ÖZET: Bu Danıştay kararı, başvuranın maaş ve özlük haklarının eksik ödendiği iddiasıyla yaptığı başvurunun incelenmesi üzerine verilmiştir. Başvuran, fazla çalışma ücreti, yasal faiz ve asgari geçim indirimi (AGİ) gibi konularda eksik ödeme yapıldığını öne sürmüştür. İdare ise, başvuranın yasal faiz ödemesine hükmedilmediğini, AGİ’nin eşinin çalıştığı dönemlere göre hesaplandığını ve gelir vergisi kesintilerinin mevzuata uygun yapıldığını belirtmiştir.

Danıştay, başvuranın geriye dönük maaş ödemeleri için yasal faiz uygulanmadığı iddiasını değerlendirirken, Anayasa’nın 125. maddesi gereği idarenin kendi eylem ve işlemlerinden doğan zararı ödemekle yükümlü olduğunu vurgulamıştır. Ayrıca, fazla çalışma ücretinin asli göreve bağlı bir özlük hakkı olmadığına ve bu nedenle ödenemeyeceğine karar verilmiştir. Sonuç olarak, başvuranın talebi reddedilmiş, ancak geriye dönük ödemelerin yasal faiziyle birlikte ödenmesi ve fazla çalışma ücretinin ödenmesi konusunda İçişleri Bakanlığı’na tavsiyede bulunulmuştur.

T.C. TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ KAMU DENETÇİLİĞİ KURUMU

(OMBUDSMANLIK)

SAYI : 2023/10922-S.23.17403

BAŞVURU NO : 2023/3504

KARAR TARİHİ : 31/08/2023

KISMEN TAVSİYE KISMEN RET KARARI ,TCKN:

Adres:

BAŞVURUYA KONU İDARE : İÇİŞLERİ BAKANLIĞI

Maaş ve özlük haklarının eksik ödendiği gerekçesi ile düzeltilmesi ve

BAŞVURUNUN KONUSU :

yasal faizi ile birlikte tarafına ödenmesi talebi hakkındadır.

BAŞVURU TARİHİ : 14/03/2023

I. BAŞVURANIN İDDİA VE TALEPLERİ

1. Başvuran, Gaziantep Emniyet Müdürlüğünde 3. Sınıf Emniyet Müdürü rütbesinde görev yapmakta iken,

3201 sayılı Emniyet Teşkilatı Kanunu’nun geçici 27. Maddesine istinaden İçişleri Bakanlığının 17.04.2015

tarihli onayı ile 20.04.2015 tarihinde re’sen emekliye sevk edilmesi nedeniyle açtığı dava neticesinde

Gaziantep 2. İdare Mahkemesinin sayılı kararı ile “Dava konusu işlemin iptaline” karar verildiğini, Mahkeme kararı gereğince alınan 29.07.2022 tarihli İçişleri Bakan onayında “ancak ilgilinin emniyet hizmetleri rütbesinde çalışabileceği yaş haddi olan 60 yaşını 09.03.2022 tarihinde doldurmuş olması nedeniyle hukuki ve fiili imkân sebebiyle memuriyete ataması yapılamayacağından dolayı

17.04.2015 tarihli re’sen emekli onayının iptal edilerek 09.03.2022 tarihi itibariyle yaş haddinden emekliye

sevkine denilmek suretiyle göreve iade edildiği ancak, hukuki ve fiili imkansızlık nedeniyle atamasının yapılamadığını, Sosyal Güvenlik Kurumu Başkanlığı gereği için Gaziantep Emniyet Müdürlüğüne bilgi için adına gönderdiği 08.09.2022 tarihli yazısında; re’sen emekli edildiği tarihten yaş haddinden emekli edildiği tarihe kadar geçen süre için ödenecek maaş ve diğer özlük haklarının ödenişi sırasında, 15.05.2015-

15.03.2022 tarihler arasında ödenen emekli maaşı ve Bayram ikramiyelerinin mahsup edilerek hesaplarına

yatırılması istenildiğini, SGK Başkanlığınca çıkarılan 422.065,46 TL borç İdare tarafından 15.05.2015-

15.03.2022 tarihler arası yapılan maaşlarından mahsup edilerek SGK Başkanlığı hesabına yatırıldığını,

aradaki fark olan 70.357,82 TL adına havale edildiğini, hesabına yatırılan bu tutara göre yaklaşık yedi yıllık maaşlarının toplamının 492.423,28 TL olduğu görülmekte olduğunu, oysa ki, lojistik, maaş, yolluk, strateji, bütçe, alım-satım, ihale işlerinde özellikle maaş bordroları konusunda yeterli bilgiye sahip uzman kişilere yaptırdığı hesaplamalarla karşılaştırdığında, Gaziantep Emniyet Müdürlüğünce yapılan hesaplamaların toplam tutarının eksik yapıldığı hesaplamalarda bordro içinde olması gereken maaş kalemleri arasında yer alan; fazla çalışma ücretinin olmadığı, asgari geçim indiriminin hesaplanması sırasında eş durumunun dikkate alınmadığı, gelir vergisinin düşülmesi sırasında vergi diliminin yıllara göre ayrı ayrı elde edilen

gelire göre belirlenmeyip tamamının 2022 yılı geliri gibi değerlendirilerek toplam tutar üzerinden vergi tahsilatı yapıldığı, dolayısı ile tarafına eksik ödeme yapıldığını tespit ettiğini ifade ederek; Gaziantep

Valiliği’ne (Emniyet Müdürlüğü); tarafına ödenmesi gereken fazla çalışma ücret kaleminin bordro hesaplamalarına dahil edilmediği, AGİ’nin hesaplanması sırasında eş durumunun dikkate alınmadığı (Eşi;

2015 yılı Kasım ve Aralık, 2016 yılı ilk yedi ay, 2019 yılı Mayıs-Haziran-Temmuz ayları çalıştığı, toplam

on iki ay çalıştığı), gelir vergisinin hesaplanması sırasında yıllara göre ayrı ayrı elde edilen gelire göre belirlenmeyip tamamının 2022 yılı geliri gibi değerlendirilerek toplam tutar üzerinden vergi tahsilatı yapıldığı dolayısıyla konunun yeniden değerlendirilmesi ve hesaplanacak olan; 1-Fazla çalışma ücreti ile birlikte 2015 yılı Mayıs ayından bu yana ay ay faizinin, 2-Görevden sayılan yaklaşık yedi yıllık maaşlarının

2015 yılı Mayıs ayından bu yana ay ay yasal faizinin, 3-AGİ’nin yanlış hesaplanmasından kaynaklanan

eksik ödemenin, 4-Gelir vergisinin yanlış hesaplanmasından kaynaklanan eksik ödemenin düzeltilerek tarafına ödenmesini talep etmektedir.

II. İDARENİN BAŞVURUYA İLİŞKİN AÇIKLAMALARI

2. Kamu Denetçiliği Kurumunun 05/05/2023 tarihli ve sayılı bilgi ve belge isteme yazısına istinaden İçişleri Bakanlığının 26/05/2023 tarih ve sayılı yazı ve eklerinde; EGM

No.26 nolu genelgede belirtilen 81 No’lu Devlet Memurları Kanunu Genel Tebliğ doğrultusunda, ilgilinin iade kararında, yasal faiz ödemesine hükmedilmediğinden, geçmiş dönemlere ait yapılan maaş ödemelerinde yasal faiz ödemesi yapılamadığı, başvuranın 26.09.2022 tarihinde vermiş olduğu aile beyanına göre, eşinin 09.11.2015 ile 09.08.2019 tarihleri arasında çalışıyor olarak, asgari geçim indirimi (

AGİ ) verildiği, eşinin çalışmadığı dönemleri için ise eşinin çalışmıyor olarak asgari geçim indirimi ( AGİ

) verildiği, gelir vergisi kesintisi ise yıllara göre aylık matrahlar eklenerek hesaplandığı, toplam tutar üzerinden gelir vergi tahsilatı yapılmadığı, gelir vergisi, damga vergisi ve SGK kesintileri yıllara göre mevzuata uygun olarak hesaplandığı, Emniyet Genel Müdürlüğünün sayılı yazısında “…Fazla çalışma ücretinin asli göreve bağlı olarak ödenen bir özlük hakkı olmadığı, fiilen çalışma karşılığı ödenen ve gerçekleşmesi belli kurallara bağlı muhtemel gelir niteliğinde olan bir ödeme olduğundan, bu durumdaki personel için söz konusu ücretin ödenmesine imkân bulunmadığı ifade edilmiştir…” denilmekte olduğundan mevzuat gereği, fazla çalışma tazminatı düştükten sonra 15/05/201515/02/2022 dönemlerine ait geçmişe dönük tam maaş ödemesi, SGK tarafından ödenen emekli maaşı ve bayram ikramiyeleri toplu ödenen maaşlarından mahsup edildikten sonra kalan tutar 20.10.2022 tarihinde ödeme yapıldığına dair, ödeme evrakları gönderildiği bilgisine yer verilmiştir.

III. İLGİLİ MEVZUAT

3. 2709 sayılı T.C. Anayasasının;

3.1. “Kanun önünde eşitlik” başlıklı 10 uncu maddesinde; “Devlet organları ve idare makamları bütün işlemlerinde kanun önünde eşitlik ilkesine uygun olarak hareket etmek zorundadırlar”,

3.2. “Mülkiyet hakkı” başlıklı 35 inci maddesinde; “Herkes, mülkiyet ve miras haklarına sahiptir. Bu haklar, ancak kamu yararı amacıyla, kanunla sınırlanabilir. Mülkiyet hakkının kullanılması toplum yararına aykırı olamaz.”,

3.3. “Dilekçe, bilgi edinme ve kamu denetçisine başvurma hakkı” başlıklı 74 üncü maddesinin üçüncü ve dördüncü fıkralarında;

“Herkes, bilgi edinme ve kamu denetçisine başvurma hakkına sahiptir. Türkiye Büyük Millet Meclisi

Başkanlığına bağlı olarak kurulan Kamu Denetçiliği Kurumu idarenin işleyişiyle ilgili şikâyetleri inceler.”

3.4. “Yargı yolu” başlıklı 125 inci maddesinde; “ İdare, kendi eylem ve işlemlerinden doğan zararı ödemekle yükümlüdür.”

3.5. “Genel ilkeler” başlıklı 128 nci maddesinde; “Memurların ve diğer kamu görevlilerinin nitelikleri, atanmaları, görev ve yetkileri, hakları ve yükümlülükleri, aylık ve ödenekleri ve diğer özlük işleri kanunla düzenlenir. Ancak, malî ve sosyal haklara ilişkin toplu sözleşme hükümleri saklıdır.”, hükümleri yer almaktadır.

4. 6328 sayılı Kamu Denetçiliği Kurumu Kanununun “Kurumun Görevi” başlıklı 5’inci maddesinin birinci fıkrası, “Kurum, idarenin işleyişi ile ilgili şikâyet üzerine, idarenin her türlü eylem ve işlemleri ile tutum ve davranışlarını; insan haklarına dayalı adalet anlayışı içinde, hukuka ve hakkaniyete uygunluk yönlerinden incelemek, araştırmak ve idareye önerilerde bulunmakla görevlidir.” hükmünü haizdir.

5. 28.03.2013 Tarih ve 28601 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan Kamu Denetçiliği Kurumu

Kanununun Uygulanmasına İlişkin Usul ve Esaslar Hakkında Yönetmeliğin “Kurumca incelenmeyecek şikâyet başvuruları” başlıklı 5.maddesinin birinci fıkrasında; Yargı organlarında görülmekte olan veya yargı organlarınca karara bağlanmış uyuşmazlıklar hakkında Kuruma yapılan şikâyetler incelenmez, düzenlemesi bulunmaktadır.

6. 14.07.1965 tarih ve 12056 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan 657 sayılı Devlet Memurları

Kanununun;

6.1. “Memurun göreve tekrar başlatılması zorunlu olan haller” başlıklı 143’üncü maddesi:

“Soruşturma veya yargılama sonunda yetkili mercilerce:

a) Haklarında memurluktan çıkarmadan başka bir disiplin cezası verilenler; b) Yargılamanın men’ine veya beraatine karar verilenler; c) Hükümden evvel haklarındaki kovuşturma genel af ile kaldırılanlar; ç) Görevlerine ve memurluklarına ilişkin olsun veya olmasın memurluğa engel olmıyacak bir ceza ile hükümlü olup cezası ertelenenler; Bu kararların kesinleşmesi üzerine haklarındaki görevden uzaklaştırma tedbiri kaldırılır.”,

6.2. “Memurluğun sona ermesi” başlıklı 98 inci maddesinin dördüncü fıkrası; “Devlet memurlarının a) Bu kanun hükümlerine göre memurluktan çıkarılması; b) Memurluğa alınma şartlarından her hangi birini taşımadığının sonradan anlaşılması veya memurlukları sırasında bu şartlardan her hangi birini kaybetmesi; c) Memurluktan çekilmesi; ç) İstek, yaş haddi, malûllük (…) sebeplerinden biri ile emekliye ayrılması; d) Ölümü; hallerinde memurluğu sona erer.” hükmündedir.

7. 3201 sayılı Emniyet Teşkilat Kanununun; Ek Madde 21 maddesi; “657 sayılı Devlet Memurları

Kanununda belirtilen en yüksek Devlet Memuru aylığının (ek gösterge dahil); a) Emniyet Hizmetleri

Sınıfına dahil kadrolarda bulunanlardan; 1. Özel harekat ve istihbarat birimlerinde görev yapanlara; %

35, 2. Siyasi hizmet, çevik kuvvet birimleri ile köprü ve hassas bölgeleri koruma görevlerinde fiilen çalışanlarla, panzer sürücüsü ve operatörü olarak görev yapanlara % 31, 3. Diğer birimlerinde görevli olanlara % 27, b) Emniyet hizmetleri sınıfına dahil kadrolarda bulunan çarşı ve mahalle bekçilerine % 13, (1) tutarını geçmemek üzere İçişleri Bakanlığınca belirlenecek usul ve esaslara göre fazla çalışma ücreti ödenir. (Ek ibare: 12/7/2000 – KHK -611/2 md.; Kabul: 6/4/2001 – 4638/3 Md.) Ayrıca, İçişleri Bakanı, büyük ölçekli yolsuzluk, terör ve benzeri faaliyetlere karşı ülke çapında gerçekleştirilen operasyonlara katılanlar ile bunlara idari, teknik, lojistik ve sair destek hizmetleri sağlayan personele hizalarında gösterilen oranların en çok yarısına kadar ilave ödeme yapmaya, bu ödemeyi; görev yeri ve süresi, görevin zorluk ve risk derecesi, görevlinin kıdemi ve sorumluluğu ile benzeri unsurları dikkate alarak farklı miktar veya oranlarda belirlemeye, buna ilişkin diğer usul ve esasları tespit etmeye yetkilidir. Bu ücretten damga vergisi hariç herhangi bir vergi ve kesinti yapılmaz”

8. 193 sayılı Gelir Vergisi Kanununun;

8.1. “Ücretin tarifi” başlıklı 61 inci maddesinde, “Ücret, işverene tabi belirli bir işyerine bağlı olarak çalışanlara hizmet karşılığı verilen para ve ayınlar ile sağlanan ve para ile temsil edilebilen menfaatlerdir.

Ücretin ödenek, tazminat, kasa tazminatı (Mali sorumluluk tazminatı), tahsisat, zam, avans, aidat, huzur hakkı, prim, ikramiye, gider karşılığı veya başka adlar altında ödenmiş olması veya bir ortaklık münasebeti niteliğinde olmamak şartı ile kazancın belli bir yüzdesi şeklinde tayin edilmiş bulunması onun mahiyetini değiştirmez. …”, 8.2. “Vergi tevkifatı” başlıklı 94 üncü maddesinde, “Kamu idare ve müesseseleri, iktisadî kamu müesseseleri, sair kurumlar, ticaret şirketleri, iş ortaklıkları, dernekler, vakıflar, dernek ve vakıfların ticaret ve serbest meslek erbabı, zirai kazançlarını bilanço veya ziraî işletme hesabı esasına göre tespit eden çiftçiler aşağıdaki bentlerde sayılan ödemeleri (avans olarak ödenenler dahil) nakden veya hesaben yaptıkları sırada, istihkak sahiplerinin gelir vergilerine mahsuben tevkifat yapmaya mecburdurlar. 1.

Hizmet erbabına ödenen ücretler ile 61 inci maddede yazılı olup ücret sayılan ödemelerden (istisnadan faydalananlar hariç), 103 ve 104 üncü maddelere göre, …. Yukarıdaki bentlerde yazılı vergi tevkifatının yapılmasında 96 ncı madde hükmü göz önünde tutulur.”,

8.3. “Vergi tevkifatında uyulacak esaslar” başlıklı 96 ncı maddesinin birinci fıkrasında ise; “Vergi tevkifatı, 94’üncü madde kapsamına giren nakten veya hesaben yapılan ödemelere uygulanır. Bu maddede geçen hesaben ödeme deyimi, vergi tevkifatına tabi kazanç ve iratları ödeyenleri istihkak sahiplerine karşı borçlu durumda gösteren her türlü kayıt ve işlemleri ifade eder.” şeklindedir.

9. 166 seri no.lu Gelir Vergisi Genel Tebliğinde bir ücret ödemesinin tahakkuk ve ödemesi hangi ayda yapılmışsa bu ödemenin o ayın ücreti kabul edilerek, Gelir Vergisi Kanununun 103 ve 104 üncü maddeleri dikkate alınmak suretiyle vergi tevkifatı yapılması gerektiği yönündedir.

10. Devlet Memurları Kanunu Genel Tebliğine (Seri No 81) göre; “657 sayılı Devlet Memurları

Kanununun 147 nci maddesinin (A) bendinde, “Aylık bu Kanuna tabi kurumlarda görevlendirilen memurlara hizmetlerinin karşılığında, kadroya dayanılarak ay itibariyle ödenen parayı, ifade eder.” denilmek suretiyle aylığın, memurlara hizmetlerinin karşılığında bir kadroya dayanılarak ödeneceği öngörülmüş bulunmaktadır. Öte yandan anılan hükme dayanılarak çeşitli kurumlara yazılan yazılarımızda; Kurumlarınca meslekten ihraç edilen, müstafi sayılan ya da haklarında benzeri işlemler yapılan personelce bu işlemlerin iptali için idari yargıya gidilmiş, fakat dava dilekçelerinde aylık ve özlük haklarına ait bir istemde bulunulmamış ve tazmin hüküm olunmamış ise fiilen görev yapılmayan süreye ilişkin olarak bir ödeme yapılmasının mümkün olmadığı açıklanmıştır.”

IV. KAMU DENETÇİSİ SADETTİN KALKAN’IN KAMU BAŞDENETÇİSİ’NE ÖNERİSİ

11. Başvurana yapılan ödemede 2022 yılı geliri gibi değerlendirilmek suretiyle toplam tutar üzerinden vergi tahsilatı yapılmadığı, yıllara göre aylar itibariyle mevzuata uygun olarak hesaplandığı, fazla çalışma ücreti ile ilgili olarak bu ücretin asli göreve bağlı olarak ödenen bir özlük hakkı olmadığı, fiilen çalışma karşılığı ödendiğinden başvurana ödeme yapılamadığı, başvuranın 26.09.2022 tarihinde vermiş olduğu aile beyanına göre, eşinin çalışıp çalışmadığı dönemler itibariyle asgari geçim indirimine ilişkin işlem tesis edildiği dolayısıyla başvuruya konu işlemlere ilişkin idarece mevzuata uygun işlem tesis edildiğinden başvurunun reddi gerektiği değerlendirilerek hazırlanan Ret Karar Önerisi Kamu Başdenetçisi’ne sunulmuştur

IV. DEĞERLENDİRME VE GEREKÇE

A. Hukuka, Hakkaniyete ve İnsan Haklarına Uygunluk Yönünden Değerlendirme

12. Başvuran, (1) numaralı paragrafta belirtildiği üzere fazla çalışma ücreti ile birlikte 2015 yılı Mayıs ayından bu yana ay ay faizinin, görevden sayılan yaklaşık yedi yıllık maaşlarının 2015 yılı Mayıs ayından bu yana ay ay yasal faizinin, AGİ’nin yanlış hesaplanmasından kaynaklanan eksik ödemenin, gelir vergisinin yanlış hesaplanmasından kaynaklanan eksik ödemenin düzeltilerek tarafına ödenmesi talebiyle

Kurumumuza başvuruda bulunmuştur.

13. İdarenin tarafından ise başvuranın göreve iade kararında, yasal faiz ödemesine hükmedilmediğinden geçmiş dönemlere ait yapılan maaş ödemelerinde yasal faiz ödemesi yapılamadığı, başvuranın 26.09.2022 tarihinde vermiş olduğu aile beyanına göre eşinin 09.11.2015 ile 09.08.2019 tarihleri arasında çalışıyor olarak, asgari geçim indirimi ( AGİ ) verildiği, eşinin çalışmadığı dönemleri için ise eşinin çalışmıyor olarak asgari geçim indirimi ( AGİ ) verildiği, gelir vergisi kesintisi ise yıllara göre aylık matrahlar eklenerek hesaplandığı, toplam tutar üzerinden gelir vergi tahsilatı yapılmadığı, gelir vergisi, damga vergisi ve SGK kesintileri yıllara göre mevzuata uygun olarak hesaplandığı, fazla çalışma ücretinin asli göreve bağlı olarak ödenen bir özlük hakkı olmadığından söz konusu ücretin ödenmesine imkân bulunmadığı, mevzuat gereği fazla çalışma tazminatı düştükten sonra 15/05/2015-15/02/2022 dönemlerine ait geçmişe dönük tam maaş ödemesi, SGK tarafından ödenen emekli maaşı ve bayram ikramiyeleri toplu ödenen maaşlarından mahsup edildikten sonra 20.10.2022 tarihinde ödeme yapıldığı belirtilmektedir.

14. Başvuranın 3.Sınıf Emniyet Müdürü olarak görev yapmakta iken 320l sayılı Emniyet Teşkilatı Kanuna

6638 Sayılı Kanun ile eklenen 27’nci maddesi kapsamında Emniyet Genel Müdürlüğü Yüksek

Değerlendirme Kurulunun sayılı karar ile Bakanlık makamı 17/04/2015 tarihli onayı ile re’sen emekliye sevk edilen ’in (T.C.No: l derecenin 4 üncü kademesi 3000 ek gösterge üzerinden 15/05/2015 tarihinden itibaren emekli aylığı bağlandığı, bu defa mahkeme kararına istinaden resen emeklilik işleminin iptal edildiği ve 15/03/2022 tarihinden itibaren yaş haddinden dolayı emeklilik işlemi yapıldığı, emekli aylıkları bağlandığı tarihten itibaren iptal edilerek yersiz ödenen 15/05/2015 – 15/03/2022 dönemi emekli aylıkları tutarı 413.865,46 TL ve Bayram İkramiyeleri tutarı 8.200,00 TL olmak üzere toplam 422.065,46TL borç çıkarıldığı, ilgili adına borç çıkartılan 422.065,46

TL’nin ödenecek maaş ve diğer özlük haklarının ödenişi sırasında kesilerek kalan 70.357,82 TL tutar başvuranın banka hesabına yatırıldığı anlaşılmıştır.

15. Başvuranın geriye dönük maaş ödemeleri yapılırken yasal faiz uygulanmadığı iddiasına yönelik yapılan incelemede;

15.1. Hukuk devletinin gereklerinden biri de idarenin hukukla bağlı olması ve hukuka aykırı işlem ve eylemlerinden dolayı kişilere verdiği zararların tazmini olup, Anayasanın 125 inci maddesinde de İdarenin, kendi eylem ve işlemlerinden doğan zararı ödemekle yükümlü olduğunun açıkça hüküm altına alındığı,

15.2. Faizin hukukumuzda 6098 sayılı Borçlar Kanunu ve 3095 sayılı Kanuni Faiz Ve Temerrüt Faizine

İlişkin Kanunda düzenlenmekle birlikte Kanunda tanımına yer verilmediği; ancak öğreti ve yargı kararları ışığında faizin; “alacaklının nakdinden bir süre için yoksun kalması nedeni ile nakdin kullanılması olanağını borçluya bırakması karşılığında elde ettiği, miktarı kanun ya da hukuki işlem ile belirlenmiş, para borçları bakımından özel olarak düzenlenen, tahsili için zararın ve kusurun varlığı şart olmayan bir tür tazminat, bir medeni semeredir.” (HELVACI Mehmet, Borçlar ve Ticaret Kanunu Bakımından Para Borçlarında Faiz

Kavramı, Beta Basım Yayım Dağıtım, İstanbul 2000, s. 65) şeklinde tanımlandığı,

15.3. Her ne kadar göreve iade edilen kamu görevlilerine iade kararlarında geriye dönük mali hakların ödenmesi yönünde faize ilişkin bir hüküm bulunmadığı anlaşılmış ise de, Anayasa Mahkemesinin bireysel başvuru üzerine vermiş olduğu 07/02/2017 tarih ve 2015/4812 sayılı kararında “…Sonuç olarak başvurucunun maaşından kesintilerin yapıldığı tarihlerden ödemenin yapıldığı tarihe kadar geçen süredeki enflasyon oranlan dikkate alındığında mülkiyet hakkı kapsamında değerlendirilen söz konusu alacakların enflasyon oranlan karşısında önemli ölçüde değer kaybına uğratılarak ödendiği anlaşılmaktadır. Buna karşın başvurucuya herhangi bir faiz ödemesi ise yapılmamış, faiz ödenmesi yönündeki başvurucunun talebi de idari ve yargısal makamlarca reddedilmiştir. Söz konusu değer kaybının oranı gözetildiğinde müdahaleyle başvurucuya şahsi olarak aşırı ve olağan dışı bir külfet yüklendiği, bu sebeple söz konusu müdahalenin kamunun yaran ile başvurucunun mülkiyet hakkının korunması arasında kurulması gereken adil dengeyi başvurucu aleyhine bozduğu kanaatine varılmıştır.” yönünde değerlendirme yapıldığı,

15.4. Yine Zonguldak İdare Mahkemesinin 22/11/2018 tarih ve E:2018/360, K:2018/1013 sayılı kararında, “Ekonomilerde bir değişim vasıtası olan para, çeşitli ticari, sınai, zirai vs. faaliyetlerde kullanılmakla, sahibine, kazanç, kira, nema vs. adları altında kimi yararlar sağlayan ekonomik bir değerdir. Paranın, sahibi dışındaki kişi ve kuruluşlarca kullanılması, sahibinin bu ekonomik değerden mahrum bırakılması sonucunu yaratması yanında, enflasyon etkisinde olan ekonomilerde, paranın değerini, yani alım gücünü enflasyon oranına bağlı olarak yitirmesine neden olur. Hukuk sistemlerinde paranın sahibinden başkası tarafından kullanılmasının neden olduğu bu zarar, “faiz” adı altında yapılan ek ödemelerle karşılanmaktadır. Faiz, konusu para olan borçlarda alacaklının bu paradan mahrum kaldığı süre içinde uğrayacağı kayıpların, başka bir anlatımla bu paranın kullanılmamasından dolayı yoksun kalınan kazancın karşılığıdır. Bu kaybın veya yoksun kalınan kazancın idareden istenebilmesi için idarenin doğrudan veya dolaylı bir kusurunun bulunması kural olarak gerekmez. Bu veriler ışığında; asıl alacağın varlığına ve doğumuna bağlı feri nitelikteki faiz alacağının, 697 sayılı KHK’da belirtilen mali ve sosyal haklar haklar kapsamında kaldığı açık olduğundan, davacıya görevden uzakta kaldığı süre için ödenen mali haklarının yasal faiziyle birlikte ödenmesi gerektiği sonuç ve kanaatine varılmıştır.” yönünde hüküm kurulduğu, söz konusu karara karşı yapılan istinaf başvurusunun ise Ankara BİM Yedinci İdari Dava Dairesinin 08/11/2019 tarihli E.

2019/506, K. 2019/921 sayılı kararı ile “idare mahkemesinin kararının usul ve hukuka uygun olduğu gerekçesiyle istinaf başvurusunun kesin olarak reddi” yönünde karar verildiği,

15.5. Yukarıda yer verilen yargı içtihatlarında da belirtildiği üzere, faizin, konusu para olan borçlarda, alacaklının bu paradan mahrum kaldığı sürelerde uğrayacağı kayıpların, başka bir anlatımla bu paranın kullanılamamasından dolayı yoksun kalınan kazancın karşılığı olduğu; bu kaybın veya yoksun kalınan kazancın idareden istenebilmesi için idarenin doğrudan veya dolaylı bir kusurunun bulunmasının kural olarak gerekmediği ve söz konusu kaybın veya yoksun kalınan kazancın faiz ya da başka bir ad altında ödenecek tazminatla karşılanabilmesi için açık yasa hükmü aranmasının gerekmediği, söz konusu kaybın

/

veya yoksun kalınan kazancın idarece tazmin edilmesi Anayasanın 125 inci maddesi ve hukuk devleti ilkesi gereği olduğu,

15.6. Kurumumuzca bu noktada yapılan değerlendirmede; mevzuat hükümleri, doktrinde yer alan görüşler ve yargı kararları birlikte değerlendirildiğinde; başvuranın kamu görevinden uzak kaldığı dönemlere ait ödenen maaşlarının hak ediş tarihlerinden başlamak üzere yasal faizlerinin ödenmesi gerekirken, bunun aksi yönünde tesis edilen idari işlemin hukuka ve hakkaniyete uygun olmadığı değerlendirilmiştir.

16. Başvurana görevden uzak kaldığı dönemler için fazla çalışma bedeli, ödemelerinin yapılmadığı iddiasına yönelik yapılan incelemede; 16.1. 3201 sayılı Emniyet Teşkilatı Kanununda; Emniyet Hizmetleri Sınıfı kapsamında görev yapanlara çalıştıkları yer, yaptıkları görev veya unvanları esas alınarak değişen oranlarda fazla çalışma ücreti ödenmesine hükmedildiği ve bu ödemenin yapılmasını fazla çalışma yapma şartına bağlı tutulmadığı, 16.2. Anılan Kanunun Ek 21 inci maddesinde; “657 sayılı Devlet Memurları Kanununda belirtilen en yüksek Devlet Memuru aylığının (ek gösterge dâhil); a) Emniyet Hizmetleri Sınıfına dâhil kadrolarda bulunanlardan; 1. Özel harekât ve istihbarat birimlerinde görev yapanlara; % 35, 2. Siyasi hizmet, çevik kuvvet birimleri ile köprü ve hassas bölgeleri koruma görevlerinde fiilen çalışanlarla, panzer sürücüsü ve operatörü olarak görev yapanlara % 31, 3. Diğer birimlerinde görevli olanlara % 27, b) Emniyet hizmetleri sınıfına dâhil kadrolarda bulunan çarşı ve mahalle bekçilerine % 13, (1) tutarını geçmemek üzere İçişleri Bakanlığınca belirlenecek usul ve esaslara göre fazla çalışma ücreti ödenir. Ayrıca, İçişleri Bakanı, büyük ölçekli yolsuzluk, terör ve benzeri faaliyetlere karşı ülke çapında gerçekleştirilen operasyonlara katılanlar ile bunlara idari, teknik, lojistik ve sair destek hizmetleri sağlayan personele hizalarında gösterilen oranların en çok yarısına kadar ilave ödeme yapmaya, bu ödemeyi; görev yeri ve süresi, görevin zorluk ve risk derecesi, görevlinin kıdemi ve sorumluluğu ile benzeri unsurları dikkate alarak farklı miktar veya oranlarda belirlemeye, buna ilişkin diğer usul ve esasları tespit etmeye yetkilidir. Bu ücretten damga vergisi hariç herhangi bir vergi ve kesinti yapılmaz” hükmünün yer aldığı, mevzuat hükmüne göre bahsi geçen fazla çalışma ücretinin herhangi bir şekilde mesai yapmaya bağlanmaksızın bir anlamda görev tazminatı biçiminde düzenlendiği, buna göre, polis memurlarına, o ay herhangi bir sebeple normal mesai saatinden az çalışsa dahi bu ücret ödendiği, bu nedenle bahsi geçen ücretin hiçbir şekilde mesai saatine bakılmaksızın bir tazminat niteliğinde olduğu konusunda tereddüt olmadığı, 16.3. Fazla çalışma ücretinin hangi şartlarda alınacağı hususunun 17/04/2006 tarihli makam oluru ile de düzenlendiği, söz konusu makam olurunda “Emniyet Hizmetleri Teşkilatının yürüttüğü aksatılmasına tahammül olmayan emniyet, asayiş ve trafik hizmetlerinin günün 24 saatinde kesintisiz olarak yürütülmesi gereken hizmetlerden olup, gelişen ekonomik ve siyasi koşullara göre suç türü ve suçlu sayısı giderek artmakta, bu doğrultuda polisin faaliyet sahası ve hizmet kapasitesi yanında mesaisi de genişlemektedir” ibaresine yer verilmekle emniyet teşkilatında verilen fazla çalışma ücretinin normal mesaiye ek olarak yapılan mesai için olmayıp polisin yaptığı görevin niteliği ve zorluğuna binaen mezkûr ücretin ödendiği, kaldı ki, çeşitli emniyet kadrolarında görev yapan personelin hangi oranda fazla çalışma ücretinin ödeneceği makam olurunda belirtildiği, söz konusu oranların belirlenmesinde ek mesai saatine bağlı olarak bir ödeme sistemi yerine çalışılan kadro bazlı olarak bir ödeme sisteminin getirildiği, dolayısıyla emniyet teşkilatında görev yapan personele ödenen fazla çalışma ücretinin maktu bir ödeme olduğu, 16.4. Nitekim Danıştay 11. Dairesinin 23/06/2009 tarih ve E:2006/6559 K: 2009/6677 sayılı kararında, “Söz konusu düzenlemelerden, 3201 sayılı Kanunun ek 21. maddesi uyarınca ödenen fazla çalışma

ücretinin, mesai dışında fazla çalışma karşılığı olarak değil, görevin niteliği, yapılan işin zorluğu ve önemi doğrultusunda emniyet hizmeti sınıfı kadrolarında bulunanlardan görev yapılan birime göre, salt bu görevi yerine getirmeleri nedeniyle her ay sabit olarak yapılan bir ödeme olduğu ve 657 sayılı Kanunun 178.

maddesinde düzenlenen ve günlük çalışma saatleri dışında yapılan çalışma karşılığı ödenen fazla çalışma ücretinden nitelik olarak farklı olduğu anlaşılmaktadır. Bu durumda, emniyet hizmetleri sınıfında görev yapan personel yönünden ödenecek fazla çalışma ücretinin 3201 sayılı Kanunun ek 21. maddesinde düzenlenmesi, anılan madde ile ödenecek fazla çalışma ücretinin üst sınırının görev yapılan birim dikkate alınarak belirlenmesi ve bu çerçevede fazla çalışma ücretinin ödenmesine ilişkin usul ve esasları belirleme ve ilave ödeme yapma konusunda İçişleri Bakanlığı’nın yetkilendirilmesi karşısında, davalı idarece, yasada öngörülen kıstaslar doğrultusunda fazla çalışma ücretinin, görev yapılan birim ve yürütülen hizmet esas alınarak ödenmesine, söz konusu ücretin, emniyet hizmetleri sınıfında bulunan personelce yürütülen hizmetin niteliği ve devamlılığı göz önünde bulundurularak aylık alınan dereceye göre maktu olarak ödenmesine ve fazla çalışma ücretinin ödenmesinde ve hak kazanılmasında aylığa ilişkin hükümlerin uygulanmasına ilişkin olarak tesis edilen dava konusu düzenlemede dayanağı yasa hükmüne aykırılık görülmemiştir.” ifadelerine yer verildiği, 16.5. Kurumumuzca yapılan değerlendirmede; Anayasa’nın 125 inci maddesinin birinci fıkrasında, idarenin her türlü eylem ve işlemlerine karşı yargı yolunun açık olduğu; yedinci fıkrasında da idarenin kendi eylem ve işlemlerinden doğan zararı ödemekle yükümlü bulunduğu hüküm altına alındığı göz önünde bulundurulduğunda; kamu görevinden çıkarılma işleminin de bir idari işlem olup, bu işlemlerden doğan tüm zararın ödenmesi gerektiği en üst norm olarak Anayasa’da yer aldığı, konuyla alakalı mevzuat hükümleri ve yargı kararlarında da belirtildiği üzere idarenin ilgili personel hiç açığa alınmamış/ihraç edilmemiş gibi hak ettiği parasal ve özlük hakları; yani fazla çalışma ücretlerini de kendisine ödemesi gerektiği değerlendirilmektedir.

17. Bununla birlikte başvuranın ise AGİ’nin yanlış hesaplanmasına ilişkin olarak yapılan incelemede; başvuranın 26.09.2022 tarihinde vermiş olduğu aile beyanına göre, eşinin 09.11.2015 ile 09.08.2019 tarihleri arasında çalışıyor olması dolayısıyla asgari geçim indirimi ( AGİ ) verildiği, eşinin çalışmadığı dönemleri için ise eşinin çalışmıyor olarak asgari geçim indirimi ( AGİ ) verildiği, başvuranın 26.09.2022 tarihinde vermiş olduğu aile beyanına göre, eşinin çalışıp çalışmadığı dönemler itibariyle asgari geçim indirimine ilişkin işlem tesis edildiği anlaşıldığından idarenin işleminin hukuka uygun olduğu değerlendirilmektedir.

18. Başvuranın gelir vergisinin yanlış hesaplanmasından kaynaklanan eksik ödemenin düzeltilerek tarafına ödenmesine ilişkin talebinin incelenmesinde ise idare tarafından gönderilen bilgilerin incelenmesinden gelir vergisi kesintisinin yıllara göre aylık matrahlar eklenerek hesaplandığı, toplam tutar üzerinden gelir vergi tahsilatı yapılmadığı, gelir vergisi, damga vergisi ve SGK kesintileri yıllara göre mevzuata uygun olarak hesaplandığı anlaşıldığından idarenin işleminin hukuka ve hakkaniyete uygun olduğu değerlendirilmektedir.

19. Tüm bu açıklamalar ve mevzuat hükümleri birlikte değerlendirildiğinde; Başvurana yapılan ödemede

2022 yılı geliri gibi değerlendirilmek suretiyle toplam tutar üzerinden vergi tahsilatı yapılmadığı, yıllara

göre aylar itibariyle mevzuata uygun olarak hesaplandığı, başvuranın 26.09.2022 tarihinde vermiş olduğu aile beyanına göre, eşinin çalışıp çalışmadığı dönemler itibariyle asgari geçim indirimine ilişkin işlem tesis edildiği dolayısıyla başvuruya konu işlemlere ilişkin idarece mevzuata uygun işlem tesis edildiğine, İdarenin başvuranın kazancından yoksun kaldığı sürelere ilişkin fazla çalışma ücreti ödenmemesi yönünde ve ödenen mali haklarının ise yasal faiziyle birlikte ödenmesi gerekirken, bunun aksi yönünde tezahür eden idari işlemin hukuka ve hakkaniyete aykırı olduğu sonuç ve kanaatine varılmıştır.

B. İyi Yönetim İlkeleri Yönünden Değerlendirme

20. İyi yönetim ilkelerine 28/03/2013 tarihli ve 28601 mükerrer sayılı Resmi Gazetede yayımlanan Kamu

Denetçiliği Kurumu kanununun Uygulanmasına İlişkin Usul ve Esaslar Hakkında Yönetmeliğin “İyi

Yönetim İlkeleri” başlıklı 6 ncı maddesinde de yer verilmiş olup; söz konusu ilkeler yönünden yapılan değerlendirme neticesinde; başvuru kapsamında Kurumumuzun bilgi ve belge talebine süresi içinde cevap verildiği ancak idarenin başvurana karara karşı başvuru yollarının gösterilmesi ilkesine uymadığı anlaşılmış olup, idarenin bundan böyle bu ilkeye de uygun davranması önerilmektedir.

VI. HAK ARAMA ÖZGÜRLÜĞÜNE İLİŞKİN AÇIKLAMA

21. 14/06/2012 tarihli ve 6328 sayılı Kamu Denetçiliği Kurumu Kanununun 17 nci maddesinin sekizinci fıkrasına göre Kamu Denetçiliği Kurumuna dava açma süresi içinde yapılan başvuru, işlemeye başlamış olan dava açma süresini durdurmakta olup, anılan Kanunun 21 inci maddenin birinci fıkrası uyarınca başvurunun Kurum tarafından reddedilmesi hâlinde, (varsa) durmuş olan dava açma süresi gerekçeli ret kararının ilgiliye tebliğinden itibaren kaldığı yerden işlemeye başlar, 21 inci maddenin ikinci fıkrası uyarınca ise tavsiye kararı üzerine otuz gün içinde herhangi bir işlem tesis edilmez veya eylemde bulunulmaz ise (varsa) durmuş olan dava açma süresi kaldığı yerden işlemeye devam edecek olup ilgili

İdarenin işlemine karşı İdare Mahkemeleri nezdinde yargı yolu açıktır.

VI. KARAR

Açıklanan gerekçelerle,

Başvuranın; gelir vergisinin yanlış hesaplanmasından kaynaklanan eksik ödemenin düzeltilerek tarafına ödenmesine ilişkin talebi ve asgari geçim indiriminin yanlış hesaplanmasından kaynaklanan eksik ödemenin kendisine ödenmesine ilişkin talebinin REDDİNE,

Başvurana yapılan geriye dönük ödemelerin yasal faiz hesaplanarak ödenmesi ve başvuranın kamu görevine iade edildiği döneme kadar olan süreler için fazla çalışma ücreti ödenmesi konusunda İÇİŞLERİ

BAKANLIĞINA TAVSİYEDE BULUNULMASINA,

Kararın BAŞVURANA ve İÇİŞLERİ BAKANLIĞINA tebliğine,

6328 sayılı Kamu Denetçiliği Kurumu Kanununun 20’inci maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca, idare

tarafından bu karar üzerine tesis edilecek işlemin otuz gün içinde Kurumumuza bildirilmesinin zorunlu olduğuna,

Türkiye Cumhuriyeti Kamu Başdenetçisince karar verildi.

Şeref MALKOÇ

Kamu Başdenetçisi