancak, 2011 ve 2018 yıllarında yapılan genelge değişiklikleriyle, aylık bağlanma şartları yeniden düzenlenmiştir. 2018 tarihli genelgeye göre, başvuranın 2023 yılında yaptığı başvurunun değerlendirilmesi sırasında, geçmişe dönük gelir tespitinin yapılmadığı anlaşılmaktadır. Sonuç olarak, başvuranın 2009 tarihli talebinin reddedilmesi, o dönemdeki gelir tespitine dayanmaktadır. Ancak, güncel mevzuat çerçevesinde geçmişe yönelik gelir tespitinin yapılması ve başvuranın hak sahipliğinin belirlenmesi gerektiği ifade edilmiştir. Bu bağlamda, SGK’nın geçmişe dönük gelir tespitini güncel usullerle değerlendirmesi ve başvuranın 5 yıllık hak sahipliğini kabul etmesi önerilmiştir. |
T.C. TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ KAMU DENETÇİLİĞİ KURUMU
(OMBUDSMANLIK)
SAYI : 2023/14239-S.23.22523
BAŞVURU NO : 2023/6503
KARAR TARİHİ : 07/11/2023
KISMEN TAVSİYE KISMEN RET KARARI ,TCKN:
Adres:
BAŞVURUYA KONU İDARE : SOSYAL GÜVENLİK KURUMU BAŞKANLIĞI
Geçmişe dönük ölüm aylığı talebi hakkındadır.
BAŞVURUNUN KONUSU :
BAŞVURU TARİHİ : 08/05/2023
I. BAŞVURANIN İDDİALARI VE TALEPLERİ
1. Kurumumuza, tarihinde yapılan başvuruda; başvuran 06/02/2009 tarihinde vefat eden oğlu .’den dolayı Çanakkale Sosyal Güvenlik İl Müdürlüğüne ölüm aylığı bağlanması talebiyle başvuruda bulunduğunu, ancak talebinin aile geliri değerlendirilmesinin yanlış yapılması nedeniyle reddedildiğini, yapılan yanlışlığın fark edilmesi üzerine CİMER üzerinden yaptığı itiraz sonrası ilgili idare tarafından denetimin tekrar yapılacağı hususunda bilgilendirildiğini, ancak kendilerine yazılı bir cevap verilmediğini, 18/01/2023 tarihinde CİMER üzerinden yaptıkları başvuru sonrası, Ocak 2023’te başvuru yaptıkları halde SGK tarafından başvurdukları tarih Şubat 2023 kabul edilerek, Mart 2023 itibariyle tarafına aylık bağlandığını ifade ederek, oğlundan dolayı aldığı aylığın ilk başvuru tarihi olan 2009 yılı esas alınarak toplu bir şekilde ödenmesini, sonradan bağlanan aylıkta ise başvurunun Ocak ayında yapıldığı esas alınarak
Şubat 2023 dönemi aylığının ödenmesini talep etmektedir.
II. İDARENİN BAŞVURUYA İLİŞKİN AÇIKLAMALARI
2. Kurumumuzun 02/06/2023 tarihli ve sayılı bilgi-belge isteme yazısına cevaben Sosyal
Güvenlik Kurumu (SGK) Emeklilik Hizmetleri Genel Müdürlüğü tarafından gönderilen 20/07/2023 tarihli ve sayılı yazıda ilgili mevzuat hükümlerine yer verilerek özetle; 2.1. 5510 sayılı Kanunun 34 üncü maddesine göre ana ve babaya ölüm aylığı bağlanabilmesi için hak sahibi eş ve çocuklardan artan hisse bulunması, her türlü kazanç ve irattan elde etmiş olduğu gelirinin asgari ücretin net tutarından daha az olması ve diğer çocuklarından hak kazanılan gelir ve aylıklar hariç olmak üzere gelir ve/veya aylık bağlanmamış olması gerektiği, ana ve babanın 65 yaşın üstünde olması halinde ise artan hisseye bakılmaksızın yukarıdaki şartlarla ölüm aylığı bağlandığı,
2.2. Buna göre, başvuranın 21.04.2009 tarihli ölüm aylığı talebine istinaden Kurumumuzca yapılan incelemede; eşinin tahsis numarası ile yaşlılık aylığı aldığı ve tutarının 706,61 TL olduğu, 2009 yılı net aylık asgari ücret tutarının ise 527,13 TL olması sebebiyle talebinin reddedildiğinin anlaşıldığı, 2.3. Hak sahibinin 18.01.2023 tarihli CİMER başvurusunun 31.01.2023 tarihinde SGK kayıtlarına intikal ettiği, tahsis talebinin olmayışı ve talebin farklı Kuruma verilmesi gerekçesiyle 16.02.2023 tarihli yeni talebine istinaden ölüm aylığının 15.03.2023 tarihinden itibaren bağlandığı, 2.4. Bununla birlikte, 2018/13 sayılı Cumhurbaşkanlığı Genelgesinde; diğer kamu kurum ve kuruluşlarınca benzer başvurular kapsamında istenen ve daha önce başvuru sahibinden alınan ve değişmediği başvuru sahibince beyan edilen bilgi ve belgelerin başvuru sahibinden talep edilmemesi gerektiği talimatlandırıldığından, adı geçenin tahsis talep tarihi; 18.01.2023 tarihli CİMER başvurusunun SGK kayıtlarına intikal ettiği 31.01.2023 tarihi kabul edilerek aylık başlangıç tarihinin 15.02.2023 olarak düzeltildiği, açıklamalarına yer verilmiştir.
III. İLGİLİ MEVZUAT
3. Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın “Dilekçe, bilgi edinme ve kamu denetçisine başvurma hakkı” başlıklı 74 üncü maddesinin üçüncü ve dördüncü fıkralarında; “Herkes, bilgi edinme ve kamu denetçisine başvurma hakkına sahiptir. Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına bağlı olarak kurulan
Kamu Denetçiliği Kurumu idarenin işleyişiyle ilgili şikâyetleri inceler.”, 4. 6328 sayılı Kamu Denetçiliği Kurumu Kanunu’nun “Kurumun Görevi” başlıklı 5 inci maddesinin birinci fıkrasında; “Kurum, idarenin işleyişiyle ilgili şikâyet üzerine, idarenin her türlü eylem ve işlemleri ile tutum ve davranışlarını; insan haklarına dayalı adalet anlayışı içinde, hukuka ve hakkaniyete uygunluk yönlerinden incelemek, araştırmak ve idareye önerilerde bulunmakla görevlidir.”, 5. 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu’nun; 5.1. “Kapsam” başlıklı 2 inci maddesinde; “Bu Kanun; sosyal sigortalar ile genel sağlık sigortasından yararlanacak kişileri, işverenleri, sağlık hizmeti sunucularını, bu Kanunun uygulanması bakımından gerçek kişiler ile her türlü kamu ve özel hukuk tüzel kişilerini ve tüzel kişiliği olmayan diğer kurum ve kuruluşları kapsar.” 5.2. “Yürürlük” başlıklı 108 inci maddesinde; “Bu Kanun, …
d) Diğer hükümleri 2008 yılı Ekim ayı başında, yürürlüğe girer.” 5.3. “Ölüm sigortasından sağlanan haklar ve yararlanma şartları” başlıklı 32 inci maddesinde;
“Ölüm sigortasından sağlanan haklar şunlardır:
a) Ölüm aylığı bağlanması.
b) Ölüm toptan ödemesi yapılması.
c) Aylık almakta olan kız çocuklarına evlenme ödeneği verilmesi.
d) Cenaze ödeneği verilmesi.
Ölüm aylığı; a) En az 1800 gün malullük, yaşlılık ve ölüm sigortaları primi bildirilmiş veya 4 üncü maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi kapsamında sigortalı sayılanlar için, her türlü borçlanma süreleri hariç en az 5 yıldan beri sigortalı bulunup, toplam 900 gün malullük, yaşlılık ve ölüm sigortaları primi bildirilmiş, b) 47 nci maddede yazılı sebeplerle kazaya uğramış, malullük, vazife malullüğü veya yaşlılık aylığı almakta iken veya malullük, vazife malullüğü veya yaşlılık aylığı bağlanmasına hak kazanmış olup henüz işlemi tamamlanmamış, c) Bağlanmış bulunan malullük, vazife malullüğü veya yaşlılık aylığı, sigortalı olarak çalışmaya başlamaları sebebiyle kesilmiş, durumda iken ölen sigortalının hak sahiplerine, yazılı istekte bulunmaları halinde bağlanır. Ancak, 4 üncü maddenin birinci fıkrasının (b) bendine göre sigortalı sayılanların hak sahiplerine aylık bağlanabilmesi için ölen sigortalının genel sağlık sigortası primi dahil kendi sigortalılığından dolayı prim ve prime ilişkin her türlü borcunun olmaması veya ödenmesi şarttır.” 5.4. “Ölüm sigortasından bağlanacak aylığın hesaplanması” başlıklı 33 inci maddesinde; “Sigortalının ölümü halinde hak sahiplerine bağlanan aylığın hesaplanmasında; a) Sigortalının almakta olduğu veya bağlanmasına hak kazandığı malullük, vazife malullüğü veya yaşlılık aylığı, b) Malullük veya yaşlılık aylığı bağlandıktan sonra sigortalı olarak çalışmaya başlaması sebebiyle aylığı kesilen sigortalının ölüm tarihi esas alınarak 27 nci veya 30 uncu maddelere göre tespit edilecek aylığı, c) 32 nci maddenin ikinci fıkrasının (a) bendi kapsamında malullük, yaşlılık ve ölüm sigortaları primi ödemiş olan sigortalının prim ödeme gün sayısı, 9000 günden az ise 9000 gün üzerinden, 9000 gün ve daha fazla ise toplam prim ödeme gün sayısı üzerinden, 29 uncu madde hükümlerine göre hesaplanan aylığı, esas alınır. Ancak, 4 üncü maddenin birinci fıkrasının (a) bendi kapsamında sigortalı sayılanlar için 9000 prim gün sayısı 7200 gün olarak uygulanır.
4 üncü maddenin birinci fıkrasının (a), (b) ve (c) bentleri ile 5 inci madde kapsamındaki sigortalılar için
ayrı ayrı olmak üzere; sigortalıların ölümleri halinde ölüm sigortasından dosya bazında her yıl bağlanan aylıkların aylık başlangıç tarihinin ait olduğu yılın Ocak ayı itibarıyla yıl içine ait artışlar uygulanmaksızın hesaplanacak tutarları, yaşlılık sigortasından bir önceki yılın son ödeme ayında söz konusu sigortalılar için ayrı ayrı ödenen en düşük yaşlılık aylığından az olamaz. Sigortalı başka birinin sürekli bakımına muhtaç durumda malul sayılarak aylık bağlanmasına hak kazanmış ise, birinci fıkranın (a) ve (b)
bentlerinin uygulanmasında bu durum dikkate alınmaz.”
5.5. “Ölüm aylığının hak sahiplerine paylaştırılması” başlıklı 34 üncü maddesinde:
Ölen sigortalının 33 üncü madde hükümlerine göre hesaplanacak aylığının; a) (Değişik: 17/4/2008-5754/21 md.) Dul eşine % 50’si; aylık bağlanmış çocuğu bulunmayan dul eşine ise bu Kanunun 5 inci maddesinin birinci fıkrasının (a), (b) ve (e) bentleri hariç bu Kanun kapsamında veya
yabancı bir ülke mevzuatı kapsamında çalışmaması veya kendi sigortalılığı nedeniyle gelir veya aylık bağlanmamış olması halinde % 75’i, b) (Değişik: 17/4/2008-5754/21 md.) Bu Kanunun 5 inci maddesinin birinci fıkrasının (a), (b) ve (e) bentleri hariç bu Kanun kapsamında veya yabancı bir ülke mevzuatı kapsamında çalışmayan veya kendi sigortalılığı nedeniyle gelir veya aylık bağlanmamış çocuklardan;
1) 18 yaşını, lise ve dengi öğrenim görmesi halinde 20 yaşını, yüksek öğrenim yapması halinde 25 yaşını
doldurmayanların veya,
2) Kurum Sağlık Kurulu kararı ile çalışma gücünü en az % 60 oranında yitirip malûl olduğu anlaşılanların
veya,
3) Yaşları ne olursa olsun evli olmayan, evli olmakla beraber sonradan boşanan veya dul kalan kızlarının,
her birine %25’i, c) (b) bendinde belirtilen çocuklardan sigortalının ölümü ile anasız ve babasız kalan veya sonradan bu duruma düşenlerle, ana ve babaları arasında evlilik bağı bulunmayan veya sigortalının ölümü tarihinde evlilik bağı bulunmakla beraber ana veya babaları sonradan evlenenler ile kendisinden başka aylık alan hak sahibi bulunmayanların her birine %50’si, d) (Değişik: 17/4/2008-5754/21 md.) Hak sahibi eş ve çocuklardan artan hisse bulunması halinde her türlü kazanç ve irattan elde etmiş olduğu gelirinin asgari ücretin net tutarından daha az olması ve diğer çocuklarından hak kazanılan gelir ve aylıklar hariç olmak üzere gelir ve/veya aylık bağlanmamış olması şartıyla ana ve babaya toplam %25’i oranında; ana ve babanın 65 yaşın üstünde olması halinde ise artan hisseye bakılmaksızın yukarıdaki şartlarla toplam %25’i, oranında aylık bağlanır. (Ek cümle: 21/3/2018-7103/66 md.) Ancak, hak sahibi çocuklardan 18 yaşını, lise ve dengi öğrenim görmesi halinde 20 yaşını, yükseköğrenim yapması halinde 25 yaşını doldurmayanların, bu Kanunun 4 üncü maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi kapsamında sigortalı sayılmaları, bunlara aylık bağlanmasına engel oluşturmaz.
Sigortalı tarafından evlât edinilmiş, tanınmış veya soy bağı düzeltilmiş veya babalığı hükme bağlanmış çocukları ile sigortalının ölümünden sonra doğan çocukları, bağlanacak aylıktan yukarıda belirtilen esaslara göre yararlanır.
Hak sahiplerine bağlanacak aylıkların toplamı sigortalıya ait aylığın tutarını geçemez. Bu sınırın aşılmaması için gerekirse hak sahiplerinin aylıklarından orantılı olarak indirimler yapılır.” 5.6. “Hak sahiplerinin aylıklarının başlangıcı, kesilmesi ve yeniden bağlanması” başlıklı 35 inci maddesinde; “Ölüm sigortasından sigortalının hak sahiplerine bağlanacak aylıklar; a) Sigortalının ölüm tarihini, b) Hak sahibi olma niteliğinin ölüm tarihinden sonra kazanılması halinde, bu niteliğin kazanıldığı tarihi, takip eden ay başından itibaren başlatılır. Hak sahiplerine bağlanan aylıklar 34 üncü maddede belirtilen şartların ortadan kalktığı tarihi takip eden ödeme dönemi başından itibaren kesilir.
Ancak bu Kanunun 4 üncü maddesinin dördüncü fıkrasının (d), (e) ve (f) bentlerinde belirtilenlerden öğrenci olanların sigortalı sayılmaları, bağlanan aylıkların kesilmesini gerektirmez.
Aylığın kesilmesine yol açan sebebin ortadan kalkması halinde, 34 üncü maddede belirtilen şartlar saklı kalmak kaydıyla, müracaat tarihini takip eden ay başından itibaren yeniden aylık bağlanır.
Bu madde gereğince aylığı kesilen çocuklardan, sonradan Kurum Sağlık Kurulu kararı ile çalışma gücünü en az %60 oranında kaybederek malul olduğu anlaşılanlara, 34 üncü maddede belirtilen şartları taşımaları halinde, malullük durumlarının tespitine esas teşkil eden rapor tarihini takip eden ay başından itibaren, 94 üncü madde hükmü saklı kalmak kaydıyla aylık bağlanır.
Yeniden bağlanan aylık, aylığın kesildiği tarihten tekrar bağlandığı tarihe kadar geçen süre için 55 inci maddenin ikinci fıkrasına göre artırılmak suretiyle belirlenir.” 5.7. “Zamanaşımı, hakkın düşmesi ve avans” başlıklı 97 inci maddesinde; “Bu Kanunda aksine hüküm bulunmayan hallerde, iş kazası, meslek hastalığı, vazife malullüğü ve ölüm hallerinde bağlanması gereken gelir ve aylıkların, hakkın kazanıldığı tarihten itibaren beş yıl içinde istenmeyen kısmı zamanaşımına uğrar.
Kuruma müracaat etmemenin haklı bir sebebe dayandığını genel hükümlere göre ispat edenler hakkında, yukarıdaki hükümler uygulanmaz.” 6. SGK’nin 18/11/2008 tarihli ve 2008/96 sayılı Genelge’sinin “F. ÖLÜM SİGORTASI” başlığının
“d) Ana ve Baba” alt başlığında; “d) Ana ve Baba Ana ve babaya ölüm aylığı bağlanabilmesi için;
– Her türlü kazanç ve irattan elde etmiş olduğu gelirinin asgari ücretin net tutarından daha az olması, – Diğer çocuklarından hak kazanılan gelir ve aylıklar hariç olmak üzere gelir ve/veya aylık bağlanmamış olması, – Hak sahibi eş ve çocuklardan artan hissenin bulunması (65 yaşın üstünde olması halinde artan hisse şartı aranmaz), şartları aranacaktır. Evlilik bağı olması şartıyla ana ve babanın durumu birlikte değerlendirilecektir.
Sigortalının ana ve babasına ölüm aylığı bağlanmasında artan hissenin bulunması koşulu sigortalının ölüm tarihi ile sınırlı tutulmamıştır. Diğer bir ifadeyle, sigortalının ölüm tarihinde artan hisse bulunmamakla birlikte daha sonra durum değişikliği nedeniyle artan hissenin ortaya çıkması halinde ana ve babaya aylık bağlanacak, yine durum değişiklikleri nedeniyle artan hissenin ortadan kalkması halinde ana ve babanın aylıkları durum değişikliğini takip eden ödeme dönemi itibariyle kesilecektir.
Ana ve babanın 65 yaşın üstünde olması durumunda, artan hisse bulunup bulunmadığına bakılmaksızın diğer şartları da yerine getirmek koşuluyla ana ve babaya ölüm aylığı bağlanacaktır. 65 yaşın altında olan ana ve babalardan artan hisse bulunmaması nedeniyle talepleri reddedilenlere durum değişikliği nedeniyle sonradan artan hissenin olması halinde, tahsis talep belgesi istenilmek ve durumu yeniden değerlendirilmek suretiyle aylık bağlama işlemi yapılacaktır.”
7. SGK’nin 11/09/2009 tarihli ve 2009/114 sayılı Genelge’sinin “Ölüm Geliri ve Aylığı İşlemleri” başlıklı 2. Kısmının “C. Ana ve Babaya Gelir/Aylık Bağlama İşlemleri” alt başlığında; “a) 5510 sayılı Kanuna göre ana ve babaya ölüm aylığı bağlanma şartları, Kanunun yürürlük tarihi olan
2008 yılı Ekim ayı başından (özel sektör için 1/10/2008, kamu sektörü için 15/10/2008) sonra ölen
sigortalılar için uygulanacaktır.
Söz konusu madde hükmü gereği ana ve babaya aylık bağlanabilmesi için;
– Her türlü kazanç ve irattan elde etmiş olduğu gelirinin asgari ücretin net tutarından daha az olması, -Diğer çocuklarından hak kazanılan gelir ve aylıklar hariç olmak üzere gelir ve/veya aylık bağlanmamış olması, – Hak sahibi eş ve çocuklardan artan hissenin bulunması (65 yaşın üstünde olması halinde artan hisse şartı aranmaz), şartları aranmaktadır.
b) Ana ve baba arasında evlilik bağının bulunması halinde, yukarıda aranan şartlar için ana ve babanın durumu birlikte, evlilik birliğinin olmaması halinde ise, ana ve babanın durumları ayrı ayrı değerlendirilecektir.
Örneğin; ana ve baba arasında evlilik birliği bulunmaktadır. Baba kendi çalışmalarından dolayı yaşlılık aylığı alıyor ise anne, ölen sigortalı çocuğundan dolayı talepte bulunsa dahi babanın aylık alması nedeniyle anneye aylık bağlanmayacaktır.”
Yine anne veya babadan birisinin diğer çocuklarından aldıkları aylık ve gelirler hariç olmak üzere aldıkları gelir ve aylık var ise bunların miktarına bakılmaksızın ana ve babanın talebi red edilecektir. c) Ana ve babanın her türlü kazanç ve irattan elde etmiş olduğu gelirlerinin asgari ücretin net tutarından daha az olduğunun daimi olarak oturdukları yerin bağlı bulunduğu il veya ilçe idare kurullarınca alınacak olan muhtaçlık kararı ile belgelenmesi gerekmektedir. Bu belge, tahsis talep ve beyan taahhüt belgesi ekinde alınacaktır. Muhtaçlık kararı alan anne ve babanın ayrıca gelir aylık alıp almadığı kontrol edilecek, gelir/aylık alanlara muhtaçlık kararı olsa bile aylık bağlanmayacaktır. Ana ve babanın aylığa hak kazanma koşullarının tespitiyle ilgili olarak Kurumca gerekli görüldüğü hallerde sosyal güvenlik kontrol memurunun değerlendirmesini içeren gelir tespit raporu istenebilecektir.” 8. SGK’nin 22/07/2011 tarihli ve 2011/58 sayılı Genelge’sinin “Ölüm Sigortası” başlıklı 4 üncü
Bölümünün “2.2.3. Ana ve babaya aylık bağlama şartları” alt başlığında; “Kanuna göre ana ve babaya ölüm aylığı bağlanma şartları, Kanunun yürürlük tarihi olan 2008 yılı Ekim ayı başından (özel sektör için 1/10/2008, kamu sektörü için 15/10/2008) sonra ölen sigortalılar için uygulanacaktır.
Söz konusu madde hükmü gereği ana ve babaya aylık bağlanabilmesi için;
Her türlü kazanç ve irattan elde etmiş olduğu gelirinin asgari ücretin net tutarından daha az olması,
Diğer çocuklarından hak kazanılan gelir ve aylıklar hariç olmak üzere gelir ve/veya aylık bağlanmamış olması, Hak sahibi eş ve çocuklardan artan hissenin bulunması (65 yaşın üstünde olması halinde artan hisse şartı aranmaz), şartları aranmaktadır.
Öte yandan, 6/8/2003 ila 2008/Ekim ayı arasında vefat eden sigortalılardan dolayı mülga kanun hükümlerine göre, bir veya birden fazla çocuktan aylık veya gelir almaya hak kazanan ana ve babaya; ilk hak kazanılan gelir veya aylık bağlanarak diğer hak kazanılan gelir ve aylıklar bağlanamamakta iken, Kanunun yürürlüğe girdiği tarihten sonra ölen sigortalılar için ana ve babaya gelir/aylık bağlama şartlarında değişiklik olmuştur.
Buna göre, Kanunun 34 üncü maddesi gereğince hak sahibi eş ve çocuklardan artan hissenin bulunması (65 yaşın üstünde olması halinde artan hisse şartı aranmaz) halinde, her türlü kazanç ve irattan elde etmiş olduğu gelirinin asgari ücretin net tutarından daha az olması ve diğer çocuklarından hak kazanılan gelir ve aylıklar hariç olmak üzere gelir ve/veya aylık bağlanmamış olması şartıyla ana ve babaya gelir/aylık bağlanmakta olup, anılan Kanun maddesine göre ana ve babaya diğer çocuklarından dolayı bağlanan veya bağlanacak gelir veya aylıkların dahi ana ve babaya bağlanacak gelir veya aylığın bağlanmasına engel teşkil etmemesi ve hem gelire hem aylığa hak kazanılması halinde gelir/aylık başlangıç tarihlerinin aynı olması (gelir başlangıç tarihinin de ay başı olması) nedenleriyle, aynı çocuktan dolayı hem gelire hem aylığa hak kazanan ana ve babaya Kanunun 54 üncü maddesi hükümleri dikkate alınarak hem gelir hem aylık bağlanacaktır.
Diğer taraftan, 4/1-(a) veya 4/1-(b) kapsamındaki sigortalılardan 2008/Ekim ayı başından sonra ölenlerden dolayı ölüm gelir/aylık talebinde bulunan ana ve babalar hakkında alınan Tahsis Talep ve
Beyan ve Taahhüt Belgesine istinaden; Öncelikle, 65 yaşından küçük ana ve baba için artan hissenin bulunup bulunmadığına bakılarak artan hisse bulunmaması halinde talep başka araştırma yapılmadan reddedilecektir. 65 yaşından büyük ana ve babalar için artan hisseye bakılmayacaktır.
İkinci olarak, ana ve babanın diğer çocuklarından aldıkları gelir/aylıklar hariç olmak üzere gelir/aylık alıp almadıkları ayrı ayrı araştırılacaktır. Araştırma sonucunda miktarına bakılmaksızın gelir/aylık aldığı anlaşılan ana veya babanın talebi reddedilecektir. Sözleşme aylıkları (kısmi aylıklar) da bu kapsamda değerlendirilecektir. Ayrıca, 2022 sayılı Kanuna göre aylık alan ana veya babanın tercihi alınarak 2022 aylığının kesilmesini müteakip aylık bağlama işlemleri sonuçlandırılacaktır.
Üçüncü olarak, ana ve babanın her türlü kazanç ve irattan elde etmiş olduğu gelirinin asgari ücretin net tutarından daha az olup olmadığının tespiti için öncelikle ana ve babanın daimi olarak oturdukları yerin bağlı bulunduğu il veya ilçe idare kurullarınca alınacak muhtaçlık kararına ilişkin belgenin temini yoluna gidilecek, temin edilememesi halinde, tespit işlemi Kurumun denetim ve kontrolle görevli memurları aracılığı ile yapılacaktır. Ana ve baba arasında evlilik bağının bulunması halinde bu tespit, her ikisinin elde ettiği kazanç ve iratlar toplamının ikiye bölünmesi suretiyle yapılacaktır. Ancak, kazanç ve iratların tespitinde diğer çocuklardan dolayı alınan gelir/aylıklar dikkate alınmayacaktır.”
9. SGK’nin 06/11/2018 tarihli ve 2018/38 sayılı Genelge’sinin İkinci Kısım 4. Bölüm “2.2.3. Ana
Baba” başlıklı maddesinin; “Kanunun 34 üncü maddesi uygulamasında yukarıda bahsedilen aylıklar dikkate alınmayacak, ancak anne ve babanın her türlü kazanç ve irattan elde etmiş olduğu gelirinin asgari ücretin net tutarından daha az olması şartının tespitinde dikkate alınacaktır. Kanunun 34 üncü maddesine göre sigortalıların hak sahibi ana ve babalarına ölüm gelir/aylığı bağlanması için aranan diğer koşullar yanında, mutlaka Kurumun denetim ve kontrol ile yetkilendirilen memurları tarafından gelir tespiti yaptırılacaktır. Sigortalının ölümü üzerine aylık bağlama talebinde bulunan ana ve baba için Kurumun denetim ve kontrol ile yetkilendirilen memurları tarafından yapılacak gelir tespitinde, tahsis talep tarihi esas alınarak ana ve babanın bu tarih itibariyle koşulları sağlayıp sağlamadığı değerlendirilecek ve bağlanacak aylıklar anne ve babanın her türlü kazanç ve irattan elde etmiş olduğu gelirinin asgari ücretin net tutarından daha az olması halinde, yazılı istek tarihini takip eden ay başından itibaren başlatılacaktır.” hükümlerine yer verilmiştir.
IV. KAMU DENETÇİSİ CELİLE ÖZLEM TUNÇAK’IN KAMU BAŞDENETÇİSİ’NE ÖNERİSİ
10. Başvuranın iddiaları, idarenin konu ile ilgili açıklamaları, ilgili mevzuat ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde; başvuru konusuna ilişkin “Kısmen Tavsiye Kısmen Ret Karar Önerisi” Kamu
Başdenetçisi’ne sunulmuştur.
V. DEĞERLENDİRME VE GEREKÇE
A. Hukuka, Hakkaniyete ve İnsan Haklarına Uygunluk Yönünden Değerlendirme 11. Başvuranın 06/02/2009 tarihinde vefat eden oğlundan dolayı 21/04/2009 tarihli dilekçesiyle ölüm aylığına başvurduğu, Çanakkale Sosyal Güvenlik Merkezi tarafından verilen, 07/05/2009 tarihli ve sayılı cevabi yazıda, başvuranın eşinin tahsis numarası ile yaşlılık aylığı aldığı, söz konusu aylık tutarının 2009 yılı net aylık asgari ücret tutarının üzerinde olması gerekçesiyle talebinin reddedildiği, bunun üzerine başvuranın CİMER üzerinden yaptığı ve SGK kayıtlarına 31/01/2023 tarihinde giren dilekçesiyle oğlundan dolayı ölüm aylığına tekrar başvuruda bulunduğu, ancak tahsis talebinin olmayışı ve talebin farklı Kuruma verilmesi gerekçesiyle 16.02.2023 tarihli yeni talebine istinaden ölüm aylığının 15.03.2023 tarihinden itibaren bağlandığı, geriye dönük ise başvurana herhangi bir ödeme yapılmadığı, bunun üzerine başvuranın 2023 yılı başvurusuna istinaden bağlanan aylığının Ocak 2023 başvuru tarihi kabul edilerek Şubat 2023 tarihi itibariyle bağlanması, bununla birlikte bağlanan ölüm aylığının 2009 yılı başvurusunun hane içi gelir düzeyinin o dönemde SGK tarafından yanlış hesaplanmasından bahisle 21/04/2009 tarihi itibariyle başlatılması talebiyle Kurumumuza başvurduğu görülmektedir.
12. SGK ile yapılan yazışmalar neticesinde; başvuranın 18.01.2023 tarihli CİMER başvurusunun SGK kayıtlarına intikal ettiği 31.01.2023 tarihi kabul edilerek aylık başlangıç tarihinin 15.02.2023 olarak düzeltildiği, başvuruya konu ihtilafın bu yönüyle ortadan kalktığı, bu çerçevede başvuruya konu uyuşmazlığın, başvuranın 31/01/2023 tarihinde SGK kayıtlarına giren dilekçesine istinaden başvurana geriye dönük ölüm aylığı bağlanıp bağlanmayacağı noktasında toplandığı görülmektedir.
13. Başvuranın 06/02/2009 tarihinde vefat eden oğlundan dolayı 21/04/2009 tarihli dilekçesiyle ölüm aylığına başvuruda bulunduğu dönemde SGK’nin 18/11/2008 tarihli ve 2008/96 sayılı Genelgesinin
yürürlükte olduğu, söz konusu Genelgede; ana ve babaya aylık bağlanabilmesi için; her türlü kazanç ve irattan elde etmiş olduğu gelirinin asgari ücretin net tutarından daha az olması gerektiği, ana ve baba arasında evlilik bağının bulunması halinde ise yukarıda aranan şartlar için ana ve babanın durumunun birlikte değerlendirileceği düzenlenmiş, yapılan düzenleme ile hane başı gelir toplamının asgari ücretin net tutarından az olma şartının getirildiği, bu kapsamında, başvuranın 21/04/2009 tarihli dilekçesinin idarece reddedildiği görülmüştür.
14. Ancak 22/07/2011 tarihli ve 2011/58 sayılı Genelge’yle, ana ve babaya aylık bağlanma şartlarının yeniden kurala bağlandığı, buna göre ana ve babanın her türlü kazanç ve irattan elde etmiş olduğu gelirinin asgari ücretin net tutarından daha az olup olmadığının tespiti için öncelikle ana ve babanın daimi olarak oturdukları yerin bağlı bulunduğu il veya ilçe idare kurullarınca alınacak muhtaçlık kararına ilişkin belgenin temini yoluna gidileceği, temin edilememesi halinde, tespit işleminin Kurumun denetim ve kontrolle görevli memurları aracılığı ile yapılacağı, ana ve baba arasında evlilik bağının bulunması halinde bu tespitin, her ikisinin elde ettiği kazanç ve iratlar toplamının ikiye bölünmesi suretiyle yapılacağı düzenlenmiştir.
15. 2011/58 sayılı Genelge ile ana ve babanın her türlü kazanç ve irattan elde etmiş olduğu gelirinin asgari ücretin net tutarından daha az olup olmadığının tespiti ve bu tespitin her ikisinin elde ettiği kazanç ve iratlar toplamının ikiye bölünmesi suretiyle yapılacağı düzenlenmiş olsa da 5510 sayılı Kanunun 32 inci maddesine göre ölen sigortalının hak sahiplerine ölüm aylığının, yazılı istekte bulunmaları halinde bağlanacağı düzenlenmiş ise de, başvuru sahibinin 22/07/2011 tarihli 2011/58 sayılı Genelge yürürlüğe girip 06/11/2018 tarihli 2018/38 sayılı Genelge ile değiştirilene kadarki zaman aralığında aylık talebinde bulunmadığı görülmektedir.
16. Söz konusu Genelgelerle ana ve babaya ölüm aylığı bağlanmasına ilişkin gerek hak sahibi olma niteliğinin kazanılmasına ilişkin şartlarda, gerekse aylık başlangıç tarihine ilişkin şartlarda değişiklikler yapıldığı görülmektedir. Bu değişikliklere kısaca kronolojik sırayla değinilecek olursa; 16.1. Başvuranın ölüm aylığına başvurduğu tarihte (21/04/2009) yürürlükte olan 18/11/2008 tarihli ve 2008/96 sayılı Genelgeye göre; ana ve babaya ölüm aylığı bağlanabilmesi için; ana ve babanın her türlü kazanç ve irattan elde etmiş olduğu gelirinin asgari ücretin net tutarından daha az olması şartı aranacağı, evlilik bağı olması durumunda ana ve babanın durumunun birlikte değerlendirileceği, düzenlenmiştir.
Ancak 2009/114 sayılı Genelgeyle getirilen, gelirlerinin asgari ücretin net tutarından daha az olduğunun daimi olarak oturdukları yerin bağlı bulunduğu il veya ilçe idare kurullarınca alınacak olan muhtaçlık kararı ile belgelenmesine ve ayrıca aylık başlangıç tarihine ilişkin herhangi bir düzenlemeye yer verilmediği tespit edilmiştir.
16.2. 2008/96 sayılı Genelgeyi yürürlükten kaldıran 11/09/2009 tarihli ve 2009/114 sayılı Genelgeye göre; ana ve babaya aylık ölüm aylığı bağlanması için, ana ve babanın her türlü kazanç ve irattan elde etmiş olduğu gelirin asgari ücretin net tutarından daha az olması, bu kriterin tespitinde ana ve baba arasında evlilik bağının bulunması halinde, ana ve babanın durumunun birlikte değerlendirileceği, düzenlenmesine aynen yer verildiği, ancak bu şartı sağlayanlar yönünden aylık başlangıç tarihine ilişkin ise bir düzenlemeye yer verilmediği tespit edilmiştir.
16.3. 2009/114 sayılı Genelgeyi yürürlükten kaldıran 22/07/2011 tarihli ve 2011/58 sayılı Genelgede ise; ana ve babaya ölüm aylığı bağlanma şartlarından her türlü kazanç ve irattan elde etmiş olduğu gelirinin asgari ücretin net tutarından daha az olması şartı aranmakla birlikte önceki Genelgelerden farklı olarak, ana
ve baba arasında evlilik bağının bulunması halinde bu tespitin, her ikisinin elde ettiği kazanç ve iratlar toplamının ikiye bölünmesi suretiyle yapılacağı şeklinde düzenlendiği, ana ve babaların her türlü kazanç ve irattan elde etmiş oldukları gelirin asgari ücretin net tutarından daha az olup olmadığının tespitinin sosyal güvenlik kontrol memurları ile sosyal güvenlik denetmenleri aracılığı ile yaptırılacak araştırmaya göre tespit edileceğinin düzenlendiği, ancak aylık başlangıç tarihine ilişkin herhangi bir düzenlemeye yer verilmediği tespit edilmiştir.
16.4. Son olarak 2011/58 sayılı Genelgeyi yürürlükten kaldıran 06/11/2018 tarihli ve 2018/38 sayılı
Genelgede; sigortalıların hak sahibi ana ve babalarına ölüm gelir/aylığı bağlanması için aranan diğer koşullar yanında, mutlaka Kurumun denetim ve kontrol ile yetkilendirilen memurları tarafından gelir tespiti yaptırılacağı, sigortalının ölümü üzerine aylık bağlama talebinde bulunan ana ve baba için Kurumun denetim ve kontrol ile yetkilendirilen memurları tarafından yapılacak gelir tespitinde, tahsis talep tarihinin esas alınarak ana ve babanın bu tarih itibariyle koşulları sağlayıp sağlamadığının değerlendirileceği ve bağlanacak aylıkların anne ve babanın her türlü kazanç ve irattan elde etmiş olduğu gelirinin asgari ücretin net tutarından daha az olması halinde, yazılı istek tarihini takip eden ay başından itibaren başlatılacağı düzenlenmiştir. Diğer Genelgelerden farklı olarak ana ve babaya bağlanacak ölüm aylıkların yazılı istek tarihini takip eden ay başından itibaren başlatılacağının düzenlendiği görülmektedir.
17. Yapılan açıklamalar ışığında, somut olay kapsamında; 06/02/2009 tarihinde vefat eden oğlundan dolayı 21/04/2009 tarihli dilekçesiyle ölüm aylığında bulunan başvuranın talebinin SGK tarafından ilk olarak 2008/96 sayılı Genelge kapsamında değerlendirilerek reddedildiği, 2008/96 sayılı Genelgede ölüm aylığına ilişkin şartların ise sırasıyla 2009/114, 2011/58 ve 2018/38 sayılı Genelgelerle değişikliğe uğradığı, 2018/58 sayılı Genelge yürürlükte iken başvuranın ölüm aylığı talebini 18/01/2023 tarihinde CİMER üzerinden tekrar yaptığı, bu başvuruya istinaden tarafına Şubat 2023 itibariyle ölüm aylığı bağlandığı ancak SGK tarafından 2018/38 sayılı Genelgede ölüm aylığının yazılı istek tarihini takip eden ay başından itibaren başlatılacağı düzenlemesi gereği geriye dönük gelir tespiti ve ödeme yapılmadığı görülmektedir.
18. Görüldüğü üzere SGK tarafından çıkarılan Genelgelerle, ölüm aylığına ilişkin şartların belirlenmesi, söz konusu aylığa ilişkin gelir şartının hangi usulle tespit edileceği ve yapılan bu tespit sonucu hak sahibi olma niteliğinin kazanılıp kazanılamayacağının belirlendiği görülmektedir.
19. Somut olaya uygulanan 5510 sayılı Kanunun 35 inci maddesi hükmüne göre, yazılı istek olması halinde ölüm sigortasından sigortalının hak sahiplerine bağlanacak aylıkların hak sahibi olma niteliğinin ölüm tarihinden sonra kazanılması halinde, bu niteliğin kazanıldığı tarihi takip eden ay başından itibaren başlatılacağı açıkça düzenlenmiş ise de 2018/38 sayılı Genelgede ölüm aylığının yazılı istek tarihini takip eden ay başından itibaren başlatılacağı düzenlenmiştir.
20. Diğer yandan, aynı Kanunun 97 nci maddesinde ise iş kazası, meslek hastalığı, vazife malullüğü ve ölüm hallerinde bağlanması gereken gelir ve aylıkların, hakkın kazanıldığı tarihten itibaren beş yıl içinde istenmeyen kısmının zamanaşımına uğrayacağı, kısa vadeli sigorta kollarından ve ölüm sigortasından kazanılan diğer hakların, hakkın doğduğu tarihten itibaren beş yıl içinde istenmezse düşeceği düzenlenmiştir.
21. Somut olay kapsamında yapılan incelemede; başvuranın ölüm aylığına ilk kez 21/04/2009 tarihli dilekçesiyle başvuruda bulunduğu, 2008/96 sayılı Genelgede hane başı gelir toplamının asgari ücretin net tutarından az olma şartı olduğundan ve eşinin o tarihte asgari ücretin üzerinde gelir elde ettiğinden bahisle tarafına aylık bağlanmadığı, ancak 2011/58 sayılı ve 2018/38 sayılı Genelgelerle ölüm aylığı bağlanma
şartlarının genelge ile yeniden düzenlendiği, bu defa ana ve baba arasında evlilik bağının bulunması halinde bu tespitin, her ikisinin elde ettiği kazanç ve iratlar toplamının ikiye bölünmesi suretiyle yapılacağının düzenlendiği, söz konusu düzenlemeler sonrası başvuranın bu sefer 18/01/2023 tarihli dilekçesiyle CİMER aracılığıyla yeni aylığa hak kazanma koşullarının yürürlüğe girdiği 2011 yılından yaklaşık 12 yıl sonra başvuruda bulunulduğu, başvurusunun bu sefer 2018/38 sayılı Genelgeye göre değerlendirildiği, bu kapsamda gelir tespitinde, tahsis talep tarihi esas alınarak ana ve babanın bu tarih itibariyle koşulları sağlayıp sağlamadığının değerlendirilerek aylığın yazılı istek tarihini takip eden ay başından itibaren başlatıldığı, hak sahipliği noktasında, geriye dönük gelir tespitinin ise yapılmadığı anlaşılmaktadır.
22. Başvuranın 2009 yılında ölüm aylığına ilişkin talebinin reddedilmesinin 2008/96 sayılı Genelge kapsamında ana ve babanın hane içi toplam gelirinin asgari ücretin altında kalma şartından, dolayısıyla gelir tespitine yönelik hesaplamadan kaynaklandığı, ancak 2011/58 sayılı Genelgeyle bu şartın evli ana ve baba bakımından ayrı ayrı değerlendirileceği, değerlendirme sonrası geliri asgari ücretin altında kalan ana ve/veya babaya aylık bağlanacağının kurala bağlandığı anlaşılmaktadır. Söz konusu değişiklik sonrası ancak yeni bir talep halinde kişilere aylık bağlanabileceği, Genelgeyle yapılan bu değişikliğin başvuran tarafından takibinin yapılarak değişiklik sonrası tekrar başvuru yapmasının hayatın olağan akışında beklenemeyeceği değerlendirilmektedir.
Bu süreçte herhangi bir yasa değişikliği olmamasına rağmen sadece 2011 yılında yapılan ve hak sahipliğini etkileyen hesaplama yöntemi değişikliği sonucunda aylığa hak etme koşulları oluşan kişiler bakımından, özellikle de daha önce gelir koşulu nedeniyle aylığa hak kazanamayan ve talepleri reddedilmiş olanlar yönünden yeni bir değerlendirme yapılmamış olması, düzenlemenin genelge gibi idarenin kendi içerisindeki iş ve işlemleri bir araya getirerek tekvin etmeye çalıştığı bir alt düzenleme ile yapılmış olması ve sigortalıların bundan haberlerinin olmasının hayatın akışına aykırı bir durum olması hususları birlikte değerlendirildiğinde, sigortalılar yönünden ciddi hak kayıplarının yaşanacağı izahtan varestedir.
Bu durumda önümüze çıkan en büyük sorun geçmişe yönelik gelir durumunun tespitindeki fiili imkansızlıklar olabilir. Zira başvuranın süreç içerisinde Genelgelerde yapılan değişikliler sonucunda hak sahipliğinin etkilenmesi ve bundan ancak 2023 yılında yaptığı başvuru ile birlikte haberdar olması, geçmişe yönelik hak sahipliğinin nasıl tespit edebileceği sorununu doğurmaktadır. Kaldı ki 2018 yılındaki Genelge değişikliğinde yer alan: “yapılacak gelir tespitinde, tahsis talep tarihinin esas alınarak ana ve babanın bu tarih itibariyle koşulları sağlayıp sağlamadığının değerlendirileceği ve bağlanacak aylıkların anne ve babanın her türlü kazanç ve irattan elde etmiş olduğu gelirinin asgari ücretin net tutarından daha az olması halinde, yazılı istek tarihini takip eden ay başından itibaren başlatılacağı” şeklindeki düzenleme ile geçmişe yönelik hesaplamaya ilişkin fiili imkansızlık çözülmeye çalışılmıştır. Nitekim 2018 yılında yapılan genelge değişikliği ile 2011 yılındaki hesaplama usulünde herhangi bir değişiklik olmaması rağmen sadece hak sahipliğinin başlangıcına dair bir hüküm ihdas edilerek bir nevi 5510 sayılı Kanunun 97 nci maddesindeki zamanaşımı uygulamasını da etkileyecek tarzda değişikliğe gidilmesi hesaplamaya yönelik imkansızlığı ortadan kaldırma çabasının en önemli göstergesidir.
İdarenin, başvuranların hak sahipliğini etkileyecek düzeyde uygulama değişikliği yaparken bunu yasa düzeyinde yapması, bu düzenlemeleri de yaparken geçiş hükümleri ihdas ederek daha önceki yöntemler nedeniyle hak sahipliği reddedilenler açısından yeni kriterlere göre yeni değerlendirmeler yapması beklenmelidir.
Somut olayda, başvuranın 2009 yılında yapılan gelir tespitine ilişkin bilgiler idarede bulunduğundan, geçmişe yönelik gelir tespiti yapılamayacak ise de, dosyadaki 2009 yılına ilişkin gelir tespitinin güncel
mevzuata ilişkin gelir tespiti usulleri kullanılarak değerlendirilmesi, hak sahipliğinin tespiti halinde ise
5510 sayılı Kanunun 97 nci maddesindeki zamanaşımına kuralı işletilerek başvuru tarihinden geriye doğru
5 yıllık hak sahipliğinin kabulünün hakkaniyete uygun olacağı değerlendirilmektedir.
23. Kurumumuzca yapılan değerlendirme neticesinde; Somut olayda, başvuranın 2009 yılında yapılan gelir tespitine ilişkin bilgiler idarede bulunduğundan, geçmişe yönelik gelir tespiti yapılamayacak ise de, dosyadaki 2009 yılına ilişkin gelir tespitinin güncel mevzuata ilişkin gelir tespiti usulleri kullanılarak değerlendirilmesi, hak sahipliğinin tespiti halinde ise 5510 sayılı Kanunun 97 nci maddesindeki zamanaşımına kuralı işletilerek başvuru tarihinden geriye doğru 5 yıllık hak sahipliğinin kabulünün hakkaniyete uygun olacağı değerlendirilmektedir.
B. İyi Yönetim İlkeleri Yönünden Değerlendirme 24. 28/03/2013 tarihli ve 28601 mükerrer sayılı Resmi Gazetede yayımlanan Kamu Denetçiliği Kurumu
Kanununun Uygulanmasına İlişkin Usul ve Esaslar Hakkında Yönetmeliğin “İyi yönetim ilkeleri” başlıklı
6 ncı maddesinde yer verilmiş olup; İdarelerin Kurumumuz tarafından istenen bilgi ve belgeleri süresinde
gönderdiği ve “makul sürede karar verme” ve “kararın geciktirilmeksizin bildirilmesi” ilkelerine uygun davrandığı, yine idare tarafından şikâyetçiye makul sürede cevapların verildiği ancak şikâyetçiye verilen cevaplarda işleme karşı hangi sürede hangi mercilere başvurulabileceğinin gösterilmemiş olması sebebiyle “karara karşı başvuru yollarının gösterilmesi” ilkesine uygun davranmadığı görülmüş olup, idarenin bahse konu ilkelere de uygun davranması önerilmektedir.
VI. HAK ARAMA ÖZGÜRLÜĞÜNE İLİŞKİN AÇIKLAMA
25. 6328 sayılı Kanunun 21 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca başvurunun Kurumumuz tarafından reddedilmesi hâlinde, durmuş olan dava açma süresi gerekçeli ret kararının ilgiliye tebliğinden itibaren kaldığı yerden işlemeye başlayacaktır. 21 inci maddenin ikinci fıkrası uyarınca ise tavsiye kararı üzerine otuz gün içinde herhangi bir işlem tesis edilmez veya eylemde bulunulmaz ise durmuş olan dava açma süresi kaldığı yerden işlemeye başlayacaktır. Buna göre; ilgili idarenin eylem ve işlemlerine karşı (varsa)
dava açma süresinden arta kalan sürede Uşak İş Mahkemelerinde yargı yolu açıktır.
VII. KARAR
Açıklanan gerekçelerle, – Başvuranın 2009 yılı başvurusu dikkate alınarak aylığın bağlandığı Şubat 2023 tarihine kadar geçen sürenin tamamına yönelik ölüm aylığı ödenmesi yapılması talebinin REDDİNE,
– Başvuranın 2009 yılında yapılan gelir tespitine ilişkin bilgiler idarede bulunduğundan, geçmişe yönelik gelir tespiti yapılamayacak ise, dosyadaki 2009 yılına ilişkin gelir tespitinin güncel mevzuata ilişkin gelir tespiti usulleri kullanılarak değerlendirilmesi, bunun sonucunda hak sahipliğinin tespiti halinde ise 5510 sayılı Kanunun 97 nci maddesindeki zamanaşımına kuralı işletilerek başvuru tarihinden geriye doğru 5 yıllık hak sahipliğinin kabulü hususunda SOSYAL GÜVENLİK KURUMU BAŞKANLIĞINA
TAVSİYEDE BULUNULMASINA,
/
6328 sayılı Kamu Denetçiliği Kurumu Kanununun 20 nci maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca, Sosyal
Güvenlik Kurum Başkanlığı tarafından bu karar üzerine tesis edilecek işlemin otuz gün içinde
Kurumumuza bildirilmesinin zorunlu olduğuna, Kararın BAŞVURANA VE SOSYAL GÜVENLİK KURUMU BAŞKANLIĞINA, tebliğine, Türkiye Cumhuriyeti Kamu Başdenetçisince karar verildi.
Şeref MALKOÇ
Kamu Başdenetçisi
/