onecikan-yargitay

ÖZET: Uyuşmazlık, 6183 sayılı Yasa’nın 24. maddesine dayalı olarak açılan tasarrufun iptali davasına ilişkindir. Davacı, Denas Yapı Denetim A.Ş.’nin vergi borcunu gizlemek amacıyla mal kaçırdığını iddia ederek, şirketin ortakları arasında yapılan taşınmaz devirlerinin iptalini talep etmiştir. İlk Derece Mahkemesi, yapılan devirlerin iptaline karar vermiş ancak kararın gerekçesinde kısmi kabul ifadesi kullanırken, hüküm fıkrasında tam kabul ifadesine yer vermiştir. Bu durum, kararın gerekçesi ile hüküm fıkrası arasında çelişki yaratmıştır.

Bölge Adliye Mahkemesi, bu çelişkiyi dikkate alarak, kararın bozulmasına ve İlk Derece Mahkemesi’nin çelişkiyi gidermesi için dosyanın geri gönderilmesine hükmetmiştir. Mahkeme, gerekçeli kararın, hüküm fıkrasıyla uyumlu olması gerektiğini vurgulamış ve Anayasa’nın 141. maddesi gereğince tüm mahkeme kararlarının gerekçeli olması gerektiğini belirtmiştir. Bu nedenle, kararın bozulması, yargılamanın açıklığı ilkesinin sağlanması açısından önem taşımaktadır.

4. Hukuk Dairesi         2022/16543 E.  ,  2024/513 K.

    “İçtihat Metni”

    MAHKEMESİ : … Bölge Adliye Mahkemesi 10. Hukuk Dairesi
    SAYISI : 2022/931 E., 2022/1291 K.
    vekili Avukat …
    DAVALILAR : 1- …
    2- … vekilleri Avukat …
    DAVA TARİHİ : 27.09.2019
    HÜKÜM/KARAR : Kabul/ İstinaf isteminin reddine
    İLK DERECE MAHKEMESİ : … 12. Asliye Hukuk Mahkemesi
    SAYISI : 2022/48 E., 2022/150 K.

    Taraflar arasındaki tasarrufun iptali davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir.

    Kararın davalılar vekili ve davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.

    Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili ile davalılar vekili tarafından temyiz edilmiş, incelemenin duruşmalı olarak yapılması davalılar vekili tarafından istenilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda,16.01.2024 tarihinde duruşma yapılmasına ve duruşma günün taraflara davetiye ile bildirilmesine karar verilmiştir.

    Belli edilen gün ve saatte davacı vekili Avukat … ile davalılar vekili Avukat …geldiler. Tarafların sözlü açıklamaları dinlenildikten sonra işin incelenerek karara bağlanması için uygun görülen 16.01.2024 gününde Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlenerek dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

    I. DAVA
    Davacı vekili dava dilekçesinde; kamu borçlusu dava dışı Denas Yapı Denetim A.Ş. hakkında vergi borcu nedeniyle yapılan takibin sonuç vermediğini, şirketin ortağı ve yönetim kurulu başkanı …’ın mal kaçırma amacı ile 8600 ada 6 parseli 23.11.2015 tarihinde, 479 ada 1 parseli 15.01.2016 tarihinde davalı eşi …’a devrettiğini belirterek, davalılar arasındaki tasarrufların iptaline karar verilmesini talep etmiştir.

    II. CEVAP
    1. Davalı … vekili cevap dilekçesinde, davalı … hakkında kesinleşen takibin bulunmadığını, dava için şirket hakkında takip yapılmış olmasının yeterli olmadığını, şirket adına kayıtlı araçlar olduğundan aciz halinin oluşmadığını belirterek davanın reddini savunmuştur.

    2. Davalı … cevap dilekçesi sunmamıştır.

    III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
    İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile, “taraflar arasındaki uyuşmazlığın 6183 sayılı yasanın 24 ve devamı maddeleri uyarınca 23.11.2015 ve 15.01.2016 tarihinde gerçekleşen tapu devir işlemleri nedeniyle tasarrufun iptaline ilişkin olduğu, istinaf dairesinin kaldırma kararı gereği vergi borcunun devir tarihine ulaştığı miktarın vergi dairesine sorularak belirlendiği, kamu alacağının ulaştığı rakamın 351.326,68 TL olduğu, gayrimenkullerin davalı …’ın elinden çıkardığı tasarruf tarihleri itibari ile ulaştığı son miktar olan 351.326,68 TL ile sınırlı olarak vergi aslı ve ferileri üzerinden davanın “Kısmen Kabulüne” karar verilmesi gerekirken, kısa kararda sehven kabulüne yazılmasının hatalı olduğu…” gerekçesi ile davanın kabulüne karar verilmiştir.

    IV. İSTİNAF
    A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
    İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalılar vekili ve davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.

    B. İstinaf Sebepleri
    1. Davalılar vekili istinaf dilekçesinde; borçlu…A.Ş. hakkında yeterli mali araştırma yapılmadan dava açıldığını, …A.Ş. adına kayıtlı …, …, …, … VE … plakalı araçlar bulunduğunu,…A.Ş. tarafından ortaklarına devredilen … İli, … ilçesi, … Mah. 616 ada, 11 parselde, 4 katlı bina, … ilçesi, … Mahallesi, 101 ada, 77 parselde kayıtlı taşınmazlar olduğunu, davacı idarenin asıl borçlu…A.Ş.’nin taşınmazları üzerindeki hacizlerin fekkini yaparak, taşınmazların şirketin diğer ortaklarına devrini sağlayarak alacağını tahsilden imtina ederek haksız ve kötüniyetli olarak dava konusu taşınmazlar hakkında davayı açtığını, taşınmazların değerinin dava değerinden çok yüksek olduğunu, borçlu hakkındaki takibin kesinleşmesinden önceki 2 yıl geçtikten sonra yapılan tasarruf işleminin geçersiz olduğunu, tarafların karı-koca olmaları dışında tasarrufun iptalini gerektirecek delil sunulmadığın belirterek, Yerel Mahkemece verilen kararın ortadan kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir.

    2. Davacı vekili istinaf dilekçesinde; yerel mahkemece gerekçeli kararda davanın kabulüne karar verildiğini, reddedilen kısım olmamasına rağmen idare aleyhine vekalet ücreti ve yargılama giderine hükmedilemeyeceğini bildirerek, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.

    C. Gerekçe ve Sonuç
    Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile, “…. 6183 sayılı kanunun 24. madde uyarınca açılan tasarrufun iptali davasında dava kabul edildiği takdirde tasarruf tarihlerine kadar vergi borcu, ferileriyle hesaplanarak bu miktar üzerinden tasarrufun iptaline karar verilebilir.
    Mahkemenin dosya kapsamına uygun gerekçesine ve takdirine, delillerin toplanmasına göre, vergi borcunun devir tarihine ulaştığı miktarın vergi dairesine sorularak belirlendiği, kamu alacağının ulaştığı rakamın 351.326,68 TL olduğu, gayrimenkullerin davalı …’ın elinden çıkardığı tasarruf tarihleri itibari ile ulaştığı son miktar olan 351.326,68 TL ile sınırlı olarak vergi aslı ve ferileri üzerinden davanın kısmen kabulüne karar verildiği hususunun davanın mahiyetinden anlaşılmasına göre istinaf talebinde bulunan tarafların yerinde görülmeyen istinaf taleplerinin Hukuk Muhakemeleri Kanununun 353/1-b.1 maddesi gereğince reddine…” şeklinde karar verilmiştir.

    V. TEMYİZ
    A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
    Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalılar vekili ve davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

    B. Temyiz Sebepleri
    1. Davalılar vekili temyiz dilekçesinde, istinaf dilekçesinde belirttikleri gerekçeleri tekrar etmiştir.

    2. Davacı vekili dilekçesinde, istinaf dilekçesinde belirttikleri gerekçeleri tekrar etmiştir.

    C. Gerekçe
    1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
    Uyuşmazlık, 6183 sayılı Yasa’nın 24 ve devamı maddelerine dayalı olarak açılan tasarrufun iptali istemine ilişkindir.

    2. İlgili Hukuk
    6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 298/2, 370 ve 371 inci maddeleri, 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun’un 24 ve devamı maddeleri hükümleri, Yargıtay İçtihadı Birleştirme Genel Kurulunun 10.04.1992 tarihli ve 7/4 sayılı kararı

    3. Değerlendirme
    1. Anayasa’nın 141 inci maddesi gereğince bütün mahkemelerin her türlü kararlarının gerekçeli olması gereklidir. Gerekçenin önemi Anayasal olarak hükme bağlanmakla gösterilmiş olup gerekçe ve hüküm birbirine sıkı sıkıya bağlıdır.

    HMK’nın 298 inci maddesinin 2 nci fıkrası “Gerekçeli karar, tefhim edilen hüküm sonucuna aykırı olamaz.” hükmünü haizdir.

    Bu hükümler yargıda açıklık ve netlik prensibinin gereği ve kamu düzeni ile ilgili olup yasanın aradığı anlamda oluşturulacak kısa ve gerekçeli kararların hüküm fıkralarının açık, anlaşılır, çelişkisiz, uygulanabilir olmasının gerekliliği kadar, kararın gerekçesinin de sonucu ile tam bir uyum içinde, ifadeleri özenle seçilmiş ve kuşkuya yer vermeyecek açıklıkta olması zorunludur. Yargıtay’ın hukuka uygunluk denetimi yapabilmesi için de ortada usulüne uygun şekilde oluşturulmuş bir hüküm bulunması gerektiği açıktır.

    Yargılamanın açık bir şekilde yapılması ve tesis edilen hükmün açıkça belirtilmesi ilke olarak kabul edilmiştir. Bu nedenle hükmün açık, anlaşılır ve şüpheye yer vermeyecek şekilde infazı kabil olarak kurulması ve de en önemlisi sonradan yazılacak gerekçeli kararın kısa karara uygun bulunması gerekir. Aksi halde, yargılamanın açıklığı ilkesi dolayısıyla kamu vicdanı zedelenmiş ve mahkeme kararlarına duyulan güven sarsılmış olacaktır. Kısa karar ile gerekçeli karar arasında çelişki olmaması gerektiği gibi gerekçe ile hüküm fıkrası arasında da çelişki bulunmaması yasal bir zorunluluk olup, HMK’nın 298 inci maddesinde gerekçeli kararın tefhim edilen hüküm sonucuna aykırı olamayacağı düzenlenmiştir. Kararların bu hususlara aykırı oluşturulması mahkeme kararlarına duyulan güveni sarsacağı gibi verilen kararların hukuki denetiminin yapılmasını da olanaksız kılmaktadır.

    Dosya kapsamından, mahkemece hüküm fıkrasında davanın kabulüne karar verildiği, gerekçe bölümünde ise kararın kısmen kabulüne karar verildiğinin belirtildiği, böylece kararın gerekçesi ile hüküm fıkrası arasında açık çelişki oluştuğu anlaşılmaktadır. Kararın hüküm fıkrası ile gerekçesi birbirine sıkı sıkıya bağlı olup aralarında çelişki bulunamaz. Karardaki bu çelişkinin bozma nedeni oluşturacağına ve bozmadan sonra mahkemenin önceki kısa kararla bağlı olmaksızın çelişkiyi gidermek koşuluyla vicdani kanaatine göre karar verebileceğine, Yargıtay İçtihadı Birleştirme Genel Kurulunca 10.04.1992 tarihli ve 7/4 sayılı kararıyla karar verilmiştir. Açıklanan nedenle, hüküm ile gerekçeli karar arasındaki çelişkinin giderilmesi için kararın bozulması gerekmiştir.

    2. Bozma neden ve şekline göre davalılar vekilinin ve davacı vekilinin diğer temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik gerek görülmemiştir.

    V. KARAR
    1. Değerlendirme bölümünün (1) numaralı bendinde açıklanan sebeplerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile temyiz olunan İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA,

    2. Değerlendirme bölümünün (2) numaralı bendinde açıklanan sebeplerle davalılar vekilinin ve davacı vekilinin diğer temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına,

    17.100,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak duruşmada vekille temsil olunan davalılara verilmesine,

    17.100,00 TL vekalet ücretinin davalılardan alınarak duruşmada vekille temsil olunan davacıya verilmesine,

    Peşin alınan temyiz harcının istek hâlinde davacı ve davalıya iadesine,

    Dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine,

    16.01.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi