ÖZET: Başvuru, işçilik alacaklarının tahsili amacıyla açılan davanın müvekkilleri lehine sonuçlanması sonrasında geriye dönük işsizlik maaşının ödenmesi talebine ilişkindir. Başvuran avukat, Türkiye İş Kurumu Şanlıurfa İl Müdürlüğü’ne gerekli belgelerle başvuruda bulunmuş, ancak kurum yetkilileri, işsizlik maaşının yalnızca müvekkilinin kendi hesabına ödenebileceğini belirtmiştir. Bu durum, avukatlık mesleğinin icrasını olumsuz etkileyen bir uygulama olarak değerlendirilmiştir. Başvuran, geriye dönük işsizlik maaşının avukatlara ödenmesi için tavsiye kararı verilmesini talep etmiştir.

Türkiye İş Kurumu, başvuruya verdiği yanıtta, işsizlik ödeneği talebinin reddedilmediğini, ancak müvekkilin işten çıkış nedeninin 4447 sayılı İşsizlik Sigortası Kanunu’nun 51. maddesi kapsamında olmadığını belirtmiştir. Kurum, işsizlik ödeneğinin yalnızca işsizin kendisine ödenebileceğini ve avukatlar aracılığıyla başvuru yapılamayacağını ifade etmiştir. Yargıtay kararları da, işsizlik sigortasının amacının işsiz kalan sigortalılara ekonomik güvence sağlamak olduğunu vurgulamaktadır.

Sonuç olarak, Kamu Denetçiliği Kurumu, başvurunun reddedilmesine karar vermiştir. Bu karar, başvuranın talebinin hukuka uygun olmadığı ve işsizlik ödeneğinin yalnızca işsizin kendisine ödenmesi gerektiği gerekçesiyle verilmiştir. Başvuran, bu karara karşı yargı yoluna başvurabilecektir.

T.C. TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ KAMU DENETÇİLİĞİ KURUMU

(OMBUDSMANLIK)

SAYI : 2022/9977-S.22.15357

BAŞVURU NO : 2022/3041

KARAR TARİHİ : 08/08/2022

RET KARARI

BAŞVURUYA KONU İDARE : TÜRKİYE İŞ KURUMU GENEL MÜDÜRLÜĞÜ

Başvuran, işçilik alacağının tahsili amacıyla açmış olduğu davanın

BAŞVURUNUN KONUSU :

müvekkilleri lehine sonuçlanması üzerine geriye dönük işsizlik maaşının tahsili için yerel mahkeme kararı, üst mahkeme kararı, kesinleşme şerh, ahzu kabz yetkisini içeren genel vekaletnameye istinaden geriye dönük işsizlik maaşının ahzu kabz yetkisi içeren vekaletnameye istinaden başvurucu avukatlara ödenmesi talebinde bulunmaktadır.

BAŞVURU TARİHİ : 25/02/2022

I. BAŞVURANIN İDDİA VE TALEPLERİ

1. Kurumumuza yapılan başvuruda , Şanlıurfa Barosunda sicil numarası ile aktif bir şekilde avukatlık mesleğini icra ettiğini, aynı zamanda Şanlıurfa Barosu Avukat Hakları Merkez

Başkanı olduğunu, Avukat Hakları Merkezinin yargı faaliyetinin üç sac ayağından biri olan savunma makamının tam ve sağlıklı olarak çalışabilmesi amacıyla faaliyetlerini yürüttüğünü, Merkez olarak amaçlarının; savunma makamı olan avukatların mesleğini icra ederken karşılaştığı tüm yasa dışı uygulamalarda yanlarında olmak ve ülkemizde hukukun işlerlik kazanabilmesini sağlamak olduğunu, bir çok meslektaşının müvekkillerinin işçilik alacağının tahsili amacıyla açmış olduğu davanın müvekkilleri lehine sonuçlanması üzerine geriye dönük işsizlik maaşının tahsili içi yerel mahkeme kararı, üst mahkeme kararı, kesinleşme şerh, ahzu kabz yetkisini içeren genel vekaletname ve Banka Iban hesabını belirtmek suretiyle Türkiye İş Kurumu Şanlıurfa İl Müdürlüğüne başvuru yaptığını, akabinde Türkiye iş Kurumu

Şanlıurfa İl Müdürlüğü yetkilileri meslektaşlarının müvekkilini arayarak ”avukatların hesabına geriye dönük işsizlik maaşının ödenilemeyeceği, bunun için bizzat kendi Ibanını bildirmesi halinde işsizlik

maaşının ödeneceğini” söylemesi üzerine işçiler şikayet edilen kuruma giderek Iban hesabını bildirdiğini, akabinde geriye dönük işsizlik maaşı bizzat asillerin hesabına yatırıldığını, ekte sunulan mahkeme ilamı ve vekaletnamede görüldüğü üzere T.C kimlik numaralı ’un müvekkili olduğunu, müvekkilinin 18.01.2014-21.04.2016 tarihleri arasında Dicle Elektrik Dağıtım A.Ş bünyesinde elektrik teknisyeni olarak çalıştığını, müvekkilinin Dicle Elektrik Dağıtım A.Ş tarafından 21.04.2016 tarihinde 29 kodu ile haksız bir şekilde çıkarılması üzerine Türkiye İş Kurumu Şanlıurfa İl Müdürlüğü tarafından işsizlik maaşının ödenmediğini, bunun üzerine Dicle Elektrik Dağıtım A.Ş tarafından müvekkilinin iş akdinin haksız bir şekilde feshedilmesi üzerine Şanlıurfa 1.İş Mahkemesi’nin 2017/ E. sayılı dava dosyasında işçilik alacağının tahsili için dava açtığını, yapılan yargılama sonucunda Şanlıurfa 1.İş Mahkemesi’nin

/ E. ve / sayılı ilamı ile davanın kabul edildiğini, Dicle elektrik Dağıtım A.Ş’nin istinaf etmesi üzerine 15.10.2021 tarihinde Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi 9. Hukuk Dairesi’nin / E.

/ Sayılı ilamı ile kesin olmak üzere reddedildiğini, müvekkilinin hak etmiş olduğu işsizlik maaşının geriye dönük olarak ödenmesi için 15.11.2021 tarihinde yerel Mahkeme kararı, İstinaf ilamı, ahzu

Kabz yetkisini içeren genel vekaletname ve Iban hesabımı belirtmek suretiyle Türkiye İş Kurumu Şanlıurfa

İl Müdürlüğüne talepte bulunduğunu, Türkiye İş Kurumu Şanlıurfa İl Müdürlüğündeki yetkililerinin müvekkilinin arayarak işsizlik maaşının avukata ödenmeyeceğini, bunun için bizzat kendisinin Banka Iban hesabını bildirmesi halinde geriye dönük işsizlik maaşının ödeneceğini söylemesi üzerine müvekkilinin şikayet edilen kuruma giderek Iban hesabını bildirdiğini, idarenin bu işlemi usul ve yasaya tamamen aykırı olduğunu, avukat müvekkil arasındaki ahzu-kabz yetkisi içeren vekalet ilişkisinin ruhuna ve özüne de aykırılık teşkil ettiğini, avukatlık mesleğinin icrasını etkisiz kıldığını belirterek geriye dönük işsizlik maaşının ödenmesi için ahzu kabz yetkisi içeren başvurucu avukatlara ödenmesi için idareye tavsiye niteliğinde karar verilmesini talep etmektedir.

II. İDARENİN BAŞVURUYA İLİŞKİN AÇIKLAMALARI

2. Kamu Denetçiliği Kurumunun 08/03/2022 tarihli ve sayılı yazısına istinaden Türkiye

İş Kurumu Genel Müdürlüğü tarafından gönderilen 17/03/2022 tarihli ve sayılı cevabî yazıda özetle; 3. Av. ’in müvekkili ’un işsizlik ödeneği başvurusuna ilişkin talebi reddedilmediği, bilakis ’un 21.04.2016 tarihli işten çıkış kapsamında 02.05.2016 tarihinde

Kuruma yapmış olduğu ve işten çıkış nedeninin 4447/51 inci maddesi kapsamında olmaması nedeniyle (29- İşveren tarafından işçinin ahlak ve iyi niyet kurallarına aykırı davranışı nedeni ile fesih) ödenek hak edemediği başvurusu, Av. ’e ait bilâ tarih dilekçe ile ibraz edilen mahkeme kararı doğrultusunda yeniden değerlendirilmiş ve kesinleşen mahkeme kararı ile fesih nedeninin 4447/51 inci maddesi kapsamında olduğunun anlaşılması nedeni ile 180 gün süre ile işsizlik ödeneği hak sahipliği belirlendiği, 3.1. ’a ait olan işsizlik ödeneği ödemelerinin, 4447 sayılı İşsizlik Sigortası Kanununun 50 nci maddesinin üçüncü fıkrasında yer alan “İşsizlik ödeneği, her ayın beşinde aylık olarak işsizin kendisine ödenir.” hükmü gereği 03.12.2021 tarihinde ilgilinin PTT hesabına gönderildiği ancak 3 ay süre ile işlem görmediğinden Kurum emanet hesaplarına alındığı, kişinin dilekçe ile başvurması halinde ödemeleri yapılabileceği, 3.2. 4447 sayılı Kanunun 48 inci maddesi beşinci fıkrasında “Sigortalı işsizin, bu maddede belirtilen ödeme ve hizmetlerden yararlanabilmesi için işten ayrılma bildirgesi ile birlikte hizmet akdinin feshedildiği tarihi

izleyen günden itibaren otuz gün içinde Kuruma doğrudan veya elektronik ortamda başvurması gerektiği, mücbir sebepler dışında, başvuruda gecikilen süre işsizlik ödeneği almaya hak kazanılan toplam süreden düşülür.” hükmü kapsamında işsizlik ödeneği başvurusunun şahsen veya elektronik ortamda yapılabildiği, 3.3. Kanun hükmü gereği hak sahibi dışındaki üçüncü şahıslar tarafından işsizlik ödeneği başvurusu yapılamadığı ancak şahsen işsizlik ödeneği başvurusu yapıldıktan sonra işsizlik ödeneği hak sahipliğini etkileyecek belgeler, vekâletname olmak kaydı ile üçüncü şahıslar tarafından Kuruma ibraz edilebildiği, Bununla birlikte 4447 sayılı Kanununun 50 nci maddesinin üçüncü fıkrasında yer alan “İşsizlik ödeneği, her ayın beşinde aylık olarak işsizin kendisine ödenir.” hükmü gereği ödemelerin şahsın kendisine yapıldığı, 3.4. Somut olayda ibraz edilen işçi ile işveren ilişkisinden kaynaklanan alacak davasına yönelik mahkeme kararında, Kurumun taraf olmadığı gibi, kesinleşen mahkeme kararında ilgiliye işsizlik ödeneği ödenmesine ilişkin bir hüküm bulunmamakta olup, mahkeme kararı ile işveren tarafından işçiye alacak davası kapsamında; kıdem tazminatı, ihbar tazminatı ve yıllık izin ücreti alacağının ödenmesine karar verildiği, Bu kapsamda mahkeme kararı, işsizlik ödeneğinin ödenmesine ilişkin bir hüküm içermediğinden, mevcut durum ile 2021/11339 başvuru numaralı ve 21/12/2021 tarihli tavsiye kararında belirtilen mahkemesince hükümle ödenmesine karar verilen alacak kalemlerinin hükmünün infazının sağlanması arasında bir ilişki bulunmadığı ve işsizlik ödeneğinin ödenmesinin ahz-u kabz yetkisi kapsamına girmediğinin değerlendirildiği, ancak işsizlik sigortası kapsamında, 21.04.2016 tarihli işten çıkış kapsamında 02.05.2016 tarihinde ilgilinin Kuruma yapmış olduğu ve işten çıkış nedeninin 4447/51 inci maddesi kapsamında olmaması nedeniyle (29- İşveren tarafından işçinin ahlak ve iyi niyet kurallarına aykırı davranışı nedeni ile fesih) ödenek hak edemediği başvurusu, ibraz edilen mahkeme kararı doğrultusunda yeniden değerlendirilmiş ve kesinleşen mahkeme kararı ile fesih nedeninin 4447/51 inci maddesi kapsamında olduğunun anlaşılması nedeni ile ilgili için 180 gün süre ile işsizlik ödeneği hak sahipliğinin belirlendiği, 4. Şikâyet başvurusunun çözüme kavuşturulması amacıyla Türkiye Barolar Birliği Başkanlığı’na, 24/05/2022 tarih, sayılı yazımız ile bilgi ve belge talep edilmiş olup, Başkanlığın 09/06/2022 tarihli cevabi yazısında;

4.1. 4447 Sayılı İşsizlik Sigortası Kanununun 50 nci maddesinin üçüncü fıkrasında yer alan “ İşsizlik ödeneği, her ayın beşinde aylık olarak işsizin kendisine ödenir.” hükmünün ise mahkeme kararı ile hükmolunan geriye dönük işsizlik maaşının ödenmesine engel teşkil etmediği, Bu hükmün düzenli olarak Kurum kararıyla her ay yatırılan maaşlar için geçerli olduğu, mahkeme kararı ile hükmolunanlar için uygulanmasının mümkün olmadığı, Türkiye İş Kurumu Şanlıurfa İl Müdürlüğünün

4447 sayılı işsizlik sigortası kanununun 50 nci maddesi hükmünün mahkeme tarafından hükmolunan geriye

dönük işsizlik maaşlarının işçinin kendisine ödenmesi gerektiği şeklinde yorumlanmasının hukuken mümkün olmadığı bu yöndeki uygulamanın hukuka aykırı olduğunun değerlendirildiği, belirtilmiştir.

III. İLGİLİ MEVZUAT

5. 2709 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının “A. Hak arama hürriyeti” başlıklı 36 ncı maddesi;

“Herkes, meşru vasıta ve yollardan faydalanmak suretiyle yargı mercileri önünde davacı veya davalı olarak iddia ve savunma ile adil yargılanma hakkına sahiptir.” 5.1. “Dilekçe, bilgi edinme ve kamu denetçisine başvurma hakkı” başlıklı 74 üncü maddesi; “(1)

Vatandaşlar ve karşılıklılık esası gözetilmek kaydıyla Türkiye’de ikamet eden yabancılar kendileriyle veya kamu ile ilgili dilek ve şikayetleri hakkında, yetkili makamlara ve Türkiye Büyük Millet Meclisine yazı ile başvurma hakkına sahiptir. (2) Kendileriyle ilgili başvurmaların sonucu gecikmeksizin, dilekçe sahiplerine yazılı olarak bildirilir. (3) Herkes, bilgi edinme ve kamu denetçisine başvurma hakkına sahiptir.” hükümlerine amirdir.

6. 6328 sayılı Kamu Denetçiliği Kurumu Kanununun “Kurumun görevi” başlıklı 5 inci maddesi; “(1)

Kurum, idarenin işleyişi ile ilgili şikâyet üzerine, idarenin her türlü eylem ve işlemleri ile tutum ve davranışlarını; insan haklarına dayalı adalet anlayışı içinde, hukuka ve hakkaniyete uygunluk yönlerinden incelemek, araştırmak ve idareye önerilerde bulunmakla görevlidir.” düzenlemesini içerir.

7. 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu “Davaya vekâletin kanuni kapsamı” başlıklı 73 üncü maddesi; “(1) Davaya vekâlet, kanunda özel yetki verilmesini gerektiren hususlar saklı kalmak üzere, hüküm kesinleşinceye kadar, vekilin davanın takibi için gereken bütün işlemleri yapmasına, hükmün yerine getirilmesine, yargılama giderlerinin tahsili ile buna ilişkin makbuz vermesine ve bu işlemlerin tamamının kendisine karşı da yapılabilmesine ilişkin yetkiyi kapsar. (2) Belirtilen bu yetkiyi kısıtlamaya yönelik bütün sınırlandırıcı işlemler, karşı taraf yönünden geçersizdir. “ 7.1. “Davaya vekâlette özel yetki verilmesini gerektiren hâller” başlıklı 74 üncü maddesi; “(1) Açıkça yetki verilmemiş ise vekil; sulh olamaz, hâkimi reddedemez, davanın tamamını ıslah edemez, yemin teklif edemez, yemini kabul, iade veya reddedemez, başkasını tevkil edemez, haczi kaldıramaz, müvekkilinin iflasını isteyemez, tahkim ve hakem sözleşmesi yapamaz, konkordato veya sermaye şirketleri ve kooperatiflerin uzlaşma yoluyla yeniden yapılandırılması teklifinde bulunamaz ve bunlara muvafakat veremez, alternatif uyuşmazlık çözüm yollarına başvuramaz, davadan veya kanun yollarından feragat edemez, karşı tarafı ibra ve davasını kabul edemez, yargılamanın iadesi yoluna gidemez, hâkimlerin fiilleri sebebiyle Devlet aleyhine tazminat davası açamaz, hangileri hakkında yetki verildiği açıklanmadıkça kişiye sıkı sıkıya bağlı haklarla ilgili davaları açamaz ve takip edemez.” 7.2. “Vekâletnamenin ibrazı” başlıklı 76 ncı maddesi; “(1) Avukat, açtığı veya takip ettiği dava ve işlerde, noter tarafından onaylanan ya da düzenlenen vekâletname aslını veya avukat tarafından onaylanmış aslına uygun örneğini, dava yahut takip dosyasına konulmak üzere ibraz etmek zorundadır.” 8. 6098 Sayılı Türk Borçlar Kanununun “b. Temsil yetkisinin içeriği ve derecesi” başlıklı 41 inci maddesi 1 inci fıkrası; “Başkası adına ve hesabına temsil kamu hukukundan doğmuşsa, temsil yetkisinin içeriği ve derecesi bu konudaki yasal hükümlere; temsil hukuksal bir işlemden doğmuşsa, temsil yetkisinin içeriği ve derecesi o hukuksal işleme göre belirlenir.” 8.1. “Vekâlet İlişkileri” Başlıklı Dokuzuncu Bölümü “Vekâlet Sözleşmesi” başlıklı Birinci Ayırımı

“A. Tanımı” başlıklı 502 nci maddesi; Vekâlet sözleşmesi, vekilin vekâlet verenin bir işini görmeyi veya işlemini yapmayı üstlendiği sözleşmedir. Vekâlete ilişkin hükümler, niteliklerine uygun düştükleri ölçüde, bu Kanunda düzenlenmemiş olan işgörme sözleşmelerine de uygulanır.”

8.2. “I. Vekâletin kapsamı” başlıklı 504 üncü maddesi; “Vekâletin kapsamı, sözleşmede açıkça gösterilmemişse, görülecek işin niteliğine göre belirlenir. Vekâlet, özellikle vekilin üstlendiği işin görülmesi için gerekli hukuki işlemlerin yapılması yetkisini de kapsar. Vekil, özel olarak yetkili kılınmadıkça dava açamaz, sulh olamaz, hakeme başvuramaz, iflas, iflasın ertelenmesi ve konkordato talep edemez, kambiyo taahhüdünde bulunamaz, bağışlama yapamaz, kefil olamaz, taşınmazı devredemez ve bir hak ile sınırlandıramaz.” 9. 4447 sayılı İşsizlik Sigortası Kanununun ‘‘İşsizlik sigortası ile ilgili tanımlar’’ başlıklı 47 nci maddesinin;

“…

c) bendinde “İşsizlik sigortası: Bir işyerinde çalışırken, çalışma istek, yetenek, sağlık ve yeterliliğinde olmasına rağmen, herhangi bir kasıt ve kusuru olmaksızın işini kaybeden sigortalılara işsiz kalmaları nedeniyle uğradıkları gelir kaybını belli süre ve ölçüde karşılayan, sigortacılık tekniği ile faaliyet gösteren zorunlu sigortayı, …

e) bendinde “Sigortalı işsiz: Bu Kanun kapsamına giren bir işyerinde bir hizmet akdine dayalı ve sigortalı olarak çalışırken bu Kanunun ilgili maddelerinde belirtilen nedenlerle işini kaybeden ve Kuruma başvurarak çalışmaya hazır olduğunu bildiren kimseyi,”

…

h) bendinde “İşsizlik ödeneği: Sigortalı işsizlere bu Kanunda belirtilen süre ve miktarda yapılan parasal ödemeyi, İfade eder.”

9.1. 4447 sayılı Kanunun ‘‘İşsizlik sigortasına ilişkin genel hükümler’’ başlıklı 48 inci maddesinde;

“İşsizlik sigortası zorunludur. Bu Kanun kapsamına giren ve halen çalışmakta olanlar bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarihte, yeni girenler ise işe başladıkları tarihten itibaren sigortalı olurlar.

…

İşveren, hizmet akdi 51 inci maddede belirtilen hallerden birisine dayalı olarak sona ermiş olan sigortalılar hakkında; örneği Kurumca hazırlanacak üç nüsha işten ayrılma bildirgesi düzenleyip, 15 gün içinde bir nüshasını Kuruma göndermek, bir nüshasını sigortalı işsize vermek ve bir nüshasını da işyerinde saklamakla yükümlüdür. Kurumca bu Kanuna göre yapılacak işlemlere ilişkin elektronik ortamda bilgi ve belge istenebilir veya bilgi ve belge verilebilir.

Sigortalı işsizin, bu maddede belirtilen ödeme ve hizmetlerden yararlanabilmesi için işten ayrılma bildirgesi ile birlikte hizmet akdinin feshedildiği tarihi izleyen günden itibaren otuz gün içinde Kuruma doğrudan veya elektronik ortamda başvurması gerekir. Mücbir sebepler dışında, başvuruda gecikilen süre işsizlik ödeneği almaya hak kazanılan toplam süreden düşülür.

Sigortalı işsizlere bu Kanunda belirtilen esas ve usuller çerçevesinde, Kurumca aşağıda belirtilen ödemeler yapılır ve hizmetler sağlanır; a) İşsizlik ödeneği, b) 5510 sayılı Kanun gereği ödenecek sigorta primleri, c) Yeni bir iş bulma, d)Aktif işgücü hizmetleri kapsamında kurs ve programlar.

…”

9.2. 4447 sayılı Kanunun ‘‘İşsizlik ödeneğinin; miktarı, ödeme süreleri ve zamanı ile sigorta primleri’’ başlıklı 50 nci maddesinde;

“Günlük işsizlik ödeneği, sigortalının son dört aylık prime esas kazançları dikkate alınarak hesaplanan günlük ortalama brüt kazancının yüzde kırkıdır. Bu şekilde hesaplanan işsizlik ödeneği miktarı, 4857 sayılı

İş Kanununun 39 uncu maddesine göre onaltı yaşından büyük işçiler için uygulanan aylık asgari ücretin brüt tutarının yüzde seksenini geçemez.

Hizmet akdinin sona ermesinden önceki son 120 gün prim ödeyerek sürekli çalışmış olanlardan, son üç yıl içinde; a) 600 gün sigortalı olarak çalışıp işsizlik sigortası primi ödemiş olan sigortalı işsizlere

180 gün,

b) 900 gün sigortalı olarak çalışıp işsizlik sigortası primi ödemiş olan sigortalı işsizlere

240 gün,

c) 1080 gün sigortalı olarak çalışıp işsizlik sigortası primi ödemiş olan sigortalı işsizlere

300 gün,

Süre ile işsizlik ödeneği verilir.

İşsizlik ödeneği başvuruları izleyen ayın sonuna kadar sonuçlandırılır. İşsizlik ödeneği, her ayın beşinde aylık olarak işsizin kendisine ödenir. Ödeme tarihini öne çekmeye Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı yetkilidir. İşsizlik ödeneği damga vergisi hariç herhangi bir vergi ve kesintiye tabi tutulmaz. İşsizlik ödeneği, nafaka borçları dışında haciz veya başkasına devir ve temlik edilemez. Sigortalının kusurundan kaynaklandığı belirlenen fazla ödemeler yasal faizi ile birlikte geri alınır.”

9.3. 4447 sayılı Kanunun ‘‘İşsizlik ödeneğine hak kazanmanın şartları’’ başlıklı 51 inci maddesinde;

“Bu Kanun uyarınca sigortalı sayılanlardan hizmet akitleri aşağıda belirtilen hallerden birisine dayalı olarak sona erenler, Kuruma süresi içinde şahsen başvurarak yeni bir iş almaya hazır olduklarını kaydettirmeleri ve bu Kanunda yer alan prim ödeme koşullarını sağlamış olmaları kaydıyla işsizlik ödeneği almaya hak kazanırlar.

a) 25/8/1971 tarihli ve 1475 sayılı İş Kanununun 13 üncü maddesi veya 20/4/1967 tarihli ve 854 sayılı

Deniz İş Kanununun 16 ncı maddesi ya da 13/6/1952 tarihli ve 5953 sayılı Basın Mesleğinde Çalışanlarla

Çalıştıranlar Arasındaki Münasebetlerin Tanzimi Hakkında Kanunun 6 ncı maddesinin dördüncü fıkrasında belirtilen bildirim önellerine uygun olarak hizmet akdi işveren tarafından sona erdirilmiş olmak, b) Hizmet akdi, süresi belli olsun veya olmasın sürenin bitiminden önce veya bildirim önelini beklemeksizin 1475 sayılı İş Kanununun 16 ncı maddesinin (I), (II) ve (III) numaralı bentlerine veya 854 sayılı Deniz İş Kanununun 14 üncü maddesinin (II) ve (III) numaralı bentlerine veya 5953 sayılı Basın

Mesleğinde Çalışanlarla Çalıştıranlar Arasındaki Münasebetlerin Tanzimi Hakkında Kanunun 7 nci maddesi ile 11 inci maddesinin birinci fıkrasına göre sigortalı tarafından feshedilmiş olmak, c) Hizmet akdi, süresi belli olsun veya olmasın süresinin bitiminden önce veya bildirim önelini beklemeksizin 1475 sayılı İş Kanununun 17 nci maddesinin (I) ve (III) numaralı bentlerine veya 854 sayılı

Deniz İş Kanununun 14 üncü maddesinin (III) numaralı bendine veya 5953 sayılı Basın Mesleğinde

Çalışanlarla Çalıştıranlar Arasındaki Münasebetlerin Tanzimi Hakkında Kanunun 12 inci maddesinin birinci fıkrasına göre işveren tarafından feshedilmiş olmak, …” 10. 4857 sayılı İş Kanununun ‘‘Fesih bildirimine itiraz ve usulü’’ başlıklı 20 nci maddesinde;

“İş sözleşmesi feshedilen işçi, fesih bildiriminde sebep gösterilmediği veya gösterilen sebebin geçerli bir sebep olmadığı iddiası ile fesih bildiriminin tebliği tarihinden itibaren bir ay içinde işe iade talebiyle, İş

Mahkemeleri Kanunu hükümleri uyarınca arabulucuya başvurmak zorundadır. Arabuluculuk faaliyeti sonunda anlaşmaya varılamaması hâlinde, son tutanağın düzenlendiği tarihten itibaren, iki hafta içinde iş mahkemesinde dava açılabilir. Taraflar anlaşırlarsa uyuşmazlık aynı sürede iş mahkemesi yerine özel hakeme de götürülebilir. Arabulucuya başvurmaksızın doğrudan dava açılması sebebiyle davanın usulden reddi hâlinde ret kararı taraflara resen tebliğ edilir. Kesinleşen ret kararının da resen tebliğinden itibaren iki hafta içinde arabulucuya başvurulabilir.

Feshin geçerli bir sebebe dayandığını ispat yükümlülüğü işverene aittir. İşçi, feshin başka bir sebebe dayandığını iddia ettiği takdirde, bu iddiasını ispatla yükümlüdür.

…” 10.1. 4857 sayılı Kanunun ‘‘İşçinin haklı nedenlerle derhal fesih hakkı’’ başlıklı 24 üncü maddesinin birinci fıkrasında;

“Süresi belirli olsun veya olmasın işçi, aşağıda yazılı hallerde iş sözleşmesini sürenin bitiminden önce veya

bildirim süresini beklemeksizin feshedebilir:

…

II. Ahlak ve iyiniyet kurallarına uymayan haller ve benzerleri:

a) İşveren iş sözleşmesi yapıldığı sırada bu sözleşmenin esaslı noktalarından biri hakkında yanlış vasıflar veya şartlar göstermek yahut gerçeğe uygun olmayan bilgiler vermek veya sözler söylemek suretiyle işçiyi yanıltırsa.

b) İşveren işçinin veya ailesi üyelerinden birinin şeref ve namusuna dokunacak şekilde sözler söyler, davranışlarda bulunursa veya işçiye cinsel tacizde bulunursa.

c) İşveren işçiye veya ailesi üyelerinden birine karşı sataşmada bulunur veya gözdağı verirse yahut işçiyi veya ailesi üyelerinden birini kanuna karşı davranışa özendirir, kışkırtır, sürükler yahut işçiye ve ailesi üyelerinden birine karşı hapsi gerektiren bir suç işlerse yahut işçi hakkında şeref ve haysiyet kırıcı asılsız ağır isnad veya ithamlarda bulunursa.

d) İşçinin diğer bir işçi veya üçüncü kişiler tarafından işyerinde cinsel tacize uğraması ve bu durumu işverene bildirmesine rağmen gerekli önlemler alınmazsa e) İşveren tarafından işçinin ücreti kanun hükümleri veya sözleşme şartlarına uygun olarak hesap edilmez veya ödenmezse, …” 10.2. 4857 sayılı Kanunun ‘‘İşverenin haklı nedenlerle derhal fesih hakkı’’ başlıklı 25 inci maddesinde; “…

II- Ahlak ve iyi niyet kurallarına uymayan haller ve benzerleri:

a) İş sözleşmesi yapıldığı sırada bu sözleşmenin esaslı noktalarından biri için gerekli vasıflar veya şartlar kendisinde bulunmadığı halde bunların kendisinde bulunduğunu ileri sürerek yahut gerçeğe uygun olmayan bilgiler veya sözler söyleyerek işçinin işvereni yanıltması.

b) İşçinin, işveren yahut bunların aile üyelerinden birinin şeref ve namusuna dokunacak sözler sarf etmesi veya davranışlarda bulunması yahut işveren hakkında şeref ve haysiyet kırıcı asılsız ihbar ve isnadlarda bulunması.

c) İşçinin işverenin başka bir işçisine cinsel tacizde bulunması.

d) İşçinin işverene yahut onun ailesi üyelerinden birine yahut işverenin başka işçisine sataşması, işyerine sarhoş yahut uyuşturucu madde almış olarak gelmesi ya da işyerinde bu maddeleri kullanması.

e) İşçinin, işverenin güvenini kötüye kullanmak, hırsızlık yapmak, işverenin meslek sırlarını ortaya atmak gibi doğruluk ve bağlılığa uymayan davranışlarda bulunması.

f) İşçinin, işyerinde, yedi günden fazla hapisle cezalandırılan ve cezası ertelenmeyen bir suç işlemesi.

g) İşçinin işverenden izin almaksızın veya haklı bir sebebe dayanmaksızın ardı ardına iki işgünü veya bir ay içinde iki defa herhangi bir tatil gününden sonraki iş günü yahut bir ayda üç işgünü işine devam etmemesi h) İşçinin yapmakla ödevli bulunduğu görevleri kendisine hatırlatıldığı halde yapmamakta ısrar etmesi.

…”

11. 19/03/1969 tarih ve 1136 Sayılı Avukatlık Kanununun “Avukatlığın mahiyeti” başlıklı 1 inci

Maddesi; “Avukatlık, kamu hizmeti ve serbest bir meslektir. Avukat, yargının kurucu unsurlarından olan bağımsız savunmayı serbestçe temsil eder”,

11.1.“Avukatlığın Amacı” başlıklı 2 nci maddesi; “(Değişik birinci fıkra : 2/5/2001 – 4667/2 md.)

Avukatlığın amacı; hukuki münasabetlerin düzenlenmesini, her türlü hukuki mesele ve anlaşmazlıkların adalet ve hakkaniyete uygun olarak çözümlenmesini ve hukuk kurallarının tam olarak uygulanmasını her derecede yargı organları, hakemler, resmi ve özel kişi, kurul ve kurumlar nezdinde sağlamaktır. Avukat bu amaçla hukuki bilgi ve tecrübelerini adalet hizmetine ve kişilerin yararlanmasına tahsis eder. (Değişik üçüncü fıkra: 2/5/2001 – 4667/2 md.) Yargı organları, emniyet makamları, diğer kamu kurum ve kuruluşları ile kamu iktisadi teşebbüsleri, özel ve kamuya ait bankalar, noterler, sigorta şirketleri ve vakıflar avukatlara görevlerinin yerine getirilmesinde yardımcı olmak zorundadır. Kanunlarındaki özel hükümler saklı kalmak kaydıyla, bu kurumlar avukatın gerek duyduğu bilgi ve belgeleri incelemesine sunmakla yükümlüdür. Bu belgelerden örnek alınması vekâletname ibrazına bağlıdır. Derdest davalarda müzekkereler duruşma günü beklenmeksizin mahkemeden alınabilir.” 11.2. “İşi sonuna kadar takip etme zorunluluğu ve başkasını tevkil” başlıklı 171 inci maddesi; “ (Değişik birinci fıkra : 2/5/2001 – 4667/83 md.) Avukat, üzerine aldığı işi kanun hükümlerine göre ve yazılı sözleşme olmasa bile sonuna kadar takip eder.”

IV. KAMU DENETÇİSİ SN. CELİLE ÖZLEM TUNÇAK’IN KAMU BAŞDENETÇİSİ’NE

ÖNERİSİ

12. Kamu Denetçisi tarafından yapılan inceleme ve araştırma neticesinde; başvuranın iddiaları, İdarenin konu ile ilgili açıklamaları, ilgili mevzuat ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirilerek hazırlanan “Ret

Karar Önerisi” Kamu Başdenetçisi’ne sunulmuştur.

V. DEĞERLENDİRME VE GEREKÇE

A. Hukuka, Hakkaniyete ve İnsan Haklarına Uygunluk Yönünden Değerlendirme

13. Şanlıurfa Barosu Avukat Hakları Merkez Başkanı Av. tarafından yapılan başvuruda özetle; işçilik alacağının tahsili amacıyla açmış olduğu davanın müvekkilleri lehine sonuçlanması üzerine geriye dönük işsizlik maaşının tahsili için yerel mahkeme kararı, üst mahkeme kararı, kesinleşme şerh, ahzu kabz yetkisini içeren genel vekaletnameye istinaden geriye dönük işsizlik maaşının ahzu kabz yetkisi içeren vekaletnameye istinaden başvurucu avukatlara ödenmesi talep edilmektedir.

14. Kurumumuzun 2019/2174 Başvuru Numaralı ve 02/08/2019 tarihli kararında da belirtildiği üzere; Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun işsizlik ödeneği ile ilgili olarak vermiş olduğu 2006/10-243 E.ve 2006/271 K. sayılı, 06/05/2006 tarihli kararında işsizlik sigortasının amacı ve işlevleri şu şekilde

açıklanmıştır:

…

“Sigortalı işsizlere, işsizlik ödeneği vermek suretiyle gelir sürekliliğini sağlamak işsizlik sigortasının bir yönünü oluşturmaktadır. Diğer bir yönü ise sigortalı işsizleri işe yerleştirmek ya da yeniden istihdam şansı elde edebilmeleri için gerekli olan meslek geliştirme, edindirme ve yetiştirme eğitimi vermektir. Bütün bunlar göz önüne alındığında işsizlik sigortası ile iş ve işçi bulma hizmetlerinin birbirinden farklı düşünülmesinin imkânsızlığı ortaya çıkmaktadır. Sistemin amacı işsizlerin gelir kayıplarını bir ölçüde de olsa gidermenin yanı sıra iş gücünü sürekli, etkin ve verimli çalıştırarak insan gücü israfını en aza indirmektir.” açıklaması ile kanunun işsizlik sigortasının amacını kabul şekli açıkça belirtilmiş, madde gerekçelerinde ise”… Ayrıca sigortalı işsizlere, bu Kanunda belirtilen esas ve koşullar çerçevesinde sağlanan ödeme ve hizmetler açıklanmıştır. Buna göre; işsizlik ödeneği verilmesi, işsizlik süresince tedavilerinin sağlanması, yeni bir iş bulma veya işsize yeni bir işe girebilmesi için meslek geliştirme, edindirme ve yetiştirme eğitimi verilmesi kararlaştırılmıştır. Tüm bu ödeme ve hizmetlerin aynı kanun içinde düzenlenmesinden amaç, bunların birbirini tamamlar nitelikte olmasıdır.” açıklaması ile işsizlik sigortası düzenlemesinin amacı açıkça ifade edilmiştir. Davanın yasal dayanağını oluşturan 4447 sayılı

Kanunun gerekçesinde belirtilen ilkelerde de açıklandığı üzere; işsizlik sigortasının ilk amacı, işsizlik ile karşılaşan sigortalı işsize gelir güvencesi sağlamaktır. Günümüzde işsizlik sigortaları işsiz kalanları ekonomik güvenceye kavuşturmanın yanında iş bulma ve mesleki eğitim verme gibi sosyal hizmetleri de kapsamına almış bulunmaktadır. İşsizlik ödeneği; işsizlik sigortasının işsizlik riskiyle karşılaşan sigortalılara ekonomik güvence sağlama aracıdır…”

15. Yargıtay 9 uncu Hukuk Dairesinin vermiş olduğu 2007/30884 E. ve 2008/29541 K. sayılı, 30/10/2008

tarihli kararında ise şu ifadelere yer verilmiştir:

“Taraflar arasındaki uyuşmazlık işsizlik ödeneğinden davalı işverenin sorumlu olup olmadığı noktasında toplanmaktadır. 4447 sayılı İşsizlik Sigortası Kanununa göre yasada aranan koşulların mevcut olması halinde işsizlik tazminatından İŞKUR sorumludur. İşçi işsizlik sigortası isteme koşullarını yerine getirmesine rağmen işverenin haksız eylemi ile bu ödeneği İŞKUR’dan alamaması halinde işverenin kusurundan doğan zararı tazminat olarak işverenden isteyebilir. Kanununun 51. maddesinde işsizlik sigortasından faydalanma şartları belirlenmiştir. Aynı yasanın 48. maddesinde ise, “Sigortalı işsizin, bu maddede belirtilen ödeme ve hizmetlerden yararlanabilmesi için işten ayrılma bildirgesi ile birlikte hizmet akdinin feshedildiği tarihi izleyen günden itibaren otuz gün içinde Kuruma doğrudan başvurması gerekir.

Mücbir sebepler dışında, başvuruda gecikilen süre işsizlik ödeneği almaya hak kazanılan toplam süreden düşülür” kuralına yer verilmiştir. Görüldüğü üzere, işsizlik sigortasından faydalanabilmek için işçinin, işten ayrılma tarihinden itibaren bir ay içinde işçinin kuruma başvurması şarttır. Davacı yasanın 51.

maddesindeki koşullara sahip olduğunu İŞKUR’a usulünce başvurulduğunu, işverenin eylemi nedeni ile işsizlik sigortası alamadığını, ileri sürüp kanıtlamalıdır. Davacının işsizlik sigortasından yararlanmak için

Türkiye İş Kurumuna başvurup başvurmadığı, başvurmuş ise, ret sebebi sorulmalı, sonucuna göre bir karar verilmelidir.”

16. Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun kararında da belirtildiği üzere, 4447 sayılı Kanunun gerekçesinde belirtilen ilkelerde; işsizlik sigortasının ilk amacı, işsizlik ile karşılaşan sigortalı işsize gelir güvencesi sağlamaktır. Günümüzde işsizlik sigortası işsiz kalanları ekonomik güvenceye kavuşturmanın yanında iş

bulma ve mesleki eğitim verme gibi sosyal hizmetleri de kapsamına almış bulunmaktadır. İşsizlik ödeneği; işsizlik sigortasının işsizlik riskiyle karşılaşan sigortalılara ekonomik güvence sağlama aracıdır. Doktrinde de işsizlik sigortasının temel amacı olarak, gelecekte ortaya çıkması muhtemel işsizlik riskine karşı çalışanı güvence altına almak gösterilmektedir. Gelecekte işsiz kalma tehlikesiyle karşılaşabilecek işçilerden, çalıştıkları dönemlerde düzenli prim toplanılması, ayrıca işveren ve devlet katkıları ile birlikte, çalışanlara işsiz kalmaları halinde, maaş alamamaları nedeniyle oluşan ücret geliri kaybını telafi edebilecek bir gelir sağlanmaktadır. Doktrinde, işsizliğin çalışanların gelir kayıplarının ve mali sıkıntılarının başlıca sebeplerinden biri olarak sosyal güvenlik yasalarıyla olumsuz etkileri hafifletilmeye çalışılan risklerden biri olduğu, diğer sosyal risklerden farklı olarak ekonomik güçlerin dalgalanmasından kaynaklandığı, işsizlik sigortasının bu niteliği ile işsizlik tehlikesini ortadan kaldırmaya yönelik bir önlem olmayıp işsizliğin olumsuz etkilerini hafifletmeye yönelik bir önlemler bütünü olduğu, çalışma arzu ve yeterliliğinde iken, isteği dışında işsiz kalan ve bunun sonucunda kendisini ve ailesini geçindirecek gelirden yoksun kalan bir kimsenin içine düştüğü durumun güçlüğünün açık olduğu, çalışanı ekonomik güvensizlik ortamına sürükleyen işsizliğin boyutlarının büyümesinin toplum hayatını ve ulusal ekonomiyi de tehdit eder hale getirdiği vurgulanmaktadır. (Prof. Dr. A. Can TUNCAY “İşsizlik Sigortasının Kapsamı ve İşsizlik

Ödeneği”, 2001)

17. Başvuru konusu 4447 sayılı İşsizlik Sigortası Kanununun genel gerekçesinde “ İşsizlik sigortası bir iş veya işyerinde çalışırken, çalışma istek, yetenek, sağlık ve yeterliliğinde olmasına karşın tamamen kendi istek ve kusuru dışında işini kaybeden çalışanlara bir yandan yeni bir iş bulunmasına gayret edilirken, diğer yandan da işsiz kalmaları nedeniyle uğradıkları gelir kaybını kısmen de olsa karşılayarak, kendisinin ve ailesinin zor duruma düşmesini önlemek amacıyla belli süre ve ölçüde ödemeyi kapsayan, sigortacılık tekniği ile faaliyet gösteren, Devlet tarafından kurulmuş zorunlu bir sigorta koludur. İşsizlik sigortasının önemli unsurlarından birisi de işsiz kalan sigortalılara mesleklerine uygun, en son çalıştıkları işin çalışma ve ücret koşullarına yakın bir iş bulunamadığı takdirde meslek değiştirme ve yetiştirme eğitimlerinin verilmesidir. Sigortalı işsizlere, işsizlik ödeneği vermek suretiyle gelir sürekliliğini sağlamak işsizlik sigortasının bir yönünü oluşturmaktadır. Diğer bir yönü ise, sigortalı işsizleri işe yerleştirmek ya da yeniden istihdam şansı elde edebilmeleri için gerekli olan meslek geliştirme, edindirme ve yetiştirme eğitimi vermektir. Bütün bunlar göz önüne alındığında işsizlik sigortası ile iş ve işçi bulma hizmetlerinin birbirinden farklı düşünülmesinin imkansızlığı ortaya çıkmaktadır. Sistemin amacı işsizlerin gelir kayıplarını bir ölçüde de olsa gidermenin yanı sıra iş gücünü sürekli, etkin ve verimli çalıştırarak insan gücü israfını en aza indirmektir.” açıklaması ile kanunun işsizlik sigortasının amacını kabul şekli açıkça belirtilmiş, madde gerekçelerinde ise “… Ayrıca sigortalı işsizlere, bu Kanunda belirtilen esas ve koşullar çerçevesinde sağlanan ödeme ve hizmetler açıklanmıştır. Buna göre; işsizlik ödeneği verilmesi, işsizlik süresince tedavilerinin sağlanması, yeni bir iş bulma veya işsize yeni bir işe girebilmesi için meslek geliştirme, edindirme ve yetiştirme eğitimi verilmesi kararlaştırılmıştır. Tüm bu ödeme ve hizmetlerin aynı kanun içinde düzenlenmesinden amaç, bunların birbirini tamamlar nitelikte olmasıdır.” açıklaması ile işsizlik sigortası düzenlemesinin amacı açıkça ifade edilmiştir.

18. 4447 sayılı kanunun gerekçesinde belirtilen ilkelerde de açıklandığı üzere; işsizlik sigortasının ilk amacı, işsizlik ile karşılaşan sigortalı işsize gelir güvencesi sağlamaktır. İşsizlik sigortaları işsiz kalanları ekonomik güvenceye kavuşturmanın yanında iş bulma ve mesleki eğitim verme gibi sosyal hizmetleri de kapsamına almış bulunmaktadır. İşsizlik ödeneği; işsizlik sigortasının işsizlik riskiyle karşılaşan sigortalılara ekonomik güvence sağlama aracıdır.

19. 4447 sayılı kanun 48. maddede yer alan “… Sigortalı işsizin, bu maddede belirtilen ödeme ve hizmetlerden yararlanabilmesi için …. Kuruma doğrudan başvurması gerekir…” düzenlemesi ile aynı kanunun 51. maddesinde yer alan “… Kuruma süresi içinde şahsen başvurarak yeni bir iş almaya hazır olduklarını kaydettirmeleri,… kaydıyla işsizlik ödeneği almaya hak kazanırlar…” düzenlemesi de 4447 sayılı kanunun da “sigortalının çalışmaya istekli ve elverişli bulunması gerektiği” koşulunu aradığını kapalı biçimde göstermektedir, bu koşul sayesinde işsizlik ödeneğinden yoksun kalmak istemeyen sigortalılar kendilerini mevcut işlere elverişli kılmaya ve bir iş elde etme yönünde aktif çaba harcamaya teşvik edilmiş olmaktadır.

20. Açıklanan ilkeler doğrultusunda; Yargıtay Hukuk Genel Kurulu kararında da açıkça kabul edildiği üzere, ülkemizde işsizlik sigortasının, sigortalı işsizin gelir kaybının önlenmesi yanında istihdamın geliştirilmesi amacını da içerecek şekilde düzenlendiği, Kurumun bu amacın gerçekleştirilmesine imkan verecek şekilde iş ve işlemleri yürüttüğü ve sigortalı işsizin bu amacın gerçekleştirilmesine yönelik olarak

Kurum ile organik bağının teminini sağlamak amacı ile “şahsen” ve “doğrudan” başvuru koşulunun getirildiğinin açıkça anlaşılmaktadır.

21. 4447 sayılı Kanununun 50 nci maddesinin üçüncü fıkrasında yer alan “İşsizlik ödeneği, her ayın beşinde aylık olarak işsizin kendisine ödenir.” hükmü ile de işsizlik sigortasının, sigortalı işsizin gelir kaybının önlenmesi yanında istihdamın geliştirilmesi amacı göz önünde bulundurulduğunda Kurumun bu amacın gerçekleştirilmesine imkan verecek şekilde iş ve işlemleri yürüttüğü Kanunun genel gerekçesi ve yasal düzenleme çerçevesinde ödemeler şahsın kendisine yapıldığı değerlendirilmektedir. 4447 sayılı kanunun gerekçesinde işsiz sigortalının çalışma isteği iradesinin aranması gerektiği belirtildiğinden bireyin samimi iradesinin tespiti önem kazandığından başvuru aşamasında dahi vekil aracılığı ile irade beyanı geçerli kabul edilmemektedir.

22. Her ne kadar başvuran tarafından başvuru konusunun mahkeme ilamı ile hüküm altına alındığı belirtilerek ek olarak sunulan mahkeme kararına istinaden işlem yapılması talep edilmiş ise de Şanlıurfa 1.

İş Mahkemesi’nin / Esas ve / Karar Sayılı ilamının işçilik alacaklarına ilişkin olduğu görülmektedir. Mahkeme ilamında “davalı tarafından haklı bir neden olmaksızın feshedildiği…” hüküm altına alındığından işsizlik sigortası kapsamında, 21.04.2016 tarihli işten çıkış kapsamında 02.05.2016 tarihinde ilgilinin Kuruma yapmış olduğu ve işten çıkış nedeninin 4447/51 inci maddesi kapsamında olmaması nedeniyle (29- İşveren tarafından işçinin ahlak ve iyi niyet kurallarına aykırı davranışı nedeni ile fesih) ödenek hak edemediği başvurusu, ibraz edilen mahkeme kararı doğrultusunda yeniden değerlendirilmiş ve kesinleşen mahkeme kararı ile fesih nedeninin 4447/51 inci maddesi kapsamında olduğunun anlaşılması nedeni ile ilgili için 180 gün süre ile işsizlik ödeneği hak sahipliği belirlenmiştir.

Türkiye Barolar Birliği Başkanlığı’na 24/05/2022 tarih, sayılı yazımız ile bilgi ve belge talep edilmiş olup, Başkanlığın 09/06/2022 tarihli cevabi yazısında da 4447 Sayılı İşsizlik Sigortası Kanununun

50 nci maddesinin üçüncü fıkrasında yer alan “ İşsizlik ödeneği, her ayın beşinde aylık olarak işsizin

kendisine ödenir.” hükmünün ise mahkeme kararı ile hükmolunan geriye dönük işsizlik maaşının ödenmesine engel teşkil etmediği, bu hükmün düzenli olarak Kurum kararıyla her ay yatırılan maaşlar için geçerli olduğu, mahkeme kararı ile hükmolunanlar için uygulanmasının mümkün olmadığının değerlendirildiği belirtilmiştir.

23. Başvuru dilekçesinde belirtilenin aksine işsizlik ödeneğinin avukata ödenmemesinin, mahkeme kararında hükmedilen bir alacağın infazının yerine getirilmediği anlamına gelmediği aksine mahkeme kararında hükmedilmeyen işsizlik maaşına ilişkin kesinleşen ilama göre idarece fesih nedeninin 4447/51 inci maddesi kapsamında olduğu dikkate alınarak işlem tesis edildiği açıktır. Başvuruya konu mahkeme kararında da işsizlik ödeneğine ilişkin hüküm bulunmamasına rağmen fesih nedenine ilişkin tespitler idarece uygulanmış ve başvuranın talebi karşılanmıştır.

Bu bağlamda ahzu kabz yetkisini içeren genel vekaletnameye istinaden geriye dönük işsizlik maaşının ahzu kabz yetkisi içeren vekaletnameye istinaden başvurucu avukatlara ödenmesi talebi 4447 sayılı İşsizlik

Sigortası Kanununun genel amacına uygun düşmemekte olup 48. maddede yer alan “… Sigortalı işsizin, bu maddede belirtilen ödeme ve hizmetlerden yararlanabilmesi için …. Kuruma doğrudan başvurması gerekir…” düzenleme ile başvuru aşamasında dahi Kanunun amacı doğrultusunda şahsen başvuru aramakta olduğundan ödemelerin de genel amaç doğrultusunda şahsın kendisine yapılması düzenlemesi getirildiği değerlendirilmektedir.

24. Kurumumuzca yapılan değerlendirmeler neticesinde; yukarıda da izah edildiği üzere başvuranın talebine ilişkin olarak işsizlik sigortasının, sigortalı işsizin gelir kaybının önlenmesi yanında istihdamın geliştirilmesi amacı göz önünde bulundurulduğunda Kurumun bu amacın gerçekleştirilmesine imkan verecek şekilde iş ve işlemleri yürüttüğü, Kanunun genel gerekçesi ve yasal düzenleme çerçevesinde ödemeler şahsın kendisine yapıldığı, işsizlik ödeneğinin avukata ödenmemesinin başvuruya konu mahkeme kararında hükmedilen bir alacağın infazının yerine getirilmediği anlamına gelmediği, aksine mahkeme kararında hükmedilmeyen işsizlik maaşına ilişkin kesinleşen ilama göre idarece fesih nedeninin 4447/51 inci maddesi kapsamında olduğu dikkate alınarak işlem tesis edildiği, Kanunun gerekçesi ve işsizlik sigortası sisteminin temel amaçları dikkate alındığında idarenin başvuranın talebinin reddedilmesinde hukuka ve hakkaniyete aykırılık tespit edilemediğinden başvurunun reddedilmesi sonuç ve kanaatine varılmıştır.

B. İyi Yönetim İlkeleri Yönünden Değerlendirme

25. İyi yönetim ilkelerine, 28/03/2013 tarihli ve 28601 mükerrer sayılı Resmi Gazetede yayımlanan Kamu

Denetçiliği Kurumu Kanununun Uygulanmasına İlişkin Usul ve Esaslar Hakkında Yönetmeliği’nin “İyi yönetim ilkeleri” başlıklı 6’ncı maddesinde yer verilmiştir. Söz konusu ilkeler yönünden yapılan değerlendirme neticesinde; başvurunun incelenmesi ve araştırılması kapsamında, Kurumumuzca istenilen bilgi ve belgelerin İdare tarafından süresi içerisinde ve gerekçeli olarak Kurumumuza gönderildiği, böylece

“kararların gerekçeli olması ve makul sürede karar verme” ilkelerine uygun davranıldığı; ancak

İdarenin, başvurana verdiği cevaplarda hangi sürede hangi mercilere başvurabileceğini göstermediği, bu nedenle “karara karşı başvuru yollarının gösterilmesi” ilkesine uymadığı anlaşılmış olup; idarenin bahse konu ilkeye de uygun davranması beklenmektedir.

VI. HAK ARAMA ÖZGÜRLÜĞÜNE İLİŞKİN YASAL MEVZUAT

26. 6328 sayılı Kamu Denetçiliği Kurumu Kanununun 21 inci maddesinin birincisi fıkrası uyarınca, bu kararın başvurana tebliğ edildiği tarihten itibaren, ilgili idarenin işlemine karşı (varsa) dava açma süresinden kalan süre işlemeye devam edecek olup Şanlıurfa İdare Mahkemesinde yargı yolu açıktır.

VII. KARAR

Açıklanan gerekçelerle BAŞVURUNUN REDDİNE;

Kararın BAŞVURANA ve TÜRKİYE İŞ KURUMU GENEL MÜDÜRLÜĞÜNE tebliğine;

Türkiye Cumhuriyeti Kamu Başdenetçisince karar verildi.

Şeref MALKOÇ

Kamu Başdenetçisi